bende oluşmayan istek.
daha çok şuraya girince oluyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimin benimle iletisime gecmesini istersem, bunu nasil oluyor bilmiyorum, ama saglayabiliyorum bir sekilde. bir de “ben yazmasam senin yazacagin yok” veya “ben aramasam sen unuttun” gibi konusmalar yaparlar. “ya unutmadim, aksine seni andim diye ariyorsun sen suan beni” deyince de kandiriyorum zannediyorlar. bazi zamanlarda sirf bu konusmaya maruz kalmamak icin andigim kisiyi hemen kendim ariyorum.
devamını gör...

tanju okan şarkısıdır.
şarkı zaten anlamlı ama hikayesini bilince daha anlamlı geliyor.
devamını gör...

ilk adı kısa bir süreliğine "composition of sound" olan ve bir fransızca'da "hızlı moda" anlamına gelen bir moda dergisinin ismini gördükten sonra isim değişikliğine giden synthwave efsaneleri.

müzik hayatına martin l. gore ve andrew fletcher'ın üniversite etkinliklerinde ters çevirilmiş plastik kasaların üzerinde moog'lar ile sahne almaları ile başlayan gruba vince clarke'ın da dahil olmasıyla grupta tek eksik vardır: vokalist.

söylentilere göre martin l. gore, kendi idolleri arasında en önce saydığı isim olan david bowie ile aynı ada sahip olan dave gahan'a gittiği bir pub'da heroes şarkısını söylerken denk gelmiş, ve kendisine gruba katılma davetinde bulunmuştur. dave gahan da bu teklife olumlu yanıt vererek gruba katılmıştır.

grup üyeleri 20'li yaşlarının başlarında ilk albümleri olan speak&spell'i çıkarmışlardır.
buram buram kraftwerk esintilerine sahip, sugar pop bir albümdür.

vince clarke, bu albüm sonrasında müzik kariyerine erasure adı altında devam etmek için ayrılır. talihsiz bir olay gibi gözükse de, hem müzik tarihi hem de depeche mode evveliyatı için en şanslı olay bile denilebilir. sevgili yazarlar, eğer ben şu an favori müzik grubuma dair destan uzunluğundaki bu entry'yi yazabiliyorsam bu olay sayesindedir; çünkü prodüktor koltuğuna bu sefer, gruba altın çağını armağan eden alan wilder dahil olacaktır.

dave gahan, 2001 yılında verdiği bir röportajda wilder'ın gruba dahil olma sürecini şu şekilde tarif eder: "demoları halledecek birileri lazımdı, gazeteye verdiğimiz ilan sonrası elemelere pek çok kişi katıldı ancak alan, alan... bambaşka bir şekilde çalıyordu."

prodüksiyon eksiğini wilder'ı gruba dahil ederek tamamlayan depeche mode, sırayla 1982'de a broken frame, 1983'te construction time again ve 1984'te some great reward 'ı piyasaya sürer. grup, üretkenliği ve dönemin ruhuna uygun müziği ile 80'lerin synth-pop yarışına iyiden iyiye dahil olmaktadır; see you, the meaning of love, somebody gibi daha duygusal parçaları ile gönlümüzün bam telini okşayıp kemik dinleyici kitlesini oluşturmaya devam ederken bir diğer yandan everything counts , people are people ve master and servant gibi sosyo-ekonomik sistem eleştrisi içeren şarkılarıyla evrensel anlamda hayran kitlesini büyütmeye devam etmektedir.

yavaş yavaş 80'lerin sonlarına gelinirken, hemen hemen hepsi 25'li yaşlarına gelmiş olan bu abiler meseleyi daha da ciddi ele almaya başlarlar. grup, o zamanlar dünyada toplam bir elin beş parmağını geçmeyecek sayıda sanatçının yapmadığını yapmaya karar verir: komunist rejime sahip bir ülkede albüm kaydı yapmak. 1986 yılında soğuk savaş devam ederken, duvarı yıkılmamış berlin'in sahip olduğu soğuk ve kasvetli havası black celebration'da hissedilebilecek düzeydedir. albüm müzikal açıdan sytnth-pop'tan ziyade dark-wave, post-punk sayılabilecek bir albümdür.

1987 yılında ise music for the masses adında buram buram aşk kokan, naif bir albüm çıkarırlar. albüm alan wilder'ın grup içerisinde yer aldığı dönemde tercih ettiği senfonik synthtsizer komposizyonlarının en yalın örneğini teşkil eder. wilder, bu albümle a broken frame'de yarım bıraktığı işi bitirmiştir diyebiliriz.

albüm sonrası abd'de turneye çıkan grup, pasadena rose bowl'da verdiği mega konserin kaydını 101 adıyla piyasaya sürmüştür. bu konser ile birlikte amerika'da popülariteye kavuşmuş, aynı zamanda dünya üzerinde elektronik müzik yapıp bu kadar büyük bir kitleyi konsere getirebilen ilk grup ünvanına kavuşmuştur. (60.542 kişi ve tek konserde 1,360,192.50 dolares hasıla)

1990 yılında ise grup, müzik piyasası için rüştünü ispatlamış bir noktadadır. bu nedenle özünden ayrılmamakla birlikte daha deneysel, günün müzik piyasasına da uygun bir albüm yoluna giderler; prodüksiyon koltuğunda alan wilder'ın yanında yer alan flood ile birlikte violator albümü 1990 yılında piyasaya sürülmüştür. martin l. gore "birine depeche mode dinlemeyi tavsiye etseniz, bu albüm hangisi olurdu?" sorusunu bu albüm ile yanıtlar. violator, grubun diğer albümlerine kıyasla en karanlık albümü sayılabilir; loop'a alınmış synth tınılarından meydana gelen, darkwave bir albümdür. aynı zamanda depeche mode denildiğinde akla gelen ilk iki parça olan enjoy the silence, personal jesus'a ev sahipliği yapar. albümün tanıtımı, grubun kendi şarkılarına yaptıkları remixlerden meydana gelen world violation tour adı altında gerçekleştirilmiştir. canlı tur müzik listelerindeki sıralamalar ve grubun genel gidişatı için zirveden önceki son duraktır.

90'lı yıllara gelindiğinde ana akım müzik piyasına rock ve grunge'ın etkileri fazlasıyla görülmekte, bir diğer yandan 30'lu yaşlarına gelmiş olan grup üyeleri belirli sorunlarla yüzleşmektedir; vokalist dave gahan problemli geçen evlilik hayatı sonrasında sahip olduğu ünün etkisinde junkie bir "rockstar" hayatı sürmektedir; söz yazarı ve besteci martin l. gore alkol problemi ile boğuşmaktadır. aynı zamanda grup içerisinde yeteri kadar takdir görmediğini düşünen alan wilder ile martin l. gore arasında, grubun müzikal anlamda geleceği konusunda tartışmalar yaşanmaktadır. grup üyelerinin her biri, farklı şehirlerde ayrı ayrı hayatlar sürerken, gün geçtikçe birliktelikleri sadece müzikal anlamda devam etmeye başlamıştır. nitekim bu sorunlar eşliğinde, hayranları kadar grup üyeleri içerisinde de bölünmeleri meydana getiren albüm 1993 yılında piyasaya sürülmüştür: songs of faith and devotion ile depeche mode, daha önce olmadığı kadar deneysel, sert, aynı zamanda en karanlık albümleri ile karşımıza çıkmaktadır. albüm, gospeltınıları ile harmanlanmış bir synth-rock albümdür; bu albüm aynı zamanda depeche mode'un hem amerika hem de ingiltere listelerinde #1'e yerleşen tek albümüdür. albümünün konser kaydı devotional adıyla piyasaya sürülmüştür. devotional turnesi, albümün başarısı ile birlikte 1994 yılında exotic tour adı altında toplamda 2 seneye uzatılarak grubun en başarılı, aynı zamanda en yorucu turnesi olma özelliğine sahiptir. turne sonrasında alan wilder, gruptan ayrılığını açıklayarak müzik kariyerine kendisinin solo projesi olan recoil adı altında devam edeceğini açıklamıştır.

90'ların sonlarına gelindiğinde, grup için tek sorun prodüksiyonu kimin yapacağı değildir; vokalist dave gahan, speedball kazası sonrasında yaklaşık 1.5 dakikalık bir kalp durması geçirmiştir. kullandığı maddeler sonrası eski sesi ve sağlığına sahip olmayan dave gahan, rehabilite olmak için kliniğe yatmıştır. alan wilder'ın ayrılığı bir yana, dave gahan'ın yaşadığı sağlık sorunları sonrası depeche mode hayranları için, "acaba bir albüm daha gelir mi" sorusu gündemdedir. bu sorulara cevap olarak ilk adı "ultima" (kapanış) olarak planlanan ultra albümü 1997 yılında piyasaya sürülmüştür. albümün kayıt aşaması songs of faith and devotion'dan daha sancılı olmasa da, dave gahan'ın eski haline kıyasla kaybettiği sağlığı ve ses yeteneğini tekrar kazanması da beklenerek yaklaşık 1.5 senelik bir kayıt sürecine sahiptir. bu kez prodüksiyon koltuğunda tim simenon oturmaktadır. albüm, post-wilder dönemi içerisinde hayranlar tarafından en başarılı albüm sayılmakla birlikte alan wilder'ın en sevdiği depeche mode albümü olma özelliğini de taşıyan, synth-rock bir albümdür. bu albüm sonrası turne gerçekleştirilmemiş, "ultra party" adı altında ingiltere çaplı lokal tanıtım konserleri gerçekleştirilmiştir. grup 1998 yılında, the singles 81-85 sonrası çıkardıkları ikinci derleme albümleri olan the singles 86-98 albümünü piyasaya sürmüş, the singles tour adı altında kuzey amerika ve avrupa ile sınırlı bir turne düzenlemiştir.

2001 yılından itibaren depeche mode, prodüksiyon koltuğunda pek çok farklı isimle çalışmıştır; 2001 yılında çıkarılan exciter albümünde björk 'ün de prodüktörlüğünü yapan mark bell ile çalışmış, 2005-2013 yılları arasında ben hillier eşliğinde playing the angel, sounds of the universe ve delta machine 3 albüm çıkarmış ve ve son olarak 2017 çıkarılan spirit albümünde, arctic monkeys'in a.m albümünün de prodüktörü olan tom ford ile ortaklık sağlanmıştır. 2001 yılından itibaren günümüze kadar çıkan albümleri sonrasında turnesi yapılmayan hiçbir albüm bulunmamakta, (bkz: exciter tour)(bkz: touring the angel)(bkz: tour of the universe)(bkz: alive in berlin)(bkz: live spirits) 2021 yılında yeni albümleri ile karşımıza çıkmaları beklenmektedir. her ne kadar aktif müzik hayatına üretken ve başarılı bir grup olarak devam etse de depeche mode, 2000'li yıllar sonrası çıkarılan albümleri grubun 86-95 arası altın çağı ile kıyaslandığı taktirde bu albümler prodüksiyon açısından "eksik" olarak nitelendirilmektedir. alan wilder'ın yokluğu her ne kadar 4 farklı prodüktör, davulda christian eigner ve klavyede peter gordeno ile 2 üye tarafından giderilmeye çalışsa gerek stüdyo albümleri, gerekse canlı konserlerde fazlasıyla hissedilmektedir. altın çağı ile kıyaslamayı bir kenara bırakırsak elektronik müziğin efsaneleri olan bu arkadaşlar her konserlerinde sadık hayran kitlesini hayvanlar gibi coşturmaya devam etmektedir; tabi bu noktada kendilerine 1986'dan itibaren gerek efsane albüm kapakları olsun, gerekse tur projeksiyonlarındaki görüntüler ve sahne düzeni gibi noktalarda katkıda bulunan, grubun adeta gizli elemanı olan anton corbijn'in katkısı yadsınamayacak derecede fazladır.

geçmişini bir kenara bırakırsak depeche mode, müziğin tutku ile yapıldığında ne kadar başarılı olabileceğinin en bariz göstergesidir.
popüler müzik yapma kaygısı gütmeden; kendi çekirdeğine sadık, ancak bir o kadar müziğin değişen doğasına ayak uydurabilen ve denediği her genre'da kendi müziğini de ürünün içine katarak işin altından başarıyla kalkabilen, ikamesi olmayan başka bir grup daha görmediğimi söyleyebilirim. muhtemelen birine just can't get enough ve i feel you şarkılarını aynı grubun çıkardığını söyleseniz "hadi len ordan" gibi bir tepki almanız muhtemeldir.*. muhtemelen bu entry'i okuyup da "acaba nasıl bir grupmuş" diye merak eden arkadaşlara tavsiyem; benim kendileriyle tanışmam -çoğu depeche mode hayranı gibi- enjoy the silence ile oldu. şarkının albüm versiyonu ve mike shinoda mix'ini biliyordum ancak üçüncü ve live versiyonunu da duyunca "dinleyelim bakalım" demem şeklinde gerçekleşti, sizlere tavsiyem dinlemeyi bırakmayın ve imkanınız varsa albümlerden sonra turne kayıtlarını dinleyin, canlı kayıtların gerçekten coşkulu bir seyirci, etkili bir frontman ile birleştiğinde albüm kayıtlarından çok daha güzel olduğunu fark edeceksinizdir. (bkz: devotional) (bkz: a night in paris)(bkz: live spirits).

bir hayran gözünden depeche mode konserleri nasıl oluyor diyenler için 2019 yılında anton corbijn yönetmenliğinde spirits in the forest adıyla piyasaya sürülen bir belgesel film bulunmaktadır; film altı depeche mode hayranının, grubun kendi hayatlarında nasıl bir yere sahip olduğuna dair kesitlerin 2020 yılında vizyona giren live spirits adlı turne kaydının konser kaydı görüntüleri ile harmanlanmasından oluşmaktadır. depeche mode hayranıysanız duygularınıza tercüman olan ikinci bir 101 belgeseli gibidir adeta.

konserlerin genel enerjisi nasıl oluyor diyenler için bkz:

never let me down again
cover me
everything counts

göze çarpan depeche mode cover'ları için bkz:

stripped | rammstein heavy metal mix
enjoy the silence | ki theory |trevor something| mike shinoda from linkin park
waiting for the night | ghost bc
to have and hold | deftones
shake the disease | hooverphonic
people are people | massive inc.

göze çarpan depeche mode mix'leri için bkz:

in chains | alan wilder mix
world in my eyes | cicada mix
enjoy the silence | hands and feet mix
in your room | zephyr mix | jeep rock mix by portishead
i feel you | throb mix
walking in my shoes | grungy gonads mix by portishead
useless | the kruder + dorfmeister session
only when i lose myself | dan the automator mix
freelove | flood mix
a pain that i'm used to | jacques lu cont remix
going backwards | soulful mix
posion heart | soulsavers rework


edit: bir takım imla hatası düzenlemeleri, eklemeler ve meja adlı yazarımıza ukde için teşekkürler
devamını gör...

uluslararası ilişkiler , “uluslararası sistem” içindeki aktörlerin , devletlerin, diğer devletlerle, uluslararası, bölgesel, hükümetler arası örgütler, çok uluslu şirketler, uluslararası normlar ve uluslararası toplumla olan ilişkilerini inceleyen disiplinler arası bir disiplindir. disiplinler arası olması sebebiyle (bkz: hukuk), (bkz: iktisat), (bkz: sosyoloji), (bkz: tarih), (bkz: felsefe), (bkz: coğrafya)gibi bir çok disiplinden faydalanır.
devamını gör...

selamlar ahali!

ay bir hafta ara verdik çok özledik ya. pazartesiden beri 8 gündür falan çarşamba gelemedi. şimdi de akşam olmuyor mesela. bakın tamam zaman düz bir çizgi değil de bu kadarı da fazla değil mi? çıksın aranızdaki son uzay/zaman bükücü!!!1.11!

biz bu hafta için iki canan olarak* konseptimizi arkadaşlık olarak belirledik. ama tabi ki başka bir formundan ele alacağız mevzuyu. neyimiz düz ki? dedik ki; arkadaşın için ne yapmazsın? dışınızdaki irlandalı ne yapmazsın benim için olm? zor sorular hazırladım he, ona göre!*

bu akşam. 21:00. canımız radyomuz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
artık tahmin ediyorsunuzdur gerçi; afişler için peeek sevgili cenk'in arka bahçesi'ne çok müteşekkiriz biz!
devamını gör...

ne demek kadın değil? hayır kadın.
devamını gör...

kalça ekleminde bulunan aşırı adduksiyon hareketini engelleyen bağdır.
içinde a.obturatoria'nın r.acetabularis'i bulunduğu için hasarlanması durumunda femur başı aseptik nekrozu oluşur.
devamını gör...

tabi askere giderken ki psikoloji berbat oluyor.bu olayıda yaşamayan azdır.ama sonra düşününce gülüp geçiyosun çok şey değilmiş yani..
devamını gör...

olayları istediğiniz noktaya çekmenize yarayan bir takım tekniklerdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bana dert olmuş olaydır. koymuş profiline de türk bayrağını, vatani değerleri kullanılarak sömürülüyor belli ki.

türkçe engelli olan emekçi moderatör hazall'ı kurtarmak için kampanya başlatıyorum. hazall'ın da dahil olduğu moderasyonun ilk yarısı işi bilmiyor arkadaş. hazall hiç bilmiyor, sömürülüyor safım, garibim. her gece asker gibi dikiliyor burada.
moderasyonun diğer yarısı işi biliyor, bunun getirisi olarak da işle alakaları tam olarak 0. ne güzel boş boş duruyorlar, hiçbir işe yaramadan poz kesiyorlar. biz bu işe karşıyız. sözlüğün komünist ahlakını geri istiyoruz. hazall'ı ve diğer sömürülenleri özgür bırakın.*

(bkz: yenilerin anlamadığı efsane duyarlar)
devamını gör...

sözlükte izine sık rastlanmamakla birlikte, genelde saldırgan, kendilerinden emin ve derdini küfürsüz anlatamayan güruh.
devamını gör...

tanımadığın bir semtte, bilmediğin sokakta, bir banka oturup gelen geçeni seyretmek.
devamını gör...

çok acayip bir program ya. iki saat önce ağlamak için kullandığımız mendili şimdi halayda tey tey tey şeklinde sallamak için kullanıyoruz.
devamını gör...

sahibi aynı zamanda ciner holding ve habertürk'ün sahibi olan turgay ciner olan spor kulübü. türkiyede borcu olmayan ve çok doğru yönetilen üç kulüpten biridir. diğer iki ise başakşehir ve göztepe. yaptığı yatırımın karşılığını daima almıştır. diagne 13 milyon, trezeguet 10 milyona satılmıştır. keşke ligimizde saçma sapan dernekle yönetilen kulüpler yerine böyle sahibi oln kulüpler olsa.
devamını gör...

haklı protestodur.

ülke mahvoldu artık. insanlar işsizlikten intihar ediyor. ekonomik olarak, psikolojik olarak, her yönden bıktılar. yasaklar artık yok hükmündedir.
devamını gör...

tahmin edebilceğimden daha çok umudum ve hayalim var bu yıla dair ama sana çok teşekkür ederim bu güzel sözünden dolayı*
alttaki yazar umarım mutlu olmanın bi yolunu bulur ve o yoldan hiç çıkmazsın hep hayata umutla bakar ve mutlu olursun iyi hafta sonları.
devamını gör...

açık mavi kot pantolon,
bel çantası,
reebok marka beyaz spor çorap.
devamını gör...

sayın yazar mellisho, beğenmeyen okuyan hoşuna gidenleri oylayan ,güzel ve eğlenceli bir yazardır. minik sohbeti ile de keyif vermiştir. hoş geldiniz, iyi yazmalar...
devamını gör...

kişi kendinden bilir işi efendim. ben de öyle sanıyorum çünkü.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim