gelmiş geçmiş her örnekte olduğu gibi ekonomik sebeplerle doğrudan ilişkilidir.

şöyle ki:
soğuk savaş döneminde amerika birleşik devletleri'nin sürekli olarak uzay ve bilgisayar teknolojilerine yatırım yapması sovyetler'i de buna zorlayacak, zaten sallantıda olan sovyet ekonomisini yerle yeksan edecektir. zira ekonomik anlamda başından beri tuzu kuru olan abd mevzubahis yatırımlar için gerekli maddi güce hayli hayli sahipken, sovyet topraklarında en temel ihtiyaç maddelerinin bile temini konusunda sıkıntılar yaşanıyordu. en nihayetinde sovyetler için kesinlikle öncelik olmayan bu yatırımlar, irili ufaklı pek çok diğer nedenin yanında, sscb'nin dağılmasındaki en etkin rolü oynayacaktır.
devamını gör...

yaşamak için birkaç yaprağının kalması yeter:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir süre sonra dayanamayıp ortamı değiştirme ihtiyacı duyabildiğim insan türü. duyma problemi olanlar için tamam sorun yok ama ısrarla yüksek sesle konuşmaya devam edenleri anlayamıyorum. sakin sakin konuşalım güzel kardeşim niye karşında sağır varmış gibi bağırıyorsun.
devamını gör...

kemal sunal
devamını gör...

genellikle anlamsız bir geleneği savunanların dilinde olan sözdür.*
devamını gör...

yaşamı ve ölümü düşündüm, ölmeyi değil, ölümü. o hissi değil o gerçeği. hayatı, nefesi... nerede açtım gözümü? onu düşündüm. aydın, evet evet aydın. aydın'ı düşündüm. o uzun bulvarını, meydan camii'ni. sokaklarında dolaştım. iki katlı bir ev, küçük, rutubet kokan. o küçük balkonu düşündüm. şişman bir kız çocuğu gördüm. üstü başı kir içinde top oynuyor, selam verdim. saçları dağınık, saçlarından sevdim.güldü, güldüm, güldük.

izmire gittim sonra. bir sokak, duvarında çiçekler. önünde onlarca çeşit insan, bir tane insan olmayan. neden buradayım bilmiyorum, yo yo biliyorum, adım gibi hem de ama boşver. gidiyorum, o gelsin.

muğla'ya gidiyorum. yer akyaka. deniz kenarında ayaklarımı denize sarkıtıyorum. dalgalara kıyıya vurdukça ayağıma değiyor denizin serin suları, hafif irkiliyorum ama bir yandan da deliler gibi hoşuma gidiyor.

istanbul'dayım. tam olarak neresi bilmiyorum ama evler biraz eski. sokaklar dar. dilimde bir şarkı, elimde sigara. gece saat 3. yaylana yaylana hafif üşüyerek ilerliyorum. yanımda serseri bir köpek. arada bakıp selam veriyorum. selam vermek ister gibi bakıyor bana, anlıyorum.eyvallah diyorum. peşimden geliyor. içimde bir güven.

odamdayım. yatağım boş, her zamanki gibi yerde oturuyorum. yerde oturmayı severim ben, rahat. halının desenini inceliyorum, ezberlemişim oysa.
-ne ara?
boşver işte ezberlemişim ne yapacaksın?
dışarısı soğuk hissediyorum, kapının altından hafif serinlik geliyor. hoşuma gidiyor.
-neden?
soğuk yaşadığımı hissettiriyor.
-he tamam.
ya sabır...

karadeniz'deyim. şehri boşver.
-neden?
ay boşver işte ne yapacaksın? hayırdır benden habersiz karadeniz'e mi gittin?
-merak
...
neyse devam ediyorum
ormanın kenarında küçük klübe gibi bir ev. tahtadan, içinde soba. ateşin çıtırtılarını duyuyorum. yağmur yağıyor. yatmışım divana uzanıyorum. uykum gelmiş.
- anne acıktım.
kızım ben sana yeni mama vermedim mi? iki kelam ettirmedin ya. bütün gün sürtersin dışarda, acıkınca bacaklarıma sürtünmeyi bilirsin ama.
-....
ah başımın belası ah, gel verelim mamanı. kaç kilo oldun kızım sen? taşıyamıyorum seni
-....
iyi sus, deme bir şey. anca mama ye. manyak kedi!
devamını gör...

kimsenin sevişememesi sebebiyle olmasından şüphelenilen öneri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mustafa cecelidir. sesine bile tahammülüm yok.
devamını gör...

samsung'un bir süredir piyasada olan monitör serisi. bu serinin bir özelliği var diğer monitörlerden ayrılan. bu seri smart monitör olarak adlandırılıyor, yani akıllı monitör. akıllı derken aslında bir smart tvden farkı yok. samsung un yazılımı olan tizen'in tv yazılımı var içerisinde ve onun uygulama marketi var. adamlar "netflix amazon prime video vs için bilgisayarı açma, monitörü aç ordan izlersin" diyerek yapmışlar.

27 ve 32 inç olarak 2 farklı modeli var. 27 inç olan fullhd, 32 inç olan 4k çözünürlüğe sahip.

27 inç full hd ve hdr olan modelinin fiyatı 1450 tl an itibariyle. o ebatta pek tv yok piyasada, olanlar fullhd değil. o nedenle tv yerine kullanmak için ideal. pcye bağlayıp oyun oynamak için pek uygun değiller. giriş gecikmesi yani input lag 8ms ki oyun oynamak için çok yavaş. ayrıca ekran yenileme süresi 60 hz. oyun için yapılmadığı giriş seçeneklerinden de belli zira display port yok, 2 adet hdmi girişi var sadece.

neyse efendim 32 inç altında tv almak isteyip seçenekleri kısıtlı olduğu için karar veremeyenler için idealdir. uydu alıcı bağlanabilir ya da digiturk, tivibu, dsmart, vodafone tv ya da blutv üyelikleri varsa onların uygulamalarının canlı tv özellikleri kullanılabilir.
devamını gör...

ulan adama sempati duymaya başladım, tövbe bismillah ya.

arşivleri patlat reyiz. antep fıstığımı viskimi aldım fularımı taktım bekliyorum.
devamını gör...

bir çok çocuğun hayatına dokunmuş, olumlu olumsuz ona öğrettiler sunmuş, yön çizmiş ve bir çok manada çocuklara bir misyon oluşturmuş bir oyundur.

çok abartmıyor musun? evet sanırım abartıyorum hahah ama bu benim işim. rekabeti, başarının hazzını, yenilginin üzerimizde bıraktığı başarısızlık hissini, bazen takım olmayı, bazen lider olmayı, hah zorlasak ticareti, sistemli düşünmeyi ve bazı şeylerin sadece şans olduğunu anlamayı sağlayan bir oyun. evet evet biraz abartıyorum belki. günümüz çocuklarının oyunlarına baktığımda onları nasıl yalnızlaştırdığını, onları nasıl iletişimsizlik çukuruna ittiğini görünce hele bunu dahada çok yapmak istiyorum.

kökeni 1920lerde oynanan pogs (süt kapağı) oyununa dayanıyor. bizim taso 1990lara doğru dünyada yayılmaya ve ilgi görmeye başladı. zaman içerisinde başka başka şekil ve boyutlardada üretildi bu oyuncaklar.

taso, bir promosyon ürünü olarak cipslerin içinden çıkan bir oyuncaktı. ilk günler 'bu ne be? bunlar nasıl oynanacak?' diyenler bile cips mıncıklama sırasına girmişti bir süre sonra. değişik bir oyundu ve değişik bir hazzı vardı. bir saklambaç değildi, bir yakar top değildi. çok daha fazlası çok daha azıydı. bir düzenekti değil mi? daha çok cips al daha çok oyna. alamazsan gruba alınmazsın, köşeden öyle izlersin. hahah tamam tamam bu kadar dramatizeye gerek yok. biz paylaşmayı seven çocuklardık. 10 tasomuz varsa 7sini dağıtırdık.

eniştem fabrikasından bir poşet taso getirmişti. ben önce onlarla sokakta cakamı atmış, bolca oynamış, yalandan yenilmiş, bir iki gün sonra balkondan çocuklara saçmıştım. hah kendimi köylülerine tavuk dağıtan ağa gibi hissetmiştim. güzel zamanlardı. çocuk olmak ilginç gerçekten. hala çocuk kalmak çok daha ilginç.

selamlar çocuk ruhlulara ve diğerlerine...
devamını gör...

gerçek adı amr bin hişam'dır. kureyş kabilesi'nde bilge kişiliğinden dolayı 'ebu'l hakem' (bilgeliğin babası) olarak tanınırdı.
mekke'nin yönetici sınıfına mensuptu ve kervanları vardı. gelenekçiydi, atalarının dinine inanıyordu. bu nedenle islam peygamberi muhammed'e karşıydı. medine'ye kaçan islamcılar mekkeli kervanlara saldırınca, kervanları korumak için mekke'den çıkan general amr bin hişam bu muharebede yenildi ve kafası kesilerek idam edildi. (bkz: bedir savaşı)(13 mart 624). cesedini bedir kuyularından birine attılar. oğlu da öldürülme korkusuyla atalarının dininden islama döndü. bu yüzden islamcı teröristlere göre kafa kesmek sünnettir.

mekke'de amr bin hişam yönetiminde siyasi baskıya maruz kalan islamcılar 622 yılında muhammed'in liderliğinde medineye hicret ettiler. muhammed'in sahabesi çoğunlukla kölelerden oluşuyordu. kölelere 'kurtarılmayı bekleyen aciz insanlar' olarak bakan muhammed kendi varoluş amacının köleliği kaldrımak olduğuna kendisini ve çevresini inandırdı. islam siyasetinde kölelik karşıtlığı bir politika güdülse dahi cinsiyet eşitliği gibi bir kavram yoktu. yine çok eşlilik vardı, yine cariyelik vardı, yine kadına baskı vardı. ama bir noktada müslüman kadınlar ile diğer kadınlar ayrılıyordu.günümüzdeki 'türban' polemiği o zamanlarda da yaşanmıştı. müslüman kadınlar kendi statülerini çevresine göstermek için beyaz çarşaf giyiyordu. bugün gericiliğin (bkz: irtica) sembolü olan çarşaf o dönemde arap yarımadasındaki bütün toplumlarda kadının ve erkeğin günlük giysisiydi. günümüzde hala bazı müslüman toplumların erkeklerinin türban giydiği görülmektedir ve müslüman kadınların beyaz çarşaf örtünmesinin dini gereklilik olduğuna inanan küçük topluluklar bulunmaktadır.

not1: bu dönemde dünya'da dikiş iğnesi daha keşfedilmediğinden dolayı dikiş teknikleri ve moda diye birşey yok. ancak kumaş renkleri, kıymetli madenler ve bindiğin vasıta üzerinden çevrene "ben buyum" diyebiliyorsun. "beni kafasözlükte derekuşu olarak bilirler" diye kendini tanıtıyorsun. kumaşı boyamak için gereken boya bitkileri ve boyar maddeler ipek yolu'ndaki kervanlarla geliyor.
not2: beyaz çarşaf aslında yeni müslüman toplumda bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. müslüman kadınlar müslüman erkeklerle evlenmelidir ama polikültürel bir toplumda bir bakışta kadının müslüman olup olmadığını anlamak gerekiyordu. polikültürel bir toplum olmasının sebebi de ticaret şehri olmalarından dolayıdır. tıpkı bizim levanten liman şehirlerimiz olan izmir, mersin, istanbul gibi. yahudi kadınlar ısiyah çarşaf giyiyorları, müslüman kadınları beyaz çarşaf giymeye başladılar.

630 yılında mekke islamcılar tarafından fetih oldu. muhammed (60), mekke'nin fethine kadar siyasi emelleri için günümüz ılımlı islam politikalarına benzer şekilde 'senin dinin sana benim dinim bana' sloganıyla hareket ediyordu. oysa islamcılar mekke'yi feth ettiklerinde muhammed ve imam ali kabedeki putları kırdılar/deviridler. yani günümüz türkçesiyle darbe yaptılar. artık islam hoşgörü dini değildi.

peygamber olduğunu iddia eden muhammed' 570 veya 571 yılında doğmuştur ve tam adı ebû’l-kâsım muhammed bin ʿabd allâh bin ʿabd’ûl-muttâlib el hâşimî olarak geçer. bu isim türkçeye, kureyşli ʿabd’ûl-menâf oğlu hâşim oğlu ʿabd’ûl-muttâlib oğlu ʿabd allâh oğlu kâsım’ın babası muhammed olarak tercüme edilebilir. yani dedesi "abdulmuttalb" babası "abdullah" ve oğlu da "kasım" olan birisidir. tıpkı yahudiler gibi kureyşliler de birbirlerine sıfatlarla, lakaplarla hitap ederlerdi. bu yüzden islam peygamberi'in mekke'deki ismi "el-emin" yani dürüst kişidir.
muhammed'in soyu ibrahim peygamberin oğlu ismail peygamberin soyundan adnaniler kavminden kureyş kabilesinin haşimoğulları sülalesinden gelir. 'muhammed' ismi de özel isim değildir. h-m-d kökünden geliyor. artık ona o zamanlar ahmed mi diyorlar, hamid mi diyorlar, mahmud mu diyorlar belli değil.

muhammed'in soyu hakkında tabi ki kesin konuşamayız. ancak şu bir gerçektir; hakimiyet yetkisinin soydan geldiğini meşrulaştırmak için batılı hanedanların tarih kayıtlarında soylarını romulus ve remus'a dayandırdğı gibi, arap yarımadasında da soyunu peygamber ilan etmek monarşik gücü meşrulaştırıyordu.


to be continued canlarım....
references:
(bkz: diamond tema)ebu cehil kimdir?
prof dr ekrem bugra ekinci
devamını gör...

hep, hep mutlu olun.
kısa da olsa, ulaşamasanız da hep, hep mutlu olun.
tutacak olursanız eğer; sımsıkı sarılın ona, bırakmayın bir daha. hep, hep mutlu kalın. *
devamını gör...

dünya golf tarihinin gelmiş geçmiş en büyük sporcusudur. son zamanlarda karşımıza çoğunlukla bir womanizer olarak çıkartılan woods dünya spor tarihine ismini altın harflerle yazdırmış bir efsanedir.

ama ben bu tanımda woods’un spor hayatını değil kim olduğunu anlatacağım. woods amerikalı bir baba ve tayvanlı bir annenin çocuğu. asıl adı eldrick tont woods. eldrick ismi babası earl’in isminin ilk harfiyle başlarken annesi olan kultida’nın isminin ilk harfiyle bitmektedir. tont ise klasik bir tayvan ismidir.

tiger woods’un babası ile annesi vietnam savaşı esnasında tanışmış ve evlenmişler. savaştan sonra da amerika’ya taşınmışlar. woods’un isminin tiger’a dönüşmesinin nedeni de aslında bu savaş.

babasının savaş esnasında en yalın arkadaşı olan vuong dang phong çatışmalarda bir kaplan gibi olduğu için bu lakabı almıştır. ayrılmak zorunda kalan iki arkadaş bir gün birbirlerini bulmak için sözleşmiştir ama bu hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. earl oğlunun bir gün çok ünlü olacağını ve arkadaşının onu televizyonda görünce en yakın arkadaşının oğlu olduğun anlayıp onu bulunacağını ummuştur. ilk tahmini doğru çıksa da ikinci maalesef doğru çıkmamıştır. çünkü vuong vietkong’a esir düşüp kalp yetmezliğinden vefat etmiştir.

tiger woods haksız bir savaşın içinden doğan bir aşk ve arkadaşlık hikayesinin ardında kalan bir başarı hikayesidir.
devamını gör...

alerjileri olduğundandıır.
devamını gör...

yakın zamanda çıkmış ve epey ses etmiş güney kore dizisi, 10 bölümden oluşuyor. klasik bir romantizmden konusunu alıyor sanarak izlemeye başlamıştım ama sonunda sinir olarak kapattım. nabi karakterini izlerken defalarca kafamdan gerizekalı olup olmadığını geçirdim. eski sevgilisi olsun, yeni bir "ilişkiye' yelken açtığı jae eon olsun hepsi tarafından açık açık kullanıldığını nasıl fark etmez diye düşünmekten kafayı yedim. jae eon tam anlamıyla her şekilde istediğini yapan erkek tiplemesini oynuyor benim gözümde. övülecek bir tarafını göremiyorum kendi açımdan, sanki nabi ile olan tuhaf ilişkisinde her zaman "ben bir şey yapmadım, bunu sen de istiyorsun." diyerek işin içinden çıkıyordu. yaşadıkları açık ilişki sebebiyle jae eon'un haklı olduğunu düşünenler olacaktır ancak nabi'nin hayatına olan saygısızlığı, kadının üzerinde tahakküm kurmaya çalışması ve tüm bunların ardından hiçbir şey yokmuş gibi davranması hiçbir ilişkinin hak etmediği tavırları barındırıyor. ama nabi'nin de kendisine saygısı olmayan bir karakter olduğu görülüyor. açıkça kullanıldığı bir ilişkiden sonra jae eon ile yeniliğe adım atması, geçmişinden hiçbir şey öğrenmediğini gösteriyor. ayrıca duygularını karşı koyamıyor, annesi gibi olmayacağını söylüyor ama tercih ettiği erkekler, annesinin hayatında bulunanlardan farklı değil. böyle bir ikiliyi izlemek beni oldukça sinir etti. yan karakterlerin onlardan daha çekilir bir hikayesi vardı. bitna adlı karakter en azından sevgilisi için çabalayıp ilişkiyi eline almaya çalışıyordu, fark etmediği şeyleri öğrenip gelişimini bize gösteriyordu. lezbiyen karakterlerin bile gitgelleri daha çekilirdi. sanırım bu kadar gündeme gelmesinin sebebi, muhafazakar bir toplum olan güney kore için sınırlarını zorlayan bir dizi olması. belki nabi ve jae eon karakterlerinin ilişkisi bu kadar romantize edilmeden, objektif bir şekilde çekilse daha anlamlı bir yapım olacaktı.
devamını gör...

ama ben gülerim.

bir kahve?

edit: bir üstteki yazara cevabımdı. olur tabi severiz hayır işlerini.
devamını gör...

sineklerin beynini kontrol edip onları yüksek bir noktaya tırmandıran sonra da su bombası gibi patlatan parazitik bir mantar türü.

kelimenin anlamı latince "böcek yok eden" anlamına gelir.

çocukken çok sık şahit olduğum bir sırdı bu. genelde pencere camında ölü bir sinek ve etrafında beyaz bir leke olurdu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu sırrı çözmem lazımdı. acaba kendi kendine ölen bu sineklerin etrafındaki o bulutsu şey neydi? çocukken google da yok... benim teorim; sineğin mikroskopik bir şeyler tarafından öldürüldüğü, sinek öldükten sonra da bu mikroorganizmaların sineği terketmeye çalıştıkları ama fazla uzağa gidemeden kuruyup kaldıklarıydı. bir kaç ay önce google'da bir arama yaptım. "cloud around a dead fly on the window" yazdım, görsellere baktım. bir kaç sayfa sonra bingo! karşıma yukarıdaki görsel çıktı. onlarca yıllık sırrı çözmüştüm. inanın ne kadar mutlu olduğumu bilemezsiniz. çünkü bu sır hakkında türkçe hiç bir yazı yok. zaten bu parazitik mantarın türkçe adı da yok. (konuyla alakasız ama düşünsenize, elinizde bir alet var ve içinde sonsuz bilgi var. neyi merak ediyorsanız yazarsınız ve karşınıza bilgi gelir. gerçi bilimle alakalı türkçe bir şey bulamazsınız. hayal edin ya! akıllı telefonu newton'a anlattığınızı... "newton abi bak bu akıllı telefon. bunda dünyadaki bütün kitaplara ve bilgilere erişebilirsin. ama biz bunu magazin için kullanıyoruz." adam felç geçirirdi herhalde. elimizde sonsuz bir bilgi kaynağı var ama biz soru sormuyoruz. ne kadar acı.)

bu paraziti kapan sinek artık bir zombiye dönüşüyor. beyni kontrol eden parazit sineği yüksek bir noktaya çıkarıyor. sinek dilini zemine yapıştırıyor. kanatlarını iyice açıp o şekilde orada ölüyor. sinek ölürken bu mantar sineğin yağ dokusunu ve beynini sindirmeye başlıyor. sineğin vücudundaki bütün küçük delikleri de tıkayan mantar sindirim sonrası açığa çıkan basınçla sineği resmen patlatıyor. sineğin vücut deliklerinden çıkan sıvı haldeki spor'un hızı saatte 40km gibi inanılmaz bir hız.

biyolojiye bayılıyorum!
devamını gör...

çekya prag
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

istediğimiz şekilde doldurup kullanabileceğimiz boş bir rozettir.

5000 karma puanı olmasına bile razıyım ama cidden olmalı bu özellik.

ayrıca entry girerken sağ üst köşede görünen karakter sayısının yanına kelime sayısı da eklenebilir. böylece madalya müracaatları daha kolay olabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim