artık sizi sevmeyen birisinden ayrılmayı bilmeseniz ne olacak ki?

burada bahsedilen hastalıklı bir durum benim anladığım kadarıyla.
yoksa çok severken mecburiyetlerden, çaresizliklerden ayrılan insanlar kimseye bir zararları olmadan kendi köşesinde efendi gibi acısını çekiyor.

kırmızılı kadın...


konya’da yaşayan sultan özcan’ın ilginç bir aşk hikayesi. severek evlendiği öğretmeni ramazan ile bir süre evli kaldıktan sonra çocukları olmadığı için ayrılırlar. evli oldukları zamanlarda ramazan sultan'a kırmızıyı çok yakıştırır. başka bir renk giymesini istemez. ayrıldıktan sonra sultan aşkını kırmızı renginde yaşamaya başlar. kırmızı bir hayat yaşayan sultan kendini kırmızıyla avutur.
devamını gör...

bir ağaca takılmış uçurtma gibiyim.
devamını gör...

folloş baksır
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yolun yolumuzdur yoldaş!

sloganı "en kafa parti!" olabilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bak çocuğum; din ve ahlâk, birbirinden bağımsız iki değer yargısıdır. değer yargıları, insanların her dönem değişebilen fikir ve eylemleri gibi olsa da her ahlâklıyı inançlı, her inançsız olanı da ahlâksız olarak ayırma. senin inandığın değer yargılarına saygı gösterene pekala sen de saygı göstereceksin. fakat senin inandığın değer yargılarına saldırana sen saldırmayacaksın. iyi birisi olmak burada devreye giriyor işte. eğer ahlaklı olunacaksa da iyi ahlaklı, inançlı olunacaksa da iyi inançlı bir insan olmak zorundasın.

bugün televizyonda ya da sosyal mecralarda gördüğün, sürekli birbirine sallayan insanların elle tutulacak, rasyonalize edilecek bir yanları yok bunu bilmeni isterim. senin değer yargılarına sallayıp sıra kendi değer yargısına gelince ''ya sen benim inancıma/değer yargıma niye karışıyorsun?'' diye ahkâm kesen insandan bir hayır gelmez evlat.
düşüncelerinin kararlı kabullenişinden ve keskin reddedişinden kork. iki iyisinin ortasında kalınca taraf olmaktansa aklına sığın.
devamını gör...

o kek hamurunun dibini parmağımla sıyıra sıyıra yerim arkadaş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

annemdir kendisi.. alkolik ve şiddet uygulayan bir kocadan 50 sene önce boşanmış anneannem.. o zamanlar 9 yaşında olan annem o kadar etkilenmiş ki zona olmuş, tüm vücudunu sarmış.. anneannem nişanlıyken dedemin nasıl biri olduğunu çözmüş aslında, babasına nişanı atacağını söylemiş ama babası "bir it bir deriyi nasılsa sürükler" demiş ama sürükleyememiş maalesef.. evlilik, insanları değiştiren mucizevi bir ilaç değildir..
devamını gör...

tepkimiz ektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: yoldaş getir götürümü yapıyor o derece)

bir de hepimizin nickname'i mavi olsaydı ya. bu birazcık üzüştü.
devamını gör...

mutfağın olmazsa olmazı, kadın çantalarının, bavulların olmazsa olmazıdır. ondan öncesini düşünemediğimdir.
devamını gör...

günün anlamsız başlığı seçiyor ve başarılarının devamını diliyoruz. reji bir congralations müziği girelim bir kuple.
devamını gör...

nickaltı yazılması, oy verilmesi ya da takip edilmek sözlüğe dair beni gerçekten mutlu eden şeyler. o yüzden de elimden geldiğince beğendiğimi ya da okuduğumu belli etmeye çalışıyorum diğer yazarlara oy vererek. size de tavsiye ederim çook güzel oluyor*
devamını gör...

çevresindekileri de mutsuz eder
devamını gör...

isa ile aynı gün, isa'nın doğduğu evin karşısındaki evde doğmuş olan brian’ın hayatını konu alan 1979 yapımı monty python filmi.

--! spoiler !--


centurion: hail caesar!
pontius pilatus: hail.
centurion: only one survivor, sir.
pontius pilatus: ah. thwow him to the floow.
centurion: what, sir?
pontius pilatus: thwow him... to the floow.

[centurion brian’ı yere atar]

pontius pilatus: now... what is youw name, jew?
brian: brian, sir.
pontius pilatus: bwian, eh?
brian: no no, brian.

[centurion brian’ı tokatlar]

pontius pilatus: the little wascal has spiwit.
centurion: has what, sir?
pontius pilatus: spiwit.
centurion: yes, he did, sir.
pontius pilatus: no no, spiwit's, um... bwavado... a touch of dewwing-do...
centurion: oh, um, about eleven, sir.

pontius pilatus: so... you dawe to waid us?
brian: to what, sir?
pontius pilatus: stwike him, centuwion, vewy woughly!

[centurion brian’ı tokatlar]

centurion: thwow him to the floow, sir?
pontius pilatus: what?
centurion: thwow him to the floow again, sir?
pontius pilatus: oh yes, thwow him to the floow, please.

[centurion brian’ı yere atar]

pontius pilatus: now, jewish wapscallion...
brian: i'm not jewish, i'm a roman.
pontius pilatus: a woman?
brian: no no, roman.

[centurion brian’ı bir kez daha tokatlar]

pontius pilatus: so! youw fathew was a woman. who was he?
brian: he was a centurion... in the jerusalem garrisons.
pontius pilatus: weally? what was his name?
brian: naughtius maximus.

[centurion gülmeye başlar]

pontius pilatus: centuwion, do we have anyone with that name in the gawwison?
centurion: well, no sir.
pontius pilatus: well, you sound vewy suwe. have you checked?
centurion: well, no, sir, um... i think it's a joke, sir. like, uh, sillius soddus or biggus dickus, sir.
pontius pilatus: ...what's so funny about biggus dickus?
centurion: well, it's a joke name, sir.
pontius pilatus: i have a vewy gweat fwiend in wome called biggus dickus.

[lejyonerlerden biri kıkırdar]

pontius pilatus: silence! what is all this insolence? you will find youwself in gladiatow school vewy quickly with wotten behaviouw like that!
brian: can i go now, sir?

[centurion brian’ı bir kez daha tokatlar]

pontius pilatus: wait 'til biggus dickus hears of this...

[lejyonerler kahkasını tutamaz]

pontius pilatus: wight! take him away!
centurion: oh, sir, he...
pontius pilatus: no, no, i want him fighting wabid wild animals within the week!
centurion: yes, sir. come on, you.

[centurion gülen lejyoneri dışarı çıkarır]

pontius pilatus: i will not have my fwiends widiculed by the common soldiewy! anybody else feel like a little... giggle... when i mention my fwiend... biggus dickus?

[lejyonerler gülmemek için kendilerini zor tutarlar]

pontius pilatus: what about you? do you find it... wisible... when i say the name... biggus... dickus?

[lejyonerler kendilerine hakim olmakta zorlanırlar]

pontius pilatus: he has a wife, you know. you know what she's called? she's called... incontinentia... incontinentia buttocks...

[lejyonerler kendilerini daha fazla tutamaz, gülmeye başlarlar]

pontius pilatus: shut up! what is all this?! i've had enough of this wowdy, webel, sniggewing behaviouw! silence! you call youwselves centuwion guawds!

[pontius pilatus brian’ın kaçtığını fark eder]

pontius pilatus: seize him! seize him! blow youw noses and seize him!


--! spoiler !--
devamını gör...

sözleri ile eylemleri tutarlı olmayan kişiden ne köy olur ne de kasaba..
devamını gör...

düşük bütçeli hobilerim;
amatör olarak fotoğraf çekiyorum,
resim çiziyorum,
örgü örüyorum,
yemek ve tatlı tarifleri deniyorum.
devamını gör...

şimdi ben aşağıdaki naçizane tespitimle islamı kötülemiş mi oluyorum. bazıları din konusunda çok hassas olan ve hep mağduruz diyen kimseler için. buyurun : kimsenin kutsalına elbette dokunulmamalı. ama inanç hürriyeti de başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. türban bürokratik anlamda bir dönem sorun olmuştur. ama bugün bu sorun yoktur. şimdi halk arasında bir türbanlı kadının tepki çektiğini görmedim ben. ama bir metalcinin yarı siyah - beyaz saçlarına tepki gösteren gördüm. oruç tutanların dayak yediğini görmedim, ama ramazanda sokakta simit yediği için dayak yiyeni gördüm. ( saygıysa mevzu, o karşıdakinin sorunudur. senin oruç tutmak adına aç-susuz kalma hakkın, kimsenin sokakta birşeyler yiyip içme hakkından üstün değildir. karşılıklıdır ) iki eşli olup tepki çekmeyen çok insan gördüm. ama cinsel tercihini korkudan açıklayamayan (bkz ltbg) kadın, erkeklerde tanıyorum. ve toplumda bırakın saygıyı linç tehdidi altındalar. sokakta, bırakın türbanlıyı, kara çarşaflıların bile tepki çektiğini görmedim. saygi duyuluyor. ama bir mini bile değil sadece dizüstü etekli yada hafif dekolteli bir kadına defalarca laf atıldığını çok gördüm. birisi çıkıp beş vakit ezan duymak istemiyorum rahatsız oluyorum hakkım dese, linç edilir ,yada çoğu yerde, mahallesine bir kilise açılıp çan çalınsa, o kiliseyi yakmaya kalkacak birçok insan var. biliyoruz hepimiz. ( hristiyan ülkelerde çan sesinden kimse rahatsız değil diyen için. orada ezan da okunuyor. saygı meselesi ve diyanet gibi kurumlar yok ) şimdi hak ve saygı içeren durumlar mı bunlar ?. ayrıca ; diyanetin bütçesi, milli eğitim dahil neden 5 bakanlıktan fazla, lüks makam araçları, israfları vs.. haddi hesabı yok. bu ülkenin % 20 sinden fazla olan bektaşi yurttaşların cemevleri neden camiler gibi inadethane statüsünde değil. hak mı bu ?. oysa adigeçen kurum onlarında vergilerinden pay alıyor. şimdi kim yada kimler mağdur acaba.
devamını gör...

ingiliz jeremy bentham'ın 1785'te tasarlamış olduğu konsept bir hapishane modelidir. aşağıdaki resimden de görebileceğiniz üzere bu modelde gardiyanlar bütün hücreleri ve mahkumların aynı anda (burası gerçekten önemli) neler yaptığını denetleme şansına sahiptir. bu sebepten dolayı panoptikon, michel foucault'un bedenlerin disiplini ve güç merkezi ile alakalı tezlerinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. bununla paralel olarak hapishanenin doğuşu kitabında bu modelden sıklıkla bahsedilmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit: düzeltme için aşağıdaki tanımı yapan yazara teşekkür ederim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim