rimel neffati
hakkında sınırlı bilgiye ulaşmış olsamda,
"yukarı ve aşağı anlarımla sürekli geliştiğimi hissediyorum, bence kendi portreniz bu evriminizin harika bir günlüğü olabilir."
sözü ile kendi kadrajında kendi portre çekimlerini meydana getiren,
aynı zamanda resim,fotoğraf ve soyut denklemi eserlerine adamış fotoğraf sanatçısı.
öyle ki,
çekimlerine ilk baktığımızda adeta bizleri masalsı bir alana götürüyor,
teknik akrilik bir çalışma şekli olduğunu düşündürüyor.
eserlerinin detay incelemesini yaptıktan sonra,
gördüğümüz eserin kadraj anı olduğunu anlıyorsunuz.
görmem ile apayrı bir perspektif oluşturmama sebep olan muazzam kalitede eserleri şöyle sıralayabiliriz.


"yukarı ve aşağı anlarımla sürekli geliştiğimi hissediyorum, bence kendi portreniz bu evriminizin harika bir günlüğü olabilir."
sözü ile kendi kadrajında kendi portre çekimlerini meydana getiren,
aynı zamanda resim,fotoğraf ve soyut denklemi eserlerine adamış fotoğraf sanatçısı.
öyle ki,
çekimlerine ilk baktığımızda adeta bizleri masalsı bir alana götürüyor,
teknik akrilik bir çalışma şekli olduğunu düşündürüyor.
eserlerinin detay incelemesini yaptıktan sonra,
gördüğümüz eserin kadraj anı olduğunu anlıyorsunuz.
görmem ile apayrı bir perspektif oluşturmama sebep olan muazzam kalitede eserleri şöyle sıralayabiliriz.


devamını gör...
müge anlı’ya çıkan adamın kendisini asması
yetiştirme yurdunda büyümüş adam. bu kişilerde en ufak ayrılıklar bile çok büyük anlamlar taşır. ebeveyn tarafından terk edilen ve sevgi görmemiş insanın çok köklü şemaları olur genelde.
bu kişilere hayatının merkezine bir insan koyma demenizin hiç anlamı yok arkadaşlar. nezle birisine hapşırma demekle eşdeğer dediğiniz.
bu kişilere hayatının merkezine bir insan koyma demenizin hiç anlamı yok arkadaşlar. nezle birisine hapşırma demekle eşdeğer dediğiniz.
devamını gör...
yakan çiçek
kızıl
dirençli bir uçuktur gök
yeryüzünün karanlık sofrası
içinde bir maske olmasaydı
öpebilirdim kalbinin yedi rengini
ama gördüm
gözlerin
kalbini diri diri gömdüğün
cehennem çukurun
ve kokun... paslanmış
ondan mı böyle solgun yüzün?
bak, ellerime bak!
çöl kuraklığında
ellerim! apaçık bir ağıt
sevmeye dokunmakta
vakit ikindisi yağmurun
ateş susar
çiçek susar
taş dillenir
yaktığım ölümlerin şarkısını söyler ay...
dudağımın açılan yanı
tebessümüm
kitabımın ayracı
kadın?
hangi cümlenin bağlacı ?
rüyaların tembel işçisi
sığmıyorsun hiçbir uykuya
karınca çiftliği kalbim
bekçisi lodos
söz düşman
kül çok
yanan sigaram mı sadece?
sevgili öz,
ol’ma
-yan!
budala seni
korkulu rüyalarla tıka basa ölü
çarp kendine
nerede kokun, hatırla
sökül, dillen, uyan
yakanda çiçek
yakan çiçek.
*
dirençli bir uçuktur gök
yeryüzünün karanlık sofrası
içinde bir maske olmasaydı
öpebilirdim kalbinin yedi rengini
ama gördüm
gözlerin
kalbini diri diri gömdüğün
cehennem çukurun
ve kokun... paslanmış
ondan mı böyle solgun yüzün?
bak, ellerime bak!
çöl kuraklığında
ellerim! apaçık bir ağıt
sevmeye dokunmakta
vakit ikindisi yağmurun
ateş susar
çiçek susar
taş dillenir
yaktığım ölümlerin şarkısını söyler ay...
dudağımın açılan yanı
tebessümüm
kitabımın ayracı
kadın?
hangi cümlenin bağlacı ?
rüyaların tembel işçisi
sığmıyorsun hiçbir uykuya
karınca çiftliği kalbim
bekçisi lodos
söz düşman
kül çok
yanan sigaram mı sadece?
sevgili öz,
ol’ma
-yan!
budala seni
korkulu rüyalarla tıka basa ölü
çarp kendine
nerede kokun, hatırla
sökül, dillen, uyan
yakanda çiçek
yakan çiçek.
*
devamını gör...
vita sözlük
kendilerine birkaç öneride bulunabilmek için siteyi dolaşmak istediğim, fakat çalışmadığı için dolaşamadığım sözlük.
o yüzden ilk önerim, adam gibi bir sunucu alın.
o yüzden ilk önerim, adam gibi bir sunucu alın.
devamını gör...
sokak kedisi
sevmeye bayılırım sevgiye her daim en aç olanlardır en hor görülen.
devamını gör...
evdekilere küsüp kızınca yapılanlar
odana kapanmak.
devamını gör...
islam dininin etkisini kaybetmesi
bütün ırak halkı puta, aya, güneşe, yıldıza taparken, ben bunların hepsini reddediyorum ve tek allaha inanıyorum diyen hz. ibrahim peygamber gibi, kaç kişinin müslüman olduğuna bakmadan müslümanım diyorum. isterse dünyada tek kalalım, hiç farketmez.
devamını gör...
birisinin arkasından konuşup yüzüne gülmek
çok irite olduğum insan tipidir. tamam birisini sevmezsin, sevmediğin için de arkasında konuşursun ki ben bunada karşıyım iyi ihtimalle diyelim ama konuştuğunuz arkadaşlık ettiğiniz birisinin arkasından konuşup sonra hiçbir şey olmamış gibi arkadaşlığa devam etmek nedir arkadaş. böyle iki yakın arkadaşı birbirine kırdıran çok fazla insan var. yani bu tür şeyler yapınca ellerine ne geçiyor anlamıyorum.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu gece olacak yayında ben de varım dostlar. sesimi duyup bana meftun olacağınıza eminim (!). şimdiden keyifli dinlemeler, bekleyin beniii. *
ayrıca yayına daha saatler var ama 23 nisanda şiir okuyacak ilkokul çocukları gibi heyecanlıyım.
ayrıca yayına daha saatler var ama 23 nisanda şiir okuyacak ilkokul çocukları gibi heyecanlıyım.
devamını gör...
en son ağlanan şey
merdumlar baskında radyo yayını na dakikalar kalmış, belki bir saat belki daha az var başlamasına. kaybetme korkusu, istenmeyen ayrılıklar, birikmiş şeyler hepsi üst üste gelmiş...
normalde ağlamayı bile beceremeyecek kadar beceriksiz biriyim ama bir ağlama isteği var içimde. kendimi olabildiğince halsiz ve bitkin hissediyorum. ama yayın var biliyorum aynı zamanda da garip bir şekilde heyecanlıyım. heyecanımı yatıştırmak için duşa girmeye karar veriyorum. suyu açmamla ağlama krizine girmem bir oluyor. ondan önce en son ne zaman ağladım hatırlamıyorum bile. dakikalarca ağlıyorum. göz yaşlarım mı vücudumu ıslatan yoksa başımdan aşağı akan sular mı? karar veremiyorum. yayına son 15 dakika var. toparlanmam lazım. hala ağlıyorum, 10 dakika. ağlamaya devam ediyorum. en sonunda, nasıl oldu bilmiyorum, çıkıyorum banyodan bir şekilde. ve kaldığım yerden devam ediyorum.
normalde ağlamayı bile beceremeyecek kadar beceriksiz biriyim ama bir ağlama isteği var içimde. kendimi olabildiğince halsiz ve bitkin hissediyorum. ama yayın var biliyorum aynı zamanda da garip bir şekilde heyecanlıyım. heyecanımı yatıştırmak için duşa girmeye karar veriyorum. suyu açmamla ağlama krizine girmem bir oluyor. ondan önce en son ne zaman ağladım hatırlamıyorum bile. dakikalarca ağlıyorum. göz yaşlarım mı vücudumu ıslatan yoksa başımdan aşağı akan sular mı? karar veremiyorum. yayına son 15 dakika var. toparlanmam lazım. hala ağlıyorum, 10 dakika. ağlamaya devam ediyorum. en sonunda, nasıl oldu bilmiyorum, çıkıyorum banyodan bir şekilde. ve kaldığım yerden devam ediyorum.
devamını gör...
son mohikan
orijinal ismi the last of the mohicans olan 1992 yapımı film. aslında orijinal adıyla açmak istedim ama başlık kalabalığı olmaması adına bu başlığa yazıyorum. başlıkta daha çok çizgi filmine değinilmiş, filmine değinilmemiş. aslında çok özel bir filmdir bu film. ben genel olarak değineceğim. kalanı sayın ateist kaplumbağa’ya bırakacağım. içinde kızılderililer olduğu için izlediğine eminim ve olayların tarihsel akışına benden çok daha hakim.
önce oyunculara değineyim: daniel day lewis, cora munro, eric schweig, wes studi, russell means. yönetmeni ise michael mann.

bu filmin türkçe’ye yeni bir deyim kazandırdığından bahsedeyim önce: son mohikan. bir alanda türünün son örneği kişiler için bu deyim kullanılır. şimdilerde pek sık kullanılmasa da bizim gibi eskilerin çok iyi hatırladığı bir deyimdir bu.
filmle ilgili ikinci önemli husus ise müziği. dün de başlığını açtığım promentory bu filmin etkileyiciliğini üst seviyeye çıkarıyor. bu müzikle ilgili şunu söyleyebilirim: bu müzik olmasaydı, film gerçekten bu kadar etkileyici olmazdı. filmde kullanılan tek müzik bu( benim işittiğim). müzik öyle harika ki hangi filme koysanız , sizi etkiler. ama dün başlıkta da bahsettiğim gibi müzik beni daha çok kral arthur zamanlarına götürüyor. oradan bir excalibur çıksa şaşırmazdım yani.
filmin konusuna gelirsem, 1757 yılında amerika kıtasında süre gelen ingiliz- fransız savaşı’nı konu alıyor. yerliler hem birbirleriyle hem de ingilizlerle ve fransızlarla savaşıyorlar. son mohicanlar chingachgook ve oğlu uncas ve chingachgook’un yetiştirdiği ve mohican olmayan hawkaye, ingiliz albayının kızlarının da olduğu konvoya saldırı olunca, onları kurtarır ve kaleye kadar onlara eşlik ederler.
filmi değerlendirirsem, savaş sahneleri gerçekten vasat diyebilirim. ama filmin 92 yapımı olması, bu konuda eleştirmeye hakkım olmadığını anlatıyor. oyuncu seçimleri gerçekten iyi.hepsi gerçek kızılderililer miydi bilmiyorum ama değilse de gerçekten iyi bir oyuncu seçimi olmuş. daniel day lewis’in performansı fena değil; yüceltmeyeceğim de yermeyeceğim de. ama filme uygun olduğunu söyleyebilirim. filmin atmosferi ise harika. özellikle başlangıçtaki av sahnesindeki ormanın bakirliği ve kullanılan loş ışık, filme masalsı bir hava vermiş. aynı masalsı hava şelalenin arkasına saklandıkları bölümde de var. filmin en etkileyici bölümü ise son sahneler. albayın kızlarının yakalandığı ve alıkonulduğu sahneden son sahneye kadar olan bölüm gerçekten iyiydi.
izlenilecek filmdir efendim. madem format da değişiyor:
imdb puanı: 7,7/10
benim puanım: 8,9/10 .(küsüratı seviyorum).
film afişi şuradan: www.beyazperde.com/filmler/...
önce oyunculara değineyim: daniel day lewis, cora munro, eric schweig, wes studi, russell means. yönetmeni ise michael mann.

bu filmin türkçe’ye yeni bir deyim kazandırdığından bahsedeyim önce: son mohikan. bir alanda türünün son örneği kişiler için bu deyim kullanılır. şimdilerde pek sık kullanılmasa da bizim gibi eskilerin çok iyi hatırladığı bir deyimdir bu.
filmle ilgili ikinci önemli husus ise müziği. dün de başlığını açtığım promentory bu filmin etkileyiciliğini üst seviyeye çıkarıyor. bu müzikle ilgili şunu söyleyebilirim: bu müzik olmasaydı, film gerçekten bu kadar etkileyici olmazdı. filmde kullanılan tek müzik bu( benim işittiğim). müzik öyle harika ki hangi filme koysanız , sizi etkiler. ama dün başlıkta da bahsettiğim gibi müzik beni daha çok kral arthur zamanlarına götürüyor. oradan bir excalibur çıksa şaşırmazdım yani.
filmin konusuna gelirsem, 1757 yılında amerika kıtasında süre gelen ingiliz- fransız savaşı’nı konu alıyor. yerliler hem birbirleriyle hem de ingilizlerle ve fransızlarla savaşıyorlar. son mohicanlar chingachgook ve oğlu uncas ve chingachgook’un yetiştirdiği ve mohican olmayan hawkaye, ingiliz albayının kızlarının da olduğu konvoya saldırı olunca, onları kurtarır ve kaleye kadar onlara eşlik ederler.
filmi değerlendirirsem, savaş sahneleri gerçekten vasat diyebilirim. ama filmin 92 yapımı olması, bu konuda eleştirmeye hakkım olmadığını anlatıyor. oyuncu seçimleri gerçekten iyi.hepsi gerçek kızılderililer miydi bilmiyorum ama değilse de gerçekten iyi bir oyuncu seçimi olmuş. daniel day lewis’in performansı fena değil; yüceltmeyeceğim de yermeyeceğim de. ama filme uygun olduğunu söyleyebilirim. filmin atmosferi ise harika. özellikle başlangıçtaki av sahnesindeki ormanın bakirliği ve kullanılan loş ışık, filme masalsı bir hava vermiş. aynı masalsı hava şelalenin arkasına saklandıkları bölümde de var. filmin en etkileyici bölümü ise son sahneler. albayın kızlarının yakalandığı ve alıkonulduğu sahneden son sahneye kadar olan bölüm gerçekten iyiydi.
izlenilecek filmdir efendim. madem format da değişiyor:
imdb puanı: 7,7/10
benim puanım: 8,9/10 .(küsüratı seviyorum).
film afişi şuradan: www.beyazperde.com/filmler/...
devamını gör...
seni anlayan kimsenin olmaması
kötü olmasaydı iyinin kıymetini bilemezdik. beni anlayan bir çok insan olsaydı zaten böyle yalnızlık yazısı alnıma yazılmazdı. bir zamanlar anlayan birileri var zannediyordum, öyle olduğuna inanmak istiyordum belki de.
ama o insanlar da terk etti beni. kimisi yüzüstü, kimisi ebediyete yol aldı. beni anlayanı bıraktım, artık anlayacak kimsem kalmadı.
anlayan kimse olmayınca anlatacak bir şey de çıkmaz yürekten. yürekten diyorum çünkü dile gelmeye inancı kalmamıştır sözlerin.
dolayısıyla anlayan kimse kalmayınca kişi ancak kendi kendine anlatır veya düşünüp çözüm üretmeye çabalar.
allah kimseyi '' kimsesiz '' koymasın. en azından '' belki anlar '' diyeceği kimselerin varlığı bile huzur verir.
yoksa benim gibi günün 24 saatini gece yaşar...
ama o insanlar da terk etti beni. kimisi yüzüstü, kimisi ebediyete yol aldı. beni anlayanı bıraktım, artık anlayacak kimsem kalmadı.
anlayan kimse olmayınca anlatacak bir şey de çıkmaz yürekten. yürekten diyorum çünkü dile gelmeye inancı kalmamıştır sözlerin.
dolayısıyla anlayan kimse kalmayınca kişi ancak kendi kendine anlatır veya düşünüp çözüm üretmeye çabalar.
allah kimseyi '' kimsesiz '' koymasın. en azından '' belki anlar '' diyeceği kimselerin varlığı bile huzur verir.
yoksa benim gibi günün 24 saatini gece yaşar...
devamını gör...
ölüm
"senin yorgunluklarını
hastanelere makbuz yaptılar
çekingen duruşunu intihara karşı
kullanıyorlar koğuşlarda
çünkü çoktan ölüm götürdü seni
ölüm ölüm
gündelik sözlerimiz arasında
geçecek kadar kaba."
ismet özel - üç frenk havası
hastanelere makbuz yaptılar
çekingen duruşunu intihara karşı
kullanıyorlar koğuşlarda
çünkü çoktan ölüm götürdü seni
ölüm ölüm
gündelik sözlerimiz arasında
geçecek kadar kaba."
ismet özel - üç frenk havası
devamını gör...
61 sayısı edebiyatı yapmak
trabzonlu olmanın ya da trabzonsporlu olmanın gereği olandır.
61 gördüğü zaman durup bir daha bakabilen olmaktır.
matematik hocası olunca da, her sonucu 61 çıkarmaktır.
çünkü;
hayat bizi 61 kenara
ya da bize her yer trabzon
ve, favori emojisi bordo mavi kalp olandır. *
61 gördüğü zaman durup bir daha bakabilen olmaktır.
matematik hocası olunca da, her sonucu 61 çıkarmaktır.
çünkü;
hayat bizi 61 kenara
ya da bize her yer trabzon
ve, favori emojisi bordo mavi kalp olandır. *
devamını gör...
kafa sözlük esnafı
gel sözlük gel.
börekler peynirli, çünkü bence börek peynirli olur.
ben trabzonluyum, ben ne dersem o.
öyle nazlı müşteri çekmem.
yalnız, börekler öyle böyle değil, çok lezzetli,
kendim yaptım diye demiyorum.
ona göre gelin,
hatta hemen gelin,
bekleyemem de.
kuzguncuktaki vişne
bana şöyle güzelinden iyisinden hasından vişne ver. vişne bu zamana kalmaz ama sen benim için dondurucuya atmışındır.
ablam gelir diye düşünmüşsündür.
reçel yapmalık istiyorum,ona göre.
ıvanmılınskı ben kır çiçeği istiyorum
mevsimlik olanlardan, masalara koyacam tam köy konsepti olsun diye. o yüzden, bana allengirli gül goncaları gösterme lütfen. gelicem birazdan.
kaşkalnikov nasıl anlatsam, mavinin koyusu,
lacivertin açığı şal arıyorum.
ne çok parlak olsun ne çok mat.
var mı elinde?
yoksa da ayarla olur mu?
ben ne istediğimi biliyorum, kararsız müşteri değilim. bilinçliyim.
sende ara bul bi zahmet.
uğrarım ben ona göre.
domestic hıyar senden de yarım kilo salatalık alacam. anca tüketiyoruz biliyon mu? çocuklar yemiyor netçen.
kalan esnaf,
beni gördünüz de mi?
bende sizi gördüm.
biliyorum gene çok hoşum çok güzelim.
o sizin hoşluğunuz, güzelliğiniz ayrıca.
neyyyyyse,
ben öyle her şeyi bir günde alamam.
sizde almayın.
kalan günlerede kalsın.
ne yani yarın ölecekmiş gibi her şeyi bir günde bitirmeyelim.
uğrayacam ben ilk fırsatta.
hadi iyi işler.
börekler peynirli, çünkü bence börek peynirli olur.
ben trabzonluyum, ben ne dersem o.
öyle nazlı müşteri çekmem.
yalnız, börekler öyle böyle değil, çok lezzetli,
kendim yaptım diye demiyorum.
ona göre gelin,
hatta hemen gelin,
bekleyemem de.
kuzguncuktaki vişne
bana şöyle güzelinden iyisinden hasından vişne ver. vişne bu zamana kalmaz ama sen benim için dondurucuya atmışındır.
ablam gelir diye düşünmüşsündür.
reçel yapmalık istiyorum,ona göre.
ıvanmılınskı ben kır çiçeği istiyorum
mevsimlik olanlardan, masalara koyacam tam köy konsepti olsun diye. o yüzden, bana allengirli gül goncaları gösterme lütfen. gelicem birazdan.
kaşkalnikov nasıl anlatsam, mavinin koyusu,
lacivertin açığı şal arıyorum.
ne çok parlak olsun ne çok mat.
var mı elinde?
yoksa da ayarla olur mu?
ben ne istediğimi biliyorum, kararsız müşteri değilim. bilinçliyim.
sende ara bul bi zahmet.
uğrarım ben ona göre.
domestic hıyar senden de yarım kilo salatalık alacam. anca tüketiyoruz biliyon mu? çocuklar yemiyor netçen.
kalan esnaf,
beni gördünüz de mi?
bende sizi gördüm.
biliyorum gene çok hoşum çok güzelim.
o sizin hoşluğunuz, güzelliğiniz ayrıca.
neyyyyyse,
ben öyle her şeyi bir günde alamam.
sizde almayın.
kalan günlerede kalsın.
ne yani yarın ölecekmiş gibi her şeyi bir günde bitirmeyelim.
uğrayacam ben ilk fırsatta.
hadi iyi işler.
devamını gör...
kafa sözlük
reklam almıyor olması çok enteresan. ben ileriki yıllarda bu tarz girişimlerin artacağını düşünüyorum ve kafa sözlük ekibinin bir akıma öncülük ettiğine inanıyorum. her taraf yoğun grafik ve reklam bombardımanı altında. podcast gibi, sesli kitap gibi, netflix gibi mecralar bu grafik ve reklam bombardımanına karşı tepki olarak doğmuş, sessiz ve etkin oluşumlardır. gelecek, sadeliğin ve saygının olacak. inanıyorum, kafa sözlük' ün mayası tutacak.
edit: imla
edit: imla
devamını gör...
kitap ayracı
kitap okurken nerede kaldığımızı anlamamızı sağlayan nesne.
bazen bir fiş bazen her hangi bir kağıt bazen kağıt para bazen bir fotoğraf ayraç olarak kullanılabilir.
koleksiyonunu yapanları görmüştüm. değişik değişik çeşit çeşit kitap ayraçları. 'hepsinin bir hatırası var' diyordu arkadaş. o kadar çok ayraç biriktirmiş ki hayretle baktım onlara. o da heyacanla anlattı bana bir çocuk gibi.
ben abimin bir fotoğrafını kullanıyorum. arkasında bir not yazıyor. deminden beri arıyorum o hariç bir sürü bir şey buldum ayraç olarak kullandığım.

fotoğrafı bulursam editleyip atacağım tekrardan.
işte kimileri de anılarıyla ayırıyor benim gibi. bir sonraki sefer elimize aldığımızda kitabı minik bir duraksama yaşatıyor anılara gark ediyor.
kitap ayracı deyip geçmeyin yani. ne yaşanmışlıklar, ne anılar, ne boş vermişlikler var içinde.
kimisi de kendini kullanıyor kitabın ayırmak için. kıvırı veriyor bir sayfayı ya da bir ucunu. sanırım pek beklentisi yok hayattan belki de kıymet vermiyor kendine, kitaba boş veriyor işte.
görev bir şekilde yerine getiriliyor. son kalınan yer belirleniyor.
bazen bir fiş bazen her hangi bir kağıt bazen kağıt para bazen bir fotoğraf ayraç olarak kullanılabilir.
koleksiyonunu yapanları görmüştüm. değişik değişik çeşit çeşit kitap ayraçları. 'hepsinin bir hatırası var' diyordu arkadaş. o kadar çok ayraç biriktirmiş ki hayretle baktım onlara. o da heyacanla anlattı bana bir çocuk gibi.
ben abimin bir fotoğrafını kullanıyorum. arkasında bir not yazıyor. deminden beri arıyorum o hariç bir sürü bir şey buldum ayraç olarak kullandığım.

fotoğrafı bulursam editleyip atacağım tekrardan.
işte kimileri de anılarıyla ayırıyor benim gibi. bir sonraki sefer elimize aldığımızda kitabı minik bir duraksama yaşatıyor anılara gark ediyor.
kitap ayracı deyip geçmeyin yani. ne yaşanmışlıklar, ne anılar, ne boş vermişlikler var içinde.
kimisi de kendini kullanıyor kitabın ayırmak için. kıvırı veriyor bir sayfayı ya da bir ucunu. sanırım pek beklentisi yok hayattan belki de kıymet vermiyor kendine, kitaba boş veriyor işte.
görev bir şekilde yerine getiriliyor. son kalınan yer belirleniyor.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"vakit varken tomurcukları topla. zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir" - ölü ozanlar derneği
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü rozeti
şerefine, ben de portishead sevdamdan bir günlüğüne vazgeçiyor ve gururla sergiliyorum. çok şık bir incelik gerçekten. düşünenlerin aklına, yapanların ellerine ve edinenlerin de karmalarına sağlık.
devamını gör...
