kaşkolnikov
kafa izninden en kısa sürede dönmesini umduğum sözlüğün nadide yazarlarından bir tanesi, aksi takdirde kendini * özletmiş olacak. izin adı altında sözlüğü bıraktıysa beni üzer.
kaliteli tanımlar yazdığını düşünüyorum ve umut ediyorum ki sözlüğe geri döndüğünde tanımlarını daha üstlerine düşünerek yazar * ve düşüncelerini birkaç kelimeye sıkıştırmak yerine uzun uzun bahseder onlardan. iç dünyası hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isteyebilirdim.
edit: dönmüş! *
kaliteli tanımlar yazdığını düşünüyorum ve umut ediyorum ki sözlüğe geri döndüğünde tanımlarını daha üstlerine düşünerek yazar * ve düşüncelerini birkaç kelimeye sıkıştırmak yerine uzun uzun bahseder onlardan. iç dünyası hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isteyebilirdim.
edit: dönmüş! *
devamını gör...
gilaburu
çok kötü bir kokusu var. tadıda ekşimsi gibi. deneyecekseniz haberiniz olsun.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
kim neden merak eder bilmemekle beraber yine de yazacağım başlık.
doğum tarihim 197 ile başladığından "mütevellit" başlık sahibi değildir.
doğum tarihim 197 ile başladığından "mütevellit" başlık sahibi değildir.
devamını gör...
takoyaki
japonya da meşhur olan bir sokak lezzeti. japonya'da yemek demek bir anlamda balık ve deniz ürünleri demektir. ülkenin başkenti tokyo'da tadılabilecek en iyi lezzetlerden biri ise takoyaki. kızartılmış ahtapotla hazırlanan takoyaki suşi sevmeyenler için hem lezzetli hem de hızlı bir atıştırmalık. zencefil, soğan ve ahtapotla hazırlanan bir versiyonu da mevcut.
devamını gör...
atatürk olmasaydı türkiye'nin benzeyeceği ülke
sevr anlaşmasına göre iç anadoluya sıkışık , mısır ve pakistan arası bir ülke olurduk.
devamını gör...
heyecanlanınca yapılan hareketler
fena bir çarpıntı olur. baş parmağımı diğer parmak uçlarında gezdirerek atmaya çalışırım.
devamını gör...
terk edilmiş yerler
bakmayı bilenler için sembolik gerçekçiliğin örneklerini tam anlamıyla görebileceğiniz, benim için derin bir hüzün barındıran yerlerdir. bunlardan birisi benim köyümün yakınlarındaki (bkz: tabaklı) köyüdür.
18 yıl önce terk edilmiş bir köy. zamanında o köyde yaşayanlarla konuştum uzun uzun. tabii torosların eteğindeki bir köy için, hafızalarda kalan tek baskın şey fakirlik olmuş. bu garibanlık öyle bir şey ki; yanına ne kadar heyecan, tutku, macera koysan da silip atıyor; fukaralığı yaşayanlar için daha ağır bir duygu yok. kim bilir ne onurlar, gururlar zedelendi, ne hayaller kurulmaktan bile korkuldu. kim bilir hangi yoksulluktan dolayı sevdiklerini kaybettiler, hangi yoksuzluktan sevdiklerine kavuşamadılar. bunların hepsi, o köye gittiğinizde, yıkık dökük evlerin duvarlarına bakarken aklınıza gelir, kırılmış camlarında görürsünüz bu sahneleri.
terk edilmiş yerlerin kendi içinde saklı bir gizemi, perdesinin arkasında bir trajedisi vardır. yerlerden bağımsızdır, bir otoyolun kenarında terk edilmiş bir ev, uzun zaman önce bırakılmış metruk bir okul binası da olabilir bu. tek yapılması gereken, o koridorlarda, sokakarda, evlerde yaşanmış olabilecek şeyleri anımsamaya çalışmaktır. insana müthiş bir haz verir, hayal gücünüzü harekete geçiren bir enerjisi vardır buraların.
bir gün bu köye gittim, çeşmesinden su içtikten sonra, bir tanıdığım bana: "işte şu ev, dürdane halanı buradan gelin aldık" dedi. evin sadece bir kısmı duruyordu ve ben itinayla o evi beynimde inşa ettim, yolları düzelttim ve at üstünde yeni gelinin davul zurna eşliğinde gidişini canlandırdım. "vay be" dedim kendime, bir zamanlar buralarda erkek kızı beğenmiş, belki bu çeşme başında, evliliğin haberi yayılmış, oraların çöpçatan kadınlarından birisi tam şu evde: "sizin kızı istemeye gelecekler" demiş. türk kahveleri yapılmış, kızı vermişler, kızla erkek o gecenin heyecanıyla uyuyamamış.
belki tam o heyecan yaşanırken, iki yan evde birisi ölüm döşeğinde, garibanlıkla geçip giden ömrünün hesabını kime soracak sanki, boyun eğmiş, "belki cennete giderim de orada mutlu olurum" diye düşünerek ölümü bekliyor. yanlarında ellerinden bir şey gelmeyen sevdiklerinin ağlayışları. yol yok, para yok, adam gibi hastane yok. iyi kötü yaşadılar, heyecanlandılar, sevdiler, sevildiler, güldüler, ağladılar. şimdi yerlerinde yeller esiyor, kimseler yok. boş evlerin camlarından geçen rüzgarın şarkısı çalıyor.
terk edilmiş yerler beni hüzünlendirir. o yüzden ata toprağını satan adama çok kızarım, atasının evini terk edeni, onun anısını yaşatmayanı, oralarda tarihi, geçmişi koklamayı günümüzün içi boşalmış bireyselliğine tercih etmeyi hiç anlayamadım. her köye gidişimde bir yaşlının daha öldüğünü duyar üzülürüm, hele yerine çocukları köye tatillerde bile olsa gelmez olmuşlarsa, işte o zaman kederlenir, bir sigara yakarım.
18 yıl önce terk edilmiş bir köy. zamanında o köyde yaşayanlarla konuştum uzun uzun. tabii torosların eteğindeki bir köy için, hafızalarda kalan tek baskın şey fakirlik olmuş. bu garibanlık öyle bir şey ki; yanına ne kadar heyecan, tutku, macera koysan da silip atıyor; fukaralığı yaşayanlar için daha ağır bir duygu yok. kim bilir ne onurlar, gururlar zedelendi, ne hayaller kurulmaktan bile korkuldu. kim bilir hangi yoksulluktan dolayı sevdiklerini kaybettiler, hangi yoksuzluktan sevdiklerine kavuşamadılar. bunların hepsi, o köye gittiğinizde, yıkık dökük evlerin duvarlarına bakarken aklınıza gelir, kırılmış camlarında görürsünüz bu sahneleri.
terk edilmiş yerlerin kendi içinde saklı bir gizemi, perdesinin arkasında bir trajedisi vardır. yerlerden bağımsızdır, bir otoyolun kenarında terk edilmiş bir ev, uzun zaman önce bırakılmış metruk bir okul binası da olabilir bu. tek yapılması gereken, o koridorlarda, sokakarda, evlerde yaşanmış olabilecek şeyleri anımsamaya çalışmaktır. insana müthiş bir haz verir, hayal gücünüzü harekete geçiren bir enerjisi vardır buraların.
bir gün bu köye gittim, çeşmesinden su içtikten sonra, bir tanıdığım bana: "işte şu ev, dürdane halanı buradan gelin aldık" dedi. evin sadece bir kısmı duruyordu ve ben itinayla o evi beynimde inşa ettim, yolları düzelttim ve at üstünde yeni gelinin davul zurna eşliğinde gidişini canlandırdım. "vay be" dedim kendime, bir zamanlar buralarda erkek kızı beğenmiş, belki bu çeşme başında, evliliğin haberi yayılmış, oraların çöpçatan kadınlarından birisi tam şu evde: "sizin kızı istemeye gelecekler" demiş. türk kahveleri yapılmış, kızı vermişler, kızla erkek o gecenin heyecanıyla uyuyamamış.
belki tam o heyecan yaşanırken, iki yan evde birisi ölüm döşeğinde, garibanlıkla geçip giden ömrünün hesabını kime soracak sanki, boyun eğmiş, "belki cennete giderim de orada mutlu olurum" diye düşünerek ölümü bekliyor. yanlarında ellerinden bir şey gelmeyen sevdiklerinin ağlayışları. yol yok, para yok, adam gibi hastane yok. iyi kötü yaşadılar, heyecanlandılar, sevdiler, sevildiler, güldüler, ağladılar. şimdi yerlerinde yeller esiyor, kimseler yok. boş evlerin camlarından geçen rüzgarın şarkısı çalıyor.
terk edilmiş yerler beni hüzünlendirir. o yüzden ata toprağını satan adama çok kızarım, atasının evini terk edeni, onun anısını yaşatmayanı, oralarda tarihi, geçmişi koklamayı günümüzün içi boşalmış bireyselliğine tercih etmeyi hiç anlayamadım. her köye gidişimde bir yaşlının daha öldüğünü duyar üzülürüm, hele yerine çocukları köye tatillerde bile olsa gelmez olmuşlarsa, işte o zaman kederlenir, bir sigara yakarım.
devamını gör...
reenkarnasyon
dinimizde kesinlikle yeri olmayan ve müfessirler tarafından sert bir şekilde itiraz edilen inanıştır. inananların bir kısmı birkaç ayeti eğip bükerek var olduğuna inandırmaya çalışır. birkaçı da gerçekten böyle bir olayın olduğunu anlatır.
tansu çiller’in eşi özer çiller, eski hayatında rus çarı olduğunu iddia eder. benim tanıdığım birkaç kişi de zamanında farklı yüzyıllarda neler yaptıklarını anlatırlar. böyle bir olayın var olup olmadığı, ancak öldükten sonra netlik kazanacağı kesin.
tansu çiller’in eşi özer çiller, eski hayatında rus çarı olduğunu iddia eder. benim tanıdığım birkaç kişi de zamanında farklı yüzyıllarda neler yaptıklarını anlatırlar. böyle bir olayın var olup olmadığı, ancak öldükten sonra netlik kazanacağı kesin.
devamını gör...
sözlük mağazasındaki rozetlerin çok pahalı olması
alım gücünün düşük olduğu ülkede sözlük store alim gücünun düşük olmasıdır. coğrafya kaderdir sözlük bile pahalı.
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
her şeyi kapatıp açarak ya da bir-iki tane yapıştırarak düzeltmek..hayır işe yarıyor da hep garip bir şekilde
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
her ay başı aldığınız maaş, hayallerinizi ve haklarınızı unutmanız için size verilmiş bir rüşvettir. the judge.
devamını gör...
mikroplastik kirlilik
denize atılan plastik çöpler yüzyıllar boyunca erimediği gibi ekosisteme zarar veriyor. plastik atıklardaki kimyasallar çözündükçe mikroplastikler suya karışarak deniz canlılarının bünyesine geçiyor. yediğimiz balıklarda toksin birikimi oluşuyor.
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan mahlaslar
devamını gör...
kedi beslemek
1 saat peşinizde dolaşır yaş mama için; verirsiniz, yemeğinin yer ve arkasına bile bakmadan yalanmaya gider.* işte kedi beslemek budur, sevgi istediğiniz anda arkasını dönüp gider ama en beklemediğiniz anda size sarılırlar.
devamını gör...
trendyol indirim günleri
yılın 365 gününe tekamül eden indirim günleridir.
devamını gör...
25 yaşından sonra kimseye aşık olamayacağım hissi
şu an 27 yaşında olmama rağmen iki sene önce anladığım durumdur, hissedebildiğin insan karşına çıkmamıştır da söylenebilir.
devamını gör...
hal fiyatı 2 lira olan ıspanağın pazarda 8 liraya satılması
halden pazara gelene kadar enflasyonu dibine kadar yaşıyor demek ki. şaşırtmayan bir olay.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
kimse için vazgeçilmez değilsiniz, kimse sizin vazgeçilmeziniz olmasın.
devamını gör...
sevgililer günü
kendisiyle pek de barışık olmadığım gündür. bir türlü denk gelmiyor efendim.
devamını gör...