121.
aklına bir den dilber evin barkın yok mu şarkısı geldi...
devamını gör...
122.
aklı ona mütemadiyen muzip şakalar yapardı. hatta bu şakalara yakın dostları da şahit olur ve kendisine beynini zikeyim derlerdi. tuhaf. insanın beyni tarafından oyun hamuruna dönüşmesi tuhaf ve trajikomik.
devamını gör...
123.
sonra da kıvırmaya,göbek atmaya başladı. kendini tutamıyordu.
devamını gör...
124.
iftara az kalmıştı ama ne oruç tutuyordu ne de tutanlara saygılıydı. cebindeki sigarasını yakıp yanından geçen oruçlulara küçümseyici bakışlar atıyordu. bir den telefonu çaldı arayan babasıydı.

-nerede kaldın lan it!
+cigara dönüyoz baba ayükünmü
-çabuk eve gel annen hasta pide al gelirken iftara az kaldı
dedi ve kapattı. hemen sigarasını bitirip fırına yol aldı ve elli kişilik sıraya girdi. önündeki esmer türbanlıya gönlünü kaptırdı oy oy esmere diye mırıldanmaya başladı bir anda yok böyle bi avrat dedi içinden. sıra önündeki kadına gelince kadının parası yetmedi ve kadın kasada oyalanırken bizim cengaver araya girdi ve hesabı ödedi. esmer türbanlı buna yıldırım hızıyla vuruldu ve aylar süren flörtün ardından evlenip bir ömür mutlu yaşadılar.
devamını gör...
125.
yıllar böyle geçti. evin içinde pide kokusu, dışarıda akşam ezanı, mutfakta iki bardak çay… hayat usul usul rayına oturmuş gibiydi.

ama bir gün adam aynaya baktı ve eski günlerinden bir parça gördü gözlerinde. o sokaklarda sigara tüttüren, dünyaya kafa tutan çocuk hala içerlerde bir yerdeydi. susturulmuştu ama kaybolmamıştı.

kadın bunu fark etti. bir akşam balkonda otururlarken elini adamın omzuna koydu ve gülerek dedi ki

“ben seni değiştirmedim ki… sadece içindeki iyi tarafı biraz daha büyütmek istedim.”

adam o an anladı ki mesele iman, sigara, sokak ya da cami değildi. mesele birinin insanın içindeki karanlığı kavga etmeden yavaşça aydınlatmasıydı.

aşağıda bir kedi miyavladı, uzaktan fırından yine sıcak pide kokusu geldi..
devamını gör...
126.
uzun bir yola çıkmak için çok mu geçti yoksa çok mu erken. gözlerinde yorgunluk, kafası yerinde değil gibiydi.
devamını gör...
127.
ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, belleğinin dipsiz dehlizlerinden çıkıp gelen geçmişi onu yalnız bırakmayacaktı.

ne kadar geç, ne kadar erken? ne fark ederdi ki?

amaç varmak değil, yolda olmaktı.

yola koyuldu.
devamını gör...
128.
hgs ücretlerine küfür ede ede ilerliyordu. hem sahi, hgs ücretsiz olsa ne olacaktı ki? mazot artık 75 liraydı.

bu yolculuk böyle para hesabı yaparak devam edemez dedi ve bir sonraki gözlemeciye kadar non-stop devam etti.

acılı ıspanak+peynirli gözlemesini açık ayran eşliğinde gömerken gözü karşıdaki dağ manzarasına takıldı...
devamını gör...
129.
karşıki dağ uzaktan gülümsedi. ne gülüyorsun be dedi dağa. sonra bir ısırık daha aldı gözlemeden.
devamını gör...
130.
küfretti. yine kazıklanmıştı. gözleme beklediği gibi değildi. çayını içerken soğuktan iyice büzüşmüştü sandalyede.

edit: niye devamı gelmiyor. bok ettim gibi hissettim şimdi :(
devamını gör...
131.
gözlemenin içine bir şey koymayı unutmuşlar. çay da dünden kalma tada sahipti.
devamını gör...
132.
ben de kendime çay yerine bir kruvaze konyak açtım. arabayı da eşim kullanacak nasıl olsa.
devamını gör...
133.
sonra döndü ve gerçekten de onu izleyeni gördü.
devamını gör...
134.
gözlemeci sinirli sinirli bakıyordu. acaba duymuş muydu küfrünü? kırdığı onca insanın üstüne bir de gözlemeci mi eklenmişti?
devamını gör...
135.
ancak bu yola çıkması gerekiyordu sonuçta mesleği uzun yol şoförlüğüydü. bu sefer ki mal götüreceği yer kırsal bir yerdi şehre uzak körpe bir noktadaydı. yol uzadıkça yorgunluk stres artıyor bir yandan da cinsel isteğin oluşturduğu gerginlik vücudu kaskatı yapıyor arada ateş basıyordu. derken gündüz vakti otostop çeken bir erkeği görür ve hemen durur genç çocuğu görünce bir anda eskinin tozlu raflarındaki arzularından öyle ki benzetilecek olsa sanki karısıyla ilk gecesini yaşayacakmışçasına harlanmış heyecanı alevlenir ve göğsünü yarıp geçecekmiş gibi atan kalbinin sebep olduğu göğsündeki beyaz kılların hafifçe titreyişi ve de güç bela bir halde görünen odur ki yaşlılıktan olsa gerek aynı zamanda libidonun da etkisiyle boğayı andıran azgınlaşmış nefes alıp verişiyle beraber şakaklarından süzülen terlerle birlikte tırın kapısını açar ve atla bakalım der. çocuk ilk başta tedirgin olsa da başka çaresi yoktur atın ölümü arpadan olsun deyip tıra biner. genç adam esmer zayıf uzun boylu tam bir erkek güzelidir. bizim tırcı muhabbete daldıkça çoşmaktadır. hava kararır ve tenha bir yerde yolculuk devam etmektedir.

devamı yarın....
devamını gör...
136.
hızlı hızlı kalktığı için gözlemeci mi bir şey mi oldu der gibi bakıyordu.
gözüyle selam verdikten sonra aracına bindi.bismillah diyerek yola koyuldu.en sevdiği şarkıyı açıp,biraz neşesi yerine gelerek devam etti.

dipnot:bir önceki hikayeyi devam ettirmeyi bilerek atladım.okuduğum vaktime yazık.
devamını gör...
137.
biraz yol aldıktan yol ikiye ayrılmaktaydı. navigasyona baktı. ormanlık alandan giderse varacağı yere 20 dakika daha erken varıyordu.sonra ormanlık yola saptı.1 en fazla 2 km gittikten sonra bacası tüten çikolatadan yapılmış küçük bir ev gördü. hava günlük güneşlik ve tertemizdi.sanki başka bir dünyaya gitmiş gibi.
devamını gör...
138.
sonra matını çıkardı
ve yogasını eda etti
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"hikayeyi devam ettir" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim