karşı cinste dikkat edilen ilk şey
bir hoş bakış, yarım gülüş.
devamını gör...
yarasa
geçende camdan mutfağa girdi 10 tur attı çıktı. ne yapacagimi bilemedim. ısırsa vampir olur muyum diye düşündüm .çıkıncaya kadar bekledim. hiçbir yere çarpmadan çıktı gitti gariban.
not: kurt ısırsa kurtadam mı olucan diyen bir yazar çıkacak hissediyorum.
edit: köpek ısırsa nolcan alimünyum diyen cıktı.pes.
edit: kanka beni geçende kedi ısırdı. miyavlamaya başladım diyen var. hahaa.
not: kurt ısırsa kurtadam mı olucan diyen bir yazar çıkacak hissediyorum.
edit: köpek ısırsa nolcan alimünyum diyen cıktı.pes.
edit: kanka beni geçende kedi ısırdı. miyavlamaya başladım diyen var. hahaa.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en gıcık huyları
aşırı duygusal olduğum söylenir.
allah kimseye aşırı vermesin..
allah kimseye aşırı vermesin..
devamını gör...
tuhaf takıntılar
tekli olarak verilen ıslak mendilleri kullandıktan sonra, mendili yine ambalaj içine tıkıyorum. ambalaj ve mendili ayrı bir şekilde çöpe atamıyorum. bir de, tüm pet şişeleri kapağını kapatıp çöpe atıyorum. kapak ve şişe ayrı atamıyorum. kısaca ben, nesnelerin bütünlüğünü bozmaya karşıyım sanıyorum.
devamını gör...
istanbul’da yaşamanın maliyeti
büyükşehirde (ist.izm.ank) gibi şehirlerde yaşamanın maliyeti bir ömür dur, üç kuruş daha fazla kazanalım , daha rahat bir hayat yaşayalım diye ; aslında karşılığında hayatımızı veriyoruz, sağlığımızı, zamanımızı kaybediyoruz.
maddi olarak maliyeti en az 15 bin tl dir 4 kişilik bir aile için.
maddi olarak maliyeti en az 15 bin tl dir 4 kişilik bir aile için.
devamını gör...
ah canım sevgilim
ah sana gel dedim
içimde kaybolan papatyalardı gözlerin
eski bir radyodan
çalan şarkıyı dinledim
hayatı kahrolan gibi
gururu ayaklar altına alınmış biri gibi
içimde kaybolan papatyalardı gözlerin
eski bir radyodan
çalan şarkıyı dinledim
hayatı kahrolan gibi
gururu ayaklar altına alınmış biri gibi
devamını gör...
kitap alıntıları
gregor samsa bir sabah garip rüyalarından uyandığında,kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş olarak buldu
devamını gör...
kadıköy'de yemek yenecek yer
öncelikle, kadıköy'e gidiyorum dediğinizde kimse acıbadem'i veya bostancıyı anlamaz.
kadıköy dediğimiz (bkz: caferağa) ve (bkz: rasimpaşa) mahalleleridir.
ben boğa heykelini merkeze alıp en falza 5-10 dakika yüreme mesafesindeki alkolsüz yerlerden sevdiklerime yer vereceğim.
kadıköy, bar ve meyhane cenneti ama onlar başka tanımların konusu olsun.
kısıtlamaların olduğu şu günlerde biz mekanları mekancılar da müşterilerini özlemiştir.
çok pahalıya kaçmadan, herkesin çok çok övdüğü yerlerden ziyade benim farklı aralıklarla müşterisi olduğum yerlerden bazıları işte şunlar:
hamburger için: (bkz: 2 bites) kaburga yağında patates, armutlu zencefilli gazoz ve nefis tütsü et. ikinci şubeyi açtılar galiba,
dalga sokak no 10'a. bu çoçuklar işlerine çok hakim. kibar ve müşteriye anlatıyorlar yaptıklarını.
ızgara köfte için: (bkz: ekspres inegöl köfte) muvakkıthane caddesinde. ermeni kilisesinden rıhtıma doğru inerken. garsonlar pek konuşmaz, hızlı çalışırlar. köftesi de kuzu şişi de her zaman beklediğin gibidir.
döner için: (bkz: korkmaz büfe) moda caddesi 120, (bkz: şimşek döner) kuşdili caddesi efes çarşısının karşısı,
(bkz: seven kebap) leyla sokakta, fiyat performans iyidir.
pide için: (bkz: pide sun) moda caddesinde, kaşarlı kuşbaşılı çok nefis ve doyurucu, turşuları da çok güzel.
pizza için: (bkz: fornello pizza) serasker caddesi kethüda camii yakınında
balık için: (bkz: balıkçı lokantası) teyyareci sami sokak no 20, rasimpaşa mah. (tekrar yazıyorum alkolsüz) ön tarafta 5-6 masa var, kokuya maruz kalmadan açık havada yemek için. çeşitleri boldur.
pastane için: inci pastanesi general asım gündüz cad. no 45 yaygın adıyla bahariye caddesinde aya triada kilisesinin karşısı. küçük bir dükkandır. oturmak için değil. alıp elde yemelik. çeşit bol ve taze. yaşlı patron aksidir.
şerbetli tatlı için: (bkz: bilgeoğlu baklava) nail bey sokak no 1 bahariye caddesinde kadıköy sinemasının karşı sokağı. glikoz şurubu kullanıyor mu bilmiyorum ama benim favorim kadayıf üstü sade dondurma.
çorba için: (bkz: kadim işkembe salonu) serasker cad. no 50 kibar çalışanlar, iyi müzik. evet çorbacıda.
lokanta için: şu iki yer gerçekten çok kalitelidir. gününe göre değişen yemekler veya her gün çıkan yemekleri vardır.
ilk olarak (bkz: serçini special lokantası) burada karışık tabak da yaptırabilirsiniz. 5-6 çeşit. hem göz hem mide doysun.
son olarak da (bkz: altın cağ restorant) rasimpaşa mah. siftah sokak no 11. boğadan hasanpaşa yönüne yürürken sol kaldırımı takip edin, atm leri geçince soldaki sokak. burda tüm yemekler çok leziz. mercimek çorbası bile süper. paça çorbası gerçek paça. bir gün döner, bir gün cağ kebabı çıkıyor. ikindi vaktinden sonra pek çeşit kalmıyor. su sürahide geliyor. kuru fasulyesi, pilavı, etli sarması, patlıcanlı et yemekleri vs hepsi güzeldir.
afiyet olsun.
kadıköy dediğimiz (bkz: caferağa) ve (bkz: rasimpaşa) mahalleleridir.
ben boğa heykelini merkeze alıp en falza 5-10 dakika yüreme mesafesindeki alkolsüz yerlerden sevdiklerime yer vereceğim.
kadıköy, bar ve meyhane cenneti ama onlar başka tanımların konusu olsun.
kısıtlamaların olduğu şu günlerde biz mekanları mekancılar da müşterilerini özlemiştir.
çok pahalıya kaçmadan, herkesin çok çok övdüğü yerlerden ziyade benim farklı aralıklarla müşterisi olduğum yerlerden bazıları işte şunlar:
hamburger için: (bkz: 2 bites) kaburga yağında patates, armutlu zencefilli gazoz ve nefis tütsü et. ikinci şubeyi açtılar galiba,
dalga sokak no 10'a. bu çoçuklar işlerine çok hakim. kibar ve müşteriye anlatıyorlar yaptıklarını.
ızgara köfte için: (bkz: ekspres inegöl köfte) muvakkıthane caddesinde. ermeni kilisesinden rıhtıma doğru inerken. garsonlar pek konuşmaz, hızlı çalışırlar. köftesi de kuzu şişi de her zaman beklediğin gibidir.
döner için: (bkz: korkmaz büfe) moda caddesi 120, (bkz: şimşek döner) kuşdili caddesi efes çarşısının karşısı,
(bkz: seven kebap) leyla sokakta, fiyat performans iyidir.
pide için: (bkz: pide sun) moda caddesinde, kaşarlı kuşbaşılı çok nefis ve doyurucu, turşuları da çok güzel.
pizza için: (bkz: fornello pizza) serasker caddesi kethüda camii yakınında
balık için: (bkz: balıkçı lokantası) teyyareci sami sokak no 20, rasimpaşa mah. (tekrar yazıyorum alkolsüz) ön tarafta 5-6 masa var, kokuya maruz kalmadan açık havada yemek için. çeşitleri boldur.
pastane için: inci pastanesi general asım gündüz cad. no 45 yaygın adıyla bahariye caddesinde aya triada kilisesinin karşısı. küçük bir dükkandır. oturmak için değil. alıp elde yemelik. çeşit bol ve taze. yaşlı patron aksidir.
şerbetli tatlı için: (bkz: bilgeoğlu baklava) nail bey sokak no 1 bahariye caddesinde kadıköy sinemasının karşı sokağı. glikoz şurubu kullanıyor mu bilmiyorum ama benim favorim kadayıf üstü sade dondurma.
çorba için: (bkz: kadim işkembe salonu) serasker cad. no 50 kibar çalışanlar, iyi müzik. evet çorbacıda.
lokanta için: şu iki yer gerçekten çok kalitelidir. gününe göre değişen yemekler veya her gün çıkan yemekleri vardır.
ilk olarak (bkz: serçini special lokantası) burada karışık tabak da yaptırabilirsiniz. 5-6 çeşit. hem göz hem mide doysun.
son olarak da (bkz: altın cağ restorant) rasimpaşa mah. siftah sokak no 11. boğadan hasanpaşa yönüne yürürken sol kaldırımı takip edin, atm leri geçince soldaki sokak. burda tüm yemekler çok leziz. mercimek çorbası bile süper. paça çorbası gerçek paça. bir gün döner, bir gün cağ kebabı çıkıyor. ikindi vaktinden sonra pek çeşit kalmıyor. su sürahide geliyor. kuru fasulyesi, pilavı, etli sarması, patlıcanlı et yemekleri vs hepsi güzeldir.
afiyet olsun.
devamını gör...
221b
hâlâ yayımlanmakta olan, türkiye'nin ilk ve tek polisiye kültür dergisidir. isminin kaynağını 221b baker street'te ikâmet eden sherlock holmes'dan almaktadır.
devamını gör...
ilkokulda dışlanmak
babamın iflası ile istanbul' a geldik.
ıstanbul bana mersin'den sonra vahşi hayvanlarla dolu bir orman gibiydi...
mersin'deki kolejden, başka bir şehirin fakir semtindeki ilköğretim okuluna gelmek ayrı travmayken; o varlıklı hayattan bu görülmemiş yokluğa düşmenin ağırlığı daha da zordu. beslenmeme koyacak ekmeği zor bulduğumuz zamanlardı.
8 yaşındaydım, ilk gün okula üstümde kolej üniformasıyla gittim. öğretmen 'yarın önlükle gel' dedi.
annemler o akşam bir komşumuzun çocuğunun eskimiş önlüğünü yakası olmadan, başka başka düğmeler dikerek bana uydurdular. tabi yeni olduğum yetmiyormuş gibi bir de fakir olunca dikkatler üstüme yöneldi. zaten yaşca hepsinden iki yaş küçüktüm. doktor raporu ile ıq'su yüksek denilerek 5,5 yaşında birinci sınıfa başlamıştım.
sınıfta her beslenme saati, beslenmemi alıp çöpe ya da yere atan bir çocuk vardı. teneffüste "önümüze gelene bin tekme" ayağına bahçede duvara sıkıştırıp döverlerdi. hatta okulun merdivenlerinden ikinci kattan attıkları bile oldu. olaydan sonra aylarca kaburgalarım ağrıdı. gece yatağımda sessizce ağlardım. annem dayak yediğimi duyarsa buna kızıp döver korkusuyla, bu ağrılı süreci kendi başıma yaşadım. çünkü annem, dayak yedim diye dayak atardı.
okulda dövenlere ek bir de komşumzun 11 yaşındaki kızı döverdi beni. onlar 4 kardeşti en küçüğü benimle yaşıttı. ona gelinceye kadar, yolüstü 14-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu önüme geçer bana sarılmaya çalışırdı. o sapık olan çocuğu babam fark edip ağız burun dağıttı ama diğerlerini bertaraf edemedim.
ıki sene boyunca okuldakiler, komsunun kızı, üstüne bir de annem döverdi cift dikiş olurdu dayaklarım.
bu sebeple okul yıllarında yaşananlar kaç yıl olursa olsun insanın benliğinde iz bırakıyor. *
ıstanbul bana mersin'den sonra vahşi hayvanlarla dolu bir orman gibiydi...
mersin'deki kolejden, başka bir şehirin fakir semtindeki ilköğretim okuluna gelmek ayrı travmayken; o varlıklı hayattan bu görülmemiş yokluğa düşmenin ağırlığı daha da zordu. beslenmeme koyacak ekmeği zor bulduğumuz zamanlardı.
8 yaşındaydım, ilk gün okula üstümde kolej üniformasıyla gittim. öğretmen 'yarın önlükle gel' dedi.
annemler o akşam bir komşumuzun çocuğunun eskimiş önlüğünü yakası olmadan, başka başka düğmeler dikerek bana uydurdular. tabi yeni olduğum yetmiyormuş gibi bir de fakir olunca dikkatler üstüme yöneldi. zaten yaşca hepsinden iki yaş küçüktüm. doktor raporu ile ıq'su yüksek denilerek 5,5 yaşında birinci sınıfa başlamıştım.
sınıfta her beslenme saati, beslenmemi alıp çöpe ya da yere atan bir çocuk vardı. teneffüste "önümüze gelene bin tekme" ayağına bahçede duvara sıkıştırıp döverlerdi. hatta okulun merdivenlerinden ikinci kattan attıkları bile oldu. olaydan sonra aylarca kaburgalarım ağrıdı. gece yatağımda sessizce ağlardım. annem dayak yediğimi duyarsa buna kızıp döver korkusuyla, bu ağrılı süreci kendi başıma yaşadım. çünkü annem, dayak yedim diye dayak atardı.
okulda dövenlere ek bir de komşumzun 11 yaşındaki kızı döverdi beni. onlar 4 kardeşti en küçüğü benimle yaşıttı. ona gelinceye kadar, yolüstü 14-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu önüme geçer bana sarılmaya çalışırdı. o sapık olan çocuğu babam fark edip ağız burun dağıttı ama diğerlerini bertaraf edemedim.
ıki sene boyunca okuldakiler, komsunun kızı, üstüne bir de annem döverdi cift dikiş olurdu dayaklarım.
bu sebeple okul yıllarında yaşananlar kaç yıl olursa olsun insanın benliğinde iz bırakıyor. *
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
kar taneleri çoğunluğun düşündüğünün aksine eşsiz değildir. buradaki kaynağa göre sadece 35 farklı biçimde olabilirlermiş.
devamını gör...
tekrar tekrar okunan kitap
küçük prensi kaç kez okursak okuyalım her okuyuşta farklı bir anlam farklı bir değer farklı bir bakış açısı kazanıyoruz.
devamını gör...
fırat yılmaz çakıroğlu
bugün şehit edilişinin 6. yılı, ruhu şad, mekanı cennet olsun.
devamını gör...
yere tükürmek
iğrençtir.kayseri'de yaşarken yere bakmadan yürürdüm hep.mayın tarlasıydı resmen.bin kez söyleseniz de bırakmaz yapan.tıpkı geğirmek gibi.medeniyetten nasibini almamış dağdan inmelerin davranışıdır.sümkürmeyle birlikte yapılırsa cinnet geçirtir.
devamını gör...
22 ocak 2004 istanbul kar fırtınası
sabah erken saatlerde nispeten sakin başlayan, ancak zaman geçtikçe şiddetlenen rüzgar ve fırtına sebebiyle ortalığı birbirine katmış fırtınadır. tipi bir yana, saatteki hızı zaman zaman 120 km'yi geçen fırtına nedeniyle boğaz köprüsünün halatlarından biri kopmuştur. elektrik direklerinin, ağaçların devrilmesini falan saymıyorum bile. tem de yaklaşık 12 saat ulaşıma kapalı kalmıştır.
devamını gör...
en sevilen eurovision şarkıları
teyzemlerle bir araya gelip, pasta börek çay kuruyemiş eşliğinde
gazetenin sayfasında yarışmayı oyladığımız zamanların mfö şarkısı.
diday diday day
gazetenin sayfasında yarışmayı oyladığımız zamanların mfö şarkısı.
diday diday day
devamını gör...




