bilim kadar yaşamsal, yaşam kadar bilimsel bir teorinin kurucusudur. bundan 200 yıl önce çok muteber meslekler olarak sayılan, mimarlık, mühendislik, avukatlık gibi uğraşların zaman içinde proleterleşeciğini ön görmüştür. bugün benim bu meslek dallarını icraa edip, 12 saat çalışıp asgari ücret veya az üzerinde kazanan bir çok arkadaşım var.
marks bunu öngörmemiş fakat ben ekliyorum. yakında hekimlerimiz de bu şartlara mahkum edilecektir. ve halkımız hala dalga dalga dayatılan köleleşmeyi göremeyip, bütünü algılayamacaktır. egemenler tarafından 1 saate 20 hasta bakması dayatılan hekimlere gösterecektir kirli şiddetini. yine gidip kendisini bu yaşam şartlarına mahkum edenler oy verecektir.
devamını gör...

radiohead grubunun en sevdiğim albümlerinden birisi.
sanırım 6. çıkardıkları albümdür.

liste :

"15 step"
"bodysnatchers"
"nude"
"weird fishes/arpeggi"
"all ı need"
"faust arp"
"reckoner"
"house of cards"
"jigsaw falling into place"
"videotape"
devamını gör...

ankara büyük şehir belediyesi meclislerinde her hafta ak partililerin yaptığı eylem. mansur başkan ise hiç iplemeyip mikrofonlarını kapattırıyor, öyle olunca daha da kuduruyor vasıfsızlar. en başta mamak belediye başkanı olmak üzere.
devamını gör...

mantığını dinlemek istediğim sözlük yazarıdır.
sizi bilmiyorum; ama anonim kalmak daha güzel değil mi ya?

misal annem sözlük okumayı sever. yani zor bir ihtimal ama düşünsene kadın giriyor buraya ve laps diye benim grup seks hakkındaki düşüncemi okuyor* şimdi annemin o başlıkta ne işi olduğu ayrı bir konu* tamam ulan gülün saçma bir örnek oldu; ama anladınız işte ne demeye çalıştığımı.
küfürde sınır tanımayan biriyim ve inanın iş hayatımda herkes beni çok terbiyeli bir insan olarak bilir (her ne kadar arkadaşlarım da buna inanmakta zorlansa da) yani bu çılgın birer fantezi ürünü olan küfürlerimi neden altımı oymaya çalışan ik direktörü görsün?

dünyada iki insanın birbirine olan en yüksek uzaklığı yedi kişidir gencolar, o yüzden o fotoğrafları koyarken iki değil üç kere düşünün bence.*
devamını gör...

coracias caudatus ismi ilede bilinen güzel bir kuş türü. afrika ve arap yarımadası'nın güneyinde ağaçlık savan bölgelerde bulunur. ağaç kovuklarına yuva yapan dişi alakargalar her yumurtlamada 2 ile 4 arasında yumurta bırakırlar. erkek ve dişiler birlikte kuluçkaya yatar. genel olarak akrep, kertenkele, salyangoz ve küçük kuşlarla beslenirler. bunun yanında kemirgenleri de yerler. kenya ve botswana'da ulusal kuş türü ilan edilmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel kaynak
devamını gör...

ha ha ha ha ha.tepki veremiyorum artık ben bu adamlara.
devamını gör...

sigmund freud, "bir insanı kaybetmek istiyorsanız onu çok sevin." diyor ve ekliyor: "sevildiğinden emin olunca insanlar nasıl da cüretkâr oluyor!"
yani bir insanı kaybetmek istemiyorsanız ona hak ettiği değeri verin.
devamını gör...

herkes yollarda; kavimler göçü gibi bir durum. millet tatil beldelerine akın ediyor.
devamını gör...

tedavi edilmezse aids adı verilen hastalığa neden olan virüs. konakçınin bağışıklık sitemini çökertip en basit bir enfeksiyonda bile ölüme sebep olabilir.
son dönemlerde hastalık yerine enfeksiyon denilmesinin daha doğru olduğunu dinledim.
cinsel yolla, kan yolu ile, doğum yolu ile bulaşabilmektedir.

hiv öldürmez. el sıkışmakla, öpüşmekle, sarsılmakla geçmez. insanların önyargılar ve sosyal izolasyonları öldürür.


1 aralık dünya hiv günüdür.
devamını gör...

sözlük müslüman olmadığına göre doğaldır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her yıl çeşitli bölgelerde 365 adet fidan diktirilmesi.
devamını gör...

ne alıngan, duyar kasmaya meraklı adamlarsınız yahu. tamam gel az da ben senin yazarın olayım.
işin şakası bir yana iyi niyetli olduğu için, başlığın alt metnine odaklanın. yüzeysel işlere takılmayın.
devamını gör...

bu yayın tam kafama göre. oblomovreis sen işi biliyorsun. 90 ları bırakma tutunduk oraya.. 80 lerede varız ama.. selamlar, hürmetler keyifle dinlemeler...
gözümde canlanır koskoca mazi..ah barbie bebeklerim ah çilekli max dondurmalarım...*dilek taşı ağlıyor şu an...
devamını gör...

dünyanın en çok satan oyunudur.

hayatta kalma temalıdır.
devamını gör...

okuyarak çenesini değil beynini doldurduysa, okuduklarını sorgulayıp özümsemiş kendine artı değer kattıysa, alıntılara değil öze meftunsa, konuşurken satır aralarında bak ben ne çok bilgiliyim diye baş baş bağırmıyorsa tadından yenmez. aksi halde koy g...ne rahvan gitsin. yorar cünkü.
devamını gör...

generic object of dark energy kelimelerinin kısaltması olan ve 20. yüzyılın ortalarında fizikçiler tarafından ortaya atılmış olan teorik bir cisim. buna göre bir geode, çok büyük kütleli bir yıldızın ömrünün sonunda kara delik yerine dönüşeceği cisimdir ve karanlık enerjiden oluşur.

geode'ler kara deliklerin aksine einstein denklemlerinde tekillikle ilgili sorun çıkarmazlar. dışarıdan bakıldığında kara deliklerle aynı görünürler. uzaydaki hareketleri ve çarpışma esnasında çıkardıkları sesler bile tıpkı kara deliklerinki gibidir. ancak evrenin genişliyor oluşunu açıklamak için bol miktarda geode'nin var olması gerekir.

konu hakkında çalışma yapan ekibe göre, evren şu andaki yaşının %2'sine geldiğinde doğan yıldızların çoğu ölünce geode'lere dönüştüyse, bu cisimler kütlelerini yıldız maddesinden değil karanlık enerjiden ve yıldızlar arası ortamdan aldığı destekle artırdığı için giderek daha hızlı dönmeye başlamış olmalılar. bunun sonucunda da, aralarında ortaya çıkan karşılıklı itme gücü nedeniyle void adı verilen galaksiler arası boşluklara doğru savrulmuş olmaları gerekir.

bu son paragrafa göre düşünürsek; hesaplanan yaşlı (yani ölmüş) yıldız sayısı ile evrenin genişlemesini açıklamak için gereken geode sayısı birbiriyle uyumlu olduğundan ve karşılıklı itme nedeniyle tüm geode'ler void'lara kaçıştıkları için galaksilerin düzenini bozmuyor olduklarından, var olmaları konusuna "evet, mümkün" gözüyle bakabiliriz.
devamını gör...

teşekkürler.

acı olduğu kadar komik bir cevap, üzgünüm sevenler.
devamını gör...

uluslararası siyasi literatüre giren terim. kural ve hukuk tanımayan, küresel ve bölgesel barışı tehdit eden, suç örgütlerine destek veren, kendi koyduğu kurallara uymayan yönetim... kötülük toplumunun kötülük yurdunda en son göz göre göre övünülerek işlenen suç : maske mesafe diyerek yapılan tıka basa kongreler. kimin gücü kime yeterse...
devamını gör...

ıv. philippe tarafından fransa'daki varlıkları büyük ölçüde sonlandırıldıktan sonra yer altına inen ve daha sonra tekrar güçlenerek yeniden piyasaya çıkan, sözde hristiyanlığın koruyucusu olan örgüt.

bu yazı biraz "arkası yarın" kuşağı gibi oldu aslında. dün epey uzun yazdığımdan hepsini aynı tanım içerisinde daha da uzatmak istemedim. devamını bu tanımla anlatacağım.

***

fransa'da haklarında tutuklama kararı çıktıktan ve liderleri ile birlikte çok sayıda üyeleri öldürüldükten sonra tapınakçılar için farklı bir süreç başladı. avrupa'nın diğer ülkelerinde varlıklarına pek büyük bir darbe indirilmemişti. her ne kadar ıv. philippe bunun için çabalamışsa da, tüm ülkelerin fransa ile dostça ilişkilerinin olmaması, kiliseler arası çekişmeler, tapınakçılarla kurulmuş olan ticari ilişkiler gibi nedenler, birçok ülkenin bu örgütün yakasına yapışmasına engel olmuştu. hatta bazı ülkelerde yargılanmış ve suçsuz bulunmuşlardı.

tapınakçılar yine de bir süre yer altına inerek faaliyetlerini gizli şekilde sürdürdüler. bir yandan faaliyet gösterdikleri ülkelerde krallara ve yine papa'ya bağlı kalmaya özen gösterdiler, bir yandan da fikirlerini ve yaşam tarzlarını yaymak için yeni bir aracı buldular: masonluk, gül ve haç tarikatı gibi cemiyetler...

***

yukarıda bir yazar arkadaşın da dediği gibi, kendi devletlerini kurma arzusu sonunda, isviçre'yi tapınakçılar'ın kurduğu söylenir. ancak örgütün esas yönetim merkezi portekiz'di. bu ülkeyi de tapınakçıların kurduğu söylenebilir. hatta portekiz'in denizcilikte gelişme nedeni de, örgütün zamanında denizcilerle geçirdiği zaman ve onlardan öğrendiklerini uygulamalarıydı.

devlet kurmak, aşırı derecede zenginleşmek uğruna her türlü illegal işe bulaşmak, bankacılığın temellerini atmak gibi birçok marifetlerini bir araya getirip baktığınızda, aslında tapınakçıların, kapitalizmin temelini attığını söyleyebiliriz.

devlet kuracak kıvama gelmiş olsalar da, avrupa genelinde haklarındaki olumsuz tutum devam ediyordu. bu nedenle bir plan kurdular. buna göre portekiz'de örgüt sözde kapatılacak ama başka bir isimle yeniden açılıp sadece portekiz kralına bağlı olacaktı.

bu planın avantajları vardı tapınakçılar için; malları kilise'nin eline geçmemiş olacaktı (ki bu yüzden daha da zenginleştiler) ve papa ile bir bağlantıları kalmadığından dinle bağlantılı bir hayat sürme zorunluluğundan da kurtulacaklardı. zira örgüt sadece görünürde hristiyandı. oysa bağlı oldukları inancın onunla pek alakası yoktu. daha çok büyülerle, kabala ile, hristiyanlığın yasakladığı işlerle uğraşıyorlardı.

***

birkaç ülkede yeniden palazlanmaya başladıklarında, yeni papa tapınakçılarla tekrar anlaşarak bu durumun nimetlerinden yararlanmak istedi ve böylece portekiz'de "isa tarikatı" adıyla yeniden açılan versiyonunu onayladı örgütün. bunun sonucunda da tapınakçıların yeniden birçok ülkede serbestçe gezmesinin önü açılmış oldu.

reform hareketleri sonrasında kilise güç kaybedince, tapınakçılar yeni bir dayanak noktası aradılar. akıllarına, örgütlerinin dinle alakası olmayan bir benzerini kurmak geldi. böylece devreye mason loncaları girmiş oldu. o zamanlar meslek örgütleri olan loncalara sızan tapınakçılar, bu loncaların koruması altında yükselmeye devam ettiler. birçok lonca içerisinden masonları, yani duvarcı ustalarını seçmelerinin nedeni, hemen hemen benzer mistik inançlara ve sembolizme sahip olmalarıydı.

zamanla tapınakçılar, masonları da kendilerine benzetmişlerdi. loncalar meslek birlikleri olmaktan çıkıp, siyasi tuzaklar kurmak için kullanılan yerler haline gelmiş, loncadan locaya evrilmişlerdi. üstelik bu topluluklar iyice iç içe geçmiş, tapınakçıların büyük üstatları aynı zamanda masonların da büyük üstadı olmaya başlamıştı. örgüt merkezi olarak aynı mekânları kullanıyorlardı. masonluğa kabul törenlerini duymuşsunuzdur. bunlar bile hemen hemen aynı ritüelleri içeriyordu tapınakçılarla.

masonluğa baskın çıkan tapınakçılar, locaların yapısını bir bir değiştirmeye ve onları da gizli örgüt biçimine sokmaya başlamıştı. ünlü iskoç riti tapınakçılar tarafından kurulmuştu ve "masonik rit" adı altında, tapınakçıların sapkın ayinlerini yapmak ve bu tür inançlarını yaymak için kullanılmıştı. tapınakçılar bu arada din karşıtı olan tüm örgütleri de gaza getirip kilise ve hristiyanlığa karşı doldurmayı ihmal etmiyordu.

***

zamanla kilise güç kaybetmeye başladı. tapınakçılar, gelişen dünyaya ayak uydurarak, zenginlik elde etmek için simya, astroloji gibi bilim dışı işleri bırakıp, dönemin gelişmekte olan bilim ve teknolojisine yönelmişlerdi. artık temel bilimlerde kontrolü ele geçirmek için kendilerini eğitiyorlardı.

protestanlık, kilise'ye karşı çıkma araçlarından biri olarak biçilmiş kaftandı. tam da tapınakçıların elinden çıkma gibi görünüyordu. mason localarında toplanan, önemli mevki ve meslek sahibi kişiler, kendilerini iyice siyasi entrikalara vermişti. bu ortam, fransız devrimi'nin de tapınakçıların elinden çıkması için son derece uygundu.

***

gerisi yakın tarih olduğundan çok da fazla izaha ihtiyaç yok. mason locaları günümüzde hâlâ faaliyetlerini sürdürüyor. osmanlı'da bile birçok mason paşa ve devlet adamı olduğunu biliyoruz. aslında bu insanların çoğu, mason localarını bir statü göstergesi olması nedeniyle üye olmaya değer görüyordu. oysa perde arkasında dönenlerden, çoğunun haberi bile yoktu.

1935 yılında localar atatürk tarafından kapatıldıysa da (ki atatürk'ün ölümünün masonların elinden olduğu iddiaları bulunmaktadır. nasıl öldüğüne dair 1-2 kitap okursanız, ölümünün çok da doğal olmadığını görürsünüz) 13 sene boyunca gizlice faaliyetlerini sürdürdüler. 1964'te ise türkiye'deki mason cemiyetleri süleyman demirel'in mason olup olmaması ile ilgili anlaşmazlığa düşerek ikiye bölündü.

günümüzde mason cemiyetlerinin tam olarak nasıl bir yapı içerisinde bulunduğunu doğrusu ben de bilemiyorum. tabii ki kendi sitelerinde, kendileriyle ve misyonlarıyla ilgili birtakım açıklamalar var. fakat bir yandan bu kurumları ve üyelerini töhmet altında bırakmak istemiyorum. bir yandan da geçmişi böylesine karanlık iddialarla dolu cemiyetlerin, bu geçmişten tamamen arınıp "iyilik, güzellik, çiçek, böcek..." şeklinde amaçlarla faaliyetlerine devam ediyor olması ihtimali nedir, onun yorumunu size bırakıyorum.

bu bilgilerin çoğu ve daha fazlası serdar adalı'nın tapınak şövalyeleri adlı kitabında mevcut. okumak isteyen olursa, kutsal kase ile olan ilişkileri dahil oldukça fazla ayrıntıya yer veren bir kitap olduğunu söylemiş olayım, yazıyı bitirmeden.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim