zaman tüneli

amerikanın büyük zenginlerinin birçoğunun ajan olduğunu iddia ediyor.
haksız değil. bazılarının yükselişi gayet şüpheli. abd ordusu yada devlet kurumları veya darpa niye yaptığı bilgisayarları satmıyor. yada bunların çalışanları bilgileri ile tecrübelerini niye cash e çevirmiyor.
okuldan atılan abuk subuk kişiler milyarder oluyor?
mesela zuckerberg; nasıl oluyorda birinci sınıftaki adam 10 senelik programlamacıların, 30 senelik şirketlerin yapamadığı işi yapabiliyor.
sonra yahoo, microsoft gibi devlet niye facebookun aynısı yada benzerini yapıp facebooku batırmadı.
veya üniversite mezunu bile olmayan sam altman'a kimler güvenip veri işleme merkezi yapması için milyarlarca dolar verdi? neticede open ai'ın başarısı iki kod yazarak elde edilen bişey değil. devasa veri işleme merkezi sayesinde olan birşey.
niye harward veya stanford da okumayı bırakan kişilere insanlar onlarca milyon dolar veriyor ve bunlar kim?
bence bu söyledikleri komplo teorisi değil gayet haklı sorular.
devamını gör...

devamını gör...

inandığım bir şey değil. ben artık old school kafaya dönmüş biri olarak, sosyal medya üzerinden kurulan tüm bağların riskli olduğunu düşünüyorum. date uygulamaları, sosyal medya platformları ve daha nice "online arayıcılar" günümüz dünyası için fazlasıyla risk teşkil ediyorlar.

insanlar sosyal medya üzerinde istedikleri gibi profil yaratabiliyorlar. aslında sahip olmadıkları niteliklere, ünvanlara, ekonomik ve sosyal standartlara sahip oldukları izlenimlerini çizerek bağlar kuruyorlar. bir şekilde minimum ya da maksimum kandırılıyorsunuz çünkü sosyal medya insanlara "kendini istediğin gibi göster" mantığının alanını fazlasıyla açıyor.


bu iş bir ara acayip bir boyuta ulaşmıştı. özellikle date uygulamalarında "fake- catfish" dediğimiz profiller vardı. temelde birileriyle konuşuyordunuz ama gösterdikleri kişiler değillerdi. başkalarının resimlerini kullanarak özellikle kadınlarla iletişim kurmaya çalışan bir sürü sosyopat vardı. buluştuğunuz da veya biraz akıllıysanız farklı açılardan ( daha buluşmadan) görsel hırsızlık yaptıklarını yakalıyordunuz. kadınlarında bu hususta çok masum olduklarını söyleyemeyiz ama fake profil olgusu erkeklerde çok daha fazla yaygındı. kadınlar genelde güzellik kaygısı ve aşağılık kompleksi sebebiyle kendilerini saklasalar da( bu hususu kesinlikle aklamıyorum) erkeklerin olayı yürütüş ve ilerletiş biçimi acayip travmatik yerlere uzanabiliyordu. fake profil kullanmalarına rağmen evlenme teklifi ettikleri kadınlar mı ararsınız, hiç yüz yüze görüşmeye yanaşmadan inanılmaz yüksek duygulu ilişkiler kuranlarını mı ararsınız.. nereden bakarsanız bakın delilik yani.

tabii, bu işin en hasarsız versiyonuydu. bir de dolandırıldığınız, aslında evli olduğunu öğrendiğiniz veya eş cinsel/ trans olmasına rağmen farklı hesaplar üzerinden duygusal bağlar kurmaya çalışan profillere kadar çeşitler vardı ülke de (özellikle cinsel eğilimini gay olarak tanımladığımız bazı insanlar, straight erkeklere yaklaşabilmek için kadın profilleri oluşturuyorlardı). bir ara online date uygulamaları kullanan erkeklerin ana anksiyetesi buydu. hepsi gerçekten kadın olduğunuzu ve oluşturduğunuz profilin size ait olduğunu kanıtlamanızı istiyordu.

asla homofobik değilim fakat dönemsel olarak, yoğun bir nüfusun bunu yaptığı gerçeğini atlamak süreci sosyolojik açıdan doğru yansıtmamak olur.

günümüzde aı ve diğer programların kullanımının artmasıyla, insanlar artık yüzlerine, vücutlarına ve aklınıza gelebilecek her şeye müdahale edebiliyorlar. dolayısıyla, birini sıfırdan sosyal medya platformları( sözlükte dahil) üzerinden tanımak inanılmaz riskli. yetişkin bir birey olarak, risk almıyorum. yüz yüze tanışıklığa önem veriyorum. kendi çevremi yüz yüze edindiğim bağlar çerçevesinde şekillendiriyorum. erkek arkadaşım ilkokul arkadaşım mesela. gayet güvenli ve sağlam bir duygusal bağdayım.


aklınız varsa, bu işe hiç girmeyin. kimse konuştuğu kişinin garantisini veremez. hele kadınların şu dönemde 2 katı dikkatli olması gerekiyor. her potansiyel suçlunun sosyal medya kullanım alışkanlığı var.
devamını gör...


metin aynı zamanda kültürel ve ideolojik tartışmalara da giriyor. palantir, bazı kültürlerin büyük başarılar ürettiğini, bazılarının ise “gerileyici ve zararlı” olduğunu savunarak, kapsayıcılık ve çoğulculuk anlayışına eleştirel bir yaklaşım getiriyor. şirket, özellikle batı dünyasında son yarım yüzyıldır benimsenen kapsayıcılık politikalarının ortak bir kimlik ve amaç tanımını zayıflattığını öne sürüyor.


donanımhaber, metin akpınar


fransız istihbaratçı çok önemli saptamalarda bulunuyor: göç, sadece insanların başka topraklara yerleşmesi değildir, onlarla birlikte dış sorunlar, dünyadaki tüm çatışmalar da ülkeye ithal edilmiş oluyor. başka halkların sorunu olması gereken konular ister istemez yerli halkı da içine çekiyor. göçmenlik insanların teker teker adres değiştirmesi değildir, bir ülke içinde yeni insan grupları ortaya çıkması ya da zaten oluşmuş olan grupların güçlenmesidir.

göç belli bir nüfusun bir kereliğine bir ülkeye yerleşmesiyle bitmiyor. gelenler başkalarının öncüsü oluyor, aile birleşimlerinden köy birleşimlerine ve bazı bölgelerin toptan yer değiştirmesine kadar varıyor. kontrol edilmeyen göçmenliğin bir kartopu gibi büyüyerek koca ülkeleri altında bırakan bir çığa dönüşmesi her zaman mümkündür.

fransız istihbaratçı konuşmasında sadece fransa’yı anlatmış olmuyor. diyor ki, “fransa’ya göç akını fransız toplumunu üçüncü dünyaya benzetti, kilit alanlarda eğitimde, üretkenlikte, kamu hizmetlerinde, güvenlikte hatta nezakette sürekli bir gerilemeye yol açtı. elbette kötü giden her şeyde suçlu olarak göçü görmek yanlıştır ama onun payının da yeteri kadar hesaba katılmadığını bilmek gerekir”.

“dünya gerçekliği ne hoştur, ne de neşe dolu, ona lanet etmek de intihar demektir çünkü öfkeniz bumerang gibi gelir sizi vurur hem de 5 misliyle. ve eylemde günahların en kötüsü kendi arzularını gerçek sanmaktır. gelmekte olan kötülük kesin olmasa da onu engellemek için öngörü sahibi olmak gerekir. “mülti” özelliği taşıyan toplumlar parçalanmaya mahkûmdur. biz bir arada yaşamak istemeyen insanları birlikte tutmak açısından kendimizi lübnanlılardan veya yugoslavlardan daha kurnaz görmemeliyiz. insan grupları arasındaki ilişkide hiç kimse bir başkasına hediye vermez ve akıl verenler the new york times gazetesi ya da sos akdeniz yardım kuruluşu da olsalar bedel ödeyecek olanlar onlar değildir ve kendi yaşamsal çıkarlarımızı ancak biz koruyabiliriz, kimse bunu bizim yerimize yapmaz.”


kayahan uygur, 11 aralık 2022
devamını gör...

kombinimin iyi olduğu ve herkesin kafasının bana döndüğü an. hissediyorsunuz, odak olmak eğlenceli bir his. arkasından üretilecek dedikodular da, kimin gerçekten üstünün çizilmesi gerektiği konusunda yar ve yardımcı oluyor.
devamını gör...


"ister devlet başında olun ister zindanda
ister sıra neferi, ister parti katibi
lenin girebilmeli, her zaman, her mekanda
işinize, evinize, bütün ömrünüze
kendi işi, öz evi, kendi ömrüymüş gibi"

iyi ki doğmuş.
devamını gör...

ulan biriniz de dememiş ki seshayvani sen de gel kendi doğum gününde keman çal* şaka şaka...

doğum günün kutlu olsun güllerin gülü*
devamını gör...

yorgun hem de yılların yorgunluğu.
devamını gör...

capri-sun gibi bir şeydi 2001'de okul minibüslerinin yanlarında reklamlarını görürdük okula giderken veya dönerken.. meyvelerden oluşan kahramanları vardı gitarlı portakal sörfçü ananas ahududu nerd falan. hiç içmedim ama tv reklamlarını da net hatırlıyorum "bibooo bibooo bibooooooo çılgın tatlaar" diyeydi.. bir reklamda çalınan biboları geri alıyorlardı falan 90'lardaki çocuk filmlerine gönderme olarak bir de çıkartmalı kitapları falan vardı bunların. kısa sürmüş bir içecekti ülkede ve the coca-cola company'e aitti.
devamını gör...

sınıf düzeni planıymış... iv, kuru kafa ve ünlem ne üzerine lan?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: forum chat tarzı başlık)
devamını gör...

neden normal sözlük kadar bir ortamda israilci hesap açılır, bunun cevabını kendileri de anlamamış.
devamını gör...

huzurlu uyuyun sevgili yazarlar
devamını gör...

bu herif 3 senede ocağıma incir ağacı dikmişti.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kaskı çıkarıp saçlarımı rüzgara karşı* savurduğum an
devamını gör...

avmde yürürken yemek tepsisiyle dolaşan iki kız vardı. yanlışlıkla çarpmıştım. içeceği düşmüştü birisinin. yere çarpmadan tek elimle tutmuştum benim elimde de yemek olduğu halde. dökülmemişti bile. kızlar şaşırmıştı ve ben de çok havalı hissetmiştim.
devamını gör...

(bkz: ben yatıyorum bir şey diyor musunuz)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
birisi mi göndersi yoksa benim dikkatimi çekti de ben mi kaydettim hatırlamıyorum.
devamını gör...

araştırma
ciddi, önemli veya eften püften merak ettiğim aklıma takılan her şeyi.
örnek: mandal! ne zaman nerede kim tarafından ne amaçla icat edildi hammaddesi nedir? ciğerine kadar bazen günlerce merak ettiğim bir şeyi araştırıp öğrenirim.
final de! heeee demek böyleymiş der rahatlar bilgiyi çöpe atar devam ederim.

bir de hafızaya resim kayıt takıntısı var.
bir şeyi, bir yeri veya birini ilk gördüğüm de, uzun uzun bakar en ince detayına kadar gözlemler inceler anlamlandırır 500 tane örnekle karşılaştırır gereksiz bir profil çizer hafıza belleğine kayıt ederim.
bilinçaltı hafızam çöp yığını gibi olur.

bide el yazısından kişilik okuma takıntısı var, bu da okuduğum bi kitaptan uzun süre uyguladığım bir metodun bana kalan berbat bir alışkanlık. biri el yazısı ile iki cümle yazsın anlık kişilik testi yapma bağımlılığı var.

not: hepside birbirinden berbat alışkanlıklar.
devamını gör...

devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim