kahvaltının iptal olduğunu müjdeleyen kokudur.
devamını gör...

ekibi çok güzel sallardım ama telif falan yerim gerek yok karambole gelemem.*
yayında ve yapımda emeği geçecek ekip üyelerine şimdiden teşekkürler.
devamını gör...

çok eğlenceli olmuş ama daha uzun olsun lütfen.
devamını gör...

beni ölünce çöpe falan atabilirsiniz.

ölümü deneyimlemeden önce de -ölüm nasıl deneyimleniyorsa öyle tabi- böyle düşünüyordum, şimdi de böyle diyorum. en azından doğaya, canlılara bir faydam olur. toprak altında da oluyor tabi muhakkak bu dediğim, ama iş büyük, zahmeti çok mezar işinin. ondan da ziyade birazdan bahsedeceğim gündemleri var. konu bedenin dönüşümü ise (daha çirkin bir kelime ile anmak istemediğim için özür dilemeyeceğim) gayet basit yollardan da gerçekleştirilebilir bu. her neyse. kimse çöpe atmayacak beni, bu belli bir şey. ama yapabilirler(di). gerçekten bu sorun değil(di).

mezar, mezarlık garip bir yer. sevdiğiniz birini orada bırakmak, o "ritüeli" yaşamak gerçekten çok ilginç. bundan daha da çok çarpıcı bir hissi var gömme konusunun. ne kadar somutta kalmaya çalışırsanız çalışın, neye inanıyor, nasıl anlamlandırıyor, nasıl yaşıyor olursanız olun ölümü, mezarlık, mezarın kendisi, kefenin ya da tabutun üzerine toprak atmak işi zihninizin, düşüncelerinizin üstünü de bir süreliğine örtüyor... saçma sapan şeyler düşünüyorsunuz. toprak, taş falan alıp eve getiriyorsunuz. çıkmıyor aklınızdan uzun süre. sinirleniyorsunuz falan. keşke sadece görevliler yapsa bu işi, kimse şahit olmasa falan diye düşündüğümü hatırlıyorum mesela. ya da keşke başka bir yolu olsa bu işin diye. yani konu ölümden çok bir süreliğine mezar oluyor bir yakınınızı kaybettiğinizde. yahu desenize ne genelleme yapıyorsun deli misin, sende böyle olmuş bu iş. her neyse. çekim eklerime sahip çıkıyorum yazının devamında tamam, söz.

ülkede en hızlı, en sorunsuz, en düzgün işleyen sistematiklerden biri kurulmuş defin süreci için desem abartmış olmam bence. yakınınız öldükten hemen sonra, hastanede gerçekleşen ölümler için konuşuyorum, vefat eden kişinin birinci derece yakınlarından birini önce belediye, ardından mezarlıklar müdürlüğü arıyor. son derece kısa ve nazikçe gerçekleşen bu telefon görüşmelerinde anlıyorsunuz ki, sizin için her şey önceden ayarlanmış. siz, doktorların sizi hazırlamaya çalışan "allahtan ümit kesilmez ama durum bu bu" minvalli tüm konuşmalarına maruz kalır yine de umudunuzu yitirmeden belki de yürüyerek çıkacak buradan diye hayaller aleminde gezerken, bir ekibin arka planda birkaç gün içinde ölmesi muhtemel yakınınız için çeşitli ayarlamalar yapmış olduğunu fark ediyorsunuz. her şey çok hızlı oluyor. belediye cenaze nakil aracı gönderiyor, sizin mezar yeriniz varsa oraya naklediliyorsunuz, yoksa sizin için ayarlanan mezar yerine götürülüyorsunuz görevlilerce. normalde devlet dairelerinde, resmi işlemlerde suratımıza bakılmamasına, sorduğumuz sorulara bile yarım ağızlı cevaplar almaya alışkın olduğumuz için sizin için hiç zahmet yaratılmadan işlerin hallediliyor olmasına şaşırmadan edemiyorsunuz hala şok haliniz devam ettiği için falan. garip. ben ölüm belgesinin 3 nüsha olarak bana ücretsiz şekilde fotokopi çekilip bir devlet hastanesinde teslim edilmesinden dolayı yaşadığım şaşkınlığı mezarlığa giderken ablama anlattım yaa. döndü bana baktı, gerizekalı mısın senem, bana ne şu an fotokopiden dedi. ama birini mezarlıklar müdürlüğüne birini bilmem nereye verecekmişiz, hatta isterseniz aslı gibidir yapıp çoğaltabilirim bile dedi görevli dedim. cevap vermedi.
diyemedim ki, işler halledilmeliydi ve sen hamilesin. muhatap bendim. işlerin halledilmesine odaklı olduğum için ana kaptırmışım kendimi, özür dilerim.

geliyorsun mezarlığa, gömülmeden önce yapılması gereken bazı işler var. son hazırlıklar... aslında çok bilmiyorum buralarını ben meselenin. hem görmek istemedim hem de çok bulanık zaten. mezarlığın içindeki camiye gidene kadarki süreç çok yok bende. o yüzden detay veremiyorum ama sonra bir noktada namaz kılınıyor ölen kişi müslümansa. şaşırdığın birçok insan geliyor. gelmesini istediğin, ihtiyacın olan kimileri gelemiyor belki. hala çok bir şey anlamıyorsun. miden bulanıyor. sigarayı iç, yeme diye fısıldıyor en yakın arkadaşın kulağına. biraz ağlıyorsun, saçma bir espri yapıyorsun beklerken. herkes gülümsüyor sen hariç. namaz bitiyor. hızla taşıyorlar tabutu. sessizce yürüyorsun arkalarından.

mezar yeri kazılmış oluyor vardığınızda. sen kimseyi aramadın halbuki. başka biri de aramış olamaz biliyorsun. kim bu insanlar, nereden biliyorlardı babamın öleceğini diye geçiyor kafandan. acaba daha önce mi öldü, bize mi söylemediler diye uyanıyor aklının şeytanları kısa bir an için. bize bildirdikleri saatin üzerinden daha kaç saat geçti ki? gece çalışmıyor devlet daireleri...
düşüncelerin çok hızlı dağılıyor. toparlayamıyorsun zaten hiçbir şeyi. bak şimdi tabutun kapağı açıldı. uçup gidiyor kafan. alıyorlar koyuyorlar kuyuya. bir imam duruyor baş ucunda. göz göze geliyor senle, kaçırıyor bakışlarını. yapmayın demek istiyorsun, diyemiyorsun ya da bir an önce bitirin. o da olmuyor. uzadıkça uzuyor. kürekleri alıyorlar birbirlerinden elinden. nedense... son görev. birinin üstüne toprak atma görevi? mükemmel değil mi...

sonrası yine karanlık. dedim ya düşünceler, zihin örtülüyor. şuursuz bir süreç başlıyor. savrula savrula. oraya buraya çarpa çarpa. ben sadece mezarın içini düşünüyordum. hep mutsuz değildim, biraz zaman geçti, oh, sonunda çektiği acılar bitti bile dedim. sonra kalktım mezarlığa gittim toparladığımı düşünüp, baktım hala aynı noktadayım. hmm peki. daha zamanı gelmemiş.

önce özlemedim ben bir süre. daha önce de söylemiştim bunu birkaç kez. başka şeyler yaşadım, düşündüm dediğim gibi. sonra o başka şeyler, özlem tarifsiz bir büyüklükle her yeri kaplayınca ya yok oldular ya gözümün önünden onları göremeyeceğim bir yerlerimde kayboldular. yarın anlayacağız. evet yarın mezarlığa gidiyorum yeniden. özlemimi giderebileceğim bir manası olan bir mekan olarak ele almıyorum mezarlığı. o taşın işaret ettiği mezar yerinde bir ceset var çürümüş, babam yok. onunla konuşabileceğim bir yer falan da değil orası. hiçbir manası yok. mermerle etrafı çevrilmiş birkaç ton toprak görebiliyor olacağımı umuyorum yarın. ama böyle şeyleri yaşamadan tahmin edemiyorsun. böyle şeyleri düşünmemek gerektiğini ise yeterince kanadıktan sonra öğreniyorsun.

bakalım.
devamını gör...

izledikten sonra bir müddet paranoya yapmama sebep olan filmdir.

--- alıntı ---

good morniiiing. and if i don't see you again, good afternoon, good evening and good night.

--- alıntı ---.
devamını gör...

canı istedikçe kapıyı çalandır. ve bu hakkı en başında ona tanıdığınızı bildiği için özgürce dolaşır.
ayrıca hemen işi düşmüştür diye ön yargılı olmayalım lütfen. *sadece bencil bir pisliktir. ve siz arkadaşınızı seçerken ve severken onu böyle kabul ettiğiniz için başkaları anlamasa da siz kollarınızı kocaman açarsınız. *
devamını gör...

asla anlamayacak insanlara, azimle saatler harcayıp açıklama yapmak.
devamını gör...

yahu bi özellik alicam 30 karma puanı lazım. dün 15'ti. bu nyie sürekli yükseliyor ey ahali?
devamını gör...

başlayıp bitiremediğim bir oyun. efektleri çok gerçekçi, karanlıkta oynadığınızda daha bir güzel.
devamını gör...

devlet destekli olması gerektiğini düşündüğüm servis. memlekette en gerekli alan.
devamını gör...

üşendiğim eylem.

ona kendini anlat, onu ilgiyle dinle. sonra bir an gelsin ve aslında sonsuz bir döngüde olduğunu anla. kısaca senaryo aynı, kişiler farklı. insan ister istemez sıkılıyor.

belli bir yerden sonra, zaten sıradan biriyle tanışmak istemiyorsunuz.
devamını gör...

kadrolu çaylaklığından usanıp son zamanlarda giderek düşen yazar kalitesiyle birlikte terk etme kararı aldığım, türkiye'nin ilk katılımcı sözlüğüdür. öte yandan kafa sözlük'ü tanımama da vesile olmuştur.
devamını gör...

ihsan oktay anar'ın tarihi gibi gözüken fantastik romanıdır. birbirinden farklı karakterleriyle, gözünüzü kapatıp canlandırabileceğiniz kadar güzel betimlemeleriyle muhteşem bir kitap.

bazılarının sıkıcı ve anlamsız bulduğunu görünce kitabı kendim yazmışım gibi çok üzülüyorum. uzun zamandır en sevdiğim kitap olan rüzgarın gölgesi'ni geçerek bir numaraya ulaştı. bir kitap anca bu kadar tat verebilir.
devamını gör...

eski tarih sayfalarından bu yana kutsal sayılan meslek. savaş meydanlarında dahi dokunulmazlığı vardır. doktor canını, hukuk malını, mühendis de yaşam kaliteni yükseltir diye gider tarih sayfalarında.
devamını gör...

ben : bayram bitti, doğum günü bitti.anneanneden para almak yok. verirse teşekkür edip iade edeceksiniz.
oğlum: ama almayınca üzülüyor.
ben: olsun, kötü alisacaksiniz böyle. hem paraya ihtiyacınız yok ki,ne isterseniz alıyoruz.o da biraz üzülür ama sonra alışır.
oğlum: yaşlı hasta kör bir kadını üzerek günaha girmemizi mi istiyorsun ? bu yaştan sonra alışamaz yeni şeylere.
devamını gör...

rusyanın en önde gelen heykeltıraş - ressamlarından bir tanesidir bu abi. şöyle ki, bu abimizin betimlediği tarihsel konular o kadar gerçekçi ayrıntılar ile doludur ki, bir tabloya bakmaktan çok, detaylarla dolu bir roman okumaya benzer bu.
devamını gör...

bugün adlı parçadır.

bugün sözcükler kusuyorum
cümleler kuramazken dün
denize döktüm kendimi
ucuza gitmeyeyim diye
bugün sıyrıldım rollerimden mutluyum
çünkü artık yokum bugün
devamını gör...

yirmi kişinin doluştuğu bir küvet gibi düşünürsek, hastalık ve mikrop kapma riski yüksek bir ortam. hayatta bir kez girdim ve bir hafta boyunca da içim bulandı.
devamını gör...

peru köylülerinin yiyeceği olan bir tohum. onunla birlikte maş fasulyesi ve mercimek de bunları yemeyen insanlarca fark edildi.
devamını gör...

yeterli zamanı olanlar için mümkündür. ben kendi yaptığım bir kaç yöntemi anlatayım. içerik üreterek ve ekitap yazarak para kazanmayı anlatacağım. ben aylık 70 dolar kadar kazanıyorum. yani uğraştığıma değmez ama ben para için değil can sıkıntısından uğraşıyorum.

tıbbi bilgiler verdiğim bir youtube kanalım var. düzenli video paylaşırsanız kazanç sınırına ulaşmamak mümkün değil. 9180 takipçim vardı en son. ee ben doktor değilim nasıl olacak diyenler oluyor. açarsın iki siteyi oradaki bilgileri seslendirirsin benim yaptığım da bu.

buradan

bir kitap öykü roman yazdınız. kimseye ihtiyacınız yok bunu ekitap haline çevirmek iki dakikanızı alır. hazır sistemlerle kitap kapağı da yaparsanız tamam. bunları d&r ve idefiks de satışa çıkarıyorsunuz. her satışın yüzde 60'ı sizin. fiyatı da siz belirliyorsunuz. ben deneme amaçlı iki öykü kitabı yazdım. aylık ortalama kazancım 30 dolar civarında. daha iyi kitaplar yazarsanız hafif de reklam yapabilirseniz kazancınız artacaktır.

buradan bakabilirsiniz.

youtube ve ekitap hakkında sorusu olanları cevaplarım. bide satış olayı var. o konuda da ufak tefek denemelerim oldu ama bu konuyu daha iyi bilenler anlatsın.

ekitap konusunda şunu söyleyeyim. iki kitap yazıp günde 1 dolar kazanmak komik gelebilir ama ömür boyu bana para getirecek. ve her iki kitabı da birer hafrasonunda yazdım. asıl romanımı şimdilik ekitap yapmıyorum. her haftasonu bir kitap satışa çıkarsam ayda 4 kitabım daha olur. kitap sayım arttıkça kazancım da artar. biri tutulursa kazançlar katlanacaktır.

biraz uzadı. geveze biriyim ama şunu söyleyebilirim. internetten para kazanmak yan gelip yatma yeri değil. emek ve sabır istiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim