kız mısın diye mesaj atan erkek yazar
bunu soran var mı gerçekten? hayır ya..
devamını gör...
türkçe
dil
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başına gelmiş trajikomik olaylar
kuzenimle pandeminin ilk zamanlarında monkey istanbul’a eğlenmeye gitmiştik. hemen manzaranın yanına bir yere geçtik ve mojitolarımızı söyledik. her şey harika giderken kuzenim bayılacağını söyledi. ben ise o ,esprili ve benim gibi fake şeyler yapmayı seven biri olduğu için şaka yaptığını sanarak sallamadım. he he huhu kih kih diyerek içkimi yudumlamaya ve dansetmeye devam ettim. taaa ki gerçekten kuzenim bayılıp yerlere kapaklanıncaya kadar. allahtan ki yaşlı olmama rağmen hala reflekslerim güçlü olduğundan bir hamleyle düşmesini zar zor engelledim. * yakınımızda vip masada eğlenen bayağı kalabalık genç bir grup vardı. kuzenim bayılmadan (algıda seçicilik işte)... “lütfen şuraya azcık oturmak için izin al” dedi ve tamamen gitti. ben de o gruba kollarımda ki kuzenimi gösterip
“bayıldı azcık burda dinlenebilir mi?”dedim.oradakiler de “oo biz doktoruz”deyip hemen koltuğa yatırıp ; kuzenin nabzına baktılar, ayaklarını havaya kaldırdılar falan. ben hala tabiii şok halinde mojitomu içiyorum sanki kamera şakası izliyor gibiydim hatırlıyorum da. * işte masadaki şekerli pastalardan falan yedirdiler. sonra kuzenimin şuuru yerine geldi .. benim ilk sorum ona “mojiton nerde?”demek oldu. masa da kaldı dedi kuzen. ben de gidip mojitoyu aldım ve dans edip içmeye devam ettim. bu da böyle bir anımdır sevgili yazarlar .*
“bayıldı azcık burda dinlenebilir mi?”dedim.oradakiler de “oo biz doktoruz”deyip hemen koltuğa yatırıp ; kuzenin nabzına baktılar, ayaklarını havaya kaldırdılar falan. ben hala tabiii şok halinde mojitomu içiyorum sanki kamera şakası izliyor gibiydim hatırlıyorum da. * işte masadaki şekerli pastalardan falan yedirdiler. sonra kuzenimin şuuru yerine geldi .. benim ilk sorum ona “mojiton nerde?”demek oldu. masa da kaldı dedi kuzen. ben de gidip mojitoyu aldım ve dans edip içmeye devam ettim. bu da böyle bir anımdır sevgili yazarlar .*
devamını gör...
diyetin ilk günü
şeker tamamen kesildiyse sigarayı bırakmanın ilk günü gibi olur. aşırı sinirli.
edit: yaklaşık 22 gün önce şeker ve işlenmiş gıdalara tamamen elveda dedim. biraz enerji düşüşü dışında sorun yaşamadım, bu durum da 1 hafta sürdü zaten. diyet güzeldir, fit kalmak insanın özgüvenini yerine getirir. yılmayın, bıkmayın, korkmayın. emin olun zor değil.
edit: yaklaşık 22 gün önce şeker ve işlenmiş gıdalara tamamen elveda dedim. biraz enerji düşüşü dışında sorun yaşamadım, bu durum da 1 hafta sürdü zaten. diyet güzeldir, fit kalmak insanın özgüvenini yerine getirir. yılmayın, bıkmayın, korkmayın. emin olun zor değil.
devamını gör...
yazarların girdiği tanımlardan karakter analizi yapmak
gereksiz bir harekettir.
haaa illa bir karakter analizi yapma merakı içinde olan yazarlar varsa ben karaktersizim.
haaa illa bir karakter analizi yapma merakı içinde olan yazarlar varsa ben karaktersizim.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
bana göre sherlock holmes kitapları.
insanlar nasıl bayılıyor anlamıyorum, pek sarmadı beni.
insanlar nasıl bayılıyor anlamıyorum, pek sarmadı beni.
devamını gör...
en güzel veda cümlesi
kalbimi bıraktığım yere* son kez bakıyorum. hoş kal...
devamını gör...
kopya çekmek hırsızlık mıdır sorunsalı
eğer kopya çektiğiniz kişiden izin almadan kopya çekiyorsanız yasal olmayan hırsızlıktır.
eğer kopya çektiğiniz kişiden izin alarak kopya çekiyorsanız bu da yasal hırsızlıktır.
kopya çekmek kesinlikle ve kesinlikle hırsızlıktır.
eğer kopya çektiğiniz kişiden izin alarak kopya çekiyorsanız bu da yasal hırsızlıktır.
kopya çekmek kesinlikle ve kesinlikle hırsızlıktır.
devamını gör...
atar yapıp anlaşılmayınca özelden küfreden zavallı yazar
evet tespit etmesi çok kolay olan zavallıdır. sinirle bir başlık açar, yazdıktan sonra yazdığını okumaz, ortaya nazi kriptosuyla şifrelenmiş gibi bir metin çıkar. altına sorgular bir tanım yazmak püf noktadır. akabinde o da ne! mesaj kutunuzda turuncu bir hüzme! senin beynini s*k*yim, *mc*k agızlı gibi küfür sisilesi. böylelikle tanımı yazanın gelişmemiş bir primat olduğunu anlarsın. zaten sen bir yavaş ol bakalım! diyene kadar seni engelleyip kaçmıştır. küfürler mi? onun için mahkemeye gitmem gerekecektir zamanım yoktur. yönetim sadece herkesin okuduğu küfürlerden sorumludur çünkü.
editleme: sevgili yazar yoldaşlar ben de isterim bir fight night izleyin gönlünüz hoş olsun ama maalesef bunlar o kulvarda yazarlar değil(bkz: swh) son günlerde birkaç kere böyle yersiz küfredip kaçan hadsizle karşılaştım iş dönüşü yol faaliyeti olarak böyle bir başlık açayım dedim.
editleme: sevgili yazar yoldaşlar ben de isterim bir fight night izleyin gönlünüz hoş olsun ama maalesef bunlar o kulvarda yazarlar değil(bkz: swh) son günlerde birkaç kere böyle yersiz küfredip kaçan hadsizle karşılaştım iş dönüşü yol faaliyeti olarak böyle bir başlık açayım dedim.
devamını gör...
nijerya’da yatılı okuldan 317 kız öğrencinin kaçırılması
bu olay avrupada olsaydı bu sözlükte bu başlığa 30dan fazla entry girilirdi haberlere çıkardı, ama nijeryada olunca sadece 2 entry var, insan hayatının değeri.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
aşırı fedakar iyilik meleği pozlarında olan insanlardan hep korkmuşumdur.. çünkü o fedakarlıklar hiçbir zaman boşuna değildir. birini kontrol etmenin en kolay yolu, onun yapabileceği işleri bile hallederek ona bir konfor alanı oluşturmaktır, böylece o alan için kalmasını sağlayarak çizdiği sınırların dışına çıkamayacak kadar onu kendine bağımlı hale getirir. aşırı fedakarlık, egonun oyunlarından biridir. aşırı fedakar insan, belli bir süre sonra aşırı talepkar birine dönüşecektir. ettiği fedaların kârının beklentisi içine girecek ve beklentisi karşılanmadıkça karşısındaki kişiye hayatı zindan edecektir. zaten onun beklentisini karşılamak da mümkün değildir, çünkü yara çok derinlerdedir ve karşısındakinden asla yapması mümkün olmayan bir şeyi *istemektedir. hayatınızda böyle biri varsa, kendi yapabileceğiniz işleri onun yapmasına izin vermeyin, adım adım kendi işlerinizi yapmayı öğrenin, "dur ben yaparım" demesine bile müsaade etmeden kendi sorumluluklarınızı üstlenmeyi öğrenin. kendi hayatının kontrolünü/sorumluluğunu üstlenmeyenler, maalesef ki aşırı fedakar biri kılığındaki bu talepkarların elinde oyuncak oluyor... yani her şey dönüp dolaşıp kendi sorumluğunu üstlenmeye geliyor...
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bittiiiii!
her yayında "artık alıştım heyecanlanmam" deyip bir öncekinden daha çok heyecanlanıyorum, yerimde duramıyorum. ama o kadar güzelsiniz ki hem yayın öncesi hem yayın sırası o da yetmiyormuş gibi yayın sonrasında yalnız bırakmıyor hep yanı başımda duruyorsunuz. siz olmasanız bu yayın da olmazdı biliyorsunuz değil mi?
heyecanı, hüznü, mutluluğu ve hatta mutluluktan ağlamayı yaşıyorum sayenizde, şimdi ben size sözlük ailem demeyeyim de ne diyeyim hı?
çok ama çok teşekkür ederim, sahnenin önündeki ve arkadaki yıldızlarıma, destek olan herkese. iyi ki varsınız ve diliyorum ki hep olun!
haftaya yeni konsept ve yayın ile görüşmek üzere sevgili kafa sözlük ailem, sizi çok seviyorum.
bir gün umarım ayrı yerlerden çıktığımız bu dünyadan uzak yolculuğunda hepimiz aynı yere varırız ve hep bir ağızdan söyleriz bu şarkıları, olamaz mı? olabilir!
her yayında "artık alıştım heyecanlanmam" deyip bir öncekinden daha çok heyecanlanıyorum, yerimde duramıyorum. ama o kadar güzelsiniz ki hem yayın öncesi hem yayın sırası o da yetmiyormuş gibi yayın sonrasında yalnız bırakmıyor hep yanı başımda duruyorsunuz. siz olmasanız bu yayın da olmazdı biliyorsunuz değil mi?
heyecanı, hüznü, mutluluğu ve hatta mutluluktan ağlamayı yaşıyorum sayenizde, şimdi ben size sözlük ailem demeyeyim de ne diyeyim hı?
çok ama çok teşekkür ederim, sahnenin önündeki ve arkadaki yıldızlarıma, destek olan herkese. iyi ki varsınız ve diliyorum ki hep olun!
haftaya yeni konsept ve yayın ile görüşmek üzere sevgili kafa sözlük ailem, sizi çok seviyorum.
bir gün umarım ayrı yerlerden çıktığımız bu dünyadan uzak yolculuğunda hepimiz aynı yere varırız ve hep bir ağızdan söyleriz bu şarkıları, olamaz mı? olabilir!
devamını gör...
hollanda
kalvinizim`in ana vatanıdır. bizden hediye gitme lale soğanlarını önce bildiğin soğan sanıp tadan, sonradan ise çaprazlama bir şekilde çoğaltıp biribirilerine fahiş fiyatlar ile satan, bir ara fiyatları binlerce gulden etmeye başlayan soğanların aslında o kadar da değerli olmadığı anlaşılınca da lale devri çöküşünü yaşayan insanların yaşadığı, dolayısıyla da yeniçağın ilk küresel ekonomik krizine sahne olmuş batı avrupa ülkesidir.
devamını gör...
fineas ve förb
jenerik müziği ve birkaç şarkısı hala ezberimdedir
devamını gör...
merak etmeyin yoldaş sizi bulur
yoldaş'dan iyiden iyiye tırsmamıza sebep olan cümledir. bundan sonra ''amirim'' diye hitap edelim, ne olur ne olmaz...
devamını gör...
kan uyuşmazlığı
kan uyuşmazlığı özellikle annenin rh(-), babanın ise rh(+) olduğu durumlarda meydana gelir. kan uyuşmazlığının önceden tespit edilebilmesi için doğumdan önce anne adayının kan grubunun bilinmesi gerekir.
doğacak çocukta oluşturabileceği riskler:
-düşük veya ölü doğum
-anemi
-kalp kusurları
-beyin hasarı.
doğacak çocukta oluşturabileceği riskler:
-düşük veya ölü doğum
-anemi
-kalp kusurları
-beyin hasarı.
devamını gör...
senin korkularını benim inceliğimi
ayrılığı tatmış insanların dinlediğinde yüreğine adeta bir taş oturtan henüz tatmamış olanlara da nasıl bir acının eşiğine gelinebileceğini anlatan 'şükrü erbaş' şiiridir.
'insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!'
bu cümlesi yüreğime yer etmesinin nedenidir.
senin korkularını
benim inceliğimi
ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde
kendi sesiyle silinmek.
birdenbire büyümesi
gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.
insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde.
saçına rüzgar,
sesine ışık düşürememek kimsenin.
parmaklarını sözüne pınar edememek
uzaklarda bir adamın üşümesi
bir kadın dağlara daldıkça.
ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
yalnızca gölge vermesi ağaçların
iyiliğin küfre dönmesi ayrılık.
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması, süren korkusu inceliğin.
ayrılık, o küçük ölüm!
usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.
şimdi anlıyor musun
gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprak düşmesi kadar ancak,
acısı ve ağırlığı olduğunu.
bir toplama işleminin
sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
boşluğa bir boşluk katmadığını,
kar yağdırmadığını yaz ortasında....
ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından
kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı.
ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna”
yanıt aramanla halkalanmış,
“aşkın şarabının ağzını açtım,
yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken,
odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
dağlarda öldürülen çocukların
fotoğraflarını kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?”
dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan.
ne mi yapacağım bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için
sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.
şiir okumayacağım bir süre,
hediyelik eşya satan dükkanların
önünden geçmeyeceğim.
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
bir gül ağacının dibine dökeceğim.
yeni bir yanlışlık yapmamak için
telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar
arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için.
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak,
sonumu görmeye çalışacağım.
fotoğraflarını güneşe koyacağım,
bir an önce solsun diye.
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan
tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine.
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım.
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle
gülmeyeceğim kimseye.
fesleğenden başka bir çiçek
koymayacağım penceremin önüne.
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan
üç milyon yurtsuza evimi açacağım.
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa
bıraktığı acının yanına resmini asacağım.
şaşırma! yetimi korumak için
yeni aşklar bulacağım kendime.
ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala akarken önümde,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
senin korkularını,
benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım.
şükrü erbaş
( 1953 - )
'insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!'
bu cümlesi yüreğime yer etmesinin nedenidir.
senin korkularını
benim inceliğimi
ayrılık ne biliyor musun?
ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.
insanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde
kendi sesiyle silinmek.
birdenbire büyümesi
gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.
insanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi
bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde.
saçına rüzgar,
sesine ışık düşürememek kimsenin.
parmaklarını sözüne pınar edememek
uzaklarda bir adamın üşümesi
bir kadın dağlara daldıkça.
ışıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan
çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması
ayrılık yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme
yalnızca gölge vermesi ağaçların
iyiliğin küfre dönmesi ayrılık.
güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya
başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş
iki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması, süren korkusu inceliğin.
ayrılık, o küçük ölüm!
usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.
şimdi anlıyor musun
gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprak düşmesi kadar ancak,
acısı ve ağırlığı olduğunu.
bir toplama işleminin
sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
boşluğa bir boşluk katmadığını,
kar yağdırmadığını yaz ortasında....
ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından
kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı.
ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna”
yanıt aramanla halkalanmış,
“aşkın şarabının ağzını açtım,
yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken,
odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
dağlarda öldürülen çocukların
fotoğraflarını kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?”
dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan.
ne mi yapacağım bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için
sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce.
şiir okumayacağım bir süre,
hediyelik eşya satan dükkanların
önünden geçmeyeceğim.
senin için biriktirdiğim yağmur suyunu,
bir gül ağacının dibine dökeceğim.
yeni bir yanlışlık yapmamak için
telefonlara çıkmayacağım
ardı kuş resimli aynalar
arayacağım mahalle pazarlarında
gençliğimi anımsamak için.
emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak,
sonumu görmeye çalışacağım.
fotoğraflarını güneşe koyacağım,
bir an önce solsun diye.
içinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan
tüm resimleri duvarlardan indireceğim
mican türküsünü asacağım yerlerine.
falcı kadınlara inanmayacağım artık
trafik polislerine adres sormayacağım.
geleceğe ışık düşüren bir gülüşle
gülmeyeceğim kimseye.
fesleğenden başka bir çiçek
koymayacağım penceremin önüne.
büyük kentlerin varoşlarında çırpınan
üç milyon yurtsuza evimi açacağım.
nerde bir kayıp, bir faili meçhul varsa
bıraktığı acının yanına resmini asacağım.
şaşırma! yetimi korumak için
yeni aşklar bulacağım kendime.
ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala akarken önümde,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
senin korkularını,
benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım.
şükrü erbaş
( 1953 - )
devamını gör...
amazon dizisi önerileri
the man in the high castle
devamını gör...
kafanın içinde birinin konuşması
der ki yetmez. yetmez, yetmez... daha fazlasını yapmalısın. bir sus arkadaşım bir sus artık.
devamını gör...
karambol (yazar)
gerçekten çok kafa birisi. tanımlar dışında mesajlarda da sürekli karşılaşıp konuştuğum yazar. ayrıca hayal dünyası da muazzam. *
devamını gör...