şiirsel gerçekçilik
1930'larda fransa'da ortaya çıkmış ve 2.dünya savaşı sonuna kadar kendini yenileyip devam ettirmiş bir sinema akımı. bu akımın en çok izleyicisi de yine fransa'da toplanmış...
şiirsellik ve gerçekçilik ana unsurları olan bu akımın, şiirsellik kısımları karakterlerin davranışları ve seçilen mekanlar ile tamamlanırken, gerçekçilik ise bu karakterlerin başına gelenler ve bunların dışında polislerin veyahut gangsterlerin oldukça sert tutumu, acımasız oluşları ve işledikleri suçlar ile tamamlanıyor.
genelde bu akımın konuları ise umutsuz katiller, evliliklerinden dolayı mutsuzluk yaşayan kadınlar ve yasak aşklar ile öne çıkıyor.
akımın en önemli filmleri şunlardır: jean vigo’dan hal ve gidiş sıfır, jean vigo’dan geçip giden çatana.
şiirsellik ve gerçekçilik ana unsurları olan bu akımın, şiirsellik kısımları karakterlerin davranışları ve seçilen mekanlar ile tamamlanırken, gerçekçilik ise bu karakterlerin başına gelenler ve bunların dışında polislerin veyahut gangsterlerin oldukça sert tutumu, acımasız oluşları ve işledikleri suçlar ile tamamlanıyor.
genelde bu akımın konuları ise umutsuz katiller, evliliklerinden dolayı mutsuzluk yaşayan kadınlar ve yasak aşklar ile öne çıkıyor.
akımın en önemli filmleri şunlardır: jean vigo’dan hal ve gidiş sıfır, jean vigo’dan geçip giden çatana.
devamını gör...
habertürk stüdyosu
bu stüdyoya çıkan herhangi bir konuk jeofizikfen jinekolojiye, jeopolitikten jeostratejiye, morfolojiden farmakolojiye konuşuyor da konuşuyor. demek ki zihin açıcı ve tılsımlı bir mekan.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
galina zhiganova - a woman cuts the hem of a kimono so as not to wake a cat (2007)adı üzerinde, uyuyan kediyi uyandırmamak için kıyafetinden bir parça kesmeyi tercih etmiş bir kadının resmi. bir kedim bile yok ama kendisine çok hak veriyorum. bu eseri pek beğendim o yüzden bu geceye bırakayım.
devamını gör...
red kit
finaldeki jenerik müziği ve günbatımı manzarası şahane olan çizgi film.
devamını gör...
üzülmedim ki tebessümü
mastor ukdesi
bazen hafif dudak kıvrılması bazen de yüz dolduran ama kesinlikle gözlerin gülmediği ve eğreti duran yalancı gülümsemedir.
karşıdakinin önemsemeyeceğini düşündüğümüz durumlarda yaparız.
bazen hafif dudak kıvrılması bazen de yüz dolduran ama kesinlikle gözlerin gülmediği ve eğreti duran yalancı gülümsemedir.
karşıdakinin önemsemeyeceğini düşündüğümüz durumlarda yaparız.
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
deli gibi her gün farklı bir uygulama indirdiğim için güzel bir listem var. sıralama faydalılık sıralaması değil aklıma gelme sıralamasıdır.
1. microsoft to do: basit arayüzlü güzel bir hatırlatıcı uygulama. günlük işlerinizi tek seferde kaydedip her gün tamamlamış mıyım diye bakabileceğiniz gibi tek seferlik işlerinizi de hatırlatıcı kurarak ekleyebiliyorsunuz.
2. google keep: not almak için ideal bir uygulama, google hesabınızla senkronize olduğu için tüm cihazlarınızdan erişebiliyorsunuz.
3. medito: meditasyon ve mindfulness konularına ilgi duyanlar için başlangıç seviyesinde tamamen ücretsiz bir meditasyon uygulaması. içerikleri indirip offline olarak da dinleyebiliyorsunuz. bence en güzel özelliği ise sizinle konuşan sesi, arka plan sesini ayarlayabiliyor oluşunuz.
4. kades: bunu artık herkes biliyordur ama hatırlatayım. iç işleri bakanlığının kadın destek hattı uygulaması. hiç konuşmanıza gerek kalmadan tehlike altında tek bir tuşa basarak bulunduğunuz yere polis çağırabiliyorsunuz.
5. picsart: basit fotoğraf düzenleme işleri ve bilimum değişik efektler bulabileceğiniz bir uygulama. reklamlar rahatsız edici olabiliyor.
6. (öğretmenler için) kazanım cepte: bunu da her öğretmen biliyordur ama hatırlatma olsun. tüm derslerin kazanımlarını hafta hafta bulabileceğiniz bir uygulama. defter doldururken hayat kurtarır.
7. moovit: google mapsin çalışmadığı bazı şehirlerde hayat kurtaran bir uygulama. otobüs saatleri, durakları ve güzergahları a ulaşabiliyorsunuz. şu an için hangi şehirlerde olduğuna buradan ulaşabilirsiniz.
8. sweatcoin: yürüdüğünüz her adımı puana dönüştüren bu puanlarla da uygulama üzerinden belli organizasyonlara yardım edebileceğiniz, markalarda indirim ya da ürün satın alma gerçekleştirebildiğiniz bir uygulama.
şimdilik bu kadar aklıma geldikçe ekleyeceğim.
1. microsoft to do: basit arayüzlü güzel bir hatırlatıcı uygulama. günlük işlerinizi tek seferde kaydedip her gün tamamlamış mıyım diye bakabileceğiniz gibi tek seferlik işlerinizi de hatırlatıcı kurarak ekleyebiliyorsunuz.
2. google keep: not almak için ideal bir uygulama, google hesabınızla senkronize olduğu için tüm cihazlarınızdan erişebiliyorsunuz.
3. medito: meditasyon ve mindfulness konularına ilgi duyanlar için başlangıç seviyesinde tamamen ücretsiz bir meditasyon uygulaması. içerikleri indirip offline olarak da dinleyebiliyorsunuz. bence en güzel özelliği ise sizinle konuşan sesi, arka plan sesini ayarlayabiliyor oluşunuz.
4. kades: bunu artık herkes biliyordur ama hatırlatayım. iç işleri bakanlığının kadın destek hattı uygulaması. hiç konuşmanıza gerek kalmadan tehlike altında tek bir tuşa basarak bulunduğunuz yere polis çağırabiliyorsunuz.
5. picsart: basit fotoğraf düzenleme işleri ve bilimum değişik efektler bulabileceğiniz bir uygulama. reklamlar rahatsız edici olabiliyor.
6. (öğretmenler için) kazanım cepte: bunu da her öğretmen biliyordur ama hatırlatma olsun. tüm derslerin kazanımlarını hafta hafta bulabileceğiniz bir uygulama. defter doldururken hayat kurtarır.
7. moovit: google mapsin çalışmadığı bazı şehirlerde hayat kurtaran bir uygulama. otobüs saatleri, durakları ve güzergahları a ulaşabiliyorsunuz. şu an için hangi şehirlerde olduğuna buradan ulaşabilirsiniz.
8. sweatcoin: yürüdüğünüz her adımı puana dönüştüren bu puanlarla da uygulama üzerinden belli organizasyonlara yardım edebileceğiniz, markalarda indirim ya da ürün satın alma gerçekleştirebildiğiniz bir uygulama.
şimdilik bu kadar aklıma geldikçe ekleyeceğim.
devamını gör...
feynman diyagramları
basit bir anlatımla teorik fiziği resimsel sunuma dökülmesidir.
devamını gör...
2250 yılında normal sözlük başlıkları
uzay aracına bağladığı köpeği sürükleyen kişi ay yolunda yakalandı.
bazı köfteler teknoloji gelişince , insanlığın da gelişeceğini ümit ediyor , tuhaf.
bazı köfteler teknoloji gelişince , insanlığın da gelişeceğini ümit ediyor , tuhaf.
devamını gör...
efsanevi yeşilçam replikleri
- dinleyin ulan develer!
istanbul'da en büyük benim!
baba takımının da haracını kestik, bize posta koyacak kimse kalmadı. benim attığım dikişi kimse sökemez, o kadarrr !!!
- arnavut !!
- buyur abi.
- votkamla errriği çalıştır ulenn !
istanbul'da en büyük benim!
baba takımının da haracını kestik, bize posta koyacak kimse kalmadı. benim attığım dikişi kimse sökemez, o kadarrr !!!
- arnavut !!
- buyur abi.
- votkamla errriği çalıştır ulenn !
devamını gör...
normal sözlük'ün elitleri
bir grup yazardır.
çok fazla takipçileri yoktur. tanımları çok fazla beğeni almaz. ayda yılda bir tanım yazarlar ama yazdıkları tanımlar harbiden kalitelidir. underrated yazarlar gibi değillerdir.
oglalalakota,marscan, hatay president gibi yazarlardır..
çok fazla takipçileri yoktur. tanımları çok fazla beğeni almaz. ayda yılda bir tanım yazarlar ama yazdıkları tanımlar harbiden kalitelidir. underrated yazarlar gibi değillerdir.
oglalalakota,marscan, hatay president gibi yazarlardır..
devamını gör...
hassas türk aile yapısı (yazar)
gece gece seri beğeni yapmaya üşenmeyen yazar.
beğenen favorileyen elleriniz dert görmesin efenimm.
bu arada söylemeden edemiycem klavyesi eğlenceli yazar. *
beğenen favorileyen elleriniz dert görmesin efenimm.
bu arada söylemeden edemiycem klavyesi eğlenceli yazar. *
devamını gör...
boney m
bet sesli playback kralı (bkz: bobby farrel)'ın genellikle göğsü açık ispanyol paça ilginç sahne kıyafetleri ve dansları ile zihinlere kazınan über grup. böyle bir efsaneyi 90larda odtü bahar şenliği konserinde ve bir tenis kortunda 40 dakika da olsa izlemiş olmak? tarif edilemez...
keyifli bir yazı için tık.
keyifli bir yazı için tık.
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
acılar asla geçmez biz onlarla yaşamayı öğreniriz
devamını gör...
bi yaşıma daha girdim
çok şaşırdım anlamında kullanılan bir deyim. sevgili meja sağolsun sayesinde bol bol kullanıyoruz.
devamını gör...
tiktok hesabı olmayan ezik insan
benimdir.
teşekkürler sayın yazar. sayende ezik olduğumu öğrendim.
teşekkürler sayın yazar. sayende ezik olduğumu öğrendim.
devamını gör...
banucabirhayat
şu an nickaltı duvarında bulunduğum kıymetli yazar arkadaşıma #1007349iletisinden sonra iade-i ziyaret yapacağımı söylememe rağmen ,inatla nickaltımın pencerelerine taş şeklinde ileti #1058341 atmak suretiyle kırma çabaları içinde olmasına istinaden bu iletiyi girmek zorunda hissettim.
siz camı pencereyi indirene kadar, içinde bulunduğum durumu ve ortamı anlatayım
kıymetli yazar arkadaşım.
açmışım sertab erener'i son ses, evimde uzanmışım şezlong gibi koltuğuma, tv den sahil videosu açmışım ayaklarımı uzatmışım sanki tatildeymişim gibi ayak ve kitap özçekimi paylaşıyorum.ayrıca şu sözleri kafamda tekrarlıyorum.
"uzanmışım kumsala, güneş damlar yüzüme"
peki sonra ne oluyorr bir ses duyuyorum evin ortasında kocaman bir taş.hayır sizden önce başka bir arkadaşıma söyledim bu durumumu ne güzel anlayışla karşıladı ama siz hemen taş atın camı indirin. efendim kibarlıkta bir yere kadar aaa. artık gerçek hikayenizi paylaşma zamanımız geldi de geçiyor.
öncelikle "sen hayırdır kızım aloo" durumunu açıklayayım.
o zamanlar 20'li yaşlardayım üniversitenin 3.senesindeyim.* troll avcılığı bölümü okuyorum.sizin anlayacağınız hızlı olduğumuz dönemler.erasmus ile far far away krallığı enstitüsüne gitmeye hak kazanmışım.nasıl mutluyum nasıl mutluyum havalarda uçuyorum kanatsız bir şekilde. ah gitmez olaydım oraya, sizi kurtarmaz olaydım o kuleden de bugünleri görmez olaydım.neyse öncelikle krallığı tanıtan bir iki resim bırakıyorum.


böyle güzel bir krallıkta her gün bir köşeyi geziyorum,farklı türden yaratıklar ve büyülü şeylerle tanışıyorum. çok tatlı arkadaşlar edinmişim ki sormayın onlarla birlikte olduğumuz bir resim karesini şuraya bırakıyorum.

bir gün krallıktan haber geldi enstitüdeki tüm avcıları kral çağırıyormuş.
haydaa koskoca kral çağırıyor gitmesen atar vallahi krallıktan.oflayıp puflayıp
krallığa gittik arkadaşlarla. yok efendim bir kızları varmış dünya güzeliymiş, kulede uyuyormuş ,ejderhaa koruyormuş. dedim ben bu kızı tanıyorum adı "aurora" mı ? yok dediler prensesimizin ismi fiona banu. o nasıl isim ? böyle prenses ismi mi olur dedim.kral ben koydum oldu itirazın mı var diyince kellem vücuduma ağır gelmediği için ses çıkaramadım.
toplandık pikniğe gider gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya prensesi kurtarmaya gidiyoruz.karşımıza şöyle bir manzara çıktı.

takımın yarısının korkudan kapleri durdu.içinde bulunduğum diğer yarısından ise ben ve iki arkadaşım kaldı.claire,toby ve ben jimbo. claire bir gölge geçit açtı ejderha durumu anlamadan kuleye girmiş olduk. ne görelim efendim prenses horul horul uyuyor.

o sırada karşımıza prensesin evcil sevimli dostu çıktı.uyandırmayalım diye önce biraz dil döktü, "olmaz dedim", tırnaklarını gösterdi yine "olmaz dedim" en son şöyle bir bakış attı ki neredeyse bizi kandırıyordu yine "olmaz dedim".

dürtüyorum uyanmıyor, bağırıyorum uyanmıyor, türlü türlü şeyler denedik yok efendim uyanmıyorum sanki ölüm uykusuna yatmış. oturdum kara kara düşünüyorum nasıl uyandırsam diye. aklıma annemden kalma taktikler geldi. çok kibar biri olduğum için istemeden bunu yapmak zorunda kaldım.
"sen hayırdır kızım aloo, kalk yerine yat bak sırtın tutulacak orada" dediğim gibi bunun gözler bir anda açılmasın mı? meğer anne tarafından hemşehriymişiz tabi bunu sonradan öğrendik.efendim uyandı ama karşıma adeta bir seda sayan çıktı.bir atarlı giderli konuşmalar işte efendim yok prens gelecekmiş yok öpecekmiş bir ton hikaye saydı. dedim bana değil hanımefendi kral olacak babanıza anlatın bunları.
efendim krallığa dönene kadar dır dır dır bir susmadı.kendi kendimde şunu dedim
"keşke erasmusla öğrenci olmaz olaydım ,susmayıpta o kuleye inmez olaydım"
hayır gündüz başka gece başka biri çıkmasın mı bir de.hanımefendi görünür ama içinden bir başka prenses çıkabilir.

efendim geleyim çamur olayına. kendisi geceleri bir acayip hallere girdiği için shrek kardeşimi evinden kovdurmuş yerine geçmiş ve bataklıkta çamur banyoları yapar olmuş. yetmezmiş gibi beni çağırıyor çay içelim çamurdan kale yaparız. ya efendim diyorum ben anlamam çamur işlerinden sonra nasıl temizlerim üstümü başımı. bu zırh öyle kolay kolay temizlenmez masrafı çoktur diyorum
dinletemiyorum. babamın parası çok temizletiriz diyor. baba parasıyla övünmesine çok kızdım ve hemen yanından ayrıldım.
hayır ben memlekete geri döndüm arkamdan atıp tutuyormuş. "sen bana hayır dedin kala kala bu shrek devine kaldım seninle şöyle olabilirdik zalımın oğlu"
neyse hikayemiz böyleydi kusura bakma ama siz zorladınız efendim. o kadar yolu tepmiş gelmişsiniz sırf nickaltı penceremi kırmak için.
şimdi gelelim asıl fiona'yı tanıtmaya.
silivri'nin soğukluğundan korkmadan alttan alttan sağlam muhafelet yapan,kedilerini canı kadar seven, goy goy ise goy goy, siyaset ise siyaset, gitar ise gitar ne ararsanız azar azar ama her şeyden var.tam bir şoför nebahat abladır.isterse en tatlı hanımefendi olur isterse eli maşalı bir kavgacı.adeta bir mevsim salata gibidir. iletilerinden ne kadar samimi olduğunu zaten anlayacaksınız.kedili kadın olduğu için tanımlarını okurken genelde ekranıma kedi tüyleri gelir. karikatür paylaşmayı ve onlardan alıntılar yapmayı çok sever.bu paylaşımları ve alıntıları ile beni çok güldürür. bir ara kendisinden ters yapma eğitimi alacağımı bilmektedir.iletilerinden tersinin nasıl olduğunu çok net anlayabilirsiniz ki her an nickaltınıza bir levye ile saldırabilecek izlenimi vermektedir. ayrıca fırsatı olsa sözlükte kayıtlı her yazara nickaltı iletisi yazabilecek kadar sevgi dolu bir kalbe sahiptir. hepsi mutlu olsun yazmaya hevesli olsunlar diye defalarca nickaltı iletisi girebilir. keşke camları indirmese ama ne yapalım o da böyle biri.efendim beni tehdit ediyor ama bu kadar sevimli şekilde tehditte edilmez ki insan. kedilerini üstüme salmadan ben kaçayım artık. ziyaretim yeterlidir diye düşünüyorum. esen kalın efendim. elinize, ruhunuza, aklınıza sağlık.
takipteyiz şoför nebahat abla.
siz camı pencereyi indirene kadar, içinde bulunduğum durumu ve ortamı anlatayım
kıymetli yazar arkadaşım.
açmışım sertab erener'i son ses, evimde uzanmışım şezlong gibi koltuğuma, tv den sahil videosu açmışım ayaklarımı uzatmışım sanki tatildeymişim gibi ayak ve kitap özçekimi paylaşıyorum.ayrıca şu sözleri kafamda tekrarlıyorum.
"uzanmışım kumsala, güneş damlar yüzüme"
peki sonra ne oluyorr bir ses duyuyorum evin ortasında kocaman bir taş.hayır sizden önce başka bir arkadaşıma söyledim bu durumumu ne güzel anlayışla karşıladı ama siz hemen taş atın camı indirin. efendim kibarlıkta bir yere kadar aaa. artık gerçek hikayenizi paylaşma zamanımız geldi de geçiyor.
öncelikle "sen hayırdır kızım aloo" durumunu açıklayayım.
o zamanlar 20'li yaşlardayım üniversitenin 3.senesindeyim.* troll avcılığı bölümü okuyorum.sizin anlayacağınız hızlı olduğumuz dönemler.erasmus ile far far away krallığı enstitüsüne gitmeye hak kazanmışım.nasıl mutluyum nasıl mutluyum havalarda uçuyorum kanatsız bir şekilde. ah gitmez olaydım oraya, sizi kurtarmaz olaydım o kuleden de bugünleri görmez olaydım.neyse öncelikle krallığı tanıtan bir iki resim bırakıyorum.


böyle güzel bir krallıkta her gün bir köşeyi geziyorum,farklı türden yaratıklar ve büyülü şeylerle tanışıyorum. çok tatlı arkadaşlar edinmişim ki sormayın onlarla birlikte olduğumuz bir resim karesini şuraya bırakıyorum.

bir gün krallıktan haber geldi enstitüdeki tüm avcıları kral çağırıyormuş.
haydaa koskoca kral çağırıyor gitmesen atar vallahi krallıktan.oflayıp puflayıp
krallığa gittik arkadaşlarla. yok efendim bir kızları varmış dünya güzeliymiş, kulede uyuyormuş ,ejderhaa koruyormuş. dedim ben bu kızı tanıyorum adı "aurora" mı ? yok dediler prensesimizin ismi fiona banu. o nasıl isim ? böyle prenses ismi mi olur dedim.kral ben koydum oldu itirazın mı var diyince kellem vücuduma ağır gelmediği için ses çıkaramadım.
toplandık pikniğe gider gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya prensesi kurtarmaya gidiyoruz.karşımıza şöyle bir manzara çıktı.

takımın yarısının korkudan kapleri durdu.içinde bulunduğum diğer yarısından ise ben ve iki arkadaşım kaldı.claire,toby ve ben jimbo. claire bir gölge geçit açtı ejderha durumu anlamadan kuleye girmiş olduk. ne görelim efendim prenses horul horul uyuyor.

o sırada karşımıza prensesin evcil sevimli dostu çıktı.uyandırmayalım diye önce biraz dil döktü, "olmaz dedim", tırnaklarını gösterdi yine "olmaz dedim" en son şöyle bir bakış attı ki neredeyse bizi kandırıyordu yine "olmaz dedim".

dürtüyorum uyanmıyor, bağırıyorum uyanmıyor, türlü türlü şeyler denedik yok efendim uyanmıyorum sanki ölüm uykusuna yatmış. oturdum kara kara düşünüyorum nasıl uyandırsam diye. aklıma annemden kalma taktikler geldi. çok kibar biri olduğum için istemeden bunu yapmak zorunda kaldım.
"sen hayırdır kızım aloo, kalk yerine yat bak sırtın tutulacak orada" dediğim gibi bunun gözler bir anda açılmasın mı? meğer anne tarafından hemşehriymişiz tabi bunu sonradan öğrendik.efendim uyandı ama karşıma adeta bir seda sayan çıktı.bir atarlı giderli konuşmalar işte efendim yok prens gelecekmiş yok öpecekmiş bir ton hikaye saydı. dedim bana değil hanımefendi kral olacak babanıza anlatın bunları.
efendim krallığa dönene kadar dır dır dır bir susmadı.kendi kendimde şunu dedim
"keşke erasmusla öğrenci olmaz olaydım ,susmayıpta o kuleye inmez olaydım"
hayır gündüz başka gece başka biri çıkmasın mı bir de.hanımefendi görünür ama içinden bir başka prenses çıkabilir.

efendim geleyim çamur olayına. kendisi geceleri bir acayip hallere girdiği için shrek kardeşimi evinden kovdurmuş yerine geçmiş ve bataklıkta çamur banyoları yapar olmuş. yetmezmiş gibi beni çağırıyor çay içelim çamurdan kale yaparız. ya efendim diyorum ben anlamam çamur işlerinden sonra nasıl temizlerim üstümü başımı. bu zırh öyle kolay kolay temizlenmez masrafı çoktur diyorum
dinletemiyorum. babamın parası çok temizletiriz diyor. baba parasıyla övünmesine çok kızdım ve hemen yanından ayrıldım.
hayır ben memlekete geri döndüm arkamdan atıp tutuyormuş. "sen bana hayır dedin kala kala bu shrek devine kaldım seninle şöyle olabilirdik zalımın oğlu"
neyse hikayemiz böyleydi kusura bakma ama siz zorladınız efendim. o kadar yolu tepmiş gelmişsiniz sırf nickaltı penceremi kırmak için.
şimdi gelelim asıl fiona'yı tanıtmaya.
silivri'nin soğukluğundan korkmadan alttan alttan sağlam muhafelet yapan,kedilerini canı kadar seven, goy goy ise goy goy, siyaset ise siyaset, gitar ise gitar ne ararsanız azar azar ama her şeyden var.tam bir şoför nebahat abladır.isterse en tatlı hanımefendi olur isterse eli maşalı bir kavgacı.adeta bir mevsim salata gibidir. iletilerinden ne kadar samimi olduğunu zaten anlayacaksınız.kedili kadın olduğu için tanımlarını okurken genelde ekranıma kedi tüyleri gelir. karikatür paylaşmayı ve onlardan alıntılar yapmayı çok sever.bu paylaşımları ve alıntıları ile beni çok güldürür. bir ara kendisinden ters yapma eğitimi alacağımı bilmektedir.iletilerinden tersinin nasıl olduğunu çok net anlayabilirsiniz ki her an nickaltınıza bir levye ile saldırabilecek izlenimi vermektedir. ayrıca fırsatı olsa sözlükte kayıtlı her yazara nickaltı iletisi yazabilecek kadar sevgi dolu bir kalbe sahiptir. hepsi mutlu olsun yazmaya hevesli olsunlar diye defalarca nickaltı iletisi girebilir. keşke camları indirmese ama ne yapalım o da böyle biri.efendim beni tehdit ediyor ama bu kadar sevimli şekilde tehditte edilmez ki insan. kedilerini üstüme salmadan ben kaçayım artık. ziyaretim yeterlidir diye düşünüyorum. esen kalın efendim. elinize, ruhunuza, aklınıza sağlık.
takipteyiz şoför nebahat abla.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
korkusu olmayanın cesareti de olmazmış..
-muhalifler
-muhalifler
devamını gör...
dom za vesanje
filmde sembolizme birçok kez başvurulmuş, ama en çok dikkatimi çeken evlerin duvarındaki genelde anadolu'da görmeye alışkın olduğumuz camii ve hayvan tandanslı halılar olmuştur. buradan buradan bunun yanı sıra acı sarhoşluğunu, dibe vurmayı muazzam bir sahne ile betimlemiştir bu film tık. filmde "perhan" karakterini canlandıran davor dujmović filmin yayınlanmasından 11 sene sonra depresyondan dolayı intihar etmiştir.
devamını gör...

