ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
mizaç gerçeğini gözardı etmeleri. oysa aynı aile ortamında büyüyen kardeşlerin bile hayata verdikleri karşılıklar o kadar farklıdır ki... onlara aynı reçeteler uygulanmamalı.
emre kongar “ babam, oğlum ve torunum, 100 yıllık öykü...” kitabında, bu mizaç farklılığına kendi ailesinden güzel bir örnek verir.
kızının liseye başlamasının ilk gününde onu okula bırakan oğlu kağan, kızkardeşine şöyle der: “kendini kimseye sevdirmek zorunda değilsin.” bunu duyduğunda çok güldüğünü ifade eden emre kongar: “sen bütün eğitimini, kızlarının toplumda reddedilmemeleri ve daha rahat yaşam sürdürmeleri için ölçülü bir uyumluluk üzerine kur, ağabeyleri bunun hiç de zorunlu olmadığı konusunda onları uyarsın! onun için diyorum ki sevgili okurlarım, çocuk eğitimini ciddiye alın, tutarlı ve sistematik olun ama çok da ciddiye almayın, çünkü onlar çoğu zaman sizin istediğiniz gibi değil, kendi istedikleri gibi büyüyorlar. “ diye yazar kitabında.
lakin çok da “ciddiye alan” başarı odaklı mükemmeliyetçi ebeveynler, kendi isteklerinin, hayallerinin gerçekleşmesi doğrultusunda çocuklarına tahakküm uyguluyor. çoğu da iyi niyetli çabalardır aslında. çünkü hiç bir kuşakta pekte sağlıklı olmamış aile yapımızın ürünleri olan anne ve babaların, bir çeşit “kendi yaralı çocukluklarını temize çekme” güdüsüyle ya da motivasyonuyla yaptıkları eylemlerdir onlar.
hangi niyetle olursa olsun ilgisi, yeteneği, yönelimleri baskılanan bu çocuklar, geleceğin mutsuzluk abideleri olarak, ya toplumla küs münzevi hayatlar sürüyorlar ya da mükemmeliyetçilik takıntılarıyla bitmeyen savaşlarda heba oluyorlar.
emre kongar “ babam, oğlum ve torunum, 100 yıllık öykü...” kitabında, bu mizaç farklılığına kendi ailesinden güzel bir örnek verir.
kızının liseye başlamasının ilk gününde onu okula bırakan oğlu kağan, kızkardeşine şöyle der: “kendini kimseye sevdirmek zorunda değilsin.” bunu duyduğunda çok güldüğünü ifade eden emre kongar: “sen bütün eğitimini, kızlarının toplumda reddedilmemeleri ve daha rahat yaşam sürdürmeleri için ölçülü bir uyumluluk üzerine kur, ağabeyleri bunun hiç de zorunlu olmadığı konusunda onları uyarsın! onun için diyorum ki sevgili okurlarım, çocuk eğitimini ciddiye alın, tutarlı ve sistematik olun ama çok da ciddiye almayın, çünkü onlar çoğu zaman sizin istediğiniz gibi değil, kendi istedikleri gibi büyüyorlar. “ diye yazar kitabında.
lakin çok da “ciddiye alan” başarı odaklı mükemmeliyetçi ebeveynler, kendi isteklerinin, hayallerinin gerçekleşmesi doğrultusunda çocuklarına tahakküm uyguluyor. çoğu da iyi niyetli çabalardır aslında. çünkü hiç bir kuşakta pekte sağlıklı olmamış aile yapımızın ürünleri olan anne ve babaların, bir çeşit “kendi yaralı çocukluklarını temize çekme” güdüsüyle ya da motivasyonuyla yaptıkları eylemlerdir onlar.
hangi niyetle olursa olsun ilgisi, yeteneği, yönelimleri baskılanan bu çocuklar, geleceğin mutsuzluk abideleri olarak, ya toplumla küs münzevi hayatlar sürüyorlar ya da mükemmeliyetçilik takıntılarıyla bitmeyen savaşlarda heba oluyorlar.
devamını gör...
18 şubat 2021 normal sözlük saçma sansür rezaleti
olum başlık açacağına sorsana lan birine dediğim başlıktır.
online listesine bas oradan sor yönetim ekibine.
online listesine bas oradan sor yönetim ekibine.
devamını gör...
yazarların gitmek istediği ülkeler
yeni zelanda.
şili.
maldivler.
şili.
maldivler.
devamını gör...
assos
çanakkale'ye bağlı ayvacık'ta yer alan, eşsiz turistik yöre, körfezin göz bebeği antik kent. tarihte yunanlılar, makedonlar, persler ve daha pek çok medeniyetin yerleşim bölgesi olmuştur. aziz pavlus'un da vakt-i zamanında bu kıyılara uğramış olduğu efsanesiyle birlikte hristiyanlar burayı kutsal mekanlarından biri olarak kabul etmişlerdir. kentin en tepesindeki athena tapınağı mutlaka gezilesidir.
devamını gör...
ilk defa bir sözlük ortamına girenlere tavsiyeler
evet bu başlığı açarken bile doğru yapıp yapmadığıma emin değilim. bundan önce herhangi bir sözlük ya da platformda yazmadım. kafasözlüğe de başka bir sözlükte denk geldim (üye olmadan dolaştığım), gördüm, beğendim kayıt oldum. lâkin başlıkta da belirttiğim gibi olaya çok hakim değilim. belli ki bayağı bir tecrübeli yazarlarımız var. genel manada yapılan yanlışları ve yapılması gerekeni yazabilirlerse, ben ve benim gibi yeniler için yazma fırsatı veren kafasözlüğe daha düzgün, güzel bir başlangıç yapmış oluruz. şimdiden teşekkürler. arz ederim.
edit: entry aynı minvalde açılan başlığa taşınmış. teşekkürler uğraşan mod
edit: entry aynı minvalde açılan başlığa taşınmış. teşekkürler uğraşan mod
devamını gör...
saç örgüsü
fransız yazar,senarist ve oyuncu laetita colombani’den -ödüllere doymak bilmeyen- , bir ilk roman;la tresse.
kitapta, toplumun onlara biçtiği rolleri kabul etmeyip, kimseye boyun eğmemeyi tercih eden 3 farklı kültürden kadının, kimi zaman ölüm-kalım savaşına dönen destansı mücadeleleri anlatılıyor.bu 3 kadın çok farklı yaşamlara da sahip olsalar üçünün de dileği aynı; hür iradeleriyle kendi yaşamlarının yegane hakimi ve kurtarıcısı olmak.
hindistan’daki aşağılık kast sistemini kırıp , kızının kaderini değiştirmek isteyen bir anne:smita,
tüm ömrünü adadığı kariyerinin hastalığı yüzünden tehlikeye düşmesine izin vermeyecek başarılı amerikalı avukat:sarah,
aile yadigarı şirketini iflasın eşiğine terk etmeye hiç niyeti olmayan italyan güzeli genç kız; giulia. bu üç kadın, tıpkı bir örgüyü oluşturan 3 tutam saç gibi hiç farkında olmadan birbirine dokunuyor.ayrıca bu kitaptaki bu üç kadının kendi dünyalarındaki mücadeleleri aslında tüm çalışan, topluma faydalı olan ve ailesine iyi birer gelecek sunabilmek adına hiçbir şeyden kaçınmayan tüm kadınların dile getirilmemiş emeklerine ve çabalarına karşı bir saygı duruşu.hem toplumsal farkındalık açısından hem de kadınlara yönelik her türlü baskı, sindirme, ayrımcılık, değersiz hissettirme gibi ne yazık ki çarpık ve kokuşmuş düzenin azimle,kararlılıkla ve elbette güçle üstesinden gelinebileceğinin hatırlatılması.*
yazarın , bu 3 kadının yaşanmışlıklarını ayrı ayrı bölümlerde hep en heyecanlı yerinde sonlandırıp sırasıyla diğer kadının hikayesine dönmesi kitabın sürükleyiciliği açısından inanılmaz bir etki yaratmış.185 sayfalık olmasına rağmen eser su gibi aktığı için vakit varsa tek seferde bile bitirilmesi mümkün olan eşsiz bir kitap.*
detaylı bilgi için
kitapta, toplumun onlara biçtiği rolleri kabul etmeyip, kimseye boyun eğmemeyi tercih eden 3 farklı kültürden kadının, kimi zaman ölüm-kalım savaşına dönen destansı mücadeleleri anlatılıyor.bu 3 kadın çok farklı yaşamlara da sahip olsalar üçünün de dileği aynı; hür iradeleriyle kendi yaşamlarının yegane hakimi ve kurtarıcısı olmak.
hindistan’daki aşağılık kast sistemini kırıp , kızının kaderini değiştirmek isteyen bir anne:smita,
tüm ömrünü adadığı kariyerinin hastalığı yüzünden tehlikeye düşmesine izin vermeyecek başarılı amerikalı avukat:sarah,
aile yadigarı şirketini iflasın eşiğine terk etmeye hiç niyeti olmayan italyan güzeli genç kız; giulia. bu üç kadın, tıpkı bir örgüyü oluşturan 3 tutam saç gibi hiç farkında olmadan birbirine dokunuyor.ayrıca bu kitaptaki bu üç kadının kendi dünyalarındaki mücadeleleri aslında tüm çalışan, topluma faydalı olan ve ailesine iyi birer gelecek sunabilmek adına hiçbir şeyden kaçınmayan tüm kadınların dile getirilmemiş emeklerine ve çabalarına karşı bir saygı duruşu.hem toplumsal farkındalık açısından hem de kadınlara yönelik her türlü baskı, sindirme, ayrımcılık, değersiz hissettirme gibi ne yazık ki çarpık ve kokuşmuş düzenin azimle,kararlılıkla ve elbette güçle üstesinden gelinebileceğinin hatırlatılması.*
yazarın , bu 3 kadının yaşanmışlıklarını ayrı ayrı bölümlerde hep en heyecanlı yerinde sonlandırıp sırasıyla diğer kadının hikayesine dönmesi kitabın sürükleyiciliği açısından inanılmaz bir etki yaratmış.185 sayfalık olmasına rağmen eser su gibi aktığı için vakit varsa tek seferde bile bitirilmesi mümkün olan eşsiz bir kitap.*
detaylı bilgi için
devamını gör...
normal sözlük'te pozitif şeylerden rahatsız olan yazarlar
başlığı açan yazarı alkışlardım, ancak kankacılık yapıyor derler diye korkumdan alkışlayamadım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilgisini çeken konular
psikoloji, mitoloji, felsefe ve edebiyat.
devamını gör...
bir ülkenin gelişmişlik seviyesini gösteren detaylar
özgür basın, tarafsız adalet sistemi, liyakat sahibi insanlar in işin başında olmaları ve en önemlisi ahlaklı eğitimli insanlar.
devamını gör...
bir evi daha yaşanılır kılan detaylar
anne kucağı
devamını gör...
artık ilişki istemiyorum diyen insan
türkçe meali, artık acı çekmek istemiyorumdur.
devamını gör...
6 mayıs 1972
her 6 mayıs'ta inatla gözümü dolduran; şafağında, türkiye tarihindeki en büyük utançlardan birinin yaşandığı gün. deniz'i, yusuf'u ve hüseyin'i anıt gibi bir ağıtla, saygıyla anıyorum.
sardunyaya ağıt
ikindiyin saat beşte,
baş gardiyan rıza başta,
karalar bastı koğuşa
ikindiyin saat beşte.
seyre durduk tantanayı,
tutuklayıp sardunyayı
attılar dipkapalıya
ikindiyin saat beşte.
yataklık etmiş ki zaar
suçu tevatür ve esrar,
elbet bir kızıllığı var
ikindiyin saat beşte.
dirlik düzenlik kurtulur,
müdür koltuğa kurulur,
çiçek demire vurulur
ikindiyin saat beşte.
canların gözleri yaşta,
aklı idamlık yoldaşta,
yeşil ölümle dalaşta
sabahleyin saat beşte.
can yücel
sardunyaya ağıt
ikindiyin saat beşte,
baş gardiyan rıza başta,
karalar bastı koğuşa
ikindiyin saat beşte.
seyre durduk tantanayı,
tutuklayıp sardunyayı
attılar dipkapalıya
ikindiyin saat beşte.
yataklık etmiş ki zaar
suçu tevatür ve esrar,
elbet bir kızıllığı var
ikindiyin saat beşte.
dirlik düzenlik kurtulur,
müdür koltuğa kurulur,
çiçek demire vurulur
ikindiyin saat beşte.
canların gözleri yaşta,
aklı idamlık yoldaşta,
yeşil ölümle dalaşta
sabahleyin saat beşte.
can yücel
devamını gör...
laikliğin halka sorulmadan getirilmesi
hangi padişah halka sorularak tahta geçirildi acaba söyler misiniz.
boş yapmayın.
boş yapmayın.
devamını gör...
anneler günü
bütün annelerin , anneler gününü kutluyorum, allah annelerimizi başımızdan eksik etmesin, hayatta olmayan annelerin mekanı cennet olsun.
devamını gör...
idealar alemi
yukarda müthiş bir bilgi kirliliği var. idealar dünyası'nın gerçekten var olmadığını buyuran da olmuş ideaların kavramlardan ibâret olduğunu üfüren de olmuş. öncelikle platon idealar için ayrı bir gerçeklikten söz etmemiştir gibi cümlelerin ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. çünkü platon'a göre "hakiki" dünya idealar dünyasıdır. idealar dünyası duyusal dünyadan bağımsız ve ondan ayrı bir varlığa sahiptir. idealar genel kavramlar veya tümellerdir. ama platon'a göre bunlar ayrı bir âlemde hakikaten vardırlar. biz bu dünyayı yalnızca aklımızla/düşünceyle kavrayabiliriz. duyusal-bireysel dünya bu idealar âleminin sönük bir taklidinden ibarettir. idealar kendi kendileriyle özdeş olan, değişmeyen, kalıcı ve ezeli-ebedi şeylerdir. gelip geçen şeylerin dünyası olan içinde yaşadığımız bu duyusal dünyadaki şeyler idealardan pay alarak var olurlar. idealara iştirâk ederler. platon'a göre şu önümdeki ağaç idealar dünyasındaki ağaç ideasının sönük bir taklididir. tek tek atların haricinde bir de asıl varoluşa sahip tümel at ideası vardır. duyusal dünyadaki tek tek atlar değişir, doğar, büyür, gelişir ve ölür. oysa at ideası kalıcı olandır, ezeli ve ebedi olandır. bu idealar yukarda saçmalandığı gibi platon'a göre gerçeklikten uzak değillerdir. ontolojik bir ayrım değildir denmiş; tam tersine yahu tam olarak ontolojik bir ayrımdır bu. ve tam tersine platon'a göre gerçek olan şeyler bu idealardır. platon idealar kuramını iki dünyalı metafiziğinin temeline almıştır. yani bir tarafta duyusal dünya öbür tarafta akledilir dünya. idealar akledilir şeylerdir, duyusal hiçbir veri söz konusu değildir. platon bu kuramı ortaya atarken özellikle matematikten etkilenmiştir. nasıl ki matematiğin nesneleri duyusal verilerin dışında zihinsel olarak kavranan apaçık şeylerdir, idealar da bu minvalde geliştirilmiştir. zaten platon matematiğin nesnelerini idealar âleminde çok özel bir yere yerleştirmiştir. hattâ yaşamının sonlarına doğru ideaları sayılar olarak yeniden tasarlamıştır. bunda tabii ki pisagor ve pisagorcuların etkisi vardır. platon'un başta idealar kuramı olmak üzere genel felsefesi mistisizm doludur. dinî unsurlar çok ciddi olarak hissedilir. bu da yüzlerce yıl insan düşüncesinin önünde bir engel oluşturmuştur. presokratiklerin kısmen bilimsel doğa felsefeleri sokrates ve platon'la birlikte başka bir yöne doğru gitmiştir. idealar dünyasının en üstünde bulunan ve "insan kavrayışının dışında" olan iyi ideası başta plotinos sonra da aziz augustinus olmak üzere tanrıyla özdeşleştirilmiştir. aziz augustinus bazı değişiklikler yaparak onu hıristiyanlaştırmıştır. iyi ideası her şeyin varlığını borçlu olduğu bir idea-tanrıdır. her şey iyi'ye ulaşmaya çalışır, her şey iyi'yi takip eder. o insan aklının sınırlarının ötesindedir. tıpkı idealar dünyasını model alarak duyusal dünyayı yaratan ilâhi sanatkâr demiurgos gibi dinsel bir şeydir aslında. sonuç olarak idealar dünyası müthiş bir fantezidir. platon bence usta bir anlatıcı/edebiyatçıdır. idealar da onun ustalık eseri gibi bir şeydir. hayal dünyasını yansıtan bir kurgudur. bilimsel olarak hatta felsefî olarak bunu doğrulama veya yanlışlama imkânı yoktur. dolayısıyla buna eşsiz bir muhayyilenin müthiş fantezileri olarak bakmak gerekir. fazla ciddiye alınırsa neler olduğunu görmek için orta çağ'a bakmak yeterlidir.
devamını gör...
kadınların en güzel oldukları yaş
mutlu olduğu her yaş.
kizlar* hadi size, mutlu ve güzel hissetme için bir iki taktik vereyim.
1- kendinize sizi güldürecek arkadaşlar bulun, size gülecek arkadaşlar bulun ,
2- yüzünüzü asmayın, çizgi oluşmasın allah muhafaza,
3- alkolden, sigaradan uzak durun,*
4- uykunuza özen gösterin,
5- hiç bir şeyi içinize atmayın, kimseyi bulamazsanız, aynaya konuşun.
her daim;
geçmeden dünyadan geç dünyadan gülümseyerek .
kizlar* hadi size, mutlu ve güzel hissetme için bir iki taktik vereyim.
1- kendinize sizi güldürecek arkadaşlar bulun, size gülecek arkadaşlar bulun ,
2- yüzünüzü asmayın, çizgi oluşmasın allah muhafaza,
3- alkolden, sigaradan uzak durun,*
4- uykunuza özen gösterin,
5- hiç bir şeyi içinize atmayın, kimseyi bulamazsanız, aynaya konuşun.
her daim;
geçmeden dünyadan geç dünyadan gülümseyerek .
devamını gör...
bir birayla sarhoş olan insan
ekonomik insandır..
fakat arkadaş çevresinde çokça dalgaya konu olmuş, azıcık da aşağılanmaya maruz kalmış kişidir. kendimden biliyorum.
yahu bırakın amaç sarhoş olmak değil mi zaten? siz üç beş sekiz taneyle o kafaya gelirsiniz, bir başkası bir iki taneyle.. kıskanıyorsunuz diye gitmeyin bu insancıkların üzerine.
en fazla bir köşede uyur kalır, kimseye de zararı olmaz bu garibimlerin..
fakat arkadaş çevresinde çokça dalgaya konu olmuş, azıcık da aşağılanmaya maruz kalmış kişidir. kendimden biliyorum.
yahu bırakın amaç sarhoş olmak değil mi zaten? siz üç beş sekiz taneyle o kafaya gelirsiniz, bir başkası bir iki taneyle.. kıskanıyorsunuz diye gitmeyin bu insancıkların üzerine.
en fazla bir köşede uyur kalır, kimseye de zararı olmaz bu garibimlerin..
devamını gör...
nicki f harfiyle başlayan yazarların kaliteli olmaları
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
ülkü ocakları.
bir kere gittim, muhabbetlerine şahit oldum, bildiğim her şeyi unutuyordum az kalsın. böyle bir cehalet olamaz. aynı anda aynı ortamda bu kadar çok cahil bir arada bulunamaz başka bir yerde.
bir kere gittim, muhabbetlerine şahit oldum, bildiğim her şeyi unutuyordum az kalsın. böyle bir cehalet olamaz. aynı anda aynı ortamda bu kadar çok cahil bir arada bulunamaz başka bir yerde.
devamını gör...
