nick altıma ilk yorum giren değerli yazar.
devamını gör...

birine, bir şeye geç kalmak ya da ona erken gitmiş olmak… hayat zıtlıklar ve ikilemler üzerine kurulu. zıtlıklar ne kadar keskinse ikilemler o kadar belirsiz…

geç kaldığında geri dönüşü yok. belki de vardır; ama çok zor, düşük bir ihtimal. dönmesini ya da yeniden gelmesini beklemek gerek… süreç insanı yorabilir. sabırlı ve istekli olmak lazım…

birine, bir şeye erken gittiğinde umut katsayısı acabalar olsa da yüksektir. gelecektir. bulacaksındır, sularına karışıp aynı havzada akacak ve denize ulaşacaksındır. yalnız, gelmesi için yine beklemek gerek. yine bir süreç. yine sabır. yine istek.

her iki durumda da beni aynı kavram karşıladı. “beklemek”

sevgili süreya boşuna şu mısraları yazmamış demek ki:

“beklemek gövde gösterisi zamanın;
çok erken gelmişim seni bulamıyorum…”

zamanla, sabırla savaşmak gerek. sessizce ama süreklilik arz edecek şekilde bir savaş.

peki, ya erken gelmişsem ya da geç kalmışsam ve seni bulamamışsam…

bulmak… aramak lazım… aradığını bulur insan. arıyorum… lütfen çok bekletme…
devamını gör...

sigarasını yakmışken ilk fırtında otobüs gelmiş olabilir, iddaa’da tek maçtan yatmış olabilir. ya da yemeksepetinden bir türlü joker yakalayamıyor olabilir.
netice itibariyle küfür eden erkekten bir farkı olmayan kadındır. keşke etmesedir çünkü küfür kötüdür. sözlüğümüzde bilem yasaktır.
devamını gör...

çok zekisin.
ironi. dalga geçmek için demişti. ama böyle küçük düşürücü değil. hoş, mutlu etmişti ironi olduğunu bilmeme rağmen. içim bi güzel olmuştu.
devamını gör...

yine bir gün tatlı yiyordum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sınıf farkını güzel anlatan netflix dizisi. dünyanın bir buz küresine dönmesinden yedi yıl sonra yeryüzünde yaşayan son insanların 1.001 vagonlu trendeki hiç bitmeyen yolculuğunu anlatıyor.
devamını gör...

özellikle 30undan sonra olan durum. eskiden çok rahat ve kolaydı. ya da eskiden corona diye bir lanetle tanışıp kendimizi evlere kapatmamıştık. sağlıklı beslenir, her gün spor yapar, düzenli uyur uyanırdım ve yaşam kalitem çok daha yüksekti. şimdi esamesi okunmuyor o günlerin. gel de kilo ver şimdi. öhüm öhüm modu düşürmüyoruz tabi geçen ay 4 kilo verdim. duraksar gibi oldu fakat yılmak yok. güle güle yağlar, kilolar, sağlıksız yaşam. hoş geldin düzen, sağlık, rahat uyku ve daha mutlu bir hayat.
devamını gör...

asıl adı bryophyllum delagoense olan, türkçeye "aşkın gözyaşları" olarak çevrilen ve yaprakları çubuk şeklinde, yaprak uzunluğu ortalama 7 santimetre olan bir bitkidir.

gövdesinin boyu yaklaşık 1 metreyi bulabilir, yapraklarının rengi haki-yeşil tonlarındadır. yaprak rengi ekildiği toprağa, aldığı güneş derecesine göre değişmektedir. dayandığı en son sıcaklık derecesi -2°dir.

bir efsaneye göre bitkinin yapraklarından düşen filizler, gerçekte bitkinin gözyaşlarıdır. zaten ona isminin verilmesinin nedeni budur. bitki aşıktır, fakat kavuşamamış ve ağlamıştır. gözyaşlarının düştüğü yerde yeni bir bitki oluşur. çoğalması oldukça kolaydır.
devamını gör...

bazen kuş ötüşü, bazen araba kornası... bazense malum şahsın sesidir. en çok da o işte. hâlâ konuşuyor...
devamını gör...

sana da canım.
devamını gör...

cat stevens - lady d'arbanvile ,
rem- losing my religion,
devamını gör...

başımı sokacak bir evim olsun anlayışı maalesef mimari kültürün gelişmemesine yol açtığı için binalarımızın kötü olma durumudur.
devamını gör...

bir süredir üzerinde çalıştığım yazı için bana yardımcı olur ümidi ile aldığım lakin bir yerden sonra "dayı yeter ne anlatıyon sabahtan beri!" deyip ilerleyen zamanlarda tekrar okumak niyeti ile kitaplığa attığım kitap.

kitabın ilk başında yani birinci bölümde hz. adem ile ilgili safsataları okuyamıyoruz, evet, okuyamıyoruz çünkü bir yerden sonra bayıyor...

tam ya bu adam dinsiz imansız anarşik diyecekken ikinci bölümde adam bir tanrı * güzellemesi yapıyor, işte vay efendim tanrı yeryüzündeki her şeyi insana hizmet için yarattı diye bir giriyor, yani zannedersin birazdan guzum tanrının dediğinden gayrısı boş diye bitirecek kitabı diyecekken... akıl, akıl, akıl diye saydırmaya başlıyor.

şimdi john locke abi diyor ki kitabın bir yerinde efendim birisi bize bir zarar vermişmişmiş, işte doğal hukuk falan, oturup bu adamla konuşup zararın telafisi hususunda anlaşabilirsek oh ne güzel dünya... işte şuna buna gerek yokmuşmuşmuş. kendisine diyeceğim tek şey: gel 2021 turkiyesinde trafikte motosiklet sür. daha bir kaç km geçmeden o kitapları çöpe atar küfür dolu şiirler kaleme alırsın. pollyanna seni...

yalnız bu antik yunan ve sanayi inkılabı dönemi çok iyi ya. ne desen kült oluyor...
devamını gör...

dert ortağım benim,biricik kardeşim, söyle senden başka kimim var benim. tanım yapma yaşı 40 ,biyolojik yaş 17. hani deriz ya bir o kadar da yerin altında var işte o tanımın yazar kılığına bürünmüş hali. yazdıkları buz dağının görünen kısmı bir de yazmadıkları var ki yüreğiniz okyanus yüzeyinde yanan petrol gibi yanar . çare bulamazsınız öyle izlersiniz yanmasını. öyle tatlı öyle tatlı bir yazar ki vedalaşmayı unutarak kafa iznine çıkarsınız arkanızdan mektuplar yazar ve kafa iznine çıktığınıza pişman eder. vicdan azabından ölmenize neden olur. tatlı göründüğüne aldanmayın otoriter mi otoriter. adınızı seslense "emredin komutanım" dersiniz. o derece de katı ve kuralcıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sevdiceğiyle mutluluklar dilerim,umarım sevdiği romeo hiç bir zaman papyon kullanmak zorunda kalmaz ve kravatlarını hep bizim "mortaks" bağlar. sen anladın demek istediğimi minnak yazar. seviliyorsun.
devamını gör...

birtakım araç gereçler.

cüzdan-telefon-anahtarlık üçlüsü genelde herkeste vardır. bende bunlardan farklı olarak genellikle şundan bulunur. nedenini sormayın, ben de bilmiyorum:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geçmiş dönemlerden beri türkçede kullanılan sözcüklerin kapsamlı bir biçimde derlenmesi ile oluşturulan sözlüktür.
üç cilt olarak hazırlanmıştır. etimolojik bir sözlük olmamasına rağmen sözcüklerin etimolojisi hakkında bilgiler ve örnekler de içerir.
devamını gör...

sadece "sen" dedikleri için mi düşük gözle baktıklarına inanıyorsunuz gerçekten? siz dediği halde insana kendini aciz, günahkâr, fakir hissettiren doktorlar da var. kelime bir şey değiştirmez ki. önemli olan üsluptur.
devamını gör...

aslında çoklarının dile getirdiği kadar kötü bir film değildir. yok efendim neo-noir film olma beklentilerini karşılamıyor, yok efendim polanski 'ye yakışmıyor. bunlar işin aslı beni çok ilgilendiren şeyler değil * evet, eldeki konu çok daha güzel işlenebilirdi buna eyvallah. amma velâkin bir filmi izlerken tek tarafa odaklanır kalırsanız filmdeki başarılı unsurları göremezsiniz. misal bana göre bu filmde deep'in canlandırdığı dean corso karakteri ve onun yansıtılış tarzı gayet başarılı. adam tam bir koleksiyoncu. yani bir şeylerin peşinden koşuyorsanız ve bir şeyler toplamayı seviyorsanız, o karakterin verdiği hissi sonuna kadar alırsınız. bunun nasıl bir hastalık olduğu ve bu hastalığın getirdiği ayrıntıcı bakış açısı bana göre çok güzel yansıtılmış. zaten bu filmin lokomotifi de corso karakteri. geri kalan her şey onun etrafında şekilleniyor.

filmde çok fazla boşluk var mı? var. misal lena olin'in canlandırdığı abla ne ayak çözemiyorsunuz. tamam ablacım ruhani bir varlıksın, her yerde bitiyorsun, en nihayetinde altın vuruşu da yapıyorsun ama sen kimsin? nesin? kimlerdensin? belli değil. şeytan değilsin bir kere. olamazsın. zira o kadar ritüel var hepsinde şeytanın erilliğine vurgu yapılıyor. hadi form değiştirdin diyelim. niye ve neden sürekli corso 'ya yardım ediyorsun? seni takip edenlerle de mi sorunun var? neyin tavrı bu? yani özetle bu karakter muammalı çok hummalı bir karmaşa yaratıyor filmin içerisinde. artı boris denen manyak üstatlık mertebesinde bir abi, bu adam o yaş tahtaya nasıl basıyor o kısımda hayret verici. süzmesi lazımdı meseleyi. başka bir vesileyle ters köşe yapılmalıydı. işte böyle gariplikleri var filmin ama yine söylüyorum çoklarının dile getirdiği kadar gömülecek bir film değil. oturup corso karakteri için bile izlenebilir. tabi birde o yaşlı teyzenin kütüphanesi var, orası da güzel mekân. filmin sonu tahmin edilebilir olsa da finali güzel sayılır. söylediğim gibi ben severim bu filmi. corso gibi karakter her filme nasip olmaz. bana göre izlenesidir tabi baktığınız yere göre durum değişiklik arz eder.
devamını gör...

değerli oldukları, dinlendikleri, ilgiyle kabul gördükleri hissiyatı oluşturur.
gördüklerini yapacakları için, siz konuştuğunuzda onlar da sizi can kulağıyla dinliyor olacak.
dinlenen bir çocuk duygularını çok güzel ifade etmeyi öğrenir. duygularını ifade etmeyi öğrenen bir çocuk ise, empati yapma becerisi kazanır. özgüven problemi yaşamaz. değersizlik hissi yaşamaz.
onu can kulağıyla dinleyecek öyle çok kişi var ki dışarda.'' çocuğum beni dinlemiyor, benimle konuşmuyor, odasına kapanmış çıkmıyor.'' diyorsunuz ya hani.. zamanında yeterince dinlenmemiş çocuklar, ergenlikte aile bağları pamuk ipliğine bağlı yaşıyor.

bazen çok konuşuyor, hep aynı şeyleri söylüyor ve bu hayat telaşının içinde çok bunalıyorken dinleyemiyoruz. ama genel manada çocuğunu can kulağıyla dinleyen, söylediklerini merak eden, önemseyen ve bundan keyif alan; onunla sohbet etmeyi sabırsızlıkla bekleyen, birlikte kikirdeyen ebeveynler olmamız dileğiyle..
devamını gör...

bodrum yangınının konumunu şöyle belirtmek gerekirse,
titanik, la blance ve lujo gibi lüks otellerin kapladığı adanın yanında çıktı.
bodrum’un yükselen nüfusu ve kirlenen doğasında göz dikilmiş olan gözde konumdur.
bu konum ve çevresi imara açılsın diye ufak ufak yangınlar çıkıyordu. meridien otel yine yakın çevrede ve yakın zamanda yine yangın sonrasında yapıldı.
para babalarının özel uçakları ile indiği otel konseptleri için arazi ve alan lazım tabi.
umarım buna sebep olanlar da yanar!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim