yazarların hayattaki bahaneleri
sorular hep çalışmadığım yerden çıkıyor.
devamını gör...
entropi
fizikte bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal enerjisini temsil eden termodinamik terimidir.
çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik (kaos) olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. sembolü s'dir.
çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik (kaos) olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. sembolü s'dir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

...
kelimelere sığdıramıyorum halimi...
ruhu kırılır mı insanın hiç?
...
boşluk dolu içim...
yokluk dolu...
hissetmiyorum artık; ne özlemi ne hüznü, nede düşüncelerimdeki yaraları...
sahi ben öldüm mü?
ruhumu bedenimden önce toprağa gömdüm mü?
...
kalbinizin çirkinliği yüzünüze bulaşmış!
dilinize yapışmış vicdanınızın karası...
acımıyor mu hiç içiniz ?
...
ben olsam üşürdüm. buz keserdi yüreğim...
...
ahlarım var pek bir derinde ve malesef bu sefer merhametimin çok ötesinde. yinede...
size merhamet diliyorum, yüreğinize biraz sevgi, biraz akıl, biraz fikir, biraz insanlık, biraz vicdan... bolca uzaklık diliyorum benden, bedenimle ruhum birleşse bile değişmemesi için dua edeceğim bir uzaklık... ...
evet anlaşılmazım...
anlayanlar, anlamak isteyenler zaten bu cümlelere hiç ihtiyaç duymayacaklar...
...
ruhumu öldürenlerin, ruhları canlansın!...
devamını gör...
marie curie (yazar)
çok cici resimler yapıyormuş, çok yetenekli bir fizikçiymiş, bura kesmemiş onu, ınstagrama açılmış öyle diyor onun hakkında kuşlar.
devamını gör...
vagabond (manga)
takehiko ınoue tarafından çizilen efsanevi manga. miyamoto mushashi nin hayatından esinlenen eiji yoshikawa nın yazdığı musashi romanının üzerine temellenmiştir. okumak için buradan
devamını gör...
bir arkadaşım
özellikle ergen yaşlarda varlığını sürdüren günah keçisi ve hayatın gizli öznesi konumundaki arkadaş.
devamını gör...
yalnızlığın en çok dokunduğu an
herkes gibi acını ve üzüntünü paylaşmak isteyip kimseyi bulamadığın an demek isterdim ama ben çay ve kahveden dert yanmak istiyorum size. bir kahveyi tek başınıza çok rahat içersiniz ve o yalnızlık size muhteşem bir huzur verir fakat çay öylemi, en küçük demlikte bile demlesen ince belli bardakla içiyorsan tek başına demliğin dibini göremiyorsun. o demlikte kalan çayı çöpe döktüğüm an yalnızlığın bana en çok dokunduğu andır...
devamını gör...
polis simit sat onurlu yaşa
haddini bilmez bir grup gevşek, öğrenci kılıklı terörist zihniyetlilerin ülkenin polisi için attığı slogan zırvası. keşke siz onurlu bir hak mücadelesi yürütebilseniz de gecesini gündüzüne katan insanlara terbiyesizlik yapmasanız. senin ne haddine bir insana onursuz demek?
devamını gör...
geceye bir söz bırak
kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda birbirine sarılarak uyuyordur.
özdemir asaf.
özdemir asaf.
devamını gör...
sen hiç ateşböceği gördün mü
öncelikle konu için iki ayrı başlık açılmış. umarım mod’lar bunları birleştirirler.
tiyatrosunu izlemiş olanların, beğenmediği filmdir. galiba, zannumca, sanursam.
filme gelelim;
senaryosunu yılmaz erdoğan’ın yönetmenliğini andaç haznedaroğlu’nun üstendiği film; türkiye’nin 1950 sonrasından bugünlere uzanan bir kesitini aktarıyor.
dünyada değişimin en hızlı yaşandığı bir dönemi, bir sinema filmine aktarmak zordur. ancak bunu iyi yapabilen örnekler de çoktur. öncelikle filmin en büyük sorunu, bizim sözlüğün sorunu ile aynı olduğunu belirteyim. “akış“ ben boşuna sol frame’den şikayet etmiyorum.
filmin akışında bir sorun olduğunu düşünüyorum. açıkcası ben izlerken sıkıldım. bir diğer konu ise filmde müzik yok. yani bildiğin yok! bazı sahnelerde altta çalan fonlar hem alakasız hem başarısız. konu geçişleri kopuk, espiriler iyi satılamamış, dönemi anlatan dekor fazla abartılı. o kadar ki gerçekçilikten uzak, masala yakın.
beğenenler olmuştur. sonuçta sinema biraz da zevk meselesi.
bence yılmaz erdoğan kendi dönüşümünü anlatan bir film yapsa daha iyi olur. eminim çok güleriz. bu şahsiyetsiz herifi hiç sevmem. nedeni ise, ilk çıktığı dönemde sırtını ülkenin sol cenahına yaslamış, buradan aldığı destekle bir yerlere gelmiş ancak akp dönemi ile kafka’ya bile taş çıkartacak bir dönüşüm yaşamış, sanatçı muhalif kişiliğinden, paranın yeşiline doğru “eğilmiş” olmasıdır.
tiyatro oyunundan eksiltilen sahneler olduğu kadar, yeni eklenen durumlarda var. ancak bu tersine “dönüşmüş” herif, son yaptığı işlerde özellikle sol görüşlü karakterleri doğru yansıtmak yerine, karikatürize etmeyi seçmiştir. biri bu dangalaya 68 kuşağının ne olduğunu anlatmalı. bu insanlar hayatlarını verdiler ya! senin gibi akp’ye seks pozisyonu vermediler.
sağlam kişiliği olmayan, kıçı başı ayrı oynayan bu tipleri sevmiyorum. filmi izlediğim içinde kendimden özür diliyorum.
sizlere iyi seyirler.
tiyatrosunu izlemiş olanların, beğenmediği filmdir. galiba, zannumca, sanursam.
filme gelelim;
senaryosunu yılmaz erdoğan’ın yönetmenliğini andaç haznedaroğlu’nun üstendiği film; türkiye’nin 1950 sonrasından bugünlere uzanan bir kesitini aktarıyor.
dünyada değişimin en hızlı yaşandığı bir dönemi, bir sinema filmine aktarmak zordur. ancak bunu iyi yapabilen örnekler de çoktur. öncelikle filmin en büyük sorunu, bizim sözlüğün sorunu ile aynı olduğunu belirteyim. “akış“ ben boşuna sol frame’den şikayet etmiyorum.
filmin akışında bir sorun olduğunu düşünüyorum. açıkcası ben izlerken sıkıldım. bir diğer konu ise filmde müzik yok. yani bildiğin yok! bazı sahnelerde altta çalan fonlar hem alakasız hem başarısız. konu geçişleri kopuk, espiriler iyi satılamamış, dönemi anlatan dekor fazla abartılı. o kadar ki gerçekçilikten uzak, masala yakın.
beğenenler olmuştur. sonuçta sinema biraz da zevk meselesi.
bence yılmaz erdoğan kendi dönüşümünü anlatan bir film yapsa daha iyi olur. eminim çok güleriz. bu şahsiyetsiz herifi hiç sevmem. nedeni ise, ilk çıktığı dönemde sırtını ülkenin sol cenahına yaslamış, buradan aldığı destekle bir yerlere gelmiş ancak akp dönemi ile kafka’ya bile taş çıkartacak bir dönüşüm yaşamış, sanatçı muhalif kişiliğinden, paranın yeşiline doğru “eğilmiş” olmasıdır.
tiyatro oyunundan eksiltilen sahneler olduğu kadar, yeni eklenen durumlarda var. ancak bu tersine “dönüşmüş” herif, son yaptığı işlerde özellikle sol görüşlü karakterleri doğru yansıtmak yerine, karikatürize etmeyi seçmiştir. biri bu dangalaya 68 kuşağının ne olduğunu anlatmalı. bu insanlar hayatlarını verdiler ya! senin gibi akp’ye seks pozisyonu vermediler.
sağlam kişiliği olmayan, kıçı başı ayrı oynayan bu tipleri sevmiyorum. filmi izlediğim içinde kendimden özür diliyorum.
sizlere iyi seyirler.
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
(bkz: besle kargayı oysun gözünü)
her yerde z kuşağı boklayanlara sövüp sizi sarıp sarmalıyorum köftehorlar, ne zararımı ne yaşlılığımı gördünüz? aaa sinirlendirmeyin beni bak geliyor üç kardeş!
her yerde z kuşağı boklayanlara sövüp sizi sarıp sarmalıyorum köftehorlar, ne zararımı ne yaşlılığımı gördünüz? aaa sinirlendirmeyin beni bak geliyor üç kardeş!
devamını gör...
arthur rimbaud
şiir eyleme uymaz. eylemin önünde yer alır. *
devamını gör...
sapyoseksüel
zekaya yükselen insanlara denir*.
devamını gör...
feminizm
hiç kimse, kadınların birey olarak görülmediği dönemlerde birden ''ya ben bunu böyle ötekileştirdim ama artık insan gibi davranayım bari'' diye düşünüp insan haklarını kadınların ellerine tutuşturmadı. bu haklar mücadeleyle, farkındalıkla elde edildi ve hâlâ tam bir eşitlik durumu sağlanabilmiş değil. özellikle sosyal anlamda. durum böyleyken feminizmi ''kadınlar üstündür'' şeklinde görüyorsanız, black lives matter hareketini de ''siyahlar üstündür'' şeklinde görmeniz kaçınılmazdır. oysa işin özü yalnızca dezavantajlı gruba isim önceliği verilmesidir.
gelelim gerçekten de kadın haklarını savunup yürüyüşlerde açılan pankartların yanlış olduğunu düşünenlere. o pankartlarda yazanlar kendi cinsiyetinden, cinselliğinden utandırılan kadınların hayatları boyunca en ufak hareketlerinde ahlak bekçilerinden duydukları laflar, yaftalamalar. zaten durum böyle olmasa kimsenin tepki göstermesi gerekmez ve bu hareketlere de gerek kalmaz. dolayısıyla siz şu tür bir #162816 kıyaslama yaptığınızda fazlasıyla absürt oluyor. ''başta kadınlar olmak üzere her kesimden insanın sanatla eğitilebileceğini, istediklerinde bir şeyler yapabileceklerine inanıyorum'' tarzı cümleler, baş kaldıranlar olmasaydı şu an sarf edilemeyecekti ve kimse bu fikirleri umursamayacaktı.
gelelim gerçekten de kadın haklarını savunup yürüyüşlerde açılan pankartların yanlış olduğunu düşünenlere. o pankartlarda yazanlar kendi cinsiyetinden, cinselliğinden utandırılan kadınların hayatları boyunca en ufak hareketlerinde ahlak bekçilerinden duydukları laflar, yaftalamalar. zaten durum böyle olmasa kimsenin tepki göstermesi gerekmez ve bu hareketlere de gerek kalmaz. dolayısıyla siz şu tür bir #162816 kıyaslama yaptığınızda fazlasıyla absürt oluyor. ''başta kadınlar olmak üzere her kesimden insanın sanatla eğitilebileceğini, istediklerinde bir şeyler yapabileceklerine inanıyorum'' tarzı cümleler, baş kaldıranlar olmasaydı şu an sarf edilemeyecekti ve kimse bu fikirleri umursamayacaktı.
devamını gör...
eyjafjallajökull
izlanda'da bir volkan. bunu copy-paste yapmadan yazabilene izlanda turu veriyorlarmış. yani vermiyorlar da verseler yeridir.
devamını gör...
exxen
reklamlı üyelik olacakmış. yani yayını izlerken çat çat reklam çıkacak. bu da 10 tl olacak deniyordu. iyi de hem para vereceksin hem de reklam mı izleyeceksin ?. şaka mı bu. para verdiğim bir şeyde, niye reklam izlemek zorunda kalayım ki.
yanılmıyorsam, netflix de bunu düşünmüştü ama tepki gelince vazgeçtiler.
ayrıca içerinde belgesel olmayacağı aşikar. realty show, yarışmalar ise survivor tarzı uyduruk şeyler olacak. veya youtuber denen gereksizlerin, gereksiz ötesi şovları olacak.
belki araya 3-5 dizi, film sıkıştırır. sırf bunun içinde böylesi bir platforma üye olmak, pek de akıl karı değil gibi duruyor.
ekleme: pek tabii reklamsız üyelikte olacakmış. fiyatı hali ile daha fazla. ama yine de reklamlı seçeneği, inanılmaz saçma. illa olacaksa, 3-4 tl olmalı. *
yanılmıyorsam, netflix de bunu düşünmüştü ama tepki gelince vazgeçtiler.
ayrıca içerinde belgesel olmayacağı aşikar. realty show, yarışmalar ise survivor tarzı uyduruk şeyler olacak. veya youtuber denen gereksizlerin, gereksiz ötesi şovları olacak.
belki araya 3-5 dizi, film sıkıştırır. sırf bunun içinde böylesi bir platforma üye olmak, pek de akıl karı değil gibi duruyor.
ekleme: pek tabii reklamsız üyelikte olacakmış. fiyatı hali ile daha fazla. ama yine de reklamlı seçeneği, inanılmaz saçma. illa olacaksa, 3-4 tl olmalı. *
devamını gör...
zehirli kadın
yüzünden şer akan, ağzından zehir fışkırtan, çatal dilli çirkef kadındır.
evlerden ırak olsun böyle kadın.
evlerden ırak olsun böyle kadın.
devamını gör...
yazarların küçük hırsızlıkları
ooo, hırsızlık mı?
hırsızlık ne ki bakkal soymuştuk biz. böyle bir ekip kurduk dört beş kişi, biri marketçi beyi lafa tutuyor; diğerleri ceplere çikolataları dolduruyor. sonra diğer markete gidiyoruz; oradaki marketçi hanımla da aynı taktiği gerçekleştiriyoruz. bir de cakamız var ki sormayın. soygun yaptık diye sağda solda anlatıyoruz. birkaç gün böyle gitti. sonra bir gün yengem geldi. o hanım var ya sandığımız kadar aptal değilmiş, abi de babamın arkadaşı olduğu için ses etmiyormuş. marketçi hanım, yengeme ispiyonlamış. ben böyle ağlıyorum falan ama kar etmiyor. babamın bir bakışı vardır, içim cız eder. soruyor. "paran mı eksikti, istediğin bir şey mi alınmadı, seni buna iten ne, nasıl hem günah olan hem de bizi aşağılayan davranışı yaparsın? şimdi ne aldın söyle? gidip onların hepsini sen ödeyeceksin!" kalbim güm güm, ağlaya ağlaya gidiyorum markete. sizden şunları şunları aldık gizlice, parasını ödemeye geldim, diyorum boynum bükük, bükük değil komple yerde.
iyi bir ders oluyor, küçük bana. sonra yolda para bulsam benim değil deyip alamaz hala geliyorum. biliyorum çünkü nasıl bir utanç verdiğini. ahhh çocuk ben, yaramazlıklarınla anne-babanı kaç kez utandırdın!
tanım neydi : sanırım çocuk hırsız. *
hırsızlık ne ki bakkal soymuştuk biz. böyle bir ekip kurduk dört beş kişi, biri marketçi beyi lafa tutuyor; diğerleri ceplere çikolataları dolduruyor. sonra diğer markete gidiyoruz; oradaki marketçi hanımla da aynı taktiği gerçekleştiriyoruz. bir de cakamız var ki sormayın. soygun yaptık diye sağda solda anlatıyoruz. birkaç gün böyle gitti. sonra bir gün yengem geldi. o hanım var ya sandığımız kadar aptal değilmiş, abi de babamın arkadaşı olduğu için ses etmiyormuş. marketçi hanım, yengeme ispiyonlamış. ben böyle ağlıyorum falan ama kar etmiyor. babamın bir bakışı vardır, içim cız eder. soruyor. "paran mı eksikti, istediğin bir şey mi alınmadı, seni buna iten ne, nasıl hem günah olan hem de bizi aşağılayan davranışı yaparsın? şimdi ne aldın söyle? gidip onların hepsini sen ödeyeceksin!" kalbim güm güm, ağlaya ağlaya gidiyorum markete. sizden şunları şunları aldık gizlice, parasını ödemeye geldim, diyorum boynum bükük, bükük değil komple yerde.
iyi bir ders oluyor, küçük bana. sonra yolda para bulsam benim değil deyip alamaz hala geliyorum. biliyorum çünkü nasıl bir utanç verdiğini. ahhh çocuk ben, yaramazlıklarınla anne-babanı kaç kez utandırdın!
tanım neydi : sanırım çocuk hırsız. *
devamını gör...
ıspanak
ağızda kekremsi bir tat bırakmaması için bir parça şekerle pişirilmesi gereken bitki.
devamını gör...
günün sözü
"birini sevdikten sonra mutlu olmadan da yaşayabilirsin. hüzünlü bile olsa hayat güzeldir, nasıl olursa olsun, gene de güzeldir yaşamak.''
fyodor mihailoviç dostoyveski
fyodor mihailoviç dostoyveski
devamını gör...