istikbal göklerdedir..o çocuklar yukarı baktıkları için senelerce ders çalışıp kimsenin alamadığı puanları alıp boğaziçili oldular..şimdi sen o çocuklara 'aşağıya bak' diyorsun ya onların fıtratın da yok o. onlar senin tahmin edemeyeceğin kadar ufku açık, başları helal puanlarla dik..
devamını gör...

alfred adler tarafından geliştirilmiştir. psikanalize kıyasla daha çok toplumsallıktan yanadır. adler, başlarda sigmund freud'un izleyicilerindenken, daha sonra fikir ayrılığına düşerek kendini bireysel psikolojiyi geliştirmeye adamıştır. aşağılık kompleksi, üstünlük kompleksi gibi karmaşalar öne sürmüştür. birçok bakımdan freud'un kuramına karşı geliştirdiği kavramlar vardır. 'ego' karşısında 'benlik' gibi.
bir nevrozu ve psikozu tedavi etmek için hastanın tüm yaşam şekillerini değiştirip, hiçbir koşul öne sürmeksizin toplumun içine döndürülmesi gerektiğini savunur.
adler kişilerin yalnızca bütünleşmiş ve tamamlanmış varlıklar olarak anlaşılabilir olduklarını ileri sürerek, kişiliğin bütünlüğünün
üzerinde durmuştur.
geçmişten çok istek ve beklentilerimiz davranışlarımızı şekillendirir diyerek davranışların amaçlı olduğunu belirtmiştir.
adler’e göre sadece geçmiş ve çocukluk yaşantılarımız bizi şekillendirmemekte aynı zamanda birey olarak kendi kendimizi yeniden
yaratmaktayız. insanlar cinsel dürtülerden çok sosyal ilişkilerle motive olacağını belirtmiştir.
devamını gör...

çıkış noktamdır, tişörtün etrafına neler giyeceğimi düşünürüm,
tişört-fular-hırka-çizme,
tişört-ceket-loefer...
alt giyim fiks değişmez genelde,
tişört candır, ayrıca tişört erkeği de hoştur, rock tır, cool dur, mesela erkek kardeşim gayet fit olmasına rağmen, yaz kış gömlek giyer, onada söylüyorum, beyler resmi davetler dışında biraz keko duruyor haberiniz olsun, fazla kilonuz varsada kurtulun, tişört giyin, öyle kas kas vücudunuz olmasına gerek yok, ideal kilonuza yakın bile olsanız daha sağlıklı daha enerjik görünürsünüz, siz bunu bir düşünün derim...

*hele orjinal bir yazı şekil espiri bişey varsa daha da hoş oluyor
devamını gör...

toplumda sadece erkeklerin yaptığı bir eylemmis gibi lanse edilir. fakat kadın erkek farketmeksizin herkes izlemistir ve izliyordur. bir kadının porno izlemesi bana asla garip gelmez.
devamını gör...

" galiba sen beni yanlış anladın "
yıkımdır resmen.
devamını gör...

hiç sevmediği insanlarla uğraşmak zorunda kalmak.
devamını gör...

--! spoiler !--

raif bey, çocukluğundan beri ürkek mizaçlı ve utangaç bir insandır. okumakta pek hevesi olmadığından babası tarafından almanyaya gönderilir. çok iyi resim yapmasına rağmen sırf kendinden bir parça barındırır korkusu ile yaptığı resimleri kimseye göstermemiştir. kendi içine kapanıktır ve çoğunlukla hayal dünyasında yaşar. bir gün bir resim sergisinde "kürk mantolu madonna"ya rastlar. bu tablo, raif beyin çocukluğundan beri okuduğu kitaplarda ve düşlerinde tasvir ettiği kadınların bir karışımıdır. onda masum, asil ve biraz vahşi bir ifade bulan raif bey bu tabloya bütün benliği ile aşık olur. bir müddet sonra tabloda gördüğü kadın ile karşılaşır. fakat içini bir korku salar. çünkü tablodaki kadın kusursuzdur. ona duyduğu aşk son derece manalı, her şeyin üzerinde, saf, temiz ve ebedidir. tablodaki kusursuz kadının gerçekte, göründüğü kadar kusursuz olmayışı ihtimali onu fevkalade korkutur.
maria puder .. arkadaş olurlar. fakat maria gerçekten de tablodaki gibi ilginç, zarif, güçlü, güzel ve narin bir kadındır. ve aralarındaki arkadaşlık gittikçe ilerler. ancak raif bey ona bir derece kadar az da olsa sahip olmuşken, elinden kayıp gitmesinden, ona tüm benliği ile sahip olmak isterken elde edebildiği kararından da olmaktan korkmakta ve bu düşünce raif beye cehennem gibi azap vermektedir. maria puder ise gerçekten derin düşünceli bir kadındır. erkeklerin bayağılığı karşısında aşk duygusundan nefret etmiştir. o, tüm mantıklarin dışında, tarifi imkansiz ve mahiyeti bilinmeyen bir aşk istemektedir. gittikçe yakınlaşan raif bey ve maria puder, ikisinin de korumaya çalıştığı mesafeyi aşmış ve bütün bir dostluğu, hissiyatı bir hiç uğruna heba etmişlerdir. raif bey'in korktuğu başına gelmiş ve maria puder ona "kendinde noksan olan kocaman bir boşluğun raif bey ile dolabilegini ve raif beyi de sevmezse kimseyi sevemeyecegini düşündüğünü fakat tüm bunlara rağmen raif beyi de sevemedigini" söylemiştir. çünkü o boşluk geçmemiş, her şeye rağmen hayat aynı sıkıntılı hali ile devam etmiş ve raif bey, her şeye rağmen, bütün yakınlığına rağmen yine maria ya uzak bir yabancı gibi görünmüştür. ayrılmaları gerekir. bir müddet ayrı kalırlar. raif bey o süre zarfında maria puderin evinin etrafında dolaşmış, kendinden geçmiş ve hiçbir şey düşünemez olmuştur. ve bu ayrılık sonunda maria puder hastalanır. bu vesile ile tekrar birleştiler. raif bey maria'ya bakıyor, onu iyi etmek için her şeyi yapıyordur. ve bir gün maria puder, "noksan olanı buldum, noksanlık bende imiş. noksanlık inanmak hissiyatı imiş. beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadım o yüzden sana aşık olmadığımı sandım, demek insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar, fakat artık inaniyorum" demistir. bu mesut günlerin ardından raif bey'in babası vefat eder ve memleketine dönmek durumunda kalır. bu süre zarfında maria puder de annesinin yanına prag'a gider. raif bey işleri yoluna koyar koymaz maria'yi yanına alacaktır. mektuplasirlar fakat bir müddet sonra maria'nin mektupları kesilir ve raif beyin gönderdiği mektuplar kendisine iade edilir.
raif beyin dünyası başına yıkılır ve bütün insanlardan kaçar . maria puder bile böyle yaptıktan sonra diğerleri neler yapardı kim bilir? maria kendisine verdiği sözü tutmayacagi için mektuplarını kesmiş ve kayıplara karışmıştır. muhtemel ki başka bir erkekle gönlünü eglendirmektedir.
raif bey'in günleri böyle beyhude ve azap içinde geçer, evlenir, çocukları olur.. fakat bu insanlar kendine kati suretle uzaktır, yabancıdır. yıllar geçer fakat raif bey insanlardan uzak, inançsız, mutsuz ve mariayi hala nasıl bu kadar sevdiğine şaşkın ve kızmış halde hayatına devam eder. bir gün maria puderin akrabası bir kadınla yolları rastlaşır. yanında 8 9 yaşlarında bir kız çocuğu ile dolaşan kadın ile sohbete başlar ve maria puder'in prag'a gittikten hemen sonra gebe olduğunu öğrendiği, çocuğun babası hakkında annesine tek kelime etmediği, yakında gideceği bir seyahatten bahsedip durduğu ve malesef çocuğu doğururken öldüğü haberini alır. o zaman raif bey tam on sene bir ölüye kızdığını, maria puder e çok haksızlık ettiğini anlar. onun hatırasına işlediği cinayet, raif beyi fazlası ile sıkıyor ve ölüm gibi geri dönülmez bir nedenden ötürü ne af dileyebiliyor ne de kefaretini odeyebiliyordur. ve 35 senelik ömründe sadece 4 5 ay yaşamış olduğunu, maria ile ayrıldıktan sonra ve onu tanımadan önce bir hayat yaşamadığını hissediyordur. ve bütün bunlardan sonra raif bey de kimseyle bir kelime konusamadan, herkese yabancı, pişmanlık içinde bu dünyadan göçüp gitmiştir.

--! spoiler !--
devamını gör...

neşeli günler'de palavracı, eğlenceli amca karakteri.

benim da var böyle bir amcam,
ben küçükken hollanda hikayeleri anlatır, justin timberlake dinlerdi.

efendim bir gün bu amcam çatı işçiliği yapıyor, keser, çivi sesleri... o sırada telefon geliyor, arayan sevgilisi.
kadın bu sesler ne diye sorarkan, şöyle diyor amcam, "villamda tadilat var da.."

yine bir dönem amcam otelde çalışıyor, o sırada bir kadınla tanışıyor, kadına, villası tadilatta olduğu için otelde kaldığını söylüyor. şu an çocuğu var o kadından, ancak villa.. villa yok, kirada oturuyor.

biraz da psikolojisi bozuktur, ben küçükken babannemin evinde eline bir ip alıp banyoya kendini asmaya gitmişti, kapıyı da kilitlemiş, kapı önünde yalvarıyordum yapma amca diye, oysa dik dursa kafası tavana vuruyor.

lakabı da doktor, hatırlarım, babannemin evinde, ocaklığın üzerinde, yılın doktoru nobeli oscarı ödülü var sembolik olarak.
devamını gör...

yıpratıcı bir yanı olmasından kaynaklıdır. kalp kırıklığı, hüzün ve gözyaşı bu paketin bölünmez parçalarıdır ne yazık ki.
devamını gör...

1. sınıf karne günüm. karneyi almışım hepsi 5, koşuyorum sonra birden düştüm çakıllı topraklı bir yolda ellerimin içi kanadı karneye bulaştı kan izleri. annemin beni kaldırırken sözleri " kesin nazar oldun sen. " demesi. ellerim acıyor ama mutluyum, hatırladığım sanırım son mutlu an.
devamını gör...

şöyle karşılanması gereken kargo;
devamını gör...

keşfedilmiş yıldızlar içerisinde çap olarak en büyük yıldız sanılsa da öyle olmayan, ancak yine de ilk 5'te yer aldığını söyleyebileceğimiz yıldız. kırmızı bir üstdev yıldızdır ve aynı zamanda değişen yıldızlar sınıfındandır.

uy scuti ve benzeri yıldızlar, pulsasyon dediğimiz bir hareket yapar. bu hareket nedeniyle çapları sürekli olarak değişir. ayrıca çok büyük yıldızlar, kütlelerinin büyük bir kısmını sürekli olarak uzaya bırakırlar, yani kütle kaybederler. bunu tüm yıldızlar yapsa da, büyük ve genç yıldızlarda bu kayıp çok daha fazladır. bu da yıldızın dış sınırını belirsiz hale getirir ve etrafında bir gaz bulutu oluşturur. bu nedenle bu tip yıldızların dış sınırını ve çapını kesin bir şekilde ölçmek pek mümkün değildir. uy scuti de bunlardan biridir.
devamını gör...

anayasa'daki temel hak ve özgürlüklerin budanması yolunda akp ve mhp milletvekillerinin onayıyla meclisten geçen yasa. özetle bu kanun atanmış içişleri bakanı'na terörist faaliyetleri desteklediği şüphesi üzerine bir stk'nın faaliyetlerini durdurma ve gerekli görürse kayyum atama yetkisi veriyor, buradaki kritik nokta delil değil şüphe.
anayasa mahkemesi'nden dönmesi umuduyla.
haber linki
devamını gör...

o kadar da heyecan verici değil

asıl heyecanlı olan; özel mesajda emoji kullanmak. of of, mesaj yazarken dolduruyorum emojileri. birden bir rahatlama geliyor. teşekkürler sözlük.
devamını gör...

2007 yılında ilk sayısı çıkan oyun dergisi. level dergisinden ayrılan yazarlar tarafından kurulmuştur. pandemi sürecinde dergiyi sadece dijital olarak yayınlamaya mecbur kalmışlardır. dijital olarak yayınladıkları eski sayılara ücretsiz olarak şu linkten ulaşılabilir. güncel sayılarını ise istediğiniz fiyatı vererek satın alabiliyorsunuz, 0 lira vererek almak bile mümkün. ona da buradan ulaşabilirsiniz.
devamını gör...

ahmed arif şiiri.

akşam erken iner mahpushaneye.
ejderha olsan kar etmez.
ne kavgada ustalığın,
ne de çatal yürek civan oluşun.
kar etmez, inceden içine dolan,
alıp götüren hasrete.

akşam erken iner mahpushaneye.
iner, yedi kol demiri,
yedi kapıya.
birden, ağlamaklı olur bahçe.
karşıda, duvar dibinde,
üç dal gece sefası,
üç kök hercai menekşe...

aynı korkunç sevdadadır
gökte bulut, dalda kaysı.
başlarkoymağa hapislik.
karanlık can sıkıntısı...
"kürdün gelini"ni söyler maltada biri,
bense volta'dayım ranza dibinde
ve hep olmayacak şeyler kurarım,
gülünç, acemi, çocuksu...

vurulsam kaybolsam derim,
çırılçıplak, bir kavgada,
erkekçe olsun isterim,
dostluk da, düşmanlık da.
hiçbiri olmaz halbuki,
geçer süngüler namluya.
başlar gece devriyesi jandarmaların...

hırsla çakarım kibriti,
ilk nefeste yarılanır cıgaram,
bir duman alırım, dolu,
bir duman, kendimi öldüresiye,
biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
ama akşam erkeniniyor mahpushaneye.
ve dışarda delikanlı bir bahar,
seviyorum seni,
çıldırasıya...
devamını gör...

kafa sözlüğe katılma sebebi.
devamını gör...

yere düşen bir yiyeceği 5 sn içinde alıp yiyebileceğimizi söyleyen kural.

dipnotu: 3 saniyemiydi yoksa.
dipnotu 2: üflemeden yemeyin.
devamını gör...

ülkenin başına gelenlere rağmen insanları nasıl bu kadar iyi manipüle ettiğini merak ettiğim siyasetçi. sorun sanırım ülke insanlarında diye düşünürüm.
devamını gör...

utandıranlar utansın.
devamını gör...
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.