41.
hayatin belirli noktalarinda, ozellikle toplumun veya kendimizin belirledigi belirli "zaman cizelgeri"ne uymadigimizi dusunebiliriz. bu gayet dogal. her insan yasiyordur bunu. ancak hepimizin hayat yolculugu benzersiz ve herkes kendi hizinda ilerliyor.
hayat, siki zaman sinirlarina bagli bir dizi kutu isaretleme egzersizi degil, ogrenme, buyume, deneyimleme ve kendi benzersiz hikayemizi olusturma surecidir.
birazcik motivasyonal bir konusma gibi oldu, kimseye de "pismanliklarin yerine su anki firsatlara odaklan" gibi bir sey demek degildi amacim ama oyle anlasilabilir.
kisacasi demek istedigim milletin belirledigi zaman cizelgelerine uymamak her zaman anlasilabilir ve normal bir seydir.
hayat, siki zaman sinirlarina bagli bir dizi kutu isaretleme egzersizi degil, ogrenme, buyume, deneyimleme ve kendi benzersiz hikayemizi olusturma surecidir.
birazcik motivasyonal bir konusma gibi oldu, kimseye de "pismanliklarin yerine su anki firsatlara odaklan" gibi bir sey demek degildi amacim ama oyle anlasilabilir.
kisacasi demek istedigim milletin belirledigi zaman cizelgelerine uymamak her zaman anlasilabilir ve normal bir seydir.
devamını gör...
42.
son bir senedir her dakika hissettiğim duygu . aşka , işe , yaşamaya , okumaya her şeye çok geç kalmış hissediyorum. koşsam yetişemem , dursam içim rahat etmez. yine bunların içinden en kötüsü de bir insana geç kalmak.
devamını gör...
43.
zaman zaman hissedilen bir duygudur. özellikle şu şarkıyı dinlerken.
"sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgâr
tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
sen bana geç geldin, ben sana erken"
buradan
"sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgâr
tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
sen bana geç geldin, ben sana erken"
buradan
devamını gör...
44.
aslında herkesin her yaşta ve statüde, kimi anlar yaşadığı, yaşlandıkça da daha sık yaşayayacağı insani bir duygu. bir duyarlık belirtisi. başarısızlıklarının özgüven ve cesaret eksiğinin bir savunusu ve nedeni olarak görme ve kabul boyutunda hastalıklı hal almadığı sürece, sorun olarak da görülmemeli.. yaşam bu, mutlaka gün olacak birşeylere gerçekten geç kalacağız veya kalmamış olsak bile öyle hissedebileceğiz..
devamını gör...
45.
bu başlık üzerine destan yazardım lakin çok yorgunum o yüzden "çoook kötü bir his" demekle yetineceğim.
devamını gör...
46.
geçmişim keşkelerle dolu, bunu inkar edecek değilim. baktığım zaman geçmişime hep '' daha önce daha farklı olabilirdi '' sonucuna vardığım bir sürü anım, pişmanlığım var. defter çok kabarık anlayacağınız. ama ne yazık ki vakit geriye doğru işletilemiyor. o '' keşkeler '' hep sırtıma yükleniyor.
geç kalmışlık hissi bende, '' keşkeler '' başladığında bir kar topuydu. şimdiyse altında son nefesimi vermek için beklediğim bir çığ.
bundan çıkış yok, bundan kaçış yok, unutmak yok...
geç kalmışlık hissi bende, '' keşkeler '' başladığında bir kar topuydu. şimdiyse altında son nefesimi vermek için beklediğim bir çığ.
bundan çıkış yok, bundan kaçış yok, unutmak yok...
devamını gör...
47.
40'a doğru iyice bastıran his.
devamını gör...
48.
ne geç kalması olm.
ne zaman öleceğiniz belli mi
kafanıza göre yaşayın. ömür kısa.
ne zaman öleceğiniz belli mi
kafanıza göre yaşayın. ömür kısa.
devamını gör...
49.
günümüzde geç kalmışlık hissini oluşturan en büyük nedenlerden biri sosyal medyadır. insanların çoğu hayatlarını öyle olmasa bile çok güzel, başarılı, mutlu, zengin gibi gösterdiği için ekran başında bunu gören diğerleri kendi hayatına baktığında ve öyle olmadığını gördüğünde içine bir karamsarlık çöküyor. buna maruz kaldıkça da kendi içindeki potansiyel neşesini de kaybediyor.
sonuç olarak önce geç kalmışlık hissi, sonrasında da umutsuzluk ve pes etmişlik hissi baş gösteriyor.
çoğumuz yaşamışızdır bu durumu. fakat gerçekler bize gösterilenlerden veya bizim gördüklerimizden çok farklı olabiliyor. başkalarına odaklanıp kendi içimizdeki neşeyi törpülemek çok anlamsız.
sonuç olarak önce geç kalmışlık hissi, sonrasında da umutsuzluk ve pes etmişlik hissi baş gösteriyor.
çoğumuz yaşamışızdır bu durumu. fakat gerçekler bize gösterilenlerden veya bizim gördüklerimizden çok farklı olabiliyor. başkalarına odaklanıp kendi içimizdeki neşeyi törpülemek çok anlamsız.
devamını gör...
50.
en çokta yaşlandıkça hissedeceksiniz..
devamını gör...
51.
bende her daim var olan his.
o yüzden her yere erken giderim.
o yüzden her yere erken giderim.
devamını gör...
52.
yoldaysanız geç kalmış sayılmazsınız bence. hem neye geç kalmış oluyoruz. x amacı erken hak etme kibri nerden geliyo ki? valla sallana sallana olmasa da yayarak iş yapmak bir yerde iyidir. acele edip de kazanan çok insan görmedim. her çiçek mevsiminde açar.*
devamını gör...
53.
farklı bir histir.
devamını gör...
54.
mezara kadar benimle gidecek bu his. aşamıyorum ve geçmiyor.
devamını gör...
55.
geç kalmadık her şey zamanında oluyor, hayat bir roman her şey sırasıyla seyir eyliyor.
devamını gör...
56.
kesin bunu yazanın da yaşı 30 bile değildir, geç kalmışlık hissinize tüküreyim sizin. sorun zaten pes etmeniz, hemen beyaz bayrağı çekiveriyorsunuz. azıcık sebat yahu.
devamını gör...
57.
öyle olması gerekiyordu ve oldu diyin. seçimler yaptınız şimdi bunun sorumluluğunu paşa paşa alın. çünkü bir şey değişmeyecek. şimdiyi ıskalamayın.
devamını gör...
58.
bazen bu hisse ben de kapılıyorum, sonra diyorum ki kendime "dur bakalım daha genciz ya hallederiz, halledeceğiz" geçiyor sonra. maç bitmedi daha, nefes aldıkça umut hep var.
devamını gör...
59.
zaman zaman bünyeme sinsice zuhur eden his. göğsümün tam ortasına oturan ağır ve fazlasıyla sinir bozucu derecede tanıdık olan bu hissi tarif etmek zor ama deneyeceğim.
sanki herkesin çoktan bindiği o son treni, peronda nefes nefese koşmama rağmen sadece birkaç saniyeyle kaçırmışım gibi bir duygu bu.
trenin uzaklaşan arka ışıklarına bakarken hissettiğim o çaresizlik ve "şimdi ne yapacağım?" paniği...
sanki bütün dünya benim dışımda bir ritim tutturmuş, kendi senfonisini çalıyor da ben o sahneye çıkmayı unutmuşum, kuliste öylece sıramı bekliyormuşum gibi hissediyorum.
etrafıma bakıyorum; herkes bir yerlere varıyor, bir şeyleri tamamlıyor, kendi hikayelerinin son taslağını temize çekiyor.
kimi kariyerinde koşuyor, kimi hayatını birleştiriyor, kimi dünyayı geziyor.
bense sanki hala giriş bölümünde kalemimin ucunu açmaya çalışıyorum.
onlar hayatın o büyük, görünmez sınavını çoktan bitirip kağıtlarını teslim etmişken, ben daha adımı soyadımı yazmayı yeni bitirmişim hissinden kurtulamıyorum.
zaman benden bağımsız, acımasız bir hızla akıyor. takvim yaprakları ben fark etmeden dökülürken, sanki bir yerlerde bir dönemeçte yanlış yola saptım ve asıl yola, olmam gereken o yere dönmek için artık çok geç.
bu sadece bir şeyleri başaramamak veya bir yerlere gelememek değil; kendi hayatıma, kendi potansiyelime, hatta kendi yaşıma bile yetişememek..
aynaya baktığımda gördüğüm yüzle, içimde bir yerlerde hâlâ hazırlık yapan o insanın takvimi bir türlü uyuşmuyor.
bazen geceleri sessizlik çöktüğünde bu his daha da büyüyor. zihnimde sürekli bir saat tıkırtısı yankılanıyor ki bu tıkırtı beni delirtiyor; bana bir şeyleri kaçırdığımı, sürenin dolduğunu fısıldıyor.
kendi kendime "neden daha önce başlamadım? neden daha cesur olmadım?" diye sorup duruyorum.
keşkelerden kocaman bir duvar örüyorum kendi önüme. ya da bir yorgan örüp atıyorum üstüme.
ama sonra, o nefes kesen paniğin ortasında çok cılız bir ses duyuyorum içimden.
belki de gerçekten geç kalmamışımdır.
belki de herkesin aynı güzergahta, aynı bitiş çizgisine doğru koştuğu o görünmez, anlamsız yarışta kendi adımlarımı, kendi hızımı bulmaya çalışıyorumdur.
belki de benim trenim henüz o perona hiç yanaşmamıştır.
mümkün müdür böyle bir şey gerçekten? yoksa kendimi mi kandırıyorum böyle, bilemiyorum..
lakin bildiğim çok net bir şey var ki o da bu dünyadan ne zaman olursa olsun en az herkes kadar buruk ayrılacağım. hiçbir zaman hiçbir başarım beni tatmin etmeyecek.
sanki herkesin çoktan bindiği o son treni, peronda nefes nefese koşmama rağmen sadece birkaç saniyeyle kaçırmışım gibi bir duygu bu.
trenin uzaklaşan arka ışıklarına bakarken hissettiğim o çaresizlik ve "şimdi ne yapacağım?" paniği...
sanki bütün dünya benim dışımda bir ritim tutturmuş, kendi senfonisini çalıyor da ben o sahneye çıkmayı unutmuşum, kuliste öylece sıramı bekliyormuşum gibi hissediyorum.
etrafıma bakıyorum; herkes bir yerlere varıyor, bir şeyleri tamamlıyor, kendi hikayelerinin son taslağını temize çekiyor.
kimi kariyerinde koşuyor, kimi hayatını birleştiriyor, kimi dünyayı geziyor.
bense sanki hala giriş bölümünde kalemimin ucunu açmaya çalışıyorum.
onlar hayatın o büyük, görünmez sınavını çoktan bitirip kağıtlarını teslim etmişken, ben daha adımı soyadımı yazmayı yeni bitirmişim hissinden kurtulamıyorum.
zaman benden bağımsız, acımasız bir hızla akıyor. takvim yaprakları ben fark etmeden dökülürken, sanki bir yerlerde bir dönemeçte yanlış yola saptım ve asıl yola, olmam gereken o yere dönmek için artık çok geç.
bu sadece bir şeyleri başaramamak veya bir yerlere gelememek değil; kendi hayatıma, kendi potansiyelime, hatta kendi yaşıma bile yetişememek..
aynaya baktığımda gördüğüm yüzle, içimde bir yerlerde hâlâ hazırlık yapan o insanın takvimi bir türlü uyuşmuyor.
bazen geceleri sessizlik çöktüğünde bu his daha da büyüyor. zihnimde sürekli bir saat tıkırtısı yankılanıyor ki bu tıkırtı beni delirtiyor; bana bir şeyleri kaçırdığımı, sürenin dolduğunu fısıldıyor.
kendi kendime "neden daha önce başlamadım? neden daha cesur olmadım?" diye sorup duruyorum.
keşkelerden kocaman bir duvar örüyorum kendi önüme. ya da bir yorgan örüp atıyorum üstüme.
ama sonra, o nefes kesen paniğin ortasında çok cılız bir ses duyuyorum içimden.
belki de gerçekten geç kalmamışımdır.
belki de herkesin aynı güzergahta, aynı bitiş çizgisine doğru koştuğu o görünmez, anlamsız yarışta kendi adımlarımı, kendi hızımı bulmaya çalışıyorumdur.
belki de benim trenim henüz o perona hiç yanaşmamıştır.
mümkün müdür böyle bir şey gerçekten? yoksa kendimi mi kandırıyorum böyle, bilemiyorum..
lakin bildiğim çok net bir şey var ki o da bu dünyadan ne zaman olursa olsun en az herkes kadar buruk ayrılacağım. hiçbir zaman hiçbir başarım beni tatmin etmeyecek.
devamını gör...
60.
geç kalmışlık hissi ne kadar bireysel sorunlara indirgense de kolektif biçimde yaşanan ciddi bir sorun. kişi herkesin hızının farklı olduğunu, insanlarla aynı şartlara sahip olmadığını, bazen elinden gelenin en iyisini yaptığını kendine hatırlatabilmeli. çünkü sistem bizi her zaman yetersiz, bir yerlere geç kalmış, sanki herkes 'o yere' ulaşmış da biz kendi beceriksizliğimizden dolayı başaramamışız gibi hissettirir. neresi orası? neye geç kaldık? bu soruları sormak için dahi geç değil. ölümden önce her şey mümkün.
devamını gör...