zaman tüneli

tamam net oluyorum. deliriyorum sana.
devamını gör...

işyerinde, bir adet odada dünyadan izole saatlerce çalışmak zorundayken podcastleri ile tanıştığım ekip.
ankara'da kazanma sanatı adlı gösterilerinden sonra aynı rock bar'da denk gelip tanışmıştım. fotoğraf çekildik güzel bir denk geliş olmuştu. bana göre ünlüler.
ozan akyol'un episode 13 grubunun 2008 albümü de güzel, gaz parçalarla dolu. gym ortamında güzel hype ediyor.
die again
fleshlight
devamını gör...

fener'in bu dev takımlarla ne işi ola?

esgiden bu dev takımları biz finallerde elerken fener'in bir tek derdi vardı o da dev takımları yenen galatasaray'ı yenebilmek.
devamını gör...

yaklaşık 1.5 yıldır bir projenin ses tasarımları için çalışıyordum. saç yolmalı falan günler olmustu hani öyleli.
asistanın salak bir iş yapması* sonucu işi bırakmak zorunda kaldım. aşırı sinirlendim ama daha çok üzüldüm sanırım. elemanı da seviyorum, öğrensin istiyorum ama son zamanlarda kendisini yolladığım işlerden o kadar çok şikayet geldi ki, elemanla yolları ayıracağız gibi duruyor.
üzülüyorum da ite. bakalım, bi oturup içicez gibi duruma bağlı artık.
devamını gör...

hiç sinirlenmeyin. en yakın fırından, bir adet fırıncı küreeeeeee alın. hafif ayaklarınızı açarak, golf oynar gibi, dizlerden hafif esneyip, kuvvet alarak, zıbammmmmm diye ağzına küreeee geçirin.

bir sonraki sefer net olduğunu göreceksiniz. ne demişler;

spor her şeydir...
devamını gör...

asıl adı jim grant olsa da, kitaplarını lee child adıyla yayımlayan 1954 doğumlu ingiliz yazar olarak bilinir; gerilim türünde yazdığı bilinmekte iken ayrıca hukuk eğitimi aldığı da bilinmektedir.

1997 yılından itibâren eser vermeye devam etmiş iken eserleri edebiyat ödüllerine de değer görülmüştür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bazı kitapları

ölmeye değer
sonuna kadar
yarın yokum
kaybedecek bir şey yok
tek kurşun
61 saat
asla geri dönme


sabah oldu
ama beklediği sabah bu değildi.

beklemek, hiçbir şeyle kıyaslanamayacak bir beceridir.

devamını gör...

(bkz: kars vegas)
devamını gör...

ikili diyaloglarda hiçbir şekilde olmak istemiyordum da galiba bugün ben de iki çift kelam bir şey etmek istiyorum. seni de seviyorum zugrayı da aranızda olmak istemem. taraf gibi görünmek istemem. dost acı söyler gibi bir yerden alırsan beni yanına da sevinirim.

bugün bir yerde yazdın niyetim aynalık etmek dedin, ayna isen karşındaki kişide de gördüğün de sen oluyorsun.
ne derler bilirsin baktığın bensem gördüğün sensin, zugraya içindeki zorbayı projekte ettiiğini düşünüyorum.

maalesef haklı değilsin.. üzgünüm. yukarıdaki entryde eleştirdiğin kişiye dönüşme konusunda katılıyorum. haklı çıkmak ya da parmakla göstermek adına yazdığın kalem kalem satırda o diğer parmaklar seni gösteriyor. çok objektif bir yerden söylüyorum.

insanları zorbalarken içinde bulunduğu psikolojik durumu bilemeyiz gibi bir şeyin farkında olarak cümle kuran birinin aynı özenle karşısındaki kişiye de olması gerektiğini düşünürüm kendi adıma.

zugra sözlüğü de radyoyu da olmayı sevdiği bir yeri bıraktı. belki de en zor zamanlarında buradan besleniyordu. ben bilmiyorum bir ihtimal. ihtimaller de hep ihtimaldir.

bütün gün elinde salladığın çuvaldızdan sonra umarım sıra iğneye gelmiştir.

sevgiler.
devamını gör...

yaşar kurt un en güzel şarkılarından birisidir sessiz sakin dinlenir açayım dinleyim bare.
devamını gör...

bugün de görülmemeye üzüldüm. ben hiç görülmem ve bu beni hep üzer.
ömrüm kendimi fark ettirmeye çalışmakla geçti. ve geçiyor.
devamını gör...

(bkz: insansı robot teknolojisi) - (bkz: çin'in insansı robot teknolojisi)
(bkz: insansız hava aracı)

ikisi de insansız aslında teknik olarak, ancak görüyorsunuz: 1 harf nelere kadir. *

insansı/antropoit veya gavurca olarak humanoid tabii ki sadece teknolojik kontekstte kullanılmaz. mesela antropoit denince akla şempanze ve orangutan gibi insana yakın türler gelebilir. anthropoid* ve humanoid aynı anlama da gelebilir, ama arada bir nüans var: humanoid'de direkt "insana yakın/benzer" demiş olurken, anthropoid'de ise işte insanın da geldiği düşünülen yüksek primatlar [yani kuyruksuz maymunlar, ingilizce olaraksa ape denen mahlukat] da kapsanmış olur benzetme babında;" insana veya kuyruksuz maymunlara yakın/benzer" demek yani bu da. fantastik kurgu bağlamında da insansı varlıklar çok geniş yer bulur. balık adam, kuş adam falan... işte sayısız örnek verilebilir. insansız denince de aklımıza insanlığın yok olduğu apokaliptik ve post-apokaliptik kurgular gelebilir ve bu da bilim kurgu... gerçi bilim kurguda da insansı yaratıklar gırla gider. fantastik kurguların da bazılarında hep fantastik yaratıklar olur ve insan olmaz. yani insansızlık olur. off, daha fazla uzatmayayım. kafa karıştırmayı amaçlamamıştım gerçekten. :d
devamını gör...

cahit külebi şiiri ve yaşar kurt yorumu müthiş bir şarkıya dönüşür.

fakat içimde şarkı bitti.
içimdeki şarkı bitti.
devamını gör...

aboo bu neymiş la internet mahir bundan sen sorumlusun
devamını gör...

annem bir kez kız bulmadı. sanırım boşta pek kalmayisimdan bana bıraktı.

o değilde babam 18 gibi evlendirmeye kalkmıştı. ne tuhaf adammış.

bilmeden kızı görmeye yolladı. insan der kız bakmaya gideceksin diye, gitmezdim.

zira babamı dedeme şikayet edip konuyu kapatmistik. ha uzaktan akrabaya rezil olduk.

iyi olmadı, arada yüz yüze bakıyoruz.
devamını gör...

şarkıyı ilk dinlediğimde niksar'daki evden bahsediyordu. bu niksar o niksar mı derken doğruymuş. tokat'ın ilçesi olan niksar'dan bahsediyor.
devamını gör...

20 yaşında lösemi hastası gence gittim. solunum sıkıntısı çekiyor. kanser yayılmış bir çok organa. dev gibi bir çocuk:(
devamını gör...

dışarıda yağmur var. perdeyi açmadım ama cama vuran ritmik damlaların sesiyle anlıyorum. her biri ayrı bir düşünce gibi çarpıyor kafama.. moralim bozuk... iş yerinde bir kadın, kırkına merdiven dayamış ama hala ergen ruhlu, bana küsmüş. sebebi basit: ona pozitif ayrımcılık yapmadım, bir tek anne o, bir tek eş oymuş gibi bir tolerans göstermedim.

küstüğü gibi, aramızı düzeltmem için bir aracı gönderiyor, anlayışlı olmamı bekliyor, sanki ben onun kocasıymışım gibi trip atıyor. elimde çikolata ve çiçek var sanki, sanırım özür bekliyor. ne anlamsız şeyler.. oyun oynanıyor, roller değişiyor, ben istemediğim bir sahnede başrolü almak zorunda bırakılıyorum.
hayatın bu yüzü beni sinirlendiriyor. insan ilişkileri karmaşık bir ritim gibi. kimi zaman damlaların cama vuruşu kadar sakin, kimi zaman iş yerinde olduğu gibi sert ve düzensiz.. perdeyi açıp bakmadığımda, sadece sesleri duyuyor, kendi içimde tartıyorum. insan kırkına gelse de ruhunu büyütmeyebilir ve biz istemesek de onun ritmine ayak uydurmak zorunda kalırız.
devamını gör...

bugün döngüye alıp 100 kere dinlediğim, yaşar kurt'un müthiş şarkısı.

sözlerine pek anlam veremedim ama olsun.


kamyonlar kavun taşır ve ben
boyuna onu düşünürdüm

(bkz: işten çıkarken adama ingilizce dam günü yağ)

devamını gör...

içimde uzun bir koridor var..
kapıları aralık, odaları sessiz..
her kapının ardında başka bir “ben” oturuyor..
hiçbiri konuşmak istemiyor..
sabahları uyanıyorum, bu bile bir tür cesaret gibi.. yatağın kenarında oturup dünyaya karışmadan önce kalbimi yokluyorum..
hâlâ burada mı?
yoksa dün gece başka bir düşüncenin içinde mi unuttum?
insan bazı geceler biraz fazla fark ediyor..
perdenin kıpırtısını, bir bardaktaki suyun ağırlığını, karşıdan gelen bakışın içindeki boşluğu..
fazla fark etmek yoruyor..

gülüyorum elbette..

sofraya oturuyor, çay koyuyor,
“iyiyim” diyorum..
oysa iyilik dediğin ince bir cam tabaka..
altında derin bir su var, kimse eğilip bakmıyor..
kendimi hep biraz kenarda hissediyorum.. sanki dünya bir cümle kurmuş da ben virgül olarak kalmışım..
akşamları gökyüzüne bakıyorum.. siyah ağırlaşıyor..
bir renk bu kadar nasıl yük olabilir?
bazen düşünüyorum uzun uzun.. mesele kaybolmak değil, fazla görünmek belki de..
yorgun değilim..
bir defter açıyorum..
yazıyorum.. hep yazıyorum..
kelimeler su gibi akmıyor..
daha çok cam kırıkları gibi düşüyor sayfaya..
parlıyorlar, ama tutulmuyorlar..
hayatla aramda ince bir mesafe var..
ne uzaklaşabiliyorum
ne tam yaklaşabiliyorum..
iki adım atsam değişecek gibi, ama ayaklarım hep düşüncelere batıyor..
ve yine de.. sabah olacak..
ben pencereyi açacağım..
hava içeri dolacak..
yine hiçbir şey düzelmeyecek..
ama içimde bir yer,
inatla atmaya devam edecek..
devamını gör...

batan gemiyi önce fareler terk edermiş.ucuzcu ingilterenin mongol tipleri bile bu yaz gelmeyecekler.yazın akmayan sular,toplanmayan çöpler,kokan sokaklar,en az iki kez soyulan yazlıklar,evler,çoğu yazlıgın kapısını rahatça kırıp konaklayan tipler türedi.yaz sezonu bir saglık ocagından basit bir ilaç bile yazdırmak sorun olmaya başladı.pandemiyle gelen remote workçu tipler bile arkalarına bakmadan kaçtılar.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim