401.
insanların kendilerini muhteşem hissettiği * bir uygulama.
çünkü her şey mükemmel, harika, estetik biçimden çok güzel. güzel mekanlar, güzel kıyafetler, güzel pozlar. ve bu insanı bir süre sonra sadece "sosyal medya" için yaşamaya ve sahte bir imaj yaratmaya sevk ediyor. bunları gören normal insan da "ben niye böyle şeyler yaşayamıyorum" diyerek bu durumdan olumsuz etkileniyor hatta depresyonvari bir duruma düşüyor.
çünkü her şey mükemmel, harika, estetik biçimden çok güzel. güzel mekanlar, güzel kıyafetler, güzel pozlar. ve bu insanı bir süre sonra sadece "sosyal medya" için yaşamaya ve sahte bir imaj yaratmaya sevk ediyor. bunları gören normal insan da "ben niye böyle şeyler yaşayamıyorum" diyerek bu durumdan olumsuz etkileniyor hatta depresyonvari bir duruma düşüyor.
devamını gör...
402.
dm'den gelen 2 burç övme/gömme reels'ı beğendim diye bütün algoritmamı burçlar üzerine oturtmuş sosyal medya uygulaması.
"ulan ben burçlara inanmıyorum bile hıyar ağası, bana hayatım burçlardan ibaretmiş gibi içerikler gösterip durma" diyebileceğim bir departmanlarının olmaması büyük sıkıntı.
"ulan ben burçlara inanmıyorum bile hıyar ağası, bana hayatım burçlardan ibaretmiş gibi içerikler gösterip durma" diyebileceğim bir departmanlarının olmaması büyük sıkıntı.
devamını gör...
403.
404.
hesap acsam iyi olcak ama useniyorum
devamını gör...
405.
devamını gör...
406.
bi türlü fenomen olamadığım uygulama.
bu da sizin ayıbınız.
bu da sizin ayıbınız.
devamını gör...
407.
diğer sosyal medyalar gibi insanı sonsuz bir kaydırma bataklığına saplayarak beyin hücrelerini tek tek imha etme düsturuna hizmet eder.
dipnot: kendinizi gerizekalı hissederseniz veya biri bunu beyan ederse derhal sosyal medyalarınızı silin.
dipnot: kendinizi gerizekalı hissederseniz veya biri bunu beyan ederse derhal sosyal medyalarınızı silin.
devamını gör...
408.
bazı paylaşımlar erotizmi geçti pornografiye kaydı, işin kötü yanı bu paylaşımlar 10 yaş grubu çocukların da beklemedikleri bir anda algoritma saçmalığı nedeniyle karşılarına çıkabiliyor. az önce bir tane videoda ablanın teki makyaj malzemelerinin arasından memesini gösteriyordu ve tag olarak warcraft yazılmış. umarım anlatabilmişimdir.
devamını gör...
409.
kullanmıyorum, kullanılmasını da önermiyorum. 2014’te en kaymak yerinde bıraktık. insanlar instagramla bütünleşmiş.
devamını gör...
410.
sahte insanimsilari bir catida toplayip akillarini ve iclerini bosaltan populer ust akil enstrumani.
devamını gör...
411.
hep "kapatacağım" diye düşünüp hiç kapatmadığım hesabıma ev sahipliği yapan uygulama.
bir de bir tane hesap var. yıllardır hiç cevap almadığı halde arada sadece "hav hav hav" yazıyor. hav hav bağımlısı mı oldum acaba? yazmadığı gün öldüğünü düşüneceğim. garip insanlar var.
bir de bir tane hesap var. yıllardır hiç cevap almadığı halde arada sadece "hav hav hav" yazıyor. hav hav bağımlısı mı oldum acaba? yazmadığı gün öldüğünü düşüneceğim. garip insanlar var.
devamını gör...
412.
takribi 1 yıl önce bıraktığım uygulama.
keşfetim uçaklarla doluydu.
keşfetim uçaklarla doluydu.
devamını gör...
413.
ışığı hep aynı yerden yakalayan kadınların kimyasal gülüşlerine bakıyorum sırayla, beğeni sayısı arttıkça gülüşü soyunmaya başlayan kadınlar. herkes birbirine benziyor, yumurta viyoli içine dizilmiş pırıl pırıl bedenler, arabesk bir repçinin ucuza yalıtılmış çatı katında gülümsüyorlar. gülümsemeyeli ne çok oldu sahi şöyle içten, güzellikleri bir örtü gibi görmeye başlayalı kaç yıl oldu. üzeri çarşaflarla örtülen kırık dökük mobilyalarla dolu bir eve benziyor instagram. sevdiği kadının tarak üzerinde kopmuş saçlarını seven bir adamı görüyorum, örtüyü kaldırdığımda pubik tüyler dökülüyor yerlere, oysa dökülen kirpikler olsa türküler yakılırdı düşüşlerine.
kendi bedenimizi hızla dönüştürüyoruz parlak, pürüzsüz, kusursuz tenler yaratıyoruz kendimize. filtreli aynalara ihtiyacımız var her sabah kendimizden nefret etmememiz için. pirendello çağında yaşıyoruz; biri, hiçbiri, binlercesiyiz. her sabah filtresiz aynaya bakıyorum, ışığı doğru yerden yakalamaya çalışıyorum tuvaletin küçük penceresinden, yüzümde olmaması gereken yerde yaşam alanı kurmuş tüyleri izliyorum. bir cımbız beni topluma ait hissettiriyor, lavabonun beyaz zemini üzerine düşün mülteci tüylerimi klorlu bir denize döküyorum, kıyıya vuran yine benden parçalar.
balkonda geçirdim bugün günümün uzun bir kısmını, erken boşaldığım her an yaptığım gibi dikkati başka bir yere çekmek için konuyu değiştirdim kendi zihnimde. artaud tiyatrosu hakkında düşünmek istedim ya da deleuz'un uzun tırnaklarını. tırnakları uzun olan kadınların üzerimdeki hegemonyasını hatırlıyorum, tırnaklarının uçlarını beyaza boyayan kadınlar, dudaklarını, gözlerini, saçlarını, yanaklarını boyuyorlar. boyama defterinin dışına taşalı çok oldu, artık çizimin ilk halini kimse bilmiyor, bir kadın mıydı, bir fil ya da şapka.
ilk kez bir kadını sevdiğimde çantamda boyama defteri vardı, şimdi boya defterleri arasında sevdiğim o kadını geri bulmaya çalışıyorum. cenevre protokolü etkisini yitirdi parmak uçlarım simlerin, dudaklarım ringa balığının pullarının saldırısı altında kalarak ilerliyorum. silahım ağırlığını çoktan kaybetti, beyaz bayrağın üzerine kırık bir göz kalemi ile lütfen yazıyorum. kibarca teslim oluyorum. lütfen.
tüm günümü balkonda geçirdim bugün, yağmur yağdı, bir kızın makyajı aktı tanıdık bir yüz gördüm şemsiyenin arasından, hala umut var asker.
kendi bedenimizi hızla dönüştürüyoruz parlak, pürüzsüz, kusursuz tenler yaratıyoruz kendimize. filtreli aynalara ihtiyacımız var her sabah kendimizden nefret etmememiz için. pirendello çağında yaşıyoruz; biri, hiçbiri, binlercesiyiz. her sabah filtresiz aynaya bakıyorum, ışığı doğru yerden yakalamaya çalışıyorum tuvaletin küçük penceresinden, yüzümde olmaması gereken yerde yaşam alanı kurmuş tüyleri izliyorum. bir cımbız beni topluma ait hissettiriyor, lavabonun beyaz zemini üzerine düşün mülteci tüylerimi klorlu bir denize döküyorum, kıyıya vuran yine benden parçalar.
balkonda geçirdim bugün günümün uzun bir kısmını, erken boşaldığım her an yaptığım gibi dikkati başka bir yere çekmek için konuyu değiştirdim kendi zihnimde. artaud tiyatrosu hakkında düşünmek istedim ya da deleuz'un uzun tırnaklarını. tırnakları uzun olan kadınların üzerimdeki hegemonyasını hatırlıyorum, tırnaklarının uçlarını beyaza boyayan kadınlar, dudaklarını, gözlerini, saçlarını, yanaklarını boyuyorlar. boyama defterinin dışına taşalı çok oldu, artık çizimin ilk halini kimse bilmiyor, bir kadın mıydı, bir fil ya da şapka.
ilk kez bir kadını sevdiğimde çantamda boyama defteri vardı, şimdi boya defterleri arasında sevdiğim o kadını geri bulmaya çalışıyorum. cenevre protokolü etkisini yitirdi parmak uçlarım simlerin, dudaklarım ringa balığının pullarının saldırısı altında kalarak ilerliyorum. silahım ağırlığını çoktan kaybetti, beyaz bayrağın üzerine kırık bir göz kalemi ile lütfen yazıyorum. kibarca teslim oluyorum. lütfen.
tüm günümü balkonda geçirdim bugün, yağmur yağdı, bir kızın makyajı aktı tanıdık bir yüz gördüm şemsiyenin arasından, hala umut var asker.
devamını gör...
414.
415.
güvenlik konusunda sınıfta kalmış, 145 milyon tane güvenlik önlemi almama rağmen hesabımı kitletmiş uygulama. destek için yazdığınızda da rezillikler diz boyu devam etmekte.
devamını gör...
416.
ekşi'de kadın erkek ilişkileriyle ilgili başlıkları okuyordum da birisi şöyle yazmış :
sosyal medyanın da etkisiyle çoğu insan birbirinin dm ini dolduruyor, bu da özellikle memleketim kadınlarında aman ne çok güzelim, herkes benim peşimde sanrısına sebep oluyor.
bende de instagram var ama kimsenin dm'ine bir şey yollamıyorum. yani bir insan, hiç tanımadığı birisinin mesaj kutusuna beğenisini belli eden bir mesaj atsa, mesajı alan şahıs ( diyelim ki bir kadının) arkadaşı olmayan bu kişinin mesajını görme ihtimalini geçtim, görse bile cevap verme şansı ne kadardır ? gerçekten sadakatsizlik instagram üzerinden mi yapılıyor. eğer öyleyse hangi tür kadınlar, ne tür adamların mesajlarına cevap veriyorlar. bu durum bana çok tuhaf geldi.
sosyal medyanın da etkisiyle çoğu insan birbirinin dm ini dolduruyor, bu da özellikle memleketim kadınlarında aman ne çok güzelim, herkes benim peşimde sanrısına sebep oluyor.
bende de instagram var ama kimsenin dm'ine bir şey yollamıyorum. yani bir insan, hiç tanımadığı birisinin mesaj kutusuna beğenisini belli eden bir mesaj atsa, mesajı alan şahıs ( diyelim ki bir kadının) arkadaşı olmayan bu kişinin mesajını görme ihtimalini geçtim, görse bile cevap verme şansı ne kadardır ? gerçekten sadakatsizlik instagram üzerinden mi yapılıyor. eğer öyleyse hangi tür kadınlar, ne tür adamların mesajlarına cevap veriyorlar. bu durum bana çok tuhaf geldi.
devamını gör...
417.
asker arkadaşlarını feyste bulan emekliler gibi ben de ilkokul arkadaşlarımı buldum. itiraf etmek gerekirse onlar beni bulmuştu ki pekala cogunu da sevmezdim. benim için öyle bir faydası oldu seneler sonra hesap açmamın.
kişisel gonderiden daha çok yaptığım işleri uzun zamandır cizmesem de karakalem çalışmalarımı drone çekimlerini falan paylaşıyorum.
ben zararlı bir yanı kullanım amacına bağlıyorum. zaten boşta kalıp canım sikilmadikca da girmiyorum.
kişisel gonderiden daha çok yaptığım işleri uzun zamandır cizmesem de karakalem çalışmalarımı drone çekimlerini falan paylaşıyorum.
ben zararlı bir yanı kullanım amacına bağlıyorum. zaten boşta kalıp canım sikilmadikca da girmiyorum.
devamını gör...
418.
"hangi renk ruj sürüp hangi kıyafetimle poz versem" derdini ortadan kaldıran oluşum.
cevap: hepsiyle.
cevap: hepsiyle.
devamını gör...
419.
warhammer 40k ve ırkçı editler için arada uğradığım mecra.
devamını gör...
420.
ınstagram, kevin systrom ve mike krieger tarafından 6 ekim 2010 tarihinde kuruldu. ilk etapta ios için yayınlandı. "fotoğraf çek, filtre ekle ve paylaş" moduyla amatör fotoğrafçılığa teşvik eder durumdaydı. amacı filtre olan bir platformda, "filtreli fotoğraf paylaşıyorlar" diye çileden çıkmak da, "sütte neden süt tadı var?"diye sormak gibi.
sosyal medya deyince ilk akla gelen ve kullanıp kullanmamanın bir zeka göstergesi olmadığı görsel paylaşım platformu. zamanla kullanım alanları genişledi ve artık e-ticaretin de önemli bir adımı.
kullanmanın havalı olmadığı gibi, kullanmamanın da havalı olduğunu düşünmüyorum.
çok çeşitli içerikler mevcut. bu içeriklere ne derecede maruz kalacağınızı da sizin seçtikleriniz filtreliyor genellikle. kullanananı gerizekalı ilan edenlerin argümanları bana çok saçma geliyor.
mesela, ne şiddetle kullanacağın senin takdirinde iken, insanların hayatlarını gasp ediyor, mal ediyor gibi bir iddia oldukça komik. sürekli orada olmak zorunda değilsin. yoklama alınmıyor.
tabi ki normalden cilalı hayatlara denk geleceksiniz, zira insanlar mutlu anıları ya da güzel olduğunu düşündüğü anları paylaşmaya meyillidir. bir insanın ınstagram paylaşımlarına bakıp onun hayatı ve karakteri ile ilgili yanılgıya düşmeniz o kişinin sahtekarlığından ziyade sizin insana dair pek fikriniz olmadığını gösterir bana kalırsa.
kullananın dert etmesi "güzel foto, like atam" deyip geçmekle çözülecek bir şey olabilir. kullanmayanın dert etmesini çözemeyiz gibi. kullanmayıp, mecrayi ve kullanıcıları asagilayanlar bana her icatta "şeytan işi bu" diye yaygara koparanları hatırlatiyor. kullanmiyorsun işte, derdin ne?
sosyal medya deyince ilk akla gelen ve kullanıp kullanmamanın bir zeka göstergesi olmadığı görsel paylaşım platformu. zamanla kullanım alanları genişledi ve artık e-ticaretin de önemli bir adımı.
kullanmanın havalı olmadığı gibi, kullanmamanın da havalı olduğunu düşünmüyorum.
çok çeşitli içerikler mevcut. bu içeriklere ne derecede maruz kalacağınızı da sizin seçtikleriniz filtreliyor genellikle. kullanananı gerizekalı ilan edenlerin argümanları bana çok saçma geliyor.
mesela, ne şiddetle kullanacağın senin takdirinde iken, insanların hayatlarını gasp ediyor, mal ediyor gibi bir iddia oldukça komik. sürekli orada olmak zorunda değilsin. yoklama alınmıyor.
tabi ki normalden cilalı hayatlara denk geleceksiniz, zira insanlar mutlu anıları ya da güzel olduğunu düşündüğü anları paylaşmaya meyillidir. bir insanın ınstagram paylaşımlarına bakıp onun hayatı ve karakteri ile ilgili yanılgıya düşmeniz o kişinin sahtekarlığından ziyade sizin insana dair pek fikriniz olmadığını gösterir bana kalırsa.
kullananın dert etmesi "güzel foto, like atam" deyip geçmekle çözülecek bir şey olabilir. kullanmayanın dert etmesini çözemeyiz gibi. kullanmayıp, mecrayi ve kullanıcıları asagilayanlar bana her icatta "şeytan işi bu" diye yaygara koparanları hatırlatiyor. kullanmiyorsun işte, derdin ne?
devamını gör...


