b12 hastasının ilacını içmeyi unutması
sol elimin üzerindeki b12 dövmesinin neden yaptırdığımı hatırlatan başlık.
devamını gör...
düşünen insan yetiştirmek için müfredatta ağırlık verilmesi gereken dersler
tartışmasız (bkz: felsefe) bu derslerin başında gelir ancak lise 1 hariç müfredatta yoktur. sadece 1 yıllık eğitim öğretim süresi içinde verilen bu ders yetersizdir. ancak bu dersi türkiye'de araştıran, düşünen, sorgulayan insanlar yetiştirmek için müfredata koymak ve sağlam bir eğitim verebilmek için öncelikle eğitimcilerin eğitilmesine ihtiyaç vardır. ne demek istediğim 2019 yılında fransa'da yapılan bakalorya sınavı felsefe sorularına bakarak ve bu soruların ortalama 17 yaşlarında ve lise eğitiminden mezuniyet aşamasındaki öğrencilerin yanıtlayabildiği sorular olduğu göz önüne alındığında "ezberci eğitim" ile "sorgulayan ve yorumlayan eğitim" arasındaki fark çok daha net olarak görülebilecektir:
bac 2019 felsefe soruları:
edebiyat-sanat grubu felsefe sınavı
1. zamandan kaçmak mümkün müdür? (est-il possible d’échapper au temps?)
2. bir sanat eseri nasıl iyi biçimde açıklanır? (a quoi bon expliquer une oeuvre d’art?)
3. hegel’in hukuk felsefesi ilkeleri’nden (1820) alınan metni açıklayınız. (extrait d'un texte de hegel, tiré de ses principes de la philosophie du droit, parus en 1820.)
ekonomi-toplum grubu felsefe sınavı
1. ahlak, en iyi siyaset midir? (la morale est-elle la meilleure des politiques ?)
2. emek, insanları ayrıştırır mı? (le travail divise-t-il les hommes?)
3. leibniz’in descartes’ın ilkeleri’nden (1692) alınmış sözleri açıklayınız. (extrait d'un texte de leibniz, tiré de ses remarques sur la partie générale des principes de descartes, publié en 1692.)
fen grubu felsefe sınavı
1. çok sayıda kültürün varlığı insan türünün birliği önünde engel oluşturur mu? (la pluralité des cultures fait-elle obstacle à l’unité du genre humain?)
2. ödevlerini tanımak, özgürlüğünden vazgeçmek anlamına gelir mi? (reconnaître ses devoirs, est-ce renoncer à sa liberté ?)
3. freud'un bir yanılsamanın geleceği'nden (1927') alınan metni açıklayınız. (extrait d'un texte de freud, tiré de l'avenir d'une illusion, publié en 1927.)
teknoloji grubu felsefe sınavı
1. yalnızca değiştirilebilir olan şeyin mi değeri vardır? (seul ce qui peut s’échanger a-t-il de la valeur?)
2. kanunlar bizi mutlu edebilir mi? (les lois peuvent-elles faire notre bonheur?)
3. montaigne’in denemeler’inden (1580) alınan metni açıklayınız. (extrait d’un texte de montaigne, tiré des essais, publié en 1580.)
türkiye'deki lise öğrencilerini geçtim, bu soruları bölümü fark etmeksizin kaç üniversite mezunu tutarlı bir şekilde yanıtlayabilir diye gerçekten merak ettiğim vakıadır. burada tekrar değinmekte yarar vardır. sorgulayan ve yorumlayan eğitime geçiş yapabilmek için öncelikle eğitimcilerin eğitilmesine ihtiyaç vardır. türkiye'nin sorunu balığın değil, tuzun kokmuş olmasıdır. işbu durum "sadece" müfredata ekleme çıkarmalar yapılarak halledilebilecek bir durum değildir.
bac 2019 felsefe soruları:
edebiyat-sanat grubu felsefe sınavı
1. zamandan kaçmak mümkün müdür? (est-il possible d’échapper au temps?)
2. bir sanat eseri nasıl iyi biçimde açıklanır? (a quoi bon expliquer une oeuvre d’art?)
3. hegel’in hukuk felsefesi ilkeleri’nden (1820) alınan metni açıklayınız. (extrait d'un texte de hegel, tiré de ses principes de la philosophie du droit, parus en 1820.)
ekonomi-toplum grubu felsefe sınavı
1. ahlak, en iyi siyaset midir? (la morale est-elle la meilleure des politiques ?)
2. emek, insanları ayrıştırır mı? (le travail divise-t-il les hommes?)
3. leibniz’in descartes’ın ilkeleri’nden (1692) alınmış sözleri açıklayınız. (extrait d'un texte de leibniz, tiré de ses remarques sur la partie générale des principes de descartes, publié en 1692.)
fen grubu felsefe sınavı
1. çok sayıda kültürün varlığı insan türünün birliği önünde engel oluşturur mu? (la pluralité des cultures fait-elle obstacle à l’unité du genre humain?)
2. ödevlerini tanımak, özgürlüğünden vazgeçmek anlamına gelir mi? (reconnaître ses devoirs, est-ce renoncer à sa liberté ?)
3. freud'un bir yanılsamanın geleceği'nden (1927') alınan metni açıklayınız. (extrait d'un texte de freud, tiré de l'avenir d'une illusion, publié en 1927.)
teknoloji grubu felsefe sınavı
1. yalnızca değiştirilebilir olan şeyin mi değeri vardır? (seul ce qui peut s’échanger a-t-il de la valeur?)
2. kanunlar bizi mutlu edebilir mi? (les lois peuvent-elles faire notre bonheur?)
3. montaigne’in denemeler’inden (1580) alınan metni açıklayınız. (extrait d’un texte de montaigne, tiré des essais, publié en 1580.)
türkiye'deki lise öğrencilerini geçtim, bu soruları bölümü fark etmeksizin kaç üniversite mezunu tutarlı bir şekilde yanıtlayabilir diye gerçekten merak ettiğim vakıadır. burada tekrar değinmekte yarar vardır. sorgulayan ve yorumlayan eğitime geçiş yapabilmek için öncelikle eğitimcilerin eğitilmesine ihtiyaç vardır. türkiye'nin sorunu balığın değil, tuzun kokmuş olmasıdır. işbu durum "sadece" müfredata ekleme çıkarmalar yapılarak halledilebilecek bir durum değildir.
devamını gör...
aynı ayakkabıyı senelerce giyen insan
biri beni mi çağırdı * .gerçekten o kadar fazla ayakkabım var ki geçenlerde daha dün alınmış gibi olan bir spor ayakkabıma rastladım ; ama aslında 7 sene olmuş. sıra gelmeyince çok eski ayakkabılarınız da kolaylıkla hala giyilebilir halde oluyor.
devamını gör...
haz duyulan küçük sapıklıklar
soğuk duvar çıplak ayak dayamak. muhteşem bir his değil mi ama.
devamını gör...
dergipark
evrim ağacı ile dergipark her zaman başvurduğum, mükemmel makaleler bulabildiğim kaynaklardır.
devamını gör...
ayrılık sonrası ilk sabah
en zor sabahtır.
geceden kalmış şiş gözlerle aile fertlerine bir şey çaktırmadan yataktan kalkıp elini yüzünü yıkarsın. soğuk suyun yüzüne değmesiyle beraber başında zonklamaya başlar. zaten doğru düzgün uyumamışsındır. onun da vermiş olduğu halsizlik,sinirle bir hışımla banyodan çıkarsın.
benim genel ruh halim kimseye bir şey belli etmeden, kalan sağlar benimdir diyerek kaldığım yerden hayatıma devam etmektir.
gerekirse o makyaj yapılır, ojeler sürülür, en güzel kıyafetler giyilir, saçlar yapılır evden çıkılır. günün ilerleyen saatlerinde ağlama krizleri ve sinir kendini belli ettirse de o da geçer. sezen aksu'nun da dediği gibi " geçer geçer daha öncekiler gibi bu da geçer". zaten neler neler geçmedi ki?
geceden kalmış şiş gözlerle aile fertlerine bir şey çaktırmadan yataktan kalkıp elini yüzünü yıkarsın. soğuk suyun yüzüne değmesiyle beraber başında zonklamaya başlar. zaten doğru düzgün uyumamışsındır. onun da vermiş olduğu halsizlik,sinirle bir hışımla banyodan çıkarsın.
benim genel ruh halim kimseye bir şey belli etmeden, kalan sağlar benimdir diyerek kaldığım yerden hayatıma devam etmektir.
gerekirse o makyaj yapılır, ojeler sürülür, en güzel kıyafetler giyilir, saçlar yapılır evden çıkılır. günün ilerleyen saatlerinde ağlama krizleri ve sinir kendini belli ettirse de o da geçer. sezen aksu'nun da dediği gibi " geçer geçer daha öncekiler gibi bu da geçer". zaten neler neler geçmedi ki?
devamını gör...
uyutmayan sorular
uyutmayan sorular değildir.kafandaki soruların belirsiz olduğu veya belirsizleşmeye başladığı zamanlardır.
devamını gör...
doyduğunu anlamayıp yemeye devam etme sorunsalı
doydugunu anlamamak demeyelim de anlamazdan gelmek diyelim.
devamını gör...
sevilen latince deyişler
vi veri veniversum vivus vici ;
gerçeğin gücüyle yaşadığım süre boyunca, kainatı bile fethedebilirim.
gerçeğin gücüyle yaşadığım süre boyunca, kainatı bile fethedebilirim.
devamını gör...
chocolate chip cookies
amerikan cookie veya starbuck kurabiyesi olarak da bildiğimiz kurabiye çeşidi. bildiğiniz damla çikolatalı kurabiye
içerisinde tereyağ, şeker, daha çok şeker, çikolata, un, yumurta ve kabartma tozu bulunuyor. özelliği fırında yayılması, aşırı kabarmaması, dışının çıtır içinin yumuşak olması...
internetteki farklı tariflerle defalarca denedim. tamamen yayvan ve aşırı lezzetli tarifi tam olarak tutturabildim desem yalan olur. çeşitli tariflerden derleme tarifimi paylaşıyorum.
malzemeler:
1 yumurta
yarım paket (125 gr) tereyağ
1 çay bardağından biraz fazla esmer şeker (çay bardakları küçük olanlar değil de bi boy büyük olanları. paşabahçede istanbul serisi diye satılanlardan)
yarım çay bardağı beyaz toz şeker
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilin
1 paket bitter, 1 paket sütlü çikolata (veya damla çikolata)
3 çay bardağı un
ben denediğim tariflerde tereyağ yerine margarin kullanmaya başladım. hakiki tereyağ sağlıklı olduğundan mıdır nedir damak zevkim kabul etmiyor. tüm malzemeleri oda sıcaklığında tutarak tarifi yapın diyorlar. tereyağ/margarin oda sıcaklığında çok zor karıştığı için mikrodalgada ısıtıyorum. çikolata parçaları iri olsun derseniz bıçak yardımıyla kesin. yok uğraşamam derseniz damla çikolata işinizi görür.
yapılışı:
tereyağ ve şekeri spatula veya yardımıyla karıştırın, elinizle karıştırmayın. elinizin sıcaklığı geçmesin. iyice karıştıktan sonra yumurtayı ekleyerek karıştırmaya devam edin. kabartma tozu, vanilin ve unu katıp karıştırın. unu yavaş yavaş ekleyin. cıvık bir kıvamı olması gerekiyor. sıvı halde olmasın yeter. unu fazla gelirse pişerken tepside yayılmaz. karışım unla iyice karıştıktan sonra kestiğiniz çikolataları ekleyin. çikolatalar çok ufalıp dağılmasın diye en son ekliyoruz. kolay şekil alıp elinize yüzünüze bulaşmaması için bir süre buzdolabında bekletin. sonrasında kaşık, dondurma kaşığı vb yardımıyla -tercihen fırın kağıdı serilmiş- tepsiye yuvarlak yuvarlak yerleştirin. (merak etmeyin sonra yayılıp yassı bir şekil alacak) önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 15-20 dakika kadar pişirin. çok hızlı yanıyorlar gözünüzü fırından ayırmayın. afiyet olsun.
içerisinde tereyağ, şeker, daha çok şeker, çikolata, un, yumurta ve kabartma tozu bulunuyor. özelliği fırında yayılması, aşırı kabarmaması, dışının çıtır içinin yumuşak olması...
internetteki farklı tariflerle defalarca denedim. tamamen yayvan ve aşırı lezzetli tarifi tam olarak tutturabildim desem yalan olur. çeşitli tariflerden derleme tarifimi paylaşıyorum.
malzemeler:
1 yumurta
yarım paket (125 gr) tereyağ
1 çay bardağından biraz fazla esmer şeker (çay bardakları küçük olanlar değil de bi boy büyük olanları. paşabahçede istanbul serisi diye satılanlardan)
yarım çay bardağı beyaz toz şeker
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilin
1 paket bitter, 1 paket sütlü çikolata (veya damla çikolata)
3 çay bardağı un
ben denediğim tariflerde tereyağ yerine margarin kullanmaya başladım. hakiki tereyağ sağlıklı olduğundan mıdır nedir damak zevkim kabul etmiyor. tüm malzemeleri oda sıcaklığında tutarak tarifi yapın diyorlar. tereyağ/margarin oda sıcaklığında çok zor karıştığı için mikrodalgada ısıtıyorum. çikolata parçaları iri olsun derseniz bıçak yardımıyla kesin. yok uğraşamam derseniz damla çikolata işinizi görür.
yapılışı:
tereyağ ve şekeri spatula veya yardımıyla karıştırın, elinizle karıştırmayın. elinizin sıcaklığı geçmesin. iyice karıştıktan sonra yumurtayı ekleyerek karıştırmaya devam edin. kabartma tozu, vanilin ve unu katıp karıştırın. unu yavaş yavaş ekleyin. cıvık bir kıvamı olması gerekiyor. sıvı halde olmasın yeter. unu fazla gelirse pişerken tepside yayılmaz. karışım unla iyice karıştıktan sonra kestiğiniz çikolataları ekleyin. çikolatalar çok ufalıp dağılmasın diye en son ekliyoruz. kolay şekil alıp elinize yüzünüze bulaşmaması için bir süre buzdolabında bekletin. sonrasında kaşık, dondurma kaşığı vb yardımıyla -tercihen fırın kağıdı serilmiş- tepsiye yuvarlak yuvarlak yerleştirin. (merak etmeyin sonra yayılıp yassı bir şekil alacak) önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 15-20 dakika kadar pişirin. çok hızlı yanıyorlar gözünüzü fırından ayırmayın. afiyet olsun.
devamını gör...
tek dünya devleti projesi
-- biz masada mıyız??
-- bizim olmadığımız masa yok.
-- bizim olmadığımız masa yok.
devamını gör...
fatma şahin'in rte'yi başöğretmen ilan etmesi
sayın erdoğan sevgisinin coştuğu şu söylemlerin yanında oldukça masum kalan söylem.
- akp istanbul milletvekili oktay saral: "erdoğan için her gün 2 rekat şükür namazı kılınmalı"
-egemen bağış: "erdoğan ikinci atatürk olacak
-cumhurbaşkanı başdanışmanı yiğit bulut: "erdoğan benim atam"
-akp çorum milletvekili murat yıldırım: "erdoğan ümmetin lideri"
-akp gaziantep milletvekili şamil tayyar: "dünya lideri"
-atılgan bayar: "halife-i ruyi zemin" ( bütün yeryüzünün halifesi ).
-akp bursa milletvekili hüseyin şahin: "erdoğan'a dokunmak bile ibadettir"
-akp aydın il başkanı ismail hakkı eser: "erdoğan ikinci peygamberdir"
-akp düzce milletvekili fevai arslan: "erdoğan allah'ın tüm vasıflarını üstünde toplayan bir lider"
detaylar için
- akp istanbul milletvekili oktay saral: "erdoğan için her gün 2 rekat şükür namazı kılınmalı"
-egemen bağış: "erdoğan ikinci atatürk olacak
-cumhurbaşkanı başdanışmanı yiğit bulut: "erdoğan benim atam"
-akp çorum milletvekili murat yıldırım: "erdoğan ümmetin lideri"
-akp gaziantep milletvekili şamil tayyar: "dünya lideri"
-atılgan bayar: "halife-i ruyi zemin" ( bütün yeryüzünün halifesi ).
-akp bursa milletvekili hüseyin şahin: "erdoğan'a dokunmak bile ibadettir"
-akp aydın il başkanı ismail hakkı eser: "erdoğan ikinci peygamberdir"
-akp düzce milletvekili fevai arslan: "erdoğan allah'ın tüm vasıflarını üstünde toplayan bir lider"
detaylar için
devamını gör...
geceye bir kemal sunal repliği bırak
mesela yani.
devamını gör...
yaptığı hiçbir kek kabarmayan yeteneksiz hanım
önedit: son editi okumaya üşenenler için özet: cinsiyetçiliği sizden öğrenecek değiliz.
10 yıl önceki halimdir.
hatta kurabiyelerim bile fırında yayılıp birleşir kocaman bir kurabiye olurdu. arkadaşlarım dalga geçmek için derlerdi ki nizanim o kadar iyi kurabiye yapar ki fırına atmadan kurabiyedir fırından çıkınca kek olur.
sonra ne mi oldu bu işin eğitimini aldım ve yıllardır da pasta sektöründeyim. pasta ustası oldum.
demem o ki azmin elinden hiç bir şey kurtulamaz.
edit:
bazıları başlığın cinsiyetçi olduğunu düşünmüş ama bence değil. çoğumuz cinsiyetçilik yapıldı yapılacak derken olmadık şeylerden olmadık anlamlar çıkartabiliriz. gerek yok buna. insanlar acaba cinsiyetçilik mi yaptım diye paranoyak olacak yakında. bu başlık keki kabarmayan bir hanım için açılmış kadın da denilebilirdi erkek de veya bey de denilebilirdi. eğer yaptığı hiçbir kek kabarmayan yeteneksiz bey diye bir başlık olsaydı oraya neden böyle olduğu ile ilgili şeyler yazardım. ama bu başlık benim 10 yıl önceki halim olduğu için ona göre bir tanım yazdım.
10 yıl önceki halimdir.
hatta kurabiyelerim bile fırında yayılıp birleşir kocaman bir kurabiye olurdu. arkadaşlarım dalga geçmek için derlerdi ki nizanim o kadar iyi kurabiye yapar ki fırına atmadan kurabiyedir fırından çıkınca kek olur.
sonra ne mi oldu bu işin eğitimini aldım ve yıllardır da pasta sektöründeyim. pasta ustası oldum.
demem o ki azmin elinden hiç bir şey kurtulamaz.
edit:
bazıları başlığın cinsiyetçi olduğunu düşünmüş ama bence değil. çoğumuz cinsiyetçilik yapıldı yapılacak derken olmadık şeylerden olmadık anlamlar çıkartabiliriz. gerek yok buna. insanlar acaba cinsiyetçilik mi yaptım diye paranoyak olacak yakında. bu başlık keki kabarmayan bir hanım için açılmış kadın da denilebilirdi erkek de veya bey de denilebilirdi. eğer yaptığı hiçbir kek kabarmayan yeteneksiz bey diye bir başlık olsaydı oraya neden böyle olduğu ile ilgili şeyler yazardım. ama bu başlık benim 10 yıl önceki halim olduğu için ona göre bir tanım yazdım.
devamını gör...
sınav kolay olacak diyen öğretmen
"endişelenmeyin basit bir işlemdir, çok can yakmaz." diyen doktor ile aynı kefeye konabilecek öğretmendir.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
birçok gündüz kuşağı programları(bkz: doya doya moda)
devamını gör...
kadınların kötü erkeklerle beraber olması
çünkü çocukluktan itibaren türk kültüründe "eşindir, annedir babadır, yaşlıdır" adı altında herşeyi ama herşeyi sorgusuz, sınırsız, bedelsiz vermek, yapmak öğretiliyor.. bu yüzden verdiğimiz sevginin saygının, "kendimizin" "hiçbirşeyimizin" değeri yok" zannediyoruz.. alıştığımız duygu bu olduğu için de, karşılık beklemiyoruzki karşılığını alamayınca farkedelim...
bu yüzden bize değer vermeyen bir erkeğe, hep vererek (sevgi, saygı, ilgi vs) "o istediği zaman" "istediği kadar" vermesini bekliyoruz paşaların...
bi dakka ya burda bi terslik var dediğiniz zaman çözüyorsunuz, annedir/babadır/eştir/sevgilidir demek zorunda değiliz.. saygı görmüyorsak, sevildiğimizi hissetmiyorsak hemde maddi manevi imkanları varken size hiçbirşey vermiyorsa, niye bekliyorsun? neyi bekliyorsun?
dikkat ettiyseniz özellikle dindar ailelerde hep çocukların anneye babaya, erkeğe, yaşlılara vermesi gerekenler anlatılır.. ne yaparsa yapsın ama hep hizmet ediceksin başının üstünde olucak filan.. o yapmasa bile.. hepde almaları gereken şeyleri anlatırlar.. arkadaş bu mübarek kitapta hiç çocukların bir değeri yokmu.. bekar bir kadın, çocuk doğurmamış bir kadın, bir kadını hamile bırakmamış bir erkek yokmu, bunlar olmadan insan değillermiydi, hiçbir şeye hakları yokmuydu, normal sadece insan olarak hiçmi vakit geçirmiyorlar...
bizim duyduğumuz yok, varsa da maşallah kimse öğrenmek istememiş, kuran da ne kadar sömürmeye yarayan şey varsa anlatıyorlar bize, hasbelkader bunlara sahip olanlar (proleterya) güya hep hizmet edicez hep hürmet (o etmese bile/hak etmese bile) edicez.. ne güzel iş yaa..
işte bu yüzden kendimizi de, yaptığımız işi de değersiz, emeğimiz sevgimiz karşılıksız "verilebilir" diye öğreniyoruz..
bunu bu şekilde öğrendiğimiz için de, nerde balık burcu yengeç burcu erkeği var, ne yazdığına cevap verir, ne söylediğini doğru anlar, hakkı yokken küser, seni üzer.. gidip bu romantik zannettiğimiz, nazlı erkeklerin peşinde ziyan oluyoruz..
saçma sapan alakasız insanların birbirine aşık olup pat diye evlenmelerinin sebebide bu.. herşeyin sebebi bu..
bunu farkedip bi dakka ya niye hep ben veriyorum, niye bunu ben hallediyorum diye düşünmeye başlarsanız çözersiniz.. çözdükten sonra ben varım diyosunuz.. benim bir değerim var.. herşeye de hakkım var, bunu dediğiniz zaman, size haketmediğiniz bir kelime söyleyen, bir karış yaklaşan insanı anında saniyesinde farkedip set çekiyosunuz, ve bunu gösterdiğiniz zaman karşıdaki insan anlıyor, kimseye içinizden kızıp evde üzülmeniz gerekmiyor, herkese herşeyi söyleme hakkımız var, biz bunu bilmiyoruz işte, ertesi gün cevap vermeye tenezzül eden adam o kadınla hiçbirşey yaşamayı haketmiyordur.. ama haketmediği şeyleri aldıkça şımarıyor bu adamlar, zaten çoğu bencil..
sorun kendini değersiz zannettirilerek büyütülen kadınlarda.. çünkü erkek çocuklara nispeten daha kıymet veriliyor, hiçbir işe yardım etmiyorlar, erkek çocuklarına ev alınıyor, araba alınıyor vs, onlar yine bir derece kıymet görüyor, tabi bunlar bir dönem için geçerli ben 1978 doğumluyum, bizim kuşakta pek ailesinden saygı görmüş yoktur, zengini fakiri bilinç olarak böyledir dindar olmasa bile böyle haksız bir sistem vardı bizim zamanımızda, cevap verilmez, yanında uzun oturulmaz vs.. hep bunlar öğretildi, neden? diyen asi oldu, biz konuşma hakkımızı bile cevap vermek olarak öğrendik, saygı bu değil arkadaşlar, bu bir insanın bulunduğu yeri konumu çıkarları için egosu için kullanmasıdır, sömürmesidir..
şu anda durum çok daha farklı, bu seferde çocuklara ilahi bir değer yükleyen, adeta kutsallaştıran anne babaları görüyorum, o çocukların ilişkileri nasıl olacak kimbilir..
bu yüzden bize değer vermeyen bir erkeğe, hep vererek (sevgi, saygı, ilgi vs) "o istediği zaman" "istediği kadar" vermesini bekliyoruz paşaların...
bi dakka ya burda bi terslik var dediğiniz zaman çözüyorsunuz, annedir/babadır/eştir/sevgilidir demek zorunda değiliz.. saygı görmüyorsak, sevildiğimizi hissetmiyorsak hemde maddi manevi imkanları varken size hiçbirşey vermiyorsa, niye bekliyorsun? neyi bekliyorsun?
dikkat ettiyseniz özellikle dindar ailelerde hep çocukların anneye babaya, erkeğe, yaşlılara vermesi gerekenler anlatılır.. ne yaparsa yapsın ama hep hizmet ediceksin başının üstünde olucak filan.. o yapmasa bile.. hepde almaları gereken şeyleri anlatırlar.. arkadaş bu mübarek kitapta hiç çocukların bir değeri yokmu.. bekar bir kadın, çocuk doğurmamış bir kadın, bir kadını hamile bırakmamış bir erkek yokmu, bunlar olmadan insan değillermiydi, hiçbir şeye hakları yokmuydu, normal sadece insan olarak hiçmi vakit geçirmiyorlar...
bizim duyduğumuz yok, varsa da maşallah kimse öğrenmek istememiş, kuran da ne kadar sömürmeye yarayan şey varsa anlatıyorlar bize, hasbelkader bunlara sahip olanlar (proleterya) güya hep hizmet edicez hep hürmet (o etmese bile/hak etmese bile) edicez.. ne güzel iş yaa..
işte bu yüzden kendimizi de, yaptığımız işi de değersiz, emeğimiz sevgimiz karşılıksız "verilebilir" diye öğreniyoruz..
bunu bu şekilde öğrendiğimiz için de, nerde balık burcu yengeç burcu erkeği var, ne yazdığına cevap verir, ne söylediğini doğru anlar, hakkı yokken küser, seni üzer.. gidip bu romantik zannettiğimiz, nazlı erkeklerin peşinde ziyan oluyoruz..
saçma sapan alakasız insanların birbirine aşık olup pat diye evlenmelerinin sebebide bu.. herşeyin sebebi bu..
bunu farkedip bi dakka ya niye hep ben veriyorum, niye bunu ben hallediyorum diye düşünmeye başlarsanız çözersiniz.. çözdükten sonra ben varım diyosunuz.. benim bir değerim var.. herşeye de hakkım var, bunu dediğiniz zaman, size haketmediğiniz bir kelime söyleyen, bir karış yaklaşan insanı anında saniyesinde farkedip set çekiyosunuz, ve bunu gösterdiğiniz zaman karşıdaki insan anlıyor, kimseye içinizden kızıp evde üzülmeniz gerekmiyor, herkese herşeyi söyleme hakkımız var, biz bunu bilmiyoruz işte, ertesi gün cevap vermeye tenezzül eden adam o kadınla hiçbirşey yaşamayı haketmiyordur.. ama haketmediği şeyleri aldıkça şımarıyor bu adamlar, zaten çoğu bencil..
sorun kendini değersiz zannettirilerek büyütülen kadınlarda.. çünkü erkek çocuklara nispeten daha kıymet veriliyor, hiçbir işe yardım etmiyorlar, erkek çocuklarına ev alınıyor, araba alınıyor vs, onlar yine bir derece kıymet görüyor, tabi bunlar bir dönem için geçerli ben 1978 doğumluyum, bizim kuşakta pek ailesinden saygı görmüş yoktur, zengini fakiri bilinç olarak böyledir dindar olmasa bile böyle haksız bir sistem vardı bizim zamanımızda, cevap verilmez, yanında uzun oturulmaz vs.. hep bunlar öğretildi, neden? diyen asi oldu, biz konuşma hakkımızı bile cevap vermek olarak öğrendik, saygı bu değil arkadaşlar, bu bir insanın bulunduğu yeri konumu çıkarları için egosu için kullanmasıdır, sömürmesidir..
şu anda durum çok daha farklı, bu seferde çocuklara ilahi bir değer yükleyen, adeta kutsallaştıran anne babaları görüyorum, o çocukların ilişkileri nasıl olacak kimbilir..
devamını gör...
5 yıl sonraki kendine not
umarım sabahları kalkmak için bir sebebin olur.
devamını gör...
anayasa mahkemesi'nin kapanması ertelenemez bir hedef olmalıdır
sayın yazarın da dediği gibi ülkeyi kapatalım hatta anahtarı da paspasın altına koyalım belki biri gelir...
devamını gör...
turistin görebileceği herkesi aşılayacağız
tanım: turistlere kendi milletinden daha fazla önem veren dışişleri bakanının beyanı.
kısaca;
turist > zengin yandaş türk > turistleri gören türk > zengin muhalif türk > zengin olmayan yandaş türk >>>>> zengin olmayan, turistleri görmeyen muhalif türk.
kısaca;
turist > zengin yandaş türk > turistleri gören türk > zengin muhalif türk > zengin olmayan yandaş türk >>>>> zengin olmayan, turistleri görmeyen muhalif türk.
devamını gör...