tahammül edilemeyen durumlar
tehdit edilmek, iyi niyetimi suistimal etmek.
devamını gör...
hasbihâl
telaffuzunu çok sevdiğim bir kelimedir.
devamını gör...
sözlüğün en iyi yazarı
bugün geldim 2 saat sonra yazar oldum.sanırım ben oluyorum.teşekkürler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
kendi moralimi bozabilirim durduk yere.
devamını gör...
elhamdulillah müslümanım
son derece itici ve hatta faşizan bir laf.
bakın bu laf kendi halindeyken bir sorun yok elbette.
fakat gelin görün ki öyle bir tonlama ve gururla söyleniyor ki insanın midesi bulanıyor.
herifle sohbet ediyorsun sudan havadan...
laf dönüyor dolaşıyor bir şekilde bu dine, siyasete, bilmem neye geliyor.
hooopp “elhamdulillah müslümanım”diyor.
peki neden bunu söyleme gereği duyuyor?
tamam söyledi hadi neyse de.
neden üstüne basa basa ve adeta gururla söylüyor?
şunu demek istiyor aslında.
ben müslümanım sen değilsin, bak ben gurur duyulacak bir şeye mensubum ama sen?
ben cennete gideceğim ama sen yanacaksın.
ve irdelesen daha neler neler.
çok ama çok itici geliyor bana.
bana ne ulan hıyar ağası senin ne olduğundan?
bakın bu laf kendi halindeyken bir sorun yok elbette.
fakat gelin görün ki öyle bir tonlama ve gururla söyleniyor ki insanın midesi bulanıyor.
herifle sohbet ediyorsun sudan havadan...
laf dönüyor dolaşıyor bir şekilde bu dine, siyasete, bilmem neye geliyor.
hooopp “elhamdulillah müslümanım”diyor.
peki neden bunu söyleme gereği duyuyor?
tamam söyledi hadi neyse de.
neden üstüne basa basa ve adeta gururla söylüyor?
şunu demek istiyor aslında.
ben müslümanım sen değilsin, bak ben gurur duyulacak bir şeye mensubum ama sen?
ben cennete gideceğim ama sen yanacaksın.
ve irdelesen daha neler neler.
çok ama çok itici geliyor bana.
bana ne ulan hıyar ağası senin ne olduğundan?
devamını gör...
kız tavlama taktikleri
mirkelamın tavla şarkısını açıyorsunuz son ses..sonra pulları zarları sallıyorsunuz.
devamını gör...
hala whatsapp'ı terk etmeyen yazar
tepeyi terketmeyen okçulardır.
devamını gör...
kar yağdığı zaman sokağa çıkan tipler
duyar kasan teyzelere ve daha nice sebepsiz duyar kasanlara inat, çıktım efendim, kartopumu da oynadım.
hayır bu duyarı kasan dallama gün içinde korna çala çala gezmiyor mu !
geziyor.
restaurantta garsonu örselemiyor mu !
örseliyor.
market sırasında başkasının sırasına girmiyor mu !
giriyor.
bu da bu zihniyetteki herkese girsin.
kar yağmış, kartopumu da oynar, kardanadamı da yaparım, kimseyi de rahatsız etmem.
hayır bu duyarı kasan dallama gün içinde korna çala çala gezmiyor mu !
geziyor.
restaurantta garsonu örselemiyor mu !
örseliyor.
market sırasında başkasının sırasına girmiyor mu !
giriyor.
bu da bu zihniyetteki herkese girsin.
kar yağmış, kartopumu da oynar, kardanadamı da yaparım, kimseyi de rahatsız etmem.
devamını gör...
il trillo del diavolo
yaygın bilindiği adıyla şeytan'ın titretişi sonatı, asıl adıyla sol minör'de keman sonatı, guiseppe tartini'nin en ünlü çalışmalarından birisidir. teknik açıdan zor geçişleriyle anımsanan çalışma, solo keman için hazırlanmıştır. ortalama bir performansı 15 dakika sürer.
hakkında pek çok efsane mevcuttur. bunlardan birisinde, tartini bir rüyasında, hizmetkarı ve öğretmeni olması karşılığında ruhunu şeytana satar. müzik dersinin sonunda çalıp çalamadığını görmek için kemanı şeytana verir. şeytan ustalıkla çalar ve tutkulu ve büyüleyici bir performans sergiler. tartini bu şekilde tarif etmiştir:
"çalıp çalamayacağına bakmak için kemanımı ona verdim. öylesine muazzam ve muhteşem bir sonat duyduğumda şaşkınlığım öyle seviyelerdeydi ki... en cesur fantazilerimde bile yanına yaklaşamadığım bir zeka ve sanatkarlıkla çalıyordu. büyülenmiş, başka diyarlara götürülmüş ve her şeyden kopup gitmiş hissettim; nefesim beni terketti ve uyandım."
uyandıktan sonra şeytanın müziğinin etkisinden çıkamayan tartini, duyduğu parçayı yeniden yaratmaya çalışır. ortaya çıkan parçanın şu ana kadar ki en sevdiği sonat olduğunu söylemesine rağmen, hayal kırıklığı sürmeye devam eder. daha sonra demiştir ki: "rüyamda duyduğum parça çok daha üstündü... eğer müzikten başka bir şeyle yaşamımı idame ettirebilecek olsam kemanımı parçalar ve müziği bırakırdım."
hakkında pek çok efsane mevcuttur. bunlardan birisinde, tartini bir rüyasında, hizmetkarı ve öğretmeni olması karşılığında ruhunu şeytana satar. müzik dersinin sonunda çalıp çalamadığını görmek için kemanı şeytana verir. şeytan ustalıkla çalar ve tutkulu ve büyüleyici bir performans sergiler. tartini bu şekilde tarif etmiştir:
"çalıp çalamayacağına bakmak için kemanımı ona verdim. öylesine muazzam ve muhteşem bir sonat duyduğumda şaşkınlığım öyle seviyelerdeydi ki... en cesur fantazilerimde bile yanına yaklaşamadığım bir zeka ve sanatkarlıkla çalıyordu. büyülenmiş, başka diyarlara götürülmüş ve her şeyden kopup gitmiş hissettim; nefesim beni terketti ve uyandım."
uyandıktan sonra şeytanın müziğinin etkisinden çıkamayan tartini, duyduğu parçayı yeniden yaratmaya çalışır. ortaya çıkan parçanın şu ana kadar ki en sevdiği sonat olduğunu söylemesine rağmen, hayal kırıklığı sürmeye devam eder. daha sonra demiştir ki: "rüyamda duyduğum parça çok daha üstündü... eğer müzikten başka bir şeyle yaşamımı idame ettirebilecek olsam kemanımı parçalar ve müziği bırakırdım."
devamını gör...
babet çorabı giyen erkeği ciddiye alamamak
devamını gör...
zengin olsanız kendinize yaşam koçu tutar mısınız sorunsalı
zengin değilim lakin hayatımın bir döneminde yaşam koçum oldu tabii kattıkları şeyler oldu. amma velakin bence psikologla aynı. dolayısıyla psikoloğu tercih ederim ben.
devamını gör...
haçlı seferleri
birinci haçlı seferi; (aklımda kaldığı kadarıyla)
tarih 1096 yılını gösterirken anadolu selçukluların baskılarından bıkmış olan bizans imparatoru aleksios batı hristiyan dünyasından askeri yardım ister. (yıllarca moğolunuz ayrı dert, türkünüz ayrı dert, iki dakka rahat bırakın kardeşim diye bıkmıştır)
batı ülkeleri önce pek rağbet etmez, kim uğraşıcak şimdi elin bizanlısıyla, türkleriyle filan diye ses etmezler. aleksios hemen (günümüzde de rağbet gören) din kartını ortaya atar ve papa'dan da yardım ister. papa da boş durur mu?? atlar hemen orta yere, doğudaki ortodoks hristiyanları da kendisini desteklemelerini sağlamak için fransa'da konsül toplar.
orada başlar "eeyyy hristiyan alemi... kudüs'ü en iyi biz biliriz biiizzz, ıstavroz çıkarmayı sizden öğrenecek değiliz" diye konuşmalara. bu çağrılara kutsal roma-germen imparatorluğu filan pek kulak asmaz. ne haliniz varsa görün,bizim başımızı didiklemeyin derler. e tabi bunu duyan ingilizler de pek sallamazlar, "siz önce bi gidin bakın bakalım neymiş ne değilmiş ona göre ilerde bakarız" derler.
bu çağrılara anca öyle ufak kontluklar, prenslikler, ne idüğü belirsiz ufak tefek dükalıklar filan cevap verirler. "oğlum aşağı mahallede kavga varmış koş lan koş" diye atılırlar orta yere.
bizans imparatoru aleksios askeri yardım filan diye elini ovuşturup beklerken bir anda sürüler halinde ag parti yardım kamyonuna tosunu konduran ahali gibi haçlı askerleri akın etmeye başlarlar.
e haliyle aleksios da tırsmaya başlar "napıcaz olm bunları, hepsi izbandut gibi doluştular bizans'ın içine. karımıza kızımıza, türbanlı bacımıza sarkacaklar , camiye ayakkabılarıyla girip bira mira içecekler" diye.
biraz düşünür aleksios, hemen kafayı toparlar bizans işi çözüm bulur. öyle gelen izbandut sürülerinin başındaki kazmalara der ki "hacı öyle bedavadan geçiş yok, her gelen bizim askerlerimizin rehberliğinde belli noktalarda konaklayacak, yemekti iaşeydi filan herkes cebinden alman usulü ödeyecek. bak size pazarlar kurdum, oradan alın işte ne istiyorsanız. konstantinapol'e gelenler de önce elimi eteğimi öpecek, sonra geçecek. anadolu'da kaybettiğim eski toprakları da ele geçirirse bir kısımını bana verecek" der.
hem ayranım dökülmesin hem belim incinmesin diye şart koşar bu elemanlara.
haçlılar konstantinapolis sınırına geldiğinde "hoopp nereye hacı, öyle her elini kolunu sallayan giremez buralara, başhekimin emri var,geçemen" diye şehre sokulmazlar. önce gidip imparatora bağlılık yemini ettirilirler sonra hızlı bir şekilde gemilerle boğazdan karşıya geçirilerek anadolu topraklarına salınırlar.
bu haçlılar öyle toplu halde gelmezler. orta çağ milletleri her hıyarım var diyene tuzu benden demedikleri için dalga dalga ilerlerler. misal, önce halk haçlı hareketi dediğimiz köylülerden ve küçük soylulardan oluşanlar dalarlar bizans kapılarına, daha sonra baronların ve daha büyük soyluların askerleri gelirler.
anadolu'ya geçerler, ilk önce iznik'i alıp bizans'a verirler. daha sonra anadolu içlerine doğru devam ettiler. anadolu içlerinde gerek türk'lerin gerilla savaşımsı saldırıları, gerek arazinin yaz aylarındaki çoraklığı derken baya kırılırlar antakya'ya gelene kadar.
antakya ele geçirilir uzun kuşatmalardan sonra, diğer yandan burayı geçtikten sonra kudüs'ü ele geçirirler. kudüs'ü ele geçirdikten sonra birbirlerine düşerler, sen mi yöneticen ben mi yöneticem diye diye. en son kudüs krallığını kurarlar ama bunun yönetimi iyice karışıktır.
tarih 1096 yılını gösterirken anadolu selçukluların baskılarından bıkmış olan bizans imparatoru aleksios batı hristiyan dünyasından askeri yardım ister. (yıllarca moğolunuz ayrı dert, türkünüz ayrı dert, iki dakka rahat bırakın kardeşim diye bıkmıştır)
batı ülkeleri önce pek rağbet etmez, kim uğraşıcak şimdi elin bizanlısıyla, türkleriyle filan diye ses etmezler. aleksios hemen (günümüzde de rağbet gören) din kartını ortaya atar ve papa'dan da yardım ister. papa da boş durur mu?? atlar hemen orta yere, doğudaki ortodoks hristiyanları da kendisini desteklemelerini sağlamak için fransa'da konsül toplar.
orada başlar "eeyyy hristiyan alemi... kudüs'ü en iyi biz biliriz biiizzz, ıstavroz çıkarmayı sizden öğrenecek değiliz" diye konuşmalara. bu çağrılara kutsal roma-germen imparatorluğu filan pek kulak asmaz. ne haliniz varsa görün,bizim başımızı didiklemeyin derler. e tabi bunu duyan ingilizler de pek sallamazlar, "siz önce bi gidin bakın bakalım neymiş ne değilmiş ona göre ilerde bakarız" derler.
bu çağrılara anca öyle ufak kontluklar, prenslikler, ne idüğü belirsiz ufak tefek dükalıklar filan cevap verirler. "oğlum aşağı mahallede kavga varmış koş lan koş" diye atılırlar orta yere.
bizans imparatoru aleksios askeri yardım filan diye elini ovuşturup beklerken bir anda sürüler halinde ag parti yardım kamyonuna tosunu konduran ahali gibi haçlı askerleri akın etmeye başlarlar.
e haliyle aleksios da tırsmaya başlar "napıcaz olm bunları, hepsi izbandut gibi doluştular bizans'ın içine. karımıza kızımıza, türbanlı bacımıza sarkacaklar , camiye ayakkabılarıyla girip bira mira içecekler" diye.
biraz düşünür aleksios, hemen kafayı toparlar bizans işi çözüm bulur. öyle gelen izbandut sürülerinin başındaki kazmalara der ki "hacı öyle bedavadan geçiş yok, her gelen bizim askerlerimizin rehberliğinde belli noktalarda konaklayacak, yemekti iaşeydi filan herkes cebinden alman usulü ödeyecek. bak size pazarlar kurdum, oradan alın işte ne istiyorsanız. konstantinapol'e gelenler de önce elimi eteğimi öpecek, sonra geçecek. anadolu'da kaybettiğim eski toprakları da ele geçirirse bir kısımını bana verecek" der.
hem ayranım dökülmesin hem belim incinmesin diye şart koşar bu elemanlara.
haçlılar konstantinapolis sınırına geldiğinde "hoopp nereye hacı, öyle her elini kolunu sallayan giremez buralara, başhekimin emri var,geçemen" diye şehre sokulmazlar. önce gidip imparatora bağlılık yemini ettirilirler sonra hızlı bir şekilde gemilerle boğazdan karşıya geçirilerek anadolu topraklarına salınırlar.
bu haçlılar öyle toplu halde gelmezler. orta çağ milletleri her hıyarım var diyene tuzu benden demedikleri için dalga dalga ilerlerler. misal, önce halk haçlı hareketi dediğimiz köylülerden ve küçük soylulardan oluşanlar dalarlar bizans kapılarına, daha sonra baronların ve daha büyük soyluların askerleri gelirler.
anadolu'ya geçerler, ilk önce iznik'i alıp bizans'a verirler. daha sonra anadolu içlerine doğru devam ettiler. anadolu içlerinde gerek türk'lerin gerilla savaşımsı saldırıları, gerek arazinin yaz aylarındaki çoraklığı derken baya kırılırlar antakya'ya gelene kadar.
antakya ele geçirilir uzun kuşatmalardan sonra, diğer yandan burayı geçtikten sonra kudüs'ü ele geçirirler. kudüs'ü ele geçirdikten sonra birbirlerine düşerler, sen mi yöneticen ben mi yöneticem diye diye. en son kudüs krallığını kurarlar ama bunun yönetimi iyice karışıktır.
devamını gör...
kadir şeker
verilen 12 yıl ceza normal hukuk'a uygun. sonuç olarak bir tarafta bıçak var diğer tarafta yok. ve bu bıçak zaten taşınması başlı başına suç olan bir bıçak. yumruk yumruğa bir kavga esnasında ölmüş olsaydı karşı taraf,serbest kalmasını şahsen bende isterdim.. yalnız işin içinde bıçak var.şöyle buyrun;
devamını gör...
insanlara bu diye hitap etmek
kişi zamiri ve işaret zamiri arasındaki farkı bilmemekten de kaynaklanabilecek durumdur. *
devamını gör...
terazi burcu
kendimden yola çıkarak rahatça söyleyebilirim. çok zor karar verir, her durumu düşünür, tüm olasılıkları hesaplar, sanatın her türüne ilgisi vardır, yeni deneyimleri sever, romantiktir, sevdiklerini kendinden önce tutar, her duruma ayak uydurabilir. hem kadını hem erkeği sevecen, duygusal ve efendi kişiliklidir. sanırım tek kötü yön aşırı kararsızlık.
son anda aklıma gelen edit: düzen ve temizlik takıntıları vardır.
son anda aklıma gelen edit: düzen ve temizlik takıntıları vardır.
devamını gör...
2 yaşındaki tecavüz mağduru
bu sapık iblisin kireç kuyusuna atılıp etinin kemiğinden ayrılmasını zevkle izlemek gerekir. en hızlı ve temiz çözüm budur.
devamını gör...


