12 nisan 2021 libya’ya 150 bin aşı verilecek olması
haram olsun.
devamını gör...
longoz ormanları
longoz, yunanca kökenli bir sözcükmüş: uzak, yoğun ve karanlık ormanlar anlamına geliyormuş.
2007’de 3 bin hektarı aşkın alan milli park ilan edilmiş.kendine has ağaçları, çeşit çeşit bitkileri ve hayvanları ile bir cennet köşesi gerçekten.bu orman örtüsünü zaman zaman su basması ağaçların çok farklı gözükmesine neden olmuş.

nadir bulunan bir tür nilüfer ve göl kestanesini barındıran,sincaba benzetilen hamam gölü :

bunlar da oradaki yaşamın ev sahibi canlılar:

kaynak : atlas dergisi temmuz sayısı
2007’de 3 bin hektarı aşkın alan milli park ilan edilmiş.kendine has ağaçları, çeşit çeşit bitkileri ve hayvanları ile bir cennet köşesi gerçekten.bu orman örtüsünü zaman zaman su basması ağaçların çok farklı gözükmesine neden olmuş.

nadir bulunan bir tür nilüfer ve göl kestanesini barındıran,sincaba benzetilen hamam gölü :

bunlar da oradaki yaşamın ev sahibi canlılar:

kaynak : atlas dergisi temmuz sayısı
devamını gör...
196sekiz
nihat doğanın hayatını anlattıkları için, çeyrek altın verseler girmeyeceğim youtube kanalı. nihat doğandan medet uman bir kanalı tek bir kez tıklamam dahi düşünülemez.
devamını gör...
normal sözlük moderasyon güncellemesi
muhabbetini sevdiğim mod var, derdimi anlatmayı tercih etmediğim mod da var. benim adıma call center işlevi görmenin ötesine geçmeyecek yeniliktir. sözlükteki samimiyeti azaltacak, sözlüğü, veresiye yazdırabildiğimiz bakkal kafa efendi'den, kafa101'e , le kafa'ya çevirecektir. şahsi kanaatimdir. yatırım tavsiyesi değildir.
devamını gör...
iyon motoru
elektrikle iyonlaştırılan atomların, elektrik alanı ve manyetik alan tarafından ivmelendirilmesiyle çalışan ve küçük yörünge düzeltmeleri için kullanılan itki sistemi.
devamını gör...
babamın 4.evre kansere yakalanması
geçmiş olsun uralaltay ,babana acil şifalar dilerim. *
devamını gör...
sevilen kişiden vazgeçme eşiği
kendini bir şey sanmaya başladığı eşiktir.
devamını gör...
timsah yavrusu
anne timsah, yumurtadan çıkan yavrularını ağzıyla suya kadar taşır. doğuştan iyi birer yüzücü olan yavrular da suya girer girmez böcek, balık, kurbağa iribaşlarını yemeye başlarlar. ancak ince derili ve küçük olduklarından etraftaki uzun gagalı kuşlar ve etobur canlılar için oldukça lezzetli bir avdırlar. o yüzden anneleri fazla yanlarından ayırmaz.
devamını gör...
birini tanımanın en iyi yolu
seyahat etmek..ne halt olduğunu kolayca anlarsınız.. kaldıramayacaksa ruhunuz kendisiyle seyahat etmeyin!!!
devamını gör...
sahibini arayan mektuplar
sahibini arayan mektuplar
tanım: ümit yaşar oğuzcan tarafından bütün sevenlere ve yalnızlara armağan edilen 25 adet mektup...
ikinci mektup
aramak... ömür boyunca aramak... yalnız seni aramak... paslı teneke kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. belki bu şehirde değilsin. ne çıkar? seni arıyorum ya. belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. sonra akşamı bekliyorsun, alaca karanlığı... beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir başkasını...
hiç gel demeyeceğim sana. aramak neredeyse ben oradayım. ayaklarım ne güne duruyor? yok yok birden karşıma çıkma. kaç, saklan. seni aramak istiyorum.
git bu şehirden haydi git. dağlara çık, o uzak dağlara. rüzgârların krallığında hüküm sür. baktın ki oraya geldim, yine kaç. başını al, açıl denizlere. gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana götürmeli seni, dilediğin yerde demir atmalı. ben küçük bir balıkçı kayığı ile peşinden gelsem yeter. seni arıyorum ya!
bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar aramalı insan, ama ne aradığını bilmeli. yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. okyanus dalgaları üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli. yalın ayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip kanatmalı. çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı. sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli. buzlar kırılmalı ayaklarının altında, üstüne kar yağmalı.
bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni. ayaklarını afrika'dan getirip bir kağıt üzerine yapıştırmalıyım, saçların sibirya'da olmalı, dudakların çin'de. gözlerin hindistan'da bir mabudun gözleri olmalı, ellerin italya'da bir heykelin elleri. bulsam da seni parça parça bulmalıyım.
yine de bir yerin eksik kalmalı.
yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım.
ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim.
tanım: ümit yaşar oğuzcan tarafından bütün sevenlere ve yalnızlara armağan edilen 25 adet mektup...
ikinci mektup
aramak... ömür boyunca aramak... yalnız seni aramak... paslı teneke kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. belki bu şehirde değilsin. ne çıkar? seni arıyorum ya. belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. sonra akşamı bekliyorsun, alaca karanlığı... beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir başkasını...
hiç gel demeyeceğim sana. aramak neredeyse ben oradayım. ayaklarım ne güne duruyor? yok yok birden karşıma çıkma. kaç, saklan. seni aramak istiyorum.
git bu şehirden haydi git. dağlara çık, o uzak dağlara. rüzgârların krallığında hüküm sür. baktın ki oraya geldim, yine kaç. başını al, açıl denizlere. gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana götürmeli seni, dilediğin yerde demir atmalı. ben küçük bir balıkçı kayığı ile peşinden gelsem yeter. seni arıyorum ya!
bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar aramalı insan, ama ne aradığını bilmeli. yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. okyanus dalgaları üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli. yalın ayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip kanatmalı. çöllerden geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı. sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli. buzlar kırılmalı ayaklarının altında, üstüne kar yağmalı.
bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni. ayaklarını afrika'dan getirip bir kağıt üzerine yapıştırmalıyım, saçların sibirya'da olmalı, dudakların çin'de. gözlerin hindistan'da bir mabudun gözleri olmalı, ellerin italya'da bir heykelin elleri. bulsam da seni parça parça bulmalıyım.
yine de bir yerin eksik kalmalı.
yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım.
ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim.
devamını gör...
sokağa çıkma kısıtlamasına uyulmaması
ekmek al sen de gez dediğim tanım, daha önce de demiştim. böyle yasağa böyle tarak.
devamını gör...
şaka başlığı diye girilen başlığın gerçek haber çıkması
solda dikkatiniz çeken, daha girip okumadan yüzünüze bir tebessüm yerleştiren; seni şakacı artısını vermek için girdiğinizde ise genelde muz cumhuriyetinde yaşadığınızı hatırlatan bir haberle karşılaştığınız başlık.
devamını gör...
yapılan 1 nisan şakaları
ilkokulda bir arkadaşımızın kulağının dibinde aynı anda 2 balon patlattık.sonuç bizim için şaka onun için hüsran oldu.kız korkudan 1 ders boyunca ağladı ve kulağını tuttu haliylen.şaka yapmaya çok meraklıydık o yaşlarda ama üzülmüştük te tabi sonrasında bu bize ders oldu,daha az korkutucu şakalar yapmaya da devam ettik..
devamını gör...
ssuuddee
gencecik bir kıza bu kadar yüklenilmesini doğru bulmuyorum. bu da şiddetin başka bir türüdür. bazı alışkanlıklar zamanla oluşur. bugün eleştiriye belki doğru üslup ile cevap vermemiştir bir yıl sonra teşekkür edecek olgunluğa erişir. insanız, kimse kusursuz değil. hoşgörü hayatı daha yaşanır kılar.
gözleri ayrı güzel, yüzü ayrı.
gözleri ayrı güzel, yüzü ayrı.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
“kitapsız, çiçeksiz, hayvansız, vicdansız, doğrusuz insandan uzak dur.”
özgür bacaksız
özgür bacaksız
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
kocişimli, çok şükür benimsinli bol renkli kör eden paylaşımları bir de kocişimle kahve keyfisi var tabii.
devamını gör...
ekşi sözlük
kadrolu çaylaklığından usanıp son zamanlarda giderek düşen yazar kalitesiyle birlikte terk etme kararı aldığım, türkiye'nin ilk katılımcı sözlüğüdür. öte yandan kafa sözlük'ü tanımama da vesile olmuştur.
devamını gör...
16 ekim dünya anestezi günü
ilk olarak 16 ekim 1846'da bir hastaya anestezi uygulandığı için, bugün dünya anestezi günü olarak kutlanmaktadır.
içinizden 'ya cidden bunu kutlayan var mı?' diyebilirsiniz. cevap vereyim evet var. biz* kendi içimizde de olsa anestezistler olarak bugünü kutluyoruz. hazır bu başlığı açmışken size biraz anestezi hakkında bilgi vermek isterim. öncelikle halk arasında ki bir kaç yanlışı ya da hoşumuza gitmeyen genel şeyleri düzelterek başlamak istiyorum.
-narkozcu, kelimesi hoşumuza gitmiyor. mesleğimizi her duyduğunuzda 'bana da az ilaç verip bayıltsana' demeniz hoşumuza gitmiyor. 'oo ne rahat iş iki ilaç yapıyorsunuz hasta uyuyor' demeniz hoşumuza gitmiyor.
-anestezi bayıltmak değildir, uyutmak denebilir. yaptığımız işlem uyutmaya daha yakın, ilacı 1 milim fazla yaparsak hasta ölmüyor. ( tabi ki ilaç dozları ve hesaplamaları var ama hassas terazi değiliz.) hastayı uyutup, uyandırmak dışında hastayı ameliyatı süresince takip ediyoruz. hastanın solunumu geldi mi?, hastaya ne kadar sıvı verdik idrar çıkışı var mı?, tansiyon, nabız stabil mi?, hasta ne kadar kanadı? kanadıysa ne kadarını tolere edebilir. edemezse ne kadar kan takmamız lazım?, hastanın ameliyata göre pozisyonunu değiştirme, gerekirse arada ek ilaçlarla hastanın metabolik bulgularını sabitlemek ve ameliyat bitince hastayı uyandırmak. yaptığımız işlerin bir kısmı.
şimdi gelelim anestezi neden önemli? size bir soru soracağım. eliniz kesilse, ya da düşüp dizinizi yaralasanız bile ne kadar canınız yanıyor değil mi? işte anestezi büyük, küçük fark etmeksizin her ameliyatta sizin ağrı duymamanızı sağlıyor. kısacası yaşayacağınız bir çok travmayı minimuma indiriyor.
hiç yan etkisi yok mu? tabi ki yan etkisi mevcut ama çok nadir görülen bir yan etki malign hipertermi (hastanın ateşinin yavaşça ama sürekli yükselmesi diyebiliriz) ve ilaç tedavisi mümkün. hasta anesteziyi kaldıramadı cümlesi doğru mu? evet. bazı durumlarda doğru. bizim ilaçlarımız solunumu deprese eden( baskılayan) ilaçlardır. bazı yaşlı hastalara ilacı vermeye başladığımız anda hastanın kalbi durabiliyor ama bu da yine çok nadir yaşanan bir olaydır. 1/1000 oranında diyebiliriz.
tabi ki bunun dışında başka şeyler de var ama uzatıp sizi sıkmak istemem. sorularınız olursa da seve seve yanıtlarım. bu arada dünya anestezi günümüz kutlu olsun.*
içinizden 'ya cidden bunu kutlayan var mı?' diyebilirsiniz. cevap vereyim evet var. biz* kendi içimizde de olsa anestezistler olarak bugünü kutluyoruz. hazır bu başlığı açmışken size biraz anestezi hakkında bilgi vermek isterim. öncelikle halk arasında ki bir kaç yanlışı ya da hoşumuza gitmeyen genel şeyleri düzelterek başlamak istiyorum.
-narkozcu, kelimesi hoşumuza gitmiyor. mesleğimizi her duyduğunuzda 'bana da az ilaç verip bayıltsana' demeniz hoşumuza gitmiyor. 'oo ne rahat iş iki ilaç yapıyorsunuz hasta uyuyor' demeniz hoşumuza gitmiyor.
-anestezi bayıltmak değildir, uyutmak denebilir. yaptığımız işlem uyutmaya daha yakın, ilacı 1 milim fazla yaparsak hasta ölmüyor. ( tabi ki ilaç dozları ve hesaplamaları var ama hassas terazi değiliz.) hastayı uyutup, uyandırmak dışında hastayı ameliyatı süresince takip ediyoruz. hastanın solunumu geldi mi?, hastaya ne kadar sıvı verdik idrar çıkışı var mı?, tansiyon, nabız stabil mi?, hasta ne kadar kanadı? kanadıysa ne kadarını tolere edebilir. edemezse ne kadar kan takmamız lazım?, hastanın ameliyata göre pozisyonunu değiştirme, gerekirse arada ek ilaçlarla hastanın metabolik bulgularını sabitlemek ve ameliyat bitince hastayı uyandırmak. yaptığımız işlerin bir kısmı.
şimdi gelelim anestezi neden önemli? size bir soru soracağım. eliniz kesilse, ya da düşüp dizinizi yaralasanız bile ne kadar canınız yanıyor değil mi? işte anestezi büyük, küçük fark etmeksizin her ameliyatta sizin ağrı duymamanızı sağlıyor. kısacası yaşayacağınız bir çok travmayı minimuma indiriyor.
hiç yan etkisi yok mu? tabi ki yan etkisi mevcut ama çok nadir görülen bir yan etki malign hipertermi (hastanın ateşinin yavaşça ama sürekli yükselmesi diyebiliriz) ve ilaç tedavisi mümkün. hasta anesteziyi kaldıramadı cümlesi doğru mu? evet. bazı durumlarda doğru. bizim ilaçlarımız solunumu deprese eden( baskılayan) ilaçlardır. bazı yaşlı hastalara ilacı vermeye başladığımız anda hastanın kalbi durabiliyor ama bu da yine çok nadir yaşanan bir olaydır. 1/1000 oranında diyebiliriz.
tabi ki bunun dışında başka şeyler de var ama uzatıp sizi sıkmak istemem. sorularınız olursa da seve seve yanıtlarım. bu arada dünya anestezi günümüz kutlu olsun.*
devamını gör...
bundan kötüsü gelemez başımıza derken gerçekleşen felaketler
bozulan ojeyi düzeltmeye çalışırken diğer ojelerin de bozulması.
devamını gör...
