81.
(lise sondayken)
+baba dövme yaptırcam
-nerene
+bacağıma
-ne yaptırcan
(küçük bir çiçek gösterilir)
-kızım sen korkak mısın ya doğru dürüst tüm bacağına çiçek yaptır ya da hiç yaptırma, yarım iş olmaz
+ne var baba ya bi tane çiçek işte
-tüm bacağına yapacaksan veririm parası yoksa nanay
(baba kazanır)
+baba dövme yaptırcam
-nerene
+bacağıma
-ne yaptırcan
(küçük bir çiçek gösterilir)
-kızım sen korkak mısın ya doğru dürüst tüm bacağına çiçek yaptır ya da hiç yaptırma, yarım iş olmaz
+ne var baba ya bi tane çiçek işte
-tüm bacağına yapacaksan veririm parası yoksa nanay
(baba kazanır)
devamını gör...
82.
bazen denk gelen başlıklar çok üzücü olabiliyor ya.
devamını gör...
83.
a ahh. annesinin ve kardeşinin dedikodusunu yapan yok mu yaa? daha bugün annemin ehliyet macerasıyla ilgili gayet de dedikodu yaptık. ben, babamla dedikodu yaparken gayet iyi anlaştığımızı fark ettim.
t: geneli kısa diyaloglardır. tabi babasına göre de değişir. dikkat edin, babalara gelmeyin. benimkinin, bundan pek bi farkı yoktur.*
t: geneli kısa diyaloglardır. tabi babasına göre de değişir. dikkat edin, babalara gelmeyin. benimkinin, bundan pek bi farkı yoktur.*
devamını gör...
84.
bana sürekli şey der " tümü bölme yarıma da elleme ama karnını doyur." (çeyreği niye konuşmuyoruz onu bilemem)
devamını gör...
85.
belli bir yaştan sonra monologa dönen diyaloglardır..
ben: keşke yanımda olaydın..
baba: ses yok
ben: keşke yanımda olaydın..
baba: ses yok
devamını gör...
86.
genelde bisiyden konusuyoruz, cumlesinin ortasina virgul koymadan futbola donuyo muhabbet. bide ona baska biseylede ilgileniyosam bosluguma denk geliyo beynimi yakiyo
devamını gör...
87.
x: çanak anten sıfır mı?
baba: yok, 2. el. sıfır tabi.
inanması güç ama yaşandı.
baba: yok, 2. el. sıfır tabi.
inanması güç ama yaşandı.
devamını gör...
88.
bugün yardım paketi almaya gittik. bir görevli de çağırdıkları insanlarla anket yapıyor. güneşli diye gölge yere geçtim. bu da minibüslerinin ön kısmına denk geldi. insanlar daha çok arka tarafta duruyordu.
kadın kuyruğu bitirdikten sonra yanıma geldi. dedi ki "siz de çağrıldınız değil mi?"
ben de "ben değil babam çağrılmıştı, onunla geldim." deyip babamı işaret ettim. işte sonra babam geldi.
ankete başladılar ama pürüz yerlerinden bahsedeceğim "karınız kaç yaşında?"
"bilmem, 79'lu. 44 olması lazım." dedi ama ben gülüyorum.
sonra bizim yaşlara geldi "çocuklarınızın isme göre yaşını soyler misiniz?"
babam bocaladı "bir dk." deyip telefon çıkarıyordu. kahkaha atmamak icin kendimi zor tutuyorum. daha ne yapabilir diye merakla beklerken "asra buraya bakar mısın?" dedi.
bozuntuya vermemeye çalışırken "bakıyorum hemen. evet?"
görevli "sıraya göre yaşları söyleyebilir misiniz?" deyince ben söyledim işte. sonra babamın mesleğini sordu. hangisini söylemem gerektiğini bilemedim. "mesleğine ne yazdırayım?" dedim. kadın hayretle bize bakıyor ama ben sinirden gülmemek için kendimi zor tutuyorum.
"kaç kişiyle yaşıyorsunuz?" sorusuna üniversitede olan abimi saymayıp rakamı eksik tutarken "üniversiteli olan kişi sayısına diğer abimi hesaba katıp 1" derken kendisi "hayır 2, bilmiyor musun?" deyince "küçük abiyi saymamışsın nasıl 2 diyeyim?" deyince artık ben kendimi tutamadım. "sana bırakıyorum." deyip az öteye gittim.
kadın bir şaka kurbanı olduğunu sanarken aslında gerçeklerle yüzleşiyordu. ağlanacak hâle orada ağlayamadığım için gülme krizine girdim...
kadın kuyruğu bitirdikten sonra yanıma geldi. dedi ki "siz de çağrıldınız değil mi?"
ben de "ben değil babam çağrılmıştı, onunla geldim." deyip babamı işaret ettim. işte sonra babam geldi.
ankete başladılar ama pürüz yerlerinden bahsedeceğim "karınız kaç yaşında?"
"bilmem, 79'lu. 44 olması lazım." dedi ama ben gülüyorum.
sonra bizim yaşlara geldi "çocuklarınızın isme göre yaşını soyler misiniz?"
babam bocaladı "bir dk." deyip telefon çıkarıyordu. kahkaha atmamak icin kendimi zor tutuyorum. daha ne yapabilir diye merakla beklerken "asra buraya bakar mısın?" dedi.
bozuntuya vermemeye çalışırken "bakıyorum hemen. evet?"
görevli "sıraya göre yaşları söyleyebilir misiniz?" deyince ben söyledim işte. sonra babamın mesleğini sordu. hangisini söylemem gerektiğini bilemedim. "mesleğine ne yazdırayım?" dedim. kadın hayretle bize bakıyor ama ben sinirden gülmemek için kendimi zor tutuyorum.
"kaç kişiyle yaşıyorsunuz?" sorusuna üniversitede olan abimi saymayıp rakamı eksik tutarken "üniversiteli olan kişi sayısına diğer abimi hesaba katıp 1" derken kendisi "hayır 2, bilmiyor musun?" deyince "küçük abiyi saymamışsın nasıl 2 diyeyim?" deyince artık ben kendimi tutamadım. "sana bırakıyorum." deyip az öteye gittim.
kadın bir şaka kurbanı olduğunu sanarken aslında gerçeklerle yüzleşiyordu. ağlanacak hâle orada ağlayamadığım için gülme krizine girdim...
devamını gör...
89.
babamla ailecek pek bir ilişkimiz yoktur. asla sohbet etmez, asla yakınlık kurmazdi. nispeten ona en yakın olan bendim, benle bile ayda yılda bir iletisim kurardi.
lise 1 ya da 2. sınıftaydım. bir yerlerden kulağına benimle alakalı bir şeyler çalınmış olmalı ki, beni odasına çağırdı. (evde oldugunda salona asla ugramaz, sadece kendisinin girebildiği odasında vakit geçirdi). el pençe divan karşısına geçtim. çok sinirli bir hali vardı. masasını işaret etti. masada tabancası (işi gereği ruhsatlı silahları vardı), yıllardır taşıdığı kıymetli çakısı, bir tane de kalem vardı .
ben daha hiçbir şey konusulmadan terlemeye başlamıştım. benden, tek tek hepsini elime alıp, aynada kendime bakmamı istedi. kafam yerde, tek tek hepsiyle ayna karşısına geçtim.
"en çok hangisi yakıştı eline sence?" dedi sert bı tonda. "kalem babacığım", dedim. en son, "o zaman bundan sonra elinden asla düşürme, diğerlerinden de uzak dur" dedi. asker edasında kafamla onay verip ayrıldım huzurundan.
işin aslı, benim diğerleriyle ilgili bir hevesim zaten yoktu. şiddetle alakalı bir aksiyonum da olmamıştı hiç. haylaz bı çocuktum sadece. birkaç yanlış arkadaşım vardı gerçi ama zaten beni etkilemelerine izin vermezdim asla. o yaştaki çocuk için biraz fazla travmatik bir andı bence.
geçenlerde bu olayı abime anlattım. aramizda 10 yaş var ve ben çok küçükken evden ayrılmıştı. kendisine de benzer bir travma yaşatmış babamız. tabii abim zamanında daha genç olduğu için babam, daha cevval, daha sert davranmış. "takarım beline bı silah öyle gezer durursun mahallede, serseri olursun" demiş.
işin sonunda birimiz nükleer fizikçi, birimiz mühendis olduk. kötü şeylerden uzak durduk, düzgün bireyler olmaya çalıştık.
en azından bizle ilişkisini sınırlı tutarak bize fazlasıyla faydalı olduğunu düşünüyorum. bu travmalar da bizler ölene kadar bizimle yaşamaya devam edecek gibi.
lise 1 ya da 2. sınıftaydım. bir yerlerden kulağına benimle alakalı bir şeyler çalınmış olmalı ki, beni odasına çağırdı. (evde oldugunda salona asla ugramaz, sadece kendisinin girebildiği odasında vakit geçirdi). el pençe divan karşısına geçtim. çok sinirli bir hali vardı. masasını işaret etti. masada tabancası (işi gereği ruhsatlı silahları vardı), yıllardır taşıdığı kıymetli çakısı, bir tane de kalem vardı .
ben daha hiçbir şey konusulmadan terlemeye başlamıştım. benden, tek tek hepsini elime alıp, aynada kendime bakmamı istedi. kafam yerde, tek tek hepsiyle ayna karşısına geçtim.
"en çok hangisi yakıştı eline sence?" dedi sert bı tonda. "kalem babacığım", dedim. en son, "o zaman bundan sonra elinden asla düşürme, diğerlerinden de uzak dur" dedi. asker edasında kafamla onay verip ayrıldım huzurundan.
işin aslı, benim diğerleriyle ilgili bir hevesim zaten yoktu. şiddetle alakalı bir aksiyonum da olmamıştı hiç. haylaz bı çocuktum sadece. birkaç yanlış arkadaşım vardı gerçi ama zaten beni etkilemelerine izin vermezdim asla. o yaştaki çocuk için biraz fazla travmatik bir andı bence.
geçenlerde bu olayı abime anlattım. aramizda 10 yaş var ve ben çok küçükken evden ayrılmıştı. kendisine de benzer bir travma yaşatmış babamız. tabii abim zamanında daha genç olduğu için babam, daha cevval, daha sert davranmış. "takarım beline bı silah öyle gezer durursun mahallede, serseri olursun" demiş.
işin sonunda birimiz nükleer fizikçi, birimiz mühendis olduk. kötü şeylerden uzak durduk, düzgün bireyler olmaya çalıştık.
en azından bizle ilişkisini sınırlı tutarak bize fazlasıyla faydalı olduğunu düşünüyorum. bu travmalar da bizler ölene kadar bizimle yaşamaya devam edecek gibi.
devamını gör...
90.
"oğlum 1k euro lazım irlandadaki kardeşinin okul taksidi için lazım oldu"
tabii baba bu mabad hayrat zaten en hayırlısından sıçarım hayatlarınıza.
tabii baba bu mabad hayrat zaten en hayırlısından sıçarım hayatlarınıza.
devamını gör...
91.
baba: arabanın her yeri içki şişesi dolmuş, şoför koltuğuna otururken az kalsın bir tanesi götüme girecekti.
ben: atsaydin bari hepsini.
baba: senin içtiğini ben niye atıyorum lan?
ben: niye benzini hep ben dolduruyorum bilader?
baba: sokarım benzinine.
ben: al da sok.
çok nezih bir aileyizdir.
ben: atsaydin bari hepsini.
baba: senin içtiğini ben niye atıyorum lan?
ben: niye benzini hep ben dolduruyorum bilader?
baba: sokarım benzinine.
ben: al da sok.
çok nezih bir aileyizdir.
devamını gör...
92.
lisedeydim, babama ergenlik gazıyla patlamıştım.
-madem bakamayacaktin ne diye dogurttun dedim
-ben bir bok yedim, sen yeme evladım dedi..
-madem bakamayacaktin ne diye dogurttun dedim
-ben bir bok yedim, sen yeme evladım dedi..
devamını gör...
93.
-baba el freni neden solda?
+fransızlar solcu ya
-hee(aydınlandı)
+fransızlar solcu ya
-hee(aydınlandı)
devamını gör...
94.
hayatın bir noktasında soğuk bir mezar taşına karşı monologlara dönüşüyorlar. yaşarken kıymetlerini bilin.
devamını gör...
95.
- ...
+ ...
- lumbarağzı!
+ ha?
- puğaahahahahahhaaha
+ ...
- lumbarağzı!
+ ha?
- puğaahahahahahhaaha
devamını gör...
96.
devamını gör...
97.
b: napıyon lan sen burda?
h: oturuyom.
b: görüyoruz oturduğunu. niye gelmiyon eve?
h: baba pes oynuyoruz.
b: hani demin oturuyodun?
h: ha?
h: oturuyom.
b: görüyoruz oturduğunu. niye gelmiyon eve?
h: baba pes oynuyoruz.
b: hani demin oturuyodun?
h: ha?
devamını gör...
98.
ben: naber
baba: iyi
ben: eyvallah
baba: iyi
ben: eyvallah
devamını gör...
99.
- nerdesin lan sen iki saattir?
+ tuvalettey...
- yıllık mı sıçıyon?
+ tuvalettey...
- yıllık mı sıçıyon?
devamını gör...
100.