geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
başlık "1barfilozofu" tarafından 22.11.2020 21:53 tarihinde açılmıştır.
61.
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal...
ve güzel kal...
devamını gör...
62.
“çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar…
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar…”
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut
olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın
nemli, ağır kızıltılar…
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar…”
devamını gör...
63.
ne güzel şey hatırlamak seni..
devamını gör...
64.
gönlümle baş başa düşündüm demin;
artık bir sihirsiz nefes gibisin.
artık bir sihirsiz nefes gibisin.
devamını gör...
65.
seni düşünmek güzel şey, ümitli şey.
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum.
-nazım hikmet ran
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum.
-nazım hikmet ran
devamını gör...
66.
memleket mi yıldızlar mı gençliğim mi daha uzak...
devamını gör...
67.
gözlerim gözünde aşkı seçmiyor, onlardan kalbime sevda geçmiyor
devamını gör...
68.
beni o limana çıkaramazsın.
devamını gör...
69.
''biz fenerbahçeyiz''
nazım sangare
nazım sangare
devamını gör...
70.
“sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal”
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal”
devamını gör...
71.
sende ben, imkansızlığı seviyorum, fakat asla ümitsizliği değil...
devamını gör...
72.
bir dakika şiirinden
yakın olayım diye bu gökten gelen ize
öyle eğilmişim ki kayalardan denize
alnımdan düşen saçlar yorulmuş suya değdi
baktım geniş ufuklar başımın üstündeydi
yakın olayım diye bu gökten gelen ize
öyle eğilmişim ki kayalardan denize
alnımdan düşen saçlar yorulmuş suya değdi
baktım geniş ufuklar başımın üstündeydi
devamını gör...
73.
burası benden başka kaç insanın evidir?
bilmiyorum.
ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
bana kendimden başkasıyla konuşmak yasak.
bilmiyorum.
ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
bana kendimden başkasıyla konuşmak yasak.
devamını gör...
74.
(bkz: bir küvet hikayesi)
devamını gör...
75.
“ bakıyorum geceye demirlerden
ve iman tahtamın üstündeki baskıya rağmen
kalbim en uzak yıldızla birlikte çarpıyor...”
ve iman tahtamın üstündeki baskıya rağmen
kalbim en uzak yıldızla birlikte çarpıyor...”
devamını gör...
76.
bir kitap düştü yere
kapandı bir pencere
ayrıldılar...
kapandı bir pencere
ayrıldılar...
devamını gör...
77.
davet
dörtnala gelip uzak asya'dan
akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
nâzım hikmet
dörtnala gelip uzak asya'dan
akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
nâzım hikmet
devamını gör...
78.
ben içeri düstügümden beri günesin etrafinda on kere döndü dünya
ona sorarsaniz: lafi bile edilemez, mikroskopik bi zaman...
bana sorarsaniz: on senesi ömrümün...
bir kursun kallemim vardi, ben içeri düstügüm sene
bir haftada yaza yaza tükeniverdi
ona sorarsaniz: bütün bi hayat...
bana sorarsaniz: adam sende bi hafta...
katillikten yatan osman; ben içeri düstügümden beri
yedibuçugu doldurup çikti.
dolasti disarda bi vakit,
sonra kaçakçiliktan tekrar düstü içeri, alti ayi doldurup çikti tekrar.
dün mektubu geldi; evlenmis, bi çocugu olacakmis baharda...
simdi on yasina basti, ben içeri düstügüm sene ana rahmine düsen çocuklar.
ve o yilin titrek, uzun bacakli taylari,
rahat, genis sagrili birer kisrak oldu çoktan.
fakat zeytin fidanlari hala fidan, hala çocuktur.
yeni meydanlar açilmis uzaktaki sehrimde, ben içeri düstügümden beri...
ve bizim hane halki, bilmedigim bir sokakta, görmedigim bi evde oturuyor
pamuk gibiydi bembeyazdi ekmek, ben içeri düstügüm sene
sonra vesikaya bindi
bizim burda, içerde
birbirini vurdu millet, yumruk kadar simsiyah bi tayin için
simdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsiz
ben içeri düstügüm sene, ikincisi baslamamisti henüz
dasov kampinda firinlar yakilmamis, atom bombasi atilmamisti hirosimaya
bogazlanan bir çocugun kani gibi akti zaman
sonra kapandi resmen o fasil, simdi üçünden bahsediyor amerikan dolari
fakat gün isigi her seye ragmen, ben içeri düstügümden beri
ve karanligin kenarindan, onlar agir ellerini kaldirimlara basip dogruldular yari yariya
ben içeri düstügümden beri günesin etrafinda on kere döndü dünya
ve ayni ihtirasla tekrar ediyorum yine
onlar ki; toprakta karinca, su da balik, havada kus kadar çokturlar.
korkak, cesur, cahil ve çocukturlar,
ve kahreden yaratan ki onlardir,
sarkilarda yalniz onlarin maceralari vardir
ve gayrisi
mesela, benim on sene yatmam
laf-ı güzaf...
ona sorarsaniz: lafi bile edilemez, mikroskopik bi zaman...
bana sorarsaniz: on senesi ömrümün...
bir kursun kallemim vardi, ben içeri düstügüm sene
bir haftada yaza yaza tükeniverdi
ona sorarsaniz: bütün bi hayat...
bana sorarsaniz: adam sende bi hafta...
katillikten yatan osman; ben içeri düstügümden beri
yedibuçugu doldurup çikti.
dolasti disarda bi vakit,
sonra kaçakçiliktan tekrar düstü içeri, alti ayi doldurup çikti tekrar.
dün mektubu geldi; evlenmis, bi çocugu olacakmis baharda...
simdi on yasina basti, ben içeri düstügüm sene ana rahmine düsen çocuklar.
ve o yilin titrek, uzun bacakli taylari,
rahat, genis sagrili birer kisrak oldu çoktan.
fakat zeytin fidanlari hala fidan, hala çocuktur.
yeni meydanlar açilmis uzaktaki sehrimde, ben içeri düstügümden beri...
ve bizim hane halki, bilmedigim bir sokakta, görmedigim bi evde oturuyor
pamuk gibiydi bembeyazdi ekmek, ben içeri düstügüm sene
sonra vesikaya bindi
bizim burda, içerde
birbirini vurdu millet, yumruk kadar simsiyah bi tayin için
simdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsiz
ben içeri düstügüm sene, ikincisi baslamamisti henüz
dasov kampinda firinlar yakilmamis, atom bombasi atilmamisti hirosimaya
bogazlanan bir çocugun kani gibi akti zaman
sonra kapandi resmen o fasil, simdi üçünden bahsediyor amerikan dolari
fakat gün isigi her seye ragmen, ben içeri düstügümden beri
ve karanligin kenarindan, onlar agir ellerini kaldirimlara basip dogruldular yari yariya
ben içeri düstügümden beri günesin etrafinda on kere döndü dünya
ve ayni ihtirasla tekrar ediyorum yine
onlar ki; toprakta karinca, su da balik, havada kus kadar çokturlar.
korkak, cesur, cahil ve çocukturlar,
ve kahreden yaratan ki onlardir,
sarkilarda yalniz onlarin maceralari vardir
ve gayrisi
mesela, benim on sene yatmam
laf-ı güzaf...
devamını gör...
79.
güzel günler göreceğiz çocuklar
motorları maviliklere süreceğiz
motorları maviliklere süreceğiz
devamını gör...
80.
"ne ben sezar'ım,ne de sen brütüs'sün
ne ben sana kızarım,
ne de zatın zahmet edip bana küssün
artık seninle biz,
düşman bile değiliz"
ne ben sana kızarım,
ne de zatın zahmet edip bana küssün
artık seninle biz,
düşman bile değiliz"
devamını gör...
"geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak" ile benzer başlıklar
nazım hikmet ran
362