normal sözlük'teki kaliteli yazarların sözlüğü bırakması
karikatür paylaşanların salak olduğunu öğrendiğimiz başlık. sanki hayatımız çok kolayda sanki norveç’te yaşıyoruz da felsefe yapalım üretelim. salak sensin karikatür de seni sevsin.
devamını gör...
domuz eti
%16'ya varan yağ oranı ile kolesterol düşmanı bir ettir.
yağ oranından mütevellit sevenleri de sevmeyenleri de çoktur.
nihayetinde en fizibl kırmızı et olmasına rağmen ortadoğuda günahkeçisi ilan edilen gariban bir hayvanın kas dokusudur.
haram oluşu hikayesini legitimize etmek amacıyla bin adet mit uydurulmuş olup diğer kasaplık hayvanlardan çok farklı değildir. olası sağlıksız sonuçların sakallı bir dayının sevmeyişinden değil, sağlıksız bakılan hayvanlardan kaynaklandığı bilimsel bir gerçektir.
eşlikçi olarak brown ale'ın iyi gittiği rivayet edilir.
kolesterolünüzü tavana vurdurmamak adına nasılsa hayvanlar gibi tavuk budu yenmemeliyse, domuz eti de belli bir dozda tüketilmelidir.
her şeyden öte yıl olmuş 2020, zannımca haksız kazanç harici kimin ne yediğine takılmamak gerekmektedir.
yağ oranından mütevellit sevenleri de sevmeyenleri de çoktur.
nihayetinde en fizibl kırmızı et olmasına rağmen ortadoğuda günahkeçisi ilan edilen gariban bir hayvanın kas dokusudur.
haram oluşu hikayesini legitimize etmek amacıyla bin adet mit uydurulmuş olup diğer kasaplık hayvanlardan çok farklı değildir. olası sağlıksız sonuçların sakallı bir dayının sevmeyişinden değil, sağlıksız bakılan hayvanlardan kaynaklandığı bilimsel bir gerçektir.
eşlikçi olarak brown ale'ın iyi gittiği rivayet edilir.
kolesterolünüzü tavana vurdurmamak adına nasılsa hayvanlar gibi tavuk budu yenmemeliyse, domuz eti de belli bir dozda tüketilmelidir.
her şeyden öte yıl olmuş 2020, zannımca haksız kazanç harici kimin ne yediğine takılmamak gerekmektedir.
devamını gör...
yeğen tableti
dokunulamaz, dokunulması teklif dahi edilemez bir cihaz. ne zaman istesem "şarjı az amca" diyor. seni küçük, sinsi yılan seni.
devamını gör...
covid-19’u 30 saniyede tedavi eden ilacın müjdesi
ercüment ve oytun'u sahneye davet ediyoruz...
devamını gör...
13 mayıs 2021 normal sözlük bayramlaşması
herkesin mübarek ramazan bayramını kutlarım. yaşasın dünya halklarının bağımsızlık mücadelesi. yaşasın marx, mao ve mesut bektaş'ın yüce ideolojisi.
devamını gör...
çaylak entrylerini beğenmek
entry entrydir. doğruysa, güzelse beğenilir.
devamını gör...
biz
distopyaların atası sayılabilecek, yazıldığı dönemde ülkesinde sakıncalı bulunduğu için yıllarca yayımlanmasına izin verilmemiş bir kitaptır biz.
aldous huxley'in cesur yeni dünya kitabıyla aralarında çokça benzerlik bulunmaktadır. hatta yine bir distopya olan otomatik piyano kitabının yazarı kurt vonnegut " konusunu, konusu güle oynaya biz'den araklanmış cesur yeni dünya'dan güle oynaya arakladım." demiştir.
başta da değindiğim gibi kitap yazıldığı dönemde ideolojik olarak sakıncalı olduğu için reddedilmiştir. aslında kitabın o dönemki rusya ile doğrudan ilişkisi bulunmamasına rağmen böyle bir sansüre uğramıştır. belki de yazarının döneminde oldukça muhalif tutum içerisinde bulunmasından dolayıdır. kitabın yazarı yevgeni zamyatin, devrimden sonraki rejimi eleştirdiği için 1919-1922 arası tutuklu kalmıştır. 1932 yılında da sürgüne gönderilmiştir. 1906'da çarlık hükümeti, 1922'de de bolşevikler tarafından aynı hapishanede tutuklu kalan yazar, bu kitapla adeta sistemin o zehirli damarlarını dökmüştür satırlara.
yukarda kurt vonnegut'un sözünde de bahsettiği gibi bu kitap cesur yeni dünya, otomatik piyano gibi kitapları da etkilemiştir. öyle ki cesur yeni dünya ile kurgulamış oldukları evren açısından neredeyse tıpatıp aynıdır.
zamyatin'in "biz" adlı kitabındaki dünya, 26. yüzyılda geçmektedir. insanlar bireyselliklerini kaybetmiş, birbirinden farksız birer makinedir adeta. hatta isimleri de birer sayıdır.
polisler tarafından her saniye izlenmek için cam balkonlu evlerde yaşarlar. herkes aynı üniformaları giyer, sentetik besinlerle beslenir, devletin belirlemiş olduğu sınırlar dahilinde yaşamlarını sürdürür. tabii buna yaşam denirse. bu durum o kadar ileri bir düzeydedir ki vatandaşların "seks saati" bile vardır. o saat aralığında camlarını kapatmak serbesttir ama daha sonra açmak şartı ile. cinsellik bir karne ile hep denetim altındadır. devlet ise hayırsever olarak anılan bir kişi tarafından yönetilir.
zamyatin eserinde, hem dönemini hem de sanayi devrimi ile ortaya çıkan toplum düzenini eleştirmiştir. yazarın uzun yıllar ingiltere'de yaşadığını da düşünürsek bu oldukça makul görünecektir. 1984'ün, cesur yeni dünya'nın eleştirisini anlayabilmek, bizleri hangi konuda uyardığını çok daha iyi idrak edebilmek açısından bu kitap bence bir kılavuzdur. çünkü bu kitap eleştirdiği denetime takılmış, yasaklanmış, yayınlanmasından korkulmuş mükemmel bir eleştiridir. ve aynı zamanda harika eserlere de öncü olmuştur.
aldous huxley'in cesur yeni dünya kitabıyla aralarında çokça benzerlik bulunmaktadır. hatta yine bir distopya olan otomatik piyano kitabının yazarı kurt vonnegut " konusunu, konusu güle oynaya biz'den araklanmış cesur yeni dünya'dan güle oynaya arakladım." demiştir.
başta da değindiğim gibi kitap yazıldığı dönemde ideolojik olarak sakıncalı olduğu için reddedilmiştir. aslında kitabın o dönemki rusya ile doğrudan ilişkisi bulunmamasına rağmen böyle bir sansüre uğramıştır. belki de yazarının döneminde oldukça muhalif tutum içerisinde bulunmasından dolayıdır. kitabın yazarı yevgeni zamyatin, devrimden sonraki rejimi eleştirdiği için 1919-1922 arası tutuklu kalmıştır. 1932 yılında da sürgüne gönderilmiştir. 1906'da çarlık hükümeti, 1922'de de bolşevikler tarafından aynı hapishanede tutuklu kalan yazar, bu kitapla adeta sistemin o zehirli damarlarını dökmüştür satırlara.
yukarda kurt vonnegut'un sözünde de bahsettiği gibi bu kitap cesur yeni dünya, otomatik piyano gibi kitapları da etkilemiştir. öyle ki cesur yeni dünya ile kurgulamış oldukları evren açısından neredeyse tıpatıp aynıdır.
zamyatin'in "biz" adlı kitabındaki dünya, 26. yüzyılda geçmektedir. insanlar bireyselliklerini kaybetmiş, birbirinden farksız birer makinedir adeta. hatta isimleri de birer sayıdır.
polisler tarafından her saniye izlenmek için cam balkonlu evlerde yaşarlar. herkes aynı üniformaları giyer, sentetik besinlerle beslenir, devletin belirlemiş olduğu sınırlar dahilinde yaşamlarını sürdürür. tabii buna yaşam denirse. bu durum o kadar ileri bir düzeydedir ki vatandaşların "seks saati" bile vardır. o saat aralığında camlarını kapatmak serbesttir ama daha sonra açmak şartı ile. cinsellik bir karne ile hep denetim altındadır. devlet ise hayırsever olarak anılan bir kişi tarafından yönetilir.
zamyatin eserinde, hem dönemini hem de sanayi devrimi ile ortaya çıkan toplum düzenini eleştirmiştir. yazarın uzun yıllar ingiltere'de yaşadığını da düşünürsek bu oldukça makul görünecektir. 1984'ün, cesur yeni dünya'nın eleştirisini anlayabilmek, bizleri hangi konuda uyardığını çok daha iyi idrak edebilmek açısından bu kitap bence bir kılavuzdur. çünkü bu kitap eleştirdiği denetime takılmış, yasaklanmış, yayınlanmasından korkulmuş mükemmel bir eleştiridir. ve aynı zamanda harika eserlere de öncü olmuştur.
devamını gör...
insanın anlam arayışı
bu yüce kitap hakkında birçok şey söylemeliyim sanıyorum. viktor emil frankl tarafından 1946 yılında yazılan bu şaheser, gözümde varoluşsal boşluğu doldurmaya çalışan eserler arasında en üst sıralardadır. freud ve adler'den sonra 3. şahsımızdır psikanaliz konusunda diyebiliriz frankl. ayrıca freud'un hasmıdır da. hatta tam hatırlayamıyorum ama şöyle bir şey diyor: "freud sosyetedeyken ben toplama kampındaydım." sahiden de bu adam toplama kamplarında epey bir şey görmüş geçirmiş. zaten bu eser psikoloji alanında olsa da otobiyografik de denilebilir sanırım. toplama kampında yaşadığı dramdan da bahsediyor. kısacası gerçekten de önemli anekdotlar kazanabileceğiniz bir eser. çok yoğun. çok tutkulu. çok korkutucu. bö.
aslında temel olarak şunu söylüyor bu kitap bize. yaşamın anlamsızlığını bilemeyiz. fakat anlamsız gelen bir şey hakkında da anlam yüklemek gibi bir davranışta da bulunmamalıyız. hayatı olduğu gibi kabul etmeliyiz diyor yani. ve hayata anlam atfetme konusunda da söylediği şeyler var. paylaşacağım.
ayrıca bu kitap içimdeki romantiği beslemesinin yanında içimdeki karanlığı da besledi. içimdeki belirsizlik duygusu da nüksetti. her seferinde aynı şey oluyor, anlamıyorum ki! ama okunması gereken bir kitap. hele de düşünen zihinler için. hele de anlam arıyorsanız... size yol gösterici olabilir. elinizden tutar bir süreliğine, ondan sonraysa size kalmış.
ekstra olarak şunu söyleyeyim: kitapta "rüya adam" olarak nitelendirdiğim bir vaka var. adamın teki (yazarın arkadaşı) bir rüya görüyor. rüyasında tam 1 yıl sonra kurtulacaklarını görüyor. fakat 1 yıl geçtikçe ve o sözde "kurtuluş günü" yaklaştıkça bizim adam hastalanmaya başlıyor. zaten rüyasında gördüğü kurtuluş günü yaklaştıkça anlıyor ki savaşı kazanmıyorlar, almanlar analarını ağlatıyor afedersiniz. neyse, sonuç olarak rüya adam öldü. rüyası gördüğü günden tam 1 yıl sonra öldü. işte umut nelere kadir... varlığıyla yaşatıyor, yokluğuyla öldürüyor.
bir de normalde kendi yazdığım daha fazla şeyi paylaşırdım, ta okuduğum zamanlarki düşüncelerimi örneğin. fakat kitapta yazım o kadar kötü ki bakmaya korkuyorum açıp. ne kadar da kötü yazıyormuşum yahu, dedim. ama kitabın ortasından bir yerden açtım. altını çizdiğim, karaladığım yerlerden paylaşmaya çalıştım:
--- alıntı ---
"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğu almak anlamına gelir." arka kapakta.
"varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı durumunda dışavurur. insanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkum olduğunu söyleyen schopenhauer'i anlayabiliriz." -sayfa 121
varoluşsal boşluğun kendini gösterdiği çeşitli maskeler ve kılıflar söz konusudur. bazen engellenen anlam istemi, en ilkel güç istemi olan para istemi de dahil olmak üzere, bir güç istemi ile temsili bir yoldan dengelenir. diğer durumlarda, engellenen anlam isteminin yerini haz istemi alır. varoluşsal engellenmenin birçok durumda cinsel dengeleme ile sonuçlanmasının nedeni budur. bu tür durumlarda cinsel libidonun, varolusal boşlukta serpilip yayıldığını gözlemleyebiliriz. -sayfa 121
yaşamın anlamı: bir doktorun bu soruya genel terimlerle cevap verebileceğinden kuşkuluyum. çünkü yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate farklılık gösterir. bu nedenle önemli olan, genelde yaşamın anlamı değil, daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır. sorunu genel terimlerle ortaya koymak, bir satranç şampiyonuna sorulan soruyla kıyaslanabilir: "söyleyin ustam, dünyadaki en iyi hamle nedir?" bir maçtaki belli bir durumdan ve rakibin özel kişiliğinden bağımsız en iyi hamle ya da iyi bir hamle diye bir şey kesinlikle yoktur. aynı şey insanın varoluşu için de geçerlidir. herkesin yaşamında özel bir mesleği veya uğruna çaba harcanacak bir misyonu, yerine getirilmeyi bekleyen somut bir görevi vardır. ne onun yeri değiştirilebilir ne de yaşam tekrarlanabilir. bu nedenle herkesin işi, bunu yürütmeye yönelik özel fırsatları kadar eşsizdir. -sayfa 122, 123
logoterapiye göre bu yaşam anlamını üç farklı yoldan keşfedebiliriz: 1. bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak; 2. bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek; 3. kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır gerçekleştirerek. bunlardan ilki, yani başarı yolu, oldukça açıktır. ikinci ve üçüncü ise, biraz daha ayrıntı gerektirmektedir.
yaşamda anlam bulmanın ikinci yolu, bir şey -iyilik, doğruluk, güzellik gibi- yaşamak, doğayı ve kültürü yaşamak, son ve bir o kadar önemlisi de olanca eşşsizliğiyle bir insanı yaşamaktır. yani onu sevmektir. -125
--- alıntı ---
aslında temel olarak şunu söylüyor bu kitap bize. yaşamın anlamsızlığını bilemeyiz. fakat anlamsız gelen bir şey hakkında da anlam yüklemek gibi bir davranışta da bulunmamalıyız. hayatı olduğu gibi kabul etmeliyiz diyor yani. ve hayata anlam atfetme konusunda da söylediği şeyler var. paylaşacağım.
ayrıca bu kitap içimdeki romantiği beslemesinin yanında içimdeki karanlığı da besledi. içimdeki belirsizlik duygusu da nüksetti. her seferinde aynı şey oluyor, anlamıyorum ki! ama okunması gereken bir kitap. hele de düşünen zihinler için. hele de anlam arıyorsanız... size yol gösterici olabilir. elinizden tutar bir süreliğine, ondan sonraysa size kalmış.
ekstra olarak şunu söyleyeyim: kitapta "rüya adam" olarak nitelendirdiğim bir vaka var. adamın teki (yazarın arkadaşı) bir rüya görüyor. rüyasında tam 1 yıl sonra kurtulacaklarını görüyor. fakat 1 yıl geçtikçe ve o sözde "kurtuluş günü" yaklaştıkça bizim adam hastalanmaya başlıyor. zaten rüyasında gördüğü kurtuluş günü yaklaştıkça anlıyor ki savaşı kazanmıyorlar, almanlar analarını ağlatıyor afedersiniz. neyse, sonuç olarak rüya adam öldü. rüyası gördüğü günden tam 1 yıl sonra öldü. işte umut nelere kadir... varlığıyla yaşatıyor, yokluğuyla öldürüyor.
bir de normalde kendi yazdığım daha fazla şeyi paylaşırdım, ta okuduğum zamanlarki düşüncelerimi örneğin. fakat kitapta yazım o kadar kötü ki bakmaya korkuyorum açıp. ne kadar da kötü yazıyormuşum yahu, dedim. ama kitabın ortasından bir yerden açtım. altını çizdiğim, karaladığım yerlerden paylaşmaya çalıştım:
--- alıntı ---
"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğu almak anlamına gelir." arka kapakta.
"varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı durumunda dışavurur. insanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkum olduğunu söyleyen schopenhauer'i anlayabiliriz." -sayfa 121
varoluşsal boşluğun kendini gösterdiği çeşitli maskeler ve kılıflar söz konusudur. bazen engellenen anlam istemi, en ilkel güç istemi olan para istemi de dahil olmak üzere, bir güç istemi ile temsili bir yoldan dengelenir. diğer durumlarda, engellenen anlam isteminin yerini haz istemi alır. varoluşsal engellenmenin birçok durumda cinsel dengeleme ile sonuçlanmasının nedeni budur. bu tür durumlarda cinsel libidonun, varolusal boşlukta serpilip yayıldığını gözlemleyebiliriz. -sayfa 121
yaşamın anlamı: bir doktorun bu soruya genel terimlerle cevap verebileceğinden kuşkuluyum. çünkü yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate farklılık gösterir. bu nedenle önemli olan, genelde yaşamın anlamı değil, daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır. sorunu genel terimlerle ortaya koymak, bir satranç şampiyonuna sorulan soruyla kıyaslanabilir: "söyleyin ustam, dünyadaki en iyi hamle nedir?" bir maçtaki belli bir durumdan ve rakibin özel kişiliğinden bağımsız en iyi hamle ya da iyi bir hamle diye bir şey kesinlikle yoktur. aynı şey insanın varoluşu için de geçerlidir. herkesin yaşamında özel bir mesleği veya uğruna çaba harcanacak bir misyonu, yerine getirilmeyi bekleyen somut bir görevi vardır. ne onun yeri değiştirilebilir ne de yaşam tekrarlanabilir. bu nedenle herkesin işi, bunu yürütmeye yönelik özel fırsatları kadar eşsizdir. -sayfa 122, 123
logoterapiye göre bu yaşam anlamını üç farklı yoldan keşfedebiliriz: 1. bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak; 2. bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek; 3. kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır gerçekleştirerek. bunlardan ilki, yani başarı yolu, oldukça açıktır. ikinci ve üçüncü ise, biraz daha ayrıntı gerektirmektedir.
yaşamda anlam bulmanın ikinci yolu, bir şey -iyilik, doğruluk, güzellik gibi- yaşamak, doğayı ve kültürü yaşamak, son ve bir o kadar önemlisi de olanca eşşsizliğiyle bir insanı yaşamaktır. yani onu sevmektir. -125
--- alıntı ---
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yakanların tarafında olanların gizli gizli dinleyecekleri yayın olacak.
cesareti olan buyursun başlığa gelsin. gerçi sanmıyorum gölgelerin arkasından salya akıtmayı sever o sıfatına tükürdüklerim!
öfkemi bastırmıyorum. hadi bakalım.
cesareti olan buyursun başlığa gelsin. gerçi sanmıyorum gölgelerin arkasından salya akıtmayı sever o sıfatına tükürdüklerim!
öfkemi bastırmıyorum. hadi bakalım.
devamını gör...
kırmızı eti şarap ile marine etmek
evet malumunuz kırmızı eti bir şekilde marine etmek gerekiyor, şarap ise bu yöntemlerden sadee bir tanesi. benim tercihim eğer etin yumuşak kısmını kullanacaksanız fazla bekletmemeniz yönünde çünkü et helva kıvamına gelebiliyor.
devamını gör...
çok eşlilik
kadına da erkeğe de yakışmayan eylem. erkeğe yakışır, kadına yakışmaz diyen birisini duyarsanız kafasına kütükle vurun.
devamını gör...
kadınlar psikopat erkeklerle birlikte olmadığında kadın cinayetleri son bulur mu sorunsalı
kadın cinayetleri, kadın cinayetlerinin suçunu bile kadınlara yıkmaya çalışan zihniyet son bulursa son bulacaktır.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
kafa sözlük yazarlarını yarış atı yapmaya yemin etmiş başlıklardan biri.
en iyi yazan,en çok yazan,en çok beğenilen.instagram hesabı açmışım gibi hissetmeye başladım.
yapmayın,etmeyin romalılar.
en iyi yazan,en çok yazan,en çok beğenilen.instagram hesabı açmışım gibi hissetmeye başladım.
yapmayın,etmeyin romalılar.
devamını gör...
chp'li dursun çiçek'in hdp'ye bakanlık verebiliriz demesi
"zira, "yeter ki erdoğan gitsin, kürdistan kurulsa da olur" kıvamına geldiler." denmiş. utanma olmayınca oluyor böyle şeyler.
yerel seçimleri kazanmak için;
* apo mektubu okuyan zaten muhalefet idi,
* kırmızı bültenle aranan teröristi, devlet kanalına çıkaran muhalefetti zaten.
aynı iğrenç iftiraları ankara içinde atmışlardı. ankara da chp kazanırsa, teröristler sayaç okuyacak diye.
aynı rezil iftiraları istanbul içinde atmışlardı. istanbul da chp kazanırsa, ispark hdp'ye teslim edilecek diye.
niye ??. çünkü bu iki yeri kaybedeceklerini biliyorlardı. şimdi de türkiye'yi kaybedeceklerini anlamış ve yine aynı iftiraları saçıyorlar.
nafile çaba. istediğiniz kadar debelenin. (bkz: gidicisiniz).
ayrıca dursun çiçek tam bir ulusalcıdır. 1 senedir kılıçdar ve chp'ye, akp ağzı ile sataşmaktadır. zaten cnn türk denen akp kara propaganda kanalına çıkması, niyetini belli ediyor.
yerel seçimleri kazanmak için;
* apo mektubu okuyan zaten muhalefet idi,
* kırmızı bültenle aranan teröristi, devlet kanalına çıkaran muhalefetti zaten.
aynı iğrenç iftiraları ankara içinde atmışlardı. ankara da chp kazanırsa, teröristler sayaç okuyacak diye.
aynı rezil iftiraları istanbul içinde atmışlardı. istanbul da chp kazanırsa, ispark hdp'ye teslim edilecek diye.
niye ??. çünkü bu iki yeri kaybedeceklerini biliyorlardı. şimdi de türkiye'yi kaybedeceklerini anlamış ve yine aynı iftiraları saçıyorlar.
nafile çaba. istediğiniz kadar debelenin. (bkz: gidicisiniz).
ayrıca dursun çiçek tam bir ulusalcıdır. 1 senedir kılıçdar ve chp'ye, akp ağzı ile sataşmaktadır. zaten cnn türk denen akp kara propaganda kanalına çıkması, niyetini belli ediyor.
devamını gör...
kadın yazarların nickaltı
bir çoğunda "kalemi kuvvetli, keyifle okuyoruz" tarzı yazılar vardır. insan şaşırmıyor değil gerçekten. erkeklere neden denilmiyor bunlar merak konusudur.
devamını gör...
çin yağı
almanlar tarafından yapılan yüksek naneli bir yağdır, eczane ve aktarlardan temin edilebilir 10ml olanı 67 lira civarında satılır baş ağrısı gibi ağrılarda da masaj yoluyla rahatlatır, saunada suyun içine konulup döküldüğünde (lütfen en az fazla 3 damla) bir buz denizine girmişsiniz gibi his uyandırıp 80 derecede üşümenizi sağlar. *
devamını gör...
güçlü kadınların ortak özelliği
kendi ayakları üzerinde durabilen, kendilerinden başka hiç kimseye ihtiyaç duymayan, tek başına da mutlu olabilen, kendine güvenen kadınlardır. hayatım boyunca hep en büyük isteğim kesinlikle bu grubun içinde yer almak olacaktır.
devamını gör...
mine söğüt'ün evde yaşıyor olması
gözlerime inanamayıp tekrar tekrar okuduğum bir haberdir. nasıl olabilir bu, evde yaşamak ne? bir yanlışlık olsa gerek. bahsi geçen şahıstan "yaşamak bu değil" minvalinde bir cevap bekliyorum.
devamını gör...
ara ara açıp kendi yazdıklarını okuyan yazar
mantıklı bir hareket yapan yazardır.
çoğunlukla düşünmeden, o anki ruh halimle yazarım. daha sonradan dönüp okuduğumda, tanımın girildiği zamanki psikolojimle alakalı az çok bilgi sahibi oluyorum. ek olarak insan fevri ya da anlık yazınca çok farklı bakış açılarına sahip olabiliyor. bu fevrilik düşünceyi daha saf, ağdasız bir şekilde yazmayı sağlıyor. sonradan okuduğumda şaşırdığım bile oluyor. ama faydalı buluyorum. iyidir. okuyun. kendi yazdıklarınızı bile.
edit: yoldaşın formatlı bülbüllü başlığından gekdim. gerçekten tanım yapmıyormuşum çoğu zaman. şu başlığa yapmazdım heralde. sağol yoldaş, şamarın işe yaradı.*
çoğunlukla düşünmeden, o anki ruh halimle yazarım. daha sonradan dönüp okuduğumda, tanımın girildiği zamanki psikolojimle alakalı az çok bilgi sahibi oluyorum. ek olarak insan fevri ya da anlık yazınca çok farklı bakış açılarına sahip olabiliyor. bu fevrilik düşünceyi daha saf, ağdasız bir şekilde yazmayı sağlıyor. sonradan okuduğumda şaşırdığım bile oluyor. ama faydalı buluyorum. iyidir. okuyun. kendi yazdıklarınızı bile.
edit: yoldaşın formatlı bülbüllü başlığından gekdim. gerçekten tanım yapmıyormuşum çoğu zaman. şu başlığa yapmazdım heralde. sağol yoldaş, şamarın işe yaradı.*
devamını gör...
