121.
ezan okunuyordu.gözlerini telefona dikti ve bir de ne görsün.saat 5:50.
devamını gör...
122.
5:50'de uyanilmaz deyip. yeniden uyudu tembel.
devamını gör...
123.
uykusunda kalp krizi geçirip öldü.
devamını gör...
124.
gözlerini açtığında sorgu meleği karşısindaydi ve dedi ki ...
devamını gör...
125.
"men rabbuke?"
devamını gör...
126.
fonda ipucu için çalan kabede hacılar hu der allah ilahisini duyunca böyle saçmalık mı olur diye yükseldiği anda terler içinde uyandı. müzik sesinin yanıbaşında çalan telefonundan geldiğini anladı.
devamını gör...
127.
cevap verdi:rabbiyallâh.
devamını gör...
128.
adam, elindeki telefonu sanki kor bir ateş tutuyormuşçasına yatağın üzerine bıraktı. az önceki ilahinin ritmi hala kulaklarında uğuldarken, odanın köşesindeki boy aynasında kendi yansımasına baktı. gördüğü şey bir "uyanıştan" ziyade, başka bir rüyanın başlangıcı gibiydi.
rabbiyallah," diye mırıldandı tekrar, bu sefer sesi titriyordu. telefon ekranı kararmış olmasına rağmen, ekrandan odaya doğru yeşil bir ışık sızmaya devam etti. komodinin üzerindeki su bardağına uzandı ama eli havada asılı kaldı; bardağın içindeki su, sanki görünmez bir güçle saat yönünün tersine, yani kabe'deki tavaf yönünde usulca dönüyordu.
bu bir saçmalık değil," dedi kendi kendine, az önceki isyanından utanarak. "bu bir davet."
​ayağa kalktı, çıplak ayakları soğuk parkeye değdiğinde zihni berraklaştı. kapıya doğru yöneldiğinde, kapı kolunun kendiliğinden aşağı indiğini gördü. dışarıda, koridorun sonunda, hiç var olmaması gereken beyaz bir ışık hüzmesi onu bekliyordu.
devamını gör...
129.
adam kapıyı tamamen açmadı, araladı.. sanki kapının ötesinde duran şey, en küçük bir cesaret kırıntısını bile geri püskürtecek kadar hassas bir dengedeydi. koridor normalde dar, sarı ışıklı ve biraz da rutubet kokan bir yerdi. şimdi ise duvarların rengi silinmiş, yerini süt beyazı bir boşluk almış gibiydi.

ışık, koridorun sonundan değil de sanki zeminin altından yükseliyordu. çıplak ayaklarıyla bir adım attı. parke gıcırdamadı.

“rabbiyallah” diye fısıldadı tekrar.

sesinin yankı yapmasını bekledi ama yankı gelmedi. ses, sanki havaya değil de doğrudan bir yere iletilmiş gibi kayboldu.

bir adım daha attı.

o sırada arkasından hafif bir titreşim sesi geldi.

telefon..

yatak odasındaki telefon, kapının aralığından görülebilecek kadar yakındı. ekranı tekrar yanmıştı. yeşil ışık artık daha güçlüydü neredeyse nefes alır gibi yanıp sönüyordu. adam geri dönmek istemedi ama gözleri istemsizce o tarafa kaydı.

ekranda yeni bir bildirim vardı.

gönderen kısmında hiçbir isim yoktu. sadece tek kelime yazıyordu

“yaklaş”
devamını gör...
130.
yaklaştı kalp atışları çok hızlıydı kalbim dayanamayacak diye düşündü.
devamını gör...
131.
aklına bir den dilber evin barkın yok mu şarkısı geldi...
devamını gör...
132.
aklı ona mütemadiyen muzip şakalar yapardı. hatta bu şakalara yakın dostları da şahit olur ve kendisine beynini zikeyim derlerdi. tuhaf. insanın beyni tarafından oyun hamuruna dönüşmesi tuhaf ve trajikomik.
devamını gör...
133.
sonra da kıvırmaya,göbek atmaya başladı. kendini tutamıyordu.
devamını gör...
134.
iftara az kalmıştı ama ne oruç tutuyordu ne de tutanlara saygılıydı. cebindeki sigarasını yakıp yanından geçen oruçlulara küçümseyici bakışlar atıyordu. bir den telefonu çaldı arayan babasıydı.

-nerede kaldın lan it!
+cigara dönüyoz baba ayükünmü
-çabuk eve gel annen hasta pide al gelirken iftara az kaldı
dedi ve kapattı. hemen sigarasını bitirip fırına yol aldı ve elli kişilik sıraya girdi. önündeki esmer türbanlıya gönlünü kaptırdı oy oy esmere diye mırıldanmaya başladı bir anda yok böyle bi avrat dedi içinden. sıra önündeki kadına gelince kadının parası yetmedi ve kadın kasada oyalanırken bizim cengaver araya girdi ve hesabı ödedi. esmer türbanlı buna yıldırım hızıyla vuruldu ve aylar süren flörtün ardından evlenip bir ömür mutlu yaşadılar.
devamını gör...
135.
yıllar böyle geçti. evin içinde pide kokusu, dışarıda akşam ezanı, mutfakta iki bardak çay… hayat usul usul rayına oturmuş gibiydi.

ama bir gün adam aynaya baktı ve eski günlerinden bir parça gördü gözlerinde. o sokaklarda sigara tüttüren, dünyaya kafa tutan çocuk hala içerlerde bir yerdeydi. susturulmuştu ama kaybolmamıştı.

kadın bunu fark etti. bir akşam balkonda otururlarken elini adamın omzuna koydu ve gülerek dedi ki

“ben seni değiştirmedim ki… sadece içindeki iyi tarafı biraz daha büyütmek istedim.”

adam o an anladı ki mesele iman, sigara, sokak ya da cami değildi. mesele birinin insanın içindeki karanlığı kavga etmeden yavaşça aydınlatmasıydı.

aşağıda bir kedi miyavladı, uzaktan fırından yine sıcak pide kokusu geldi..
devamını gör...
136.
başka dünyanın insanları evlenirler boşanırlar uzaya çıkarlar robot olurlar yaşayan ölüler olarak dirilirler....
başkacana.... kutuplara giderler , okyanusa dalarlar, aslanları dikizlerler...

mizaha mı alay etmek derler ... alay etmeye mi mizah ?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"hikayeyi devam ettir" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim