dışarıdan bakınca başarım yok ama bana sorarsan bu bozuk düzende ahlaklı ve namuslu olarak yaşamayı becerebilmek en büyük başarım, çok şükür.
devamını gör...

"sevenlerine" gelsin benden...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rönesans ve erken barok'ta yaygın, birçok vokalden oluşan müzik türü.
devamını gör...

rütbemi her gördüğümde aklıma şu fotoğraf geliyor. normal mi sizce?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

doğru başlık mı bilmiyorum ama buraya yazasım geldi. tuhaf gerçekten. hayatın manasının tam da buymuş gibi olması. hani böyle olmamalıydı. ne güzel hayallerimiz ne güzel amaçlarımız vardı hayatta. ama sonuç geliyor oku iş bul evlen çocuk yap öl'e dayanıyor. bilmiyorum. bu zamana kadar insanların gözlerine ışıltıyla baktığı bir insan oldum belki de. düşmanlarının bile sempati duyduğu bir tip. bana bakıp gülümsediler bana bakıp duygulandılar. yine de o soylu hikayeye sahip olamadım sanki. belki de kendi olamadım. kendi olmayı başaramadım. parçalanmış bir benlik olarak tanımlamak doğru olur mu bendeki benliği onu da bilmiyorum. o kadar farklıyım ki, her an değişiyor kararlarım.
mesela ben allah'ı çok severdim. hala seviyorum. sevdiğimi sanıyorum en azından.
sonra ben çok eskiden beri hep biri olsun isterdim. aşık olabileceğim ve bana aşık olabilecek biri. bunu o kadar istedim ve bu bana o kadar nasip olmadı ki. bir yandan etrafıma o tefekkürane nazarla bakarken hep aynı şeyi fark ettim. bana nasip edileni.
bazen öyle sözler duyuyordum ki etrafımdan, öyle şeylerle karşılaşıyordum ki hayatta, bunlara bakıp işte sana nasip edilen bu dememek duygulanmamak ancak kör insanın yapacağı işti. bense her zaman bir çocuk gibi aynı şeyi tutturdum. üzüldüğümde, hüzünlendiğimde aynı yere vardım. neden bilmiyorum. hep gökyüzünde uçan iki kuş hüzünlendirdi beni. hep kapıların önünde duran iki çift ayakkabı. el ele tutuşan çiftler. bu neden böyle oldu bilmiyorum. vakt-i zamanında dindarlığımla övünürken birilerini sıkı kınamış olmalıyım farkında olmadan. başka türlü bir cevap bulamıyorum işte. hasılı şu yaşımda biraz daha neşeli cümleler çıksın isterdim dilimden, klavyemden biraz daha umutlu cümleler dökülsün. ama bu kadar işte. ve ben hep, bana bakıp güçlenen insanların karşısında şimdi neden bu kadar aciz olduğumu yalnız olduğumu bir türlü anlayamayacağım sanırım. birileriyle yazışırken onların neden kız kardeş ana bacı bağlamında düşünmediklerini ve bana neden sulandıklarını da. yani çok karmaşık anlattım ama neyse.
devamını gör...

öncelikle uyarmalıyım ki 'su içsem yarıyorcular' uzak durun bu başlıktan hahah.

oruç denilince dini bir uygulama gibi yansıyor hemen düşüncelere fakat çok uzun yıllardan beri eski çin, yunan ve roma'da tıbbi amaçlar için kullanılırdı bu uygulama.
günümüzde yine tavsiye edildiğini gördüm ve bunun çok farklı yöntemleri var. orucu bazı şeyleri ya da hiç bir şeyi yememek olarak düşünebiliriz. bazen yiyeceklerin bir kısmını bazen sadece bir içeceği bazende bütün yiyecekleri yemeyerek uygulanır.

su orucuna gelirsek belirli bir zaman diliminde tüm gün sadece su içerek yapılır. bunun sonucunda vücudun temizlenmesi, iyileşmesi ve yenilenmesi beklenir. su ile vücuda giren oksijen miktarının artmasıyla hücrelerin yenilenmesi, toksinlerin daha çabuk atılması ve derinin güzelleşmesi, esnemesi sağlanır. suyun vücudu arındırması olarak değerlendirebiliriz.

bu şekilde çok fazla arındırıcı diyet vardır. karpuz diyeti, meyve diyeti, hayvansal gıdaların kullanılmadığı diyetler gibi gibi...

bazı doktorların tavsiye ettiğini duydum fakat sağlık açısından ne kadar doğru emin değilim. ara ara belki organların kısa bir şokla arınması güzel olabilir diyorum. ardından böyle düşündüğüm zamanlarda saçmalama be diyerek kendimi geçiştiriyorum hahah.

detoksta denebilecek bir diyet bu su orucu. belki yiyeceği direk kesmek yerine. meyve, sebze ağırlıklı beslenmek. işlenmiş gıda almamak ve çokça su tüketmek daha uygun olabilir. emin değilim. açıkçası bu kadar keskin diyetler benim gözümü biraz korkutuyor. gözüne güvenen varsa buyursun efem.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

romanlarında bilinç akışı tekniğini uygulayan, manik depresif bir ruh halinde olan, annesinin ölümünden sonra ilk ve en ağır sinir krizini geçiren ve ruhsal hastalıkları tetiklenen, yirmi iki yaşından itibaren üç kez intihar denemesinde bulunan, victoria döneminden nefret eden -ki sebebi barizdir, bahsi geçen dönemde kadınlar okula bile gönderilemiyor ve erkeklerle eşit haklara sahip olamıyorlardı-, feminist bir duruşa sahip olan; dalgalar, deniz feneri, orlando, kendine ait bir oda, gece ve gündüz, varolma anları ve mrs. dalloway gibi son derece sarsıcı ve sürükleyici fakat okunması kısmen de olsa zor olan kitaplara sahip, ceplerini çakıl taşları ile doldurarak kendisini nehre bırakarak hayata gözlerini yuman ve eşine bıraktığı mektupla da bilinen, güçlü ve ilham verici kadın yazar.
sylvia plath, gabriel garcia marquez ve margaret atwood gibi yazarlara da ilham saçmıştır.

kendisi favori yazarımdır. umarım huzurludur.
devamını gör...

pamela-ayrılamayız biz.
devamını gör...

birinci selim ile şah ismail arasında geçen bir osmanlı iran savaşıdır. osmanlılar ve onların müttefikleri iranlı kürt aşiretleri ile safeviler ve doğu’daki müttefikleri olan osmanlı türkmenleri çaldıran ovasında karşı karşıya gelmişler ve kılıçlı, kalkanlı, mızraklı safeviler osmanlıların ateşli silah üstünlüğüne daha fazla dayanamayıp yenilmişlerdir. eğer bu savaşı osmanlılar kaybetseydi çok büyük ihtimalle bugün doğu ve güneydoğu anadolu toprakları iran‘a ait olacaktı ve halkı da azerbaycan türklerinden oluşacaktı yani güney azerbaycan dediğimiz iran azerbaycanı gibi bir yer olacaktır.

devamını gör...

kuzey kap. güney afrika cumhuriyeti'nin kuzey batısında, atlas okyanusu'na kıyısı bulunan eyaletidir. yüzölçümü 372.889 km²'dir.
namibya ve botswana ülkeleri ile sınırları vardır.
kimberley en büyük şehridir.
devamını gör...

yaşasaydı milyon kere daha karşısına oturur o anlatırken o'nun o tatlı sesinin gülümseyen gözlerine kattığı neşeyi izlerdim. artık karşısına oturamıyorum. artık o, o'nun anıları ve o'nunla olan anılarım beynimin içinde sürekli dönen sessiz bir film gibi.
devamını gör...

tam olarak romantize edildikleri an; 12 nisan günü bonni ve clayd'ında olduğu 5 suçlunun eller yukarı dışarı çıkın demesiyle başlıyor. müthiş bir çatışma çıkıyor. o sırada bonnie ve clayde kaçıyorlar. arkalarında ise banyo edilmemiş film ruloları ve aşk şiirleri bırakıyorlar. o andan itibaren gazete manşetlerini süslüyorlar.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
130 kurşun atılarak, delik deşik olmuş çaldıkları araba, sahibi tarafında küçük bir servete satılmıştır. şu an nevada'da bir kumarhanede sergilenmektedir. ''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

adli tabip, clyde'da 17 ve bonnie'de 26 giriş yarası olduğunu söyledi.
öldükleri araba şehir merkezine çekilince insanlar etrafını sararar cesetlerde hatıra almaya çalıştılar. kimisi kanlı elbiselerini, kimisi saçlarını yağmalıyordu. inanmayacaksınız belki ama barrow'un tetik parmağını kopartmaya çalışanlar bile vardı.
olaylardan sonra polis memuru prentiss oakley kanun kaçaklarına teslim olma imkanı verilmediği için pişmanlık duyduğunu ifade etmiştir.
şimdi bu aşıklar özellikle gemiyi azıya aldıktan sonra özellikle eyalet sınırlarında konaklıyor
neden?
çünkü; eyalet sınırı yasası var.
bu yasaya göre polisler görevli oldukları eyaletten, diğer eyalete geçemiyorlar. bu sebeple bizim aşıklar hep sınırlarda suç işliyorlar.
tabi sadece bonnie ve clyde değil...tüm suçlular aynı taktiği kullanıyor.
hal böyle olunca; banka soygunu, adam kaçırma gibi suçlar için ,eyalet sınırlarını geçerek yakalanabilmesine olanak sağlayan fbi kurulmuş oluyor.
devamını gör...

aldırmaaaaa deliii gönlüüüm. giden gitsin sen şarkılar söyle içinden boş ver.
uzun yolda mutlaka açarım.
buradan ...
devamını gör...

ilk sayfası - mirgün cabas ve can kozanoğlu’nun beraber storytel sponsorluğunda gerçekleştirdikleri 26 bölümlük bir podcast serisi. her bölümde seçtikleri kitabın sesli kitap sistemi üzerinden ilk sayfasını dinleyiciye sunuyor sonrasında da o kitabın yazarını programlarına konuk ediyor. en sevdiğim yazar zülfü livaneli'den pınar küre ...
devamını gör...

olmayan şey. bu iktidarın safsatasıdır. ancak velev ki doğru olsa bile olaylarda hdp’liler de kanunların çizdiği sınırlar içinde protesto hakkını kullanabilir. eğer içlerinde bozgunculuk yapan varsa protestocular bunları aralarına almamalı. ancak daha önce de dediğim gibi hem evde oturup hiç bir şey yapmayacaksınız hem de protesto edenlerin içinde terörist var diyeceksiniz. içlerine terörist girmesin istiyorsan bizzat katılacaksın protestolara yoksa susacaksın ki iktidara prim vermemiş olasın. sözüm başlığı açan yazar arkadaşa değil muhalif taklidi yapanlara. lgbtliler için yorum yapmayı kendim için zul sayıyorum. türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak cinsel yönelimlerini sapkınlık olarak değerlendiren bir bakan tarafından yönetiliyorlar. onlar hak aramasın da ben mi arayayım?
devamını gör...

köy evi;
1- duvarda, evin vefat etmiş kişisinin değerli eşyası asılıdır.(baston)
2- kuzine
3 -devamlı hayvan sesi
4- evin etrafındaki arsa (çay ve fındıklık)
devamını gör...

hatun , manita , koçum ve aslanım gibi manipüle edici laflar vs.
devamını gör...

cinsiyetçiliğe karşı olduğunu söylerken, yollu yoldaş ifadesini kullanan bir garip oluşum.

ne diyim arkadaşlar takılın.

(bkz: ahiretlik olduk seninle) *
devamını gör...

ibn haldun'a göre; deniz kenarında ya da denize yakın yerlerde yaşayan insanlar daha rahat, neşeli, kültürel etkileşime daha açık iken; denizden uzak, iç kesimlerde yaşayan insanlar ise daha muhafazakar, içine kapalı, tedbirli olur. bunun sebebini de denize ve iklime bağlar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim