zippodan çıkan çınn sesi
mahlasını her gördüğümde yaratıcılığına hayran kalmakla beraber gülümsediğim, kısa ve öz tanımlarını takip ettiğim, özgüveni tam orjinal kafadaşımız.
devamını gör...
bir kadının uğruna bir ömür harcamak
babamdir. hatta ölürken baska sehirde olan aile mezarligina bile gomulmeyi reddetmis, annemin yasadigi yere yakin bir mezarlikta gomulmeyi vasyet etmistir.
devamını gör...
sigarayı bırakmanın kolay yolu
dünyaca ünlü bir yöntem. dünyada milyonlarca insanın sigara belasından kurtulmasını sağlamıştır. kendilerinin bahsettiği gibi ( ben de buna ayrıca katılıyorum) bu hayatta sigaradan kurtulmak bir bir daha içmemek için geçerli olabilecek tek yöntemdir. yöntemin mucidi (bkz: allen carr) olmakla birlikte şuan dünyanın türkiye dahil birçok ülkesinde klinikleri ve seans, toplu seans, seminerleri mevcuttur.
yöntemin esası şuna dayanır :
sigara içmenin size hiçbir faydası yoktur. ama sigara içenleri sigaranın zararları ile korkutmanın da bir faydası yoktur. sigara içenler aptal değildir. onlar da en az sizin kadar sigaranın zararlarının farkındadırlar. "bu iş irade işidir, sigarayı bırak cebine zarar, sağlığına zarar" gibi basit telkin yöntemleri karşıdaki insanın zekasına hakaret etmekten başka bir işe yaramaz.
sigara irade ile bırakılmaz. asıl irade isteyen sigara içmeye ve 3000 farklı kanserojen maddeyi vücuda sokmaya devam etmektir. sigarayı bırakamamızın sebebi aslında neden sigara içtiğinizi bilmemenizdir. sigaraya başlamayı ne zaman seçtiniz? başta denemek istemiş olabilirsiniz ama sigaraya devam etmeyi de seçtiniz mi? peki sigara içerken " ben ömrümün sonuna kadar sigara içeceğim demeyi mi seçtiniz? muhtemelen seçmediniz. öncelikle farkına varmanız gereken şey sigara içme kontrolünün sizin elinizde olmadığıdır. sigara içmek bie uyuşturucu bağımlılığıdır ve içmek istemeseniz bile içmek zorundasınızdır.
burada sigarayı bırakırken yanıldığınız nokta sigarayı irade yöntemi ile bırakıp, sıkıntılara, strese direnmeye çalışıp bunun bir süre sonra geçeceğini ummaktır. yani özetle son sigaranızı söndürürsünüz ve içten içe bir daha içmemeyi ümid edersiniz. lakin bu yöntemin işe yarama ihtimali %2 dir. belki içten içe "belki şansım yaver gider ve ben de o %2 bin içine girmeyi başarabilirim" diye düşünüyor olabilirsiniz. size kötü bir haberim var! o %2 ilk kesim de "sürekli bir sigara içme özlemi" duyarlar ve hayatlarının geri kalanında mutlu bir içmeyen olmayı başaramazlar. allen carr yönteminin kazandırdıkları :
- size daha sigara içerken sigarayı bıraktırır ve siz daha son sigaranızı içmeden önce zaten sigarayı bırakmış olursunuz. yani son sigaranızı içip bir daha sigara içmemeyi ümid etmek yerine, zaten daha son sigaranızı içmeden işi kafada bitirmiş olursunuz.
- sigara irade ile değil mantık ile bırakılır. unutmayın hiçbir şeyden fedakarlık yapmıyorsunuz. size diğerleri gibi sigara içmenin faydasından çok zararı var demiyorum. sigara içmenin tam olarak hiçbir faydası olmadığını söylüyorum.
- bu yüzden bir şeyden fedakarlık yaptığınız yanılsaması ortadan kalkınca, yoksunluk da hissetmeyeceksiniz ve sıkıntı çekmeyeceksiz.
size bu yöntemi kabaca ve genel çerçevede özetlemeye çalıştım. unutmayın önemli olan sigarayı bırakmak değil " bir daha hiç içmemektir"
bunun olabilmesi için ise mutlu bir içmeyen, yani sigarasız hayattan zevk alan, hayatın zorlukları ile sigarasız başa çıkabilmeyi öğrenmiş bir insan olmanız gerekiyor. ama bunun da olabilmesi için sigaranın size gerçek bir zevk yada destek olmadığını anlamanız gerekiyor. yoksa ne kadar kararlı olursanız olun eninde sonunda sigara içmeye geri dönmek zorunda kalırsınız. lütfen "allen carr sigarayı bırakmanın kolay yolu" kitabını edinin veya youtube üzerinden şu videoyu izleyin.
herkese sigarasız mutlu günler dilerim !
yöntemin esası şuna dayanır :
sigara içmenin size hiçbir faydası yoktur. ama sigara içenleri sigaranın zararları ile korkutmanın da bir faydası yoktur. sigara içenler aptal değildir. onlar da en az sizin kadar sigaranın zararlarının farkındadırlar. "bu iş irade işidir, sigarayı bırak cebine zarar, sağlığına zarar" gibi basit telkin yöntemleri karşıdaki insanın zekasına hakaret etmekten başka bir işe yaramaz.
sigara irade ile bırakılmaz. asıl irade isteyen sigara içmeye ve 3000 farklı kanserojen maddeyi vücuda sokmaya devam etmektir. sigarayı bırakamamızın sebebi aslında neden sigara içtiğinizi bilmemenizdir. sigaraya başlamayı ne zaman seçtiniz? başta denemek istemiş olabilirsiniz ama sigaraya devam etmeyi de seçtiniz mi? peki sigara içerken " ben ömrümün sonuna kadar sigara içeceğim demeyi mi seçtiniz? muhtemelen seçmediniz. öncelikle farkına varmanız gereken şey sigara içme kontrolünün sizin elinizde olmadığıdır. sigara içmek bie uyuşturucu bağımlılığıdır ve içmek istemeseniz bile içmek zorundasınızdır.
burada sigarayı bırakırken yanıldığınız nokta sigarayı irade yöntemi ile bırakıp, sıkıntılara, strese direnmeye çalışıp bunun bir süre sonra geçeceğini ummaktır. yani özetle son sigaranızı söndürürsünüz ve içten içe bir daha içmemeyi ümid edersiniz. lakin bu yöntemin işe yarama ihtimali %2 dir. belki içten içe "belki şansım yaver gider ve ben de o %2 bin içine girmeyi başarabilirim" diye düşünüyor olabilirsiniz. size kötü bir haberim var! o %2 ilk kesim de "sürekli bir sigara içme özlemi" duyarlar ve hayatlarının geri kalanında mutlu bir içmeyen olmayı başaramazlar. allen carr yönteminin kazandırdıkları :
- size daha sigara içerken sigarayı bıraktırır ve siz daha son sigaranızı içmeden önce zaten sigarayı bırakmış olursunuz. yani son sigaranızı içip bir daha sigara içmemeyi ümid etmek yerine, zaten daha son sigaranızı içmeden işi kafada bitirmiş olursunuz.
- sigara irade ile değil mantık ile bırakılır. unutmayın hiçbir şeyden fedakarlık yapmıyorsunuz. size diğerleri gibi sigara içmenin faydasından çok zararı var demiyorum. sigara içmenin tam olarak hiçbir faydası olmadığını söylüyorum.
- bu yüzden bir şeyden fedakarlık yaptığınız yanılsaması ortadan kalkınca, yoksunluk da hissetmeyeceksiniz ve sıkıntı çekmeyeceksiz.
size bu yöntemi kabaca ve genel çerçevede özetlemeye çalıştım. unutmayın önemli olan sigarayı bırakmak değil " bir daha hiç içmemektir"
bunun olabilmesi için ise mutlu bir içmeyen, yani sigarasız hayattan zevk alan, hayatın zorlukları ile sigarasız başa çıkabilmeyi öğrenmiş bir insan olmanız gerekiyor. ama bunun da olabilmesi için sigaranın size gerçek bir zevk yada destek olmadığını anlamanız gerekiyor. yoksa ne kadar kararlı olursanız olun eninde sonunda sigara içmeye geri dönmek zorunda kalırsınız. lütfen "allen carr sigarayı bırakmanın kolay yolu" kitabını edinin veya youtube üzerinden şu videoyu izleyin.
herkese sigarasız mutlu günler dilerim !
devamını gör...
bts
seveni ve sevmeyeniyle birlikte popülerliği konusunda herkesin hemfikir olduğu 2013 çıkışlı koreli grup.
yanlış anlaşılmasın, sevmeyeni diyorum fakat sevmeyen insanlar bu grubun bir yanlışı olduğundan ya da 'yeteneksiz' diye düşündüklerinden dolayı sevmiyor değil. bazı bilinçsiz fan kitlelerinden dolayı ön yargılı oldukları için sevmeme hatta nefret etme durumu söz konusu. bir de başka bir koreli sanatçı da olsa her şey bts'e bağlanıyor. halbuki alakaları bile yok*
kimse kimseyi sevmek zorunda değil lakin bence hiç tanımadığın, hiçbir fikrinin olmadığı bir şeyi sevmemek kişinin kendine yaptığı büyük kötülük.
ön yargıları yıkmaya çalışmayacağım çünkü zaten nefret eden kişilerin bu yazıyı okuyacağını pek düşünmüyorum fakat bildiklerimi aktarmak istiyorum.
bts'in korece ismi 방탄소년단 (bangtan sonyeondan) ve 7 kişiden oluşmakta. kim namjoon, kim seok-jin, min yoongi, jung hoseok, park jimin, kim taehyung ve jeon jungkook. üyeler hakkında ayrıntılı bilgi için başlıklara tıklayabilirsiniz.
güney kore'de şöyle bir eğlence sektörü var; kusursuz insan modeli çizen idoller ve onları takip eden fanları ve antileri. idollerin sevgilisi olamaz, acı çekemez, üzülemez, kızgın hissedemez. her zaman mutlu olmalıdırlar. hasta mısın? hayır değilsin, o performansa çıkacaksın. istediğin yemeği yiyemezsin çünkü kilona dikkat etmelisin. yaşlanamazsın, yaşlanırsan peşinden gelen gençler tahtını sallar. güzel olmak zorundasın fakat eğer olur da estetik yaptırırsan eleştiri alırsın. çirkinsen eleştirilirsin. güzelsen de eleştirilirsin çünkü 'abartıldığın kadar güzel olmadığını' söylerler. tüm bunların yanında yetenekli olmak zorundasındır, eğer sahnede bir şey ters giderse ve sesin kayarsa vah haline.
işte böyle bir atmosferin olduğu sektörde çıkış yapıyor bts. idol grupları şirketlere bağlıdır ve bts henüz bu kadar popüler değilken kore'de idollerin girmek için can attığı 3 şirket vardı (sm, yg, jyp). bunlara giremezsen popüler olman zordu. bu 3 şirketten birinde değilsen belki de insan yerine bile koyulmazdın. bts ise başka bir şirkette, bighit entertainment'da çıkış yaptı ve zamanında programlardan kendi partları editlenerek çıkarıldı, yaptıkları iş sırf bilinen bir şirkette olmadıkları için alaya alındı. fakat bir şeylerin değişmesi gerekiyordu. bu saçma standartlar idollerin asıl yeteneklerini göstermelerine engel oluyordu.
bts yaptığı şarkıların çoğunu kendi yazan ve şarkılarında muhakkak bir mesaj barındıran veya sosyal sorunlara değinen bir grup. anlamsız bir şarkısına denk gelmek imkansız. şarkılarını yaparken psikoloji, mitoloji, felsefe gibi alanlardan sıklıkla yararlanır, okudukları kitapları [demian, sineklerin tanrısı, vb.] ve izledikleri filmleri [black swan, the boy in the striped pyjamas, vb.] şarkılarında kullanır ve zaten bu eserleri bilenlerin mesajı direkt almalarını sağlarken bilmeyenlere ise bu eserleri dolaylı yoldan da olsa aktarırlar.
kesinlikle ülkesini yansıtan ve nereden geldiklerini unutmayan bir gruptur. ülkelerinde sewol feribot faciası yaşandığında spring day şarkısını yazacak kadar düşünceli, her yıl birçok yere bağış yapacak kadar (çoğu zaman isimsiz bağış yapıyorlar) yardımsever kişiliklerdir.
psikoloji alanından yararlandıkları şarkıları: inner child, serendipity, the last enfestir.
mitoloji diyordun o nerde derseniz: blood sweat and tears, dionysus.
tüm bu güzel şeylere rağmen belirtmekte fayda var, bu sektörde çok iki yüzlü, personellere ve görevlilere kötü davranışlarda bulunan, geçmişinde zorbalık olayları olan idoller de var. fakat bu kişilerin bts ile anılması büyük haksızlık. çok popüler olunca ne yazık ki saçma sapan, hiçbir alakan olmayan şeylerden kurtulamayabiliyorsun. umarım bu kişiliklerle bts hiçbir zaman karıştırılmaz ve yaptıkları eserler büyük bir titizlikle dinlenir, izlenir, incelenir.
yanlış anlaşılmasın, sevmeyeni diyorum fakat sevmeyen insanlar bu grubun bir yanlışı olduğundan ya da 'yeteneksiz' diye düşündüklerinden dolayı sevmiyor değil. bazı bilinçsiz fan kitlelerinden dolayı ön yargılı oldukları için sevmeme hatta nefret etme durumu söz konusu. bir de başka bir koreli sanatçı da olsa her şey bts'e bağlanıyor. halbuki alakaları bile yok*
kimse kimseyi sevmek zorunda değil lakin bence hiç tanımadığın, hiçbir fikrinin olmadığı bir şeyi sevmemek kişinin kendine yaptığı büyük kötülük.
ön yargıları yıkmaya çalışmayacağım çünkü zaten nefret eden kişilerin bu yazıyı okuyacağını pek düşünmüyorum fakat bildiklerimi aktarmak istiyorum.
bts'in korece ismi 방탄소년단 (bangtan sonyeondan) ve 7 kişiden oluşmakta. kim namjoon, kim seok-jin, min yoongi, jung hoseok, park jimin, kim taehyung ve jeon jungkook. üyeler hakkında ayrıntılı bilgi için başlıklara tıklayabilirsiniz.
güney kore'de şöyle bir eğlence sektörü var; kusursuz insan modeli çizen idoller ve onları takip eden fanları ve antileri. idollerin sevgilisi olamaz, acı çekemez, üzülemez, kızgın hissedemez. her zaman mutlu olmalıdırlar. hasta mısın? hayır değilsin, o performansa çıkacaksın. istediğin yemeği yiyemezsin çünkü kilona dikkat etmelisin. yaşlanamazsın, yaşlanırsan peşinden gelen gençler tahtını sallar. güzel olmak zorundasın fakat eğer olur da estetik yaptırırsan eleştiri alırsın. çirkinsen eleştirilirsin. güzelsen de eleştirilirsin çünkü 'abartıldığın kadar güzel olmadığını' söylerler. tüm bunların yanında yetenekli olmak zorundasındır, eğer sahnede bir şey ters giderse ve sesin kayarsa vah haline.
işte böyle bir atmosferin olduğu sektörde çıkış yapıyor bts. idol grupları şirketlere bağlıdır ve bts henüz bu kadar popüler değilken kore'de idollerin girmek için can attığı 3 şirket vardı (sm, yg, jyp). bunlara giremezsen popüler olman zordu. bu 3 şirketten birinde değilsen belki de insan yerine bile koyulmazdın. bts ise başka bir şirkette, bighit entertainment'da çıkış yaptı ve zamanında programlardan kendi partları editlenerek çıkarıldı, yaptıkları iş sırf bilinen bir şirkette olmadıkları için alaya alındı. fakat bir şeylerin değişmesi gerekiyordu. bu saçma standartlar idollerin asıl yeteneklerini göstermelerine engel oluyordu.
bts yaptığı şarkıların çoğunu kendi yazan ve şarkılarında muhakkak bir mesaj barındıran veya sosyal sorunlara değinen bir grup. anlamsız bir şarkısına denk gelmek imkansız. şarkılarını yaparken psikoloji, mitoloji, felsefe gibi alanlardan sıklıkla yararlanır, okudukları kitapları [demian, sineklerin tanrısı, vb.] ve izledikleri filmleri [black swan, the boy in the striped pyjamas, vb.] şarkılarında kullanır ve zaten bu eserleri bilenlerin mesajı direkt almalarını sağlarken bilmeyenlere ise bu eserleri dolaylı yoldan da olsa aktarırlar.
kesinlikle ülkesini yansıtan ve nereden geldiklerini unutmayan bir gruptur. ülkelerinde sewol feribot faciası yaşandığında spring day şarkısını yazacak kadar düşünceli, her yıl birçok yere bağış yapacak kadar (çoğu zaman isimsiz bağış yapıyorlar) yardımsever kişiliklerdir.
psikoloji alanından yararlandıkları şarkıları: inner child, serendipity, the last enfestir.
mitoloji diyordun o nerde derseniz: blood sweat and tears, dionysus.
tüm bu güzel şeylere rağmen belirtmekte fayda var, bu sektörde çok iki yüzlü, personellere ve görevlilere kötü davranışlarda bulunan, geçmişinde zorbalık olayları olan idoller de var. fakat bu kişilerin bts ile anılması büyük haksızlık. çok popüler olunca ne yazık ki saçma sapan, hiçbir alakan olmayan şeylerden kurtulamayabiliyorsun. umarım bu kişiliklerle bts hiçbir zaman karıştırılmaz ve yaptıkları eserler büyük bir titizlikle dinlenir, izlenir, incelenir.
devamını gör...
şükret diyen adama küfür etmek
şükür etmek ya da etmemek insanın kendisiyle ilgilidir. kalenderliğin, şükür etmenin de fakirlik seviciliğine dönüşmüş olması medyadaki pohpohlamanın sonucu. geçen de bir adam "fakir de olacak tabii, biz fakir olacağız ki onlar zengin olsun" minvalinden bir şeyler söylemişti. hutbeler, fetvalar işe yaramış demek ki adam fakirliğini son derece normal, kaderi görüyordu. şükür etmek, elindekinin kıymetini bilmekle, farkına varmakla ilgili. senin olanlar için teşekkür edersin de senin elinde bir şey yok, senin bir şeyin yok, senin yarını çıkaracak halin yok. kime, neyi, nasıl anlatacaksın. taa gaz ve toz bulutundan başlamak lazım. bilemiyorum altan, zor, çok zor.
devamını gör...
bim'e gelmesi istenilen ürünler
mıknatıslı cam silme aleti var bir tane. camın dış yüzeyini de silmek için. bime gelse yok satar.
devamını gör...
lise koridorundaki kalorifer
kütüphanedeki kaloriferi hepsine tercih ederim. teneffüslerde git oraya aç ansiklopediyi oku uzun uzun. eski günler özleniyor..
devamını gör...
dizilerden öğrenilen güzel şarkılar
the clash-london calling/ the boys
fakat böyle efsane bir grup ve müthiş bir parçayı bu denli geç öğrenmekten dolayı biraz canım sıkılmakta.
fakat böyle efsane bir grup ve müthiş bir parçayı bu denli geç öğrenmekten dolayı biraz canım sıkılmakta.
devamını gör...
küçük bir zebellah
sevdikleriyle birlikte nice güzel yıllar dilediğim yazar.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük. bugün hava istanbul'da kapalı. mükemmel. bir de şey.. hayatın anlamı herkes için farklıdır ya hani. işte ben o anlamı bulamadan ölürsem hiç var olmamış olacağım. içimi acıttı bu düşünce birden. öyle yazayım dedim ben de. neyse ben kır pidemi yemeye devam ediyorum. yanına da tavşan kanı çay.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
chandler and monica!
chandler and moonica!!
oh my eyes my eyes!!!!!!!
chandler and moonica!!
oh my eyes my eyes!!!!!!!
devamını gör...
chimera (yazar)
kimera ;yunan mitolojisinde tek bir vücutta çeşitli canlıların kimi uzuvlarına sahip, ağzından ateş püskürten yaratık. genellikle yaratığın bir başı aslan, bir başı keçi, gövdesi aslan ve kuyruğu yılan olarak tasvir edilir.
farklı genlerin transkripsiyonları sonucu oluşan eksonların birleşmesiyle oluşan chimeric rna'ya ismini verir.
ayrıca uzun süre eski hesaplarımda kullandığım nickim di.
farklı genlerin transkripsiyonları sonucu oluşan eksonların birleşmesiyle oluşan chimeric rna'ya ismini verir.
ayrıca uzun süre eski hesaplarımda kullandığım nickim di.
devamını gör...
bearwithtear
gerçekten de takip edilmesi gereken bir yazardır. ben kendisini severek ve ilgiyle takip ediyorum. güzel tanımları daim olsun, hep var olsun. teşekkürler efeeeem.*
devamını gör...
kedinizin hastalanması
kedi için zor sahibi için çok daha zor olan bir durumdur.
kedimi henüz yavruyken dayıma vermiştim. kuş uğruna 4. kattan düşmüş iç kanama geçirmişti. veteriner hekimimiz demişti ki iç kanama yerine keşke kolu falan kırılsaydı. neyse iyileştikten birkaç ay sonra yengem kendi ülkesine dayım da işine dönmek zorunda olduğundan kedi bana geldi. bendeyken de 5. kattan düştü kolu kırıldı çocuğumun. ilk gece kolundan alçıyı çıkardı. ertesi gün yine narkoz alçı derken 1 ayın sonunda yamuk kaynamış.
o 1 ay o kadar zor geçti ki. acıkıyor, çişi geliyor, beni gördüğü yerde miyavlıyor, öyle melül melül bakıyor. yeni doğmuş bebek gibiydi.
kuşlardan vazgeçti mi? hayır. atlamamayı öğrendi.
kedimi henüz yavruyken dayıma vermiştim. kuş uğruna 4. kattan düşmüş iç kanama geçirmişti. veteriner hekimimiz demişti ki iç kanama yerine keşke kolu falan kırılsaydı. neyse iyileştikten birkaç ay sonra yengem kendi ülkesine dayım da işine dönmek zorunda olduğundan kedi bana geldi. bendeyken de 5. kattan düştü kolu kırıldı çocuğumun. ilk gece kolundan alçıyı çıkardı. ertesi gün yine narkoz alçı derken 1 ayın sonunda yamuk kaynamış.
o 1 ay o kadar zor geçti ki. acıkıyor, çişi geliyor, beni gördüğü yerde miyavlıyor, öyle melül melül bakıyor. yeni doğmuş bebek gibiydi.
kuşlardan vazgeçti mi? hayır. atlamamayı öğrendi.
devamını gör...
almanya'da evsizler için kurulan uyku kapsülleri
bize olsa çalıp parçalayıp içindeki metalleri hurdacıya satarlar. direğin tepesinden geçen bakır elektrik kablolarını bile çalan adamlar buna neler yapmaz allasen. bizim insanımızda genel olarak bir çıkarcılık ve ahlak sorunu var.
devamını gör...
ayçiçek yağının 0,5 lt'lik ambalajda satılmaya başlandığı yeni türkiye
yok canım ne alakası var, biz bunu bekarlar için tasarladık diyeceklerdir.
devamını gör...
annenin sakladığı bir şeyin bulunabilme ihtimali
sıfır. bulunamıyor. sadece bizim tarafımızdan da değil, kendi de bulamıyor. saklamasına gerek yok, bir yere koysun yeter, unutuyor. * ve bu huy ben de var maalesef.
devamını gör...

