çocuk aklımla izleyip bağlandığım,ara ara açıp kendimi ödüllendirdiğim bir fatih akın filmi.

başrollerde moritz bleibtreu(köfte dudak daniel), christiane paul(juli), mehmet kurtuluş ve idil üner yer alıyor.

yol filmlerini sevmeye başlama nedenimdir aynı zamanda.
her sahnesi ayrı güzeldir.

film müzikleriyle de övgüyü hakediyor.
(bkz: chris isaac-blue moon)
(bkz: idil üner-güneşim)
devamını gör...

hiçbir gelin robot değildir kesitini hatırlatan şeydir
devamını gör...

mavi
bir perde misali
derin bir uykunun
karanlık gölgesi

kızıl
savrulan saçların
denize direnişi

direnişin kutlu olsun
karanlık gecenin
ahenkli güneşi

sen dans ettikçe
ayın ışığı
düştükçe yüzüne
devamını gör...

bülent somay tarafından derlenen ve metis yayınlarından çıkan bir kitaptır.

bu zamana kadar savaş karşıtı olan, militarizm karşıtı olan onlarca kitap okumuş olmalısınız. hepsinden insanların emir komutaya karşı beslediği arızalı saygı, savaşma tutkusunun gürültüsünü arttırdığı bir savaşperverlik, sadece bireylerin değil toplumların da kollektif bir cinnet yaşamaları ve ölümün kol gezmesi bütün keskinliği ile anlatılmıştır.

peki o zaman bu kitabın farkı ne? hemen anlatayım efendim. bu kitap savaş karşıtı bilimkurgu öykülerinden oluşuyor.

yani savaş robotlar, uzaylılar ve olağandışı olaylar üzerinden eleştirilen öykülerle anlatılıyor bize. hem de ne anlatılmak. düşünsenize savaşın bütün şairleri yok ettiği bir dünyanın hikayesini dinlemek sizin içinizde ne tür isyanlar doğurabilir.

kitap sekiz farklı yazarın sekiz öyküsünden oluşmakta. ilk öykü olan aldatmaca oyununun sahibi filme de çekilen androidler elektrikli koyun düşler mi? ve total recall kitaplarının da yazarı olan philip k. dick. kaybolma numarası olan ikinci öykünün yazarı ise benim için yazarları yazarı sayılan ve kaplan! kaplan! ve yıkıma giden adam kitaplarının yazarı alfred bester. altıncı öykü olan devle dövüşen bilgisayarın öyküsü adlı hikayeyi yazan ise bilimkurgu deyince akla ilk gelen yazarlardan biri olan stanislaw lem.

asıl sürpriz ise son öykü olan krrçiysk adlı öykünün yazarı. türk bilimkurgu öykücülüğünün yüz akı müfit özdeş. ki kendisi son tiryaki isimli muhteşem öykü kitabının da yazarıdır.
devamını gör...

yakalandık. bundan sonra ilgi çekmemek için daha geç cevap vermeye çalışırız.*
devamını gör...

insanlar mutlu olsun diye saatlerce beĝeni yaptıĝımı bilirim.
sonra bunun adı şu oluyor, karmasını yükseltmek için , geri dönüş yapılsın diye beĝeniyor.... yok efendim. puan falan umrumda deĝil. ne tanınmak için ne sevilmek için, ne puan için... yalnızca sevdiĝim için, insanlar mutlu olsun diye beğenirim. okurum. öyle yazarlar varsa da , üzücü.
devamını gör...

türkçeye ak kedi kara kedi olarak çevrilen, yönetmen emir kustarica'nın oldukça komik bir filmi. film boyunca güzel balkan müziklerinin bol bol dinleyebilirsiniz.
devamını gör...

merhabalar yazar arkadaşlarım.
bu şarkıyı aslında kendi açtığım fakat pek de ilgi görmeyen (bkz: yaza bir şarkı bırak) başlığına yazacaktım ama klibi izleyince fikrimi değiştirip direkt şarkıya başlık açmak istedim.

efendim kendisi yaza çok yakışır, kıpır kıpır bir melek mosso şarkısıdır.
söz-müzik kutup ata tuncer'e aranje ise ersay üner'e aittir.

dinlemek isteyenler buyursunlar: hayatım kaymış, hangi yönde olduğu bilinmez...

ama klibi de izlemenizi tavsiye ederim çünkü şarkıdan ziyade aslında burada klip ile ilgili bir kaç kelam edeceğim ben.

şöyle ki;
sevgiliyi yitirmiş, yitirdiği için kendini valizine attığı birkaç parça eşya ile yollara, tarlalara, ormana vurmuş ama bu kadar olumsuzluğa rağmen umudunu asla ve kat'a yitirmediğini vücut dilinden ve omuz hareketlerinden anladığımız, ülkemiz için çok da güvenilir olmayan otostop yöntemi ile kah karavanda, kah üstü açık güzel arabalarda sürekli sevgilisinden uzaklaşan ama bir yandan da "gel gör beni, bak ne hallere düştüm senin yüzünden" diyerek aynı sevgilinin gelmesini bekleyen, tam "tamam ya, gelmez artık bu zalım" diye hayata küseceği sırada "madem bu kadar üzgünüm, neden iki dans figürü yapıp neşemi yerine getirmiyorum ki ben?" diyerek yollarda deli deli danslar yapmak suretiyle umut tazeleyen, lavanta tarlalarına ellerini sürerek enerji depolayan sevgili melek mosso bize de, o sevgilinin yokluğundan delirmiş olsak da umutlarımızı yitirmememiz gerektiğini, hiçbir şey olmazsa bile bu beklenti ile ülkenin her karışını adım adım gezelim, görelim tadında gezebileceğimizi göstermiştir.
neden biz de bir saman balyası üzerinde hayatın ve insanların acımasızlığından dem vurmayalım kendi kendimize değil mi efenim?

belki buradaki mesaj şudur;
sevgili gelmese de olur, sen neşeni kaybetme,
belli mi olur o yolda belki yenisi bulunur...


ne demişler; umut olmadan, umulmayanı bulamayız *
devamını gör...

çocuğunun tehdit altında olduğu andır. dünyayı yakar, gözü hiç bir şeyi görmez, gücü her şeye yeter.
devamını gör...

birbirlerini kırmaya çekinen insanların olduğunu gözlemliyorum, iyi ki varlar. bir de tam tersi, kaba, saba insanlar onlara diyecek lafım yok.
devamını gör...

"güne kahveyle başladım,ağzım dolu zihnim açık"
mor ve ötesi - daha mutlu olamam
devamını gör...

ilk zamanlardaki paspal halini göz önüne alırsak eğer belki de o pısırık, ezik adam halleri ile doksanlar cemaatçilerini örneklendirdiği düşünülebilir. kıyafetleri bedenine oldukça büyük, kendisi sakin ve kibar görünüyordu o zamanlarda. sinsi ve sessizdi. herkesle iyi geçinmeye çalışan ara eleman gibiydi. insanları öldürür iz bırakmazdı.
zamanla yükseldi, bütün sistemi bozdu. kaşlarını aldırdı, karnını doyurdu, kilo aldı artık kıyafetleri üzerine tam oturuyordu. hatta kendisine özel kıyafetler dikiliyordu. arabalarını sürekli üst modellere taşıdı, kullandığı cep telefonları pahallı modellere dönüştü, oturduğu evler her zaman daha pahallı ve görkenli hale dönüştü.
cemaatçi midir? olabilir, parayı hiç görmedik, her zaman hizmet için kullandı*. bunun yanında her zaman pahallı zevkleri oldu, ilginç*.
cemaatçi olmadığına dair en büyük kanıt, cemaatçi erkek çantasını asla gözümüze sokmadı, kim bilir belki de takım elbisesinin içinde taşıyordu veya arabada tutuyordu. o çantanın eksiliği cemaatçi olmadığı ihtimalini güçlendiriyor.
bir diğer en önemli nokta ise bürokratların ve iş adamlarının müstehcen kasetlerini ele geçirdiğinde hepsini yok ettirmesiydi. malumunuz cemaatçilerin en büyük silahıydı kaset komploları.
her neyse, arkadaşlarım lütfen her kötülüğü ve çirkinliği bir cemaatçilere yüklemeyin. ben bu cemaatin 2007'de yaptığı pislikler sebebiyle bedel ödemişlerdenim. evet pisliklerdi, çok acılara neden oldular, çok canlar yaktılar, hayatları bitirdiler. biliyorsunuz ki bugün her bir felaketin faturasını bunlara kesenler var. aklınız varsa eğer bu oyuna düşmeyin. gerçi yukarı tükürsek bıyık, aşağı tükürsek top sakal.
iki ucu pislikli değnek.
aynı rengin morciverdi.
bu ülkede bir cemaat gider, başka bir cemaat gelir. bugün devlet kurumlarının içindeki yapılanmaları iyice inceleyiniz. bu bir zihniyet meselesidir. hastalıklı bir toplumda yaşıyoruz. dün polat alemdar vardı. bugün alparslan çakırbeyli var.
(u: )alparslan ismi tesadüfen seçilmiş olamaz değil mi?
devamını gör...

sivas'ta aydınlarımız yandı.
çorum da maraş'ta katliamlar yapıldı.
turan dursun, bahriye üçok, ahmet taner kışlalı, muammer aksoy öldürüldü.

bütün bu katliamlar islam adına yapıldı.

iktidarın gücü eline geçince de kendi hayat tarzını topluma empoze etmeye çalıştı.

daha ne etsin?
devamını gör...

kendini savunmak ayrı keyif için şiddet uygulamak ayrı. elinde bıçakla koşan kadını durdurmak için illa ki bir şeyler yaparsın fakat durup dururken kadına ya da başkasına zarar veremezsin.
devamını gör...

başlarda ünlülerin sorunlarını falan güzel işlediler, iyi gidiyordu. tadında bırakmadılar işte.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

izmir büyükşehir belediyesi'nin 2016 yılında kurduğu avrupa hayvanat bahçeleri ve akvaryumlar birliğine üye olan ve hayvanların doğal yaşam koşullarında bakılmasını esas alan doğal yaşam alanı.
binlerce ağaç ve bitki çeşitliliği ile dikkat çeken parkta 425 bin metrekare alan üzerinde 1500'e yakın hayvan, 240'tan fazla da bitki türü bulunuyor.
parkın içindeki çocuk hayvanat bahçesinde pony atlar, cüce keçiler, kamerun koyunları, tavşan, tavuk, hindi, kaplumbağalar yer alıyor.
devamını gör...

"gülmek mi? o nasıl kelime?
gülmeyiz biz, bilmeyiz, arada güldüm sandığımız zaman kırıntıları bir ruhun başka bir ruha giderken arada bizde soluklandığı kısacık yaşam gölgeleridir sadece.

bizde gülmek yok, gülümsetilmek ise sadece kısıtlı anlarda, sayılı insanımız için geçerli, sakın ama sakın kendini buna alıştırıp o duygunun içini yalandan da olsa yakmasına izin verme, sonra bir daha sen asla o eski bildiğin sen olamazsın. ne geriye gidip o çok iyi bildiğin karanlığın içine sığınabilirsin ne de önünde olduğunu sandığın o hayalin peşinde gidebilirsin. ömrü araf'ı bu dünyada yaşayanlara acıyarak geçti benim hayatım.
yapma, yazma, gülme. "

sustu, sigarasını yaktı, şarkı başladı.

sahi, ne işimiz vardı bizim atina'da?
---

meraklısı için bahsi geçen şarkı ;
aptal aşklar
devamını gör...

kesinlikle kokusudur. koku takıntım var. böyle nevresimler, odalar çiçek kokacak. içime çeke çeke nefessiz bırakacak kadar güzel kokacak ki keyifle her işimi görüp, güzel güzel uyuyayım..
devamını gör...

ben de mizahsız hukuk köşesini alabilirim zira hali hazırda hikaye ve denemelerimi her ay deli gibi bekleyen bir dergi var.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim