dakikalar içerisinde onlarca şarkı entrysi giren yazar. sayesinde yeni şarkılar keşfettim özellikle şu zhu - faded bi harika.
devamını gör...

beraber mi yanacaz banane alüminyum dedirtir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

trafik işaret levhalarına uymak hem medeniyetin geldiği noktayı gösterir, hem de sevdiklerini sensiz bırakmaz. o yüzden trafik işaret ve kurallarına uyalım.
devamını gör...

12 kedimle birlikte sizlere sevgiler yolluyoruz. merak ettiklerinizi sorabilirsiniz*
devamını gör...

başlık sahibinin bu kızlarla bir husumeti var herhalde dedirten başlıktır.
devamını gör...

çok sevdiğim bir şarkı. ayrıca lise mezuniyeti şarkısı bu. aklımda öyle kalmış nedense.
devamını gör...

özgüveni azaltan her ne varsa o durumun üzerine gitmek.
devamını gör...

artık kafamı boşaltıp bol bol ders yaptığım bir ay olsun...**
devamını gör...

(bkz: abdul ne kullanıyorsa aynısından)
devamını gör...

dolar’ın şu olması, euro’nun bu olması ne anlama geliyor?
basitçe anlatamaya çalışacağım ama ülke büyük, konu büyük kısa özetle anlatmak zor.
tl'nin döviz karşısındaki değer kaybı, halihazırda yani kurlar bu noktaya gelmemişken nisan2021 itibariyle yüzde 17,14 olarak gerçekleşmişti.
yani senin tl gelirin maaş, üretim, vb kazancın tl olarak ne gelirin var ise , zaten sene başından bu güne %17,14 ü eridi gitti.

bu yetmezmiş gibi,ülkemizin yıllık bazda üretilen bütün milli gelirin % 78, 8'ini kapsayan 550 milyar dolar dış borcu var, dövizdeki kur artışının, gelirinin büyük kısmı tl olan kamu ve özel sektöre nasıl bir tahribat yapacağını bu açıdan bir düşün. çünkü bu borç bir şekilde ödenecek.
ayrıca, türkiye'nin 1 yıl içinde döndürmesi gereken dış borç tutarı 230 milyar dolar.
böyle bir paramız da yok. ödeyebilmek için kaynak yada borç bulmamız gerekli. dış borçların döndürülmesi için maalesef yine dış borçlanmaya ihtiyaç var ancak abd'de enflasyonun artması, dolar cinsi borçlanma maliyetleri de artırıyor. türkiye'nin mevcut iktidarının hiç bir güven vermemesi nedeniyle oluşan yüksek risk primi nedeniyle zaten benzer ülkelere göre yüksek olan dolar cinsi borçlanma maliyetlerinin önümüzdeki dönemde ülke risk primi nedeniyle daha da artması bekleniyor , tabi bize borç para verecek odakları ikna edebilmek için bizim artık ne tür teminatlar verebileceğimiz konusu tamamen muallakta. en büyük destekçilerimizden katar’ın maliye bakanı , bizzat katar emiri talimatıyla “akçeli işler” nedeniyle hapiste. ülkemizin adı bu akçeli işler de de geçiyor.
gelelim kendi kaynaklarımıza, neticede ülkede herkes kendi meşrebince çalışıyor, çabalıyor. bir şeyler üretiyor, emeğini satıyor para kazanmak için uğraşıyor.
ancak , ihracat gelirimiz ile ithalat giderimiz arasındaki fark an itibariyle aylık eksi 37 milyar dolar ortalamada gidiyor . yani yıl sonunda mecburi ve muazzam bir dövizli cari açık borcuna doğru ülkemiz hızla koşuyor. ithalat büyük sıkıntı ama durmuyor ve ithal ürünlerin maliyetide sürekli kurla birlikte artıyor. buda, bu ürünleri gerek mamül gerek üretim için kullanıp satmak durumunda olan bütün işletmelerin iç pazarda fiyatlarını arttırması anlamına geliyor ki, fiyatlar seviyesinin sürekli artması zaten enflasyonun bir tanımıdır.
türkiyenin içine düşürüldüğü en büyük sıkıntılarından biri, iktidarın yüksek döviz cinsi gelir garantisiyle ve dövizle hesaplanan fiyatlamalarla özel sektöre yaptırdığı yap işlet devlet projeleridir. hani “ama yol yabdı , hastane havaalanı yabdılar“ diyorlar ya işte onlardan bahsetiyorum.
son yıllarda birçok otoyol, köprü, santral, hastane ve havalimanı bu şekilde yapıldı. bu borçlar ülkede yaşayan herkesi ilgileniyor. çünkü garantörü devletimiz. zaten ihaleleri alan şirketler paralarını her türlü aldıkları gibi, sık sık vergi afları ve borçlarının silinmesi gibi vesaikler ile kollanılıyor. ancak işte o affedilen vergi borçları, silinen kiralar yok olmuyor, ülkenin borçlar hanesine ekleniyor.
ayrıca bu projeleri üstlenenler, büyük oranda döviz cinsi kredilerle yatırımları yaparken, dışarıdan temin edilen söz konusu krediler için kefil olan da yine devletimiz. yani devlet de döviz cinsi büyük yükümlülük altına girdi.
döviz yükseldikçe, bu borçlar büyüyor, ülkeye yansıtılması kaçınılmaz oluyor.
örneğin, ulaştırma projelerinde geçiş ücretleri ve garanti ödemeleri döviz cinsinden hesaplanırken, fiyatlar yılda iki defa “güncelleniyor”. güncelleme yaparken döviz kurlarındaki değişimle birlikte abd tüketici enflasyonu da dikkate alınıyor. kurların yükselmesi yetmezmiş gibi şimdi bir de abd'de enflasyonun yüzde 4,2 ile 13 yılın zirvesine ulaşması sayesinde , kur artışıyla birlikte hem geçiş ücretlerine hem de devletin ödeyeceği garanti ücretlerine abd enflasyonu kadar zam yapılması işletiliyor.
daha somut olarak mesela, osmangazi köprüsü'nü örnek alalım , bu köprüden geçişte sözleşmeye göre fiyat başlangıçta köprü ilk açıldığında 35 dolardı. yıllar içinde abd enflasyonu kadar zamlanarak son olarak 41 dolara gelmişti. abd'de enflasyonun yine artması, 41 doların dolar bazında yine artması ve kur artışı ile birlikte geçiş ücretinin yine zamlanması demektir.
bütün bunlar olurken, uluslararası ekonomi firmalarınca servis edilen raporlarda ülkemiz bütün negatif ekonomik göstergeler kriterlerinde dünya birincisi;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sonuç olarak, dövizin artması şakalar, komiklikler ile yok sayılamayacak kadar ciddi ve sıkıntılı bir konudur, ucu herkese dokunur.
müzeyyen senar hanımefendinin güzel sesinden dinleyelim ...

kimseye etmem şikayet
ağlarım ben halime.
titrerim mücrim gibi
baktıkça istikbalime.

selam ve dua ile...
devamını gör...

dedemin ölmesine bir iki gün kala, evde yer yatağında yatarken bı akşam odada kısa süre baş başa kaldik. konusamayacak bir vaziyette olduğu için bana el sallayıp yanına çağırdı. halsizligi her zerresinde belliydi. yandaki ayrana bakış atıp gösterdi gozleriyle. ağzına bir kaşık döktüm. sonra bir kaşık daha. yeter diye eliyle işaret yaptı. koca bir sürahi ayranı içen dedem iki kaşığı zor içmişti..
ertesi gün okula gitmem gerekiyordu. gitmeden ondan hakkını helal etmesini istedim. o son nefeslerinde, ölümü bekler şekilde gözü açık etrafa bakarken bana kafa sallamisti. evet dercesine. bunu da unutamıyorum.
rüyalarda görüşüyoruz sadece artık.
devamını gör...

devamını gör...

beş para etmeyen karanvancı diye çevirebileceğimiz, karavan çöpü anlamına da gelebilecek bir yakıştırma sözüdür.

bu söz amerika birleşik devletlerinde düşük sosyo-ekonomik bir sınıfta yer alan ve karavan parklarında yaşayan insanları aşağılamak için kullanılır.

sınıfsal ayrımlar sadece kast sistemine atfedilmiş gibi görünse de aslında hiç de öyle değildir. kapitalizm sınıfsal ayrılıkları sımsıkı kucaklayan bir sistemdir. bu sistemde tutunamayan insanlar da kendilerine alternatif yaşam tarzları üretip hayatta kalmaya çalışıyorlar.

karavan parkları da bu alternatif yaşam tarzları ve alanlarından biri. elbette karavan parkında yaşayanların tümünü alt sınıf sayamayız. bunu zevk için yapıp lüks karavanlarda belli dönemler geçirenler de var ama başlıktaki tanım karavan parklarına mahkum olanlar için.

chloe zhao’nun yazıp yönettiği ve en iyi film, en iyi kadın oyuncu ve en iyi yönetmen dallarında oscar ödülü kazanan nomadland filminde anlatılan insanlar da trailer trash tanımlamasına dahil oluyor. bu harika filmi izlediğiniz zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.

bu sözde beni rahatsız eden şey amerika ile ilgili birçok konuda olduğu gibi merhamet eksikliği. çarpık bir düzende tutunmayı başaramayan insanlara anlayış göstermek yerine onlarla alay edip onları aşağılamak tam bir amerikan geleneği olsa gerek.
devamını gör...

16. yüzyılda yaşamış kahraman bir türk denizcisi. ilyas reis, rodosluların donanmalarına, savaş gemilerine karşı eski ve küçük bir gemiyle şiddetli bir çarpışmaya hazırlanıyordu. türk askerler, eski ve küçük bir gemide dikkatlice düşman gemilerinin gelişini bekliyorlardı. aniden etraflarını savaş gemileri sardı. ilyas reis korkusuzca ilk emri verdi. emre göre, evvelâ amiral gemisinin yönünü değiştirmeleri gerekti. bu sırada rodoslular, türklerin gemisine uyarı amaçlı bir top atışı yaptılar. türkler teslim olmayınca tüm gemiler, türk gemisini top atışına tutmaya başladı. ilyas reis ikinci emri vermemişti, türkler hiçbir şey yapmıyor, sadece bu atışlardan kurtulmaya çalışıyorlardı. ilyas reisten ikinci emir geldi, amiral gemisine ateş emri verdi. türkler de, muhteşem bir şekilde amiral gemisini top atışına tutmaya başladılar. amiral gemisi zarar görmeye başlarken, diğer gemilerin türk gemisini top ateşine tutmalarından mütevellit, türk gemisi de artık zararlar görmeye başlamıştı. ilyas reis, emirler yağdırıyordu. düşmanı top ateşine tutun, geminin falanca yanı yaklaştığı vakit sancakları indirin, amiral gemisine de yaklaşın - diye emirler veriyordu. daha sonra kısa ama ağır olan kılıcını çıkardı ve tekbir getirmeye başladı. bu şiddetli çarpışmada, nihayet türk gemisi, amiral gemisine yaklaşmayı başarmıştı. ilyas reis, cesurca düşmanların gemisine atladı. ardından diğer türkler de atladılar. ilyas reis, allah için vurun yiğitlerim diyerekten emirler yağdırmaya devam ediyordu. türkler, düşmanlara tüm güçleriyle vurmaya, onları kılıçtan geçirmeye başladılar. bu şiddetli çarpışmayı gören diğer düşman gemileri, türklerin bulunduğu düşman gemisinin etrafında toplandılar. türkler çok çok azdı..düşmanın sayısıysa türklerin sayısından kat-kat daha çoktu. öyle ki, sonunda kimin galip geleceği taa önceden belliydi. türkler, düşmanın sayısının bu kadar çok olmasına rağmen yiğitçe savaşmaya devam ediyordu. bulundukları gemi nerdeyse denizin dibini boylamak üzereyken, türkler kelime-i şehadet getiriyor ve teker-teker şehid oluyorlardı. düşmanlar, ilyas reisi hedef almışlardı. fakat ilyas reis tüm gücüyle düşmana karşı mücadele ediyor ve aralarından sıyrılıyordu. aralarından sıyrılıp, diğer düşmanlara karşı kılıç sallıyordu. bir anda, bir haykırış, acı dolu bir ses tüm gemiye yayıldı. ilyas reis, "öldüm ya rab!" diye haykırdı. arkasından gelen kılıç darbesinin verdiği acı onu iyice öfkelendirmişti. kendisine kılıç darbesi indiren adamın palasıyla kellesini uçurdu. ilyas reis, kendisini toparlayamamıştı. tüm vücudunu kan kaplamıştı. kelime-i şehadet getirdi ve şöyle haykırdı: ey hızır! gel, yetiş! öcümü al bu kalleşlerden!" gemi yanıyordu, fakat, ilyas reisin kardeşi, korkusuzca savaşan bir genç, hızır reis düşmanı kılıç darbesiyle yere indirdi ve abisine şöyle cevap verdi: yettim ağabeyim! ilyas reisi bulabilmek adına, düşmanların aralarından sıyrılıyor, her birini teker-teker deviriyordu..abisinin hâlini görünce dünya başına yıkıldı. bir anda, donup kaldı. bu anda, kafasından bir darbe yedi. ayağa kalkmaya çalıştı, ama tüm mızrakların, kılıçların tamda bu an kendisine yöneldiğini gördü. hızır reisi bağladılar ve rodos'a götürdüler. hızır reis birgün barbaros hayreddin paşa olarak anılacak, büyük bir denizci olacak ve abisinin intikamını alacaktı..

ilyas reis, rodos şövalyeleri tarafından sopayla vurularak şehid edilmiştir.
devamını gör...

varsa böyle bir yapılanma ilanen başvurumdur diyerekten konuya yumuşak bir giriş yapayım , eheh tatsız bir şakaydı koca koca adamlarız ne önemi var diyerekte durumu toparlayayım (yerseniz ).

elon musk'ın takipçi sayısından çok fav'ı olan yazarlar var , bu böyle olmaz kıskanıyoruz , haset kaplıyor içimizi . kötü yola düşmemize ramak kaldı . dünyada mal , kafa sozlükte fav sloganıyla , yönetimden kafa store'de hükümete örnek nitelikte bir indirim talep ediyorum . yok mu arkadaşım bu sözlüğün kara cuması , kutsal pazartesisi , mübarek üç ayları . ekonomik takvim yayınlayın , ne zaman alışveriş yapacağımızı bilelim .
devamını gör...

onaylanma duygusu. yani diğer adıyla elalem ne der duygusu. başkalarının düşüncelerini yaşarken kendini doyasıya yaşatmayan duygu.
devamını gör...

iki boşanma arasında gece ve gündüz kadar fark vardır. zira, birinci boşanma şeklinde hayat boyu iletişim sürer, ikinci boşanma şeklinde ise bir daha hiç görüşme gerekmez. dolayısıyla bir erkeğin boşandıktan sonra çocukları sebebiyle eski eşiyle iletişimde kalması normaldir. öte taraftan farklı konularda devamlı eski eşini arıyor ve onunla görüşmeye çalışıyor ise hala onu seviyor ve özlüyor olabilir.
devamını gör...

(bkz: fullmetal alchemist)
--! spoiler !--

o kızı ile köpeğini birleştirerek canavara dönüştüren profösör ulan hem ağladım hem sövdüm.

--! spoiler !--
devamını gör...

diğer yazarlarla gerçekleşen polemiği ilginç bir şekilde sözlüğün bold harf şekli ve akabinde de italik harf şekli ni keşfetmeme sebep oldu. kendisine buradan teşekkürlerimi sunuyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim