201.
başlık sahibinin “ …senin yerine düşünüp gözünde canlanacak sahneleri seçmiş…”
kısmından sonraki entrysini okumaktan vazgeçtiğim başlık.

üretimin en basit hali düşünmek ve hayal etmeyi dahi başkalarının yapmasını bekleyen bir düşünce sahibinin yorumları da anlamsızlaşıyor.
devamını gör...
202.
kitabı okurken zinhinde kendi filminin yönetmeni olan kişidir. kısaca hem okur hem hayal eder.
devamını gör...
203.
şu görselle çürütülecek olandır. filmlerde kitaplardaki kadar detay olmaz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
204.
kitabı okuyunca olayın içinde oluyorsun. mesela dün okuduğum bölümde 3 kişi beraber yemek yiyip sohbet ederlerken bende oradaydım halbuki filmini izlerken adı üstünde ekrana bakıp uzaktan izliyorsunuz. ( şizofrenik sancılar çekiyormuşum gibi bir tanım oldu, ama beni anladığınızı varsayıyorum) .
devamını gör...
205.
filmi kitabıyla aynı olsa belki mantıklı olurdu bu saçma başlık. hadi bir örnek:
the shining’i izlemiş ama kitabını okumamış birinin bir yorumunu okumuştum bir korku grubunda. diyor ki; “jack torrance kilerde kilitliydi. kapı nasıl açıldı.” şimdi bu yorum filme bakınca mantıklı gelir. çünkü film sanki üç kişilik bir aile toplu histeriye kapılmış gibi bir atmosfer yaratır. oysa kitabını okusa kapının nasıl açıldığını bilir. ya da hayvan mezarlığı. 1992 yapımı film çok iyi. e ama o da olayların neden bu hale geldiğini açıklamıyor. wendigo’nun insanları o mezarlığa çektiğini aktaramıyor. gerek görmüyor. doktor uyku? o da kitabı farklı, filmi farklı. filmdeki jack torrance sahnesi ile kitaptaki jack torrance kısmının alakası bile yok. sonları bile aynı değil.

özetle, cahilsiniz ve böyle saçma başlıklardaki gibi düşüncelerinizle, hareketlerinizle bilgili insanları ezdiğini düşünerek kendinizi yücelttiğinizi, şark kurnazlığı yaptığınızı düşünebilirsiniz ancak bu sizin daha da cahil olduğunuz gerçeğini değiştirmiyor. ot geldiniz, ot gidiniz efendim.

(bkz: jack torrance)
(bkz: the shining)
(bkz: stephen king)
(bkz: doktor uyku)
(bkz: hayvan mezarlığı)
devamını gör...
206.
detayların büyüsünde kaybolmayı seven tiptir. en doğrusunu yapmaktadır.
devamını gör...
207.
hiçbir şey olmasa kelime hazinen artar.
devamını gör...
208.
günlük kitap okurum, illa 100 sayfa okumanıza gerek yok, sıkıldığım yerde bırakıyorum. filmde izliyorum dizi de.
devamını gör...
209.
ben kitabını okuduktan sonra filmini izleyip kitabın ne kadarını doğru yansıtabilmişler diye merak ediyorum, bu şekilde yorumlamayı seviyorum açıkçası. bazı filmler romanından çok güzel uyarlanırken bazıları da çöp oluyor ve bu aradaki farkı görmek benim hoşuma gidiyor.
devamını gör...
210.
eseri, yönetmenin gözüyle değil kendi hayal gücüyle tasvir etmek isteyen insandır. ben de genelde bunu yaparım. bu tarz kitaptan uyarlanma filmleri kitabı bitirmeden izlemem.
devamını gör...
211.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
212.
filmi; yönetmen koltuğunda oturmak isteyen insanların , hayal gücünün uçsuz bucaksız engin denizlerinde çekmesi.
devamını gör...
213.
(bkz: eski ben)
devamını gör...
214.
hayal dünyasında tiplemelerden diyalogların tonlamalarına kadar her şeyde özgürsün ve inanılmaz güzel hissettiren bir şey bu. her şey benim istediğim gibiyken neden filmi izleyip tekdüze bir karakter ortaya çıkarayım ki?
devamını gör...
215.
film dediğin olay 2 saatlik ya da ondan da daha az bir zaman ama roman okumak bazen 4-5 günü buluyor, heyecana heyecan katıyor. bence roman okumak daha çekici kanımca, yani bana göre öyle. film pek cazip gelmiyor açıkçası.
devamını gör...
216.
yaratıcılık ve zihinsel betimlemenin maddi imkanlara karşı fazlasıyla öne çıkabileceğini fark eden insan evladıdır.
devamını gör...
217.
diğer yazarlar uygun tanımlarını girmişler o yüzden neden diye ayrıca belirtmek istemiyorum.. tersi istikamette başka bir paradoks da var.. 100 sayfalık bir kitabın dizi olarak 10 sezon yayınlandığı günümüzde, 1900 * kitabı en fazla 70 sayfadır ve yarım saatte okuyorsun.. kitabın 2 saat süren bir filmi var..önce kitabını okuyup sonra filmini izlediğim ender kitaplardan biridir..iyi yapmışlar filmini..

(aslında "1900 efsanesi" diye bir tanımda bahsedecektim ama adım gibi emindim ki kendini bilmez bir mod bu tanımı the legend of 1900 tanımına yönlendirecekti, sanki herkes ingilizce arama yapıyormuş gibi... )

benim okuduğum çevirisi şu:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

1900 yılının ilk günü bir transatlantikte, bir kutunun içinde bulunan ve 'bindokuzyüz' adı verilen bir bebeğin olağandışı öyküsü. olağanüstü bir piyano virtüozu olan ve yaşamı boyunca karaya hiç ayak basmayan 'bindokuzyüz', giderek bir efsaneye dönüşecektir. baricco’nun ‘bindokuzyüz’ü, çarpıcı bir öyküden yola çıkarak, 20. yüzyıla şaşırtıcı derinlikte bir yorum getiriyor.
devamını gör...
218.
kitaptaki her cümleyi mi canlandırıyorlar?
bazen işlerine gelmeyen bölümlerini bile atıyorlar, sahne koymuyorlar.
kitabını okumak tabi ki ..
benim gözümden, kendi sesimden, kendi betimlemelerimle gözümde canlanıyor.
bundan daha iyi film olamaz.
devamını gör...
219.
hayal etmeyi ve kurgunun bir kısmının hayal gücüne göre şekillenmesini, elinde mısırla film izlemekten daha çok seven tiptir.
film izlerken gülümsediğimi hiç hatırlamam lâkin kitap okurken sık sık gülümserken yakalarım kendimi.
devamını gör...
220.
kitap varken filmini izlemek hayal gücünü öldürür. oysa roman öyle mi? okuduğumuz kendi hayal gücümüze kalmıştur. herkesin kendine özek bir dünyası olur kimse kimsenin dünyasına karışamaz.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"filmi varken gidip sayfalarca roman okuyan tip" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim