gençlerin yüzde 76'sının yurt dışında yaşamak istemesi
başlık "parlakelbise" tarafından 19.05.2021 10:42 tarihinde açılmıştır.
41.
kalan %24 ise verilen imtiyazlarla türkiye'de yurt dışı konforunda yaşayanlar
devamını gör...
42.
zaytung bu almanya meselesinde güzel bir yorumda bulunmuş.
olayda esas şüpheli olan 2 kişinin geri dönmesi. türkiye'de ne yapmaya çalıştıklarının mutlaka ortaya çıkarılması lazım..."
*
olayda esas şüpheli olan 2 kişinin geri dönmesi. türkiye'de ne yapmaya çalıştıklarının mutlaka ortaya çıkarılması lazım..."
devamını gör...
43.
kalan yüzde 24'e verdikleri cevabın nedeni de sorulmalıydı
devamını gör...
44.
o kadar bunaldık ki her şeyden.
çevremde mutlu bir tane arkadaşım yok. ben yıllardır yurtdışına gitmek istiyorum. bana eskiden “ben yapamam ya seviyorum burayı” diyen arkadaşlarımın şimdi tüm planları yurtdışı üzerine.
buluştuğumuzda tek konuştuğumuz şey ülke gündemi ve bunların bizim en güzel yıllarımızı nasıl etkilediği. kendi ülkemde güvende hissetmiyorum hiçbir anlamda, kendi ülkemde ikinci sınıf vatandaş gibi bile hissetmiyorum.
o kadar yorulduk ki. ekonomik özgürlüğümüz yok, çok güzel bölümlerden mezun olup işsiz kalan bir sürü arkadaşım var torpili olmadığı için.
avrupa’daki yaşıtlarımızın 20’li yaşlarda yaptığı her şey bize lüks geliyor.
pandemide tekrar gördük bu ülkenin gençlere karşı tutumunu. okullar öncelik olmalıydı, gençler eve tıkılmasın, eğitim devam etsin diye uğraşılmalıydı. unutulduk.
bir kadın olarak güvende hissetmiyorum kendimi hiçbir şekilde. günün birinde polise defalarca şikayet ettiğim biri tarafından öldürülebilirim ve o kişi sadece twitter’da gündem oldu diye tutuklanabilir.
doktor olursam hiçbir şekilde güvende hissetmicem kendimi. sağlıkta şiddetin en çok olduğu ülkelerden biriyiz. yıllarca süren emeklerin sonucunda size şiddet uygulasa da ceza almayacağını bilen insanlardan korkarak geçen bir meslek hayatı geliyor.
bu liste uzar da gider.
ülkede düzgün giden bir tane bile şey yok. nereye elini atsa kurutan bir hükümet var.
emeklerimizin hiçbir karşılığı yok, umudumuz yok bu ülkeye dair, bu ülke parçalara bölünüp yenildi birileri tarafından bize de kırıntıları kaldı.
sürekli öfkeli uyanmaktan bıktık, sürekli bir şeyleri protesto etmek zorunda olmaktan bıktık, şiddetten bıktık, gelecek kaygısından bıktık, işsizlikten bıktık, parasızlıktan bıktık, umutsuzluktan bıktık, sürekli aşağılanmaktan bıktık, en temel haklarımızı istediğimiz için şımarık yaftası yemekten bıktık,gençliğimizi bu şekilde harcamak zorunda olmaktan bıktık.
özgür hissetmek istiyoruz, insan gibi hissetmek istiyoruz.
ben monotonluk sevmediğin için, farklı yerlerde yaşamak istediğim için gitmek istiyordum eskiden. artık bu bir zorunluluk. akıl sağlımı en fazla bir iki sene daha koruyabilirim burada. en temel şey olan sağlığımı kaybetmemek için gitmek zorundayım.
çevremde mutlu bir tane arkadaşım yok. ben yıllardır yurtdışına gitmek istiyorum. bana eskiden “ben yapamam ya seviyorum burayı” diyen arkadaşlarımın şimdi tüm planları yurtdışı üzerine.
buluştuğumuzda tek konuştuğumuz şey ülke gündemi ve bunların bizim en güzel yıllarımızı nasıl etkilediği. kendi ülkemde güvende hissetmiyorum hiçbir anlamda, kendi ülkemde ikinci sınıf vatandaş gibi bile hissetmiyorum.
o kadar yorulduk ki. ekonomik özgürlüğümüz yok, çok güzel bölümlerden mezun olup işsiz kalan bir sürü arkadaşım var torpili olmadığı için.
avrupa’daki yaşıtlarımızın 20’li yaşlarda yaptığı her şey bize lüks geliyor.
pandemide tekrar gördük bu ülkenin gençlere karşı tutumunu. okullar öncelik olmalıydı, gençler eve tıkılmasın, eğitim devam etsin diye uğraşılmalıydı. unutulduk.
bir kadın olarak güvende hissetmiyorum kendimi hiçbir şekilde. günün birinde polise defalarca şikayet ettiğim biri tarafından öldürülebilirim ve o kişi sadece twitter’da gündem oldu diye tutuklanabilir.
doktor olursam hiçbir şekilde güvende hissetmicem kendimi. sağlıkta şiddetin en çok olduğu ülkelerden biriyiz. yıllarca süren emeklerin sonucunda size şiddet uygulasa da ceza almayacağını bilen insanlardan korkarak geçen bir meslek hayatı geliyor.
bu liste uzar da gider.
ülkede düzgün giden bir tane bile şey yok. nereye elini atsa kurutan bir hükümet var.
emeklerimizin hiçbir karşılığı yok, umudumuz yok bu ülkeye dair, bu ülke parçalara bölünüp yenildi birileri tarafından bize de kırıntıları kaldı.
sürekli öfkeli uyanmaktan bıktık, sürekli bir şeyleri protesto etmek zorunda olmaktan bıktık, şiddetten bıktık, gelecek kaygısından bıktık, işsizlikten bıktık, parasızlıktan bıktık, umutsuzluktan bıktık, sürekli aşağılanmaktan bıktık, en temel haklarımızı istediğimiz için şımarık yaftası yemekten bıktık,gençliğimizi bu şekilde harcamak zorunda olmaktan bıktık.
özgür hissetmek istiyoruz, insan gibi hissetmek istiyoruz.
ben monotonluk sevmediğin için, farklı yerlerde yaşamak istediğim için gitmek istiyordum eskiden. artık bu bir zorunluluk. akıl sağlımı en fazla bir iki sene daha koruyabilirim burada. en temel şey olan sağlığımı kaybetmemek için gitmek zorundayım.
devamını gör...
45.
gençler mi suçlu yoksa onları bu noktaya getirenler mi?
devamını gör...
46.
öncelikle ''onlar da seni bekliyordu'' şeklinde karşılık vermek komik çünkü kimsenin kendisini beklemediğini o da biliyor buna rağmen gitmek, kabul ettirmek istiyor kendini.
çoğu insan kendi ülkesinde, aynı ana dili konuştuğu insanların arasında yaşamak ister. ana dilinde kendisini istediği gibi ifade edebilir ve rahatça iletişim kurabilir. insanın sosyal hayatı topluluğa kendini kabul ettirmek üzerine kuruludur, bir bölgede çoğunluk ırkın bir üyesi olarak doğduysanız imtiyazlısınızdır. başka bir yere giderek bunu ister istemez baltalarsınız, gerisi sizin uyum yeteneğinize kalır.
hal böyleyken bu ülkenin gençleri topyekûn aynı şeyi düşünüyorlarsa suçu direkt gitmek isteyende aramayıp nedenini irdelemek lazım. en büyük neden ekonomi. neden en temel ihtiyacımız olan yeme içme bu kadar pahalı? her markete gittiğimde kuruş kuruş zam gelmiş oluyor hatta 1 ayda 1,5 tl zamlanan ürünler oluyor, eskiden düşünmeden alabilirdik istediğimizi şimdi hangisi uyguna gelecek diye marka araştırması yapıyoruz. hadi yemeği kirayı faturaları bir şekilde hallettin asgari harcama yaparak en azından hayatta kalabildin*. hobilere para harcamaya zaten lüksün yok aklına getirme bile. monopoly alayım ailemle oynayayım desen 200 lira, monopoly lan, alt tarafı kıçı kırık kart oyunu, nasıl 200 lira olabilir? keman çalmak mı istiyorsun, en b*ktanı 400 lira. o da kullana kullana eskiyor bildiğin dandik fabrika malı, al güzel bir yay duvara sürte sürte çal daha iyi ses çıkacak. kitap almak mı istiyorsun? mecbur indirimleri takip edeceksin, şanslıysan her ay 5-6 kitap atabilirsin kenara. koleksiyon senin neyine, s*ktir git pdf oku. spor salonuna yazılmak, işi bilen bir hocanın seni yönlendirmesini mi istiyorsun? nankör köpek, aç youtube'dan izle orada gösteriyorlar, yap sporunu evinde.
bakın babaannem hayatında tek başına pazara gitmemiştir dedem alır gelir ihtiyaçları, bazen ben alırım. sorar kızım bu ne kadar diye. en son tencere aldım ona 110 liraya, en ucuzu 110 liraydı düşünün. fiyatını duyunca şok oldu ne kadar pahalanmış her şey dedi, pazara adımını atmayan kadın bile farkında bu abartılı zamların. hayat pahalılığından bahsedince gelip muadil gösterirseniz fena söverim size. herkesin torpili, tanıdığı yok, eşekler gibi çalışmak zorundayız hayatta kalabilmek için. en azından arta kalan paramızı eğlenceye, hobiye ayırabilelim istiyoruz. yaz gelince elin almanı, rusu, arabı her şey dahil otellerde krallar gibi tatilini yaparken biz enjoy i'm vaccinated demek istemiyoruz.
rahatsız eden ikinci şey bağnazlık. avrupa'da, amerika'da yaşamak isteyenlerin önemli kısmı dahi bu bağnazlığa destek veriyor. kadına yüklenen namus anlayışı öyle sarmış ki beyinlerini hem kendi ülkelerindeki kadınları bastırmaktan geri kalmıyorlar hem şikayet edip gitmek istiyorlar. çifte standarttan başları dönmüş beyinleri* puding kıvamına gelmiş. dışarı çıkarken şort, mini etek giysem mi diye iki kere düşünüyorum, ayıplanmak umurumda değil de ya manyağın biri sataşırsa diye. ciddi ciddi çekinmeye başladım ve bu çekinme hissi yüzünden bile kendimden utanıyorum, zayıf olmak midemi bulandırıyor. bunları düşünmeyeceğim, rahat olduğum bir yerde yaşamak isterdim. her şey tabu burada, abuk sabuk şeylere sinirlenmekten ve abuk sabuk insanlara laf anlatmaktan sıkıldım artık. sizin dininize ve m.s 1700 ahlak anlayışınıza göre yaşamak zorunda değilim ama zorundaymış gibi hissettiriliyorum.
biliyoruz ki yurt dışı toz pembe değil, her yerde ayrımcılıklar var her yerde suç işleniyor. gidince kimse altın tepsiyle iş, ev, maaş vermeyecek onun da farkındayız. insan gibi yaşamanın özlemini çekiyoruz sadece. varlık içinde yokluk çekiyoruz, geri vitese taktık gidiyoruz. ingilizcemiz yok* diye eleştirmeyelim mi? ingilizce bilmemeyi öne sürmüşler bir de utanmadan.
çoğu insan kendi ülkesinde, aynı ana dili konuştuğu insanların arasında yaşamak ister. ana dilinde kendisini istediği gibi ifade edebilir ve rahatça iletişim kurabilir. insanın sosyal hayatı topluluğa kendini kabul ettirmek üzerine kuruludur, bir bölgede çoğunluk ırkın bir üyesi olarak doğduysanız imtiyazlısınızdır. başka bir yere giderek bunu ister istemez baltalarsınız, gerisi sizin uyum yeteneğinize kalır.
hal böyleyken bu ülkenin gençleri topyekûn aynı şeyi düşünüyorlarsa suçu direkt gitmek isteyende aramayıp nedenini irdelemek lazım. en büyük neden ekonomi. neden en temel ihtiyacımız olan yeme içme bu kadar pahalı? her markete gittiğimde kuruş kuruş zam gelmiş oluyor hatta 1 ayda 1,5 tl zamlanan ürünler oluyor, eskiden düşünmeden alabilirdik istediğimizi şimdi hangisi uyguna gelecek diye marka araştırması yapıyoruz. hadi yemeği kirayı faturaları bir şekilde hallettin asgari harcama yaparak en azından hayatta kalabildin*. hobilere para harcamaya zaten lüksün yok aklına getirme bile. monopoly alayım ailemle oynayayım desen 200 lira, monopoly lan, alt tarafı kıçı kırık kart oyunu, nasıl 200 lira olabilir? keman çalmak mı istiyorsun, en b*ktanı 400 lira. o da kullana kullana eskiyor bildiğin dandik fabrika malı, al güzel bir yay duvara sürte sürte çal daha iyi ses çıkacak. kitap almak mı istiyorsun? mecbur indirimleri takip edeceksin, şanslıysan her ay 5-6 kitap atabilirsin kenara. koleksiyon senin neyine, s*ktir git pdf oku. spor salonuna yazılmak, işi bilen bir hocanın seni yönlendirmesini mi istiyorsun? nankör köpek, aç youtube'dan izle orada gösteriyorlar, yap sporunu evinde.
bakın babaannem hayatında tek başına pazara gitmemiştir dedem alır gelir ihtiyaçları, bazen ben alırım. sorar kızım bu ne kadar diye. en son tencere aldım ona 110 liraya, en ucuzu 110 liraydı düşünün. fiyatını duyunca şok oldu ne kadar pahalanmış her şey dedi, pazara adımını atmayan kadın bile farkında bu abartılı zamların. hayat pahalılığından bahsedince gelip muadil gösterirseniz fena söverim size. herkesin torpili, tanıdığı yok, eşekler gibi çalışmak zorundayız hayatta kalabilmek için. en azından arta kalan paramızı eğlenceye, hobiye ayırabilelim istiyoruz. yaz gelince elin almanı, rusu, arabı her şey dahil otellerde krallar gibi tatilini yaparken biz enjoy i'm vaccinated demek istemiyoruz.
rahatsız eden ikinci şey bağnazlık. avrupa'da, amerika'da yaşamak isteyenlerin önemli kısmı dahi bu bağnazlığa destek veriyor. kadına yüklenen namus anlayışı öyle sarmış ki beyinlerini hem kendi ülkelerindeki kadınları bastırmaktan geri kalmıyorlar hem şikayet edip gitmek istiyorlar. çifte standarttan başları dönmüş beyinleri* puding kıvamına gelmiş. dışarı çıkarken şort, mini etek giysem mi diye iki kere düşünüyorum, ayıplanmak umurumda değil de ya manyağın biri sataşırsa diye. ciddi ciddi çekinmeye başladım ve bu çekinme hissi yüzünden bile kendimden utanıyorum, zayıf olmak midemi bulandırıyor. bunları düşünmeyeceğim, rahat olduğum bir yerde yaşamak isterdim. her şey tabu burada, abuk sabuk şeylere sinirlenmekten ve abuk sabuk insanlara laf anlatmaktan sıkıldım artık. sizin dininize ve m.s 1700 ahlak anlayışınıza göre yaşamak zorunda değilim ama zorundaymış gibi hissettiriliyorum.
biliyoruz ki yurt dışı toz pembe değil, her yerde ayrımcılıklar var her yerde suç işleniyor. gidince kimse altın tepsiyle iş, ev, maaş vermeyecek onun da farkındayız. insan gibi yaşamanın özlemini çekiyoruz sadece. varlık içinde yokluk çekiyoruz, geri vitese taktık gidiyoruz. ingilizcemiz yok* diye eleştirmeyelim mi? ingilizce bilmemeyi öne sürmüşler bir de utanmadan.
devamını gör...
47.
kalan %24'ün bir kısmı türkiye'de kapağı bir şekilde sağlam yerlere atmış olanlardır diye düşünüyorum.
geriye kalanı da kaçmasın diye bekçi felan yaptılar işte.
geriye kalanı da kaçmasın diye bekçi felan yaptılar işte.
devamını gör...
48.
geriye kalan 24 neyin peşinde diye merak ettiğim durum.
devamını gör...
49.
haklı istektir
bu hayata bir kez geliyoruz ne de olsa burada yapamıcağı bir cok şeyi yurt dışında yapma imkanı bulabilcektir.
bu hayata bir kez geliyoruz ne de olsa burada yapamıcağı bir cok şeyi yurt dışında yapma imkanı bulabilcektir.
devamını gör...
50.
ee gayet normal bu ülkede en iyi okulda okusan bile torpil yaptıracak gücün yoksa iş bile bulamıyorsun malesef.
devamını gör...
51.
bırak gençliği ben 40 yaşında amerika’da sıfırdan yepyeni hayata başladım aklı olan kaçar
devamını gör...
52.
kalan yüzde 24 ün aklına şaşarım
devamını gör...
53.
kalan yuzde 24 nemalanlarin cocuklaridir.
zaten ulkeyi cikarlari ortak yuzde 24 yonetiyor. sagcisi solcusu dincisi liberali onceden de boyleydi. diyebilirsiniz ki vay halimize. hayir efendim, vah sizin halinize. yuzde 76 ister köylü olsun ister plaza muhalifi olsun turkiye'de pasiftir hep. mesela avrupada secim zamani sandiga gitme oranlari yuzde 45i zar zor gecer. (hatta bakın 2012de misirda bile mursi yuzde 27 oy almisti, ikinci turda misir secmeninin yuzde 45i secimi protesto etti) ıktidara gelen parti matematiksel olarak toplam halkin anca yuzde 25inin oyunu almis olur. ancak yuzde 75in ensesinde oldugunu bilir. cunku en ufak birseyde yuzde 75in tepkisi sert olur. bizde ise bu yuzde 75 cakma kendine muhaliftir. aman tadimiz kacmasin modundadir. sonra da ulkeden kaciyorlar noldu bu ulkeye 2023te gorusuruz.(hahahaha beni en güldüren de bu) vs diye soylenir. ıste diyoruz avrupada sandiga bile gitmiyor insanlar, sen ise yuzde 25 oy alana ulkenin anahtarini teslim ediyorsun. sonra da zirlama bi zahmet.
zaten ulkeyi cikarlari ortak yuzde 24 yonetiyor. sagcisi solcusu dincisi liberali onceden de boyleydi. diyebilirsiniz ki vay halimize. hayir efendim, vah sizin halinize. yuzde 76 ister köylü olsun ister plaza muhalifi olsun turkiye'de pasiftir hep. mesela avrupada secim zamani sandiga gitme oranlari yuzde 45i zar zor gecer. (hatta bakın 2012de misirda bile mursi yuzde 27 oy almisti, ikinci turda misir secmeninin yuzde 45i secimi protesto etti) ıktidara gelen parti matematiksel olarak toplam halkin anca yuzde 25inin oyunu almis olur. ancak yuzde 75in ensesinde oldugunu bilir. cunku en ufak birseyde yuzde 75in tepkisi sert olur. bizde ise bu yuzde 75 cakma kendine muhaliftir. aman tadimiz kacmasin modundadir. sonra da ulkeden kaciyorlar noldu bu ulkeye 2023te gorusuruz.(hahahaha beni en güldüren de bu) vs diye soylenir. ıste diyoruz avrupada sandiga bile gitmiyor insanlar, sen ise yuzde 25 oy alana ulkenin anahtarini teslim ediyorsun. sonra da zirlama bi zahmet.
devamını gör...
54.
asıl şaşırtıcı olan buna neden bu kadar şaşırıldığıdır. son zamanlarda önemli bir artış gösteren ve aralarına dahil olduğum üniversiteli işsizler ordusu, saçma sapan bir eğitim sistemi, istenilen meslek ile olunan mesleğin farkı, nepotizm daha doğrusu lliyakatsizliğin diz boyu olması, (parti fark etmiyor, hepsi aynı) medeniyetsizlik, huzursuzluk, düşük refah seviyesi, ekonomik problemler ve daha nice nedenler, gençlerin ülkeden kaçmasına sebep oluyor.
devamını gör...
55.
gidin gencler. ben 16 yil once gittim biryerlere oralardan baska yerlere.
simdi yine döndüm cesitli zaruretler nedeniyle fakat siz gidin.
gidin calisin okuyun, korkmayin ac kalmazsiniz, gozunuzu karartin.
hayat kisa, dunya turkiyeden ibaret değil, ne cennetler var kesfedilmeyi bekleyen. buaralar ucak biletleride ucuzken gidin.
edit: imla
simdi yine döndüm cesitli zaruretler nedeniyle fakat siz gidin.
gidin calisin okuyun, korkmayin ac kalmazsiniz, gozunuzu karartin.
hayat kisa, dunya turkiyeden ibaret değil, ne cennetler var kesfedilmeyi bekleyen. buaralar ucak biletleride ucuzken gidin.
edit: imla
devamını gör...
56.
bence daha fazladır. bu ülkede yayınlanan hiçbir istatistiksel veri nedense bana güven vermiyor.
devamını gör...
57.
şu tweete bakılırsa doğru gibi görünüyor.
devamını gör...
58.
gençlerin yüzde 76'sı bizim gibi 30 yaş üstü morukların yüzde 99'u kaçmak istiyor.
devamını gör...
59.
geriye kalan 24'unun kalma gerekcesini merak ettigim istatatistik.
devamını gör...
60.
hayatımın 60 yılı boyunca düzelmeyecek bir sosyolojik düzen ve politik problemler içinde aylık birkac bin lira ile her ay geçim derdi yaşamak değil; ferah içinde sanatla, sporla, sevdiğim her ne varsa gerçeklestirmek için yıllarca çalışıp para biriktirmem gerekmeyen, güvende olduğum bir yerde yaşamak isterim. vatan haini değilim, bu yaşam şartlarından ve küçük yaşta hayata tutunmak için istediklerimden feragat etmek zorunda bırakılmaktan yoruldum.
devamını gör...