normal sözlük yazarlarının özledikleri şeyler
başlık "dux" tarafından 31.01.2021 17:17 tarihinde açılmıştır.
81.
hangi birini yazalım özlemediğimiz şey yok ki.
giden yıllarını özlemeyen var mı ki?
giden yıllarını özlemeyen var mı ki?
devamını gör...
82.
sarılmalı uyumayı özledim.. sıkılınca da arkamı dönüp yatmaya devam edeyim.
devamını gör...
83.
daha umutlu olduğum zamanları özlüyorum. şimdi de umudum var elbet ama eskiden yetişkin olmanın ya da 20'li yaşların böyle geçeceği aklımın ucundan geçmediği için çok daha ümidim vardı gelecekten. ne bileyim ya o kafayı özlüyorum işte. her şeyden habersiz sadece hayal kurmaya odaklı zamanları.
devamını gör...
84.
baba parası yemeyi özledim.
devamını gör...
85.
çocukluk. sorumluluk olmayınca hayat güzel.
devamını gör...
86.
yazın 250 derece sıcakta yerken beynimi ağrıtan dondurma. mikail bey rica ediyorum artık yavaştan ısıtalım şu havaları.
devamını gör...
87.
14 yıl oldu neredeyse annem ve babamı kaybedeli en çok onları özlüyorum yıkılmıyorum ama çok ayakta duramıyorum sıkıştığım her zaman seslerini duyunca kendime geliyordum. onlar yok ben var mıyım belli değil en çok onları özlüyorum.
devamını gör...
88.
karın ağrısı.
devamını gör...
89.
huzurlu bir uyku ve minik sade bir hayat, hep büyük kavgalar alakasız insanlar ve üstüme vazife olmayan şeylerle uğraşmak zorunda kalıyorum son günlerde. ve kabul etmek istiyorum herkesi ve her şeyi olduğu gibi, kalmak istiyorum olduğum gibi.
devamını gör...
90.
3 yaşım...
devamını gör...
91.
lise 3
devamını gör...
92.
-özledim teninin kokusunu özledim, özledim sımsı
+ dur abartma.
+ dur abartma.
devamını gör...
93.
anlık duygular yerine gerçekten iyi, mutlu hissetmektir sanırım. artık bu hissi yaşayamıyorum nedense. unuttuk, unutturdular.
devamını gör...
94.
saçlarımda beyaz olmadigi zamanlar. geçenlerde erkekler için beyaz kapatıcı boya denedim nasilllll ama nasillll çocuksu mutlu oldum anlatamam.
alışamadım beyazlara. alismadikca cogaldilar. hızlı çıktı pezevenkler ancak kabullenmeliyim.
arada boya yaparım. yani hoş sonuçta.
alışamadım beyazlara. alismadikca cogaldilar. hızlı çıktı pezevenkler ancak kabullenmeliyim.
arada boya yaparım. yani hoş sonuçta.
devamını gör...
95.
evimi özlüyorum, terasımı, ateş yakmayı...
devamını gör...
96.
bundan 6 sene önce yanlışlıkla kurduğum dörtlü arkadaş grubumu özlüyorum.
o zamanlarda valorant yeni yeni patlamıştı ve bilgisayarım hiçbir oyunu kaldırmaz diye hiç yeltenmemiştim ama bir deneyeyim diyip indirdim ve oynamaya başladım.
öğrenmeye çalıştım bir süre, çok kötüyüm ama oynuyorum. her girdiğim oyunda da birileri bana bir şeyler diyormuş ama haberim yok. sesi falan bilmiyordum nasıl açacağımı, o derece sıfırdım. bir şekilde buldum ve birinin sesini duydum oyun sonunda, "ampute misin ***** evladı bu ne biçim oynayış".. o gün dedim elzem kulaklık al ve sakın kimseyle iletişim kurma, sesini çıkartma. çünkü nerde bir kız sesi duysam ardından ya küfür yiyor ya da yürüyorlardı..
kulaklığımı alıp bomba gibi döndüm oyuna. o günü hiç unutmam haven mapinde oynuyorum, biri bana seslenip double door'a bakar mısın dedi.
tutuştum tabi double door ne, ben nerden bileceğim. gariban gariban etrafa bakınırken başka bir ses yeni olduğumu anladı ve bana güzelce anlatmaya başladı. nerenin ne olduğunu nasıl hareket etmem gerektiğini vs. sonrasında da beni takıma çağırdılar birkaç oyun daha oynadık. hiç ses vermiyorum ama ne olur ne olmaz diye.
o gün üçümüz bayağı bir oyun oynadık. oyunu onlarla birlikte öğrendim. sonrasında yakın arkadaşıma da oyunu indirttim. öğrendiklerimi ona da öğrettim ve beraber oynamaya başladık derken o iki arkadaş da oyuna girmiş ve istek atmışlardı bana. ben de arkadaşıma "bak bunlar çok iyi ne küfür ettiler ne yürüdüler" diyip onları da takıma çağırdım derken biz artık dörtlü olarak oynamaya başladık. sesli de sohbet eder olduk.
ama takımı görün. körler sağırlar birbirini hem ağırlıyor hem de azarlıyor.
o kadar samimi bir ortam kurduk ki size bunu burada basit bir şekilde anlatamam. iki kız ve iki erkek mükemmel bir arkadaşlık kurmuştuk. kimse kimseye yürümüyordu ve kimsenin kimseye kötü bir yaklaşımı yoktu sadece birbirimizi destekliyor ve oyunu keyifle oynuyorduk. her oyun makara dönüyordu. benim bilgisayarım ciddi anlamda kötü olduğu için sürekli pingim vardı ve 5. oyuncu bana söverdi hep.. hatta sırf bu yüzden nickimi değiştirip "pingim var" yapmışlığım bile var ama öyle ya da böyle oynarken bile keyif alıyorduk.
yaklaşık 1 sene civarı bu şekilde oynadık. abartısız söylüyorum sohbetimiz çok güzeldi. hatta yayınlara falan mı başlasak diye düşünmüştük. oğlanlardan birinin bilgisayarı canavar gibiydi ki genelde zaten o bizi taşırdı. yayın derken de efsane iyi oynadığımızdan değil tam aksine oynayamadığımızdan izlenirdik.
derken, grubun dağılması gerektiğine şu anda sebebini hatırlamadığım bir durumdan ben ve arakdaşım karar verdik. hiçbir sorun yoktu ama o zamanın şartlarından dolayıydı sanırım. okul ve dersler olabilir tam hatırlamıyorum. artık oyuna girmemeye başladık. arada bir denk geldiğimizde yine oynadık ama eski tadı asla vermiyordu, bir kere soğukluk girdi çünkü..
biriyle benim hâlâ iletişimim var, bazen denk gelince oynuyoruz. dediğim gibi bir sorun yaşanmadı ama o kadar yıl geçmesine rağmen ben o ortamı ara ara özlüyorum. onlar normal hayatta iki en yakın arkadaştı ve biz de aynı şekilde iki en yakın arkadaştık. aralarındaki sohbetin samimiyetiyle bizimki aynıydı. belki de bu yüzden bu kadar uyuşmuştuk. daha iyi bir arkadaş ortamını bu şekilde yakalayamadım. ve bu kadar uzun süreli oyun arkadaşı da edinemedik zaten. aramadık da aslında ama neyse..
velhasıl kelâm arada aklıma gelir, kopmasaydık nasıl olurduk diye. onları değil de o samimiyeti ve diyaloğu özlüyorum.
o zamanlarda valorant yeni yeni patlamıştı ve bilgisayarım hiçbir oyunu kaldırmaz diye hiç yeltenmemiştim ama bir deneyeyim diyip indirdim ve oynamaya başladım.
öğrenmeye çalıştım bir süre, çok kötüyüm ama oynuyorum. her girdiğim oyunda da birileri bana bir şeyler diyormuş ama haberim yok. sesi falan bilmiyordum nasıl açacağımı, o derece sıfırdım. bir şekilde buldum ve birinin sesini duydum oyun sonunda, "ampute misin ***** evladı bu ne biçim oynayış".. o gün dedim elzem kulaklık al ve sakın kimseyle iletişim kurma, sesini çıkartma. çünkü nerde bir kız sesi duysam ardından ya küfür yiyor ya da yürüyorlardı..
kulaklığımı alıp bomba gibi döndüm oyuna. o günü hiç unutmam haven mapinde oynuyorum, biri bana seslenip double door'a bakar mısın dedi.
tutuştum tabi double door ne, ben nerden bileceğim. gariban gariban etrafa bakınırken başka bir ses yeni olduğumu anladı ve bana güzelce anlatmaya başladı. nerenin ne olduğunu nasıl hareket etmem gerektiğini vs. sonrasında da beni takıma çağırdılar birkaç oyun daha oynadık. hiç ses vermiyorum ama ne olur ne olmaz diye.
o gün üçümüz bayağı bir oyun oynadık. oyunu onlarla birlikte öğrendim. sonrasında yakın arkadaşıma da oyunu indirttim. öğrendiklerimi ona da öğrettim ve beraber oynamaya başladık derken o iki arkadaş da oyuna girmiş ve istek atmışlardı bana. ben de arkadaşıma "bak bunlar çok iyi ne küfür ettiler ne yürüdüler" diyip onları da takıma çağırdım derken biz artık dörtlü olarak oynamaya başladık. sesli de sohbet eder olduk.
ama takımı görün. körler sağırlar birbirini hem ağırlıyor hem de azarlıyor.
o kadar samimi bir ortam kurduk ki size bunu burada basit bir şekilde anlatamam. iki kız ve iki erkek mükemmel bir arkadaşlık kurmuştuk. kimse kimseye yürümüyordu ve kimsenin kimseye kötü bir yaklaşımı yoktu sadece birbirimizi destekliyor ve oyunu keyifle oynuyorduk. her oyun makara dönüyordu. benim bilgisayarım ciddi anlamda kötü olduğu için sürekli pingim vardı ve 5. oyuncu bana söverdi hep.. hatta sırf bu yüzden nickimi değiştirip "pingim var" yapmışlığım bile var ama öyle ya da böyle oynarken bile keyif alıyorduk.
yaklaşık 1 sene civarı bu şekilde oynadık. abartısız söylüyorum sohbetimiz çok güzeldi. hatta yayınlara falan mı başlasak diye düşünmüştük. oğlanlardan birinin bilgisayarı canavar gibiydi ki genelde zaten o bizi taşırdı. yayın derken de efsane iyi oynadığımızdan değil tam aksine oynayamadığımızdan izlenirdik.
derken, grubun dağılması gerektiğine şu anda sebebini hatırlamadığım bir durumdan ben ve arakdaşım karar verdik. hiçbir sorun yoktu ama o zamanın şartlarından dolayıydı sanırım. okul ve dersler olabilir tam hatırlamıyorum. artık oyuna girmemeye başladık. arada bir denk geldiğimizde yine oynadık ama eski tadı asla vermiyordu, bir kere soğukluk girdi çünkü..
biriyle benim hâlâ iletişimim var, bazen denk gelince oynuyoruz. dediğim gibi bir sorun yaşanmadı ama o kadar yıl geçmesine rağmen ben o ortamı ara ara özlüyorum. onlar normal hayatta iki en yakın arkadaştı ve biz de aynı şekilde iki en yakın arkadaştık. aralarındaki sohbetin samimiyetiyle bizimki aynıydı. belki de bu yüzden bu kadar uyuşmuştuk. daha iyi bir arkadaş ortamını bu şekilde yakalayamadım. ve bu kadar uzun süreli oyun arkadaşı da edinemedik zaten. aramadık da aslında ama neyse..
velhasıl kelâm arada aklıma gelir, kopmasaydık nasıl olurduk diye. onları değil de o samimiyeti ve diyaloğu özlüyorum.
devamını gör...
97.
sizin benden daha mutlu olmaya ne hakkınız var siz de dertlenin arkadaş.
bir kadın var sözlük, teknik detayını geçelim sizi çok alakadar etmez ama avuçları bal kokuyor, şaşırınca, gülünce, konuşunca dünyayı durduruyor.
elleri var bi de elleriyle gözlerimi kapatınca bembeyaz bir karanlık oluyor. kar karanlığı gibi ama sıcacık.
işte ben onu özledim. açlık gibi, susuzluk gibi değil, aldığım nefes gibi özledim hem.
bir kadın var sözlük, teknik detayını geçelim sizi çok alakadar etmez ama avuçları bal kokuyor, şaşırınca, gülünce, konuşunca dünyayı durduruyor.
elleri var bi de elleriyle gözlerimi kapatınca bembeyaz bir karanlık oluyor. kar karanlığı gibi ama sıcacık.
işte ben onu özledim. açlık gibi, susuzluk gibi değil, aldığım nefes gibi özledim hem.
devamını gör...
98.
özlediğim günaş doğsun
ya rabb'im, tek umudumsun.
ya rabb'im, tek umudumsun.
devamını gör...
99.
bazen eski "düşüncesiz" beni çok özlüyorum yalan yok.
devamını gör...
100.
(bkz: yine yazı bekleriz)
tüm nem ve sıcağına rağmen. hatta ve hatta yaz boyunca şikayet etmemize rağmen.
tüm nem ve sıcağına rağmen. hatta ve hatta yaz boyunca şikayet etmemize rağmen.
devamını gör...