anunnakiler
ilk başta çok saçma gelen, fakat biraz araştırma yapılınca insanın kafasını kurcalayan, " lan yoksa..!?!" dedirten hipotez.
şimdi anunnakilerin dünyayı tohumladığını ve burada köle olarak kullanmak üzere bir ırk yarattıklarınına inanılıyor. 12 bin yıllık mumyada kol saati bulunması da bu konuları biraz daha çekici kılıyor. bu güçlü gelişmiş varlıklar, uzak geçmişte dünya’yı terk ettiler; bir gün, dünya’ya döneceklerine söz vererek. tuhaf bir şekilde, dünyanın dört bir yanındaki eski kültürlere bakarsak, "tanrılarının çoğu dünya’yı terk edip bir gün döneceğine söz verdi." şeklinde yazıtlara ulaşırız. bazı araştırmacılara ve yazarlara göre anunnaki, spiritüel uyanışı ve insan bilincinin evrimini hızlandırmak için “yanlış yaptıklarını düzeltmek” amacıyla dünya’ya dönecek.
bazı bilim insanları anunnakilerin bir dönemde dünyaya döneceklerini düşünüyor. sümer mitolojisinde anunnaki, dünya’ya gelen ve sonunda insan ırkını yaratan iyi ve kötü tanrı ve tanrıçalar grubuydu. dünya çapında birçok yazar tarafından anunnakilerin dünyaya gelmiş olduğuyla ilgili sayısız kaynak toplandı. antik bir geçmişte dünyaya gelen anunnakiler, araştırmacılar tarafından uzun bir süreden beri tartışılıyor. varlıkları ve dünya gezegenine gelişleri farklı kültürlerde sayısız metinde işleniyor, ancak bu metinlerin görmezden gelindiği anunnaki araştırmacıları tarafından iddia ediliyor.
bazı afrika kültürlerinde, dünya dışı varlıkların on binlerce yıl boyunca dünya’yı ziyaret ettiğine inanılıyor. örneğin, zulu efsanelerinde yıldızlardan gelen ziyaretçilerin altın ve diğer doğal kaynakları çıkardığını, bu kaynakların çıkarılması için köleler yarattıklarını söylüyor.
bazı kaynaklar bu tanrıların niburu’dan geldiğini söylüyor. asuriler ve babiller gezegeni ‘marduk’ olarak adlandırıyorlar. sümerler, nibiru’da bir yılın dünya’da 3.600 yıla eşdeğer olduğunu söylüyor. niburu’nun var olup olmadığı ise büyük bir tartışma konusu. güneş sisteminin dışında muazzam bir gezegenin olduğunu gösteren çok sayıda bilgi mevcut. bilim insanları bu gezegene planet x ismini verdiler.
washington post’a göre: “muhtemelen samanyolundaki dev gezegen jüpiter kadar büyük ve bu güneş sisteminin bir parçası olan, orion takımyıldızının yönünde, yeni bir gezegen abd’deki bir teleskop tarafından bulundu. ıras akademisyeni gerry neugebauer ortaya çıkan bulgulara dair, “size söyleyebileceğim tek şey, bunun ne olduğunu bilmediğimiz “dedi.
r. harrington, 1988’de astronomical journal’da çok ilginç bir yazı yazdı. harrington, dünya’dan üç ya da dört kat daha büyük bir gezegenin var olduğunu ve pluto’ya göre güneşten üç ya da dört kat uzakta bir yerde olduğunu söyledi. sunulan matematiksel modellere göre,niburu ya da planet x olarak isimlendirilen gezegen 30 derecelik son derece eliptik bir yörüngeyle hareket ediyor.
2008’de japon araştırmacılar, hesaplamalarına göre, dünya gezegeninin üçte ikisine kadar bir büyüklüğe sahip yaklaşık 100 au uzaklıkta bir “keşfedilmemiş” gezegen bulunması gerektiğini açıkladı.
birçok araştırmacı tarafından niburu’nun var olduğu öne sürülüyor. eski metinlere göre anunnaki’nin ortalama ömrünün 120 sar olduğuna, yani 120 x 3.600 ya da 432.000 yıl olduğuna inanılmaktadır. sümerlerde ortaya çıkan kral listesinde binlerce yıl boyunca hükmeden krallardan söz etmektedir. metinde, “krallığın cennetten inmesinden sonra krallık eridug’daydı. eridug’da, alulim kral oldu; 28.800 yıl hükmetti. alaljar 36.000 yıl hükmetti. 2 kral; 64.800 yıldır hükmetti. ” ibareleri bulunuyor.
sümer kral listesi hakkında en ilginç ayrıntılardan biri, ilk listenin, dünya üzerinde 241.200 yıl boyunca hüküm süren sekiz kralın, orijinal krallığın ‘cennetten’ aşağı indiği zamana dek “büyük tufan”, bu topraklarda süpürüldüğünü ve bir kez daha gökten indiklerini belirtmesi.
anunnakilerin yarattığı insan ırkıyla ilgilide araştırmacıların bazı iddiaları bulunuyor. kazakistandan bazı araştırmacıların ortaya attığı hipotez, daha gelişmiş bir dünya dışı medeniyetin farklı dünyalarda yeni hayat tohumladığı ve dünyanın da sadece onlardan birisi olduğu yönündedir.
araştırmacılar, “dna’da gördüğümüz şey, iki versiyondan, dev bir yapılandırılmış koddan ve basit veya basit koddan oluşan bir program.” araştırmacılar, dna kodumuzun ilk bölümünün dünya üzerinde yazılmadığına ve onlara göre doğrulanabilir olduğuna inanmaktadır. ikincisi ve en önemlisi, genlerin tek başına evrim / ani evrim sürecini açıklamak için yeterli olmadığı ve ‘oyunda’ bir şey daha olması gerektiği yönünde. araştırmacı makukov’a göre “er ya da geç,” “dünyadaki tüm yaşamların dünyevi kuzenlerimizin genetik kodunu taşıdığını ve evrimin bizim düşüncemiz olmadığını kabul etmeliyiz” dedi. bu bilimsel bulguların sonuçları, insanlara benzeyen uzaylılarla temas kurduğunu iddia eden diğer kişiler ve gözlemciler tarafından ortaya atılan iddiaları güçlendiriyor. insan benzeri uzaylılar insan evrimi için gerekli bazı genetik materyali dünya insanı için sağlayabilir.
amerikalı bir new age edebiyat yazarı olan ve 2012 olayı hakkında yazan ve yeryüzünün manyetik kutupluluğunun tersine döneceği iddiasıyla kaydedilen greggbraden’e göre, sadece “açık” kodumuzda bulunan 64 kodundan 20’sine sahibiz. biri, “neden yaratılışın kaynağı, dna’nın çoğunu kapatarak genetik yeteneklerimizi sınırladı” diye sormalı. ortaya atılan bir teoriye göre dna’mız anunnaki yaratıcılar tarafından kontrol içerisinde kalabilmemiz için sınırlandırıldı.
birçok araştırmacı anunnaki’nin milyonlarca yıldır ‘bizi kontrol eden’ kişiler olduğuna inanıyor ve insanoğlunun gerçek genetiğini onların bildiğini düşünüyor. çoğu yazar, bir gün dönmeyi vaat eden sayısız kültürde bahsedilen tanrı olabilecek anunnaki’nin, insanın yaratıcıları oldukları için bizi tamamen kontrol edebildiğini iddia ediyor.
şimdi anunnakilerin dünyayı tohumladığını ve burada köle olarak kullanmak üzere bir ırk yarattıklarınına inanılıyor. 12 bin yıllık mumyada kol saati bulunması da bu konuları biraz daha çekici kılıyor. bu güçlü gelişmiş varlıklar, uzak geçmişte dünya’yı terk ettiler; bir gün, dünya’ya döneceklerine söz vererek. tuhaf bir şekilde, dünyanın dört bir yanındaki eski kültürlere bakarsak, "tanrılarının çoğu dünya’yı terk edip bir gün döneceğine söz verdi." şeklinde yazıtlara ulaşırız. bazı araştırmacılara ve yazarlara göre anunnaki, spiritüel uyanışı ve insan bilincinin evrimini hızlandırmak için “yanlış yaptıklarını düzeltmek” amacıyla dünya’ya dönecek.
bazı bilim insanları anunnakilerin bir dönemde dünyaya döneceklerini düşünüyor. sümer mitolojisinde anunnaki, dünya’ya gelen ve sonunda insan ırkını yaratan iyi ve kötü tanrı ve tanrıçalar grubuydu. dünya çapında birçok yazar tarafından anunnakilerin dünyaya gelmiş olduğuyla ilgili sayısız kaynak toplandı. antik bir geçmişte dünyaya gelen anunnakiler, araştırmacılar tarafından uzun bir süreden beri tartışılıyor. varlıkları ve dünya gezegenine gelişleri farklı kültürlerde sayısız metinde işleniyor, ancak bu metinlerin görmezden gelindiği anunnaki araştırmacıları tarafından iddia ediliyor.
bazı afrika kültürlerinde, dünya dışı varlıkların on binlerce yıl boyunca dünya’yı ziyaret ettiğine inanılıyor. örneğin, zulu efsanelerinde yıldızlardan gelen ziyaretçilerin altın ve diğer doğal kaynakları çıkardığını, bu kaynakların çıkarılması için köleler yarattıklarını söylüyor.
bazı kaynaklar bu tanrıların niburu’dan geldiğini söylüyor. asuriler ve babiller gezegeni ‘marduk’ olarak adlandırıyorlar. sümerler, nibiru’da bir yılın dünya’da 3.600 yıla eşdeğer olduğunu söylüyor. niburu’nun var olup olmadığı ise büyük bir tartışma konusu. güneş sisteminin dışında muazzam bir gezegenin olduğunu gösteren çok sayıda bilgi mevcut. bilim insanları bu gezegene planet x ismini verdiler.
washington post’a göre: “muhtemelen samanyolundaki dev gezegen jüpiter kadar büyük ve bu güneş sisteminin bir parçası olan, orion takımyıldızının yönünde, yeni bir gezegen abd’deki bir teleskop tarafından bulundu. ıras akademisyeni gerry neugebauer ortaya çıkan bulgulara dair, “size söyleyebileceğim tek şey, bunun ne olduğunu bilmediğimiz “dedi.
r. harrington, 1988’de astronomical journal’da çok ilginç bir yazı yazdı. harrington, dünya’dan üç ya da dört kat daha büyük bir gezegenin var olduğunu ve pluto’ya göre güneşten üç ya da dört kat uzakta bir yerde olduğunu söyledi. sunulan matematiksel modellere göre,niburu ya da planet x olarak isimlendirilen gezegen 30 derecelik son derece eliptik bir yörüngeyle hareket ediyor.
2008’de japon araştırmacılar, hesaplamalarına göre, dünya gezegeninin üçte ikisine kadar bir büyüklüğe sahip yaklaşık 100 au uzaklıkta bir “keşfedilmemiş” gezegen bulunması gerektiğini açıkladı.
birçok araştırmacı tarafından niburu’nun var olduğu öne sürülüyor. eski metinlere göre anunnaki’nin ortalama ömrünün 120 sar olduğuna, yani 120 x 3.600 ya da 432.000 yıl olduğuna inanılmaktadır. sümerlerde ortaya çıkan kral listesinde binlerce yıl boyunca hükmeden krallardan söz etmektedir. metinde, “krallığın cennetten inmesinden sonra krallık eridug’daydı. eridug’da, alulim kral oldu; 28.800 yıl hükmetti. alaljar 36.000 yıl hükmetti. 2 kral; 64.800 yıldır hükmetti. ” ibareleri bulunuyor.
sümer kral listesi hakkında en ilginç ayrıntılardan biri, ilk listenin, dünya üzerinde 241.200 yıl boyunca hüküm süren sekiz kralın, orijinal krallığın ‘cennetten’ aşağı indiği zamana dek “büyük tufan”, bu topraklarda süpürüldüğünü ve bir kez daha gökten indiklerini belirtmesi.
anunnakilerin yarattığı insan ırkıyla ilgilide araştırmacıların bazı iddiaları bulunuyor. kazakistandan bazı araştırmacıların ortaya attığı hipotez, daha gelişmiş bir dünya dışı medeniyetin farklı dünyalarda yeni hayat tohumladığı ve dünyanın da sadece onlardan birisi olduğu yönündedir.
araştırmacılar, “dna’da gördüğümüz şey, iki versiyondan, dev bir yapılandırılmış koddan ve basit veya basit koddan oluşan bir program.” araştırmacılar, dna kodumuzun ilk bölümünün dünya üzerinde yazılmadığına ve onlara göre doğrulanabilir olduğuna inanmaktadır. ikincisi ve en önemlisi, genlerin tek başına evrim / ani evrim sürecini açıklamak için yeterli olmadığı ve ‘oyunda’ bir şey daha olması gerektiği yönünde. araştırmacı makukov’a göre “er ya da geç,” “dünyadaki tüm yaşamların dünyevi kuzenlerimizin genetik kodunu taşıdığını ve evrimin bizim düşüncemiz olmadığını kabul etmeliyiz” dedi. bu bilimsel bulguların sonuçları, insanlara benzeyen uzaylılarla temas kurduğunu iddia eden diğer kişiler ve gözlemciler tarafından ortaya atılan iddiaları güçlendiriyor. insan benzeri uzaylılar insan evrimi için gerekli bazı genetik materyali dünya insanı için sağlayabilir.
amerikalı bir new age edebiyat yazarı olan ve 2012 olayı hakkında yazan ve yeryüzünün manyetik kutupluluğunun tersine döneceği iddiasıyla kaydedilen greggbraden’e göre, sadece “açık” kodumuzda bulunan 64 kodundan 20’sine sahibiz. biri, “neden yaratılışın kaynağı, dna’nın çoğunu kapatarak genetik yeteneklerimizi sınırladı” diye sormalı. ortaya atılan bir teoriye göre dna’mız anunnaki yaratıcılar tarafından kontrol içerisinde kalabilmemiz için sınırlandırıldı.
birçok araştırmacı anunnaki’nin milyonlarca yıldır ‘bizi kontrol eden’ kişiler olduğuna inanıyor ve insanoğlunun gerçek genetiğini onların bildiğini düşünüyor. çoğu yazar, bir gün dönmeyi vaat eden sayısız kültürde bahsedilen tanrı olabilecek anunnaki’nin, insanın yaratıcıları oldukları için bizi tamamen kontrol edebildiğini iddia ediyor.
devamını gör...
uzun entrylerin okunmaması
tüketim çılgınlığının yansımasıdır. bir an önce olsun, bitsin ve diğerine geçelim kültürünün ürünüdür.
ben hep uzun enrtryler yazarım ve çoğunlukla okunmaz. çünkü meselelere dar kalıplardan bakmak kolayımıza geliyor. bir konuyu tartışırken başka yerlere de dokunulması gerektiğini düşünemiyoruz. sözgelimi mutsuz insandan bahdederken: "hayallerine ulaşamamış insandır" der geçeriz. peki neden, nasıl ulaşamadı ? hayallerine ulaşamamakla mutsuzluk arasında nasıl bir korelasyon var ? bunları da konuşmak lazım. o yüzden entryler uzuyor.
ben hep uzun enrtryler yazarım ve çoğunlukla okunmaz. çünkü meselelere dar kalıplardan bakmak kolayımıza geliyor. bir konuyu tartışırken başka yerlere de dokunulması gerektiğini düşünemiyoruz. sözgelimi mutsuz insandan bahdederken: "hayallerine ulaşamamış insandır" der geçeriz. peki neden, nasıl ulaşamadı ? hayallerine ulaşamamakla mutsuzluk arasında nasıl bir korelasyon var ? bunları da konuşmak lazım. o yüzden entryler uzuyor.
devamını gör...
küfretmeyi yasaklayarak elverişli bir sözlük olmak
küfür olmaması bu sözlüğün temel mottosu ve bu kurallar en başında belli. kimsenin kimseye hakaret etmeye hakkı yok . bu platform farklı ve özel bu hali en doğrusu yani insan kendini küfür etmeden de ifade edebilmeli onun için katılmadığım tespit.
devamını gör...
necati şaşmaz'ın başka dizi ve filmde oynamaması
adam o beceriksiz dediğiniz haliyle paraları balya yapmış, nereye para harcasam diye düşünüyor. başka dizi için ne kasacak.
devamını gör...
başlığı engelle butonu
an itibarıyla eklenen buton. hayırlı uğurlu olsun.
engellediğiniz başlığı bir daha sol listede ya da benzer başlıklarda görmemenizi sağlar.
hali hazırda takip et/etme butonu vardı. bu yeni buton ile birlikte artık engelleme/takip etme özellikleri tek buton altına toplandı.

edit: daha önce eklediğimiz yazarın başlıklarını engelleme butonundan farklı olarak tek bir başlığı engellemeye yarar.
engellediğiniz başlığı bir daha sol listede ya da benzer başlıklarda görmemenizi sağlar.
hali hazırda takip et/etme butonu vardı. bu yeni buton ile birlikte artık engelleme/takip etme özellikleri tek buton altına toplandı.

edit: daha önce eklediğimiz yazarın başlıklarını engelleme butonundan farklı olarak tek bir başlığı engellemeye yarar.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük, günaydın diğerleri.
bu sabah biraz kalabalığız, yine!
cadı türkan ve tekko yiyor, biri de sırasını bekliyor, ben onları seyrederken çayımı içiyorum, sabah olmuş kime ne, bugün çarşamba, demirbank hayırlı günler diler, zalim senin allahın yok mu?
bu sabah biraz kalabalığız, yine!
cadı türkan ve tekko yiyor, biri de sırasını bekliyor, ben onları seyrederken çayımı içiyorum, sabah olmuş kime ne, bugün çarşamba, demirbank hayırlı günler diler, zalim senin allahın yok mu?
devamını gör...
ruh halini bir duvar yazısıyla anlat
devamını gör...
primer biliyer kolanjitis
eskiden primer biliyer siroz olarak isimlendirilen hastalıktır.
orta ve küçük.boy intrahepatik safra kanallarının progresif hasarı ile karakterize otoimmün bir hastalıktır.
genellikle orta yaş kadınları etkiler.
kaşıntı en önemli semptomu olmakla beraber erken dönemde yorgunluk en sık semptomudur.
en sık sjögren sendromu ile birlikteliği vardır.
tanıda antimitokondriyal antikor(ama)çoğunlukla pozitiftir.
mrcp ve ercp de safra yollarında patoloji beklenmez.
tedavisinde ursodeoksikolik asit ilk tercihtir.
kaşıntı tedavisinde kolestiramin kullanılabilir.
orta ve küçük.boy intrahepatik safra kanallarının progresif hasarı ile karakterize otoimmün bir hastalıktır.
genellikle orta yaş kadınları etkiler.
kaşıntı en önemli semptomu olmakla beraber erken dönemde yorgunluk en sık semptomudur.
en sık sjögren sendromu ile birlikteliği vardır.
tanıda antimitokondriyal antikor(ama)çoğunlukla pozitiftir.
mrcp ve ercp de safra yollarında patoloji beklenmez.
tedavisinde ursodeoksikolik asit ilk tercihtir.
kaşıntı tedavisinde kolestiramin kullanılabilir.
devamını gör...
kendini anlatamamak
çokça yaşadığım durum. ardından paradoksa girip anlatamadığımı anlatmaya çalışıp kendimi asla anlatamam. öyle de gariptir.
devamını gör...
yazarların kendinde en nefret ettiği özellik
aşırı derecede umursamaz biriyim. üzerimde büyük bir bosvermişlik var. adeta yarın ölecekmişim gibi her şeyden elimi eteğimi çekmiş, 1 gün sonrasını bile düşünmeden yaşıyorum ve yaşamaya devam ettikçe çıkmaz sokaklardan çıkamıyorum.
devamını gör...
öteki
mükemmel bir dostoyevski eseridir. dostoyevski'nin ilerde nasıl bir yazar olacağının göstergesidir.
orijinal adı dvoynik olan bu eser türkçeye öteki olarak çevrilmiştir. öteki olmayı çok güzel aktaran dostoyevski kısa ama sarsıcı bu kitabında jakov petroviç golyadkin üzerinden anlatmak istediğini anlatmış.
kitap jakov petroviç golyadkin adlı karakterinin başından geçenleri ve öteki olmasını anlatıyor.
okurken dostoyevski'nin insan psikolojisi üstünde ne kadar hakim olduğunu bir kez daha görmüş oldum. tekrar tekrar hayran oldum. dostoyevski'nin bu kitabı 1864 yılında çıkmasına rağmen fazla ileri görüşlü bir kitap. bir çok filmin , kitabın , şiirin etkilendiğini görüyorum ve düşünüyorum.
anlatmak istediğim kısmı spoilerli kısımda daha net bahsedeceğim.
jakov petroviç golyadkin karakterinin edebiyat dünyası için çok önemli olduğunu düşünüyorum. ayrıca ilk olarak düşünüyorum çünkü bu kurguyu en eski olarak dostoyevskiden okudum. daha öncesi varsa yazar arkadaşlar portakal atabilirler.
kitabın sarsıcı bir diğer tarafı ise dönemin rusya'sını düşünerek yazılmış olması. okuyucu zaten hikayeden etkileniyor dönemin rusya'sını düşünerek okuyunca daha fazla sarsılıyor.
kesinlikle dostoyevski külliyatının okunması gereken kitaplarından birisi.
dostoyevski'nin yolunun nereye gideceğini görmek bu eserde fazlaca belli oluyor.
tavsiye ederim.
kitapta bayıldığım bir diğer kısım ise öteki kavramı. bir insanın beyninde iki insan olması. hayaller krizler geçirmesi çok güzel bir konu. fıght club filminin bu kitaptan esinlendiğini düşünüyorum. yukarıda bahsedeceğim dediğim kısım buydu.
böyle bir konunun 1864 yılında anlatılması çok özel ve değerli.
son 15 sayfada karaktere çok üzüldüm.
o yüzden sarsıcı bir kitap.
bazı kişiler bu konu günümüzde veya son 50 yılda çok yaygın olduğu için kitabı basit bulabilir. ama dönemine göre değerlendirip okurlarsa daha fazla keyif alacaklarını düşünüyorum.
orijinal adı dvoynik olan bu eser türkçeye öteki olarak çevrilmiştir. öteki olmayı çok güzel aktaran dostoyevski kısa ama sarsıcı bu kitabında jakov petroviç golyadkin üzerinden anlatmak istediğini anlatmış.
kitap jakov petroviç golyadkin adlı karakterinin başından geçenleri ve öteki olmasını anlatıyor.
okurken dostoyevski'nin insan psikolojisi üstünde ne kadar hakim olduğunu bir kez daha görmüş oldum. tekrar tekrar hayran oldum. dostoyevski'nin bu kitabı 1864 yılında çıkmasına rağmen fazla ileri görüşlü bir kitap. bir çok filmin , kitabın , şiirin etkilendiğini görüyorum ve düşünüyorum.
anlatmak istediğim kısmı spoilerli kısımda daha net bahsedeceğim.
jakov petroviç golyadkin karakterinin edebiyat dünyası için çok önemli olduğunu düşünüyorum. ayrıca ilk olarak düşünüyorum çünkü bu kurguyu en eski olarak dostoyevskiden okudum. daha öncesi varsa yazar arkadaşlar portakal atabilirler.
kitabın sarsıcı bir diğer tarafı ise dönemin rusya'sını düşünerek yazılmış olması. okuyucu zaten hikayeden etkileniyor dönemin rusya'sını düşünerek okuyunca daha fazla sarsılıyor.
kesinlikle dostoyevski külliyatının okunması gereken kitaplarından birisi.
dostoyevski'nin yolunun nereye gideceğini görmek bu eserde fazlaca belli oluyor.
tavsiye ederim.
kitapta bayıldığım bir diğer kısım ise öteki kavramı. bir insanın beyninde iki insan olması. hayaller krizler geçirmesi çok güzel bir konu. fıght club filminin bu kitaptan esinlendiğini düşünüyorum. yukarıda bahsedeceğim dediğim kısım buydu.
böyle bir konunun 1864 yılında anlatılması çok özel ve değerli.
son 15 sayfada karaktere çok üzüldüm.
o yüzden sarsıcı bir kitap.
bazı kişiler bu konu günümüzde veya son 50 yılda çok yaygın olduğu için kitabı basit bulabilir. ama dönemine göre değerlendirip okurlarsa daha fazla keyif alacaklarını düşünüyorum.
devamını gör...
sedat peker vs akp'nin imdb'de 2. sıraya yükselmesi
edit akbayram: kafatolog sağ olsun uyardı 1. sıraya yükselmiş. durduramıyoruz yükseliyor!*
üst edit: vay arkadaş ya inanmıyorum diyorsunuz bana.. e buna yani basuruna hacamat yaptırırken çay bardağı kaçtığına inanıyorsunuz da, buna mı inanmıyorsunuz canım!? *
şaka değil. buradan
ünlü yapımları geride bırakarak 2.sıraya oturmuştur.*
üst edit: vay arkadaş ya inanmıyorum diyorsunuz bana.. e buna yani basuruna hacamat yaptırırken çay bardağı kaçtığına inanıyorsunuz da, buna mı inanmıyorsunuz canım!? *
şaka değil. buradan
ünlü yapımları geride bırakarak 2.sıraya oturmuştur.*
devamını gör...
yatağın içi sıcacıkken ayakların üşümesi sorunsalı
nedense öyle gerçekten, şuanda farkettim patik giyerek halledebilirim ama üşengeçlik.
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
erasmusu kazanmış olmama rağmen ailede yaşanan sağlık durumundan ötürü son anda vazgeçmem.
devamını gör...
galip tekin
türkiye'de tarama çizgilerinin efendisidir kendileri. oğuz aral'in yetiştirdiği türkiye'nin en kıymetli çizeridir. bilim kurgu ve çizgi roman denince türkiye'de akla gelen ilk isimlerden biri. kendine has çizgisinin yanında yerli black mirror diyebileceğimiz hikayeleri vardır. eşsiz hayal gücü ve çizgisiyle türkiyenin sorunlarını "tuhaf " şekillerde ele almıştır. tuhaf öyküler adlı 3 ciltlik çizgi romanlarının bazı bölümleri acayip hikayeler adı altında dizi olarak star tv'de çıkmıştır. verdiği bir röportajda gırgır'da yayınladığı eski hikâyelerini yeni stiliyle güncellemeyi istediğini söylüyordu ne yazık ki ömrü yetmedi. gerek çizgisi gerek hikayeciliği ile son yüzyılın türkiyedeki en önemli ismidir. bir çizer olarak kendime örnek aldığım ve beni etkilemeyi başaran sayılı çizerlerden biridir.
"bir kuşağı değil bir ekolü belirleyen çizerdi"
"bu ülkede sıkışıp kalması çok büyük bir şanssızlık"
"bir kuşağı değil bir ekolü belirleyen çizerdi"
"bu ülkede sıkışıp kalması çok büyük bir şanssızlık"
devamını gör...
yazarların takipçilerine söylemek istedikleri
boyum kadar takipçim var :) hepinize sevgiler, hürmetler, var olun!
devamını gör...
şimdi'nin gücü
eckhart tolle'nin yazdığı kitap. anksiyete, bağımlılık, depresyon vb. birçok problem ya geçmiş ya da gelecekten kaynaklanır. şimdi'yi kavramak, anlamak kişiyi adeta özgürleştirir. bu kitap bence her insanın tekrar tekrar okuması gereken bir kitap. kitaptan bazı alıntılar:
- "artık kendime dayanamıyorum." zihnimde tekrarlanıp duran düşünce buydu. sonra birden bunun ne kadar garip bir düşünce olduğunu fark ettim. "ben bir miyim, yoksa iki mi? eğer ben kendime dayanamıyorsam, o halde ben iki kişi olmalıyım: ben ve dayanamadığım 'kendim'." "belki," diye düşündüm sonra, "bunlardan sadece biri gerçektir."
- insanın çektiği acının büyük bölümü gereksizdir. o gözlemlenmeyen zihin yaşamınızı yönettiği sürece kendi yarattığınız bir şeydir. yarattığınız acı daima, olanı kabullenmemekten, olana bilinçsiz bir biçimde direnmekten kaynaklanır. düşünce düzeyinde, direnme bir yargı biçimidir. duygusal düzeyde, o bir olumsuzluk biçimidir. acının yoğunluğu şimdiki an'a karşı direnmenin derecesine bağlıdır .zihin daima şimdi'yi yadsımaya ve ondan kaçmaya çalışır. siz şimdi'yi ne kadar çok onurlandırır ve kabul ederseniz, acıdan, ıstıraptan -ve egosal zihinden- o kadar çok kurtulursunuz.
- yargılamayın ya da analiz etmeyin. ondan kendinize bir kimlik yaratmayın. orada mevcut kaim ve içinizde olup bitenin gözlemcisi olmayı sürdürün. sadece duygusal acının değil, ama aynı zamanda "gözlemleyenin" sessiz izleyicinin de farkında olun. bu, şimdi'nin gücü, kendi bilinçli mevcudiyetinizin gücüdür. sonra neler olduğunu görün.
- "artık kendime dayanamıyorum." zihnimde tekrarlanıp duran düşünce buydu. sonra birden bunun ne kadar garip bir düşünce olduğunu fark ettim. "ben bir miyim, yoksa iki mi? eğer ben kendime dayanamıyorsam, o halde ben iki kişi olmalıyım: ben ve dayanamadığım 'kendim'." "belki," diye düşündüm sonra, "bunlardan sadece biri gerçektir."
- insanın çektiği acının büyük bölümü gereksizdir. o gözlemlenmeyen zihin yaşamınızı yönettiği sürece kendi yarattığınız bir şeydir. yarattığınız acı daima, olanı kabullenmemekten, olana bilinçsiz bir biçimde direnmekten kaynaklanır. düşünce düzeyinde, direnme bir yargı biçimidir. duygusal düzeyde, o bir olumsuzluk biçimidir. acının yoğunluğu şimdiki an'a karşı direnmenin derecesine bağlıdır .zihin daima şimdi'yi yadsımaya ve ondan kaçmaya çalışır. siz şimdi'yi ne kadar çok onurlandırır ve kabul ederseniz, acıdan, ıstıraptan -ve egosal zihinden- o kadar çok kurtulursunuz.
- yargılamayın ya da analiz etmeyin. ondan kendinize bir kimlik yaratmayın. orada mevcut kaim ve içinizde olup bitenin gözlemcisi olmayı sürdürün. sadece duygusal acının değil, ama aynı zamanda "gözlemleyenin" sessiz izleyicinin de farkında olun. bu, şimdi'nin gücü, kendi bilinçli mevcudiyetinizin gücüdür. sonra neler olduğunu görün.
devamını gör...
seni seviyorum cümlesine verilen en acı cevaplar
"sıfırla hangi sayıyı çarparsan çarp sonuç sıfır gelir x."
bir arkadaşım karşımda bu cevabı almıştı. ondan sonraki ağlamasını ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. açıkça "sevmiyorum" desene kardeşim, niye caz yapıyorsun? ama yok, illa o kız üzülecek. illa o edebiyat yapılacak.
cidden sevilmesin böyle insanlar.
bir arkadaşım karşımda bu cevabı almıştı. ondan sonraki ağlamasını ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. açıkça "sevmiyorum" desene kardeşim, niye caz yapıyorsun? ama yok, illa o kız üzülecek. illa o edebiyat yapılacak.
cidden sevilmesin böyle insanlar.
devamını gör...


