gelip gizliden gizliye katılınacak toplantıdır. inşallah bu sefer yine yanlışlıkla kamerayı açmam.* yoksa ifşa loading...
devamını gör...

selahaddin eyyubi kudus'u fethettiğinde kendisi için patlıcan kullanılarak yapılan yemektir. tersine çevrilen anlamında olduğu için bu anlamı almıştır. bugün bir grubun bir zümrenin bir kâfirler ordusunun yemeği olarak anılıyorsa bu onların başarısı değil bizim basiretsizligimizidir. yüzyıllardır yapılan bir arap yemeğinden başka bir şey değildir. aynı israil bayrağındaki yıldızın hz. davud'un mührü olupta bizim gorunce öcü görmüş gibi kacmamız gibi sahip çıkmadığımiz herşeyi bir başkasının sahiplenmesi durumudur.
devamını gör...

kazanırsam başka birine hediye edilmesini isteyeceğim elimde bir sürü kitap var başkası faydalansın . düzenliyeyim kazanırsam kankama hediye edeceğim kendisi şule gürbüz kitapları falan alacak .
devamını gör...

--- alıntı ---

einstein, newton ve pascal birlikte saklambaç oynamaktadır.

ebe olma sırası einstein'dadır ve gözlerini kapatır. 10'a kadar saydıktan sonra pascal koşarak kaçar ve saklanır. newton ise oldukça sakin bir şekilde, einstein'ın saydığı yerin önüne, yere her kenarı 1 metre olan bir kare çizer ve ortasına geçerek beklemeye başlar.

einstein 10'a ulaştığında gözlerini açar ve hemen "newton, seni buldum! ebe sensin!" diye bağırır. newton gülümser ve sakince şöyle söyler: "beni değil, metrekareye düşen newton'u buldun. yani senin bulduğun pascal'dır."

(onedio'dan alıntıdır)
--- alıntı ---
devamını gör...

eksik girilmiş başlık.

oraya ayaklarımın da 48 numara olduğunu girmen gerekirdi sayın yazar. anlatabildim mi?
devamını gör...

yokuştan arabayla çıkma beni aşırı derecede korkutuyor. bir anda arabanın bozulup ya da bir şekilde durup geri geri hızlı bir şekilde gidip herhangi bir şeye ya da bir yere çarparak duracağı düşüncesini aklımdan çıkaramıyorum.
devamını gör...

sıla özkan
devamını gör...

bir baktim ki karma puanım 500'e ermiş ,
heves ettim gezdim çarşıda rozetleri satır satır.
nihayet anladim ki, benim etim budum hiçmiş,
bir lord of the rings'e 1500 puan biçilmiş.
devamını gör...

orijinal adıl'élégance du hérisson olan, fransız yazar ve felsefe profesörü muriel barbery'nin (bkz: kirpinin zarafeti) romanından uyarlanan film*.

"paloma paris’te dış dünyanın hızlı temposundan uzak bir çevrede yaşayan 11 yaşında, oldukça zeki ve sıkkın br kızdır. 12.yaş gününde intihar etmeye karar veren paloma, ölümle randevusunun yaklaşmasına yakın ketum ve yalnız apartman görevlisi renée michel ve gizemli olduğu kadar elegan mösyö kakuro ozu gibi değişik karakterlerle tanışır. böylece paloma karamsar hayatını gözden geçirme şansı bulacaktır."filmin özeti için

filmin rotten tomatoes puanları da oldukça iyi. eleştirmen puanı:87 seyirci puanı:83.r.t.-->
fragman bende klasik bir dram filmi izlenimi uyandırdı. ve şimdiden merak ettim doğrusu.
devamını gör...

net olarak halıdır. evi dolu gösterir, halısız yaşamak; yaşamak değildir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dikkat cekme babında yapilmis hareket ki öyle de belirtilmis. boyle bir paylasima gerek var miydi esasinda yokmus. gorevinden alinmasina luzum var miydi bilemem ama bulundugu makam itibariyla yapacagi paylasimlara, bilhassa kullacagi gorsellere dikkat etmesi gerekliydi tabii ki. gorseldeki ablayi da kizarmis piliçe benzettim bu arada, masallah bayagi besili de bir sey.
devamını gör...

az kaldı, tüm kriterleri karşılayacağım*
devamını gör...

italyan yazar roberto calasso tarafından yazılmış olan eser. calasso'nun diğer eserlerinde üzerinde durduğu konu aslında bu eserde yeniden ortaya çıkıyor fakat edebi bir anlatıdan ziyade daha akademik bir dil tercih etmiş calasso. hristiyanlık çağının başlangıcından sonra yavaş yavaş ortadan kaybolan pagan tanrılarının modern çağda bir ibadet nesnesi olarak değil sanatsal ilham olarak yeniden doğuşunu irdeliyor ve 'mutlak edebiyat'ı temeline alıyor. ki yine de bu çalışmasındaki merkezi önemine rağmen, calasso “mutlak edebiyat” terimini “edebiyat” kelimesinin “bir tür ve üslup modeli” olarak geleneksel anlayışını sorguladığı bölüme kadar tam olarak tanımlamamıştır; daha ziyade, on sekizinci yüzyıldan beri edebiyat, bir tür “sadece kendi içinde temellenen ve her yere yayılan bir bilgi”ye dönüşmüştür. burada esas mesele; "her sınırı aşmak." calasso'nun deyimi ile “yalnızca ve münhasıran edebi kompozisyon yoluyla erişilebilir olduğunu iddia eden bir bilgi” haline gelmiştir. bağlı olmayan, herhangi bir görevden veya ortak amaçtan, herhangi bir sosyal faydadan muaf olarak tanımlanabilir.

edebi modernizmin ilkelerine aşina olmayanlar için basitçe ifade etmek gerekirse; edebiyatın fayda tanrısının önünde eğilmemesi, bunun yerine kendi ikonoklastik estetik amaçlarına hizmet etmesi gerektiği on dokuzuncu yüzyıl sonu avangardının temel varsayımlarından biriydi. "sanat için sanat" ifadesinde görüldüğü gibi. bununla birlikte, calasso, mutlak edebiyatı bir bilgi biçimi olarak tanımlarken, edebi modernizm daha geniş çapta asimile edildiğinden bir şekilde kaybolan bir anlayışı yeniden yaratmayı da hedefler. friedrich nietzsche'den charles baudelaire'a çok yönlü bir inceleme ile edebiyat ve tanrılar, form ve tanrısallık arasındaki bu okült ilişkiyi inceleme girişimi tamamen dipnotlara boğulmamış, biraz zorlama görünse bile okuması keyifli ve üzerine tartışmaya değecek bir eser.


una mattina del 1851, racconta baudelaire, parigi si svegliò con la sensazione che fosse successo «un fatto considerevole»: qualcosa di nuovo, qualcosa di «sintomatico», che però si presentava come un qualsiasi fait divers. nelle teste ronzava con insistenza una parola: rivoluzione. ora, si dava il caso che, a un banchetto commemorativo della rivoluzione del febbraio 1848, un giovane intellettuale avesse proposto un brindisi al dio pan. «ma che cosa c'entra il dio pan con la rivoluzione?» aveva chiesto baudelaire al giovane intellettuale. <ma come?» era stata la risposta.

«è il dio pan che fa la rivoluzione. è lui la rivoluzione». baudelaire insisteva: «allora non è vero che è morto da tanto tempo? credevo che si fosse sentita planare una grande voce al di sopra del mediterraneo, e che questa voce misteriosa, che si ripercuoteva dalle colonne d'ercole sino alle rive dell'asia, avesse detto al vecchio mondo: ıl dıo pan e morto». ma il giovane intellettuale non sembrava turbato. disse: «e una voce che corre. sono delle malelingue; ma non c'è niente di vero. no, il dio pan non è morto! il dio pan vive ancora, continuava alzando gli occhi al cielo con bizzarra tenerezza... tornerà. baudelaire chiosa: «stava parlando del dio pan come del prigioniero di sant'elena». ma il dialogo non era finito, baudelaire vuole sapere qualcosa di più: allora, non sarà forse che siete pagano?». ıl giovane intellettuale risponde con tracotanza: ma certo; ignorate forse che solo il paganesimo, se ben inteso, ovviamente, può salvare il mondo? occorre tornare alle dottrine vere, offuscate per un istante dall'infame galileo. d'altronde, giunone mi ha gettato uno sguardo favorevole, uno sguardo che mi ha penetrato sino all'anima. ero triste e melanconico in mezzo alla folla, mentre guardavo il corteo e imploravo con occhi amorosi quella bella divinità, quando uno dei suoi sguardi, benevolo e profondo, è venuto a risollevarmi e incoraggiarmi.

al che baudelaire aggiunge: giunone vi ha gettato uno dei suoi regards de vache, boopis ere.
devamını gör...

bununla birlikte anlamına gelen arapça kökenli olup iki cümleyi birbirine bağlayan bir edattır. günümüzde pek kullanılmayan lakin oldukça hoş bir söylemi olan edattır. türk dili ve edebiyatı yazarlarımızdan yakup kadri karaosmanoğlu ve reşat nuri güntekin, bu edatı, eserlerinde sıklıkla kullanmıştır.
devamını gör...

proboscis maymunları asya kıtası'nda yaşayan endemik bir hayvan türüdür ve bu kıtanın en büyük maymunlarındandır. erkek proboscisler genellikle 65-72 cm ve 30 kilo olurken, dişi proboscisler 60-61 cm ve 15 kg ağırlığındadırlar. onları bu kadar ilginç yapan burunları ise genellikle 10 cm civarındadır ama bu uzunluk dişilerde daha kısa olabilir. proboscisler burunlarını kendilerini dış tehlikelere karşı korumak ve iletişim kurmak için kullanırlar.

proboscis maymunları genellikle geniş bir topluluk haline yaşarlar ama bu topluluğun içinde küçük gruplarda vardır. her grupta bir erkek, birkaç dişi proboscis ve onların yavruları bulunur. her ne kadar topluluk haline hareket etseler de her grup kendi arasında yaşamını sürdürür. bazı durumlarda dişiler, yavrularını korumak için gruplarını terk edebilirler.
not: tip olarak biraz ali poyrazoğlu'nu andırıyor gibi geldi bana.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kaynak
devamını gör...

resmi belgede sahtecilikten iki yıldan beş yıla kadar hapis sebebi olabilecek site.
ayrıca bu sürede açıktan üniversite bitirme fırsatı olur, hayırlı olsun.
devamını gör...

(bkz: işsizlik)
(bkz: eğitimsizlik)
(bkz: ön yargı)
(bkz: aile baskısı)
(bkz: parasızlık)
(bkz: cehalet)
(bkz: gelecek kaygısı)
devamını gör...

böyle bir anda başlayan yağmurdan sonra ortaya çıkan harika kokudur. insanı doğaya aşık eder yaşama sevinci verir.
devamını gör...

öylesine bir ağaç gövdesi *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim