kişilik doğuştan mı gelir çevreden mi edinilir sorunsalı
başlık "silinmiş hesap 936" tarafından 05.12.2020 01:26 tarihinde açılmıştır.
81.
doğuştan katil doğmazsın.
çevresel faktörler doğuştan getirdiğin etmenlerle birleşir ve ortaya kişilik ya da kişiliksizlik çıkar.
çevresel faktörler doğuştan getirdiğin etmenlerle birleşir ve ortaya kişilik ya da kişiliksizlik çıkar.
devamını gör...
82.
mizaç - kişilik kuramı
kuramların birçoğunda en çok tartışılan konuların başında kişilik doğuştan mı gelir, sonradan mı oluşur gelir. son zamanlarda en çok desteklenen görüş, insanın belli genetik özelliklerle, belli eğilimlerle dünyaya geldiği ve sonra çevrenin bunu etkilediğidir. yani insanın kişiliği ne tamamen doğuştan gelir ne de tamamen sosyallik, öğrenme, aile vb dışsal faktörlere bağlıdır.
mizaç, insanın doğuştan getirdiği, hayatı boyunca değişmeyen, temel motivasyonunu ve arayışını belirleyen eğilim ve çekirdeğidir. mizaç, o aynı ailede doğan ikiz çocukları farklı yapan şeydir. insanın tohumudur, çekirdeğidir.
karakter, mizaca ait özelliklerin sürekli ve belirgin bir biçimde devam etmesiyle ortaya çıkar. örneğin, mizaca ait olan içedönüklük özelliği, her ortamda sürekli gösteren, her zaman tek başına aktiviteleri tercih eden bir kişi için karakter özelliği olmuştur.
kişilik, doğuştan gelen eğilimlerimizi ifade eden mizaç; aile, çevre, toplum, kültür, olaylar, maddi durum gibi kısmen etki ettiğimiz dışsal faktörler ve zeka, cinsiyet, genetik özellikler gibi etki edemediğimiz içsel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkar. mizaç değişmez ama kişilik değişir. çünkü etkilendiği birçok şey vardır. örneğin, mizacında dağınıklık olan biri ailesinden öğrenmesiyle daha düzenli olmayı öğrenebilir ve düzenli bir kişilik oluşturabilir.
-[[alıntı]]
bekad
kuramların birçoğunda en çok tartışılan konuların başında kişilik doğuştan mı gelir, sonradan mı oluşur gelir. son zamanlarda en çok desteklenen görüş, insanın belli genetik özelliklerle, belli eğilimlerle dünyaya geldiği ve sonra çevrenin bunu etkilediğidir. yani insanın kişiliği ne tamamen doğuştan gelir ne de tamamen sosyallik, öğrenme, aile vb dışsal faktörlere bağlıdır.
mizaç, insanın doğuştan getirdiği, hayatı boyunca değişmeyen, temel motivasyonunu ve arayışını belirleyen eğilim ve çekirdeğidir. mizaç, o aynı ailede doğan ikiz çocukları farklı yapan şeydir. insanın tohumudur, çekirdeğidir.
karakter, mizaca ait özelliklerin sürekli ve belirgin bir biçimde devam etmesiyle ortaya çıkar. örneğin, mizaca ait olan içedönüklük özelliği, her ortamda sürekli gösteren, her zaman tek başına aktiviteleri tercih eden bir kişi için karakter özelliği olmuştur.
kişilik, doğuştan gelen eğilimlerimizi ifade eden mizaç; aile, çevre, toplum, kültür, olaylar, maddi durum gibi kısmen etki ettiğimiz dışsal faktörler ve zeka, cinsiyet, genetik özellikler gibi etki edemediğimiz içsel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkar. mizaç değişmez ama kişilik değişir. çünkü etkilendiği birçok şey vardır. örneğin, mizacında dağınıklık olan biri ailesinden öğrenmesiyle daha düzenli olmayı öğrenebilir ve düzenli bir kişilik oluşturabilir.
-[[alıntı]]
bekad
devamını gör...
83.
bence çevreden ediniliyor.
devamını gör...
84.
bebeklere bakmak yeterli. her bebek aynı davranışı sergilemez. bana göre kişilik hem doğuştan gelir hem de sonradan aile, çevre tarafından şekillenir.
devamını gör...
85.
doğuştan gelen şeyler olsa da sonradan çevreden edilen kısmı daha yüksek bence.
devamını gör...
86.
bazi zihin hastaliklarinin dogustan geldigi soylenir tabi bunlar kisiligin bir parcasi haline (sizofreni zeka geriligi vs ) gelir eger birey akil sagligi acisindan saglikli bir yerde ise bu hastaliklarin nuksetmeme durumuda olabilir ( hatta down sendromuna ragmen universte mezunu olanlar bile var ) ama geri kalani ise cevreden etkilenir hepimiz oyleyizdir aslinda nasil yasam alanimiz yiyecekelerimizi giyim kulturumuzu vs etkiliyorsa cevremizdeki insanlarda aynen oyle etkiliyor bizi sinirli kifurbaz yalanci kotu yapabiliyor bazen bu yuzeden toksik insanlardan uzak durmaniz dilegiyle
devamını gör...
87.
kişilik ailede başlar. çevrede gelişir , büyür . sonra kişi kendini geliştirir ve son halini bulur. hepsi basamak basamak oluşur. yani aklınıza ne ekerseniz onu biçersiniz.
devamını gör...
88.
doğuştan gelen içgüdülerimizdir, davranışlarımızı oluşturan ise yaşantımızdır. ancak tabi ki kötü bir ailede büyüyen kötü olur, iyi bir ailede büyüyen iyi olur önermesi doğru değildir. iki çocuk düşünelim ve bu iki çocuğun babası da katil olsun. birinci çocuğumuz babası bir insanı öldürüp hapse girdiği ve ondan ayrı kaldığı aynı zamanda hem kendisinin hem de ölen kişinin yakınlarının üzgün olduğu farkına varsın böylelikle bu çocuk bir insanı öldürmenin kötü bir şey olduğunu öğrenecektir, bir de diğer çocuğa bakalım bu çocukta babasının haklı olduğunu ve bazı şeyler için insanları öldürmenin normal olduğunu, babasının ceza almasının yanlış bir karar olduğunun farkına varsın, bu çocuk büyüdüğünde haklı veya haksız kendisine dokunan bir sebepten insan öldürmenin doğru olduğuna inanacaktır. alın size aynı hikayeden bir iyi bir kötü kişilik. kişiliği çevre şekillendirir ancak kişiliğin oturması sizin süzgecinize bağlıdır.
devamını gör...
89.
onu bunu bilmem de hayat bütün bunları tartışmak için de çok kısa, zaman akıp gidiyor, bir sürü kavram kargaşası var. zaten doğru düzgün eğitim alamayan biri, ekonomik durumu zayıf biri, ailesi, çevresi düşük sosyoekonomik bir yapıya sahip bir kişi her ne kadar zeka yönünden avantajlı olsa da yiyeceği darbelerden asla beri değildir. bu yüzden her insan darbe yer. darbe yemeyenler zaten merak etmeyin bu sözlüğe takılmak dışında dışarıda hayatlarını yaşıyorlar. tabii ki buraya hobi için takılan da vardır genelleme yapmak istemiyorum. genel olarak hayat da zor, hayata tutunabilmek de çok çok zor, bir şeylere sürekli takılıp kaldığında onları geviş getirmekten kurtulmak da çok çok zor.
olumsuzluk; tıpkı bir örümcek ağına yakalanmak gibi. hani metafor olması açısından frodo takılmıştı ya örümcek ağlarına, nasıl kurtulabilmişti peki? elinde elf yapımı bir kılıç vardı, onunla ağları kesmişti. şimdi buradan anlıyoruz ki bir durumdan kurtulmak için insanın kesinlikle bir araca, tekniğe ihtiyacı vardır.
insan söz konusu olunca haliyle bu araçlar da insana özgü olur. ve insanın en büyük ayırt edici özelliği dil ve düşünceye sahip olmasıdır. yani bizi kurtaracak olan araçlar ve teknikler aslında:
dil, düşünce, akıl, bilişler, anlayış, doğru kavrama, doğru düşünme, iyi tespit edebilme yani sağlam teşhis gibi şeylerdir.
yine de hiç kolay değil bunu buradan milyon defa haykırmak istiyorum. fakat ya bir yol bulacağız; ya da bir yol yapacağız başka da çaremiz yok. bu arada hayat ve zaman akıp geçiyor demiş miydim?
olumsuzluk; tıpkı bir örümcek ağına yakalanmak gibi. hani metafor olması açısından frodo takılmıştı ya örümcek ağlarına, nasıl kurtulabilmişti peki? elinde elf yapımı bir kılıç vardı, onunla ağları kesmişti. şimdi buradan anlıyoruz ki bir durumdan kurtulmak için insanın kesinlikle bir araca, tekniğe ihtiyacı vardır.
insan söz konusu olunca haliyle bu araçlar da insana özgü olur. ve insanın en büyük ayırt edici özelliği dil ve düşünceye sahip olmasıdır. yani bizi kurtaracak olan araçlar ve teknikler aslında:
dil, düşünce, akıl, bilişler, anlayış, doğru kavrama, doğru düşünme, iyi tespit edebilme yani sağlam teşhis gibi şeylerdir.
yine de hiç kolay değil bunu buradan milyon defa haykırmak istiyorum. fakat ya bir yol bulacağız; ya da bir yol yapacağız başka da çaremiz yok. bu arada hayat ve zaman akıp geçiyor demiş miydim?
devamını gör...
90.
şimdi bence insanın için de her kişilik var ama onları ortaya çıkartan şey çevre
devamını gör...
91.
doğuştan gelir, çevreyle şekillenir. annenin karakteri bu denklemde en büyük paya sahiptir.
devamını gör...
92.
doğuştan gelen bir kişilik vardır, çevre koşulları ile birlikte şekillenir ve evrilir. ama başlangıç noktasının doğuştan geldiği kanaatindeyim.
bazen ise çevre koşulları ve kişiliğiniz arasında sıkışır kalır, ne yapacağınızı bilemezsiniz. çevre koşullarının sizi değiştirmemesini istemek, bunun için direnmek zordur.
bazen ise çevre koşulları ve kişiliğiniz arasında sıkışır kalır, ne yapacağınızı bilemezsiniz. çevre koşullarının sizi değiştirmemesini istemek, bunun için direnmek zordur.
devamını gör...
93.
yüzde elli gen yüzde elli sosyal hayat,çevre vs. yarım bardak su gibidir doğduğumuzda karakterimiz.zaman içinde nerde nasıl yetistigimize göre diğer yarısı dolar ve bardak dolduğunda tamamlanmış oluruz.
devamını gör...
94.
açıklaması alfred adler'in insanı tanıma sanatı kitabında yapılan sorudur.
devamını gör...
95.
çoğu çevredir çünkü sıfır olarak geliyorsunuz bu dünyaya ve belli yaşlar resmen vakumlama yaşları oluyor.
devamını gör...
96.
çevre . daha çok tecrübelerden travmalardan geldiğini düşünüyorum.
devamını gör...
97.
yaradılışla gelir, çevreyle azalır ya da tükenir.
devamını gör...
98.
(bkz: john locke) vs (bkz: descartes)
locke’a göre zihin boş bir tabela gibidir ve bilginin kaynağı kişisel deneyimlerdir. yani çevreden edindiğimiz deneyimlerle kişiliğimiz oluşur, bugün ki ben halini alırız.
descartes’e göre ise beyin kilitli bir yapı gibidir. kişi büyüdükçe ve beyin gelişimi tamamladıkça kilitli bilgilere erişimi sağlar. yani kişiliği çoktan kendi içinde saklıdır.
descartes’in genlerle ilgili görüşleri natüralizm’e daha yakın diyebiliriz. sonuçta kişilik aktarımında ailemizin etkileri büyüktür. gen aktarımıyla bazı kornik hastalıklara, psikolojik rahatsızlıklara sahip olabiliriz.
bir yandan locke için ise natüralizm’in çevre kuramı işler. yine aile bireylerimizle birlikte yaşamanın getirdiği ortak alışkanlıklara sahip olma, davranış kopyalama gibi nitelikler kazanabiliriz.
bana soracak olursanız locke’un düşüncesi daha gelişmiştir. çevrenin kişilik üzerinde mutlaka etkisi vardır. olmaması imkansızdır.
locke’a göre zihin boş bir tabela gibidir ve bilginin kaynağı kişisel deneyimlerdir. yani çevreden edindiğimiz deneyimlerle kişiliğimiz oluşur, bugün ki ben halini alırız.
descartes’e göre ise beyin kilitli bir yapı gibidir. kişi büyüdükçe ve beyin gelişimi tamamladıkça kilitli bilgilere erişimi sağlar. yani kişiliği çoktan kendi içinde saklıdır.
descartes’in genlerle ilgili görüşleri natüralizm’e daha yakın diyebiliriz. sonuçta kişilik aktarımında ailemizin etkileri büyüktür. gen aktarımıyla bazı kornik hastalıklara, psikolojik rahatsızlıklara sahip olabiliriz.
bir yandan locke için ise natüralizm’in çevre kuramı işler. yine aile bireylerimizle birlikte yaşamanın getirdiği ortak alışkanlıklara sahip olma, davranış kopyalama gibi nitelikler kazanabiliriz.
bana soracak olursanız locke’un düşüncesi daha gelişmiştir. çevrenin kişilik üzerinde mutlaka etkisi vardır. olmaması imkansızdır.
devamını gör...
99.
insan en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır diyor bir atasözü ben de katılıyorum çevre ve ebeveyn çocuğun kişiliğini şekillendirir
devamını gör...
100.
doğuştan gelir, çevre ile şekillenir.
devamını gör...