bu bir tek beni mi rahatsız ediyor?
kaç kişi sefiller'i (bkz: les miserables (kitap)) olarak aratır ki, ya da hayvan çiftliği'ni (bkz: animal farm (kitap)) diye. tamam, filmlerde orijinal isme daha hakimiz ama bırakın da bari kitapların türkçe başlıkları olsun.
devamını gör...

aşık olabilirim ama aşk çok acımasız . bu yüzden soğuk ve gıcık biri olmayı kendime savunma mekanizması olarak kullanıyorum.hadi bakalım.

büdüt: istesem de olamıyorum zaten. bunu saklamaya gerek yok ;)
devamını gör...

the rings of akhaten bölümü ile aklıma kazınan çok sevdiğim dizi. çok eğlenceli olduğunu düşünürüm halen de. belki yaşlandım biraz ama halen izleyebilirim rastlasam. işte o bölümden bir sahne: *

devamını gör...

eserlerinde sık sık alıntılar kullanmasına rağmen özünde bunun şarlatanlık olduğunu düşünen ve tam ismi michel eyquem de montaigne olan deneme yazarı.

--- alıntı ---

philosopher, c'est apprendre à mourir.

--- alıntı ---
devamını gör...

#uyandırma servisi

dünyada 'türkçülük günü' diye birşey yok. türkiye siyasi tarihi için önemli bir gündür. sabahattin ali hüseyin nihal atsız'ı ve beraberinde 22 siyasetçi yazarı ırkçılık-turancılık suçlamasıyla dava eder. 26 nisan 1944'te ankara'da başlayan ilk celseye dönemin öfkeli gençleri de seyirci olarak katılır. mahkeme, 3 mayıs 1944'e ertelenir.
mahkeme salonundaki öfkeli gençler tıpkı bugün de olduğu gibi fişlenip polis gücüyle dövülür. üsteğmen rütbesiyle gösterilere katılan alparslan türkeş bu durumu ""3 mayıs günü heyecanla sokağa fırlayan gençler kıyasıya dövüldüler" der.

peki nedir bu turancılık - türkçülük ilkeleri;
- emre mutlak itaat gerekir. disiplinsiz insanlarla bu dava yürümez. her konuda örnek (ideal) türklerle davamız yürür.
- türkler özüne dönmelidir. çok çalışmalıdır, türk türkü kayırmalıdır.
- dokuz ışık, türk'ün ülküsüdür.
- insanlığın en şerefli ailesi (ırkı) türklerdir.
- ülkücüler (kendilerine böyle diyorlar), ne uşak olurlar ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı hedeflerler. ülkücüler, şerefli türk bayrağının taşıyıcılarıdır.
- türk'ün en büyük yeteneği teşkilatlanma yeteneğidir. teşkilatlar kurulacak.
- fikir, iman, ülkü... bir türkün yaşamsal gayesi ve ebedi aşkıdır.
- ülküsüz insan çamur gibidir. ona ruh üflenmemiştir.
- türk töresi, türkün ayrılmaz parçasıdır.
- hürriyetin tek garantisi mülkiyettir (devlettir).
- ahlakımızın temeli müslümanlık ve türklüktür.
- bölünme kabul edilemez. büyük türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz.

yukarıdaki ilkelerin çoğu alparslan türkeş'e aittir. bazen mustafa kemal atatürk'ün de fikirleri benimsenmiştir. bu çok pragmatiktir ve iki yüzlülüktür. alparslan türkeş'in dokuz ışık doktrini olarak bilinen ülkücülüğün ilkeleri milliyetçi hareket partisi'nin parti programı olmuştur.
dokuz ışık doktrini, temelinde çarpıktır. apollonik bir ismi vardır. kültür tarihi açısından bakıldığında türk kültürü-mitolojisi hakkında hiçbir şey bilmedikleri ortadadır. bu korkuları 'küresel' sisteme anti tez olarak 'tam kapanma, tek ırk' gibi mussolini faşizanlığı derecesinde ilkelerle dile getirilmektedir. ama vikipedi'yi açıp okursanız 'türk kürt kardeştir; faşizm, marksist kapitalizmin dejenere olan bir yoludur" gibi söylemler var.

yani bi şu tezlere bak bir de şimdi ki mhp'nin haline. akp gibi vasıfsızlar partisi nasıl bunca organizasyonu yaptı? ak parti, tam bir askeri örgüttür. fişleme yapıyor, ajanlık yapıyor, ayasofya'yı cami yapıyor, rüşvet ve karapara aklama var, sosyal yardım adı altında kendi yandaşlarını besliyor, ne tesadüf ki alparslan türkeş'in bütün tezlerinin anti tezi akp.

alparslan türkeş, önce türkçülük sonra islam diyor; akp önce din kardeşliği diyor.
türkeş, önce köylüler kalkındırılmalı diyor; akp tarım bakanı şirket danışmanı çöıkıyor. tarım arazileri peşkeş çekiliyor, çiftçi borçlandırılıyor, çiftçinin su ihtiyacını karşılayan derelere hes barajları kuruluyor, çifçiye su sayacı takılıyor.
türkeş, sanayileşmeliyiz diyor; akp var olan fabrikalarımızı da satıyor.
türkeş, türk töresi diyor; akp şeriat diyor.
türkeş, bölünme kabul edilemez türk ve kürt kardeştir diyor; akp başkanı bop eş başkanıyım diyor.

isme bak 'dokuz ışık' tam bir apollonik isim. apollon kim? klasisizm de güneş tanrısı.
derdi türklük olan biri kendi doktrinine, niye batı toplumunun derinden bağlandığı grek mitolojisine atfen bir isim seçer ki. askerlikle sembolizm çok önemlidir. batılılar neden ürettikleri rokete grek mitolojisinden isim veriyor? çünkü herifin özü bu. uzaya atılan ilk roketin adı ne? apollo değil mi?
türk roketlerinin, tanklarının ismi nedir? pars, kaplan, atmaca değil mi? nerde yaşar bu hayvanlar? batı'da yaşamaz mesela.

ak partinin sembolü ne? ampül ya ampul. ampulü kim keşfetti edison değil mi? siz hiç tesla ve edisonu fonlayan jp morgan diye birini duydunuz mu? (bkz: john pierpont morgan)
hani sürekli ekonomik krizler çıkartan, altın fiyatlarında manipülasyon yapan londranın en zengin finans kurumu.
tesla, etrafı aydınlatacak bir icat yapıyor. morgan diyor ki, bunu neresine sayaç takıcaz? tesla'nın projelerini desteklemeyi bırakıyor, hatta kendisine destek bulamasın diye piyasayı domine ediyor, teslayı yalnızlaştırıyor. bugün tesla kimin markası? elon musk'ın değil mi? elon musk'ı kim fonluyor? jp morgan değil, abd'nın teknoloji daire başkanlığı fonluyor. elektrik bağımlılığı üzerine çok büyük bir savaş dönüyor londra bankerleri ile ulsu devletler arasında.

gelelim edison'a. ampulü keşfediyor, sayaç da takılabiliyor kablonun ucuna, tam jp morgan'ın istediği sistem. ama ampüller tükenmiyor. herkes 2 veya 3 tane alıyor ömür boyu kullanıyor. dönemin elektrik şirketleriyle toplantı yapıyorlar; planlı eskitme sistemini devreye koyuyorlar. tesla'nın modeli kablosuzdu, sayaç takılamıyordu, büyüktü, halka satılamazdı. bugün bizim kulağımıza yeni gelen 'kablosuz şarj teknolojisi' yaklaşık 180 yıl önce tesla'nın keşfidir.

kendisine bilim insanıyım diyen bu beyaz yakalar boşuna çalışıyor. dünya'da keşfedilecek çok az şey kaldı; mikroskobik dünya, su altı araştırmaları, genetik ve ölümsüzlük ve kozmoz-uzay araştırmaları tam gaz devam ediyor. her datum veritabanından anahtar kelimelerle bulunup çıkarılıyor, önümüze geliyor. artık hekimler bile kendilerini 'teknisyen' olarak hissediyor. hekimlik hani en büyük sanattı?

teknoloji içimizdeki doğa sevgisini ve sanatçı kişiliği yok ediyor. bu yüzden saçma salak ideolojiler uyduruyoruz ve sanki dünya'daki tek gerçek bu ideolojiymiş gibi ona bağlanıyoruz. dünya'da başka bir savaş var. artık cephe savaşları yok; toplumlar intihar ettiriliyor artık. bak japonya'ya. abd, neden atom bombası attı japonya'ya. büyük bir kin ve nefret var asyalılara ve afrikalılara. nerden geliyor bu kin-ırkçılık? antikçağ'dan beri batı toplumlarının içine işleyen kölelik kurumundan.

türkler'de kölelik sistemi var mı? yok tabi ki de. o yüzden biz batı'lı olamıyoruz. -mış gibi yapıyoruz. alparslan türkeş de -mış gibi yapıyor. arada kalmış. batı ülkeleri gibi teknolojik olarak gelişmek istiyor ama bir yandan da islamiyeti savunuyor. o maya tutar mı? tutmaz.

batı'da ne oldu? re-naissance yani latin dillerinde re- eki ne demektir? tekrar, döngü demektir. o zaman rönesans nedir? bugün islam dünya'sı diye zorlama bir tabirle üzerine konulmak istenen fars bilgi mirasıdır, iskenderiye kütüphanesidir, antikçağ'ın bilgi ve kültür merkezi sümer-babil-iran'dır, zerdüştlüktür değil mi? (bkz: ardavirafname)
ama modern batılılar antik yunanlara babilden geçen bilgiyi özümser, öyle kabul eder. klasisizm diyoruz buna, neden? klasik demek bir şeyin zirve noktasıdır çünkü.

peki teknoloji napıyordu sanatı öldürüyordu? kubizm akımı niye çıktı? fotoğraf makinesi icat olundu. her şeyi gerçekçi, gölgeli bir şekilde çizen naturalist sanat bitti, kubizm çıktı. niye? çünkü kubizm de cisimlerin şekilleri çarpıktır; fotoğraf makinelerinin çekemeyeceği bir görüntüdür değil mi?

başlarım türkçülüğünüze be. uyanın biraz. türkler hala kültür tarihi konusunda batılı kaynaklara muhtaç. mustafa kemal atatürk bunu gördüğü için türk tarih kurumunu ve türk dil kurumunu kurmuş.
ne bizansı, ne osmanlısı? senin kültür tarihin taaa sümere kadar gidiyor. en eski türk yazısı tamgalardır. millet yazıya geçmemişken sen tamgalarla mülkiyet hakkını koruyordun. hem de batılılar gibi çit çekerek bahçe yaparak değil; büyük bir kayanın üzerine ailenin tamgasını kazıyordun.

ben şu cahil halimle üsteğmen alparslan türkeş'ten daha iyi ülküler üretebiliyorum, kabul edin.
devamını gör...

kısıtlamaktan ziyade iki kişinin sevmediği hoşnut olmadığı şeyleri bir taraf yapmıyorsa diğer tarafta yapmamalı.

aksi halde " aşkım aksam halısaha maçına gitmek yok" veya " mini etek giymek yok" tarzı saçma sapan insanı sık boğaz eden kısıtlamalara dönüşür. ilişki çıkmaza sürüklenir ve hoop ayrılık. saygı, hoşgörü ve anlayış diye boşa demiyoruz.

-hayatimizdaki tek kısıtlama pandemiden dolayı sokağa çıkma yasağı olsun sevgilim..
+tamam askim ama sen yine de o mini eteği giyme.
-sen de akşam 8-9 halisahaya gidemezsin o zaman.
+neaalakasi var ya??
- peki.
+sen zaten her şeyi kafanda kurmuşsun.
- ok.
+ bari engel atmadan bi boydan atsaydın.
- (profil resmi giden kız pp'si)
devamını gör...

uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı gördüm. çok sevdiğim arkadaşıma kavuştum. her gün takılırız artık. yuvama geri döndüm. beni çok özlemişler. bende onları çok özlemişim. siesta yapan köpekleri bile özledim.
içim açıldı resmen.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iranlı müzisyen,besteci,yazar.tahran üniversitesi'nden klasik iran müziğinin dışına çıkıp sınırları zorladığı için atılmış iran müziğine getirmeye çalıştığı yenilikler pek anlaşılamamış.kendisiyle yaklaşık iki senelik bir tanışıklılığımız var ancak her dinlediğimde nasıl bu kadar geç keşfetmiş olabilirim diyorum.insanı gerçekten müziği ve sesiyle başka diyarlara götürüyor zaten farsça dokunaklı,şiirsel bir dil mohsen namjoo ile bu şiirsellik doruklara ulaşıyor.okuduğum kadarıyla kendisi hafızmış ve şems adlı şarkısında ayetlere yer verdiği için beş yıl hapis cezası istemiyle yargılanmış.şimdi ise bu cezası nedeniyle fransa'ya iltica etmiş,orada yaşıyormuş.
devamını gör...

maydanoz, biber gibi sebzeleri kendim yetiştirip yiyorum.
devamını gör...

ansızın sebepsizce gelen o mutluluk.
devamını gör...

günaydın sözlük .

bugün uzun zamandır çektiğim hastalıklarım yok , gayet sağlıklıyım. çok güzel ve sakin uyandım. artık hayattan da öyle büyük büyük beklentilerim yok , bu sabah uyandığım gibi uyanayım bana yeter.
devamını gör...

t: dil devrimi zamanında yanlış türetilmiş kelimelerden biridir. türkçede *+m diye bir isimden isim yapan ek mevcut değildir. fakat uzun zaman önce dile yerleştiği için bir şey yapmaya gerek yok. takılsın.
devamını gör...

gerçekten hiç anlamadığım tiplerdir bunlar.

genellikle çoğu konuda bilgileri yoktur ya da kıttır. ancak her konuda bir söz hakları vardır ve bu hakkı da sonuna kadar kullanmakta beis görmezler. papa ile ilgili bir tutuklanma haberi için "korkunç iddialar. bir an önce gerekenin yapılmasını diliyorum" diye entry yazarlar mesela. demez ki: ben kimim abi, ben neyim ? iktidar sözcüsü müyüm, anamuhalefet lideri miyim, padişahın sol testisi miyim, kimim ben de "bir an önce gereğinin yapılmasını umuyoruz. tüm birimlerimizce takipçisi olacağız" şeklinde, demeç verir gibi bir tanım giriyorum, demez.

gerçekten bu sözlük olayı, bize şöyle insanları gösterdi: konu ne olursa olsun, ağzından çıkan her şey yazılmaya ve okunmaya değer insanlar. bunlar öyle garip adamlardır ki onların hisleri, anlık düşünceleri anında bize ulaşmalıdır. bir deprem olur ve şimşek hızıyla sözlüğe gelip "iyi salladı." "çok fena salladı." "tatlı tatlı salladı" "falanca yerden hissettik. gölcük depremini gören şahsımı çok korkutmuştur." haha, ya kardeşim "tatlı tatlı salladı" nedir ya. tamam tanım fetişizmi yapmaya lüzum yok ama burada yazılıp okunmaya değer şey nedir, anlatabilir misiniz ?

tamam, bir entrynin yazmaya da okunmaya da değer şeyler olduğunu belirleyen bir standart yok; yüzde doksan dokuz entrymiz gereksiz statüsüne rahatlıkla konulabilir. benim meselem bu adamlardaki yazma işinin beyinde nasıl br aşamadan geçip de sonuca ulaştığı. yani bir olay, bir düşünce akla gelmiştir, kafanda çevirirsin "evet, yazmaya değer şeyler" dersin ya da bir bilgi öğrenir "yazmaya değer" dersin ya da iyi bildiğin bir konuda başlık görmüşsündür "iki karalayalım herif, sıkıntımız gitsin" dersin; hepsini anlarız. ancak bunlarda muhtemelen süreç tamamen yazma eyleminin icrası üzerine ilerliyor. mevlana'nın "yaz, kim olursan ol yine yaz" düsturuyla hareket ediyorlar.

bakıyor rastgele, "hmm, kafasının üzerinde dönerek çay demleyen yanına da pişi yaparız sen de gelirken menemen getir diyen kadın" gibi bir başlık görüyor. yazmalı, mutaka yazmalı ama ne yazacak ? hiçbir kriter yok, bir analiz, bir bilgi, hiçbir şey olması gerekmiyor. "nerede olduğunu merak ettiğim kadın, bulursanız bana da haber verin" haha, hadi ya. demek nerede olduğunu çok merak ediyorsun ha, peki bulursak ilk yapacağımız şey hemen kafasözlüğe girip, senin nickini bulup, mesajla sana ulaşmak olacak. hiç merak etme sevgili dostum.

peki bu meseleye neden eğildik, hangi lanet olası duygu bizi bu adamları eleştirmek için zaman ayırmaya itti ? gibi soruları cevaplayalım. öncelikle akışta bunlar yüzünden üzerine konuşulabilecek çok güzel tanımlarla açılmış başlıklar kayboluyor. başlıklar içerisinde de iyi entrylere gelene kadar insanın gözlerini yoruyorlar ve en kötüsü bulaşıcılar. bulaşıcı oldukları kadar da bulaşıyorlar. sanki çok matah işler yapıyorlarmış gibi birbirlerinin nickaltlarına girip "doğrusu sevgili dostum azkabantutsağı, seni okuduktan sonra hayatımda ciddi değişimler oldu; her daim var ol, kalemler ışığın olsun" falan yazıyorlar. haha, ulan ne akıl tutulmasıdır bu ya.

"baba rahat ol ya, bu kadar ne yazdın böyle, özet geç" diyenler şunu iyi bilmelidirler ki; hayatımızda etkisi olan meselelere etraflıca yaklaşmak önemlidir. burası yazmak üzerine kurulu bir platform ama bu insan tipinden yola çıkarak, gündelik yaşamınıza dahil olmuş olan ve olacak insalara karşı da bir hazırlığınız olur. buranın hayatta karşılıkları var, neler yaptıklarını da anlatırdım ama bir bu kadar daha entry çıkar, orasını da siz anlatın.
devamını gör...

mum.
devamını gör...


şubat, ocaktan çok daha iyi. mart da şubattan daha iyi. nisan marttan zaten çok iyi olacak.


bir fark göremiyorum. siz yine de dikkat edin. temmuzda her şeye zam gelebilir.
devamını gör...

aşağıdaki videodan görülebilecek olan, kendisini hiçbir şekilde savunamayacak bir canlıya yapılan şiddettir.
serkan yılmaz'dan bunu görmek şok etti.

www.instagram.com/p/CJKJG8a...

şuradan twitterda yaptığı açıklamaya gidilebilir.
sert vurmadım, çekim yapıyorduk kadraja almaya çalıştım demiş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"küs değiliz inşallah?" diye mesaj attığımda beni engellediğini üzülerek gördüğüm yazar. gönlünü almama fırsat vermedi.

bunu da görmeyecek ama ben yine de yazacağım. bilmeden, istemeden kırdığım için kendisinden özür diliyorum. umarım küslüğü devam etmez.
devamını gör...

türkiye'yi kıskanan batı bloğu ülkelerin başında yer alan ülke.birileri öyle iddia ediyor bende onların yalancısıyım.
devamını gör...

"herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat dilerim" demiş sabahattin ali , şahsen bende çok zaman kullanıyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim