doğu perinçek'in bizzat başrollerini oynadığını ve gerçekleşmesine ön ayak olduğu trajedik olay.
nasıl mı o dönem, aziz nesinin yazılarını çarpıtarak günler ve haftalar öncesinde basıp, yayınlayan kimdir ? tabi ki her devrin adamı perinçek.
halk, aziz nesin yola çıktığı zaman zaten içten içe köpürmüş ve dolduruşa gelmiş bir durumdaydı, ortaya sadece bir tane kibrit atılması gerekliydi ki bunuda çok güzel şekilde başardılar.
tabi bir çatışma için iki kutbun olması gerekir, bu hareketliliği tertipleyenler aziz nesin'i ve aziz nesin gibi daha öncesinden sünni kesime ve sağ seçmene hakaret etmiş kişileri de davet etmişlerdi.
yakılanın kimliği ile tepki gösterenlerin kimliği arasında bir paralellik, bir iktidar ilişkisi görülüyordu. oysa ölüm ve öldürenler kimlik tanımıyordu, yükselen o yakan kesimin sesi ileri ki dönemde nasıl bir siyasal islamın ülkeye geleceğinin habercisiydi.
ayrıca bunlara zıt olarak madımak oteli’nin hemen yanı bbp binasıdır ve buradaki bazı insaflı insanlar otelden kaçan insanları kurtarmış ve korumuşlardır.
o gün orada suçsuz ve günahsız insanları modern yüzyılın cadı avı gibi yaktılar ve katlettiler bu sanata, edebiyata ve bir çok esere yansıdı, olmaması gereken çok büyük bir günahtır bu şekilde insanlara yaklaşılması kendi dinleriyle çelişenlerin gerçekleştirdiği katliamdır.
perinçek'i özel olarak eklemem sürekli göz ardı edilmesinden kaynaklı bir durumdur diğer kişileri zaten hepimiz çok iyi biliyoruz.
devamını gör...
2 temmuz 1993 tarihinde sivas madımak oteli'nde gerçekleşen katliamdır. bu katliam cuma namazı sonrası cihat vazifesini alevi insanlar üzerinde gerçekleştirmek isteyen bir grup yobaz tarafından çıkarılmıştır.

o yıllarda hürriyet gazetesinde çalışan çiçeği burnunda bir gazeteciydim. pir sultan abdal şenlikleri kapsamında sivas'a gidip tüm olayları canlı canlı gördüm. bu ülkenin gördüğü en acı olaylardan biridir. özellikle yangın sırasında "allahım bu senin ateşin" diye bağıran insanları görünce şok olmuştum. müslümanlık şehrine gelen misafirleri yakmak mıdır? diye çok düşündüm. umarım ülkemizde bir daha böyle olaylar olmaz.
devamını gör...
insanoğlunun vahşiliğinin en büyük göstergelerinden birisidir.

kendinden olmayanı kendi gibi düşünmeyeni öldürecek kadar vahşileşenlerin yaşattıklarıdır.
acı tarafı ise bu zihniyet değişmedi. geçenlerde kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıda oradan bir kaç kişi “yakın la yakın” diyordu. kaç sene geçmiş üstünden hala aynı rezalet hala aynı cahillik devam ediyor.
devamını gör...
(bkz: 2 temmuz 1993 sivas katliamı)’dır o.
allahuekber diye bağıra bağıra insan yaktılar, neymiş yangınıymış. yok, sivas arbedesi.
devamını gör...
35 kişinin hayatına mâl olmuş bir katliamdır. çoğunluğu alevi olan 33 yazar, düşünür ve aydın, 2 de otel çalışanı radikal islamcılar tarafından katledilmiştir.

dönemin siyasetçilerinin de tutumunu unutmamak gerekir. dönemin başbakanı tansu çiller ''çok şükür otel dışındaki halkımız zarar görmedi.'' demiştir.
cumhurbaşkanı süleyman demirel ise ağır tahrik olduğunu söylemiştir.
dönemin içişleri bakanı ise aziz nesin'in halkın inançlarıyla alay edip halkı galeyana getirdiğini söylemiştir.

bu ülke ne çektiyse dincilerden çekti, hala da çekmeye devam ediyor. temel karamollaoğlu'nu da unutmamak gerek. şimdilerde tontiş tontiş takılan bu amcanın da yaptıklarını unutmadık.


sivas davasının üçüncü gününde dinlenen sivas trafik şube müdürü izzet karadağ, tanıklığı sırasında olayların refah partili belediye başkanı temel karamollaoğlu tarafından körüklendiğini söyledi. karadağ, daha önceki ifadesini mahkemede yeniden doğruladı.

ifade şöyle: “karamollaoğlu ‘gazanız mübarek olsun’ diye konuşma yaptı. dağılmak üzere olan kalabalık bundan sonra dağılmaktan vazgeçti. itfaiyeden ise su sıkara kalabalığın dağıtılmasını istedik. ne hikmetse su sıkmadılar.
devamını gör...
sivas'ta düzenlenen pir sultan abdal şenlikleri sırasında madımak oteli'nin radikal islamcı bir grup tarafından yakılması ve çoğunluğu alevi 33 yazarın, ozanın, düşünürün ve 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan daha sonra halk arasında "yananlardan mısın yoksa yakanlardan mısın" sorusu ile gündeme gelen ve halen devam eden aslında yananında yakanında aynı olduğu sonraları anlaşılan.. dönemin başbakanı gevşek çiller tarafından otel dışında halkımız zarar görmemiştir demesi ve ve diğer gevşek iç işleri bakanı mehmet gazioğlunun tüm suçu aziz nesine yüklediği olaylardır.
olay sonrası göz altına alınanlardan 22 sanık hakkında on beşer yıl, 3 sanık hakkında onar yıl, 54 sanık hakkında üçer yıl, 6 sanık hakkında ikişer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verilmiştir. yargıtay 9. ceza idaresi olayı daha sonra yeniden gündeme getirerek.
28 kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık türk ceza yasası'nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkum edilmiştir. yargıtay 9. ceza dairesi 24 aralık 1998'de hapis cezalarını onamış.. 33 idam cezasını ise usul noksanlıkları nedeniyle bozmuştur.. şubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 haziran 2000'de 33 sanık devlet güvenlik mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırılmış ancak 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrilmiştir.

hayatını kaybedenler ise..

muhlis akarsu - 45 yaşında, sanatçı
muhibe akarsu - 45 yaşında, muhlis akarsu'nun eşi
gülender akça - 25 yaşında
metin altıok - 53 yaşında, şair, yazar, felsefeci
mehmet atay - 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı
sehergül ateş - 29 yaşında
behçet sefa aysan - 44 yaşında, şair
erdal ayrancı - 35 yaşında
asım bezirci - 66 yaşında, araştırmacı, yazar
belkıs çakır - 18 yaşında
serpil canik - 19 yaşında
muammer çiçek - 26 yaşında, aktör
nesimi çimen - 62 yaşında, şair, sanatçı
carina cuanna thuijs - 23 yaşında, hollandalı akademisyen
serkan doğan - 19 yaşında
hasret gültekin - 22 yaşında şair, sanatçı
murat gündüz - 22 yaşında
gülsüm karababa - 22 yaşında
uğur kaynar - 37 yaşında, şair
asaf koçak - 35 yaşında, karikatürist
koray kaya - 12 yaşında
menekşe kaya - 15 yaşında
handan metin - 20 yaşında
sait metin - 23 yaşında
huriye özkan - 22 yaşında
yeşim özkan - 20 yaşında
ahmet özyurt - 21 yaşında
nurcan şahin - 18 yaşında
özlem şahin - 17 yaşında
asuman sivri - 16 yaşında
yasemin sivri - 19 yaşında
edibe sulari - 40 yaşında, sanatçı
inci türk - 22 yaşında
ahmet öztürk - 21 yaşında (otel çalışanı)
kenan yılmaz - 21 yaşında (otel çalışanı)
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
sivas'ta gerçekleştirilen, birçok aydın insanımızın, vahşice yakıldığı katliamdır. sırf başka türlü düşünüyor diye öldürülen bir sürü insan.. düşünceleri yakamazsınız!
devamını gör...
33 aydının diri diri yakıldığı ve dönemin başbakanı tansu çillerin “ vatandaşlarımız zarar görmemiştir” açıklaması yaparak nasıl bir insan olduğunu açıkça beyan ettiği katliamdır.

her 2 temmuzda aklıma hep aynı fotoğraf düşer. behçet aysan, uğur kaynar ve benim için türk dilinin en büyük şairi olan metin altıok’un merdivende ölümü bekledikleri o kare:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
türkiye’nin üç büyük şairi o merdivende yakıldı. yazmak bile bu kadar can yakarken, yakmak nasıl bir vicdansızlık gerektirir siz düşünün. bu katliamı savunup ama onlar da şöyle yaptı, böyle yaptı diyen insanların vicdanı da o ateşi tutuşturanlarınki kadardır.

bir ülke şairlerini yakarsa geleceğini karartır elbette. bu günler o yangınlardan miras bize.
orda çıkan dumanlar yüzünden göz gözü görmüyor yalnız ve güzel ülkemde. ülkem elinde kibritle dolaşan adamlara kaldı çünkü.

ama biz biliyoruz ve herkes bilsin istiyoruz ki sizin ateşleriniz bu toprağın türkülerini, şiirlerini yakıp kül etmeye yetmeyecek. biz yine metin abiyi, behçet aysan’ı, uğur kaynar’ı okumaya, canım hasret gültekin’i dinlemeye devam edeceğiz çünkü “ düştüğün yerde, derman sendedir.”
devamını gör...
hiçbir şey eyleme geçmiş cehaletten daha korkunç olamaz.
-johann wolfgang von goethe
devamını gör...
tanımları okurken bir tanımda neden öncesinden bahsedilmiyor falan denilmiş. - edit: üstten silip alta gitmiş, yılan gibi mübarek kayıp gidiyor.

olayın öncesi değil, 33 insanın cayır cayır yakılarak katledilmesi asıl olay.

asıl olay, kurtulamayacakları bir binanın içerisinde, dışarı çıkmalarına engel olan cahil, yobaz, gerici, gözünü kan bürümüş, şerefsizliklerini, hainliklerini, kahpeliklerini, köpekliklerini sayılarının çokluğuyla uygulamaya koymaktan beis görmeyen bir kalabalık ve bu olaylar olurken sessiz sedasız bir köşede kuyruğunu kıstırıp seyreden görevliler.

asıl olay, 20. yüzyıl sonunda, böyle bir vahşetin göz göre göre yaşanması.

güneydoğunun g sini bilmeyen bebelerin gelip burada ama onlar bölücü, tererö diye klavye delikanlığı yapmaları kadar bu vahşilerle ortak bir çok yanları olduğundan maalesef eminim.

zira bulunduğunuzda o pembe poponuzdan soluyacağınız ortamlarda 7 yıl dağ tepe dolaşarak teröristleri eşek cennetine yollayan eski bir tsk mensubu olarak,

her kim olursa olsun, ister terörist, ister düşman; bir insanın ki burada 33 insandan basediyoruz...
savunmasızken,
silahsızken,
köşeye sıkışmışken,
kaçamayacakken
yakılarak öldürülmesine karşı olmayanın insan olmayı ve şerefi, haysiyeti, onuru bilmediğini adım gibi biliyorum.

çıkıntılık yapacağım diye, ceddinize sövdürmeyin.
devamını gör...
insanlık tarih'inin kara lekesi madımak katliamını politikacılar duymamazlıktan geldi.gamsızlıklarıyla hayata devam ettiler. hollanda hükümeti katliamda kaybettiği vatandaşı carina cuanna thedora için müzeyi ziyaret edip karanfil bıraktı.
tarihte çok üzücü şeyler olan bir yerdeyiz. bir vatandaşımızın da hayatını kaybettiği bir yerdeyiz. onun için bugün geldik. hem vatandaşımızı hem burada ölenleri hatırlamak için ve inşallah gelecekte böyle şeyler bir daha olmaz dedi. hollanda hükümeti, zaman aşımına uğrayan dava dosyasından ayrılan üç firari sanığın yargılandığı ankara 1. ağır ceza mahkemesindeki davada, olaylarda ölen hollandalı carina cuanna nedeniyle duruşmaya gözlemci göndermişti. biz ise arkalarında yürekleri yanmış çaresiz halk olarak kaldık. hayatımız zaman aşımı oldu.
aydınlıklarımızı yaktınız ciğerimizi söktünüz üstüne hesap bile vermediniz..
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
katliamın olacağı gün, sivas'ta bir yerel gazetenin attığı başlık. katledilen aydınları provokasyonla suçlayan, hatta bunu hak ettiklerini söyleyecek kadar alçalanlar iyi baksın buna. katliam böyle adım adım geldi işte. önce gazeteye başlıklar atıldı, daha sonra cuma namazından çıkan halk madımak otelinin önüne yönlendirildi. katliamın arkasında sebep arayacaksanız katledilen insanlara değil bu gazete başlıklarına bakacaksınız.
devamını gör...
15 yıl önce maraş'ta olan katliam sonrası pir sultan abdal'ı anma etkinlikleri kapsamında sivas'ta toplanan dönemin aydınlarının, yobazlar tarafından tıpkı maraş'taki gibi, din elden gidiyor nidaları eşliğinde madımak otelinde diri diri yakılmaları olayı. unutursam kalbim kurusun.
devamını gör...
tamamen siyasi amaçlarla gerçekleşen katliamdır.
her iki tarafın "muhafazakar yobaz" larının kolay kullanımı ve yönlendirilmesiyle amaca ulaşılmıştır.
olayın dinle imanla, allah veya buda ile alakası yoktur.

aynı ülke'de geçmişte kemalizm kendi ideolojisi uğruna ve yakın geçmişte vatan bayrak uğruna ne katliamlar yapıldı.

hala akıllanılmadı.. ve akıllanılmayacak
çünkü burası mankurtistan
devamını gör...
aradan geçen zaman diliminde biraz ders alınmıştır diye umut ediyorsunuz. biraz umut ederek ''artık böyle şeyler yaşanmaz'', ''bu örümcek kafalılar artık tarihin tozlu sayfalarına gömülmüştür'' diye düşünüyorsunuz.
ama değil 30 sene, 3000 sene geçse bu zihniyet halen karşınıza çıkıyor.
orada ki zebani, ''bu ateş cehennem ateşi'' diye bağırırken hissettirdiği duygu neyse, burada ''ohh olsun'' kıvamında yapılan açıklamalar odur.
''inancımız'' sarsılıyor. umutlarımız kırılıyor.
artık inanmıyorum sana ademoğlu. çünkü sen kardeşi habil'i katleden, kabil'sin!
devamını gör...
"madımak katliamını biz kışkırttık"

bu katliamın bir takım güçler tarafından planlandığı ve halkın galeyana getirilerek olayların başlatıldığında dair iddialar ortaya atıldı, ancak bu iddiaların üzerine gidilmeyerek üstü örtüldü.

bu zihniyet aradan geçen yıllar içinde iktidara da taşındı. bu dönemde olayların aydınlanacağına dair bir umut yok. piyonlar göstermelik cezalarla kurtuldu, asıl suçlular ise hiç ortaya çıkmadı.


“helikopterle geldik ve sivas’a 11 km kala bir mezraya indik. askeri haritalarda koordinatları 58’e 47… 13 kişiydik herkes ikişerli gruplara ayrıldı… üç yazar özel hedefti başlarında da aziz nesin vardı… duyum jitem’den geldi… bizim bölgede yaptığımız en büyük olay insanların madımak oteli önünde toplandığı zaman taşı atmamız ve geri çekilmemizdir….”


kaynak

kaynak

halkı kışkırttılar diye katliam suçunu hafifletmeye çalışmak gibi bir amacım kesinlikle yok. kaldı ki iyi tanıyoruz bunları. her olayda mağdur, her olayda haklı. hep bir bahaneleri ve sebepleri var. bu sözlükte bile öncesinde şöyle oldu diye savunulmaya çalışıldığını dehşet içinde okudum.

1993 mayıs sonu ve haziran ilk haftası sivastaydım ve gerginlik elle tutulur seviyedeydi. içimde bir endişe ile dönmüştüm eve. arkadaşlarım oradaydı ve onlar için endişelenmiştim. üniversite öğrencileriydiler. katliam sonrası çok hikaye duydum ilk ağızdan. çaresizlik, kızgınlık ve acıyla dolu.

katliamın gerçek yüzü ortaya hiç çıkmadı. o davaların sanık avukatları üst düzey görevlere geldi, bakanlık verildi, milletvekili yapıldı. sanıklar affedildi. buradan

bu ülkenin aydınlık geleceğini yaktılar o gün. yazılmamış şiirleri, söylenmemiş türküleri yaktılar. geleceğimizi çaldılar.
devamını gör...
sabahki malum olay ve zihniyete karşı sarf ettiğim sözler silinince ve revizeme rağmen yayınlanmayınca gelip yarım kalan haykırışı tamamlayalım dediğim başlık.

2 temmuz 1993 tarihinde sivas'ta 33 insanın mezhebinden dolayı yakılarak öldürüldüğü katliamdır.

ne siyasilerden isim bilirim, ne derin devletten ne ıvırından ne de zıvırından. elbette suçun temeli buradadır ama aslında bilirim ki fırsat tanındığı her an kendinden olmayanı yok edebilecek, yakacak bir potansiyele sahip bu millet. yeni nesiller böyle bir yas gününde saygı gösterip, bu eylemi gerçekleştirenler adına utanacağına ya katliam yarıştırır oluyor ya da ''yaktık ama sorun bir niye yaktık'' gibi haysiyetsizlik içeren argümanlar üretiyor oluyorlar. bilirim ki bu millet vaktinde ekmeğini yediği, aynı sofrayı paylaştığı insanı sırf kendisiyle aynı tarafa bakmıyor diye yok edebilmeyi kendine hak görüyor. sizlere siyaset, tarih, din vs anlatılamaz artık sizlere direkt en temelden başlanmalı; insan nedir, insan kim değil bu öğretilmeli! o, bu, şu, öteki beriki demeden insanı olduğu haliyle sadece var olduğu için dahi kabul etmeyi öğretemedik ya sizlere, bizlere de yazıklar olsun. insani birçok duyguya ve vicdana sahip olmadığınız için de anlayamıyorsunuz işte; acının her türlüsünü sırtlanabildiğimizi, insan canı mevzubahis olduğunda canımızın herkese ''yanabileceğini. '' özgürlüğü kimin kısıtlandıysa yanında olduğumuz gibi, bu özgürlüğü ilk elde edişinde yine dönüp ilk bizleri yok etmeye çalışıyor bu coğrafya insanı.

çok uzun zaman oldu bu coğrafya insanına karşı umutlarım tükeneli. artık herhangi bir şekilde ikna etme çabası barındırmıyorum, yalnızca sustukça ağır gelen şeyleri kendi hakkım için dahi değil, şahit olduğum haksızlıklara karşı var gücümle sarf ediyorum. istediğiniz kadar kötülüğünüze, vahşiliğinize kılıf uydurmaya çalışabilirsiniz ama allahu ekber nidalarıyla insan yaktığınız gerçeğini değiştiremezsiniz. bir çocuk istismara uğradığında ''o da istiyordu''yu, bir kadın tecavüze uğradığında ''o da etek giymeseymiş''i diyen varlıklar olarak, 33 insanı yaktığınızda da ''benzin bidonu da orada olmasaymış'' demeniz kalıyor bir. ne yapıp ne edip her zaman vahşetten yana tavır almanız inanılmaz.

bir insana, bir canlıya yapılan zulümde canınız yanmıyorsa eğer, kim olduğu önemsiz şans eseri sırf yaşamı haritada sizden daha doğu bir yana düştü diye değersiz görüyorsanız insanı ve mezhebiyle, inancıyla ayırabilecek kadar aşağılıksanız insanlığınızı dönüp sorgulayın derim. sizden inançlı olmanızı beklemiyorum, herhangi bir yaratıcıdan korkun vs. dahi demiyorum; yalnızca her şeyden bağımsız insan olun diyorum.

suçu örtbas etmek adına başka yönlere evirmeye çalışmayın çünkü siz ne yaparsanız yapın her 2 temmuzda yasımız ağıt olup dilimize düşecektir.

her şey değişiyor; siyasiler, yönetimler, sistemler, düşünceler... tek bir değişmeyen oluyor; insanımızın kendinden olmayanı yok etme çabası ve ben her değişim sonunda karşılaştığım bu çirkin yüzünüzle nasıl yaşanabileceğini inanın artık bilmiyorum. yalnızca affedilmemenizi diliyorum...
devamını gör...
şimdi birileri kalkmış fikir hürriyetinden dem vuruyor. ifade özgürlüğü falan diyorlar. komik! hayret verici şekilde söylenenleri aklayıp, sıçanı incelikle yemeye çalışıyorlar ki; bu arkadaşlar hiç kusura bakmasınlar ama yaptıkları şey en basit tabiri ile, o talihsiz yazıyı yazan arkadaşın arkasına saklanıp, kendi karanlık zihin altlarındaki düşünceleri, nahifçe(!) dile getirmeye çalışmaktan başka bir şey değil.

neymiş olayın öncesine bakılacakmış. bakılsın. hay hay! türkiye barolar birliğinin hazırladığı kapı gibi rapor var misal! işe onu okumakla başlayabilirsiniz! ha pardon, şurada iki satır yazı okuyamıyorsunuz, 900 küsur sayfa rapor ve muhalefet şerhleri falan bozabilir sizi değil mi? ama durun bir dakika! o sadece birinci cildinin sayfa sayısı, özür dilerim bir de onun ikinci cildi var! o da 500 küsur sayfa. kim okuyacak değil mi bunları? okumaya durumunuz olmaz/olmamıştır kesin. bunu yapana kadar, iftiralar atıp, olmayanı olmuş gibi gösterip, yakılarak hayatını kaybetmiş insanlara nefret kusmak daha kolay değil mi?

bakın misal olayların iki gün öncesinde dağıtılan bildiriler de okunmaz/yazılmaz değil mi? aaa! yine unutmadan bir de onun artçısı olan ikinci bir bildiri var, 1 temmuz gecesi evlere dağıtılmış olan. ama yoook, gerek yok! okuyup ne yapacaksınız değil mi?

şuraya bir karar bırakalım. belki o kadarını okursunuz; okursanız anlar mısınız peki? o kısım inanın beyninizle ilgili değil aslında. tamamen vicdanınızla alakalı. vicdanlar kararınca beyin felci olabiliyor insanlar. ondan sonra da düşünce yetilerini kaybediyorlar. allah şimdiden acil şifalar versin bu durumda olanlara;


“…somut olayda 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak hükümet konağı’nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümet’in ilde temsilcisi olan vali’ye “şerefsiz vali” “vali istifa” şeklinde yürüyüşler ve toplanmalar sırasında cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “cumhuriyeti burada kurduk burada yıkacağız”, “yaşasın şeriat”, “kahrolsun laiklik”, “şeriat isteriz”, “dinsiz laikler” sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, “yak”, “yak” sloganları altında, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle aşılıp, otel’in yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet türk inkilabı’nın temel taşlarından birisi olan sivas kongresi’nin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki atatürk heykeli’nin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebri, bir kısım icra hareketlerinin tck’nın 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve aziz nesin’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle anayasal düzen’in en öneli ilkelerinden olan “cumhuriyetçilik” ve “laiklik” ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.”

(yargıtay 9. ceza dairesi, 30.9.1996 tarih ve 1996/688- 4716)

şimdi burada uzun uzadıya yargı süreçlerini yazmayacağım. gerek yok. merak eden açar okur. vicdanı olan adam/kadın olaylar ne şekilde gelişmiş görebilir. altın günü dedikodularını değil de, belgelerle kayıt altına alınmış ifadeleri okuyabilir. ama bunları yapmak için evvela kişinin ülkesinde 35 insanın yakılarak öldürülmüş olmasından rahatsız olması gerekir.

bazı arkadaşların yazdıklarına cidden acı acı tebessüm ettim. fikir özgürlüğü vesaire demişler. anayasa hükümleri falan yazılmış. tepki gösterenlere ders veriyorlar birde. aferim size! m ile... bakın, ''insan hakları evrensel beyannamesi'' diye bir metin var bildiniz mi? hah normalde onun tüm maddelerini bilmeniz lazım ama bilmiyorsanız da sorun değil. misal onun 30. maddesi var. biz bu maddeyi ''özgürlük düşmanları için özgürlük yoktur.'' kalıbı ile ifade ederiz. yani oradaki hak ve özgürlükler, bu hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması için kullanılamaz! siz neyin duyarını yapıp da, tatlı su demokratlığına imza attığınızın bile farkında değilsiniz. şu iğneyi kendinize bir batırsanız da aklınız başınıza gelse keşke. sonra çuvaldız işine bakarsınız.

bu tarz olaylar ve bu olaylar hakkında yapılan yorumlar turnusol vazifesi görür. buradan bir iki serzenişte daha bulunayım; şu sahte demokratlara canım cicimler çekip, övgüler düzüp, onları havalara sokan güzel arkadaşlar, bakın bakalım bunlardan bir tanesini bile ortada görebiliyor musunuz ? göremezsiniz beyler/bayanlar, çünkü içleri yanmıyor. çünkü içten içe hoşlarına gidiyor. çünkü siz en hafif tabiri ile saftiriksiniz. ve bu kafa yapısı ile giderseniz daha çok ağıtlar yakılır ve sizde ağıtçı kontenjanından mevzuya dahil olursunuz. bu da tanımın dost acı söyler bölümü olsun!

ülkesinde 35 canın, 35 insanın yanmasına/yakılmasına yüreği sızlamayanlar, sizler kendinizi bilirsiniz. size söylenecek tek bir söz var; ama yazmayacağım. ar ederim!!!
devamını gör...
bu başlığa bir yazı yazacaktım. ancak sözlüğün sarrafı (bkz: ateist kaplumbağa) o kadar güzel bir yazı girmiş ki, süreci ve bugün sözlükte yaşanan olayları müthiş işlemiş. altına imzamı atıyorum.
ilgili tanım no tık tık #1096867

umarım bizlere “nekrofili” diyene, yönetim gerekli işlemi yapar.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sivas katliamı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim