endülüs'te raks
yahya kemal beyatlı’nın ispanya’dan esinlenerek aruz vezninde yazdığı tablo gibi bir şiirdir.
münir nurettin selçuk’un; şiirin coşkusuna, heyecanına yaraşan bestesiyle de kürdilihicazkâr makamında yüce bir esere dönüşmüştür.
birbirini bu kadar kusursuz tamamlayan beste ve güfte ikilisi bulmak epey zordur. yahya kemal şiiriyle bir resim yaratmış, münir nurettin’in bestesi ise bu resme can katarak, resmi harekete geçirmiştir. nesrin sipahi yorumu da çok hoş olmuştur.
zil, şal ve gül. bu bahçede raksın bütün hızı...
şevk akşamında endülüs üç defa kırmızı...
aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
ispanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir.
yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
işveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...
her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
ispanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.
alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,
göğsünde yosma gırnata'nın en güzel gülü...
altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
ispanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.
raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...
gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli...
gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,
her kalbi dolduran zile, her sineden: "ole!"
münir nurettin yorumu
nesrin sipahi yorumu
münir nurettin selçuk’un; şiirin coşkusuna, heyecanına yaraşan bestesiyle de kürdilihicazkâr makamında yüce bir esere dönüşmüştür.
birbirini bu kadar kusursuz tamamlayan beste ve güfte ikilisi bulmak epey zordur. yahya kemal şiiriyle bir resim yaratmış, münir nurettin’in bestesi ise bu resme can katarak, resmi harekete geçirmiştir. nesrin sipahi yorumu da çok hoş olmuştur.
zil, şal ve gül. bu bahçede raksın bütün hızı...
şevk akşamında endülüs üç defa kırmızı...
aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
ispanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir.
yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
işveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...
her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
ispanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.
alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,
göğsünde yosma gırnata'nın en güzel gülü...
altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
ispanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.
raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...
gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli...
gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,
her kalbi dolduran zile, her sineden: "ole!"
münir nurettin yorumu
nesrin sipahi yorumu
devamını gör...
sevgilin ya da eşin tarafından aldatılsan affeder misin sorunsalı
sektirip gitsin. af falan olmaz.
devamını gör...
yazarların en sevdiği enstrüman sesi
yazılmamış olandan yana kullanalım oyumuzu, yan flüt.
devamını gör...
kovacs
ismini solisti sharon kovacs'tan alan hollandalı müzik grubu. çıkış albümleri olan (bkz: shades of black)(2015) soul , r&b ve jazz'ın karışımı olarak nitelendiriliyor.
(bkz: 50 shades of black) buradan
benim gözümde kötü parçası olmayan müthiş bir albümdür.
bir diğer albüm (bkz: cheap smell)
(bkz: play me) buradan
(bkz: mama and papa) buradan
(bkz: love song) buradan
kadının müthiş bir sesi var bence çok etkileyici.
(bkz: it's the weekend) buradan
(bkz: snake charmer) buradan
(bkz: 50 shades of black) buradan
benim gözümde kötü parçası olmayan müthiş bir albümdür.
bir diğer albüm (bkz: cheap smell)
(bkz: play me) buradan
(bkz: mama and papa) buradan
(bkz: love song) buradan
kadının müthiş bir sesi var bence çok etkileyici.
(bkz: it's the weekend) buradan
(bkz: snake charmer) buradan
devamını gör...
yüksek lisans
lisanstan sonra uzunca bir süre iş bulamayanların ''bari boş durmayayım'' diyerek yaptıkları hede. zaten lisans mezunlarının iş bulamadığı bir memlekettik, şimdi tüm işsizlerin yüksek lisans mezunu olduğu ve yine iş bulamadığı tuhaf bir yer haline geldik. kolumuz kime çarpsa lisans üstü çıkıyor ama adam 6 yıldır işsiz.
devamını gör...
kız istemenin kadınları aşağılaması
yine gelenekselciler toplanmış. kız tarafı kilo kilo altın isteyince yine en çok bunlar ağlıyor. ben anlamıyorum bu ikiyüzlülüğü.
- kızınızı oğlumuza istiyoruz.
- verdik gitti.
arkadaşlar neyi veriyorsunuz? bunun feminist olmakla ya da cihangir solcusu olmakla ilgisi yok. mal mı kadınlar?
bir kadın kiminle evleneceğine kendisi karar verir. sizlerin ya da sizlerin ailesinin o kadının kararına saygı duymuyor gibi bi de ailesinin onayını almanıza zaten gerek yoktur. kız istemiş ama o kim ya bi de size soralım istedik demeye gerek var mı? kızınız beyinsiz o yüzden bi de ailemize biz anlatalım, onun aklı yok çünkü o anlamaz, bakalım siz ne diyeceksiniz der gibi. bi de kızımıza soralım falan diyip biraz medeniyet gördüğünü sanıyor insanlar. sen kızının isteyip istemedigini bilmiyor musun da kızına soruyorsun ayrıca.
bu kadar şova gerek yok. iki aile biraraya gelip tanışabilir çiftler isterse. aileleriniz size saygı duyup oturup bir gün planlayıp yemek organize edemiyorsa ve birbirlerini bu tür cümleler olmadan tanışmıyorsa bunun adı gelenek değil, medeniyet bilmemektir.
hâlâ ben şeyi anlamıyorum. neden gidip aileler efendi gibi oturup tanışamıyor da bunu böyle gürültülü, tuzlu kahveli, gümüş tepsili falan yapıyor. sen çikolatayı gümüş tepsinin içinde götürmediğin için o aile tarafından lanetleniyorsun. bu gelenekse o zaman bu geleneği sorgulamak gerek. bu kadar şova gerek yok evlenmek için dediğim gibi.
kadınların eşlerini seçip ailelerinden izin almadan gidip evlendiği bir ailenin içinde büyüdüm. büyükannem, kızı ve birkaç farklı kadın böyle evlendi. 1980 yılında bile gayet normal görülüyormuş bu durum. hatta büyükannemden başka yılları hesaplayın. ben 5-6 yanındayken o 90 ortalarındaydı. ikinci eşiyle çok uzun yıllar flört edip evlenmiş.
ben mesela şimdi evlenmeye karar versem ailemden izin almadan gidip evlenebiliyorum ve dilersem evlendikten sonra getirip tanıştırıyorum adamı. ve o adam bana ailem seni istemeye gelecek diyor. 40 kişi eve gelecekmiş beni istemeye. ben bunu kabul etmek zorunda olmadigim gibi bir erkeğin benim kadar cesur olmasını istiyorum. benim evliliğim üzerinde herhangi bir insanın söz sahibi olmadığını, beni kimsenin kimseye veremeyeceğini, daha önemlisi bir mal gibi ailemden istenmeyecegimi düşünüyorum. bunu gelenektir diye önüme getiren insanların önüne ailem uzun bir liste koymayı konusuyor. madem gelenek al bakalım bunlar bizim göç ettiğimiz yerin adetleri diye. çünkü insanlar gelenektir geleceğiz diye tutturuyor ve başka kültürlere saygı duymuyor. saçma saçma inatlasiliyor sonra. ne gereksiz şeyler.
kendileri beni isteyince gelenek ama benim ailemin madem öyle al bakalım diyip önce sürdükleri gelenek değil. bu mantıklı geliyor mu size?
yani ikiyüzlülüğe gerek yok. bir insanla 50 yıl beraber yaşamayı planlıyorsunuz ama ailenizi her şeyin içine sokuyorsunuz. biraz dik durun, biriyle evlenmek istiyorsanız evlenin, aileleri çağırın evinize gelsin tanışsın. ailelerin anlaşması o kadar önemli değil. aşiret gibi yaşamanıza gerek yok.
valla bu gelenek diye tutturanlar sahiden az değil. kadın 18 yaşında ailesinin evinden cıkmış, kendi ailesini kurmuş, 6 çocuk doğurmuş, başka şehirde olan ailesini beş yılda bir görmüş ama kendi oğlunun aile kurmasını korku filmi gibi görüyor. gelip oğluyla yaşıyor resmen evliliği. ne kadar ucuz, ne kadar kötü şeyler. aile içinde aile. yemin ediyorum yoruyor bu ülke beni. 50 yıl önce millet görücü usulü evleniyormuş, bunların aileleri 5 yıldır sevişen çift için hâlâ böyle günler planlıyor. valla komiksiniz.
- kızınızı oğlumuza istiyoruz.
- verdik gitti.
arkadaşlar neyi veriyorsunuz? bunun feminist olmakla ya da cihangir solcusu olmakla ilgisi yok. mal mı kadınlar?
bir kadın kiminle evleneceğine kendisi karar verir. sizlerin ya da sizlerin ailesinin o kadının kararına saygı duymuyor gibi bi de ailesinin onayını almanıza zaten gerek yoktur. kız istemiş ama o kim ya bi de size soralım istedik demeye gerek var mı? kızınız beyinsiz o yüzden bi de ailemize biz anlatalım, onun aklı yok çünkü o anlamaz, bakalım siz ne diyeceksiniz der gibi. bi de kızımıza soralım falan diyip biraz medeniyet gördüğünü sanıyor insanlar. sen kızının isteyip istemedigini bilmiyor musun da kızına soruyorsun ayrıca.
bu kadar şova gerek yok. iki aile biraraya gelip tanışabilir çiftler isterse. aileleriniz size saygı duyup oturup bir gün planlayıp yemek organize edemiyorsa ve birbirlerini bu tür cümleler olmadan tanışmıyorsa bunun adı gelenek değil, medeniyet bilmemektir.
hâlâ ben şeyi anlamıyorum. neden gidip aileler efendi gibi oturup tanışamıyor da bunu böyle gürültülü, tuzlu kahveli, gümüş tepsili falan yapıyor. sen çikolatayı gümüş tepsinin içinde götürmediğin için o aile tarafından lanetleniyorsun. bu gelenekse o zaman bu geleneği sorgulamak gerek. bu kadar şova gerek yok evlenmek için dediğim gibi.
kadınların eşlerini seçip ailelerinden izin almadan gidip evlendiği bir ailenin içinde büyüdüm. büyükannem, kızı ve birkaç farklı kadın böyle evlendi. 1980 yılında bile gayet normal görülüyormuş bu durum. hatta büyükannemden başka yılları hesaplayın. ben 5-6 yanındayken o 90 ortalarındaydı. ikinci eşiyle çok uzun yıllar flört edip evlenmiş.
ben mesela şimdi evlenmeye karar versem ailemden izin almadan gidip evlenebiliyorum ve dilersem evlendikten sonra getirip tanıştırıyorum adamı. ve o adam bana ailem seni istemeye gelecek diyor. 40 kişi eve gelecekmiş beni istemeye. ben bunu kabul etmek zorunda olmadigim gibi bir erkeğin benim kadar cesur olmasını istiyorum. benim evliliğim üzerinde herhangi bir insanın söz sahibi olmadığını, beni kimsenin kimseye veremeyeceğini, daha önemlisi bir mal gibi ailemden istenmeyecegimi düşünüyorum. bunu gelenektir diye önüme getiren insanların önüne ailem uzun bir liste koymayı konusuyor. madem gelenek al bakalım bunlar bizim göç ettiğimiz yerin adetleri diye. çünkü insanlar gelenektir geleceğiz diye tutturuyor ve başka kültürlere saygı duymuyor. saçma saçma inatlasiliyor sonra. ne gereksiz şeyler.
kendileri beni isteyince gelenek ama benim ailemin madem öyle al bakalım diyip önce sürdükleri gelenek değil. bu mantıklı geliyor mu size?
yani ikiyüzlülüğe gerek yok. bir insanla 50 yıl beraber yaşamayı planlıyorsunuz ama ailenizi her şeyin içine sokuyorsunuz. biraz dik durun, biriyle evlenmek istiyorsanız evlenin, aileleri çağırın evinize gelsin tanışsın. ailelerin anlaşması o kadar önemli değil. aşiret gibi yaşamanıza gerek yok.
valla bu gelenek diye tutturanlar sahiden az değil. kadın 18 yaşında ailesinin evinden cıkmış, kendi ailesini kurmuş, 6 çocuk doğurmuş, başka şehirde olan ailesini beş yılda bir görmüş ama kendi oğlunun aile kurmasını korku filmi gibi görüyor. gelip oğluyla yaşıyor resmen evliliği. ne kadar ucuz, ne kadar kötü şeyler. aile içinde aile. yemin ediyorum yoruyor bu ülke beni. 50 yıl önce millet görücü usulü evleniyormuş, bunların aileleri 5 yıldır sevişen çift için hâlâ böyle günler planlıyor. valla komiksiniz.
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
hassas'ın mükemmel poğaçasını ve yeni tarif bir kek.hiç denemediğim bir yemek de var.*
devamını gör...
en sevdiği içecek ayran olan kişi
probiyotik açısından bolca zengin bir içecek olduğu için kendi florasını seven kişidir.
candır o candır.
candır o candır.
devamını gör...
üniversitede ilk gün
1995* ekim ayı, ktü'nün dev kampüsünün, muhteşem peyzajından geçip sınıfımı buldum. sonra ilk derste gördüğüm matematik ile off oldum. meslek lisesi çıkışlı olduğuma uyandım. baktım anlamıyorum başladım arkadaş edinip gezmeye. güzel bir başlangıçtı.
devamını gör...
ömer hayyam
ayağa kalk uyumak için önümüzde sonsuzluk var sözlerinin sahibi matematikçi , rubai yazarı aynı zamanda astronom.
devamını gör...
her iki kadından biri gece taksiye binmeye korkuyor
sadece kadınlara has bir durum değil bence bu.bu süreçte insanın, kadın erkek kim olursa olsun bence gece geç saatte taksiye binmekten çekinmesi çok doğal hale geldi.
devamını gör...
tavsiye alacak kimseyi bulamamak
sözlük gibi ortamlar bunun için vardır.
içinizde biriken bilgi tecrübeyi tanım girerek paylaşabilirsiniz.
hem tavsiye vermiş olursunuz hem bilgilendirmiş olursunuz.
içinizde biriken bilgi tecrübeyi tanım girerek paylaşabilirsiniz.
hem tavsiye vermiş olursunuz hem bilgilendirmiş olursunuz.
devamını gör...
yaa öyle mi allah allah bak sen vay canına ne diyo bu
süt kardeşler filminde geçen kemal sunal repliği. ayşen gruda'nın oyunculuğu da mükemmel tabii ki...
devamını gör...
karton toplayan babaya sokağa çıkma yasağı cezası
karton toplayan adam çocuk sahibi olmaya layık değil. ölsün. ülkenin yarısı ölsün belki o zaman çocuk yapmaya layık olanlar kalır geriye.
ha bu arada arkadaşlar ne oldum değil ne olacağım sözünü düşünün. bugün milyonluk olup 3 çocuğa bakabilecek insan yarın iflas edip sıfırı çekebilir. yani aşırı büyük konuşmalar yapmadan önce bir düşünün. düşünün sadece.
ha bu arada arkadaşlar ne oldum değil ne olacağım sözünü düşünün. bugün milyonluk olup 3 çocuğa bakabilecek insan yarın iflas edip sıfırı çekebilir. yani aşırı büyük konuşmalar yapmadan önce bir düşünün. düşünün sadece.
devamını gör...
regl ağrısının abartılması
yaşamadığınız sancılar için ahkam kesmeyin bi zahmet.
devamını gör...
var olduğu bilinmeyen ülkeler
devamını gör...
herkesin kendisi gibi düşünmesini isteyen insan
yaratıcılığı öldüren farklı bakış açısının insana ne katacağını farkına varmayan kişilerin beyanı niteliğinde. hepimiz farklı olmalıyız bence güzel olan bu. tek düze düşünceye hakim olan sıkıcı bir dünyaya tahammül edemem gibi. farklı düşüncelere saygı duymayanlar bizi mahvediyor sadece. dünya kimsenin etrafında dönmüyor ve senin doğrun senin için bir başkasına dayatmadan yaşamayı denemelisin huzuru bulacaksın.
devamını gör...


