bugüne kadar bir şekilde dikkatimi çeken, tanımak istediğim, yaptığı işleri beğendiğim bir çok kişinin mimar olduğunu öğrenmişimdir, karikatürist, oyuncu, şarkıcı, nerde kurduğu cümleler, bakış açısı, duruşu dikkatimi çeken birisi olduysa hep mimar çıkmıştır, adını unutmadığım çok az insandan birisi olan, karikatürist salih memecan katıldığı bir programda şunu söylemişti ve çok etkilenmiştim,

"mimarlık eğitimi öyle bir şey ki, o eğitimi aldığınız zaman, her şeyi yapabileceğinizi düşünüyorsunuz..."

ben sadece binalar yada iç mekanlarla ilgili bir kavram olarak düşünmüyorum mimarlığı, çünkü dikkat ettiyseniz insanları onore etmek için yaptığı işin yanına x mimarı diye eklenir, yaratan, inşa eden, hatta var eden anlamında da kullanılır.

en bilineninden bir ev için mimarlık, bir evde nelere ihtiyaç varsa, o kadar çok boyutu hareket halinde düşünmesi gerekir, her bir boyutun bir dişli olduğunu varsayarsak, hepsini birbiriyle uyumlu dönen çarklar gibi, birbirini bozmadan yürütecek şekilde yerleştirmek de nasıl bir kafadır, mimarlık kafasıdır...

daire diye bir youtube kanalı var, orada insanların kendileri için yaptıkları çok orjinal, enteresan evler var, ve bu insanların hepsi mimar değil, o yüzden sadece ben değil tabi bunu bir çok mimardan da duydum, mimarlık bir yaşam biçimi kesinlikle, olaylara, mekanlara, herşeye o bakış açısıyla bakıyor bu tarz kişiler, mimarlık eğitimi almış, mimar olmuş yada olmamış bu kişiler, herşeyin ilerlemiş halini hesaplayabiliyorlar,
yani kesinlikle,
"mimar olunmaz, mimar doğulur"
bir de bunu farkedip eğitimini alanlar da zaten çok başarılı oluyor.

ben bu eve bayıldım...
devamını gör...

çok geç keşfettim kendisini. sağ olsun tonla da tanımı var. iko bize neler ettin. obsesif bir insanım ben, istediğim şeyi istediğim gibi yapana kadar rahat etmiyor işim. yoksa tüm günü vakfet oku, beğendiğini oyla. 1 ay falan sürecek takribi.*

neyse efendim, sözlüğün kısa öz tanımlarıyla kahkahalarla güldüren nadir yazarlarından spawn. hayır teknik adam tekniktir kardeşim senin ne işin var bu sularda demek istiyor insan ama niye diyeyim, deli miyim, o yazsın, biz gülelim.

düş yakamdan ayrıca! unkapanına gitmiyorum!!
devamını gör...

yazmasını hep istediğim yazar.
devamını gör...

transandental çıkarım, bırakın kant'ı, felsefe tarihinin en baba metinlerindendir. saf aklın eleştirisi'ndedir bu bölüm. hatta herbert paton ''bu metni okuyacağınıza gidip arap çöllerinde dolaşın daha kolay'' demiş. mevzunun zorluğu pek çok yeni kavram içermesinde. bi de kant insan gibi yazmamış. öyle giriş gelişme sonuç falan yok. sonuç kitabın herhangi bi yerinde zart diye çıkabilir karşınıza. kitabın önsözünde de kendi söylüyo zaten ''bitirdim oğlum sizi'' diye... fazla uzatmadan şunu da söyliyim, burayı yazarken kant'ın da hayatı kaymış.* ilk baskıda kimse anlamamış, ikinci baskıda baştan yazmış mevzuyu yani, siz düşünün.

arkadaşlar öncelikle burdaki dedüksiyon, tümdengelim falan değil. buranın ucu roma hukukuna gidiyo.* kısaca şöyle söyliyeyim, roma hukuku'nda ispatlama süreci için kullanılıyo bu kelime. kant'ta bu anlamda kullanmış. kant bütün felsefesini zaten hume ve onun septik nedensellik eleştirisi üzerine kurmuş. kant'ta hangi kavram görürseniz bilgiyi temellendirmek ve hume'a cevap vermek içindir. bütün mevzu sentetik a priori'de çözülse de, öncesinde yolları döşemesi gerekir.

kantı'ın sentetik a priori'sinin bilgi üretebilmesi için, kategorilerin objektif doğru olması gerek. kant burada kateogorilerin objektif geçerliliğinin a priori bilgisinin, diğer tüm a posteriori* bilgiler için temel olduğunu ispatlamaya çalışır. transendantal çıkarım burada şunu iddia eder : deney, ancak kategorilerin objektif geçerli olmasıyla mümkün ve meşrudur.
yani ana fikir 'budur' diyebiliriz...
devamını gör...

benim de garipsediğim bir durumdur. temel amaç zaten bir fikirin ortaya atılması sonrası fikirlerin beyan edilmesi olan bir mecrada -bazı durumlarda tek cümlelik bkz vermeyi vs. ayrı tutarak- doğrularınızla çelişen farklı bir fikire neden öcüymüş gibi bundan bize ne olması ve peki bundan size ne olması gibi bir bkz'nin neden ortalığa öylece bırakıldığını anlamıyorum. eğer bundan size veya bize ne ise tanım girmeyebilirsiniz, çok basit bir olgu bu. her konuda fikir belirtmek ya da farklı fikre saldırmak zorunda değil kimse. efendi uslu tartışıp olaysız dağılalım, nedir yani. çok mu zor?
devamını gör...

gizli kahraman.
pelerini lacivert.
devamını gör...

take me to church şarkısıyla herkesin aklında yer edinen irlanda asıllı sanatçı.
devamını gör...

westeros'un kuzeyinde konuşlanmış, seven kingdoms'u kuzeyin tehlikelerinden koruyan, duvarın bekçisi konumundaki organizasyon.

base'lerinin ismi castle black'dir.

üyeleri toprak sahibi olamaz, evlenemez ve çocuk yapamazlar. yemini ettikten sonra kendilerini ölene kadar tamamen night's watch'a adamak zorundadırlar. kaçanlara deserter denilir ve cezası idamdır.

siyah giyer bu abiler. ayrıca orda geldiğiniz yerdeki rütbeniz ya da sosyal konumunuz önemli değildir, benjen stark'ın dediği gibi, "burada bir adam kazandığını, kazandığı zaman alır"

hiçbir krala, lorda ya da derebeyine bağlı değillerdir, görevleri sadece kuzeyi korumaktır. özellikle de kış vakti.

bu nedenle aralarında pek siyaset konuşmamak organizasyonun yazılı olmayan kurallarından biridir. zira yemini etmiş bile olsa, karşıt görüşten gelmiş insanların (diyelim düşman olan 2 evden gelmiş üyeler) kavga etmesinden kaçınılır.

bu yüzden night's watch'ı bir askeri organizasyon olarak değil, daha çok bir barış gücü - gardiyan birliği karışımı gibi görebiliriz.

savaş ya da barış zamanında hep nötr takılırlar.

ancak robert baratheon ve ondan sonraki zamanlarda oldukça fakirleşmiş, hem üye hem de maddi kaynak bakımından zor günler yaşamıştır.

bu yüzden night's watch recruiter'leri kale kale, şehir şehir gezerek mahkumları, dilencileri, kimsesizleri vs vs. toplayarak organizasyonu ayakta tutmaya çalışırlar, onları eğitirler ve adam ederler.

bu yüzden night's watch eskisi kadar etkili değildir.

yine de seven kingdoms insanları night's watch üyesi olmayı büyük bir onur sayarlar.

bir lord ile bir hırsızın eşit muamele görebileceği tek yerdir. hatta aralarında yaşlı bir targeryan soylusu bile vardır.

jon snow da bir night's watch ranger'ıdır.

yeminleri de aşağıdaki gibidir;

"night gathers, and now my watch begins. it shall not end until my death. i shall take no wife, hold no lands, father no children. i shall wear no crowns and win no glory. i shall live and die at my post. i am the sword in the darkness. i am the watcher on the walls. i am the fire that burns against the cold, the light that brings the dawn, the horn that wakes the sleepers, the shield that guards the realms of men. i pledge my life and honor to the night's watch, for this night and all the nights to come."
devamını gör...

bu pandemi döneminde biraz olsun sanat ile yeniden yakın olmak ve belki de hiç göremeyeceğimiz muhteşem eserleri ziyaret edebileceğiniz bir haber buradan okuyabilirsiniz
devamını gör...

antimilitarist , protest ve özgürlük yanlısı olan, dave mustaine'in dümeninde olduğu toplumcu gerçekçi heavy metal grubu. heavy metal toplum içindir savunucularındandır.
devamını gör...

ilk ortaokulda bir yılbaşı programında bir efsane şarkısı ile tv'de gördüğüm, o zaman danscı olan, ülkenin yaşlanmayan insanlarından.
devamını gör...

masum zihinler olarak gördükleri için harcaması kolay geldiği için gerçekleştirilen boktan eylemdir. sadece türkiyede değil dünyanın hemen hemen her yerinde gençleri harcamak üzerine kurulu bir düzen vardır.
devamını gör...

yılbaşında açtığım başlık sonrası yargılanmam sürüyor.17 mayıs'ta duruşmam var.10 yıl isteniyor ama iyi halden yarı yarıya düşer umarım.
sevgili yoldaş'ın ifadesi çok önemli.beni ancak sen kurtarabilirsin değerli kurucumuz.
devamını gör...

toplumsal hareket algısı zayıftır. birlik beraberlik duygusu onun için hep geri plandadır. aynı zamanda bencildir de.
devamını gör...

cape town'da iken bazı türk arkadaşlar bizi davet etmiş, beraber denize gitmiştik ama tabi şehrin meşhur sahillerine değil, kadın, kız göremeyeceğimiz kuytu köşe bir yere.
kimi yatıyor, kimi yüzüyor, kimi de tatil günümüz burada mahvoldu, şimdi clifton yada camp's bay'de beyaz kızların etrafında olmalıydık diyordu.
neyse biz bu durumdayken, iki otobüs dolusu, çoğunluğu kadın, kız coloured melez, bizim sahile geldi. bazı türkler haydaaa oldumu şimdi derken, bazılarının yüzü pis, pis sırıtmaya başladı.
tabi bizim yüzü sırıtan türkler bekliyor ki, kızlar artık üstünü çıkarsın ama kimse üstünü çıkarmıyor, tam tersine def çalıp, ilahi gibi birşeyler söylüyorlardı. tabi afrikaans dili olduğu için bir kelime bile anlamıyorduk.
sonunda papaz kıyafetli bir adam, göğsüne kadar gelecek kadar denize girdi ve kıyıdaki diğer adam bir kızı tutup, papazın yanına gittiler. papaz birşeyler söylüyordu ve diğer adamla birlikte kızı iki taraftan omuzlarından tutup denize sokup, çıkardılar. papaz denizde kaldı ve diğer adam kızı kıyıya getirip diğerini götürerek, sırayla bütün kadınlara ve adamlara aynısını yaptılar.
ertesi gün melez arkadaşlara anlattık ve onlar bunun vaftiz olduğunu, bazı protestan kiliselerin sadece saça su sürmeyi kabul etmediğini, baştan aşağı suya girmek gerektiğini söylediler.
devamını gör...

madem eskimiş eskinin telefonunda ne işi var? belli ki senin için hiç eskimemiş.
devamını gör...

batıl inançlara göre uğursuz sayılan kedi.
bana göre ise en güzel kedidir. canım oğlum da kara kedi kategorisinde. annesi yesin onu.
devamını gör...

yazarın nicki diyeyim ben (bkz: tolstoyevski)
devamını gör...

tamam kenan komutan! istanbul'u da sen fethettin!
devamını gör...

stratejik davranır, gerekirse çift taraflı oynar. ben strateji oyunlarında bile yancılık yapmış biriyim...

empire earth oynuyoruz. toplam 5 kişiyiz, herkes tek. diğer büyüklerimiz kadar iyi bilmediğim için, güçlü olan rakiplerden biri ülkeme girdi. tam yok ediyordu ki kendisine, "beni yok etme abi, zaten ben sana tehdit olamam. sen bana kaynak gönder, keskin nişancı timi oluşturup yok etmek istediklerinin işçilerini avlayayım da ekonomileri çöksün." dedim. adam kabul etti, başladı bana kaynak göndermeye.

ben de sözümün eriydim tabi. 70-80 civarı keskin nişancı bastım ve rakiplerine gönderdim. dalacağı kişilere önden ben gidiyor, vur-kaç taktiğiyle adamların işçilerini falan harcıyordum. bu da arkadan ana güçle girip hallediyordu tabi. fakat son rakibim çok yakın bir arkadaşımdı. "bu kadarını yapamam" deyip sniper'ları, bana kaynak yollayan adamın ülkesine sızdırdım. sonra adam hem benim hem de arkadaşımın ağzına s*çtı. *

bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim