aleksitimi
en basit tanımı ile kişinin, duygularını fark etme, tanıma, ifade etme ve ayırt etme güçlüğü olarak tanımlanabilir.
aleksitimi terimi ilk olarak, 1973 yılında psikoterapist peter sifrenos tarafından kullanılmıştır.
aleksitimi hastalarında toplumsal yaşama yabancılık ve duygularını ifade etmekte güçlü çekme görülür. günlük yaşamda iletişim kurarken herhangi bir sorun yaşamazlar lakin duyguları ile bağ kurup bu duyguları ifade etmekte zorluk çekerler.
bu hastalarda, duyguları fark etme ve söze dökme güçlüğü, hayal kurma güçlüğü gibi olgular da karşımıza çıkar.
yapılan çalışmalarda beynin sağ yarım küresinde ve sağ-sol yarım küre arasındaki bağın bozulmasının aleksitimiye neden olduğu ortaya konulmuştur.
aleksitimi terimi ilk olarak, 1973 yılında psikoterapist peter sifrenos tarafından kullanılmıştır.
aleksitimi hastalarında toplumsal yaşama yabancılık ve duygularını ifade etmekte güçlü çekme görülür. günlük yaşamda iletişim kurarken herhangi bir sorun yaşamazlar lakin duyguları ile bağ kurup bu duyguları ifade etmekte zorluk çekerler.
bu hastalarda, duyguları fark etme ve söze dökme güçlüğü, hayal kurma güçlüğü gibi olgular da karşımıza çıkar.
yapılan çalışmalarda beynin sağ yarım küresinde ve sağ-sol yarım küre arasındaki bağın bozulmasının aleksitimiye neden olduğu ortaya konulmuştur.
devamını gör...
türkiye’nin girişine yazılması gereken söz
adaletsizlikler ülkesine hoş geldiniz.
devamını gör...
15 nisan 2021 türk askeri üssüne saldırı
ırak başika'da türk askerlerinin bulunduğu üsse saldırı düzenlendi. milli savunma bakanlığı'ndan (msb) yapılan açıklamada, 1 askerin şehit olduğu, 1 çocuğun da yaralandığı bildirildi.
bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"ırak’ın kuzeyinde bulunan başika (gedu) üs bölgesine bu gece saatlerinde roketli saldırı düzenlenmiştir. atılan üç roketten biri üs bölgesine, diğer ikisi köy içerisine düşmüştür. saldırıda bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, köyde yaşayan bir çocuk da yaralanmıştır. bölgede bir siha görevlendirilmiş ve gerekli tedbirler derhal alınmıştır. kahraman şehidimize allah’tan rahmet, değerli ailesine ve türk silahlı kuvvetlerimize başsağlığı ve sabır, yaralı çocuğumuza da acil şifalar diliyoruz."
buradan
devamını gör...
bilim bir gün tanrının varlığını somut olarak ispatlarsa olabilecek şeyler
inananlar için bir fırsat.. inanmayanlar için ise bir değeri olmayacaktır..
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
anadolumuza farklı bir bakış açısından bakmaya yarayan program. ben artık ışıl ışılım. iyi programlar.*
devamını gör...
ginger
yaş olanını grip ve nezle gibi virüs kaynaklı hastalıklar geçirdiğinizde, biraz limon,nane ve elma ile kaynatıp içerseniz,mevcut durumunuzu daha çabuk atlatabilirsiniz. toz halinde olanı ise bal'a karıştırmanızı öneririm. öksürük için birebir.
devamını gör...
spotify'a story özelliği gelmesi
geriye sadece story özelliği gelmeyen 2 site kalmıştır; e-devlet ve kafa sözlük. benjamin franklin elini çabuk tutarsa trendi yakalarız yoksa story özellığini biz getirdik diyerek sürü psikolojisine karşı olduğumuzu ifade ederiz.
devamını gör...
sevdalılar beni anlar
leyla ile mecnun (dizi) nedeniyle ağzıma takılan ferdi tayfurşarkısıdır.
ferdi tayfur hali:
leyla ile mecnun hali;
sözleri:
varlığının tiryakisi
yokluğunun delisiyim
beni senden mahrum etme
gözlerinin hastasıyım
sevgim yüce dağlar kadar
ıçerimde volkan kaynar
anlamazsın sen bebeğim
sevdalılar beni anlar
revamıdır harap olmak
aşkın ile her gün yanmak
gözyaşımdan başka nedir
seni sevip sensiz olmak
ferdi tayfur hali:
leyla ile mecnun hali;
sözleri:
varlığının tiryakisi
yokluğunun delisiyim
beni senden mahrum etme
gözlerinin hastasıyım
sevgim yüce dağlar kadar
ıçerimde volkan kaynar
anlamazsın sen bebeğim
sevdalılar beni anlar
revamıdır harap olmak
aşkın ile her gün yanmak
gözyaşımdan başka nedir
seni sevip sensiz olmak
devamını gör...
tutanak tutmak isteyen memurun başına gelenler
patara plajı bildiğiniz üzere kaş'ta bulunan, özel kumundan dolayı caretta caretta ların oldukça fazla yumurtladığı bir plaj. bu nedenle bu plaj aslında özel çevre koruma alanı.
maalesef buna rağmen, tarım orman-iş başkanı şükrü durmuş, bu plajdan, seralarda kullanılmak üzere 2 bin 168 kamyon kumun çalındığını iddia ediyor. bu durumu tespit eden onurlu memurlardan biri, bu olayı yargıya taşımak için kanıt toplama peşine düşüyor.
ancak ne hikmetse bölgenin akp ilçe başkanı tarafından memurun bu çabası engelleniyor. "burada tutanak tutmana gerek yok, biz bölge müdürünü aradık, hallettik" gibi cümlelerle olayın üzerini kapamaya çalışıyor. işini hakkıyla yapmak isteyen memur "değil bölge müdürü, sayın cumhurbaşkanımız gelse ben bu zaptı tutacağım" diyor.
peki memurun başına ne geliyor? önce ikamet ettiği lojmanından çıkarıyorlar, ardından kaymakam, memurun vermiş olduğu cevabı "cumhurbaşkanına hakaret" olarak değerlendiriyor * ve memuru işten çıkarmaya kalkışıyor. neyse ki sendika itiraz ediyor da memur işinden olmuyor.
peki sonuç ne?
- olaya göz yuman orman işletme şefi ve işletme müdürü hâlâ görevde.
- normal şartlar altında bir tek taş parçasının çalınmasının bile suç olduğu bu sahilden bu zamana kadar çalınan kumlar yüzünden başta caretta carettalar olmak üzere birçok canlının yaşam alanı zarar görmüş olabilir.
- bu ülkede işini hakkıyla yapmak istemek bile bir suç olmuş gibi görünüyor.
bu memurun başına gelenlerden sonra kaç kişi işini korkmadan hakkıyla yapabilecek? bir devlet memuru görevini yapabilmek uğruna nelerden vazgeçmeli? ve en önemlisi, bu ülke nereye gidiyor? kaynak
maalesef buna rağmen, tarım orman-iş başkanı şükrü durmuş, bu plajdan, seralarda kullanılmak üzere 2 bin 168 kamyon kumun çalındığını iddia ediyor. bu durumu tespit eden onurlu memurlardan biri, bu olayı yargıya taşımak için kanıt toplama peşine düşüyor.
ancak ne hikmetse bölgenin akp ilçe başkanı tarafından memurun bu çabası engelleniyor. "burada tutanak tutmana gerek yok, biz bölge müdürünü aradık, hallettik" gibi cümlelerle olayın üzerini kapamaya çalışıyor. işini hakkıyla yapmak isteyen memur "değil bölge müdürü, sayın cumhurbaşkanımız gelse ben bu zaptı tutacağım" diyor.
peki memurun başına ne geliyor? önce ikamet ettiği lojmanından çıkarıyorlar, ardından kaymakam, memurun vermiş olduğu cevabı "cumhurbaşkanına hakaret" olarak değerlendiriyor * ve memuru işten çıkarmaya kalkışıyor. neyse ki sendika itiraz ediyor da memur işinden olmuyor.
peki sonuç ne?
- olaya göz yuman orman işletme şefi ve işletme müdürü hâlâ görevde.
- normal şartlar altında bir tek taş parçasının çalınmasının bile suç olduğu bu sahilden bu zamana kadar çalınan kumlar yüzünden başta caretta carettalar olmak üzere birçok canlının yaşam alanı zarar görmüş olabilir.
- bu ülkede işini hakkıyla yapmak istemek bile bir suç olmuş gibi görünüyor.
bu memurun başına gelenlerden sonra kaç kişi işini korkmadan hakkıyla yapabilecek? bir devlet memuru görevini yapabilmek uğruna nelerden vazgeçmeli? ve en önemlisi, bu ülke nereye gidiyor? kaynak
devamını gör...
hüseyin rahmi gürpınar
sokak sokak, mahalle mahalle ii. meşrutiyet devri istanbul'unu bütün ayrıntılarıyla yansıtır. bu devre ait romanlarında istanbul'un büyük konak ve yalılarında yaşayan zengin insanlarından kenar semtlerdeki fakir halka varıncaya kadar paşalar, beyler, efendiler, dadılar, mürebbiyeler, alafranga züppeler, deliler, tulumbacı, yankesici, üfürükçü, külhanbeyi, dalkavuk, dilenci gibi toplumun hemen hemen her kesiminden yüzlerce insan çeşidi yer alır.
cumhuriyet öncesi yılların atlı tramvaylarını, kağıthane gezilerini, şehzadebaşı'ndaki ramazan eğlencelerini, yani eski istanbul'un folklorunu gözümüzün önüne getirir.
cumhuriyet öncesi yılların atlı tramvaylarını, kağıthane gezilerini, şehzadebaşı'ndaki ramazan eğlencelerini, yani eski istanbul'un folklorunu gözümüzün önüne getirir.
devamını gör...
legendary (yazar)
hoş gelmiş safalar getirmiş değerli dostum, çocukluk ve sıra arkadaşım. uzun yıllar burada yazarsın umarım.*
devamını gör...
inançsız olduğu halde kötü alışkanlıkları olmayan insan
gayet olağan bir insandır.
devamını gör...
fol
tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta ya da yumurta benzeri şeye denir.
devamını gör...
başlık açarken dikkat edilmesi gereken kurallar
... şöyle kadın , .... şöyle erkek vb. tarzı şeyler
devamını gör...
büyük iskender
büyük iskenderin hayatını okur iken beni en çok etkilemiş kısım kesinlikle kleitos olayı ve iskender'in acılar çekmesidir.
nedir bu kleitos olayı anlatalım o halde.
kleitos, bizim iskender'in çok yakın bir arkadaşı ve orduda büyük bir komutan. granikos savaşında bizim iskender'i öldürmek üzere olan düşman askerlerini bertaraf ederek iskender'in hayatını kurtarıyor, normalde daha iyi olması gereken arkadaşlık illişkileri daha da kötü bi hale bürünüyor bu olay sonrası.
çünkü bizim iskender, komutanların baskısını hissetmeye başlıyor ensesinde.
sahi, neden böyle bir şey oluyor? onu da açıklayayım, komutanlar, savaşta mağlup edilmiş olanları bir köle olarak görür iken, iskender onlara bir şans vererek onları bünyesine katmak ve onlara asla köle gözüyle bakmak istemiyor idi... e durum böyle olunca, iskender ve komutanlar arasında büyük bir görüş ayrılığı çıkıyordu ortaya, en büyük görüş ayrılığı ise, iskender'in en yakın dostu kleitos'a aitti.
sonrası mı? iskender bunu sezerek, onu devam ettiği seferlerden uzaklaştırmak amacı ile başka işlere yönlendirince, bir anda kıyamet koptu ve sevgili iskender ile, minnoş dostu kleitos ana bacı küfürler ederek birbirlerine girdiler. tabi diğer komutanlar ve askerler olayı ayırdılar, ama iş burada bitti mi? hayır.
çok yakın zamanda, bir gece eğlence sofrası kuruldu, içkiler içilliyor, yemekler yeniyor ve büyük ihtimalle "tek başıma 10 kişinin arasına daldım, göreceksin" gibi absürt sohbetler de dönüyordu muhakkak.
o sırada, sarhoş olan kleitos, iskender'e dönerek "bak bu sağ elim seni kurtardı..." dedikten hemen sonra, "senin baban zeus değil, zeus-amon" diyerek, kendi çapında "sen saf yunan değilsin, asya genlerin de var ahauha" gibi espriler yapmaya başlamış.
e koskoca iskender bu aşağılamaların altında kalır mı? "bak güzel kardeşim, terbiyeli takın, yoksa..." diye devam etmiş söze, ama kleitos zil zurna sarhoş, durdurabilir misin onu? iskender'e dönerek, "asyalılara davrandığımız gibi davranmamız lazım sana, sen burada bizimle aynı sofrada olmak yerine köleler ile oturmalıydın." deyince, işler korkunç bi hale bürünmüş ve iskender eline geçirdiği mızrağı, bizim kleitos'un boğazına saplamış.
olaylar durulmuş ama iskender'in canı daha da çok yanmaya başlamış, en yakın dostunu, onu savaşta kurtarmış bir yiğidi öldürdüğünü düşünüyormuş, birkaç kez intihar girişimleri olmuş ama en yakınındakiler bunu engellemeyi başarmışlar. iskender çadırından hiç çıkmaz, uyumaz ve yemek yemez olmuş, baya adam depresyona girmiş... sonra da bir akşam çadırından çıkıp, makedonya savaş meclisi'nin kendisini adil bir biçimde yargılamasını istemiş.
başarmış da, adil bir şekilde yargılamışlar onu ama kleitos'ta suç bulunmuş, olay kapanmış gitmiş gündemden, ama iskender'in eminim ki son nefesine kadar aklında kalmıştır.
nedir bu kleitos olayı anlatalım o halde.
kleitos, bizim iskender'in çok yakın bir arkadaşı ve orduda büyük bir komutan. granikos savaşında bizim iskender'i öldürmek üzere olan düşman askerlerini bertaraf ederek iskender'in hayatını kurtarıyor, normalde daha iyi olması gereken arkadaşlık illişkileri daha da kötü bi hale bürünüyor bu olay sonrası.
çünkü bizim iskender, komutanların baskısını hissetmeye başlıyor ensesinde.
sahi, neden böyle bir şey oluyor? onu da açıklayayım, komutanlar, savaşta mağlup edilmiş olanları bir köle olarak görür iken, iskender onlara bir şans vererek onları bünyesine katmak ve onlara asla köle gözüyle bakmak istemiyor idi... e durum böyle olunca, iskender ve komutanlar arasında büyük bir görüş ayrılığı çıkıyordu ortaya, en büyük görüş ayrılığı ise, iskender'in en yakın dostu kleitos'a aitti.
sonrası mı? iskender bunu sezerek, onu devam ettiği seferlerden uzaklaştırmak amacı ile başka işlere yönlendirince, bir anda kıyamet koptu ve sevgili iskender ile, minnoş dostu kleitos ana bacı küfürler ederek birbirlerine girdiler. tabi diğer komutanlar ve askerler olayı ayırdılar, ama iş burada bitti mi? hayır.
çok yakın zamanda, bir gece eğlence sofrası kuruldu, içkiler içilliyor, yemekler yeniyor ve büyük ihtimalle "tek başıma 10 kişinin arasına daldım, göreceksin" gibi absürt sohbetler de dönüyordu muhakkak.
o sırada, sarhoş olan kleitos, iskender'e dönerek "bak bu sağ elim seni kurtardı..." dedikten hemen sonra, "senin baban zeus değil, zeus-amon" diyerek, kendi çapında "sen saf yunan değilsin, asya genlerin de var ahauha" gibi espriler yapmaya başlamış.
e koskoca iskender bu aşağılamaların altında kalır mı? "bak güzel kardeşim, terbiyeli takın, yoksa..." diye devam etmiş söze, ama kleitos zil zurna sarhoş, durdurabilir misin onu? iskender'e dönerek, "asyalılara davrandığımız gibi davranmamız lazım sana, sen burada bizimle aynı sofrada olmak yerine köleler ile oturmalıydın." deyince, işler korkunç bi hale bürünmüş ve iskender eline geçirdiği mızrağı, bizim kleitos'un boğazına saplamış.
olaylar durulmuş ama iskender'in canı daha da çok yanmaya başlamış, en yakın dostunu, onu savaşta kurtarmış bir yiğidi öldürdüğünü düşünüyormuş, birkaç kez intihar girişimleri olmuş ama en yakınındakiler bunu engellemeyi başarmışlar. iskender çadırından hiç çıkmaz, uyumaz ve yemek yemez olmuş, baya adam depresyona girmiş... sonra da bir akşam çadırından çıkıp, makedonya savaş meclisi'nin kendisini adil bir biçimde yargılamasını istemiş.
başarmış da, adil bir şekilde yargılamışlar onu ama kleitos'ta suç bulunmuş, olay kapanmış gitmiş gündemden, ama iskender'in eminim ki son nefesine kadar aklında kalmıştır.
devamını gör...
sü uyur düşman uyumaz
sü (eski türkçe'de asker) uyur düşman uyumaz sözü, her an tetikte olunmalı, tedbiri elden bırakmamalı anlamına gelir.
devamını gör...
normal sözlük seni seviyorum mesajı etkinliği
devamını gör...
istanbul'da kartopu oynamanın yasaklanması
hazır birçok ilimiz beyaza bürünmüş ve küresel ısınmadan dolayı azıcık bir kar yağışına bile gözlerimizi parlatarak bakıyorken geçmişte uygulanan bir yasak haberini paylaşmak istedim.
1935 yılında yoğun kar yağışı halkı gündelik faaliyetlerini bile yapamayacak bir noktaya getiriyor. okullara gidilmiyor, işlere gitmek zaten güç, hatta istanbul boğazı'nın donduğu kayıtlara geçiyor. hâl böyle olunca kar'ın keyfini çıkarmak çocuklara kalıyor diyeceğimi sanmayın, yetişkinler de nasibini alıyor. kar topu savaşından dolayı kişiler yaralanınca ve hastaneler de bu yaralılarla dolunca yasak getiriliyor ve para cezası uygulanıyor.
tatlı bir yasak doğrusu.
1935 yılında yoğun kar yağışı halkı gündelik faaliyetlerini bile yapamayacak bir noktaya getiriyor. okullara gidilmiyor, işlere gitmek zaten güç, hatta istanbul boğazı'nın donduğu kayıtlara geçiyor. hâl böyle olunca kar'ın keyfini çıkarmak çocuklara kalıyor diyeceğimi sanmayın, yetişkinler de nasibini alıyor. kar topu savaşından dolayı kişiler yaralanınca ve hastaneler de bu yaralılarla dolunca yasak getiriliyor ve para cezası uygulanıyor.
tatlı bir yasak doğrusu.
devamını gör...

