herkesin tanıdığı ama adını bilmediği ünlüler
yüzlerine aşina olduğumuz ama adlarını bir türlü çıkaramadığımız ünlü kimselerdir.
(bkz: geniş aile-ulvi)
(bkz: geniş aile-ulvi)
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
limon locasına yakın kaynaklardan alınan haberlere göre; kafa sözlük’ün usta yazarlarına transfer teklifleri yapılacakmış.
transferin ilk sırasında sözlüğün en sevilen yazarlarından biri olan ateist kaplumbağa yer alıyor.
senelerden beri "radyo açalım" tekliflerine sıcak bakmayan limon locası şimdilerde “neden olmasın, reklam da alıp para kazanırız, yazar maaşları aylardan beri ödenmiyor” diyerek radyo hazırlıklarına başlamış.
limon locasından adının açıklanmasını istemeyen birinden aldığımız bilgilere göre; basın özgürlüğünün sonuna kadar savunucusu olan ateist kamplumbağa’ya yeni kurulacak radyo ve youtube kanalının başına geçmesi için teklif götürülecekmiş.
limon locası, kafa sözlük’te henüz keşfedilmemiş esketit
psy active
sofmusic
spirito libero
japon 35
güneş
lodos86
zümrüd-ü anka
hadibakalım
gorgeous
revolutionary girl utena
ne zaman kactı tren gibi değerli yazarlara gözünü dikmiş.
haber kaynağımıza göre una nocte
01 var dahası yok
robnaja
blackeyes gibi yazarlara transfer ücreti “yoldaş ne veriyorsa 3 katı” denecekmiş.
daddy
kuzguncuktaki vişne
uzat sarı saçlarını rapunzel
tutankamonun laneti’nin hayran sayıları giderek arttığından “bunları alan sözlüğü de alır” denmiş.
limon locasının kafa sözlük’ün usta fotoğrafçılardan mahlassızım #483972,
tenturdiyot #454331,
küçük bir zebellah #486963,
evernevergreen #458603,
köylü yazardan ironiler #479672,
herseyeaydım #393081,
sirma #331446 ile birebir görüşme yapacağı kulislerde konuşulmuş.
ölmedim ama hafif sürünüyorum’a “editörlük değil sana moderatörlük yakışır, öl de ölelim vur de vuralım, trolleri limoncu sözlüğünden atalım” diye gaz verilecekmiş.
la luna ve kimsesizlerinkimiraikkonen gibi ressamların sergi masrafları da karşılanacakmış.
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlü’ye ise “bize gelirsen dünya çapında ünlenirsin” denileceğine dair bazı şifreli mesajlar bulunmuş.
turab'a transfer teklifi yapılırken “sen bizde olsan yüzlerce takipçin olurdu, gel bize, geniş kitlelere sesini duyur, kıymetini biz biliriz” denilecekmiş.
ne zaman kactı tren ile relax da transfer listesinde yer alıyormuş.
trabzonspor fenerbahçe maçı #499940 tanımı ile fenerbahçelilerin dikkatini çeken galapagoslu iguana’nın limoncu sözlüğünde spor muhabirliğine getirilmesi gündemdeymiş.
son günlerde sözlükte göremediğimiz gulliver, twilight sparkle, modernist primat, aristokrates gibi yazarlara ise “bize gelin en az 100 beğeni garanti, bizzat ben favlarım sizi” diyen elçileri de unutmamak lazım.
kafa sözlük’teki son günlerde bazı yazarların ayrılmasının nedeninin ise mart ayında kedilerin dama çıkması yüzünden olduğu anlaşıldı.
kedisever olarak bilinen bu yazarlar kedilerinin peşinden dama çıkınca “aşk tesadüfleri sever” misali hoş tanışmalar olmuş.
haliyle kendileri de damda kalmaya karar vermişler. *
ne diyelim “mart’ta aşk başkadır”.
basın kanunu'nun 12. maddesine göre “süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.”
haber kaynaklarımızın gizliliği konusunda aihm büyük dairenin 14.9.2010 tarihli "sanoma-hollanda" kararının da olduğunu vurgularız.
yazarlarımızın kaleminin satılık olmadığına ve transfer tekliflerini ret edeceklerine dair inancımız tam.
“dolduruşa gelmem dolmuşa binmem” diyenler şu şarkıyla limon locasına cevap verecektir.
bu arada yoldaş benjamin franklin’in 8 mart dünya kadınlar günü nedeniyle kafa store’da kadın yazarlara büyük indirimler yapmasına yönelik sözlük içi istekler artmakta.
cinsiyet ayrımcılığı olmaması için bu indirimin tüm yazarları kapsaması da istenmekte.
“bazı ilkeler vardır bunlardan bir tanesi hayat soğansa, portakal kokla ilkesidir”.
flash flash…haberimiz yayına girerken “ben kafa sözlük’ten bir yere gitmem” diyen ateist kaplumbağa’nın 7 siyah transporterdan oluşan limon locasına ait olduğu iddia edilen bir grup tarafından kaçırıldığını öğrenmiş bulunmaktayız.
“özgür basın susturulamaz” diye yazıyordum ki çevremi beyaz toros, siyah tansporter ve swat çakması sırtlan sürüsü sardı. bana biraz müsaade...
transferin ilk sırasında sözlüğün en sevilen yazarlarından biri olan ateist kaplumbağa yer alıyor.
senelerden beri "radyo açalım" tekliflerine sıcak bakmayan limon locası şimdilerde “neden olmasın, reklam da alıp para kazanırız, yazar maaşları aylardan beri ödenmiyor” diyerek radyo hazırlıklarına başlamış.
limon locasından adının açıklanmasını istemeyen birinden aldığımız bilgilere göre; basın özgürlüğünün sonuna kadar savunucusu olan ateist kamplumbağa’ya yeni kurulacak radyo ve youtube kanalının başına geçmesi için teklif götürülecekmiş.
limon locası, kafa sözlük’te henüz keşfedilmemiş esketit
psy active
sofmusic
spirito libero
japon 35
güneş
lodos86
zümrüd-ü anka
hadibakalım
gorgeous
revolutionary girl utena
ne zaman kactı tren gibi değerli yazarlara gözünü dikmiş.
haber kaynağımıza göre una nocte
01 var dahası yok
robnaja
blackeyes gibi yazarlara transfer ücreti “yoldaş ne veriyorsa 3 katı” denecekmiş.
daddy
kuzguncuktaki vişne
uzat sarı saçlarını rapunzel
tutankamonun laneti’nin hayran sayıları giderek arttığından “bunları alan sözlüğü de alır” denmiş.
limon locasının kafa sözlük’ün usta fotoğrafçılardan mahlassızım #483972,
tenturdiyot #454331,
küçük bir zebellah #486963,
evernevergreen #458603,
köylü yazardan ironiler #479672,
herseyeaydım #393081,
sirma #331446 ile birebir görüşme yapacağı kulislerde konuşulmuş.
ölmedim ama hafif sürünüyorum’a “editörlük değil sana moderatörlük yakışır, öl de ölelim vur de vuralım, trolleri limoncu sözlüğünden atalım” diye gaz verilecekmiş.
la luna ve kimsesizlerinkimiraikkonen gibi ressamların sergi masrafları da karşılanacakmış.
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlü’ye ise “bize gelirsen dünya çapında ünlenirsin” denileceğine dair bazı şifreli mesajlar bulunmuş.
turab'a transfer teklifi yapılırken “sen bizde olsan yüzlerce takipçin olurdu, gel bize, geniş kitlelere sesini duyur, kıymetini biz biliriz” denilecekmiş.
ne zaman kactı tren ile relax da transfer listesinde yer alıyormuş.
trabzonspor fenerbahçe maçı #499940 tanımı ile fenerbahçelilerin dikkatini çeken galapagoslu iguana’nın limoncu sözlüğünde spor muhabirliğine getirilmesi gündemdeymiş.
son günlerde sözlükte göremediğimiz gulliver, twilight sparkle, modernist primat, aristokrates gibi yazarlara ise “bize gelin en az 100 beğeni garanti, bizzat ben favlarım sizi” diyen elçileri de unutmamak lazım.
kafa sözlük’teki son günlerde bazı yazarların ayrılmasının nedeninin ise mart ayında kedilerin dama çıkması yüzünden olduğu anlaşıldı.
kedisever olarak bilinen bu yazarlar kedilerinin peşinden dama çıkınca “aşk tesadüfleri sever” misali hoş tanışmalar olmuş.
haliyle kendileri de damda kalmaya karar vermişler. *
ne diyelim “mart’ta aşk başkadır”.
basın kanunu'nun 12. maddesine göre “süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.”
haber kaynaklarımızın gizliliği konusunda aihm büyük dairenin 14.9.2010 tarihli "sanoma-hollanda" kararının da olduğunu vurgularız.
yazarlarımızın kaleminin satılık olmadığına ve transfer tekliflerini ret edeceklerine dair inancımız tam.
“dolduruşa gelmem dolmuşa binmem” diyenler şu şarkıyla limon locasına cevap verecektir.
bu arada yoldaş benjamin franklin’in 8 mart dünya kadınlar günü nedeniyle kafa store’da kadın yazarlara büyük indirimler yapmasına yönelik sözlük içi istekler artmakta.
cinsiyet ayrımcılığı olmaması için bu indirimin tüm yazarları kapsaması da istenmekte.
“bazı ilkeler vardır bunlardan bir tanesi hayat soğansa, portakal kokla ilkesidir”.
flash flash…haberimiz yayına girerken “ben kafa sözlük’ten bir yere gitmem” diyen ateist kaplumbağa’nın 7 siyah transporterdan oluşan limon locasına ait olduğu iddia edilen bir grup tarafından kaçırıldığını öğrenmiş bulunmaktayız.
“özgür basın susturulamaz” diye yazıyordum ki çevremi beyaz toros, siyah tansporter ve swat çakması sırtlan sürüsü sardı. bana biraz müsaade...
devamını gör...
paranoid kişilik bozukluğu
patolojik bir kavramdır. niyetlerin yanlış okunduğu, şüphe ve güvensizlik ile çepeçevre sarılmış bir ruh halini ifade eder. çevresindeki insanların hep kendisini kıskandığı, arkasından işler çevirdikleri, hatta insanların onun hakkında kötü düşünceler içinde oldukları konusunda kendilerinden emindir. halbuki böyle bir durum yoktur, sadece bir sanrıdır. ama kişi düşük öz saygısı sebebiyle bu çarpıtılmış düşünceleri gerçeklik olarak algılar. bu sebeple çevresindeki insanlar ile devamlı çatışma halindedirler.
devamını gör...
direkt demokrasi
nüfusu az olan ülkeler için ideal olan bir yönetim sistemidir.
nüfusu çok olan ülkelerde uygulanması neredeyse imkansızdır.
nüfusu çok olan ülkelerde uygulanması neredeyse imkansızdır.
devamını gör...
attila ilhan sözleri
"şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır."
devamını gör...
alyson hannigan
24 mart 1974 abd, washington doğumlu yahudi asıllı aktrist. emlakçı bir anne ile kamyon şoförü bir babanın tek çocuğu olarak büyüdü. 4 yaında reklamlarda rol almaya başlayan başarılı oyuncu 11 yaşından beri çeşitli yapımlarda boy gösteriyor. aynı zamanda psikoloji diploması da mevcut.
en bilinen rolleri ise amerikan pastsı serisinde jim'in sevgilisi michelle flaherty rolü ile how ı met your mother isimli dizide canlandırdığı lilly aldrin karakterleri.
aynı zamanda kendisi çooooook güzel ve minyon. senin çillerine kurban*
en bilinen rolleri ise amerikan pastsı serisinde jim'in sevgilisi michelle flaherty rolü ile how ı met your mother isimli dizide canlandırdığı lilly aldrin karakterleri.
aynı zamanda kendisi çooooook güzel ve minyon. senin çillerine kurban*
devamını gör...
almanya'da evsizler için kurulan uyku kapsülleri
evsizleri barındırmak için bir alman şehrinin sokaklarına kurulan rüzgar ve su geçirmeyen uyku kapsülleri. iki kişinin sığabildiği ahşap ve çelik kabinler soğuğa, rüzgara ve neme karşı koruma sağlıyormuş. ayrıca temiz hava sirkülasyonu da mevcutmuş. bizim belediyelere örnek olması dileğiyle. özellikle de kendi görevi olmasına rağmen camileri evsizlere açmıyor diyerek yok yere diyanete yüklenen ibb'ye.
--- alıntı ---
kapsüller, 8 ocak'ta münih'in 120 km batısındaki ulm şehrinde, şehir sözcüsünün söylediğine göre parklara ve evsizlerin uyuduğu diğer yerlere yerleştirildi.
mahremiyet sağlamak için kapsüllerde kamera bulunmuyor ancak kapıların açılması, bölmenin temizlenebildiğinden emin olmak için kullanımdan sonra bölmeyi kontrol eden sosyal hizmet çalışanlarını uyaran ve de bu benzersiz barınma biçimini kullanan herkese yardım sağlayan bir hareket sensörünü tetikliyor.
kapsüller ayrıca güneş panelleriyle donatılmış ve bir radyo ağına bağlanarak sakinlerinin mobil ağlara bağımlı olmadan iletişim kurmasına olanak tanıyor.
--- alıntı ---
kaynak: www.indyturk.com/node/30488...
--- alıntı ---
kapsüller, 8 ocak'ta münih'in 120 km batısındaki ulm şehrinde, şehir sözcüsünün söylediğine göre parklara ve evsizlerin uyuduğu diğer yerlere yerleştirildi.
mahremiyet sağlamak için kapsüllerde kamera bulunmuyor ancak kapıların açılması, bölmenin temizlenebildiğinden emin olmak için kullanımdan sonra bölmeyi kontrol eden sosyal hizmet çalışanlarını uyaran ve de bu benzersiz barınma biçimini kullanan herkese yardım sağlayan bir hareket sensörünü tetikliyor.
kapsüller ayrıca güneş panelleriyle donatılmış ve bir radyo ağına bağlanarak sakinlerinin mobil ağlara bağımlı olmadan iletişim kurmasına olanak tanıyor.
--- alıntı ---
kaynak: www.indyturk.com/node/30488...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
çabuk sıkılır oldum her şeyden.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi oyunculuk performansları
bir filmi film yapan unsurlar şüphesiz yönetmen,senaryo ve arka planda kalan diğer yönetmenlikler olduğu kadar, ortaya koyduğu performansla bir filmi vezir veya rezil edebilecek olan oyunculardır. ben de birçok efsane performansa şahit olmama rağmen, birinciliği asla kaptırmayan bir performansı adlandıracağım ;
daniel day lewis ( daniel plainview ) / there will be blood
malum olay daniel day lewis olunca az filmde oynamış olmasına rağmen ortaya koyduğu enfes performansların oranı yüksektir ki akademi de üç oscar ile kendisinin hakkını vermiştir.
en iyi performansı olarak ise, there will be blood'daki oyunculuğunu gösterebilirim. hani orta seviye bir filmi paul dano'nun da yardımıyla kült bir esere dönüştürmüş dersek yeridir.
fikir edinmek isteyenler için filmden bir sahne ;
daniel day lewis ( daniel plainview ) / there will be blood
malum olay daniel day lewis olunca az filmde oynamış olmasına rağmen ortaya koyduğu enfes performansların oranı yüksektir ki akademi de üç oscar ile kendisinin hakkını vermiştir.
en iyi performansı olarak ise, there will be blood'daki oyunculuğunu gösterebilirim. hani orta seviye bir filmi paul dano'nun da yardımıyla kült bir esere dönüştürmüş dersek yeridir.
fikir edinmek isteyenler için filmden bir sahne ;
devamını gör...
hiç korona olmamış efsane nesil
içine dahil olduğum gruptur. aile bireyleri de (anne,baba,kardeşler) gruba dahildir. neden virüse enfekte olmadığımızın bilimsel bir açıklaması var. şudur;
ben çocukken annem, nefesi tsunamiden kuvvetli bir teyzeye kurşun döktürmüştü. tüm aileyi kurşuna dizen teyze artık nasıl üfürmüşse, virüs mirüs hak getire. şimdi bunun neresi bilimsel diyenlere cevabım;
“tabi lan bilimsel manyak mısın?”dır.
belki şu ana kadar bana ve aileme bir şey olmadıysa da, yakın çevremden bu illet nedeniyle kayıplar oldu. çok acı! çok. geride tertemiz yaşamlar bırakarak, dönülmeze gittiler. hani derler ya “ateş düştüğü yeri yakar.” ben o ateşi gördüm. çok acı! çok.
dikkat edin kendinize. öyle bir zamandayız ki; ölmek kolay, yaşamak zor.
ben çocukken annem, nefesi tsunamiden kuvvetli bir teyzeye kurşun döktürmüştü. tüm aileyi kurşuna dizen teyze artık nasıl üfürmüşse, virüs mirüs hak getire. şimdi bunun neresi bilimsel diyenlere cevabım;
“tabi lan bilimsel manyak mısın?”dır.
belki şu ana kadar bana ve aileme bir şey olmadıysa da, yakın çevremden bu illet nedeniyle kayıplar oldu. çok acı! çok. geride tertemiz yaşamlar bırakarak, dönülmeze gittiler. hani derler ya “ateş düştüğü yeri yakar.” ben o ateşi gördüm. çok acı! çok.
dikkat edin kendinize. öyle bir zamandayız ki; ölmek kolay, yaşamak zor.
devamını gör...
yürümeyen ilişkiyi itmek
taraflardan biri, gitmesi gereken yerde kalmak için ısrar ediyordur.
iten kişi önünde sonunda altında kalır.
"verebileceğin en cesurca karar, kalbini ve ruhunu inciten şeyi bırakmandır."
brigitte nicole
"yerini vaktinde terketmeyi bilmek gerçek olgunluktur. sadece acizler kalmakta ısrar eder."
victor hugo
iten kişi önünde sonunda altında kalır.
"verebileceğin en cesurca karar, kalbini ve ruhunu inciten şeyi bırakmandır."
brigitte nicole
"yerini vaktinde terketmeyi bilmek gerçek olgunluktur. sadece acizler kalmakta ısrar eder."
victor hugo
devamını gör...
gel zoya
andrey voznesenski'nin meşhur oza'sının xı.bölümü. şiirin dizelerinde öyle ince bir saldırı ve tahribata uğrama hissi var ki dizeler geçip giderken bunun saldırmak istemeyen bir insanın cümleleri olduğu anlaşılıyor ama sanki iğneleri saplamadan da sahiden anlatamayacakmış gibi derdini. voznesenski'nin dizelerindeki o çaresiz ve mecburi keskinlik en çok bu şiirinde hissediliyor bana kalırsa. mücadelenin göksel izlerinden uzak, insancıl bir pes etmişlik...
şiir pek çok şey olabilir; eti oyan bir ustura, sıcak bir ev, insanı boğan kül rengi bir okyanus ve bundan çok daha fazlası. voznesenski ise; insanı onlarca yükün altında bırakan ama aynı zamanda derin bir nefes aldıran bir çaresizliği, kangren'den ötürü kesilmesi gereken bir uzvu ustaca yedirmiş dizelerine. orijinal metin ve mehmet h. doğan çevirisi:
xi
gel zoya, açıkça konuşalım seninle
yollarımız ayrılacak nerdeyse;
farklı yollara uzamasın yollar bir,
inan, sonun başlangıcı geldi demektir.
(знаешь, зоя, теперь - без трепа.
разбегаются наши ропы.
стоит им пойти стороною,
остального не остановишь.)
anımsar mısın dubna’yı, ak kundaklar içinde,
anımsar mısın, hani piyano çalıyordun sen
anımsar mısın, birden başını çevirmiştin klavyeden
nasıl da bomboştu, yüzün, ne denli beyaz
bir şey öylesine yitmişti ki yüzünde
bir şey, artık kimseler yerine koyamaz.
(помнишь, зоя, - в снега застеленную,
помнишь дубну, и ты играешь.
оборачиваешься от клавиш.
и лицо твое опустело.
что-то в нем приостановилось
и с тех пор невосстановимо.)
çok şeyler gördüm geçirdim: yağmurlar, gökkuşakları
ufuklar kararırdı geçerken adım
ve dostlar bana ihanetten nasıl da zevk alırdı
ben bile bıkmış usanmıştım kendimden
ama tüm bunlara karşın sen hep sen kaldın.
(всяко было - и дождь и радуги,
горизонт мне являл немилость.
изменяли друзья злорадно.
сам себе надоел, зараза.
только ты не переменилась.)
anımsar mısın son şiir okuyuşunu, elveda der gibi?
aşağılar, bağırırken onlar, sendin koşup gelen yanıma;
eğer varsam bugün, ne derlerse desinler bana,
gönül borcum da sensin, yüzkaram da
(а концерт мой прощальный помнишь?
ты сквозь рев их мне шла на помощь.
если жив я назло всем слухам,
в том вина твоя иль заслуга.)
acılar bir yalaz gibi sardığında gövdemi,
bir suya atlar gibi daldım riga’ya,
dibindeyken suyun, soluğunla yaşattın beni,
ince bir başak sapından, sapsarı, saçların gibi.
(когда беды меня окуривали,
я, как в воду, нырял под ригу,
сквозь соломинку белокурую
ты дыхание мне дарила.)
kilometreler ayıramaz insanı, inan,
birleştirir telefon telleri gibi;
ama milimetrelerse ayıran,
bağışlanmaz bir yazgıdır bu, beterin beteri.
(километры не разделяют,
а сближают, как провода,
непростительнее, когда
миллиметры нас раздирают!)
gerçekse acıların yakınlaştırdığı bizi,
istemem kurtulmayı onlardan;
ve diyelim ki sensin, ben değil
dertlerin gerçekte izlediği.
(если боли людей сближают,
то на черта мне жизнь без боли
или, может, беда блуждает
не за мной, а вдруг за тобою)
kendileri güvende değil ki bizi kurtaranların;
ne çileler, ne üzünçler umurumda,
bil ki tek düşüncem, yarın
koruyabilmek seni kendimden fazla!
(нас спасающие - неспасаемы.
что б ни выпало претерпеть,
для меня важнейшее самое -
как тебя уберечь теперь!)
sen misin değişen,
yoksa ben mi?
bütün geçmişimizden, geçmiş yıllardan,
bir zamanlar biz olan o insan gölgeleri
hüzünle el sallamaktalar bize şimdi.
(ты ль меняешься? я ль меняюсь?
и из лет
очертанья, что были нами,
опечаленно машут вслед.
горько это, но тем не менее
нам пора... вернемся к поэме.)
şiir pek çok şey olabilir; eti oyan bir ustura, sıcak bir ev, insanı boğan kül rengi bir okyanus ve bundan çok daha fazlası. voznesenski ise; insanı onlarca yükün altında bırakan ama aynı zamanda derin bir nefes aldıran bir çaresizliği, kangren'den ötürü kesilmesi gereken bir uzvu ustaca yedirmiş dizelerine. orijinal metin ve mehmet h. doğan çevirisi:
xi
gel zoya, açıkça konuşalım seninle
yollarımız ayrılacak nerdeyse;
farklı yollara uzamasın yollar bir,
inan, sonun başlangıcı geldi demektir.
(знаешь, зоя, теперь - без трепа.
разбегаются наши ропы.
стоит им пойти стороною,
остального не остановишь.)
anımsar mısın dubna’yı, ak kundaklar içinde,
anımsar mısın, hani piyano çalıyordun sen
anımsar mısın, birden başını çevirmiştin klavyeden
nasıl da bomboştu, yüzün, ne denli beyaz
bir şey öylesine yitmişti ki yüzünde
bir şey, artık kimseler yerine koyamaz.
(помнишь, зоя, - в снега застеленную,
помнишь дубну, и ты играешь.
оборачиваешься от клавиш.
и лицо твое опустело.
что-то в нем приостановилось
и с тех пор невосстановимо.)
çok şeyler gördüm geçirdim: yağmurlar, gökkuşakları
ufuklar kararırdı geçerken adım
ve dostlar bana ihanetten nasıl da zevk alırdı
ben bile bıkmış usanmıştım kendimden
ama tüm bunlara karşın sen hep sen kaldın.
(всяко было - и дождь и радуги,
горизонт мне являл немилость.
изменяли друзья злорадно.
сам себе надоел, зараза.
только ты не переменилась.)
anımsar mısın son şiir okuyuşunu, elveda der gibi?
aşağılar, bağırırken onlar, sendin koşup gelen yanıma;
eğer varsam bugün, ne derlerse desinler bana,
gönül borcum da sensin, yüzkaram da
(а концерт мой прощальный помнишь?
ты сквозь рев их мне шла на помощь.
если жив я назло всем слухам,
в том вина твоя иль заслуга.)
acılar bir yalaz gibi sardığında gövdemi,
bir suya atlar gibi daldım riga’ya,
dibindeyken suyun, soluğunla yaşattın beni,
ince bir başak sapından, sapsarı, saçların gibi.
(когда беды меня окуривали,
я, как в воду, нырял под ригу,
сквозь соломинку белокурую
ты дыхание мне дарила.)
kilometreler ayıramaz insanı, inan,
birleştirir telefon telleri gibi;
ama milimetrelerse ayıran,
bağışlanmaz bir yazgıdır bu, beterin beteri.
(километры не разделяют,
а сближают, как провода,
непростительнее, когда
миллиметры нас раздирают!)
gerçekse acıların yakınlaştırdığı bizi,
istemem kurtulmayı onlardan;
ve diyelim ki sensin, ben değil
dertlerin gerçekte izlediği.
(если боли людей сближают,
то на черта мне жизнь без боли
или, может, беда блуждает
не за мной, а вдруг за тобою)
kendileri güvende değil ki bizi kurtaranların;
ne çileler, ne üzünçler umurumda,
bil ki tek düşüncem, yarın
koruyabilmek seni kendimden fazla!
(нас спасающие - неспасаемы.
что б ни выпало претерпеть,
для меня важнейшее самое -
как тебя уберечь теперь!)
sen misin değişen,
yoksa ben mi?
bütün geçmişimizden, geçmiş yıllardan,
bir zamanlar biz olan o insan gölgeleri
hüzünle el sallamaktalar bize şimdi.
(ты ль меняешься? я ль меняюсь?
и из лет
очертанья, что были нами,
опечаленно машут вслед.
горько это, но тем не менее
нам пора... вернемся к поэме.)
devamını gör...
klorofil
fotosentez için olmazsa olmaz pigmenttir. bakın kloroplast ile karıştırmayın.
klorofil ışığı soğurur, canlı bu sayede ışık enerjisinden atp enerjisi elde eder.
sonra da bu enerjiyi besin sentezlerken kullanır.
fotosentez yapan siyanobakteri gibi prokaryot canlılarda klorofil hücre sitoplazmasında bulunur.
fotosentez yapan alg, bitki gibi ökaryot canlılarda klorofil, kloroplast organeli içinde bulunur.
klorofil tek tip değildir. 20 çeşidi vardır. doğada en çok bulunan klorofil a, en çok ikinci bulunan ise klorofil b diye adlandırılmış.
örneğin klorofil b en iyi yaklaşık 450 nano metre dalga boylu ışığı soğuruyor. turkuaz yeşil arası bir renk bu da. eğer klorofil b oranı yüksek bir bitkiyi bu renk ışıkla aydınlatırsanız canlınız daha hızlı büyüyecektir. serpilip gelişecektir.
kapalı formüllere gelirsek: magnezyum merkez element.
klorofil a'nın molekül formülü şöyle: 55 karbon, 72 hidrojen, 5 oksijen, 4 azot, 1 magnezyum.
ayrıca demir klorofil yapısına katılmasa da sentezinden sorumlu enzimin kofaktörüdür.
eğer bitki topraktan yeterince demir alamazsa az klorofil sentezler ve sararıp solabilir.
klorofil ışığı soğurur, canlı bu sayede ışık enerjisinden atp enerjisi elde eder.
sonra da bu enerjiyi besin sentezlerken kullanır.
fotosentez yapan siyanobakteri gibi prokaryot canlılarda klorofil hücre sitoplazmasında bulunur.
fotosentez yapan alg, bitki gibi ökaryot canlılarda klorofil, kloroplast organeli içinde bulunur.
klorofil tek tip değildir. 20 çeşidi vardır. doğada en çok bulunan klorofil a, en çok ikinci bulunan ise klorofil b diye adlandırılmış.
örneğin klorofil b en iyi yaklaşık 450 nano metre dalga boylu ışığı soğuruyor. turkuaz yeşil arası bir renk bu da. eğer klorofil b oranı yüksek bir bitkiyi bu renk ışıkla aydınlatırsanız canlınız daha hızlı büyüyecektir. serpilip gelişecektir.
kapalı formüllere gelirsek: magnezyum merkez element.
klorofil a'nın molekül formülü şöyle: 55 karbon, 72 hidrojen, 5 oksijen, 4 azot, 1 magnezyum.
ayrıca demir klorofil yapısına katılmasa da sentezinden sorumlu enzimin kofaktörüdür.
eğer bitki topraktan yeterince demir alamazsa az klorofil sentezler ve sararıp solabilir.
devamını gör...
piknik tüpü
balık,köfte,kızartma gibi kokan ve ocağı batıran yiyecekleri balkonda yapmamı sağlayan nesne.
pikniklerde bunu taşıyan hep aynı kişidir istisnasız.ucuz ve taşınması kolay olduğundan vazgeçilmezdir.
pikniklerde bunu taşıyan hep aynı kişidir istisnasız.ucuz ve taşınması kolay olduğundan vazgeçilmezdir.
devamını gör...
evi kenevir tarlasına çevirmek
vay vay vay kafalara bak yine aşırı zekadan şaşkına dönmüş durumdayım. sizi bir küçük aydınlatayım.
bu adam yüzde doksan ihtimalle elektrik faturasından yakalandı. hps-600 w ampulle yapıyor bunları 30 tane vardır. o bitkilerin büyümesi için minimum (bak burası önemli minimum 12 saat açık kalması lazım) 600x30x12 günlük elektrik gideri. nerden baksan 3000-4000 tl elektrik faturası gelir. ha birde fan çalışması lazım 20 tanede fan olsa. 40 dairenin elektriğini çekiyorsun. hayırdır demezler mi be abicim size ? avcılarda hangi eve böyle fatura gelir ? boğazda yalı olsan en baba 1500 tl gelir.
normalde narkotiğin böyle bir uygulaması yok. ama biri elbet buradan patlatır. kapıcı patlatır. birisi faturayı görür. yada narkotiğin uzun süre bir başarısı olmaz. hemen bakarlar uygun bir bahaneyle patlatırlar.
bu arada iyi ki yakalanmışsınız siz. o apartmandan o kadar elektrik çekmek mucize. sadece kendinizi değil bütün apartmanı yakmanız an meselesiymiş.
bu adam yüzde doksan ihtimalle elektrik faturasından yakalandı. hps-600 w ampulle yapıyor bunları 30 tane vardır. o bitkilerin büyümesi için minimum (bak burası önemli minimum 12 saat açık kalması lazım) 600x30x12 günlük elektrik gideri. nerden baksan 3000-4000 tl elektrik faturası gelir. ha birde fan çalışması lazım 20 tanede fan olsa. 40 dairenin elektriğini çekiyorsun. hayırdır demezler mi be abicim size ? avcılarda hangi eve böyle fatura gelir ? boğazda yalı olsan en baba 1500 tl gelir.
normalde narkotiğin böyle bir uygulaması yok. ama biri elbet buradan patlatır. kapıcı patlatır. birisi faturayı görür. yada narkotiğin uzun süre bir başarısı olmaz. hemen bakarlar uygun bir bahaneyle patlatırlar.
bu arada iyi ki yakalanmışsınız siz. o apartmandan o kadar elektrik çekmek mucize. sadece kendinizi değil bütün apartmanı yakmanız an meselesiymiş.
devamını gör...
sokakta ilişkiye girmek
tck'da düzenlenen bir suç tipidir.
hayasızca hareketler
madde 225- alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
hayasızca hareketler
madde 225- alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
devamını gör...
antalya'da bir kadının cinsel saldırıya uğraması
umarım olabilecek en kötü şekilde can verirsin ve umarım o annenin de kızının da ahı yerde kalmaz.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
diyet dedin çektirdin canımı
bir kuş sütü eksik çilingir sofrasını
lafların sökmez bana bilesin
iki tek atmak keser ancak iflahımı
bir kuş sütü eksik çilingir sofrasını
lafların sökmez bana bilesin
iki tek atmak keser ancak iflahımı
devamını gör...
türk korkusu
avrupa'da bugünkü türkofobinin kökenlerini sorgulayan bir özlem kumrular kitabı. yeniçağ avrupalısının gözünde türk nedir, neye benzer; müslüman nedir, kur'an, muhammed avrupalı için ne ifade eder; avrupa dillerindeki türk karşıtı faşist deyimler nerden gelmiştir gibi avrupa'daki türk düşmanlığı, türk karşıtlığı üzerine birinci el kaynaklardan cevaplarını arar. kitapta benin için en ilgi çekici kısım ise 1575-1580 yılları arasında osmanlıda esir olarak yaşamış ve bir çok notlar tutmuş olan cervantes'in türkler hakkındaki düşünceleridir.
not: kitap ağırdır. sağlam bir akademik altyapı gerektirmektedir.
not: kitap ağırdır. sağlam bir akademik altyapı gerektirmektedir.
devamını gör...
