101.
kaf dağından sonra buz dağının görünmeyen yüzünü keşfetmek için yola koyulan ekip içinde eski patronun donarak ölmek üzere olduğu görüldü. geride kalanları ise büyük bir sürpriz bekliyordu: kar canavarı ile karşılaşacaklardı...
devamını gör...
102.
ve...
devamını gör...
103.
kar canavarı küresel ısınma yüzünden kaybettiği dayıoğlunun intikamını bütün insanlardan, özellikle sıcak iklim insanlarından ve fön makinesi üreticilerinden almaya karar vermişti.
devamını gör...
104.
"post truth devrinde hepsi yalan, katı olan herşey buharlaşıyor" diye düşündü. ne arzum ev aleti, ne şırınga, ne atom bombası. kaf dağı bile yerinde durmuyor, rakıya buz oluyordu.
"kapitalist hayatın toplumdan sarkıp bireye saldıran ideolojik araçları için tecimsel bir paradigmadan öte ne olabiliriz ki?" diye geçirdi aklından.
"kapitalist hayatın toplumdan sarkıp bireye saldıran ideolojik araçları için tecimsel bir paradigmadan öte ne olabiliriz ki?" diye geçirdi aklından.
devamını gör...
105.
iftara da az kalmıştı....
devamını gör...
106.
kapıda kimse yoktu.beklemekten gaipten sesler duymaya başlamıştı.kendine güldü ve beklemeye devam etti.kalan işlerini yapmak için mutfağa doğru yöneldi.
devamını gör...
107.
silmişler benimkini asdfghj. akşama yazılacaktır.
devamını gör...
108.
gelen agah bey'di eski istihbaratçı. kurt gibi bir adamdı.her seferinde bir gizem katardı yaptığı işe
devamını gör...
109.
güneş patladı, yıldızlar patladı, gezegenler birbirine çarptı, evren yok oldu. allah da kapıyı kitledi gitti.
devamını gör...
110.
derken, rüyadan uyanan temel yataktan kalktı
devamını gör...
111.
ezan okunuyordu.gözlerini telefona dikti ve bir de ne görsün.saat 5:50.
devamını gör...
112.
5:50'de uyanilmaz deyip. yeniden uyudu tembel.
devamını gör...
113.
uykusunda kalp krizi geçirip öldü.
devamını gör...
114.
gözlerini açtığında sorgu meleği karşısindaydi ve dedi ki ...
devamını gör...
115.
"men rabbuke?"
devamını gör...
116.
fonda ipucu için çalan kabede hacılar hu der allah ilahisini duyunca böyle saçmalık mı olur diye yükseldiği anda terler içinde uyandı. müzik sesinin yanıbaşında çalan telefonundan geldiğini anladı.
devamını gör...
117.
cevap verdi:rabbiyallâh.
devamını gör...
118.
adam, elindeki telefonu sanki kor bir ateş tutuyormuşçasına yatağın üzerine bıraktı. az önceki ilahinin ritmi hala kulaklarında uğuldarken, odanın köşesindeki boy aynasında kendi yansımasına baktı. gördüğü şey bir "uyanıştan" ziyade, başka bir rüyanın başlangıcı gibiydi.
rabbiyallah," diye mırıldandı tekrar, bu sefer sesi titriyordu. telefon ekranı kararmış olmasına rağmen, ekrandan odaya doğru yeşil bir ışık sızmaya devam etti. komodinin üzerindeki su bardağına uzandı ama eli havada asılı kaldı; bardağın içindeki su, sanki görünmez bir güçle saat yönünün tersine, yani kabe'deki tavaf yönünde usulca dönüyordu.
bu bir saçmalık değil," dedi kendi kendine, az önceki isyanından utanarak. "bu bir davet."
ayağa kalktı, çıplak ayakları soğuk parkeye değdiğinde zihni berraklaştı. kapıya doğru yöneldiğinde, kapı kolunun kendiliğinden aşağı indiğini gördü. dışarıda, koridorun sonunda, hiç var olmaması gereken beyaz bir ışık hüzmesi onu bekliyordu.
rabbiyallah," diye mırıldandı tekrar, bu sefer sesi titriyordu. telefon ekranı kararmış olmasına rağmen, ekrandan odaya doğru yeşil bir ışık sızmaya devam etti. komodinin üzerindeki su bardağına uzandı ama eli havada asılı kaldı; bardağın içindeki su, sanki görünmez bir güçle saat yönünün tersine, yani kabe'deki tavaf yönünde usulca dönüyordu.
bu bir saçmalık değil," dedi kendi kendine, az önceki isyanından utanarak. "bu bir davet."
ayağa kalktı, çıplak ayakları soğuk parkeye değdiğinde zihni berraklaştı. kapıya doğru yöneldiğinde, kapı kolunun kendiliğinden aşağı indiğini gördü. dışarıda, koridorun sonunda, hiç var olmaması gereken beyaz bir ışık hüzmesi onu bekliyordu.
devamını gör...
119.
adam kapıyı tamamen açmadı, araladı.. sanki kapının ötesinde duran şey, en küçük bir cesaret kırıntısını bile geri püskürtecek kadar hassas bir dengedeydi. koridor normalde dar, sarı ışıklı ve biraz da rutubet kokan bir yerdi. şimdi ise duvarların rengi silinmiş, yerini süt beyazı bir boşluk almış gibiydi.
ışık, koridorun sonundan değil de sanki zeminin altından yükseliyordu. çıplak ayaklarıyla bir adım attı. parke gıcırdamadı.
“rabbiyallah” diye fısıldadı tekrar.
sesinin yankı yapmasını bekledi ama yankı gelmedi. ses, sanki havaya değil de doğrudan bir yere iletilmiş gibi kayboldu.
bir adım daha attı.
o sırada arkasından hafif bir titreşim sesi geldi.
telefon..
yatak odasındaki telefon, kapının aralığından görülebilecek kadar yakındı. ekranı tekrar yanmıştı. yeşil ışık artık daha güçlüydü neredeyse nefes alır gibi yanıp sönüyordu. adam geri dönmek istemedi ama gözleri istemsizce o tarafa kaydı.
ekranda yeni bir bildirim vardı.
gönderen kısmında hiçbir isim yoktu. sadece tek kelime yazıyordu
“yaklaş”
ışık, koridorun sonundan değil de sanki zeminin altından yükseliyordu. çıplak ayaklarıyla bir adım attı. parke gıcırdamadı.
“rabbiyallah” diye fısıldadı tekrar.
sesinin yankı yapmasını bekledi ama yankı gelmedi. ses, sanki havaya değil de doğrudan bir yere iletilmiş gibi kayboldu.
bir adım daha attı.
o sırada arkasından hafif bir titreşim sesi geldi.
telefon..
yatak odasındaki telefon, kapının aralığından görülebilecek kadar yakındı. ekranı tekrar yanmıştı. yeşil ışık artık daha güçlüydü neredeyse nefes alır gibi yanıp sönüyordu. adam geri dönmek istemedi ama gözleri istemsizce o tarafa kaydı.
ekranda yeni bir bildirim vardı.
gönderen kısmında hiçbir isim yoktu. sadece tek kelime yazıyordu
“yaklaş”
devamını gör...
120.
yaklaştı kalp atışları çok hızlıydı kalbim dayanamayacak diye düşündü.
devamını gör...