domestic hıyar
tuzlayım da kokma bari. *
yenilerden bir yazar.
yenilerden bir yazar.
devamını gör...
şebnem ferah
birileri var diyerek içimdeki umudu yeşerten harika sanatçı.
devamını gör...
kalender (yazar)
son yobaz bükücü.
devamını gör...
allahım sen sabır ver
(bkz: innallahe maassabirin)
devamını gör...
pandemi döneminde en fazla özlenilen duygu
en yakın arkadaşımla hep gittiğimiz bir kafe var.her zamanki gibi büyük fincanlarda çay ve yanında da muzlu malaga pastayı yiyip karşılıklı kahkaha atmayı özledim.
devamını gör...
normal sözlük gartic.io etkinlikleri
bu kadar eğlenceli olabileceğini tahmin etmemiştim. ellerinize sağlık.
edit: evet o bendim. "jet" çizemedim diye lince uğradım. ama "jet" daha ne kadar güzel çizilebilirdi ki? bence gayet başarılı bir çizimdi.* yine yapalım.
peki ya ikinci oyundaki sincap çizimi neydi öyle sayın mellisho? filipinler'in haritası zannettim valla.
edit: evet o bendim. "jet" çizemedim diye lince uğradım. ama "jet" daha ne kadar güzel çizilebilirdi ki? bence gayet başarılı bir çizimdi.* yine yapalım.
peki ya ikinci oyundaki sincap çizimi neydi öyle sayın mellisho? filipinler'in haritası zannettim valla.
devamını gör...
güneş
çapı 1.39 milyon kilometre, yani dünya gezegeninin 109 katı olan yıldız. kütlesi ise dünyanın 330,000 katıdır. güneş sistemi içindeki kütlenin %99.86'sı kendisine aittir. kütlesinin %73'ü helyum, %25'i ise hidrojenden oluşur.
peki kendisine sonunda ne olacak?
yaklaşık 4-5 milyar yıl sonra çekirdeğindeki helyuma dönüştürdüğü hidrojen atomları tükenecek, nükleer füzyonu devam ettiremeyen çekirdeği sıkışmaya ve dış katmanları genişlemeye başlayacak. kendisi bir supernova ile noktayı koyacak kütleye sahip olmadığı için gittikçe genişleyerek bir kırmızı dev haline gelecek. bu genişleme esnasında hemen hemen eski boyunun 15 milyon katına ulaşacak ve merkür, venüs, dünya ve bir ihtimal mars gezegenlerini yutacak.
mars yutulmaktan kurtulursa yeni merkür olacak. (ateşten bir kaya topu. )
bu gezegenler sobaya atılmış bir kuş tüyü gibi yanıp yok olacaklar.
yıldızın sıkışan çekirdek sıcaklığı 100 milyon dereceye ulaşınca helyum füzyonu başlayacak.
bu devrede güneş sistemimizden geriye pek bir şey kalmamış olacak.
birkaç milyar yıl daha geçtikten sonra güneş bir beyaz cüceye dönüşecek, ve samanyolu galaksisinin 200-600 milyar ışığından bir tanesi daha sönmüş olacak.
peki kendisine sonunda ne olacak?
yaklaşık 4-5 milyar yıl sonra çekirdeğindeki helyuma dönüştürdüğü hidrojen atomları tükenecek, nükleer füzyonu devam ettiremeyen çekirdeği sıkışmaya ve dış katmanları genişlemeye başlayacak. kendisi bir supernova ile noktayı koyacak kütleye sahip olmadığı için gittikçe genişleyerek bir kırmızı dev haline gelecek. bu genişleme esnasında hemen hemen eski boyunun 15 milyon katına ulaşacak ve merkür, venüs, dünya ve bir ihtimal mars gezegenlerini yutacak.
mars yutulmaktan kurtulursa yeni merkür olacak. (ateşten bir kaya topu. )
bu gezegenler sobaya atılmış bir kuş tüyü gibi yanıp yok olacaklar.
yıldızın sıkışan çekirdek sıcaklığı 100 milyon dereceye ulaşınca helyum füzyonu başlayacak.
bu devrede güneş sistemimizden geriye pek bir şey kalmamış olacak.
birkaç milyar yıl daha geçtikten sonra güneş bir beyaz cüceye dönüşecek, ve samanyolu galaksisinin 200-600 milyar ışığından bir tanesi daha sönmüş olacak.
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...
sigara içen kadın
devamını gör...
bülbülü öldürmek
kitabı kadar etkili olmasa da filmi de gayet güzeldir.
devamını gör...
mimi wo sumaseba
ingilizceye 'whisper of the heart', türkçeye ise 'yüreğinin sesi' olarak çevrilen 1995, studio ghibli yapımı animasyon filmi.
studio ghibli denince akla ilk olarak hayao miyazaki gelir lakin mimi wo sumaseba'nın yönetmenliğini yoshifumi kondo yapmıştır.
kendimizi ve hayallerimizi bulma yolculuğumuz yorucudur, çoğu zaman acı verir. bir de üzerine gizemler ve beklenmediklerle doludur. peki bu arayışa çocukların saf duyguları eşlik ederse ne olur?
mimi wo sumaseba, yaşıtları lise sınavına hazırlanırken tek yaptığı kitaplarına gömülmek olan bir kız çocuğu olan shizuku'yu konu alıyor. shizuku okumayı sevdiğinden kütüphaneden ödünç kitap alıyor fakat aldığı kitapların daha öncesinde hep aynı kişi tarafından alınıp okunduğunu fark ediyor. merak ediyor o kişiyi, hatta nasıl biri olduğu ile ilgili türlü hayaller kuruyor ve bir gün bu kişi ile yolları kesişiyor. bu kişi sayesinde shizuku ne olmak istediğini bilmeyen biri olduğunu fark ediyor. yüreği acıyor. o acıya yol gösterecek biriyle daha tanışıyor. yüreğinin sesini dinleyerek hayallerinin peşinden koşmaya çalışan shizuku ve arkadaşına ne oluyor?
oradan oraya savrulmaya devam mı ediyor yoksa yüreğinin sesine kulak astığından bir şeyler mi değişiyor?

görsel için kaynak.
studio ghibli denince akla ilk olarak hayao miyazaki gelir lakin mimi wo sumaseba'nın yönetmenliğini yoshifumi kondo yapmıştır.
kendimizi ve hayallerimizi bulma yolculuğumuz yorucudur, çoğu zaman acı verir. bir de üzerine gizemler ve beklenmediklerle doludur. peki bu arayışa çocukların saf duyguları eşlik ederse ne olur?
mimi wo sumaseba, yaşıtları lise sınavına hazırlanırken tek yaptığı kitaplarına gömülmek olan bir kız çocuğu olan shizuku'yu konu alıyor. shizuku okumayı sevdiğinden kütüphaneden ödünç kitap alıyor fakat aldığı kitapların daha öncesinde hep aynı kişi tarafından alınıp okunduğunu fark ediyor. merak ediyor o kişiyi, hatta nasıl biri olduğu ile ilgili türlü hayaller kuruyor ve bir gün bu kişi ile yolları kesişiyor. bu kişi sayesinde shizuku ne olmak istediğini bilmeyen biri olduğunu fark ediyor. yüreği acıyor. o acıya yol gösterecek biriyle daha tanışıyor. yüreğinin sesini dinleyerek hayallerinin peşinden koşmaya çalışan shizuku ve arkadaşına ne oluyor?
oradan oraya savrulmaya devam mı ediyor yoksa yüreğinin sesine kulak astığından bir şeyler mi değişiyor?

görsel için kaynak.
devamını gör...
hesap silme seçeneği
en gerekli olduğu halde var olmayan.
ihtiyacımız giderilmelidir.
ihtiyacımız giderilmelidir.
devamını gör...
daire almak vs arsa alıp müstakil ev yapmak
arsaya müstakil ev yapmak tabii ki daha hoş ama ruhsat almak vs. işlemler oldukça uğraştırır diye biliyorum.
tanım: bir versus.
tanım: bir versus.
devamını gör...
aston villa
tam adı aston villa football club olan ingiliz takımıdır. ligin bir başka bordo mavili takımıdır. diğerleri için (bkz: burnley) ve (bkz: west ham).
lakapları aslanlar olan aston villa maçlarını 42 bin kapasiteli villa parkta oynamaktadırlar.
ligin köklü ve eski kulüplerinden olan aston villa 1874 yılında kurulmuştur.
an itibarıyla takımın başında dean smith vardır. 2019- 2020 yılında ligi 6. sırada bitirmişlerdir. bence çok büyük bir başarı. ayrıca geçen sezon tuttuğum takım olan lıverpoolu 7-2 yenmişlerdir. ne maçtı ama ağlayarak izlemiştim.
kulübün geçmişi köklü dememin sebebi ise aynı burnley gibi ingiltere futbol liginin kurulmasında önemli rol oynamışlardır.
ayrıca aston villa 1992 yılında kurulan premier ligin kurucularındandır. kulüp geçmişte şampiyonlar ligini alarak tarihi bir başarıya imza atmıştır ve bu kupayı alan 5 beş ingiliz takımından biridir.
günümüzde her ne kadar eskisi başarılı olmasalar da kazandığı kupalara göre ingiltere'nin en büyük 4 takımından biridir.
kulübün logosunda aslan vardır. logolarını şahsen beğenmiyorum. o kudretli takımı yansıtmıyor. fotoğrafını yazımın sonuna koyacağım.
aston villa'nın en büyük rakibi ise aynı şehrin bir diğer takımı olan birmingham city'dir. kurulduğu yıllardan beri ikilinin aralarında oynanan maçlar birmingham derbisi olarak adlandırılır. izlerken keyif aldığım derbilerden biridir.
premier lig seyircisi olarak aston villanın oynadığı futbolu seviyorum. maçlarını izliyorum. hem iyi futbol oynuyorlar hem de jack grealishe sahipler. onu izlemek büyük keyif.
bu takıma sempati duyulmasının bir sebebi ise çok büyük sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmeleridir.
zamanında forma reklamda bir hayır kurumunun adını kullanıp para almamışlardır. toplumdan aldığımızı topluma vermeliyiz demişlerdir. respect.
seviyoruz. onları izlemek büyük keyif. liverpoola 7 atmayın bir daha sakın !

not: logo o kadar kötü değilmiş yakından bakınca fark ettim.
lakapları aslanlar olan aston villa maçlarını 42 bin kapasiteli villa parkta oynamaktadırlar.
ligin köklü ve eski kulüplerinden olan aston villa 1874 yılında kurulmuştur.
an itibarıyla takımın başında dean smith vardır. 2019- 2020 yılında ligi 6. sırada bitirmişlerdir. bence çok büyük bir başarı. ayrıca geçen sezon tuttuğum takım olan lıverpoolu 7-2 yenmişlerdir. ne maçtı ama ağlayarak izlemiştim.
kulübün geçmişi köklü dememin sebebi ise aynı burnley gibi ingiltere futbol liginin kurulmasında önemli rol oynamışlardır.
ayrıca aston villa 1992 yılında kurulan premier ligin kurucularındandır. kulüp geçmişte şampiyonlar ligini alarak tarihi bir başarıya imza atmıştır ve bu kupayı alan 5 beş ingiliz takımından biridir.
günümüzde her ne kadar eskisi başarılı olmasalar da kazandığı kupalara göre ingiltere'nin en büyük 4 takımından biridir.
kulübün logosunda aslan vardır. logolarını şahsen beğenmiyorum. o kudretli takımı yansıtmıyor. fotoğrafını yazımın sonuna koyacağım.
aston villa'nın en büyük rakibi ise aynı şehrin bir diğer takımı olan birmingham city'dir. kurulduğu yıllardan beri ikilinin aralarında oynanan maçlar birmingham derbisi olarak adlandırılır. izlerken keyif aldığım derbilerden biridir.
premier lig seyircisi olarak aston villanın oynadığı futbolu seviyorum. maçlarını izliyorum. hem iyi futbol oynuyorlar hem de jack grealishe sahipler. onu izlemek büyük keyif.
bu takıma sempati duyulmasının bir sebebi ise çok büyük sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmeleridir.
zamanında forma reklamda bir hayır kurumunun adını kullanıp para almamışlardır. toplumdan aldığımızı topluma vermeliyiz demişlerdir. respect.
seviyoruz. onları izlemek büyük keyif. liverpoola 7 atmayın bir daha sakın !

not: logo o kadar kötü değilmiş yakından bakınca fark ettim.
devamını gör...
güünnaaayydın diye mesaj atan insan
bu benim her zamanki günaydın deme şeklim*. kısa bi şekilde günaydın denilmesini ya da yazılmasını sevmiyorum hem ben, soğuk geliyor bana. ne güzel kocaman uzatarak yazın ki siz de karşınızdaki insan da mutlulukla başlasın gününe*.
devamını gör...
10 kasım 1938
20 yaşından 57 yaşına kadar 37 yılda bir medeniyete altın çağını yaşatmış olan liderin fiziken ölüp fikren yaşamaya devam etmesi.
bir daha bu ülke 1923-1938 yılları arasındaki kadar aydınlık olmayacak.
her cümlesinin sonuna "ama umudum var" diyenlere bazı hatırlatmalar yapmak isterim ki uykularından uyansınlar.
- mustafa kemal'in vefatından beridir- ki bu 83 koca yıl yapıyor- bu ülke hiçbir zaman yönetilemedi.
- mustafa kemal'in hayatı boyunca mücadele ettiği iç düşmanlar üredi, üredi ve şu anda milyonları aşan bir kalabalık halindeler.
- mustafa kemal'in vefatından beri bu ülke hep mustafa kemal'in nefret ettiği, bir kaşık suda boğmak için can attığı kitle tarafından yönetildi, yönetiliyor ve yönetilmeye devam edecek. çünkü bu ülke sizin sürekli umut sattığınız gibi bir ülke değil. sokak röportajlarında bunu rahatlıkla görebilir, bu kitlenin üremeye, çoğalmaya devam ettiğini ve sürekli çoğunluğu oluşturacağı gerçeğini kabul edebilirsiniz.
- mustafa kemal'in heykellerine tapan, fikirlerinde, anlatılarında, yazılarında sürekli anlattığı "kişiler değil fikirler önemli" mottosuna uygun değil anıtkabir'de yatan cansız bir bedenden medet uman ve "atam kalk ülke ne halde!" diyen umutsuz, vasat, rezil bir kitle var ve bu kitle yukarıda anlattığım kitle yüzde 60'ı oluşturuyorsa, yüzde 30'u oluşturuyor. ülkenin ne yaptığını bilen, gerçekten vatanını ve vatanının geleceğini düşünen, eğitimli, kendini geliştirmiş çağdaş dünya insanı olan yüzde 10'luk kesimi nesillerdir harap olmaya, seçimlerde hep kaybeden taraf olmaya, ülkeyi yönetememeye devam etmekte ve kaybeden olmaya, umutsuz olmaya devam etmekte.
- mustafa kemal'in ölümsüz olduğu fikri doğrudur. ancak geri gelmeyecek olduğu gerçeğini bir türlü kabullenemeyen, mustafa kemal'den bir tane daha olma ihtimaline inanan, hala daha yeni bir mustafa kemal bekleyen milyonlarca insan var bu ülkede. oysa yapılması gereken çok basit. ülke yönetimini ele geçirecek çoğunluğu oluşturmak, ne olursa olsun bilimi öğretmek ve öğrenmek.
- mustafa kemal'in bu ülkedeki yobazlara, din tüccarlarına açtığı savaşı vefat ettikten sonra kaybetmesi, bizim nesiller olarak ne kadar ezik, ne kadar zavallı olduğumuzun en büyük göstergesi.
- sümüklü mendili ile 30 yılda ülkenin bütün damarlarına nüfuz etmiş, ülkenin bütün siyasilerini satın almış, ülkenin genelkurmay başkanını tutuklatacak kadar güçlenmiş, ülkenin gizli neyi var neyi yoksa ele geçirebilecek kadar güçlenmiş olan sümüklü fethullah ve avanelerinin bu ülkede yargıyı, siyaseti, askeriyeyi ele geçirebilmesi, bu ülkenin mustafa kemal'in yolundan ne kadar saptığının, bu ülkenin mustafa kemal'e ne kadar büyük bir ihanet içinde olduğunun en büyük göstergesidir.
son olarak. yukarıda defaatle tekrarladığım üzere, şovlarla, gösterişli reklamlarla, ülkenin 80 yıl önce hayata gözlerini yummuş olan kurucusuna tapmakla bizden hiçbir şey olmayacağını anladığımız gün, tıpkı sümüklü fethullah'ın genelkurmay başkanını hapise attırdığı zaman kafanızdan kaynar sular boşaldığı gibi kaynar sular boşalacak ve herşey bitmiş olacak.
dediklerim size aptalca mı geldi???? ülkemizin 80 yıllık yakın siyasi tarihini öğrenerek güzellik uykunuzdan uyanabilirsiniz. çünkü 80 yıldır hiçbir şeyin değiştiği yok, ve sürekli aynı döngü içinde dönüp duran kitleler var.
bir daha bu ülke 1923-1938 yılları arasındaki kadar aydınlık olmayacak.
her cümlesinin sonuna "ama umudum var" diyenlere bazı hatırlatmalar yapmak isterim ki uykularından uyansınlar.
- mustafa kemal'in vefatından beridir- ki bu 83 koca yıl yapıyor- bu ülke hiçbir zaman yönetilemedi.
- mustafa kemal'in hayatı boyunca mücadele ettiği iç düşmanlar üredi, üredi ve şu anda milyonları aşan bir kalabalık halindeler.
- mustafa kemal'in vefatından beri bu ülke hep mustafa kemal'in nefret ettiği, bir kaşık suda boğmak için can attığı kitle tarafından yönetildi, yönetiliyor ve yönetilmeye devam edecek. çünkü bu ülke sizin sürekli umut sattığınız gibi bir ülke değil. sokak röportajlarında bunu rahatlıkla görebilir, bu kitlenin üremeye, çoğalmaya devam ettiğini ve sürekli çoğunluğu oluşturacağı gerçeğini kabul edebilirsiniz.
- mustafa kemal'in heykellerine tapan, fikirlerinde, anlatılarında, yazılarında sürekli anlattığı "kişiler değil fikirler önemli" mottosuna uygun değil anıtkabir'de yatan cansız bir bedenden medet uman ve "atam kalk ülke ne halde!" diyen umutsuz, vasat, rezil bir kitle var ve bu kitle yukarıda anlattığım kitle yüzde 60'ı oluşturuyorsa, yüzde 30'u oluşturuyor. ülkenin ne yaptığını bilen, gerçekten vatanını ve vatanının geleceğini düşünen, eğitimli, kendini geliştirmiş çağdaş dünya insanı olan yüzde 10'luk kesimi nesillerdir harap olmaya, seçimlerde hep kaybeden taraf olmaya, ülkeyi yönetememeye devam etmekte ve kaybeden olmaya, umutsuz olmaya devam etmekte.
- mustafa kemal'in ölümsüz olduğu fikri doğrudur. ancak geri gelmeyecek olduğu gerçeğini bir türlü kabullenemeyen, mustafa kemal'den bir tane daha olma ihtimaline inanan, hala daha yeni bir mustafa kemal bekleyen milyonlarca insan var bu ülkede. oysa yapılması gereken çok basit. ülke yönetimini ele geçirecek çoğunluğu oluşturmak, ne olursa olsun bilimi öğretmek ve öğrenmek.
- mustafa kemal'in bu ülkedeki yobazlara, din tüccarlarına açtığı savaşı vefat ettikten sonra kaybetmesi, bizim nesiller olarak ne kadar ezik, ne kadar zavallı olduğumuzun en büyük göstergesi.
- sümüklü mendili ile 30 yılda ülkenin bütün damarlarına nüfuz etmiş, ülkenin bütün siyasilerini satın almış, ülkenin genelkurmay başkanını tutuklatacak kadar güçlenmiş, ülkenin gizli neyi var neyi yoksa ele geçirebilecek kadar güçlenmiş olan sümüklü fethullah ve avanelerinin bu ülkede yargıyı, siyaseti, askeriyeyi ele geçirebilmesi, bu ülkenin mustafa kemal'in yolundan ne kadar saptığının, bu ülkenin mustafa kemal'e ne kadar büyük bir ihanet içinde olduğunun en büyük göstergesidir.
son olarak. yukarıda defaatle tekrarladığım üzere, şovlarla, gösterişli reklamlarla, ülkenin 80 yıl önce hayata gözlerini yummuş olan kurucusuna tapmakla bizden hiçbir şey olmayacağını anladığımız gün, tıpkı sümüklü fethullah'ın genelkurmay başkanını hapise attırdığı zaman kafanızdan kaynar sular boşaldığı gibi kaynar sular boşalacak ve herşey bitmiş olacak.
dediklerim size aptalca mı geldi???? ülkemizin 80 yıllık yakın siyasi tarihini öğrenerek güzellik uykunuzdan uyanabilirsiniz. çünkü 80 yıldır hiçbir şeyin değiştiği yok, ve sürekli aynı döngü içinde dönüp duran kitleler var.
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
kesinlikle katılıyorum. yazmayla değil yazacak başlık aramakla zaman kaybediyorum . bazı başlıkların neden bu kadar ilgi gördüğüne anlam veremiyorum . adam akıllı başlık açsak da arada kaynayıp gidiyor. bu konuda hepimizi dikkatli olmaya davet ediyorum .
devamını gör...
normal sözlük'e kalite katabilir miyiz sorunsalı
bu salt yönetimin sorumluluğunda olan bir durum değil. moderasyonun bu konularda hatalı adımları olabilir. bunu kabul ederim. lakin bunlar üzerine çözüm üretilmesi talep edildiğinde ziyadesiyle olumlu yaklaşım sergiliyorlar bu konuda haklarını yiyemem. bakın bu tarz başlıklar sözlük kurulduğu günden beri açılıyor. ve genelde bu başlıkları açan arkadaşların profillerini gezdiğinizde dişe dokunur herhangi bir tanım ya da başlık bulamıyorsunuz. yani bu başlıklar genel olarak, elini taşın altına sokmak istemeyen zevat tarafından açılıyor. (bu başlığı açan arkadaşı tenzih ederim zira onun profilini inceleyecek zamanım olmadı.) yani meselenin özü şu; talep var ama o talebe dair eylemsellik yok. evvela herkes kendi profilinin önünü temizleyecek. siz sadece şikayet ederseniz, kaliteli içerik üretmezseniz elbette sözlüğün seviyesi günden güne düşer. eleştirdiğiniz kadar içerik üretseniz, bu işler daha güzel olacak ama işte tembellik hakkını eleştirme hakkıyla birlikte kullanıyorsunuz ve bunun sözlük için olumlu hiçbir etkisinin olmadığı açık.
bilenler bilir. burada çözüme yönelik eleştirileri yapanların başında geliyorum. zira eleştirmezseniz iyiyi bulamazsınız. lakin ben bu eleştirileri yaparken bugüne kadar yan gelip yatmadım. kendime göre fırsat buldukça elimden geleni yaptım. yani içim rahat * yüce ülgen sağ olsun eleştirilerimizin altını doldurabiliyoruz.* milyonuncu kez, bu sözlük nasıl daha kaliteli hale getirilebilir konusunu konuşmanın artık sözlüğe faydası yok! çünkü insanlar o kadar konuşmadan, o kadar tespitten sonra aynı yolda gidiyorlarsa, sizin yapacağınız tek şey kaliteli içerik üreterek sözlüğü aşağı çekenlere cevap vermektir. bunun haricinde yapacağınız bir şey yok. bakın bundan iki ay önce sözlüğün tabiri caizse içinden geçen bir kitle vardı. artık yoklar. biz hala buradayız. şu anda da sözlüğün içinden geçen bir kitle var. ama onlarda bir süre sonra olmayacak, biz yine burada olacağız. çünkü kendi adıma söyleyeyim ben sözlük kullanıcısıyım. benim işim sözlükle. beni canım, cicim, tatlım. balım, kaymağım kısmı ilgilendirmiyor. bu kitleler de hiç merak etmeyin bir süre sonra ellerini ayaklarını sözlükten çeker, zira sözlük onlar için direkt iletişim fırsatını kurduklarında yok olan, ikinci plana düşen bir mecra haline geliyor. biz bunları daha önce de gördük. ha sonra yenileri gelir. onlar da yine istediklerini aldıklarında arazi olurlar.
yeri gelmişken süngerbob çorabı giyen yiğit'in temas ettiği kulüp mevzusu hakkında da bir kaç kelam edeyim ; aslında bu kulüp işleri bir nebze iyi oldu. millet geyiğini, sosyalleşme ihtiyacını sözlüğün ırzına geçmeden icra etmeye başladı. zaten akışın yavaşlamasından bunu anlıyorsunuz. bu kulüplerin açılması ile birlikte insanların sözlük kullanıcısı olup olmadığı da ortaya çıkıyor. bir turnusol oldu yani bu durum. gruplarda aktivitenin dibine vuran bir çok insanın sözlüğe iki satır yazı yazmaktan erindiğini görüyorsunuz. bu sebeple de, bu kulüp işleri sözlüğün sakinleşmesi anlamında etki icra etmiş oldu. ha eksileri yok mu? var tabi; sözlüğe içerik üretirken oralarda geyiğin dibine vurmaya başlayan yazarlar varsa bir tek bu durum sözlük için zararlı olur ama onun da çok önemli olduğunu düşünmüyorum.
evet sözlükten pek çok kaliteli yazar gitti ama onların mahlaslarını hepimiz bir kalemde sayabiliriz . çünkü zaten azdılar ve gidişleri göze battı. buna mukabil bahsettiğim beklentilerle sözlüğün içinden geçen yığınla insan da sözlükte yok artık. ki onların sayısı kaybettiğimiz değerli arkadaşlarımızın 10 15 katıdır. demem o ki, bu bir sirkülasyon. siz yazın, içerik üretin, okumak isteyenlere nefes olun. yıkama yağlama isteyenler kendi mecralarında takılsın, içerik üretirken onları çok da umursamayın, umurunuzda olması gereken şey yazdığınız şeyleri okuyacak insanlar olsun. bir kişi bile olsa, okumayı seven bir insana ulaşıyorsanız gerisi lafügüzaf... misal benim severek okuduğum yığınla yazar var hala bu mecrada. fırsat buldukça da hepsini okumaya devam ediyorum. siz okudukça, onlar okunduklarını bildikçe sıkıntı çıkmaz. ha derdiniz başka ve sürekli görünür olmaksa, o zaman sizi başka bir köşeye almak lazım. o köşe de pastane köşesi. canım, tatlım, ballı lokmam vesaire diyerek, altın günü düzenleyebilir, okunmadan beğeni toplayabilir ve mahlasınızdan söz ettirebilirsiniz. ama bütün bunlar matrix be cancağazım! hangi hapı yutacağınız sizin elinizde. tercihe bağlı yani...
bilenler bilir. burada çözüme yönelik eleştirileri yapanların başında geliyorum. zira eleştirmezseniz iyiyi bulamazsınız. lakin ben bu eleştirileri yaparken bugüne kadar yan gelip yatmadım. kendime göre fırsat buldukça elimden geleni yaptım. yani içim rahat * yüce ülgen sağ olsun eleştirilerimizin altını doldurabiliyoruz.* milyonuncu kez, bu sözlük nasıl daha kaliteli hale getirilebilir konusunu konuşmanın artık sözlüğe faydası yok! çünkü insanlar o kadar konuşmadan, o kadar tespitten sonra aynı yolda gidiyorlarsa, sizin yapacağınız tek şey kaliteli içerik üreterek sözlüğü aşağı çekenlere cevap vermektir. bunun haricinde yapacağınız bir şey yok. bakın bundan iki ay önce sözlüğün tabiri caizse içinden geçen bir kitle vardı. artık yoklar. biz hala buradayız. şu anda da sözlüğün içinden geçen bir kitle var. ama onlarda bir süre sonra olmayacak, biz yine burada olacağız. çünkü kendi adıma söyleyeyim ben sözlük kullanıcısıyım. benim işim sözlükle. beni canım, cicim, tatlım. balım, kaymağım kısmı ilgilendirmiyor. bu kitleler de hiç merak etmeyin bir süre sonra ellerini ayaklarını sözlükten çeker, zira sözlük onlar için direkt iletişim fırsatını kurduklarında yok olan, ikinci plana düşen bir mecra haline geliyor. biz bunları daha önce de gördük. ha sonra yenileri gelir. onlar da yine istediklerini aldıklarında arazi olurlar.
yeri gelmişken süngerbob çorabı giyen yiğit'in temas ettiği kulüp mevzusu hakkında da bir kaç kelam edeyim ; aslında bu kulüp işleri bir nebze iyi oldu. millet geyiğini, sosyalleşme ihtiyacını sözlüğün ırzına geçmeden icra etmeye başladı. zaten akışın yavaşlamasından bunu anlıyorsunuz. bu kulüplerin açılması ile birlikte insanların sözlük kullanıcısı olup olmadığı da ortaya çıkıyor. bir turnusol oldu yani bu durum. gruplarda aktivitenin dibine vuran bir çok insanın sözlüğe iki satır yazı yazmaktan erindiğini görüyorsunuz. bu sebeple de, bu kulüp işleri sözlüğün sakinleşmesi anlamında etki icra etmiş oldu. ha eksileri yok mu? var tabi; sözlüğe içerik üretirken oralarda geyiğin dibine vurmaya başlayan yazarlar varsa bir tek bu durum sözlük için zararlı olur ama onun da çok önemli olduğunu düşünmüyorum.
evet sözlükten pek çok kaliteli yazar gitti ama onların mahlaslarını hepimiz bir kalemde sayabiliriz . çünkü zaten azdılar ve gidişleri göze battı. buna mukabil bahsettiğim beklentilerle sözlüğün içinden geçen yığınla insan da sözlükte yok artık. ki onların sayısı kaybettiğimiz değerli arkadaşlarımızın 10 15 katıdır. demem o ki, bu bir sirkülasyon. siz yazın, içerik üretin, okumak isteyenlere nefes olun. yıkama yağlama isteyenler kendi mecralarında takılsın, içerik üretirken onları çok da umursamayın, umurunuzda olması gereken şey yazdığınız şeyleri okuyacak insanlar olsun. bir kişi bile olsa, okumayı seven bir insana ulaşıyorsanız gerisi lafügüzaf... misal benim severek okuduğum yığınla yazar var hala bu mecrada. fırsat buldukça da hepsini okumaya devam ediyorum. siz okudukça, onlar okunduklarını bildikçe sıkıntı çıkmaz. ha derdiniz başka ve sürekli görünür olmaksa, o zaman sizi başka bir köşeye almak lazım. o köşe de pastane köşesi. canım, tatlım, ballı lokmam vesaire diyerek, altın günü düzenleyebilir, okunmadan beğeni toplayabilir ve mahlasınızdan söz ettirebilirsiniz. ama bütün bunlar matrix be cancağazım! hangi hapı yutacağınız sizin elinizde. tercihe bağlı yani...
devamını gör...


