balkon
balkon aşkına.. çok severim,
kar yağmıyorsa yaz kış balkon düzeneğini sürdürürüm, kahvaltıdan akşam birasına, beş çayından gece kahvesine ikametimdir, mutfak bile olmayabilir, banyosu ve max 1 odası olan bir balkonda yaşayabilirim, daha 5 yaşında küçük bir giriş katında otururken, babamdan istemeye başlamışım, herkese de söylüyormuşum, biz balkonlu eve taşınıcaz diye, anlatabiliyormuyum, öyle bir aşk benimkisi.
kar yağmıyorsa yaz kış balkon düzeneğini sürdürürüm, kahvaltıdan akşam birasına, beş çayından gece kahvesine ikametimdir, mutfak bile olmayabilir, banyosu ve max 1 odası olan bir balkonda yaşayabilirim, daha 5 yaşında küçük bir giriş katında otururken, babamdan istemeye başlamışım, herkese de söylüyormuşum, biz balkonlu eve taşınıcaz diye, anlatabiliyormuyum, öyle bir aşk benimkisi.
devamını gör...
klavyenize bıktım yazdıktan sonra çıkan kelime
bıktım artık bu gün de uyandık noldu gardaş noldu gene.
devamını gör...
pollice verso tablosu
jean-léon gérôme'nin ünlü tablolarından biridir. birçok tabloda benzer teknikleri kullanmıştır. benzer renk ve biçimselliğe farklı eserlerinde de rastlanır. renklerin tonlaması, kontrast, perspektif ve derinlik, bir bütün halinde kopmozisyon hayal dünyamızda iz bırakır.

gelelim can alıcı hikayesine;
savaş esirlerinden ya da kölelerden oluşan gladyatörler yaralandığı takdirde, galip gladyatör imparatorun eline bakar. başparmağı yukarıdaysa affedilir, aşağıdaysa öldürülmesine karar vermek demektir.imparator, kalabalıkta ve tezahüratlar arasında sesini duyuramayacağı için böyle bir yöntem geliştirilmiştir. buna latince bir deyim olan pollice verso denir.
bir suçu yeterince büyük bir kalabalıkla işlersen o artık suç değildir.
şahsiyet dizisinde dikkatimi çeken bir sahne vardı.bu tablo üzerinden anlatılmak istenen yüzyıllardır değişmeyen bir kader yazgısı. insanların başka bir insan hakkında el birliği ile karar verip, beğendi beğenmedi tuşları üzerinden birbirleri üzerinde otorite-hakimiyet kurma çabası. toplu yargılama,birinin yanlış kararının arkasında durup hayat kurtarma veya hayat bitirme hazzını yaşama isteği.
bugün amerika’daki phoenix art museum‘da sergilenen tablo, 2000 yılında gösterime giren gladyatör filmine de ilham kaynağı olmuştur.

gelelim can alıcı hikayesine;
savaş esirlerinden ya da kölelerden oluşan gladyatörler yaralandığı takdirde, galip gladyatör imparatorun eline bakar. başparmağı yukarıdaysa affedilir, aşağıdaysa öldürülmesine karar vermek demektir.imparator, kalabalıkta ve tezahüratlar arasında sesini duyuramayacağı için böyle bir yöntem geliştirilmiştir. buna latince bir deyim olan pollice verso denir.
bir suçu yeterince büyük bir kalabalıkla işlersen o artık suç değildir.
şahsiyet dizisinde dikkatimi çeken bir sahne vardı.bu tablo üzerinden anlatılmak istenen yüzyıllardır değişmeyen bir kader yazgısı. insanların başka bir insan hakkında el birliği ile karar verip, beğendi beğenmedi tuşları üzerinden birbirleri üzerinde otorite-hakimiyet kurma çabası. toplu yargılama,birinin yanlış kararının arkasında durup hayat kurtarma veya hayat bitirme hazzını yaşama isteği.
bugün amerika’daki phoenix art museum‘da sergilenen tablo, 2000 yılında gösterime giren gladyatör filmine de ilham kaynağı olmuştur.
devamını gör...
firavunun laneti
howard carter ve lord carnarvon tarafından açılan çocuk kral tutankamon'un mezarında yazdığı iddia edilen bir cümle nedeniyle ortalığı kasıp kavuran sözde lanet.
mezar açıldığında, kapısında "(gbkz: firavunun mezarına her kim dokunursa ölümün kanatları onu saracaktır.)" yazdığı iddiası ortaya atılmıştı atılmasına ama gerçekte ortada böyle bir yazı yoktu. ancak mezarın açılmasından sonra üst üste yaşanan talihsiz kaza ve ölümler, insanları, firavunun mezarını açan herkesten intikam alacağı fikrine inandırmıştı.
mezarın açılışından kısa bir süre sonra, bir kobra yılanı carter'ın kanaryasını yuttu. bir süre sonra carter ve carnarvon bir nedenden ötürü tartıştılar. bu tartışmadan sonra carnarvon ingiltere'ye döndü. orada bir sivrisinek ısırığı yüzünden enfeksiyon kaptı. bu sebeple öldüğü sırada köpeği de birden ulumaya başlamış ve hemen arkasından o da ölmüştü.
böylece lanet iddiası insanların gözünde kuvvetlenmeye başladı.
bu olaylar ilkti ama son olmadı. mezarı ziyaret edenlerden ikisi, carter'ın yanında çalışanlardan biri ve mumyanın yaşını tespit eden kişi de öldü. daha sonra carnarvon'un mezarını ziyaret eden bir arkadaşı da hayatını kaybetti.
***
bu iddialardan meşhur gemi titanik de nasibini aldı. gemi sefere çıktığında içinde bir mumya bulunuyordu. kayıtlarda böyle bir mumyanın varlığına rastlanmasa da geminin akıbetine bu mumyanın neden olduğu, söylentiler arasındaydı.
her ne kadar peş peşe gelen bu ölümler gerçekten tuhaf görünse de, mezarı ilk açan kişi olan carter dahil birçok kişinin hayatta kalması, bu durumun bir tesadüften öte olmadığını gösteriyordu. yine de firavunların, mezarlarını açanları lanetlediğine ilişkin söylentiler uzun süre boyunca insanlar arasında gerçek bir olaymış gibi kabul gördü.
mezar açıldığında, kapısında "(gbkz: firavunun mezarına her kim dokunursa ölümün kanatları onu saracaktır.)" yazdığı iddiası ortaya atılmıştı atılmasına ama gerçekte ortada böyle bir yazı yoktu. ancak mezarın açılmasından sonra üst üste yaşanan talihsiz kaza ve ölümler, insanları, firavunun mezarını açan herkesten intikam alacağı fikrine inandırmıştı.
mezarın açılışından kısa bir süre sonra, bir kobra yılanı carter'ın kanaryasını yuttu. bir süre sonra carter ve carnarvon bir nedenden ötürü tartıştılar. bu tartışmadan sonra carnarvon ingiltere'ye döndü. orada bir sivrisinek ısırığı yüzünden enfeksiyon kaptı. bu sebeple öldüğü sırada köpeği de birden ulumaya başlamış ve hemen arkasından o da ölmüştü.
böylece lanet iddiası insanların gözünde kuvvetlenmeye başladı.
bu olaylar ilkti ama son olmadı. mezarı ziyaret edenlerden ikisi, carter'ın yanında çalışanlardan biri ve mumyanın yaşını tespit eden kişi de öldü. daha sonra carnarvon'un mezarını ziyaret eden bir arkadaşı da hayatını kaybetti.
***
bu iddialardan meşhur gemi titanik de nasibini aldı. gemi sefere çıktığında içinde bir mumya bulunuyordu. kayıtlarda böyle bir mumyanın varlığına rastlanmasa da geminin akıbetine bu mumyanın neden olduğu, söylentiler arasındaydı.
her ne kadar peş peşe gelen bu ölümler gerçekten tuhaf görünse de, mezarı ilk açan kişi olan carter dahil birçok kişinin hayatta kalması, bu durumun bir tesadüften öte olmadığını gösteriyordu. yine de firavunların, mezarlarını açanları lanetlediğine ilişkin söylentiler uzun süre boyunca insanlar arasında gerçek bir olaymış gibi kabul gördü.
devamını gör...
harry potter'daki büyüler
(bkz: sectumsempra) düşmanı uzak mesafeden kılıç gibi kesmeye yarar.
devamını gör...
seni anlayan kimsenin olmaması
kimse kimseyi anlayamaz. çevrendekilerin zihninde tasavvur eden sene göre, kendi yakıştırdığı sıfatlar kadarsın. birilerinden seni anlamalarını beklemek tuhaf geliyor. ne kadar anlayacak, nasıl anlayacak? bunu bilemezsin. emin olamazsın. anlamasın daha iyi. neyi anlamadığını biliyorsun en azından.
devamını gör...
babası tarafından zincirlenen 6 yaşındaki çocuğun ölmesi
lânet olsun böyle adaletsiz dünyaya, lanet olsun ortadoğu'nun kaderine, lanet olsun fakirliğe, lanet olsun bunların evlerine ateş düşüren lere, iç savaşı körükleyen lere .
devamını gör...
atatürk'e yazılan şiirler
yazmış yukarıya, atatürk geldi düşmanı yendi.
şimdi, yalan mı bu? yo değil. o zaman neden sizi rahatsız ediyor? bir sorun mu var?
şimdi, yalan mı bu? yo değil. o zaman neden sizi rahatsız ediyor? bir sorun mu var?
devamını gör...
tuz gölü'ndeki toplu flamingo ölümü
flamingo yuvaları çamurdan yapılma bir tümsektir. yüksekliği 30 - 60 santimetre arasında değişir. bu değişimi ortamın sıcaklığına yada sel baskınlarına karşı flamingolar ayarlar. zira yoğun sıcaklık, hem yumurtayı hem de yavrunun zemin sıcaklığında pişmesini sağlar. bu sebeple ''suyun içinde'' ama tümsekler üzerinde yaparlar yuvalarını.
konya'nın sıcağı malum...sular çekilince yavrular pişmiş belli ki....
yani arkadaşlar ne diyelim, bu pandemi nedeniyle özellikle hem avcıların ellerini kollarını sallayarak avlanmaları, hem insan baskının azalması nedeniyle yapılan gözlemlerde kuş sayısında ve çeşidinde artış meydana geldiği gözlemlendi.
bunun için sevindik.
-aman neyse ki , bu iki senelik ''hapis'' hayatımızda en azından doğa biraz kendine geldi-
diye teselli bulduk.
''itinayla'' tesellimizin ağzına ettiğiniz için teşekkür ederiz.
konya'nın sıcağı malum...sular çekilince yavrular pişmiş belli ki....
yani arkadaşlar ne diyelim, bu pandemi nedeniyle özellikle hem avcıların ellerini kollarını sallayarak avlanmaları, hem insan baskının azalması nedeniyle yapılan gözlemlerde kuş sayısında ve çeşidinde artış meydana geldiği gözlemlendi.
bunun için sevindik.
-aman neyse ki , bu iki senelik ''hapis'' hayatımızda en azından doğa biraz kendine geldi-
diye teselli bulduk.
''itinayla'' tesellimizin ağzına ettiğiniz için teşekkür ederiz.
devamını gör...
bir daha asla yapmam dediğiniz yanlışlar
bana saygısızlık edilen yerde sevgi adına orada durmağa çalışmak. kendine saygını sen kaybedersen kimsede bulamazsın diye düşündüğüm konu.
devamını gör...
basit bir kar küresinin 95 tl olması
t: haklı bulduğum başlık.
fakat zahmetli de kar küresi yapmak.
şahsen bi ara ben de kafayı takmıştım bu kar küresi olayına.
gereksiz bir çabaya girmiştim. geçmiş yıllarda teknoloji tasarım dersindeki üstün yeteneğimden mütevellit annelerin kışlık menemenlik yaptığı kavanozla kar küresi yapmaya çalışmıştım. içine de simi bocalamiştım. kavanozun içine sıkışıp kalmış gelinin kız kardeşi gibi ortaya garip bir şey çıkmıştı. kavanoz içine de dandik bir oyuncak attık mı... olmuyor işte o işler öyle. kabus gibiydi. hala atamıyorum o görüntüyü zihnimden.
girmeyin bu kar küresi işlerine hiç. gereksiz romantizm be. sıfır numara.
ayrica kendini kötü hissetme cicim. uygun karma puana sana şaheser bi kar küresi yaparım ben. hala arkadaş olarak kalır misiniz orasını bilmem ama yanına da konserve menemen de sararım.
fakat zahmetli de kar küresi yapmak.
şahsen bi ara ben de kafayı takmıştım bu kar küresi olayına.
gereksiz bir çabaya girmiştim. geçmiş yıllarda teknoloji tasarım dersindeki üstün yeteneğimden mütevellit annelerin kışlık menemenlik yaptığı kavanozla kar küresi yapmaya çalışmıştım. içine de simi bocalamiştım. kavanozun içine sıkışıp kalmış gelinin kız kardeşi gibi ortaya garip bir şey çıkmıştı. kavanoz içine de dandik bir oyuncak attık mı... olmuyor işte o işler öyle. kabus gibiydi. hala atamıyorum o görüntüyü zihnimden.
girmeyin bu kar küresi işlerine hiç. gereksiz romantizm be. sıfır numara.
ayrica kendini kötü hissetme cicim. uygun karma puana sana şaheser bi kar küresi yaparım ben. hala arkadaş olarak kalır misiniz orasını bilmem ama yanına da konserve menemen de sararım.
devamını gör...
benim burada ne işim var denilen anlar
zehirli bir ilişkinin içinde olduğunu fark ettiğin andır mesela.
devamını gör...
narmer
birçok bilim adamı tarafından, mısır'daki ilk hanedanlığı kurmuş firavun olarak bilinen firavun. "ilk firavun" da denir. yaklaşık m.ö. 3100'lü yıllarda hüküm sürmüş, yani 5100 yıl önce.. narmer, "akrep kral"ın veliahtıdır. bu arada "akrep kral ka"yı, muhtemelen daha önce hiç duymadınız. çünkü nerdeyse hiçbir yerde adından bahsedilmez. tarihsel kaynaklarda da çok çok az bahsedilir kendisinden ama antik mısır hanedanlığı öncesi dönemde hüküm sürmüş bir kralmış.
daha sonra narmer tahta çıkmış ve sanırım mısır'ı tamamen birleştirmiş tek yönetim altında. narmer'in "ilk firavun" olarak bilinmesinin sebebi narmer paletleridir. bu paletlerde, narmer'in, aşağı ve yukarı mısır'ı birleştirmesinin resmedildiği düşünülür.

işte bu yüzden "ilk firavun" olduğu düşünülür. bu arada, narmer'in akrep kralın ta kendisi olabileceğini de günümüz bulguları ortaya koyuyor. fakat "ilk firavun" meselesi hakkında, narmer'in menes diye bir oğlu daha var o da firavun. ve, m.ö. 3 yüzyılda yaşamış tarihçi manetho firavun listesinde birleştirici firavundan menes olarak bahseder. belki bu yüzdendir, bazı tarihçiler, erken hanedan döneminin ilk hükümdarının firavun menes olduğunu ileri sürüyor. ama henüz "ilk firavun" kimdir hâlâ tartışma konusu.
bazılarına göre, narmer ile menes aynı kişi ve başka-başka iddialar var. bir de, narmer'in hor-aha diye bir oğlu daha var, daha doğrusu ilk oğlu. hor-aha da erken hanedanlık döneminin ikinci firavunu, kaynaklar hor-aha'dan bahsediyor, fakart menes hakkında bir kayda pek rastlanmıyor.
daha sonra narmer tahta çıkmış ve sanırım mısır'ı tamamen birleştirmiş tek yönetim altında. narmer'in "ilk firavun" olarak bilinmesinin sebebi narmer paletleridir. bu paletlerde, narmer'in, aşağı ve yukarı mısır'ı birleştirmesinin resmedildiği düşünülür.

işte bu yüzden "ilk firavun" olduğu düşünülür. bu arada, narmer'in akrep kralın ta kendisi olabileceğini de günümüz bulguları ortaya koyuyor. fakat "ilk firavun" meselesi hakkında, narmer'in menes diye bir oğlu daha var o da firavun. ve, m.ö. 3 yüzyılda yaşamış tarihçi manetho firavun listesinde birleştirici firavundan menes olarak bahseder. belki bu yüzdendir, bazı tarihçiler, erken hanedan döneminin ilk hükümdarının firavun menes olduğunu ileri sürüyor. ama henüz "ilk firavun" kimdir hâlâ tartışma konusu.
bazılarına göre, narmer ile menes aynı kişi ve başka-başka iddialar var. bir de, narmer'in hor-aha diye bir oğlu daha var, daha doğrusu ilk oğlu. hor-aha da erken hanedanlık döneminin ikinci firavunu, kaynaklar hor-aha'dan bahsediyor, fakart menes hakkında bir kayda pek rastlanmıyor.
devamını gör...
girift radyo yayını
radyoyu açtım tesadüf. yunan şarkısı dinliyordum sonra bir anda konuşmaya başladılar.*
kim bunlar??
sosyal yaralar, fakslar falan derken dinlemeye devam ediyorum. ne yaptığımı bilmiyorum..
kyk, 8 kişilik odalar olaylar olaylar..
keyifli yayınlar.. o kyk yurtlarının dili olsada konuşsa.
kim bunlar??
sosyal yaralar, fakslar falan derken dinlemeye devam ediyorum. ne yaptığımı bilmiyorum..
kyk, 8 kişilik odalar olaylar olaylar..
keyifli yayınlar.. o kyk yurtlarının dili olsada konuşsa.
devamını gör...
nepenthe
karyotakism fenomenine ismini vermiş olan yunan şair kostas karyotakis'in 1921 yılında yayımladığı ikinci şiir koleksiyonu. koleksiyon ismini homeros'un odysseia'sında unutmayı sağlayarak acıyı geçirdiği söylenen ilaçtan alır. aslında eserin karyotakis'in ilk şiir koleksiyonu olan the pain of men and things ile epey zıt bir bütünlük oluşturuduğunu söyleyenebilir. ilk koleksiyonda şiirler daha çok ikili bir diyalog şeklinde ilerlerken aradan geçen iki yıl nepenthe'de görülen şiirleri daha umutsuz monologlar haline getiriyor ve daha sonraki eserlerinde belirginleşen sarkastik tutumununun yavaş yavaş temellerinin atıldığı gözleniyor. özellikle sleep şiirindeki belirgin charles baudelaire izleri koleksiyonun geneline yayılmış olandan çok daha fazla. şiirler lirikal olarak ne kadar başarılı ise karyotakis o kadar umutsuz bir tutum benimsiyor. savaş karşıtı mihaliyos şiiri ve intihar ettiği prezeve'ye yazdığı şiir lirikal olarak en başarılı şiirleri olarak adledilse bile bu koleksiyonda yer bulan şiirler daha üst düzeydir çünkü sessiz lirizm ile romantik retorik arasında, mersiyeli çeviklik ve hiciv keskinliği arasında bir yerde gidip gelir ve karyotakis'in belirsiz ve dengesiz dünyası içinde okuyucuyu içeri hapsetmeyi ve aynı anda özgür de bırakabilmeyi de amaçlar.
imaginary suicides
they turn the key in the door, take out
their old, well-hidden letters,
read them quietly, then drag
their feet a final time.
their life has been a tragedy, they say.
god! people's frightful laughter,
and the tears, the sweat, nostalgia
of the skies, the landscape's solitude.
they stand there by the window, gazing at
the trees, the children, all of nature,
at the marble-workers hammering away,
the sun that wants to set forever.
ıt's over. here's the note --
appropriately short, profound, and simple,
full of indifference and forgiveness
for whoever's going to weep and read it.
they look in the mirror, look at the time,
ask if it's madness maybe, a mistake.
"ıt's over now" they murmur;
deep down, of course, they're going to put it off.
imaginary suicides
they turn the key in the door, take out
their old, well-hidden letters,
read them quietly, then drag
their feet a final time.
their life has been a tragedy, they say.
god! people's frightful laughter,
and the tears, the sweat, nostalgia
of the skies, the landscape's solitude.
they stand there by the window, gazing at
the trees, the children, all of nature,
at the marble-workers hammering away,
the sun that wants to set forever.
ıt's over. here's the note --
appropriately short, profound, and simple,
full of indifference and forgiveness
for whoever's going to weep and read it.
they look in the mirror, look at the time,
ask if it's madness maybe, a mistake.
"ıt's over now" they murmur;
deep down, of course, they're going to put it off.
devamını gör...
hiç aramıyorsun sormuyorsun hayırsız diyen insan tipi
çok fazla duyduğum bir cümledir. evde hayatım, düşüncelerim hakkında rahat konuşamadığım için arkadaşlarımla telefonla konuşmayı tercih etmem. ararlarsa da aç(a)mam. sadece insanları olduğu gibi kabul etsek. zorlamasak fazla anlam yüklemeye, gözümüzde büyütmeye olmaz mı?
devamını gör...
evanescence
grup hakkında pek bilgim yok. bildiğim az miktarda şeyi sıralarsam;
-amy lee ablayı biliyorum, diğer üyeleri bilmiyorum, hiç merak edip araştırmadımda
-ergo proxy isimli animedeki "re-l mayer" karakterini tasarlayan üstad-ı azam, amy lee kraliçemizden esinlenmiş
-"fallen" diye doğaüstü bişey yapmışlar, izah etmesi oldukça zor
-bir de 13 eylül 2019 tarihinde konserleri vardı. biletler hayvan gibi pahalıydı, gidemedim.
bilgim bu kadarla sınırlı.
bana sorarsanız en iyi parçaları sırasıyla;
1-my immortal
2-hello
2-bring me to life
3-going under
4-lithium
not: my immortal'ın band versionunu tavsiye ederim. zaten aşkın olan bu parça 3. dakikada kendini de aşıyor, müzik endüstrisini de aşıyor, üzerinde yaşadığımız dünyayı da aşıyor, güneş sistemini de aşıyor, gidiyor. nereye kadar gidiyor bilmiyorum
-amy lee ablayı biliyorum, diğer üyeleri bilmiyorum, hiç merak edip araştırmadımda
-ergo proxy isimli animedeki "re-l mayer" karakterini tasarlayan üstad-ı azam, amy lee kraliçemizden esinlenmiş
-"fallen" diye doğaüstü bişey yapmışlar, izah etmesi oldukça zor
-bir de 13 eylül 2019 tarihinde konserleri vardı. biletler hayvan gibi pahalıydı, gidemedim.
bilgim bu kadarla sınırlı.
bana sorarsanız en iyi parçaları sırasıyla;
1-my immortal
2-hello
2-bring me to life
3-going under
4-lithium
not: my immortal'ın band versionunu tavsiye ederim. zaten aşkın olan bu parça 3. dakikada kendini de aşıyor, müzik endüstrisini de aşıyor, üzerinde yaşadığımız dünyayı da aşıyor, güneş sistemini de aşıyor, gidiyor. nereye kadar gidiyor bilmiyorum
devamını gör...
kusursuz
kusur nedir ki? kusursuz ne olsun? hayatın içinde barındırdığı kusurlar gibi hayatın içinde olan bizlerde ondan parçalar taşırız. kusurlu olmak aslında kusursuzluğumuzun göstergesidir.
devamını gör...

