"sevgi neydi? sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti." diyen asya bize sevginin ne olduğunu öğretti.
devamını gör...

edit : her şey kıyaslanabilir. başta zaten diyorum bak kardeşim. cem yılmaz, bu işin piridir.

orijinal editsiz metin :

cem yılmaz, bu işin piridir.
hasan can kaya ise yeni yeni tanınanıdır. ileride adından çok bahsedeceğimize eminim. şu exxen meselesini bi halletse.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocukken güzel, yetişkin olup bazı sebeplerden dönmek zorunda kaldığınızda kötü anıların olduğu evdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“özgür insan, başka türlü karar verme imkânı olan insandır.”

rosa luxemburg.
devamını gör...

sevmemekten öte tiksindiğim mevsim. sinir katsayım iki katına çıkıyor bu mevsimde. güneş yakar, oturduğun yerden terlersin, güneş geç batar, veletler dışarıda olur, hergün ses gürültü. hayvanları da rahat bırakmazlar bir de. diğer üç mevsimde hem okuldan ötürü hem de havadan ötürü dışarı çıkamadıklarından hayvanlar rahat ediyor en azından anasını satayım. bir sürü vıcık vıcık itici insan topluluğu dışarıda gezinir. toplu taşımalardaki yıkanmamış insanları saymıyorum bile. deniz kum güneş olayına da tamamen uzağım. sevmiyorum. keşke birisi beni kuzey avrupa ülkelerine itelese de şu mevsimi fazla hissetmeden kendim çalıp kendim oynayarak hovarda hovarda yaşasam.
devamını gör...

birazdan bakire kız da kurban eder bunlar. sözlük değil gizli tarikat mübarek.
devamını gör...

doğruysa helal olsun. sonuçta makam sahibi olanların araba alacak güçleri var. devlete yük olmak niye.
devamını gör...

5 ilişkide ne var anlamadım. gayet normal olandır. benim hayat tarzımdan uzak ancak bana ne ki diye düşünürdüm herhalde.
devamını gör...

daha ilk yılım, sonra toparlarım diye sakın kendinizi salmayın ve ilk yıldan okuduğunuz bölümün temelini iyi kavrayıp not ortalamanızı yüksek tutun. ortalamayı yüksek tutmak her yılda önemli tabii ama genellikle 2. sınıftan sonra dersler ağırlaşacağı için elinizi güçlü tutmuş olursunuz.*

bunun dışında ilk olarak oluşan kıytırık arkadaş grupları dağılır sonradan genellikle ve asıl iyi üniversite arkadaşlarınızı tesadüfen bulursunuz.*
ha arkadaş demişken, mutlaka dersleri zictiredip sizi boktan ortamlara çekmeye çalışan bir iki gereksiz tip olacaktır. size karşı ne kadar "iyi" olursa olsun uymayın bu tiplere.* özellikle de derslerinizle ilgilenmeniz gereken zamanlarda. ha ama tabiki gerçekten iyi ve güvendiğiniz arkadaşlarınızla uygun zamanlarda uygun ortamlara akın. sosyalleşin. hatta okul bazında da sosyalleşin. ilginizi çeken 1-2 kulübe katılın mesela.*

çift ana dal veya yan dal hakkında pek bilgim yok açıkçası ancak basit bir mantıkla, yapmakta zorlanacağınız şeylere kalkışmadan önce iyi düşünmenizi örerebilirim sadece. kaldıramayacağınız yüklerin altına girmeyin. bazen aynı anda birkaç şey yapmaya çalışmak hiçbir şey yapamamaya eşdeğer olabilir.

ve bir de erasmus mevzusu var. her öğrenci için geçerli ama özellikle kız öğrenciler için* söylüyorum: bu fırsatı mutlaka değerlendirin. zaten ikinci veya üçüncü sınıfta oluyor program genelde. hatta sosyal hizmet gibi bazı bölümlerde dördüncü sınıfta staj hareketliliği programları bile var. n'apın ne edin dilinizi istenen düzeye getirip yapın şu zımbırtıyı. gözünüz medeniyet görsün alüminyum. ve aynı zamanda bunu yurtdışında iş bulup bir hayat kurabilmek için bilgi ve deneyim edinme aracı olarak kullanın. zira yakında çok ihtiyacınız olacak; benden söylemesi.

ha bir de vahhabi köpeklerinin* yerleştiği üniversitelerden uzak durun.

son olarak da,* eğer gerçekten bir alanda uzmanlaşıp çalışmak istemiyorsanız, amacınız üniversite mezunu olarak ortalıkta dolaşmaksa boşuna kontenjan işgal etmeyin. sizin yerinize o mesleği severek yapacak insanlar var çünkü.
(evet herkes eğitim aldığı alanda çalışmak zorunda değil ama bu mantıkla hareket eden kişi sayısı milyonları bulunca yozgat üniversitesinden (öyle bir üniversite var mı bilmiyorum bu arada kafadan attım kjkgjffhhchg) mezun olup kendini mühendis zanneden diplomalı sanayi işçileriyle doluyor ortalık.)
devamını gör...

sigmund freud'un yeğeni olan edward bernays, "halkla ilişkilerin babası" olarak anılır. kendisine propagandadın kurucusu da diyebiliriz.

dayısı sigmund freud kadar bilinmese de, edward bernays modern dünyanın şekillenmesinde en büyük paylardan birisine sahip. tüketen insan modelinin oluşumunda ve insanın ihtiyacı olmayanı da istemesinde yapmış olduğu çalışmalar büyük öneme sahip. freud'un fikirlerini, kitle manipülasyonu için kullanmış olan edward bernays, aslında şu anki dünyayı anlamak için en önemli kaynaklardan birisi olabilir.

bernays'ın fikirlerinden yararlandığı bir diğer önemli kişi ise gustave le bon'dur. kitlelerin psikolojisi üzerine çalışmalar yapan le bon'a göre, kitleler bir çobanı olmadan kendisine yardım edemez. bu noktada ortaya çıkacak bir güçlü kişilik, yönetilmek isteyen kitlelere kendi isteklerini kabul ettirebilecektir.

tüm bunların ışığında bernays, zihninde tüm parçaları birleştirmişti. ilk işi bir halkla ilişkiler konseyi kurmak oldu.

savaş bitmiş, üretim artmış, devletler bu üretimin pazarda olan talebini artırmak istiyordu. temel amaç, toplumu ihtiyacı olmayanı da almaya ikna etmekti. bu noktada da sahneye edward bernays çıkıyordu.

new york bankaları şirketlere süpermarket kurulması için fon sağlamaya başladı. amaç bahsettiğimiz gibi artan üretimin pazarını oluşturmak, ihtiyaç denilen olgunun tanımını baştan yapmaktı.

bernays işe kadın dergilerinin yaygınlaştırılması ile başladı. ürünler reklamlar ve film yıldızları ile tanıtılıyordu. bernays ayrıca filmlerin içinde ürün tanıtımı da başlatmıştı. süpermarketlerin algısını değiştirip marketlerde moda gösterileri düzenledi. ayrıca bazı ürünlerin insan psikolojisine iyi geldiğini söyleyen psikolog raporları yazdıran da yine bernays'in ta kendisiydi.

bernays'ın oluşturmak istediği algı şuydu: "satın aldığınız şeyleri sadece ihtiyaçtan almadınız, kendinizi nasıl gördüğünüzü başkalarına göstermek için de aldınız."

bernays'ın en bilindik çalışması ise kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. o yıllarda kadınların sigara içmesi bir tabuydu. bernays da sigara şirketlerinin müşteri çerçevesine kadınları da ekleyebilmesi için bir çalışma yaptı. bir grup kadının eline sigara alıp yürüyüş yapmalarını istedi. bu eylemde, sigara ateşinin özgürlük meşalesi olarak anılmasını sağladı. böylece sigara içen kadın güçlü ve bağımsızdır düşüncesini topluma empoze etti. ayrıca renk renk sigara paketi üretilmesini tavsiye ederek, kadınların kıyafetlerine uygun paket taşımasına olanak sağladı.

yapmış olduğu bir diğer çalışma ise kahvaltının sağlık üzerine etkisi konulu reklamlar ile domuz pastırması ve yumurtanın kahvaltıda temel besinler olmasını sağlamaktı. bunun sonucunda domuz pastırması satışlarını ikiye katlamıştır.

sadece bu iki olay bile onun aslında şu anki toplumun oluşmasında bir kilometre taşı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. o tüketicilik dalgasının başlatanı olmuştu. şimdi o dalgalar dev bir tsunamiye dönüştü.
devamını gör...

annelik kutsallık değil olsa olsa biyolojik köleliğin devamıdır. bunu savunan eril dişil farketmez herkes içgüdülerinin daimi esiri olan evrimleşememiş canlılardır. annelik babalık aile kutsal değildir. bunlar kültürün sonucunda
hastalıklı geleneklerin sonucunda oluşmuş çürük yapılardır ve daima bireyselliğin, ekolojinin, özgürlük istencinin, kimlik arayışının ve kendini gerçekleştirmenin önündeki yegane eril iktidar söylemleri olmuştur. evet, anneliği savunup kutsallaştırmak bile aslında yozlaşmış eril iktidarın söylemidir ki kendi rezil soyları üreyerek varolan dünyevi işkence çarklarını yeni et bedenler üzerinden devam ettirebilsinler. bu öylesine kök salmış bir hastalıktır ki kadınların kendisi bile 9 ay kölelikten tüm ömürleri boyunca harap oldukları "annelik" rolünün rezilliğine rağmen bunu savunacak kadar eril yoz iradenin tılsımı altında kalmışlardır. aklı olan çocuk yapmaz, yapanları kutsamaz. yapanlar ve hele hele kutsayanlar dünyevi iblislerin, sermayedar para tanrılarının, kredi köleleriyle devletleri yıkan bankaların, çocuk cinayetleri ve tecavüzleriyle yaşayan şeytana tapıcı ruhban sınıfların piyonundan başka bir şey değildir.

(bkz: antinatalizm)
devamını gör...

bugün her yanımda izler
dökülen saçımda rüzgâr
yorgunum ben (yorgunum ben)
devamını gör...

hayatımda ilk defa iddiaya girdiğim maçtır.*
rakiplerimizin puan kaybettiği haftalarda bu durumu genellikle iyi değerlendiremediğimizi bilen her fenerbahçe’li gibi “kesin alırız” diyemiyorum, demiyorum. tabii ki yenelim istiyorum ama canla başla mücadele edip, iyi oynadığımız ama kaybettiğimiz maçlarda üzülmüyorum ben.
çünkü fenerbahçe'li olmak böyle bir şey.
çünkü yensen yenilsen kalbim hep senle canım takımım...*

holigan...
devamını gör...

bildirimi üstten görüp tıkladığımda kırık ekranla karşılaşınca korkmuştum.
devamını gör...

kraliçe ıı. elizabeth.

diyeceksin ki nasıl lan?

yanlış hatırlamıyorsam 2008'de bursa'ya gelmişlerdi. biz tam okul çıkışı batak oynamaya giderken dibimizden siyah mersoyla geçtiler. yanında da abdullah gül vardı işte.
devamını gör...

ölümlü dünya filminin dolar olmuş 4 lira repliğine gelen sansür
ama haklılar dolar şuan 8.18

twitter.com/incicaps/status...

www.cumhuriyet.com.tr/haber....

t24.com.tr/haber/atvden-olu...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim