181.
tanıdık insanlardan gelen ölüm haberleri.
devamını gör...
182.
(bkz: muhabbet)
devamını gör...
183.
devrime dair tutku.
devamını gör...
184.
devamını gör...
185.
ne istediğini bilmek demeyeyim de algılayabilmek diyelim. son nefese kadar gelişir insan çünkü.
devamını gör...
186.
bel ağrısı
devamını gör...
187.
tabut fiyatları.
devamını gör...
188.
karşındaki kişiyi boş verme seviyesi.
bu neymiş ya boş tenekeden de bu kadar çok ses çıkıyor falan diyorsun.
bu neymiş ya boş tenekeden de bu kadar çok ses çıkıyor falan diyorsun.
devamını gör...
189.
eleştirdiğin şeylere dönüşme ihtimalin.
devamını gör...
190.
saçlardaki beyazlar.
devamını gör...
191.
çocuklara olan tahmmülsüzlük ve çok şükür değişleri
devamını gör...
192.
para
devamını gör...
193.
imtihan. twh
devamını gör...
194.
farkındalık
devamını gör...
195.
eskiden olsa masaya vurup saatlerce anlatacağın mevzularda artık "neyse ya, sen de haklısın" diyip geçme lüksü. bu bir kabulleniş değil, saniyelerin kıymetini anlama mesaisidir.
ışığın açısı, müziğin desibeli ve sandalyenin ergonomisi artık mekândaki insanların kim olduğundan daha önemli hale gelir. "burası çok gürültülü mü ne?" cümlesi, yaşlılık kartının ilk ödemesidir.
rehberdeki isimler artar ama akşam bir şeyler içelim dendiğinde akla gelen kişi sayısı geometrik olarak azalır. az ama öz insan, en büyük servet olur.
durduk yere yağan yağmura sövmek yerine "toprak suya doydu" deme bilgeliği ya da balkondaki sardunyanın yeni yaprak vermesiyle gelen o anlamsız ama yoğun mutluluk hissi.
dün yediğin yemeği hatırlamazsın ama 15 yıl önceki o yaz akşamının kokusunu, rüzgarın yönünü ve çalan şarkıyı 4k kalitesinde anımsarsın. beyin, çöpü döküp kristal anıları vitrine dizer.
aynadaki çizgilerle kavga etmek yerine, her birinin hangi kahkahadan veya hangi dertten kaldığını bilmenin verdiği o tuhaf mülkiyet duygusu.
kısacası; gürültünün azalması, sessizliğin sesinin artmasıdır.
ışığın açısı, müziğin desibeli ve sandalyenin ergonomisi artık mekândaki insanların kim olduğundan daha önemli hale gelir. "burası çok gürültülü mü ne?" cümlesi, yaşlılık kartının ilk ödemesidir.
rehberdeki isimler artar ama akşam bir şeyler içelim dendiğinde akla gelen kişi sayısı geometrik olarak azalır. az ama öz insan, en büyük servet olur.
durduk yere yağan yağmura sövmek yerine "toprak suya doydu" deme bilgeliği ya da balkondaki sardunyanın yeni yaprak vermesiyle gelen o anlamsız ama yoğun mutluluk hissi.
dün yediğin yemeği hatırlamazsın ama 15 yıl önceki o yaz akşamının kokusunu, rüzgarın yönünü ve çalan şarkıyı 4k kalitesinde anımsarsın. beyin, çöpü döküp kristal anıları vitrine dizer.
aynadaki çizgilerle kavga etmek yerine, her birinin hangi kahkahadan veya hangi dertten kaldığını bilmenin verdiği o tuhaf mülkiyet duygusu.
kısacası; gürültünün azalması, sessizliğin sesinin artmasıdır.
devamını gör...
196.
aynı anda hem daha anlayışlı hem de daha seçici olabiliyorsun. tabii herkese değil, gerçekten değer verdiklerine karşı..
yalnızlık da artıyor diyorlar, ama ben ona yalnızlık demiyorum. daha çok bir sessizlik lüksü bu.. gençken kalabalıklar içinde kaybolmayı severken, şimdi kendi kendimle oturabildiğim akşamlar daha kıymetli..
endişeler azalıyor gibi görünse de aslında şekil değiştiriyor. eskiden ben ne olacağım ya diye düşünürdüm, şimdi n'olacak bu çocukların hali diye düşünüyorum.
ha bir de garip bir şekilde cesaret artıyor. kaybedecek şeylerin azaldığını fark ettiğin anda, daha dürüst konuşmaya başlıyorsun.
yalnızlık da artıyor diyorlar, ama ben ona yalnızlık demiyorum. daha çok bir sessizlik lüksü bu.. gençken kalabalıklar içinde kaybolmayı severken, şimdi kendi kendimle oturabildiğim akşamlar daha kıymetli..
endişeler azalıyor gibi görünse de aslında şekil değiştiriyor. eskiden ben ne olacağım ya diye düşünürdüm, şimdi n'olacak bu çocukların hali diye düşünüyorum.
ha bir de garip bir şekilde cesaret artıyor. kaybedecek şeylerin azaldığını fark ettiğin anda, daha dürüst konuşmaya başlıyorsun.
devamını gör...
197.
tanım: yaş ilerledikçe biriken; azalan umutların, çoğalan pişmanlıkların ve insanın içini sessizce ağırlaştıran yüklerin toplamı.
gün gün eksilirim, fark etmeden yaşarken,
içimde bir şeyler susar, ben konuşurken.
ne kaldı elimde, ne gitti bilmiyorum,
ölüm yaklaşıyor, ben hala alışırken.
-ölüm
gün gün eksilirim, fark etmeden yaşarken,
içimde bir şeyler susar, ben konuşurken.
ne kaldı elimde, ne gitti bilmiyorum,
ölüm yaklaşıyor, ben hala alışırken.
-ölüm
devamını gör...
198.
adaptasyon yeteneği.
değişen koşullara daha iyi uyum sağlıyorsun, istediklerin konusunda diretmek yerine önüne sunulandaki güzelliği bulmaya çalışıyorsun.
değişen koşullara daha iyi uyum sağlıyorsun, istediklerin konusunda diretmek yerine önüne sunulandaki güzelliği bulmaya çalışıyorsun.
devamını gör...
199.
enflasyon.
altı yaşıma döndürün lan beni.
altı yaşıma döndürün lan beni.
devamını gör...
200.
