(bkz: simbat tuzlu yer fıstığı)

burada yüklem "yer"dir.
devamını gör...

tam olarak romantize edildikleri an; 12 nisan günü bonni ve clayd'ında olduğu 5 suçlunun eller yukarı dışarı çıkın demesiyle başlıyor. müthiş bir çatışma çıkıyor. o sırada bonnie ve clayde kaçıyorlar. arkalarında ise banyo edilmemiş film ruloları ve aşk şiirleri bırakıyorlar. o andan itibaren gazete manşetlerini süslüyorlar.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
130 kurşun atılarak, delik deşik olmuş çaldıkları araba, sahibi tarafında küçük bir servete satılmıştır. şu an nevada'da bir kumarhanede sergilenmektedir. ''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

adli tabip, clyde'da 17 ve bonnie'de 26 giriş yarası olduğunu söyledi.
öldükleri araba şehir merkezine çekilince insanlar etrafını sararar cesetlerde hatıra almaya çalıştılar. kimisi kanlı elbiselerini, kimisi saçlarını yağmalıyordu. inanmayacaksınız belki ama barrow'un tetik parmağını kopartmaya çalışanlar bile vardı.
olaylardan sonra polis memuru prentiss oakley kanun kaçaklarına teslim olma imkanı verilmediği için pişmanlık duyduğunu ifade etmiştir.
şimdi bu aşıklar özellikle gemiyi azıya aldıktan sonra özellikle eyalet sınırlarında konaklıyor
neden?
çünkü; eyalet sınırı yasası var.
bu yasaya göre polisler görevli oldukları eyaletten, diğer eyalete geçemiyorlar. bu sebeple bizim aşıklar hep sınırlarda suç işliyorlar.
tabi sadece bonnie ve clyde değil...tüm suçlular aynı taktiği kullanıyor.
hal böyle olunca; banka soygunu, adam kaçırma gibi suçlar için ,eyalet sınırlarını geçerek yakalanabilmesine olanak sağlayan fbi kurulmuş oluyor.
devamını gör...

hüzünlü bir ahmet telli şiiridir;


burada yağmur yağıyor
aralıksız yağıyor günlerdir
ama sen yine de şemsiyeni
almadan gel ilk otobüsle

buğulanan camlara usulca
yüzünü çiziyorum ki yüzün
bir yağmur damlası olup
düşüyor yapraklarına gülün

güller de bozamıyor bu uzun
karanlık sessizliğini kentin
anılarını yitiriyor sokaklar
bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

tarih de kekemeleşiyor bazan
ki o zaman aşktır tek bilici
aşksa yürümek gibi bir şey
duyabilmek kuşların gelişini

anısı bizsek eğer bu kentin
unuttuğu türküler bizsek
acıyı rehin bırakıp bir güle
anımsatmalıyız bunları bir bir

sonra yürümeliyiz seninle
sokaklara caddelere çıkmalıyız
belki bir aşktır bu kentin
belleğini geri getirecek olan

burada yağmur yağıyor ama sen
şemsiyeni almadan gel yine de
özletiyor bu çılgın sağanak seni
sırılsıklam özletiyor biliyor musun
devamını gör...

başta konular ya da meseleler hakkında kişisel deneyim ve yorumların anlık, kronolojik bir biçimde biriktirilmesidir. tüm bunların yanında sosyalleşmek bulunur. sözlükler de sosyal medyanın birer araçlarıdırlar.
araştırılan konu ya da meseleye dair yıllara göre değişen fikirleri gözlemleyebilmek için çok elverişli sitelerdir.
devamını gör...

30'lı yaşlar. şarap gibi oluyorsun. her şey yerine oturmuş oluyor. 20'li yaşlar da yaptığın hataların dersini aldıysan eğer sorun yok.
devamını gör...

deme!
e miyop olan kadınlar!
bize bir şey yok mu?
ayıp ama sene olmuş neredeyse 2022 (bkz: cinsiyetçi başlıklar).
gidiyorum ben.
devamını gör...

hunimi kaybetmişim. buldum geldim. malum huni olmayınca yazamıyoruz. şöyle bir yazılanlara bakayım dedim. kutsal huni sizi ne etmesin emi? güldürdünüz vallahi. dilerim ömür boyu bol kahkahalı bir yaşamınız olur.

yahu bizi bu kadar ciddiye almayın. biz almıyoruz. alsak zaten kafamıza huni takmayız. hem huniyle gelen huniyle gider. hayır bugüne kadar yazdıklarımıza çizdiklerimize de bakmıyorsunuz, bizi piskevüt adam gibi beka meselesi haline getiriyorsunuz. * halimiz ahvalimiz ortada, tırlatmışız işte. fazlası yok. özerlik zor iş. misal ben uğraşamam öyle alengirli işlerle. şu başlıkta kendi halimizde demleniyoruz. patlama kısmına gelirsek, hah bak işte o olabilir. ona hak veririm. zaten kafadan patlak ve çatlak olduğumuz için patlamamız da kuvvetle muhtemel. freni boşalmış kamyon gibi ilerliyoruz. maşallahımız var. her geyiğin bir sonu vardır. bunun için müneccim olmaya gerek yok. mevzu miadını doldurur. bizde hunilerimizle başlığa el sallarız. hatta topluca yakarız hunileri. yakarsa hunileri hunililer yakar.

hoop çın sesi, yedik vallahi naneyi * sorma gitsin. merak etme, buradaki çokluğun geneli bu mevzularda tokluk şekerini ayarlamış insanlar. yani bizim o mevzulara karnımız tok. hamdolsun tevellüt var biraz. biz bu sözlüğe yiyeceğimizi yedik de geldik.

zaten buradakilerin ekseriyeti, o çokluk bokluk mevzularından bunalan insanlar. bizi biraz okusanız anlarsınız aslında durumu da, sözlükte biliyorsun yazma hastalığı var. okumak üvey evlat. * öyle olunca da yazılar şelale gerisi de hikâye. aman tadımız kaçmasın ali rıza bey kafasında takılıyoruz şuracıkta. ama başkalarının tadı kaçsın tabi buna da hayır demeyiz *, misal canım cicim terör örgütü, otu moku beğenme timi falan kutsal huninin gazabına uğrasın inşallah. sübhaneke, dinimiz, âmin.

yine hatlar karıştı. bu bende sık oluyor. o yüzden üyelik onayı işlerini değerli hunidaşım süngerbob çorabı giyen yiğit'e bırakıyorum.

ve iletiyi bir özlü söz ile bitirelim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

haydi dansa hunidaşlar! milli dansımızı günde en az bir kere yapmayı ihmal etmeyiniz. normalleşme illetine karşı ilaç gibi gelir.

devamını gör...

buyrun benim.
fularım da beymen. soruları alayım?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

abi bir kitap istiyorum ama ismini hatırlamıyorum. bir adada geçiyor. cinlerle savaşan bir polis var.

o kitabı bana verebilir misin? dediydi herifin biri ciddi ciddi.

ben de olur dedim ciddi ciddi.
devamını gör...

aslında üzücü olan, çocukluktan beri konuşacak kimsenin zaten hiç olmamasıdır, yani bu yalnızlık hissi çocukluğun erken zamanlarına dayanıyor. mesela, çocukken bir sorun yaşadığında anlatacak hiç kimsen yoktur, annen hiç seni dinleyip teselli etmemiş, sakinleştirmemiştir. sen de bundan sonra hiç kimsenin seni anlamayacağına, hep yalnız kalacağına inanmışsındır. yıllar geçtikçe bu yalnızlık hissi daha da büyür ve boğucu bir hal alır. zihindeki bu sınırlı inançtan kurtulmak zordur ama imkansız değildir. çocukluktaki gibi aslında yalnız değiliz, zihin ancak yeni şeyler öğrenerek eski bilişleri bırakır, harekete geçmek, insanlarla iletişim kurmaya çalışmak ve öğrenilmiş çaresizliğe mahkum olmamakla kısır döngü yavaş yavaş kırılabilir. bu konuda hayatı yeniden keşfedin kitabını tavsiye ederim.buradan
devamını gör...

yakın geçmiş zamanda ve yakın çevresinden bir anlamda zarar görmüş kimselerin, zorlandığı ve dahi istemediği bir durumdur. (ahanda tanım yaptım. bana özelden yazan, iyi ama az tanım yapıyorsun, sol frame uğramıyorsun, gündeme yazmıyorsun, çok zeki ve çok karizmatik ve çok yakışıklısın ama az tanım yapıyorsun diyenlere)

bu durumu yaşayanlar için kısa bir açıklama yapalım. beynimizin bizi koruma moduna geçmesi durumudur. yeni tanıştığınız insanlara mesafeli duruş aslında bir koruma mekanızmasıdır. beyniniz “ uzak dur, yapma, yine mi? ne çabuk unuttun, elleşme, sakin ol”gibi sinyaller yollar. bu aslında iyidir.

diğer taraftan insan sosyal bir varlıktır. hayatın doğal akışında zaten yeni birileriyle tanışacaksınız. sosyal derken, medyasını kastetmedim. kaldı ki sosyal medya üzerinden tanışılan kişiler ne kadar gerçektir ki? siz ne kadar gerçek kalabiliyorsunuz bu mecrada? herkesin mutlu, herkesin güzel, herkesin filtreli olduğu bir ortamdan sağlam bir ilişki çıkar mı? zor! çıksa da bir süre sonra patlar.

ancak dediğim gibi, yeni insanlarla tanışmak, hayatın normal akışında var olandır. iş, eğitim, yakın çevrenizden veya bir sebeple gittiğiniz “başka bir şehirden” birileriyle tanışırsınız.
devamını gör...

gardrop düzenlemek.

düzeltiyorum, giymediklerimi veriyorum, bir süre sonra dolap yine aynı. sonra yine aynı şeyleri yapıyorum, bakıyorum yine aynı. bu dolaplar kıyafet mi doğuruyor, dolabın arkasından ekleme mi oluyor, valla anlamadım. dolap hiç ferahlamıyor. epeydir doğru düzgün kıyafet aldığım * da yok. şu an hepsini pencereden atasım var.
devamını gör...

asla kullanmadığım ve kullanmayacağım şey. yapmayın etmeyin hocam.
devamını gör...

kısmen katıldığım fakat tam olmamasının nedeninin de türkiyenin koca bir koruyucu ve baskıcı aile olmasına bağladığım durumdur. çünkü zaten ekonomik anlamda tam tatmin olmamış aileler tek çocuğa sahip olsa dahi bunu geliştirecek, yükseltecek durumları olamadığından olan çocuklara oluyor. şayet çocuk inatçı ve ısrarcı olup kendi bir şeyler için istekli olur ve yaparsa durum farklıdır. bunun disinda tek derdi elalem olan bir ailede de yetişen çocuğun derdinin, merakının bilim, sanat olması aile içinde dışlanması ve icat çıkarması şeklinde görülüp fikirlerinin dimağının bir köşesinde çürüyüp yetiştiği aileye benzemesiyle hayatının sonlanması da olasıdır. umarim artık yeni nesil daha geniş bakış açılı ve daha inatçı olur bu konularda şeklinde temennimi de belirtmek isterim.
devamını gör...

benimdir. lütfen kötü şeyler söylemeyin, iyi insanlarız.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

delircem. şu tatliliga bakar mısınız?????
devamını gör...

sait faik abasıyanık bunu şöyle dile getirmiştir:


yazmasam deli olacaktım
devamını gör...

"gerçek şu ki, herkes seni incitecek. yapman gereken tek şey, acı çekmeye değer birini bulmak."
bob marley
devamını gör...

biz daha ölmedik.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim