birçok şeyi değiştirebilecek kuşaktır. ne kadar çok o kadar iyiler. (bkz: bütün ümidim gençliktedir.)
devamını gör...

tüylerimi diken diken eden gereksiz eylem.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kare kesilip sunumu yapılmasından mütevellit aslında gerçek adının küt böreği olduğu söylenen, bol tereyağlı, üstüne de pudra şeker gezdirilen hamur işidir. bu sebepten başlığı açan yazar arkadaşımı şoke etmeyi bir borç bilirim.

edit: böyle bir başlığa niye böyle bir tanım girdiğimi ben de anlamadım ama bebek yağı da bebeklerden yapılmıyor, bilesiniz.
devamını gör...

seneye çıkartılır.
devamını gör...

evdekilerin veya çevremdekilerin bana sorduğu her kombini çok beğendiğimi, güzel durduğunu belirtiyorum direkt. çok sıkıcı bir cevap. üzgünüm. başka ne yapabilirim ki?
"yok sanki bunu giysen daha iyi olur gibi.." desem o an itibarıyla fikrimin çöp olacağını biliyorum.
devamını gör...

çok zevkli bir olaydır. hıhı zevkli. ama bu zevki sadece hocalar alır.
en sevimsiz kısmı akraba diyaloglarıdır.

- ne okuyosun teyzem?
+ tıp
- ne olcan yani?
+ doktor inşallah.
- ya teyzem benim boynum ağrıyo bir bakar mısın?
+ teyze daha 2. sınıfım ben ya
- yavrum bi bak ya anlarsın sen.
+ teyze valla gösterdiğin yerde spinalis capitis var ama niye ağrıyo acaba ya?
- senden bi bok olmaz daha ağrının sebebini bilemiyon.
devamını gör...

benimdir o insan. açsın türkçesini okusun benim gibi. anlamını bilmediği bir şeyi okumanın bir manası yok. '' oku'' şeklinde başlayan kutsal kitabı, bilmediği ve aşina olmadığı bir dilde okumanın bir değer katacağını düşünmüyorum. okumaktan kasıt, oku ve anla demek bana göre. anlamadıktan sonra 183837373 kere hatim etmenin ne anlamı var?

konu başlığıyla ilgili bir anımı anlatmak isterim. 8 ya da 9 yaşındayım. yaz tatilini büyükdede ve büyükbabaanne memleketinde geçirmeye gitmişimdir. köy falan değil, büyük şehirlerimizden birinin, büyük bir ilçesi burası. konu komşu çocukları her gün kur'an kursuna gidiyor. heveslendim, nineme söyledim. hemen camiye götürdü beni. cami hocasını da yakınen tanıyor. 2 veya 3 hafta gittim. bir akşam kapı çaldı. ninem kapıyı açtı. cami hocası bana göz dikmiş. oğluna alacakmış (!). oğlu da olsun 10 11 yaşında. sözleşcekmişiz, az buçuk büyüyünce evlenecekmişiz(!). ninem 1.40 boyuyla, 1.80+lik cami hocasının yakasından tutup, kapıdan nasıl kovaladı dün gibi hatırlıyorum.

bu gibi olaylara şahit olmamak, yaşamamak adına göndermeyeceğim. çok öğrenme sevdalısı olursa, anneannesinin de ömrü olursa ondan öğrenir deyip konuyu kapatıyorum.
devamını gör...

youtuberlık virüsü her geçen gün çevremizi daha da sarıyor.

anaokuluna girmeyin bari, 4 yaşındaki çocuğu alet etmeyin görüntülenme sayılarınıza.

orkun ışıtmak, son videosunda anaokulunda bir günlük öğretmenlik konusunu işlemeye karar vermiş.
bunun için de bir anaokuluna gidip çocuklara öğretmenlik! yapmış.

çocuklar bu durumdan pek memnun değiller, ki pediatri ile alakalı kimseler bilirler, çocukların bir otorite varken (gerçek öğretmen), ikinci bir otoriteye alışmaları, benimsemeleri çok zordur.

çocuklar da orkun ışıtmak'a hali ile ısınamayıp, uzak durmuşlar.
içerik çıkmayacak korkusundan mıdır nedir bilinmez, orkun ışıtmak da öğretmenlik! dozajını arttırmış da arttırmış.

videoda ilk 5 dakika giriş, abone ol vs.
5.dakikadan sonra rezalet görülebilir.

devamını gör...

en uzun gif. (3 dk falan)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir defaya mahsus denerim çözmek için. oldu oldu olmadı sırada ki yeni problemler .
devamını gör...

günaydın sözlük…

ama öyle, mabad cebinde taşıdığı akıllı telefonunun aklını, 2 dakika aralıklarla kurduğu 850 tane alarmla meşgul ederek, kendisinden başka tüm mahalleyi, o lanet, o olmaz olası, o mel’un sese her sabah defalarca maruz bırakan, top patlasa uyanmayan tembel bireyin, hala utanmadan “kahve içmeden ayılamıyom yeaaaa” cümlesini kurabilmesi gibi arlanmaz bir günaydın değil elbette…

her gün, kaçta uyanması gerekirse gereksin, en az 1,5 saat öncesinde uyanıp, granül yerine filtre kahve tercih ettiğinden kahvesini demleyip duşa giren, 5-10 dakika sonra duştan çıkıp hızlıca giyinen, bayram sofraları gibi sofra hazırlamasa da, kendine verdiği değeri dilimlediği domates, salatalık ve peynirden, zeytine gezdirdiği zeytinyağından ve üzerine serptiği kekik ve pul biberden anlayacağınız, tam bir ‘yaşamak’ heveslisi bir bireyin, tam da anlattığım sabahı gibi bir günaydın…

kahvaltının mutlulukla ilgisi olduğu bi’ günaydın…
devamını gör...

springwood, ohio’lu kurgusal çocuk seri katili. bir şekil değiştirendir (shapeshifter). rüyaları manipüle edebilir. rüya aleminde güçlüdür ancak rüyaları manipüle etme yeteneği aynı zamanda onu zayıf düşürür. rüyada onu tutan kişi uyanırsa freddy de o kişiyle birlikte gerçekler dünyasına geçer. burada normal bir insandır. acı çekebilir, öldürülebilir (geçici olarak). annesi amanda krueger adındaki bir rahibedir. babası belirsizdir. amanda, akıl hastanesindeki en azılı suçluların bir hafta boyunca tecavüzüne uğramıştır.

çeşitli isimlerle anılır:
> springwood katili
> rüyaların efendisi
> 100 manyağın p*ç oğlu
> rüya iblisi
> süper freddy
> fred krueger
> elm sokağının kâbusu

#1282379 postumda da anlattığım gibi, wes craven çocukluğunda abisiyle evde yalnız kaldığı bir akşam pencereden dışarı bakar. dışarıda, sokak lambasının altında freddy gibi şapka giymiş biri, bir evsiz durmaktadır. craven camdan bakarken adam da ani bir hareketle döner ve wes craven’a gözlerini diker. craven korkuyla geri çekilir. sonra tekrar bakar. adam oturdukları apartmana doğru ilerlemektedir. az sonra apartmana girer. küçük wes’in yüreği ağzında atmaktadır. abisine söyler. abisi bir beyzbol sopası alır ve kapının ardında beklemeye başlar. adamın ayak sesleri merdivenlerden giderek yaklaşmaktadır. artık cravenlar’ın katındadır ses. adımlar koridorda ilerler. wes ve abisi korku içinde beklemektedir. ayak sesleri sonunda dairelerinin kapısının önüne gelir. durmuştur adımlar. abi beyzbol sopasını sıkı sıkı tutar, havaya kaldırır. saldırmaya hazırdır ve kapıyı açar. adamla yüzleşmeye hazırdır. kapı ardına kadar açılır ve dışarıda hiçkimse yoktur. sopa hâlâ havada koridora çıkan wes’in abisi koridorda da kimseyi göremez ve içeri girip kapıyı kapatır. wes’le bakışırlar. her ikisi de ayak seslerini duymuş, kapıya kadar sesleri takip etmiştir. hiçbir açıklama getirmemişlerdir bu dehşet anına.

işte freddy krueger’a ilham veren homeless böyle bir anı yaşatmıştır wes craven’a.

öte yandan fredddy’nin kazak renkleri de özellikle seçilmiştir. kırmızı ve yeşil bir arada olunca mide bulantısı, tiksinti yarattığı için krueger’a da bu renklerde kazak giydirilerek seyircinin bilinçaltında rahatsızlık duygusu yaratılması amaçlanmıştır.

freddy, elm sokağı’nda kabus serisi dışında çeşitli medyalarda da görünmüştür. aklıma gelenler (kronolojik olmadan):

- ready player one (steven spielberg, 2018): oynanabilir karakter (avatar)

- freddy vs jason vs ash (2007, çizgi roman)

- freddy vs jason (ronny yu, 2003)

- jason goes to hell: the final friday (adam marcus, 1993): freddy’nin eldivenli eli topraktan çıkar, jason’ın maskesini alıp cehenneme götürür.

- freddy’nin kabusları (1988 - 1990, 44 bölüm)

- mortal kombat x (2011, video game): oynanabilir karakter

- dead by daylight (2017, video game): oynanabilir karakter

- chucky’nin gelini (ronny yu, 1998): freddy’nin eldiveni, diğer kurgusal seri katillerin ikonik silahları, maskeleri ile birlikte polis merkezinde kanıt odasındadır.

- evil dead 2 (sam raimi, 1987): freddy’nin eldiveni meşhur kulübenin duvarında asılıdır.

- ash vs evil dead (sam raimi, 2017, tv dizisi, sezon 1, bölüm 10: the dark one): freddy’nin eldiveni

- dracula: ölü ve mutlu (mel brooks, 1995): dracula kabus görürken freddy’nin kahkahası

- elm sokağı’nda kabus (samuel bayer, 2010, remake)

(bkz: elm sokağında kabus)
(bkz: dracula)
(bkz: wes craven)
(bkz: ash vs evil dead)
(bkz: evil dead)
(bkz: chucky’nin gelini)
(bkz: dracula: ölü ve mutlu)
(bkz: mortal kombat)
(bkz: ready player one)
(bkz: dead by daylight)
(bkz: freddy’nin kabusları)
(bkz: freddy jason’a karşı)
(bkz: freddy vs jason vs ash)
(bkz: jason goes to hell)
(bkz: 13. cuma)
devamını gör...

insanların iyiye inanma sebepleri ol.
veeee
köre yüzünü, sağıra sözünü süsleme. üzülen sen olursun
devamını gör...

gitmek,mümkün mü artık?
gitmek, onca yollardan sonra?
yeniden yollara düşmek,
neresi sıla bize?
neresi gurbet...


bu gece hüzün candır ile gitmek üzerine konuşacağız efendim.

sizce nedir gitmek?
ama kafamız nasıl güzel saat 23’te sözlük radyoda!

bekliyoruz sizleri de sohbetimize...
devamını gör...

tırı kuşa tercih etmiş yazar. iyi de yapmış. gereksiz romantizme karşı tavrımız tavrındır. "üzerimizden belki tır geçer ve birlikte ölürüz" demek isteyerek ne kadar romantik olduğu konusunda da bizlere ipucu vermiş. daim olsun.

(bkz: belki üstümüzden bir kuş geçer)
devamını gör...

coldplay'in chris martin band olmadığı, bir müzik grubu olduğu zamanlar.

6 haziran 2005 tarihinde piyasaya sürdüğü en sevdiğim en sevdiğim albümlerden bir tanesi. albüm o kadar vurucu bir albüm ki, başından sonuna dinlerken sizi gerçekten çarpabiliyor.

önce square one ile başlıyor, hemen ardından what if ile devam ediyor ki bu iki şarkının birbirinin ardına çalması gerçekten beni alıp bambaşka yerlere götürüyor...
sonrasında white shadows çalıyor, vurucu bir şarkıdır kendisi.

"swim out on the sea of faces
the tide of the human races
an answer now is what i need
see it in the new sun rise and
see it breaking on your horizon
come on love
stay with me"

ondan sonra da chris'in eski eşi için yazdığı şarkı *o zamanlar birlikteydi* şarkıdan tutun, bambaşka efsanelere konu olmuş şarkı çıkıyor karşımıza. fix you...

talk çalıyor onun sonrasında, dikkatli bakılmasa bile 42 dışında, otostopçunun galaksi rehberi göndermeleri mevcut :)

x&y ile biraz olsun başımızın döndürmesini durduruyor coldplay, biraz çiviliyor insanı. hemen ardından, coldplay denildiği zaman akla gelen şarkılardan biri haline gelmiş o kült çalmaya başlıyor: speed of sound...

speed of sound biterken üzülüp tekrar tekrar açmak istiyoruz, ama bunun yerine a message çalıyor, yüzümüzde bir tebessüm... hayatımıza girip kısa yaşamımızda bize konuk olmuş insanlar geliyor aklımıza...

low çalıyor sonrasında, low bana hep gerek şarkı sözü bakımından, gerek şarkının gidişatı, melodisi... speed of sound'ın devamı gibi gelir, speed of sound pt2 olsa asla sırıtmaz bu mesela.

sonrasında canımızı acıtacak bir şarkı geliyor, the hardest past... .

geliyor, en sevdiğim, coldplay'in en ama en sevdiğim şarkısı... swallowed in the sea, coldplay'in en underrated ve en güzel şarkısı gibi geliyor bana bu, hele bir çıkış yeri vardır şarkıda, 2:12'de başlar, uuuuuuuuu, haa aaa a....

twisted logic, swallowed in the sea sonrasında gelmesi de çok tatlı oluyor, insanı pamuk şekere döndürür bu şarkı diyorum her dinlediğimde.

bitiyor, son şarkı... until kingdom come, ama üzücü kısım şu ki, krallık gelene kadar sen de gel diyor şarkıda, ama bir sonraki albümde krallığın tamamen yıkılışını, bir daha geri gelmeyeceğini anlatıyorlar... zaten o da ciddiye alınacak son coldplay albümü benim için...

o albümü de fransız devrimi esintisi ile yapıyorlar lakin 1789 değil, 1848 fransız devrimi :)
devamını gör...

çok zorlu bir çocukluk geçirmiş olan beethoven despot bir baba tarafından daha küçük yaşta piyano çalmaya yönlendirildi. katı kurallarla eğitildiği için zaman zaman müziğe karşıda öfkeliydi. bu yetiştirilme ona belkide deha olmasının yanında bir sürü hastalıkda getirdi.genelde katı bir ifadesi olan beethoven'a bir de bu yönden bakılınırsa müziği dışında hüznünüde duyabileceğimizi düşünüyorum.
devamını gör...

hastane kokusu.
sene 2012.
babam akciğer kanseri. beynine kadar tırmanmış. beyincikde tümör var. desteksiz yürüyemiyor. uyku uyumuyorum kalkmayı denerse düşer diye.
4. aşamada.
doktor 4 ay sonra kemoterapi işe yaramıyor boşuna acı çektirmeyin diyor. martı ya görür ya göremez diyor. çıkıyoruz...
devamını gör...

benim için en hatırlanası olan beş yıl önce katıldığım bir zirveydi.

başka bir sözlükte yaşadığım şehirde zirve düzenlenecekmiş. sanıyorum şehir başlığına yazan herkese mesaj atmış düzenleyen arkadaş. yorgunluk ve hastalığımı epey bahane etsem de yoğun ve anlamsız ısrarlar üzerine "tamam" demiş bulundum. "bir bira içip kaçarım" diye düşünüyordum. o arada zirveyi düzenleyen arkadaş zirve başlığında "katılanlar" diye bir kısım açmış nickleri ekliyor. bazıları okuduğum insanlar, bazılarını ilk kez görüyorum. ilk kez gördüklerimi açıp inceliyorum falan neyse zirve saati geldi mekana gittim.

"kadın dediğin en az 170 olacak, beli ince kalçaları büyük olacak" tadında takılan 1.60'lık don juanlar mı dersin, her konuyu siyasete bağlayan gergin tip mi dersin, posta gazetesi yurdumun şairlerinden hallice sözlük şairleri mi dersin, baskılı tişört üzerine kareli gömlek tayfa mı dersin ne ararsan var.

o arada her kalabalık grupta olduğu gibi daha iyi anlaşan insanlar oluyor. çok komik bir çocuk vardı. * onunla epey eğleniyoruz falan. yer değiştirmeye karar verdim karşıdan karşıya yüksek sesle konuşmayalım diye.

ben: kardeşim yer değiştirelim mi?
yanımdaki kız: kiminle yer değiştireceksin?
ben: şu arkadaşla
yanımdaki kız: olmaz, burda otur.
ben: neden?
yanımdaki kız: bizim onunla bi' geçmişimiz var, yanlış anlar şimdi.
ben: tamam

(aradan 10 dakika geçer)

ben: siz mustafayla yer değiştirseniz olur mu?
yanımdaki kız: hangi mustafa?
ben: şu beyaz tişörtlü arkadaş işte
yanımdaki kız: eski sevgilim o benim
ben: bu yer değiştirmeye engel mi?
yanımdaki kız: değil
ben: tamam teşekkür ederim

(ilerleyen saatlerde kapının önüne sigaraya çıkılır)

ben: lan mustafa bi seni bi de ahmet'i çok sevdim ha. geldiğime değdi
mustafa: bana ahmet deme abi
ben: niye lan noldu?
mustafa: aramız bozuk abi onunla.
ben: kız meselesi mi?
mustafa: kim söyledi abi?
ben: kimse söylemedi oğlum tahmin ettim.

(gecenin sonu)

ahmet: abi burda çoğu kişinin birbiriyle bi' geçmişi vardır.
ben: neden?
ahmet: neden derken abi?
ben: oğlum kocaman şehir neden kendi aranızda dönüp duruyorsunuz?
ahmet: bilmiyorum abi.

sözlüğün bana kazandırdığı bir tanım olarak (bkz: geçmişi olmak) diyorum ve zirvelere katılma tereddüdü olan varsa hiç tereddüt etmeden katılmasını tavsiye ediyorum. sözlüklerle alakalı geçirdiğim en eğlenceli 4 saatti.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim