bir ahmet uluçay filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ülkemde iyi filmlerin değeri bilinmez pek. hele seyirci nezdinde hiç bilinmez. karpuz kabuğundan gemiler yapmak da böyle bir film. gişede başarı kazanamamış ama tüm zamanların en iyi türk filmleri arasında sayabileceğim bir filmdir. birçok ödülün de sahibi olan 2004 yapımı filmin senaryosunu canım ahmet uluçay yazmıştır.

bir köy yerinde sinema tutkusu ile yanıp tutuşan iki çocuğun hikayesidir anlatılan. onlarınki bir hayaldir. büyük bir hayal. kasaba hayatının tekdüzeliğine kafa tutan dev bir hayal.

ahmet uluçay’ın kendisi de tamamen kendi olanakları ile çoğunluğu amatör olan oyuncularla çekmiştir bu filmi. aslında ahmet abi de karpuz kabuğundan bir gemi yapmıştır bize.

hissetmeyen bilmez sinema tutkusunu. ama bu filmi izleyip de hissetmemek mümkün değildir. izlediğim en samimi filmlerden biridir. o kadar gerçek bir film.

ahmet uluçay bu dünyayı yalnız bırakıp gitmeden önce aklında bir başka film vardı. bozkırda deniz kabuğu. çekemedi o filmi. zamanı yetmedi ahmet uluçay’ın bu kadar güzel bir beynin onu ölüme götürmesi beni çok üzdü. hala da üzülürüm.

ama ben o filmi de izlemiş sayıyorum kendimi. ve ahmet uluçay’ı ayakta alkışlıyorum.
devamını gör...

sincabımsı koca kuyruklu,tatlı mı tatlı hayvancık.çıkardıkları sesler bir köpeğinkine benzediğinden bu adı almışlar.anavatanları kuzey amerika.
son derece iştahla yemek yemelerini defalarca izlemişliğim var.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

biz insanlara benzemiyor gibi gözükseler de yapılan araştırmalar birçok ortak yanımız olduğunu açığa çıkarmış:hem de hayret verici bir şekilde.
bilim insanları bu hayvanların birbirlerini ziyarete gittiklerini ve sarılıp öpüşmeye benzer davranışlar sergilediklerini gözlemlemiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

evleri bölümlere ayrılmış, bir emzirme odaları bile var üstelik.olur da konutlarını su basarsa kolayca çıkabilecekleri bir dehliz de oluşturmuşlar kendilerine.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aralarında bulunan gözcüler ortama hakim bir yerde iki ayak üzerinde durur ve çığlıklarıyla neyin yaklaşmakta olduğunu sürüye bildirirmiş.gelen uyarının niteliğine göre klan üyeleri uygun davranışta bulunurmuş .
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

günlük ‘konuşmalarında’ kelimeler hatta cümleler mevcutmuş,iletişim kurarken bu seslenmeleri kullanıyor ve yeni ‘sözcüklerle’ de anlaşabiliyorlarmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aslan yatağından belli olur sözü çayır köpekleri için de söylenebilir: etrafı toplayıp düzenliyor, yaşadıkları yerlerin sınırlarını belirlemek için de bitkileri de kullanıyorlar.
dişiler ortamlarını korumak için boyu boyuna uygun rakiplerle çatışmaya girer, eğer gücünün yetmeyeceğini anlarsa erkeği çağırıp onu dövüşe sokar.pençeler ve ısırık oldukça can yakıcıdır.
buradan

buradan dille ilgili ayrıntı
devamını gör...

sevgidir efendim. aşktır efendim.
dünyayı kurtaracak şeyin koşulsuz sevgi olduğunu düşünüyorum. bana umut veren ve ayakta tutan yegane şey tamamen budur. koşulsuz sevgi, aşk bir din olsaydı şüphesiz onun kutsal kitabı her gece yatmadan önce okuduğum bu şiir olurdu. sevin. ne olur sevin. başka yapacak bir şeyimiz yok.

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

adnan yücel
devamını gör...

elektronik müziğin bir türüdür. türkçe karşılığı ambianstır.
devamını gör...

hayla,
herkez,
herşey,
direk,
beyenme,
benmi?
bak yazarken bile elim ayağım titredi.
devamını gör...

millet olarak gelişmenin ilk adımı kendi ırkını sevmek ve onu yüceltmek için ileriyi hedeflemekten geçen. bugün gıpta ettiğiniz, modern gördüğünüz avrupa hayali ile yanıp tutuşurken benim gibi insanların arap nefretini aşağılayan bu hümanist kişiler avrupa insanının arap toplumuna hangi gözle baktığının farkında mı acaba? iki yüzlü insanları hiç sevmiyorum.
bir kişi sana, toplumuna ve kültürünü zarar veriyorsa onu def edersin. aynı şekilde bir toplum tümden zararlıysa onu def edersin. avrupa da bunu yapıyor güzel bir şekilde.
bizim hümanist geçinen zavallılarımız da bizleri kafatasçı olmak ile suçluyor. valla helal.
devamını gör...

patatesli veya otlu peynirli olarak yapılabilen çerez niteliğinde börek.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir oliver sacks kitabıdır.

kitaba okumaya çok zaman ayıran ve yeni şeyler öğrendikçe büyük keyif alan bir insan olarak oliver sacks minnettar olduğum yazarlardan biridir. ondan, daha doğrusu onun kitaplarından o kadar çok şey öğrendim ki şu an olduğum insan olmamda büyük bir katkısı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

türkiye’de de örneğini gördüğümüz ama türkiye’de her şeye yapıldığı gibi sulandırılan psikiyatrların hastaları ile ilgili kitaplar yazması durumunun kusursuz bir örneğidir. gülseren budayıcıoğlunun salya sümük hikayelerinden oldukça farklıdır.

farklı psikolojik rahatsızlıklardan mustarip olan insanların tedavi süreci ve hastalıkların teşhisi ile ilgili nefis bölümlerden oluşan kitabın benim de en çok ilgimi çeken bölümü karısını şapka sanan adamın hikayesi idi.

insan zihninin ne tür yanılsamalara beden olabileceği muhteşem bir üslup ve mizah duygusuyla anlatan yazarın awakenings isimli kitabı filme çekilmiş ve uyanışlar ismiyle de türkçeye çevrilmiştir.

kitabın orijinal adı ile de bir başlık açılmış ve güzel de bir tanım yazılmıştır:

(bkz: the man who mistook his wife for a hat)
devamını gör...

fransızca selam ya da teşekkür anlamına gelen , eğilme ya da diz kırma biçiminde yapılan hareket.
devamını gör...

şakalarıyla bilinen sahâbî. aşırı şakacı olması sebebiyle kaynaklarda kendisinden sıkça söz edilmiştir. hatta ağır şakalar bile yapardı. yaptığı en basit şaka, herhangi bir şeyi satın alıp, hz. muhammed'e hediye etmesi olayıdır. böyle söyleyince masum duruyor fakat aldıklarının parasını ödemek zorunda kalınca satıcıyı hz. muhammed'in yanına götürmüş ve aldıklarının parasını ödemesini istemiştir. hz. muhammed onları kendisinin hediye ettiğini hatırlatınca, yanında parasının bulunmadığını, ama hz. muhammed'in güzel şeyleri tatmasını dilediği için satın aldığını söylemiş, böylece hz. muhammed'i güldürmüştür.

hz. nuayman, hz. muhammed vefat etmeden 1 yıl önce de bir şaka yapmıştır ki, bu şaka, hz. muhammed ve sahabileri çok güldürmüştür. hz. ebu bekir bir ticaret seferi düzenlemiş, hz. nuayman ile bedir gazisi olan süveybıt bin harmele'yi yanında götürmüştü. hz. nuayman, yemek işlerinden sorumlu olan süveybıt'dan yiyecek bir şeyler isteyince, süveybıt, hz. ebu bekir gelmeden yemek veremeyeceğini söylemişti. kafile bir yerde konaklayınca, hz. nuayman, rastladığı deve tüccarlarına satılık bir kölesi olduğunu ve onun kendisini hür zannetmekten başka bir kusuru bulunmadığını söyleyerek süveybıt'ı on deve karşılığında sattı. süveybıt'ı satın alanlar onun itirazlarına aldırmadan kendisini götürdüler. daha sonra hz. ebu bekir durumu öğrenince, paralarını iade ederek süveybıt'ı kurtardı.

bilinen son şakası, hz. osman döneminde yapmış olduğu ağır şakadır. gözlerini kaybetmiş yaşlı bir sahabi hz. mahreme bin nevfel mescidin bir köşesinde abdest bozmak isteyince, sahabiler kendisine engel olmuştur. hz. nuayman da, onu dışarı çıkaracağını söyleyerek mescidin bir başka köşesine götürmüş ve burada ihtiyacını görebileceğini söyleyip uzaklaşmıştı. hz. mahreme, sert mizaçlı bir sahabiydi. olanlardan sonra zor durumda kalınca da, elindeki sopayla, hz. nuayman'ın kafasını yaracağına söz vermiş ama bir süre sonra bunu unutmuştu. bir gün, hz. nuaymân, mescidde oturan hz. mahreme'ye yaklaşıp, kendisine, hz. nuaymân hakkındaki ahdini hatırlattı, kendisini o sırada namaz kılan, halife hz. osman'ın yanına götürdü ve onun hz. nuaymân olduğunu söyledi.

hz. mahreme'nin sopayla hz. osman'ın başını yarması üzerine, benî zühre hz. nuayman'dan intikam almaya kalkıştı, fakat, hz. osman şöyle dedi:

bırakın onu, cezasını allah versin! ne yapalım ki bedir gazisidir.

böyle diyerek de, hz. mahreme'nin akrabalarını sakinleştirmiştir.

hz. nuaymân'ın çeşitli eşlerinden birçok evlâdının olduğu, fakat soyunun devam etmediği de belirtilmektedir.

imam zehebî'ye göre, hz. nuayman, hz. ali ve muaviye arasındaki olaylardan sonra bir daha gülmemiştir.
devamını gör...

"elle yapılan" anlamında kullanılan sözcük.
devamını gör...

mfö grubunun 11 parçadan oluşan albümüdür.
çok ilginç ve leziz bir albümdür.
bir albümde olması gereken her şey vardır 11 şarkının 11 tanesi farklı farklı ve güzeldir.
grubun ilk albümüdür ve mfö grubunun müzik kimliğini başta belirleyen bir albümdür çok değerli ve çok başarılıdır.
albümde en sevdiğim parça.
bu sabah yağmur var istanbul’da .
devamını gör...

bir erich fromm kitabıdır.

bir şeyler okursunuz veya öğrenirsiniz "vay be dersiniz" öyle bir kitap. aydınlatıcı ve zihin açıcı bir kitap. kitabı genel olarak çok beğendim çok büyük dersler çıkardım. okurken düşündüm. her kitabı okurken düşünürsünüz ama bazı kitapları okurken daha fazla düşünürsünüz özgürlükten kaçış öyle bir kitap.

yazar özgürlükten neden kaçtığımızı analiz ederek bize anlatıyor. gözlemlerini bizlere sunuyor. insan neden güce teslim olur ? insan neden özgürlükten kaçar ? insan neden diktatörlere teslim olur gibi soruların cevabını arıyor. gözlemleri ve tespitleri çok başarılı buldum okurken keyif aldım. bazı yerlerde sıkıldım ve zorlandım. bazı yerleri manasız ve zor buldum ama genel olarak çok beğendim.
kitabın çevirisini sevmedim. çevirmen kişi biraz zorlama bir çeviri yapmış. bazı kelimeler manasız şekilde kullanılmış. kitapta bir sürü usdışı, yetki, ussallaştırma gibi kelimeler vardı. bir yerden sonra sinirimi bozdu.

bireyselliğin yok edilmesi. özgürlüğün elden alınması ve bunun farkında olmamak bir robota dönüşmek gibi olaylar çok güzel anlatılmış. dediğim gibi aydınlatıcı bir kitap.

benim elimde olan kitap payel yayınları tarafından basılmış bir kitaptı. çeviriyi ise şemsa yeğin yapmış. kitabı okumayanlar için kitabın içeriğini aşağıya yazacağım belki ilginizi çeker okumak istersiniz.

1. özgürlük bir ruh bilimsel sorun mu ?
2. bireyin ortaya çıkışı ve özgürlük kavramı
3. reform çağında özgürlük
* ortaçağ geçmişi ve rönesans
*reformasyon dönemi
4.çağdaş insan açısından özgürlüğün iki yönü
5. kaçış mekanizmaları
*yetkecilik
*yıkıcılık
*robot uyumluluğu (en sevdiğim bölümdü)
6.nazizim psikolojisi
7. özgürlük ve demokrasi
*bireysellik yanılsaması
*özgürlük kendiliğindenlik
ek: kişilik ve toplumsal süreç.


yukarıda bahsettiğim bölümlerin hepsini çok sevdiğimi söyleyemem. bazı bölümlerde sıkıldım sanırım karışık gelmesinden dolayı. bazı bölümleri ise çok sevdim. gerçekle karşılaştım. kitapta bazı yazarlardan verilen örnekleri ve yazarın kendi verdiği örnekleri doyurucu buldum.
dönüp baktığımda iyi ki okumuşum dediğim bir kitap. ileride tekrar okumayı istiyorum. böyle kitaplar bir kere okumayla tam olarak anlaşılacak kitaplar değildirler. bir sonraki okumamda kaçırdığım yerleri veya detayları buraya eklerim.

not: kitabı pdf olarak okudum isteyenlere gönderebilirim. portakal atmaya üşeniyorsanız da internette rahatça bulabilirsiniz. okuyacaklar olursa iyi okumalar.
devamını gör...

teorik fizikçi brian greene tarafından tanımlanan çoklu evren modellerinden biri.

bunu anlamak için şöyle bir örnek düşünebilirsiniz;
farz edin ki alışveriş yapmayı seven ölümsüz birisiniz. 500 tane pantolonunuz, 500 tane tişörtünüz ve 500 çift ayakkabınız var. sonsuz hayatınız boyunca, her gün bunları farklı şekilde kombinasyonlarla giydiğinizi farz edin. gün gelecek, tüm kombinasyonları mutlaka en az 1 kez giymiş olacaksınız ve o günden itibaren yapacağınız her kombinasyon, öncekilerin tekrarı olmaya başlayacak.

yani elinizde sınırlı sayıda "parçacık" ve sonsuz bir "evren" olsaydı, bu evrende oluşturacağınız, parçacıkların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan her kombinasyon, yani her cisim, bir yerden sonra birbirinin tekrarı olurdu. sonuçta elinizde, sonsuz sayıda tekrar eden belirli sayıda evrenler olurdu.

kapitone dediğimiz şey normalde bir kumaş ve dikiş çeşididir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

burada bahsi geçen evrenleri de, bu dikişteki yuvarlak düğmeler gibi düşünebilirsiniz. her bir düğme, bir evreni sembolize ediyor. evrenin tamamını göremediğimiz ve birçok şey bizim kozmik ufkumuzun ötesinde kaldığı için bu şekilde bir yapıya ilişkin herhangi bir gözlem yapma şansımız yok. bu evrenler arasında iletişim kurmak da pek mümkün değil. greene'e göre mümkün olabilecek tek iletişim, sadece herhangi 2 evrenin birbirine en yakın olan bölgelerinde mümkün olabilir.
devamını gör...

babaaa sözlük büyüyor haa tepkisi verdirendir.
devamını gör...


köçekler, kadın kılığına girerek dans eden ve bunu meslek haline
getirmiş, profesyonelce çalışan erkeklerdir. kelime dilimize
farsça’dan girmiş olup; küçük anlamındadır (nasman, 2004:1)


bacha bazi başlığında daha detaylı yazmıştım okumak isteyenler için. afganistan'dan kültürümüze geçmiş olan bir gelenek olarak köçeklik; erkeklerin, kadın kılığına girerek dans etmesi şeklinde tabir edilebilir. 15.yy'da osmanlı devletinde; '' müslüman çocuklarında köçek olarak kullanılmasının ahlaki değerlere aykırı olması'' sebebiyle kesin olarak yasaklanmıştır ancak günümüzde kastamonu, çankırı ve karabük başta olmak üzere birçok şehirde yetişkin erkeklerce hala devam ettirilen bir gelenektir.
devamını gör...

silerken yazıyı silmediği gibi yeşile boyayan ve defterin anasını ağlatan silginin markası.
devamını gör...

en yakın arkadaşımla sabaha kadar süren bir balkon sohbeti, gerçekten buna çok ihtiyacım var..
devamını gör...

kafasını dinleyip geri gelmiş olan ilk göz ağrılarımızdan.
devamını gör...

sevgilim, bir günün...

"sevgilim, bir günün ortası şimdi
taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
uzat bana uzat ellerini
izinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
istanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor

ben seni düşünüyorum seni
hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
kalbim diyorum kalbim
daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
aşkı anılar besliyor düşler kadar
bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
sevgi eskidikçe sevgi.

günümüz ekmeğimiz, türkümüz
çoluğumuz çocuğumuz
binalar yan yana yükselip gidiyor
vapurların ağzı köpük içinde
uzaklarda ne kapılar açılıyor
tirenin biri bir istasyona varıyor
ordan çıkıyor biri.

her şey biliyor her şey
sen biliyor musun bakalım
seni nice sevdiğimi?
üstüne titrrediğimi?

geldiğimi?
gittiğimi?

hadi!"


ikinci yeni şairlerindendir. birçok güzel sözü de vardır. aslında hepsini yazsam yetmez bile. ama en sevdiğimi* eklemesem olmaz.
"mesafeler birleştirdi bizi. bir de sözler. razı olma hiçbir sessizliğe. biliyorsun, seni seviyorum."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim