201.
sevmek,
eskidenmiş güzelim,
sanki yillar öncesinde kalan.
aşkımız bir masalmış birtanem,
düş yerine gerçekmiş yaşanan....
eskidenmiş güzelim,
sanki yillar öncesinde kalan.
aşkımız bir masalmış birtanem,
düş yerine gerçekmiş yaşanan....
devamını gör...
202.
sevmek yeniden doğmaksa
seven insan ölür mü?
anlatmak kolay olsa
gözden yaş dökülür mü?
seven insan ölür mü?
anlatmak kolay olsa
gözden yaş dökülür mü?
devamını gör...
203.
artık zordur. bireyselleşmenin yüceltildiği bir çağda bunu iddia etmek dahi ciddi bir ispat gerektirir. çünkü çağımız insanının en çok sevdiği, çoğu zaman kendisidir. bunu anlamak için kişinin kendisiyle sevdiğini iddia ettiği kişi arasında tercih yapabilmesi yeterlidir. zira günümüz insanı için istekleri, arzuları ve konforu, sevdiğini söylediği kişiden önce gelmektedir.
“sevmenin zorlaşması” duygusal bir yoksunluktan değil, önceliklerin yer değiştirmesinden kaynaklanıyor. yani insanlar sevmeyi bilmediğinden değil; kendilerini her şeyin merkezine koydukları için sevmenin bedeline yanaşmıyorlar.
burada sevginin turnusolü nedir?
bir arzudan vazgeçemiyorsan, konforundan ödün veremiyorsan, “ben” ile “biz” arasında kalınca refleks olarak “ben” diyorsan bil ki, sevmemişsin.
üstelik bu ifadeler, romantik sevgiyle sınırlı kalmayıp insanın ötekine tahammül ve yönelme kapasitesine dair bir teşhis. o zaman şunu rahatça söyleyebiliriz: “sevmek zorlaştı” derken, duygunun azlığını değil, merkez kaymasının altını çiziyorum.
romantik ilişkilerde bu; “beni besliyor mu?”, “bana iyi hissettiriyor mu?”, “beni kısıtlıyor mu?” sorularına indirgeniyor. yani sevgi, bir bağ olmaktan çıkıp kişisel deneyim kalitesine dönüşüyor. deneyim düştüğü an, sevgi de düşüyor. e buna nasıl sevgi diyebiliriz?
insani düzlemde ise mesele daha da sert:
empati, fedakârlık, sabır gibi kavramlar “kendini ihmal” gibi algılanıyor. oysa geçmişte bunlar, insan olmanın doğal bedelleriydi. şimdi ise bedel ödemeyen, ama sevdiğini iddia eden bir insan profili var. belki bu tanımı tek bir cümlede özetlemek gerekse, söylediklerimin ruhu şuna çok yakın:
çağımızda sevgi, kendinden vazgeçebilme iradesiyle değil; kendini ne kadar koruyabildiğinle ölçülüyor. bu da sevginin neden bu kadar 'iddialı ama kırılgan' olduğunu açıklıyor.
hülasa; bireyin kendini merkeze aldığı çağımızda, sevgi çoğu zaman ötekini seçme cesaretini gösteremediği için iddiadan öteye geçemiyor.
“sevmenin zorlaşması” duygusal bir yoksunluktan değil, önceliklerin yer değiştirmesinden kaynaklanıyor. yani insanlar sevmeyi bilmediğinden değil; kendilerini her şeyin merkezine koydukları için sevmenin bedeline yanaşmıyorlar.
burada sevginin turnusolü nedir?
bir arzudan vazgeçemiyorsan, konforundan ödün veremiyorsan, “ben” ile “biz” arasında kalınca refleks olarak “ben” diyorsan bil ki, sevmemişsin.
üstelik bu ifadeler, romantik sevgiyle sınırlı kalmayıp insanın ötekine tahammül ve yönelme kapasitesine dair bir teşhis. o zaman şunu rahatça söyleyebiliriz: “sevmek zorlaştı” derken, duygunun azlığını değil, merkez kaymasının altını çiziyorum.
romantik ilişkilerde bu; “beni besliyor mu?”, “bana iyi hissettiriyor mu?”, “beni kısıtlıyor mu?” sorularına indirgeniyor. yani sevgi, bir bağ olmaktan çıkıp kişisel deneyim kalitesine dönüşüyor. deneyim düştüğü an, sevgi de düşüyor. e buna nasıl sevgi diyebiliriz?
insani düzlemde ise mesele daha da sert:
empati, fedakârlık, sabır gibi kavramlar “kendini ihmal” gibi algılanıyor. oysa geçmişte bunlar, insan olmanın doğal bedelleriydi. şimdi ise bedel ödemeyen, ama sevdiğini iddia eden bir insan profili var. belki bu tanımı tek bir cümlede özetlemek gerekse, söylediklerimin ruhu şuna çok yakın:
çağımızda sevgi, kendinden vazgeçebilme iradesiyle değil; kendini ne kadar koruyabildiğinle ölçülüyor. bu da sevginin neden bu kadar 'iddialı ama kırılgan' olduğunu açıklıyor.
hülasa; bireyin kendini merkeze aldığı çağımızda, sevgi çoğu zaman ötekini seçme cesaretini gösteremediği için iddiadan öteye geçemiyor.
devamını gör...
204.
"çiftleşmek değil, tekleşmektir."
devamını gör...
205.
sevmek en güzel duygu
sevmek aşka gönlünü vermek
sevmek derdin dermanı demek
sevmek sevmek
sevmek hayatın tadı
sevmek tanrının adı demek
sevmek kulun muradı demek
sevmek sevmek
kalbimizde sevgiye aşka yer vermeliyiz
kucak açıp dostluga sevip sevilmeliyiz
sevmek sevmek aaah sevmek sevmek ...
sevmek karanlığın sonudur
neşe huzur doludur
sevmek tanrımızın yoludur
sevmek sevmek
ibo'nun şarkısı. yukarıda anlatıldığı gibi yapmalıyız. sevdiklerimizi aldatmamalı, dövmemeli, ayağından vurdurmamalıyız.
devamını gör...
206.
inancım soyle olan:
saf olması lazım bence.
sizin sevmek dediginiz sevmek degil arkadaslar.
uzgunum.
saf olması lazım bence.
sizin sevmek dediginiz sevmek degil arkadaslar.
uzgunum.
devamını gör...
207.
bazen şarkılar söylemektir sadece
ve bazen şiirler söylemek, bazen şarkı olmak şiir olmak.
bazen sarhoş olmaktır, bazen de "senhoş" olmak...
hatta bazen sadece hepsi olmak bile az gelir, sevmek az gelmektir belki çok gelmedendir
ve belki de karşıdaki gelmeden, sevmedendir.
ve bazen şiirler söylemek, bazen şarkı olmak şiir olmak.
bazen sarhoş olmaktır, bazen de "senhoş" olmak...
hatta bazen sadece hepsi olmak bile az gelir, sevmek az gelmektir belki çok gelmedendir
ve belki de karşıdaki gelmeden, sevmedendir.
devamını gör...