zaman tüneli

bugün ilk defa 5g sinyali aldım. tam sinyali aldım bunu da gördüm dedim grupta bir mesaj gördüm.

5 kat yazıp 2200’a mesaj atarsan tarifendeki interneti 5 e katlıyormuş. bana 240 gb 1 ay kullanımlı internet yükledi.

ben de normalde ne face time kullanırım ne görüntülü görüşme yaparım ama 5g olunca dedim hem sedat peker gibi hissederim hem de görüntü kalitesi olarak kıyaslarım.

bilmiyorum belki psikolojik de olabilir ama turkcell 5g ile whatsapp aramadaki ses kalitesi aynı noktadaki 4.5 g den iyi.
devamını gör...

inan ki özel bir şey yazmıyor. kendi adı, baba adı, varsa ünvanı bazen lakabı, el fatiha. meraklısı için bin tane osmanlı türkçesi kaynağı var. ayrıca ülkede öğrenmenizin yasak olduğu da bir dil değildir. dil de değildir de neyse.
devamını gör...

gel vatandaş gel…
batan geminin kemanları bunlar…
duyduk duymadık demeyin, iltifat pazarı kurulmuş burada…

övgüler sudan ucuz, havadan pahalı,
duygular kiralık, cümleler ithal malı.
gülüşün michelin, sesin plaklık,
yumurta kırsan şefim diyecek kadar abartmalık…

bir yanda çok özelsin paket indirimi,
öbür yanda özgüvenin taksitle satımı.
ne güzel dünya be kardeşim,
insan kendi kendini sevemiyor diye
taşerona veriyor sevgisini..

gel vatandaş gel…
üç iltifat alana bir ego şişirme bedava,
tam da sözlüğün ihtiyacı…
gerçekten kaçıp, yapaya sığınmak..
insan değil artık herkes,
kendi reklamının müşteri temsilcisi.
ama helal olsun yine de,
krizi fırsata çevirme sanatında
yeni bir çağ açmışsın sayın yazar
duygusal dış kaynak kullanımı a.ş.
devamını gör...

dont let me be misunderstood by lana del rey
netflixte yeni eklenen dizilerden love and death'in ost sinde duyduğum bu versiyon benim çok hoşuma gitti.
lana del rey'in sesini bu şarkıya çok yakıştırdım hatta nina simone ve sally parker'dan sonra en iyi yorumlayan ses lana olmuş.
devamını gör...

adam öyle şeyler söylüyor ki akıl alır gibi değil..
www.youtube.com/shorts/FNK1...

devamını gör...

#3942948
çok teşekkür ederim. altıncı maaş da size nasip oldu sjsbsjjs
ben de çok eğleniyorum. muhteşem yüzyıl gurmeleri ile karşılaşmaktan ziyadesiyle memnunum :))
devamını gör...

babamı kaybedeli bir yılı geçti. henüz taze sayılır acısı. hala tam anlamıyla alıştığımı söyleyemem. babalar ve kızları arasındaki o kutsal bağ biz de vardı. çok severdim. hayatta en çok değer verdiğim insandı çok uzun zaman boyunca. kaybını kabullenmek kolay olmuyor haliyle...
hasta olduğumda endişelenip tatlı alan kimse kalmadı hayatımda en basiti. akşam ders çalışırken uykum gelmesin diye kahve yapıp getiren, bana laf attı diye adam döven bir babam yok. hele kendi çocuklarım beni üzecek diye gözlerini üzerinden ayırmayan bir şefkat kaynağı artık olmayacak.
en son onun mezarında işte bu kayıplarıma ağladım. ve sanırım bir kaç yaş daha büyüdüm o gün..
devamını gör...

vira bismillah, az olsun bizim olsun. haydi bizim çocuklar, forzaaaa...
devamını gör...

öncelikle yeni işi hayırlı uğurlu olsun. tebrikler.
sonrasında, sözlükte muhteşem yüzyıl karakterleriyle özdeşleşen repliklerle açtığı başlıklar beni benden alıyor, acayip eğleniyoruz dünden beri kendi aramızda dhdjdjk
sağ ol şekerim, iyi güldüm eğlendim sayende
biz iflah olmaz muhteşem yüzyıl bağımlısı iki insanız, teşekkürler. shdjdkdkf
devamını gör...

stres bastı, dil altı haplarını hazır edelim.
devamını gör...

inanmak şevki artırır, başarmak zevki.
devamını gör...

kimi ve neyi kınasam, çünkü tanrı onu öyle tasarlamış derken buluyorum kendimi, içimde büyük bir insan nefreti ve tanrıya karşı kırgınlık var, insanı sevmenin zorluğu ve tanrıya sığınmak arasında bir yaşamak, her şeyden soyunduğunda insan çıplaklık kalmıyor, bir minik köz parçası kalıyor rüzgarla uçuşan, nereye uçuyorum bilmiyorum, doğduğumdan beri böyleyim ben, ne deli, ne akıllı, ne evliya ne de peygamberim, her şeyi sevmek ve kabullenmek de lanetmiş, nereden bileyim, seni sevdiğimi içten içe biliyorsun, insanlar bu zamanda aşk ve sevgi yok diyorlar hem haklı hem haksızlar, sende hayat var eden en minik çiy tanesini gördüğüm için bu haldeyim ben, yoksa ne işim var bu saatte, perilerle dolu bir formun içinde…
devamını gör...

sarayda ayağı kayıp düşse hürrem'i anmak suretiyle, süleyman dahil hepimizi hürremci yapan bir mahidevran sultan klasiğidir. mustafa'yı da böyle böyle doldurdu... kabız olsalar müsebbibi hürrem. hiç yaptıkları ile yüzleşen yok. bulmuşlar bir günah keçisi, vurun abalıya misali... hürrem sizinle uğraşmaya başlayana kadar siz neler ettiniz halbu ki...

mustafa'm kafasına göre korsan avına çıkıp, sancağını değiştirtene kadar başına buyruk takılır; amasya yolu görününce "hürrem yine yaptı yapacağını".

o sırada hürrem: oy lu lu liiii luuu, nalle çelli vooliii..
devamını gör...

osmaniye toprakkale’deki bi çay ocağında dikkatimi darp eden husus.

öncelikle plazalar çok yüksek, tabanı göremiyorsunuz. insanımız otorite aşığı, kılıçdaroğlu’nun seçilememesinin bir sebebi var.

otorite nedir? çaycı memduh’un omzunda duran havlu. eski dilde peşkir. beni görünce omzundan yavaşça çekip sağ eline boks eldiveni formunda sarınca tüm sokak tören taburu gibi dikildi. tek havlu rejimi, başka yerden çay içmezler. ben de başka yerden içmedim zaten. yine de bazı hesaplar nakitle kapanmıyor.

serkan’la oturuyorduk, dedim ki inanıyorum bilader. inanıyorum bu çileler bitecek. nane çok nankör. anan aşağı baban yukarı, kardeş beni krediler katletti. klimacı halil de yüklü allah var. ben dedim bugün buradan sağ çıkacam. yine inanıyorum. çaydanlık da sosyal deney izler gibi bakıyor. buna bi omuz koydum, iki seksen yerde. lavuk tek koluyla dış üniteyi merdivenden 8 kat çıkarıyor. sence ben bunu dövebilir miyim? hayır. 100 kişiye sorduk tüm ülke mutabık. tek umudum çay adam. memduh abi aslında kavgayı ayırmadı, benim hayatımı kurtardı. serkan dedim bak doğru zamanda vurdum, halil kalkmadan memduh bizi araladı. görenler üç puanı devotus hak etti ama maç berabere bitti diyecek. işte o havlu yok mu o havlu? sümerbank zamanından kalmış havlu ya paşamın attığı her adım hayrıma iyi ki <3

sonra beni evin önüne 98 model isuzunun kasasında ışidli leşi gibi attılar. inandım ama başaramadım. şimdi haşlanmış yumurta boyayacam.
devamını gör...

dunyanin en gereksiz eylemi. yaklasik kac sene disimi fircalamadim, dogdugumdan beri disimi fircalamadim. hic fircalamadim. dislerim sariydi, ne sansliyim ki curugum yok anca siyah lekeler vardi, cizgiler. sebnem ferah'in gozlerinin etrafindaki cizgiler misali dislerimde cizgiler vardi. var'di' dedigime bakmayin, simdi son herhalde bi 6 aydir dis fircaliyorumdur. noldu, dislerim hala sari, o cizgiler hala var. eee ne anladim ki ben bu isten.

simdi burda su sonuca varilabilir, aman sari zaten disin dogal rengi falan filan. e o zaman neden dis fircaliyoruz oglum biz. madem disin dogal rengi sari, ben neden disimi yikiyorum. diyolar ki mikroplar ölsün diye. lan o mikrobun benim hayatima zarari ne. banane, olmesin. curuk ali ve mikrop necati yasasin benim disimde yani benim iznim var. gayet de sempatiklerdi yani her sabah izlerdik.

haliyle cok gereksizmis bu dis fircalama eylemi, bugun, bu dakikadan itibaren birakiyorum. kalan arkadaslara da basarilar dilerim. artik dis fircalamak yok benim hayatimda. evet.

(bkz: diş fırçalamak diş fırçasına oral seks yapmaktır)
devamını gör...

evet, yanlış görmediniz. hayatınızda biraz neşe, biraz eğlence, biraz da minik şımartılmalar mı arıyorsunuz? o halde doğru yerdesiniz! kadınları özel hissettirmeyi misyon edinerek sadece güzelliklerini övmüyor aynı zamanda onları şımartmanın yollarını da sunuyorum. peki paket içeriği nelerden mi oluşuyor, neleri övüyorum?

- gülüşünüz (gereksiz mutluluk sebebi olacak seviyede)
- aşçılığınız (yumurta kırmış olsanız bile michelin yıldızı tonunda)
- sesiniz (kulaklık takıp tekrar dinleme isteği uyandıracak şekilde)
- espri yeteneğiniz (gülmesem ayıp olur noktasında değil, gerçekten komikmiş gibi)
- çektiğiniz fotoğraflar (ışık, açı, ruh... hepsi çözülür)
- film/dizi zevkiniz (entelektüel kimliğinizi irdeleyerek)
- kombinleriniz (sokakta görsem dönüp tekrar tekrar bakarım seviyesinde)
- ghibli estetiğiniz (nostalji + zarafet karışımı yorumlanır)
- yoga pozlarınız (esnekliğinize ve dengenize sayfalarca övgü)
- kahveleriniz (içmesem bile kahve seçimlerinizden ne kadar kaliteli ve niş zevkleriniz olduğu vurgulanır)
- ve evet, güzelliğiniz (burada lafı dolandırmam, çat çat sıralarım)

pakete dahil olmayanlar (ekstra hizmetler):

- sözlük içi kavgalarda araya girip tepkiyi üstüme çekme
- sözlük içi kavgalarda karşı tarafı stratejik şekilde kışkırtma (ince işçilik)
- sizi artı yağmuruna tutma operasyonu
- kişiye özel şarkı (çapkın gitarist paketi)
- kişiye özel şiir / akrostiş (romantik şair paketi – duygusal hasar garantili)
- nick vererek hitap (hatip paketi – tonlama opsiyonlu)

neden ben?

kalite: herkese aynı iltifatı yazmam. stok cümle kullanmam. sizin malzemeniz neyse, onu parlatırım.

denge: ne cringe, ne fazla ciddi. tam kararında.

fiyat: piyasanın altında, özgüvenin üstünde.

kısacası; günlük doz iltifatınızı outsource etmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. ben överim, siz keyfinize bakarsınız.
devamını gör...

vatan senden hizmet bekliyor evlat, ayıkla bizi bu cendereden.
devamını gör...

yarın akşam hava kararana kadar gördüğü en büyük saldırıları yaşayacak. pesah başlamadan önce, belirlenen önemli hedefler yoğun şekilde bombalanacak. son günlerde yaşadıkları bombardımanın daha ağırına şahit olacak molla rejimi.

tahran'da vurulacak hedefler azaldığı için uçaklar geri dönmeden önce benzin istasyonlarını da vuruyorlar artık.
devamını gör...

köpekler kadar cana yakın, insana bu kadar içten bağlanan başka bir canlı bulmak gerçekten zor. sahibini karşılıksız seven, kapıda saatlerce bekleyen, bir bakışından ruh halini anlayan bir canlıdan bahsediyoruz. ölesiye bağlıdırlar. seninle uyum sağlarlar, sen üzgünsen sessizce yanına sokulurlar, mutluluğunu paylaşırlar. sadakat dediğimiz şey varsa, onun vücut bulmuş halidir köpekler.
ve şimdi düşün… böyle bir canlıyı sahipleniyorsun, sana güveniyor, seni dünyası yapıyor… sonra kalkıp güya çok yemek yiyor diye ağaca asıyorsun. bu nasıl bir akıl tutulması, nasıl bir vicdansızlık..!? aç kalınca bile seni terk etmeyecek bir hayvanı, sen gözünü kırpmadan ölüme terk ediyorsun. üstelik bunu savunabiliyorsun. insanlıktan çıkmanın da bir sınırı olmalı ama bu, o sınırın çok ötesinde.
köpekler üç gün aç kalsa yine şikayet etmez, yine seni bırakmaz. hatta öldükten sonra sahibinin mezarı başında günlerce bekleyen, orayı terk etmeyen sayısız örnek var. bu kadar derin bir bağ kurabilen bir canlıya bunu yapmak… gerçekten aklım, havsalam almıyor.
bu yapılan şey sadece kötülük değil ya. bu, aşağılığın da aşağısı bir karakter çürümesi. içinde zerre merhamet olmayan birinin, bir canlının gözünün içine bakarak bunu yapabilmesi korkunç. böyle insanların aramızda dolaşıyor olması insanı daha da ürkütüyor.
yazıklar olsun. gerçekten yazıklar olsun!..
allah o köpeğin çektiği acıyı misliyle yaşatsın o insana. çünkü başka türlü bu vicdansızlığın bir karşılığı yok.
nasıl bir dünyadayız biz… gerçekten insan utanıyor aynı havayı soluduğuna.
devamını gör...

yüksek lisans ödevlerimden biri bu konuyla ilgili ve eğitim camiasında giderek artan bir düşünce haline gelmekte.

okul okumak şu an ki dünya düzeni için zorlunu. bir kere devletler kendi istedikleri özelliklerde bireyler yetiştirmek için devlet temelli eğitim vermekte, vatanına-milletine hayırlı vatandaşlar yetiştirmek istemekte. okullar size nasıl bir vatandaş, insan olmanız gerektiğini anlatır. toplumsal kuralları, gelenekleri görenekleri anlatır. böyle yazınca yanlış gibi gelmiyor değil mi? devam ediyorum, yazımın sonunda ne açıdan yanlış olduğunu da anlatacağım.

aynı zamanda devletler devamlılığını sağlayabilmek için üreten insan gücüne ihtiyaç duymakta. yine bunu vatandaşlarını okullarda eğiterek sağlayabilmekte. yine bu kurumlarda ürettiklerini de nasıl tüketmesi gerektiği öğretilmektedir.

sanayi toplumlarına baktığımızda aradığı işçi özelliklerine sahip kişileri okullarına ve diplomalarına göre seçmekte. yani şunu diyebilir miyiz? ülkede sanayi eğitime yön vermektedir?

dünya genelinde çalışabilmeniz de diplomanız hatta bazen mezun olduğunuz okula bağlıdır. çoğu ülke diplomanızı beğenmeyip kendi ülkelerinde bir üniversite mezuniyeti isteyebilir sizden. hani okullar ve diplomalar çok önemliydi?

modern dünyada anne babalar çalışmakta. bu durumda çocuklarla ilgilenecek aile yapıları giderek çözülmekte ve çocuğu bırakacak bir yer ihtiyacı doğmakta. o da ne? aaa okul? okullar aynı zamanda ailelerin çocuklarını bırakmaktan rahatsız olmadıkları bir yer. kitlesel olarak bir hareket yanlış kabul edilmez, hatalı olamaz. aynı zamanda çocuğun başarısı toplumlarda ebeveynin başarısı olarak görüldüğü için örgün eğtimdeki öğrenci sayıları her geçen gün artmaktadır. yetişkinlerin egolarını besleyen çocukların duygu, düşünce ve istekleri önemli değildir.

toplumda mezuniyetiniz çok büyük önem arz eder. bu sizin için "ye kürküm, ye" etiketini sağlayabilmektedir. bir çöpçü bizim gibi ülkelerde hor görülürken bir mühendis inanılmaz saygı görür. peki mühendis şeytan gibi bir karakterken çöpçü melek gibi biriyse? diploma ne açıdan işe yarar? ama unutmayın ki bir çok kuruma da diplomasız giremezsiniz. ehliyet için bile örgün eğitimi belli seviyede tamamlamış olmanız gerekmektedir.

şu an aklıma gelmeyen binlerce açıdan okulun, okul siteminin, okulun yarattığı sanayi ve küresel çarkların; bu çarklardan faydalanan, kaymağını yiyen elit kısmın yarattığı okulla ilgili eğitim camiasında konuşulan fikirler bulunmakta.

örgün sistem küçüklükten itibaren etrafınızda size bir sosyal ortam oluşturur ve bu ortamı koruyarak "torpil" bile yapar, yaptırır hale gelebilirsiniz. etrafınızdaki insanları kullanabilirsiniz. çünkü yıllarınız geçmiştir. okul size bu imkanı da sağlar.

okul temelde bireyi tek tip yetiştiren, bir insan prototipi olan ve gelen herkesi o şekide yetiştiren bir kurumdur günümüzde. bunun tek suçlusu okul değil tabii ki. devletler, kültürler, toplumlar, sanayiciler, küreselleşme v.b.

okul kişinin özgür olduğu, özgürlüğünü yaşayabileceği, istediklerini öğrenirken istemediklerini göz ardı edebileceği, kendi kendine öğreneceği, kendi kendine keşfedeceği, kimsenin baskısı yönlendirmesi olmadan "ben" olabileceği bir yer olmalıdır diyor bazı eğitim bilimciler. diyor ki toplum , kültürler, gelenek görenekler, devletler değil kişi kendi kendini eğitirse o zaman insan olabilir, özgür olabilir, eğitilmiş olabilir.

şimdi bir düşünün, en son kaç yaşında bir şeyi sorguladınız? sorguladığınız için azarlamaktan bıkıp düşünmekten vaz geçtiniz? insanlar garip bulsa bile "ben böyleyim." demekten utanmadınız? standart sosyal ve toplumsal davranışlara uymadığınız için kendinizi en son ne zaman suçlu hissettiniz? kişiliğiniz normal olarak adlandırılmadığı için en son ne zaman insan içine çıktınız?

yaşadığınız toplumu bile şekillendirip sizi ayrık hale getiren bir şeydir okul. sizin duygu, düşünce ve isteklerinizi önemsemez. önemli olan devletlerin sadece devamıdır.

işte bazı eğitim bilimleri uzmanları son zamanlarda diyor ki: kişinin kendisi olabilip, kimseye zarar vermediği, kimsenin kimseyi varlığı ve kişiliği sebebiyle kınamayı-eleştirmediği, istediği işi yapıp, istediği şeyden para kazabildiği ve devletlerin de istekleri devamlılığını sağlayabildiği bir eğitim sistemi mümkün değil midir? diplomalar, binalar, öğretmenler olmadan eğitim olamaz mı?

ve eski eğitim bilimciler bu duruma şöyle bakıyor: kişi birey olamaz. toplum gelenekler-göreneklerden ibarettir. toplum bireyden önemlidir. birey topluma, devlete göre şekillenmelidir. diplomalar bu sebepten herkesin yerini bilmesi için önemlidir.

örgün eğitim almış olmama rağmen toplumun normlarından farklı kişilik geliştirmiş bir birey olarak diyebilirim ki eski eğitim bilimciler haklı. çok fazla dışlandım. otobüste kitap okuyorum diye kınandım. tv izlemiyorum diye "sen yaşıyor musun?" gibi cümleler duydum. doğru olduğum ve doğrumdan vaz geçmediğim için "savaşçı ruhlu olmak sana zarar verir, herkes gibi itaatkar ol." da denildi. arkadam konuştukları için insanlarla görüşmüyorum diye asosyal oldum. oysa böyle bir insan olmak bir başarısızlık ya da bir hata değil. o zaman neden eleştiriliyorum?
yani "ben" olmak ,var olan düzende çok fazla size bir şey getirmiyor. "ben" olabilmeniz için önce durumu fark etmeniz, istemeniz, sistemin aykırısı olmanız, doğrunun bir tane olmadığını anlamanız ve anlatmanız gerekir. işte bu da bizi yeni eğitim bilimcilerin "okul eğitiminin iflası" olarak adlandırdığı duruma getiriyor. şu anki sistemde "ben" olmak yıpratıcı bir şey.
biraz uzun oldu değil mi? aslında sistemle ilgili yazacak çok şey var ama birilerinin aklında bir miktar şüphe uyandırabildiysem ne mutlu bana.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim