diderot etkisi
satın aldığımız her yeni şeyin bizi başka yeni şeyler almaya teşvik ettiğini anlatmak için kullanılan bir kavramdır. her alışverişin birbirini tetiklemesi yani basit bir örnekle; yeni aldığımız elbiseye uygun ayakkabı, çanta, takı hatta mont almamız diderot etkisidir.
devamını gör...
metal müziğin boş insan işi olması
bunu diyen eleman nick altının sol frame’e gelmemesini eleştirir bir de. sen çok dolu insansın dimi? *
alın şunu pistten rica ediyorum!!!
alın şunu pistten rica ediyorum!!!
devamını gör...
doksanlı yılların pop müziği
sırrı hala çözülememiş bir güzelliktir.
biz pandemiden önceleri ofiste çalışırken ara sıra arkadaşımla "hadi bugün 90'lar dinleyelim" derdik...
bence 90'larda sadece şarkılar değil, insanlar ve dünya da daha güzeldi...
90'ları özleyenlere gelsin...
biz pandemiden önceleri ofiste çalışırken ara sıra arkadaşımla "hadi bugün 90'lar dinleyelim" derdik...
bence 90'larda sadece şarkılar değil, insanlar ve dünya da daha güzeldi...
90'ları özleyenlere gelsin...
devamını gör...
aşık mahzuni şerif
...
ben insanlar dargınıyım
dertlilerin yorgunuyum
sanki felek vurgunuyum
bu halime gülen zalım.
...
sonsuzluğa gittiği günü hatırladım yine, babamın radyodan türkülerini dinleyişini, eşlik edişini... ne çok severim dinlemeyi, söylemeyi. can mahzuni şerif 19 yıl olmuş sen gideli. saygı, sevgi ve rahmetle. devrin daim olsun.
ben insanlar dargınıyım
dertlilerin yorgunuyum
sanki felek vurgunuyum
bu halime gülen zalım.
...
sonsuzluğa gittiği günü hatırladım yine, babamın radyodan türkülerini dinleyişini, eşlik edişini... ne çok severim dinlemeyi, söylemeyi. can mahzuni şerif 19 yıl olmuş sen gideli. saygı, sevgi ve rahmetle. devrin daim olsun.
devamını gör...
girişim
genel olarak "bir işe girişmek, başlamak" anlamlarında kullanılan, fizikte ise çok sayıda dalganın üst üste bindiği durumu ifade eden sözcük.
fizikteki girişim olayının olası 2 sonucu vardır:
1- farklı dalgaların tepeleri ve çukurları üst üste binerek birbirini güçlendirir. buna yapıcı girişim denir.
2- farklı dalgalardan birinin tepesi diğerinin çukuruna denk gelir ve birbirini zayıflatır ya da sönümler. buna da yıkıcı girişim denir.

(görsel, atomevren. com'dan alıntıdır.)
edit: link düzeltildi. teşekkürler @head
fizikteki girişim olayının olası 2 sonucu vardır:
1- farklı dalgaların tepeleri ve çukurları üst üste binerek birbirini güçlendirir. buna yapıcı girişim denir.
2- farklı dalgalardan birinin tepesi diğerinin çukuruna denk gelir ve birbirini zayıflatır ya da sönümler. buna da yıkıcı girişim denir.

(görsel, atomevren. com'dan alıntıdır.)
edit: link düzeltildi. teşekkürler @head
devamını gör...
sokaklarda amaçsızca dolaşan dayılar
sen kimsin ki allah'ın yarattığı kulun gerekli olup olmadığına karar veriyorsun? kimin yaşayıp yaşanmayacağına neye göre karar veriyoruz? engelliler gününde, hayvan hakları konusunda, kadına şiddet konusunda duyar kasanlarin kendi ebeveynleri ya da akrabaları ile yaşadıkları sorun üzerinden genelleme yapması da bi'tuhaf.
gerektiğinde
torununu okuldan almaya gider, gerektiğinde kargo gelecek diye sabahtan akşama evi bekler, gerektiğinde mahallenin yaşlı teyzelerinin elektrik parasını yatırır, hanımının yanında sohbet ve hayat arkadaşıdır, hanımı yoksa yalnızlığını kimseye yük olmadan gecirmeye calisiyordur, gerektiğinde senin yıllar sonra o yaşlara geldiğinde ancak ucundan kıyısından anlayabilecegin hayat tecrübesini anlatır. çevremdeki yaşlı dul teyzeler hep aynı şeyi söylüyor "keşke şuracıkta hiç ses etmeden yine öyle felçli yatsaydi da başımda olsaydı." çok biliyorsunuz hayatı kimin yaşamayı hak edip etmediğini.
çok biliyorsan sen git gez toz evropalari da kendi torunlarına anlat bakalım o engin hayat bilgini. şimdi sen nasıl yok dolar yükseldi yok tayyip yolsuzluk yapıyor vs diye burada hayatı istediğin gibi yasayamadigindan şikayetçi isen o da o yaşlarda sikayetciydi işte. artık nasıl zorluklar yasadiysa şu iktidarı bile begenebiliyor. bakalım sen o yaşa gelince hangi iktidarın etegini öpüp ağzının orta yerine telefonu sokacaksin.
"allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semada bulunanlar da size rahmet etsinler hz. muhammed.
gerektiğinde
torununu okuldan almaya gider, gerektiğinde kargo gelecek diye sabahtan akşama evi bekler, gerektiğinde mahallenin yaşlı teyzelerinin elektrik parasını yatırır, hanımının yanında sohbet ve hayat arkadaşıdır, hanımı yoksa yalnızlığını kimseye yük olmadan gecirmeye calisiyordur, gerektiğinde senin yıllar sonra o yaşlara geldiğinde ancak ucundan kıyısından anlayabilecegin hayat tecrübesini anlatır. çevremdeki yaşlı dul teyzeler hep aynı şeyi söylüyor "keşke şuracıkta hiç ses etmeden yine öyle felçli yatsaydi da başımda olsaydı." çok biliyorsunuz hayatı kimin yaşamayı hak edip etmediğini.
çok biliyorsan sen git gez toz evropalari da kendi torunlarına anlat bakalım o engin hayat bilgini. şimdi sen nasıl yok dolar yükseldi yok tayyip yolsuzluk yapıyor vs diye burada hayatı istediğin gibi yasayamadigindan şikayetçi isen o da o yaşlarda sikayetciydi işte. artık nasıl zorluklar yasadiysa şu iktidarı bile begenebiliyor. bakalım sen o yaşa gelince hangi iktidarın etegini öpüp ağzının orta yerine telefonu sokacaksin.
"allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semada bulunanlar da size rahmet etsinler hz. muhammed.
devamını gör...
karınca
karıncalar.. karıncaların dünya üzerindeki nüfusları ile ilgili şehir efsanesi diyebileceğimiz düzeyde çokça bakış açısı bulunuyor. hemen hemen hepimiz duymuşuzdur; "dünyada bulunan tüm karıncaları tartmamız mümkün olsaydı eğer, karıncaların kütleleri dünyamızda yaşayan insanların kütlesiyle eş değer olurdu." şeklinde düşünceler dahi bulunmaktadır. bu düşünce çokça münazaraya konu olmuştur.
bu mevzu aslında büyük bir araştırmanın neticesi olarak ortaya çıkmış durumda. ve dünyadaki büyük üniversitelerde görev yapan bir çok profesör tarafından da bu düşünce kanıksanmış durumda. bu kanıyı karıncaların varlığının boyutunu hatırlatmak amacıyla bir kenara bırakalım. karıncaların her mevsime uygun yaşam koşullarına ayak uyduramadığı hepimizin malumu. özellikle yağışlı ve karlı havalarda ortalarda pek görünmezler. ülkemizde karıncalar yaz mevsimlerinde çalışmaya başlayan canlılardır. ve bu durum karıncalar için dezavantaj olarak görünmekte. ancak bu büyük olumsuz koşula rağmen dünya üzerindeki sayılarının çokluğunun sebebi, azimli, hırslı, taktiksel kurallara bağlı, ortak yaşama uygun, görev bilincine sahip olmalarından kaynaklıdır. karıncaların esasında sadece iç güdüsel hareket etmedikleri de ortada.
karıncaların şekerli maddeleri sevdikleri bilinen bir şey. nektar ve bitki sıvılarını özellikle ararlar. yapraklardaki bitlerin üretimi olan özüte asla karşı koyamazlar, bu onlar için büyük bir besin kaynağı ve anlaşılan oldukça da lezzetli. herhangi bir yerde yaprakların altına doğru akın eden karıncaları görürseniz eğer bilin ki yapraklar umurlarında değil. akın ettikleri şey yaprak bitlerinin ürettikleri özüttür. yapılan araştırmalara göre, karıncaların bu özüt üretimini yapan bitleri yuvalarına dahi götürdükleri görülmüştür. hatta karıncalar özüt üreten bitleri yuvalarına götürürler.
işin garibi şudur ki; bazı karıncalar buldukları bitkileri tüketmezler, onlarla beslenmezler. aksine çiftçilik ve tabiri caizse tarımla uğraşırlar. yaprak kesen karıncalar bulunur. bu karıncalar yaprağı adeta bir oduncunun, odunu kestiği gibi keserler. bunlardan daha kuvvetli olan karıncalar ise oduncu karıncaların kestiklerini yuvaya taşımakla meşgul olurlar. yuvalarına taşıdıkları bu yaprak parçalarını, tükürükleriyle çiğnerler. daha sonra dışkıları ile yoğururlar ve ortaya çıkan hamurumsu madde ile yuvalarındaki mantarları besler ve büyütürler.
şu anda dünya üzerinde tespiti yapılmış ve sınıflandırılmış olan 12 binin üzerinde karınca türü vardır. tespiti yapılanların dışında kalanların 2000 civarında olduğu, yani toplamda 14 bin tür karıncanın var olduğu tahmin edilmektedir. dünya üzerindeki hemen hemen her toprak parçasında karıncaların var olduğu bilinmektedir.
kaynakça:
1- tr.wikipedia.org/wiki/Kar%C...
2- www.bilimlebak.com/
3- www.olaganustukanitlar.com/...
bu mevzu aslında büyük bir araştırmanın neticesi olarak ortaya çıkmış durumda. ve dünyadaki büyük üniversitelerde görev yapan bir çok profesör tarafından da bu düşünce kanıksanmış durumda. bu kanıyı karıncaların varlığının boyutunu hatırlatmak amacıyla bir kenara bırakalım. karıncaların her mevsime uygun yaşam koşullarına ayak uyduramadığı hepimizin malumu. özellikle yağışlı ve karlı havalarda ortalarda pek görünmezler. ülkemizde karıncalar yaz mevsimlerinde çalışmaya başlayan canlılardır. ve bu durum karıncalar için dezavantaj olarak görünmekte. ancak bu büyük olumsuz koşula rağmen dünya üzerindeki sayılarının çokluğunun sebebi, azimli, hırslı, taktiksel kurallara bağlı, ortak yaşama uygun, görev bilincine sahip olmalarından kaynaklıdır. karıncaların esasında sadece iç güdüsel hareket etmedikleri de ortada.
karıncaların şekerli maddeleri sevdikleri bilinen bir şey. nektar ve bitki sıvılarını özellikle ararlar. yapraklardaki bitlerin üretimi olan özüte asla karşı koyamazlar, bu onlar için büyük bir besin kaynağı ve anlaşılan oldukça da lezzetli. herhangi bir yerde yaprakların altına doğru akın eden karıncaları görürseniz eğer bilin ki yapraklar umurlarında değil. akın ettikleri şey yaprak bitlerinin ürettikleri özüttür. yapılan araştırmalara göre, karıncaların bu özüt üretimini yapan bitleri yuvalarına dahi götürdükleri görülmüştür. hatta karıncalar özüt üreten bitleri yuvalarına götürürler.
işin garibi şudur ki; bazı karıncalar buldukları bitkileri tüketmezler, onlarla beslenmezler. aksine çiftçilik ve tabiri caizse tarımla uğraşırlar. yaprak kesen karıncalar bulunur. bu karıncalar yaprağı adeta bir oduncunun, odunu kestiği gibi keserler. bunlardan daha kuvvetli olan karıncalar ise oduncu karıncaların kestiklerini yuvaya taşımakla meşgul olurlar. yuvalarına taşıdıkları bu yaprak parçalarını, tükürükleriyle çiğnerler. daha sonra dışkıları ile yoğururlar ve ortaya çıkan hamurumsu madde ile yuvalarındaki mantarları besler ve büyütürler.
şu anda dünya üzerinde tespiti yapılmış ve sınıflandırılmış olan 12 binin üzerinde karınca türü vardır. tespiti yapılanların dışında kalanların 2000 civarında olduğu, yani toplamda 14 bin tür karıncanın var olduğu tahmin edilmektedir. dünya üzerindeki hemen hemen her toprak parçasında karıncaların var olduğu bilinmektedir.
kaynakça:
1- tr.wikipedia.org/wiki/Kar%C...
2- www.bilimlebak.com/
3- www.olaganustukanitlar.com/...
devamını gör...
7 mayıs 2021 bazı marketlerin ped satışını durdurması
omg!komedi gibi...pet satışının yasaklanmasının ardından bir sonraki haber türkiye kana bulandı.
bu kadınlar çok oldu, pandemi döneminde de regl olmasınlar canım mantığıyla yapılmış olsa gerek. biri bu kararları alan adamlara keyfimizden regl olmadığımızı anlatsın. ped, tampon tıpkı tuvalet kağıdı gibi temel ihtiyaçtır.
bunun üstüne prezervatif ve doğum kontrol haplarını da yasaklayalım. ortalığa kanamamız yetmediği gibi aynı zamanda az olan türkiye nüfusunu karantina döneminde 5'e katlayalım.
biri şunlara temel ihtiyaçlar nedir ve insan fizyolojisi konusunda ders versin.
bu kadınlar çok oldu, pandemi döneminde de regl olmasınlar canım mantığıyla yapılmış olsa gerek. biri bu kararları alan adamlara keyfimizden regl olmadığımızı anlatsın. ped, tampon tıpkı tuvalet kağıdı gibi temel ihtiyaçtır.
bunun üstüne prezervatif ve doğum kontrol haplarını da yasaklayalım. ortalığa kanamamız yetmediği gibi aynı zamanda az olan türkiye nüfusunu karantina döneminde 5'e katlayalım.
biri şunlara temel ihtiyaçlar nedir ve insan fizyolojisi konusunda ders versin.
devamını gör...
bebeklerin yüzünü emojiyle kapatmak
ıyi bir sey. nazardan öte çocukları teşhir etmenin önüne gecer.
devamını gör...
e-kitap vs normal kitap
en son ne zaman kitap aldığımı hatırlamıyorum bile. e-kitaplara o kadar alışmışım ki insanlar ne kadar şikayetçi olurlarsa olsunlar birçok yönden avantajı var bana göre. ulaşımı gayet kolay, çoğu zaman ücretsiz, kitap içerisinde bölüm/cümle ya da kolayca kelime aramak mümkün, altını çizdiğiniz yerleri ayrıca görebilme şansı var, saklaması kolay ve kendinizce notlar ekleyebilirsiniz. kimi bunları sever kimi normal kitabı. çok da şey yapmamak lazım.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
kendimi tanıyamaz hale geldim sözlük.değişiyorum,değişmekten korkuyorum.geleceği düşünmekten anı yaşayamıyorum.bilinmezlik hissinden hoşlanıyorum bu yüzden her şey daha katlanılabilir hale geliyor.sevdiğim insanlardan kendimi bir anda uzaklaştırıp,yalnızlaştırabiliyorum.dilerim birkaç ay sonra bi şeyler kesinleşmiş olur ve daha rahat olurum.
devamını gör...
medeniyet göstergesi detaylar
a. yaşlı, engelli ve hamile insanlara yer vermek,
b. yayalara yol önceliği tanımak,
c. engelliler için tasarlanmış bölümleri (yaya yolu-kaldırım, otopark vb) işgal edecek girişimden uzak durmak, her kaldırımda bir rampa olması.
ç. kaldırımlarda kalabalık halde yürüyüp insanları engellememek,
d. bir yerde toplanıp, çevreyi rahatsız edecek şekilde sesler çıkarmamak,
e. izmarit, sakız gibi çöpleri yerlere atmak ve yerlere tükürmemek,
f. toplu ulaşım yapılan araçlarda yüksek sesle müzik dinlememek,
g. toplu ulaşım araçlarında kapı ağzında bekleyip insanları engellememek gibi birçok durumlar önemli detaylardır.
ğ. bir yere girmeden önce kapı tıklatmak. kendiniz eviniz dahil olsa, dolu bir odaya girerken kapı mutlaka tıklatılmalı ve gel/müsait değilim çağrısına uyulmalıdır,
h. karşı tarafın fikirlerine saygı duymasanız bile fikirleri hakkında kötüleyici herhangi girişimde bulunmamak. *
ğ maddesini genelde ofis tipi halka açık ama kısmen kapalı mekanlarda uygularız (şartlar oluşmuşsa tıklatmaya gerek yok) ama ev halkı tarafından çoğunlukla da uygulamayan bir davranıştır. aile bağlarından gelen yakınlıktan dolayı yani bir nevi "evin insanısın" mantığından kaynaklıdır. şahsen kendi evimde olsa her seferinde kapıyı tıklatırım, yapılmasını da tavsiye ederim.
b. yayalara yol önceliği tanımak,
c. engelliler için tasarlanmış bölümleri (yaya yolu-kaldırım, otopark vb) işgal edecek girişimden uzak durmak, her kaldırımda bir rampa olması.
ç. kaldırımlarda kalabalık halde yürüyüp insanları engellememek,
d. bir yerde toplanıp, çevreyi rahatsız edecek şekilde sesler çıkarmamak,
e. izmarit, sakız gibi çöpleri yerlere atmak ve yerlere tükürmemek,
f. toplu ulaşım yapılan araçlarda yüksek sesle müzik dinlememek,
g. toplu ulaşım araçlarında kapı ağzında bekleyip insanları engellememek gibi birçok durumlar önemli detaylardır.
ğ. bir yere girmeden önce kapı tıklatmak. kendiniz eviniz dahil olsa, dolu bir odaya girerken kapı mutlaka tıklatılmalı ve gel/müsait değilim çağrısına uyulmalıdır,
h. karşı tarafın fikirlerine saygı duymasanız bile fikirleri hakkında kötüleyici herhangi girişimde bulunmamak. *
ğ maddesini genelde ofis tipi halka açık ama kısmen kapalı mekanlarda uygularız (şartlar oluşmuşsa tıklatmaya gerek yok) ama ev halkı tarafından çoğunlukla da uygulamayan bir davranıştır. aile bağlarından gelen yakınlıktan dolayı yani bir nevi "evin insanısın" mantığından kaynaklıdır. şahsen kendi evimde olsa her seferinde kapıyı tıklatırım, yapılmasını da tavsiye ederim.
devamını gör...
pis kokuyormuş gibi duran ünlüler
bartu küçükçağlayan
devamını gör...
hata yapmayı kazanım olarak görmek
her hata doğruyu nasıl yapacağımızı öğretir. öğrenmek biraz da ne yapmayacağımızı bilmekten geçer.
devamını gör...
nadide hayat
2015 yapımı çağan ırmak'ın yönetmenliğini üstlendiği senaristliği yine çağan ırmak ve ali demirel'e ait komedi, aile filmi.
oyuncular,
demet akbağ
yetkin dikinciler
ümit erlim
sevil akı
suzan kardeş
nadide (demet akbağ) ellili yaşlarda, taze dul ve hayattan oldukça sıkılmış orta yaş krizine girmiş bir ev hanımıdır. artık toplumun ve ailesinin ondan beklediği evinde oturup torun bakması, günler yapması, yine çoluğu çoğu için kaygılanıp hayatlarını kolaylaştırmaya çalışmasıdır. denerde aslında ama yapamaz. kendini oyalamak için bir çok kursa gider, bir çok etkinliğe katılır, torunuyla, çocuklarıyla zaman geçirir yine de olmaz.
ve hayatını değiştirecek o haberi görür. üniversite affı. yıllar önce bıraktığı su ürünleri bölümüne geri dönmeyi hayal eder karetta karettalar çağırır onu adeta. ne yaşına ne de çevre baskısına ne de okula gittiğinde karşılaştığı tavırlara aldanmaz tutunur hayallerine.
çekimler istanbul üniversitesi ve muğla'da yapılmıştır. ikinci hayatını yaşayan nadide hanım muğla'ya genç öğrencilerle bir göreve gider haşarı, haylaz, sorumsuz bir ekip değişik esrarengiz bir kaptan ve bir hocayla başlar macera. komik diyaloglar eğlenceli olayların içine çekilir durur hazır cevap ve bir o kadarda zeka küpü nadide.
demet akbağ benim hayran olduğum nadir oyunculardan. adeta yaşamış bu rolü. filmde o kadar cuk oturan detaylar, hayat dersleri, insanı sarsan gerçekler var ki ben yine bunlara odak izledim, izliyorum. mesajı olan filmlere zafım büyük. beni iyi hissettiren filmler arasında. bu ara pek ihtiyacım var buna. neysem bana göre keyifli bir film umarım sizlerde beğenirsiniz.
iyi seyirler...
oyuncular,
demet akbağ
yetkin dikinciler
ümit erlim
sevil akı
suzan kardeş
nadide (demet akbağ) ellili yaşlarda, taze dul ve hayattan oldukça sıkılmış orta yaş krizine girmiş bir ev hanımıdır. artık toplumun ve ailesinin ondan beklediği evinde oturup torun bakması, günler yapması, yine çoluğu çoğu için kaygılanıp hayatlarını kolaylaştırmaya çalışmasıdır. denerde aslında ama yapamaz. kendini oyalamak için bir çok kursa gider, bir çok etkinliğe katılır, torunuyla, çocuklarıyla zaman geçirir yine de olmaz.
ve hayatını değiştirecek o haberi görür. üniversite affı. yıllar önce bıraktığı su ürünleri bölümüne geri dönmeyi hayal eder karetta karettalar çağırır onu adeta. ne yaşına ne de çevre baskısına ne de okula gittiğinde karşılaştığı tavırlara aldanmaz tutunur hayallerine.
çekimler istanbul üniversitesi ve muğla'da yapılmıştır. ikinci hayatını yaşayan nadide hanım muğla'ya genç öğrencilerle bir göreve gider haşarı, haylaz, sorumsuz bir ekip değişik esrarengiz bir kaptan ve bir hocayla başlar macera. komik diyaloglar eğlenceli olayların içine çekilir durur hazır cevap ve bir o kadarda zeka küpü nadide.
demet akbağ benim hayran olduğum nadir oyunculardan. adeta yaşamış bu rolü. filmde o kadar cuk oturan detaylar, hayat dersleri, insanı sarsan gerçekler var ki ben yine bunlara odak izledim, izliyorum. mesajı olan filmlere zafım büyük. beni iyi hissettiren filmler arasında. bu ara pek ihtiyacım var buna. neysem bana göre keyifli bir film umarım sizlerde beğenirsiniz.
iyi seyirler...
devamını gör...
şu ana kadar yaptığınız en saçma şey
bi ara hoşlandığım bir çocuk vardı ama o kişinin sevgilisi vardı zaten bana asla bakmazdı. ben de onun fotoğraflarıyla ve ismiyle bir instagram hesabı açıp bi kendimden ona , bi ondan kendime mesajlar yazıyordum. ara sıra internetten bulduğum güzel sözleri story'sine atıp kendimi etiket yapıyordum. 2 buçuk sene boyunca kendi kendimle sevgili olmuştum.
devamını gör...
18 yaşında olup çok fazla ilişkisi olmamış olan insan
utangaç insandır çekingen insandır veya ilişki istemeyen insandır vakti olmayan insandır. doğru insanı bekleyen insandır.
devamını gör...
giden değil kalandır terk eden
murathan mungan tarafından yazılmış bir şiirin içinde geçen sözlerinden biridir. munganın bir çok şiiri gibi bununda üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor.
şiir olarak okumamış olanlar belki yeni türkü'den şarkı olarak dinlemiştir. ben şiir ve şarkı halleride bırakıyorum.
"giden mi suçludur herzaman?
ne zaman başlar ayrılıklar
dostluklar biter ne zaman
her geçen gün bir parça daha
aldı götürdü bizden
aynı kalmıyordu hiçbir şey
değişiyordu herşey
kendiliğinden
artık çözülmüştü ellerimiz
artık bölünmüştü yüreğimiz
birimiz söylemeliydi bunu
ötekini incitmeden
kimdi giden kimdi kalan
aslında giden değil
kalandır terkeden
giden de
bu yüzden gitmiştir zaten"
murathan mungan
şiir olarak okumamış olanlar belki yeni türkü'den şarkı olarak dinlemiştir. ben şiir ve şarkı halleride bırakıyorum.
"giden mi suçludur herzaman?
ne zaman başlar ayrılıklar
dostluklar biter ne zaman
her geçen gün bir parça daha
aldı götürdü bizden
aynı kalmıyordu hiçbir şey
değişiyordu herşey
kendiliğinden
artık çözülmüştü ellerimiz
artık bölünmüştü yüreğimiz
birimiz söylemeliydi bunu
ötekini incitmeden
kimdi giden kimdi kalan
aslında giden değil
kalandır terkeden
giden de
bu yüzden gitmiştir zaten"
murathan mungan
devamını gör...
ivan pavlov
babam ne zaman çayı demleyip bir bardak çay alıp bilgisayarının başına otursa, çayı bitince çay kaşığını bardağın içerisine koyarken vurarak kaşıkla ses çıkartır. ben de kalkıp ona çay getiririm. pavlov görse gözleri dolar.
devamını gör...
