anestezist.

derin bir uykuya dalmadan önce görülen o güzel yüz. kara kaş, kara göz. benimkinin boyu bi tık kısa olduğu için daha yakındık. say dedi bana. evlenme günümüzü mü? diyesim geldi. diyemedim...

veteriner hekimlerde çekici geliyor şu sıralar gözüme. ama kutup ayısı kılıklı köpeğimi kontrole götürdüğüm de benden çok köpeği görüyor gözleri.
devamını gör...

bu konuda dertlenmek ve üzüntü başı çeker. yemek istemezsin, mecburiyet olduğunu bilip zorla yersin, bu sefer de lokmalar boğazda düğümlenir. dertler, ruhu çektiği gibi o lokmaları da içine çekip bir güzel öğütür ve kilo verme sürecine katkıyı sağlar. o istenilen kilo verme eylemini en kötü ve istenmeyen şekilde yaşarsın. normal şekilde kurtulmuş olunan kilo zindeliğinden ziyade pörsümüş ruh gibi pörsümüş bir beden bakiyen olur. dilerim kimse yaşamaz.
devamını gör...

en pirelisinden, sokak hayvanları...
devamını gör...

(bkz: adı lazım değil baş harfi ben)
(bkz: bile bile lades)

kendimi bulduğum başlık. bu da dahil atlarım genelde. üstelik bile bile yaparım. karşı konulmaz bir arzu hissediyorum öyle zamanlarda.

sağ omuzdan bir ses:
"adam trollüğüne yazıyor, gül geç!"
sol omuzdan bir ses ve eşlik eden dürtükleme:
"yaz yaz! duyar kas, ciddi cevap ver, bir şeyler yap işte!"

genelde sol tarafı dinliyorum.
devamını gör...

tembel hayvan dişsiz memeliler takımından* yağmur ormanlarında yaşayan bir memelidir. 6 farklı türü bulunur en bilinenler 2 ve 3 tırnaklı tembel hayvanlardır. bu canlıların en tipik özellikleri aşırı derecede yavaş hareket ediyor oluşlarıdır. bunun sebebi düşük kalorili bir beslenme diyetleri olduğundan mümkün olduğunca enerji harcamaktan korunmaktır. keza vücut ısıları da 32 derecedir diğer memelilere göre nispeten düşüktür bu da enerji harcamaya karşı bir önlemdir. bu hayvanlar günde 9 ila 15 saat arası uyuyabilirler. eğer yaşadıkları habitatta vahşi hayvanlar varsa 9, daha korunaklıysa 15 saat uyudukları tespit edilmiştir. yaprak, meyve, böcek bulursa kuş yumurtası gibi besinlerle beslenirler. zamanlarının çoğunu hatta neredeyse tamamını tutundukları ağacın dalında baş aşağı sarkarak yahut bir daldan öbürüne geçerek harcarlar. uzun tırnaklardan oluşan pençeleri çok güçlüdür dallara çok rahat tutunurlar. en büyük düşmanları jaguar ve yılanlardır. esasen bu türün soyunun tükenmeyişi bilim insanlarını bir miktar şaşırtmıştır çünkü çok yavaşlardır. hala soylarının devam edişini doğadaki kamufle olma yeteneklerine bağlarlar. kürklerinde yeşillikler vardır ağaçla bir arada olunca ayırt edilişi zordur. doğal kürkleri grimsidir esasen ancak üstlerinde bakteriler, algler yaşar bu sebeple kürkleri yeşilimsidir. pençeleri güçlüdür lakin yavaş hareket ettiklerinden jaguara karşı şansları düşüktür. yavaş hareket ederler etmesine lakin kafalarını 270 derece çevirebilirler. ağaçtan aşağı sadece dışkılarını yapmak ya da bir yırtıcı saldırısı sebebiyle inerler. maalesef ölümlerinin yarısı da bu aşağı indikleri zaman diliminde olur yırtıcı sebebiyle. bu kadar yavaş hareket eden bir hayvanın dışkılamak için yere inmesi bilim insanlarına epey ilginç gelmiştir. daha sonra bu hayvanın kürkünde bir güve türü yaşadığı ve bu güvenin tembel hayvan dışkısına yumurtladığı, çıkan güvelerin yeni tembel hayvana yapıştığı bulunmuştur. güve ölünce kürkte kalır bakteriler de azot ihtiyacını ölü güveden karşılayarak çoğalırlar, kürkün yeşil görünümü böylece daha da artar eh bu da kamufle olmasını sağlıyordu. bu hayvanlar hep ağaçtadır çiftleşirken, doğum yaparken hatta öldükten sonra bile bir süre ağaçta asılı kaldıkları görülmüştür. çiftleşmeden sonra erkek ağacı terk eder. aylık bir hamilelikten sonra bir tane yavru dünyaya getirirler. emzirme dönemi bittikten sonra bir süre daha anneyle kalan yavru daha sonra ayrılır. bu hayvanlar çiftleşme harici de bir arada bulunmazlar bireysel yaşarlar.
suratları da gülümser gibidir kanaatimce epey sevimli hayvanlardır.kaynak kaynak2
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir video bırakayım akşam akşam içinizi ısıtsın sloth wants hug.
devamını gör...

n. h. kleinbaum tarafından yazılan, içinizdeki şiir yazma aşkını körükleyecek, kısa mı kısa, çok akıcı ama kitabın sonlarına doğru üzerinizde birkaç damla gözyaşı ve birçok anlam yüklü duygu bulutu bırakabilecek bir kitap.

aynı zamanda sinemaya da uyarlanan harika eser, senaryosu tom schulman tarafından yazılan filmin romanıdır, filmin başrolünde john keating’i canlandıran robin williams vardır.

--- alıntı ---

geleneklere olan bağlılığı ve katı disiplin kurallarıyla ünlü welton akademisi’nin öğrencilerinin okul ve yatakhane arasında geçen tekdüze hayatları yeni ingilizce öğretmenleri john keating’in okullarına gelmesiyle bir anda değişir. iyi birer üniversiteye girmeleri için onları çok yoğun bir tempoda çalışmaya zorlayan öğretmenleri ve ebeveynlerinin aksine,bu ele avuca sığmaz adamın onlardan tek bir isteği vardır:anı yaşamaları ve hayatlarını olağanüstü kılmaları. byron, shelly, keats ve shakespeare ile edebiyatın büyülü dünyasına dalan gençler keating’in öğrencilik yıllarında üye olduğu gizli bir kulüp olan ölü ozanlar derneği’ni de yeniden canlandırırlar. ne var ki daha yeni kavuştukları özgürlüklerinin trajik sonuçları olabileceğini çok geçmeden farkına varacaklardır. “acaba ölü ozanlar derneği’nin bu yeni nesil üyeleri hayallerini yıkmaya kararlı otoritelerin baskısından kurtulmayı başarabilecekler midir?”

--- alıntı ---
devamını gör...

burada görülen durum. bakınız hate'in röportajından önce yıllardır görmediğimiz cankan, röportajdan sonra birden ortaya çıktı.

devamını gör...

on binlerce karma puanı olmasına rağmen 1 tane rozeti bile olmayan karizmatik yazar.*
devamını gör...

1 yıldır sözlükte olmama rağmen - büyük bölümünde ortalıkta olmayabilirim - ve nickim bi rakam olmasına rağmen henüz başlığı açılmamış. ilginçtir ki başlığı açılmayan iki rakam var, dört ve altı.
hadi dördü kimse sevmiyor, benle ne derdiniz var be.

neyse, bu kadar dilencilik yeter.

böyle fazla yazarı olan sözlüklerde nickaltı yazmak daha zor oluyor çünkü insanların kaynaşması daha zor oluyor.
devamını gör...

"bir ben miyim perişan gecenin karanlığında
yosun tuttu gözlerim yalnızlar rıhtımında"
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rüzgarda, kavak ağacının çıkardığı ses.
dalga sesi sanılanından.
devamını gör...

arkadaslar meme bildigimiz meme degil o yuzden eger ne oldugunu bilmiyorsak basligi acan arkadasi gommeyyelim. bilip de gomenler gommeye devam edebilir ona lafim yok. arkadasin bahsettigi memenin ne oldugunu merak edenler icin: en.wikipedia.org/wiki/Inter...

--- alıntı ---

an ınternet meme, more commonly known simply as a meme (/miːm/ meem), is a type of meme that is spread via the ınternet, often through social media platforms and especially for humorous purposes. memes can spread from person to person via social networks, blogs, direct email, or news sources. they may relate to various existing ınternet cultures or subcultures, often created or spread on various websites. ınternet memes are " often, modifications or spoofs add to the profile of the original idea thus turning it into a phenomenon that transgresses social and cultural boundaries".[1] one hallmark of ınternet memes is the appropriation of a part of broader culture, for instance by giving words and phrases intentional misspellings (such as lolcats) or using incorrect grammar (such as doge). ın particular, many memes utilize popular culture (especially in image macros of other media), although this can lead to issues with copyright.

--- alıntı ---

turkce kaynak icin: medium.com/@serkanismygrill...

yaraticilikla guzel miim(meme)'ler ortaya cikartip bunlarin altina kafasozluk.com watermarki ile birlikte yayarak sozlugun bilinirligini arttirmak da mumkun. oncelikli eksiklerimizi giderdikten sonra benim gundeme almaktan yana oldugum bir fikir. kafa sozlugun digerlerinden farki ne sorusuna bir cevap daha eklenmis olabilir boylece.
devamını gör...

konya'da sera içerisine yeterli nem, sıcaklık uygulamasıyla suni bir tropikal bir hava yaratmışlar. içerisine tropikal bölgede yaşayan kelebeklerin beslenebileceği bitki ve meyveleri koymuşlar.
harika güzellikte kelebekler var.
konya'ya giderseniz görmenizi tavsiye ederim.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel;
"
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel;
devamını gör...

türkiye'de siyaset 68 kuşağından sonra körelmeye başladı. şimdiki gençler, siyasete değil kendilerine daha çok zaman ayırıyor. siyasetin sadece zamanlarının çaldığının çok iyi farkındalar ve siyasete ilgileri çok düşüktür. kendi çevremden biliyorum gençler siyasetle ilgilenmiyorlar bile, sadece sosyal ağlarda 3-5 partizan gençler yazıp duruyor. siyasetle boş boş zaman kaybetmek yerine uzak durmayı tercih edip, kendi gelişimlerine daha çok önem veriyorlar. tabi ülkedeki siyasi durumda gençleri siyasete yönelmemesine etkindir.
devamını gör...

güne çok iyi başladım ve devam ediyordum ancak şimdi dibe doğru inmeye başladım. çoğu hislerimi buraya yazmaktan çekinmedim. ama bu konu cidden ürkütücü. çok cesur ve korkusuz olmama rağmen her insan gibi zayıf yönlerim var. o korkuyu yenmem için bırakıp gitmem lazım. ama ben zoru görünce kaçan birisi değilim. önce kendime sonra ona ihanrt etmiş olurum. vicdan azabım korkularımdan daha şiddetli. bu duruma girerken neler olacağını neler yaşayacağımı hepsini hesapladım. ama ne olursa olsun bu korku ile yaşayacağım. hayatta her kararın bir bedeli var. düşündüğüm şeylerin olmaması dileği ile herkese mutlu akşamlar.
devamını gör...

çok hakiki bir kitaptır. harry haller'ın gençliğinin öyküsü anlatılır bir bakıma aslında bakarsanız. yani emil sinclair bir nevi harry haller'ın gençliğidir. ya da benzeşebilir. en azından öyle bir gözlemim oldu. çünkü demian umut verir, haller'ın flütçü arkadaşı gibi. * *

ama bu gözlemden sonra da bahsederim.


konumuz demian. gizemli ve bilge demian. sanki tanrı'nın ta kendisidir. ya da şeytan'ın ta kendisi. aslında bakarsanız janus'tur o. ama kendi ifade ettiği bir tanrı vardır: abraxas (abraksas).

max demian, abraksas'ın bir sureti gibidir. iki yüzlüdür. melek ve şeytandır. zaten hermann hesse'de bu temaya çok fazla rastlıyoruz. şeytan ve tanrı, şeytansallık ve tanrısallık. ama burada dini bir atıf olsa da (kitaptaki kabil hikayesini hatırlayalım) aslında dinlerin üstünde bir şeyden bahseder. panteizmdir bu. ki kitapta birçok yerde buna rastlarsınız. hatta bir yerde insan ve hayvan birleşiminden oluşan kimselerden bahsediyordu. doğrudan bozkırkurdu'na atıftır.

yani şeytan da tanrı da aslında abraksas'ın bir suretidir. ve kötünün de iyinin de aynı çatıda toplandığından bahseder ki bence de makul olan bu. isa, muhammed veya başka bir kişi, fark etmez, bu noktayı hep gözden kaçırmıştır. gerçi son peygamber bana kalırsa dostoyevski'dir de kendini peygamber ilan etmek gibi bir ahmaklık yapmayacak kadar akıllıdır. bu başka konu, devam edelim.

siddhartha da, bozkırkurdu da, demian da aslında temelde tek bir şey öğütlüyor: yaşam kısadır, yaşanmalıdır ve hüzne rağmen güzel olabilir.

demain da bunun farkında olarak sinclair'e öğretmeye çalışıyordu bir şeyleri. ve öğretti de. içselliğiyle barıştı protagonistimiz ve nihayetinde mutluluğa erdi. fakat mutluluğu da geçiciydi. insan kendine hep yeni bir düş bulurdu. max'in annesine duyduğu yüce gönüllü aşk da son bulacaktı bir gün. ama demian bunun farkında olarak sevdi yine. ama bu aşk romanı, kitabı, hikayesi falan değil elbet. yine de sevmeye ilişkin güzel bir öğüt veriyor.

açıkçası birçok şeyden bahsedebilirim ama açıkçası gerek yok. bu yazdıklarım bile epey yoğun ve üzerine düşünülesi.


devamını gör...

bug'a sokan bir durum.
ünlü düşünür ismail yk' nin da dediği gibi: "beni beğeneni ben beğenmem, benim beğendiğim ise beni beğenmez yoksa ben tipsiz miyim he?"
devamını gör...

sen sor diye?
al işte koca burunlarını insanların hayatından çekmeyi bilmiyorlar. inandığı dini yaşıyor kime ne?
benzer sorular;
çarşaflı kadının ekonomiyi eleştirmesi
neden şort giyiyorsun?
chp'li teyze neden saçını kızıla boyuyorsun?
neden bu saatte dışarıdasın?
o saatte orada ne işin vardı?
bu konular hakkında defalarca başlık açıldı.
hoşunuza gitmeyen bir şey gördüğünüz de başınızı önce sağa sonra sola çevirin.
kimse kimsenin hoşuna gitmek zorunda değil.
devamını gör...

harika bir olay. ben genelde anlatmamam gereken şeyleri de boş bulunup anlatıyorum. hemen ardından bir pişmanlık geliyor ve ardıma bakmadan kaçıyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim