akraba
bazen akbaba olduklarına şahit olmuşumdur.
devamını gör...
inanmadığı dinin sabah akşam son ses müziğini dinlemek zorunda olmak
halk işaret dilinde ezan istiyor reis.
devamını gör...
sivas'ta 30 erkeğin grup seks yaparken basılması
gülsekmi ağlasakmı ne etsek bilemedik bu nasıl haber böyle ..yanlış anlaşılmasın haber komik.
30erkek
30erkek
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
bilimsel araştırmalara göre gece oturan insanlar 3 kat daha zeki oluyormuş. mabadımdanuydurdum üniversitesinde yapılan araştırmaya göre gecele.. şaka şaka, geceleri oturanlar genel olarak daha kafa tiplerdir, kötü çocuklardır, sohbetleri sağlamdır falan ama bu sadece benim teorim.
yine de siz yatın uyuyun. hava buz gibi. girin battaniyenin altına, sarılın yastığınıza. ooh mis.
sözlüğün secürity'si ayakta merak etmeyin. ben sizi korurum.
yine de siz yatın uyuyun. hava buz gibi. girin battaniyenin altına, sarılın yastığınıza. ooh mis.
sözlüğün secürity'si ayakta merak etmeyin. ben sizi korurum.
devamını gör...
bir insanın kalitesiz olduğunu gösteren detaylar
bir insanın bir başkasına olan davranışlarını gözlemleyerek o insanın karakteri hakkında oldukça net çıkarımlarda bulunabileceğimiz detaylardır. örneğin; kasiyer ve garson gibi hizmet sektörü çalışanlarına kötü davranması, bunu bir hak olarak görmesi.
devamını gör...
eski ahit
bizlerin ve hristiyanların, yahudilerin kutsal kitaplarına verdiği addır. aslı ibranice yazılmıştır. asıl adı ahd-i atik’tir. doğru yazılışı ahit değil ahid’dir.
devamını gör...
kıyıdaki elmaya bir ses
“ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra
bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra
hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra
bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra
bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra
bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra
ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına
ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra
elmanın topraktan süzdüğü, gemilerin denizlerde gezdiği
bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura
neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara
ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra
bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra
yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
ama yenilmezler artık buluştukları sıra.”
turgut uyar şiiri.
bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra
hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra
bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra
bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra
bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra
ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına
ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra
elmanın topraktan süzdüğü, gemilerin denizlerde gezdiği
bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura
neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara
ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra
bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra
yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
ama yenilmezler artık buluştukları sıra.”
turgut uyar şiiri.
devamını gör...
su bardağı
su içmek için kullanılan bardak.

görselde gördüğümüz bardağa ve bunun düz modeline hepimiz aşinayız sanırım. bir yere gitmiş oluyorum, su istiyorum ya su. tutup buna su koyup getiriyorlar. ben de 'neden' demek istiyorum? neden beni 200ml sıvıya hapsediyorsun. ne oldu kardeş, evinde su mu bitti? iki dakika sonra bu hizmeti tekrar vermek mi istiyorsun ? böyle olmaz *mk kaşıkla içir bana suyu. hele bu bardakta bazen önüme meşrubat falan geliyor, çıldırmalık. lan bir yudum lan bu bardak. neden olum neden ? bak güzel kardeşim bunun doğrusu nedir, 330 ml'dir. bu çoktan standart oldu. neden rahat rahat büyük bardaklarda içmek varken bu bardağı herkes tercih ediyor? neden her yerde karşıma çıkıyor? bu tasarım özrü araç nasıl olabilir de herkesin evine, iş yerine girmiş olabilir gerçekten hayret ediyorum.

görselde gördüğümüz bardağa ve bunun düz modeline hepimiz aşinayız sanırım. bir yere gitmiş oluyorum, su istiyorum ya su. tutup buna su koyup getiriyorlar. ben de 'neden' demek istiyorum? neden beni 200ml sıvıya hapsediyorsun. ne oldu kardeş, evinde su mu bitti? iki dakika sonra bu hizmeti tekrar vermek mi istiyorsun ? böyle olmaz *mk kaşıkla içir bana suyu. hele bu bardakta bazen önüme meşrubat falan geliyor, çıldırmalık. lan bir yudum lan bu bardak. neden olum neden ? bak güzel kardeşim bunun doğrusu nedir, 330 ml'dir. bu çoktan standart oldu. neden rahat rahat büyük bardaklarda içmek varken bu bardağı herkes tercih ediyor? neden her yerde karşıma çıkıyor? bu tasarım özrü araç nasıl olabilir de herkesin evine, iş yerine girmiş olabilir gerçekten hayret ediyorum.
devamını gör...
sözlük içi konular
olumlu, olumsuz eleştiriler bir şeyin gelişmesinde büyük bir yere sahiptir. saygı çerçevesinde yapılan eleştirilere saygı seviyesini aşarak savunma yapmak haklıysanız bile sizi haksız durumuna sokacaktır, ki insanların kendi düşüncelerini belirttiği bir konuda da haklıyı ve haksızı seçmek imkansıza yakındır.
3-5 kuruşluk muhabbetlere girmek yerine insanların kendi fikirlerini diğer fikre saygı duyarak belirtmesi yani ''sadece benim fikrim doğrudur'' algısından çıkıp fikrini belirten yazarla polemiğe girmeye çalışmaması bence daha doğrudur.
burası özgür bir platform mu onu zaman gösterir fakat içinde saygıyı barındıran bir platform olup bunu sürdürmesini çok isterim, ki böyle de olacağını düşünüyorum. ben şu an mutluyum, bakalım.
3-5 kuruşluk muhabbetlere girmek yerine insanların kendi fikirlerini diğer fikre saygı duyarak belirtmesi yani ''sadece benim fikrim doğrudur'' algısından çıkıp fikrini belirten yazarla polemiğe girmeye çalışmaması bence daha doğrudur.
burası özgür bir platform mu onu zaman gösterir fakat içinde saygıyı barındıran bir platform olup bunu sürdürmesini çok isterim, ki böyle de olacağını düşünüyorum. ben şu an mutluyum, bakalım.
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
inanması çok zor ama dondurma kutusundan dondurma çıktı.
devamını gör...
ivan ayvazovski
karadeniz kıyısında yaşamış, rus ressam. yeteneğinden dolayı bizzat rus çarının emriyle, st. petersburg akademisinde eğitim görmeye başlamıştır. ermeni asıllı sanatçının tam ismi ivan konstantinavich aivazovsky dır. romantizm akımına dahil olan bir ressamdır. burada romantizm hakkında kısa bir bilgi vermek yerinde olacaktır. romantizm, aydınlanma döneminin akılcılığına karşı olarak geliştirilen bir sanat hareketidir. akıl yerine duyguyu ve öznelliği ön plana çıkarır. genel olarak realizm ile karşılaştırılan bir akımdır. realistler, insanın durumunu olduğu gibi göstermeye çalışırken, romantikler ise daha idealist bir bakış açısıyla duyguları ön planda tutarak insanları göstermeye çalışmıştır. her iki akım da doğanın doğrudan gözlemlenmesini savunur. ivan aivazovsky, eserlerinde genelde manzara üretmiştir. ve bu manzaralar liman şehrinde doğup büyüdüğünden dolayı sahil ve deniz manzaralarıdır. ayrıca bu resimlerde dalga temasını görmek bolca mümkündür. aivazovsky, teknik olarak ışığı ve ışığın cisimler üzerindeki yansımasını çok başarı bir şekilde kullanmıştır. devlet tarafından sık sık seyahat için avrupa ya gönderilmiştir. istanbul’a da gelen sanatçı, buraya ait güzel eserler yaratmıştır. istanbul'da bulunduğu zamanlarda abdülmecit, abdülaziz ve ıı. abdülhamit, tarafından saray ressamı olarak misafir edilmiştir. burada yaptığı resimlerden bazıları bugün, türkiye’nin bazı müzelerinde sergilenmektedir. 1900 yılında, 83 yaşındayken ölmüştür.
bazı eserlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
haliç körfezi - istanbul - yağlı boya

gece-karadeniz - yağlı boya

fırtınada - yağlı boya
bazı eserlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
haliç körfezi - istanbul - yağlı boya

gece-karadeniz - yağlı boya

fırtınada - yağlı boya
devamını gör...
kizlarsoruyor.com
sırf verilecek cevapları merak ettiklerinden uydurma hikayeler anlatan ve derdini yakınan insanların bulunduğu ciddiye alamadığım bir platform.
devamını gör...
julia
jül sezar ahlaksızının tek meşru çocuğudur. tabi kimsenin hayatına karışmak haddime değil ama bu sezar o daldan dala atlayan kleopatra hayırsızını sevdiği için ben buna çok kızgınım. hatta bundan bile gayri meşru çocuğu var, caesarion adında. zaten başlığını açmıştım. julia adından anlayacağınız üzere kız. ilk veya ikinci karısı olan cornelia cinna'dandır bu çocuğu. kendisi pompey ile evlendi ve güzelliği ve erdemiyle ünlendi. yani rabbime bin şükür babasına çekmedi.
annesi cornelia, julia sadece 7 yaşındayken öldü. bunun üzerine kendisini babası olacak o hayırsız değil de, babaannesi aurelia cotta büyüttü. babası onu servilius caepio ile nişanladı. peki sizce bu servilius denen herif kim? brütüs! sen de mi brütüs? tabi bu sadece bir varsayımdır. yani bu kişinin brütüs olup olmadığı kesin değildir, sadece bir görüş, bir varsayımdır.
neyse sonra sezar bu nişanı bozdu ve julia pompey ile evlendi. sezar, pompey ile müttefik oldu. dost oldular. pompey, zaten julia'ya aşıktı, yani öyle iddia edilmişti zaten. julia çekici bir kadındı, güzeldi, erdemliydi, nazikti. pompey'den 30 yaş da küçüktü. buna rağmen pompey sadık bir kocaydı ve julia da ona bağlıydı. bir söylentiye göre, pompey, julia ile evlendikten sonra daha çok ev hayatına yönelmiş, siyasete ilgisini kaybetmiştir. gör bunları sezar! senin kleopatra denen çıyanla olan aşkın mı daha büyük, yoksa kızın ile pompey'in aşkı mı?....
fakat, julia öldü.... evet, öldü maalesef. ki, babası ve kocası arasındaki bir anlaşmazlık kaçınılmaz hale gelmeden önce öldü. evet, sezar ve pompey'in dostluğu bozulacak ve pompey, sezar'a düşman olacaktır....
şimdi bir isyan çıkmıştı, pompey bir kalabalık tarafından çevrelenmişti. cüppesi de bazı isyancıların kanıyla lekelenmişti. cüppe dediğim de toga denen giysidir, hâkim cüppesi olarak bilinir. julia bunun üzerine kocasının öldürüldüğünü düşünmüş ve erken doğum yapmıştı. düşük yaşanınca da sağlığı onarılamaz bir şekilde hasar gördü. ertesi yılın ağustos ayında, m.ö. 54 tarihinde, doğum sırasında ölmüştür. bebeği (ki bazılarına göre erkek bazılarına göre kızdır) hayatta kalamadı ve julia ile birlikte öldü....
ve sizce sezar, julia'nın ölüm haberini aldığında nerdeydi? durun ben söyleyeyim: britanya'da! kızı ve torunu can verirken beyefendi alem yapıyordu!....
sonra da pompey ve sezar'ın ittifakı zayıfladı ve iç savaş çıktı.
ah be sezar.. senin içinde bulunduğun olaydan, hiçbir zaman, hiçbir kimseye hayır gelmedi....
bu arada, pompey, karısının küllerinin çok sevdiği alban villasına konulmasını istedi ancak julia'yı sevenler tarafından campus martius'a defnedildi. babası sezar'ın naaşı da 10 yıl sonra onun mezarının yanında yakıldı.
annesi cornelia, julia sadece 7 yaşındayken öldü. bunun üzerine kendisini babası olacak o hayırsız değil de, babaannesi aurelia cotta büyüttü. babası onu servilius caepio ile nişanladı. peki sizce bu servilius denen herif kim? brütüs! sen de mi brütüs? tabi bu sadece bir varsayımdır. yani bu kişinin brütüs olup olmadığı kesin değildir, sadece bir görüş, bir varsayımdır.
neyse sonra sezar bu nişanı bozdu ve julia pompey ile evlendi. sezar, pompey ile müttefik oldu. dost oldular. pompey, zaten julia'ya aşıktı, yani öyle iddia edilmişti zaten. julia çekici bir kadındı, güzeldi, erdemliydi, nazikti. pompey'den 30 yaş da küçüktü. buna rağmen pompey sadık bir kocaydı ve julia da ona bağlıydı. bir söylentiye göre, pompey, julia ile evlendikten sonra daha çok ev hayatına yönelmiş, siyasete ilgisini kaybetmiştir. gör bunları sezar! senin kleopatra denen çıyanla olan aşkın mı daha büyük, yoksa kızın ile pompey'in aşkı mı?....
fakat, julia öldü.... evet, öldü maalesef. ki, babası ve kocası arasındaki bir anlaşmazlık kaçınılmaz hale gelmeden önce öldü. evet, sezar ve pompey'in dostluğu bozulacak ve pompey, sezar'a düşman olacaktır....
şimdi bir isyan çıkmıştı, pompey bir kalabalık tarafından çevrelenmişti. cüppesi de bazı isyancıların kanıyla lekelenmişti. cüppe dediğim de toga denen giysidir, hâkim cüppesi olarak bilinir. julia bunun üzerine kocasının öldürüldüğünü düşünmüş ve erken doğum yapmıştı. düşük yaşanınca da sağlığı onarılamaz bir şekilde hasar gördü. ertesi yılın ağustos ayında, m.ö. 54 tarihinde, doğum sırasında ölmüştür. bebeği (ki bazılarına göre erkek bazılarına göre kızdır) hayatta kalamadı ve julia ile birlikte öldü....
ve sizce sezar, julia'nın ölüm haberini aldığında nerdeydi? durun ben söyleyeyim: britanya'da! kızı ve torunu can verirken beyefendi alem yapıyordu!....
sonra da pompey ve sezar'ın ittifakı zayıfladı ve iç savaş çıktı.
ah be sezar.. senin içinde bulunduğun olaydan, hiçbir zaman, hiçbir kimseye hayır gelmedi....
bu arada, pompey, karısının küllerinin çok sevdiği alban villasına konulmasını istedi ancak julia'yı sevenler tarafından campus martius'a defnedildi. babası sezar'ın naaşı da 10 yıl sonra onun mezarının yanında yakıldı.
devamını gör...
günün sosyal medya ünlüsü
10 ekim günün ünlüsü yazarlarımız;
günün instagram ünlüsü; @ladybird
günün bilgilisi; @emre_1974tr
günün çizeri; @yayladağ lokumu
oldu.
(bkz: kocaman alkış)


günün instagram ünlüsü; @ladybird
günün bilgilisi; @emre_1974tr
günün çizeri; @yayladağ lokumu
oldu.
(bkz: kocaman alkış)


devamını gör...





