ben.
pijamam ile salona bile girmem.
pijamam kirlenir.
yatağa girilen, uyunan bir şeyin, mümkün mertebe steril olmasında fayda var.
6-7 saat, savunmasız bir şekilde uyuyorum ben onunla.
bakkal yolundaki tüm mikropları yatağıma sokamam.
evet nerden bildiniz, ben bir başağım.
devamını gör...

4 takipçim var , onlarda nickaltımda okey oynamak için buluşan kahve tayfası , hiç merak etmiyorum ama 15-20 kişiyi takip ediyorum. karma puanımı gergedan kılıklı yazarlar için harcayamam.
devamını gör...

okumaya başladığımda biraz sıkıcı bulduğum sonrasında elimden düşürmeden tek seferde bitirdiğim adam fawer kitabıdır. bittiğinde çok üzülmüştüm. çok iyi yazılmış bir kitap.
devamını gör...

ona sevmeyi öğretebilecek biri ile karşılaşacak kadar şanslı ve bunu anlayabilecek kadar akıllı ve kıymet bilen biri ise evet.
devamını gör...

çıkar dayı telefonunu.
devamını gör...

yanında resim albümüyle gezen en iyi arkadaş gibi. her duruma bir resmi var. canın sıkkın hop bir resimle seni kendine getiriyor. eğleniyorsun hop yine bir resim. mutlusun hop resim, hüzünlü hop resim, özlemişsin mesela birilerini yada bir yerleri ve yine o hop resimde birileri o biryerlerde. sanki kelimelerle değil resimlerle konuşuyor. resim dili ve edebiyatı olsa o sen olurdun. resimlerin hem dili hem de edebiyatısın. resim bakanlığına bakan resimler ülkesine başkan. resim holding yönetim kurulu başkanı, resimspor teknik direktörü, resimli sözlük tarihisin. seviyoruz seni resim reis.
devamını gör...

makro fotoğrafçılık günlük hayatımızda rastladığımız, dikkatimizi bile çekmeyen veya görmeye pek alışık olmadığımız detayların yanı sıra çiçek, böcek veya diğer canlıların 1:1 veya daha büyüterek kadraj içine alarak fotoğraf üretilmesine verilen isimdir. genel olarak doğa fotoğrafçılığı içinde yer aldığı düşünülür ama doğadaki canlılar dışında da fotoğraflındığı için ( örneğin su damlası, duman vb) ayrı bir fotoğraf dalı olarak değerlendirilmelidir. makro fotoğrafı diğer fotoğraflar gibi çarpıcı yapan detaylar kompozisyon, renk uyumu ve tabii ki tekniktir. öncelikle teknik ekipmanda prime lensler veya zoom lensler makro için uygundur. bunun yanında close-up filtreler, uzatma tüpleri, halkalar, körükler, objektifi ters bağlama aparatları ( en yaygın olanı 18-55 mm lensi ters bağlamaktır) kullanılsa da hiçbir zaman bir prime lens ile elde edilen görüntü kalitesi elde edilmez. buna ek olarak ring ve twin flaşlar, yüksek iso da düşük gren oluşturan orta düzey bir makina, monopod ve tripodlar ile uzaktan tetikleyicilerin yanı sıra doğada olumsuz hava şartlarında makinayı koruyacak ekipmanda yanınızda bulundurulmalıdır. genelde diyafram olarak 9-11 tercih edilen çekim tarzında odak uzaklığını iyi ayarlamak, eğer canlı çekiyorsak canlının davranış biçimine bağlı olarak 1/250sn , 1/400 sn altına enstantane hızını düşürmemek (kabaca ıso ya yüklenerek elde edersiniz) başarılı kareler elde etmenizi sağlar.

yeni başlayanlar için model durduğu için güzel kareler elde edebileceği bir fotoğraf dalıdır.

not: unutmazsam yakında bir çektiğim kareyide örnek olarak buraya eklerim.
devamını gör...

baba vallahi anladık. hepiniz tanıyorsunuz birbirinizi. inandık olm tamam lan. ama yetmez mi artık? fazlaca irite edici olmaya başladı. yine birbirinize yazın nickaltı mickaltı ama hobi olarak yazın.

t: herkesin birbirinini tanıdığı sözlüğün yazarları.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
giro d'italia
devamını gör...

kitabın konusu ile ilgili @evernevergreen gerekli özeti yapmış. bense her zaman olduğu gibi gereksiz ayrıntılara gireceğim. * ''yıldız gemisi askerleri'' pek çok yapım ve eser için ilham kaynağı olmuş bir kurgu. tabi burada heinlein’in insanoğlunun tahlilini çok iyi yapmasının da rolü büyük. misal joe haldeman'ın forever war adlı kitabı buna en iyi örneklerden birisi. haldeman etkilenmenin ötesinde ufakta olsa satır aralarında karşı tezler öne sürer. özellikle kahramanların statüsü ve davranışları özelinde kurgusal bir çatışma çıkar karşınıza. ancak günün sonunda kazanan yine heinlein olur. zira özgünlük ve hikâye derinliği açısından haldeman'dan bir kaç fersah öndedir. tabi bunlar benim naçizane düşüncelerim. heinlein'ı okuduktan sonra haldeman'ı da okursanız sanırım anlatmak istediğimi çok daha iyi idrak edersiniz diye düşünüyorum. belki savaş tecrübesi açısından haldeman, heinlein'ın önünde olabilir ama yazarlık ve hayal gücü dediğimiz noktada rüzgar tam olarak tersi istikamete döner.

benim için en özel etkileşim ise elbette ki starcraft'dır. blizzard'ın çıkarttığı bu efsane oyun aslında heinlen'e bir saygı duruşudur. bunu özellikle terran ırkı için net bir şekilde söyleyebiliriz. bendeki terran takıntısının altında yatan temel sebep heinlen'ın ta kendisi olabilir, bilemiyorum tabi. * eh zerglerin de kime gönderme olduğu malum. bu zındıklar resmen arachnid'lerin kitaptan fırlayıp oyunda var olmuş hali gibidirler. zergleri görünce direkt olarak rico'ya dönüşüyorum. rakibim ya da rakiplerim zerg ise bu onlar için hayra alamet bir durum olmuyor çünkü motivasyonum bir kaç kat daha fazla hale geliyor. * protoss'lara karşı daha anlayışlı olduğumu söylemem gerek.

e tabi starship troopers filmine değinmezsek olmaz. usulen çekilmiş, heinlen'in kurgusunu dümdüz etmiş diyebiliriz. böcek avlayan askerler fikrinden öteye gidememiş zorlama bir yapım. yani bu filmi izleyip, beğenmeyip, kitabı okumamak gibi bir yanlışa düşmeyin derim. böylesine kült bir kitabı es geçmiş olursunuz ki, yazık olur, günah olur. zaten filmlerin bu noktada olumlu/olumsuz etkileri çok oluyor. o yıkıcı etkiden sizleri kurtarmak için bu şerhi koyma gereği duydum. hadi yine iyisiniz köftehorlar.

netice olarak bilim kurgu edebiyatı açısından ilk askeri kurgu olma özelliği gösteren bu kitabı okumak, kurgu severler açısından keyifli olacaktır diye düşünürüm. yine de siz bilirsiniz tabi. *
devamını gör...

bilindiği gibi yunan filozoflarından olan sokrates pazar pazar gezer insanlarla konuşur, onları düşünmeye, zihinlerini yormaya çalışırdı.

bir çoğumuzun ucundan kıyısından bildiği gibi sokrates felsefenin de kurucusudur. fakat felsefe yaparken dikkat ettiği daha doğrusu yaşam standartı haline gelmiş bir özelliği vardı: o da konuşma sanatı... evet evet yanlış duymadınız bir sanat. buna göre sokrat, bilerek yahut bilmeden -ki genellikle bilerek- bir yaşam biçimi olarak daha az koşup, insanları konuşturmak suretiyle onları düşünmeye sevkeder, ağızlarından gerekli kelamı kolaylıkla alıverirdi.

insanlar ise az konuşan bu adama, çok kolay dökülüveriyordu.
kimi vakit bir şeyi bilmiyor gibi sorabiliyorken kimi vakit de bilerek cahil numarası yapıyordu. işin garibi bazen insanlar ona bir şey öğrettiğini sanıyorken, çoğu zaman kendileri aptal durumuna düşüveriyor, tüm basitlik ve zayıflıkları bir anda ortaya çıkıyordu. işte sokrates'in cahil görünmesini sağlayan bu tavra; sokratik ironi denmektedir.

neticede onun sonunu getiren de bu hadise olmuştur. çünkü hedefinde her zaman pazarda, toplu ortamdaki sıradan insanlar yer almıyor, atina'nın soylu askerleri, aristokratik tabaka ve bilumum soylu sınıfının üyeleri de olabiliyordu. pek tabi felsefik etkinliğini sokaklara, daha doğrusu cemaatin bulunduğu alanlara taşımayı seven sokrates'in bu ironisi neticesinde küçük düşürülen yönetim tabakası tarafından antipatik biri haline dönüşmesi kaçınılmazdı, bu da uzun vadede açığı aranır bir adam halini almasına yol açtı..

hepsi bir yana sokrates'in bu ironisi yani sokratik ironi hala birçok alanda kullanılagelen bir tavırdır. biz bunu polisiye filmlerde yahut düşmanını alt etmeye çalışan birinin, ona dostu gibi yaklaşımı ve/veya the cars filmindeki ajan mater'ın tavrını örnek gösterebiliriz: herkes aptala gülerken, o işini hallediyordu. gerçi mater bunu, bilinçli yapmıyor bu onun karakteriydi ancak böyle bir gerçeklik var ki bu da, sokrates'in bilinçli cahil tavrından mütevellit, dünya literatürüne girmiş bir tavır, bir yaklaşım, bir proje olarak karşımıza çıkmaktadır.
devamını gör...

sabahın bir körü yarı uykulu halimizle tıklım tıklım dolu dolmuşa bindik arkadaşımla, elimde bir şemsiye var ve bozuk. kimsenin bir tarafına girmesin diye sıkı sıkı tutuyorum, ıslak değil, hiç kullanmadık. kadının biri, üstünü ıslattığımı iddia etti kaba bir dille hem de. kısa sürede dolmuşta kaos ortamı oluştu falan biz gençler saygısız olduk, şoför sessizlik rica ediyor. arkadaşım kadın laf yetiştirmeye çalışıyor ve ben dolmuşta çalan şarkının sözlerine odaklanmışım eski sevgilimi falan düşünüyorum. deli miyim ben şimdi sırası mı falan diye düşünürken kadın beni baştan ayağa süzdü, süzdü... saça başa bak sürtük galiba dedi. travmam oldu resmen yeni tanıdığım herkese sence ben sürtük gibi mi görünüyorum diye soruyordum. ölüm gibi bir şeydi ama kimse ölmedi.
devamını gör...

#941536 idam düz mantık çerçevesi içinde verilecek bir karar değildir. mesela basit bir hırsızlık için verilemez. hırsızlığın da dereceleri vardır diğer her suç-günah gibi. marketten erzak çalan biri ile devleti dolandırmaya kalkan bir devlet insanı aynı cezayı alamaz. biri karnını doyurmak için mecbur kaldı belki de bu olaya. caydırıcı ceza alacak tabii ama idam değil. diğeri ise devleti kandırıp pis işlerine alet etti, halkına zulmetti. bu insan idamlık değildir de nedir? ikisi de hırsızlık baktığımız zaman oysa ki değil mi. genç kızları geçtim artık küçücük yavrulara tecavüz eden pislik insanlarla iç içe yaşıyoruz. kendinden savunmasız insan ya da hayvanlara zarar veren ruh hastası insanlarla yaşıyoruz. bunları idam dışında hiçbir şey caydıramaz.
ayrıca geride kalanların cezası olmuyor bu idam edilen kişinin ölümü. her insan kendi yaptıklarının bedelini ödemek zorunda. suç işlemeyeceksin ki ardından birileri ağlamasın. asıl cezayı suçlu kişi verir sevdiklerine, o suçu işleyerek. ona göre davranmayı, yaşamayı öğrenecekler er ya da geç.
devamını gör...

çok içten kadınım diyen sanatçı.
devamını gör...

herhangi bir iş, uğraş, sanat, zanaat alanlarında uzmanlaşmak ya da ustalaşmak olarak örneklenedirilebilecek şeylerdir.

örneğin bir pide ustasının hamur açışı, marangozun ahşap işlemesi, modacının eskiz çizimleri, berberin makas sallaması, oyuncuların sahne performansları, davulcunun atakları vs dışardan göze, kulağa önce iyi, sonra da "aaa ben bunu yaparım yaa!" fikri ile oldukça kolay gözükür, gözükebilir.

ta ki bu veya buna benzer bir ortamda/okulda, ilgili hoca/usta yanında ilgili işi öğrenmeye adım atana dek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

cem yılmaz abartıldığı kadar komik değil.
devamını gör...

atma ziya!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tab edilmemiş yaslardan geçiyoruz kaç zamandır
adettir çünkü yazıldığı gibi ölünür burada
ışık şiirden yükselirse
yanık kokuları yusufiye'dir
doğudan gelenlerin hepsi bize hatıra
bir ölünün ardından bakakalmak gibiyiz
bazı ikindiler hep böyledir, sen bize aldırma

adımızı tahtaya yazıyorlar, pek konuşmuyoruz oysa
yine de çok yakışıyoruz tahtaya
bazı ikindiler hep böyledir
yazıldığı gibi ölünür, sen bize bakma

gösterdiğin yolda hiç durmadan yürüyeceğime

güven adıgüzel - holosko artı bir miktar yara
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim