görsel

🌸
devamını gör...

"allah belanı versin sertaç".
devamını gör...

az önce öküz gibi çalışıp üniversite bitirip, yine öküz gibi çalışıp kpss den iyi puan alıp atanıp memur olarak; ülkemin kanayan yarası, kamburu ve hatta kanseri olduğumu öğrendiğim başlıktır.(since:2009)teşekkürler türkiye.
devamını gör...

"portekizli şair, ressam. lizbon'da doğdu. beş yaşındayken, müzik eleştirmeni olan babasını kaybetti. annesi, portekiz'in durban konsolosuyla yeniden evlenince yerleştikleri güney afrika'da tam bir ingiliz eğitimi gördü. 1905'te geri döndüğü lizbon'da yaşamının sonuna kadar kaldı."

(bkz: anarşist banker)
devamını gör...

filmlerden dokuz kat tat rulokat daha güzel olan sherlock holmes şaheseri dizi.
devamını gör...

evlenirken de boşanırken de, kişinin "önce" kendini düşünmesi, koruması gerekir,

bunu hızlı yapması,
içinde bulunduğu durumların kendisi için oluşturduğu mutsuzluğu, huzursuzluğu, tehlikeyi hızlı anlayıp, karar verip uygulaması,

kendine güvendiğini, evlenmeye boşanmaya "gereğinden fazla" anlam yüklemediğini,

önceliğinin kendi sağlığı olduğunu gösterir.
devamını gör...

marcus tullius cicero, kriz içerisine giren roma cumhuriyeti'ni kurtarmak için epey çaba harcamış, çeşitli felsefe okullarında eğitimler almış romalı hukukçudur. felsefe eğitimiyle beraber temelde görüşleri platon, aristotelesve stoa okulu'na dayanır.

romalı proleter sınıf ortaya çıktıkça yoğunlaşan kriz problemini çözmek roma gibi derin dinsel, kültürel, etniksel bağlara sahip bir ülke için oldukça zahmetli ve zor bir işti. bunun sebebi temelde "otoriteye itaat"in romalı yurttaşların zihnine kazınmış bir kavram olmasıdır. çünkü roma'da paterfamilias'tan bahsedilir. yani eğer roma'da yaşıyorsanız yaşam ve ölüm hakkınız babanın ailesi üzerinedir. roma'da bu durum, siyasal yaşamı da tarif eden bir anahtar kavramdır ve roma'nın belki de çekirdeğini oluşturur. patrio potestas, yani babanın iktidarı. bir sürü klanın bir araya gelip türettiği, patrisyenlerin, clienteslerin, daha sonra da pleblerin ve proleterlerin evrimleştiği roma, işte kısacası böyle bir toplumdu. ve bu toplum içerisinde cicero, krizi çözmeye yeltenen birisiydi.

roma bir savaş devletiydi. barış onlar için janus'tu. yani janus gibi barış da iki taraflı bir yapıya sahipti. belki bunu da roma'nın emperyal düşüncesiyle bağdaştırabiliriz. hem roma'nın genişleme arzusu böylece meşrulaşıyor olabilir. sonuçta çok daha köklü bir geleneğin, yani dinin etkisinden bahsediyoruz. tabii bu benim görüşüm.

cicero'nun böyle bir ortamda ortaya çıkan krizi önlemeye çalışan bir hukukçu, siyaset adamı olmasının yanında görüşlerinin çok sonralarını etkileyen bir adamdan da söz ediyoruz. hristiyanları, aziz augustinus'u etkileyen bir adam. yani antik değerleri, romalıları, roma'yı hristiyanlara tanıtan bir adam.

böylesine bir kriz içerisinde cumhuriyeti nasıl koruyabiliriz sorusuna çözüm arıyordu. fakat proleteryanın yükselişini görmezden gelir ya da en azından görmek istemez. bunu görmezden gelip çözüm üretmeye çalışır. konsüllük görevi sırasında çıkan isyanlara zalim denebilecek bir şiddetle karşılık verir. vahşi uygulamalarla isyanları bastırmaya çalışır.

neticede cicero halkın desteğini alamaz ve böylesine bir mücadele içerisinde öldürülür.
devamını gör...

ilk şiir okumaya başladığım zamanlar lisenin ilk yılıydı. metin altıok kimmiş dedim ve aratıverdim. madımak'ın yakamadığı şair diye nitelemişlerdi. ben de üstüne tıklamadan madımak yangınında kurtulan bir şair olduğunu sanmıştım. halbuki mecazlı bir söyleyiş var işte... sonra hoşlandığım kişi ile konuşurken ufacık da olsa bundan bahsettim sonra eve geldiğimde yahu ben ne yaptım diye kafama dank etti tabi. sonrasında utancımdan konuşamadım kendisiyle. umarım o da bilmiyordur diye kandırıyorum kendimi. ahmetcim özür dilerim senden. metin altıokun da kemiklerini sızlattım boşu boşuna...
devamını gör...

küfürler havada uçuşur, kimse kimseyi dinlemez sadece kendi düşüncesini öne sürer, tartışmanın sonunda kafanıza sandalye atılması muhtemeldir.
devamını gör...

nefret ve kinin büyümesi, vücudu ve benliği sarması artık bir süreden sonra insanı boğmaya başlar. kötü anıları ve duyguları geride bırakamazsanız, tekrarlar. içinde nefret duyan insan kendini sevmekte zorlanır, ve zaten her şey kendini sevmekte başlar.

nefretle başa çıkmak için her ne kadar zor olsa da onu kabul etmek gerekir, belki de bize verdiği acıyı kabul etmeliyizdir. bir şeyden nefret ediyorsanız, ''evet, nefret ediyorum'' deyin. nefret ettiğiniz durum veya kişi zaten nefretinizden pek etkilenmez, en büyük zararı nefreti içinde bulunduran görür hep. ağlayın, bağırın, çağırın... öfkeyle birlikte nefretinizi atmaya çalışın.

dozunda olan kinin nedeni genelde bağışlayamamaktan oluşur. bağışlayamadığınız şeyler sizi bir türlü bırakmaz ve peşinizden gelir. bana yapılan iyilikler dışındaki birçok şeyi unutmamın en iyi yönü de bu sanırım, kin tutamamam. unutuyorum çünkü*.
o kişiyi bağışlamasanız bile geçmişteki anınızı bağışlamaya çalışın. bu demek değil ki aynı şeyleri yapan kişiyi hep bağışlayın, bunu yaparsanız istismar edilmiş olursunuz. demek istediğim, zaten yaşanmış bir olayı değiştiremezsiniz, bu yüzden o anının peşinizden gelmesine izin vermeyin ya da siz onun peşinden gitmeyin. bırakın, gitsin. o olayı bir daha yaşamamak için temkinli olun yeter, nefret ve kin sadece bunu duyan kişileri yıpratır çünkü.
devamını gör...

hikaye türü daha yokken başvurulan yazılardır. edebiyatta önemli bir yeri vardır. nazım ve nesir karışıktır. on iki tane eserden olusur ve bu hikayelerin anlatıcısı anlaması zor olmayacaktır ki dede korkuttur.
duzeltme: nazım ve nesir derken hem kafiyeli dizeler bulunur hem de düz yazıya da yer verilir demek istiyorum.
devamını gör...

bunun bile mafyası var, herkes istediğinde icradan bir şey alamaz ya icra memurları ile ortak veya tanıdık olman lazım, zaten değerli eşya,takı falan varsa çoktan bir akrabaya satılmış olur.
devamını gör...

başlığı açan yazarın profiline girdim ve sonuç şaşırtmadı. evet, yazarımız kel.

(bkz: tek elle başlık açmak)
devamını gör...

yusuf atılgan'ın yazmış olduğu ikinci romanıdır.

romanda otelin katibi olan zebercet'in iç dünyası anlatılmaktadır.

ayrıca roman ömer kavur tarafından aynı isimle sinemaya uyarlanmıştır.
devamını gör...

geçmişten günümüze, ekip ruhuyla hareket eden kolektif bir müzik grubu. gittikleri yolu, müziklerini, duruşlarını, doğru bildiklerini hiç şaşmadan savunan birkaç iyi adam. (bkz: cahit berkay)'ın kaptanlığını yürüttüğü ve yolunda emin adımlarla ilerleyen bir gemi gibidir.
devamını gör...

muhteşem bir ömer hayyam rubaisinin daha da muhteşemleştirilerek kuan tarafından huzurla ve bir o kadar da isyanla söylenmiş hali.

tık

bir yanda gül renkli şarap şirin sevgili
öte yanda iki yüzlü dincilerin zilleti
çoğu cehennemlikmiş dünyada aşıkların
desene kimsenin göreceği yok cenneti

bilmem kimim neyim benden ne kalır yarına
cennet mi düşer yoksa cehennem mi payıma
sevgili şarap müzik yeter bana
gerisi senin olsun al cenneti çal başına
devamını gör...

şeyh şamil, kuzey kafkasya halklarının siyasi ve dini önderi olarak bilinmektedir. dağıstan ve çeçenya'nın üçüncü imamıdır. kafkasya'nın hürriyeti için mücadele etmiş olan şeyh şamil;türkiye, dağıstan, kafkasya ve diğer islam ülkelerinde ün sahibidir.

g.co/kgs/AypJbN
devamını gör...

türklere çok benzeyen bir insan yapısına sahip olan ülke. onlarında aynı biz gibi kurallara alerjisi var. bizim gibi gürültücüler.

bunlar tabi benzeyen yönleri ama benzemeyen yönleri bu kusurlarını fazlasıyla kapatıyor diyebiliriz.

yemeye,içmeye giyinmeye aşırı önem veriyorlar,bunun yanında ülkede sadece bir adet starbucks var. evet tanım bu kadar.
devamını gör...

ev işi denen şeyler temizlik yemek ütü gibi şeyler. bunu her insanın yapması lazım zaten. bunları yapamayan erkek eşini, kız kardeşini veya annesini arkasını toplayan hizmetçi olarak görüyordur. bunu yüzüne karşı söylemese de bu böyle ve lütfen beceriksizliğinize kılıf uydurmayın.
devamını gör...

aklımın almadığı olay. haftanın 6 günü, günde 8 saat çalışmaya kim ikna etti dünyadaki insanlığı? ilk kim dedi ''günün yarısını çalışarak geçirelim'' diye? hadi biri dedi, kimler onayladı? kesin almanlar yapmıştır. çalışmaktan zevk alıyor adamlar. ama çalışma şartlarının da adabını biliyorlar. örnek alan ülkeler sadece kötü yanlarını alıyor.
devamını gör...

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim