özlem
bir özdemir asaf şiiri.
'bir gece,
gecede bir uyku..
uykunun içinde ben..
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen.
uykumun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben..
bir yere gidiyorum,
delice.. “
'bir gece,
gecede bir uyku..
uykunun içinde ben..
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen.
uykumun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben..
bir yere gidiyorum,
delice.. “
devamını gör...
sensation
amsterdam, hollanda merkezli ve ıd&t tarafından düzenlenen kapalı mekan elektronik dans müziği etkinliğidir. 2005 yılına kadar beş yıl boyunca sadece amsterdam arena'da gerçekleştirilen orijinal etkinlik, şimdi çeşitli avrupa ve birkaç avrupa ülkesi dışında yer alıyor.
2012 yılında istanbul ataköy atletizm salonunda sensation white olanından yapılmış olan festivaldir. biletleri fahiş fiyatlarla satışa sunulmasına rağmen yok satmış bir organizasyondu.gitmeyenlerin deli gibi gömdüğü bu party ; bana göre girişte bilet kontrolü sırasındaki aksaklık dışında abartılmıştı. bizzat küçük bir arkadaş grubuyla gittiğim bu organizasyon ;dünyaca ünlü dj’lerin performansıyla gayet eğlenceli ve kendine ait alanın olması açısından gayet verimli bir partydi. haa bir daha gider miyim evet ama türkiye’de değil. bunun nedeni de havalandırmanın kötü oluşu ve başta da dediğim gibi organizasyonu düzenleyen şirketin paraları cukkalayıp gerisini umursamamış olmasıdır. yoksa abaza erkekler ya da kavga sataşma falan hiç görmedim. herkes kendi halinde ve kafaları bayaaa high halde dolanıyordu.
2012 yılında istanbul ataköy atletizm salonunda sensation white olanından yapılmış olan festivaldir. biletleri fahiş fiyatlarla satışa sunulmasına rağmen yok satmış bir organizasyondu.gitmeyenlerin deli gibi gömdüğü bu party ; bana göre girişte bilet kontrolü sırasındaki aksaklık dışında abartılmıştı. bizzat küçük bir arkadaş grubuyla gittiğim bu organizasyon ;dünyaca ünlü dj’lerin performansıyla gayet eğlenceli ve kendine ait alanın olması açısından gayet verimli bir partydi. haa bir daha gider miyim evet ama türkiye’de değil. bunun nedeni de havalandırmanın kötü oluşu ve başta da dediğim gibi organizasyonu düzenleyen şirketin paraları cukkalayıp gerisini umursamamış olmasıdır. yoksa abaza erkekler ya da kavga sataşma falan hiç görmedim. herkes kendi halinde ve kafaları bayaaa high halde dolanıyordu.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
"çiçekler; yağmur gören, hüzünlü insanların bahçelerinde açarmış..."
devamını gör...
karabibik
nabızade nazım'ın yazdığı, ilk türkçe köy romanı olan salon yayınları'nın sadeleştirilmiş ve günümüz türkçesine uyarlanmış halini biraz önce okuduğum kitaptır.
yazıldığı dönem göz önüne alındığında ve yazarı nabızade nazım'ın da dediği gibi o dönemdeki beymelek köyünü "sadece insan merkezli ve insanî sınırlar çerçevesinde inceleme ve hikaye edilmiş". kitabın kısa oluşu ve olayların yarım kalması benim hoşuma gitmedi. kitap bitince "eee sonra, daha hiçbir şey olmadı ki?" diye kalakaldım. ama kitapta geçen "kaş'a çağrılmak" cümlesi çok dikkatimi çekti. sırf buradaki anlam için bile okunabilir bence.
yazıldığı dönem göz önüne alındığında ve yazarı nabızade nazım'ın da dediği gibi o dönemdeki beymelek köyünü "sadece insan merkezli ve insanî sınırlar çerçevesinde inceleme ve hikaye edilmiş". kitabın kısa oluşu ve olayların yarım kalması benim hoşuma gitmedi. kitap bitince "eee sonra, daha hiçbir şey olmadı ki?" diye kalakaldım. ama kitapta geçen "kaş'a çağrılmak" cümlesi çok dikkatimi çekti. sırf buradaki anlam için bile okunabilir bence.
devamını gör...
dünyanın en eski yalanı
"ben yemedim, o yedi."
devamını gör...
aşkı becerememek
normalde bu tür başlıklara pek yanaşmam, genelde de zaten bilgi içerikli başlıklar ya da tanımlar giriyorum. ama bugün kendim de birşeyi fark ettim; sanırım ben aşkı beceremiyorum. ya da aşk nedir onu tam olarak bilemiyorum. genelde hep neşeli ve esprili bir insanım, benim yanımda bulunup üzgün olan insan pek bulunmaz. çünkü hep neşeli biriyimdir. ama aşka gelince bi içim kararıyo, yanımda ki insanı dahi karamsarlığa sürükleyebiliyorum. yani daha önce bunu deneyimledim, acaba deneyimim kötü bir sonuç üzerine olduğu için sürekli aklımda aşk denilince onu mu yakıştırıyorum, bilemiyorum. adam akıllı aşık falan olamıyorum galiba. ya da sadece bende olmayan belli sebeplerden mütevellit böyle bir genel sorun ortaya çıkıyor. birine aşık olduğum zaman sanki onu kaybedecekmişim gibi, elimden kayıp gidecekmiş gibi. biraz da tedirginlik var dolayısıyla. önce ki yaşadığım olaylara bağlıyorum sanki. sevgilim olduğu zaman da ileri gitmekten tedirgin oluyorum.
kısacası dostlar, aşık olmak güzel falan ama onu da layığı ile yapmak lazımdır. galiba bize göre değil.
kısacası dostlar, aşık olmak güzel falan ama onu da layığı ile yapmak lazımdır. galiba bize göre değil.
devamını gör...
hititler
#506883 numaralı tanımda bahsedilen pankuş'un ortadan kalkmasının müsebbibi telipinus'dur. yalnız adam bir yerde de haklıdır. kurt marek'in anlattıklarına göre; meclis özellikle taht entrikalarında doğrudan rol oynamış. özellikle meclisteki soyluların rahiplerle iş birliği yapıp, hitit sarayını ''game of thrones'' dizi setine çevirdikleri gibi bir rivayet var. artı pankuş meclisi soylulardan oluştuğu için hükümdar açısından her daim ciddi anlamda riskli bir yapıydı. hepsi soyunun sopunun en nihayetinde hükümdar olabilecek, asil kanı taşıdığına inanan sivri zekalarmış, yani tabi ben hiç birini tanımıyorum. söyleyenlerin yalancısıyım. yalnız meclisin tamamen kaldırıldığı mevzusu konusunda bir netlik yok. misal yine marek bu konuda meclisin tamamen ortadan kaldırılmadığını, diğer alanlardaki yetkiler elinden alınmasına rağmen yargı yetkisini devam ettirdiğini anlatır. aslında o yetkide az buz bir yetki değildir. hükümdar'ın cinayet suçundan yargılamasını yapma hakkına sahiplerdir. diyelim ki, kral birini öldürdü ya da bir cinayetin azmettiricisi oldu. aman ki aman, eğer soylular meclisi, bu durumu kanıtlayabilecek delilleri ortaya koyarsa, kralı ölüm cezasına bile çarptırabiliyordu. yani telpinus bile bu adamların elinden ciddi anlamda yetkilerini almış olsa dahi kellesini bunlara emanet etmek zorunda kalmıştır. hititlerin aynı dönemlerdeki krallık uygulamalarından farklı bir nitelik arz ettiğini görürüz. tanrı kral falan muhabbeti yoktur. kral insandır * bu yönüyle de, aklı selim bir uygarlık olduklarını söylenebilir.
tabi bir de kral anittas mevzusu var. adam öyle bir lanet okumuş ki, bir türlü kuyruğu doğrultamamış garipler. zamanım olunca o lanetle ilgili de krala ayrı bir başlık açıp, yazarım.
tabi bir de kral anittas mevzusu var. adam öyle bir lanet okumuş ki, bir türlü kuyruğu doğrultamamış garipler. zamanım olunca o lanetle ilgili de krala ayrı bir başlık açıp, yazarım.
devamını gör...
ressamın günlüğü
bir yagami light ukdesidir.
bir jose saramago kitabıdır.
jose saramago’nun türkçeye çevrilmiş kitaplarının neredeyse tamamını okudum ve hemen hepsine de büyük hayranlık duydum. özellikle de favori kitabım olan bütün isimler’e.
bu kitap jose saramago’nun ilk romanı ve benim jose saramago kitapları arasından sevmediğim tek kitabı. sanki yazar bu kitabı jose saramago olmadan önce yazmış. üslubu ve yazı dili bile farklı.
çok yetenekli olmadığını düşündüğümüz bir ressamın aldığı bir portre yapma işini bir tülü hakkıyla yerine getirememesi üzerine büyük ressamlardan ilham, feyz ve örnek almak üzere italyaya gitmesi üzerinden işleten romanın konusu ilgi çekici olsa da bir türlü zihnimde oturmayan yerler var romanda.
jose saramago okumaya bu romanla başlarsanız yazarın gelişimini ve kendini bulmasını takip etmek açısından iyi bir hareket olabilir. ancak diğer kitaplarını okuyup bu romana dönerseniz sizin için can sıkıcı bir deneyim olması kuvvetle muhtemeldir.
ben okurken zorlansam da yazara olan büyük hayranlığım ve sevgim sayesinde kitabı okuyup bitirdim. siz de okuyun ama fazla bir beklenti içinde olmayın.
bir jose saramago kitabıdır.
jose saramago’nun türkçeye çevrilmiş kitaplarının neredeyse tamamını okudum ve hemen hepsine de büyük hayranlık duydum. özellikle de favori kitabım olan bütün isimler’e.
bu kitap jose saramago’nun ilk romanı ve benim jose saramago kitapları arasından sevmediğim tek kitabı. sanki yazar bu kitabı jose saramago olmadan önce yazmış. üslubu ve yazı dili bile farklı.
çok yetenekli olmadığını düşündüğümüz bir ressamın aldığı bir portre yapma işini bir tülü hakkıyla yerine getirememesi üzerine büyük ressamlardan ilham, feyz ve örnek almak üzere italyaya gitmesi üzerinden işleten romanın konusu ilgi çekici olsa da bir türlü zihnimde oturmayan yerler var romanda.
jose saramago okumaya bu romanla başlarsanız yazarın gelişimini ve kendini bulmasını takip etmek açısından iyi bir hareket olabilir. ancak diğer kitaplarını okuyup bu romana dönerseniz sizin için can sıkıcı bir deneyim olması kuvvetle muhtemeldir.
ben okurken zorlansam da yazara olan büyük hayranlığım ve sevgim sayesinde kitabı okuyup bitirdim. siz de okuyun ama fazla bir beklenti içinde olmayın.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
cinayet süsü
iyi polis diye beni gösterdiniz, kötü polis diye kendinizi yaptınız.
çok yanlış anlamışsınız. siz iyi polis miydiniz içeride?
evet ben özellikle dikkat ettim size çünkü siz de iyiyi yaptığınız için o zaman ben daha iyisini yapayım.
ben de dedim ki bunun kötüsü buysa ben dedim o zaman iyice iyi bir şey yapayım. şimdi biz n'oldu, iyi polis çok daha iyi başka bir polis yapmış olduk yani.
iyi polis diye beni gösterdiniz, kötü polis diye kendinizi yaptınız.
çok yanlış anlamışsınız. siz iyi polis miydiniz içeride?
evet ben özellikle dikkat ettim size çünkü siz de iyiyi yaptığınız için o zaman ben daha iyisini yapayım.
ben de dedim ki bunun kötüsü buysa ben dedim o zaman iyice iyi bir şey yapayım. şimdi biz n'oldu, iyi polis çok daha iyi başka bir polis yapmış olduk yani.
devamını gör...
sosyoloji bölümünde okumak
keyifli.
tavsiye ederim.
tavsiye ederim.
devamını gör...
sıcak ve nemli ortam
fasulyenin filizlenmesi için ideal ortam. hepiniz ilkokulda fasülye deneyi yapmışsınızdır.
devamını gör...
annelerin söylediği yalanlar
son kaşık bu.
devamını gör...
deliderviş
acilen radyo yayını yapmaya başlaması gereken yazar*.
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
bilimin ilerlemesi ve çağdaşlaşmadır. dinler çağ dışıdır.
devamını gör...
eski sevgiline bir not bırak
'sen okuma ulan ayı'
çok pardon sevgili yazarlar. kendimi tutamadım hahaha.
çok pardon sevgili yazarlar. kendimi tutamadım hahaha.
devamını gör...
la vie en rose
1-2 yıl önce keşfettiğim ve filmlerde, dizilerde denk geldikçe benimmiş gibi heyecanlandığım şarkıdır. çok hoş bir ritmi ve bir o kadar da güzel anlamı insanı büyülüyor resmen. fransızcadan en kaba tabiriyle hayatı toz pembe görmek olarak çevirebiliyoruz.
“sen beni öptüğün zaman cennet iç çeker ve her ne kadar gözlerimi kapatsam da yine toz pembe bir hayat görürüm.”
“sen beni öptüğün zaman cennet iç çeker ve her ne kadar gözlerimi kapatsam da yine toz pembe bir hayat görürüm.”
devamını gör...
mesaja anında bakanları üzmeyin kampanyası
mesaja anında bakanlara ve mesaja kısa sürede cevap verenlere o kişiden hoşlanıyormuş gibi bakılmasın kampanyasıyla ölümüne kapışır bir kampanya.
kokoreçli not: alt tarafı mesaj, her şeyden yorum çıkarmayın. işim yoksa bakarım, beni bağlar. sizi değil. * üzmeyin, üzülürsünüz.
kokoreçli not: alt tarafı mesaj, her şeyden yorum çıkarmayın. işim yoksa bakarım, beni bağlar. sizi değil. * üzmeyin, üzülürsünüz.
devamını gör...


