matematik
başlık "ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi" tarafından 09.11.2020 22:50 tarihinde açılmıştır.
101.
mantıklı düşünmenin adı.
devamını gör...
102.
bazı belediyeler veya kafeler yollara, otobüs duraklarına; trigonometri, türev, toplam, geometri, logaritma formülleri falan yazıyorlar.
ispat yok, bağlam yok, çıkarım yok, anlam yok. yok oğlu yok. böyle matematik olmaz, olamaz. bu, türkçe dersinde sözlük okumaya benzeyen saçma bir hareket:)
bu hareketle sadece ezberci bir koyun yetiştirilir.
ispat yok, bağlam yok, çıkarım yok, anlam yok. yok oğlu yok. böyle matematik olmaz, olamaz. bu, türkçe dersinde sözlük okumaya benzeyen saçma bir hareket:)
bu hareketle sadece ezberci bir koyun yetiştirilir.
devamını gör...
103.
matematiğin allah belasını versin nefret ediyorum şu an, mat dersindeyim iğrenç
devamını gör...
104.
yabanci dil ve müzikle birlikte , bir çocuğa öğretilmesi gereken 4 şeyin icinde bulunmaktadir kanimca. 4.yü söylemiyorum bna kalsin.
devamını gör...
105.
tanısan seversin aslında.(bkz: swh)
devamını gör...
106.
bir ısınamadım gitti şuna. yapabilene saygı duyarım.
devamını gör...
107.
tüm öğretim hayatım boyunca nefret etmiştim kendisinden ama kpss hazırlık sürecinde temelden öğrenip soruları tıkır tıkır çözmeye başlayınca hafiften kanım ısınmıştı. kendilerini çocukken anlayabilseydim hayat çok farklı seyredebilirdi.
devamını gör...
108.
olmak istedigim brans.
devamını gör...
109.
her şeyin başıdır.
17 yaşına kadar sayısalcı gelmiş ve matematik, geometri, fizik kimya biyoloji âşığı biri olarak mesleğimi icrâ etmek istediğim alan bunlardan hiçbiri olmamıştı. vakti zamanında uzunca bir süre otopsi doktoru olmak istemiş, hayatımı böyle geçirmek istemediğime karar vererek 17 yaşındayken yön değiştirmiştim. diller öğrenerek polyglot oldum, siyaset ve uluslararası ilişkiler okuyorum. ve yöneldiğim alanlar aslında tamamen ben. ama içimi yiyip bitiren o matematik ruhu, peşimi bırakmıyor. matematik, her şeyin başıdır. ve ben dönüp dönüp matematikle hemhâl oluyorum. başlarda hamlamamak için matematik test kitapları falan alıp boş zamanlarımda müzik dinleyerek matematik soruları çözüyordum ama lise matematiğinde artık farklı bir şey kalmayınca matematikte de ilerlemek isteyip bunu üst seviyeye taşıdım. internetten ileri matematik ders videoları izleyip konular hakkında sorular çözüyorum. sınav stresi içinde değilim, yetişmem gereken bir yer yok. bunun için o kadar bayılıyorum ki matematiğe. stressiz, aksine stres alıcı, oyalayıcı, zihni dinç tutan ve çok işe yarayan bir şey. son birkaç gündür de çok canım çekiyordu, çalışmalarımı sıklaştırdım; o kadar iyi hissediyorum ki..
evrendeki her şeyin matematiğe bağlı olduğunu düşünüyorum. “düşünüyorum” da yanlış bir ifade oldu. düşünmüyorum; biliyorum.
matematik; evrenin, dünyanın, doğanın dilidir. sadece fizik kimya biyoloji gibi temel bilimler değil; dilbilim dâhi, müzik dâhi, resim dâhi matematiktir aslında. bakmayı bilene elbet...
bu demek değil ki her şeyi ölçüp biçerek yapacağız, matematiğe uyduracağız. hayır. sanatın kendi ahengi zaten vâroluşuyla matematiği yansıtıyor.
gören gözler için nice ibretler var kısacası.
matematiğe âşığım.
17 yaşına kadar sayısalcı gelmiş ve matematik, geometri, fizik kimya biyoloji âşığı biri olarak mesleğimi icrâ etmek istediğim alan bunlardan hiçbiri olmamıştı. vakti zamanında uzunca bir süre otopsi doktoru olmak istemiş, hayatımı böyle geçirmek istemediğime karar vererek 17 yaşındayken yön değiştirmiştim. diller öğrenerek polyglot oldum, siyaset ve uluslararası ilişkiler okuyorum. ve yöneldiğim alanlar aslında tamamen ben. ama içimi yiyip bitiren o matematik ruhu, peşimi bırakmıyor. matematik, her şeyin başıdır. ve ben dönüp dönüp matematikle hemhâl oluyorum. başlarda hamlamamak için matematik test kitapları falan alıp boş zamanlarımda müzik dinleyerek matematik soruları çözüyordum ama lise matematiğinde artık farklı bir şey kalmayınca matematikte de ilerlemek isteyip bunu üst seviyeye taşıdım. internetten ileri matematik ders videoları izleyip konular hakkında sorular çözüyorum. sınav stresi içinde değilim, yetişmem gereken bir yer yok. bunun için o kadar bayılıyorum ki matematiğe. stressiz, aksine stres alıcı, oyalayıcı, zihni dinç tutan ve çok işe yarayan bir şey. son birkaç gündür de çok canım çekiyordu, çalışmalarımı sıklaştırdım; o kadar iyi hissediyorum ki..
evrendeki her şeyin matematiğe bağlı olduğunu düşünüyorum. “düşünüyorum” da yanlış bir ifade oldu. düşünmüyorum; biliyorum.
matematik; evrenin, dünyanın, doğanın dilidir. sadece fizik kimya biyoloji gibi temel bilimler değil; dilbilim dâhi, müzik dâhi, resim dâhi matematiktir aslında. bakmayı bilene elbet...
bu demek değil ki her şeyi ölçüp biçerek yapacağız, matematiğe uyduracağız. hayır. sanatın kendi ahengi zaten vâroluşuyla matematiği yansıtıyor.
gören gözler için nice ibretler var kısacası.
matematiğe âşığım.
devamını gör...
110.
matematikten nefret ediyorum. herkes benim gibi değil de matematiği sevip, insan yararına kullanacak kişiler var. which is nice...
devamını gör...
111.
bugünlerde şu problemine takıldığım bilim/felsefe dalı:
y= -ax2 +bx+c parabolünün x ekseni üstünde kalan bölgesinde x eksenine ve parabolün yükselen ve düşen kenarlarına teğet olan çizilen çemberin çizilebilme koşulu ve eğer çiziliyorsa o çemberin çapı nedir.
bir örnek görselde.

şu son zamanda evrenin z=z2 + c denklemiyle verilen mandelbrot grafiğinin (ya da bu grafiğin üç boyutlu olanının) bir parçası olduğu fikrine feci şekilde takıldım. akademik bilgim yeterli değil, bunun üzerinde makale yazabilecek halde değilim. ama her gün okuduğum makaleler, james web teleskopunun hiçbir şey olmaması gereken yerlerde çok şeyler görmesi buna bir kanıt gibi. üstelik evren bir simülasyon mu sorusuyla, çoklu evren sorusunu da açıklayabilir (diye düşünüyorum) buyrun size z fonksiyonunun ve c değerinin rasgele iki değerinin ortaya çıkardığı bir evren resmi:
y= -ax2 +bx+c parabolünün x ekseni üstünde kalan bölgesinde x eksenine ve parabolün yükselen ve düşen kenarlarına teğet olan çizilen çemberin çizilebilme koşulu ve eğer çiziliyorsa o çemberin çapı nedir.
bir örnek görselde.

şu son zamanda evrenin z=z2 + c denklemiyle verilen mandelbrot grafiğinin (ya da bu grafiğin üç boyutlu olanının) bir parçası olduğu fikrine feci şekilde takıldım. akademik bilgim yeterli değil, bunun üzerinde makale yazabilecek halde değilim. ama her gün okuduğum makaleler, james web teleskopunun hiçbir şey olmaması gereken yerlerde çok şeyler görmesi buna bir kanıt gibi. üstelik evren bir simülasyon mu sorusuyla, çoklu evren sorusunu da açıklayabilir (diye düşünüyorum) buyrun size z fonksiyonunun ve c değerinin rasgele iki değerinin ortaya çıkardığı bir evren resmi:
devamını gör...
112.
insanın hayatı boyunca peşini bırakmaz: lgs,yks,kpss,ales ve sayamayacağım kadar çok sınavda karşımıza çıkan, türkiye'de başarı oranının düşük olduğu ve başaranların diğerlerine sınavlarda fark attığı derstir.
devamını gör...
113.
bizi kandırıyor hojam.
devamını gör...
114.
115.
aklıma eski televizyon programları repliğini getirdi.
karşılıklı sevmek, anlamında sevişmek kullanılırdı, gençler bilmez, aydınlatayım kendilerini.
hatta ben onu ve matematiği bir cümle içinde kullanayım.
kendisiyle ilk tanışmamızdan beri seviştiğimiz bilim dalı.
karşılıklı sevmek, anlamında sevişmek kullanılırdı, gençler bilmez, aydınlatayım kendilerini.
hatta ben onu ve matematiği bir cümle içinde kullanayım.
kendisiyle ilk tanışmamızdan beri seviştiğimiz bilim dalı.
devamını gör...
116.
yeni nesil sorulardan önce çok güzel bir dersti.
devamını gör...
117.
overrated ders. evet.
devamını gör...
118.
ben matematikten şunu anladım; uygulayıcısı olamadığınız hiçbir bilginin efendisi olamıyorsunuz. konuyu dinliyorsunuz sonra; tamam, anladım şimdi soruları gömcürürüm diyorsunuz ama sorulara geçince yapamazsanız patladınız. o yüzden öğrendiğiniz bilgiyi uygulayabilmeniz ve diğer bilgilerle sentezleyebilmeniz çok önemli.
devamını gör...
119.
matematik kelimesinin kökeni eski yunancada “ben bilirim” anlamına gelen “matesis” sözcüğüne dayanıyormuş. zaman içinde dönüşen kelimenin son olarak dayandırıldığı sözcük ise “mathematikós” ve o da “öğrenmekten hoşlanan” anlamına gelmekte imiş.
devamını gör...
120.
matematik, postülat denilen, önceden üzerinde uzlaşılmış temel kurallardan yola çıkılarak yapılan, sistematik bir uğraş olmasından dolayı, sonuçları kesin tutulmaya çalışılır. epistemolojik anlamda, insanlık tarihi boyunca böylesine kesin bilgiler hiçbir zaman elde edilemediği için, matematiğe ayrı bir düşkünlük vardır. pisagor, matematiğin böylesine kesin sonuçları karşısında ona aşık olmuş ve adeta bir din gibi, onu benimseyerek, felsefesinde de kullanmaya çalışmıştır. matematik uğraşları sırasında sadece rasyonel sayıları ve onların yapabildiklerinin aksiyomlarına sahip olan bu insanlar, rasyonel olmayan köklü bir sayıya ulaşan hippasos'un bu bulgusunu öncesinde inkar etmişler, sonra işlemler sonucunda böyle çıktığını gördükçe de, tüm kurdukları sistemin nasıl çöktüğüne bakarak kafayı yiyip, son çare olarak da hippasos'u, kayıkla açıldıkları denize atarak öldürmekte bulmuşlardır. oysa hippasos'un ölümü, ortaya koyduğu şeyi değiştirmeyecektir. köklü sayıları da kapsayacak şekilde sonrasında yeni postülatlar getirilmiş ve matematik, kendi içinde hala tutarlı tutulmaya çalışılmıştır. bazı işlemler tanımsız olarak gösterilmiş, bazıları ise, işlemler sırasında çok abuk sabuk şeylere sebebiyet vermesinden dolayı, bazı sayılara endekslenmiştir. böyle yazınca, sanki matematik hep yamanan ve güvenilmez bir şeymiş gibi duruyor olabilir ama bu yamamalar da aslında yine kendi içindeki kanıtlamalar doğrultusunda bulunduğu için, çok sağlam yapılardır.
matematik gibi önceden belirlenmiş kurallardan yola çıkarak yapılan söylemlerin olmadığı her alan, kesin bilgiden uzak, şüpheye yol açan bir yapıdadır. hume'un bize söylediği gibi, neden ve sonuç arasındaki bağlantı tamamen bizim varsayımımızdan dolayıdır. güneş'in her gün doğudan doğuyor olması, ertesi gün de kesin olarak doğudan doğacağı anlamına gelmez. deney ve gözlemlerle, bunu doğrularız ve bu devam ettikçe, tahminimiz de güçlenir elbette ancak bilimsel olarak, iki olay arasındaki nedenselliğin kendisini deney yoluyla gözlemleyemeyiz. bu şaşkına uğratacak ve her bilgiyi derinden sarsacak olan söylem, kant'ın da "hume beni dogmatik bir uykudan uyandırdı" dediği gerçek, en bariz ve kesin bildiğimizi varsaydığımız bilgilerin dahi ne kadar pamuk ipliğinde olduğunu gösterir. matematik ise, bu anlamda güzel bir sığınaktır, en azından kendi sistemi içerisinde kesin doğru bu! diyebildiğimiz şeyleri verir.
tabi matematiğin bunu vermesi, onun kullanılarak bir şeyleri kanıtlama çabamızı da o denli gerçek yapmaz. örneğin istatistik, doğru korelasyonu gözetmeden yaparsak tamamen aldatıcı olur. gözeterek yaparsak da, iyi bir tahmin olabilir ancak, yine matematiğin kendisindeki doğruluk yapısını aktarmaz her ne kadar bunu sunarak argümanını dile getirenlerin öyle olduğunu sanmamızı istemesine rağmen. benjamin'in de dediği gibi "üç çeşit yalan vardır; yalan, kuyruklu yalan ve istatistik."
son olarak bir fıkrayla kapatmak istiyorum.
balonla seyahat etmekte olan bir grup yolunu kaybeder ve biraz alçalarak aşağıdaki kişiye yaklaşırlar. içlerinden biri aşağıya bağırır;
- heyyy!.. şu anda nerdeyiz?
aşağıdaki şahıs onlara şöyle bir bakar ve biraz düşünüp dalgın dalgın cevap verir:
- bir balonun içinde ve oldukça alçaktasınız…
balondaki adam doğrulur ve arkadaşlarına:
- biliyor musunuz bu adam matematikçi der. bunun üzerine balondaki diğer şahıslar bunu nerden anladığını sorduklarında şöyle yanıtlar:
- birincisi, çok düşündü, ikincisi söylediği şey kesin olarak doğru… üçüncüsü, bir işe yaramıyor…
matematik gibi önceden belirlenmiş kurallardan yola çıkarak yapılan söylemlerin olmadığı her alan, kesin bilgiden uzak, şüpheye yol açan bir yapıdadır. hume'un bize söylediği gibi, neden ve sonuç arasındaki bağlantı tamamen bizim varsayımımızdan dolayıdır. güneş'in her gün doğudan doğuyor olması, ertesi gün de kesin olarak doğudan doğacağı anlamına gelmez. deney ve gözlemlerle, bunu doğrularız ve bu devam ettikçe, tahminimiz de güçlenir elbette ancak bilimsel olarak, iki olay arasındaki nedenselliğin kendisini deney yoluyla gözlemleyemeyiz. bu şaşkına uğratacak ve her bilgiyi derinden sarsacak olan söylem, kant'ın da "hume beni dogmatik bir uykudan uyandırdı" dediği gerçek, en bariz ve kesin bildiğimizi varsaydığımız bilgilerin dahi ne kadar pamuk ipliğinde olduğunu gösterir. matematik ise, bu anlamda güzel bir sığınaktır, en azından kendi sistemi içerisinde kesin doğru bu! diyebildiğimiz şeyleri verir.
tabi matematiğin bunu vermesi, onun kullanılarak bir şeyleri kanıtlama çabamızı da o denli gerçek yapmaz. örneğin istatistik, doğru korelasyonu gözetmeden yaparsak tamamen aldatıcı olur. gözeterek yaparsak da, iyi bir tahmin olabilir ancak, yine matematiğin kendisindeki doğruluk yapısını aktarmaz her ne kadar bunu sunarak argümanını dile getirenlerin öyle olduğunu sanmamızı istemesine rağmen. benjamin'in de dediği gibi "üç çeşit yalan vardır; yalan, kuyruklu yalan ve istatistik."
son olarak bir fıkrayla kapatmak istiyorum.
balonla seyahat etmekte olan bir grup yolunu kaybeder ve biraz alçalarak aşağıdaki kişiye yaklaşırlar. içlerinden biri aşağıya bağırır;
- heyyy!.. şu anda nerdeyiz?
aşağıdaki şahıs onlara şöyle bir bakar ve biraz düşünüp dalgın dalgın cevap verir:
- bir balonun içinde ve oldukça alçaktasınız…
balondaki adam doğrulur ve arkadaşlarına:
- biliyor musunuz bu adam matematikçi der. bunun üzerine balondaki diğer şahıslar bunu nerden anladığını sorduklarında şöyle yanıtlar:
- birincisi, çok düşündü, ikincisi söylediği şey kesin olarak doğru… üçüncüsü, bir işe yaramıyor…
devamını gör...
