68 65 78 61 64 65 63 69 6d 61 6c
(bkz: bu ekiple bakkala gidilir.)
devamını gör...
yazarların tatlı ile ilişki durumları
hem sevdiğim hem de nefret ettiğim bir birliktelik. çünkü zararı dokunuyor. ama kontrol altına aldım gibi gibi.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
devamını gör...
etimoloji
t: tehlikeli ve manipleye açık bir bilim dalı. bir zamanlar facebook dedeleri sıkıntıdan etimolojiyle çok uğraşırlardı, sonra yavaş yavaş azaldılar. genellikle de doktorlar ve yurt dışındaki türklerde bu etimoloji aşkı vardı. doktorlarınki herhalde yabancı dil bildiklerinden çeşitli kaynaklara ulaşabilmeleri hasebiyle etimolojiyle uğraşmak ilgi çekici gelmiş olabilir, yurt dışındakilerin sevdası ise net bir kimlik bunalımı kaynaklı, diye düşünüyorum. mesela ne yapıyorlardı örnek vereyim:
meme kelimesinin tüm dünyaya türkçeden yayıldığını zannediyorlardı. oysaki çocuk dilinden gelen, hemen hemen tüm dünyada benzer şekilde olan bir kelimedir. bebekleri gözlemlediğiniz anda basitçe bu sonuca varabilirsiniz.
az çok bu konularda okumuş biri olarak naçizane tavsiyem her gördüğünüz köken çözümlemesine inanmayın. kendiniz bakıp teyit edin. yine de tam olarak inanmayın.
etimoloji üzerine türkçede pek fazla kaynak yok, aklıma gelenleri şuraya bırakayım, ilgili arkadaşlar okurlar*:
iştikakçının köşesi - şinasi tekin
sözcük hikayeleri - hatice şirin
düşünen türkçe - ali akar
oksfordun öküzü - kerim demirci
kelime dağarcığımızdan etimoloji araştırmaları - osman fikri sertkaya
kuşlar böcekler çiçekler - uwe blasing
buraya kadar olanlar akademisyenlerin kitapları. hepsi birbirinden değerli, son ikisi hariç dilleri de ağır değil, oldukça zevkli.
elifin öküzü, kelimebaz (1-2) - sevan nişanyan daha önce elifin öküzü tanımında belirtmiştim görüşlerimi, gayet okunabilir.
kök: kelimelerin serüveni, hatırla: kelimelerin serüveni - alp paksoy bu ikisini henüz okumadım.
meme kelimesinin tüm dünyaya türkçeden yayıldığını zannediyorlardı. oysaki çocuk dilinden gelen, hemen hemen tüm dünyada benzer şekilde olan bir kelimedir. bebekleri gözlemlediğiniz anda basitçe bu sonuca varabilirsiniz.
az çok bu konularda okumuş biri olarak naçizane tavsiyem her gördüğünüz köken çözümlemesine inanmayın. kendiniz bakıp teyit edin. yine de tam olarak inanmayın.
etimoloji üzerine türkçede pek fazla kaynak yok, aklıma gelenleri şuraya bırakayım, ilgili arkadaşlar okurlar*:
iştikakçının köşesi - şinasi tekin
sözcük hikayeleri - hatice şirin
düşünen türkçe - ali akar
oksfordun öküzü - kerim demirci
kelime dağarcığımızdan etimoloji araştırmaları - osman fikri sertkaya
kuşlar böcekler çiçekler - uwe blasing
buraya kadar olanlar akademisyenlerin kitapları. hepsi birbirinden değerli, son ikisi hariç dilleri de ağır değil, oldukça zevkli.
elifin öküzü, kelimebaz (1-2) - sevan nişanyan daha önce elifin öküzü tanımında belirtmiştim görüşlerimi, gayet okunabilir.
kök: kelimelerin serüveni, hatırla: kelimelerin serüveni - alp paksoy bu ikisini henüz okumadım.
devamını gör...
anoreksijenik
anoreksijenik ya da anoreksan, iştah kapatan bir ilaç sınıfı.
aksi için (bkz: oreksijenik)
jakstat mahlaslı yazarın ukdesidir.
aksi için (bkz: oreksijenik)
jakstat mahlaslı yazarın ukdesidir.
devamını gör...
sevilen latince deyişler
errare humanum est,perseverare diabolicum.
hata insana mahsustur,ancak hata yapmakta diretmek şeytancadır.
hata insana mahsustur,ancak hata yapmakta diretmek şeytancadır.
devamını gör...
evren
evren hepimizin büyük evi. yaşam alanımız... keşfedilmiş milyarlarca sır ve keşfedilmeyi bekleyen belki de yine milyarlarca sır barındırıyor.
evren’in büyüklüğünü kelimelerle anlatmamız pek de mümkün değil. haliyle böylesine devasa büyük bir olgu, en az kendisi kadar devasa büyük olasılıkları da içerisinde barındırıyor. bizler insan olarak henüz görmediğimiz bir şeyin varlığını inkar edebilir miyiz ? yokluğuna kesin kanaat getirebilir miyiz ? işte evren; büyüklüğü sebebiyle keşfedilmesi hem kolay hem de zor olan bir yapıdır.
ilk olarak beyaz deliklerden başlayalım. adından da anlaşılacağı üzere var oluş şekli kara deliklerin tam tersi şekilde olduğu söylenebilir. hepimizin bildiği üzere kara delikler nesneyi, ışığı, aklınıza gelebilecek her şeyi içine çeker. beyaz delik ise kara deliklerine tam aksine dışarı iter. yani kara delik çekerken, beyaz delik itiyor. bahsetmiş olduğumuz beyaz delik yapısı henüz hiç kimse tarafından hiç bir yerde görülmedi, kayıt altına alınmadı. buna rağmen beyaz deliklerin de uzayda var olabileceği düşünülüyor. şöyle bir şey söylemek de gayet mümkün, madem kara delik içine bir şeyleri çektikçe büyüyorsa, beyaz delikler var olursa yuttuklarını aksi taraftan iteceği için hiçbir zaman büyüyemeyecekti ve yok olacaktı zamanla. ancak var olduğu ve büyüdüğü düşünülüyor yalnızca. yine de beyaz delik yapısının varlığı ihtimali bir hayli azalmış durumda.
solucan delikleri ise uzay-zaman düzlemini bir nevi delerek içinde bulunan cismi yalnızca bir kaç saniyede evren’in öteki ucuna, bilmediği başka bir tarafına gönderdiği düşünülen yapılardır. öbür ismi einstein-rosen köprüsü olan bu köprülerin var oluşunun gerekliliğini ünlü fizikçi albert einstein savunmuştur. yapılan araştırmalarda da sabit olduğu üzere halen görülmemiş veya yaşanılmamış olsa dahi bu yapının varlığının kuvvetli bir ihtimal olduğu düşünülmektedir. anlayacağınız ışınlanma işlemi gerçekleşiyor. fakat nereye gideceğimiz henüz bilinmiyor. nereye ışınlanacağımız kontrol edilebildiği taktirde insanlık için büyük fayda sağlayabilir. tabii önce var oluşunun kanıtlanması gerekli.
çoklu evrenler kuramı ise içinde yaşadığımız evren’den sonsuz çoklukta ve aynı, farklı, benzer, alakasız, alakalı, sınırlı ve sınırsız evrenin var olduğunu savunuyor. bunun tezden çıkıp kanıtlanması ise hepimizin az çok anlayabileceği gibi çok çok zor bir durum. fakat kimse kesin olarak yoktur diye bir şey söyleyemiyor. konu bir evrenken bile sonsuz ihtimaller barındırıyorsa, çoklu evrenlerdeki ihtimallerin sonsuz kere sonsuz olduğu aşikar.
evrende var olduğu düşünülen, filmlere konu olan, bir çok tez yazılan, bir çok araştırması yapılan konulardan bir diğeri ve sonuncusu olarak bahsedebileceğimiz şey ise uzaylıların varlığı. bu soru ve bu düşünce belki de insanlık tarihinin en büyük konusu.
yalnız mıyız ?
bir bakıma uzaylıların varlığı kesin. çünkü dünyamızda uzayda bulunan bir gezegen. bizler de dünyada yaşayan canlılar olduğumuza göre; uzaylılar vardır diyebilir miyiz ? bence diyebiliriz...
evren’in büyüklüğü ve durumu göz önüne alındığında, en küçük ihtimallerle de olsa hesaplamalar yapılarak, sadece samanyolu galaksisinde dahi yaşayan binlerce canlı olduğu malumumuz. fakat dünya dışındaki yaşam konusu ne yazık ki hesaplamalar ile kanıtlanabilecek bir ihtimal değil.
başka bir evrende, başka bir galakside, başka bir gezegende, küçüklü büyüklü bir yaşamın bulunması çok da şaşırtıcı olmayacaktır esasında. belki şu an da bile yakınlardaki bir gezegenden izleniyor olabiliriz, kim bilir...
evren’in büyüklüğünü kelimelerle anlatmamız pek de mümkün değil. haliyle böylesine devasa büyük bir olgu, en az kendisi kadar devasa büyük olasılıkları da içerisinde barındırıyor. bizler insan olarak henüz görmediğimiz bir şeyin varlığını inkar edebilir miyiz ? yokluğuna kesin kanaat getirebilir miyiz ? işte evren; büyüklüğü sebebiyle keşfedilmesi hem kolay hem de zor olan bir yapıdır.
ilk olarak beyaz deliklerden başlayalım. adından da anlaşılacağı üzere var oluş şekli kara deliklerin tam tersi şekilde olduğu söylenebilir. hepimizin bildiği üzere kara delikler nesneyi, ışığı, aklınıza gelebilecek her şeyi içine çeker. beyaz delik ise kara deliklerine tam aksine dışarı iter. yani kara delik çekerken, beyaz delik itiyor. bahsetmiş olduğumuz beyaz delik yapısı henüz hiç kimse tarafından hiç bir yerde görülmedi, kayıt altına alınmadı. buna rağmen beyaz deliklerin de uzayda var olabileceği düşünülüyor. şöyle bir şey söylemek de gayet mümkün, madem kara delik içine bir şeyleri çektikçe büyüyorsa, beyaz delikler var olursa yuttuklarını aksi taraftan iteceği için hiçbir zaman büyüyemeyecekti ve yok olacaktı zamanla. ancak var olduğu ve büyüdüğü düşünülüyor yalnızca. yine de beyaz delik yapısının varlığı ihtimali bir hayli azalmış durumda.
solucan delikleri ise uzay-zaman düzlemini bir nevi delerek içinde bulunan cismi yalnızca bir kaç saniyede evren’in öteki ucuna, bilmediği başka bir tarafına gönderdiği düşünülen yapılardır. öbür ismi einstein-rosen köprüsü olan bu köprülerin var oluşunun gerekliliğini ünlü fizikçi albert einstein savunmuştur. yapılan araştırmalarda da sabit olduğu üzere halen görülmemiş veya yaşanılmamış olsa dahi bu yapının varlığının kuvvetli bir ihtimal olduğu düşünülmektedir. anlayacağınız ışınlanma işlemi gerçekleşiyor. fakat nereye gideceğimiz henüz bilinmiyor. nereye ışınlanacağımız kontrol edilebildiği taktirde insanlık için büyük fayda sağlayabilir. tabii önce var oluşunun kanıtlanması gerekli.
çoklu evrenler kuramı ise içinde yaşadığımız evren’den sonsuz çoklukta ve aynı, farklı, benzer, alakasız, alakalı, sınırlı ve sınırsız evrenin var olduğunu savunuyor. bunun tezden çıkıp kanıtlanması ise hepimizin az çok anlayabileceği gibi çok çok zor bir durum. fakat kimse kesin olarak yoktur diye bir şey söyleyemiyor. konu bir evrenken bile sonsuz ihtimaller barındırıyorsa, çoklu evrenlerdeki ihtimallerin sonsuz kere sonsuz olduğu aşikar.
evrende var olduğu düşünülen, filmlere konu olan, bir çok tez yazılan, bir çok araştırması yapılan konulardan bir diğeri ve sonuncusu olarak bahsedebileceğimiz şey ise uzaylıların varlığı. bu soru ve bu düşünce belki de insanlık tarihinin en büyük konusu.
yalnız mıyız ?
bir bakıma uzaylıların varlığı kesin. çünkü dünyamızda uzayda bulunan bir gezegen. bizler de dünyada yaşayan canlılar olduğumuza göre; uzaylılar vardır diyebilir miyiz ? bence diyebiliriz...
evren’in büyüklüğü ve durumu göz önüne alındığında, en küçük ihtimallerle de olsa hesaplamalar yapılarak, sadece samanyolu galaksisinde dahi yaşayan binlerce canlı olduğu malumumuz. fakat dünya dışındaki yaşam konusu ne yazık ki hesaplamalar ile kanıtlanabilecek bir ihtimal değil.
başka bir evrende, başka bir galakside, başka bir gezegende, küçüklü büyüklü bir yaşamın bulunması çok da şaşırtıcı olmayacaktır esasında. belki şu an da bile yakınlardaki bir gezegenden izleniyor olabiliriz, kim bilir...
devamını gör...
anın fotoğrafı
2 aylık oğlumun nazar değer diye paylaşmaya çekindiğim fotoğrafıdır.
devamını gör...
kafa rock radyo yayını
devamını gör...
dünya ağrısı
ayfer tunç'un insanı derinden etkileyen kitabı.
" yaşamak böyle bir şey değil mi zaten baba... dinmeyen bir ağrı."
ayfer tunç bizi bu sefer kimsesizlerin mekanı bir köye götürüyor. soğuk, ıssız, mutsuz insanlarla dolu ve toplumsal olayların eşlik ettiği mürşit'in hayatına göz atıyoruz.
mürşit asla yaşamak istemediği bir yerde yaşamak zorunda bırakılıyor. kaçmak istediği yerde yaşamak, asla anlam veremediği insanlarla her gün yüz yüze gelmek, sıkışmışlık hissi onun ruhunu öldürüyor. ailesine, kendisine ve her şeye yabancı o. mürşit artık sadece fiziksel olarak var olmaya devam ediyor. babasının ona bıraktığı oteli işletmeye çalışan fakat yaşanmamışlıkların verdiği ağırlık yüzünden işleri beceremeyen biri. bir gün köye çalışmak üzere bir madenci geliyor ve mürşit ile madencinin arasında zamanla gelişen muhabbetlerini göğsümüz daralarak okuyoruz.
dünya ağrısı çalınmış hayatların, vicdanın, yaşayamadıklarımızın, yabancılaşmanın romanı. eğer bu ağrıya dayanabilirseniz mutlaka okuyun.
" yaşamak böyle bir şey değil mi zaten baba... dinmeyen bir ağrı."
ayfer tunç bizi bu sefer kimsesizlerin mekanı bir köye götürüyor. soğuk, ıssız, mutsuz insanlarla dolu ve toplumsal olayların eşlik ettiği mürşit'in hayatına göz atıyoruz.
mürşit asla yaşamak istemediği bir yerde yaşamak zorunda bırakılıyor. kaçmak istediği yerde yaşamak, asla anlam veremediği insanlarla her gün yüz yüze gelmek, sıkışmışlık hissi onun ruhunu öldürüyor. ailesine, kendisine ve her şeye yabancı o. mürşit artık sadece fiziksel olarak var olmaya devam ediyor. babasının ona bıraktığı oteli işletmeye çalışan fakat yaşanmamışlıkların verdiği ağırlık yüzünden işleri beceremeyen biri. bir gün köye çalışmak üzere bir madenci geliyor ve mürşit ile madencinin arasında zamanla gelişen muhabbetlerini göğsümüz daralarak okuyoruz.
dünya ağrısı çalınmış hayatların, vicdanın, yaşayamadıklarımızın, yabancılaşmanın romanı. eğer bu ağrıya dayanabilirseniz mutlaka okuyun.
devamını gör...
sevgili ile aynı evde yaşamak
iki insan isteyip sorun yaşamadıkça, evlenmelerini isteyen insanlara afedersiniz de, bok yemek düşen durum.
sevgilimle 3 seneye yakın süre yaşadım.
kadın kendi onurunu korudu ve bu durumu onuruna bir hakaret olarak algılamadı.
ailesi, ailem durumun farkındaydı, akşam yemekleri, pazar kahvaltıları gırla.
mutlu 3 sene geçirdik, sonra yollarımız ayrıldı, hala görüşüyoruz.
insanların kendine daha çok sorması gereken soru: "bundan bana ne?"
kimse sizin istediğiniz, sizin öğrendiğiniz gibi yaşamak zorunda değil. başkasının hayatında da zerre kadar söz hakkınız yok. kısaca; size ne?
beraber yaşamak isteyen çiftler beraber yaşasın efendim. güzel hatıralar biriktiriniz.
sevgilimle 3 seneye yakın süre yaşadım.
kadın kendi onurunu korudu ve bu durumu onuruna bir hakaret olarak algılamadı.
ailesi, ailem durumun farkındaydı, akşam yemekleri, pazar kahvaltıları gırla.
mutlu 3 sene geçirdik, sonra yollarımız ayrıldı, hala görüşüyoruz.
insanların kendine daha çok sorması gereken soru: "bundan bana ne?"
kimse sizin istediğiniz, sizin öğrendiğiniz gibi yaşamak zorunda değil. başkasının hayatında da zerre kadar söz hakkınız yok. kısaca; size ne?
beraber yaşamak isteyen çiftler beraber yaşasın efendim. güzel hatıralar biriktiriniz.
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
annemden özür diliyorum, daha iyi yerlere gelip daha fazla refah sağlamalıydım sana.
devamını gör...
kız isteme söz nişan nikah düğün
hep masraf, hep sıkıntı.
devamını gör...
şebnem ferah
12 nisan 1972 doğumlu olan güzel mi güzel rock yıldızıdır, bana göre tabi. türk rock camiasının da vazgeçilmezleri arasında yer alır. bir bu bir de aylin aslım türk rock müziğin tanrıçaları gibi resmen her ikisini de çok severim. şebnem ferah güçlü bir sestir, sanatını da hep içinden geldiği şekilde yapar millet gibi özenti olmaz. müziğe olan ilgisi 5 yaşında başlamış olan da yetenektir. ilk enstrüman aleti olarak mandolin çalmayı öğrenmiş küçük yaşta. zaten ailesi de müzikle ilgilenen insanlarmış.
kariyeri boyunca bir sürü albüm yaptı, bazıları beğenildi bazıları da beğenilmedi. beğenmeyen albümleri nadirdir açıkçası. ilk albümünün ismi kadındır. bu albümde birçok ünlü isim ile çalışmıştır. zaten grubu olan volvox’dan ayrıldıktan sonra yolu onno tunç ve sezen aksu’yla kesişmiş, kariyerine tek başına devam etme kararı almıştır. işte bundan sonra başlıyor şebnem ferah’ın yükselişi.
kadın albümünden sonra artık kısa cümleler kuruyorum albümünü yapmıştır, bu albüm şebnem ferah’ın yükselişini hızlandıran albümlerden birisiymiş. sonra perdeler albümü ile de yavaş yavaş tanınmaya başlamıştır. ardından daha çok albüm yaparak sesini belli bir kitleye ulaştırmıştır. patlama albümü ise kuşkusuz kelimeler yetse olmuştur. bu albümden sonra şebnem ferah tam anlamıyla şebnem ferah olmuştur.
ardından konserler, ünlü insanlarla çalışmalar falan filan derken türk rock müziğinin vazgeçilmezi olmuştur. kuvvetli sesiyle de rock müziği icra eden ünlü isimler arasında yer almıştır. teoman’la olsun, ogün sanlısoy ile düetleri olsun oldukça onu arşa çıkarmıştır. doğal yetenek şebnem ferah, 3 oktavlık sese sahip çünkü kendisi. maşallah.
daha anlatılacak çok şey var ama aklıma bunlar geldi ilk etapta. sevgi ve saygıyla, kendisini çok severim. gönlümün rock yıldızıdır anasını satıyım. *
kariyeri boyunca bir sürü albüm yaptı, bazıları beğenildi bazıları da beğenilmedi. beğenmeyen albümleri nadirdir açıkçası. ilk albümünün ismi kadındır. bu albümde birçok ünlü isim ile çalışmıştır. zaten grubu olan volvox’dan ayrıldıktan sonra yolu onno tunç ve sezen aksu’yla kesişmiş, kariyerine tek başına devam etme kararı almıştır. işte bundan sonra başlıyor şebnem ferah’ın yükselişi.
kadın albümünden sonra artık kısa cümleler kuruyorum albümünü yapmıştır, bu albüm şebnem ferah’ın yükselişini hızlandıran albümlerden birisiymiş. sonra perdeler albümü ile de yavaş yavaş tanınmaya başlamıştır. ardından daha çok albüm yaparak sesini belli bir kitleye ulaştırmıştır. patlama albümü ise kuşkusuz kelimeler yetse olmuştur. bu albümden sonra şebnem ferah tam anlamıyla şebnem ferah olmuştur.
ardından konserler, ünlü insanlarla çalışmalar falan filan derken türk rock müziğinin vazgeçilmezi olmuştur. kuvvetli sesiyle de rock müziği icra eden ünlü isimler arasında yer almıştır. teoman’la olsun, ogün sanlısoy ile düetleri olsun oldukça onu arşa çıkarmıştır. doğal yetenek şebnem ferah, 3 oktavlık sese sahip çünkü kendisi. maşallah.
daha anlatılacak çok şey var ama aklıma bunlar geldi ilk etapta. sevgi ve saygıyla, kendisini çok severim. gönlümün rock yıldızıdır anasını satıyım. *
devamını gör...
aysel git başımdan
''---
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
aysel git başımdan ben sana göre değilim.
benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
---''
son dizesini okuyana kadar tüylerimi ürperten bu dizelerine baktığımdaysa büyük bir incelik gördüğüm attila ilhan şiirlerinden biri. insan hem kıskanıyor hem özeniyor hem de büyük bir gurur duyuyor böyle şiirler gördüğünde. sen nasıl güzel adamsın. büyük sevgilerimle ve sonsuz saygımla huzur içinde uyu.
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
aysel git başımdan ben sana göre değilim.
benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
---''
son dizesini okuyana kadar tüylerimi ürperten bu dizelerine baktığımdaysa büyük bir incelik gördüğüm attila ilhan şiirlerinden biri. insan hem kıskanıyor hem özeniyor hem de büyük bir gurur duyuyor böyle şiirler gördüğünde. sen nasıl güzel adamsın. büyük sevgilerimle ve sonsuz saygımla huzur içinde uyu.
devamını gör...
insanı strese sokan mesajlar
sana bir şey söylemem lazım.
devamını gör...
ısrar
fazla ısrar bir yerden sonra tacize girer. lakin kimin hangi konuda ısrar ettiğine ve bunun için hangi yolları denediğine bağlı olarak hoşa gidebileceğini ve başarıya ulaşabileceğini düşündüğüm bir tavır.
devamını gör...


