ekrem şirin

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi caz tarihçemden bahsederek önerilerde bulunmuş olayım:
1) ibrahim maalouf'la başladım. doğu batı müziği sentezi bir harika.
2) chet baker'la devam ettim. çok duygusal ve hüzünlü çalıyor. ama baker iyi bir trompetçi ama ne yazık ki diğer ustalar kadar yetenekli değil bence.
3) miles davis, john coltrane'le ilerledim.
4) charles mingus'a bulaştım. çok başka bir sanatçı olduğunu düşünüyorum.
şu ara karışık dinliyorum. miles davis gerçekten bu işin piri. yani en tanınanlardan biri olması şaşırtıcı değil. miles davis'in 'kind of blue' albümünü bir zirve olarak görüyorum. charles mingus da bir o kadar yetenekli ama sıra dışı olduğu için yeterince ilgiyi görmemiş bence. coltrane'in baş döndürücü soloları bazen insanın aklını alıyor. öyle böyle değil. resmen kendinden geçiyor. notaymış, ritimmiş bir kenara atıyor. çıldırıyor. coltrane'in 'giant steps' albümünü dinleyin. zaten çılgın gibi başlıyor albüme. albümün ortalarına doğru çıldırıyor. ilk yarısı dinlendiriyor, alıp götürüyor ama diğer yarısı 'bi yavaşla be coltrane' diyor insan. bu dünyadan diğer dünyaya geçiyor. ama biz masum kullar yoruluyoruz.
son yıllarda ağırlıklı olarak dinlediğim caz müziği hakkında bahsetmek istediğim şeyler bunlar.
devamını gör...

halkın parasını çalan siyasiler olduğu sürece cebimizde "hırsız var" diyorum.
devamını gör...

marvel evreninde spıder-man'in düşmanları tarafından kurulan bir oluşum. spıder-man'in ancak birlik halinde durdurulabileceğine inanmış ve içinde vulture, kraven ,sand man ,electro ,hobgoblin ve doctor octopus yer almıştır. iptal edilen spıder-man 4 filminde de bu ekipten bazı karakterlere yer verilecekti.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tam bir deyyus yazardır.

ulan ateş olsan bilmem ne kadar yer yakarsın. sakin ol elindeki klavyeyi bırak.

pozitif basmayan herkesin kafasına portakal fırlatıyorum. alooo ben türkiye’de yaşıyorum zaten yeterince negatif durum var siz bari yapmayın.
devamını gör...

"özlemek ölmekten iki harf fazla be çocuk!"

cemal süreya
devamını gör...

özellikle bahsettikleri ' çekirdek dil' rahatsız olduğumuz şeyi dile getirirken kullandığımız kelimelere odaklanıyor.
'uyursam donacağım' diyen kadın uyku problemi nedeniyle başvurduğu klinikte çekirdek dil önergesi ile travmasını fark ediyor. amcasının yıllar önce elektrik arızası nedeniyle karlı bir kış günü evden ayrılması ve donarak hayatını kaybetmesi buna örnek. olay travmatik olduğu için aile içinde pek konuşulmuyor ama travma olarak dna'sına işleniyor.
devamını gör...

akmayan bir akışı olan sözlük. toplam ne kadar yazarı var bilmiyorum ama 10-15 kişi varmış hissiyatı veriyor, kimseler yazmıyor mu yahu, nasıl iş anlamış değilim doğrusu.
devamını gör...

sevgili immortel'ın #1230219 şu girdisi sonrası bir açıklama entry'si bırakmak istedim:

öncelikle bu entry kesinlikle kimseyi ikna etme amacı taşımıyor. yalnızca aklıselim insanlar olarak tartışabileceğimizi düşündüm. * bir aşı sevici olarak naçizane kaygılarımı ve bildiklerimi aktaracağım belki muallakta olan insanlar için de açıklayıcı bir entry olur.

tanım olarak da desteklediğim zorunluluktur diyerek şuraya notumuzu düşelim.

* aşıya karşı olan güvensizliği kesinlikle anlayabiliyorum ve haklı buluyorum. ancak toplumu yönlendirici olacak mesnetsiz ifadelerle aşı karşıtlığı bayraklarını ve kılıçlarını kuşanmanızı sanırım bir noktada anlayamıyorum. bir soru işaretiniz varsa bilimsel kaynakları takip edersiniz ''bunlar da insan işi'' deyip yine de güven duymazsanız aşı yaptırmamayı seçersiniz. sosyal medyada ''kaynım sabah aşı olmuş akşam ayakları ters dönmüş çünkü kalbine proteinlerle enzimler el ele tutuşup gitmeye başlamış, alyuvarları da billgates diye sayıklıyollağmış'' derseniz sizi ciddiye alamam. *

* yöneticilere karşı güvensizlik olmasını anlamanın dışında aşırı olumlu buluyorum. şahsen bu adamlara kendini sorgusuz sualsiz emanet eden insanlara karşı aşı karşıtlarına dahi sempati besleyebilirim. *

* arkadaşlar hepimiz aşıya karşı soru işaretleri barındırıyoruz. ancak bilimsel verileri inceleyip, bilgilendirici olan, alanında uzman kişilerden yönlendirici bilgiler talep ediyoruz ve ufak bir kar/zarar hesabı sonrasında aşı olma kararı alıyoruz. yoksa hiçbirimiz sıraya girip ''bana sağlı sollu iki tane uygulayın, yetmedi biraz da verin evde içeceğim ben bunu'' demiyoruz inanın. kar zarar hesabı sonucu nedir onu da özetleyeyim;

--- ilk olarak aşı olmazsak neler olur; toplumda bağışıklığı düşük olan insanların hayatlarını riske atmış oluruz. kimin güçlü kimin değil bilemediğimiz için komple hepimiz topun ucunda oluyoruz. ikinci olarak bu salgın kontrol altına alınamazsa ve sürekli insanlar enfekte olmaya devam ederse sağlık sistemimiz bu yoğunluğu kaldıramayabilir. ben ölürsem evimde geçer ölürüm diyorsunuz ancak bu hastalık kanırta kanırta insan canını alıyor. nefesinizi mabadınızdan almaya başlayınca mecburen bir çare hastanelere koşturacaksınız. eğer kontrol için eve kapanmalar, aşılar olmasaydı hangi hastane hangi doktor size yetecekti? ayrıca doktorlar ve sağlık çalışanları sizlerin kölesi değil. onlar biz size tedavi vereceğiz ancak önce koruyucu önlemleri almalısınız diyorsa uymak mecburiyetindeyiz. ülkece koruyucuyu reddedip sonrasında sıkışınca bu insanlardan şifa talep etmemiz riyakarlık olmaz mı? bu iş ne kadar uzarsa o insanlar o kadar risk altında olmaya devam edecekler. ayrıca covid olup atlatınca eski sağlığınızla devam edemiyorsunuz bunu neden es geçiyorsunuz. covid'in aşıdan daha az yan etkiyle vücudunuz terk ettiğini de nereden çıkardınız?

--- aşı olursak ne olur; korunmuş oluruz ya da tüm dünya birileri tarafından kandırılmıştır ve hepimizi çiplemişler belki de ciddi yan etkileri sebep olacak bir şeyler enjekte etmişlerdir hepimize. bunu direkt covid virüsü ile de yapmış olabilirler. yani aslında bu risk aşılı ya da aşısız her ihtimalde var.

bu iki durumu değerlendirince aşının olası yan etkilerine karşı aşı karşıtlığı yapan insanların tüm sağlık sistemini, olası hastalıklarına karşı tedavi alma haklarını reddetmelerini rica ediyorum.* çünkü aldığınız parolun bile 15 sene sonra oluşturacağı yan etkileri asla öngöremeyeceksiniz. bu ihtimal her ilaç, her aşı için var. bir de şu evrak imzalatma olayına geleceğim: umarım sizi süründüren başka hastalıklardan birine yakalanmazsınız. o zaman bakın nasıl yalvarıyorsunuz herhangi tedavi edici bir şey için milyon sayfa kağıt imzalamaya nasıl dünden hevesli oluyorsunuz. prosedür denen şeyi duydunuz mu hiç? mesela benim bir kronik rahatsızlığım var ve kullandığım ilaçları alabilmem için sayfalarca belge imzalıyordum hem de neredeyse her aydı*, ameliyata girmeden önce yine tonlarca şey imzaladık. mesela ölebilirsiniz sorumluluk bizde değil kağıdına yav kardeşim sen yeter ki yap şu tedaviyi senin canını yerim modunda imzayı çakabiliyorsunuz. böyle bir durumda ne yapacaksınız? sanmayın bu ilaçlar için size yüzlerce araştırma sunulduğunu. hatta korkunuzdan öğrenmek dahi istemiyorsunuz nedir ne değildir, mecbur kullanıyorsunuz.

biraz da nankörlük sizlerin bu yaptığınız. sağlıklı bedenlerinizle bencillik yapıyorsunuz. kanser hastası çocuklar dahi gerektiğinde kemoterapi denilen zehri bedenlerine basıyor. kusura bakmayın da bir aşı yahu 4 yaşındaki çocuk sizden daha cesurdur. ayrıca bu çocukların da hastalık riskini arttırdığınıza daha sonra değineceğim... düşünsenize el kadar bebeler neleri vücuduna almak zorunda kalıyor, o acıyı yaşıyor aileler çaresiz sizler 3 saniyelik bir iğne için cidden ne yaygara koparıyorsunuz. sanmayın aşıdan daha tehlikesiz. aşı bu insanlar için parolden farksızdır, gözleri görmez. ne diyelim umarım bunlara maruz kalmazsınız siz ya da aileniz. o zaman sorgulama nedir gözünüz görmez ama işte nereden bileceksiniz ki...

gelelim sevgili immortelın sorularına;

+ evet, aşıyı olunca virüs kapma ihtimalimiz ortadan kalkmıyor tabii ki. ancak virüsün olası etkilerini en hafif hale getiriyor bu aşı. çünkü bildiğiniz gibi aşı denen olay aslında bedeninize bu virüsü tanıtma ve hazırlık yaptırma görevi görüyor. belki yalnızca sürünmenizi engelleyecek belki de hiç etkilenmemenizi sağlayacak. bu yine sizin bağışıklık sisteminizle ilgili.
+ başkasına bulaştırma olayında da biontech aşıları oldukça etkili. çünkü etrafa damlacık saçmalı ağır hasta olmanızı engelliyor en başında yani bir yandan da virüsün bedende kontrolsüz çoğaltımı olmadığı için dağılımı da minimuma iniyor şeklinde düşünebilirsiniz kabaca.
+ sadece kendimizi değil; bulaşı azalttığımız için de çevremizdeki korunmak zorunda olan insanlara da katkı sağlamış oluyoruz. ailem öncelikle benim için aşılarını oldular en basitinden. insanların çoğu da -özellikle gençler- kendilerinden çok annesine, babasına, ailedeki hastasına bir ihtimal bulaştırır da ölmesine sebep olur korkusuyla bu aşıyı oluyorlar. çünkü bu hayatta tek başımıza var olmuyoruz, kendi bedenimize olduğu kadar tüm insanlara karşı sorumluluğumuz var. eğer bedeninizi bir virüse yuva olacak şekilde toplumda var etmeye çalışırsanız bilemiyorum vicdanınıza karşı şüpheye düşerim.
+ aşı olmayan insan virüsün yayılımını ve mutasyonlarına hizmet etmiş oluyor. virüs bedene girip öldürüp olay yerini terk etmiyor. her mücadele edip kazandığı durumda bir nevi güçleniyor. bu mutasyonların virüsün havada kolbastı oynayarak gerçekleştirdiğini düşünmüyorsunuz umarım...
+ riski göze alan tüm aşı karşıtlarına ithafen; bu tercih kesinlikle sizin. ilgilenmiyoruz kendinizi yaşatmak ya da öldürmek istemenizle. intihar da edebilirsiniz en fazla ''yapma bak hayat çoksel'' deriz. son karar yine sizde. ancak maskeleri atıp toplum sağlığını riske atamazsınız. sadece benim hayatım demek topluma karşı olan sorumluluğunuzu reddetmektir, bu bayağı bencilce lütfen kusuruma bakmayın. bu bencilliğe de okeyim güvensizliğinizden dolayı ancak aşının içinde yıkanmış koyun kanı var şeklinde şamanvari ss'ler ile topluma korku pompalayamazsınız, burada bir anlaşalım.

bir de tüm bu sağlık işlerinin dışında sosyal, psikolojik ve ekonomik duruma değinmek istiyorum. bu işi bitirecek en önemli şey aşı arkadaşlar. toplum bağışıklığı kendi kendine kazanılsın vs. yemedi görüyorsunuz; ingiltere örneği. toplum en az %70 oranında aşılanmadıkça bu işten yakayı sıyıramayacağız. siz istiyorsunuz ki hiçbirimiz aşı olmasın, aşılar şaibeli; o halde 1 sene boyunca işsiz kalan o insanlara bu durumu nasıl açıklayacaksınız. işsizlik, maddi sorunlar, sosyal bir varlık olan insanı evine tıkmanın getirisi olan psikolojik sorunlar... bunlarla artık kimse baş edemiyor görmüyor musunuz? maskeyi normali sanan bebeler var yahu çok üzülüyorum. korona ortasına doğmuş normal dünyanın nasıl olduğunu bile bilmiyor. çocuklar okula gidemiyor. zaten kıt bir eğitim sistemi vardı yine de bir nebze hepsi okula gidip ulaşıyordu eğitime. şimdi sadece zenginlere kaldı, bırak evini köyünde mahallesinde internet olmayan insanlar var, yapmayın lütfen yahu. kolumuzu ne sıktıkları belli değil deyip geçiştirilecek bir mevzu değil artık bu. yahu es kaza yolda bayılsanız, ambulans gelse yapıştırsa iğneyi serumu sorguluyorsunuz sanki ne sıvısı bu diyejksadn belki zehri vurdu adam ama ''oo kafaya yaptı neymiş bu bir daha olursa yine aynısını isterim'' diye soruyorsunuz hemşireye. neyse...

şu an tek çare imkanımız bu aşı denen şey. yeniden yazayım aşı olmak istememenize saygı duyuyorum şahsen, tercihtir bu. geçin kenardan kesin dünyayı, bakın neler oluyor diye. ancak bir değerlendirme sonucu daha mantıklı olan duruma ve eldeki tek çözüme yönelen insanlara her hıyara tuzlukla koşuyormuş muamelesi yapamazsınız. bir de muallakta olan insanları mesnetsiz ifadelerle yönlendiremezsiniz...

birçok şey yazdım, elimden geldiğince açıklamaya çalıştım saygılı bir dille. dokundurttuğum yerler olmuştur illa ki sözlerime levent kırca'dan arada bir dilimiz sürçer ise affola, tutmasını biliriz de kemiği yok bunun diyerek son veriyorum. umarım kimseyi kırıp dökmemişizdir... *
devamını gör...

düzenlerken her kitabın en sevdiğim yerini de okur, mutlu olurum. başlayınca çok keyifli ama o enerjiyi her zaman kendinizde bulamıyorsunuz tabii.
devamını gör...

öyle uzaktan uzaktan seviyoruz birbirimizi.* arada profilime uğrar bir dolu beğeni bırakır sağ olsun. o beğeni bırakır ben mutlu olurum. herkes bahsetmiş zaten, karalama defterini okumak diye yeni bir hobim var artık. teşekkür ederim sevgili yazar. uzun lafın kısası uzaktan beğenileşmeye gönlüm el vermedi adını koyalım diye yazayım dedim. siz yazın biz okuyalım güneş.
devamını gör...

afiyet olsun top top et olsun.
@gannicus@
"
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel;
devamını gör...

bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü, 
alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim. 
değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü, 
kimlerin rüyasına girdiğini bilirim. 
devamını gör...

etnomatematik terimi, “farklı doğal, sosyal, politik veya kültürel (ethno) çevrelerin karşı karşıya kaldıkları
realite (mathema) hakkında bilgi edinmek, onu anlamak, açıklamak, yönetebilmek için kullandıkları yöntem ve
teknikler (tics) olarak” tanımlanmıştır (d’ambrosio, 2018, s.231).

ülkemizde son birkaç yıldır eskiye nazaran yayılmaya, duyulmaya başlamıştır. bu alanda marcia ascher'in önemli bir kitabının çevirisi de bulunmaktadır. daha çok kabileler üzerinden kültür ve matematik ilişkisi örneklense de ilgilenenlerin ufkunu açar ve kendi kültürlerinin matematikle ilişkisini sorgulamaya sevk eder.

üzerinde daha fazla çalışılsa ve eğitimin her kademesine yerleştirilebilse matematik derslerini daha çok sevdireceğine inandığım alandır.
devamını gör...

kolaylıkla kopya çekilebilen sınavdır .
devamını gör...

çamaşır asarken şahsi iç çamaşırları diğerlerinden bağımsız asmak. aileden birinin kıyafetinin çamaşırlarıma temas edeceği düşüncesi beni boğuyor.
devamını gör...

pipetle yenir...
devamını gör...

verilen selamı almak gibidir. bence racon bunu gerektirir. aksini iddia eden lolliktir.
devamını gör...

hipoleptik anasemi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

olur öyle. bazen ben bile sevmiyorum. öyle bir zaman geldi ki kendi yazdıklarıma sahip bile çıkmadım, çöpe gitti onca şiir. herkesin ve her an'ın harcı değildir zaten. öyle bir şey değil. e nasıl bir şey diye sormayın. gün gelir bir şiiri severseniz, şiir sizin bir parçanız oluverir. sonra sıkıyorsa sevmeyin.
sevmezseniz de sevenler açısından bir zararı yok bence.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim