81.
genelde bisiyden konusuyoruz, cumlesinin ortasina virgul koymadan futbola donuyo muhabbet. bide ona baska biseylede ilgileniyosam bosluguma denk geliyo beynimi yakiyo
devamını gör...
82.
x: çanak anten sıfır mı?
baba: yok, 2. el. sıfır tabi.
inanması güç ama yaşandı.
baba: yok, 2. el. sıfır tabi.
inanması güç ama yaşandı.
devamını gör...
83.
bugün yardım paketi almaya gittik. bir görevli de çağırdıkları insanlarla anket yapıyor. güneşli diye gölge yere geçtim. bu da minibüslerinin ön kısmına denk geldi. insanlar daha çok arka tarafta duruyordu.
kadın kuyruğu bitirdikten sonra yanıma geldi. dedi ki "siz de çağrıldınız değil mi?"
ben de "ben değil babam çağrılmıştı, onunla geldim." deyip babamı işaret ettim. işte sonra babam geldi.
ankete başladılar ama pürüz yerlerinden bahsedeceğim "karınız kaç yaşında?"
"bilmem, 79'lu. 44 olması lazım." dedi ama ben gülüyorum.
sonra bizim yaşlara geldi "çocuklarınızın isme göre yaşını soyler misiniz?"
babam bocaladı "bir dk." deyip telefon çıkarıyordu. kahkaha atmamak icin kendimi zor tutuyorum. daha ne yapabilir diye merakla beklerken "asra buraya bakar mısın?" dedi.
bozuntuya vermemeye çalışırken "bakıyorum hemen. evet?"
görevli "sıraya göre yaşları söyleyebilir misiniz?" deyince ben söyledim işte. sonra babamın mesleğini sordu. hangisini söylemem gerektiğini bilemedim. "mesleğine ne yazdırayım?" dedim. kadın hayretle bize bakıyor ama ben sinirden gülmemek için kendimi zor tutuyorum.
"kaç kişiyle yaşıyorsunuz?" sorusuna üniversitede olan abimi saymayıp rakamı eksik tutarken "üniversiteli olan kişi sayısına diğer abimi hesaba katıp 1" derken kendisi "hayır 2, bilmiyor musun?" deyince "küçük abiyi saymamışsın nasıl 2 diyeyim?" deyince artık ben kendimi tutamadım. "sana bırakıyorum." deyip az öteye gittim.
kadın bir şaka kurbanı olduğunu sanarken aslında gerçeklerle yüzleşiyordu. ağlanacak hâle orada ağlayamadığım için gülme krizine girdim...
kadın kuyruğu bitirdikten sonra yanıma geldi. dedi ki "siz de çağrıldınız değil mi?"
ben de "ben değil babam çağrılmıştı, onunla geldim." deyip babamı işaret ettim. işte sonra babam geldi.
ankete başladılar ama pürüz yerlerinden bahsedeceğim "karınız kaç yaşında?"
"bilmem, 79'lu. 44 olması lazım." dedi ama ben gülüyorum.
sonra bizim yaşlara geldi "çocuklarınızın isme göre yaşını soyler misiniz?"
babam bocaladı "bir dk." deyip telefon çıkarıyordu. kahkaha atmamak icin kendimi zor tutuyorum. daha ne yapabilir diye merakla beklerken "asra buraya bakar mısın?" dedi.
bozuntuya vermemeye çalışırken "bakıyorum hemen. evet?"
görevli "sıraya göre yaşları söyleyebilir misiniz?" deyince ben söyledim işte. sonra babamın mesleğini sordu. hangisini söylemem gerektiğini bilemedim. "mesleğine ne yazdırayım?" dedim. kadın hayretle bize bakıyor ama ben sinirden gülmemek için kendimi zor tutuyorum.
"kaç kişiyle yaşıyorsunuz?" sorusuna üniversitede olan abimi saymayıp rakamı eksik tutarken "üniversiteli olan kişi sayısına diğer abimi hesaba katıp 1" derken kendisi "hayır 2, bilmiyor musun?" deyince "küçük abiyi saymamışsın nasıl 2 diyeyim?" deyince artık ben kendimi tutamadım. "sana bırakıyorum." deyip az öteye gittim.
kadın bir şaka kurbanı olduğunu sanarken aslında gerçeklerle yüzleşiyordu. ağlanacak hâle orada ağlayamadığım için gülme krizine girdim...
devamını gör...
84.
babamla ailecek pek bir ilişkimiz yoktur. asla sohbet etmez, asla yakınlık kurmazdi. nispeten ona en yakın olan bendim, benle bile ayda yılda bir iletisim kurardi.
lise 1 ya da 2. sınıftaydım. bir yerlerden kulağına benimle alakalı bir şeyler çalınmış olmalı ki, beni odasına çağırdı. (evde oldugunda salona asla ugramaz, sadece kendisinin girebildiği odasında vakit geçirdi). el pençe divan karşısına geçtim. çok sinirli bir hali vardı. masasını işaret etti. masada tabancası (işi gereği ruhsatlı silahları vardı), yıllardır taşıdığı kıymetli çakısı, bir tane de kalem vardı .
ben daha hiçbir şey konusulmadan terlemeye başlamıştım. benden, tek tek hepsini elime alıp, aynada kendime bakmamı istedi. kafam yerde, tek tek hepsiyle ayna karşısına geçtim.
"en çok hangisi yakıştı eline sence?" dedi sert bı tonda. "kalem babacığım", dedim. en son, "o zaman bundan sonra elinden asla düşürme, diğerlerinden de uzak dur" dedi. asker edasında kafamla onay verip ayrıldım huzurundan.
işin aslı, benim diğerleriyle ilgili bir hevesim zaten yoktu. şiddetle alakalı bir aksiyonum da olmamıştı hiç. haylaz bı çocuktum sadece. birkaç yanlış arkadaşım vardı gerçi ama zaten beni etkilemelerine izin vermezdim asla. o yaştaki çocuk için biraz fazla travmatik bir andı bence.
geçenlerde bu olayı abime anlattım. aramizda 10 yaş var ve ben çok küçükken evden ayrılmıştı. kendisine de benzer bir travma yaşatmış babamız. tabii abim zamanında daha genç olduğu için babam, daha cevval, daha sert davranmış. "takarım beline bı silah öyle gezer durursun mahallede, serseri olursun" demiş.
işin sonunda birimiz nükleer fizikçi, birimiz mühendis olduk. kötü şeylerden uzak durduk, düzgün bireyler olmaya çalıştık.
en azından bizle ilişkisini sınırlı tutarak bize fazlasıyla faydalı olduğunu düşünüyorum. bu travmalar da bizler ölene kadar bizimle yaşamaya devam edecek gibi.
lise 1 ya da 2. sınıftaydım. bir yerlerden kulağına benimle alakalı bir şeyler çalınmış olmalı ki, beni odasına çağırdı. (evde oldugunda salona asla ugramaz, sadece kendisinin girebildiği odasında vakit geçirdi). el pençe divan karşısına geçtim. çok sinirli bir hali vardı. masasını işaret etti. masada tabancası (işi gereği ruhsatlı silahları vardı), yıllardır taşıdığı kıymetli çakısı, bir tane de kalem vardı .
ben daha hiçbir şey konusulmadan terlemeye başlamıştım. benden, tek tek hepsini elime alıp, aynada kendime bakmamı istedi. kafam yerde, tek tek hepsiyle ayna karşısına geçtim.
"en çok hangisi yakıştı eline sence?" dedi sert bı tonda. "kalem babacığım", dedim. en son, "o zaman bundan sonra elinden asla düşürme, diğerlerinden de uzak dur" dedi. asker edasında kafamla onay verip ayrıldım huzurundan.
işin aslı, benim diğerleriyle ilgili bir hevesim zaten yoktu. şiddetle alakalı bir aksiyonum da olmamıştı hiç. haylaz bı çocuktum sadece. birkaç yanlış arkadaşım vardı gerçi ama zaten beni etkilemelerine izin vermezdim asla. o yaştaki çocuk için biraz fazla travmatik bir andı bence.
geçenlerde bu olayı abime anlattım. aramizda 10 yaş var ve ben çok küçükken evden ayrılmıştı. kendisine de benzer bir travma yaşatmış babamız. tabii abim zamanında daha genç olduğu için babam, daha cevval, daha sert davranmış. "takarım beline bı silah öyle gezer durursun mahallede, serseri olursun" demiş.
işin sonunda birimiz nükleer fizikçi, birimiz mühendis olduk. kötü şeylerden uzak durduk, düzgün bireyler olmaya çalıştık.
en azından bizle ilişkisini sınırlı tutarak bize fazlasıyla faydalı olduğunu düşünüyorum. bu travmalar da bizler ölene kadar bizimle yaşamaya devam edecek gibi.
devamını gör...
85.
baba: arabanın her yeri içki şişesi dolmuş, şoför koltuğuna otururken az kalsın bir tanesi götüme girecekti.
ben: atsaydin bari hepsini.
baba: senin içtiğini ben niye atıyorum lan?
ben: niye benzini hep ben dolduruyorum bilader?
baba: sokarım benzinine.
ben: al da sok.
çok nezih bir aileyizdir.
ben: atsaydin bari hepsini.
baba: senin içtiğini ben niye atıyorum lan?
ben: niye benzini hep ben dolduruyorum bilader?
baba: sokarım benzinine.
ben: al da sok.
çok nezih bir aileyizdir.
devamını gör...
86.
lisedeydim, babama ergenlik gazıyla patlamıştım.
-madem bakamayacaktin ne diye dogurttun dedim
-ben bir bok yedim, sen yeme evladım dedi..
-madem bakamayacaktin ne diye dogurttun dedim
-ben bir bok yedim, sen yeme evladım dedi..
devamını gör...
87.
-baba el freni neden solda?
+fransızlar solcu ya
-hee(aydınlandı)
+fransızlar solcu ya
-hee(aydınlandı)
devamını gör...
88.
hayatın bir noktasında soğuk bir mezar taşına karşı monologlara dönüşüyorlar. yaşarken kıymetlerini bilin.
devamını gör...
89.
- ...
+ ...
- lumbarağzı!
+ ha?
- puğaahahahahahhaaha
+ ...
- lumbarağzı!
+ ha?
- puğaahahahahahhaaha
devamını gör...
90.
devamını gör...
91.
ben: naber
baba: iyi
ben: eyvallah
baba: iyi
ben: eyvallah
devamını gör...
92.
- nerdesin lan sen iki saattir?
+ tuvalettey...
- yıllık mı sıçıyon?
+ tuvalettey...
- yıllık mı sıçıyon?
devamını gör...
93.
94.
-geçen ay yemeğe 30 bin lira para vermişsin annen dedi.
-evet babiş maalesef öyle oldu.
-bu evde yemek yok mu kızım?
-var babiş
-eee??!
-ya baba ısıtmaya üşeniyorum bulaşık falan çıkıyor uğraşamam.
-sana yazıklar olsun kızım tamam mı sakın evlenme başkalarının ocağını da söndürme.
-:((
-evet babiş maalesef öyle oldu.
-bu evde yemek yok mu kızım?
-var babiş
-eee??!
-ya baba ısıtmaya üşeniyorum bulaşık falan çıkıyor uğraşamam.
-sana yazıklar olsun kızım tamam mı sakın evlenme başkalarının ocağını da söndürme.
-:((
devamını gör...
95.
-napıyon
+iyi sen
-iyi,para yolda mı
+hee
+iyi sen
-iyi,para yolda mı
+hee
devamını gör...
96.
genelde biraz anlamsız diyaloglardır. daha dün aramızda böyle bir konuşma yaşandı, hastayım hastaneye gittik gece, serum yedim. serum yediğim sırada babamla aramda geçen konuşma şöyle:
- ben ilk defa serum yedim ya valla, yakıyormuş biraz.
- yemin etme boşuna dionysos, sen ameliyat olduğun zaman da sonrasında sana serum takmışlardı.
- bilincim yerinde olmadığı için bilmiyordum, kusura bakma babacım. *
- ben ilk defa serum yedim ya valla, yakıyormuş biraz.
- yemin etme boşuna dionysos, sen ameliyat olduğun zaman da sonrasında sana serum takmışlardı.
- bilincim yerinde olmadığı için bilmiyordum, kusura bakma babacım. *
devamını gör...
97.
baba ile 10 saniyeden fazla diyalog kurulmaz.
devamını gör...
98.
"yine senfoni orkestrası gibi başladın"
sakız çiğnerken kendimi kaybederim, evet.
sakız çiğnerken kendimi kaybederim, evet.
devamını gör...
99.
ben yanınca gidince "gel koklayacağım" diyor yattığı yerden. öpünce de "sakallarını kesmemişsin" yine diyor.
saatlerce konuşuruz...
saatlerce konuşuruz...
devamını gör...
100.
eskiden okullarda geziler olurdu, hala var mı bilmiyorum. çanakkale ve kapadokya gibi yerlere okullar gezi düzenlerdi. bir kağıt verirlerdi ailemize götürmemiz için. bana hiçbir zaman vermediler o kağıdı. çok yaramaz olduğum için okul yönetimi "biz sorumluluğunu alamayız" ve "biz bununla uğraşamayız" demişlerdi anneme. evde salya sümük ağladığımı biliyorum.
aradan yıllar geçti. annem unutmamış. pandemi öncesi ailecek bindik arabaya önce çanakkale, oradan kapadokya'ya geçtik. 1 hafta mis gibi tatil yaptık. aslan anam benim unutmazdı benimle ilgili olan hiçbir şeyi.
bindik arabaya tam eve döneceğiz. babam başladı yine zorbalığa.
+ var mı oğlum başka böyle gay gay travmaların hee.
- ben mi dedim gelelim diye ya!
+ bağırma lan bana geri zekalı!
- gay diyorsun durduk yere. sinirlendim ne yapayım.
+ gay değil misin lan! annen dedi ağlıyormuşsun.
- değilim ne alaka ya durduk yere.
+ sen kullanacan lan istanbul'a kadar bu arabayı.
- iyi tamam kullanırım.
+ oyo tomom kollonorom.
tek derdi istanbul'a kadar arabayı kullanmamak. dese "oğlum sen kullan istanbul'a kadar" bütün problem çözülecek. ne ben gay olacağım ne de ortam gerilecek. her işten sıyrılırken beni zorbalama konusunda ustaydı. özletti kendini.
aradan yıllar geçti. annem unutmamış. pandemi öncesi ailecek bindik arabaya önce çanakkale, oradan kapadokya'ya geçtik. 1 hafta mis gibi tatil yaptık. aslan anam benim unutmazdı benimle ilgili olan hiçbir şeyi.
bindik arabaya tam eve döneceğiz. babam başladı yine zorbalığa.
+ var mı oğlum başka böyle gay gay travmaların hee.
- ben mi dedim gelelim diye ya!
+ bağırma lan bana geri zekalı!
- gay diyorsun durduk yere. sinirlendim ne yapayım.
+ gay değil misin lan! annen dedi ağlıyormuşsun.
- değilim ne alaka ya durduk yere.
+ sen kullanacan lan istanbul'a kadar bu arabayı.
- iyi tamam kullanırım.
+ oyo tomom kollonorom.
tek derdi istanbul'a kadar arabayı kullanmamak. dese "oğlum sen kullan istanbul'a kadar" bütün problem çözülecek. ne ben gay olacağım ne de ortam gerilecek. her işten sıyrılırken beni zorbalama konusunda ustaydı. özletti kendini.
devamını gör...
