#1021045 ne alaka lan ahahshshshd.
devamını gör...

kadınların gömleklerinde düğmeler solda, erkeklerin gömleklerinde ise düğmeler sağdadır.
çünkü orta çağda gömlek asil kadınların giyebildiği bir kıyafetmiş ve bu asil kadınları da yardımcıları giydirirmiş.
düğmelerin yardımcılar tarafından rahat iliklenebilmesi için kadın gömleklerinde düğme solda yer alırmış. erkekler kendileri giyindikleri için düğmeler sağdaymış.
devamını gör...

atsız ata'nın eşsiz şiiridir. bestelenmiş halini de çok severim.
devamını gör...

benim değişik bir huyum var; yeni biriyle tanışınca öncelikle uzaktan uzağa gözlemliyorum kendisini. gizlice hareketlerini takip ediyorum falan. una nocte'nin tanımlarına ilk denk geldiğimde öylece okuyup kalmıştım. hiç gerek kalmamıştı gözlem yapmama, neyse oydu ve gerçekten içtendi. tanımlarını falan okuyorum ama sanki kendisi karşımda, elimizde kahveler, kış ayı sohbet ediyoruz, gündemi eleştiriyoruz.

umarım klavyesine zeval gelmez ve umarım dostluğu eksik olmaz. saygılar efendim, kocaman sevgiler. *
devamını gör...

burayı tinder, ne bileyim omegle filan sanmış yazarın boş hezeyanı. napacaksın fotolara bakıp nikahına mı alacaksın? bende moderasyon bu tarz trollere hiç izin vermemeli. direkt banlamalı. trolle ihtiyacımız yok.
devamını gör...

sırf yaşımız başımız belli olsun diye açılmış bir başlıktır, şiddetle kınıyorum :)

bizde de radyodan kayıt yapan ve kasetten kasete çekim yapan o hengame müzik setlerinden birisi vardı.
o zamanlar bu müzik setleri evin gözdesidir; anneler yeni gelen değerli elektronik eşya daha bir türk usülüne uysun diye sehpalarla bir örnek dantel örer şöyle setin alnına doğru sarkıtıverirdi.
herkes durumunca bu klanın üyesi olmaya çalışır,bu setlerin değeri, onun ne kadar büyük olduğu ile ölçülürdü.
annemin altın günlerinde ünal narçın , oyun havaları kasetleri, kardeşimin elinde spice girls , sıradan günlerde barış manço, kayahan filan çalardı. çoğu kez de alt kattaki komşumuz pınar’ın acıklı ağlamaklı tercihlerine iştirak eden pasif dinleyici olurduk.
-pınaarrr biraz kısar mısın?
-tamam kısıyorum
bütün günü temizlik yaparak geçtiği için teybin sesini duyamayacağı bir köşededir muhtemelen, kulaklarımız bu sayede kanamaktadır.(babası al biraz da böyle dinle deyip ona iki kaset almış, beğenmemişti bana verdi. bu sayede tracy chapman ve tanita tikaramla tanışıp çok sevmiştim.)
*****
saat altı gibi başlıyordu sanırım trt fmde yabancı müzik saati vardı. ne yapar eder o yayına yetişir, blue jean dergisinden bir de tv programlarından takip ettiklerim ne zaman çıkacak diye kaseti hazırlamış beklerdim.
tipik ergen işte dünya onun üzerine kurulu sanıyor :)

förstt taymm försst lavvv
robin back kaçmazdı tabii.

tam zamanında kaseti durdurmalı artık sevdiğim bir parçaysa kaçırmamalıydım.
dış sesi almaması harika bir şeydi.
tamamen size ait bir kaset, özgün hem.çevir çevir dinle, arkadaşlarına dinlet (sezen aksu yerine ikna edebildiğimde)
ah ne günlermiş gerçekten..
yine de güzelmiş: küçük şeyler heyecanlandırıp mutlu edermiş.
devamını gör...

takip ettiğimiz yazarları aynı kolaylıkla takipten çıkarabilmek.

olmuyor çoğu zaman, tik işaretini kaldırıyorum, refresh yapıyorum, hoop işaret geri geliyor ve takipten çıkmıyor.

listemde hangi kafayla aldığımı bilmediğim ya da sonradan gıcık olduğum bir sürü fazlalık insan var ve çok sıkılıyorum onlardan.

cep telefonu / android.
devamını gör...

durduk yere evin içinde deli kovalar gibi koşmaları ve gece uykudan uyandırıp oyun oynamak istemeleri.
devamını gör...

oldukça güzel bir atasözüdür.

khaled hossaini'nin "sırrını rüzgara fısıldarsan ağaçlara söylediği için onu suçlayamazsın." sözüne benzer.
devamını gör...


bilim insanlarının 30 yıl sonra donmuş bir hayvanı hayata döndürmeyi başardığı bildirildi. minik hayvan 1983'te antarktika'daki yosun tabakasından alınmış, 2014'te buzu çözülmüştü.
japonya ulusal kutup araştırmaları enstitüsü, bilim insanlarının antarktika'dan getirdikleri "tardigrad"ı yeniden canlandırmayı başardığını belirtti.
"su ayısı" veya "yosun domuz yavrusu" olarak bilinen bu canlılar, çok minik ve suda yaşayan 1 milimetreden küçük, ekstrem ve düşmanca koşullarda bulunan "ekstremofiller".

metabolizma faaliyetlerini kayda değer süreler boyunca yavaşlatabiliyor veya durdurabiliyorlar.

cryobiology adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmaya göre 1983'te antarktika'daki yosun bitkileri arasında tardigradlara rastlandı. bulundukları yerden çıkarılan canlılar eksi 20 santigrat derecede saklandı. mayıs 2014'te buzları başarıyla çözüldü.

bir yumurta ve yaşayan bir hayvan yeniden canlandırıldı. canlı hayvan iki haftanın ardından hareket edip yiyecek tüketmeye başladı. yumurtaysa 14'ü başarıyla çatlayan toplam 19 yumurta bıraktı. yumurtadan çıkan yeni doğmuş hayvanlarda herhangi bir kusur veya anormallik bildirilmedi.


buradan
devamını gör...

yeni video paylaşmış, iki gözümün çiçeği...
e: dakika 18:00 utançtan ölebilirim. maria o korkunç kitabı okumayı nasıl başardın?
devamını gör...

insanı yoran etkenlerdendir. sonunu kestiremediğimiz durumlar sürekli zihnimizde yer edinir ve orada oyalanır. bir olayın sonun kötü veya olumsuz olduğunu bilmek bile insanı bu kadar yıpratmaz. belirsizlik bir bataklık gibidir, düşündükçe batarsın.
devamını gör...

indirimsiz 23 yıl 9 ay hapis cezası iyi bir haber. en azıdan tecavüzcü suçunun cezasını çekecektir.
ancak medyanın kadına şiddeti körüklemesinde olduğu gibi sırf rating ve tıklanma sayısı için ntv yine taciz ve tecavüzü normalleştiren bir manşet atmıştır. 14 yaşındaki kız çocuğu yani çocuk. iki yetişkinin karşılıklı onayıyla gerçekleşen bir hamile bırakma yok ortada.
ntv'nin manşeti

14 yaşındaki kız çocuğunu hamile bırakan sanığına indirimsiz 23 yıl 9 ay hapis

olması gereken
çocuğa tecavüz eden sanığa indirimsiz 23 yıl 9 ay hapis
detay vermek istenirse
14 yaşındaki çocuğa tecavüz ederek hamile bırakan sanığa indirimsiz 23 yıl 9 ay hapis
tecavüz yazmaktan korkmayın!
devamını gör...

bir baltaya sap olamamış, kişilerden oluşan , devrim!!!! polisleri!...
devamını gör...

okuldan kaçtığımız bir gün yolda yürüyoruz, çoğumuzun elinde sigara. önümüzden birden bir polis geçti, bunu gören ve ilk kez okuldan kaçan tetenek bir arkadaşım korkuyla elindeki kitapları yere atıp polisten kaçmaya başladı. normalde asla sallamayacak olan polis başka yamuk bişey var sanıp arkadaşımın peşinden koşmaya başladı, biz de yalnız bırakamayacağımız için onların peşinden. polis 15 saniyede yakaladı bu salağı tabi, öfkeyle bağırdı:

"kızım niye kaçıyorsun?" arkadaşım resmen ağlayarak teslim oldu polise. sanki polisin umurunda, kendi başına açtığı iş bir yana polise de iş çıkardı. polis bizi alıp okula teslim etti, arkasından da veliler okula geldi tabi.

müdürün odasında öfkeli veliler ve müdürün önünde kendimi tutamayıp "polisten neden kaçıyorsun lan" diye arkadaşıma çıkışmaya başlayınca yaptığım eylemden zerre utanmadığımı anlayan matematik öğretmeni annemin bana bakışını unutmam mümkün değil.

hala kızgınım. uyuşturucu satıcısı mısın da kaçıyosun ya, saftirik osman. gerçi hala kendisiyle görüşürüm ve çok severim ama hala tetenek mi, tetenek.
devamını gör...

''bayramınızı enişten duygularımla kutlarım.''
devamını gör...

tüp çokokrem emmek.
devamını gör...

bağlamsızlaştırarak üç tane kavram seçelim: monizm (tekçilik), düalizm (ikicilik) ve de "aradaklık" (morfolojikman aykırılık içerse de, başka dilde - meselâ, ingilizce the in-between, in-betweenness - düşünerek türkçeye uyarladım). bağlamsızlaştırma derken bu kavramların geleneksel olarak imlediği şeyleri yoksaymayı anlıyorum. meselâ, plotinus'un her şeyi bir'e indirgeyen, bâzı islâmî düşünürlerin evreni vahdete "çöktüren" monistik yaklaşımlarını; descartes'ın düşünsel töz ile maddî töz arasında çizdiği katı düalistik sınırı unutun unutmasına ama emplike edilen düşünsel işlemi aklınızda tutun.

şimdi, indirgemeci yaklaşım aşağı yukarı monistiktir: gündelik olarak ayrı oldukları farzedilen iki şeyden birini diğerine indirgeyerek, yâni birinin işleyişinin diğerinin işleyişiyle büsbütün yahut önemli bir kısmıyla açıklanacağını öne sürer. bilinç, nörolojik birtakım süreçlere indirgenebilir, örneğin, bu görüşe göre. ortodoks marksizmin ekonomik belirlenimcilik tezini de analım: bütün toplumsal süreçler, her ama her unsuruyla, ekonomik altyapının yansımalarıdır.

bu bağlamda, düalistik yaklaşım da sorunludur: katı bir çizgi çekilir birbiriyle pekâlâ ilişkilendirilebilir iki öğe arasına... biraz (ortodoksal) dinî bir düşünüş şeklidir. madde ve ruh arasındaki katı ayrılığı düşünün. en basit, popüler (halkî) argümanlarda ruhun ölmezliği tezi buradan türetilir.

öte yandan, aradalık, - hafif bi' kelime oyunuyla - arada durmak daha zordur. zira burada, ara'da, iki unsur ne birbirine indirgenir ne de birbirini karşılıklı olarak izah etmelerinden vazgeçilir. biri diğerinin belirlenimlerini aşar ve onları içerir ama bu demek değildir ki bu aşmış unsur aştığına indirgenebilir. ne de aşılan unsur onu aşana geri döndürülemezcesine kollapse edilir; çünkü her ikisinin ayrı hüviyet ve mahiyeti vardır, elbette birbiriyle özsel olarak tesis ettikleri ilişkisellikleri de.

meselâ, elbette ki ruh diye bir şey vardır, fakat ruh, bedenin eskpresivitesinden, beden "sahib"inin nevi şahsına münhasır şekilde kendini bedenen dışavurum şeklinden ibârettir; madde dışı bir şey değildir, bedenin kendini özel bir şekilde ifâde ediş tarzıdır. bu hâliyle de tabiî ki sonludur, son'u gelir, yok olur gider. ancak ne ruh doğrudan bedene indirgenebilir, ne de beden ruh karşısında mânâsız bir et parçası olarak alınabilir.

hep arada durun ama orta yolcu da olmayın tabiî.
devamını gör...

özellikle son dönemlerde iyice popüler olmuş bir aktivitedir. kesinlikle googledan, sözlüklerden, hastanelerin risk grubunda olabilecek kişiler için ana sayfalarına koydukları kısa bilgilendirmeler okuyarak semptomları kendinize uydurarak belirli bir hastalığı yada fobiyi sahiplenmemiz gerekir.

son zamanlarda epeyce gözüme takılan bu konu hakkında uluslararası değerlendirme testlerini yapma yetkisi ve eğitimi olan birisi olarak sizlere bu konuda kendi tecrübelerimi aktarmak isterim.

öncelikle normal sınırlarının çok geniş olduğunu unutmamanız gerekir. bir takım konularda hassasiyetleriniz olması sizi psikolojik problemleri olan bir kimse yapmaz. karanlıktan rahatsız olabilirsiniz yada çok fazla suyla temas etmekten hoşlanmıyor olabilirsiniz bunlar hayatın içinde gayet olağan şeylerdir ancak ne zaman bu konu sizin hayatınız olağan akışı etkiliyor olur o vakit yalnızca alanında uzman bir psikiyatrist ile görüşebilirsiniz. bakın özellikle psikiyatrist olarak belirtiyorum çünkü başka hiç bir meslek grubunun özellikle psikolojik problemler ile ilgili tanı koyma yetkisi yoktur. psikologlar, pedagoglar, rehber öğretmenler aklınıza hangi meslek grubu geliyorsa psikolojik tabanlı olduğundan şüphelenen bir durumda tanı koyamaz. uluslararası geçerliği olan eğitimlere eşek yüküyle para ödeyerek katılıyoruz, zamanımızı veriyoruz ve üstüne lise, üniversite hayatınızda denk gelmeyecek kadar ağır sınavlara giriyoruz fakat bu eğitimler dahi bize tanı koyma yetkisi tanımıyor yalnızca hali hazırda tanı almış bireylere daha profesyonel yaklaşmamızı ve durumları daha analitik bir tabanda çözmek ve terapileri daha etkin şeklinde yürütmemize yardımcı oluyor. hali hazırda tanı almış kişilere müdahale edebilmek için bile insan üstü çaba harcadığımız dönemler oluyor anlayacağınız. youtube kanalları ve bilumum sosyal medya paylaşım sitelerinde bu kadar detaylı eğitim süreçlerinden geçmiş insanlar yazmıyor bu detayları unutmayın, kendinize haksızlık etmeyin.

ayrıca bunun cool olduğunu falan düşünüyorsanız düşünmeyin. her insanın bir takım hassasiyetleri, endişeleri, kaygıları ve korkuları olabilir bu bir hastalığa sahip olduğunuz anlamına gelmez yalnızca insan olduğunuz anlamına gelir ve her insan belirli dönemlerde bu tür zorluklarla mücadele etmektedir. hayatının belirli dönemlerinde belirli olgulardan rahatsız olan her insana tanı koymaya kalkılırsa dünya üzerinde sağlıklı kabul edebileceğimiz bir tane insan kalmaz.

belirli problemler artık hayatınızı yaşanmaz hale getiriyorsa örneğin; insan ilişkileriniz zayıfladığı için günlük yaşamsal faaliyetlerinizi sürdüremeyecek hale geldiyseniz, markete, bakkala, işe, okula gidemiyorsanız elbette bu risk grubunda olabilirsiniz ancak hala sosyal fobiye sahip olduğunuzu söyleyemezsiniz zira kendinize tanı koyabilecek kadar ne objektif yaklaşabilirsiniz ne de bu konuda tanı koyabilecek yetkinliğe sahipsiniz. işler çığrından çıkıyorsa en yakın psikiyatri kliniğinden randevu alıp probleminizi anlatarak bir uzmandan yardım isteyebilirsiniz. yapabilecekleriniz yalnızca bu kadardır.
devamını gör...

(bkz: yoldaş yoldaşa yürümez)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim