normal sözlük yazarlarını ağlatan filmler
ölü ozanlar derneği
devamını gör...
damdaki kemancı
fiddler on the roof ,senaryosu joseph stein'a, müzikleri jerry book'a,şarkı sözleri ise sheldon harnick'e ait olup ilk kez 1964'te broadway'de sahnelenmiş müzikal tiyatro oyunu ve aynı zamanda israilli oyuncu haim tapol'un başrolünde olduğu 1971 tarihli bir sinema filmidir. çarlık rusyası zamanında ukrayna sınırlarındaki anatevka köyünde yaşayan fakir bir ortodoks-yahudi ailenin başından geçen olayları anlatır. bu müzikal, türkiye'de de birçok defa sahnelenmiş;aynı isimle 1972 tarihinde film ve elveda rumeli isminde 2007 tarihli bir de dizi uyarlaması yapılmıştır.
başkarakter olan ve sütçülük yapan tevye oldukça komik ve canayakın bir insandır.tanrı ile tek taraflı şekilde konuşur,o'na dertlerini açar ve sürekli yakınır. hep hayal kurar, 'ah bir zengin olsaydım' der,sonra başlar isteklerini sıralamaya.
tevye'nin beş kızı vardır ve hepsi onun gözünde küçük birer çocuktur ama büyük kızının düğününde farkeder ki zaman çabucak geçip gitmiş,kızları artık büyümüştür.güneş bir doğuyor,bir batıyor; mevsimler ve yıllar birbirini takip ediyordur.
film genel anlamda bir komedi olsa da hiçbir sahnesinde gerçek hayattan koptuğunuzu hissetmezsiniz ki bu açıdan harika bir melodramadır.hem sosyolojik ve dini açıdan toplumsal eleştiriler vardır filmde, hem de fakir bir ailenin yaşadığı gündelik sıkıntılar. bu arada filmin ismi bambaşka bir detaydan gelmekte,bunu da filmi izlerken dikkat verip kolayca yakalamak mümkün.
başkarakter olan ve sütçülük yapan tevye oldukça komik ve canayakın bir insandır.tanrı ile tek taraflı şekilde konuşur,o'na dertlerini açar ve sürekli yakınır. hep hayal kurar, 'ah bir zengin olsaydım' der,sonra başlar isteklerini sıralamaya.
tevye'nin beş kızı vardır ve hepsi onun gözünde küçük birer çocuktur ama büyük kızının düğününde farkeder ki zaman çabucak geçip gitmiş,kızları artık büyümüştür.güneş bir doğuyor,bir batıyor; mevsimler ve yıllar birbirini takip ediyordur.
film genel anlamda bir komedi olsa da hiçbir sahnesinde gerçek hayattan koptuğunuzu hissetmezsiniz ki bu açıdan harika bir melodramadır.hem sosyolojik ve dini açıdan toplumsal eleştiriler vardır filmde, hem de fakir bir ailenin yaşadığı gündelik sıkıntılar. bu arada filmin ismi bambaşka bir detaydan gelmekte,bunu da filmi izlerken dikkat verip kolayca yakalamak mümkün.
devamını gör...
dead poets society
oh captain, my captain
devamını gör...
garsonun uzun süre masaya gelip sipariş sormaması
insanlar da sanıyor ki bir mekana oturulduğunda tüm yaşamsal fonksiyonlarınızı bir köşeye bırakıp sadece sipariş vermek yeterli. çalıştığım çoğu yerde üstün gözlem yeteneklerim sonucunda şunu fark ettim ki siz el kaldırmasanız bile gözlerinizle verdiğiniz mesajları algılamam zor olmuyor. ancak ilk kez girdiğiniz bir mekanda size hoş geldin diyen garsonun sıfatına bile bakmaya tenezzül etmeyip sessiz sedasız bir yere geçtiğinizde, direkt olarak hafızada kalıcılığınız bitiyor. oysaki hoş bulduk şeklinde bir karşılık verseniz ve masanıza oturduğunuz andan itibaren iletişimin tüm ögelerini kullanmaya istekli olsanız, zaten garson da size hizmet etmeye istekli olur. öyle dut yemiş bülbül gibi oturup sipariş alınmasını beklerseniz, daha çok beklersiniz.
edit: anlama kıtlığı olanlar için açıklama yapayım. ortalama 30-40 masanın bulunduğu ve küçük sayılamayacak bir işletmede çalıştığım için gönül rahatlığıyla yazabiliyorum. garsonun bakması gereken tek masa siz değilsiniz, 2 kişinin servis bölümünde çalıştığını düşünecek olursak da her masaya yetişmemiz mümkün değil. çoğu müşteri qr kodun ne olduğundan bihaber. bekliyorlar ki normal menü getirelim. normal menü çoğu işletmede 1 senedir yok zaten. olanlar da maliyetten kısmak için yeni menü bastırmıyorlar. her şey dijital yani. ben tabii ki garson olarak salonun organizasyonunu ve hakimiyetini sağlamak durumundayım ancak öyle müşteriler var ki yeni mi geldi yoksa hep orada mıydı anlamak mümkün değil. pis masaya oturanlar mı dersin (yeni kalkmış masa ve müşteri sormadan laps diye oturuyor.), pis diye üstten bakıp 'siler misin bu masayı, pis bu' diye bir de azar işitiyorum. uşağınız vardı sizin burada. görgü kuralları diye bir şey var. garsonun bildiği kadar keşke siz de müşteri olarak bilseniz bazı şeyleri.
edit: anlama kıtlığı olanlar için açıklama yapayım. ortalama 30-40 masanın bulunduğu ve küçük sayılamayacak bir işletmede çalıştığım için gönül rahatlığıyla yazabiliyorum. garsonun bakması gereken tek masa siz değilsiniz, 2 kişinin servis bölümünde çalıştığını düşünecek olursak da her masaya yetişmemiz mümkün değil. çoğu müşteri qr kodun ne olduğundan bihaber. bekliyorlar ki normal menü getirelim. normal menü çoğu işletmede 1 senedir yok zaten. olanlar da maliyetten kısmak için yeni menü bastırmıyorlar. her şey dijital yani. ben tabii ki garson olarak salonun organizasyonunu ve hakimiyetini sağlamak durumundayım ancak öyle müşteriler var ki yeni mi geldi yoksa hep orada mıydı anlamak mümkün değil. pis masaya oturanlar mı dersin (yeni kalkmış masa ve müşteri sormadan laps diye oturuyor.), pis diye üstten bakıp 'siler misin bu masayı, pis bu' diye bir de azar işitiyorum. uşağınız vardı sizin burada. görgü kuralları diye bir şey var. garsonun bildiği kadar keşke siz de müşteri olarak bilseniz bazı şeyleri.
devamını gör...
beyaz kediye pamuk gri kediye duman ismini veren toplum
kendini isim arama telaşından kurtaran kişidir, tembelin önde gideni. birde bunun muhabbet kuşu versiyonu var kuş mavi ise maviş sarı ise limon.
devamını gör...
künefe yemek için hatay'a gitmek
fizanda olsa gedilir.
devamını gör...
gurbet
garip, gureba, gurup, gurbet hep garp'tan türemiştir.
garp kelime anlamı olarak batı anlamına gelmektedir.
-gurup: gün batımı.
-ğu-re-ba: ayrıldı,uzaklaştı.
-garip: yabancı.
-gureba: garipler.
gurbet: ayrı olma,yabancı kalma, uzak kalmak.
yurt bellediği yüreklerden sürgün, yeryüzünde mülteci ve garip. kendinin gurbetinde olana varmak da neymiş?
garp kelime anlamı olarak batı anlamına gelmektedir.
-gurup: gün batımı.
-ğu-re-ba: ayrıldı,uzaklaştı.
-garip: yabancı.
-gureba: garipler.
gurbet: ayrı olma,yabancı kalma, uzak kalmak.
yurt bellediği yüreklerden sürgün, yeryüzünde mülteci ve garip. kendinin gurbetinde olana varmak da neymiş?
devamını gör...
beğeni bildirimlerini kapatan yazar
verilen rahatsızlık beğeniden olsun efendim. asla kapatılmayacak bildirimlerdir.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
baylar bayanlar;
merdivenden kayanlar...
merdivenden kayıp da
sekiz takla atanlar...
toplanın etrafımıza! bu akşam bir kez daha, farklı bir konuyla karşınızda olacağız. sevgili piyanist'in de bahsettiği gibi, konumuz yapay zekâ ve aşk. umuyoruz ki değineceğimiz konular ilginizi çeker ve teknolojik tekillik denen potansiyel belanın kapımızda olduğu şu günlerde, gelecekte müstakbel sevgili adaylarımız olan robotların hayatımızdaki yerine dair fikir alışverişlerimizi keyifle dinlersiniz.
akşama bekliyoruz, unutmayın!..
merdivenden kayanlar...
merdivenden kayıp da
sekiz takla atanlar...
toplanın etrafımıza! bu akşam bir kez daha, farklı bir konuyla karşınızda olacağız. sevgili piyanist'in de bahsettiği gibi, konumuz yapay zekâ ve aşk. umuyoruz ki değineceğimiz konular ilginizi çeker ve teknolojik tekillik denen potansiyel belanın kapımızda olduğu şu günlerde, gelecekte müstakbel sevgili adaylarımız olan robotların hayatımızdaki yerine dair fikir alışverişlerimizi keyifle dinlersiniz.
akşama bekliyoruz, unutmayın!..
devamını gör...
kedi
parkede uyumaya başladıysa havalar da ısınmaya başlamıştır.
bir parke kadar olamadık iyi mi!
bir parke kadar olamadık iyi mi!
devamını gör...
norveçli balıkçılar
krem reklamlarının vazgeçilmezleridir.
devamını gör...
ak parti seçimi kaybettiğinde iktidarı bırakmaz ise olabilecekler
maalesef onu da yaparlar, ve yine her zamanki gibi çıkıp, saçma sapan bir bahaneyle, vatanımızdı milletimizdi, iradeydi, onlardı, böyle bir durumda öyle yapmak olmazdı... diye kendi kendilerine, hem sorarlar, hem karar verirler, haksızca, saçma, ve yine bunların mal sürüleri alkışlar... tipik klasik akp filmi bu...
şu an görünürde yiğitliğe nane sürdürmüyorlar ama, sandıktan sürekli bahsettiklerine göre, seçimi kazanacaklarını düşünüyor gibi görünüyorlar, tabi bu kasıtlı verilmiş bir görüntü de olabilir..
ben şahsen, yine öyle süslü laflarla rt nin bize okuması suretiyle, milli iradeydi, yerliydi, öyleydi böyleydi diyerek, osmanlıca kelimelerle, seçimi kaldırdık seçim filan yok demiycekler de, onun lacivertini anlatıcaklar gibi geliyor...
bunlar bu çeşmelerin başını bırakmaz...
alışmışlar, bırakamıyorlar,
para bağımlısı olmuşlar...
işimiz çok zor...
ha bırakmazlarsa, ortalık da karışır yani orası da ayrı, artık herkesin canına da yettiler bu da bir gerçek, konfor alanımız filan kalmadı, kendi evimin balkonunda otururken bile, yoldan geçen bekçi sürüsü bize palazlanarak bakabiliyor..
varlıklarını, baskılarını bu kadar hissettirmeleri, artık boğdu milleti, bir yerde patlıycak bu insanlar, inşallah iş oralara gelmez ama, kimse de normal bir mağlubiyet, insani ve yasal bir hareket de beklemiyor bunlardan maaaalesef....
şu an görünürde yiğitliğe nane sürdürmüyorlar ama, sandıktan sürekli bahsettiklerine göre, seçimi kazanacaklarını düşünüyor gibi görünüyorlar, tabi bu kasıtlı verilmiş bir görüntü de olabilir..
ben şahsen, yine öyle süslü laflarla rt nin bize okuması suretiyle, milli iradeydi, yerliydi, öyleydi böyleydi diyerek, osmanlıca kelimelerle, seçimi kaldırdık seçim filan yok demiycekler de, onun lacivertini anlatıcaklar gibi geliyor...
bunlar bu çeşmelerin başını bırakmaz...
alışmışlar, bırakamıyorlar,
para bağımlısı olmuşlar...
işimiz çok zor...
ha bırakmazlarsa, ortalık da karışır yani orası da ayrı, artık herkesin canına da yettiler bu da bir gerçek, konfor alanımız filan kalmadı, kendi evimin balkonunda otururken bile, yoldan geçen bekçi sürüsü bize palazlanarak bakabiliyor..
varlıklarını, baskılarını bu kadar hissettirmeleri, artık boğdu milleti, bir yerde patlıycak bu insanlar, inşallah iş oralara gelmez ama, kimse de normal bir mağlubiyet, insani ve yasal bir hareket de beklemiyor bunlardan maaaalesef....
devamını gör...
11 ocak 2021 ümitcan uygun’un tutuklanması
aldığım bir habere göre tutuklandığını öğrendim. şimdilik bir fotoğraf paylaşıyorum eğer gerçeklik payı varsa zaten haberlere de düşecektir. link
edit: tutuklama kararı kesinleşmiştir. detayları aktaracağım.
edit: uyuşturucuya özendirme suçundan tutuklanmıştır. ceza detayları hakkında bilgi yok şimdilik.
link
edit: dna örneği alındığı ve aleyna çakır davası da dahil olmak üzere tutuklu yargılanacağı bilgisi eklendi.
edit: tutuklama kararı kesinleşmiştir. detayları aktaracağım.
edit: uyuşturucuya özendirme suçundan tutuklanmıştır. ceza detayları hakkında bilgi yok şimdilik.
link
edit: dna örneği alındığı ve aleyna çakır davası da dahil olmak üzere tutuklu yargılanacağı bilgisi eklendi.
devamını gör...
birçok başlığın uzay içerisinde kaybolması
bir gerçek.
bazıları okunmamış, bazılarına yorum yapılmamış, haklarında soru bile sorulmamış, kendi hallerine bırakılıp boynu bükülmüş başlıklar var. bazılarında da uzun uzun emek verilerek yazılmış ama hiç yüzüne bakılmamış tanımlar var.
"niye sürekli cinsiyetçi başlık açılıyor, niye bilgi içerikli, bilimsel başlık açılmıyor?" diyenleri bekliyoruz özellikle. tamam, bu tür başlıklarda belki sürekli tanım girilip muhabbet edilecek bir durum yok. fakat bazı başlıklara özellikle her bilgiyi eklemiyorum ki birileri de kalanları yazsın, herkesin katılımı olsun. ne yazık ki kimse yazmıyor.
kendi adıma konuşayım:
(bkz: beyaz cüce)
(bkz: evrenin çapı)
(bkz: termodinamik çevrim)
(bkz: süper volkan)
(bkz: ampul)
(bkz: korona)
(bkz: el dorado)
(bkz: döngüsel kuantum kütle çekim teorisi)
(bkz: alexei yagudin)
(bkz: evgeni plushenko)
(bkz: oort bulutu)
(bkz: graft versus host hastalığı)
(bkz: tekillik)
(bkz: flynn etkisi)
daha çok var ama bu kadarı yeterli. bu sadece benim profilimdekilerin birkaçı. kim bilir başka yazarlarda da daha ne başlıklar var aynı durumda olan.
bazıları okunmamış, bazılarına yorum yapılmamış, haklarında soru bile sorulmamış, kendi hallerine bırakılıp boynu bükülmüş başlıklar var. bazılarında da uzun uzun emek verilerek yazılmış ama hiç yüzüne bakılmamış tanımlar var.
"niye sürekli cinsiyetçi başlık açılıyor, niye bilgi içerikli, bilimsel başlık açılmıyor?" diyenleri bekliyoruz özellikle. tamam, bu tür başlıklarda belki sürekli tanım girilip muhabbet edilecek bir durum yok. fakat bazı başlıklara özellikle her bilgiyi eklemiyorum ki birileri de kalanları yazsın, herkesin katılımı olsun. ne yazık ki kimse yazmıyor.
kendi adıma konuşayım:
(bkz: beyaz cüce)
(bkz: evrenin çapı)
(bkz: termodinamik çevrim)
(bkz: süper volkan)
(bkz: ampul)
(bkz: korona)
(bkz: el dorado)
(bkz: döngüsel kuantum kütle çekim teorisi)
(bkz: alexei yagudin)
(bkz: evgeni plushenko)
(bkz: oort bulutu)
(bkz: graft versus host hastalığı)
(bkz: tekillik)
(bkz: flynn etkisi)
daha çok var ama bu kadarı yeterli. bu sadece benim profilimdekilerin birkaçı. kim bilir başka yazarlarda da daha ne başlıklar var aynı durumda olan.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının içini ısıtan şeyler
dizilerin filmlerin christmas bölümleri..deliriyorum izlerken..
devamını gör...
the matrix portakal revolutions
izlerken ilginç fikirlerin cirit attığı bir labirentte kaybolmamızı sağlayan, bir yandan da gülmekten insanın gözünden yaşlar getiren bir filmdir. yönetmen beyfendi'ye başarılar diliyorum. mellisho ile beraber umarım yeni bir sinema akımı oluştururlar sözlükte.
devamını gör...
insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders
hayatınızdaki insanlar için kendinizden ödün vermemeniz gerektiğini.
devamını gör...
çocukları can kulağıyla dinlemek
dinlemek, önemsemektir, görmektir, ciddiye almaktır. çocukları ciddiye almamak mevzusu önceki yüzyıllarda kalması ve günümüzde de asla tekrarlanmaması gereken bir tavır, bakış açısıdır. anlıyorum ebeveyn olanlar çocukken bu muameleye maruz kaldılarsa bilinçdışı mekanizmaları onları bildikleri davranışa itiyor ancak bunun bir yerden kırılması gereklidir. çocukları dinlemek onları gerçek anlamda dinlemekten söz ediyorum pek çok çatışma, kriz durumlarının önünü kesecektir. farkında olunmaz çoğu zaman ama bir çocuğun davranışı onun içinde bulunduğu gelişimsel döneme göre değerlendirilmediğinde çok yanlış çıkarımlar doğrultusunda bir o kadar yanlış tepkiler verilmektedir. sonuç ise boşluk, hayal kırıklığı ve ebeveyn çocuk arasında güvensiz bağlanma olmaktadır. doğru değerlendirme sadece dinlemeyle olur. o zaman çocuğun niyeti, bakış açısı ve ne yapmaya çalıştığı anlaşılır. buna göre yapıcı, kararlı çözümler üretilir. ancak tam tersi durum sistematik olarak tekrarlandığında çocuk dinlemeyi sağlam bir şekilde öğrenemediği gibi en çok güvendiği insanların kendini dinlemediğini bilecek ve ona göre davranacaktır. çaresiz kaldığı ya da çıkmazda kaldığı konuları danışmayacaktır ; çünkü dinlenmiyor. sevdiği, keyif aldığı, mutlu olduğu şeyleri paylaşmayacaktır çünkü dinlenmiyor. bu böyle uzar gider. gerçekten ciddiye alınıp konuşulmayan, dinlenilmeyen çocuklar ciddiye almasını da öğrenemez. kendine karşı da önemsizlik, değersizlik gibi yanlış algılar oluşturur. bunlar bir çırpıda oluşmadığı için öyle bir kerede de giderilemez. böyle böyle birbirine bağıran, derdini anlayışsız ve hoşgörüsüz anlatan-anlatamayan- yıkan, kıran bireyler ve toplum oluşuyor.
devamını gör...
paranın huzur getireceğine inanan insan
eskiden ben de “para nedir ki beyim, sevgiyi satın alabilir mi?” diye leyla gibi gezerdim ortalıkta. doğrudur maneviyatı satın alamaz ama bu dünya maneviyat ile dönmüyor maalesef.
parayla çok da güzel huzur olur, saadet olur. anneannem para yok diye doktoruna gitmeyi aksatıyorsa, arkadaşım parasızlık yüzünden okulu bıraktıysa, ev sahibi kira ödenemiyor diye çıkın diyorsa, bilmem kaç kişi evine ekmek götüremiyor diye kendini astıysa/yaktıysa; asıl parayla huzur olur.
bir kutu süt dokuz lira, çocuğuna süt almak için kenarda para biriktiren anne mi huzurlu yani? maalesef içinde bulunduğumuz dönemde huzur parayla olur.
parayla çok da güzel huzur olur, saadet olur. anneannem para yok diye doktoruna gitmeyi aksatıyorsa, arkadaşım parasızlık yüzünden okulu bıraktıysa, ev sahibi kira ödenemiyor diye çıkın diyorsa, bilmem kaç kişi evine ekmek götüremiyor diye kendini astıysa/yaktıysa; asıl parayla huzur olur.
bir kutu süt dokuz lira, çocuğuna süt almak için kenarda para biriktiren anne mi huzurlu yani? maalesef içinde bulunduğumuz dönemde huzur parayla olur.
devamını gör...
