ve konuşmanın sonu...

gün batmış gece çökmüştü çoktan, açıkta kalan bir pencere, bir de film sahnesi yola koyuldu: koşarak gelmiş boyadıkları pandaları hediye edecekleri anın seyrine koyulmuşlardı. ve olan olmuştu....
herkes her şeyi unutmuş bir o hatılıyorken...
öte yandan burada herkes her şeyi hatılıyorken bir o unutmuştu. bu hafıza kaybı tanrı'nın ona bir bağışıydı.. kabul etti ve hatırlamamayı seçti. yürüdü...


buradan
devamını gör...

dengesiz. dışarıdan sakin mutlu görünürken sürekli kavga ediyor içimdeki ses susmuyor.
devamını gör...

altın günleri.
devamını gör...

kayip sehir...bir sezen aksu sarkisidir.

devamını gör...

yine hiç şaşırmadığımız bir olay. durmak yok yola devam...
devamını gör...

hayatımda önemli yeri olan şarkıların sahibidir. müzisyenliğine ve toplumsal duyarlılığına hayran olduğum kişidir. kendi şarkılarının yanında yaptığı coverlara da imzasını atmıştır.
devamını gör...

5-10 cm uzunluğunda sapı olan menekşe renginde mantar türü. renginden dolayı mor mantar da denir. olgunlaşınca şapkası kahverengine dönüşür. baharın habercisi olup, topraktan başını ilk o çıkartır.
devamını gör...

göz var hanende.
seni düşünen biri var
uzak yol görünüyor vb. safsatalar. hiçbirine inanmıyorum.
devamını gör...

kollarımı açıp tüm insanlığı kucaklıyorum.
o. a. tutunamayanlar
tüm insanlığı kucaklamak isterken, neredeyse bu dünyanın altında eziliyordum
o. a. tehlikeli oyunlar

(bkz: iç monolog dehası)
devamını gör...

akdeniz ve ege de bulunan bulunan marmara bölgesinde ise yukarılara çıkamayan bodur ağaçlardır. bunlar kizilcamlarin tahrip edilmesiyle oluşmuştur. zeytin, defne, menengic gibi ağaçlardır. bu ağaçlar yapı itibariyle küçük ve sert yapraklı ağaçlardır. makilerin tahriğiyle (bkz: garig)
devamını gör...

kimin annesi kimin babası.kimin halası kimin sevgilisi anlamadığım dizi. almanların tabiriyle insanı dunkof eden dizi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ayrılığı tatmış insanların dinlediğinde yüreğine adeta bir taş oturtan henüz tatmamış olanlara da nasıl bir acının eşiğine gelinebileceğini anlatan 'şükrü erbaş' şiiridir.

'insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!'
bu cümlesi yüreğime yer etmesinin nedenidir.



senin korkularını
benim inceliğimi


ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.


insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!


ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.


ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde
kendi sesiyle silinmek.
birdenbire büyümesi
gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.
insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde.


saçına rüzgar,
sesine ışık düşürememek kimsenin.
parmaklarını sözüne pınar edememek
uzaklarda bir adamın üşümesi
bir kadın dağlara daldıkça.
ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
yalnızca gölge vermesi ağaçların
iyiliğin küfre dönmesi ayrılık.
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması, süren korkusu inceliğin.

ayrılık, o küçük ölüm!

usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

şimdi anlıyor musun
gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprak düşmesi kadar ancak,
acısı ve ağırlığı olduğunu.
bir toplama işleminin
sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
boşluğa bir boşluk katmadığını,
kar yağdırmadığını yaz ortasında....

ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından
kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı.
ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna”
yanıt aramanla halkalanmış,
“aşkın şarabının ağzını açtım,
yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken,
odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
dağlarda öldürülen çocukların
fotoğraflarını kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?”
dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan.

ne mi yapacağım bundan sonra?

ayak izlerimi silmek için
sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.
şiir okumayacağım bir süre,
hediyelik eşya satan dükkanların
önünden geçmeyeceğim.
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
bir gül ağacının dibine dökeceğim.
yeni bir yanlışlık yapmamak için
telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar
arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için.
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak,
sonumu görmeye çalışacağım.
fotoğraflarını güneşe koyacağım,
bir an önce solsun diye.
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan
tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine.
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım.
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle
gülmeyeceğim kimseye.
fesleğenden başka bir çiçek
koymayacağım penceremin önüne.
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan
üç milyon yurtsuza evimi açacağım.
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa
bıraktığı acının yanına resmini asacağım.
şaşırma! yetimi korumak için
yeni aşklar bulacağım kendime.

ne yapacağımı sanıyorsun ki?

tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala akarken önümde,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
senin korkularını,
benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım.


şükrü erbaş
( 1953 - )
devamını gör...

bir insanın evine misafirliğe geliyorsanız en fazla 3 gün kalırsınız.
cenazede dedikodu yapılmaz.
hasta ziyareti yapıp saatlerce oturulmaz.
t. insanların birbirine saygılı olması gereken yazılı olmayan kurallardır.
devamını gör...

insan 21. yüzyılda değilde 16.yüzyıldaymış gibi hissediyor.
devamını gör...

güüüünayyydınnnn ask bahçemmm!
sıcak çay ve sıcak simitle günü başlatıyorummm! ardından güzel, enerjisi bol şarkılarla dans ederek makyajımı yapacağım.
öğle arası ennn sevdiğim kafede kahve molası da verirsem ben bugün tamamımdır!
gününüz güzel, şeker ve bol enerjili ve benim (!) gibi çiçeksiii geçsiiin! öpüldünüüüzzz! * *
devamını gör...

çocukların dünyayı keşfetmeye başladıktan sonra sordukları en kritik sorulardan biridir.
cevapları da bir o kadar kritiktir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaa nasıl yorumlar okuyorum inanılır gibi değil. "bizim toplumumuzda cinsellik ayıp , günah olarak tabir edilip öyle görüldüğü için iste insanlar boyle birbirlerine halleniyorlar " demiş bir yorumcu. şaka mısınız siz ya! adam bildiğin pedofili. aile içinde tecavüz etmediği kız-erkek çocuk bırakmamış. neyin özgürlüğü pardon! batı ülkelerinde var özgürlük ama orada da pedofili vakaları var maalesef. bu kısıtlanmış olmaktan dolayı değil bu bir sapkınlık. bunu gidip başka bir başlıkta tartışabilirsin ama o konunun yeri burası değil.
midem bulanıyor, içim almıyor bu tarz haberleri. bazen de düşünüyorum bir yaratan varsa neden ya neden ufacık çocuklara böyle sapıklıkların yapılmasına göz yumuyor? "allah korudu" denir de bu küçücük yavruyu niye korumuyor o zaman? bir çocuklara, bir masum hayvanlara işkence, tecavüz haberlerinde cidden sorguluyorum bunu.
devamını gör...

çocukken tahta çıkan antik mısır kralı. annesi antik mısır'ın bihteri kleopatra'dır. babasını adından tahmin etmişsinizdir zaten, roma'nın behlülü sezar'dır. yani babasının sezar olduğu kabul ediliyor. fakat, bu kesin değildir. yani babasının sezar olduğunu kesin değil. eğer öyleyse, bu çocuk sezar'ın tek erkek çocuğudur.

tahta 3 yaşında çıkmış çocuk. sezar, caesarion 3 yaşındayken, adnan bey yani brütüs tarafından öldürüldü. normalde bihterin ölmesi gerekiyordu ama bir yanlışlık olmuş, bu da iyidir. senaryo karıştı, sezar adnan bey olmalıydı ama neyse. böyle olunca, bihter ve bülent yani caesarion mısır'a döndüler.

ve bizim namıdiğer bülent, kral oldu daha 3 yaşındayken. annesi bihter de kraliçe oldu. ikisi birlikte yönetime geçtiler yani. daha sonra çocuk tek başına kral oldu, ama ana yüreği işte, hep çocuğun işlerine karışmış, çocuğun yerine kendisi yönetmiş resmen. daha sonra, beşir yani antonius ve casus sait yani augustus arasında kavga çıkmış.

bu dönemde, antonius demiş ki yahu bırak kavgayı augustus, gel tahta çıkalım, roma kralı olalım. yanlarına süleyman efendiyi yani lepidus'u da almışlar. tabi aslında bu şerefsiz beşir, yani bizim bu antonius, casus sait ve süleyman efendiyi öylesine yanına almış, sonuçta biri casus, diğerini de bilen bilir yani başımıza iş çıkarmasınlar diyerekten. antonius kendisi aslında roma yönetimini elinde tutmuş.

tabi bu antonius, demiş ki, ben bu bihtere (kleopatra) bi yürüyeceğim, zaten behlül yok, kız boşta. almış, kleopatra ve kleopatra'nın biricik oğlu bülent yani caesarion'a bazı topraklar vermiş ve mevki vermiş. peki sizce neden? sayın yazarlar, kleopatra, beşirden 3 tane çocuk yapmış. bak sinirlenmemek elde değil, herkesten bir çocuk yapıyor. hatta caesarion, "kralların kralı" ilan ediliyor. hani antonius herhalde şey demiş, ya caesarion da sonuçta oğlum sayılır üvey oğlum, buna da bi güzellik yapalım.

augustus, sezar'ın yeğeni ve evlatlık oğluydu. zaten bu sebepten dolayı güç elde etmişti. fakat, antonius, augustus'un canını tehlikeye attı. yani, caesarion'u, sezar'ın öz oğlu ilan etti.. bundan sonra, antonius ve augustus ilişkileri, çok kötüleşti. hatta bir daha hiç düzelmeyecek kadar. augustus bir bahaneyle, antonius'a ve kleopatra'ya karşı savaş açtı.

yıl oldu m.ö. 30. bakın, caesarion daha 17 yaşında. augustus, mısır'ı işgal etti. kleopatra dedi ki, oğlum, caesarion hindistan'a kaç, augustus seni yaşatmaz. augustus, iskenderiye kentini de ele geçirdi.

augustus şehre girdi, antonius aha bu augustus beni yaşatmaz diyerek intihar etti. kleopatra da, aha bu augustus beni de yaşatmaz diyerek, "augustus beni de mi yaşatmican, beni beni, bihterini!" diyerek intihar etti. yani caesarion daha 17 yaşında, annesi yok napsın bu çocuk, babası da yok. ortada kaldı.

caesarion'un muhafızları ve öğretmeni, "iskenderiye'ye dön, affedilcen çocuum" diyerek çocuğu kandırdılar. bazı kaynaklara göre de ona ihanet ettiler. bu konu kesin olarak bilinmiyor.

ve augustus o tarihi cümleyi kurdu, "buraya, 2 sezardan 1 tanesi fazlalık olarak gelir." ardından caesarion'u öldürttü.

bir nevi, aşk-ı mısır da diyebiliriz biz bu olaya.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

erdoğanın iyi olmadığını biliyoruz da yiğenim daha iyisi mi var şuan? chp desen ataistler hdp terörist kötünün en iyisi erdoğan...

t:ateistlere ya sabır çektirecek cinsten dayılar
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim