kitap alıntıları
insanların dünya karşısındaki kayıtsızlığını da işte tam bu anda kendi zihninde yakaladı ve babasının sözlerine bir anlam vermeyi başardı: bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. oysa uzun ihsan efendi, dünya'nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi. her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. kuran'ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes, dünyayı onun gibi okuyup şahadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı, dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi. yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünya'nın şahidi olmaktı.
ihsan oktay anar- puslu kıtalar atlası.
ihsan oktay anar- puslu kıtalar atlası.
devamını gör...
oğlunuzu ben mi öldürdüm öyleyse iyi yapmışım
3 oldu karşıma geldi, beşinci sefer bu başlık karşıma geldiğinde dökerim içimi, şimdilik kenarda dursun.
resmen polisi kışkırtmak için elinden geleni yapmış ve başarılı olmuş diğerleri zaten ciyaklamaya hazır şekilde bekliyorlar bunların yanında kamera açman yeterli, hemen bir mağdur edebiyatı. canım benim ya kıyamam ben size.
resmen polisi kışkırtmak için elinden geleni yapmış ve başarılı olmuş diğerleri zaten ciyaklamaya hazır şekilde bekliyorlar bunların yanında kamera açman yeterli, hemen bir mağdur edebiyatı. canım benim ya kıyamam ben size.
devamını gör...
yapılmış en aptalca dalgınlık
çamaşırları,bulaşık makinesine,tabakları da çamaşır makinesine atmak..
devamını gör...
boş beleş bölümler okuyup işsizim diye ağlamak
lise eğitiminin zorunlu olarak oniki yıla çıkarılması mevcut iktidarın ürünü değil miydi? her ile üniversite mevcut iktidarın propagandası değil miydi? her şehre açılabilecek bilumum bölümü açan mevcut iktidar değil mi? okuma yazma oranını artırıyoruz diye övünen bu iktidar değil miydi? boş beleş* diye nitelenen bu bölümlerin tamamını açan, dağa bayıra üniversite kuran, üniversite okunmasını bir insanın ulaşabileceği en yüksek seviye olarak gösteren bu iktidar değil miydi? bu kadar üniversiteyi açtıktan sonra buralara gidip okuyanlara iş sahası açmak devletin bugün en büyük sorumluluğudur. ister kars ister uşak olsun* devlet burada üniversite açtıysa okuyan insanların üniversite eğitiminden sonra istihdam edilmesinden sorumludur. kaldı ki üniversite okumayanın da istihdam edilmesinden sorumludur. öğretmenlik okuyan gencini kasiyer, gıda mühendisliği okuyan gencini sıvacı, reklamcılık okuyan gencini bekçi olmaya zorlayan bu sistemi kim kurduysa suçlu odur. madem üniversite okumayı bunca övdünüz bunca oy kapısı gördünüz üniversite açmayı, bu denli kutsadığınız üniversitelerden mezun olan genç arkadaşların da iş beğenmemelerine katlanacaksınız. bu da iktidarın bir başka sorumluluğudur. bugün iş imkanı kısıtlı olan bölümden mezun olan genç arkadaşlara tek söylenecek söz 'ah be kardeşim, bu insanlar bu bölümden mezun olanların ekmeğini aslanın midesine koymuşlar, aslanı da afrika'ya göndermişler.' falandır. kimse kimsenin koca dört yılını boş beleş bölüm diyerek küçümseme haddinde olmamalıdır, naçizane.*
devamını gör...
yazarların vereceği bir bilgiyle yaşını tahmin etmek
raskolnikov 2001'li.
doğduğum aya kadar öğrenebileceğiniz bir bilgi veriyorum. marmara depremi olduğunda ben 4 aylıkmışım.
doğduğum aya kadar öğrenebileceğiniz bir bilgi veriyorum. marmara depremi olduğunda ben 4 aylıkmışım.
devamını gör...
türkiye'de çocuk olmak
şimdiden geleceğini kendi kendine düşünmeye başlayan diğer ülkelerdeki yaşıtlarının erişebildiklerine imrenme aile içinde tartışmalara maruz kalma hayal lkurarken yok canım daha neler diye düşünen kendi hayaline kendi bile inanmayan çocuk türkiye'deki çocuktur.
geleceğimiz onlara emanet çocuk bir milletin parıltısı ışığı altınidir. umarım iyi günler onları bekler aşağıdaki linkte geçtiğimiz günlerde çocukların devlet meselelerini konuştuklarına şahit olunmuş yaşıtları eğlenirken çok garip bu konulara bu yaşta başlamışlar.
buradan
geleceğimiz onlara emanet çocuk bir milletin parıltısı ışığı altınidir. umarım iyi günler onları bekler aşağıdaki linkte geçtiğimiz günlerde çocukların devlet meselelerini konuştuklarına şahit olunmuş yaşıtları eğlenirken çok garip bu konulara bu yaşta başlamışlar.
buradan
devamını gör...
istanbul
dışına çıkılmazsa, dünyanın en güzel şehri hissi uyandırır.
devamını gör...
benim hocam
affınıza sığınarak bir yorumda bulunacağım ama bazı hocaların geri zekalıya anlatır gibi ders anlatması sizin de sinirlerinizi bozmuyor mu? sonuç olarak takipçileri en azından üniversite bitirmiş insanlar ama kanalda konuların anlatımı sırasında bebeğe verirmiş gibi yersiz örnekler verilebiliyor. benim de çok başvurduğum bir kanal ama izlerken sürekli "konuyu anlat geçsene be kadın!" diye bağırma ihtiyacı duyuyorum.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
şikayet edebileceğim hiç bir şey yok. şükürsüz de sayılmam, sanmıyorum. memnuniyetsiz değilim, çoğu şeyden belki de haddinden fazla zevk alıyorum. son dönemki yaşantımda bunu devam ettiremiyorum. öyle olmadığımı bildiğim halde kendimi yetersiz hissediyorum. günümün hemen hemen hepsini kendimi kaybedeceğimi bildiğim isli tozlu yerde geçiriyorum. bu bana ve kişiliğime zarar veriyor. etrafımda güzel şeyler görmek istiyorum, öğrenmek öğretmek ve bunları insanca yapmak. beni en sevdiğim şarkıları bile dinlemekten alıkoyan mide bulandırıcı taş yoldan geçerek geldiğim her gün sildiğim ayakkabılarımın yarım saat içinde griye dönüşeceğini bildiğimden kendime özen gösteremiyorum. içimden gelmiyor ve bu da özbenliğimden sürekli ödün vermeme sebep oluyor. çıktığım anda da bitmiyor, beni mutlu eden sesi duyabildiğimde geçiyor yalnızca. ona ve etrafımdakilere güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. ama tüm gün gerçekten çirkin bulduğum şeylerin içinden geçerek güzeli anlatmam hayli güç oluyor. çirkinleşiyorum git gide. bırakmam lazım belki de, ama bir de madalyonun diğer yüzü var. kendimi burada bulmamın sebepleri. onlara kızıyorum bazen, hemen silkiniyorum en çok kendine kız bese diye. içinde bulamıyorsun o güzelliği, her yeri yeniden yeşertmeye diye. midem bulanıyor, kelebekler kozadan çıkmaya gün sayıyor. uçmalarını istiyorum, çıkarken kanatlarının incinmesinden korkuyorum.
devamını gör...
hayatın bir kitap olsa konusu ne olurdu sorusu
dostoyevski'nin kitapları tadında psikolojik bir kitap olsun benim ki..
iç çekişlerim, psikolojik tasvirlerim derinlere inmelerim,kendimi ifade edemeyişlerim,dibe vuruşlarım tekrar çıkışlarım.yolu bildiğim halde gitmeyişlerim, gitmek istediğimde yolu bulamayışlarım...karma karışık bir ruh hali içinde dışarıdan gayet basit görünen bir insanın aslında çok değerli ve samimi yakarışları...pek bir aksiyonu olmasada ruh tahlillerinden vay be sen neymişsin abi denilebilir ve kitabı okurken baş karakteri anladığınızı sanabilirsiniz..hayır ama kendinizi kandırmayın daha kendinizi anlayamadınız.(bu da kitabın son cümlesi olsun)
iç çekişlerim, psikolojik tasvirlerim derinlere inmelerim,kendimi ifade edemeyişlerim,dibe vuruşlarım tekrar çıkışlarım.yolu bildiğim halde gitmeyişlerim, gitmek istediğimde yolu bulamayışlarım...karma karışık bir ruh hali içinde dışarıdan gayet basit görünen bir insanın aslında çok değerli ve samimi yakarışları...pek bir aksiyonu olmasada ruh tahlillerinden vay be sen neymişsin abi denilebilir ve kitabı okurken baş karakteri anladığınızı sanabilirsiniz..hayır ama kendinizi kandırmayın daha kendinizi anlayamadınız.(bu da kitabın son cümlesi olsun)
devamını gör...
yapılan espriyi açıklamak
daha da kötüsü açıkladığın halde kimsenin yine gülmemesi.
(bkz: beterin beteri var)
(bkz: beterin beteri var)
devamını gör...
lgbti birey
sizin veya benim gibi insandırlar. ne eksik ne fazla.
devamını gör...
1990'lı yıllardaymış gibi yazmak
sene 1992.. ağlıyorum anne farkında değil misin? sensiz olmak ne zor, ben daha 11 yaşındayım ama senden ayrı, yurtta okumak ne kadar zor biliyor musun? haftada bir kez jetonum yettiğince seninle telefonla konuşmak, bazı hafta sonları ise seni yüz yüze görmek bana yetmiyor ama ben kime ne anlatıyorum ki.. bunların hiçbiri senin umrunda değil, biliyorum... anca bunları günlüğüme yazıp geceleri yorganıma sarılıp ağlarım...
devamını gör...
cinsel içerikli başlıkların verdiği rahatsızlık
manasız bulduğum bir başlık. cinsellik hayatın gerçeklerinden biridir. seks, sevişmek, penis, vajina bunlar da ayıp ya da günah değildir. toplulukta seks konuşulabilir, pornodan bahsedilebilir. çünkü porno da ayıp değildir.
devamını gör...
sevdiklerimize dediklerimizden paylaşalım
aşka mı geldim ben ne oldu bana? ne olduysa böyle kalabilirim.
şunu dedim, saat 21.21 di. tesadüfen yazdım. ah diyarbakır, gönlümü çelen, ele geçiren şehir...
" ben sana çok aşığım.
ben seni çok seviyorum.
cidden.
ruhuma ilmek ilmek işledim sesini, gülüşünü..."
şunu dedim, saat 21.21 di. tesadüfen yazdım. ah diyarbakır, gönlümü çelen, ele geçiren şehir...
" ben sana çok aşığım.
ben seni çok seviyorum.
cidden.
ruhuma ilmek ilmek işledim sesini, gülüşünü..."
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak
devamını gör...
aziz nesin
arkadaşım badem ağacı
sen ağaçların aptalı
ben insanların
seni kandırır havalar
beni sevdalar
bir ılıman hava esmeye görsün
düşünmeden gelecek karakış..
açarsın çiçeklerini ..
bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
bir güler yüz bir tatlı söz..
açarım yüreğimi hemen
yemişe durmadan çarpar seni karayel
beni karasevda
hemde bilerek kandırıldığımızı
kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
koo desinler bize şaşkın
sonu gelmesede hiç bir aşkın
açalım yinede çiçeklerimizi
senden yanayım arkadaşım
havanı bulunca aç çiçeklerini
nasıl açıyorsam yüreğimi
belki bu kez kış olmaz
bakarsın sevdan düş olmaz
nasıl vermişsem kendimi son sevdama
vur kendini sen de bu güzel havaya
muhteşem dizelerin yazarıdır.
devamını gör...


