ingilizce kelime öbeği sex appeal'den türkçeye geçmiş, anlamı ise cinsel çekicilik olan sözcük.
devamını gör...

akvaryumdaki balıklarım bile beni endişeyle izliyor.
devamını gör...

bir başak baysallı kitabıdır.

kitabı okurken sayfaları nasıl çevirdiğimi bile hatırlamıyorum. sanki bir film izliyor gibiydim. iyi çekilmiş bir dönem filmi. pek de iyi olmayan, utanç zamanlarına dönüp duran ve hala utanmamıza neden olması gereken zamanları anlatan bir dönem filmi gibi.

6-7 eylül olaylarında aldıkları dolaylı ya da doğrudan yaraları hala saramayan insanların toplandığı bir apartman fresko apartmanı. bir araya gelip birbirlerinin yaralarına merhem olmayan çalışan insanların yaşadığı bir apartman.

aslında bir öykü kitabı ama birbiriyle derinden bağlantılı öyküler bir romana evriliyor. fresko apartmanın sahibi krikor türk ya da rum ayırt etmeden sahipsiz kalan herkesi apartmana topluyor. herkes yaralı. çoğu 6-7 eylül olayının yarasını vücudunda taşırken, bazıları bir anının peşinde sarılıyor yaralarına, kimisi de faillerin kanından ama onlar gibi kansız olmadığı için dışlanmış.

toplumsal hafıza hristo teyeli gibi bir görünüp bir kayboluyor öykülerde. olmazsa olmaz ama çok da görünmez bir şey olarak.

geçmişin utancı, yaraları bereleri, nefreti ve kini her şey apartmanın giriş kapısında bekliyor. çünkü krikor affetmenin gücüne inanan bir adam.

ben de krikor’un apartmanında kuzguncuk’u izliyorum. kendimi affedip affetmeme konusunda kararsız bir halde.
devamını gör...

benim nezdimde :

devamını gör...

hangi birini yazsam diye baya düşündüm. cem karaca, çok güzel şiirleri yorumladı ve tabii kendisinin de çok güzel şiirleri var. şiirlere olan sevgimde cem karaca'nın etkisi çok büyüktür, öyle ki cem karaca'nın yorumlamadığı şiirlerdeki eksikliği ruhumum her zerresiyle hissediyorum.

şu zor günlerde umut olması için..
''biliminle, kitabınla, aklınla
ellerinle, dişinle, tırnağınla
insanın olmanın verdiği onurla yavrum
yüreğinle kur yarını güzel kur '' mutlaka yavrum

bir tane de cem karaca'nın yorumladığı şiirlerden birisini paylaşmak istiyorum.
''peynir ekmek değil ama
acı su bedava;
kelle fiyatına hürriyet,
esirlik bedava;
bedava yaşıyoruz, bedava.'' orhan veli-bedava
devamını gör...

samimi bir kastamonuspor tezahüratı.
gece gece iyi güldürmüştür.

atcam deyon atameyon
tutcam deyon tutameyon
depçem deyon depemeyon
gastamonu gastamonu dep dep dep

şöyle de bir skeci var. oğuzhan koç sürprizli.

merge arge'ye teşekkürler.
devamını gör...

iyi ki karmalarımı biriktirip, kullanmamışım dediğim kampanyadır.

bir ara pantera gazına gelecektim, neyse ki hakim oldum kendime*. mis gibi rozetlerimi aldım, dizdim inci gibi*.
devamını gör...

insanların özel hayatına saygısı olmayan, kendi doğrularını dayatmaya çalışan kişi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ölüm şairi cahit sıtkı tarancı'nın düşten güzel isimli kitabında yer alan şiir. eğer geyikli gece'nin son dizeleri* bir şiir ile özdeşleşecek olsaydı bu şüphesiz yalnızlık macerası olurdu. kaç yaşında olursan ol özlermişsin anneni, kaç yaşında olursan ol hep biraz yorucu bir dağınıklıkmış yalnızlık. kimi zaman yerin bin kat dibine sokup kimi zaman bir nefeslik yaşama payı bırakırmış insana böyle anlar. öldürmeyen şey insanı aynadaki aksine muhtaç ediyormuş, ben kendi aksini görmekten korkan ve tiksinen cahit sıtkı tarancı'dan bunu öğrendim. "cesaret, şairim, cesaret." burası her ne kadar gel zoya şiirinde veda ettiği zoya'sı ile mutlu olan voznesenski'nin dünyası olsa da yine aynı dünya değil mi kendine biraz bile tahammülü olmayan cahit sıtkı'ya kendi dizlerinden medet umduran?


öyle yalnız kaldım ki hayatımda
kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum
çok zaman annemin dizlerine hasret
koydum başımı kendi dizlerime
doya doya ağladım


paylaşırsa dost paylaşırmış
insanın derdini sevincini
dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör
hangi kapıyı çalsan kimseler yok


aşık mı olmadım taparcasına
bir mecnun geçti o çöllerden bir de ben
diz mi çektirmedim alemde kerem gibi
ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara
ne leyla yar oldu bana ne aslı ne şirin

o gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum
sabahları sokağa çıkmadan evvel
cesaret şairim cesaret
kendi saçlarımı okşuyorum geceleri
sevgilimin saçları niyetine.
devamını gör...

eğer milli kimlik dini kimliğin önüne konuyor ise; islami açıdan bu durum kabul edilemez.

milli kimlik, dini kimlikten sonra tanımlanır ise; bu durumun islami açıdan bir sakıncası yoktur.

ırkını veya milletini sevmek; ırkçılık değildir. ırkının veya milletinin yaptığı zulme ve haksızlığa göz yummak, bu durumu desteklemek ırkçılıktır.
devamını gör...

ingiliz mistik margery kempe tarafından yazılmış - daha doğrusu yazdırılmış- ingiliz edebiyatı'nın yüksek ihtimalle ilk otobiyografik eseri olan kitap. içeriğinden ötürü ruhani otobiyografi demek çok daha uygun olacaktır. zamanında üniversitedeyken alanında oldukça başarılı bir profesörümüz bu kitap için bir şizofrenin deli saçmaları yakıştırması yapmıştı. farklı bir görüşte olmamakla birlikte yine de dönemin şartlarını anlamaya yönelik ve margery kempe'in ruh halinin basit bir analizini yapmak için oldukça ideal bir okuma sağlıyor. yine aynı zamanda çağdaşlarının aksine bir rahibe olmayan margery kempe'in sıradan yaşantısında okuma yazma bilmediği halde bu manevi hac yolculuğunu yazıya geçirme çabası hayranlık uyandırıcı, pek tabii bence kendisi isa ile konuştuğunu düşünen histerik bir kadındı ama yine de ingiliz edebiyatına etkisi yadsınamaz. margery kempe bilinen tek eseri olan the book of margery kempe ile kendi döneminde kadın olmanın mücadelesinin de güzel bir örneğidir. çağdaşları gibi aziz ilan edilmese bile bugün bu eser ingiliz edebiyatının yapı taşlarından birine dönüşmüş durumda.




another time a great lord's men came to her and swore many great oaths, saying, "we have been told that you can tell us whether we shall be saved or damned."

she said, "yes, indeed ı can, for as long as you sweat such horrible oaths and knowingly break the command ment of god as you do and will not give up your sin, 1 dare well say you will be damned. and if you will be contrite and confess your sin, willingly do penance and give it up while you can, with no intention of returning to it, ı dare well say you will be saved."

"what, can you tell us nothing else but this?" "sirs," she said, "this is very good, it seems to me, and then they went away from her.


devamını gör...

her sene çoşkuyla, saygıyla kutlamamız gereken bayramdır.

gereklilik. özlem. saygı.

bu dönemde olduğumuz için değerini daha fazla bilmemiz gerekiyor.
devamını gör...

an itibariyle internette canlı bir konseri yayınlanan rüya sesli sanatçı. orfeas peridis ve sokratis malamas'ın yakın arkadaşıdır aynı zamanda.



edit: aynı linkten konserin tamamı izlenebilir.
devamını gör...

(bkz: kafa sözlük çocuk korosu), özellikle @bengaripsengüzeldünyaumutlu sağolsun. teşekkür ederim güzel dostlarım. mete bey de teşekkür ediyor. kulağıma fısıldadı.**
devamını gör...

kurt cobain.
devamını gör...

edit : her şey kıyaslanabilir. başta zaten diyorum bak kardeşim. cem yılmaz, bu işin piridir.

orijinal editsiz metin :

cem yılmaz, bu işin piridir.
hasan can kaya ise yeni yeni tanınanıdır. ileride adından çok bahsedeceğimize eminim. şu exxen meselesini bi halletse.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tam bir nazar boncuğu gibi olan,
göçmen bir kuş olan gökkuzgun.
devamını gör...

bizim tarafın tanrıları* yaptığında zerre umursamadığım şey.

hepsinin şeyi başı ayrı oynadığı için anca cürümleri kadar yer yakarlar.
zeus mesela, insanoğluna ceza olsun diye tüm besinleri yerin dibine gömdürmüş, lan olm sen koskoca tanrısın, istifçilik yapan kabzımal gibi davranmak hiç sana yakışıyor mu?

ama iş kuzey tanrıları ise onlar sakat bak, thor var en başta.elinde çekiç allah ne verdiyse girişiyor aşşağıya kafası atınca.
devamını gör...

(bkz: iyinin ve kötünün ötesinde)
nietzsche'nin felsefesini zerdüştle birlikte en iyi anlatan kitabıdır. nietzsche bütün toplumsal değer yargılarını "çekiç" ile parçalayarak "iyi" ve "kötü" yü tekrar tanımlar.


- herkese hitap eden kitaplar daima pis kokan kitaplardır: küçük-insan-kokusu sinmiştir üzerlerine. halkın yiyip içtiği, hatta ibadet ettiği yer pis kokar. temiz hava solumak isteyen, kiliselere gitmemeli. sy 39


-

birçoklarıyla aynı fikirde olma kötü beğenisini kendi kendinden uzak tutmalı. komşu da onu ağzına aldığında "iyi" artık iyi değildir. hele ki " ortak iyi" diye bir şey nasıl olabilir! ortak olabilen her zaman nasıl olduysa öyle olacaktır: büyük şeyler büyükler içindir, uçurumlar derinler içindir, narinlikler ve ürperti hassaslar için, ve genel olarak ve kısaca, nadir olan ne varsa enderler içindir. sy 50

- büyük bir dinsel zorbalık merdiveni vardır, çoktur basamakları; ama bunlardan üç tanesi en önemlileridir. insan bir zamanlar tanrısına insanları, belki de en sevdiklerini kurban ederdi, - tarih öncesi tüm dinlerde ilk doğan çocuğun kurban edilmesi buna dahildir; imparator tiberius'un capri adasındaki mitras mağarasında kurban edilmesi, roma çağdışılıklarının en tüyler ürperticisi de buna dahildir. sonra insanlığın ahlaki döneminde, insan sahip olduğu en güçlü içgüdüyü, " doğasını" kurban etti tanrısına; keşişin, bu inanmış " doğallık-karşıtı" nın salim bakışında bu şölen neşesi parıldıyor. nihayet: ne kaldı geriye kurban edecek? sonunda her türlü avutucu, kutsal, iyileştirici olan, her türlü umudu, gizli uyuma, gelecekteki mutluluklara ve adaletlere duyulan her türlü umudu, her türlü inancı kurban etmek gerekmez miydi? tanrının kendisini kurban etmek ve kendi kendine zorbalıkla, taşa, aptallığa, ağırlığa, kadere, hiçliğe tapınmak gerekmez miydi? hiçe karşılık tanrıyı kurban etmek- son zalimliğin bu paradoks gizemi, şimdi gelmekte olan kuşağa saklandı: hepimiz şimdiden birazını biliyoruz bunun. sy 64

- ucubelerle savaşanın bu arada kendisinin de bir ucubeye dönüşmemeye dikkat etmesi gerekir. uzun süre bir uçuruma bakarsan, uçurum da senin içine doğru bakar. sy 90

- kişi nihayetinde kendi arzusunu sever, arzuladığı şeyi değil. sy 95

- ırzına geçilmişlerin, ezilmişlerin, acı çekenlerin, özgür olmayanların, kendinden-emin-olmayanların ve yorgunların ahlak üzerine fikir yürüttüklerini varsayalım: onların ahlaki değerlendirmelerinin türdeşi ne olacaktır? muhtemelen insanın genel konumu hakkında kötümser bir kuşku dile gelecektir, belki de insanın konumuyla birlikte bir yargılanışı. kölelerin bakışı güçlülerin erdemlerine yetersizdir: kuşkulu ve güvensizdir, orada saygı duyulan her türlü " iyiye" karşı güvensizlikte incelmiştir, - oradaki mutluluğun sahici olmadığına ikna edilebilir. bunun tersine, varoluşun acılarını hafifletmeye hizmet eden özellikler öne çıkartılacak ve ışığa boğulacaktır: merhamet, iyilikseven, yardımsever el, sıcak kalp, sabır, çalışkanlık, tevazu, nezaket saygı görür burada-, çünkü bunlar varoluşun basıncına dayanmak için yararlı nitelikler ve handiyse yegane araçlardır. köle-ahlakı özünde bir yararlılık-ahlakıdır. o ünlü "iyi" ve "kötü" karşıtlığının doğduğu yer burasıdır:- kötüde güç ve tehlikelilik hissedilir, aşağılamanın ortaya çıkmasına izin vermeyen belirli bir korkutuculuk, incelik ve güçlülük. demek ki köle-ahlakına göre " kötü" korku uyandırır; efendi ahlakına göreyse korku uyandıran ve uyandırmak isteyen özellikle "iyi"dir, "fena" insan ise aşağılık olarak hissedilir. köle ahlakı mantıksal sonucuna ulaştığında köle düşünüş tarzı içinde iyinin her halükarda tehlikesiz insan olması gerektiği için: iyi huyludur, kolayca aldatılabilir, belki de biraz aptaldır, un bonhomme'dur, sonunda bu ahlakın "iyi"leri de - hafif ve iyi niyetli olabilen- bu aşağılamadan bir nebze pay aldıklarında, bu karşıtlık doruk noktasına varır: köle-ahlakının ağırlık kazandığı her yerde dil " iyi " ve " kötü " sözcüklerini birbirlerini yakınlaştırma eğilimindedir. sy 203
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim