eski sevgili ile gidilen yerlere bir daha gidememek
bir şeyler bitmemişse insanın içi burkulur doğal olarak ama ne o öyle ergen gibi? o yokken de ben alsancağı seviyordum o gitti ama çimler kaldı. canım çimler.
devamını gör...
ding an sich
immanuel kant'ın kritik der reinen vernunft (kitap) adlı eserinde belirttiği kendi içinde şey olarak çevrilebilen ifadesi. noumenon veyahut numen olarak da adlandırılabilir. bir şeyin kendi içinde barındırdığı gerçekliği ifade eder. bu algımızdan bağımsızdır. * o zaten vardır ve kendi'dir, kendine aittir.
yani: ding* ile o şeyin kendisi birbirinden ayrılır.
yani: ding* ile o şeyin kendisi birbirinden ayrılır.
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
hangi durumda olduğu önemli..
karşılıklı bir ilgi varsa erkek kişisinin atması gerekir, devam eden ilişkide sorunlu belirsiz bir durum varsa, anlayıp telafi etmesi gereken kişi adım atmalı, diğer kişi atmasan daha iyi, sık dişini, herkes ne yaptığının/yapmadığının gayetde farkında, birde onuda sen anlatmak, çözmek zorunda değilsin, kafası çalışıyorsa, mesajmı atmalı, arasamı gelsemi bulur merak etme, değer veriyorsa, kaybetmek istemez, bir zahmet kafasını çalıştırır..
çokda beklememek lazım.. kısa sürede gönlünü alamıyorsa zaten vakit kaybıdır.. "yetersizdir.." belirsiz bir bekleyişten, net bir ayrılık çok daha iyidir.. tertemiz.
karşılıklı bir ilgi varsa erkek kişisinin atması gerekir, devam eden ilişkide sorunlu belirsiz bir durum varsa, anlayıp telafi etmesi gereken kişi adım atmalı, diğer kişi atmasan daha iyi, sık dişini, herkes ne yaptığının/yapmadığının gayetde farkında, birde onuda sen anlatmak, çözmek zorunda değilsin, kafası çalışıyorsa, mesajmı atmalı, arasamı gelsemi bulur merak etme, değer veriyorsa, kaybetmek istemez, bir zahmet kafasını çalıştırır..
çokda beklememek lazım.. kısa sürede gönlünü alamıyorsa zaten vakit kaybıdır.. "yetersizdir.." belirsiz bir bekleyişten, net bir ayrılık çok daha iyidir.. tertemiz.
devamını gör...
hayvanların hiç canlarının sıkılmaması
kendi kedilerimi örnek göstererek bütün kuğular beyazdır yargısı gibi rahatlıkla yanlışlayabileceğim önermedir. hayvanlar can sıkıntısından gecenin bir yarısında tüm doğa uykudayken sağdan soldan buldukları oyuncaklarını bana getirip, yüzümü de ''hadi bilader uyan'' der gibi patileyip uyandırıyorlar onları oynatmam için.
devamını gör...
avrupa'da ciddi maddi yoksunluk oranı en yüksek 2. ülke
başlığı okur okumaz cevap aklınıza geliyordur ama yine de yazalım. güzel ülkemiz türkiye.

kaynak: www.dogrulukpayi.com/bulten...

kaynak: www.dogrulukpayi.com/bulten...
devamını gör...
karsinofobi
kısaca, kanser olmaktan korkma olarak açıklayabiliriz.
tabii ki her insan bu durumdan az da olsa korkar ama bu fobiye sahip kişilerde bu durum bir takıntı haline gelmiştir. ilk olarak 1995 yılında, doktor george crile tarafından tanımlanmıştır.
bu fobiye sahip kişiler, doktor raporlarına rağmen hasta olmadıklarına inanmazlar. yedikleri gıdadan soluduğumuz havaya kadar her şeyde kanser riski olduğuna inanırlar. hastalar ayrıca depresyon belirtileri gösterirler. öksürük, baş ağrısı gibi hafif semptomlar bile onlar için bir kanser belirtisi olabilir. küçük bir belirtinin kanser olmadığını doğrulamak için yüksek maliyetli testlere başvururlar.
tabii ki her insan bu durumdan az da olsa korkar ama bu fobiye sahip kişilerde bu durum bir takıntı haline gelmiştir. ilk olarak 1995 yılında, doktor george crile tarafından tanımlanmıştır.
bu fobiye sahip kişiler, doktor raporlarına rağmen hasta olmadıklarına inanmazlar. yedikleri gıdadan soluduğumuz havaya kadar her şeyde kanser riski olduğuna inanırlar. hastalar ayrıca depresyon belirtileri gösterirler. öksürük, baş ağrısı gibi hafif semptomlar bile onlar için bir kanser belirtisi olabilir. küçük bir belirtinin kanser olmadığını doğrulamak için yüksek maliyetli testlere başvururlar.
devamını gör...
the motorcycle diaries
bu akşam trt 2 de yayımlanan, ernesto (che guavera) ile alberto'nun arkadaşlığı ve güney amerika kıtası insanlarını anlatan güzel bir film. müziklerini tevafuk eseri youtube da dinleyip filme bir türlü vakit ayiramamistim. su sözlükte her konuda ahkam kesen bizlerin bir motorun arkasına takılıp yurdun ya da dunyanin dört bir köşesini gezmedikce hiç bir konuda ağzımızı acmamamiz gerektiğini öğretmiştir.
devamını gör...
bir kadının en güzel yanı doğurabilmesi
(bkz: benevolent sexism)
iyiliksever cinsiyetçilik yapınca cinsiyetçilik yapmamış olmuyorsunuz. bir canlının doğurarak başka bir canlı hayata getirmesi güzel veya bir başkasının deyişiyle ''mucizevi'' gelebilir, buna saygı duyarım. lakin bir kadının en güzel yanı doğurabilmesi deyince doğurmak üzerine programlanmış bir robottan bahsediliyor gibi bir algı oluşuyor.
kimse anne olmak zorunda değildir dememe gerek yok sanırım, 21. yüzyıldayız ya hani, bu bilinir diye düşünüyorum. anca rüyamda tabii, orası ayrı.
iyiliksever cinsiyetçilik yapınca cinsiyetçilik yapmamış olmuyorsunuz. bir canlının doğurarak başka bir canlı hayata getirmesi güzel veya bir başkasının deyişiyle ''mucizevi'' gelebilir, buna saygı duyarım. lakin bir kadının en güzel yanı doğurabilmesi deyince doğurmak üzerine programlanmış bir robottan bahsediliyor gibi bir algı oluşuyor.
kimse anne olmak zorunda değildir dememe gerek yok sanırım, 21. yüzyıldayız ya hani, bu bilinir diye düşünüyorum. anca rüyamda tabii, orası ayrı.
devamını gör...
aynı şarkıyı saatlerce üst üste dinlemek
ilk duyduğum şarkıya günlerce yaptığım.
d vitamini gibi depoluyorum.
son favorim olan emir can iğrek'in son şarkısını, en az iki hafta non stop dinlerim
d vitamini gibi depoluyorum.
son favorim olan emir can iğrek'in son şarkısını, en az iki hafta non stop dinlerim
devamını gör...
köylüleri küçük görmek
türkiye geneli itibariyle köylü'dür zaten, tek fark, bir kısım köylü'nün gerçekten 'köy ' tabir edilen yerlerde yaşaması, bir kısım köylü'nün de şehir denilen ama artık büyük birer köy olan yerlerde yaşaması.
yani yok birbirimizden farkımız, dolayısıyla kim kimi küçük görüyor orası da ayrı bir konu.
bu ülke, tarım ülkesi, kırsal kesim ülkesiydi zaten.
hiçbir zaman bir sanayi, endüstri ülkesi olamadı.
toplumun büyük bir kesimi, kırsalda yaşar, kendi toprağında eker biçer, hem kendine ait bir dünyada yaşar, hem de ülke ekonomisini ayakta tutan bir sürecin kahramanı olaral anılırdı .
sonra kapitalizm denen canavar tüm dünyaya olduğu gibi , bize de hakim oldu, köylü köyde kendi kendine yetemez duruma düşürüldü ve büyük şehrin yolunu mecburen tuttu.
tuttu da ne oldu, köylülüğünden hiç birşey kaybetmedi, şehirde sermayenin kapısında asgari ücretle kölelik yapmaya başladı.
şimdi gidin köye bakalım, herşeye, tüm olumsuzluklara rağmen, köylü mü şehirliyi hor görüyor, şehirli mi köylüyü hor görmeli?
haa, mesele küçük görmek, hor görmek değil de, hani o cahillik denilen olgu var ya, o konuda kırsalda biraz daha fazla bir direnç var, onun tespitidir diye düşünmek istiyorum. kırsalda tabu halindeki düşüncelerin biraz daha fazla oluşu ve bunlarda bur türlü esnemeye gidilemeyişidir eğer varsa sorun.
yani yok birbirimizden farkımız, dolayısıyla kim kimi küçük görüyor orası da ayrı bir konu.
bu ülke, tarım ülkesi, kırsal kesim ülkesiydi zaten.
hiçbir zaman bir sanayi, endüstri ülkesi olamadı.
toplumun büyük bir kesimi, kırsalda yaşar, kendi toprağında eker biçer, hem kendine ait bir dünyada yaşar, hem de ülke ekonomisini ayakta tutan bir sürecin kahramanı olaral anılırdı .
sonra kapitalizm denen canavar tüm dünyaya olduğu gibi , bize de hakim oldu, köylü köyde kendi kendine yetemez duruma düşürüldü ve büyük şehrin yolunu mecburen tuttu.
tuttu da ne oldu, köylülüğünden hiç birşey kaybetmedi, şehirde sermayenin kapısında asgari ücretle kölelik yapmaya başladı.
şimdi gidin köye bakalım, herşeye, tüm olumsuzluklara rağmen, köylü mü şehirliyi hor görüyor, şehirli mi köylüyü hor görmeli?
haa, mesele küçük görmek, hor görmek değil de, hani o cahillik denilen olgu var ya, o konuda kırsalda biraz daha fazla bir direnç var, onun tespitidir diye düşünmek istiyorum. kırsalda tabu halindeki düşüncelerin biraz daha fazla oluşu ve bunlarda bur türlü esnemeye gidilemeyişidir eğer varsa sorun.
devamını gör...
sözlük yazarlarının isimleri
friedrich.
(bkz: tabi lan ne sandın)
(bkz: tabi lan ne sandın)
devamını gör...
berberi aldatmak
bunu bir türlü yapamıyorum. 10 yıldır aynı adama gidiyorum. ona da söyledim artık ilgilenmiyorsun hızlıca yapıyorsun diye. mercedes fiyatı istiyorsun ama tofaş hizmeti alıyorum diye de belirttim. çok daha iyi işini yapanlar var biliyorum. ama sanki kötülük yapacakmışım gibi geliyor. olmuyor dostlar bırakamıyorum.
devamını gör...
güzelim yemeğin içine eden dokunuşlar
tadından yenmeyecek yemekleri heba etmektir. her şeye ketçap ilave etmek bunlardan biri olabilir.
devamını gör...
engelleme
sosyal medyada kullanılan bir özelliktir. gözlemlediğim kadarıyla engellenen insanlarda hemen bir havaya girişe sebep olmaktadır.
adam senin fikirlerini okumak istemediği yahut üslubunu beğenmediği için engellemiş ama sen sanki bir savaş kazanmışsın gibi neyin havasına giriyorsun. aslında psikolojik olarak bir savunma mekanizmasıdır bu yapılan davranış.
adam senin fikirlerini okumak istemediği yahut üslubunu beğenmediği için engellemiş ama sen sanki bir savaş kazanmışsın gibi neyin havasına giriyorsun. aslında psikolojik olarak bir savunma mekanizmasıdır bu yapılan davranış.
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
kitaplar,biletler,sinema,tiyatro kısacası insanı geliştiren ve mutlu eden her şey.
devamını gör...
platform
2019 yapımı, bilimkurgu- gerilim-korku
türünde -ki dram da var içinde- yayınlanan bol mesaj içerikli ispanyol filmi. ayrıca bir distopya.
dünyada üç tür insan vardır: yukarıdakiler, aşağıdakiler, düşenler
film bu sözler ile başlıyor.

son zamanların en popüler filmlerinden. anlatım biçimi oldukça sarsıcı. ama bazen mesajı daha net verebilmek için sinemada, kitapta bu yollara başvurulur. rahatsız edici görüntülerin yer aldığı filmde istenende rahatsız olmamız. mesela 1984 romanını okurkende aynı etkiye kapılıyorsunuz.
yukarıdakiler böyle olmamı istedi suçlu yöneticiler. onlar kendilerine düşen payın fazlasını yediler. bize pay vermediler. bize birbirimizi yiyin dediler. sosyal adaletsizliğin insan'ı nasıl kötü birey'e dönüştürdüğüne şahit oluyoruz. film karakteri gibi don kişot olsan bile çirkin sistem'in içinde iç güdülerine yenik düşebiliyorsun. bu çirkin düzenin içinde hayatta kalmak için insan'ın temel ihtiyacı olan yemeği yemesi gereklidir. filmde yemek sofrasının asıl mesaj'ı taşıdığını düşünüyorum. çünkü insan bu dürtüyü bastıramaz. onu bu temel dürtü üzerinden sınava tabi tutan üsttekilerdir. toplumdaki suç artışının temelinde insanın uygun olmayan koşullarda iç güdüleriyle hareket ettirilmelerine neden olup, vahşileşmesini sağlayan adaletsiz sistemdir.
filmde alt katmandaki insanların tanrı vurgusu yapması, don kişot romanına atıfta bulunulması çok yerindeydi.
bir kremalı pudingin hazırlandığı hassasiyet en alt katmadaki küçük bir çocuğa verilmiyor. ama o puding film sonunda bir don kişot sayesinde yine o çocuğun oluyor.
bir çok kişi filmin sonunu beğenmemiş ama benim için kafiydi. bence film süresince zaten anlatılmak istenen anlatılmış. ayrıca ben çocuk ile ilgili vurguyuda beğendim.
kendi çıkarlarını koruyanlar toplum'a hiçbir zaman fayda sağlayamayacaktır. ben biraz filmin mesajlarıyla ilgilendim. belki izlerken mideniz bulanacak, gerileceksiniz ama anlatılmak istenen için değer. ayrıca distopyalar vahşi gerçeklerle yüzleşmek içindir..
türünde -ki dram da var içinde- yayınlanan bol mesaj içerikli ispanyol filmi. ayrıca bir distopya.
dünyada üç tür insan vardır: yukarıdakiler, aşağıdakiler, düşenler
film bu sözler ile başlıyor.

son zamanların en popüler filmlerinden. anlatım biçimi oldukça sarsıcı. ama bazen mesajı daha net verebilmek için sinemada, kitapta bu yollara başvurulur. rahatsız edici görüntülerin yer aldığı filmde istenende rahatsız olmamız. mesela 1984 romanını okurkende aynı etkiye kapılıyorsunuz.
yukarıdakiler böyle olmamı istedi suçlu yöneticiler. onlar kendilerine düşen payın fazlasını yediler. bize pay vermediler. bize birbirimizi yiyin dediler. sosyal adaletsizliğin insan'ı nasıl kötü birey'e dönüştürdüğüne şahit oluyoruz. film karakteri gibi don kişot olsan bile çirkin sistem'in içinde iç güdülerine yenik düşebiliyorsun. bu çirkin düzenin içinde hayatta kalmak için insan'ın temel ihtiyacı olan yemeği yemesi gereklidir. filmde yemek sofrasının asıl mesaj'ı taşıdığını düşünüyorum. çünkü insan bu dürtüyü bastıramaz. onu bu temel dürtü üzerinden sınava tabi tutan üsttekilerdir. toplumdaki suç artışının temelinde insanın uygun olmayan koşullarda iç güdüleriyle hareket ettirilmelerine neden olup, vahşileşmesini sağlayan adaletsiz sistemdir.
filmde alt katmandaki insanların tanrı vurgusu yapması, don kişot romanına atıfta bulunulması çok yerindeydi.
bir kremalı pudingin hazırlandığı hassasiyet en alt katmadaki küçük bir çocuğa verilmiyor. ama o puding film sonunda bir don kişot sayesinde yine o çocuğun oluyor.
bir çok kişi filmin sonunu beğenmemiş ama benim için kafiydi. bence film süresince zaten anlatılmak istenen anlatılmış. ayrıca ben çocuk ile ilgili vurguyuda beğendim.
kendi çıkarlarını koruyanlar toplum'a hiçbir zaman fayda sağlayamayacaktır. ben biraz filmin mesajlarıyla ilgilendim. belki izlerken mideniz bulanacak, gerileceksiniz ama anlatılmak istenen için değer. ayrıca distopyalar vahşi gerçeklerle yüzleşmek içindir..
devamını gör...
menhud
(bkz: kalbimiz seninle)
devamını gör...


