devamını gör...

5'te kalkıyorum. çünkü piramitlerde yevmiyeli köleyim. du bakalım firavun değişecek diyorlar! *
devamını gör...

aklıma 5-6 yaşlarındayken , 30 ağustos zafer bayramı'nın fener alayını seyretmek için gittiğimde yere düşürdüğüm dondurmam gelir ve eve ağlaya ağlaya gidişim.
güzel yazan yazarlardan, hoş gelmiş, güzellikleri yazmaya devam edin..
devamını gör...

beraber yemek yediğiniz kişinin ağzını şapırdatması. kesinlikle ağır işkence yöntemidir. yemek sofrasında kalkmak için bahane arasınız.
devamını gör...

(bkz: minnoş benjamin franklin)

efenim hazır vakit buldum köftehorlarıma jest yapayım dedim, malumunuz pinkshinyultratambourine mahvetti bizleri bu gece.
listemde onlarca yazarım daha var, her birisine tek tek nickaltı girersem solun içinden geçerim. şahsıma çok pis argo söylemlerde bulunulsun istemem.
kısacası bekleyiniz efenim, daha yeni başlıyoruz.
devamını gör...

en en en sevdiğim tatil kar tatilidir, lise zamanlarımızda kar yağıyorsa valinin twitter hesabına bakıp dururduk tatil edecek mi etmeyecek mi diye, ederse sevinç çığlığı atarak anneee okul tatiiil diye bağırırdım, wp den “tatiiiil” mesajları yağardı saniyesinde.

lise 2 de sınav haftasında bi çarşamba akşamı kar tatili olmuştu. ertesi gün tarih yazılısı vardı, saat 9 olmasına ve 0 bilgime rağmen hala çalışmaya başlamamıştım, kaygılı kaygılı yatıyordum yatakta. dışarıdaki sokak lambasının ışığında gözüken kar tanelerine içli içli bakarak allah’ım napıcam beeeeen diyordum. sonra tatil haberi gelince aşırı sevinip çok merak ettiğim bi diziye başlamıştım arkadaşımla.

hiçbir özelliği olmamasına rağmen ömrümün en mutlu günlerinden sayıyorum o günü, her şey çok net görüntüler, hisler.. hayatımızın en güzel zamanlarıymış ama biz fark etmemişiz.
devamını gör...

uzun zamandır uzaktan takip ettiğim yazar.
sağa sola sataşmadan yazıyor.
bu sinek sesi nereden geliyor*
devamını gör...

nedense sürekli bekleyen yasadır. bir anda kendileri için onlarca kanunu geçirenlerin, bu yasayı neden hala beklettiklerine anlam veremiyoruz. eşşeğin ağzını bağlayanlar, köpek vuranlar, kedilere işkence eden namussuzlar bunları yapıp içlerindeki vahşeti dışarıya kusup birde aramızda geziyorlar. artık buna bir dur denmeli! ne yapalım bizde çıkıp hayvanlar adına adaletimi sağlayalım? bu mudur insanlardan beklenen?
devamını gör...

insanı bir yandan mutlu ederken diğer yandan huzursuz eden bir his, çok sevip de kaybetme korkusu insanı yer bitirir.
devamını gör...

bu hayatta sahip olduğumuz en önemli şeylerden biri olan zamanımızı bir şey için veya kimse için ayırmaktır. hayatta bir şeylerin sahibi olmak için, yaşamak için bir şeylere emek vermek durumundayız. aslında emek eşittir zaman demek.
devamını gör...

yıl 1914, dünyanın üzerinde vahşetle kaplı bir canavar. yedi düvel savaşta. her yerde kan, her yerde can...
kafkas cephesi'nde donan, hicaz-yemen cephesi'nde peygamberin kabrini bırakamayıp çekirgelerle beslenen, suriye cephesi'nde sırtından vurulan, çanakkale cephesi'nde destanlar yazan yiğidim. bu destanın kahramanı sensin.

"vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
bir hilâl uğruna, yâ rab, ne güneşler batıyor!
ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer."


10 ağustos 1920; yazın en sıcak, en güzel günleri.
ama yüreklerimiz buruk; bir ayaz vurmuş kalbimizi; donmuşuz, nefessiz kalmışız.
sevr antlaşması ile vatanın bağımsızlığı elden gitmiş. peygamberin fethini müjdelediği istanbul; fransızların, ingilizlerin arka bahçesi olmuş.
durur mu türk milleti atatürk'ün yaktığı meşale ile başlar ülkeyi tekrar aydınlatmaya. kimi anadolu'da savaşır, kimi halka seslenir meydanlarda. izmir'in işgali üzerine halide edip birleşmeyi ve milli mücadele ruhunu yansıtır şu sözleriyle.

(halide edip):
“müslümanlar, türkler; türk ve müslüman bugün en kara gününü yaşıyor. gece,
karanlık bir gece... fakat insanın hayatında sabahı olmayan gece yoktur. yarın bu
korkunç geceyi yırtıp parlayan bir sabah yaratacağız.
hanımlar, bugün elimizde top, tüfenk denilen alet yok, fakat ondan büyük, ondan
kuvvetli bir silahımız var: hak ve allah var. tüfek ve top düşer, hak ve allah
bakidir. topun yüzüne tükürecek kadar evlatlar, analar, kalbimizde aşk ve iman, milliyet
duygusu var. biz dünyada millet sınıfına layık bir millet olduğumuzu, erkek, kadın ve
çocuklarımıza kadar ispat ettik.

sevr'in imzalanmasını ve anadolu'nun işgalini kabul edemeyip isyan eden şairlerden biri de hak aşığı, halk aşığı mehmet akif'tir.
akif, halkı aydınlatmak ve milli mücadele konusunda bilinçlendirmek için camilerde vaaz vermiştir. vaazını sebilürreşad dergisinde de yayımlamış, bundan dolayı dergisi işgal kuvvetleri tarafından devamlı sansüre uğramış ve kendisi de takip altına alınmıştır. istanbul'da hizmet imkânı bulamayan mehmet akif, itibarlı ve yüksek maaşlı işini ve ailesini bırakarak milli mücadeleye katılmak üzere gizlice ankara'ya doğru yola çıkmış, büyük millet meclisinin açılışının ertesi günü 24 nisan 1920'de ankara'ya ulaşmıştır.
akif çankırı vaazında şu sözlerle yüreklere dokunmuştur.

m. akif:
“muhterem müslümanlar, aziz çankırılılar, allah’a hamd ve senalar olsun. aylardan beri cuma namazını kılmak fırsatını çankırı’da buldum. istanbul ve civarında kılamadım. çünkü o yörelerde kâfirlerin bayrağı dalgalanıyordu. o bayrağın altında kâfirin kölesi idik. kölenin cuma namazı kabul değildir. hürriyetinizi kazanacak, sonra cumaya koşacaksınız. müslüman için evvela hürriyet sonra ibadet.

ülkemizi yakıp yıkan hamile kadınların karınlarını deşen hiçbir günahı olmayan çocuklarımızı süngüleyip havada dolaştıran kız ve kadınlarımızın namuslarına tecavüz eden yunan ordusu’nu ve onları destekleyen kafirleri kovmadıkça ve eli kolu bağlı yörelerimizde islam’ın bayrağını dalgalandırmadıkça sizlerin de ameli noksan (kalır), ibadeti makbul olamaz. "

meclis hükümeti yeni bir ordu kurarken bu orduyu ayakta tutacak, ona moral verecek güçleri de harekete geçirme çabasındadır. yayınlanan gazeteler halkı işgal güçlerine karşı direnmeye, birlik olmaya, cesaret vermeye uğraşmaktadırlar. bunun için mitingler düzenlemekte ve camilerde vaazlar verilmektedir.istiklal marşı da halkın ve ordunun moral gücünü yükselteceği düşünülerek gündeme getirilmiştir.

katip: efendim cephedeki askerlerimiz yıllardır o cepheden bu cepheye koşmaktadır. neferimizin zihni dolmuş, gönlü yorulmuş. bu neferatı tekrar aşka getirmek için bir şeyler yapmalıyız.
rıza nur: neler yapabiliriz? öyle bir şey yapalım ki insanımızın hissiyatını göklere çıkarsın. yanmaktan yorulmuş yüreklere bir can olsun.
katip: bunun için bir yarışma tertip edelim. milletimizin tarihini, ilmini, dinini, geçmişini yansıtan bir şiir, bir destan olmalı.

bir memur maaşının 7,5 lira olduğu; 10 lira geliri olanın zengin sayıldığı bir dönemde yarışma ödülü 500 lira olarak belirlendi. yalnız akif bu para ödülü olduğu için yarışmaya katılmadı. ona göre ödül için yarışmak, millet için yazılacak şiirden menfaat beklemek yanlıştı.

hasan basri: bakanla konuştuk biz. sen katılacaksın şiirin hemen alınacak ve ödül de yetim çocuklar vakfına devredilecek.
akif: tamam o zaman işin içinde para ödülü yoksa ve benim ödülüm milletimin takdiri olacaksa o zaman bu şiiri yazabilir ve milletime hediye edebilirim.

diyen akif yazar şiirini, mecliste okunduğunda ayakta alkışlanarak kabul görür şiir herkes tarafından. ve tam yüz yıl önce bugün de "istiklal marşı" olarak kabul edilir.
devamını gör...

güvensizlik çağımızın hastalığı. genelleme yapmayıp, herkesin kişiliğinin çok ayrı olduğunu ve yaşanan olayların çoğu kişinin de başına geldiğini, beş parmağın beşinin de bir olmadığını kabul edebilsek keşke.
hemcinslerim de erkeklere güvenmemekten dem vuruyor ben onu da yanlış bulup, şu an bu başlıkta erkeklere bu konu hakkında ne diyorsam kadınlara da aynısını söylüyorum. şahsiyet meselesi efendim.
editcik : başlığın "en klişe yorumunu" yaptığım için özür dilerim.. *
devamını gör...

evet, okunmama gibi büyük bir sorun var burada.
bunun da sebebi, burada bulunma amacı.
ne için burdasın, gerçekten okuyup okutup birşeyler öğrenmek öğretmek için mi yoksa lakırdı yapmak, sadece dikkat çekmeye odaklı boş işlerle uğraşmak için mı ?
bu tercih belirliyor senin konumunu, nerde durabileceğini.
büyük bir çoğunluğun lakırdıyı tercih ettiği çok açık ortada maalesef.
devamını gör...

hoş gelmiş sefa gelmiş, seni ve yazdıklarını önemsiyoruz, sanal bile olsa sevilen bir şahsiyet sin, yazılarını okumak çok güzel.
devamını gör...

bir gün allah'a ; 'n'olur al içimden bu acıyı' diye yalvarırken burada yazdıklarınızı hatırlayın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

septik, basit olarak zararlı mikroorganizma demektir. antiseptik ise bu zararlı mikroorganizmaları yok eden, ortadan kaldıran bileşenlerdir. mikropsavarlardır.
devamını gör...

daha önce berdül acüz olarak bilinen ancak, muhtıralı hayat takvimi diye bir takvimde 1954 yılı için hazırlanan baskısında sona kalan soğuklar olduğu için “kocamış soğuk” ifadesinin daha türkçe ve yerinde olacağına kanaat getirildiğinden bu isim verilmiştir. zamanla koca karı soğuklarına evrilmiş arapça kökenli bir kelimedir.
devamını gör...

hakkında genel bilgiler aşağıdaki gibi olan davul zopaları.

genellikle baget yapımında 3 ağaç kullanılır,

(bkz: akça ağaç)*
görece hafiftir, oldukça esnektir, enerjiyi güzel emer. vuruşların kuvvetini bilek ve ellerinizde daha az hissedersiniz.

(bkz: ceviz)**
maple ile benzer özellikleri taşır, biraz daha yumuşaktır.

(bkz: meşe)*
daha sert bagetlerdir, tuşeleriniz daha net duyulur, ancak enerji emilimi zayıftır. bu nedenle bilek yorabilir. kondisyonunuza bağlı.

en çok kullanılan bagetlerin uçları genel olarak iki tiptir. (caz fırçalarını filan saymıyorum)

(bkz: plastik)
(bkz: tahta)

tahta uçlu bagetler dünyada en sık kullanılan bagetlerdir. çoğu müzik türüne giderler. kötü yanları ise zamanla (özellikle stick controlünüz iyi değilse ya da çok sert müzikler yapıyorsanız) uçlarının yıpranması, çentiklenmesidir.

sert müzik yapıyorsanız yine de tahta uçlu baget seçmenizde farda vardır, tuşeleriniz daha güzel duyulur.

ayrıca elektro davul çalıyorsanız tahta uçlu bagetler pedlerinize zarar verebilir, ağlarsınız sonra.

plastik uçlu bagetler ise daha iyi ribaunda sahiplerdir. zillerinizin sesini öce çıkarırlar, en büyük problemleri zamanla bu uçların düşme ihtimali olmasıdır.

bir konser ortasında bu pek hoş olmaz.

boyut & ağırlık
..

*7a
hafiftir, incedir, bu nedenle tuşeleriniz zayıf duyulur. jazz gibi tarzlarda tercih edilesidir. kişisel olarak 7a bagetleri sevmemekteyim, aşırı hafifler.

*5a
en çok kullanılan baget ağırlığı. orta inceliktedir, dolayısıyla orta ağırlıktadır. rock-grunge-alternatif gibi tarzlara pek güzel uyar.

*2b/5b
ağırlık-kalınlık olarak en büyük değere sahip bagetler. tuşeleriniz oldukça yüksek duyulur.

her türlü metal-rock tarzına iyi gider.

(bkz: ahead)
(bkz: vic firth)
(bkz: zildjian)
devamını gör...

ismet özel sözü.


ey kalbim! ey suları usul usul yükselen gizli deniz, içimiz damar damar parçalansa da dışımız lal gibi sessiz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim