orada olmak üzere birazdan evden çıkıp, yola koyulacağım zirvedir. son anda görüp gelmek isteyenler olabilir belkim diye düşünüldüğünden, bi uplayayım başlığı dedim.
devamını gör...

erkek yazar karizmatik,kibar,kültürlü ve yakışıklıysa aylarca sürer.
devamını gör...

topkek'in şahı, kralı ve ilk göz ağrısı meyveli olanı, ikinci sıradaki de kakaolu olanı. yokluğunda portakallı olanla idare edilebilir. yine de üstü kakaolu ve muzlu popkek kadar da ağır değildir.
devamını gör...

tabi olm manyak mısın?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çizmek "seni seviyorum" demekten daha kolaydı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
samsung galaxy note 5/sketchbook
devamını gör...

jack kerouac ve william s. burroughs kitabıdır.

1944 yılında bir cinayet işlenir ve bu cinayetin sorumlusu olan genç adamla birlikte olayı örtbas etmekle suçlanan iki adam daha tutuklanır. bu iki adamdan biri beat kuşağının kutsal kitabı sayabileceğimiz “yolda”nın yazarıjack kerouac diğeri ise jack’in yakın arkadaşı ve “naked lunch”ın yazarı olan william s. burroughs’tur.

bu ikili yıllar sonra bu olaydan esinlenerek bir roman yazmaya karar verirler ve ve hipopotamlar tanklarında haşlandılar romanını ortaklaşa yazarlar, roman yazıldıktan yarım asır sonra yayımlanabilir. ama aslında bu roman beat kuşağının ayak sesleridir. romanı ortaklaşa yazma hadisesi oldukça keyifli bir seyahat olacak okurlar için zira jack’in bıraktığı yerden sözü william alacak ve her ikisinin bakış açısından cinayet öncesini ve sonrasını okuyabileceksiniz. cinayet kadar dönemin kayıp gençliğini de anlatan romanda phil – katil- çok ilginç tespitleri olan entellektüel bir gençtir.

tıpkı grubun diğer elemanları gibi, ama bu grubun entelektüel olmalarının yanısıra diğer özellikleri de ziyadesiyle baskındır. örneğin; alkol, esrar, eşcinsellik, biseksüellik, hırsızlık… beat kuşağının bize layıkıyla anlattığı her şey. phil’in şu tespiti ise tekrar okunmaya değer bir noktaya dokunmaktadır;


herkes sanatçı olmalı. mutlak toplum tam bir sanatçı toplumu olmalıdır. sanatçı vatandaşlarıdan her biri ruhsal çemberini tamamlamalıdır. insanın ruhsal yaşamının çemberini kast ediyorum. deneyim çemberini sanatsal anlamda ve sanat yoluyla tamamlarsınız ve topluma bireysel yaratıcı katkınız budur. mutlak toplum öncesindeki sanatçılar, mutlak sanatçı vatandaşın çağdaş modelleridirler. sanırım sanatçı insanların sayısı arttıkça mutlak sanatçı topluma giderek daha çok yaklaşılır. yeni vizyonu sadece sanatçılar bulabilir.”


bu tespitlerin sahibi olan kişi küçük bir baltayla bir adamın kafasını yarıp onu yedinci kattan aşağı atan adamla aynı kişidir.
jack kerouac ve william s. burroughs o dönem henüz ünlenmemiş oldukları için bu romanı yayımlatmayı başaramazlar. kerouac kitap için;

“gayet varouşçuydu., dönemin egemen odu buydu, ama varoluşçuluk henüz amerika’da yaygınlaşmamıştı. kitabın maddi getirisi olmazdı.” diyor.

ancak kitap 2005 yılında yayınlandıktan sonra artık herkesin bu kitaba hazır olduğu görüldü.

kitabın isminin geldiği yer ise çok ilginç ama bunu size söylemek istemiyorum.
william saroyander ki; her şeyin bir zamanı vardır, cinayetin bile” (ben jack’in yalancısıyım)
devamını gör...

herkesin kendi yoğurmak istediği bi hamur.
izin verilmeyince de aynı şeyleri tekrarlamak, devrimci görünmek gibi davranışlar gözlemliyoruz.
herkes kuralları kendisine göre esnetmek istiyor, ''ben orada küfür ettim ama sorun neden?'' gibi.

bu sorunları adam akıllı tartışmak yerine, başkalarına ''meriç'', moderasyona ''diktatör'' yakıştırması yapıp haksız duruma düşüyor bazıları.
zamanında ben de çokça kez eleştirdim, çok saçma başlıklar açtım ama hiçbir zaman tanımım sansüre uğramadı.
çünkü yazmam gereken formatı, kullanmam gereken üslubu biliyorum.

tamam, fikrini ifade ettin, belki de çok haklısın ama böyle ''küstüm gidiyorum!'' tavırları hoş mu?
aynı tanımı on başlık altına kopyalayınca eline ne geçecek sanıyorsun ki?
toplanın, gidiyoruz!
e tamam da nereye?

bir platformda sakince eleştirilmesi gereken onlarca durum varken küsüp terketmek burayı uludağ sözlük'e benzetir, lütfen sakin kalın.
henüz üç aylık bi platformdasınız, ayak uydurmanız herkes için en faydalı olan şey.

elinden geleni yap, vicdanını rahat edecek tarzda tanımını gir, format delen bir yazar varsa da şikayet et, bu kadar.
şikayette bulunduğum ve geri dönüş almadığım bir tanım, yazar yok.
neyi şikayet edeceğimi de biliyorum çünkü.

çözüm önerileri sunun, pasif agresif tanımlar girmeyin artık.
her gün bir başka yazar bu söylemlerde bulunuyor, anlayamıyorum artık.

ek: sorun, yazarların hamur yoğurma isteği değil, hamura su katan arkadaşları banlamayan arkadaşlardaymış.
bu tanımı giren şahıs bile küsüp gitti bu diyarlardan, öyle de fikirler değişken yani.
devamını gör...

bir cumartesi gece yarısı için en muazzam freddy mercury şarkılarını ardı ardına çalan radyodur. playlistle, sevgili makinist'in yayının ardından bu geceyi arşa çıkarıyor.
devamını gör...

hayvanlar dil, din ve ırk ayrımı yapmazlar.
devamını gör...

tam bir çiledir.
sen aptal, karşındaki senden aptal.
gereksiz alınganlıklar, anlık yükselmeler.
inişler çıkışlar.
yorar da yorar.
devamını gör...

ya sevduğunu alacasun
ya alduğuni sevecesun
.
bizim oralardan her türlü sevmeye dair atasözümüz. *
devamını gör...

bir ilkokul öğretmeninin öğrencilere ırkçılığı anlatabilmek için düzenlediği bir deneydir. lowa kasabasında öğretmenlik yapan jane elliot, 1968 yılının şubat ayında derste, dünya genelinde ırkçılığa karşı savaş vermiş martin luther king’i anlatmıştı. 4 nisan 1968 günü martin luther king aldığı otelin balkonunda silahla vurularak öldürülür. ertesi gün okula gittiğinde derste öğrencisi steven armsrong ”o kralı neden vurdular?’‘ diye sorar. jane elliot ''bunu anlatmamı istiyor musunuz'' diye sorar ve tüm sınıf da evet diye bağırır.

jane elliot, öncelikle sınıfına martin luther’in ırkçılık sebebiyle öldürüldüğünden bahsetti. ardından ırkçılığı benimsetmek için deneye başlamıştır. tüm sınıf beyaz tenli olduğu için onları göz renklerine göre ayırmaya karar verir. nazilerde mavi gözlüler üstün ırkı, kahverengi gözlüler ise yok edilmesi gerekenleri temsil ediyordu ve ölümleri göz renklerine göre karar veriliyordu. o da burdan yola çıkarak ırkçılığın göz rengine göre karar verildiğini anlatır.

deneyin ilk gününde elliot, sayıları az olan mavi gözlü öğrencileri diğerlerinden ayrılmak için onların koluna kahverengi bir kuşak bağladı ve onları sınıftaki ön sıralara oturttu. mavi gözlü öğrencilerin üstünlüğünün daha iyi anlaşılması için öğrencilerine mavi gözlülerin öğlende daha fazla yemek yiyebileceklerini, teneffüsü daha uzun yapabileceklerini, açılan orman spor salonuna girebileceklerini, onların daha temiz olduğunu söyledi. mavi göz rengine sahip çocuklar daha ilk günden havaya girmiş ve kendilerinin üstün oldukları düşüncesiyle diğer arkadaşlarından uzak durmaya başlamışlardı. günün sonunda öğrencilere bir sınav yaptı ve mavi gözlü öğrenciler daha yüksek notlar aldılar. mavi gözlülerin daha zeki olduğunu söyledi ama asıl önemli nokta özgüvendi.

diğer gün derse gelen öğretmen öğrencilere bir açıklama yapacağını söyledi. onlardan özür dileyerek bir hata yaptığını asıl üstün ırkın kahverengi gözlüler olduğunu söyledi. mavi gözlü çocukların kolundaki kuşakları topladı ve kuşakları kahverengi gözlü çocukların koluna bağladı. artık ayrıcaklı olanlar kahverengi gözlü öğrencilerdi.

jane elliot, cuma günü yaptığı deneyin ilk aşamasında mavi gözlü öğrenciler diğer arkadaşlarına karşı sert davranışlar gösterirken, deneyin ikinci kısmında kahverengi gözlü öğrencilerin mavi gözlü öğrencilere çok sert davranışlar göstermediğini gözlemledi. çünkü kahverengi gözlü çocuklar bu ayrımın ne kadar kötü hissettirdiğini biliyorlardı.

aynı gün jane elliot, öğrencilere bunun bir deney olduğunu açıkladı. göz renginin bir üstünlük olmadığını, üstünlük taslamanın ve ayrımcılık yapmanın ırkçılığın ta kendisi olduğunu öğrencilerine açıkladı ve öğrencilerinden birbirlerine sarılmalarını istedi. ardından sınıftan bu deney hakkında yazı yazmalarını istedi ve yazılan yazıları martin luther king’in eşine gönderdi.

bu deney, okul içerisinde kalmayıp gazete ve televizyonlarda yayınlandı. jane elliot bu deneyle bir çok ödül aldı. 1970 yılında ”bölünmüş sınıf deneyi” ardından 1996 yılında ”mavi gözler” adında bir başka belgesel filmi çekildi. ardından elliot, 2016 yılında bbc’nin ”dünyayı geliştiren 100 kadın” isimli listesine eklendi.
devamını gör...

26 yıllık üst düzey yönetici bir bankacının işten atılmasına sebep olmuş cümledir.

ünlü ispanyol dizisi la casa de papel dizisinden esinlenerek sosyal medya da gördüğü “la kasa da para yok” görselini whatsapp durumunda paylaşan, bir kamu bankasında 26 yıldır üst düzey yönetici olarak çalışan hakan dağlı'nın iş akdi “türkiye cumhuriyeti ekonomisi ve yönetimini küçük düşürücü, rencide edici paylaşımda bulunduğu” gerekçesiyle feshedildi.

dağlı, yaşananları sözcü'ye anlattı. istanbul'un çeşitli ilçelerindeki bankalarda şube müdürlüğü yaptığını belirten dağlı,
“son olarak esentepe kurumsal şube'de görev yaparken iş akdim feshedildi. bir caps paylaştığımdan dolayı tazminatlarım ödenmek suretiyle iş akdim feshedildi. görev yaptığım süre içerisinde gereksiz yere yetki unvan indirimleri aldım. mesela bölge müdürlüğünden 11 kademe aşağı indirilerek 5. sınıf bir şube müdürlüğüne atandım. daha sonra 6 ay açığa alındım. gerekçe ise alkol kullanmam, ramazanda sigara içmemdi. en sonunda iş akdim feshedildi. üstelik sadece kendi arkadaş grubumda paylaştım. 26 yıllık emek var. insan inanamıyor” diye konuştu.

haber kaynağı
devamını gör...

uçan süpürge, uçan halı, kanatlı at, insan taşıyabilen kuşlar örnek olarak verilebilir. bunların hepsinin hava ulaşımı sağlaması ilginçtir. demekki eski insanların en büyük özlemlerinden birisi uçmakmış.
devamını gör...

küçük masa vardı da biz mi oturmadık ?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

devlet neden babadır?

çünkü tabiat anadır…

bu yüzdendir ki; tüm devletler tabiatın ırzına geçmektedir.

söyleyeceklerim bu kadar…
devamını gör...

başlık sahibinin bu kızlarla bir husumeti var herhalde dedirten başlıktır.
devamını gör...

bu ülkede yeteri kadar değeri bilinmeyen,muazzam bir devlet adamı aynı zamanda muazzam bir lider olmasına rağmen bu ülkenin soysuzlarının,yolsuzlarının eleştirmeye daha doğrusu hakaret etmeye doyamadığı mükkemmel insan. ışıklar içinde uyu gazi paşam.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim