101.
olayları izlemek yerine yaşamak, hissetmek ile oluşan duygusal dışa vurma. yazar de bunu ağlayarak , hissederek yazdıysa en saf en güzel hissediş ve duygu aktarımı diyebiliriz...
devamını gör...
102.
okuduğu kitap 'tutunamayanlar' ise ağlamaması garip olur
devamını gör...
103.
masumiyet müzesi'ni okuyanlar bilir, orhan pamuk kitabıdır kendisi. bir bölümü var, hiç beklenmeden aniden gelişen. okurken toplum içindeydim ve koşarak lavabo aradım içimi döküp ağlamak için. bir müddet kendime gelemedim. soran arkadaşlarıma da bir yakınım vefat etti diyordum. ve o sahneyi aklıma getirecek ne görürsem yine ağlamaya başlıyorum. o kadar kötüydü ki. ilk olarak bu kitapta ağlamıştım. bir diğeri ise acı dolu yıllar isimli bir biyografi kitabı. bircan usallı silan'a ait. onu okurken de ölüm bölümünde çok ağlamıştım ve kitabı kapatıp devam edememiştim...
devamını gör...
104.
otuz kitaplik bi serinin sondan ucuncu kitabinda butun seri boyunca yanimizda olan bir karakter ölmüştü

iste o zaman kitaba dogru agladim, azcik
devamını gör...
105.
kurgusal hayatların dünyasına fazla kaptırmış insan tipi.
devamını gör...
106.
bazı kitapları okurken ağlamamak ne mümkün..
gelin size ağladığım kitaplardan birinden bir olayı anlatayım.
meryem henüz onbeşinde kendisinden 30 yaş büyük bir adamla evlendirilir. afganistan şartları, yoksulluk ve birçok nedenden babası onu zengin bir adama para karşılığında verir. erkek çocuk doğrulması beklenir meryem'den. sonralarda evlerine leyla isminde biri gelir savaşın ortasında. leyla ailesini kaybetmiş tam evlenecekken sevdiğini de kaybetmiş genç bir kızdır. adam onu da kendisine eş seçer ve birlikte yaşamaya başlarlar. adam leylaya iyi davranırken meryem'e eziyet eder. hırpalar. hırpalanmış, dövülmüş, pek bakılacak hali kalmamış, fakat hala ayakta olan meryemin yaşamaktan başka çaresi yoktur.
zaman böyle geçerken meryem bir gün yemek yapıp adama götürür. adam yemekten bir kaşık alır ve koşarak diğer odaya gider.
penceredeki saksının içinden toprak ve taş doldurur eline. meryem'in yanına gelir ve aç ağzını der. meryem açmak zorundadır. gidecek hiçbir yeri yok. dışarı çıksa ölecek çünkü afganistanda yaşıyor. ağzını açar
adam taş ve toprakla dolu elini meryem'in ağzına boşaltır.. "çiğne" der. meryem'in dişleri kırılır...
adam: işte ben senin yemeklerini yediğimde böyle hissediyorum der.

*
devamını gör...
107.
bazen bu benim. geçen uçurtma avcısını okurken hüngür hüngür ağladım. artık nasıl bir ruh halinde isem.
devamını gör...
108.
ağlarım, o kadar karakterlerle baştan beri maceradan maceraya atlamışız tabii ki empati yapıp ağlarım. hem kime ne...en son algernon'a çiçekler de öküz gibi ağlamıştım. zaten duygusunu belirtemeyen insan benim gözümde zıfır
devamını gör...
109.
lise 1 ya da 2deyken gülünün solduğu akşamda hıçkıra hıçkıra ağlamıştım daha sonra fareler ve insanlarda yine ağladığımı hatırlıyorum en vurucusu kürk mantolu madonna'ydı . başka kitaplarda da tabiki ağlamayı ihmal etmemişimdir . gülmek ne kadar güzel bir duyguysa ağlamakta öyledir . yorumlarda saçma sapan dalga geçen arkadaşlar gördüm . doya doya ağlamamış, ağlamayı güçsüzlük olarak görmüş insanlara bunları anlatamazsınız geçiniz .
devamını gör...
110.
galiba kitap okumaya yeni yeni başlamış insandır. bir fareler ve insanlar, bir küçük prens beni de ağlattı. yarabbim minicik çocuğum, ilkokul öğretmenim elime tutuşturdu mu kemalettin tuğcu kitabı. anam ertesi gün okulu basmaya kalktı ki kendisi etliye sütlüye karışmayan ürkek bir insandır. bütün gece ağladım o kitap yüzünden. yine çocukken bi' kitap okumuştum, sokak köpeğinin ağzından anlatılmış, ismini hatırlamıyorum, ya zehirli et vermiş belediye bu köpeklere, ana karakter köpek paragraflarca köpek arkadaşlarının bacaklarını titrete titrete, ağızları köpüre köpüre ölümünü anlatıyor, bakın hala aklımda. çocuk kitabı bunlar. ya manyak mısınız siz, niye böyle şeyler yazıyosunuz çocuklara?!

neyse efendim, okuma konusunda kaşarlandığımdan mıdır, hayatın sillesini yediğimden midir bilmiyorum ama çoooook uzun süredir ağlamıyorum kitaplara. o yüzden şanslı insandır. tadını çıkarsın.
devamını gör...
111.
empati becerisi yüksek insandır.
büyük acılar görmemiş ya da saf olduğundan değil, karakterin hissiyâtını içinde hissettiği için, okudukları birer ok olup kalbine saplandığı için ağlar.
devamını gör...
112.
ben olacak varlık normal hayatta asla kitap okurken ağladığım kadar ağladığımı bilmem, insan neden bir serinin ilk kitabına gönderme yapıldı diye ağlar ki.
*
devamını gör...
113.
evin içinde böyle deli bir tip olsa, kaldırıp yürüyen kalabalığın üstüne fırlatırdım galiba.

bu nedir ya.
devamını gör...
114.
ilkokuldayken bir şeftali bin şeftali kitabını okurken ilk ve son defa olduğum insan.

kitap, özet geçecek olursak hatırladığım kadarıyla köylerindeki şeftali ağacına bakip özenen ama paraları olmadığı için satın alamayan 2 çocuğun hikayesini anlatır. ağaç ise köydeki meşhur gaddar ağa tiplemesine ait olduğu için tabi ki de ağacın yanına bile yaklaşamazlar.

bir gün ağanın bahçıvanı şeftalileri toplar ve ağanın şımarık kızına, kız birer ısırık alıp yere atsın diye götürür. götürürken sepetinden bir şeftali yere düşer ve bizim fakir çocuklar bunu görünce epey sevinir. sonrasında "bizim de bir şeftali ağacımız olsun" diyerek bu şeftalinin çekirdeğini dikerler ve büyük bir özenle bakarlar.

çekirdek büyür ve fidan olur. çocuklar artık bunu gubrelemek lazım diye düşünürler ve yılanları, hasereleri öldürüp gübre olarak kullanmaya başlarlar.

aradan biraz daha zaman geçer ve ağaç artık ilk meyvelerini vermeye hazırdır. bizim çocuklardan biri ağacın yanına gider ve ağaç da merak eder, "bunlar hep 2 kişi gezerdi, niye öteki reis yok?". öteki çocuk geçen gün ağacı gubrelemek üzere rutin yılan avlarindan birini yaparken yılan tarafından sokulmuş ve bir süre sonra ölmüştür. hayalini kurduğu, gözleri gibi baktıkları ağaçtan bir meyve bile yiyememiştir.

ağacın yanına gelen çocuk ise ağaçtan ilk meyvesini yemiştir ama eski dostunun ölümü üzerine köyde daha fazla kalamayıp köyü terk etmiştir. ağaç ise belli bir süre sonra bahçıvan tarafından fark edilir ve artık ağanın malı olur. olur olmasına ama ağaç üzüntüden bir daha meyve veremez. bahçıvanı da yıllar boyu sebebi hakkında uğraştırır durur.

allahsızlar, ilkokul çocuğuna bunları okutuyorsunuz sonra bu çocuklar büyüyünce neden defresif, neden doomer oldu diye soruyorsunuz. ne biçim çocuk kitabı bu?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
115.
hayatta çok şey görmüş duymuş olsa da karakterin yaşadıklarını bire bir hissedip başka bir evrende onun yerine gözyaşı döken insandır.
devamını gör...
116.
kitabı tam anlamıyla hissederek okuyan insandır. bütün kitapları içine girerek okurum sanki onlarla orada yaşadıklarını yaşıyormuşum gibi. beni kitap okurken izleseniz hem ağladığımı hem güldüğümü hem üzüldüğümü görürsünüz. çünkü tam anlamıyla içine girmezsem gerçekten okuyormuşum gibi hissetmiyorum. onu yaşamalıyım ki söylemek istediklerini tam anlamıyla alabileyim.
devamını gör...
117.
en ''ılık'' duyguların insanıdır. ne kadar hassassınız kuzum siz? sizi severler burada...
devamını gör...
118.
sadece kitap okurken değil de, film izlerken, şarkı dinlerken, günün her anı, her dakikası, ufak bir şeye duygulanıp gözlerin dolması...
devamını gör...
119.
yavuz bahadıroğlu - sunguroğlu.. ağladım hüngür hüngür.. bir kitap nasıl bu kadar kötü yazılmış olabilir diye..
devamını gör...
120.
dünyası kitap olan adam ağlar. erkekse kesin gaydir yazmış. bu nasıl bir üslup. duyguları olan empati yapabilen insanlar bunu yaşayabiliyor. iç dünyasına ayna tutuyorsa hıçkıra hıçkıra bile ağlar. bak ben okudum ağlamıyorum sidik yarışı değildir. benim babam senin babanı döver kafasından çıkın lütfen.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kitap okurken ağlayan insan" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim