101.
gelecekte yaşıyor olmak güzel bir şey.
devamını gör...
102.
vefatının 23. yılıdır. 1 şubat 1999'da aramızdan ayrılmıştır.
saygı ve rahmetle anıyoruz.
saygı ve rahmetle anıyoruz.
devamını gör...
103.
allah rahmet eylesin kendisini saygı ile anıyoruz.
devamını gör...
104.
zamanının çok ötesindeydi diyeceğim ama bu zamanla kıyaslayamıyorum. sayesinde kaliteli şarkılar dinledik, pazar günlerimizin neşesi, güler yüzüydü.
hâlâ dinliyorum, oğluma dinletiyor, öğretiyorum. çok çok büyük değerdi. nur içinde yatsın!
hâlâ dinliyorum, oğluma dinletiyor, öğretiyorum. çok çok büyük değerdi. nur içinde yatsın!
devamını gör...
105.
yerin uçmağ olsun; "bıyıklarımı göktürklerden, uzun saçlarımı oğuzlardan aldım!." -barış manço-
devamını gör...
106.
bugün ölümünün sene-i devriyesi olan son ozanlardan.
devamını gör...
107.
bilgeliğiyle ''adam olacak çocuklar''ı yarıştırıp eğlendiren, samimiyetiyle ''7'den 70'e'' herkesi kuşatan, sevgisiyle ''dere-tepe türkiye'' yi ısıtan, şarkılarıyla ''dünya tur'' unda gittiği ülkeleri kasıp kavuran, herkesin barış ağabeyi olmayı başarabilen ve derin anlam içeren sözlerini dokunaklı sesiyle yüreklere bir gergef gibi işleyen, kendisine allah'tan rahmet dilediğim müstesnâ bir sanatçıdır.
devamını gör...
108.


her sanat dalında, o dala büyük katkılarda bulunmuş , ona değişik bir anlayış kazandırmış, farklı güzellikler katmış, kendine özgü bir tarz geliştirmiş, o sanat dalıyla bütünleşmiş, yerleri kolay kolay doldurulamayacak sanatçılar vardır. barış manço’ da onlardan biriydi. o türk hafif müziği’nde bir ekoldü. 60 lı yıllardan gümnüze kadar devam eden kendine özgü bir çizgiyi başarıyla devam ettirmişti, barış manço. kırk yıl süreyle başarısını arttırarak devam ettiren, hiçbir zaman gözden düşmeyen, her yaştan, her sosyal çevreden, her dünya görüşünden insanın gönlünde taht kuran, öldüğünde gözyaşlarının ardından bir sevgi seli olup aktığı kaç sanatçı vardır, türkiye’de.
barış manço ismini ilk defa ilkokul yıllarımda duymuştum. ilkokul öğrenciliğim sırasında radyolardan, teyplerden plakçı dükkanlarından sürekli duyduğum bir şarkının nameleri beni kendine çeker, güzel bir duygu atmosferine götürürdü. o günlerin bu popüler şarkısının adı dağlar dağlar, söyleyen ise barış manço’ydu. uzun saçları, ayağındaki çizmeleri, parmaklarındaki yüzükleri, ilginç kıyafetleri ile sıra dışı, farklı bir görüntüye sahip olan bu genç adamın yaptığı müzik ise bize hiç yabancı değildi.
barış manço’nun ilkokul yıllarımıza damgasını vuran dağlar dağlar, lambaya püf de, işte hendek işte deve, kol düğmeleri gibi şarkılarını defalarca dinlemiştik, radyodan. sonraki yıllarda barış manço’nun halk müziğimize ve sanat müziğimize ait eserleri değişik bir tarzda yorumlamasına şahit olduk. dere boyu kavaklar, gönül dağı, bir bahar akşamı rastladım size gibi türkü ve şarkıları hafif müzik tarzında dinledik, barış manço’dan. 70’li yılların sonları 76-77’lerden itibaren ise barış manço’ nun kendi güfte ve besteleriyle yaptığı o dillerden hiç düşmeyecek olan şarkılarının dönemi başlıyordu. hemen aklıma ben bilirim geliyor. 1977 yılında bir yabancı şarkı da yapmıştı: nick the chopper. sonra , 80’lerde nazan şoray’ın da yorumladığı hal hal ve sonra unutamadım. 85 lerde, ayşegül aldinç’in söylediği kara sevda.
sonra o hoş çocuk şarkıları. aslında çocuk şarkıları demek de biraz yanlış olur. büyükler de ilk çıktıklarından beri severek dinlemişlerdi çünkü bu şarkıları. arkadaşım eşek, ve ayı nın o neşeli ritmik sözlerine tempo tutmuşlardı, biraz olsun çocuklaşmışalardı. az kalsın gülpembe’yi unutuyordum. barış manço’nun hemen akla gelivermeyecek, bir çırpıda sayılamayacak kadar çok şarkısı var ve hepsi ayrı güzellikte. ancak gülpembe’nin ayrı ve özel bir yeri var, barış manço’nun eserleri arasında. barış manço ismiyle bütünleşmiş bir şarkı adeta, gülpembe. gülpembe’nin güz yağmurlarıyla ansızın gidişinden bahseden bu şarkıda kendisinin de bir kış rüzgarıyla aniden aramızdan ayrılacağının mesajını veriyordu sanki, barış manço.
1943 yılında üsküdar’ da dünyaya gelmiş, istanbul’un en lüks semtlerinde yetişmiş, galatasaray lisesi’ni bitirmiş, belçika kraliyet akademisi’nde yüksek öğrenim görmüş, yaklaşık otuz yılını fransızca konuşarak geçirmiş, dünyada gezip görmediği hemen hemen hiçbir ülke kalmamış, hayatının büyük bir kısmı yurt dışında geçmiş bir insandı, barış manço. ancak o böyle bir hayat çizgisine inat türkiye’nin, türklerin ve türkçe’nin güzelliğine inanmıştı. türk milletine özgü değerleri benimsemişti. türk kültüründen aldığı ilhamla müzik yapmıştı. bu yüzden onun şarkıları her yaştan insanı kendine çekiyordu, onun şarkılarında kendimizi buluyor, kendimizi dinliyorduk. barış manço doğu kültürünü de batı kültürünü de iyi tanıyordu. o her iki kültüre ait engin bilgisini ve birikimini ustalıkla bizim gelenek ve göreneklerimize uygun bir kalıba döküyor ve bize aktarıyordu.


sanatçı adı altında ortaya çıkan ancak sanatçılıkla uzaktan yakından bir ilgisi olmayan bir yığın insan arasında az sayıdaki gerçek sanatçılardan biriydi, barış manço. özellikle müzik alanında ne kadar çok isim ortaya çıkıyor, takip etmekte bile zorlanıyoruz. yeni ortaya çıkan isimlerin bir çoğu da kısa sürede unutuluveriyor. onlar gönüllerden çok gözlere hitap ediyorlar, çünkü. göze hitap edenler de çabucak gözden düşüveriyorlar. barış manço ise şarkılarını gönülden söylüyordu ve gönüllere hitap ediyordu. bu yüzdendir ki o otuz yıl önce “dağlar dağlar” ın sihirli namelerinin açtığı kapılardan türk halkının gönlüne girdi ve ölünceye kadar da çıkmadı.
barış manço’nun şarkılarında insan sevgisi, kardeşlik, adalet, yardımlaşma, doğruluk ön plandadır, hep. iyiliklerle, kötülüklerin, doğrularla yanlışların, güzelliklerle çirkinliklerin iç içe olduğu bir dünyada, iyilikleri, doğruları ve güzellikleri anlatmakla görevli bir elçiydi sanki, barış manço. o sanatını, müziğini, ülkemizin dirliği düzeni, insanlarımızın kardeşliği ve günlük hayatımızın güzelliği için kullanan bir müzisyen bilgeydi, adeta. onun şarkılarını dinlerken önce tarihimizi, medeniyetimizi ve kültürümüzü kuşandığımız sonra da modern bir yolda milletçe el ele romantik bir yolculuğa çıktığımız duygusuna kapılmışımdır, hep. o şarklarında bizi bize anlatıyordu; hem de en hoş, en kolay ve en doğru biçimde. sokak satıcılarından yüzlerce kez duymuşuzdur ama “domates, biber, patlıcan “ sözleri barış manço’nun ağzından daha bir hoş, daha bir sevimli gelmiştir, bizlere. çocuklarımızın çoğu “sarı çizmeli mehmet ağa” yı, “halil ibrahim sofrası” nı, hatmi çiçeği” ni onun şarkılarında duymuşlardır belki de ilk kez. barış manço güler yüzü, alçak gönüllülüğü, insan sevgisi, çocuklarla kurduğu iletişimi, düzenli hayatı ile bizden, içimizden biriydi. o öldüğünde yakın bir dostumuzu kaybetmişçesine üzüldük, evimizden bir cenaze çıkmışçasına yasa boğulduk.
evet çocuklarımızın masal dünyasının uzun saçlı, çizmeli, iyi yürekli prensi, sevgi adına en güzel şarkıları söyleyen gençliğin romantik sesi, müziğiyle, sanatıyla insanımıza iyilikleri, doğruları ve güzellikleri anlatan ülkemizin müzisyen bilgesi ve dünyayı bir baştan bir başa dolaşarak insanların dostluğu ve kardeşliği için çabalayan dünyamızın modern evliya çelebi’si hayata gözlerini yumalı tam yirmi üç yıl olmuş. 1 şubat 1999’ ta aramızdan ayrılan barış manço’ yu bir kez daha sevgi, özlem, şükran ve rahmetle anıyoruz.
devamını gör...
109.
trt, barış manço'ya "arkadaşım eşek" şarkısını kuzular daha sevimli diyerek "arkadaşım kuzu" diye değiştirmesini önereli 40 yıl oldu
devamını gör...
110.
iyi bir sanatçı idi. onun gibi sanatçılar bu dünyaya fazla gelmeyecek. şarkıları olsun davranışları olsun saygı ve sevgiyi hak eder türdendi benim için
devamını gör...
111.
en sevdiğim türk müzik insanlarından biri, aydın.
çocuk yaşlardaydım, uyanmak üzere olduğum bir andı. arkadan, alttan annemin sesini duydum. barış manço ölmüş demişti. hayatımda ilk defa birisi öldüğü için ağlamıştım. çok seviyorum seni. iyi ki girdin hayatımıza. bu hayattan sonra bir şeyler varsa, orada çok huzurlu ol.
çocuk yaşlardaydım, uyanmak üzere olduğum bir andı. arkadan, alttan annemin sesini duydum. barış manço ölmüş demişti. hayatımda ilk defa birisi öldüğü için ağlamıştım. çok seviyorum seni. iyi ki girdin hayatımıza. bu hayattan sonra bir şeyler varsa, orada çok huzurlu ol.
devamını gör...
112.
yaşasaydı, yavuz bingöl, orhan gencebay vesaire gibi saray soytarısı olacak overrated şarkıcı. pek çok insanın (ve yazarın) kendisini sevmesi ve "aşırı" değer vermesinin nedeni, çocukluklarında devlet gücüyle yıldızının parlatılmasıdır. allahın her günü barış dinlemenin çocuk zihninde yaptığı basılama (imprint) yani.
devamını gör...
113.
114.
şimdiki sanatçı geçinen tipleri cebinden çıkarır.
devamını gör...
115.
tanım için ne yazsam yetersiz kalacak kadar çok sevdiğim sanatçı.
bir insan düşünün dünya var olduğu günden beri devam eden savaşlara en başından ismi ile karşı durmuş
bir insan düşünün hem çocuklar hem yaşlılar için örnek olmuş
bir insan düşünün zamane şarkıcılarına kızıp şarkı yazmış ve onlara söyletmiş (bkz: müsadenizle çocuklar)
bir insan düşünün ozanlık kalmadığı halde geleneği devam ettirmek için şarkılarına ismini koymuş
bir insan düşünün belçikada eğitim aldığı halde nicelerinden daha iyi türkçe kullanarak şarkı yazmış
bir insan düşünün siyasi görüşü belli olmasına rağmen kimseyi ayırmayıp konserlerinde yan yana dinlemelerini sağlamış
bir insan düşünün öldüğünde ülkenin önde gelen tüm sanatçıları cenaze sonrasında bir tv programında toplanıp onun ülkeye neler kattığını anlatmış
bir insan düşünün dünyada sadece birkaç örneği bulunan çok zor bir beste yapmış (bkz: trip (fairground))
bir insan düşünün her şarkısında bir hikaye anlatmış ve tüm şarkılarında bir sorundan veya durumdan bahsetmiş
bir insan düşünün o kadar ünlü olmasına rağmen evinin adresi tüm ülke tarafından ezbere biliniyor ve bundan hiç çekinmemiş
ve bir insan düşünün sevgili sözlük, üstte yazan her şeyi yapmış.
çok dolu biriydi. 40. yıl parçasına söz yazamadı en çok ona yanarım. kim bilir neler çıkardı o efsane müzikten.
ben herkese abi derim ama bazılarına yaşı büyük olduğu için bazılarına bana abilik yaptığı için. hiç görmesem de barış abi bana çok nasihat verdi.
çocukken barış abi öldü dediklerinde inanmamıştım. ailemle tatile gittiğimizde bir lokantanın önünden geçerken bir adam görüp "barış abi ölmemiş bak ben demiştim" diye bağırmışım. annemle babam birbirine bakıp "gerçekten benziyor" diye duraksamışlar. adam da yanımıza gelip davet etmişti. meğersem lokantanın sahibiymiş. her yıl oraya gittiğimizde barış abiye benzeyen abinin lokantasına gider yemek yerdik. her gittiğimizde de benim için barış manço'nun şarkılarını açardı. sonra o taraflara gitmeyi bırakınca yıllarca göremedim. 2017 yılında babamla tekrar gittik. uğradım yanına. yaşlanmış. aynı barış abi gibi hızlı konuşuyordu. lokantada sonradan alkol de satmaya başladığından ailemle gidemedim ama kapatırken gittiğimden 3 5 sohbet etmeye fırsat buldum. anlattım yukarıdaki anlattıklarımı. hatırlamadı tabi ama bir gülüşü vardı ki... bir fotoğraf çekinelim dedi, bir daha gelir misin bilmem, gelirsen de bulur musun onu hiç bilmem dedi. tam da aklımdan geçeni okudu. 3 yıl sonra tekrar gittim yine oradaydı ve bu sefer tanıdı. hayatımın en güzel fotoğrafları bu 3 yılda çekilen 2 fotoğraftır heralde.
son olarak rozetlere barış abi'nin de eklenmesini rica ediyorum taze bir yazar olarak. zira ilk rozetim barış abiden başkası olmamalı.
bir insan düşünün dünya var olduğu günden beri devam eden savaşlara en başından ismi ile karşı durmuş
bir insan düşünün hem çocuklar hem yaşlılar için örnek olmuş
bir insan düşünün zamane şarkıcılarına kızıp şarkı yazmış ve onlara söyletmiş (bkz: müsadenizle çocuklar)
bir insan düşünün ozanlık kalmadığı halde geleneği devam ettirmek için şarkılarına ismini koymuş
bir insan düşünün belçikada eğitim aldığı halde nicelerinden daha iyi türkçe kullanarak şarkı yazmış
bir insan düşünün siyasi görüşü belli olmasına rağmen kimseyi ayırmayıp konserlerinde yan yana dinlemelerini sağlamış
bir insan düşünün öldüğünde ülkenin önde gelen tüm sanatçıları cenaze sonrasında bir tv programında toplanıp onun ülkeye neler kattığını anlatmış
bir insan düşünün dünyada sadece birkaç örneği bulunan çok zor bir beste yapmış (bkz: trip (fairground))
bir insan düşünün her şarkısında bir hikaye anlatmış ve tüm şarkılarında bir sorundan veya durumdan bahsetmiş
bir insan düşünün o kadar ünlü olmasına rağmen evinin adresi tüm ülke tarafından ezbere biliniyor ve bundan hiç çekinmemiş
ve bir insan düşünün sevgili sözlük, üstte yazan her şeyi yapmış.
çok dolu biriydi. 40. yıl parçasına söz yazamadı en çok ona yanarım. kim bilir neler çıkardı o efsane müzikten.
ben herkese abi derim ama bazılarına yaşı büyük olduğu için bazılarına bana abilik yaptığı için. hiç görmesem de barış abi bana çok nasihat verdi.
çocukken barış abi öldü dediklerinde inanmamıştım. ailemle tatile gittiğimizde bir lokantanın önünden geçerken bir adam görüp "barış abi ölmemiş bak ben demiştim" diye bağırmışım. annemle babam birbirine bakıp "gerçekten benziyor" diye duraksamışlar. adam da yanımıza gelip davet etmişti. meğersem lokantanın sahibiymiş. her yıl oraya gittiğimizde barış abiye benzeyen abinin lokantasına gider yemek yerdik. her gittiğimizde de benim için barış manço'nun şarkılarını açardı. sonra o taraflara gitmeyi bırakınca yıllarca göremedim. 2017 yılında babamla tekrar gittik. uğradım yanına. yaşlanmış. aynı barış abi gibi hızlı konuşuyordu. lokantada sonradan alkol de satmaya başladığından ailemle gidemedim ama kapatırken gittiğimden 3 5 sohbet etmeye fırsat buldum. anlattım yukarıdaki anlattıklarımı. hatırlamadı tabi ama bir gülüşü vardı ki... bir fotoğraf çekinelim dedi, bir daha gelir misin bilmem, gelirsen de bulur musun onu hiç bilmem dedi. tam da aklımdan geçeni okudu. 3 yıl sonra tekrar gittim yine oradaydı ve bu sefer tanıdı. hayatımın en güzel fotoğrafları bu 3 yılda çekilen 2 fotoğraftır heralde.
son olarak rozetlere barış abi'nin de eklenmesini rica ediyorum taze bir yazar olarak. zira ilk rozetim barış abiden başkası olmamalı.
devamını gör...
116.
117.
118.
çok erken kaybettiğimiz ulusal hazinemiz. iyi bilinen şarkıları arasından en sevdiklerim; mistik dönence, hazin gülpembe ve (bu daha az bilinir) uhrevi benden öte benden ziyade'dir.
toprağı bol olsun; ışıklar içinde uyusun.
toprağı bol olsun; ışıklar içinde uyusun.
devamını gör...
119.
yıllar önce (90'ların başı), otobüste kadıköy çayırbaşı'nın oralardayken, korna seslerini duyunca yolun diğer tarafına baktığımda, barış manço'nun aracıyla geldiğini ve onu görenlerin korna çalarak ona selam verdiğini, onun da herkese gülümseyerek, teker teker eliyle selam verdiğine bizzat şahit olmuşumdur. ne yüzünü gizlemeye çalışmıştır, ne de surat asmıştır.
devamını gör...
120.
anadolu müziğini kendi yorumuyla harmanlamış, dünyanın birçok yerinde türk bayrağını şerefle dalgalandırmış, galatsaray lisesi gibi prestijli bir okuldan mezun olan, şarkı sözlerinde bile kendi toprağının edebiyatından faydalanan bu ülkenin gerçek sanatçılarından, aydınlarından biridir.
devamını gör...