almanca öğrenmek isteyenlere tavsiyeler
başlık "babayani" tarafından 03.12.2020 20:47 tarihinde açılmıştır.
21.
ih kamın... ben oradan öğrendim.
devamını gör...
22.
öğrenmeyin.
devamını gör...
23.
ben zamanında rtl ve sat1 deki filmlerden ve tutti frutti isimli yarışma programından öğrenmeye çalıştım. benim gibi yapmayın, toplum içinde konuşulacak almanca öğrenemezsiniz.
devamını gör...
24.
artikelleri sevmeye çalışın, ben sevmediğim için öğrenemedim.
devamını gör...
25.
sevin.
der die das falanmış, ön yargılarınızı kırın.
killa hakan'ı, sibel kekilli'yi, berlin in berlin'i, kreuzberg'i falan unutun.
almanya'ya gidin.
almanya'ya gidemiyorsanız önceliği almanca olan (çoğunlukla ingilizce verenlerden uzak durun) bir dil kursuna gidin.
deutsche welle'den bol bol metin okuyun, video izleyin, podcast dinleyin.
ingilizceye benziyor, diye kendinizi avutmayın.
gibi.
der die das falanmış, ön yargılarınızı kırın.
killa hakan'ı, sibel kekilli'yi, berlin in berlin'i, kreuzberg'i falan unutun.
almanya'ya gidin.
almanya'ya gidemiyorsanız önceliği almanca olan (çoğunlukla ingilizce verenlerden uzak durun) bir dil kursuna gidin.
deutsche welle'den bol bol metin okuyun, video izleyin, podcast dinleyin.
ingilizceye benziyor, diye kendinizi avutmayın.
gibi.
devamını gör...
26.
alman okuluna giden biri olarak belirtmek istiyorum, bu nasıl dil arkadaş? sanırım size verebileceğim önemli tavsiyelerden biri almanca kelimeleri örnek cümlesiz öğrenmemeniz. çünkü almanca kelimelerin kullanımı çok farklı olabiliyor ve lütfen duolingo gibi şeylere de para vermeyin, işe yaramıyor da zaten. eğer imkanınız varsa bir almanla almanca konuşmanız en iyisi olur. almanca desteksiz bence zor öğreniliyor.
devamını gör...
27.
dersi türkçe anlatan öğretmenlerden biraz zor öğrenirsiniz.
sizin kafanız bir kayıt cihazı değil.
dersi türkçe anlatan kişiler size sadece kuralları anlatır.
dünyadaki en basit dilin bile yüzbin tane kuralı vardır.
siz kaç tane kural ezberleyebilirsiniz ki?
bu yüzden kesinlikle dersi almanca anlatan bir öğretmenden ders almalısınız ya da bu tarz youtube kanallarını takip etmelisiniz.
örneğin ben aha buadamı takip ediyorum.
ayrıca herkes artikel konusuna takmış ama bence almancanın en kolay konulardan biridir.
präposition konusuna geldiğin zaman artikellerin aslında ne kadar kolay olduğunu göreceksin.
sizin kafanız bir kayıt cihazı değil.
dersi türkçe anlatan kişiler size sadece kuralları anlatır.
dünyadaki en basit dilin bile yüzbin tane kuralı vardır.
siz kaç tane kural ezberleyebilirsiniz ki?
bu yüzden kesinlikle dersi almanca anlatan bir öğretmenden ders almalısınız ya da bu tarz youtube kanallarını takip etmelisiniz.
örneğin ben aha buadamı takip ediyorum.
ayrıca herkes artikel konusuna takmış ama bence almancanın en kolay konulardan biridir.
präposition konusuna geldiğin zaman artikellerin aslında ne kadar kolay olduğunu göreceksin.
devamını gör...
28.
ev arkadaşı edinmenizdir. nolursa olsun 1 sene dip dibe yaşadınız mı kaparsınız. bu risk almaya değer mi bir bakalım... ımm... evet!
devamını gör...
29.
ileride almanyada yaşamak gibi bir hayaliniz yoksa kendinize daha kolay hedefler koymanızı öneririm. oscar wilde'a katılıyorum (life is too short to learn german)
devamını gör...
30.
master eğitimi için üniversitenin almanca hazırlığına başlıyorum. bu yollardan geçmiş, geçmekte olan ve yeni başlayacakların tavsiyelerine açığım. sözlükteki yazarların bir almanca grubu olsa güzel olmaz mı?
devamını gör...
31.
'brandon sanderson'ı ingilizce okuyup anlayacak kadar bir ingilizcem var. şimdi de almanca öğrenmeye başladım. almanca ingilizcenin atası (ve felemenkçenin, dancanın, izlandacanın vs.) bir dil olarak ne yazık ki, ne yazık ki, ingilizceden çok daha zor ve öğrenilmesi de iki kat, üç kat daha fazla çaba istiyor.
hep anlatılır, dünyada en yaygın konuşulan üç dil arasında en zoru hangisidir yarışmasında; ingilizce ikizkenar üçgen gibidir, kolay başlar, gittikçe zorlaşır, fransızca ters ikizkenar üçgendir, zor başlar, gittikçe kolaylaşır, almanca ise karedir, zor başlar, sonuna kadar hep zordur, diye. (çinceyle ya da rusçayla kıyaslamıyoruz elbet, bana göre onlar almancadan da zor diller.)
almancanın zor olmasının ya da bir türk'e zor gelmesinin en önemli nedeni, 'die, der, das' 'artikelleri'. isimler her dilde çok önemli, tamam. almancada ise yalnızca ismi ezberlemiyorsunuz, o ismin 'artikel'ini de ezberliyorsunuz. yoksa doğru dürüst cümle kuramazsınız, çünkü cümledeki neredeyse bütün düzen o ismin' artikel'iyle şekilleniyor.
işte almancayı öğrenilmesi en zor yapan şeylerden biri bu. (bu arada arapçaya da bir selam çakalım, arapçada da dişi, erkek, çocuk, dişi çoğul, erkek çoğul, dişi çocuk çoğul, erkek çocuk çoğul.... gibi her türlü kafa karıştıran kural mevcut. -unutmadan- arapçanın kardeşi ibranice de öyle.)
ezberleme gücü yani hafıza, bir dili öğrenirken en önemli 'araç'. benim gibi hafızası zayıf biri iseniz işiniz bir yabancı dil öğrenmeye çalışan normal zekalı birinden iki kat zor. az önce baktığınız bir kuralı, bir an sonra unuttuğunuz için sürekli geri dönüşler yapıyorsunuz ve bu da çok büyük zaman ve emek kaybı.
bütün bu zorluklarına rağmen yeni bir dil öğrenme çabası, dünyadaki en zevkli işlerden biri. (zaten keyif almasanız, böyle belalı bir işe, mecbur olmadıktan, mecbur bırakılmadıktan sonra neden bulaşasınız ki.)
rutin çalışma ve toplumsal ilişkileri sürdürme zamanının ötesinde kendinize ayırdığınız zamanda, nasıl oyun oynuyorsanız, film izliyorsanız, müzik dinliyor, dans ediyorsanız.... dil öğrenmeyi de kendiniz için aynı keyifle yapıyorsunuz.
ek: henüz başlarında olduğum bir konu bu almanca öğrenme konusu. benimle aynı aşamalardan geçecek başka arkadaşlar için burada (ilerleyen zaman içinde) eklemeler yapacağım, kaynaklar önereceğim.
hep anlatılır, dünyada en yaygın konuşulan üç dil arasında en zoru hangisidir yarışmasında; ingilizce ikizkenar üçgen gibidir, kolay başlar, gittikçe zorlaşır, fransızca ters ikizkenar üçgendir, zor başlar, gittikçe kolaylaşır, almanca ise karedir, zor başlar, sonuna kadar hep zordur, diye. (çinceyle ya da rusçayla kıyaslamıyoruz elbet, bana göre onlar almancadan da zor diller.)
almancanın zor olmasının ya da bir türk'e zor gelmesinin en önemli nedeni, 'die, der, das' 'artikelleri'. isimler her dilde çok önemli, tamam. almancada ise yalnızca ismi ezberlemiyorsunuz, o ismin 'artikel'ini de ezberliyorsunuz. yoksa doğru dürüst cümle kuramazsınız, çünkü cümledeki neredeyse bütün düzen o ismin' artikel'iyle şekilleniyor.
işte almancayı öğrenilmesi en zor yapan şeylerden biri bu. (bu arada arapçaya da bir selam çakalım, arapçada da dişi, erkek, çocuk, dişi çoğul, erkek çoğul, dişi çocuk çoğul, erkek çocuk çoğul.... gibi her türlü kafa karıştıran kural mevcut. -unutmadan- arapçanın kardeşi ibranice de öyle.)
ezberleme gücü yani hafıza, bir dili öğrenirken en önemli 'araç'. benim gibi hafızası zayıf biri iseniz işiniz bir yabancı dil öğrenmeye çalışan normal zekalı birinden iki kat zor. az önce baktığınız bir kuralı, bir an sonra unuttuğunuz için sürekli geri dönüşler yapıyorsunuz ve bu da çok büyük zaman ve emek kaybı.
bütün bu zorluklarına rağmen yeni bir dil öğrenme çabası, dünyadaki en zevkli işlerden biri. (zaten keyif almasanız, böyle belalı bir işe, mecbur olmadıktan, mecbur bırakılmadıktan sonra neden bulaşasınız ki.)
rutin çalışma ve toplumsal ilişkileri sürdürme zamanının ötesinde kendinize ayırdığınız zamanda, nasıl oyun oynuyorsanız, film izliyorsanız, müzik dinliyor, dans ediyorsanız.... dil öğrenmeyi de kendiniz için aynı keyifle yapıyorsunuz.
ek: henüz başlarında olduğum bir konu bu almanca öğrenme konusu. benimle aynı aşamalardan geçecek başka arkadaşlar için burada (ilerleyen zaman içinde) eklemeler yapacağım, kaynaklar önereceğim.
devamını gör...
32.
1. 5 aydan biraz daha uzun bir süre kursuna gitmiştim.
garip ve oldukça zor bir dil öncelikle. eğitimin ilk günlerinde bu ne lan neredeyse hepsini ingilizce'den araklamışlar diye düşünüyorsunuz. kurs ve eğitici kişi çok önemli. zira kafanız çarşamba pazarından beter hale gelebilir. artikeller ve herşeyin cinsiyetinin olması gerçekten kafa karıştırıcı.
benim gibi hayatı boyunca almancaya ihtiyacı olmamış bir kişi iseniz tek başınıza ders almamanızı öneririm.
dil öğrenmek için en önce o dile maruz kalmalısınız. kurs çıkışı ne yaptık şimdi biz bugün diye konuşup tekrar yapabileceğiniz birileri olursa işiniz daha da kolaylaşacaktır. ben tek kişi idim mesela kursta. dersten çıktıktan sonra kendi kendime konuşup tekrar yapardım. bu da zaten patates olmuş kafamı iyice yorardı.
olumlu yönleri ise almanca konuşabilmek, okuyabilmek müthiş zevkli.
-almanca da çok kaba bir dil be kardeşimcilere de pek aldırmayın.
almanca eğer isterseniz kaba konuşabileceğiniz bir dil. istemezseniz gayet naif, akıcı ve anlaşılır bir şekilde konuşma yapabiliyorsunuz.
öncelikle başarılı ve öğrencisi olan bir kurs bulun. sınıf arkadaşlarınız ile kaynaşıp ekip olun ve çalışmalar yapın. 2. hafta dan sonra telefonunuzu almanca yapın. youtube da sıfırdan başlayan almanca dersler var.
erhan hocanın kanalı
yukarıda ki linkten erhan hocanın derslerini dinleyebilirsiniz güzel bir tekrar olur. başarılar dilerim.
guten abend. *
garip ve oldukça zor bir dil öncelikle. eğitimin ilk günlerinde bu ne lan neredeyse hepsini ingilizce'den araklamışlar diye düşünüyorsunuz. kurs ve eğitici kişi çok önemli. zira kafanız çarşamba pazarından beter hale gelebilir. artikeller ve herşeyin cinsiyetinin olması gerçekten kafa karıştırıcı.
benim gibi hayatı boyunca almancaya ihtiyacı olmamış bir kişi iseniz tek başınıza ders almamanızı öneririm.
dil öğrenmek için en önce o dile maruz kalmalısınız. kurs çıkışı ne yaptık şimdi biz bugün diye konuşup tekrar yapabileceğiniz birileri olursa işiniz daha da kolaylaşacaktır. ben tek kişi idim mesela kursta. dersten çıktıktan sonra kendi kendime konuşup tekrar yapardım. bu da zaten patates olmuş kafamı iyice yorardı.
olumlu yönleri ise almanca konuşabilmek, okuyabilmek müthiş zevkli.
-almanca da çok kaba bir dil be kardeşimcilere de pek aldırmayın.
almanca eğer isterseniz kaba konuşabileceğiniz bir dil. istemezseniz gayet naif, akıcı ve anlaşılır bir şekilde konuşma yapabiliyorsunuz.
öncelikle başarılı ve öğrencisi olan bir kurs bulun. sınıf arkadaşlarınız ile kaynaşıp ekip olun ve çalışmalar yapın. 2. hafta dan sonra telefonunuzu almanca yapın. youtube da sıfırdan başlayan almanca dersler var.
erhan hocanın kanalı
yukarıda ki linkten erhan hocanın derslerini dinleyebilirsiniz güzel bir tekrar olur. başarılar dilerim.
guten abend. *
devamını gör...
33.
artikellerin önemi sürekli karşınıza çıkmaya devam eder.
genitiv, yani, tamlayan durumunda tamlama yaparken 'der' ve 'das'ın hem artikelleri değişiyor ('des'e dönüşüyorlar.) hem de sonuna '-s' alıyorlar. tekil ve çoğul 'die'lerin artikelleri de 'der' oluyor.
örnek:
das ist das spielzeug meines sohnes.-->bu oğlumun oyuncağıdır.
burada dikkat edilmesi gereken iki nokta var:
1. onlardaki tamlamalar türkçedekinin tam tersi; yani tamlayan sonda, tamlanan başta.
2. yukarıda anlattığım kuraldan, yani, 'die'lerin 'der' olması, 'der'lerin ve 'das'ların 'des' olması kuralından yalnızca tamlayan etkileniyor, tamlanan değişmiyor ya da cümlenin akkusativ ya da dativ olmasına göre zaten olması gereken değişikliği oluyor.
*yukarıya aldığım örnek cümlede -das ist das spielzeug meines sohnes.- ve genel olarak şimdiye kadar karşılaştığım cümlelerde, almancanın kendi içinde bana garip gelen bir ses uyumu/uyumsuzluğu olduğunu fark ettim.
**türkçe gerçekten diğer dillerden çok farklı ve inatçı bir dil. mesela yüklem -özellikle fiil soylu yüklemlerden söz ediyorum.- cümledeki en önemli öge olduğu için diğer dillerde hemen özneden sonra gelmesine rağmen türkçede en sondadır. aynı şekilde tamlamalarda en önemli olan tamlanandır, zaten tamlama onun için vardır ama yine türkçe tamlamada önemli olan öge, yani tamlanan sonda, tamlayansa baştadır.-->oğlumun oyuncağı--> oğlumun; tamlayan-oyuncağı; tamlanan.......gibi.
***bu açıklamalar çalışılan dersin tekrarı olma görevini de üstleniyor. bir tür ders notu gibi. aynı zamanda almancayı öğrendikçe türkçe ile farklarını düşündüğüm/karşılaştırdığım bir alan/yer burası.
genitiv, yani, tamlayan durumunda tamlama yaparken 'der' ve 'das'ın hem artikelleri değişiyor ('des'e dönüşüyorlar.) hem de sonuna '-s' alıyorlar. tekil ve çoğul 'die'lerin artikelleri de 'der' oluyor.
örnek:
das ist das spielzeug meines sohnes.-->bu oğlumun oyuncağıdır.
burada dikkat edilmesi gereken iki nokta var:
1. onlardaki tamlamalar türkçedekinin tam tersi; yani tamlayan sonda, tamlanan başta.
2. yukarıda anlattığım kuraldan, yani, 'die'lerin 'der' olması, 'der'lerin ve 'das'ların 'des' olması kuralından yalnızca tamlayan etkileniyor, tamlanan değişmiyor ya da cümlenin akkusativ ya da dativ olmasına göre zaten olması gereken değişikliği oluyor.
*yukarıya aldığım örnek cümlede -das ist das spielzeug meines sohnes.- ve genel olarak şimdiye kadar karşılaştığım cümlelerde, almancanın kendi içinde bana garip gelen bir ses uyumu/uyumsuzluğu olduğunu fark ettim.
**türkçe gerçekten diğer dillerden çok farklı ve inatçı bir dil. mesela yüklem -özellikle fiil soylu yüklemlerden söz ediyorum.- cümledeki en önemli öge olduğu için diğer dillerde hemen özneden sonra gelmesine rağmen türkçede en sondadır. aynı şekilde tamlamalarda en önemli olan tamlanandır, zaten tamlama onun için vardır ama yine türkçe tamlamada önemli olan öge, yani tamlanan sonda, tamlayansa baştadır.-->oğlumun oyuncağı--> oğlumun; tamlayan-oyuncağı; tamlanan.......gibi.
***bu açıklamalar çalışılan dersin tekrarı olma görevini de üstleniyor. bir tür ders notu gibi. aynı zamanda almancayı öğrendikçe türkçe ile farklarını düşündüğüm/karşılaştırdığım bir alan/yer burası.
devamını gör...
34.
ingilizce biliyorsanız bir kere işin %30'u kafadan tamam, geçmiş olsun. artikeller ne işime yarayacak gibi bir rehavete kapılıp öğrenmemezlik etmeyin, her öğrendiğiniz kelimeyi artikeli ile ezberleyin. almanca'da fiil çekimleri ingilizce'ye göre karışıktır ama asla bir italyanca ile falan kıyaslanamaz, istisnalar bile aşağı yukarı bir mantığa sahip. cümle yapıları da başta biraz tuhaf geliyor ama alışılıyor. seslerin telaffuzu inanılmaz kolaydır.
şaka maka almanca çok da zor değildir. hatta kolay bile denebilir.
şaka maka almanca çok da zor değildir. hatta kolay bile denebilir.
devamını gör...
35.
almanya'ya hekimlik yapmaya giden tanidiklarimin cogu verimli bir calismayla 6 ay içerisinde b2 seviyesine geldigini görünce öğrenmenin çok da zor olmadıgı kanaatine vardım.
gercekten istemek bu konudaki en onemli etken,baslangic zor gelebilir ama sonrasında her şeyin çorap söküğü gibi olacagini düşünüyorum.
calisanlara bol sans.
gercekten istemek bu konudaki en onemli etken,baslangic zor gelebilir ama sonrasında her şeyin çorap söküğü gibi olacagini düşünüyorum.
calisanlara bol sans.
devamını gör...
36.
43 yıldır (41,5) bildiğim bu güzel dil için sadece şunu söyleyebilirim;
kolay değildir, belli disiplin ile öğrenilir, artikeller bir, ön ve son ekler iki derim ama mutlaka almanca konuşulan bir ülkede öğrenmek farzdır.
(almanya öncelik, olmazsa avusturya ya da isviçre)
1,5 yıl sonunda konuştuğum zaman almandan farkım yoktu, kimse aksandan yakalayamıyordu ama öyle ilginç bir durumu var bu dilin, baden-württemberg veya bayern* eyalatlerinde sokak ağzı ile konuştuğunuzu/konuşulanı bir hannover'li, hamburg'lu ya da bremen'li anlamayabilir. (çok ciddiyim)
hatta avusturya veya isviçre almancasını hiç anlamayabilir, siz de almanca öğrendim ben diyerek anlamayıp "lamba" gibi bakarsınız.
almanca'yı hochdeutsch olarak öğrenmeme rağmen (bir nevi istanbul türkçesi gibi bakın) baden-württemberg eyaleti içinde konuşulan schwäbisch aksanı bana bu konuda çok ama çok yardımcı oldu. bilginize.
şöyle küçük bir örnek vereyim;
wo gehst du hin?* sorusunu bir schwab köyünde şu şekilde duyabilirsiniz;
wo goosch naa?
çok örneği var da konu çok uzun olur, vaktim yok bugünlük.
edit notu olarak; yanlış yapmaktan korkmayın. dil onlarca gramer yanlışı yapıla yapıla öğrenilir.
kolay değildir, belli disiplin ile öğrenilir, artikeller bir, ön ve son ekler iki derim ama mutlaka almanca konuşulan bir ülkede öğrenmek farzdır.
(almanya öncelik, olmazsa avusturya ya da isviçre)
1,5 yıl sonunda konuştuğum zaman almandan farkım yoktu, kimse aksandan yakalayamıyordu ama öyle ilginç bir durumu var bu dilin, baden-württemberg veya bayern* eyalatlerinde sokak ağzı ile konuştuğunuzu/konuşulanı bir hannover'li, hamburg'lu ya da bremen'li anlamayabilir. (çok ciddiyim)
hatta avusturya veya isviçre almancasını hiç anlamayabilir, siz de almanca öğrendim ben diyerek anlamayıp "lamba" gibi bakarsınız.
almanca'yı hochdeutsch olarak öğrenmeme rağmen (bir nevi istanbul türkçesi gibi bakın) baden-württemberg eyaleti içinde konuşulan schwäbisch aksanı bana bu konuda çok ama çok yardımcı oldu. bilginize.
şöyle küçük bir örnek vereyim;
wo gehst du hin?* sorusunu bir schwab köyünde şu şekilde duyabilirsiniz;
wo goosch naa?
çok örneği var da konu çok uzun olur, vaktim yok bugünlük.
edit notu olarak; yanlış yapmaktan korkmayın. dil onlarca gramer yanlışı yapıla yapıla öğrenilir.
devamını gör...
37.
almanca değil de başka bir dilin konuşulduğu ülkede yaşayan ve o ülkenin dilini öğrenmeye çalışan şahsımın tek diyebileceği şudur ki çoğunu azını bilmem ama mutlaka istikrarlı çalışın. evet, genel olarak dil öğrenmenin genel konsepti budur zaten.
devamını gör...
38.
deutsche welle’nin sitesinden nico’s weg izleyin
devamını gör...
39.
abi bende arapça var, almanca yok.
devamını gör...
40.
yetişkin olduktan sonra ileri düzeyde öğrenmek çok çok zordur. grameri inanılmaz karmaşıktır çünkü. ancak düzenli olarak çalışan, asla bıkmayan ve sebat eden biri elbette öğrenebilir.
kolay pes edenlerin, direnci zayıf olanların ise çıldırmasına sebebiyet verebilir.
yabancı bir dili öğrenmenin belli bir formülasyonu yoktur. öğrenme süreci kişiye özgü, son derece öznel deneyimlerden oluşur. öğrenmek istediğiniz dili bilenler yalnızca tecrübelerini, neler düşündüklerini paylaşırlar sizlerle.
ahmet şu programı indirip öğrenmiş, ayşe bilmem ne kitabıyla öğrenmiş filan bunların hepsi hikâyedir. sen “ahmet” veya “ayşe” değilsin. onların programları, yöntemleri senin için de uygun olur diye bir kaide yok. o yüzden araştırırsın, fikir edinirsin, farklı farklı gramer kitaplarına, sözlüklere göz atarsın ve bir plan yapıp çalışmaya başlarsın. planın işe yaramadığına mı kanaat getirdin, yeniden plan yaparsın ve çalışmaya, çabalamaya devam edersin.
kolay pes edenlerin, direnci zayıf olanların ise çıldırmasına sebebiyet verebilir.
yabancı bir dili öğrenmenin belli bir formülasyonu yoktur. öğrenme süreci kişiye özgü, son derece öznel deneyimlerden oluşur. öğrenmek istediğiniz dili bilenler yalnızca tecrübelerini, neler düşündüklerini paylaşırlar sizlerle.
ahmet şu programı indirip öğrenmiş, ayşe bilmem ne kitabıyla öğrenmiş filan bunların hepsi hikâyedir. sen “ahmet” veya “ayşe” değilsin. onların programları, yöntemleri senin için de uygun olur diye bir kaide yok. o yüzden araştırırsın, fikir edinirsin, farklı farklı gramer kitaplarına, sözlüklere göz atarsın ve bir plan yapıp çalışmaya başlarsın. planın işe yaramadığına mı kanaat getirdin, yeniden plan yaparsın ve çalışmaya, çabalamaya devam edersin.
devamını gör...