izahı olmayan şeyin mizahı olur. fena halde güldürmüştür.

buradan
devamını gör...

ya farkıma vardığında, farkın kalmamış olursa?*
devamını gör...

fransızca bir sözcüktür. iyi veya kötü olan ani duygu değişimlerinde, kişilerin heyecanlanması ve tüylerinin ürpermesi anlamına gelmektedir.
devamını gör...

hayatımın sonuna kadar tek bir şey yemek zorunda kalsam seçecek olduğum yemek
devamını gör...

"find what you love and let it kill you"

charles bukowski'ye ait olduğu söyleniyor ama bununla ilgili net bir kaynağa ulaşamadım. bilen birileri varsa kime ait olduğunu ekleyebiliriz.

neyi sevdiğini bul ve seni öldürmesine izin ver, diyor.
devamını gör...

kendisi rusya'dan akrabam olur, eski mahlasımı bilenler tahmin edecektir. kendisiyle kurduğumuz bir russiandoll imalathanemiz var eh arada harçlık çıkıyor bereket versin.(bkz: swh) akrabam diye demiyorum beğenilerini eksik etmez, özellikle sabahın bu erken saatlerinde mutlu eder insanı. yazma kabiliyeti de natasha lyonne kadar olmasa da kalite de üst düzeydir.(bkz: swh) takip ediniz, pişman olana 500 karma benden!
devamını gör...

gerçekliği olan bir iddiaysa hiçbir sebep(iddia edildiği gibi terörist olsalar dahi) bu olayı aklayamaz. bu ülkenin anayasasında hiçbir suçun cezası helikopterden atılmak değil.
devamını gör...

bedavaaa yaptık koş koş kooooş...
baklava börek koş koş koooooş...

pazarcı değil ama köfte ekmek ya da kokoreç satıyordur.
devamını gör...

aynı anne-babadan doğan iki kardeş bile farklı karakterdeyken, eşiniz olacak kişinin sizin karakterinize uygun şekilde değişeceğini, sizin istediğiniz kalıba gireceğini düşünmeyin.

hayatı paylaştıkça belki ortak zevkleriniz oluşacaktır ama "evlenince düzelir, değişir" beklentisi kesinlikle büyük beklenti.
devamını gör...

'mal'bayım şimdi sana yaktım...
değişik bir yazar beyanı. doğru yerlerde aranmamış olabilir. sen en iyisi kedi medi idare et artık bu kafayla bulamazsın kimseyi.
devamını gör...

26 aralık 1996'da evinin bodrumunda ölü bulunan 6 yaşındaki amerikalı çocuk güzellik kraliçesi.

25 aralık 1996 akşamı ailecek bir akşam yemeğinden dönerlerken jonbenét arabada uyuyakalıyor. eve varınca da anne babası onu yatağına yatırıyorlar kendileri de gidip yatıyorlar.

26 aralık sabahı jonbenét'i yatağında bulamıyorlar. anne(patsy ramsey) büyük bir telaşla 911'i arayıp kızının kayıp olduğunu haber veriyor. 911'le yapılan telefon konuşmasına buradan ulaşabilirsiniz. telefon konuşması daha sonra ayrıntılı incelendiğinde son 6 saniyede annenin babaya (john ramsey) dönüp "tamam, polisi aradık. şimdi napıyoruz?" dediği duyuluyor.

polis geliyor evin etrafını arıyor. babaya ise evin içini araması söyleniyor. baba bodrumda jonbenét'in cesedini buluyor. ağzında bir bant, elleri bileklerinden başının arkasına bağlanmış ve boynuna sıkıca bir ip bağlanmış şekilde. çocuğu ağzındaki bandı çıkardıktan sonra kucağına alıp yukarı çıkarıyor. tabi bu da olay yerindeki bazı kanıtların bozulmasına neden oluyor.

polis 2,5 sayfalık bir kaçırılma notu buluyor. notta fidye isteniyor. notun yazıldığı kağıdın patsy ramsey'nin defterinden alındığı, kullanılan kalemin patsy ramsey'nin olduğu ve nottaki el yazısının patsy ramsey'nin el yazısına çok benzediği ortaya çıkıyor.

otopside jonbenét'in iç çamaşırında bir erkek dna'sı bulunuyor ama bunu kimseyle eşleştiremiyorlar. iç çamaşırında kendi kanı da bulunuyor fakat cinsel saldırıya uğradığına ilişkin bir onay çıkmıyor. aile polisle bir görüşme yapmayı reddediyor. kızlarının ölümünden sonra 3 hafta hiçbir şekilde polisle görüşmüyorlar. tv programlarına çıkıp kızlarının ölümü hakkında konuşuyorlar. bir yıl sonrasına kadar da polisin jonbenét'in kıyafetleri üzerinde inceleme yapmasına izin vermiyorlar. ilerleyen yıllarda jonbenét'i öldürdüğünü iddia eden bazı kişiler ortaya çıksa da bu itirafların doğru olmadığı ortaya çıkıyor. jonbenét'in katilinin kim olduğu hâlâ bilinmiyor.

bu entryde aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır.
buradan
buradan
devamını gör...

şimdi dört yapraklı bir yoncayı kokluyorum ben
eski düşüncelerin gömütünde boy atmış yonca
ve soruyorum saflığın ve bekleyişin kefeninde toprak olan o kadın
gençliğim miydi benim?
çıkabilecek miyim yeniden o merak merdivenlerinden?
merhaba diyebilecek miyim o iyi tanrı’ya çatılarda dolaşan?

seziyorum zaman geçip gitti artık
seziyorum an, tarihin yapraklarından benim payıma düşendir
seziyorum aldatıcı bir aralıktır bu masa saçlarımla o garip ve kederli
adamın elleri arasında

bir şey söyle bana
teninin tüm sevgisini sana bağışlayan insan
ne istiyor diri kalma duygusundan başka?
bir şey söyle bana
kıyısındayım pencerenin
ve güneşle bağlantıda…
devamını gör...

hayatın en başında böyle bir liste tutmak saçma. ama bir yaştan sonra, yeterince insan tanıyıp kendi çevrenizi şekillendirdikten sonra herkese belirli bir uzaklıkta kalmanın faydalı olduğunu düşünüyorum. mesafeyi tanıdıktan sonra belirlemek en güzelidir. bunu hayatın başında yapmayın deme sebebim ise hataların öğreticiliğidir.
devamını gör...

enerjisi ile sözlüğe bir şeyler katabileceğini hissettiren kafa sözlük gizli forveti.
devamını gör...

bu gece, gecelerden o gece!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocuğa terk edilenin kendisi olmadığı anlaşılır şekilde anlatılabilir ve çocukla ilişki koparılmazsa pek de yıkıcı olmayacak etki.

sürekli kavga ya da şiddet olan evlerde büyüyen çocukların travması çok daha büyük.
devamını gör...

susuz bir denizde yüzmeye benziyor
sessizlik...
su yok, suyun kaldırma kuvveti de yok.
hatırlıyorum ellerimi ama ne kadar uzak…
bir buluta yazmışlar adımı
görmedin mi beni?
devamını gör...

geceye kıyamıyor insan diyordum. gün artığı bir zaman dilimi için... fotoğraflardaki dinginliğe bakarsan, sessizliğe duyduğumuz heyecan biraz çocuk, biraz da kadın olduğumuzu çiziyor ama öyle değil dedim, sözcükler yere düşene kadar hafifliyor sadece. yoksa huzur'un bizimle ne işi olur?

"o büyük ölüm ve bizden ağır ağır dökülür. komşu düşmanlar,
eğrilmiş resimler, eyvallah, yüz binlerce gözün girer olduğu
üç kapılı kapılar pencere eskizleri, eyvallah, kepenkleri yaşamın,
tahta yahu tahta, birtakım sesleri iç içe bitiriyordu ki,
ömrüne müstefâ ilen bürhân biçiliyordu hepsinin kendiliğinden." / hulki aktunç


çokta güzel ölmüştüm, bitmiyor ölmek. yaşamakta bitmiyor. ta ki soluğum toprağın altına serilsin, o zaman.
amin.
devamını gör...

/ey kalbimin ve dahi ruhumun sevgilisi, ah keşke sana olan aşkımın bir tarifi olsaydı. kelimeler yetseydi kanımın her bir hücresinde gezen o müthiş heyecanı anlatmaya ya da yeni bir alfabe yaratmalıydı belki de. kimsenin anlayamayacağı lakin bizim ana dilimiz olan yeni bir lisan...
doğuştan ilahi bir hediye gibi önümüze sunulan bu lisan, tek bir kelimemizle ya da küçük bir virgülle dahi her şeyi anlatabilmemize yetseydi, ne güzel olurdu... zira ben artık ne kelimelerimle ne de şiirlerimin uyakları ile anlatabiliyorum bu içimdekileri. abartıyor muyum yoksa? abarttığımı mı düşünüyorsun ya da? ah hayır sevgilim, şayet kendini benim gözümden görüp; benim kulaklarımla işitseydin o beni meftun eden sesini bu düşüncelerden ne büyük utanç duyardın. bana ettiğin her bir kelimede dahi kalbimin nasıl büyük bir heyecanla attığını duysan kalbimin yerinden çıkacağını bile düşünebilirdin.

sana ne güzel sözler söylemek geçiyor aklımdan ve kalbimden, ahhh ah bir bilsen. kalemler ve kağıtlar ağlar oldular artık halime. bu sana bilmem kaçıncı yazdığım mektup. sen ise kaç tanesini okudun ya da ellerinle tuttun göz yaşlarımla ıslattığım kağıtları. bilmez misin? unguentariumlarımdır o kağıtlar benim. her birinde göz yaşlarımı ve sana olan hislerimi anlatmaya yetmeyen kelimeleri biriktiririm.

bir kez olsun tutabilseydin elimi, görebilseydin sana bakarken gözlerimin ışıltısını, bir daha güneşe ihtiyaç duymazdın. buna eminim. ay, gözümdeki bu müthiş ışığın sebebi olduğun için kıskançlığından ortadan ikiye bölünürdü belki de. romanlarda okuduğumuz o hayali karakterler bile; bilselerdi seni ne denli sevdiğimi nasıl kıskanmazlardı seni söylesene? sen, hayranı olduğum denizi tüm ihtişamınla okşarken o yaz sıcağında, benim adına şiirler yazmamam mümkün müdür ki? ah sevgilim görüyor musun? bu sayfanın da sonuna geldik. yine sana ulaşması dileğiyle gönderiyorum bu mektubu. okuman, cevap yazman ve...

sana olan sevgimi hissetmen dileğiyle.../


biricik sevgilin.

13.06



hiç bilmediği bir kadının gözyaşlarının üzerine dökülen gözyaşlarını sildi kadın. bir insan nasıl bu denli güzel sevebilir diye düşündü içten içe. kim bilir daha neler neler yazmıştı bu kadın. bir yandan da hem kadını hem de adamı deliler gibi kıskanmaktan alamadı kendisini. ne bu denli sevilmisti bugüne kadar ne de böyle güzel sevmişti. esas kız ve esas oğlan; neredeydiler ve bu mektup neden onun elindeydi? adamın ellerinde olması gerekmez miydi bu dillere destan mektubun? bilmiyordu. yolda bulduğu bir kağıt parçasının yüreğini bu denli acıtacağını nereden bilebilirdi ki bu zavallı kadın?

kadın elindeki mektubu kenara bırakarak dakikalardır bacağına sürtünen ufak kediyi aldı kucağına. şimdi hatırlayamadığı bir sürü düşünce aklına hücum ediyordu. bu sevgi ve ilgi sonrasında sıkılmış olacak ki bu minik kedi, umarsız bir şekilde kadını geride bırakmaktan çekinmeden ayrıldı oradan. kadın ise gidişini izledi öylece. mektup? mektup geldi birden aklına. nereye koymuştu mektubu?yanındaydı işte, oraya koymuştu. e yoktu ama. nereye gidecekti bu mektup... uzun uğraşlar sonucunda büyük bir hayal kırıklığı ile az önce oturduğu banka tekrar oturdu ve karşısındaki, mektubu yazan kadının hayran olduğu o denizi izlemeye başladı. güneş çoktan batmaya başlamışken, şehrin ışıkları suyun yüzeyinde dalgalanıyordu. kadının gözleri ise koca bir boşlukta öylece dolanıyordu.

-e mektup?
+ne mektup?
-ne olmuş mektuba?
+heee o mektup...
o sırada mektup, kadının gözyaşları ile mavi suların derinliklerinde kaybolmaya başlamıştı bile...
devamını gör...

ikinci doz aşımı oldum 4 saat önce. ama ilk dozun aksine hiç acıtmadı. bişeyler eksik kaldı gibi. tatmin olmadın nedense. aklımdan çıkmıyor.:p
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim