rezalet bir durumdur.

evli olan kişi de, bu kişiyle sevgili olan kişi de ahlaksızın önde gidenidir bence.

sonuçta evlilik iki kişi arasında yapılır ve bir tarafın diğer tarafı aldatması ahlaksızlık değil de nedir?


insan seviyorsa iki şeyi asla yapmaz. aldatmaz ve ağlatmaz. çünkü aldatmak insan onuruna; ağlatmak ise insan yüreğine yapılmış en çirkin saldırıdır.
devamını gör...

sözlükte son kaç gündür bu kelimenin kullanıldığı her başlıkta sürekli olarak karıştırılan yahut yanlış bilinen naif şeklinde kullanılması bana illallah ettirmis, bu başlığı açtırmıstır artık. inanın birçok yerde belki ben yanlış anlıyorum belki gerçekten "tecrübesiz, toy" anlamındaki naifi kullanıyorlar dedim ama o da yok, ne kadar dikkat ettiysem de kullanılan cümlelerde o karşılığı asla vermiyor. neyse bu vesileyle bu başlığın altına buna benzer, artık illallah ettiren, sık karıştırılan ilgili bazı kelimeleri ekleyebiliriz. umarım faydası olur.

düzeltme: kelime
(bkz: nahif)
(bkz: naif)
devamını gör...

bu salt yönetimin sorumluluğunda olan bir durum değil. moderasyonun bu konularda hatalı adımları olabilir. bunu kabul ederim. lakin bunlar üzerine çözüm üretilmesi talep edildiğinde ziyadesiyle olumlu yaklaşım sergiliyorlar bu konuda haklarını yiyemem. bakın bu tarz başlıklar sözlük kurulduğu günden beri açılıyor. ve genelde bu başlıkları açan arkadaşların profillerini gezdiğinizde dişe dokunur herhangi bir tanım ya da başlık bulamıyorsunuz. yani bu başlıklar genel olarak, elini taşın altına sokmak istemeyen zevat tarafından açılıyor. (bu başlığı açan arkadaşı tenzih ederim zira onun profilini inceleyecek zamanım olmadı.) yani meselenin özü şu; talep var ama o talebe dair eylemsellik yok. evvela herkes kendi profilinin önünü temizleyecek. siz sadece şikayet ederseniz, kaliteli içerik üretmezseniz elbette sözlüğün seviyesi günden güne düşer. eleştirdiğiniz kadar içerik üretseniz, bu işler daha güzel olacak ama işte tembellik hakkını eleştirme hakkıyla birlikte kullanıyorsunuz ve bunun sözlük için olumlu hiçbir etkisinin olmadığı açık.

bilenler bilir. burada çözüme yönelik eleştirileri yapanların başında geliyorum. zira eleştirmezseniz iyiyi bulamazsınız. lakin ben bu eleştirileri yaparken bugüne kadar yan gelip yatmadım. kendime göre fırsat buldukça elimden geleni yaptım. yani içim rahat * yüce ülgen sağ olsun eleştirilerimizin altını doldurabiliyoruz.* milyonuncu kez, bu sözlük nasıl daha kaliteli hale getirilebilir konusunu konuşmanın artık sözlüğe faydası yok! çünkü insanlar o kadar konuşmadan, o kadar tespitten sonra aynı yolda gidiyorlarsa, sizin yapacağınız tek şey kaliteli içerik üreterek sözlüğü aşağı çekenlere cevap vermektir. bunun haricinde yapacağınız bir şey yok. bakın bundan iki ay önce sözlüğün tabiri caizse içinden geçen bir kitle vardı. artık yoklar. biz hala buradayız. şu anda da sözlüğün içinden geçen bir kitle var. ama onlarda bir süre sonra olmayacak, biz yine burada olacağız. çünkü kendi adıma söyleyeyim ben sözlük kullanıcısıyım. benim işim sözlükle. beni canım, cicim, tatlım. balım, kaymağım kısmı ilgilendirmiyor. bu kitleler de hiç merak etmeyin bir süre sonra ellerini ayaklarını sözlükten çeker, zira sözlük onlar için direkt iletişim fırsatını kurduklarında yok olan, ikinci plana düşen bir mecra haline geliyor. biz bunları daha önce de gördük. ha sonra yenileri gelir. onlar da yine istediklerini aldıklarında arazi olurlar.

yeri gelmişken süngerbob çorabı giyen yiğit'in temas ettiği kulüp mevzusu hakkında da bir kaç kelam edeyim ; aslında bu kulüp işleri bir nebze iyi oldu. millet geyiğini, sosyalleşme ihtiyacını sözlüğün ırzına geçmeden icra etmeye başladı. zaten akışın yavaşlamasından bunu anlıyorsunuz. bu kulüplerin açılması ile birlikte insanların sözlük kullanıcısı olup olmadığı da ortaya çıkıyor. bir turnusol oldu yani bu durum. gruplarda aktivitenin dibine vuran bir çok insanın sözlüğe iki satır yazı yazmaktan erindiğini görüyorsunuz. bu sebeple de, bu kulüp işleri sözlüğün sakinleşmesi anlamında etki icra etmiş oldu. ha eksileri yok mu? var tabi; sözlüğe içerik üretirken oralarda geyiğin dibine vurmaya başlayan yazarlar varsa bir tek bu durum sözlük için zararlı olur ama onun da çok önemli olduğunu düşünmüyorum.

evet sözlükten pek çok kaliteli yazar gitti ama onların mahlaslarını hepimiz bir kalemde sayabiliriz . çünkü zaten azdılar ve gidişleri göze battı. buna mukabil bahsettiğim beklentilerle sözlüğün içinden geçen yığınla insan da sözlükte yok artık. ki onların sayısı kaybettiğimiz değerli arkadaşlarımızın 10 15 katıdır. demem o ki, bu bir sirkülasyon. siz yazın, içerik üretin, okumak isteyenlere nefes olun. yıkama yağlama isteyenler kendi mecralarında takılsın, içerik üretirken onları çok da umursamayın, umurunuzda olması gereken şey yazdığınız şeyleri okuyacak insanlar olsun. bir kişi bile olsa, okumayı seven bir insana ulaşıyorsanız gerisi lafügüzaf... misal benim severek okuduğum yığınla yazar var hala bu mecrada. fırsat buldukça da hepsini okumaya devam ediyorum. siz okudukça, onlar okunduklarını bildikçe sıkıntı çıkmaz. ha derdiniz başka ve sürekli görünür olmaksa, o zaman sizi başka bir köşeye almak lazım. o köşe de pastane köşesi. canım, tatlım, ballı lokmam vesaire diyerek, altın günü düzenleyebilir, okunmadan beğeni toplayabilir ve mahlasınızdan söz ettirebilirsiniz. ama bütün bunlar matrix be cancağazım! hangi hapı yutacağınız sizin elinizde. tercihe bağlı yani...
devamını gör...

(bkz: kara para aklama yöntemleri)
devamını gör...

buyrun benim diyerek katılıyorum gruba. 4 senedir kedi mi tosun mu, karar veremedim ama bir yaratık besliyorum.

edit:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

homeros bu olayı şöyle yazar:

--! spoiler !--

"12 ulu tanrı, olimpos'un eteklerinde oturmuş cennetin badesinden içmekte ve fanilerin bu hayat koşturmacası hakkında nükteli sohbetler etmekteydi. zeus biraderlerinden en çok hades'le uğraşmayı sever, ona sataşırdı. yine aynı gün, yeraltı ve ölüler diyarı komutanı ulu hades, gökyüzünün ve şimşeklerin tanrısı ağabeyi zeus'a el kol hareketleriyle sataşmaya başladı. zeus ona dönerek: "sen bana on kere vur ben sana bir kere vurayım tamam?" dedi, hades bu meydan okumayı kabul etmişti. 12 tanrı gökyüzünde patlamış mısırlarını hazırlamışlardı, bereket versin hermes onlara ara sıcaklarını hazırlamıştı. derken hades on kere vurdu, zeus gerildi ve "benim sıram!" diyerek ver eyledi şimşeğini. hades oracıkta ağlamaya başladı. zeus annesi gaia'ya şikayete edeceğinden korktuğu için ona para teklif etti. gelgelelim hades ağabeyiyle arasında gerçekleşen kardeş kavgasında mağlup olsa da parayı kazanmayı bilmişti."

homeros' ıllıad / extended version volume ii. based on ancient manuscripts- university of arizona 1978.

--! spoiler !--
devamını gör...

nick altıma iyisiyle kötüsüyle hiçbir şey yazılmaması sebebiyle görünmez hissediyor olmam rezaleti.
devamını gör...

komutanın "nereyi anlamadın" diye sorduğu tımarlı sipahidir. savaşı geciktirir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

isimlerini ezberlediğim yazar kitlesi.
devamını gör...

aşağıdaki videoda cevabını bulabileceğiniz sorudur.

devamını gör...

benmerkezcilik. her şeyi kendine dayandırmak, kendine indirgemek eğilimi..egosantrik insanlar yüzünden dünya daha yaşanılmaz bir hal alıyor.
devamını gör...

sosyologlar için biçilmez kaftan olan bir toplumumuz var, hak ettikleri değeri görememeleri üzücü.
devamını gör...

yeni veya denenmemiş yemekleri tatmak ve zevk almak anlamına gelen isim. lezzet, koku ve doku açısından ne ile karşılaşacağını bilmeyen kişi, kendini heyecan dolu bir deneyim içinde bulur.
devamını gör...

aynı efsane nesil yükseltici de kullanmıştı.
devamını gör...

evren'de düzen yoktur diyerek soruyu kilitliyorum.
devamını gör...

ben silmek yerine sözlüğe küsüp geri geliyorum, arkadaşlara da tavsiyem bir iki saat hayata küsüp hiçbir şey olmamış gibi sözlüğe geri gelmeniz.
t: gururlu, artı almak için tanım atan yazar tipi.
devamını gör...

eminim evde oturarak kapan tek yazar benimdir. evde en az birkaç kisi birden hastalanıyor gibi olduysa mutlaka durumdan şüphelenin dostlar. özel hastanedeki doktorlar da sizi yaniltabiliyor.
ben ve kardesim bogaz ağrısı nedeni ile gittik ve enfeksiyon oldugunu ve covid testine gerek kalmadığını belirtti. aldik ilaclarimizi ama dört gun geçti iyilesme yok. bu arada dort gunde kardesim iyi oldu ben ise asiri halsizdim ve yataktan kalkamadim. ateş, oksuruk yok ama.
tekrar gittik bu sefer igne verdi bi kac gun de rahatlamaya basladim. fakat garip bir sekilde gözümde batmalar olmaya basladi ve konjuktivitten (covid belirtisi) suphelendim, acaba covid miyim diye telaşlanirken annem de bu durumdan nasibini aldi. aşırı vücut agrilariyla hastaneye gitti ve test yapildi. annemin pozitif oldugunu öğrenince bize de test yaptilar ki burada arkadaslar arayan ekiplere temasliysaniz sizede test yaptırmaları konusunda israr edin.
biz ayni evde aynı ortamda bulunsakta babam ve kardesim negatif çıktı. viral yoğunluğu yüksek olmadıkları icin her vaka pozitif çıkmıyor.
verdikleri ilaçlarda cok masum değil. bir tanesi kardiyotoksik, kullanmadim bile. diğeri ( hani su ilk gun 8 tane alinan ) de eritrosit miktarini dusuruyor , karaciğer enzimlerinin yapimini arttirip pihtilasmaya neden olabiliyor. yan etkilerini internette bulabilirsiniz.
demem o ki gerek izolasyonu gerek hastalığı semptomlari derken sıkıntılı bir surec. biz atlattik cok sukur. umarim sizlerde yakalanmazsiniz ve ya cok kolay atlatirsiniz. sevgilerle
devamını gör...

üzüntü,mutsuz düşünceler,ilgisizlik ve karamsarlık ile beliren duygusal durumdur.
devamını gör...

fransız şair paul verlaine tarafından yazılmış şiir. verlaine ve rimbaud'nun inişli çıkışlı ve sonu rimbaud'nun silahla yaralanmasına kadar giden ilişkisinin izleri sanatın pek çok noktasına sirayet etti; 95 yapımı total eclipse (tutkunun şairleri) filmi bunun vasat bir örneği olarak karşımıza çıkıyor zaten fakat edebiyat dünyasının bu iki tutkulu şairini kendi cümlelerinden dinlemek bütün bu karmaşının altında yatan hisleri daha net aktarıyor bana kalırsa. arthur rimbaud'ya ve/veya arthur rimbaud için ismi ile bilenen şiirin orijinal ismi à arthur rimbaud ve verlaine'in dédicaces isimli eserinde bulunuyor. erdoğan alkan çevirisi ile:

--- alıntı ---

mortel, ange et démon, autant dire rimbaud,
tu mérites la prime place en ce mien livre
bien que tel sot grimaud t’ait traité de ribaud
ımberbe et de monstre en herbe et de potache ivre.

(ölümlü, melek ve şeytan rimbaud, budalalar
varsın sana toy oğlan, esrik adını taksın
çayır ejderi, mektepli diye saldırsınlar
sen benim betiğimde ilk yeri alacaksın...)

les spirales d’encens et les accords de luth
signalent ton entrée au temple de mémoire
et ton nom radieux chantera dans la gloire,
parce que tu m’aimas ainsi qu’il le fallut.

(çalmadı belleğin zindanına girişini
lâvtaların ezgisi, büyüsü saatlerin
zaferde şarkı söyleyecek ışıklı adın
çünkü sen sevdin beni ve sevmen gerekirdi)

les femmes te verront grand jeune homme très fort,
très beau d’une beauté paysanne et rusée,
très désirable d’une indolence qu’osée !

(genç ve güçlü adam, kadınlar görecek seni
güzel kişi şeytanca ve suçsuz bir kız kadar
üstünde çetin bir kayıtsızlığın tadı var)

l’histoire t’a sculpté triomphant de la mort
et jusqu’aux purs excès jouissant de la vie,
tes pieds blancs posés sur la tête de l’envie !

(tarih şenle dikecek ölümün heykelini
uzanan yücesine saf aşırılıkların
arzunun başı üstünde beyaz ayakların.)

--- alıntı ---
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim