filmi varken gidip sayfalarca roman okuyan tip
başlık "bir bilen" tarafından 14.11.2020 22:42 tarihinde açılmıştır.
201.
günlük kitap okurum, illa 100 sayfa okumanıza gerek yok, sıkıldığım yerde bırakıyorum. filmde izliyorum dizi de.
devamını gör...
202.
ben kitabını okuduktan sonra filmini izleyip kitabın ne kadarını doğru yansıtabilmişler diye merak ediyorum, bu şekilde yorumlamayı seviyorum açıkçası. bazı filmler romanından çok güzel uyarlanırken bazıları da çöp oluyor ve bu aradaki farkı görmek benim hoşuma gidiyor.
devamını gör...
203.
eseri, yönetmenin gözüyle değil kendi hayal gücüyle tasvir etmek isteyen insandır. ben de genelde bunu yaparım. bu tarz kitaptan uyarlanma filmleri kitabı bitirmeden izlemem.
devamını gör...
204.
205.
filmi; yönetmen koltuğunda oturmak isteyen insanların , hayal gücünün uçsuz bucaksız engin denizlerinde çekmesi.
devamını gör...
206.
(bkz: eski ben)
devamını gör...
207.
film dediğin olay 2 saatlik ya da ondan da daha az bir zaman ama roman okumak bazen 4-5 günü buluyor, heyecana heyecan katıyor. bence roman okumak daha çekici kanımca, yani bana göre öyle. film pek cazip gelmiyor açıkçası.
devamını gör...
208.
yaratıcılık ve zihinsel betimlemenin maddi imkanlara karşı fazlasıyla öne çıkabileceğini fark eden insan evladıdır.
devamını gör...
209.
diğer yazarlar uygun tanımlarını girmişler o yüzden neden diye ayrıca belirtmek istemiyorum.. tersi istikamette başka bir paradoks da var.. 100 sayfalık bir kitabın dizi olarak 10 sezon yayınlandığı günümüzde, 1900 * kitabı en fazla 70 sayfadır ve yarım saatte okuyorsun.. kitabın 2 saat süren bir filmi var..önce kitabını okuyup sonra filmini izlediğim ender kitaplardan biridir..iyi yapmışlar filmini..
(aslında "1900 efsanesi" diye bir tanımda bahsedecektim ama adım gibi emindim ki kendini bilmez bir mod bu tanımı the legend of 1900 tanımına yönlendirecekti, sanki herkes ingilizce arama yapıyormuş gibi... )
benim okuduğum çevirisi şu:

1900 yılının ilk günü bir transatlantikte, bir kutunun içinde bulunan ve 'bindokuzyüz' adı verilen bir bebeğin olağandışı öyküsü. olağanüstü bir piyano virtüozu olan ve yaşamı boyunca karaya hiç ayak basmayan 'bindokuzyüz', giderek bir efsaneye dönüşecektir. baricco’nun ‘bindokuzyüz’ü, çarpıcı bir öyküden yola çıkarak, 20. yüzyıla şaşırtıcı derinlikte bir yorum getiriyor.
(aslında "1900 efsanesi" diye bir tanımda bahsedecektim ama adım gibi emindim ki kendini bilmez bir mod bu tanımı the legend of 1900 tanımına yönlendirecekti, sanki herkes ingilizce arama yapıyormuş gibi... )
benim okuduğum çevirisi şu:

1900 yılının ilk günü bir transatlantikte, bir kutunun içinde bulunan ve 'bindokuzyüz' adı verilen bir bebeğin olağandışı öyküsü. olağanüstü bir piyano virtüozu olan ve yaşamı boyunca karaya hiç ayak basmayan 'bindokuzyüz', giderek bir efsaneye dönüşecektir. baricco’nun ‘bindokuzyüz’ü, çarpıcı bir öyküden yola çıkarak, 20. yüzyıla şaşırtıcı derinlikte bir yorum getiriyor.
devamını gör...
210.
kitaptaki her cümleyi mi canlandırıyorlar?
bazen işlerine gelmeyen bölümlerini bile atıyorlar, sahne koymuyorlar.
kitabını okumak tabi ki ..
benim gözümden, kendi sesimden, kendi betimlemelerimle gözümde canlanıyor.
bundan daha iyi film olamaz.
bazen işlerine gelmeyen bölümlerini bile atıyorlar, sahne koymuyorlar.
kitabını okumak tabi ki ..
benim gözümden, kendi sesimden, kendi betimlemelerimle gözümde canlanıyor.
bundan daha iyi film olamaz.
devamını gör...
211.
hayal etmeyi ve kurgunun bir kısmının hayal gücüne göre şekillenmesini, elinde mısırla film izlemekten daha çok seven tiptir.
film izlerken gülümsediğimi hiç hatırlamam lâkin kitap okurken sık sık gülümserken yakalarım kendimi.
film izlerken gülümsediğimi hiç hatırlamam lâkin kitap okurken sık sık gülümserken yakalarım kendimi.
devamını gör...
212.
kitap varken filmini izlemek hayal gücünü öldürür. oysa roman öyle mi? okuduğumuz kendi hayal gücümüze kalmıştur. herkesin kendine özek bir dünyası olur kimse kimsenin dünyasına karışamaz.
devamını gör...
213.
düşünsene karakterlerin yüzünü hayal ediyorsun , bir film çıkarıyorlar adamın baş karakterinle alakası yok tamamen yıkım
devamını gör...
214.
tüketim toplumuna ayak uyduramayan kişiliktir.
gelişmiş yazı ve kağıt icad edildiğinde mülkiyetçi toplum ekonomileri henüz başlatılmamıştı, (ilkel ve gelişmiş monarşi modellerini bilimsel temellere dayanmadığı için mülkiyetçi veya kapitalist olarak tanımlayamıyoruz.) ne kapitalizm ne emperyalizm ne de sosyal demokratik burjuva ekonomisi vardı piyasada. günümüzde yok olmaya yüz tutmuş ve antik dönem alışkanlıkları sayılabilecek bir takım alışkanlıklar tüketim toplumu alışkanlıklarına dönüşmüş/dönüşümünü tamamlamaya çabalamakta.
kıssadan hisse; kitap okumak ile film-dizi ya da kitaptan / öyküden yaratılmış film izlemek aslında birbirlerinden farklı etkinlikler. bu şeyler aynı türden ihtiyaçları karşılamıyorlar. hangisini tercih edenin daha salak insan olduğu gibi anketsel konular bu metnin dışında kalıyor..
gelişmiş yazı ve kağıt icad edildiğinde mülkiyetçi toplum ekonomileri henüz başlatılmamıştı, (ilkel ve gelişmiş monarşi modellerini bilimsel temellere dayanmadığı için mülkiyetçi veya kapitalist olarak tanımlayamıyoruz.) ne kapitalizm ne emperyalizm ne de sosyal demokratik burjuva ekonomisi vardı piyasada. günümüzde yok olmaya yüz tutmuş ve antik dönem alışkanlıkları sayılabilecek bir takım alışkanlıklar tüketim toplumu alışkanlıklarına dönüşmüş/dönüşümünü tamamlamaya çabalamakta.
kıssadan hisse; kitap okumak ile film-dizi ya da kitaptan / öyküden yaratılmış film izlemek aslında birbirlerinden farklı etkinlikler. bu şeyler aynı türden ihtiyaçları karşılamıyorlar. hangisini tercih edenin daha salak insan olduğu gibi anketsel konular bu metnin dışında kalıyor..
devamını gör...
215.
okurken her karakteri, olayı kafamda kendimce canlandırmak, kitabın içinde kaybolmak varken ayrıca kitaptaki çoğu şeyin filmde olmayacağını bilerek niye filmini izleyeyim ki
devamını gör...
216.
sonra da ekonomi çok kötü ya diye sızlanır.
devamını gör...
217.
filmini izlediysem romanını okuyamıyorum romanı okuduysam eğer filmi izliyorum ama genelde farklı oluyor film kitap
devamını gör...
218.
ben kitabını tercih edenlerdenim. kitaptaki olay bütünlügü filme aktarılırken mutlaka eksikler olur. bir benzetme ile örneklendirmek isterim. biyografinizin yazıldığını hayal edin. yalnızca okuduğunuz okullar, başarılarınız.. siz bundan ibaret misiniz? kişiliğinizin detayları olmasa siz siz olur musunuz? kitap/film konusu da böyledir. hele yazar her şeyi ince planlamış ulu biriyse kitabini okumak varken filmini izlemek pek keyif vermez.
devamını gör...
219.
yukarıda ki tanımı ben de bir örnekle desteklemek isterim. bir kitabı okudum filminin olduğunu öğrendim filmi izledim benziyor ama hayal kırıklığı olarak. eksik çok olayları benzetemeden geçmişler falan uydurmak zor biraz.
devamını gör...
220.
kitabı varken filmini izleyen tipten evladır.
devamını gör...
