"daha çorba olmadı, şununla idare et" rezaleti...

gün ayacak da, çorba yok çorba!!!
size günaydın, bana biraz daha vakit var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"seviyeli bir ilişkimiz var" şeklinde cevaplayabileceğim soru cümleciği.
devamını gör...

canım ister koyarım, sanane ?
devamını gör...

''körleşme'' adıyla dilimize çevrilmiş elias canetti'nin inanması çok zor ama henüz 26 yaşındayken yazdığı rivayet edilen muhteşem kitabı. oğuz atay'ın isteği üzerine ahmet cemal tarafından dilimize çevrilmiştir.

bütün dünyası kitaplarından ibaret bir sinoloji profesörünün çevresine, hayata ve insanlara olan körleşmesinin konu edildiği kitap; nietzsche ve hegel'in insan ilişkilerindeki efendi-köle ilişkisine dayalı tahakküm yasasının ispatı niteliği taşıyor adeta.

her ne kadar bilinç akışı tekniği okurken biraz yorucu olsa da, ikinci dünya savaşı ve nazizim dönemini yaşamış bulgar bir yahudi olan canetti bu kitabıyla; içinde bulunduğu atmosferi ve zamanının faşist ruhunu mükemmel yansıtmış fikrimce.
devamını gör...

istisnasız bütün kedilere tombalak diye selam veriyorum, çok hoş canlılar.
devamını gör...

herkese benden istediği renkte mahlas, kartela kafastore'da seçin durun. herkesin bir hakkı var heee!
devamını gör...

evlenip boşanmalarda çok büyük bir etkisi olan cinsellik önemlidir aslında.
evlenmeden ten uyumunu deneyimlemek gerekebilir.*
bu nedenle katılmadığım bir düşüncedir.
devamını gör...

elimde 1956 basım bir kitap, kitapta bir annenin gözyaşları. kucağımda minik bir beyefendi. sadece benim kucağımda uyuyor, kendileri biraz seçici. bolca sessizlik ve huzur. missss...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mutfakta sigara içmeyin demedim mi?
çabuk balkona!
devamını gör...

özgün adı m olan, fritz lang'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, 1931 yılında berlin'de vizyona girmiş, türkiye'de "m - bir şehir katilini arıyor" olarak gösterilen, siyah beyaz bir film.
bu film, kara film dediğimiz film-noir akımının da öncülerinden diyebileceğimiz bir atmosfere-senaryoya sahiptir.

senaryosunu fritz lang, sevgili eşi eşi thea von harbou ile birlikte kaleme almıştır. senaryo kısmı ile döneminin yapıtlarından şıp diye sıyrılan bir filmdir, zira o dönemin analizini de öylesine güzel yapmamıza sebebiyet verir ki,yıllar sonra naziler bile böylesine bir yapıt yapan adam olan sevgili fritz lang'a devlet sinema müdürlüğü önermişlerdir, düşünün artık.

her neyse, nerede kaldık? bu filmi biraz spoiler vermeden senaryosundan bahsedelim bakalım.
filmde küçük kızları öldüren ve gazetelere mektup yazarak ünlü olmayı amaçlayan bir seri katilimiz var, bu seri katilimiz her geçen gün bir kız çocuğunu daha öldürür iken, polisin tek yapabildiği şey mesaiye kalmak oluyor. halk ayaklanıyor, polise hakaretler savurmaya başlıyor ve polis şeflerinin tam da zekalarına göre bir fikir çıkıyor ortaya; daha çok baskı, daha çok kimlik kontrolü ve her yer baskın!

e tabi, bir de şöyle düşünelim, savaştan çıkmış ve neredeyse açlıktan yok olmak üzere olan bir ülke var ortada.. bir ortam daima neye gebe oluyor? çetelere, yasa dışı işlere elbette...

yasa dışı işlerle ilgilenen bir çete bu polis baskısından oldukça hoşnutsuz olur ve polisin bu seri katili yakalayamayacağını fark eder ve bu işi kendileri bitirmek adına bir operasyona başlarlar, korkmayın spoiler değil zaten en başları bu kısımları.

sonrası mı? adeta oyunculuk kısmıyla almış götürmüş, diyalogları ile insanı yerine çivileyen ve birinci dünya savaşı sonrası insanların açlıktan ölürken birbirlerine olan nefretinden kaynaklanan linç girişimlerini öylesine güzel izliyorsunuz ki, bu film aklınızda bambaşka bir yerde aklanıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lewis asit baz tanımına göre elektron çifti veren maddelere denir.
devamını gör...

t: realist hatta natüralist bir bakış açısıyla, yurdumuzun acı gerçekleri minvalinde yazılmış bir şükrü erbaş şiiridir.
şiirin çıkış noktası ismet özel'in 1974 tarihli akla karşı tezler şiirinin 4. kısmındaki "köylüleri niçin öldürmeliyiz? / bu sorunun karşılığını bulamıyorum..." şeklinde başlayıp devam eden dizeleridir.

gelelim, "şükrü erbaş köylülüğü mü eleştiriyor?"a. ben köylüyü -tamamen öyle olmamak kaydıyla- eleştirdiğini düşünüyorum. peki, niye? "bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden düşünemezler..." en belirgin burada olmak üzere, birçok dizede anlattığı köylü tipi aklını kullanmaktan kaçınan, sıfır etik kaygı taşıyan bir tiptir. aklını kullanabiliyor fakat yalnızca kurnazlığa ve şiirde anlatılan başka durumlara karşı.

insan, köylerde şehirlere nazaran mecburi olarak toplumsal ahlaka daha bağlı olmak zorunda kalıyor. çünkü en temelinde gidecek başka yer yok, dışlanmak da halihazırda ufak bir çevresi olan köylü tipi için bir cehennem tasvirinden başka bir şey değil. dolayısıyla mümkün olduğunca kısıtlanıyor. işte tam da bu noktada bence erbaş'ın demek istediği bundan kurtulabilirler fakat özlerinde istemiyorlar. asıl sorun bu köylü özüdür. bu köylü özünü oluşturan ve süreğenliğine neden olan yalnızca çevre değildir, köylünün bunu tercih etmesidir.

gelelim köylülük kavramına. bence köylülük eleştirisi son iki dizede aranmalıdır: "köylüleri, söyleyin nasıl / nasıl kurtaralım?" bu dizelere gelene kadar anlattığı tip henüz bir kavram oluşturmamaktadır. mevzubahis son iki dizede "köylüler" adı altında birleşerek köylülük kavramını oluştururlar. şaire göre bunlar hiçbir şekilde kurtarılamazlar.

işin acı yanı, yüzyıllardır bu öz aynı, uzun bir süre daha değişmeyecek gibi görünüyor.

ek: şiir hakkında birkaç görüş
devamını gör...

büyüklerin ellerinden varsa benden ihtiyar
küçüklerin gözlerinden öperim bayram harçlığı yok ama kimseye
devamını gör...

müziği çok acıklı değilmi ya, bir banamı ağır arabesk geldi,
insan bir kere duyunca ister istemez takılıyor, bende dinledim birkaç gün,

sözleride kendi içinde alfa mı maço mu, yolunu bulamamış bir adamın isyanı gibi,
kadına yükselmiş orası belli, korumak istiyor, bir damla su vermiycekmiş yiğidimiz :
bana az geldi sevdiği kadın için, kötü adamlara sadece su vermemesi.
devamını gör...

çok çalışıyor, günde 3 saat falan uyuyordur. bu kadar yorma kendini dostum.
devamını gör...

arapça sarhoşluk anlamına gelen kelime.
devamını gör...

faktör 8 fonksiyonunu düzelten hemofili a tedavisinde kullanılan ajandır.
(bkz: hemofili)
devamını gör...

bir de bu erkeklerin, bu tavrından hoşlanan kızlar var. üzülüyorum be sözlük.
devamını gör...

nice mutlu yıllar ege kızı.
devamını gör...

başta karambol olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederiz. umarım yazarlardaki aidiyet duygusunu arttırır ve yaşanan kavimler göçü çılgınlığı karşısında daha dik bir duruş sergilememize vesile olur. ayrıca ivanmilinskiye bir parantez açmak istiyorum; adam nefis yazmış, yalnız ne güzel yazmış, vallahi muazzam olmuş, yazıların çıktısını alıp kabuğuma raptiye ile tutturup gezeceğim * işin latifesi bir yana tüm yazar arkadaşların zihinlerine kalemlerine sağlık!

bundan sonrası içinde yolunuz açık olsun!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim