kalbe dokunan şarkı sözleri
...küsmenin ne faydası var, solup gidiyor bahar
güzelinden biriktir, öldüm derken diriltir
seven elbet sevilir, nefret işte nefret kadar...
adamlar - sarılırım birine
güzelinden biriktir, öldüm derken diriltir
seven elbet sevilir, nefret işte nefret kadar...
adamlar - sarılırım birine
devamını gör...
moderatör olmak istemek
moderatörlük hassas kalpler için cehennemdir.*
devamını gör...
en garibinize giden turşu çeşidi
yumurtadan turşu mu olur demeyin, oluyormuş. ben denemek istemedim ama deneyenler çok beğendi. yumurtadan turşu mu olur?
devamını gör...
uzaylılar müslüman mı sorusu
(bkz: tabii lan manyak mısın)
devamını gör...
sözlükteki birinden etkilenmek
aynı betimi girmek. veyahut aynı düşüncede olan yazarlarla uzun uzun konuşmak. hem iyi geliyor. hem iyi hissettiriyor.
devamını gör...
ülkenin en önemli üç sorunu
işsizlik, enflasyon, mülteciler.
devamını gör...
ziya gökalp
atatürk tarafından "fikrimin babası" olarak anılmıştır. türkiye'de halkbiliminin kurucusu olarak bilinir.
"herder’den ödünç alınan 'halka doğru' prensibi ile görüşlerini formüle eder ve 'türkçü' düşünce sistemine yerleştirir. gökalp bu prensibin mahiyetini anlatmak ve buna dayalı çalışmaları geniş kitlelere ulaştırmak için arkadaşlarıyla birlikte, 'halka doğru' adı ile bir dergi çıkarırlar. bu dergi türkçülük açısından olduğu kadar türk halkbilimi çalışmaları bakımından da ehemmiyetlidir. çünkü 'folklor' dan söz eden ilk yazı yine gökalp tarafından bu dergide yazılmıştır. ziya gökalp 'halka doğru' dergisinin 23 temmuz 1913 tarihli sayısında yayımladığı 'halk medeniyeti-ı, başlangıç' adlı çalışmasında, "her kavmin iki medeniyeti var: resmi medeniyet, halk medeniyeti, o hâlde kavimlerin medeniyetlerinden bahseden bir ilim olan 'içtimaiyatın' (sosyoloji) halk medeniyetini tetkik eden bir şubesi olmak gerek. işte kaideleri yazılı olmayan ve ancak ağızdan ağıza geçmek suretiyle bir soyda uzayıp giden bu ananevi medeniyeti mütalâa eden ilme “halkiyat” adı verilir.” diyerek folkloru tanımlar ve folklor terimi karşılığı “halkiyat”ı kullanır.".
sonuç olarak mehmet ziya gökalp'in türk milleti için yaptığı deha çapında birçok çalışması vardır.
kaynak:
www.turkyurdu.com.tr/yazar-...
"herder’den ödünç alınan 'halka doğru' prensibi ile görüşlerini formüle eder ve 'türkçü' düşünce sistemine yerleştirir. gökalp bu prensibin mahiyetini anlatmak ve buna dayalı çalışmaları geniş kitlelere ulaştırmak için arkadaşlarıyla birlikte, 'halka doğru' adı ile bir dergi çıkarırlar. bu dergi türkçülük açısından olduğu kadar türk halkbilimi çalışmaları bakımından da ehemmiyetlidir. çünkü 'folklor' dan söz eden ilk yazı yine gökalp tarafından bu dergide yazılmıştır. ziya gökalp 'halka doğru' dergisinin 23 temmuz 1913 tarihli sayısında yayımladığı 'halk medeniyeti-ı, başlangıç' adlı çalışmasında, "her kavmin iki medeniyeti var: resmi medeniyet, halk medeniyeti, o hâlde kavimlerin medeniyetlerinden bahseden bir ilim olan 'içtimaiyatın' (sosyoloji) halk medeniyetini tetkik eden bir şubesi olmak gerek. işte kaideleri yazılı olmayan ve ancak ağızdan ağıza geçmek suretiyle bir soyda uzayıp giden bu ananevi medeniyeti mütalâa eden ilme “halkiyat” adı verilir.” diyerek folkloru tanımlar ve folklor terimi karşılığı “halkiyat”ı kullanır.".
sonuç olarak mehmet ziya gökalp'in türk milleti için yaptığı deha çapında birçok çalışması vardır.
kaynak:
www.turkyurdu.com.tr/yazar-...
devamını gör...
allah'ın hiç nasıl gidiyor var mı bir sıkıntın diye sormaması
şu yaşıma geldim yaratıcı sıfatıyla bir kez bile halimi hatırımı sormadi. bir eksiğim gedigim, ihtiyacım var mı merak etmedi. oğlum niye bütün gün sözlükte sürtüyon, çık dolaş, biraz hava al demedi. aynı babam. teessüf ediyorum kendisine. kırgınım.
devamını gör...
tarih
benim için ekmek kavgasıdır. okuduğum bölüm ve branşım hakkında neler yazıldığını merak ettiğim için geldim. her yer de olduğu gibi burada da okuyanın işsiz kaldığı fakat gerekli olduğu gibi standart şeyler yazılmış. ben bu bölümü dört yıl boyunca saçlarımı beyazlatarak okudum. karşılığında bir özel okulda çalışıyorum,atanamadım. evet oldukça fazla yoruluyorum ancak şunu söylemem gerekir ki ben 5 yıllık öğretmenlik hayatımda tarih bölümü okuduğum için asla pişman olmadım. insan sevdiği işi yapmalı bence. seversen parada kazandırır,mutlu da eder. şu dünyaya bir daha gelsem yine tarih bölümünü okur, yine öğretmen olurdum.
devamını gör...
güle yel değdi
hasret gültekin'in 20 yaşında yazdığı türkü. en güzelini de kendisi çaldı söyledi. susturdular kuzumu alevler içinde madımak'ta.
bizim kıvırcık oğlan da gıptayla, saygıyla girecekleri aralığı bekleyen 3 ustanın gözleri önünde...
edit: video kullanılmıyor'a aldırmayın basın youtube'da izleyine.
bizim kıvırcık oğlan da gıptayla, saygıyla girecekleri aralığı bekleyen 3 ustanın gözleri önünde...
edit: video kullanılmıyor'a aldırmayın basın youtube'da izleyine.
devamını gör...
dıştan yanmalı motor
sisteminde ki akışkanı yakıtın yanması ile ısıtarak ısı enerjisini mekanik enerjiye dönüşmesini sağlayan motorlardır.
buhar makinesi ve stirling motoru dıştan yanmalı motorlara örnektir.
buhar makinesi ve stirling motoru dıştan yanmalı motorlara örnektir.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
öncelikle başarılar diliyorum. merakla bekliyor olacağım bu yayını.
ama dikkatimi çekti, yanılıyor isem düzeltsinler beni ama, #464143 bu başlık dün sol fram'e sabitlendi, en başa tutturuldu.
bu başlık neden sabitlenmedi acaba? kafamda deli sorular.
edit: yayın başlayınca sabitleniyor cevabını aldım. uygulama apartman boşluğu yayınından sonra başlamış lakin, bir nevi beta muamelesine maruz kalmışız, haberimiz yokmuş.*
edit 2: yayın başlayınca sabitliyoruz denmişti, fakat halen sabitlenmedi. demek ki çifte standart mevcut. peki özel olarak ulaşır ve söyler misiniz, standartları karşılamak için ne yapmamız gerekiyor? oyunu kuralına göre oynayalım bari.
ama dikkatimi çekti, yanılıyor isem düzeltsinler beni ama, #464143 bu başlık dün sol fram'e sabitlendi, en başa tutturuldu.
bu başlık neden sabitlenmedi acaba? kafamda deli sorular.
edit: yayın başlayınca sabitleniyor cevabını aldım. uygulama apartman boşluğu yayınından sonra başlamış lakin, bir nevi beta muamelesine maruz kalmışız, haberimiz yokmuş.*
edit 2: yayın başlayınca sabitliyoruz denmişti, fakat halen sabitlenmedi. demek ki çifte standart mevcut. peki özel olarak ulaşır ve söyler misiniz, standartları karşılamak için ne yapmamız gerekiyor? oyunu kuralına göre oynayalım bari.
devamını gör...
ezgi mola'ya destek verenlere suç duyurusu
yok canım daha neler! ülkemiz 1 nisan şakası gibi... musa orhan, tecavüzcünün teki dışarıda gezecek, buna tepki verenler de hapise girecek öyle mi? şaka gibi.
muhtemelen hapise girmezler tabii ki ama tecavüzcüye tepki verene destek çıkanlara dava açılmış olması bile insana utanç vermeye yetiyor. yazıklar olsun!
muhtemelen hapise girmezler tabii ki ama tecavüzcüye tepki verene destek çıkanlara dava açılmış olması bile insana utanç vermeye yetiyor. yazıklar olsun!
devamını gör...
lobola
güney afrika cumhuriyeti'nde, siyahların uyguladığı, başlık parası geleneğidir.
erkek evlenecegi kadının babasına inek veriyordu, tabi artık inek değil, ineğin parası veriliyor.
kadının güzelliği, okumuş olması ve mesleği lobola'nın fiyatında etki yapıyor. beyaz bir sporcu, televizyonda program yapan bir siyah kadınla evlenmiş ve epey lobola vermişti.
siyahlarda evlenme kısıtlaması olmadığı için, eğer paran varsa istediğin kadar kadınla evlenebilirsin. eski cumhurbaşkanı zuma'nın yedi karısı vardı.
erkek evlenecegi kadının babasına inek veriyordu, tabi artık inek değil, ineğin parası veriliyor.
kadının güzelliği, okumuş olması ve mesleği lobola'nın fiyatında etki yapıyor. beyaz bir sporcu, televizyonda program yapan bir siyah kadınla evlenmiş ve epey lobola vermişti.
siyahlarda evlenme kısıtlaması olmadığı için, eğer paran varsa istediğin kadar kadınla evlenebilirsin. eski cumhurbaşkanı zuma'nın yedi karısı vardı.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
rick and morty
çift dediğimiz sadece aşıklar değildir. bir dede ile torun da bir çifttir. rick ne kadar azarlasa eziklesede morty'ye karşı beslediği büyük bir sevgi var. morty ise dedesine büyük bir hayranlık duyuyor. ne derse yapıyor, can kulağıyla dinliyor. beraber çok güzel eğleniyorlarda.
hey morty. hey mooorrty. ı'm pickle riiiiick!
çift dediğimiz sadece aşıklar değildir. bir dede ile torun da bir çifttir. rick ne kadar azarlasa eziklesede morty'ye karşı beslediği büyük bir sevgi var. morty ise dedesine büyük bir hayranlık duyuyor. ne derse yapıyor, can kulağıyla dinliyor. beraber çok güzel eğleniyorlarda.
hey morty. hey mooorrty. ı'm pickle riiiiick!
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaşları
bugün itibariyle 36’ya veda ediyorum.*
devamını gör...
şeker veya glikoz fruktoz şurubu
çoğu zaman içtiğimiz meşrubatların içeriğinde şeker veya glikoz fruktoz şurubu ibaresi yazar. bununla ne demek istendiğini anlayamayız ve kafamız karışır. bunu anlayabilmek için meşrubatların teneke kutu olanlarının arka kısmında veya şişe olanlarının kapağındaki kod numarasının sonunda ( f) harfi varsa içeriğinde glikoz fruktoz, (ş) harfi varsa içeriğinde şeker var demektir.
aşağıdaki fotoğraftaki meşrubat kutusu içeriğinde şeker olduğunu gösteriyor.
aşağıdaki fotoğraftaki meşrubat kutusu içeriğinde şeker olduğunu gösteriyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
çok tükettiğimden olacak; boğazıma düğümlenen nikotinin kekremsi acısını ve ağzımda dolaşan çamursu hissi, buruşturduğum paketle birlikte bir kaldırıma fırlattım bir tükürüğün arefesinde…
sana ‘sen’ diye ilk hitap edişimde, salıncakta en hızlı sallanmasını gerçekleştiren bir çocuk kadar şendim, birazdan yüzükoyun kuma uzanacağından habersiz… sen, çocukluğumun mahalle aralarında top peşinde koşarken, kollarıma aldığım faça izlerimdin benim. giydiğim ilk takım formamın sevinci, terliyken içip beni hasta edeceğinden endişe duyduğum, ama yine de dişlerimi ağrıtarak kana kana içtiğim soğuk suyumdun benim…
seninle bana ‘biz’ diye hitap edişimizin üstünden takribi bilmem kaç gün geçti. birbiri ardına geçen her gün kanatırken bir çocuğun dizlerini; dizlerinden öptüğüm ilk günü özlediğimi fark ettim… sen benim, geceleri altından geçmeye korktuğum incir ağacımdın, bir çocuğun düş evinin ocağına diktiği…
şimdi seninle, uzanıp çıplak ayaklarla yemyeşil çimenlere, güneşin batışını izleyerek çocukluğuma inmeyi düşlüyorum, ıslak bir sokağın kuytu bir kaldırımında son sigaramı içerken… sen, bana kötü yanlarımı hatırlatan karanlığımdın benim. tanıdım seni, sevdim. sevdim seni, aydınlandım. aydınlandım derken, söndü tüm ışıklar, perde kapandı. karanlıkta kaldım…
sen kadın, sen…
karanlıktan korkan bir çocuğun, korkarak içine yürüdüğü karanlık sokağımdın benim. sana gelen o karanlık yolu aşındırırken adımlarım, etmeyi becerebildiğim hiçbir dua kalmamış içimde. kim bilir, belki seninle korkmadığımdan unutmuş olmalıyım.
belki de, seni sevmekle şirk koşarken tanrıya, cebimden düşürmüş olmalıyım…
sana ‘sen’ diye ilk hitap edişimde, salıncakta en hızlı sallanmasını gerçekleştiren bir çocuk kadar şendim, birazdan yüzükoyun kuma uzanacağından habersiz… sen, çocukluğumun mahalle aralarında top peşinde koşarken, kollarıma aldığım faça izlerimdin benim. giydiğim ilk takım formamın sevinci, terliyken içip beni hasta edeceğinden endişe duyduğum, ama yine de dişlerimi ağrıtarak kana kana içtiğim soğuk suyumdun benim…
seninle bana ‘biz’ diye hitap edişimizin üstünden takribi bilmem kaç gün geçti. birbiri ardına geçen her gün kanatırken bir çocuğun dizlerini; dizlerinden öptüğüm ilk günü özlediğimi fark ettim… sen benim, geceleri altından geçmeye korktuğum incir ağacımdın, bir çocuğun düş evinin ocağına diktiği…
şimdi seninle, uzanıp çıplak ayaklarla yemyeşil çimenlere, güneşin batışını izleyerek çocukluğuma inmeyi düşlüyorum, ıslak bir sokağın kuytu bir kaldırımında son sigaramı içerken… sen, bana kötü yanlarımı hatırlatan karanlığımdın benim. tanıdım seni, sevdim. sevdim seni, aydınlandım. aydınlandım derken, söndü tüm ışıklar, perde kapandı. karanlıkta kaldım…
sen kadın, sen…
karanlıktan korkan bir çocuğun, korkarak içine yürüdüğü karanlık sokağımdın benim. sana gelen o karanlık yolu aşındırırken adımlarım, etmeyi becerebildiğim hiçbir dua kalmamış içimde. kim bilir, belki seninle korkmadığımdan unutmuş olmalıyım.
belki de, seni sevmekle şirk koşarken tanrıya, cebimden düşürmüş olmalıyım…
devamını gör...

