(akapella) enstrüman kullanılmadan,sadece insan sesiyle icra edilen çok sesli müzik türüdür. 'capella' , latince 'şapel' demektir.zaten bu müzik türü de kiliselerde ortaya çıkmıştır ve 'kilise tarzı' anlamına gelir. akapella tarzındaki eserler gerçek bir müzik şölenidir.
ayrıca şair enis batur'un* aynı isimli şiir kitabının adıdır.(bkz: a capella:yeni lirik şiirler (2007-2014))
devamını gör...

haçan biz buni taniyruk, asil sen çimsun daa *
devamını gör...

ne gereksiz bir başlıktır diye düşündürendir. artık 3 yaşındaki bir çocuğun bir rahatça ulaştığı platformlarda böyle tehlikeli başlıkların açılması gerçekten tehlikedir. sizin akıl danışmak sanıp açtığınız bu ve benzeri başlıkların sonuçlarını idrak edememeniz idrak yollarınızın tıkalı olduğunun göstergesidir.

umarım başlık ve altında tanım yapıldığı ifade edilen diğer girdilerde - ve bu girdi de dahil olmak üzere- kaldırılır.


edit: başlık ve altındaki girdiler tarafımdan şikayet edilmemiştir. yazanın ve açanın, idrak yollarını açmak amacı ile tanım yapılmıştır.
devamını gör...

gomercan'ın hançeri sapladığı yayın...
devamını gör...

kuşburnuyu budarlar ilvanlım
aman aman
ışkın sürmesin deyi de
al fistanlım kaytanlım

(bkz: belkıs akkale)'nin sesinden tanıdığımız çorum yöresine ait türküde geçen bitki. ilk zamanlar dinleyince tam olarak ne olduğunu anlayamıyorduk.
devamını gör...

30 yaş üstü bekâr erkek olduğunuzun göstergesidir. halbuki evli barklı olsaydınız da eşiniz size kahvaltı hazırlasaydı fena mı olurdu?
beter olun.
devamını gör...

sözlük hanfenilerini gaza getirip, foto bekleyen yazar beyanıdır. ilgili yazarlar beklerken temsili:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yunan mitolojisi tanrılar ve tanrıçalar yanında nice mistik kahraman ve karakter ile doludur. bunlardan biride perilerdir. nypmheler, yani periler genellikle hikayeleri güzellikleri üzerine anlatılagelen uzun ömürlü, güzel, genç kişilerdir. bugün anlatmak istediğim peri ise bir oread, yani bir dağ perisi. isimini kayalarda yankılanan seslerden veyahut narcissus'a olan aşkından duyduğumuz: echo

echo, yunan mitolojisinde cithaeron dağında ikamet eden bir dağ perisidir. hakkında pek çok hikaye anlatılan echo'ya ait en bilinenlerden biri ile başlayalım: baş tanrı zeus bilindiği üzere güzel periler ile birlikte olmayı severdi. karısı hera ise duyduğu kıskançlıkları ve cezalandırılmaları ile ünlüydü. zeus'un bu sefer ki ilişkisi dağ perisi echo ileydi. bundan şüphelenen hera, ikiliyi basmak için olimpos'a gitti. echo, zeus'un kendine emrettiği üzere, zeus'u korumak için hera'nın gazabına uğradı. echo bundan sonra sadece; kendisine söylenen son sözleri söyleyebilir, tekrar eder, hale gelmişti. ovid'in metamorphoses eserinde ise hikaye biraz daha değişik. roma tanrıları ile anlatılmış olsa da yunan mitolojisindeki isimler ile deam ediyorum: burada hera yine kıskanç ve cezalandırmak için fırsat kovalayan bir rolde. fakat echo, hera ne zaman zeus'u yakalamaya kalksa gevezelik ederek onun dikkatini dağıtıyor ve hera bunu fark ettikten sonra onu cezalandırıyor. kendisine söylenen son sözleri tekrar etmesine mahkum ediyor echo'yu.

bir başka hikaye'yi de yaşamı hakkında pek bilgi sahibi olmadığımız yazar longus'un daphnis ve chloe eserinde okuruz. denizde süzülen ikiliden chloe daha önce hiç yankı duymadığı için yakınlarda tekrar eden bir şarkı karşısında çok şaşırır ve daphnis, echo'nun hikayesini anlatmaya başlar. periler ile birlikte dans eden, şarkılar söyleyen -yaşayan- echo tüm müzik aletlerini öğrenmiştir ve bu tanrı pan'i kızdırır. echo'nun virtüözlüğünü kıskanan pan, onun canını alır. ve rivayete göre echo'nun hala şarkı söyleyen bedeni dünyaya dağıtılmıştır. ve herhangi bir dünyevi şeyin sesini taklit ederek şarkı söylemeye devam edecektir. dünyanın her noktasında eko dediğimiz ses yansımasının olmasını buna bağlayanlar da bulunur.

başka başka hikayeler de tabii ki mevcuttur fakat bir diğer ilgi çekici nokta da echo'nun narcissus'a olan aşkıdır. ovid'in metamorphuses eserinde, 12. yüzyıldan kalan the lay of narcissus yazmasında veyahut 13. yüzyıl şairi guillaume de lorris'in the romance of the rose şiirinde işlenmiş olan bu tema farklı anlatımlara sahiptir. bu hikayelerin bazılarında echo bir peri değil asilzadedir, narcissus'un da önemsiz bir role sahip olduğu anlatılar bulunur. gelelim mitolojik anlatıya, tekrar ediyorum fakat; ovid'in metamorphuses eserinde çıkardığı düşünülen bu anlatı yine zeus ile başlıyor, daha doğrusu jupiter ile. ve yine karısı juno -hera- tarafından cezalandırılan, sadece cümlelerinin sonlarını söyleyebilen güzel sesi peri echo ile devam ediyor.

echo lanetlendikten bir süre sonra, avcı arkadaşları ile geyik avlayan yakışıklı birine rastlıyor: narcissus. ona aşık olan echo laneti yüzünden hiçbir şey diyemeden onu izlemeye devam etmiş. yalnız kaldığı bir an narcissus, ''orada kimse var mı'' diye seslenmiş ve peri tekrar etmiş. narcissus ''buraya gel'' diye tekrar seslenmiş fakat karşısına kimse çıkmamış. duyduğu tek şey söylediklerinin tekrarıymış. ''bu taraftan, bir araya gelmeliyiz'' diyerek tekrar seslendiğinde echo kendinden geçmiş bir şekilde ''bir araya gelmeliyiz'' demiş. kollarını açarak narcissus'a koşan echo'ya karşı narcissus dehşete kapılmıştı ve onu reddetti. bilirsiniz ki narcissus'un tek ve en büyük aşkı kendisiydi. bunun üzerine aşağılanmış hisseden echo oradan kaçtı. narcissus, kendi yansımasına aşık olarak eriyip gittiğinde, echo onun için yas tuttu ve sonra o da kaybolmaya başladı. güzelliği soldu, derisi buruştu ve taşa dönüştü. ondan geriye sadece sesi kaldı. vücudunun kayaları, sesinin de bu kayalar arasında yankılanan ekoyu oluşturduğu da rivayet edildi. ve narcissus için kendini feda etmiş tek kişi echo değildir. ameinias isimli genç bir adam da narcissus'a olan aşkından dolayı kendi canına kıymıştı.

bu arada bahsetmek gerekirse narcissus'un sonu, su içmek için eğildiği suda kendi yansımasına aşık olması ve onu izlemekten kendini kaybetmesi ile oluyordu. tabii bu anlatılardan biri, nicaea'lı parthenius'a veyahut conon'a göre narcissus kendi hayatına kıyıyordu. pausanias'un anlatısında ise narcissus kendisine değil, ikiz kız kardeşine aşık oluyordu. farklı hikayelerin birleşim noktası ise nergis çiçeğinin kaynağı olmasıydı. ilginçtir ki bu olay mitoojide şöyle anlatılır: bir deniz perisi olan thespia'lı liriope'nin oğlu olan narcissus doğduktan sonra, onun geleceğinden endişelenen liriope, kahin teiresia'yı görmeye gitmişti. ve kahin ona, çocuğun yaşlılığa ereceğini söylemişti fakat bir şartı vardı: kendisini tanımamalıydı.

echo'ya ait farklı kaynaklarda da anlatılar vardır. aristophanes, thesmophoriazusae eserinde; şarkı söyleyen perilerin arasında giren dionysus ile echo'nun da ilgilendiğini yazar. lemnos'lu philostratus da paskalya perilerinin pan'ı yakalyıp bağladıklarını. onun sakalını kestiklerini ve ona hakaret etmesi için echo'yu çağırdıklarından bahseder.
devamını gör...

türk mitolojisinde gök tengri'den sonra tanrı ülgen ile birlikte ikinci sırada gelen tanrıça.

çocukları, kadınları ve bunların bulunduğu haneleri korur.

bir gün şayet kızım olursa kendisine umay ismini mutlulukla koyacağım.
devamını gör...

tanım girmek yerine kim ne yazmış diye bakıyorum.
devamını gör...

tanıdıklarıma duyurudur. "beni bu sitelerde çok yanlış tanıtıyorlar" sizleri çok seviyorum lütfen yazdıklarıma itibar etmeyiniz.
devamını gör...

kendi küçük etkisi büyük bir cismin getireceği gürültüyü kaldırıp kaldıramayacağımız sorunsalı.

aa kullanırım neden olmasın ki dedim başlığı görünce.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bakın konuya o kadar uzağım işte.
hemen çocukluk anılarıma daldım.
boş arazide pat pat patlattığımız torpiller geçti gözümün önünden.
hatta şuan nerede patlatılabilir diye bile düşündüm.

kusura bakmayın ses mes ben kullanırım abi. zaten gürültülü memleketiz azcıkta ben ses yapayım kırk yılın başında bir.

hadi toplanıp tüm torpilleri patlatalım. ne dersiniz?
devamını gör...

letgoda satış yaptığım zamanlar birisi satış gününü değiştirmek istemişti.kabul edince bana iki sayfalık kendi yazdığı bir şiiri gönderdi.tavlama yok gerçi.
devamını gör...

belge olan fotoğraf ve güzel sanatların bir parçası olan fotoğraf sanatı için üretilen fotoğraf da anlamlı, akılda kalıcı ve “güzel “ kılan en önemli detay içeriktir. güçlü bir içeriğe sahip hikayesi olan fotoğrafta her türlü hata tolere edilebilir. içeriği kompozisyon, ve çekim tekniğine ilişkin detaylar takip eder
devamını gör...

türkiye'de de bolca bulunan isteksiz insan grubudur. genelde sabah uyanınca instagram'a bakar, akşama kadar televizyon izler ve youtube'dan da 2 video izler ve uyur. spor yapmaya üşenir, sanat yapmak istemez. kendini geliştirdiği bir alan yoktur. sabahtan akşama bilgisayar oyunu oynayan birinin bile geliştiği bir iş varken o sadece yapanları izler.

yanlış anlaşılmasın karışmak haddime değil ancak böyle insanları görmeye de dayanamıyorum doğrusu. belki de kimisinin içinde bir sporcu, kimisinin içinde bir ressam, kimisinin içinde bir besteci yatıyor. ve bir şeylerde gelişmek o insanlara acayip zevk verirdi. ancak bu tip bir yaşantı insanı depresyona, hatta belki de intihara kadar sürükleyebilir.

bu gerçekten de üzücü bir durum. bu insanlar hem yeteneklerinin farkında olmadığı için kendini yeteneksiz sanar, hem de gerçek mutluluğa, gelişmenin ve başarmanın verdiği o güzel hazza asla ulaşamaz. bu yazımda da bu tip insanlara değinmek, onların hayatlarını değiştirmek için hala zamana sahip olduklarını hatırlatmak istedim.

amacım asla nefret kusmak veya küçümsemek değildi, umarım istediğim şekilde yazabilmişimdir ve format dışına çıkmamışımdır. yazım hataları için de ayrıca özür dilerim.
devamını gör...

şu sözlükte en sevdiğim insanların başında gelen, en çok kahrımı çeken ama hiç şikayet etmeyen yazar.

bir konuya açıklık getirmek isterim bu vesileyle. * domestic ile aramızdaki muhabbetlerin tamamı sadece geyik. bazen bu durum yanlış anlaşıldığından değişik tepkilere neden oluyor. canımız sıkılınca birbirimize sarıyoruz, o kadar. yengemizin * de haberi var durumdan. sağ olsunlar, üçüncü deli olarak aralarına * kabul ettiler beni.

seviliyorsunuz ikiniz de...
devamını gör...

hayatta her şey olabilir dedirtir. yeter ki vazgeçme, kendinden ödün verme, umudunu kaybetme.



edit: morali bozuk bir yazara umut aşılamak istemiştim.. .pardon!!! my bad!
devamını gör...

nazım hikmet'in şiirlerini ondan daha iyi okuyan yoktur bence. fazıl say'ın nazım hikmet oratoryosunda muhteşem performansını görebilirsiniz.
devamını gör...

hiç abuk sabuğuna denk gelmediğim durum.
malum sözlükte özellikle son zamanlarda bir entry girdiysek vay halimizeydi. en az 7 8 mesaj geliyor o da yetmiyor şahıslar cevap vermedikçe üst üste yazıyordu.
yazarsın tabi. buradada yazılıyor ben de yazıyorum ama nasıl diyeyim seviyesizce, hadsizce sanki chat odası mübarek.
canım kafada o kadar çok insanla konuştum ki hiç o hisse kapılmadım. tabi umarım benim yazdığım kişilerde aynısını hissetmiştir hihihhh. günaydınlar sözlük ahalisi.
devamını gör...

2003 yılının mart ayında dedemi akciger kanserinden kaybetmiştim. başıma hep kötü bir şey gelse keşke yanımda olsaydı dedem derdim. mart aylarını hiç sevmez, yatağımın hemen karşısındaki alana onunla olan bir fotoğrafımı asarım. o ordaymıs da beni izliyormuş hissini sevdiğim için. sizi her koşulda seven ve sizi her şeyden herkesten koruyan birini kaybetmek belki de başınıza gelebilecek en kötü şey. o aslında senin her şeyin ama bir daha geri gelmeyecek hissiyatı...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim