el-kaide kafa sözlük şubesi olan yazar. aynı zamanda bir trol. kızıl nelson kardeşimizin kankası.
devamını gör...

bir ara evdeki eski bir telefonu kullanıyordum, zar zor tek parça halinde duran çakma bir iphone, bir kaç kez kulaklığın kablosunu takınca sesi dışarı vermişti ama sıkıştırınca kulaklığa veriyordu,

sabah işe gidiyorum otobüsteyim, ve pek de isteyerek gitmiyorum her zamanki gibi, masama oturup çalışmaya başlayana kadar da mental olarak uyuyorum aslında, neyse ben sürekli ya radyo yada müzik dinliyorum biraz olsun acımı hafifletmek için, benim bu antika telefon sesi dışarı vermiş ve ben farketmedim, artık hem kulaklığa hem dışarımı vermiş, benmi algılayamamışım onu bilmiyorum ama esas sorun, beş defa üst üste aynı şarkıyı dinlemem, her tekrar çalışımda o otobüstekilerin yeter artık bakışını hala hatırlıyorum, (ben kendi kendime müzik dinlediğimi zannettiğim için üstüme alınmamışım) otobüsten inerken kulaklığı çıkarınca farkettim telefonun sesi dışarıya verdiğini, yalnız bana da kimse bir şey söylemedi nedense,

şarkı da hande yener - sinan akçıl - atma
düşünebiliyormusunuz sabahın körü, beş kere üst üste atmaaa atmaaa.....
bütün otobüse hopörlörden, kro gibi :)

aklıma geldikçe gülüyorum, ben otobüsten inerken, şarkıdaki atma gibi, oh beee oh beee demişlerdir, hala hatırlıyorum suratlarını.
devamını gör...

benimdir. şimdi kadınların ve erkeklerin işine yarayacak bazı analizlerle bu adamı adamakıllı ele alacağız. hiç sevgilisi olmamış erkekle ilgili konuşmamızın tek bir yararlı sebebi olabilir: bir ilişki ihtimalinde bu tecrübesizliğin bize nasıl bir yansıması olacak ?

her erkek, eğer sosyal çevresi çok kopuk bir yaşam sürmediyse, belirli dönemlerde, belirli yerlerde (okul,mahalle,iş) kadınlarla etkileşim halinde olur. mutlaka olur bu, aşık oluruz, hoşlanırız, birden fazla karşılaştığımız ve bekar olduğunu düşündüğümüz, beğendiğimiz bir kadınla en masumu göz teması olmak üzere temas kurarız. bu karşılıklı bir şeydir ve hepimizin iyi kötü başına gelmiştir. şöyle bir geriye dönüp baktığınızda, birçok insanın sizden hoşlandığını, birçoğundan da sizin hoşlandığınızı görürsünüz. bu etkileşim, bir kıvılcımla ilişkiye dönüşür. bizim elemanımız da bu kıvılcımı yakmamış ya da yakamamıştır. sebepleri çoktur, hepsini ayrı ayrı inceleyemeyeceğimiz için ben direkt olarak sonuca gideceğim ki işin faydalı kısmı budur.

hiç sevgilisi olmamış bir erkeğin hepimizin malumu bir tecrübesizliği vardır. bu tecrübesizlik şöyle tezahür eder: hayatında bir sevgilinin varlığının getirdiği etkiyi, o gücü hissetmemiş erkek, bu kadının etkisinin, bildiği ve önem sırasına soktuğu duygular arasında tam olarak nereye yerleştiğini bilemez. bu erkeği şu şekilde somutlaştırabiliriz: sözgelimi hayatı boyunca en sevdiği şeylerden biri bilgisayar oyunu oynamak olan bir erkeğe, "sevgiliniz mi yoksa bu oyun mu" diye sorduğunuzda cüretkat bir şekilde "bu oyun tabi lan, o kim de beni oyunumdan ayıracak, haddini bilsin" gibi gir cevap vermeye meyillidir. hatta bir filmde erkeğin "ya ben ya fenerbahçe" diyen kız arkadaşına "kendine hiç şans tanımıyorsun" dediği bir sahne vardır. tam olarak böyle olma ihtimali yüksektir.

ya da bu erkeklere siz "anan mı ben mi diye soran kadın hakkında ne düşünürsün ?" şeklinde, sevgi sırasında en üstte olan anne ile sevgiliyi kıyaslamak gibi bir soru sorduğunuz zaman "giderken kapıyı kapatmayı unutma" "bavulunu toplamak için bir saatin var" derim gibi racon laflar ederler. haha, evet, racondur çünkü bu lafı yazarken masada bir adet namlusundan duman çıkan glock marka silah vardır; görev tamamlanmıştır, anneye olan bağlılık kanıtlanmıştır ve olası sevgilinin de kırmızı çizgilerimize dokunamayacağına dair ultimatom verilmiştir. gerçekte ise böyle bir soru, çok nadir bir şekilde karşımıza çıkacak bir sorudur.

bir erkek için ilişki konusunda tecrübesizliğin en bariz ortaya çıktığı durumlar, genellikle ortamda sevgilileriyle ilgili sorunları olan dostlarımızın, olayları anlattıkları ve çözüm aradıkları durumlardır. bu hallerde, daha önce söylediğimiz gibi, bu sevginin hayatımızdaki önem sırasını bilmediğimiz için genellikle sert yaklaşımlarda bulunuruz. o yüzden "bekara karı boşamak kolay" demişlerdir. sözgelimi arkadaşımızın sevgilisi, arkadaşlarıyla buluştuğu bir gün somurtmuştur ve o günü rezil etmiştir. bizim için bunun karşılığı: "ya arkadaşlarımın yanında somurtup durdun, senle uğraşmaktan rezil oldum, bir daha gözüm görmesin seni" olabilir. çünkü biz birinin sevgilisi değiliz, onun kokusunu içimize çekmemişiz, elini tutmamışız, şefkatini hissetmemişiz. bilmiyoruz, kocaman bir boşluk var orada.

bu empati eksikliğini, bol bol okuyarak, konuşarak atmaya çalıştım hayatım boyunca. benim sevgilimin olmayışının sebeplerini başka bir gün detaylı yazabilirim; olan oldu ve koskoca yirmi altı yıl sonunda sevgililiğin ne olduğunu bilmeden bugünlere geldik. geldiğimiz noktada, bu tecrübesizliğimizle ilgili benim gibi olan dostlarıma vereceğim tavsiye; asla ne kendinizin olası ilişkileri ne de başkalarının ilişkileri hakkında keskin yargılara varmamanızdır.

belki istemeden bir yuvayı yıkacak belki çok mutlu olacağınız bir ilişkiden, sırf kuru gürültünüz yüzünden mahrum kalacaksınız. öncelikle kendinize ve karşınızdakine zaman verin. onun istekleri sizinkilerle çelişebilir. ilkelerinizi, arzularınızı, beklentilerinizi sanki anayasanın ilk dört maddesiymişçesine "değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez" konumundan çıkarın. zaten bir insanın en değerli varlığı erdemleridir ve onları da kimse kolay kolay değiştirmeye çalışmaz. bakın bakalım, ne tartışmaya açılabilir; nelerden vazgeçebiliriz biz bu uzun saçlı, güzel kokan şey için. bakalım varlığı hayatımızda nasıl yeni pencereler açacak, kapasitemizi nasıl genişletecek. belki her şeye, herkese yetecek bir enerjiyle dolacaksınız. belki de hayatınızı mahvedeceksiniz. inceleyin, bakın, olmazsa o kıvılcım zaten yanmamıştı ve bugünlere gelmiştik, artık yanmasa da olur.

bu erkekle ilişki kurma ihtimali olan kadınlara da tavsiyem; eğer gerçekten sevilmeye layık biri gibi görünüyorsa, o ilk aşamadan sonra onların hayattaki duruşlarına bakarak, dikkat ederek, saygıyla yaklaşın. eğer hayatınıza bu adamı katmak istiyorsanız, "bunla olur, baba adama benziyor bu" diyorsanız, onun bu tecrübesizliğini hissettirmeden, hayatın olağan bir akışıymışçasına girin hayatına. hemen ilk aydan "şu kızın numarasını sil, bu çocuklar içki içiyor, şu adam playboy seni de saptırmasından korkuyorum" gibi manyaklıklara girerseniz bu adamı kaybedebilirsiniz.

iyi kötü herkes, günün sonunda mutlu olduğu bir yaşamı hak ediyor. kimsenin hayatına kabus olmayı değil, güneş olmayı istemeliyiz.
devamını gör...

gökbilimcilere göre, kartal bulutsusu yaklaşık olarak 70 x 55 ışıkyılı boyunca yer kaplayan, 5.5 milyon moleküler biçimdeki hidrojen ve toz bulutu olduğu biliniyor. öncelikle bir ışık yılının tanım olarak, ışığın bir yılda kat ettiği mesafedir diye bilinmesi gerekir. ve bu mesafe kaba bir hesapla 5,9 trilyon mil veya 9,5 trilyon kilometreye tekabül etmektedir. türkiye açısından düşünecek olursak, en doğusu ile en batısı arasındaki mesafe yaklaşık olarak 2000 kilometredir. şimdi buna göre 9,5 trilyon kilometrenin büyüklüğünü siz tahayyül etmeye çalışın.

kartal bulutsusu'nu bir mağara olarak düşünün; sütunlarının en alt noktasından çıkıklık meydana getiren dikitlere benzeyen bu sütunlar esasında yeni yıldız oluşumları için kuluçka makinesi görevi yapan yıldızlar arası hidrojen gazı ve tozundan meydana gelmektedir. gökbilimci bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre yüzey kısımlarında daha yoğun seviyede gaz düğümleri ve gaz kürecikleri olduğu tahmin edilmektedir. bunlara verilen isim egg'dir. yani "buharlaşan gaz küreleri". ingilizcesi "evaporating gas spheres". egg'lerin bazılarının içerisinde yıldızların oluştuğu bilinmektedir. anlayacağınız, bu bulutsu yeni doğacak yıldızlara şu an için hamile. tabii ki bu bilim insanlarının tahminleri.

kartal bulutsusu'nun ismi görüntü olarak kartala benzemesinden kaynaklıdır. bu bulutsu bilimsel olarak messier 16, m16, veya ngc 6611 olarak da isimlendirilmiştir. 1745 yılında jean-philippe de cheseaux tarafından keşfedilmiştir. yılan takım yıldızında bulunan açık bir yıldız kümesidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynakça:
1- dr. mehmet hakan özsaraç.
2. wikipedia
devamını gör...

geçen günlerde abd, şimdi rusya,
avrupa'da zaman zaman görülen halk eylemleri, ortadoğu'yu söylemeye bile gerek yok ,

bu durum, bütün dünya ülkelerinde yönetime sahip olanların diktatöryal yönetim anlayışının bir sonucu değil mi sizce de ?
ıktidar sahiplerinin bu konumlarını muhafaza etmek için her şeyi göze alabildikleri bir dönem yaşanıyor tüm dünyada. bu artık öyle olağan bir hale geldi ki , demokrasi havarisi olarak dünyaya yön veren abd'de bile yaşandı ve yaşanıyorsa, diğer ülkelerde olan ve olacaklara asla şaşırmamak gerektiğini gösteren durum...
devamını gör...

kaliteli bir ayakkabı almak. fiyatına bakmayın uzun yıllar giyersiniz ucuza gelir. ayağınızın rahatı gerçek kalitedir.

kaliteli bir yatak almak. yatak candır. en az 8 saatiniz onunla birlikte geçiyor.

kaliteli bir kulaklık almak, ardından beatlesdan let it be parçasını dinlemek. bırakınız olsun efendim.
devamını gör...

belirsiz her duruma karşı karamsar olmak süreç sonuçlanana kadar insanın ruhunu emerken, pollyanacılık oynamakta sürecin sonunda hayal kırıklığına sebep olabileceğinden beklenti içinde olduğumuz durumlara karşı objektif olabilmek yararımıza olur.
devamını gör...

muazzam çalışkanlığıyla ün salmış, büyük iskender'in hocalığını yapmış ünlü makedon filozof. tam adı aristotle idir. biz bazen aristo deriz. stagira doğumludur, halkis ölümlüdür. eşi pitias'tır. platon'un öğrencisidir. ayn zamanda rakibidir.(düşmanlığa varacak şekilde) tabii saygıyı bırakmaz. bu küslüğün sebebi platon' un akademi'nin başına akrabası speussippos'u getirmesidir. aristotle anlam veremez. çünkü kendisi daha nitelikliyken, kendinden aşağı bir insan başa gelmemelidir.

hakkında çok şey söylenebilir. ancak söylemeye çekiniyorum. f. m. cornford'un dediği üzere "belki de sadece st. thomas'ın çalışkanlığının boy ölçüşebileceği bir adamın sisteminin ana hatlarını vermeye teşebbüs dahi edemem."

ama şunu söyleyeyim, etikten doğa bilimine kadar yazdığı her şey, günümüz portresine ışık tutmaktadır. marx'tan darwin'e...

ancak darwin için aristo. bazen cahilce konuşurdu. nitekim bilgisi olmadığı konularda ahkam keserdi. dr ogle'a şöyle yazar darwin(kısaca) : "kasların hareketin aracı olduğu konusundaki gibi bazı konulardaki cehaleti ne kadar tuhaf."
(darwin, f., yayına hazırlayan, 1887, life and letters of charles darwin, including and autobiographical chapter: john murray, london, c. 3, s. 252.)
devamını gör...

arkadaşım olmadığı için en son merak edeceğim konu bu.
devamını gör...

fazla hassas olduğum için çok çabuk kırılıp üzülüyorum ama kırıldığımı söylerken birisini kıracağım diye ödüm koptuğu için söyleyemiyorum. söyleyemeyince daha da üzülüyorum. en başarılı olduğum şeyi yapıyor ve ağlıyorum. burnum kızarana, gözlerim balon gibi şişene kadar, patlayana kadar ağlıyorum. ya da kulaklığımı takıp, beni ağlatan şarkıları son ses dinleyerek, derdimi denize anlatarak alabildiğine yürüyorum. bir de hafiften yağmur yağıyorsa beni kimse çıkartamaz o hüzün girdabından...
devamını gör...

10 numara hitap şeklidir
devamını gör...

amerika'daki feminizs bir akım.
aslında son dönemlerde ortaya çıkan film yönetmenlerinin, oyuncuları istismar ettiğinin, bu kadar çok meydana gelmesinin altında yatan neden ''me too'' dur.

olay şöyle gelişiyor sevgili arkadaşlar.
eğer istismara uğruyorsanız, yardıma ihtiyacınız varsa; size bir bahane ile uzatılan kağıda me too yazıyorsunuz.
karşıdaki sizin yardıma ihtiyacınız olduğunu anlıyor ve yardım çağırıyor.
ilk olarak, 2006 yılında tarana burke isminde siyah bir aktivist tarafından, cinsel şiddet mağduru kişilere, bu yardım çağrısını yapmaları istenmiş ve olay çok hızlı bir biçimde yayılmıştır.
özellikle twetterde ''me too'' yazılan hastanglar, bu kadınlarında istismar olaylarını işaret etmek için kullandıkları bir flamaya dönüşmüştür.
ondan sonra, bir çok oyuncu, ''me too'' yazarak, kendi istismar deneyimlerini anlatmaya başlar. ilk olarak oyuncu alyassa milano ile başlayan ''ifşa'' film yapımcısı harvey weistein'le başlar.
daha sonra, çok güçlü erkeklerin ifşaları ile devam eder süreç. altın kürede, kadınlar siyah giyerek ''me too'' hareketine destek verirler.
böylece olay bir çığ gibi büyür.

böylece (bkz: çevrimiçi feminizm)denilen bir kavramın ortaya çıkmasına neden olur.
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın diğerleri.

hava mülayim, çay güzel, can nedensiz hafif sıkkın, mekana yeni yavru kedi gelmiş, türkan fesat.
bakınız yeni gelen kediye "pistsene lan!" diyor habire..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dopamin eksikliğim olduğunu öğrendiğim başlık.

artı oy alınca seviniyorum, çok gelsin istiyorum, ilgililere duyrulur falan. *
artılayalım geçelim arkadaşlar, kasmayalım kendimizi.
devamını gör...

ara ara denk geldiğim başlıklar da ve tanımlarda gördüğüm kelime, "meriç". medir bu meriç olayı? bu meriçler kimler kardeşim? çıksınlar ortaya yahu.
devamını gör...

dini değil siyasi bir kurum olan halifelik makamının kaldırılması ve son halife abdülmecid efendinin makamından indirilmesi olayıdır. ayrıca tevhid-i tedrisat kanunu da çıkartılmış türkiye yeni bir döneme girmiştir.

kutlu olsun!
devamını gör...

esrardan kaynaklı bir vizyonun ve sarhoşluk halindeki yaratılışın meyvesi olan bir arthur rimbaud şiiri.

esriklik sabahı
ey benim iyim! ey benim güzelim! yalpalamadan yürüdüğüm acımasız bandomızıka ezgisi! cinlerin işkence çarkı! hurra, duyulmadık yapıt ve anlı şanlı beden, ilk kez! çocukların gülüşleriyle başladı, bitecek onlarla bu. kalacak bütün damarlarımızda bu ağu, dönerken bandomızıka, eski uyumsuzluğa kavuştuğumuzda bile. ey şimdi bu işkenceleri hak eden bizler! getirelim özlemle yan yana, yaratılmış bedenimiz ve ruhumuza verilmiş o insanüstü sözleri: o sözleri, o çılgınlığı. incelik, bilim, şiddet! söz verildi bize iyilik ve kötülük ağacının karanlığa gömüleceği, zorba dürüstlüklerin sürüleceği, arınmış sevdiğimizi alıp götürelim diye. bazı iğrenmelerle başladı bu ve bitiyor, - emanet edemeden bizi o sonsuzluğa hemen, - bitiyor kokular bozgunuyla bu.

çocukların gülüşü, kölelerin suskunluğu, erdenlerin sertliği, buradaki biçimler ve nesnelerin ürpertisi, kutlu olsun anısıyla bu uyanışın. hoyratça başlamıştı bu, alev ve buz meleklerle bitiyor işte.

küçük esriklik uyanışı, kutsal ! bize ödül verdiğin maske karşılığında ancak. onaylıyoruz seni, yöntem! dün, biz yaştan her birine ün ve şan verdin, unutmuyoruz. inancımız var ağuya. ömrümüzü tümüyle verebiliriz her gün.

işte canakıyıcıların vakti.


çeviri: erdoğan alkan

matinée d'ivresse
ô mon bien ! ô mon beau ! fanfare atroce où je ne trébuche point ! chevalet féerique ! hourra pour l'œuvre inouïe et pour le corps merveilleux, pour la première fois ! cela commença sous les rires des enfants, cela finira par eux. ce poison va rester dans toutes nos veines même quand, la fanfare tournant, nous serons rendu à l'ancienne inharmonie. ô maintenant, nous si digne de ces tortures ! rassemblons fervemment cette promesse surhumaine faite à notre corps et à notre âme créés : cette promesse, cette démence ! l'élégance, la science, la violence ! on nous a promis d'enterrer dans l'ombre l'arbre du bien et du mal, de déporter les honnêtetés tyranniques, afin que nous amenions notre très pur amour. cela commença par quelques dégoûts et cela finit, — ne pouvant nous saisir sur-le-champ de cette éternité, — cela finit par une débandade de parfums.

rires des enfants, discrétion des esclaves, austérité des vierges, horreur des figures et des objets d'ici, sacrés soyez-vous par le souvenir de cette veille. cela commençait par toute la rustrerie, voici que cela finit par des anges de flamme et de glace.

petite veille d'ivresse, sainte ! quand ce ne serait que pour le masque dont tu nous as gratifié. nous t'affirmons, méthode ! nous n'oublions pas que tu as glorifié hier chacun de nos âges. nous avons foi au poison. nous savons donner notre vie tout entière tous les jours.

voici le temps des assassins.
devamını gör...

philip k. dick'in do androids dream of electric sheep? romanından esinlenerek çekilen ridley scott'ın yönettiği bi' film. başrolde onlarca büyük filmlerden bildiğimiz harrison ford var. ayrıca ruh katan ışıkları, gölgeleri, dış sesleri, arka planı ve daha onlarcasını yapan adam da bu. (bkz: jordan cronenweth)
film çıktığı yılda pek tutmamış. sonraki yıllar kült mertebesine erişmiş. halen daha etkisi devam ediyor. ayrıca 2017'de denis villeneuve (döni vilnov) tarafından devamı çekildi.
sonraki bütün bilim kurguları etkilediği bi' gerçek. toplumsal ve insani değerlere yönelik en önemli işi yapan da budur zannımca.
yenilenmiş hali, farklı versiyonları, director's cut'ları ve her şeyden önemlisi görülmemiş ambiyansıyla resmen eşsiz bi sanat eseri.
konusunda geçen aşk bakımından la jetee ile benzerlik gösterir. deckard'ın yolculuğu bakımından da başrol eşsiz bir serüvene sürükler bizleri.

rick'in replikant olup olmadığı da halen sır. her ne kadar scott replikant olduğunu söylese de malum sahneden dolayı. rachael

roy batty ile de final yapar.
tears in rain
video
efsane müzikleri olmazsa olmaz. soundtrack
film üzerine
derin bir inceleme
ingilizce başka bir inceleme daha. bu daha derini ama. stanford
ve favori sahnem.
finished
devamını gör...

-sen buranın patronu musun be hey?
+ben sadece bir yoldaşım.
-(görüldü)
mütevazilikte yoldaş benjamin franklin gibi olun.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anadolu'da yaygın gelenektir. kız istemeye gidildiğinde gelin adayı kahve pişirerek, kendisini istemeye gelenlere kendi eliyle ikram eder.
yine bir gelin adayı aynı şekilde pişirdiği kahveyi ikram etmiş ve uzaktan damat adayını izlemiş. delikanlı önce kahveyi içmiş, sonra da suyunu. gelin adayı annesine anne, beni buna verme demiş. annesi sebebini sorunca da baksana, götürdüğüm kahvenin üzerine su içti, mahvetti kahveyi, beni de böyle mahveder demiş.
bizim kültürümüzde kahve pişirmek, daha çok sütsüz yaptığımız ve içtiğimiz alışkanlık. bir bardak kahve için batılı toplumlar kadar zahmet çekmeyiz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim