lambada titreyen alev üşüyor
mihriban türküsünde geçen ve yüreğe dokunan bir sözdür.
lambada titreyen alev üşüyor
aşk kağıda yazılmıyor mihriban.
lambada titreyen alev üşüyor
aşk kağıda yazılmıyor mihriban.
devamını gör...
seri şekilde artı oylayan yazar
yapan çok yazar arkadaşımız var kendilerine çok teşekkür ediyorum.
tabii ki okuduktan sonra artılamak çok daha güzel oluyor:).
tabii ki okuduktan sonra artılamak çok daha güzel oluyor:).
devamını gör...
berat albayrak dönüyor iddiasından sonra yükselen dolar
son günlerde, yaklaşık 3 aydır ortalıkta görünmeyen eski hazine bakanı berat albayrak'ın, yeni bir görevle tekrar türk siyasi hayatında yer alacağı haberleri dolaşıyor kulislerde. buradan
hatta 3 aydır adını bile anmayan akp genel başkanı erdoğan, daha önceki gün izmir il kongresinde yaptığı konuşmada, ilk defa berat albayrak'ı savunarak , chp'nin ve muhalefetin, albayrak'ın hizmetlerini kıskandığını söyledi.
epey bir süredir, mb'nin aldığı faiz kararlarındaki durağanlığın da etkisiyle 7 liranın altına inen ve buralarda seyreden dolar , dün tekrar 7 liranın üstüne çıkarak, yönünü yukarıya doğru çevirdi.
albayrak'ın dönüş iddiasından sonra bir anda 7.13 seviyelerine gelen doların, döndükten sonra nasıl bir yol izleyeceği doğrusu şimdiden merak konusu.
edit: milletin gelip, doların yükselmesinin bununla alakası olmadığını ciddi ciddi anlatmaya çalıştığı başlık oldu, ilginç...
hatta 3 aydır adını bile anmayan akp genel başkanı erdoğan, daha önceki gün izmir il kongresinde yaptığı konuşmada, ilk defa berat albayrak'ı savunarak , chp'nin ve muhalefetin, albayrak'ın hizmetlerini kıskandığını söyledi.
epey bir süredir, mb'nin aldığı faiz kararlarındaki durağanlığın da etkisiyle 7 liranın altına inen ve buralarda seyreden dolar , dün tekrar 7 liranın üstüne çıkarak, yönünü yukarıya doğru çevirdi.
albayrak'ın dönüş iddiasından sonra bir anda 7.13 seviyelerine gelen doların, döndükten sonra nasıl bir yol izleyeceği doğrusu şimdiden merak konusu.
edit: milletin gelip, doların yükselmesinin bununla alakası olmadığını ciddi ciddi anlatmaya çalıştığı başlık oldu, ilginç...
devamını gör...
farklı görüşte olduğunuzu gören yazarın oy vermeyi bırakması
bence saçmalıktır.
zaten kimse artıya basmıyor. bu işin içine siyaset, inanç, bakış açısı girerse hiç keyif alamayız hem hayattan hem sözlükten.
sen aynı düşünsen, ben aynı düşünsem sözlüğün tadı çıkmaz. sözlüğün adı sıkıcı sözlük olur.
zaten kimse artıya basmıyor. bu işin içine siyaset, inanç, bakış açısı girerse hiç keyif alamayız hem hayattan hem sözlükten.
sen aynı düşünsen, ben aynı düşünsem sözlüğün tadı çıkmaz. sözlüğün adı sıkıcı sözlük olur.
devamını gör...
basit bir es
#101537 no’lu tanımda bahsedildiği üzere türkiye’nin (bkz: umberto eco)’su, şiirleriyle edebiyat dünyamızın en nadide ödüllerinden cemal süreya, necatigil ödüllerini; denemeleriyle tdk ödülü alan, türkiye’nin en entelektüel kişilerinden olan (bkz: enis batur) tarafından kaleme alınan, ekim 2015’te (bkz: kırmızı kedi yayınları)’ndan yayımlanmış kitabıdır.
gün ortasında bir kafede, kahvenizi içerken;
mesai arasında 1 saatlik yemek molanızda,
yahut istanbul gibi bir şehirde, kadıköy’den ümraniye’ye trafiğin kilit olduğu bir saat diliminde yolculuk ederken bitirebileceğiniz kolaylıkta, dümdüz, sade, 84 sayfalık tuhaf bir kitap…
tuhaf çünkü şekil itibariyle değişik bir kitap...
sayfalar paragraftan oluşuyor. bu paragraflar yeri geliyor sayfanın tamamını dolduruyorken; yeri geliyor, sayfanın yarısı bile etmiyor.
yani biçim bakımından tuhaf geldi bana…
sonra çıkış noktası olarak tuhaf bir deneme…
çünkü daha kitabın başlarında şöyle bir şey karşılıyor sizi:
"eğer bir kış sabahı, trenin bir iki dakikalığına durduğu uzak bir ülkenin taşra istasyonundan binen tek yolcu, karşındaki boş koltuğa oturur ve senin yıllar önce yazdığın bir kitabı çıkarıp okumaya koyulursa, şaşırma.
bu sahne başka bir yazar tarafından senin için yazılmıştı."
yani bu denemeyi yazmaya enis batur’u iten şey bu şekilde gerçekleşen bir anı mıydı, yoksa sadece fikir olarak kafasında şekillenen bir şey miydi emin olamadım. sahneyi kafamda canlandırıp hem okurun, hem yazarın yerine koyduğumda kendimi, gerçekten çok tuhaf bir rastlantıyla tuhaf şeyler hissettim.
işte bu yüzden tuhaf bir kitap benim için…
enis batur’un kalemine hakim olmayan bir okur için tanışma kitabı diyemem, çünkü bazı cümleleri anlamlandırabilmek için defalarca okumak gerekebiliyor. evet basit bir kitap, çabuk bitiyor ama başlarda, bu 'defalarca okumak' bazı sabırsız okurları sıkabilir. işte tam o sıkılmanın başladığı anda kitap bir ivme kazanıyor aniden. bu yüzden de tuhaf bir kitap benim için. kurgu bakımından da tuhaf yani...
totale baktığımızda beğendiğim bir kitaptı. bazı cümleleri çok sevdim mesela:
‘’hayat yalnızca şimdiki zamanlardan oluşur.’’
‘’kitap , daha iyi bir dünyanın kılavuzu olabilir.’’
gibi..
deneme okurlarına tavsiyemdir.
keyifle okuyunuz.
gün ortasında bir kafede, kahvenizi içerken;
mesai arasında 1 saatlik yemek molanızda,
yahut istanbul gibi bir şehirde, kadıköy’den ümraniye’ye trafiğin kilit olduğu bir saat diliminde yolculuk ederken bitirebileceğiniz kolaylıkta, dümdüz, sade, 84 sayfalık tuhaf bir kitap…
tuhaf çünkü şekil itibariyle değişik bir kitap...
sayfalar paragraftan oluşuyor. bu paragraflar yeri geliyor sayfanın tamamını dolduruyorken; yeri geliyor, sayfanın yarısı bile etmiyor.
yani biçim bakımından tuhaf geldi bana…
sonra çıkış noktası olarak tuhaf bir deneme…
çünkü daha kitabın başlarında şöyle bir şey karşılıyor sizi:
"eğer bir kış sabahı, trenin bir iki dakikalığına durduğu uzak bir ülkenin taşra istasyonundan binen tek yolcu, karşındaki boş koltuğa oturur ve senin yıllar önce yazdığın bir kitabı çıkarıp okumaya koyulursa, şaşırma.
bu sahne başka bir yazar tarafından senin için yazılmıştı."
yani bu denemeyi yazmaya enis batur’u iten şey bu şekilde gerçekleşen bir anı mıydı, yoksa sadece fikir olarak kafasında şekillenen bir şey miydi emin olamadım. sahneyi kafamda canlandırıp hem okurun, hem yazarın yerine koyduğumda kendimi, gerçekten çok tuhaf bir rastlantıyla tuhaf şeyler hissettim.
işte bu yüzden tuhaf bir kitap benim için…
enis batur’un kalemine hakim olmayan bir okur için tanışma kitabı diyemem, çünkü bazı cümleleri anlamlandırabilmek için defalarca okumak gerekebiliyor. evet basit bir kitap, çabuk bitiyor ama başlarda, bu 'defalarca okumak' bazı sabırsız okurları sıkabilir. işte tam o sıkılmanın başladığı anda kitap bir ivme kazanıyor aniden. bu yüzden de tuhaf bir kitap benim için. kurgu bakımından da tuhaf yani...
totale baktığımızda beğendiğim bir kitaptı. bazı cümleleri çok sevdim mesela:
‘’hayat yalnızca şimdiki zamanlardan oluşur.’’
‘’kitap , daha iyi bir dünyanın kılavuzu olabilir.’’
gibi..
deneme okurlarına tavsiyemdir.
keyifle okuyunuz.
devamını gör...
büyük üstat dostoyevski'nin acıya bakış açısı
acımı içiyorum ve bundan sarhoş oluyorum. o zaman çektiğim acının niteliği değişiyor ve kendimi bambaşka bir insan hissediyorum. der çok sayın dostoyevski
değerli dostlar şu an acı yaşıyor olabilirsiniz. yaşadığınız bu acı ne kadar canınızı yaksada bir de onu sevmeyi ve anlamayı deneyin. işte o zaman yaşıdığınız acının gerçekten şekil değiştireceğini göreceksiniz.
değerli dostlar şu an acı yaşıyor olabilirsiniz. yaşadığınız bu acı ne kadar canınızı yaksada bir de onu sevmeyi ve anlamayı deneyin. işte o zaman yaşıdığınız acının gerçekten şekil değiştireceğini göreceksiniz.
devamını gör...
sözlük hayatının olmazsa olmaz tipleri
en büyük yeteneği alfabeyi ezbere bilmek olan bir sözlük kızı tespit edince hemen nick altına kalemi kuvvetli yazar veya bilgili ve zeki bir yazar, sözlüğe fazla zaman ayırmama sebep olmuş yazar vb gibi cümleler ile çok açık, çok sarih meriçlik yapan tip.
şu cümleleri gerçekten inandığı için kuran adam sayısı çok çok azdır bak.
ya olum, ekmeğinizde olun eyvallah. buna harbiden lafımız yok, vallahi bak. ama yani bunlar nedir ya? böyle kadrolu meriç gibi takılmayın lan. biraz çakal olun, azcık cevval olun.
hem böyle düşmez zaten. yani..
şu cümleleri gerçekten inandığı için kuran adam sayısı çok çok azdır bak.
ya olum, ekmeğinizde olun eyvallah. buna harbiden lafımız yok, vallahi bak. ama yani bunlar nedir ya? böyle kadrolu meriç gibi takılmayın lan. biraz çakal olun, azcık cevval olun.
hem böyle düşmez zaten. yani..
devamını gör...
aşı karşıtlığı
kulaktan dolma bilgilerle, ilmi ve bilimi reddeden, muhtemelen kendi düşüncesi bile olmayan bilgisiz insandır.
düzenleme:
aşı nedir?
içeriğinde ne vardır?
hangi aşamalardan geçip de satış için onay alır?
bu konuları iyi anlatan bir virolog var (bkz: semih tareen)
insan ömrünün bu kadar uzun olması, bebeklerin ölüm oranının artık eskisi gibi çok olmayışının, bir çok ölümcül salgının ve yaşattığı acıların bitiş sebebi aşıdır.
düzenleme:
aşı nedir?
içeriğinde ne vardır?
hangi aşamalardan geçip de satış için onay alır?
bu konuları iyi anlatan bir virolog var (bkz: semih tareen)
insan ömrünün bu kadar uzun olması, bebeklerin ölüm oranının artık eskisi gibi çok olmayışının, bir çok ölümcül salgının ve yaşattığı acıların bitiş sebebi aşıdır.
devamını gör...
evlen de evlen evlen de evlen
evet sırf bu baskıdan birine 'tamam' dedim. neyse ki olmadı o iş. güme gidiyordum az kalsın.*
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
her şeyi yıl ve ayıyla beraber aklımda tutmam lazım, yoksa hatırlayamam. kafamda kronolojik sırayla klasörlere koyuyorum her şeyi çünkü. uygun olan her konuda ''bu şu yılda olmuştu, hatta o zaman şöyle de olmuştu bak'' gibi gereksiz bilgiler saçıyorum. hangi şarkı kaç yılında çıkmış, kendi kendime tahmin ediyorum falan. tarihlerle kafayı bozdum yani. evet.
devamını gör...
paraaminohippürik asit
böbrek plazma akımının ölçülmesinde kullanılan böbreği içeren tıbbi testlerde faydalı bir tanı maddesidir.
bir diğer kullanılabilecek madde diodrast'tır.
bir diğer kullanılabilecek madde diodrast'tır.
devamını gör...
diş ağrısı
eğer ağrı pulpa inflamasyonu noktasında ise yani diş kanalındaysa kesinlikle gösterilmesi ve kanal tedavisinin yapılması gerekir.
kanal tedavisi yapılmadığı takdir de kalp krizi ve pıhtı atma ihtimali doğabilir.
kanal tedavisi yapılmadığı takdir de kalp krizi ve pıhtı atma ihtimali doğabilir.
devamını gör...
17 oy ve 3 fav alan mutfaktaki sarı bez entrysi
iki tip insana cok guluyorum, biri stockholm sendromu terimini ogrenip hemen yerli yersiz kullanan, digeri de streisand effect deyimini bir yerden duyup google'a bakmadan yapistiramayan.
oncelikle o zavalli sari bez entry'sinin o kadar layk almasi buyuk skandaldir, bunu kabul edelim. o sari bezden daha kotu kokuyor o entry. o kadar belli ki otomatik oylandigi. o entry'e layk cakmak icin dusunmeden, otomatik oylamak lazim. beyinle parmak arasindaki bagin kopmus olmasi, sadece yalakaliktan oylanmis olmasi lazim. o kadar sefil, siradan hatta anlamsiz bir entry o.
ikincisi, bu sefil entry, ona tepki gosteren baslik acildiginda 17 begeni almisti. buna tepki gosteren bu basligin ilk entry'si, o google'dan yapistirilan streisand etkisi oldugunu iddia eden diger sefil entry'nin iddia noktasini curuturcesine cok daha fazla layk almis an itibariyla. yani streisand efekti filan yok. bu basligin ilk entry'sini gorup tekrar o sari bez entry'sine layk vermek icin agir ama cok agir gerizekali olmak lazim. bunun streisand etkisi ile zinhar alakasi yok. burada ipligi pazara ciktigi icin utanip silmesi lazim o yazarin bunu. ayrica rekor layk almis filan da degil. sacma sapan konusmayin la. kankalari oylamis iste sadece. streisand etkisi filan yok.
ayrica o entry'nin layk almasinin kiskanildiginin dusunulmesi de son derece aptalca. kimsenin kimsenin layk'inda gozu yok. kimseden cikan kimseye girmiyor. kimsenin kimseyi kiskandigi da yok, ilkokul iki seviyesinde savunmalarla cikmayin ortaya rica ederim.
acilen eksi oy gelmeli. kac satir kod yazilacak bilmiyorum bunun icin ama burayi aptal bir anaokulu haline getiren sadece layk verebilme meselesinin acilen cozulmesi lazim.
oncelikle o zavalli sari bez entry'sinin o kadar layk almasi buyuk skandaldir, bunu kabul edelim. o sari bezden daha kotu kokuyor o entry. o kadar belli ki otomatik oylandigi. o entry'e layk cakmak icin dusunmeden, otomatik oylamak lazim. beyinle parmak arasindaki bagin kopmus olmasi, sadece yalakaliktan oylanmis olmasi lazim. o kadar sefil, siradan hatta anlamsiz bir entry o.
ikincisi, bu sefil entry, ona tepki gosteren baslik acildiginda 17 begeni almisti. buna tepki gosteren bu basligin ilk entry'si, o google'dan yapistirilan streisand etkisi oldugunu iddia eden diger sefil entry'nin iddia noktasini curuturcesine cok daha fazla layk almis an itibariyla. yani streisand efekti filan yok. bu basligin ilk entry'sini gorup tekrar o sari bez entry'sine layk vermek icin agir ama cok agir gerizekali olmak lazim. bunun streisand etkisi ile zinhar alakasi yok. burada ipligi pazara ciktigi icin utanip silmesi lazim o yazarin bunu. ayrica rekor layk almis filan da degil. sacma sapan konusmayin la. kankalari oylamis iste sadece. streisand etkisi filan yok.
ayrica o entry'nin layk almasinin kiskanildiginin dusunulmesi de son derece aptalca. kimsenin kimsenin layk'inda gozu yok. kimseden cikan kimseye girmiyor. kimsenin kimseyi kiskandigi da yok, ilkokul iki seviyesinde savunmalarla cikmayin ortaya rica ederim.
acilen eksi oy gelmeli. kac satir kod yazilacak bilmiyorum bunun icin ama burayi aptal bir anaokulu haline getiren sadece layk verebilme meselesinin acilen cozulmesi lazim.
devamını gör...
polat alemdar
oyuncu necati şaşmaz tarafından hayat verilen bir kurtlar vadisi (dizi) karakteridir.
siber saldırıyı şalterleri kapatarak ve fişleri çekerek önlemeye çalışmıştır.
siber saldırıyı şalterleri kapatarak ve fişleri çekerek önlemeye çalışmıştır.
devamını gör...
kız çocuğu babalarına tavsiyeler
kızını sev, oğlunu da sev, annelerini daha çok sev. gücünü göstermek için başka şeylerden güç alıp şiddet gösterme. senden korkmalarını değil, hem sevip hem saygı duymalarını sağla. sen de onlara saygı duy, ona göre davran ki dışarıda özgüvensiz hissetmesinler kendilerini. hayatta kendi kararlarını alabilmelerini sağla, destek ol ki korkak olmasınlar adım atarken. yaşlandıkça yaptığın için pişman olacağın şeyleri zamanında yapma, yaşlandıkça yapmadığın için pişman olacağın şeyleri ise zamanında yap. güzel hatıralar bırakmaya çalış onlara.
devamını gör...
kırtasiyeye girince gelen her şeyi alma isteği
hatta kırtasiyeci olma isteğidir.
devamını gör...



