"the anatomy lesson of dr nicolaes tulp".

barok dönem ressamı rembrandt van rijn’in amsterdam cerrahlar loncası siparişi üzerine yaptığı resim.
ilk kez çok figürlü bir kompozisyon kuran rembrandt, resmi, 1632 yılında, tuval üzerine yağlı boya olarak toplam üç gün süren bir çalışma ile yapmıştı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

o dönemde anatomi çalışmalarında kullanılan kadavralar suçluların ölü bedenleriydi. resimde dr. nicholas tulp ve cerrahlar loncasının yedi üyesi gerçek bir kişinin; 1632'de hırsızlık suçundan idam edilen adriaen adriaansz’ın bedenini incelerken betimlenmiş.

sahnenin sağ alt köşesinde açık duran kitap, 1543’te andreas vesalius tarafından yazılmış "de humani corporis fabrica" adlı anatomi kitabıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayrı birer portre olarak son derece gerçekçi ifadelerle betimlenmiş figürler, üçgen kompozisyon prensibine uygun, piramidal dizilişle, caravaggio’dan mirası chiaroscuro tekniği ile çarpıcı bir açık koyu dengesi içinde ve koyu kahverengiden kırmızıya giden bir paletle sahneye yerleştirilmiş.

esasen kadavranın idam edildiği için boynu kırıktır, uygulanan rakursi sayesinde bedenin arkasına gizlenmiş ve izleyiciye yansımamış bu detay.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dr. tulp anatomi dersi resmine kadar konusu anatomi dersi olan bütün resimlerde iskelet kullanılmıştı. bu resimle rembrandt gerçek bir kişiye ait ölü bir bedeni kullanarak bir ilke imza atmıştı.

resim 1,7 m x 2,16 m boyutlarındadır.

kaynak 1

kaynak 2

dr. tulp'un anatomi dersi
devamını gör...

bayrampaşa'da, kira borcu da olmayan bir ailenin hanesine girip eşyalarına zarar veren kriminal. bu kadar öfkenin tek nedeni yasal olmayan artış oranı konusundaki anlaşmazlık.

rızanız yoksa konutunuzun eklentisine yani bahçesine, merdivenlerine bile kimse giremez. kişinin ev sahibi olması onu diğerlerinden farklı kılmaz. ibretlik bir ceza alması gerek bu herifin çünkü tek başına yaşayan kadınlar da var kiracı olan. ek olarak mevcut kira artışları tüm topluma etki eden bir sorun. hiçbir ev sahibi bu herifin az ceza almasından cesaret alamamalıdır.
devamını gör...

--- alıntı ---

belleten, türk tarih kurumu tarafından, ocak 1937'den bu yana dört ayda bir türkçe olarak yayımlanmakta olan, dil ve tarih konulu makalelere yer veren bir dergidir. dergi, 1910'da yayınlanmaya başlayan tarih-i osmani encümeni mecmuasının devamıdır. 1931'de 101. sayısından sonra türk tarih encümeni mecmuası olarak adı değişen dergi, 1937'de mustafa kemal atatürk tarafından belleten adı verilmiştir.

--- alıntı ---
öğrenelim, öğretelim.
devamını gör...

dünyada genel olarak din etkisini kaybediyor. sekülerizmin yükselişi, bilimin ilerleyişi ve özgür düşünce ortamı bunu besliyor.
devamını gör...

bıçak çektiği kadının ismi senanur damgacı.
kendisini ile bir defa aynı ortamda bulunmuşluğum var.

videodaki gibi cesur ve sözünü asla sakınmayan bir tip.
iha röportaj da yapmış kendisi ile bugün, buradan görebilirsiniz.
devamını gör...

-anne ben gidiyorum
+nereye evladım
-taumatawhakatangihangakoauotamateaturipukakapikimaungahoronukupokaiwhenuakitanatahu'ya gidiyorum
-taumatawhakatangihangakoauotamateaturipukakapikimaungahoronukupokaiwhenuakitanatahu mı gidiyorsun ?
+evet, taumatawhakatangihangakoauotamateaturipukakapikimaungahoronukupokaiwhenuakitanatahu'ya gidiyorum
-tamam geç kalma
+tamam.
devamını gör...

nöromyelitis optika olarak da bilinir.
bilateral optik nörit ve spinal kord demiyelinizasyonu bir aradadır.
aquaporin-4 e karşı antikor vardır.
devamını gör...

öyle düşünme lütfen sayın cerci. ben senin yaşındayken bırak sözlüğü, sağımı solumu bilmiyordum. bak bu yaşta bu bilinçdesin. *
devamını gör...

ulan ben daha kim kadın kim erkek onu bile bilmiyorum siz işi baya büyütmüşsünüz helal olsun.
devamını gör...

her dönemde kölelik, insanlığın en büyük sorunlarından biriydi maalesef, günümüzde de modern kölelik farklı şekillerde devam etmekte. tarım ve madencilikte görülmesinin yanı sıra, zorla evlendirilmek de modern köleliğin bir örneği.
devamını gör...

başlıyorum. işsizim, evet.

@meaksi
hiçbiri. hoşlanmanın güldürülmekle bir ilgisi yok. şehir efsanesi o.

@kedi yiyen fare
acıktırdın. hiç iyi olmadı bu saatte bu.

@orsalesta anafor
1- bu konuda ahkâm kesmek istemiyorum. ancak şunu söyleyebilirim; esas mükemmel olan bana göre yaratıcıdır. yarattıklarına kendi özelliklerinden bazılarını (doğruluk, adalet gibi...) dağıtmıştır yine bana göre. evren de bundan payını birazcık almış sadece.
2- aslında bir yaratıcıyı kabul eden insanlar için tek bir din vardır çünkü yaratıcı tutarsız olamaz, olmamalı. bu nedenle sürekli olarak farklı emirleri din adı altında göndermesi garip olurdu. öte yanda ise insanlar var; her şeyi zamanla bozan, çığrından çıkaran, yozlaştıran... bu nedenle her toplumun tek olan o dini kendi gelenek göreneklerine uydurup bambaşka suretlere soktuğunu düşünüyorum. siyasi partiler gibi aslında biraz da... hani tüzükleri okusanız mükemmeldir ama siyasilerin davranışları tüzüklere uymaz ya... onun gibi işte.
3- özümsemek hayat boyu ondan vazgeçmemek anlamına gelebilir. sadece savunmak ise yarın başka bir görüşe sahip olabileceğiniz anlamına gelebilir. tabii bana göre...
4- nedendir bilmem ama maden tetkik arama genel müdürlüğü'nün müzesini hep çok sevmişimdir.
5- açık konuşmak gerekirse öyle bir yazar yok benim için. çok farklı türlerde yüzlerce kitap okudum ama kafama kazınan "off be! işte buydu." dediğim bir kitap ya da yazar adı veremem gerçekten.
6- piyano, keman, saksafon arasında kalırım sanırım. tercih etmem çok zor olurdu.
7- umutla...
8- bilimsel olurdu. aklımda vardı kuantum fiziğiyle ilgili bir proje ama şimdilik rafta duruyor.
9- kesinlikle hayır. belli başlı bazı özelliklerimiz büyük bir kısmımızda aynı olabilir ama asla bir insan diğerinin kopyası olamaz karakter bakımından. bu nedenle insanlar hakkındaki genellemelerden hoşlanmam.

@lucifer
sana çirkin gibi mi görünüyorum *

@lahmacuncudanterasagelenkurum
o tablonun nasıl bir ortamda yapılmış olduğuna ilişkin birkaç tahmin vardı. bunlardan biri, krakatoa volkanı ile ilgiliydi. depremler ve volkanlar da özel ilgi alanım olduğundan, tablonun gerçekten bu volkanın patlamasından sonra gökyüzünde ortaya çıkan kızıllık nedeniyle yapılmış olması ihtimalinin doğru olmasını umuyorum. zaten tablonun ilk ismi doğanın çığlığı'dır. sonradan çığlık olarak değiştirildi. eğer tabloyu yaparken motivasyonu gerçekten bu doğa olayı ise ressamın, oldukça etkileyici bir görüntü olmalıydı karşısında. bu şartlar altında orada olmak isterdim.

evde bulaşık makinesi yok. yani "seve seve" elde yıkıyorum.

@imperactus
bu soruyu pas geçiyorum. zira bunu bahsi geçen durumdaki kadınlara sormak gerekiyor.

@personanongrata
travma sebebi değil bu durum. hayatın olağan akışında her türlü duyguyu yaşamak var; olumlu ya da olumsuz. illa ki vardır travma yaşayanlar da ama herkes öyle değil tabii ki. reddedilenin genelde erkek olmasının nedeni, bu konularda ilk hamleyi çoğunlukla erkeklerin yapıyor olması. doğruluğu yanlışlığı tartışılır tabii bu ilk hamlenin erkekten gelmesi gerektiği konusunun.

@brigadier

1- benim için güç, bilgidir. bazen sahip olduğunuz en ufak bir bilgi hayatınızı bile kurtarabilir.
2- felsefe ile pek ilgilendiğimi söyleyemem. bu nedenle bu kısmı geçiyorum.
3- bu soruya cevap vermek istemiyorum. nedeni şu; tarihte gelmiş geçmiş tüm liderleri tanımıyoruz aslında. hepimizin tanıdığı çok ünlü isimler dışında liderler de var. hepsini bilmeden bir değerlendirme yapmak yanlış ve haksızlık olur. örneğin büyük asoka'yı birçok kişi tanımaz ama insani yönünün ağır basması sonucu geçirdiği değişim dikkate şayandır bence.
4- ilgi alanım dışında olduklarından pek konuşmak istemiyorum. şimdi ters bir şeyler söyleyip hayranlarının şimşeklerini de üzerime çekmeyeyim *
5- klişe olacak sanırım bunun cevabı; her şeyi aşırı hızlı tüketmek ve sonra tüketecek şey bulamayınca bunalıma girmek. bunun çözümü, değerlerimizi biraz olsun hatırlamak. bir şeyleri yaşamak için çok aceleci olmamak, kıymet verilecek şeyleri iyi seçmek ve bu konuda yanlış ata oynamamak.
6- bir şey için yaşamanın şart olduğunu söyleyemem ama ille de bir isim vermem gerekirse, hedefleri için yaşamalı. hedefler insanı motive ediyor ve hayata bağlıyor bana göre. nasılına gelince; düzgün yaşamalı. hedeflerine ulaşmak için gereken hırsı, başkalarının üzerine basmak için kullanmamalı mesela...
7- aslında genel olarak çok farklı olduğunu düşünmüyorum. sadece bazen gerçekte yaşamak ya da yapmak istediğimiz bazı şeyleri bilinç gerisinde tutup bastırıyoruz ama bu bizi çift kişilikli yapmaya yeterli değil bana kalırsa. her ne kadar sorunun iması o olmasa da...
8- kısa bir cevap vereceğim buna; bence hayır.

@celâli

kadınların da askere gitmesi gerektiğini söyleyebilirim. gerek savunma amaçlı öğrenecekleri şeyler, gerek bazı durumlara maruz kalıp karakter şekillenmesine katkıda bulunmak... bu tür açılardan bakınca bize de gerektiğini düşünüyorum genellikle.

insan öldürmeye gelince... tek başına bir kavram olarak çok korkunç duruyor ama bir düşman olarak düşündüğünüzde ve o düşmanı öldürmeye elinizin varmaması durumunda onun size, sevdiklerinize, vatanınıza yapabileceklerini düşündüğünüzde bakış açısı bir parça değişiyor. maalesef değişiyor, evet. iki ucu pis değnek derler ya, tam da öyle işte!
devamını gör...

saçmalıktır, kimsenin düşüncesine böyle saygısızlık etmem ama istisnalar kaideyi bozmaz diyerek tekrarlıyorum; saçmalıktır!

çocuğu kim doğuracak; ben kadın olarak cinsiyetini inkar ederken?
fıs sesini duydunuz mu? top gibi dünyanız patladı.

toplumun sürekliliği sağlamanadı tek soruyla. kendi kendine imha olacak toplumdur.
devamını gör...

son derece saygılı, efendi ve gerçek bir hızlı tanım girme uzmanı. kendisini daima destekliyor ve başarılarının devamını diliyorum.*
devamını gör...

küçükken evin bakkalından alabilmek için para biriktirilen, lezzetli, turuncu, ufacık, şirin mi şirin, lezzetine dolgun çikolata kaplamalı nugalı bar.
devamını gör...

tüm süt, et ve damızlık sığır yetiştiricileri derneği (tüsedad) başkanı sencer solakoğlu iddiasıdır. 'nisan ayı gibi et ve süt açığı ortaya çıkacak. ürünler o kadar pahalı olacak ki insanlar alamayacak. kıtlık böyle olacak. fiyatlar en az yüzde 30, en kötü senaryoda yüzde 40 fiyatı artabilir. dolar yükselirse fiyat daha da çok artar.' demiş bir de, haklı adam. dolarla mı maaşımızı alıyoruz canım? dolar ne ki ya? o hafife aldığımız doların yükselmesi sonumuzu getirir zira bazı şeyler dolarla dönüyor, ona bağlı…
sonumuz iyilik olsun cidden kıtlık kapıda!


8-9 lira olan süt 15-16 lira oldu 8-9 lira olan süt 15-16 lira oldu.

tüm süt, et ve damızlık sığır yetiştiricileri derneği (tüsedad) başkanı sencer solakoğlu, raftaki pastörize sütün litresini şu anda 8-9 lira, nisanda 15-16 liraya çıkabileceğini söyledi.

solakoğlu, “ürünler o kadar pahalı olacak ki insanlar alamayacak. evet, rafta ürün var ama fiyatlar bazı insanlar için altın değerinde. bu onlar için kıtlık. türkiye’de bir kıtlık var ve bunun artarak devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.

ocak 2021’de 65.5 lira olan 1 çuval gübrenin, şu anda 340 liraya, ekim 2021’de 145 lira olan 1 çuval yemin şimdi 231 liraya çıktığını vurgulayan sencer solakoğlu ile tarım ve hayvancılık sektörünü cumhuriyet'ten şehriban kılıç haberinde anlattı.

türkiye tarım ve hayvancılıkta kendine neden yetmiyor?

türkiye’de hayvancılık sektörü son 20 yıldır sürekli geriye gidiyor. bunu ana nedeni verimsizlik. türkiye’de bir çiftçi bir dekar alandan 250-270 kilo buğday alıyor. bu amerika ve avrupa’da 500 kilolarda. bir hayvandan 200-250 kilo karkas et alırken amerika’da 360 kilo mertebesinde. çiftçiyi bilinçlendirip verim artışına sevk etmek yerine, popülist desteklerle verimsizlikte ısrar ediliyor. tarımda öngörülü olmak, dünyayı takip etmek şart. hangi üründe rekolte ne kadar olacak diye bakılmalı ki rekoltesi düşen ürün burada ekilmeli. hububat bizim için çok önemli. 2000 yılı başında 75 milyon dekara buğday ekilirken şimdi 55 milyon dekara inmiş. bu çok vahim.

verimli tarım umudu var mı?

mevcut yönetim anlayışında tarım için hiçbir politika yok. yapılan hataların doruk noktasına geldik. öngörüden yoksun olunduğu için gözü kapalı yolda yürüyorsunuz. sürekli bir yerlere çarpıyorsunuz ve sürekli bir yerlerinizi bantlıyorsunuz. öncelikle gözü açmak lazım.

tmo dünya fiyatlarının dışında bir fiyatla yurtiçine hububat satışı yapmasın. tmo yurtdışına 4 bin 500 lira olan mısırı 2 bin 500 liradan piyasaya sürmemeli. tmo kanalıyla buğday, arpa, mısır satarak bu ürünlerin fiyatını uzun süreli aşağıda tutma şansınız yok. suni hamleler tarımda başarılı olmuyor.

et ve süt üreticisi ne durumda?

burada da büyük hatalar yapıldı. et ve sütte fiyatları frenlemek isteniyor. buna karşın maliyetler dolar bazında artıyor. yemin yarısı ithal geliyor, burada üretilen diğer yarısı da dolarla fiyatı artan gübre ve elektriğe endeksli. buna rağmen et fiyatları et ve süt kurumu, süt fiyatları da ulus süt konseyi vasıtasıyla artmayacak dendi. çifti yapmayın batıyoruz dedi. birçok anaç damızlık hayvanın kesimine neden oldular. bu kesimler de devam ediyor. şu anda alım gücü çok düşen halkın süte ve ete ilgisi azalmış olmasına karşın yine de fiyatlar maliyet artışından kaynaklı yükseliyor. sütte ulusal süt konseyi ne diyorsa o fiyat uygulanıyor. en son çiğ süt fiyatını 4.70 tl olarak açıkladı, ama bir çiftçinin eline ortalama 4.41 kuruş geçiyor.

hem üretici hem tüketici mağdur, kimse kazanmıyor hepimiz mağduruz!

kimse kazanmıyor. hepimiz iflas ediyoruz, batıyoruz. gıda fiyatları tüm dünyada dolara endeksli hareket eder. bizim gelirimiz çok düştüğü için bize çok pahalı geliyor. çiftçinin tüm giderleri dolar bazında arttığı için bu artış karşısında hepimiz eziliyoruz. öngörülebilir tarım politikası olmak zorunda. 100 çiftçiden 1’i kazanıyor 99’u kaybediyor. çiftçiye öngörülebilir piyasa koşulları sunmazsanız o zaman bu çiftçi batar. döviz kurunun arttığı yerde, yem ilaç maliyetleri artıyor. devlet zamlarından hiç taviz vermiyor. biz sütü, eti soğutmak için müthiş derecede elektrik kullanıyoruz. bunlarda indirim yok. hatta sürekli zam yapılıyor, ama bizden fiyatımızı düşük tutmamız isteniyor. çiftçi yerlerde sürünüyor. zarar ettiğiniz için sermayeden yiyorsunuz.

çiftçinin sermayesi var mı?

çizmeyi ayağından çıkaran çiftçiye bir daha o çizmeyi giydirmeniz mümkün değil. tarımda geminin dümenini bir kere kırdınız mı onu tekrar rotaya oturtmanız çok zor. türkiye her geçen yıl üretimden kaybetti. dünyada kuraklık var ve çin bazı ürünlerde bir yıllık stokçuluk yapıyor. bu dünya fiyatlarında bir çalkantıya neden oluyor. türkiye’nin de belli ürünlerde stok yapması şart. bugün rusya ve ukrayna buğday ihraç etmiyorum dediği zaman, ithalat yapabileceğimiz ülke abd olur, o zaman ekmeği 5 liradan aşağıya yiyemeyiz.

fiyatlar daha da artarsa bu halk ne yiyecek, ne içecek.
o zaman bu çiftçi ne yapacak!

1 çuval gübre ocak 2021’de 65.5 liraydı, şu anda 340 lira. bunu yem bitkisi üretmek için kullanıyorum. ne kadar acı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anlatamam. bir çuval yemin fiyatı ekim 2021’de 145 liraydı, şimdi 231 lira. fiyatlar daha da artarsa bu halk ne yiyecek, ne içecek. o zaman bu çiftçi ne yapacak!

önümüzdeki ilk tehdit mart ayında başlıyor. dolar arttığı için 44 bin tonluk bir gemi yemi yurtdışından 200 milyon liraya getiriyorlar. bu eskiden 80 milyon tl civarındaydı. tüm kredi hatları kapandı. faizler yüzde 40’a dayandı. tüm bu maliyetleri üretici yüklenmek zorunda. bu olursa bu iş yapılmaz hale gelecek, üretici kredi bulamadığı için tefecinin eline düşecek. zaten türkiye’de yem fabrikalarının satışları yüzde 30 düştü. çiftçi kötü bir döngüye girdi.

maliyetler yükseldiği için, hayvan kesimi arttı mı?

tarım bakanlığı’ndan bir yetkili ile görüştüğümde dedim ki bu senaryoyu 2008-2010 arasında izledik. o zaman 1 milyon damızlık hayvan kesildiği söyleniyordu. şimdi de o kadar kesilmiştir dedim. yok 500 binlerde falan hesaplıyoruz dedi. 500 bin anaç hayvanın kesilmesi telafisi çok zor bir olaydır. 2008’de yapılan hatanın türkiye’ye maliyeti 9.2 milyar dolar olmuş. şu andaki kesimlerin türkiye’ye maliyeti 5-6 milyar dolar seviyesine gelmiştir.

türkiye et ve süt eksikliğini ne zaman hissedecek?

ne zaman ki turistler gelmeye başlayacak o zaman ete ve süte talep artacak. nisan ayı gibi et ve süt açığı ortaya çıkacak. tüm üreticiler müthiş talep var deyip fiyat artırmaya başlayacaklar. nisan mayısta fiyat artışının önü alınmayacağı için bu sefer aynı maliyetler raflara da yansıyacak.

'ürünler o kadar pahalı olacak ki insanlar alamayacak'

raftaki pastörize sütün litresini şu anda 8-9 lira, nisanda 1 euro yani 15-16 lira civarında olacak. en az yüzde 30 en kötü senaryoda yüzde 40 fiyatı artabilir. dolar daha da artarsa fiyat daha da yükselir. karkas ette 60 tl olan fiyat 80 liraya çıkabilir, kıyma da 120 lira olur.

2010’da şu vardı: türkiye’de karkas etin kilosu 18 liraydı, polonya’da 8 liraydı. bugün türkiye’de karkas et 60 tl. yurtdışında yaklaşık 5 euro. yani 75 lira. zaten yüzde 20-25’lik bir fiyat artışını buradan koyacaksınız.

ürünler o kadar pahalı olacak ki insanlar alamayacak. evet, rafta ürün var ama fiyatlar bazı insanlar için altın değerinde. bu onlar için kıtlık. türkiye’de bir kıtlık var ve bunun artarak devam edeceğini düşünüyoruz.

bu maliyetler böyle devam ederse, çiftçi kalacak mı?

küçük aile işletmeleri çok hızlı yok olmaya başlayacak. büyük işletmeler de bu dönemde dişini sıkacaktır. bu türkiye için hayırlı değil.

vatandaşın fiyat artışında tüketimi ne kadar düştü?

kendi firmamızdan gördüğümüz eskiden 5 litre alan müşterilerim şimdi 3 litre süt alıyorlar. haftada iki kere alan bir kere almaya başladı. şarküterilerde sucuk, salam satışında yüzde 30’dan fazla düşüş var. genel anlamda tüketimde büyük düşüş var. zengin lüks mekândan düşük ucuz mekânlara kayış var.

maliyetleri kurtarmak için et ve süt fiyatı kaç lira olmalı?

üreticinin 1 litre süt ile 1 kilo yem alabilmesi gerekiyor. şu anda 1 kilo yem en ucuzu 6 lira 62 kuruş. en pahalısı 4 lira 80 kuruş. sütün litresi 6 lira 99 kuruşa satılması gerekiyor ki sadece yem maliyetini çıkarabilsin.

'tarımda türkiye uçurumdan aşağıya hızla düşüyor'

tarımda türkiye uçurumdan aşağıya hızla düşüyor. maliyet baskısı 2022’de devam edecek. çiftçinin enflasyonun sebebi olmadığını, enflasyonun kurtarıcısı da olamayacağını insanların anlaması lazım. devlet hiç hatayı kendinde aramıyor. eskiden tarımda kullanılan elektrik ucuzdu. şimdi evde kullanılanla aynı rakama geldi. eğer siz tarımda gıdada enflasyon istemiyorsanız bir kere devletin elektrik mazot fiyatlarını minimuma çekmesi lazım.

çiftçi şu anda kredi çekerken yüzde 40 faiz ödemek zorunda kalıyor. çiftçi zaten ziraat bankası ve tarım kredi kooperatifi’nden gırtlağına kadar borca batmış. traktörünü, ineğini her şeyini verdi. bundan sonra tefecinin eline düşer.


kaynak; onedio.com/haber/uzmanlar-u...
devamını gör...

genelde okuduğum bölümle alakalı define arayan akrabalarımın ağzımı araması olayıdır. "yav simdi bizim köydeki arsa da define bulsak devlet bunun kaçta kaçını bize verir, tl olarak ama yegeeenim?" "kaçak kazı yaparken yakalansak jandarma ensele bizi kaç yıl yatar çıkarız?" kaçak kazı helal midir yeğenim? define ararken hangi duaları okuyalım da elimizle koymuş gibi bulalım ? gibi abuk subuk sorular sormaları yüzünden genelde bu tarz sorular sorulmadan önce çay servisi yapmak için mutfağa kaçarım. ne yapıp edin sen okumuş adamsın,sen bunun bölümünü
okudun bilirsin gibi soruların devamı gelmeden hatta ve hatta cümlenin yarısında olduğunuz yerden uzaklaşın. sorular her zaman bomboş ve gereksizdir çünkü .
devamını gör...

sözlükte yeniyim, bu süre zarfı içinde oluşan bazı problemlerin herkes gibi ben de farkındayım ama farkettiğim başka durumlar da var. burada gerçekten emek verip bilgi paylaşan, açtığı ya da açılan başlıklara değerli yorumlarını katan birçok yazar arkadaş da var. bazen gülmek bazen bilgi paylaşmak bazen bildiğiniz şeyleri bile başkasının kaleminden okumak isterseniz kaliteli insan sayısının problemlilerden daha çok olduğunu düşünüyorum. doğal olarak sözlük bu tarz yazarlar olduğu sürece bitmez.

bitmesin ya hu! daha yeni geldik.
devamını gör...

aralarına dövüş klübü eklenmesini de tavsiye ettiğim klüpler.

stres atmak isteyen yazarların toplanıp, dostluk ve kardeşlik içinde birbirlerinin ağzını kırdığı bir yerimiz olsa güzel olmaz mıydı?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mardin
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim