hedeflerinizi ve planlarınızı kimseye söylemeyin.insanlar güzel olan şeyleri mahvedebilme potansiyeline sahiptirler.
devamını gör...

verilen kitabı geri isteyememk kadar koymaz.
devamını gör...

aile evinde gecirilen vakit. hep isyan dolu geçer oysaki sonradan kafaya dank eder kıymeti.
devamını gör...

abi kapatın ülkeyi gidelim ya. bu adamlar mı şuan bizi yönetiyor ? biz ne günah işledik de başımıza bunlar geliyor bilmiyorum ama yazık lan bize.
devamını gör...

arjantinli yazar ve şair julio cortázar'ın salvo el crepúsculo isimli şiir koleksiyonun bir parçası olan şaheser. bildiğim kadarıyla şairin bu kitaptaki dilimize kazandırılmış olan tek şiiri ne yazık ki. le ceremonia gibi insanın ruhunu tamamen yakıp kavuran bir şiir yerine soluk bir alevi andıran bu ayrılık şiirini çevirmeyi tercih eden çevirmeni kınamakla beraber yine de çok güzel bir şiirdir bu. kitabın bende bulunan baskısında 23. sayfada yer alıyor. şiirin teması tamamen şairin aşk ve gitmek hakkındaki görüşleri ile tutarlı bundan ötürü şiir cortázar'ın bakış açısının oldukça iyi bir yansıması. bana gelince, şiir beni tutup 1950'lerin sonuna çekiştiriyor. montparnasse'da yağmur bastırmış ama ben ıslanma telaşesinden sıyrılmış ellerim ceplerimde yürüyorum yol boyu. şiirin sonunda geçen kahveden, o hak edilmiş ayrılığa şahit olan yerden çıkıp sokağa karışmışım yalnızca. hüsran yok ama rahatlatmamış beni, zaman hiç durmamış; cebimde yalnızca iki üç metelik, adımlarım koşarak geçip giden insanlara çarpmamak için bile duraksamıyor ama nereye yürüdüğümü de bilmiyorum. bu şiirin beni çekip götürdüğü yer şairin de şiirini yazdığı eski montparnasse ve yitip gitmenin karşı konulamaz bir hafifliğe dönüştüğü bir yer.


evrensel kusurluluk kuşkusuna katkıda bulunur
bana kalıt bıraktığın o kırılgan anı
aynalarla kirli tabaklar arasında bir yüz
güneşin ağulandığının, her bir buğday tanesinde
yıkımın silahının ırgalandığının kesinliğine
karşı savunur gelip çatan son saatimizin kırılganlığı
aslında aydınlıkta, sessizlik içinde geçirilmesi gerekmektedir


a la sospecha de imperfección universal contribuye este recuerdo que me legas, una cara entre
espejos y platillos sucios.
a la certidumbre de que el sol está envenenado,
de que en cada grano de trigo se agita el arma de la ruina, aboga la torpeza de nuestra última hora
que debió transcurrir en claro, en un silencio


söylenecek ne kaldıysa kaçınmadan söyleneceği yerde
ama hiç de böyle olmadı ve ayrıldık
tam da hak ettiğimiz gibi
kasvetli leş gibi bir kahve köşesinde
yanımız yöremiz kurtçuklarla sigara izmaritleriyle çevrilmiş
acınası öpücüklerimizi çöken geceye katarak


donde lo que quedaba por decir se dijera sin menguas. pero no fue así, y nos separamos
verdaderamente como lo merecíamos, en un café mugriento, rodeados de larvas y colillas,
mezclando pobres besos con la resaca de la noche.




devamını gör...

bir arkadaşımın tabiriyle belediye otobüsünde "dondurma gibi kalakalma" sebebidir.
devamını gör...

lustral . hayatta bazen baş edemediğiniz sorunlar olabiliyor her insanın sorunları vardır öncelikle bunun normal bir şey olduğunun farkına varmak lazım . içinizde güç bulamazsınız bazen ağır depresyonda olan insanlar ne demek istediğimi anlıyorlar anlayacaklar . işte o zaman (doktor kontrolünde ) antidepresan kullanmalısınız toplumda söylenen antidepresan zararlıdır zırvalarını bir kenara bırakalım çünkü bu büyük bir yanlış doktor kontrolünde kullanabilirsiniz evet bazı ufak zararları var ama bir ilacın zarar verebileceği kadar. eğer bir depresyondaysanız ve doktora başvurmazsanız ilerde çok büyük sıkıntılar yaşayabilirsiniz intihar edebilirsiniz mesela hayattan tad alamazsın işte antidepresan burda devreye giriyor . ben 5 aydır lustral kullanıyorum 50 ile başladım şu an 100 lük olanını kullanıyorum hayatın zorluklarına göğüs geremediğim için antidepresan benim yerime (kullandığım sürece ) göğüs geriyor. sanki hayatım bir filmmiş gibi hissediyorum etrafımda bir şeyler oluyor sonra silinip gidiyor hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorsunuz ama olmuyor ağlamayı özlüyorsunuz mutlu olmayı özlüyorsunuz nefes almayı özlüyorsunuz ama kavuşamıyorsunuz hissiz oluyorsunuz . bu mesajı okuyup depresyonda olan dostlarım varsa üzülme korkma bir tek sen değilsin hepimiz öyleyiz bizler yanındayız baş edebilirsen kendin hallet ama halledemeyeceğin bir seviyedeysen profesyonel destek al . depresyon çok kötü bir şeydir ama girince alışıyorsun diye bir espri yapayım çok karamsar şeyler yazdım . hepiniz önce aynada gördüğünüz insana değer verin sonra gerisi gelecektir .
devamını gör...

köftesi, tengül pidesi enfes güzel ilçe.yıllardır gidip gelmeme rağmen henüz lübbey'i ve bedia akartürk müzesini gezemedim.cumartesi günkü pazarı görülmeye değerdir.çamlık,kültürpark kafa dinlemek için muazzamdır.kış nerdeyse hiç yoktur,uğramaz buraya.
devamını gör...

her alanda kullanılması muhtemel yasak listesidir. bir engelleyicidir. açıkça belirtilenler dışında tüm öğelere izin veren temel bir erişim kontrol mekanizmasıdır. bu listedeki öğelere erişim reddedilir ya da bu listedeki öğeler listenin aktif olduğu alanda kullanılması yasaklanmıştır.
devamını gör...

şahsına münhasır, iletişim konusunda gayet pozitif, anladığım kadarıyla da espritüel yazar.
devamını gör...

cinsel taciz, cinsel arzu ve isteklerini tatmin etmek üzere bir kimsenin başka bir kimseyi bedensel herhangi bir temasta bulunmadan rahatsız etmesidir.
cinsel taciz ile cinsel istismar, cinsel saldırı, reşit olmayanla cinsel ilişki arasındaki fark kanunlarımızda belirtilmiştir.
cinsel saldırı suçu: (tck 102)
cinsel istismar suçu (tck md.103).
reşit olmayanla cinsel ilişki suçu: (tck 104).
cinsel taciz madde 105 - (1) bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.)
(2) suçun;
a) kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
b) vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
c) aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
d) posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
e) teşhir suretiyle, işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
cinsel taciz suçu fail ile mağdur arasında herhangi bir bedensel temas olmadan ahlak temizliğine aykırı fiilleri cezalandıran bir suç tipidir. fail ile mağdur arasında ani ve geçici bir şekilde de olsa cinsel amaçla bedensel temas olması halinde cinsel saldırı suçu oluşur.
örneğin, failin cinsel amaçla hareket ederek mağdura yönelik “seni bir kere dudağından öpeyim” şeklinde söz sarfetmesi cinsel taciz suçu, failin mağduru dudağından öpmesi fiili ise cinsel saldırı suçudur.
aşağıdaki fiillere benzer fiiller cinsel taciz suçunun oluşmasına neden olur.
cinsel amaçlı “el hareketi yapma”,
cinsel bir hisle “öpücük atma”,
cinsel ilişki teklif etme,
cinsel organını gösterme
mağdura yönelik “sevişelim mi”, “sevişmek ister misin” şeklinde sözler sarfetmek,
sokakta yürüyen bir kişiye cinsel amaçla laf atmak, sözlü taciz (fıstık, güzelim, harikasın vs.),
internet üzerinden bir kimseye “soyun”, “vücudun çok güzel” vb. gibi cinsel amaçlı sözler söyleme cinsel taciz olarak kabul edilmiştir.
cinsel taciz eylemlerinin suç olarak kabul edilebilmesi için bu eylemlerin hukuka aykırı olarak, başka bir ifadeyle mağdurun rızası hilafına gerçekleştirilmiş olması zorunludur.
eylemin cinsel amaçla işlenip işlenmediği ya da hangi fiilin cinsel taciz suçunu oluşturacağı belirlenirken sosyal hayatın gerekleri, failin sarf ettiği söz ve davranışların niteliği, gerçekleşme biçimi, tarafların konumları, aralarındaki ilişki ile eylemin gerçekleştiği tüm koşullar birlikte değerlendirilmelidir.
toplumumuzun kanayan yaralarından biri maalesef cinsel taciz suçudur. sosyal medyada, sokakta her türlü alanda cinsel taciz olabilir. kadınların sıklıkla rastladığı cinsel taciz suçu karşısında öncelikle yapmaları gereken en yakın karakola veya savcılığa suç duyurusunda bulunmaktır. 155, 156 ve 183'e tacizci ihbar edilmelidir.
detaylı bilgiler için adalet bakanlığı
sonuç olarak "ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz."
devamını gör...

bireyin varoluşunun getirdiği endişelerdir. irvin d. yalom'a göre temel olarak 4 varoluşsal kaygı vardır ve bunlar; ölüm, özgürlük, yalıtım(varoluşsal izolasyon) ve anlamsızlıktır.

ölüm (death): yaşayan her canlı bir gün ölümle yüzleşir. yaşam da ölüm de hayatın bir parçasıdır. hayatın bir gün biteceğinin farkında olmak ve zaman zaman (belki de ortalamadan fazla) hayatın bu gerçeği için endişelenmek, ölüm kaygısıdır. bir gün öleceğimizi bilsek de bu gerçeği göz ardı etmeye ya da unutmaya çalışırız. hiç yaşlanmayacak ve ölüm zamanımızın gelmeyeceğine inanırız veya inanmak isteriz. bu savunmalarımızın yanında, ölüm düşüncesi hayatın ertelenmemesi gerektiğini hatırlatır bize. iyi bir insan olabilmek ve hatırlanmak için bir şeyler, gerçek manasıyla bir şeyler yapma isteği uyandırır. iz bırakmak isteriz. ardımızda, bizi unutturmayacak izler... belki ölüm düşüncesi çoğu zaman acıtır insanın içini, fakat tamamıyla yıpratıcı demek de yanlış olacaktır.

özgürlük (freedom): hayatta seçemeyeceğimiz, elimizde olmayan durumlar vardır. ailemizi, doğduğumuz ülkeyi, yetiştirilme tarzımızı vb. seçemeyiz. fakat aynı zamanda kararlarımızı, yaşam tarzımızı, ideallerimizi seçebiliriz, hayallerimiz bize aittir. bunların hepsi bizim sorumluluğumuzdadır. ''sorumluluğun farkında olmak, kişinin kendi benliğini, kaderini, hayattaki durumunu, duygularını, acı çekişini kendisinin yarattığının farkında olması demektir.'' (dicle rojda tasman, varoluşsal kaygılar, 2018). kişi bu farkındalıkla birlikte yaptığı şeyde özgür olduğu için insana aynı zamanda boşluk hissi yaratır. özgürlük kaygısı, ölüm kaygısı gibi kişinin kolayca farkına varabileceği bir kaygı değildir. kişi genelde hayatıyla ilgili çok önemli ve geri dönüşü olmayacağını düşündüğü bir karar alırken özgürlük kaygısını deneyimler.

yalıtım (existential isolation): yalıtım yani izolasyonun ilk anlamı, tahmin edilebileceği üzere diğer insanlardan uzak durma, kendini soyutlama durumudur. fakat aynı zamanda kişinin kendi içindeki yalıtımı (duygularını, arzularını bastırmak) da vardır. yalıtım'ın üzerinde durduğu düşünce ''bu dünyaya tek başımıza geldik, tek başımıza gideceğiz''dir. bu düşünceden tam olarak kurtulmak bence imkansıza yakındır. önemli olan kurtulmaya çalışmaktansa bu gerçeği kabullenip onunla birlikte yaşamaktır. evet dünyaya yalnız geliriz hatta yalnız gideriz fakat içinde bulunduğumuz zamanı yalnız geçirmek zorunda değiliz, güzel ilişkiler kurup güzel anılar biriktirebiliriz.

anlamsızlık (meaningless): ''hayatın anlamı ne?'' sorusuna odaklanır. neden buradayım, ne için ve neden yaşıyorum gibi soruları beraberinde getirir. bu soruların cevabını daha doğrusu anlamsızlığın anlamını kendimiz bulmalı ve yaratmalıyız. eğer bu yarattığımız anlam yeterli gelmezse anlamsızlık kaygısı yaşamış oluruz. anlamsızlık kaygısı kesinlikle hafife alınacak bir kaygı değildir çünkü kişinin yaşamına son vermesine neden olabilir. ben, anlamsızlık kaygısının kişinin kendiyle daha fazla vakit geçirdiğinde çıkma olasılığının fazla olduğunu düşünüyorum. özellikle pandemi ile birlikte içe dönüş yaşadık ve kendimize birçok konuda varoluşsal sorular sormaya başladık. çoğu kişi için (ben de dahil) bu kaygı anlık olabilir ve kişi sonrasında günlük yaşantısına devam eder. bu kaygıyla baş etmenin en iyi yolu bence kişinin kendi içiyle zaman geçirmeye biraz ara verip kendisini meşgul edecek başka şeyler bulmasıdır.

dipnot: tanımım, derste gördüğüm bilgiler ışığında oluşturulmuş ve kendi cümlelerimdir. yukarıdaki alıntıda da belirttiğim gibi tırnak içindeki alıntı dicle rojda tasman'ın yazmış olduğu ''varoluşsal kaygılar'' makalesinden alınmıştır. (pivolka, temmuz 2018, cilt: 8, sayı: 28).
devamını gör...

o kendini biliyor!
devamını gör...

bayramdan önce beklediğim tüm ödemelerin bugün gelmesi beni çok mutlu etti. şükürler olsun, çocuklarıma bayram harçlığı verecek ve yeğenlerime ıban ile * harçlık gönderecek kadar param var.
devamını gör...

bir televizyon programına başvurdum bundan epey bir zaman önce. salak saçma bir form doldurdum kanalın websitesinden, fotoğraf yükledim vs. neden böyle saçma bir şey yaptım bilmiyorum ama yaptım. her neyse itirafım bu değil.

başvurum olumsuz bir dönüşe bile layık görülmedi. aranmadım.

ee ne var bunda değil mi? bence de öyle. öyleydi. ta ki başvurumdan bir süre sonra, günlerden bir gün mezkur yarışma programını izleyene dek.
söz konusu yarışma ülkenin en çok izlenen televizyon kanallarından birinde yayımlanan bir yemek yarışması.
yorgun argın yemek hazırladım kendime eve geldikten bir süre sonra. yalnız yemek yemekten nefret ettiğim için bir ses, bir hareket olsun diye televizyonu açayım dedim. aa baktım program. başladım izlemeye. güzelce bir kız ve bir aşçı abi yarışıyor. keyifli keyifli izledim. puanlama başladı, kız çok sempatik ama abinin yemeği daha güzel. kız kazanamayacak belli ama keşke kazansa diyorum. sevdim kızı. tatlı, bıcır bıcır bi' şey! bir de profesyonel aşçıların zaten böyle yarışmalarda zayi olmasına gönlüm razı gelmiyor falan. tahmin ettiğim gibi abi önde gidiyor ama, son jürinin puanı açıklanmadan en fazla 10 saniye önce…
o nasıl bir an! tarif etmesi çok güç, insan beyni çok acayip bir şey.
kızın, benim kazanmasını istediğim kızın, o sempatik, o şeker şeyin, sevgilimin eski sevgilisi olduğunu anlıyorum kavrayış anı dedikleri, o salisenin kaç milyonda biri olduğunu bilmediğim anda! büyük aşkı. yarası. benden çok uzun zaman öncesine ait bir hikaye. kızın fotoğrafını görmüştüm alakasız bir şekilde bir zamanlar. biraz değişmiş. ama adı, doğup büyüdüğünü söylediği şehir… kısa süreli bir şok yaşıyorum. en fazla 5 saniyemi alıyor kızın o kız olduğundan emin olmam. arıyorum sevgilimi, televizyonu açmasını söylüyorum. neden diye sorma, ben böyleyim. reklam başlıyor. reklam bitiyor. beni onuyor. kız o kız.

beni bırak çağırmayı, aramaya bile tenezzül etmedikleri programda yarışan kızın kaybedişini izliyoruz evlerimizde telefonu kapatmadan. dünyanın en saçma şeyi.
daha bitmedi.

tesadüf bu ya bahsi geçen kızla ilişkileri yaz aşkı olarak başlamış ve istanbul'dan 3 erkek arkadaş gitmişler kızın o zamanlar yaşadığı şehre. o arkadaşlardan biri de o esnada erkek arkadaşımın evinde. öyle her hafta görüşmezler hee, ayda yılda bir. işler güçler işte, klasik hepimizin bildiği hikayeler…
telefonu kapatıyoruz, arkadaşıyla kim bilir neler konuşuyorlar. eski defterlerin açılmamış olması mümkün değil. bok gibiyim. benim kendimi kötü hissettiğimi biliyor, sen bana yemek yapıyorsun, senin yemeklerin en güzeli o yüzden diyor. sinirleniyorum. ne alakası var? kavga ediyorum. ben ediyorum ama, o susuyor. daha da sinirleniyorum. tanıdıkları vardır öyle girmiştir yarışmaya falan diyor. "zaten sektörün içinde. biliyorsun." allahım rezillik...

her neyse itirafım bu da değil. şu;

bir süre geçiyor. sakinleşiyorum. duşa girip çıkıyorum. oturup bir sigara yakıyorum, halıya bakıyorum. ve soruyorum kendime; seni üzen ne miko? beni aramadıkları yarışmada sevgilimin eski sevgilisinin yarışması... bu cevap bir farkındalığa yol açıyor. üzüntü yerini çok daha güçlü başka bir duyguya bırakıyor. bu an en üzüldüğün anın değil. ama düşün bakalım kendinden daha çok utandığın bir anın var mı? yok. yoktu.
devamını gör...

bizde böyle şeyler olmuyor .biz yaptıgımız içinmi yoksa başka bir nedenden dolayımı bilemiyorum ama bu dizininde ömrü uzun sürmez..

başrollerini şükrü özyıldız ve büşra develi’nin paylaştığı dizinin kadrosunda; yıldıray şahinler, tolga tekin, erkan bektaş, sermet yeşil, didem inselel, serhat onat, ayça erturan, müge boz, berrin arısoy, berrak kuş, yılmaz bayraktar, ercü turan, deren talu gibi isimler bulunuyor. atv ekranlarında yayınlanacak olan dizinin çekimleri özel bir platonun yanı sıra başta kuzguncuk olmak üzere istanbul’un tarihi semtlerinde gerçekleşecek.

akıncı tanıtım
devamını gör...

muhtemelen içimizde biriktirdigimiz şeylerin bir sonucu olarak bir anda patlak verir. o an için çözümünü bilmedigimizden bu sıkıntıyı farklı şeylere yorar ve daha çok canımızın sıkılmasına sebep oluruz.
devamını gör...

gece gece tüm tuşlara basıyorlar.
devamını gör...

buradaki örneğinden bahsedersek, sırf kendi fikirlerini savunmuyorsunuz ve onlarla aynı düşünceleri paylaşmıyorsunuz diye tanımlarınızın altına gelip amaçsızca (bkz: kafir), (bkz: tağut), (bkz: bilgisiz fikir sıçmak), (bkz: mal beyanı), (bkz: mal değneği) hakaret içeren bkz'lar yazarlar. içlerindeki nefret, tanımlarında da kendini gösterir olmuştur. bu kişiler sevgi görmediğinden, saygı duyulmadığından ne sevgiyi ne de saygı bilmiyorlar. çok görmüyorum, sevgi ve saygı görmemiş insanlar bu davranışları sergileyebilirler. son olarak, kötü söz her zaman sahibine aittir ve sahibinin düşüncesini yansıtır.
devamını gör...

kesinlikle katılıyorum. çoğu zaman şuraya girdiğimde ülkede ne olmuş/insanların bakış açısı ne diye bakmak için giriyorum ama hiç bir konu benlik değilmiş gibi geliyor. önemli konular gündeme gelmiyor, nadiren yazan olsa da başlık pek kimsenin ilgisini çekmiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim