dünya klasikleri / fantastik / hikaye-öykü
9.2 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

"devcileyin" kelimesinin tüm türkçe metinlerde kullanıldığı tek yer bu romanın çevirisi olabilir. hafızam beni yanıltmıyorsa bu kelimenin isim babası ve dönüşüm'ün çevirmeni kamuran şipal olacak.

bu arada yine yanılmıyorsam tdk'ya göre böyle bir türkçe kelime yok.
devamını gör...
felsefesi anlaşılınca ne kadar iyi olduğuna dair birçok yorum yapılabilir ama böcek fobim yüzünden asla beğenmediğim bir kitap. mesela bir başka hayvana dönüşse ne kadar harika olduğuna katılacağım ama böcek olarak her hareketini anlatması bile tüylerimi öylesine diken diken etmişti ki düşününce bile irkiliyorum. yoksa güzel kitap. ama koca bi böcekten bahsediyoruz. güzel denilebilecek olmasa sonuna kadar sabredemezdim. ama kocaman bi böcek var işte.
devamını gör...
franz kafkanın en bilinen ikoniklesmis eseridir.hikayenin kahramanı gregor samsa bir gün uyandığını kendisini bir böceğe dönüşmüş olarak görür bu bir metafordur.samsa kendisini toplumdan soyutlanmış,topluma yabancılaşmış bir karakter olarak bulur.varoluşsal sancılar öykü boyunca hissedilir.
devamını gör...
franz kafka'nın özellikle kitabın kapağına böcek resmi konmaması gerektiğini çünkü bunun kitabın içeriğini tam manasıyla yansıtmayacağını yayınevine bildirdiği ancak yayınevinin buna rağmen kapağına böcek resmi koyduğu kitaptır.
devamını gör...
franz kafka tarafından kaleme alınan fantestik türe yakın kitaptır.yazar her zamanki gibi diğer kitaplarında olduğu gibi anlatmaya çalıştığı konuyu farklı tarzla ele almış. hayattan çevresinden özellikle en yakınları tarafından nasıl soyutlandığını anlatamaya çalışmış. kitabın karakteri gregor samsa bir sabah uyanır ve ilginç şeyler olduğunu anlamıştır. uatağında rahat olmadığını ve böceğe dönüştüğünü fark etmiştir. daha sonrası ailesi ve çevresi tarafından fark edilmemiş herkes kendi yaşantısına devam etmiştir. hatta bi süre sonra yokluğunu bile hisseden olmamıştır.franz kafka da gerçek hayatında böyle hissetmiş ki demek bu harika kitabı yazmıştır. farklı bakış açısı... kimin aklına gelir ki? kitabı okuyan bazı kesim bile anlamıyor bazen.kitabın orjinalliği çeviri kalitesi de büyük etken tabi. çevremde şahit olduğum kişiler mevcut. bazılarına saçma da geliyor tabi bu kitabı okumadan önce biraz kafka tarzına aşina olunmalı diye düşünüyorum. okuyacaksanız daha önce yazarın diğer kitaplarını okumanızı tavsiye ederim yazarı tanımak önemli kitap için ama uyum oluşması da gerekli. kitaba iyice dalarsanız keyif alabilrsiniz. kitabı okumanızı tavsiye edebilirim
devamını gör...
okumayanlar için şunu söyleyebilirim ki son kelimesini okuyana kadar yaşanılanların gerçek olduğuna inanamayacaksınız. hatta kitabı bitirdikten sonra bu neydi ya. acaba ben mi yanlış anladım. diyerek afallayabilirsiniz. kitaptan ufak bir alıntı:

"paltom bile ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda..?"
devamını gör...
kitabın başlangıç cümlesini her yerde 'en etkileyici giriş cümlesi' olarak duyduğum için bundan pek etkilenemedim.

böceklerden çok tiksiniyorum. kitabın kapağını görmemek için çok çaba sarf etmek zorunda kaldım. ancak en zor kısmı konuya alışana kadar bir böcek gibi düşünmek zorunda kalmaktı.

betimlemeleri çok beğendim. o anı gayet güzel yaşatıyor.

böceklerin kaçış sebeplerini anlatış şekli bambaşka bir şeydi. biz yürürken yürümeleri ve biz durunca durmaları kısmına bayıldım. böcekler de gerçekten hassas olabilirmiş.

tozlu kısımda benim gibi tozdan bir pelerin hayal eden var mıdır acaba?

anlatım sırasında ben mi bir şey kaçırdım yoksa gerçekten cümleler mi sıkıntılı emin değilim ama sanırım ilki daha muhtemel. kapıdan geçerken vücudu zarar gören bir böcekten, kutuda taşınan bir böceğe geçiş nasıl oldu fark edemedim ya da cam önünde dimdik duran o heybetli böceğe ne oldu?

çirkin bir böcek değil de şirin bir canlı olsa acaba ailenin tepkisi nasıl bir şey olurdu? aslında buradan, insanların sadece çirkin davranışlara ya da sadece görünüşe odaklandığını ve tamamen kestirip atmaktan daha fazla memnuniyet duyduklarını da çıkarabiliriz.

çıtır çerez kitabı.
devamını gör...
gregor samsa, odasından böcek şeklinde ilk çıktığında, babasının bir tekme darbesiyle onu odasına geri savurması... buraya kadar olan kısmı gregor'ın kâbusu sanmıştım. gerçekmiş meğer.
devamını gör...
franz kafkanın sevdiğim hikayelerinden biri. bir insanın içinde yaşadığı inişleri çikislari, aslinda kim oldugu ve ne olmak istediginin zihninde yarattigi donusumun hikayesi. bir sabah bocek olarak uyanmak ama ayni zamandada işe gitme telasinda olmak ailesinden gordugu muamele. aslinda hayatin ona sunmus oldugu ve onunda kabullenmis oldugu bir hayat. tek kelimeyle çoğumuzun hatta %90 insanin yasadigi hayat bu kitaptir dersek cok dogru olur !!! dönüşüm; içimizde aslında olmak istemediğimiz ama mecburi baskılar sonucu dönüştugumuz
insan+kişi = böcek !
devamını gör...
''gregor samsa bir sabah huzursuz düşlerinden uyandığında kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş buldu.''
bu kitabın ilk cümlesidir. daha ilk cümlesinde insanı şaşırtır. aslında ailesinin borçlarını ödemek için bir acentede çalışan gregor samsa ona gösterilen muamelenin şeklini alır. evet gregor samsa 'ya böcek gibi davranılmaktadır. itilip kakılmış, sadece ondan çalışması ve para getirmesi istenmiş;ona kimse ne hissettiğini, nerede olmak istediğini, ne yapmak istediğini sormamıştır. ve bir böceğe dönüştüğünde de ailesi ondan iğrenmiş ve kaçmıştır. yalnız annesinin gregor'un eski haline döneceğine dair umutları vardır. belkide paralel evrendeki böcek samsa ve insan samsa yer değiştirmiştir. belki böcek evreninde gregor samsa bir sabah huzursuz düşlerinden uyandığında kendini yatağında bir insana dönüşmüş bulmuştur. tabi bunlar evrenlere ne kadar inandığımıza göre değişir. neticede gregor samsa bir böcek olarak ölür ve ailesi ondan kurtuldukları için rahatlar. zavallı samsa'ya acımamak elde değil. o tiksinmeyi sanki zatıma yapılıyormuş gibi hissettim okurken. belki de bana yapılan böcek muamelesinin yansımalarını gördüm, kimbilir.
devamını gör...
kafka'yı ve eserlerini babasıyla ilişkisinden ayrı ele almak mümkün değildir. hayatı boyunca babasına karşı duyduğu eziklik, düşmanlık, korku eserlerinde -belki bilinçli belki bilinçsiz- somut bir hal almıştır. kafka, babasının kendisine bazen bir böceğe bakarmış gibi baktığını düşünür. kafka okumalarına öncelikle kafka'nın babasına yazdığı ama asla vermeye cesaret edemediği babaya mektuplar kitabıyla başlanmalı. ondan sonra okunan her kitap daha bir anlam kazanacaktır.
devamını gör...
yazar hayal gücünün doruklarında yaşayıp,okuyucuya da bir nebze olsun aksettirmek niyetiyle yazmış dönüşümü.
bir yandan hayattan mesajlar verirken bir yandan da kişilikler hakkında bilgi vermektedir.çok severek okuduğum yapıttı.
devamını gör...
okul yıllarında ödev olarak zorla okutulmasına rağmen beğenerek okuduğum ve hafızama kazınan bir kitaptır. franz kafka bu tarz romanlarıyla fazlaca öne çıkmış bir yazardır. günümüze kadar başarıyla gelmiş kitaplarıyla düşünce gücünü arttırıp içsel düşünmeye yönlendirmiştir.
devamını gör...
gregor samsa kendini garip rüyaların eşiğinden alarak uyandığında kendini bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. insandan böceğe dönüşümünün var oluşu olarak tabir edebiliriz. ama bunun dışında aile baskısının, bilinçli olarak emeğin sömürülmesinin de ele alındığı oldukça akıcı ve güzel bir roman. tavsiye ederim.
devamını gör...
kafka dönüşümle ne anlatmak istedi benim için her zaman bir bilinmez olacak. sanki söylenecek her şey ya da açıklanacak her metafor hep eksik gibi. kafka çıksa da bunu anlatmak istedim dese hayır hayır başka bir şey anlatmak istemiştin diyeceğim. yine de ne kadar çok açıklama yapılırsa yapılsın bence anlatmaya çalıştığı şey babasıyla ilişkisi ile alakalı olan incelemelere daha yakın.

kendini sürekli kabul ettirmeye, ispat etmeye ve babası tarafından var olduğunun ya da başardığının bilinmesine ihtiyaç duymuş ve hayatı boyunca bundan şikayet etmiş. nerdeyse tüm kitaplarında da bunun izlerini gördüğümüz bir yazar kafka. babasıyla ilişkisi ona tamamen işe yaramaz gibi hissettirmiş ki babaya mektupta bunu açıkça görüyoruz. milenaya mektuplarda da babasından bahsettiği bölümler var. babayı yenmek ya da onun tarafından kabul edilmek kafka için varolmanın ilk basamağı gibi.

dönüşümde ait hissetmediği ve tümden yabancı olduğu toplumda kendisini koyduğu yeri görüyoruz bence. o kadar başkayım ve içinde yaşadığım sistem beni bu başkalığa o kadar zorluyor ki adeta kocaman bir böcek gibiyim demek istemiş bence. sistem tarafından yok sayılan hatta istenmeyen, tiksinilen ve bir işe yaramayan bir varlık olarak resmetmiş kendisini.

okuduğundan daha fazlası olan kitaplardan biri dönüşüm. üstüne düşünülmesi gereken bir çok noktası var. ancak kafkaya sinir oluyor olabilirim. sürekli şikayet ediyor ve bunu da adeta depresyon halini korumak için yapıyor gibi hissettiriyor bana. sanki bundan da keyif alıyor. neyse. öyle işte.
devamını gör...
en çarpıcı kısmının böceğe dönüştüğünde işe gidebilmek içi çaba harcamasıydı bence, böceğe dönüşmüşsün ama işi düşünüyosun hala , ne denilir ki herşeyi açıklıyor orada bence.
devamını gör...
adamın her kitabı etkileyici, burkuyor ama olsun. bunun filmi var mı diye bakmıştım ve vardı ama çok beğenmedim.
kitapların filmlerine çok meraklı oluyorum çünkü okurken kendi kafamın içinde de çekiyorum ve eseri nasıl yansıttıkları ve farklılıklar vs. çok ilgi çekici.
o kadar hayvan çeşidi içinden niye böcek? diye düşünmüştüm. sonra babasıyla olan berbat ilişkisinden yola çıktığını okumuştum. farklılık ve içsel aydınlanma böcekle tasvir edilmiş olsa da bu kadar berbat muamelelere gerek var mıydı? okurken birçok soru işareti ve tiksinme yüz ifadesiyle okumuştum. böcekten değil insanlardan.
bir de ben 5-6 kitabını set şeklinde berbat bir yayınevinden almışım. evet okurken fark ettim. (: yine de hepsini okudum. ve buna rağmen çok beğenmiştim. beğenmekle yetinmeyip tamamen aşık olmak istediğim kitaplardanlar o yüzden yine ama kaliteli bir çeviriyle okuyacağım.
tekrar okutturan hiçbir kitap olmadı. ve ben okuyunca kolay kolay unutmam bu yüzden ikincileri zaman kaybı olarak görür başka kitapları okumayı seçerim ama franz'ın eserleri sonu bilsem de, çokça unutmasam da yine keyifle kendini okutturabilecek güçte. ve ben başlangıcı yine bu kitapla yapacağım.
dava da çok başarılı ve metaforluydu. babaya mektup, nedense bana ağır ve çok duygusal geldi. evet beğendim ama ağlattı da.
ceza kolonisi biraz orta, milena'ya mektuplar zaten neredeyse en bilindiklerinden. ve kitaplarına bakınca tek mektuplaştığının milena olmadığını da görmüştüm. başka bir kadında vardı ve bu şaşırmıştı. onu inceleyip okuma listesine alıp almamaya karar vereceğim...
devamını gör...
özgün adı die verwandlung olan franz kafka imzalı 80 sayfalık eser olup 1915 yılında yayınlanıyor.

kendisini bir sabah böceğe dönüşmüş halde bulan gregor samsa adında bir adamın öyküsü anlatılıyor.
oldukça sürrealist bir biçimde anlatılan öyküde aslında franz kafka'nın kendisinin bir böcek olarak görüldüğünü varsaydığı rivâyet edilir.

eseri daha yakından incelemek istersek;
bir insanın kendisini toplumun ve ailesinin nezdinde ne zaman böcek olarak görmeye başladığı, değersizliğin böceğe dönüşme metaforuyla anlatılması galiba kitabı daha etkileyici kılıyor.
incecik bir kitap olduğu halde okuması belki biraz sancılı olabilir çünkü havasının gotik oluşu belki kitabı sürükleyici kılamayabilir.

gregor samsa'nın böceğe dönüştükten sonraki yaşamı, hisleri, ailesinin ona karşı değişen tavrı, bir yaratık olarak görülmesi, sevilmemesi, hatta ölümünün dahi düşünülüp istenmesi kitabı daha sarsıcı kılıyor.

yalnızlık, dışlanma ve kendine yabancılaşma gibi durumlar kitabın ana temasıydı denilebilir.

bir insanın bunalımı, patronunun gözündeki değeri, toplumsal normlar, iş hayatı ve ailedeki konumunun yarattığı huzursuzluk, nihilist olmaya iten gerekçelerdendir diye düşünülebilir.

gregor samsa'nın dönüşecek onca şey varken böceğe dönüşmesi ise onu anlamak için bile yeterlidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



odamda günlerdir yalnızım, ziyanı yok dünyada da yıllarca yalnız değil miydim?
devamını gör...
kaç yıllık okuyucuyum böyle saçmalık görmedim hayır lütfen yazar ünlü diye kitabı övmeyin. bu söylediğiniz mesajlar daha akıcı daha farklı bi konuyla anlatılabilir ay neymiş uyandım böceğim bla bla zaman kaybı net
devamını gör...
biraz geç kalmış bir entry oldu benim için. en sevdiğim yabancı yazarlardan franz kafka'nın ilk okuduğum eseri ve başyapıtı. mevzuyu kitabı okumayanlar bile bilir. baş kahramanımız bir sabah yatağından bir böcek olarak kalkar. fakat asıl mesele bu fiziksel dönüşüm değil, bu dönüşümün çevresi ve kendisi üzerindeki etkileridir.

eser başlı başına yabancılaşma teması üzerinde durur. gregor böcek olmadan önce de ailesi ve yakınları tarafından böcek muamelesi gören bir adamdır. başlangıçta gregor'un durumuna endişelenen aile zamanla ondan tiksinmeye başlar. modern insanın toplum içerisinde özellikle de olayın geçtiği zaman diliminde ne kadar değersizleştirildiği çarpıcı bir biçimde dile getirilir bu eserde.

eserin geneline yaraya şu soru özet niteliğindedir; bir insan işe yaramadığı zaman da değerli midir?

fantastik bir öykü olmasının yanı sıra derin bir varoluş eleştirisi de kaleme almıştır üstat kafka.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"dönüşüm" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim