zaman tüneli
fazla düşünmenin saçma olması
fazla düşünmek derinlemesine katmanlı düşünmek anlamına gelmez. derin düşünce bir ibadettir. ilim, aklın ibadettir diye boşuna dememişler.
fazla düşünmekten kasıt bir şey üzerine, aynı döngüsel bir cenderede dolanıp durmaksa zaten bunun adı düşünce değil takıntıdır. o da en yakın okb uzmanına mürcaat etsin.
fazla düşünmekten kasıt bir şey üzerine, aynı döngüsel bir cenderede dolanıp durmaksa zaten bunun adı düşünce değil takıntıdır. o da en yakın okb uzmanına mürcaat etsin.
devamını gör...
aziz yıldırım
rte ve tüm akape avanesinin çok iyi adamıdır
bunu boşuna söylemedim, koyun bir yere dursun
çıkarın dediğimde çıkarırsınız.
şimdilik dursun.
bunu boşuna söylemedim, koyun bir yere dursun
çıkarın dediğimde çıkarırsınız.
şimdilik dursun.
devamını gör...
toyota corolla
bundan 300.000 yıl sonra, insanoğlunun nesli tükenmiş olacak ve dünyayı incelemeye gelen uzaylılar corolla'nın hala çalışır durumda olduğunu fark edecekler.
devamını gör...
gazla çalışan insan modeli
arabaların aksine çok yakar çok kaçar.
devamını gör...
gazla çalışan insan modeli
lpg taktırmıştır. benzin biterse alev alır.
devamını gör...
kişinin cenazesinde dağıtılmasını istediği yemek
rakı.
devamını gör...
anneliese michel
1970’lerin almanya’sında yaşanan ve sinema dünyasına the exorcism of emily rose olarak uyarlanan anneliese michel vakası, modern rasyonalizm ile kadim metafizik inançların en sert şekilde çarpıştığı, tarihin en sarsıcı trajedilerinden biridir.
bu dosyayı incelerken karşımıza genellikle iki uç radikal görüş çıkar: ya her şeyi tamamen beynin kimyasal bir kusuru olarak gören katı bir psikiyatrik yaklaşım ya da bilimi tamamen reddedip olayı sadece iblislerle açıklayan dogmatik bir dindarlık.
ancak anneliese’in yaşadığı dehşeti gerçekten anlamak, bu iki dünyanın birbirini dışlamadığını, aksine aynı anda vuku bulabileceğini kabul etmekten geçer. anneliese michel, hem ağır psikiyatrik rahatsızlıkların pençesinde kıvranan bir hasta hem de kelimenin tam anlamıyla bir musallatın kurbanıydı.
anneliese o ailenin ilk kızı değildi. martha adında bir ablası olmuştu. aile, evlilik dışı dünyaya gelen ilk çocukları martha’yı bir utanç lekesi olarak gördü. onu bağırlarına basmak yerine sevgiden, şefkatten mahrum bıraktılar; varlığından utandılar. kısa süre sonra küçük martha bu dünyadan göçüp uçmağa vardığında, arkasında sevgiye aç bir ruh ve lanetlenmiş bir yuva bıraktı.
işte tam bu an, kozmik dengenin kırıldığı andı. evrende hiçbir haksızlık karşılıksız kalmaz. ailenin bu katı yürekliliği, zalimliği ve kendi kanından olan o sabiyi dışlaması yüzünden, o ocağı koruyan tüm iyi ruhlar (iduklar ve ev/yer-su ieleri) aileden nefret etti ve evi tamamen terk etti.
manevi zırhı tamamen yok olan bu savunmasız aile, karanlık alemin asalakları için açık bir hedef haline geldi. şer varlıklar, geçmişin bu ağır ve karanlık enerjisinden beslenerek eve sızdılar ve faturayı ailenin masum kızı anneliese’e kestiler. bu yoğun, ağır ve habis enerjisel kuşatma, kızın fiziki bedeninde ağır bir hasara yol açtı. iblislerin saldırısı sonucu, anneliese’in beynindeki temporal lob ciddi şekilde tahrip oldu. tıp dünyası, bu manevi saldırının beyinde bıraktığı fiziksel hasarı gördü ve adına "temporal lob epilepsisi" ile "psikoz" dedi.
bu noktada hem hastalığı tedavi etmek hem de hastalığa sebep olan iblisleri kovmak gerekirdi. soyun işlediği martha günahının kefareti ödenmeli, evdeki o karanlık varlıklar kam ayinleriyle sökülüp atılmalı ve küstürülen iyi ruhların gönlü alınarak koruma kalkanı yeniden kurulmalıydı. musallatın beyinde bıraktığı tahribat ve epilepsi nöbetleri modern tıbbın ilaçlarıyla dizginlenmeli, beden fiziken güçlü tutulmalıydı.
ne yazık ki gerçekte olan bir ihmaller ve yanlışlar faciası. doktorların verdiği ilaçların dozu çok az ve yetersizdi. kilise rahipleri ise tıbbı reddedip sadece kendi dualarına sığındılar ve tengri'nin kutsal bir emaneti olan o fiziki bedeni açlıktan, susuzluktan ölüme terk ettiler.
anneliese michel, 1 temmuz 1976’da bu dünyadan göçüp gittiğinde insanlığın bağrında ortak bir yara bıraktı.
bu dosyayı incelerken karşımıza genellikle iki uç radikal görüş çıkar: ya her şeyi tamamen beynin kimyasal bir kusuru olarak gören katı bir psikiyatrik yaklaşım ya da bilimi tamamen reddedip olayı sadece iblislerle açıklayan dogmatik bir dindarlık.
ancak anneliese’in yaşadığı dehşeti gerçekten anlamak, bu iki dünyanın birbirini dışlamadığını, aksine aynı anda vuku bulabileceğini kabul etmekten geçer. anneliese michel, hem ağır psikiyatrik rahatsızlıkların pençesinde kıvranan bir hasta hem de kelimenin tam anlamıyla bir musallatın kurbanıydı.
anneliese o ailenin ilk kızı değildi. martha adında bir ablası olmuştu. aile, evlilik dışı dünyaya gelen ilk çocukları martha’yı bir utanç lekesi olarak gördü. onu bağırlarına basmak yerine sevgiden, şefkatten mahrum bıraktılar; varlığından utandılar. kısa süre sonra küçük martha bu dünyadan göçüp uçmağa vardığında, arkasında sevgiye aç bir ruh ve lanetlenmiş bir yuva bıraktı.
işte tam bu an, kozmik dengenin kırıldığı andı. evrende hiçbir haksızlık karşılıksız kalmaz. ailenin bu katı yürekliliği, zalimliği ve kendi kanından olan o sabiyi dışlaması yüzünden, o ocağı koruyan tüm iyi ruhlar (iduklar ve ev/yer-su ieleri) aileden nefret etti ve evi tamamen terk etti.
manevi zırhı tamamen yok olan bu savunmasız aile, karanlık alemin asalakları için açık bir hedef haline geldi. şer varlıklar, geçmişin bu ağır ve karanlık enerjisinden beslenerek eve sızdılar ve faturayı ailenin masum kızı anneliese’e kestiler. bu yoğun, ağır ve habis enerjisel kuşatma, kızın fiziki bedeninde ağır bir hasara yol açtı. iblislerin saldırısı sonucu, anneliese’in beynindeki temporal lob ciddi şekilde tahrip oldu. tıp dünyası, bu manevi saldırının beyinde bıraktığı fiziksel hasarı gördü ve adına "temporal lob epilepsisi" ile "psikoz" dedi.
bu noktada hem hastalığı tedavi etmek hem de hastalığa sebep olan iblisleri kovmak gerekirdi. soyun işlediği martha günahının kefareti ödenmeli, evdeki o karanlık varlıklar kam ayinleriyle sökülüp atılmalı ve küstürülen iyi ruhların gönlü alınarak koruma kalkanı yeniden kurulmalıydı. musallatın beyinde bıraktığı tahribat ve epilepsi nöbetleri modern tıbbın ilaçlarıyla dizginlenmeli, beden fiziken güçlü tutulmalıydı.
ne yazık ki gerçekte olan bir ihmaller ve yanlışlar faciası. doktorların verdiği ilaçların dozu çok az ve yetersizdi. kilise rahipleri ise tıbbı reddedip sadece kendi dualarına sığındılar ve tengri'nin kutsal bir emaneti olan o fiziki bedeni açlıktan, susuzluktan ölüme terk ettiler.
anneliese michel, 1 temmuz 1976’da bu dünyadan göçüp gittiğinde insanlığın bağrında ortak bir yara bıraktı.
devamını gör...
aziz yıldırım
safi kurumsallıktan bihaber dolayısı ile doğru seçim,
ha aziz de son dönemin sıçıp sıvadı ama fb nin başına gelenler bjk nin başına gelse küme düşerdi (itelenirdi tabii.)
şimdi aziz fenerbahçe store dan başlayıp kurumsallıştaracak bakın görürsünüz gelir sıkıntısının farkında herif yaptığı konuşmalardan belli ki.
ha aziz de son dönemin sıçıp sıvadı ama fb nin başına gelenler bjk nin başına gelse küme düşerdi (itelenirdi tabii.)
şimdi aziz fenerbahçe store dan başlayıp kurumsallıştaracak bakın görürsünüz gelir sıkıntısının farkında herif yaptığı konuşmalardan belli ki.
devamını gör...
loop'a alınan son şarkı
dem - can bonomo
devamını gör...
diğer erkeklerden hemcinslerim diye bahseden erkek
lavuk ya da eleman diyorsa da gay değildir net. clclxllx
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
bu kadar uzak mesafeli ilişkiye sert bakılmasını anlamıyorum.
tamam mesela kişinin iş ya da okul ortamında birileri olur ve tanışır yüz yüze. öyle olması daha mantıklı ama.
ben mezun olalı 2 sene oldu. o zamanki sevgilimle anlaşamadık ayrıldık.
şu an uzak mesafe ilişki içerisindeyim ama buluşup 3 gün beraber kaldık. huyunu suyunu uzaktan tanıdığımdan daha fazla anladım artısı ve eksisiyle.
eğer ben de etten kemikten bir insansam ve kalbim atıyorsa karşımdaki de öyle.
güvenilecek birisini bulursanız neden olmasın ki??
biz mesela nişanlanmak üzereyiz.
tamam mesela kişinin iş ya da okul ortamında birileri olur ve tanışır yüz yüze. öyle olması daha mantıklı ama.
ben mezun olalı 2 sene oldu. o zamanki sevgilimle anlaşamadık ayrıldık.
şu an uzak mesafe ilişki içerisindeyim ama buluşup 3 gün beraber kaldık. huyunu suyunu uzaktan tanıdığımdan daha fazla anladım artısı ve eksisiyle.
eğer ben de etten kemikten bir insansam ve kalbim atıyorsa karşımdaki de öyle.
güvenilecek birisini bulursanız neden olmasın ki??
biz mesela nişanlanmak üzereyiz.
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
ayrılık süresi belli adı konmuş bir ilişkiyse bile çok zor. diğer türlü zaten yok böyle bir ilişki.
devamını gör...
sakin
son zamanlarda hayvan gibi dinleyip tekrar tekrar hayran kalıyorum.
en zor zamanlarımda ya daha da zorlaştırarak, ya da hafiften bir umut aşılayarak bir şekilde beni hipnotize etmeyi başarıyorlar.
bugünün şarkısı olarak 'bu defa'yı seçiyorum.
umuttan çok umutsuzluk aşılasa da yine de seviyorum işte.
en zor zamanlarımda ya daha da zorlaştırarak, ya da hafiften bir umut aşılayarak bir şekilde beni hipnotize etmeyi başarıyorlar.
bugünün şarkısı olarak 'bu defa'yı seçiyorum.
umuttan çok umutsuzluk aşılasa da yine de seviyorum işte.
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
ben de ciddi şeyler yazacağım
ciddi düşünüyorum
uzak mesafe sadakat unsuruyla ele alınıyor. ekşi'de gördüğüm dördünüz de razıysanız neden olmasın tanımı beni çok güldürmüştü. ama baktığında bir insana ulaşma işi yani sadakat meselesindeki 3. kişilere ulaşmak işi her türlü kolay. uzak-yakın ilişkiye pek bakmaz. isteyen istediği koşulda aldatır.
onun dışında uzak mesafede hadi bugün dışarı çıkalım gibi spontane planlar yapamazsınız. özlediğiniz kişiyi istediğiniz her zaman göremezsiniz. bunlar zorlu şeylerdir.
insanlar genelde niyet ettim allah rızası için uzak mesafe ilişkiye başlamaya da demez, öyle olur bazen.
iyi yanı şudur: yaptığınız planlar dolu dolu olur. güzel vakit geçirmek için biraz daha özenilir çünkü zamanın kıymeti ister istemez daha fazla anlaşılır.
böyle yani. kafanızın uyuştuğu, gönlünüzün aktığı, birbirinize iyi geldiğiniz güzel ve sağlıklı ilişkileriniz olsun dileklerimle yazımı sonlandırıyorum. keşke köşe yazarı olsaydım ne yazdığımı bilirdim ne de ne anlatmak istediğimi, hiçbir şey anlatmayan köşeli yazılarım olurdu.
ciddi düşünüyorum
uzak mesafe sadakat unsuruyla ele alınıyor. ekşi'de gördüğüm dördünüz de razıysanız neden olmasın tanımı beni çok güldürmüştü. ama baktığında bir insana ulaşma işi yani sadakat meselesindeki 3. kişilere ulaşmak işi her türlü kolay. uzak-yakın ilişkiye pek bakmaz. isteyen istediği koşulda aldatır.
onun dışında uzak mesafede hadi bugün dışarı çıkalım gibi spontane planlar yapamazsınız. özlediğiniz kişiyi istediğiniz her zaman göremezsiniz. bunlar zorlu şeylerdir.
insanlar genelde niyet ettim allah rızası için uzak mesafe ilişkiye başlamaya da demez, öyle olur bazen.
iyi yanı şudur: yaptığınız planlar dolu dolu olur. güzel vakit geçirmek için biraz daha özenilir çünkü zamanın kıymeti ister istemez daha fazla anlaşılır.
böyle yani. kafanızın uyuştuğu, gönlünüzün aktığı, birbirinize iyi geldiğiniz güzel ve sağlıklı ilişkileriniz olsun dileklerimle yazımı sonlandırıyorum. keşke köşe yazarı olsaydım ne yazdığımı bilirdim ne de ne anlatmak istediğimi, hiçbir şey anlatmayan köşeli yazılarım olurdu.
devamını gör...
serbest ilişki
bir sondaj ukdesi.
günümüzde hala sıradışı bir etkinliktir. eski çağlarda da marjinal, belki sosyetik ama kesinlikle sıradışı bulunurmuş. herkesin harcı değildir. normlara göre yaşayan insanların arasında bir cennet vaadetmez. hiçbir zaman kanunlar tarafında güvence altına alınmak istenmeyen olgulardandır. devrimciler bile sevmez bu ilişki çeşidini. burjuva özentiliği, bohem başıboşluğu olarak görürler..
günümüzde hala sıradışı bir etkinliktir. eski çağlarda da marjinal, belki sosyetik ama kesinlikle sıradışı bulunurmuş. herkesin harcı değildir. normlara göre yaşayan insanların arasında bir cennet vaadetmez. hiçbir zaman kanunlar tarafında güvence altına alınmak istenmeyen olgulardandır. devrimciler bile sevmez bu ilişki çeşidini. burjuva özentiliği, bohem başıboşluğu olarak görürler..
devamını gör...


