fransa'da gazetenin yayginlastigi 19. yuzyilin ikinci yarisinda iki farkli gazetecilik anlayisi ortaya cikmisti: bir entelektuel gazete, bir de bilgilendirici gazete. bilgilendirici gazete, bilgileri olabildigince objektif, kendi yorumunu eklemeden, sadece halki bilgilendirmek icin vardir. entelektuel gazetenin ne kadar objektif oldugu tartisilir. cunku entelektuel gazetenin kendi bir ideolojisi vardir. bu tip gazetede yazanlar, makale yazar gibi haber yazar. kendi makalelerinde haberi kendi bakis acilarina gore yorumlarlar. bu gazete sadece bilgi vermek icin degil, ayni zamanda gazeteci kendi fikrini paylasabilsin diye vardir.

peki bugun ki gazeteler nedir? cogunlugu entelektuel midir, yoksa bilgilendirici mi? bugunku gazeteler tuvalet kagididir. dunyanin neresine giderseniz gidin. gunumuzde gazeteler, entelektuel icerikten yoksunlar. gazetecinin bir fikri, bir argumani yok. ama bu gazeteler objektif de degil. hatta ve hatta, bu gazeteler, eskiden entelektuel gazete denen gazete kadar bile objektif degil. cunku gunumuzde gazetelerin bir ideolojisi yok ama onun yerine tuttuklari bir parti var. gazete gercegi kendi tuttugu partinin lehine degistiriyor. bu gazetecilik degil, partizanliktir, yalanciliktir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sıla sen sus miko sen söyle allah'ını seviyorsan!
o nasıl ses ama ah kalbim!
devamını gör...

çok yoğun bir tempoda çalışıyorum. iş yerimde her gün ahmet mehmet pozitif oldu karantinada diye haber geliyor. babam koah hastası, yaklaşık 6 aydır aynı sofraya oturmuyorum onlar ile. evde maske ile geziyorum hatta çok fazla gezmemeye çalışıyorum. el yüz havlum ailemden farklı, kendi odamı kendim süpürüyorum, kendim topluyorum ailemi odama sokmuyorum. mecbur girmek zorunda kalırlarsa maskeyle giriyorlar. çarşaflarımı kendim değiştirip kıyafetlerimi kendim ayrı bir şekilde yıkıyorum. annemin yaptığı yemeği onlar aldıktan sonra gidip koyuyorum tabağa yedikten sonrada yıkıyorum. tabağım bıçağım hepsi ayrı. uzun zamandır böyle bir savaş veriyorum
devamını gör...

(bkz: transparan)
devamını gör...

"makyajına ve yüzündeki boyalarına güvenme. yollar da güzeldir ama altından kanalizasyon geçer." tony montana/scarface.
devamını gör...

ailesinin müteahhitlik şirketi olan, trabzon doğumlu, ingilizcesi berbat, sosyal demokrat liberal siyasetçi. almanya yeşilcilerinin desteğini almaktadır (bkz: deutsche bank) kredi anlaşması.

istanbul büyükşehir belediyesi başkanı seçilmesinde recep tayyip erdoğanın istanbula ihanetinin rolü çok büyüktür. ikinci kez başkan seçilmesinde ise recep tayyip erdoğanın rolü çok büyüktür. ayrıca seçim kampanyasını canan kaftancıoğlu üstlenmiştir. hdp'nin sosyal medyayı ne kadar etkin kullandığını biliyoruz.

ailesinin inşaat şirketi olması şuna sebep olur: çıkar çatışması (bkz: conflict of interest)
devamını gör...

rahat alışveriştir. parmağınızı kaydıra kaydıra alırsınız ne güzel. fakat sıkıntı yarattığı durumlar da olmuyor değil. geçen aldığım bir üründen sonra kartı kopyalmışlar herhalde. bir mesaj geldi. vatandaşın teki benim kartla pizza yemiş. hayır vizyonsuzluğuna mı üzüleyim, kartı tekrar çıkarmak zahmetlerine girdiğime mi?

neyse afiyet olsun kardeş.
devamını gör...

terbiyesiz bir söylemdir. üstelik kendi kalitesini belli etmiştir.
devamını gör...

kendisiyle hiç sohbet etme şansı bulmamış olmama rağmen, kendime yakın hissettiğim bir yazardır.
profilinde ise bir huzur hâli hakimdir, gerek paylaştığı fotoğraflar, gerek kitaplarla ilgili yazdığı tanımlar olsun, görünce iç ısıtıyor.
şüphesiz ki o kaliteli bir yazardır, karması bol, yazarlığı daim olsundur.
devamını gör...

ilik naklinden sonra (eğer hasta kendi kan grubundan farklı bir kan grubuna sahip donörden ilik aldıysa) hastanın kan grubu değişiyormuş. çok şaşırtıyor bu bilgi beni. ilik nakli ile bir anlamda vücuda format atılıyor gibi. dnası değişiyor kişinin.
devamını gör...

umurumda olmayan hadisedir. banane.

ben kendimi tanırım. bir yazar olarak gerekeni yaparım. yazar çizerim çıkar giderim. güzel tanımları okurum. hala bir şeyler karalayan ve on numara tanım giren yazarlar var.
o iyi insanlar güzel portakallarına binip gittiler. demir’in tuncuna yoldaşın benjaminine kaldık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

takdiri bilmez insan domuz sözünü aklıma getiren bir olumsuzcuğun açtığı başlık. hor görelim, aşağılayalım, kendimizi yüceltelim, eleştirdikçe eleştirelim zaten. iki güzel söz söylemeyelim kimseye, gönlünü hoş etmeyelim, yüzünü gülümsetmeyelim, öküz gibi yaşayalım değil mi sattığımın hayatını.

*
devamını gör...

zihni çalıştırır diye duyduğum, en masum olanını yakın arkadaşla yapmanın tadına doyulmadığı, yanına çayın tatlının yakıştığı bol konuşmalı eylem.
devamını gör...

alıntı olmadığını bilmiyor olabilir. ha eğer biliyor ve yapıyorsa uyanık olabilir.

ayrıca işin bir de şu yönü var zaten birçok şey söylendi biz sadece değiştirip kendimize uyarlarız.
devamını gör...

herhangi bir şey yerken yemeğim bitene kadar tam karşıma geçip beni izliyor. canı çekiyor gibi durmasına dayanamayıp bazen bir parça uzatıyorum yediğim şeyden. yemiyor fakat beni izlerken yalanıyor ve yutkunuyor canı istiyormuş gibi. psikolojik baskı resmen. bir de bazen saatlerce kuyruğunu ve poposunu izliyor hiçbir şey yapmadan. saatlerce... ne düşünüyorsun öyle derin derin kurban olduğum
devamını gör...

gitse yerine kim gelecek? kılıçdaroğlu mu? dediğim kampanya.
devamını gör...

kendisiyle hiç de hoş anılarımın olmadığı davulcudur.
annemle babam çalıştığı için 4-5 yaşlarımdayken hafta içlerinde babannemlerde kalıyordum. ramazan ayına denk gelen kahvaltılarda dedem ve babannem kahvaltı ederken ben de onlarla beraber sofraya oturur üzüm hoşafı içerdim.
işte yine o kahvaltılardan birinde, şimdi nedenini hatırlayamadığım bir yaramazlık(!) yüzünden ramazan davulcusu ile tehdit edilmiştim. yaramazlığı hatırlamıyorum ancak babannemle aramda geçen diyaloğu çok net hatırlıyorum;

babannem: bak işte davulcu geçiyor, böyle yaparsan veririm seni davulcuya götürür.
ben: ben davulcudan korkuyorum vermeyin beni.
babannem: uslu durursan vermeyiz.
ben: dede verme beni.
dedem: vermem ben kızımı verir miyim hiç, deme öyle ninesi.

dede seni çok seviyorum, keşke bu kadar erken gitmeseydin, keşke hep bu kadar kolay rahatlatabilseydin içimi ve keşke camiden dönerken bana bir sürü şekerli sakız getirseydin yeniden.

ve sevgili ramazan davulcusu, seni sevmiyorum. hala sokağımdan geçtiğin her an tüylerim diken diken oluyor, hoşlanmıyorum bu sesten.

ve sevgili anne babalar, eğer bu yazdıklarımı okuyorsanız çocuklarınızı hiçbir meslek grubu ile korkutmayın. "bak polis geliyor yaramazlık yaparsan seni ona veririm, bak doktor geldi sana yaramazlık yaptığın için iğne verecek, bak bu abla öğretmenmiş yaramazlık yapan çocuklara ceza verirmiş" diyerek çocuklarınızı bu meslek gruplarından uzaklaştırıp korkutuyorsunuz. onlara yapabileceğiniz en büyük kötülük belki de toplumdaki bu insanlardan korkutmanız. polisini, doktorunu, öğretmenini sevmeyen çocuk onlardan korkacak ve kendisine yakışmayan şeyler yapacaktır ilerde.
devamını gör...

9 aralık 2020 günün ünlüsü yazarımız mutsuzlugumdan mutluyum oldu.
instagram postumuz
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim