ankara'nın efsane olmuş mekanları
nedjima (selanik sokakta olan eski nedjima)
ayrıca kızılay'da buluşmalar dost kitabevi önünde yapılır, alternatif buluşma noktası ise ykm önüdür. kızılay avm diyen 2005 veya sonrası doğmuş falan olmalı...
not: benim için her zaman bir numara eski nedjima olacaktır ancak diğer yandan efsane olmuş bazı mekanlar, nefes bar, kafka bar, if performance hall, kıtır, kite, golden pub, passage, can balık, sakal pub, aylak madam, hayyami şarap evi, gaga manjero, up lost performance, seğmenler parkı, varuna gezgin (tunalı) şu an aklıma gelmeyen daha en az 10-15 mekan vardır.
ayrıca kızılay'da buluşmalar dost kitabevi önünde yapılır, alternatif buluşma noktası ise ykm önüdür. kızılay avm diyen 2005 veya sonrası doğmuş falan olmalı...
not: benim için her zaman bir numara eski nedjima olacaktır ancak diğer yandan efsane olmuş bazı mekanlar, nefes bar, kafka bar, if performance hall, kıtır, kite, golden pub, passage, can balık, sakal pub, aylak madam, hayyami şarap evi, gaga manjero, up lost performance, seğmenler parkı, varuna gezgin (tunalı) şu an aklıma gelmeyen daha en az 10-15 mekan vardır.
devamını gör...
iq testi nasıl yapılıyor sorunsalı
zekâ yaşı ile gerçek yaş çarpımının 100'e bölünmesiyle elde edilen, yani sorunsal olacak kadar ne idüğü belirsiz olmayan durum.
iq testleri genel olarak insanın zekâsını ölçmez. zekâ, tek bir testle ölçülebilecek bir şey değil. bu testler sahip olduğunuz zekânın seviyesinden ziyade, onu ve öğrendiğiniz bilgileri kullanabilme yeteneğinizi ölçer. hayatınız boyunca aynı değildir bu testlerin sonuçları, değişim gösterir. testlerden yüksek sonuçlar almak son derece zeki ve iyi işler başaracak biri olduğunuzu garantilemediği gibi, düşük sonuçlar almak da aptal olduğunuz anlamına gelmez.
internet üzerindeki testler pek de iq ölçebilecek cinsten değil. dünya çapında genel olarak bu konuda en iyi kabul edilen testler, birleşik krallık'taki mensa adlı topluluk tarafından yapılanlar. randevu ile alıyorlar ve her isteyene yapmıyorlar bildiğim kadarıyla.
iq testleri genel olarak insanın zekâsını ölçmez. zekâ, tek bir testle ölçülebilecek bir şey değil. bu testler sahip olduğunuz zekânın seviyesinden ziyade, onu ve öğrendiğiniz bilgileri kullanabilme yeteneğinizi ölçer. hayatınız boyunca aynı değildir bu testlerin sonuçları, değişim gösterir. testlerden yüksek sonuçlar almak son derece zeki ve iyi işler başaracak biri olduğunuzu garantilemediği gibi, düşük sonuçlar almak da aptal olduğunuz anlamına gelmez.
internet üzerindeki testler pek de iq ölçebilecek cinsten değil. dünya çapında genel olarak bu konuda en iyi kabul edilen testler, birleşik krallık'taki mensa adlı topluluk tarafından yapılanlar. randevu ile alıyorlar ve her isteyene yapmıyorlar bildiğim kadarıyla.
devamını gör...
fantastik risotto
#790969 biraz geç olsa da bu challenge'ı kabul ediyorum.
elinize kalem-kağıt almanıza gerek yok, linki kaydetmeniz yeterli olacaktır.* ben risottoyu 2 farklı versiyonlu denedim ve seviyorum(hiç restoranda yemedim). (bkz: mantarlı risotto) ve (bkz: karidesli risotto)
ben mantarlı olanı anlatayım ama mantar yerine karides ile aynı işlemi yapabilirsiniz. gramaj usulü yemek yapmayı sevmem damak tadıma göre yapıyorum ve el ayarıma güveniyorum. yinede sizin için bir liste toparladım.
malzemeler:
1 adet orta boy soğan
1/3 çay bardağı zeytinyağı(50-60 ml)
200 gram mantar
3 yemek kaşığı (tepeleme)
200 gram risotto pirinci
1 litre sebze suyu(arzuya göre tavuk veya et suyu)
60 gram rendelenmiş parmesan peyniri
1 çay kaşığı tuz
yapılışı ise şöyle:
çok ince doğranmış soğanı tereyağ(varsa saf zeytin yağı) ile kısık ateşte rengini döndürüyoruz(sakın yakmayın). bir yandan da martarların saplarını kesip, serçe parmağın yarısı genişliğinde çok ince olmadan kesip sote gibi tavada tereyağ ile kısık ateşe veriyoruz. pirinçlerini iyice yıkayıp duruladıktan sonra, hafif rengi dönmüş veya kendi salmışsa soğanlara ilave ediyoruz. 1-2 dakika durmadan karıştırıyoruz. buraya kadar standart bir pilav olarak ilerliyor zaten. tam bu aşamada farklılıklar ekleniyor. italyanlar bu aşamada beyaz şarap falan eklerler ama benim fantastiğime fazla* o yüzden siz sebze suyu ekleyin (et/tavuk suyu da olabilir) tencerinin 1 parmaktan az üstüne çıkacak kadar. tuzunu ekleyin ve kısıktan biraz fazla derece altını ayarlayın. 10-15dk civarıdır ama net bir şey diyemeyeceğim o yüzden pirinçlerin yumuşamasını ve suyun çekilmesine göre karar verin. pilav gibi piştikten sonra, sotelenmiş mantarı ve parmesan(çok yakışıyor bimdeki 200gr'lk paketi komple koyuyorum ben) ile birlikte karıştırın. isterseniz servis esnasında biraz kekik ile de şahane olur. (bkz: afiyet olsun)
elinize kalem-kağıt almanıza gerek yok, linki kaydetmeniz yeterli olacaktır.* ben risottoyu 2 farklı versiyonlu denedim ve seviyorum(hiç restoranda yemedim). (bkz: mantarlı risotto) ve (bkz: karidesli risotto)
ben mantarlı olanı anlatayım ama mantar yerine karides ile aynı işlemi yapabilirsiniz. gramaj usulü yemek yapmayı sevmem damak tadıma göre yapıyorum ve el ayarıma güveniyorum. yinede sizin için bir liste toparladım.
malzemeler:
1 adet orta boy soğan
1/3 çay bardağı zeytinyağı(50-60 ml)
200 gram mantar
3 yemek kaşığı (tepeleme)
200 gram risotto pirinci
1 litre sebze suyu(arzuya göre tavuk veya et suyu)
60 gram rendelenmiş parmesan peyniri
1 çay kaşığı tuz
yapılışı ise şöyle:
çok ince doğranmış soğanı tereyağ(varsa saf zeytin yağı) ile kısık ateşte rengini döndürüyoruz(sakın yakmayın). bir yandan da martarların saplarını kesip, serçe parmağın yarısı genişliğinde çok ince olmadan kesip sote gibi tavada tereyağ ile kısık ateşe veriyoruz. pirinçlerini iyice yıkayıp duruladıktan sonra, hafif rengi dönmüş veya kendi salmışsa soğanlara ilave ediyoruz. 1-2 dakika durmadan karıştırıyoruz. buraya kadar standart bir pilav olarak ilerliyor zaten. tam bu aşamada farklılıklar ekleniyor. italyanlar bu aşamada beyaz şarap falan eklerler ama benim fantastiğime fazla* o yüzden siz sebze suyu ekleyin (et/tavuk suyu da olabilir) tencerinin 1 parmaktan az üstüne çıkacak kadar. tuzunu ekleyin ve kısıktan biraz fazla derece altını ayarlayın. 10-15dk civarıdır ama net bir şey diyemeyeceğim o yüzden pirinçlerin yumuşamasını ve suyun çekilmesine göre karar verin. pilav gibi piştikten sonra, sotelenmiş mantarı ve parmesan(çok yakışıyor bimdeki 200gr'lk paketi komple koyuyorum ben) ile birlikte karıştırın. isterseniz servis esnasında biraz kekik ile de şahane olur. (bkz: afiyet olsun)
devamını gör...
the arrow of gold
modernizm'in önemli temsilcilerinden polon asıllı ingiliz yazar joseph conrad tarafından yazılmış olan roman. xix. yüzyılın ikinci yarısında, fransa'nın en ünlü liman kentlerinden biri olan marsilya'da geçer ana hikaye. la terza guerra carlista döneminde madrid dükü carlo maria di borbone-spagna'yı destekleyen karakter etrafında dönen ana hikaye, olayların da merkezinde olan gizemli ve belirsiz bir anlatıcı tarafından aktarılır. conrad'ın pek çok hikaye, öykü ve romanında -emperyalizm'e eleştiriler sunduğu heart of darkness, pişmanlığın insan üzerine etkisini muhteşem bir betimleme ile aktardığı lord jim, yarı-otobiyografik bir öykü olan ve marlow'un adının ilk kez resmi olarak geçtiği youth ve flora de barral gibi muhteşem bir karaktere sahip olan chance- olan okuyucunun karşısına çıkardığı yinelenen bir karakter olan denizci charles marlow, the arrow of gold'un belirsiz anlatıcısı olmaya çok uygun olsa da -ki düşünce biçimleri çok benzerdir- kesinliği çok belirsiz. bana kalırsa conrad yalnızca eski karakterlerine alışıldık bir bağlılık gösterdiğinden ötürü istemsizce bu belirsiz anlatıcı marlow'un izlerini taşıyordu ama marlow değildi. conrad'ın kendine has karmaşık bir sadeliğin* ürünü olan üslubu, bazen olaydan koparacak kadar abartılı olan betimlemeleri ile -ki bu yine de conrad'a özgü bir güzelliktir- gerçek anlamda okunması gerekenler listesinden başı çeken conrad eserlerinden biri. conrad'ın isimsiz lord için i. arbelaiz kontu tirso de olazábal'dan esinlenildiği de söylenmekte.
"it was a kind of deaf-and-dumb house. the black-and-white hall was empty and everything was perfectly still. blunt himself had no doubt gone away with his mother in the brougham, but as to the others, the dancing girls, therese, or anybody else that its walls may have contained, they might have been all murdering each other in perfect assurance that the house would not betray them by indulging in any unseemly murmurs. i emitted a low whistle which didn’t seem to travel in that peculiar atmosphere more than two feet away from my lips, but all the same rose came tripping down the stairs at once. with just a nod to my whisper: “take a fiacre,” she glided out and i shut the door noiselessly behind her." p.139
"i felt suddenly extremely exhausted, absolutely overcome with fatigue since i had moved; as if to sit on that pompeiian chair had been a task almost beyond human strength, a sort of labour that must end in collapse. i fought against it for a moment and then my resistance gave way. not all at once but as if yielding to an irresistible pressure (for i was not conscious of any irresistible attraction) i found myself with my head resting, with a weight i felt must be crushing, on doña rita’s shoulder which yet did not give way, did not flinch at all. a faint scent of violets filled the tragic emptiness of my head and it seemed impossible to me that i should not cry from sheer weakness. but i remained dry-eyed. i only felt myself slipping lower and lower and i caught her round the waist clinging to her not from any intention but purely by instinct. all that time she hadn’t stirred. there was only the slight movement of her breathing that showed her to be alive; and with closed eyes i imagined her to be lost in thought, removed by an incredible meditation while i clung to her, to an immense distance from the earth. the distance must have been immense because the silence was so perfect, the feeling as if of eternal stillness. i had a distinct impression of being in contact with an infinity that had the slightest possible rise and fall, was pervaded by a warm, delicate scent of violets and through which came a hand from somewhere to rest lightly on my head. presently my ear caught the faint and regular pulsation of her heart, firm and quick, infinitely touching in its persistent mystery, disclosing itself into my very ear—and my felicity became complete. ıt was a dreamlike state combined with a dreamlike sense of insecurity." p.156
"it was a kind of deaf-and-dumb house. the black-and-white hall was empty and everything was perfectly still. blunt himself had no doubt gone away with his mother in the brougham, but as to the others, the dancing girls, therese, or anybody else that its walls may have contained, they might have been all murdering each other in perfect assurance that the house would not betray them by indulging in any unseemly murmurs. i emitted a low whistle which didn’t seem to travel in that peculiar atmosphere more than two feet away from my lips, but all the same rose came tripping down the stairs at once. with just a nod to my whisper: “take a fiacre,” she glided out and i shut the door noiselessly behind her." p.139
"i felt suddenly extremely exhausted, absolutely overcome with fatigue since i had moved; as if to sit on that pompeiian chair had been a task almost beyond human strength, a sort of labour that must end in collapse. i fought against it for a moment and then my resistance gave way. not all at once but as if yielding to an irresistible pressure (for i was not conscious of any irresistible attraction) i found myself with my head resting, with a weight i felt must be crushing, on doña rita’s shoulder which yet did not give way, did not flinch at all. a faint scent of violets filled the tragic emptiness of my head and it seemed impossible to me that i should not cry from sheer weakness. but i remained dry-eyed. i only felt myself slipping lower and lower and i caught her round the waist clinging to her not from any intention but purely by instinct. all that time she hadn’t stirred. there was only the slight movement of her breathing that showed her to be alive; and with closed eyes i imagined her to be lost in thought, removed by an incredible meditation while i clung to her, to an immense distance from the earth. the distance must have been immense because the silence was so perfect, the feeling as if of eternal stillness. i had a distinct impression of being in contact with an infinity that had the slightest possible rise and fall, was pervaded by a warm, delicate scent of violets and through which came a hand from somewhere to rest lightly on my head. presently my ear caught the faint and regular pulsation of her heart, firm and quick, infinitely touching in its persistent mystery, disclosing itself into my very ear—and my felicity became complete. ıt was a dreamlike state combined with a dreamlike sense of insecurity." p.156
devamını gör...
liseli komünist
zamanında mensup olduğum aktivist tipidir. az önce arşivi karıştırırken aklıma geldi. hey gidi günler her türlü marşı da ezbere bilirmişiz.
daha önce de dediğim gibi teoriden yoksundur duygusal devrimciliktir. çoğu zaman hatalı bir bakış açısının ürünüdür. tavsiye etmiyorum. onlarca örgüt gezdim hepsi aynı tiyatro.
+memleketi mi kurtarmak istiyorsunuz?
-gidin okulunuzu okuyun.
daha önce de dediğim gibi teoriden yoksundur duygusal devrimciliktir. çoğu zaman hatalı bir bakış açısının ürünüdür. tavsiye etmiyorum. onlarca örgüt gezdim hepsi aynı tiyatro.
+memleketi mi kurtarmak istiyorsunuz?
-gidin okulunuzu okuyun.
devamını gör...
ayt 2021
dünkü tyt sınavında sürem yetmemişti. bugün de beynim yetmedi.. söyleyecek söz yok.
devamını gör...
ilk seksi hayal kırıklığı olan insan
normal olandır. ilk seksi hayal kırıklığı olmayan insan olduğunu zannetmiyorum.
hayata ve sekse yarın daha iyi olur belki diye yaklaşmalıyız.
hayata ve sekse yarın daha iyi olur belki diye yaklaşmalıyız.
devamını gör...
binlerce iyi yazar varken zweig kafka ve sabahattin ali diye tutturmak
bunlar iyi yazarlar olmakla birlikte telif süreleri de dolmuş yazarlardır. yayınevleri sadece kâr amacı güttükleri için bu kitaplara telif de vermeyerek cafcaflı kapaklarla basıp yüzbinlerce adetini piyasaya sürerler. o kadar ki akşam yemeği için bir kap yoğurt almaya girdiğin süpermarketten 3 5 liraya bunları da alabilirsin. oysa ki kendi kültürünü öğrenebileceğin orhan kemal'i kitapçılarda bile bulmak zor geliyor. 1000kitap gibi kitaplarla ilgili bir platformda bu sayılan yazarlar yüzbinlerce okunurken, yeni yetme sosyal medya fenomenlerinin muhtemelen 24 saat içinde yazdığı kitaplar onbinlerce sarılırken yeni nesilin de sadece sosyal medyanın reklamını yaptığı kitaplar dışında bir suat derviş ya da yakup kadri gibi yazarları okumasını tek yolu maalesef öğretmenleri tarafından verilen ödevlerle sınırlıdır. okuyun arkadaşlar, önceliği kendi topraklarınızda yetişmiş muazzam yazarlara vererekten okuyun. herkes kafka'yı, zweig'i okuyor, siz de okuyun ama bir kemal tahir okumadan ölmeyin, ince memed'in neden eşkiya olduğunu, nazım hikmet'in neden mezarının türkiyede olmadığını, faruk nafiz'in sadece halkçı şiirler yazmağını bilerek ölün.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
kimsenin beni tanımadığı bir mecrada yazmak istemekle başlamış olduğum yolculuktur. önyargısız, kimsenin hakkımda bir şey bilmediği bir yerde yazmak daha güzel.
devamını gör...
ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
komşunun çocuğu benden zeki değil.
devamını gör...
bir terapi olarak araba kullanmak
istanbul'dan kaş'a giderken akyaka sonrası sahil yolu için geçerlidir. bayılıyorum orada araba sürmeye. bu yaz nasip olur inşallah.
devamını gör...
the lord of the portakals
kesinlikle emek dolu bir çalışma olmuş. izlerken inanılmaz keyif aldığımı söylemeden edemeyeceğim. ilk başta limonu kendim sanmadım da değil hani.*
devamını beklediğimiz montaj. (bkz: kocaman alkış)*
devamını beklediğimiz montaj. (bkz: kocaman alkış)*
devamını gör...
güne bir erkek yalanı bırak
5 dakikaya ordayım.
devamını gör...
patates kızartması
beslenme çantamdaki kokusunu hiçbir zaman unutamadığım yiyecektir. hani benim çocukluğum anne. hani benim saflığım temizliğim
devamını gör...
idaho
eyaletin ismi, kızılderili shoshone kabilesinin dilinde, dağların mücevheri anlamında e dah hoe kelimesinden geliyor.
devamını gör...
bir filmin tamamını anlatan tek repliği
yoruldum patron...
(bkz: the green mile)
(bkz: the green mile)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
lojistik firmasinda ithalat ihracat transit beyan düzenleme uzmanıyım.
devamını gör...
zeytin
siyah ve güzel gözlü kedilerin default ismi.
devamını gör...
