keremyildiz
yaptığı tanım ve açtığı başlık sayısı karma puanından yüksek olan yazar. bu istatistik bile kalite sorunu olduğuna işaret.
devamını gör...
tuvaletini yaptıktan sonra hala klozette oturmak
aklıma nedense poseidon’s kiss olayını getiren eylemdir. poseidon sonuçta, koskoca tanrı, ayıp olmasın diye oturmaya devam etmiş olabiliriz.
devamını gör...
cinai şebeke
1995 yılında kurulan ve çıkardıkları grubun ismini taşıyan cartel albümüyle türkiye’yi bir süre kasıp kavuran ve belli bir yaş grubunun hala sözlerini ezbere bildiği şarkıları ile unutulmaz olan cartel grubunun bileşenlerinden olan grubun adıdır.

geceleri almanya sokaklarında gezinerek avlanmaya bayılan gruplardan karakan bir gün diğer bir grup olan cinai şebeke ile karşılar ve yol üstünden de erci e’yi alıp avlanmaya devam ederler.
ziyadesiyle milliyetçi duygularla beslenen grup yabancı düşmanlığına karşı bir arada olarak kendilerini koruma planı yaparlar. daha sonrada göreceğimiz fason rapçilerden daha farklı olarak siyasi bir duruşları ve isyanları vardır onların. kavgalarının bir nedeni vardır. boyunlarına taktıkları madalyonun ağırlığı altında değil yabancı düşmanlığını kol gezdiği bir dönemde yabancı bir ülkede olmanın ağırlığı altında ezilirler.

cartel grubu içinde benim favorim emali, ichibaba, ole ve inceefe’den oluşan cinai şebeke ekibi idi. onları dinlerken isyanı ve haksızlığa uğramışlığı hissetmemek elde değildi.
grup daha sonra tekrar birleşse de eski havayı yakalayamadı. solo albümler yapanlar da dikiş tutturamadı. cehennemden çıkan çılgın türk yandı bitti kül oldu.

geceleri almanya sokaklarında gezinerek avlanmaya bayılan gruplardan karakan bir gün diğer bir grup olan cinai şebeke ile karşılar ve yol üstünden de erci e’yi alıp avlanmaya devam ederler.
ziyadesiyle milliyetçi duygularla beslenen grup yabancı düşmanlığına karşı bir arada olarak kendilerini koruma planı yaparlar. daha sonrada göreceğimiz fason rapçilerden daha farklı olarak siyasi bir duruşları ve isyanları vardır onların. kavgalarının bir nedeni vardır. boyunlarına taktıkları madalyonun ağırlığı altında değil yabancı düşmanlığını kol gezdiği bir dönemde yabancı bir ülkede olmanın ağırlığı altında ezilirler.

cartel grubu içinde benim favorim emali, ichibaba, ole ve inceefe’den oluşan cinai şebeke ekibi idi. onları dinlerken isyanı ve haksızlığa uğramışlığı hissetmemek elde değildi.
grup daha sonra tekrar birleşse de eski havayı yakalayamadı. solo albümler yapanlar da dikiş tutturamadı. cehennemden çıkan çılgın türk yandı bitti kül oldu.
devamını gör...
kadınların evlenme merakı
gitgide azalan merak, merak etmeyin. sevinsenize olm aradaki cinsel yasağı kaldırmak için bir imza atıp ömür boyu nafaka ödemenize gerek kalmıyor. kurtuluyorsunuz işte.
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
ilk adımı daha hiçbir şeye karar veremeyen erkeklerden tabii ki beklemiyoruz. olay şu ki erkeklerden hiçbir şey beklemiyoruz siz de beklemeyin adım madım.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
dalından kopmuş yaprağın akibetini rüzgar tayin eder. tükeş
devamını gör...
iorek byrnison (yazar)
az önce beni de seri + ve favori gazabına uğratan, şimdilik pek tanımadığım ancak okurken keyif aldığım entryler girmiş ve hakkında çok güzel şeyler söylenen bir yazar arkadaşımız kendisi diyerek yazının sonuna gelirken yedi bildirim daha geldi...
devamını gör...
cosmos: a personal voyage
türkçe : (bkz: kozmos: kişisel yolculuk)
kısaca "cosmos" yahut belgeseli sunan bilim insanı ön plana çıkarılarak "carl sagan's cosmos (voyage)" gibi isimlerle de anılan, carl sagan, ann druyan ve steven soter tarafından yazılıp, birleşik amerikalı gök bilimci ve astrobiyolog carl sagan tarafından sunulan 1980 yapımı 13 bölümlük belgesel serisidir.
uzayı, evreni, zamanı, dünyayı ve diğer gök cisimlerini; doğa yasalarını; evrenin ve canlıların yapısını, oluşumunu, kökenini; bilimi, bilimin gelişimini ve yöntemlerini olabildiğince herkesin anlayabileceği bir dille, belli başlı bilimsel verilerle ve verileri destekleyici zengin bir görsel içerikle sunan başarılı bir belgesel şaheseridir.
bilim dünyasını insanlığa açmayı ve bilimsel gerçekleri insanlarla paylaşmayı hedefleyen carl sagan'ın kuşkusuz en popüler eserlerinden biridir. yıllar sonra carl sagan'ın öğrencisi neil degrasse tyson'ın sunumuyla devamı niteliğinde (bkz: cosmos: a spacetime odyssey) belgesel serisi çekildi.
kısaca "cosmos" yahut belgeseli sunan bilim insanı ön plana çıkarılarak "carl sagan's cosmos (voyage)" gibi isimlerle de anılan, carl sagan, ann druyan ve steven soter tarafından yazılıp, birleşik amerikalı gök bilimci ve astrobiyolog carl sagan tarafından sunulan 1980 yapımı 13 bölümlük belgesel serisidir.
uzayı, evreni, zamanı, dünyayı ve diğer gök cisimlerini; doğa yasalarını; evrenin ve canlıların yapısını, oluşumunu, kökenini; bilimi, bilimin gelişimini ve yöntemlerini olabildiğince herkesin anlayabileceği bir dille, belli başlı bilimsel verilerle ve verileri destekleyici zengin bir görsel içerikle sunan başarılı bir belgesel şaheseridir.
bilim dünyasını insanlığa açmayı ve bilimsel gerçekleri insanlarla paylaşmayı hedefleyen carl sagan'ın kuşkusuz en popüler eserlerinden biridir. yıllar sonra carl sagan'ın öğrencisi neil degrasse tyson'ın sunumuyla devamı niteliğinde (bkz: cosmos: a spacetime odyssey) belgesel serisi çekildi.
devamını gör...
yazarların üzülünce yaptıkları şeyler
internette anlamsızca gezmek falan bir şekilde kendimi oyalamaya çalışıyorum yoksa çok daha kötü oluyor.
devamını gör...
tarihi bir görsel bırak
bikini atolü adı verilen bölgede 1946'da yapılan nükleer deneme.
patlama etrafında gemileri görebilirsiniz. * orada olmalarının nedeni, uzaklığa bağlı olarak ne kadar hasar alacaklarını görmek.


görsellerin kaynağı
patlama etrafında gemileri görebilirsiniz. * orada olmalarının nedeni, uzaklığa bağlı olarak ne kadar hasar alacaklarını görmek.


görsellerin kaynağı
devamını gör...
at fobisi
bundan 3 sene önce yıl sonu pikniği için çocuklar ve anneleriyle birlikte bünyesinde at çiftliği olan bir tesise gittik. çocukların midillilere binebileceği, çimlerde yatıp yuvarlanabilecekleri inanılmaz güzel bir yerdi.
her cins atın kendine ait bir bölmesi, her at için çocukların binmesine yardımcı olacak bir seyis vardı. büyük olan bazı atlar henüz yabani oldukları için yardımcılar tarafından yanlarına yaklaşılmaması konusunda uyarıldık. herkes kendisine gösterilen alanda atları beslemeye başladı.
her şey normal giderken birden olanlar oldu.
benim, aşırı tatlı olduğu kadar "yapma denileni yapmaktan keyif alan" canım öğrencim yanına yaklaşılmaması gereken atın yanına gidip ona şeker uzattı. kesme şekerlerden biri yere düşünce almak için eğildi. at, tam bu sırada öğrencimi omzundan tuttu ve havada sallamaya başladı.
şimdi rica ediyorum gözünüzün önüne getirin;
5 yaşında bir çocuk, kot ceketinin omzundan tutularak atın ağzında sallanıyor ve annesine bağırıyor " annee atın dişlerine bak ne kadar güçlü beni sallıyor baksanaa"
annesi ve seyisler hemen öğrencimi atın ağzından aldı. sonrasında çok kısa bir an duraklama oldu, çocukta hiçbir şeyin olmadığı atın sadece kot ceketi tuttuğunu anladığımız anda heepimiz kahkahaya boğulduk.
şimdi şu satırları yazarken bile gülüyorum.
öğrencimde bu olaydan sonra at fobisi olmadı diye biliyorum ancak beni her gördüğünde "öğretmeniiim, beni at nasıl ısırıp sallamıştı ama demi?" diyor. *
her cins atın kendine ait bir bölmesi, her at için çocukların binmesine yardımcı olacak bir seyis vardı. büyük olan bazı atlar henüz yabani oldukları için yardımcılar tarafından yanlarına yaklaşılmaması konusunda uyarıldık. herkes kendisine gösterilen alanda atları beslemeye başladı.
her şey normal giderken birden olanlar oldu.
benim, aşırı tatlı olduğu kadar "yapma denileni yapmaktan keyif alan" canım öğrencim yanına yaklaşılmaması gereken atın yanına gidip ona şeker uzattı. kesme şekerlerden biri yere düşünce almak için eğildi. at, tam bu sırada öğrencimi omzundan tuttu ve havada sallamaya başladı.
şimdi rica ediyorum gözünüzün önüne getirin;
5 yaşında bir çocuk, kot ceketinin omzundan tutularak atın ağzında sallanıyor ve annesine bağırıyor " annee atın dişlerine bak ne kadar güçlü beni sallıyor baksanaa"
annesi ve seyisler hemen öğrencimi atın ağzından aldı. sonrasında çok kısa bir an duraklama oldu, çocukta hiçbir şeyin olmadığı atın sadece kot ceketi tuttuğunu anladığımız anda heepimiz kahkahaya boğulduk.
şimdi şu satırları yazarken bile gülüyorum.
öğrencimde bu olaydan sonra at fobisi olmadı diye biliyorum ancak beni her gördüğünde "öğretmeniiim, beni at nasıl ısırıp sallamıştı ama demi?" diyor. *
devamını gör...
insanın anlam arayışı
önce kitabın yazarından biraz bahsedelim.
viktor emil frankl
avusturyalı yazar. nöroloji ve psikiyatri alanında eğitim görmüş. viyana’da psikanaliz alanında bugün eğitim vermeye devam eden “logoterapi” okulunu kurmuştur. viyana üniversitesinde, daha yakından tanıdığımız bir isimden eğitim almıştır. (bkz: sigmund freud)
ancak frankl’i, diğer yazarlardan ayıran özellik ise, 1942-1945 yıllarında dachau ve ausschwitz toplama kampında esir olarak bulunmasıdır. tüm ailesini toplama kamplarında kaybeden frankl, ikinci dünya savaşının sona ermesiyle bu ölüm kamplarından sağ olarak kurtulanlar arasındadır.
yaşadığı tecrübeyi bilim ile birleştirip kitaplarına aktarmıştır. yıllar önce almancası “trotzdem ja zum leben sagen” kitabını okumuştum. ingilizceye “man's search for meaning” olarak çevrilen kitap yine ingilizceden türkçeye “insanın anlam arayışı” olarak çevrilmiştir.
ancak buraya bir dipnot düşeyim; kitap türkçeye ingilizceden çevrilmiştir. bu biraz bana sol elle sağ kulağı tutmak gibi geliyor ama henüz türkçe çevirisini okumadığım için bu konuda yorum yapmayayım. çeviri meselesine takık biri olarak, kafka’nın kitaplarına yapılan zulmü okumuş ve “bu ne lan” gibi gayet samimi bir tepki göstermiştim. konudan uzaklaşmayalım. başka bir yazımızda çeviri hatalarından bahsederiz.
kitabı okumanızı öneriyorum ancak sakın ola kitabı, şu saçma “kişisel gelişim” türünden sanmayın. yaşanmış bir tecrübenin, bilimsel bakış açısıyla ortaya konulduğu bir kitaptır. frankl, insanın anlam arayışının adresini “sevgi” olarak gösterir. yazımızı kısa bir alıntıyla bitirelim.
“sevmediği sürece hiç kimse, bir başka insanın özünün tam olarak farkına varamaz.”
victor emil frankl - “insanın anlam arayışı”
okunacak kitaplar listenize ekleyin.
viktor emil frankl
avusturyalı yazar. nöroloji ve psikiyatri alanında eğitim görmüş. viyana’da psikanaliz alanında bugün eğitim vermeye devam eden “logoterapi” okulunu kurmuştur. viyana üniversitesinde, daha yakından tanıdığımız bir isimden eğitim almıştır. (bkz: sigmund freud)
ancak frankl’i, diğer yazarlardan ayıran özellik ise, 1942-1945 yıllarında dachau ve ausschwitz toplama kampında esir olarak bulunmasıdır. tüm ailesini toplama kamplarında kaybeden frankl, ikinci dünya savaşının sona ermesiyle bu ölüm kamplarından sağ olarak kurtulanlar arasındadır.
yaşadığı tecrübeyi bilim ile birleştirip kitaplarına aktarmıştır. yıllar önce almancası “trotzdem ja zum leben sagen” kitabını okumuştum. ingilizceye “man's search for meaning” olarak çevrilen kitap yine ingilizceden türkçeye “insanın anlam arayışı” olarak çevrilmiştir.
ancak buraya bir dipnot düşeyim; kitap türkçeye ingilizceden çevrilmiştir. bu biraz bana sol elle sağ kulağı tutmak gibi geliyor ama henüz türkçe çevirisini okumadığım için bu konuda yorum yapmayayım. çeviri meselesine takık biri olarak, kafka’nın kitaplarına yapılan zulmü okumuş ve “bu ne lan” gibi gayet samimi bir tepki göstermiştim. konudan uzaklaşmayalım. başka bir yazımızda çeviri hatalarından bahsederiz.
kitabı okumanızı öneriyorum ancak sakın ola kitabı, şu saçma “kişisel gelişim” türünden sanmayın. yaşanmış bir tecrübenin, bilimsel bakış açısıyla ortaya konulduğu bir kitaptır. frankl, insanın anlam arayışının adresini “sevgi” olarak gösterir. yazımızı kısa bir alıntıyla bitirelim.
“sevmediği sürece hiç kimse, bir başka insanın özünün tam olarak farkına varamaz.”
victor emil frankl - “insanın anlam arayışı”
okunacak kitaplar listenize ekleyin.
devamını gör...
her yerde aynı şifreyi kullanan insan
ben her yerde aynı şifreyi kullanırım. tek bir şifrem vardır. onu da unutuyorum.
devamını gör...
junji ito
korku-bilim kurgu ustası japon mangaka.
çizim tarzının orjinalliğinin yanında hikayeleri ve hikayelerini işleyiş biçimiyle de diğer mangakalardan ayrılan bir deha kendisi.
eserleriyle sizi alır uçurur içinde yaşatır.
uzumaki'yi okurken korkudan yerimde duramadığımı, etrafıma bakındığımı hatırlarım.
epey bir eseri türkçeye çevrildi devamını da sabırsızlıkla bekliyoruz...
ben çizim tarzı ve hikayeleriyle kendisine galip tekin'in japon versiyonu diyorum.
çizim tarzının orjinalliğinin yanında hikayeleri ve hikayelerini işleyiş biçimiyle de diğer mangakalardan ayrılan bir deha kendisi.
eserleriyle sizi alır uçurur içinde yaşatır.
uzumaki'yi okurken korkudan yerimde duramadığımı, etrafıma bakındığımı hatırlarım.
epey bir eseri türkçeye çevrildi devamını da sabırsızlıkla bekliyoruz...
ben çizim tarzı ve hikayeleriyle kendisine galip tekin'in japon versiyonu diyorum.
devamını gör...
normal sözlük’ün isminin acilen değiştirilmesi gerekliliği
çok güzel ifade edilmiş bir açıklama. yeni isim üzerinde çok durulduğunu ben de düşünmüyorum.
sanki moderasyon ve yönetim arasında istişare edilmiş, yazarlara danışma gereği duyulmadan oldu bittiye getirilmiş gibi.
cidden söylüyorum portakal sözlük bu isimden daha ön plana çıkardı. bizi çok etkilemez ama dışarıdan gelen için çok çekici bir isim değil, jenerik isim de değil.
üzgünüm yoldaş ama bu sefer haklılar. seni de anlıyoruz, hedeflerin var ama bu isim resmen kendi hedefini baltalamak gibi olmuş. zamanla göreceğiz bu ismin sözlüğe artışını ve eksisini.
biz yazarız en fazla yazarız ama burası senin için bir eser, bir emek ve başarıya gidecek bir yol olacak.
gün gelecek ne kadar karşı koysan da buranın üzerinden kazanç elde edeceksin. reklamsız sözlük dedin ama zaten çok üzerinde durmadık bir gün alacaktın. o gün bu isimle geldi. reklam alacağız dediğinde bunu da doğal karşıladık. sonuçta burası tabiri caizse hayrına açılmış bir oluşum değil.
umarım biz yazarlarını anlar ve önemser, bu konuda bizi mutlu edecek bir yeniliğe gidersin.
biz, ilk günden beri olduğu gibi hep sözlükçe yanındayız.
sanki moderasyon ve yönetim arasında istişare edilmiş, yazarlara danışma gereği duyulmadan oldu bittiye getirilmiş gibi.
cidden söylüyorum portakal sözlük bu isimden daha ön plana çıkardı. bizi çok etkilemez ama dışarıdan gelen için çok çekici bir isim değil, jenerik isim de değil.
üzgünüm yoldaş ama bu sefer haklılar. seni de anlıyoruz, hedeflerin var ama bu isim resmen kendi hedefini baltalamak gibi olmuş. zamanla göreceğiz bu ismin sözlüğe artışını ve eksisini.
biz yazarız en fazla yazarız ama burası senin için bir eser, bir emek ve başarıya gidecek bir yol olacak.
gün gelecek ne kadar karşı koysan da buranın üzerinden kazanç elde edeceksin. reklamsız sözlük dedin ama zaten çok üzerinde durmadık bir gün alacaktın. o gün bu isimle geldi. reklam alacağız dediğinde bunu da doğal karşıladık. sonuçta burası tabiri caizse hayrına açılmış bir oluşum değil.
umarım biz yazarlarını anlar ve önemser, bu konuda bizi mutlu edecek bir yeniliğe gidersin.
biz, ilk günden beri olduğu gibi hep sözlükçe yanındayız.
devamını gör...
ırmak arıcı'nın tartıştığı kişinin yüzüne tükürmesi
şimdi mağara esprisi yapmayın ama.
ırmak arıcı kim yahu?
ırmak arıcı kim yahu?
devamını gör...
kafkaokur
illüstrasyonlarına ölüp ölüp bittiğim, içinde reklamın eser miktarda olduğu, kapak ve konu seçimlerinde türlerine göre daha orijinal olan, severek okuduğum edebiyat dergisi.
devamını gör...
rati
hinduların aşk, şehvet, ihtiras ve cinsel zevk tanrıçası olarak adlandırılır. tanrıça rati'nin adı sanskritçe "keyif almak, haz almak" anlamına gelen "ram" kökünden gelmektedir. rati aynı zamanda "dişi tohumu" anlamına da gelir.
rati genellikle cinsel uyarılma, ihtiras ve haz ile ilişkilidir. ancak rati'nin cinsel aktivitenin sadece zevk kısmı ile bağlantısı vardır ve çocuk doğurma ile annelik kısmıyla herhangi bir bağlantısı yoktur.

rati'nin adından birçok sanskritçe sözcük türemiştir. örneğin; kama rati (tutkudan aptala dönmüş adam), rati karman (cinsel birleşme), rati laksha (cinsel birleşme), rati bhoga (cinsel haz), rati shakti (cinsel güç), rati jna (aşk sanatında becerikli), ve rati yuddha (seks savaşı) bu kelimelere örnek olarak verilebilir.
rati, genellikle prajapati dakşa'nın kızı olarak tanımlanır ve aşk tanrısı kama'nın eşidir. rati, kama'nın yalnızca eşi değil aynı zamanda onun yardımcısıdır ve sürekli yanında olduğu için cinsel duyguları azdırır. kama genellikle yanında rati ile resmedilmektedir.
kama ile birlikte rati'ye de ibadet edilir.
kama'ya adanan bayram geleneklerinde de aynı zamanda rati'ye de ibadet edilir.
kitabe ve tapınak heykellerinde genellikle eşi kama ile birlikte tasvir edilir.
hindu metinlerinde rati'nin güzelliğini ve şehvetini vurgulayan metinlere sıklıkla rastlanır. rati, aşk tanrısını büyüleyecek güce sahip bir genç kız olarak betimlenmektedir. rati'nin vahanası da eşi kama gibi papağandır ve rati sıklıkla bir kılıç ile birlikte resmedilmektedir.
rati genellikle cinsel uyarılma, ihtiras ve haz ile ilişkilidir. ancak rati'nin cinsel aktivitenin sadece zevk kısmı ile bağlantısı vardır ve çocuk doğurma ile annelik kısmıyla herhangi bir bağlantısı yoktur.

rati'nin adından birçok sanskritçe sözcük türemiştir. örneğin; kama rati (tutkudan aptala dönmüş adam), rati karman (cinsel birleşme), rati laksha (cinsel birleşme), rati bhoga (cinsel haz), rati shakti (cinsel güç), rati jna (aşk sanatında becerikli), ve rati yuddha (seks savaşı) bu kelimelere örnek olarak verilebilir.
rati, genellikle prajapati dakşa'nın kızı olarak tanımlanır ve aşk tanrısı kama'nın eşidir. rati, kama'nın yalnızca eşi değil aynı zamanda onun yardımcısıdır ve sürekli yanında olduğu için cinsel duyguları azdırır. kama genellikle yanında rati ile resmedilmektedir.
kama ile birlikte rati'ye de ibadet edilir.
kama'ya adanan bayram geleneklerinde de aynı zamanda rati'ye de ibadet edilir.
kitabe ve tapınak heykellerinde genellikle eşi kama ile birlikte tasvir edilir.
hindu metinlerinde rati'nin güzelliğini ve şehvetini vurgulayan metinlere sıklıkla rastlanır. rati, aşk tanrısını büyüleyecek güce sahip bir genç kız olarak betimlenmektedir. rati'nin vahanası da eşi kama gibi papağandır ve rati sıklıkla bir kılıç ile birlikte resmedilmektedir.
devamını gör...

