bravo!madalya takılmalı bu adama!
devamını gör...

sor bakalım yakışıklı bakire kız isteyen arkadaş bakir miymiş?
devamını gör...

bir virüsün ağırlığı 0,85 attogam veya 0,85 × 10 - 18 gram. çarpım tablosunu beş senede ancak öğrenen vatan evlatlarına biraz eziyetli gelecek.
hesabı yapanlardan alınan verilere göre bir adet virüs eşittir bir gramın trilyonda birinin milyarda biri oluyor. bir ana kuzusunu hasta etmek için 70 milyar adet virüs gerekiyor, bu da 0,0000005 gram çekiyor. şu an dünyayı sızım sızım sızlatan vaka sayısına bakılırsa bir insan evladı ortalama 2 gram virüsle kavga ediyor.

not : şu kadarcık virüse karşı o kadar nükleer silah, o kadar akıllı ya da aptal füze, bu kadar ordu, her milletten devletten onca istihbaratçı, komando, piyade hiçbir fayda gösteremiyor.
devamını gör...

bir tane, bakın bir tane basın yayın sektöründe çalışan kişinin de çıkıp melih bey böyle bir şey yazmışsınız yoksa sizin de mi haberiniz yoktu diye kendisine sormaya cesaret edemeyeceğini bildiğinden, çünkü koca ülkede bir tane gerçek gazeteci ya da muhabir kalmadığından çok haber niteliği taşımamaktadır.
devamını gör...

sokrates'in devlet anlayışını konu eden bir platon kitabı. her ne kadar ilgili kitapta geçen devlet anlayışının "evrensel" olduğu çoğunluk kitapseverler tarafından iddia edilse bile, bu gerçeği yansıtmıyor. örneğin kitapta geçen devlet anlayışını bugün uygulayabilmemiz için, 1000-2000 yıl öncesine dönmemiz lazım(yani teknoloji ve diğer bazı unsurların yok olması lazım). yani sokrates kendi döneminin aklıyla bir devlet anlayışı ortaya koymuş durumda. bu yüzden her ne kadar kitabı okumuş olsam bile, ilgimi pek çeken kitap değildi. çünkü kitapta anlatılanların * çoğunluğunun bugün uygulanamayacağını biliyordum. zaten bunu bekliyordum, sokrates'in günümüze dahi ışık tutabilecek bir anlayış sunması için, kendi döneminde 1000-2000 yıl sonraki insanlar kadar ileri görüşlü olması lazım. sokrates çok zeki bir adam, fakat bu kadar da ileri görüşlü olduğunu söylemek aşırıya kaçar. velev ki, sokrates'in devlet anlayışı günümüzdeki devletlere bile ilham verecek denli "ileri görüşlü bir anlayış" olsaydı bile, bu devlet anlayışını hiç kimse uygulamayacaktı. çünkü platon bu anlayışı daha kendi döneminde uygulamaya çalışmış, ama başarılı olamamıştır. bu yüzden aslında kitap, muhtevası açısından, ne kendi dönemine ne de bizim döneme ışık tutmuyor. gelen övgülere bakarak, bu kitabın açıkça abartıldığını söylemek mümkün.
devamını gör...

insan gözüne güzel gelmeyeni sev(e)miyor.
bir yaştan sonra pek takmamak lâzım.
zamanla geçer.
devamını gör...

düşünceleriyle ve tanımlarıyla kendime çok yakın bularak takibe aldığım yazarımızdır kendisi.
ayrıca nicki, hayal dünyasının ne kadar ilginç olduğunun bir göstergesi diye düşünüyorum....
sevimli birileri, hep böyle mutlu olunuz sevgili yazar! (bkz: swh)
devamını gör...

siyasi duruşu merak edilen sözlüğün yaptığıdır.
alın işte siyasi duruş.

+1 ile ben de oradayım.
devamını gör...

bir dönem birinci ligde* iddialı ve sağlam olan, rıdvan dilmen'in de o kadrodan çıkıp fenerbahçe'ye transfer olduğu futbol kulübü, istanbul ilçesi.

hatta rıdvan bir röpörtajında, balık yemeyi "sarıyer" sayesinde adet edindiğini ve sevdiğini söylemiştir.
devamını gör...

tavsiyeyi al bildiğini oku.
devamını gör...

içim güzel
devamını gör...

kızlarım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

/ müzik değil, acılardır evrensel olan. /

* *
devamını gör...

son derece üzücü olay.
bana aynı konuya değinen,usta yönetmen haneke'nin şu güzel filmini hatırlattı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

katıldığım durum çünkü mümkün olduğunca açıklayıcı yazılsın ki herkes anlayabilsin ama tabii bazı bilgiler direkt meslekten olana hitap edebiliyor öyle yazanlara da saygım var. birde tıp okumak öyle bir duruma sürüklüyor ki insanı tıbbi durum anlatmayı geçtim normal hayatta bile o sözcükleri kullanıyorsun. gerçi bu çoğu meslekte oluyordur.
devamını gör...

zaman zaman çizimlerine denk geliyordum. sözlüğün hayvanlar alemini temsil eden üyeleri arasında resim ve müziğe olan ilgisi ile dikkatimi çekti. barajlarda set kurmak yerine kendisini sanata adamış. biraz değişik bir kunduz bu arkadaş, an itibarı ile doğal vazifelerini tamamen terk edip, eline almış gitarı, baraj setinin üzerine çıkarak, şarkı söylemeye başlamış. bu hareketi sonrası mühendisliği baba mesleği olarak benimsemiş olan kunduzlar arasında üzerine çizik yemesi olası gözüküyor. lakin doğru bildiğinden şaşma kunduz kardeş. onlar yığınla baraj yapar, malzeme de kunduzda bol. bizim sanatçıya ihtiyacımız var. çiz, çal, söyle gönlünce... tabi gitara biraz daha sıkı çalış ki, diğer kunduzların ağzını açacak hali kalmasın. * her şey gönlünce olsun genç kardeşim...
devamını gör...

harem arapça kökenli bir kelimedir. girilmesi yasak, muhterem, mukaddes gibi anlamları vardır. eski yıllarda ve günümüzde nadiren olsa da konak, evler, saraylar iki kısma ayrılırdı. kadınların olduğu kısma harem ve erkeklerin olduğu kısma selamlık denirdi. haremlik değil çünkü selamlık kelimesinde lık ek değildir ve selamlık erkeklerin toplaştığı oda manasına gelen kelimedir. bu uygulamanın farz mı yoksa töre mi olduğu tartışmalıdır. farz olduğunu söyleyenler ahzab suresi 53. ayeti kanıt gösterir.

peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. bu hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır.

diğer bir kanıtları ise avret ve örtü kurallarıdır. erkekler mahremi olmayan kadınlara, kadınlar ise mahremi olmayan erkeklere belirli ölçüler dışında bakamaz derler. mahremin ne olduğu şu şekildedir:

fakihlerin çoğunluğuna göre bir kadının mahremi olmayan erkeklerin yanında yüz ve ellerinin dışında kalan bütün organlarını örtmesi gerekmektedir. bazı fakihler yüz ve elleri örtmenin de gerekli olduğu görüşündedir. şâfiî ve hanbelî mezhebine mensup fakihler ayakların örtülmesini gerekli görürken hanefî ve mâlikîler bunun gerekli olmadığını söylemişlerdir. mahrem olmayan kadın ve erkeklerin günlük hayatın zaruretleri çerçevesinde birbirinin örtülmesi icap etmeyen yerlerine bakmalarında bir sakınca olmamakla birlikte bunlara şehvet hissiyle bakmaları hiçbir şekilde meşrû görülmemiştir. (müsned, ıı, 276, 317; buhârî, “istiʾẕân”, 12; müslim, “ḳader”, 20-21).

bu islamda yoktur diyenler nur suresi 61. ayeti işaret eder. böyle düşünen birinin yazısını ekleyeceğim farklı düşüncelere bakmak için okuyunuz.

köre güçlük yoktur; topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. sizin için de gerek kendi evlerinizden gerekse şu kişilerin evlerinden yemek yemenizde bir sakınca yoktur: babalarınızın evleri yahut annelerinizin evleri yahut kardeşlerinizin evleri yahut kızkardeşlerinizin evleri yahut amcalarınızın evleri yahut halalarınızın evleri yahut teyzelerinizin evleri yahut anahtarı size teslim edilmiş olan evler yahut arkadaşlarınızın evleri. hep birlikte yahut ayrı ayrı yemenizde sizin için hiçbir sakınca yoktur. evlere girdiğinizde, allah katından bir esenlik, bir bereketlilik, bir temizlik dileği olarak kendinize de selam verin. allah size ayetleri işte böyle ayan beyan bildiriyor ki, aklınızı çalıştırabilesiniz.

islamda yoktur diyenlerin işaret ettiği diğer bir ayet tevbe suresi 71. ayettir.

mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. iyilik ve güzelliği belirlenene özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenenden sakındırırlar. namazı/duayı yerine getirirler, zekâtı verirler. allah'a ve resulüne itaat ederler. allah bunlara rahmet edecektir. allah azîz'dir, hakîm'dir.

islamda farz mı yoksa gelenek mi tartışmalarına fazla girmiyoruz çünkü işin içinden çıkamayız.*bundan dolayı harem selamlık kuralının örneklerini inceleyeceğiz. safranbolu evleri, gaziantep'te eski evler, şimdi çok olmasa da oda sayısının yanında 2 olan yani iki salonlu evler,* bazı evlerin salonları misafir gelince ortadan perde gibi materyallerle bölünmesi. günümüzde revaçta olan islami oteller, yakın zamanda çok konuşulan ve fazlasıyla ecdad güzellemesi yapılan kadınlar için ince ses erkekler için kalın ses çıkaran çiftli kapı tokmakları örnektir. bu tokmakları bir yerde gördüm oraya kötülememek için söylemeyeceğim.* binaya restorasyon yapıldıktan sonra konulmuş aslı böyleymiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir örnek de dedemgilin evidir. evini ailesiyle oturmak için yapan ama göç ettiğinden evini dedeme satan adam çok dindardır* ve evin salonunu |_ şeklinde yaparak harem selamlık kuralını uygulamıştır. bizim aile bu kuralı uygulamadığından dolayı dedemin evinde salonda otururken rahat sohbet etmek ve sesini duyurmak için bağırılır, kafalar çevrilir böyle ilginç aksiyonlar alınır ya da yerde oturulur.* karşı komşumun oldukça dindar babasını ziyarete gittiğimizde salonunu ortadan perdeyle kapattı. bir tarafa erkekleri bir tarafa kadınları aldı. zaten ülkemizde misafirliklerde çoğunlukla kadın ve erkekler ayrı odalarda ağırlanır ve adı konulmadan harem selamlık uygulanır. misafir odası* ve oturma odası gibi iki adet oturmak için odanın olmasının bir nedeni kadın erkeklerin ayrı oturması amacıdır.

şahsi düşüncem ise insanlar hayat arkadaşlarına, çocuklarına, akrabalarına, dostlarına güvenmelidir onlara böyle uygulamalar yaparak sana güvenmiyorum, sen birini taciz edersin, beni aldatırsın gibi mesajlar vermemelidir zaten ne olabilir kadın erkek aynı yerde durunca? her anlamda çağdışı kalmış bu adet bir daha gelmemesi üzerine tarihin tozlu sayfalarına karışmalıdır!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ne eksik ne fazla.
devamını gör...

kenarda beklet yorganı mutlu
güzel günler için yürekler umutlu
geleceğim sana bulursam yolu
kısır sözün vardı yoksa unuttun mu?
devamını gör...

aaa o da kim?
kleopatra ile alakası nedir??
tüm bu sorulara açıklık getiriyorum... hepiniz bunu bekliyordunuz biliyorum. açıklıyorum: bu sosi hanım bir kadın filozof..
hanım hanım elinin hamuruyla ne işin var bu işlerle senin diyenleri dinlememiş belli..
iyi yapmış..

etrafı, erkek üstatlar ile çevrili olmasına rağmen -ki bunlardan biri de kocası eustathius olunca işleri belli ki epey kolaylaşmış- döneminde aktif olmayı başarmış. eş seçimi çok önemli. araya bu çok önemli felsefik bilgiyi sıkıştıralım.
4. yüzyıl civarında aktif olan sosipatra, neoplatonik geleneğin saygı duyulan öğretmenlerinden biri oldu. neoplatonik deyince mistik biri olduğunu anlıyoruz haliylen. yaratılış hikayesine kafa patlatmak çok değerli.en sevdiğimden.
ilahi bilgiye aracılık eden saygın öğretmen olarak anıldı. ilahi tınısı duyuldu mu, işin içinde bilin ki gizem de vardır. bilin ki onu da severiz.

tanrı bilinci insanın kendi bilinci; tanrı hakkında bildikleri kendi hakkında bildikleridir…
 feuerbach hick


insanın gerçek manevi bir yaşam için maddi dünyanın yüklerinden kurtuluşunu düşünmek ve bulduklarını öğretmekti sosipatra'nın işi. ismini ve misyonunu sevdiğim filozof hanım eşiyle ruh ikizi olmuş ki her yerde mutlu bir ailesi vardı yazıyor. şükürler olsun ki bir kadın filozofun yüzü gülmüş. en son yazdığım yakılmıştı. demek ki felesefe de bir ekip işi..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim