81.
bir değer peşinde olmazsan yaşanır. değer mi diye düşününce hiçbir sıkıntı hiçbir şeye değmez, anca yüreğine değer ve üzülürsün.
devamını gör...
82.
son birkaç gündür bunu düşünüyorum. en nihayetinde hepimiz ölümü beklemiyor muyuz? kundaktaki bebek dahi her geçen gün ölüme bir adım daha yaklaşmıyor mu? tuhaf geliyor bunca debdebe. öleceğiz ki... öleceğim, öleceksiniz. oysa çoğumuz ölümden ölümüne korkuyoruz. niye? yaşamayı çok sevenler de ölmedi mi? boşu boşuna hiç ölmeyecek gibi yaşıyoruz.
devamını gör...
83.
valla sirf 20k entry olmak icin bile deger diyebilirim.
devamını gör...
84.
değer tabi ki. iki sene önce intihar mı etsem acaba diye düşünüp psikiyatr gezerken bugün dünya umrumda değil havasında dolanıyorum. hersey olacağına varıyor.
devamını gör...
85.
değerler anlayışınıza bağlı.. çünkü yaşamın kendisi de bir değer.. ve sizin değerlerinizin doğruluğu ve kabulü uğruna vereceğiniz uğraşı ancak yaşayarak sürdürebilirsiniz.
devamını gör...
86.
yaşamayı bilmeyenin kendisine sık sık sorduğu soru.
devamını gör...
87.
yaşamaya değer olan şeyi insan inşa eder bence, yaşama arzusu inşa eder. yaşamak istememek gibi sorunlar karşısında güzel bir söz bırakayım...
morgan freeman
bir de nazım hikmet'ten yaşamaya dair...
"ölmek mi istiyorsun? git o zaman at kendini denize. 5 saniye sonra hayatta kalmak için çırpındığını fark edeceksin. sen kendini öldürmek istemiyorsun! sen içindeki bir şeyleri öldürmek istiyorsun."
morgan freeman
bir de nazım hikmet'ten yaşamaya dair...
yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
devamını gör...
88.
her şeye rağmen değer.eğer değmeyeceğini düşünüyorsanız gidip birilerine anlatın veya psikolojik destek alın.her şekilde değer.
devamını gör...
89.
ölmeye değmez…
devamını gör...
90.
yaşamaya tabi değer, aldığın nefesin kıymetini bilmeli insan. çünkü telafisi olmayan bir yola giriyoruz. ölüme, her bir kalp atışı ve her aldığın verdiğin nefes seni ölüme bir adım daha yaklaştırıyor.
devamını gör...
91.
az önce rüyamda kuru fasülye pilav yediğimi gördüm, uyanıp kuru fasülye pilav sipariş ettim. şimdi de oturdum onun gelmesini bekliyorum. yani demem o ki rüyalarınız gerçekleşmesi için harekete geçin hahshd
yaşıyoruz madem değsin bari değil mi ama
yaşıyoruz madem değsin bari değil mi ama
devamını gör...
92.
deger tabi. hayat guzel, biz cirkiniz.
devamını gör...
93.
değer.
iyisi ile kötüsü ile sevinci ile üzüntüsü ile depresyonu ile neşesi ile değer. her şey insanlar için, içinden geçmek zorunda olduğumuz süreçler bir yerde birileri tarafından da yaşanıyor. olan biten ne ise sadece bizim başımıza gelmiyor. titreyip kendimize gelip devam edelim. yaşamak güzel şey.
iyisi ile kötüsü ile sevinci ile üzüntüsü ile depresyonu ile neşesi ile değer. her şey insanlar için, içinden geçmek zorunda olduğumuz süreçler bir yerde birileri tarafından da yaşanıyor. olan biten ne ise sadece bizim başımıza gelmiyor. titreyip kendimize gelip devam edelim. yaşamak güzel şey.
devamını gör...
94.
herşeye rağmen değer. kötü gün kadar güzel gün de yaşanıyor. 1000 gün kötü 1000 günün sonunda 1 gün güzel geçecekse ona rağmen yine yaşanır. ölümün bu dünyadan güzel olduğunu düşündüren nedir?
devamını gör...
95.
değer değmesine de ya çok yorulduysak? kendimi bazen koca bir denizin tam ortasında kalmış gibi çaresiz hissediyorum. kıyıya yüzecek halim yok. deniz güzel olmasına güzel de ben çok yorgunum.
devamını gör...
96.
"değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez."
devamını gör...
97.
98.
bu sorunun hali hazırda yaşayan biri tarafından sorulmasının saçma olduğunu çünkü zaten yaşayarak olumladığı bir durumun sorgulanamayacağını savunan bir kitle var. bu tamamen hatalı bir yaklaşım bana göre. sorgulama tam da yaşayan kişiler tarafından yapılması gereken bir yerde olan sorundur. varlığa gelmeden varlığın neliği, onun iyilik ya da kötülük perspektifinden değerlendirilmesi mümkün değildir. camus'un da bahsettiği gibi, intihar felsefenin en önemli sorularından biridir, zaten intiharın altında yatan o kadim soru da, hayatın yaşamaya değer olup olmadığının sorgulamasıdır. bu sorgulamanın sonucunun ne olması gerektiğini, ya da daha spesifik olarak kendi fikrimi belirtmekten ziyade, yanlışa düşülmeden nasıl sağlıklı bir sorgulama yapılabileceğini anlatmaya çalışacağım.
birinci olarak yaşadığınız aşırı duygusal ve bundan 5 yıl sonra asla hatırlayamayacağınız şeylere gömülerek, koca bir hayatı sonuçlama gibi bir yanlışa düşülmemelidir. çok net hatırlıyorum 5. sınıftayken karnemde teknoloji tasarım dersi 1 gelmişti, boktan projeleri olan, tahta ev yapıp, zımparalamadığım için. babam da aşırı tutucudur, ağzıma sıçacak diye, o yaşta elimde karneyle eve giderken, tek kurtuluşumun kendimi *ld*rmek olacağını düşünmüştüm. bilerek bu örneği verdim ki, aşırı saçma görüntü daha da ön plana çıksın. 30'lu yaşlarında, eşi tarafından aldatılmışlık, ya da çocuklarına istedikleri meyveleri alamayan babanın yaşadığı acılar da dahil, bunların çoğu üzerinden zaman geçince, farklı şekillerde düşünebileceğiniz olaylardır, büyüterek, tüm hayata yayıp, ardından hüküm vermek, daha sanığı dinlemeden, yargıya varan mahkeme kadar abes kaçar.
ikinci olarak viktor frankl'in de belirttiği gibi, hayat uzun bir yolculuktur, nasıl ki satranç oyununda en iyi hamle nedir sorusu saçmalıktan ibaretse, hayatın anlamı nedir sorusu da bir nebze buna çıkar. çünkü hayatın tek ve yegane bir anlamı yoktur, o anlamlar bütünüdür ve her biri, birbiriyle bağlantılı, kendi kendini besleyen, uzun bir zincirdir, bunun teke indirgenmesi saçmalıktır. satrançta en iyi hamle olarak, mat anını göstermek isteseniz dahi, esas mesele, o ana gelirken yaşananlardır, mat anı bile, bakıldığında heyecan verici ve en manidar an denilemez.
evet çok ironik ve güzel bir noktaya geliyoruz, insan ölmedikçe, hayat ve olasılıklar hiç bitmez, tam da bu yüzden bizler ölene kadar hayatın yaşamaya değer olup olmadığı sonucuna varmamız oldukça zordur, erkenden varılan sonuç, hayata yapılan büyük bir haksızlıktır. sartre tam da bu yüzden, int*har'ı ,saçmayı saçmaya gömmek olarak adlandırır. saçma olan yani absürt olan hayatı, yaşamadan başka bir absürtlükle engellemek demektir ki, gerek yoktur.
tavsiye olarak da, illa hayatı beş para etmez ve yaşamaya değmez olarak görecekseniz bile, kendinizi hali hazırda in*tihar etmiş gibi hayal edin. peaky blinders'da , savaştayken söz veren ve kendilerini o gün öldüren, bundan sonraki yaşamımız bizim uzatmalarımızdır diyen ekibin mentalinde yaşayabilirsin. *lümü dahi göze almış birisi, hayatta bir şeyleri hedef alarak gayet de yaşamaya devam edebilir. ya da after life dizinde olduğu gibi, daha korkusuz, daha deneyim odaklı bir yaşama adım atılabilir. ne yaparsanız yapın, ancak şunu bilin ki, *lüm zaten bizi bir yerlerde bekliyor olacak, acele etmenin hiçbir anlamı yok, keyfini çıkarın ve hayatı sorgulayarak, uzun bir yaşam edinin.
birinci olarak yaşadığınız aşırı duygusal ve bundan 5 yıl sonra asla hatırlayamayacağınız şeylere gömülerek, koca bir hayatı sonuçlama gibi bir yanlışa düşülmemelidir. çok net hatırlıyorum 5. sınıftayken karnemde teknoloji tasarım dersi 1 gelmişti, boktan projeleri olan, tahta ev yapıp, zımparalamadığım için. babam da aşırı tutucudur, ağzıma sıçacak diye, o yaşta elimde karneyle eve giderken, tek kurtuluşumun kendimi *ld*rmek olacağını düşünmüştüm. bilerek bu örneği verdim ki, aşırı saçma görüntü daha da ön plana çıksın. 30'lu yaşlarında, eşi tarafından aldatılmışlık, ya da çocuklarına istedikleri meyveleri alamayan babanın yaşadığı acılar da dahil, bunların çoğu üzerinden zaman geçince, farklı şekillerde düşünebileceğiniz olaylardır, büyüterek, tüm hayata yayıp, ardından hüküm vermek, daha sanığı dinlemeden, yargıya varan mahkeme kadar abes kaçar.
ikinci olarak viktor frankl'in de belirttiği gibi, hayat uzun bir yolculuktur, nasıl ki satranç oyununda en iyi hamle nedir sorusu saçmalıktan ibaretse, hayatın anlamı nedir sorusu da bir nebze buna çıkar. çünkü hayatın tek ve yegane bir anlamı yoktur, o anlamlar bütünüdür ve her biri, birbiriyle bağlantılı, kendi kendini besleyen, uzun bir zincirdir, bunun teke indirgenmesi saçmalıktır. satrançta en iyi hamle olarak, mat anını göstermek isteseniz dahi, esas mesele, o ana gelirken yaşananlardır, mat anı bile, bakıldığında heyecan verici ve en manidar an denilemez.
evet çok ironik ve güzel bir noktaya geliyoruz, insan ölmedikçe, hayat ve olasılıklar hiç bitmez, tam da bu yüzden bizler ölene kadar hayatın yaşamaya değer olup olmadığı sonucuna varmamız oldukça zordur, erkenden varılan sonuç, hayata yapılan büyük bir haksızlıktır. sartre tam da bu yüzden, int*har'ı ,saçmayı saçmaya gömmek olarak adlandırır. saçma olan yani absürt olan hayatı, yaşamadan başka bir absürtlükle engellemek demektir ki, gerek yoktur.
tavsiye olarak da, illa hayatı beş para etmez ve yaşamaya değmez olarak görecekseniz bile, kendinizi hali hazırda in*tihar etmiş gibi hayal edin. peaky blinders'da , savaştayken söz veren ve kendilerini o gün öldüren, bundan sonraki yaşamımız bizim uzatmalarımızdır diyen ekibin mentalinde yaşayabilirsin. *lümü dahi göze almış birisi, hayatta bir şeyleri hedef alarak gayet de yaşamaya devam edebilir. ya da after life dizinde olduğu gibi, daha korkusuz, daha deneyim odaklı bir yaşama adım atılabilir. ne yaparsanız yapın, ancak şunu bilin ki, *lüm zaten bizi bir yerlerde bekliyor olacak, acele etmenin hiçbir anlamı yok, keyfini çıkarın ve hayatı sorgulayarak, uzun bir yaşam edinin.
devamını gör...
99.
bir üstteki arkadaş cok uzun yazmış onu okuyamadım ama olsun. yaşamaya değer arkadaşlar. neden diye soracak olursanız ne geçmiş ne gelecek sadece şuandasınız. geçmiş yaşanmış, gelecek belirsiz belki cok büyük vizyonu olan birisiniz, belki de küçük dünyanızda mutlusunuz ama ne olursa olsun hayat yaşamaya değer.
devamını gör...
100.
bu can bu bedende olduğu müddetçe yaşamaya değer.
devamını gör...
