hiç unutmuyorum, yağmurlu bir sonbahar akşamında girmiştim ilk tanımımı, hava gri bulutlarla kaplıydı, şimşekler çakıyordu ama güzel bir akşamdı, sevinçliydim çünkü ilk kez bir sözlükte yazar olmuştum.*

#78850
devamını gör...

manuel terapideki adıyla: manipülasyon.

maalesef uzman olmayan kişiler tarafından bilinçsizce uygulanmaktadır. hasta pozisyonu, kasların tamamen gevşemiş olması, komşu eklemlerin doğru konumlanması, nefes alışverişinin koordineli gerçekleşmesi gibi dikkat edilmesi gereken birçok önemli noktası bulunmaktadır.

öncesinde "test traksiyon" uygulanmalı ve hasta kötüleşirse kesinlikle manipülasyon yapılmamalıdır.

bir diğer husus da uygulama noktasında doğru bilinen yanlışlar... manipülasyon, güç isteyen bir teknik değildir. aksine minimal kuvvet, kısa mesafe, kısa zaman prensibine dayanır.
devamını gör...

isviçreli cerrah ludwig georg courvoisier tarafından keşfedilmiş olan; ana safra yolunun tümöral bir nedene bağlı tıkanma sarılığı olan bir hastada safra kesesinin palpasyonla ele gelmesi bulgusuna verilen özel isimdir.
devamını gör...

şu domuzlara bi huzur verin be..
devamını gör...

bilmek isteyip bilinmeyen/bilinemeyen her zaman çekici olmuştur.
devamını gör...

t: twitter'da gündem olan tag.
film konusu gibi geliyor değil mi? bir filmde izlesek oturup ağlardık. fakat film değil, gerçek, hem de insana tokat gibi çarpan bir gerçek fakat alıştırıldığımız ve belki de alışmaya müsait olduğumuz için ağlamıyoruz! çocuk şu an çocuk izlem merkezi'ndeymiş, güvende yani. hatta 3 kişinin de ismini vermiş. %50 zihinsel engelli diye umarım dediklerine itibar etmezlik yapmazlar.

dünyanın çivisi çıktı. köylüler bildiği halde göz yummuş belli, hatta aileye yüklenmişler. bir de böyleleri namuslu kadın istiyoruz diye geçinirler kendi namussuzluklarına bakmadan. şahsiyet (dizi) izleyenler bilir, bu insanlıktan nasibini alamamış kişiler sırf kendi çıkarları için bir aileyi yok bile ederler. artık cezaları neyse çeksinler, lütfen salmayın şu canileri aramıza.
devamını gör...

geçen günlerde bir arkadaşla oturmuş sohbet ediyoruz, konu mutluluğa geldi. "seni en çok ne mutlu eder?" diye sordu. kaldım öyle. sahi en çok ne mutlu eder beni?

biraz düşündüm bunu, mutluluğu, mutlu olmayı, gülümsemeyi. sonra ise gülümsememin saklı olduğu şeyleri. çok basitmiş aslında, düşünmeme bile gerek yokmuş.

anlamlı şarkılar mesela, anlamlı olduğu için hediye edilen şarkılar... şarkılarla konuşmayı seviyorum sanırım, o yüzden sevdiğim insanların bana şarkı hediye etmesi öyle mutlu ediyor ki beni, sebepsiz. hatta bu şarkıları biriktirip o kişiye özel playlist yaptığım zamanlar bile oluyor, şarkıları seviyorum, onları hediye edenleri daha çok.

şiirleri mesela, yazmak bir kenara dursun sırf "sen seversin" diye okunan 2 satır bile bütün günümün güzel geçmesini sağlıyor.

kitaplar sonra. eski, yaşlanmış, sayfalarına başka yürekler dokunmuş kitaplar. o yüzdendir sanırım bu sahaflara olan aşkım.

denizin kokusu mesela, kenarında edilen iki sohbet, mutlulukla bakan gözler ve kahve.

bir kedinin sırnaşarak benden beklediği sevgi. kucağıma gelip uzanmaları, onları beslediğimde gidip o mamaları yemeleri bile büyük bir mutluluk sebebi benim için.

son zamanlarda oldukça mutluyum, bak görüyor musun dediğim gibi nasıl da mutlu uyandım bugün *. sevmeyi seviyor ve sevdikçe de mutlu oluyormuşum aslında. formül bu kadar basitmiş. bence birçok kişide de durum pek farklı değildir. kim sevmez ki sevmeyi?
devamını gör...

ısparta'nın her şeyi olmasına rağmen sanıldığı gibi sık karşılaşamayacağınız çicek türüdür. gül bahçeleri şehire kilometrelerce uzakta olup yine şehrin dışında işlenir.

yurtiçi ve yurtdışı dağıtımı da o bölgelerde gerçekleşir. yıllardır ısparta da yaşamış bünyeler için de bu durumu gelen misafir, akrabalara açıklamak çok zordur.

gül şehri denince kafalarında şehrin evleri, kaldırımları, bu çiceklerle dolup taşıyor diye hayal ediliyor herhalde. yok öyle birşey.
devamını gör...

hava almakla sonuçlanacak eylemdir. yemezler.
devamını gör...

çocukken hoşlandığım kızın karşısında utanırdım, azıcıkta korkardım aslında. ilk hoşlandığım hanımefendiyle hiç konuşmamış bile olabilirim.
devamını gör...

bazen bir kitapta, bazen bir şarkıda; bir bakarsınız sizin içinizde olup da ifade edemediğimiz hislerinize birileri kısacık bir iki söz ile tercüman olmuş.
bu şarkı da onlardan birisi. *

içimde bir şey kanıyor,
keskin bir vedanın yarası sızlıyor...
yüzümde bir şey soluyor...
aynı değil umudun rengi kayboluyor.

kalbimde bir yerde bir orman yanıyor,
bıraktığın şarkılar sahipsiz susuyor,
şiirler hep dargın, dualar şifasız.
ömrüme mıhlanmış bir cümle...

"kül olur kalbindeki zamanla...
yana yana yana yana... "


k ü l
devamını gör...

gözaltı tedbirinin uygulanabilmesi için ortada bir suç şüphesi olması gerekir.

cmk m.91/2: gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu
işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.

demek ki bize bir suç lazım.

bildiriyi okudum. #681061 nolu tanımdan ulaşabilirsiniz.

herhangi bir suçla ilişkilendirilebilecek iki cümleye rastladım.

1- " bu kumpaslardan çıkarılacak en önemli ders; tsk’nin, anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez temel değerlerini titizlikle sürdürmesi zaruretidir."

2-"bu gerekçelerle, tsk ve deniz kuvvetlerimizi bu değerlerin dışına çıkmış, atatürk'ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabalarını kınıyor ve tüm varlığımızla karşı çıkıyoruz. aksi halde, türkiye cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir."

hain fetö kumpasından bahsediyorlar.
diyorlar ki; anayasanın değiştirilemez temel değerlerini yani şu meşhur ilk dört maddeyi tsk'nın sürdürmesi zaruridir.

bu maddelerde türkiye cumhuriyeti devletinin temel özelliklerinden bahsediliyor.

şimdi tsk nasıl sürdürecek bu maddeleri titizlikle? orası muamma.

ama sıradan biri çıksa dese ki anayasanın ilk dört maddesini sürdürmeliyiz. gözaltına almazlar.
neden? çünkü anayasanın maddelerini savunmuş olur. anayasanın maddelerini savunmak suç olabilir mi? olamaz.

ancak bunu söyleyen, emekli amiraller yani emekli silahlı bürokratlar olunca iş değişiyor. neden?
çünkü geçmişte darbe yaparken askerler ne diyorlardı? cumhuriyeti, devrimleri korumak bizim görevimiz. sonra da darbe yapıyorlardı.

dolayısıyla 1 numaralı cümle sıradan biri için suç teşkil etmeyecek fakat bir asker kişi sarf ettiğinde suç teşkil edecekse bu anayasa m. 10'daki eşitlik hükümlerine aykırı olmayacak mıdır? muğlak...

2 numaralı cümlede ise irtica tehdidinden bahsediliyor üstü kapalı şekilde. diyorlar ki biz tsk'nın bu temel değerlerden uzaklaşmış gösterilme çabalarının karşısındayız aksi halde biz karşı çıkmazsak tarihte örneği olan bunalımlı ve tehlikeli olayların yaşanma risk ve tehdidi ile karşı karşıya kalırız. irtica tehdidine karşı devleti yine biz koruruz demeye getiriyorlar.
tamam da az önce benim yaptığım şey yorum. yani ben o amirallere siz neyi ima ediyorsunuz kardeşim diyebilirim. ama o kadar.

sen şunu ima ettin diyerek yürütülecek soruşturma hukuki açıdan ne kadar sıhhatli olacaktır?
böyle bir durumda hangi suç şüphesinden bahsetmeliyiz?

hepsinden öte bu ifadeler hangi suç ile ilişkilendiriliyor? merak konusu...

sonuç olarak ne tarafa çekseniz oraya gidebilecek bir bildiri. buradan kovuşturmaya yer olmadığı kararı çıkabileceği gibi uzun vadede tutuklama ve mahkumiyet kararları da çıkabilir.

son olarak bu amirallerin yaptığı da iş değil yani. bu kadar öngörüsüz hareket etmek, hukuksuz yargı kararlarının çıkabileceği( elbette hukuki kararlar da çıkabilir) ihtimalini düşünememek en hafif tabiriyle işgüzarlıktır.
yap yine açıklamanı ama darbe ihtimalini akıllara getirme. sen darbe ihtimalini akıllara getirirsen alacağın reaksiyon da bu olur.
kusura bakmasınlar...

nerden bakarsanız garip bir durum yani...

edit :tck 316/1 kapsamında işlem yapılmış. 316'nın kapsamı çok geniş.
"bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümünde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşırlarsa..."

bu suçlar; devletin güvenliğine karşı suçlar ve anayasal düzene karşı suçlar. 302'den 315'e kadar olan suçlar bu maddenin uygulama alanına giriyor.

alın size bir muğlaklık daha.

izah editi: 1 ve 2 numaralı cümlelerle ilgili çıkarımım kesin bir kanaat içermemektedir. emekli amiraller belki de başka bir şey kastetmişlerdir. bilemem. ama böyle yorumlanmaya müsait bir durum söz konusu.
devamını gör...

başlangıç olarak bilincin kısa tanımıyla başlamak daha doğru olduğunu düşünerek bilincin tanımıyla başlıyorum.
bilinç kişinin kendisinin ve çevresinin farkında olması durumuna verilen isimdir.
günümüz teknolojisine bakarak her şeyin mümkün olabileceğini korkarak izliyoruz.

bazı uzmanlar bilincin, yeni bilgileri algılamayı, eski bilgileri depolamayı, gerek görüldüğündeyse bu bilgileri geri kullanmayı ve bunların hepsinin algı ve eylemlere yönelik bilişsel işlemeyi içerdiğini düşünüyor. bu düşüncenin doğru olduğu anlaşılırsa, o zaman bir gün makinelerin gerçekten de bilinçli olabileceği söylenebilir.
böyle bir makine, bir insana göre daha fazla bilgiye ulaşabilecek, kütüphanelerce bilgiyi hafızasında barındırabilecek, devasa veri tabanlarına milisaniyeler içinde erişebilecek ve hepsini, herhangi bir kişinin yapabileceğinden çok daha karmaşık ve daha mantıklı sonuçlar elde edecek şekilde hesaplayarak yapabilecektir.

hatta tıbbi olarak artık yapay zekanın içine yüklenecek tıbbi bilgilerle hastalık tanılarını koyabileceği, doktora gerek kalmayacağı söylenirse de fiziki muayene hastalıklar için en önemli safha olduğu için çok mümkün görükmüyor.

hep birlikte olup olmayacağını göreceğiz, umarım hayatımızı robotize edici yönden bir gelişme olmaz.
devamını gör...

evde anneni ararsın bulamazsın.
devamını gör...

vücutta eklemleri tutan imflamatuar bir hastalık olup, orta kulakta bulunan kemikcik zincirini de tutabilecegi ve işitmeyi de etkileyebilecegini gösteren son dönemde çalışmalar mevcuttur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iltifat niyetiyle saf diyorlar bana. üzülüyorum aslında ama biliyorum da niyetlerinin kötü olmadığını. n'apalım allah da beni böyle yaratmış galiba.
tanım: iltifat mı hakaret mi belli olmayan cümlelerin paylaşıldığı başlık.
devamını gör...

hani bazen olur ya, çok dolusundur kelimeler ağzına sığmayacak gibidir artık.

tam ağzını açmaya yeltenirsin ama o an iç ses anlatsan ne değişecek diye telkinde bulunur.

anlatmaktan vazgeçer bir sigara yakıp başınızı öne eğersiniz. anlayana çok şey anlatır o sigara sen onu sadece sigara sanarsın ama o çiledir, anlatılamayandır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ekonomik krizle birlikte gıda fiyatlarına art arda zam gelirken bim market zincirlerinde de etiketler değişti.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buradan
devamını gör...

yapı kredi yayınları tarafından yayınlanan kesinlikle okunması gereken şiir kitabı.

trende,hapiste,köyde: yurdum insanının acılarını, sevinçlerini, kaygılarını, umutlarını
memleket şairi nazım hikmet kadar iyi tespit eden, yazan başka bir şair henüz olmamıştır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim