#teravihyasağınıkaldırın
diyanet doğru bir karar aldı.. teravih sünnettir, farz bir ibadet değildir. hz muhammed (sav) peygamber bu namazı brieysel kılarmış. hz ömer dönemine kadar da bireysel kılınırmış. daha sonra hz ömer mescide gelip herkesin ayrı ayrı teravih kıldığını görünce, herkesi cemaatleştirip saflar halinde kılınmasını istemiş, ondan sonra da öyle gelip gitmiş...bence şu dönemlerde camilere bile gitmemek lazım sık sık.. bir müslümanın kendi sağlığını da koruması farzdır ve öğütlenmiştir. kuranda çeşitli yerlerde ayetler de var. radikal ibn-i teymiyyeci selefiler gibi sapkınlıların sizi dejenere etmesine izin vermeyin, evinizde ibadeti sürdürüp devletin kurallarına aynen riayet edin
devamını gör...
aşk
"aşk eski bir yalan, adem ve havvadan kalan" demiş eskiler, ne kadar doğru. şu an dünyada milyonlarca aşık* var ama yarısı* birbirini gerçekten seviyor ya da birbirine yeterince değer veriyor. her şeyi olduğu gibi bunu da tükettik, değersizleştirdik.
devamını gör...
virgül
leyla erbil tarafından alışılmadık biçimlerde kullanılan noktalama işareti. eserlerinde virgüllü soru işareti, virgüllü ünlem ve üç virgül gibi kendisine has noktalama işaretlerine rastlamak mümkündür.
devamını gör...
15 temmuz 2021 melih bulu'nun görevden alınması
boğaziçi üniversitesi rektörü melih bulu'nun cumhurbaşkanı kararnamesi ile görevden alınması olayıdır. haber sitelerine az önce düştü.
buradan
buradan
devamını gör...
kill bill
yaklaşık 2000 litre kan kullanılan quentin tarantino harikasıdır.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
yoldaş benjamin franklin'in gece baskınları ne anlama geliyor?
evet değerli yazarlar, bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde sözlükte bazı garip olaylar yaşandı. bunlardan en önemlisi daha önce haberini yaptığımız ve sizlere tüm ayrıntılarını aksettirmeye çalıştığımız, dady'nin rehin tutulması mevzusuydu. bizim haberimizden sonra yoldaş kamuoyundan gelen baskılara dayanamayarak, dady'i serbest bıraktı. elbette bunu bağımsız medyanın bir zaferi olarak görüyoruz. ancak bu olayın hemen ardından yaşanmaya başlayan gelişmelerin de endişe verici olduğunun altını çizmek isteriz.
dady'nin serbest bırakılmasını müteakip, yoldaş ilginç bir şekilde yazarların nick altında kol gezmeye ve kendisini göstermeye başladı. her ne kadar söylemleri olumlu ve motive edici olsa da, olayın aslında bu kadar basit olmadığını bilmenizi istiyoruz
kulislerden aldığımız bilgilere göre yoldaş ve ekibi dady olayından sonra iktidarlarının çatırdadığını ve sallantıda olduğunu düşünmeye başlamış. hal böyle olunca, kendilerini sözlükte göstermek adına, bu sözde nick altı gezmelerini düzenleyerek, yazarların hal ve hatırlarını sorma yoluna gitmişler. asıl amacın ise yazarlara göz dağı vermek olduğu söyleniyor. yönetimden adını vermek istemeyen üst düzey bir görevli muhabirimize şu açıklamaları yaptı;
''aslına bakarsanız, bu gece ziyaretleri düşünüldüğü kadar basit bir olay değil. yoldaş ben buradayım, gözüm üzerinizde, ona göre hareket edin, dady'nin başına gelenler bir gün hepinizin başına gelebilir mesajını vermek istedi. biz buna bir nevi aba altından sopa göstermek diyebiliriz. gidişat değişmezse devreye uzun süreli sürgün kararları girebilir.''
açıklamalardan da anlaşıldığı üzerine buzdağının görünmeyen kısmı inanın hepimizi çok tehlikeli bir noktaya doğru sürüklüyor. sözlüğün demokrasi güçlerini yaşanan bu elim gelişmeler karşısında güç birliği yapmaya davet ediyoruz.
kafa sözlük baharı, mellisho ve jön kafacılar üzerine bir değerlendirme
yukarıdaki haberimizde bahsettiğimiz olaylar çerçevesinde sözlükte yaşananları değerlendirmenin faydalı olacağını düşünüyoruz.
yazarların gece vakti evlerinden alınıp metruk binalarda rehin tutulmaları, yine yazarların nick altlarından onlara göz dağı verilmesi suretiyle hizaya çekilmek istenmeleri, yoldaş ve ekibinin istibdat özlemi içerisinde olduğunu gözler önüne seriyor.
hal böyle olunca sözlükteki istibdat karşıtlarının ''jön kafacılar '' teşkilatını kurma girişimi içerisinde oldukları kulağımıza geldi/geliyor.
bu oluşumla ilgili ise ortalıkta dolaşan türlü türlü iddialar var. bunlardan en önemlisi mellisho'nun bu olaylar içerisindeki yeri ve eylemsellik sürecine katkısı üzerine söylenenler. yine adını vermek istemeyen üst düzey bir yöneticiden aldığımız bilgiye göre mellisho'nun mesaj kutusunda ''jön kafacı'' olduğundan şüphelenilen yazarlara gönderilen şöyle bir metin bulunmuş;
başka sözlüklerden geldiler
ellerinde susmak bilmeyen klavyeleriyle
ne kadar diplere bastırılsa
o kadar boğulmak bilmez tanımlarıyla, başlıklarıyla
ağır ağır geldiler...
sonra her gün geldiler artarak geldiler
beğenileri, favorileri ve karma puanlarıyla
nüktedan tanımlar girer gibi geldiler
pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
su gibi ateş gibi
her gün yeni klavyeler eklendi klavyelerine
yeni başlıklarla tanıştı gözleri
her gün yeni kabuklar çatladı
yeni gözler okumaya başladı söylediklerini
bir sözlük oldular sonunda
ve adını değiştirdiler sözlüğün.
yine aldığımız bilgilere göre, bu şiirsel metnin ortaya çıkması ile birlikte, yönetimde büyük bir tedirginlik baş göstermiş ve duruma acil olarak müdahale edilmesi gerektiği konusunda karar birliğine varılmış.
kaynağımızın bu konuda söylediklerini aynen aktarıyoruz.
''o gece hiçbirimizin gözüne uyku girmedi. sözlüğün bir karşı devrim süreci ile karşı karşıya olduğunu düşünüyoruz. bunun içinde bazı önlemler almamız kaçınılmaz oldu. hesap dondurma özelliğini bu yüzden getirdik. böylece elimiz rahatlayacak. yazarlar bu karşı devrimci güruhun sözlükten kendi istekleriyle ayrıldıklarını düşünecekler. bizim uyarılarımıza ve taleplerimize olumlu yaklaşmayan güruha karşı uygulanacak en mantıklı çözüm bu gibi gözüküyordu. aksi taktirde olaylar bizim kontrolümüzden çıkabilir. ve sözlükte kalkışma yaşanabilir. buna kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.''
evet değerli yazarlar, biz sadece objektif ve tarafsız habercilik yapmaya çalışıyoruz. aktardığımız gelişmeleri aklı selim içerisinde değerlendirip, kendinizi ona göre konumlandırmanız faydalı olacaktır.
özgür haber ajansını okudunuz.
evet değerli yazarlar, bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde sözlükte bazı garip olaylar yaşandı. bunlardan en önemlisi daha önce haberini yaptığımız ve sizlere tüm ayrıntılarını aksettirmeye çalıştığımız, dady'nin rehin tutulması mevzusuydu. bizim haberimizden sonra yoldaş kamuoyundan gelen baskılara dayanamayarak, dady'i serbest bıraktı. elbette bunu bağımsız medyanın bir zaferi olarak görüyoruz. ancak bu olayın hemen ardından yaşanmaya başlayan gelişmelerin de endişe verici olduğunun altını çizmek isteriz.
dady'nin serbest bırakılmasını müteakip, yoldaş ilginç bir şekilde yazarların nick altında kol gezmeye ve kendisini göstermeye başladı. her ne kadar söylemleri olumlu ve motive edici olsa da, olayın aslında bu kadar basit olmadığını bilmenizi istiyoruz
kulislerden aldığımız bilgilere göre yoldaş ve ekibi dady olayından sonra iktidarlarının çatırdadığını ve sallantıda olduğunu düşünmeye başlamış. hal böyle olunca, kendilerini sözlükte göstermek adına, bu sözde nick altı gezmelerini düzenleyerek, yazarların hal ve hatırlarını sorma yoluna gitmişler. asıl amacın ise yazarlara göz dağı vermek olduğu söyleniyor. yönetimden adını vermek istemeyen üst düzey bir görevli muhabirimize şu açıklamaları yaptı;
''aslına bakarsanız, bu gece ziyaretleri düşünüldüğü kadar basit bir olay değil. yoldaş ben buradayım, gözüm üzerinizde, ona göre hareket edin, dady'nin başına gelenler bir gün hepinizin başına gelebilir mesajını vermek istedi. biz buna bir nevi aba altından sopa göstermek diyebiliriz. gidişat değişmezse devreye uzun süreli sürgün kararları girebilir.''
açıklamalardan da anlaşıldığı üzerine buzdağının görünmeyen kısmı inanın hepimizi çok tehlikeli bir noktaya doğru sürüklüyor. sözlüğün demokrasi güçlerini yaşanan bu elim gelişmeler karşısında güç birliği yapmaya davet ediyoruz.
kafa sözlük baharı, mellisho ve jön kafacılar üzerine bir değerlendirme
yukarıdaki haberimizde bahsettiğimiz olaylar çerçevesinde sözlükte yaşananları değerlendirmenin faydalı olacağını düşünüyoruz.
yazarların gece vakti evlerinden alınıp metruk binalarda rehin tutulmaları, yine yazarların nick altlarından onlara göz dağı verilmesi suretiyle hizaya çekilmek istenmeleri, yoldaş ve ekibinin istibdat özlemi içerisinde olduğunu gözler önüne seriyor.
hal böyle olunca sözlükteki istibdat karşıtlarının ''jön kafacılar '' teşkilatını kurma girişimi içerisinde oldukları kulağımıza geldi/geliyor.
bu oluşumla ilgili ise ortalıkta dolaşan türlü türlü iddialar var. bunlardan en önemlisi mellisho'nun bu olaylar içerisindeki yeri ve eylemsellik sürecine katkısı üzerine söylenenler. yine adını vermek istemeyen üst düzey bir yöneticiden aldığımız bilgiye göre mellisho'nun mesaj kutusunda ''jön kafacı'' olduğundan şüphelenilen yazarlara gönderilen şöyle bir metin bulunmuş;
başka sözlüklerden geldiler
ellerinde susmak bilmeyen klavyeleriyle
ne kadar diplere bastırılsa
o kadar boğulmak bilmez tanımlarıyla, başlıklarıyla
ağır ağır geldiler...
sonra her gün geldiler artarak geldiler
beğenileri, favorileri ve karma puanlarıyla
nüktedan tanımlar girer gibi geldiler
pişkin ekmekleri bölüp de paylaşır gibi
su gibi ateş gibi
her gün yeni klavyeler eklendi klavyelerine
yeni başlıklarla tanıştı gözleri
her gün yeni kabuklar çatladı
yeni gözler okumaya başladı söylediklerini
bir sözlük oldular sonunda
ve adını değiştirdiler sözlüğün.
yine aldığımız bilgilere göre, bu şiirsel metnin ortaya çıkması ile birlikte, yönetimde büyük bir tedirginlik baş göstermiş ve duruma acil olarak müdahale edilmesi gerektiği konusunda karar birliğine varılmış.
kaynağımızın bu konuda söylediklerini aynen aktarıyoruz.
''o gece hiçbirimizin gözüne uyku girmedi. sözlüğün bir karşı devrim süreci ile karşı karşıya olduğunu düşünüyoruz. bunun içinde bazı önlemler almamız kaçınılmaz oldu. hesap dondurma özelliğini bu yüzden getirdik. böylece elimiz rahatlayacak. yazarlar bu karşı devrimci güruhun sözlükten kendi istekleriyle ayrıldıklarını düşünecekler. bizim uyarılarımıza ve taleplerimize olumlu yaklaşmayan güruha karşı uygulanacak en mantıklı çözüm bu gibi gözüküyordu. aksi taktirde olaylar bizim kontrolümüzden çıkabilir. ve sözlükte kalkışma yaşanabilir. buna kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.''
evet değerli yazarlar, biz sadece objektif ve tarafsız habercilik yapmaya çalışıyoruz. aktardığımız gelişmeleri aklı selim içerisinde değerlendirip, kendinizi ona göre konumlandırmanız faydalı olacaktır.
özgür haber ajansını okudunuz.
devamını gör...
babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
seni çok özledim.
keşke son bir kez sarılabilseydim, hâlâ sen nefes alıyorken.
keşke kokunu, sesini ve gülüşünü saklayabilmenin bir yolu olsaydı.
sahi baba, vedalaşmadığımıza göre mutlaka bi yerlerde tekrar buluşmamız gerekmez mi?
keşke son bir kez sarılabilseydim, hâlâ sen nefes alıyorken.
keşke kokunu, sesini ve gülüşünü saklayabilmenin bir yolu olsaydı.
sahi baba, vedalaşmadığımıza göre mutlaka bi yerlerde tekrar buluşmamız gerekmez mi?
devamını gör...
15 aydır kuaföre gitmeyen kadın
sanırım aşağı yukarı 15 aydır gitmeyen, benim bu kadın. bu hafta bu ölüm orucunu saçımı kestirerek bozacağım. yetti artık, daraldım. yoksa dayanamıycam makineye vurucam. bunu yaşamak istemiyorum.
devamını gör...
aşkım biz şimdi neyiz
ilk kez sevişilen kızlardan duyulan ve yaratıcılığın sınırlarını zorlayan ahiret sorusu.
valla bilmiyorum, inan bilmiyorum. öğreneyim, ilk sana söyleyeceğim, söz.
valla bilmiyorum, inan bilmiyorum. öğreneyim, ilk sana söyleyeceğim, söz.
devamını gör...
sevmek vs sevilmek
devamını gör...
plummer-vinson sendromu
demir eksikliği anemisi,özefageal web ve splenomegali birlikteliğinin bulunması ile karakterize bir sendromdur.
bu hastalarda özofagus yassı (skuamöz) hücreli kanser riski artar.
bu hastalarda özofagus yassı (skuamöz) hücreli kanser riski artar.
devamını gör...
akıllı telefonlardan önce gençlerin yaptıkları şeyler
arkadaşlarımla yürüyüş, gezi gibi etkinlikler düzenlerdik. yüzümüz telefona dönük değil de birbirimize dönük olurdu.
tv izler, müzik dinler, sohbet ederdik. kahve içer, kek yapar, gelecekten bahsederdik. güzel günlerdi.
tv izler, müzik dinler, sohbet ederdik. kahve içer, kek yapar, gelecekten bahsederdik. güzel günlerdi.
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
pudra şekerine övgü - ayvatmus
devamını gör...
flört
biriyle tam 1.5 yıl flört etmiştim. öyle flört olur mu demeyin oluyor. pandemi sürecinde olmaz bu iş deyip sonlandırdım. işleri ağırdan alıp bu süreyi uzatmak güzel.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
aynı evde yaşıyormuş gibi girilen entrylerdir. fakat benim gibi bazı illegal psikopat yazarlar tabuları yıkıp tanımı yapıp direkt çekip gitmektedirler.
devamını gör...
bahriye üçok
ilahiyat fakültesi'nde cübbe giyen ve kadının özgürleşmesini savunan ilk kadın öğretim üyesi.
devamını gör...
10 bin adım
bir gün içinde ideal olan adım sayısıdır.
devamını gör...
kar kış kıyamet
eskilerin bu tür günlerde kullanmayı çok sevdiği üçleme.
türkçe ikilemeleriyle çok zengin bir dildir. hemen her sözcüğü o sözcüğün aynısıyla, yakın anlamlısıyla, karşıt anlamlısıyla biri anlamlı biri anlamsızıyla (daha epey var ama o ikilemelerin konusu olsun) kullanmayı çok severiz: koşa koşa, seve seve; yapa ede, ses seda; gele gide, iyi kötü; eski püskü, yarım yamalak........
başka dillerde bu tür kullanımlara (örn. ingilizcede) ben rastlamadım.
amma velakin üçlemelerle anlatım kurmak türkçede de yaygın değildir.
bugün yaşadığım yer tam da böyle bir günü yaşıyor. dışarısı burnunuzu bile çıkarmak istemeyeceğiniz kadar sisli, puslu, karanlık. (al, bir üçleme daha kullandım:)) sabah başlayan yağmurla karışık kar yağışı hala devam ediyor. arada buz gibi bir rüzgar. ohh! az önce kapalı balkona çıktım sigara içmeye. çok az araç gördüm. herkes evlerine tıkılmış beklemelerde; pandeminin bitmesini, baharın gelmesini, yeniden deniz kenarındaki kafelere oturup çekirdek çitleyip iki lafın belini kırmayı.....
geçecek, bir gün hepsi geçecek. özlediği günler kimilerine gelecek, kimileri o günleri hiç göremeyecek. hayat işte. ben, iyisi mi kahvemi tazeleyip bir sigara daha tellendireyim. böyle günler yılda kaç gün ki. deniz puslu, gemiler falan....
türkçe ikilemeleriyle çok zengin bir dildir. hemen her sözcüğü o sözcüğün aynısıyla, yakın anlamlısıyla, karşıt anlamlısıyla biri anlamlı biri anlamsızıyla (daha epey var ama o ikilemelerin konusu olsun) kullanmayı çok severiz: koşa koşa, seve seve; yapa ede, ses seda; gele gide, iyi kötü; eski püskü, yarım yamalak........
başka dillerde bu tür kullanımlara (örn. ingilizcede) ben rastlamadım.
amma velakin üçlemelerle anlatım kurmak türkçede de yaygın değildir.
bugün yaşadığım yer tam da böyle bir günü yaşıyor. dışarısı burnunuzu bile çıkarmak istemeyeceğiniz kadar sisli, puslu, karanlık. (al, bir üçleme daha kullandım:)) sabah başlayan yağmurla karışık kar yağışı hala devam ediyor. arada buz gibi bir rüzgar. ohh! az önce kapalı balkona çıktım sigara içmeye. çok az araç gördüm. herkes evlerine tıkılmış beklemelerde; pandeminin bitmesini, baharın gelmesini, yeniden deniz kenarındaki kafelere oturup çekirdek çitleyip iki lafın belini kırmayı.....
geçecek, bir gün hepsi geçecek. özlediği günler kimilerine gelecek, kimileri o günleri hiç göremeyecek. hayat işte. ben, iyisi mi kahvemi tazeleyip bir sigara daha tellendireyim. böyle günler yılda kaç gün ki. deniz puslu, gemiler falan....
devamını gör...
vagon-li olayı
fransız bir demiryolu şirketi olan compagnie internationale des wagons-lits adlı şirketin belçikalı müdürünün, 1933 yılında neden olduğu olaylar zinciri.
şirket normalde avrupa kökenliydi. istanbul'da (galata'da) bir ofisleri vardı ve türkiye - avrupa arasındaki bazı seferleri gerçekleştiriyorlardı.
olay günü * naci bey adlı bir şirket çalışanı, galata'daki ofisi arayarak, bir müşterinin ısrarlı talebiyle ilgili bir sorunu çözmeye çalıştı. türk olduğu adından da gayet anlaşılır olan naci bey, doğal olarak telefon görüşmesini de türkçe yaptı. ancak ofise yeni gelen gaetan jannoni adlı müdür, naci bey'in konuşmasını duyarak yanına geldi ve şirketin resmî dilinin fransızca olduğunu, türkçe konuşmasının hata olduğunu söyleyerek gerginliğe neden oldu.
naci bey durur mu? yapıştırdı cevabı: " bu ülkenin resmî dili türkçe. siz de türkçe öğrenmelisiniz."
bunun üzerine müdür sinirlendi ve naci bey'e bir de para cezası kesti. naci bey buna da itiraz edince müdür "sizi 15 günlüğüne kovuyorum" diyerek gerginliği tırmandırdı.
ancak olay orada kapanmadı. gazetelere yansıdı ve etkisi gittikçe arttı. "memleketin mukaddesatına hakaret eden" müdürü protesto etmek amacıyla büyük bir miting düzenlendi. "türkiye'de türkçe konuşulur" sloganlarıyla ofise saldıran kalabalık, çeşitli gazetelerin önünde de protestolarına devam ettiler.
polis müdahale etmek için geldi ve 30 kişi gözaltına alındı. konuyu öğrenen mustafa kemal'in talimatıyla bu kişiler serbest bırakıldı.
olayların ardından naci bey yeniden işine başladı ve müdür görevden uzaklaştırıldı. vatandaşların türkçe konuşması için kampanya başlatıldı. cumhuriyet gazetesi'nden yunus nadi'nin konuya ilişkin gazete yazısı:
"türkiye'de çalışan hiçbir müessese burada illa filan dil konuşulur diye iddia edemez. bu, kapitülasyonları ilga eden (yürürlükten kaldıran) türkiye'ye mahsus bir hal değildir. bütün dünyanın medeni ve müstakil her memleketinde cari olan ve öyle cereyanı da pek tabii bulunan bir haldir. medeni ve müstakil her memlekette yabancı dillere sadece müsamaha olunur. o kadar. yoksa herhangi yabancı dilin herhangi medeni ve müstakil bir memlekette, değil böyle yataklı vagonlar idaresi gibi umuma mahsus bir merkezinde, hatta yataklı vagonun birkaç kompartımanında dahi, kendisine mahsus bir hakimiyet iddia edilmesine asla ve kat'a müsamaha olunamaz. yataklı vagonlar şirketi'nde fransızca da konuşulabilir. fakat orada türkçe konuşmanın memnuiyetini (yasaklanmasını) farz etmek sadece mecnunluk veya ahmaklıktır..."
kaynak

görselin kaynağı
şirket normalde avrupa kökenliydi. istanbul'da (galata'da) bir ofisleri vardı ve türkiye - avrupa arasındaki bazı seferleri gerçekleştiriyorlardı.
olay günü * naci bey adlı bir şirket çalışanı, galata'daki ofisi arayarak, bir müşterinin ısrarlı talebiyle ilgili bir sorunu çözmeye çalıştı. türk olduğu adından da gayet anlaşılır olan naci bey, doğal olarak telefon görüşmesini de türkçe yaptı. ancak ofise yeni gelen gaetan jannoni adlı müdür, naci bey'in konuşmasını duyarak yanına geldi ve şirketin resmî dilinin fransızca olduğunu, türkçe konuşmasının hata olduğunu söyleyerek gerginliğe neden oldu.
naci bey durur mu? yapıştırdı cevabı: " bu ülkenin resmî dili türkçe. siz de türkçe öğrenmelisiniz."
bunun üzerine müdür sinirlendi ve naci bey'e bir de para cezası kesti. naci bey buna da itiraz edince müdür "sizi 15 günlüğüne kovuyorum" diyerek gerginliği tırmandırdı.
ancak olay orada kapanmadı. gazetelere yansıdı ve etkisi gittikçe arttı. "memleketin mukaddesatına hakaret eden" müdürü protesto etmek amacıyla büyük bir miting düzenlendi. "türkiye'de türkçe konuşulur" sloganlarıyla ofise saldıran kalabalık, çeşitli gazetelerin önünde de protestolarına devam ettiler.
polis müdahale etmek için geldi ve 30 kişi gözaltına alındı. konuyu öğrenen mustafa kemal'in talimatıyla bu kişiler serbest bırakıldı.
olayların ardından naci bey yeniden işine başladı ve müdür görevden uzaklaştırıldı. vatandaşların türkçe konuşması için kampanya başlatıldı. cumhuriyet gazetesi'nden yunus nadi'nin konuya ilişkin gazete yazısı:
"türkiye'de çalışan hiçbir müessese burada illa filan dil konuşulur diye iddia edemez. bu, kapitülasyonları ilga eden (yürürlükten kaldıran) türkiye'ye mahsus bir hal değildir. bütün dünyanın medeni ve müstakil her memleketinde cari olan ve öyle cereyanı da pek tabii bulunan bir haldir. medeni ve müstakil her memlekette yabancı dillere sadece müsamaha olunur. o kadar. yoksa herhangi yabancı dilin herhangi medeni ve müstakil bir memlekette, değil böyle yataklı vagonlar idaresi gibi umuma mahsus bir merkezinde, hatta yataklı vagonun birkaç kompartımanında dahi, kendisine mahsus bir hakimiyet iddia edilmesine asla ve kat'a müsamaha olunamaz. yataklı vagonlar şirketi'nde fransızca da konuşulabilir. fakat orada türkçe konuşmanın memnuiyetini (yasaklanmasını) farz etmek sadece mecnunluk veya ahmaklıktır..."
kaynak

görselin kaynağı
devamını gör...
