an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
balkondayım, take me to church çalıyor fonda. sigara içerek tanım okuyorum. bir gram sıkılmadım çünkü harika insanları takip ediyormuşum. bir kez daha fark ettim. hem kendimin hem onların alınlarından öpüyorum. *
devamını gör...
how i met your mother'dan akılda kalanlar
robin'in kevin'i seçip barney'ye 'hayır' anlamında başını sallaması.
ted'in elinde süt şişesiyle boş odaya girip mavi fransız kornosunu yerde görmesi.
lily'nin ted'e 'sometimes i wish i wasn't a mom' demesi.
louis evlenme teklifi edince tracy'nin max'ten izin istemesi.
barney'in kızına "you are the love of my life. everything i have and everything i am is yours. forever." demesi.
ted'in elinde süt şişesiyle boş odaya girip mavi fransız kornosunu yerde görmesi.
lily'nin ted'e 'sometimes i wish i wasn't a mom' demesi.
louis evlenme teklifi edince tracy'nin max'ten izin istemesi.
barney'in kızına "you are the love of my life. everything i have and everything i am is yours. forever." demesi.
devamını gör...
afrikalı leo
okurken sizi tarihi olayların göbeğine bırakan ve oralarda dolaşmanızı sağlayan amin maalouf kitabıdır.
amin maalouf abinin ilk kitabı olan afrikalı leo hasan karakterinin hayatında gelişen olayları anlatır.
kitap 4 bölümden oluşur ve karakterimizin hayatı bu şehirlerde geçer.
1.granada kitabı
2.fas kitabı
3.kahire kitabı
4.roma kitabı
bence bu romanın başarılı kısmı okurken sizi o mekanlarda hissettirmesidir. yazar amin maalouf şehirleri mekanları öyle güzel tasvir etmiş ki hayretle ve keyifle okudum.
kendi tabiriyle yaratılıştan göçmen olan hasan karakteri hayat onu nereye sürüklerse gidiyor veya gitmek zorunda kalıyor ve hiç şikayet etmiyor.
ayrıca bahsettiğim şehirlerde yaşayan insanların hal ve hareketleri , yaşantıları , inançları , davranışları çok güzel ve sizi hayran bırakıyor. bir masal aleminde gibi hissettim kendimi okurken.
kitapta bol bol osmanlı kısımları var okurken garip hissettim. herkese tavsiye ederim. ilk 50 sayfa kitabın içine girmekte zorlananlar olacaklardır korkmasınlar ve devam etsinler çok güzel bir yolculuk sizi bekliyor olacak.
ve sevdiğim alıntıları ekleyeyim.
bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. " hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar
binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürecek denli çok parayı nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, hesapsızca, yalnızca kendi hoşnutluğunuz için harcadınız? evler, tarlalar sanki yalnızca sizinmiş gibi davranıyorsunuz.
nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur! oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! ister müslüman, ister hıristiyan, ister yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalılar. insanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine tanrı'nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; o'nun elleri çok geniştir, o'nun yüreği de çok geniştir. uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.
amin maalouf abinin ilk kitabı olan afrikalı leo hasan karakterinin hayatında gelişen olayları anlatır.
kitap 4 bölümden oluşur ve karakterimizin hayatı bu şehirlerde geçer.
1.granada kitabı
2.fas kitabı
3.kahire kitabı
4.roma kitabı
bence bu romanın başarılı kısmı okurken sizi o mekanlarda hissettirmesidir. yazar amin maalouf şehirleri mekanları öyle güzel tasvir etmiş ki hayretle ve keyifle okudum.
kendi tabiriyle yaratılıştan göçmen olan hasan karakteri hayat onu nereye sürüklerse gidiyor veya gitmek zorunda kalıyor ve hiç şikayet etmiyor.
ayrıca bahsettiğim şehirlerde yaşayan insanların hal ve hareketleri , yaşantıları , inançları , davranışları çok güzel ve sizi hayran bırakıyor. bir masal aleminde gibi hissettim kendimi okurken.
kitapta bol bol osmanlı kısımları var okurken garip hissettim. herkese tavsiye ederim. ilk 50 sayfa kitabın içine girmekte zorlananlar olacaklardır korkmasınlar ve devam etsinler çok güzel bir yolculuk sizi bekliyor olacak.
ve sevdiğim alıntıları ekleyeyim.
bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar. " hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğünü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar
binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürecek denli çok parayı nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, hesapsızca, yalnızca kendi hoşnutluğunuz için harcadınız? evler, tarlalar sanki yalnızca sizinmiş gibi davranıyorsunuz.
nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur! oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! ister müslüman, ister hıristiyan, ister yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalılar. insanların görüşünü dar bulduğun zaman kendi kendine tanrı'nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; o'nun elleri çok geniştir, o'nun yüreği de çok geniştir. uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.
devamını gör...
boğaziçi üniversitesi
bu sıralar kültüründen ve değerlerinden uzağa götürülmeye çalışılan türkiye'nin sayılı üniversitelerinden.
ben bu can sıkıcı olaylar üzerine yazmak yerine hâlihazırda içinde olduğum doktora başvurusu sürecinden bahsetmek istiyorum. belki birilerinin işine yarar. efenim ben psikoloji bölümü özelinde yazacağım. en baştan belirtmeliyim ki yurt dışında top tier üniversitelere yapacağınız başvuruların neredeyse hiçbiri boün'e başvururken harcadığınız eforun yarısı kadar efor gerektirmiyor. bu durum başta çok saçma gelse de bunun oldukça iyi tarafları olduğunu düşünüyorum. gelelim sürece:
birçok üniversitenin lisansüstü başvurusunda standart olarak istediği motivasyon mektubu, referans mektupları, transkriptler, diplomalar, yabancı dil ve ales/gre sınav sonucu gibi belgelerin yanı sıra bir de araştırma önerisi istiyorlar. bu araştırma önerisinin elbette özgün ve yapılabilir olması gerektiğini özellikle belirtiyorlar. buna ek olarak muazzam bir bilim sınavı yapıyorlar. benim girdiğim sınavda üç buçuk saat içerisinde bir makale okuyup 4'ü makalenin metodolojisi ile ilgili olan 5 soruya cevap vermemiz gerekmekteydi. rahatlıkla, hayatımda girdiğim en zor ve en kaliteli sınavdı diyebilirim. günün sonunda bu bilim sınavını geçmeyi başarırsanız sözlü sınava davet edilmeye hak kazanıyorsunuz. sözlü sınav aşamasına geçebilirsem buraya da bir edit sözüm olsun.
sözlü sınav editi: eveeet, sözlü sınava da girmiş bulunmaktayım. sınav zoom üzerindendi ve yalnızca 10 dakika sürdü. baştaki bir merhaba haricinde sınavın tümü ingilizceydi. bölümde başvurduğum alandan olan tüm hocaların karşısına çıkıp hızlı, kısa ve net biçimde bana sorulan 4-5 soruyu cevaplamaya çalıştım. ardından benim de hocalara bir soru yöneltme fırsatım oldu. hayatımın en stresli anlarıydı sanırım, bu biraz benim karakterimle de ilgili bir durum elbette. alana dair epey kazık olan bir soruda çok bocalayıp ingilizceyi bile unuttum ama sonrasında çok gergin olduğumu belirterek ilerleyen sorularda toparladım diye düşünüyorum. bu bahsettiğim soru haricindeki sorular ne çalışmak istiyorsun, başka üniversitelere başvuru yaptın mı, doktora sürecinde çalışman gerekecek mi gibi beklendik sorulardı. yakın zamanda sonucu da öğrenip mutlu bir haberle son bir edit yapmayı diliyorum.
bu aşamaların sonunda size dair o kadar çok bilgiye ve veriye sahip oluyorlar ki boün'e kabul edilen bir öğrencinin * kötü bir öğrenci olmasının neredeyse ihtimali kalmıyor. en azından, bir adım uzaktan baktığımda bana görünenler böyle. dilerim en yakın zamanda üzerindeki kara bulutlar dağılır da üniversitenin gerçek potansiyelini göstermesinin önü açılır. dayanışmayla!
son edit: evet sevgili kafacı dostlarım. bugün itibariyle boğaziçi üniversitesi'nde doktora programına kabul edilmiş bulunmaktayım! darısı isteyen dostların başına.
ben bu can sıkıcı olaylar üzerine yazmak yerine hâlihazırda içinde olduğum doktora başvurusu sürecinden bahsetmek istiyorum. belki birilerinin işine yarar. efenim ben psikoloji bölümü özelinde yazacağım. en baştan belirtmeliyim ki yurt dışında top tier üniversitelere yapacağınız başvuruların neredeyse hiçbiri boün'e başvururken harcadığınız eforun yarısı kadar efor gerektirmiyor. bu durum başta çok saçma gelse de bunun oldukça iyi tarafları olduğunu düşünüyorum. gelelim sürece:
birçok üniversitenin lisansüstü başvurusunda standart olarak istediği motivasyon mektubu, referans mektupları, transkriptler, diplomalar, yabancı dil ve ales/gre sınav sonucu gibi belgelerin yanı sıra bir de araştırma önerisi istiyorlar. bu araştırma önerisinin elbette özgün ve yapılabilir olması gerektiğini özellikle belirtiyorlar. buna ek olarak muazzam bir bilim sınavı yapıyorlar. benim girdiğim sınavda üç buçuk saat içerisinde bir makale okuyup 4'ü makalenin metodolojisi ile ilgili olan 5 soruya cevap vermemiz gerekmekteydi. rahatlıkla, hayatımda girdiğim en zor ve en kaliteli sınavdı diyebilirim. günün sonunda bu bilim sınavını geçmeyi başarırsanız sözlü sınava davet edilmeye hak kazanıyorsunuz. sözlü sınav aşamasına geçebilirsem buraya da bir edit sözüm olsun.
sözlü sınav editi: eveeet, sözlü sınava da girmiş bulunmaktayım. sınav zoom üzerindendi ve yalnızca 10 dakika sürdü. baştaki bir merhaba haricinde sınavın tümü ingilizceydi. bölümde başvurduğum alandan olan tüm hocaların karşısına çıkıp hızlı, kısa ve net biçimde bana sorulan 4-5 soruyu cevaplamaya çalıştım. ardından benim de hocalara bir soru yöneltme fırsatım oldu. hayatımın en stresli anlarıydı sanırım, bu biraz benim karakterimle de ilgili bir durum elbette. alana dair epey kazık olan bir soruda çok bocalayıp ingilizceyi bile unuttum ama sonrasında çok gergin olduğumu belirterek ilerleyen sorularda toparladım diye düşünüyorum. bu bahsettiğim soru haricindeki sorular ne çalışmak istiyorsun, başka üniversitelere başvuru yaptın mı, doktora sürecinde çalışman gerekecek mi gibi beklendik sorulardı. yakın zamanda sonucu da öğrenip mutlu bir haberle son bir edit yapmayı diliyorum.
bu aşamaların sonunda size dair o kadar çok bilgiye ve veriye sahip oluyorlar ki boün'e kabul edilen bir öğrencinin * kötü bir öğrenci olmasının neredeyse ihtimali kalmıyor. en azından, bir adım uzaktan baktığımda bana görünenler böyle. dilerim en yakın zamanda üzerindeki kara bulutlar dağılır da üniversitenin gerçek potansiyelini göstermesinin önü açılır. dayanışmayla!
son edit: evet sevgili kafacı dostlarım. bugün itibariyle boğaziçi üniversitesi'nde doktora programına kabul edilmiş bulunmaktayım! darısı isteyen dostların başına.
devamını gör...
mutluluktan ağlatan olaylar
çok sevdiğim bir dostum bundan yıllar önce -yaklaşık 6 yıl önce sanırım- daha yeni yeni yakın arkadaş kademesine geldiğimiz zamanlara denk gelen doğum günümde renkli renkli balonlar ve lezzetli yemeklerle donattığı evinde diğer arkadaşlarımı da çağırıp küçük ve tatlı bir kutlama yapmıştı. hayatımda ilk defa bir arkadaşım doğum günümü unutmamış bir de yetmiyormuş gibi kendi evinde güzeller güzeli bir kutlama düzenlemişti.
ilk defa o zaman mutluluktan ağlamıştım, bebek gibi durmadan ağlamıştım. içim çıkmıştı ağlamaktan, zor durdurmuşlardı.
ilk defa o zaman mutluluktan ağlamıştım, bebek gibi durmadan ağlamıştım. içim çıkmıştı ağlamaktan, zor durdurmuşlardı.
devamını gör...
musalla taşı
isterse coyamito akik taşı olsun, isterse ametist. hiçbir değerli taşın sahip olamayacağı kadar öneme sahip olan taştır kendisi.
dünyaya son kez baktığınız bir yer nasıl önemli olmasın? bu taş bizim "hayatın artık bitti"yi kavradığımız yerdir. ne demiş üstad cahit sıtkı tarancı;
bir namazlık saltanatın olacak,
taht misali o musalla taşında.
siz hiç ametist'e şiir yazıldığını gördünüz mü?
edit: imla.
dünyaya son kez baktığınız bir yer nasıl önemli olmasın? bu taş bizim "hayatın artık bitti"yi kavradığımız yerdir. ne demiş üstad cahit sıtkı tarancı;
bir namazlık saltanatın olacak,
taht misali o musalla taşında.
siz hiç ametist'e şiir yazıldığını gördünüz mü?
edit: imla.
devamını gör...
okunur korkusuyla günlük tutamayanlar
maalesef benimdir. küçükken her günlük tutma girişimimde o kağıdı ne kadar bir yerlere tıkıştırsam saklasam da, annemin eninde sonunda ben uyurken günlüğü bulup okuması ve akabinde ertesi gün okuduğunu belli etmesi sonucu günlük tutmaktan aşırı soğudum. yazmaya/çizmeye, şiire, edebiyata, kitaplara oldukça meraklı ve bol bol kitap okuyan bir çocuktum. dolayısıyla günlük yazmak da oldukça hoşuma giden bir aktiviteydi ancak hal böyle olunca birkaç denemeden sonra soğudum ve yazmayı bıraktım. eğer ki bunu okuyan anne babalar varsa lütfen çocuğunuzun günlüklerini okumayın, okuduysanız da bari belli etmeyin. insanın oldukça şevkini kıran bir durum ne yazık ki.
devamını gör...
kafa sözlük'ün kurulması
pek çoğumuz için "iyi ki" dedirten olay.
kafa sözlük nasıl kuruldu, merak etmekteyim...
kafa sözlük nasıl kuruldu, merak etmekteyim...
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
atmak her zaman rahatlatır ve o kadar rahatlatır ki lan niye mesaj attım ki diye tasalanılır. pişman olup olmamak karşıya göre değişir ama içinizde kalacağına emeğinizde kalsın.
devamını gör...
aleyna çakır'ın tırnağından çıkan dna ve spermin ümitcan uygun'a ait olduğunun tespit edilmesi
malumun ilanı olan olay. bu işin arkasından daha fazla pislik çıkacak gibi kokular geliyor ya hadi hayırlısı.
devamını gör...
herkesle iyi geçinen insan
herkesle iyi geçiniyor gibi gözükür insanları toplum içinde rencide etmez ve gerekli mesafesini korur etrafına saygılı ve empati seviyesi yüksek kendisini geliştirmiş insandır.
devamını gör...
aç gözünü seyret tekrarı yok bunun
işimiz muhabbet efkarı yok bunun
arada bir dilimiz sürcer ise af ola
susmasını biliriz de kemiği yok bunun
arada bir dilimiz sürcer ise af ola
susmasını biliriz de kemiği yok bunun
devamını gör...
ac/dc
nikola tesla ile thomas alva edison arasındaki akım savaşlarını akla getiren müzik grubu ismi.
doğru akım olan direct current kelimelerinin baş harfleri edison tarafını temsil ederken, alternatif akım olan alternating current kelimelerinin baş harfleri de tesla'yı temsil eder.
bu savaşta tesla'dan yana olduğumu da belirtmeden geçmeyeyim.
doğru akım olan direct current kelimelerinin baş harfleri edison tarafını temsil ederken, alternatif akım olan alternating current kelimelerinin baş harfleri de tesla'yı temsil eder.
bu savaşta tesla'dan yana olduğumu da belirtmeden geçmeyeyim.
devamını gör...
kapalıyken sonradan açılmaya karar veren kadın
her geçen sene fikriniz değişmiyor mu sizin? inancı bile değişmiş olabilir kime ne ?
kendini nasıl iyi hissediyorsa öyle yapması gereken ve uygulayan kadındır. durum tam tersi için de geçerlidir. aferindir ona.
kendini nasıl iyi hissediyorsa öyle yapması gereken ve uygulayan kadındır. durum tam tersi için de geçerlidir. aferindir ona.
devamını gör...
kolanın yanında güzel giden bir şey
çekirdek ve dertten anlayan, muhabbeti güzel bir arkadaş.
devamını gör...
herkesin komik olmaması
fark edilmesi gereken gerçektir. mizah, trollük, espri... bunlar zeki insanların yapabildiği şeylerdir ve maalesef bu ülkedeki herkes kendini zeki sanıyor. sorun bundan kaynaklanıyor.
devamını gör...
kadınların birbirleriyle aşkımlı konuşması
sevgilime falan asla kullanmışlığım yok ama kız arkadaşlarıma aynen böyle hitap ediyorum. seviyorum ben kadınlara iltifat etmeyi.
devamını gör...
normal sözlük hikayesi
k. kafasını kaldırdı. yüzü kan ve ter içerisindeydi.
devamını gör...



