filmi varken gidip sayfalarca roman okuyan tip
başlık "bir bilen" tarafından 14.11.2020 22:42 tarihinde açılmıştır.
261.
istisnalar dışında kitapta anlatılanları kırpan, bozan, değiştiren araçtır bu filmler. bütçe, süre sınırı vb imkanlar yüzünden biraz da olması gerekendir. ancak çoğu film, işin cıvkını çıkartmaktadır.
bence bu durumun en büyük sebebi, edebiyatın daha çok sanat, sinemanın ise kar amacı gütmesidir.
ayrıca içsel betimlemelerin yoğun olduğu bir kitapsa, filminden alınabilecek verim aşırı oranda düşmektedir.
bence bu durumun en büyük sebebi, edebiyatın daha çok sanat, sinemanın ise kar amacı gütmesidir.
ayrıca içsel betimlemelerin yoğun olduğu bir kitapsa, filminden alınabilecek verim aşırı oranda düşmektedir.
devamını gör...
262.
kitaplardan tonla filme uyarlama varken, filmden kitaba uyarlanan kaç eser var bakmak lazım.
devamını gör...
263.
izleyip bir çırpıda tüketmek istemiyordur, tadını çıkara çıkara okumak hoşuna kaçıyordur ya da filmde olmayan detayların peşindedir belki.
devamını gör...
264.
roman okumak iyidir. okuyun filmi izleyip napcanız *
devamını gör...
265.
ben ikisininde yapıyorum bazen kitaptan önce filmi izliyorum kitabını okurken karakterleri canlandırmak kolay oluyor ayrıca filmi varken kitabını okumak neden diyenler için belirtmek isterim her film çeken kitabı tam manasıyla filme uyarlayamiyor maalesef
devamını gör...
266.
benim bu.başkasının bakış açısından,gösterilmek istenenden değil,dekoru konuyu zihindeki pencereden izlemenin özgünlüğünü filmin eksikliğine tabiki değişmem.önceliğim her daim kitap.
devamını gör...
267.
daha ayrıntılı
devamını gör...
268.
film de bizim, roman da...
bizi birbirimize düşürmeye kimsenin gücü yetmeyecek.
yaşasın sanat dallarının kardeşliği.
bizi birbirimize düşürmeye kimsenin gücü yetmeyecek.
yaşasın sanat dallarının kardeşliği.
devamını gör...
269.
kitabın tadını hiç bir şey veremez.
devamını gör...
270.
271.
kitabını okurken ayrı bir keyif alıyorsun.
devamını gör...
272.
filmini de izlerim romanını da okurum. bu hayatta en sevdiğim şeylerdir; kitap, sinema ve kahve.
devamını gör...
273.
film kitabın sıkıştırılmış halidir. makaslanan çok yer olur filmde. o yüzden kitap detaydır, film özet.
devamını gör...
274.
aaa bunun filmi vardı.
kitabını da mı yazmışlar?
diyen tip olmaktan milyon kat iyidir.
kitabını da mı yazmışlar?
diyen tip olmaktan milyon kat iyidir.
devamını gör...
275.
akilli insan tipidir tabii, yadirganmasinin nedeni de bu zaten, zira akli basinda insan cok anlasilmaz…
efenim mevzuya donecek olursak; yuzuklerin efendisi dahil, kitabi bulunan her filmin yazili eser versiyonu, filminden daha muh te sem dir!! cunku kitaplardaki ince betimleme sanatina, var olan filmlerinin icerisinde denk gelemezsiniz. filmler daha cok sonuca cikaran buyuk olaylari konu alir, ince detaylara girmez. dolayisiyla filmden alinan haz da kitaplardaki kadar derin degildir, cok içe islemez.
akabinde kurgudan yola cikarak olusturulan hayal, materyalist duyularin algiladigindan daha fazla tat verir insana. bundan mutevellit hayal gucu görecelikten her daim ustundur/daha tercih edilesice’dir. gercek dunyamizdan cok kafamizin icindeki dunyada yasamamizin nedeni de tam olarak bu’dur.
efenim mevzuya donecek olursak; yuzuklerin efendisi dahil, kitabi bulunan her filmin yazili eser versiyonu, filminden daha muh te sem dir!! cunku kitaplardaki ince betimleme sanatina, var olan filmlerinin icerisinde denk gelemezsiniz. filmler daha cok sonuca cikaran buyuk olaylari konu alir, ince detaylara girmez. dolayisiyla filmden alinan haz da kitaplardaki kadar derin degildir, cok içe islemez.
akabinde kurgudan yola cikarak olusturulan hayal, materyalist duyularin algiladigindan daha fazla tat verir insana. bundan mutevellit hayal gucu görecelikten her daim ustundur/daha tercih edilesice’dir. gercek dunyamizdan cok kafamizin icindeki dunyada yasamamizin nedeni de tam olarak bu’dur.
devamını gör...
276.
277.
kendi hayal gücüne güvenen ve yaratıcı olmak isteyen kitabı okur. belirli tip ve karakterlerle görmek isteyen filmini izler. ben her ikisini de yaparım bazen bazen hayal gücüm yetmez bazen somutluk ararım.
devamını gör...
278.
quasimodo nasıl senin zihninde? ilk ortaya çıktığı dönemin ve günümüze kadar ve gelecekteki diğer milyonlarca okurun zihninde?
sanıyorum bu 10. sefer vereceğim aynı örnek olacak ama "düz bir ağaçlıklı yolda sessizce ilerliyordu." cümlesini okuduğunda senin aklında canlanan düz ağaçlıklı yol ile diğer milyonlarca insanın aklındaki düz ağaçlıklı yol nasıldır? yeşili anlatılan ağacın üstündeki ağaçkakan senin zihninde nasıl canlanır?
bir film çekildiğinde romanın karakterlerine uygun tipte insanlar seçilir fakat bu senin benim kafamızdaki kişileri zihnimizde değiştirir ve başka bir karakter daha ortaya çıkar. quasimodo'nun okuduğumda kafamda canlanan hali, filmlerdeki hali, dönemin çizerleri tarafından yapılmış hali var. 3 ayrı birbirine benzeyen ama birbirinden tamamen ayrı karakter zihinde yer edinir.
madame bovary'de emma'nın sevgilisinin evine dönüp son bir kez bakışında benim hayalimde canlanan gotik yapı ile, jane eyre'daki kurguda jane'in sevdiği adamın gotik çağrışım yapan evine bakarkan gördüğü evin daha kasvetli ama bana emma'nın baktığı evi hatırlatan hali var. jane eyre gotik-gerçekçi biçime benzer bir eserken çağrışım yapan madame bovary üzerinden iki evi benzetebiliyorum. eğer filmlerini seyretmiş olsam ve kitapları okumamış olsam bu ikisi arasında benzetme yapamayacaktım.
"benim ülkemde demokrasi var."
senin ülkende hangi tip demokrasi var? demokrasinin onlarca çeşidi varken bir de aynı tip demokrasinin pratikte bambaşka şekilde ele alındığı ülkeler var. tip aynı ama ele alış şekli ve uygulaması farklı.
insanı hayvandan ayıran şey beyin avantaji dolayısıyla hayal gücü olduğu için bir hayvan gibi olan bir şeyi seyir haline girmek yerine, okunan metni kendi beynini çalıştırarak, tembellikten uzak şekilde sürekli içeride kalarak hayal etmek büyük bir lütuftur.
kafayı beyni yormak lazım. filmler sadece size gösterilenleri hayal dünyanıza yerleştirir. kitaplar ise hayal dünyanızda size özgü biçimlere sahip olmanızı sağlar.
demokrasi, quasimodo, emma bovary, jane eyre kelimelerini tam da şimdi okuyun ve saniyesinde gözünüzün önüne gelen ilk biçimleri düşünün. daha kolay anlaşılır her şey. önemli olan bir tane diğer insanlardan farklı olan, çirkin olan bir kambur figürü değil, o figürün sizin kafanızda nasıl canlandığıdır.
sanıyorum bu 10. sefer vereceğim aynı örnek olacak ama "düz bir ağaçlıklı yolda sessizce ilerliyordu." cümlesini okuduğunda senin aklında canlanan düz ağaçlıklı yol ile diğer milyonlarca insanın aklındaki düz ağaçlıklı yol nasıldır? yeşili anlatılan ağacın üstündeki ağaçkakan senin zihninde nasıl canlanır?
bir film çekildiğinde romanın karakterlerine uygun tipte insanlar seçilir fakat bu senin benim kafamızdaki kişileri zihnimizde değiştirir ve başka bir karakter daha ortaya çıkar. quasimodo'nun okuduğumda kafamda canlanan hali, filmlerdeki hali, dönemin çizerleri tarafından yapılmış hali var. 3 ayrı birbirine benzeyen ama birbirinden tamamen ayrı karakter zihinde yer edinir.
madame bovary'de emma'nın sevgilisinin evine dönüp son bir kez bakışında benim hayalimde canlanan gotik yapı ile, jane eyre'daki kurguda jane'in sevdiği adamın gotik çağrışım yapan evine bakarkan gördüğü evin daha kasvetli ama bana emma'nın baktığı evi hatırlatan hali var. jane eyre gotik-gerçekçi biçime benzer bir eserken çağrışım yapan madame bovary üzerinden iki evi benzetebiliyorum. eğer filmlerini seyretmiş olsam ve kitapları okumamış olsam bu ikisi arasında benzetme yapamayacaktım.
"benim ülkemde demokrasi var."
senin ülkende hangi tip demokrasi var? demokrasinin onlarca çeşidi varken bir de aynı tip demokrasinin pratikte bambaşka şekilde ele alındığı ülkeler var. tip aynı ama ele alış şekli ve uygulaması farklı.
insanı hayvandan ayıran şey beyin avantaji dolayısıyla hayal gücü olduğu için bir hayvan gibi olan bir şeyi seyir haline girmek yerine, okunan metni kendi beynini çalıştırarak, tembellikten uzak şekilde sürekli içeride kalarak hayal etmek büyük bir lütuftur.
kafayı beyni yormak lazım. filmler sadece size gösterilenleri hayal dünyanıza yerleştirir. kitaplar ise hayal dünyanızda size özgü biçimlere sahip olmanızı sağlar.
demokrasi, quasimodo, emma bovary, jane eyre kelimelerini tam da şimdi okuyun ve saniyesinde gözünüzün önüne gelen ilk biçimleri düşünün. daha kolay anlaşılır her şey. önemli olan bir tane diğer insanlardan farklı olan, çirkin olan bir kambur figürü değil, o figürün sizin kafanızda nasıl canlandığıdır.
devamını gör...
279.
şahsen ben önce kitabını okumak isterim ki karakterler kafamda canlansın.
devamını gör...
280.
bir roman hakkında konuşabilmek için öncelikle romanı orijinal dilinde okumak gerekir. üniversitedeyken*, ingiliz edebiyatındaki belli başlı romanları incelediğimiz bir dersimiz* vardı. hocamız, inceleyeceğimiz romanların türkçesini okumamızı yasaklamıştı çünkü, "en nihayetinde tercüme edilmiş bir roman, tercümanın bakış açısıyla kısıtlanmış bir metindir ve hiçbir zaman yazarın orijinal dilinde yazdıklarını yansıtamaz." derdi. filmi yapılmış bir roman da aynı şekilde senaristin bakış açısıyla kısıtlanmış olan versiyonudur. bakış açınızı bir başkasının kısıtlamasını istemiyorsanız, romanı orijinal dilinde* okursunuz. belki sonra filmini izleyip kendi zihninizde canlanan kurguyla filmdeki kurguyu karşılaştırıp aradaki farkı değerlendirirsiniz ki hiçbir zaman filmi beğenmezsiniz çünkü kendi zengin hayal gücümüzü her zaman bir başkasınınkinden üstün görürüz. bu böyledir, hiç şaşmaz.*
devamını gör...

