dünyayı kurtaracak formül
okumak & sevgi
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
küçük bir çocukken ertesi gün bayram sabahı olacaksa heyecandan kıpır kıpır olurdu yüreğim. yatağa erkenden girer, daha o zamandan başlayan gevezeliğim ile susmak bilmez, aynı odayı paylaştığım ablacığımı da uyutmazdım. içeriden annemin tatlı-sert sesi ile"sabah yine uyanamayacaksın artık sus ve de uyumaya çalış!" komutunu alana dek durmaz, bir yerde uyumak yerine tüm gün sokaklarda koşturan bedenim bayılırdı da uykuya geçerdim. ve tabii ki gece uyumayan minik ben, sabah yarı açık gözlerle birkaç lokma yeme çabasından sonra bayram için alındığından özel olan çiçekli eteklerimden birini giydiğim vakit kendimi prensesler gibi güzel hissederdim. küçük prensesim diye severdi annem. * gerçi o prenses halim babaannemlerden anneannemlere gidene dek bozulur. kar beyaz çorapların dizlerinde toz toprak, saçım başım dağılmış olurdu. annem, yazık neden bu çocuk diğer kızlar gibi tertemiz gezemiyor diye yarı kızgın yedek çorapları giydirirken hafiften azarlar; bayramda güzel güzel ve tertemiz gezmek lazım nutkunu atardı. ellerini öptüğüm büyüklerin yanaklarına aldığım bayram harçlıklarının karşılığı olarak birçok öpücük kondurur, sevinir, sevgimi belli ederdim. ve de koşup soluğu bakkalda alır, yediğim onca şekerin üzerine bir de dondurmalarla kendimi şımartırdım.
kocaman oldum artık. bayram şekeri olmayan, bayramlıklarım olmayan bir bayram sabahına uyandım. ama akşam saçlarımı okşayarak uyuyana dek yanımda bekleyen güzel insan sayesinde dinlenmiş ve huzur dolu bir uykudan uyandım. güneşli parlak günde hala bayramı yaşamayı adet olarak sürderen ailemin bayramını kutlayıp marikaki'nin huzur veren sesi ve çaldığı bir birinden nostaljik şarkılarla daha da sıcak oldum. kendimde bayram kutlayacak bir enerjiye neden oldu bu nostalji. çiçekli bir elbise ve güzel bir sofra ile bayramı kutlamaya başlayacak uzakta olan herkesi bir ekranın ardından sevgiye ve öpücüklere boğacağım. ilk durak burası olsun. koskocaman sevgilerimi yolluyorum, bayramınız kutlu olsun. *
kocaman oldum artık. bayram şekeri olmayan, bayramlıklarım olmayan bir bayram sabahına uyandım. ama akşam saçlarımı okşayarak uyuyana dek yanımda bekleyen güzel insan sayesinde dinlenmiş ve huzur dolu bir uykudan uyandım. güneşli parlak günde hala bayramı yaşamayı adet olarak sürderen ailemin bayramını kutlayıp marikaki'nin huzur veren sesi ve çaldığı bir birinden nostaljik şarkılarla daha da sıcak oldum. kendimde bayram kutlayacak bir enerjiye neden oldu bu nostalji. çiçekli bir elbise ve güzel bir sofra ile bayramı kutlamaya başlayacak uzakta olan herkesi bir ekranın ardından sevgiye ve öpücüklere boğacağım. ilk durak burası olsun. koskocaman sevgilerimi yolluyorum, bayramınız kutlu olsun. *
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
coğrafya kader midir sorunsalı
kaderdir.
doğanın insan üzerinde daha fazla etkili olduğunu düşünürüm, tabi küreselleşen dünyada bu etki giderek azalsa da sıcak, ılıman ve soğuk iklim ülkeleri birbirinden oldukça farklıdır.
coğrafya; yediğiniz yiyecekten, giydiğiniz kıyafete, karakterinizden insanın düşünce biçimine kadar etkili olmaktadır.
doğanın insan üzerinde daha fazla etkili olduğunu düşünürüm, tabi küreselleşen dünyada bu etki giderek azalsa da sıcak, ılıman ve soğuk iklim ülkeleri birbirinden oldukça farklıdır.
coğrafya; yediğiniz yiyecekten, giydiğiniz kıyafete, karakterinizden insanın düşünce biçimine kadar etkili olmaktadır.
devamını gör...
hiç aramıyorsun sormuyorsun hayırsız diyen insan tipi
elimin tersiyle agzinin ortasina vurmak isticegim tiptir
devamını gör...
yazarları en son ağlatan hadise
sinirden ağladım. çok da güzel ağladım, helal olsun bana.
devamını gör...
ankara'da 30 köpeğin öldürülmesi
bu yapılan şey düpedüz vahşet, insanlıktan nasibini almamış bir takım biyolojik atıkların işlediği bir cinayet. bu ve bu gibi olaylar eğer farkındaysanız her yıl artarak çıkıyor karşımıza. peki neden 2004 yılında çıkarılan hayvanları koruma kanununda bir değişiklik yapılmıyor?
daha öncede dile getirdim yine aynısını yazıyor gibi olmak istemem ama hayvanları koruma kanunu denen şey hayvanları korumuyor. hayvanları korumadığı gibi, köpekleri insanlar için fazlasıyla tehlikeli bir hale getiriyor. bu köpekleri topluyorlar, kısırlaştırdık, rehabilite ettik ve küpeledik deyip sokaklara geri bırakıyorlar. kardeşim nasıl bir kısırlaştırma yapıyorlar ben anlamıyorum ki. her geçen yıl sokaklarda daha fazla köpek görüyoruz, gökten falan inmiyorlarsa bu kısır hayvanlar nasıl çoğalıyor?
ben iç anadolu'nun küçük bir şehrinde ikamet ediyorum, burada bile 15'li 20'li sürüler halinde köpekler görüyoruz, sabah erken saatler ve akşam geç saatler ciddi anlamda sıkıntı. motorlu ve bisikletli insanlara çok saldırıyorlar, kimisi bir ısırıkla kurtuluyor, kimisi tepe taklak gidiyor, bu yüzden felç kalan bile oldu burada.
birde büyük şehirlere bakalım. daha yakın zamanlarda konya'da bir vatandaşın ağılına girip onlarca küçükbaş hayvanı telef etti köpekler. peki köpektaparlara soralım; köpekler hayvan, koyunlar değil mi? tüm bu olanlar 2004 yılında malum zihniyetin bazı kesimlere yaranmak için çıkardığı kanun yüzünden oluyor. köpeklerin yeri sokaklar değildir, insanlar bu sokaklarda güvenle yürüyebilmeli, bisikletini, motosikletini rahatça kullanabilmelidir.
artık lütfen birileri bazı şeyleri görsün, sokaklarda şuan 10 milyon başıboş köpek var, bu hızla yakında sayıları 50 milyonu geçecek, o zaman ne yapacaksınız? yakalamaya kalksan kaç tanesini yakalayabileceksin? bugün bu haberde okuduğumuz şeyleri o gün geldiğinde devlet yapacak, ya köpekleri gördüğü yerde vuracak, ya zehirleyecek. devlet yapmasa vatandaş çileden çıkıp, eee yeter lan, başlarım köpeğine diyecek vatandaş yapacak. bu dediklerime alınmayın arkadaşlar, bir gün gelir, bu köpekler ciddi anlamda canınızı yakar, o zaman anlarsınız ne demek istediğimi. en basitinden çocuğunu yahut kardeşini parçaladıklarını düşün, hala, köpeklere dokunmayın, onlarda canlı falan diyebilir misiniz?
bende 4 yıl köpek besledim. tüm aşılarını bakımlarını düzenli bir şekilde yaptırdım. saldırgan olmaması için elimden gelen her şeyin en iyisini yapmaya uğraştım. kesinlikle çiğ et vermedim, ya ateşte pişirdim ya suda kaynattım o şekilde verdim. kuru mamalar hayvanların beyin kimyasını bozuyor diye söylemişti bir arkadaşım, hiç kuru mama vermedim, daima sağlıklı besinlerle ve bu besinleri pişirerek besledim. 4 yıl içinde 1 kez tasmasından kurtulup kaçtı, tam 12 saat onu aradım bulana kadar durmadım. banane giderse gitsin demek en kolayı, ama ya gider birinin tavuğuna, kedisine veya koyununa ya da çoluk çocuğuna zarar verirse? ve bu köpek hiç bir sebep yokken annemi ısırdı birgün. onunla en çok ilgilenen annem olmasına rağmen. anlam veremedik ilginç bulduk. tekrar sokağa salarlar falan diye barınağa vermedim köpeği. bir arkadaşımın koyun sürüsü vardı, durumu ona anlattım; böyle böyle, köpek annemi ısırdı eğer alıp koyunları güderken sana eşlik etsin istersen köpeği sana verebilirim dedim, zaten ırk olarak buna müsait bir köpekti ve arkadaşım kabul etti. biraz yaşlandı ama halen onun yanında. sürüye göz kulak oluyor. yani diyeceğim şu; bu hayvanların ne zaman nasıl saldıracağını bilemezsiniz, onların beyni nasıl çalışıyor henüz tam olarak bilmiyoruz, anlık bir refleks ile boğazına saldırabilir, kaçamayabilirsin, ağır yaralanıp ölebilirsin, daha kötüsü felç kalma riski var.
daha sayıları az, toplayın bu hayvanları, daha büyük barınaklara alın ve orada kalan hayatlarını yaşasınlar. ve bundan sonra çıkaracağınız kanunlar ile bu hayvanları gerçekten koruyun. bir hayvan sahiplenmek bu kadar kolay olmasın artık, bir hayvanı sahiplenen kişi ondan sorumlu olsun, o hayvan ona zimmetlensin, devlet bunun takipçisi olsun, yoksa ortalık malum "köpektapar" insan artıklarına kalıyor. sonra bazı caniler çıkıp onlarca hayvanı katlediyor ve hepimiz üzülüyoruz. ülke gündeminden bazı haberleri şöyle bırakalım, belki aramızda olan bazı "köpektapar" arkadaşlar, "köpekler insanlara saldırmaz, mutlaka o insan ona bir şey yapmıştır" gibi saçma sapan argümanlar ile başlık altında bitmesinler.
bu güzelim çocuklardan biri yakınınız olsaydı, pek saygıdeğer köpektaparlar?
bunlarda köpeklerin doğal yaşama verdiği zararlar. ama köpektaparlar anlamaz, onlar sadece ego masturbasyonu yaparlar
başıboş köpek ısırması
kesin yaşlı amca köpeklere bir şey yapmıştır dimi köpektaparlar?
8 yaşında çocuk istanbulun göbeğinde başından ısırılmıştı, beyoğlu köpektapar belediyesinin açıklamasını hatırlarsınız
14 yaşındaki çocuk suçludur zaten kessssiiiiinnn
mehmet serbes'in konu ile alakalı yazısı
bu adama sokakta yürürken saldırmışlar, ama adam kesin kötü niyetlidir değilmi köpektaparlar?
al bak burada 30 koyunu telef etmişler, sorsa doğanın dengesi der köpektaparlar!
veee bingo!! beslediği köpekler tarafından boş arazide öldürülen bir genç kız!
daha öncede dile getirdim yine aynısını yazıyor gibi olmak istemem ama hayvanları koruma kanunu denen şey hayvanları korumuyor. hayvanları korumadığı gibi, köpekleri insanlar için fazlasıyla tehlikeli bir hale getiriyor. bu köpekleri topluyorlar, kısırlaştırdık, rehabilite ettik ve küpeledik deyip sokaklara geri bırakıyorlar. kardeşim nasıl bir kısırlaştırma yapıyorlar ben anlamıyorum ki. her geçen yıl sokaklarda daha fazla köpek görüyoruz, gökten falan inmiyorlarsa bu kısır hayvanlar nasıl çoğalıyor?
ben iç anadolu'nun küçük bir şehrinde ikamet ediyorum, burada bile 15'li 20'li sürüler halinde köpekler görüyoruz, sabah erken saatler ve akşam geç saatler ciddi anlamda sıkıntı. motorlu ve bisikletli insanlara çok saldırıyorlar, kimisi bir ısırıkla kurtuluyor, kimisi tepe taklak gidiyor, bu yüzden felç kalan bile oldu burada.
birde büyük şehirlere bakalım. daha yakın zamanlarda konya'da bir vatandaşın ağılına girip onlarca küçükbaş hayvanı telef etti köpekler. peki köpektaparlara soralım; köpekler hayvan, koyunlar değil mi? tüm bu olanlar 2004 yılında malum zihniyetin bazı kesimlere yaranmak için çıkardığı kanun yüzünden oluyor. köpeklerin yeri sokaklar değildir, insanlar bu sokaklarda güvenle yürüyebilmeli, bisikletini, motosikletini rahatça kullanabilmelidir.
artık lütfen birileri bazı şeyleri görsün, sokaklarda şuan 10 milyon başıboş köpek var, bu hızla yakında sayıları 50 milyonu geçecek, o zaman ne yapacaksınız? yakalamaya kalksan kaç tanesini yakalayabileceksin? bugün bu haberde okuduğumuz şeyleri o gün geldiğinde devlet yapacak, ya köpekleri gördüğü yerde vuracak, ya zehirleyecek. devlet yapmasa vatandaş çileden çıkıp, eee yeter lan, başlarım köpeğine diyecek vatandaş yapacak. bu dediklerime alınmayın arkadaşlar, bir gün gelir, bu köpekler ciddi anlamda canınızı yakar, o zaman anlarsınız ne demek istediğimi. en basitinden çocuğunu yahut kardeşini parçaladıklarını düşün, hala, köpeklere dokunmayın, onlarda canlı falan diyebilir misiniz?
bende 4 yıl köpek besledim. tüm aşılarını bakımlarını düzenli bir şekilde yaptırdım. saldırgan olmaması için elimden gelen her şeyin en iyisini yapmaya uğraştım. kesinlikle çiğ et vermedim, ya ateşte pişirdim ya suda kaynattım o şekilde verdim. kuru mamalar hayvanların beyin kimyasını bozuyor diye söylemişti bir arkadaşım, hiç kuru mama vermedim, daima sağlıklı besinlerle ve bu besinleri pişirerek besledim. 4 yıl içinde 1 kez tasmasından kurtulup kaçtı, tam 12 saat onu aradım bulana kadar durmadım. banane giderse gitsin demek en kolayı, ama ya gider birinin tavuğuna, kedisine veya koyununa ya da çoluk çocuğuna zarar verirse? ve bu köpek hiç bir sebep yokken annemi ısırdı birgün. onunla en çok ilgilenen annem olmasına rağmen. anlam veremedik ilginç bulduk. tekrar sokağa salarlar falan diye barınağa vermedim köpeği. bir arkadaşımın koyun sürüsü vardı, durumu ona anlattım; böyle böyle, köpek annemi ısırdı eğer alıp koyunları güderken sana eşlik etsin istersen köpeği sana verebilirim dedim, zaten ırk olarak buna müsait bir köpekti ve arkadaşım kabul etti. biraz yaşlandı ama halen onun yanında. sürüye göz kulak oluyor. yani diyeceğim şu; bu hayvanların ne zaman nasıl saldıracağını bilemezsiniz, onların beyni nasıl çalışıyor henüz tam olarak bilmiyoruz, anlık bir refleks ile boğazına saldırabilir, kaçamayabilirsin, ağır yaralanıp ölebilirsin, daha kötüsü felç kalma riski var.
daha sayıları az, toplayın bu hayvanları, daha büyük barınaklara alın ve orada kalan hayatlarını yaşasınlar. ve bundan sonra çıkaracağınız kanunlar ile bu hayvanları gerçekten koruyun. bir hayvan sahiplenmek bu kadar kolay olmasın artık, bir hayvanı sahiplenen kişi ondan sorumlu olsun, o hayvan ona zimmetlensin, devlet bunun takipçisi olsun, yoksa ortalık malum "köpektapar" insan artıklarına kalıyor. sonra bazı caniler çıkıp onlarca hayvanı katlediyor ve hepimiz üzülüyoruz. ülke gündeminden bazı haberleri şöyle bırakalım, belki aramızda olan bazı "köpektapar" arkadaşlar, "köpekler insanlara saldırmaz, mutlaka o insan ona bir şey yapmıştır" gibi saçma sapan argümanlar ile başlık altında bitmesinler.
bu güzelim çocuklardan biri yakınınız olsaydı, pek saygıdeğer köpektaparlar?
bunlarda köpeklerin doğal yaşama verdiği zararlar. ama köpektaparlar anlamaz, onlar sadece ego masturbasyonu yaparlar
başıboş köpek ısırması
kesin yaşlı amca köpeklere bir şey yapmıştır dimi köpektaparlar?
8 yaşında çocuk istanbulun göbeğinde başından ısırılmıştı, beyoğlu köpektapar belediyesinin açıklamasını hatırlarsınız
14 yaşındaki çocuk suçludur zaten kessssiiiiinnn
mehmet serbes'in konu ile alakalı yazısı
bu adama sokakta yürürken saldırmışlar, ama adam kesin kötü niyetlidir değilmi köpektaparlar?
al bak burada 30 koyunu telef etmişler, sorsa doğanın dengesi der köpektaparlar!
veee bingo!! beslediği köpekler tarafından boş arazide öldürülen bir genç kız!
devamını gör...
yağmura en çok yakışan şey
pencere açık uyumak.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
rüzgârın vadesi var mı?
ne kadar, nereye kadar eser adı arşipele ait bir rüzgar? hangi cennetin bahçesi sakin eder yolunu?
diyelim ki, denizi bitti, diyelim ki karaya doydu, daha da bekler mi, niye eser?
hani sözün vardı senin bana, beraber ölecektik?
yakışıyor mu şimdi bu yaptığın?
niye ben seni rüyamda görüp ardından dudağımda sema moritz yangını ile uyanıyorum?
bana bakıyor musun hâlâ?
iyi bak olur mu, çünkü artık ben bakamıyorum..
günaydın hayatım, umarım iyisindir.
bin küfür ve milyon sevgim var, dönersen kahve de var.
başka da bir şeyim yok...
ne kadar, nereye kadar eser adı arşipele ait bir rüzgar? hangi cennetin bahçesi sakin eder yolunu?
diyelim ki, denizi bitti, diyelim ki karaya doydu, daha da bekler mi, niye eser?
hani sözün vardı senin bana, beraber ölecektik?
yakışıyor mu şimdi bu yaptığın?
niye ben seni rüyamda görüp ardından dudağımda sema moritz yangını ile uyanıyorum?
bana bakıyor musun hâlâ?
iyi bak olur mu, çünkü artık ben bakamıyorum..
günaydın hayatım, umarım iyisindir.
bin küfür ve milyon sevgim var, dönersen kahve de var.
başka da bir şeyim yok...
devamını gör...
ankara'da 2.5 yaşındaki kız çocuğuna pitbull saldırması
hiç bir canlı vahşi doğmaz vahşi yetiştirilir, maalesef bu ırk özelliği gereği insana ya da başka bir canlıya ciddi derecede zarar verme potansiyelinde, ama sahipleri genelde bunu anlama kapasitesine sahip değil.
5237 sayılı türk ceza kanunu'nun 177. maddesine göre, gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacaktır.
5199 sayılı hayvanları koruma kanunu 01.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir.söz konusu kanunun 14. maddesinin (l) bendinde; “pitbull terrier, japanese tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklâmını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek yasaktır”
5237 sayılı türk ceza kanunu'nun 177. maddesine göre, gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacaktır.
5199 sayılı hayvanları koruma kanunu 01.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir.söz konusu kanunun 14. maddesinin (l) bendinde; “pitbull terrier, japanese tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklâmını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek yasaktır”
devamını gör...
birbiriyle karıştırılan mahlaslar
malum sözlükte yeni sayılırız. bir o kadar da yazar sözlüğe üye oluyor. bu kadar yazar enflasyonu arasında bu kadar mahlas da hatların kilitlenmesine sebep olabiliyor. tanımlarıma oylama yapan kimi mahlasların ilk kelimesi, kiminin son hecesi, kimi kelime olarak benzemese de çağrışımları ile frekansları karıştırıyor. aşağıdaki listede mahlasları geçen sevgili yazarlar lütfen alınmasınlar, bu durumu zamanla düzelecek geçici bir teknik aksaklıktan saysınlar.
oralettin - gofrettin
adım nurgül mekanın sahibiyim - ben senin ablanım
kafası sonradan geldi - kafası kendinden güzel
kendineyazar - kafasızyazar
ölmedim ama hafif sürünüyorum - düşünüyorum öyleyse yokum
haklıyım ama mutlu değilim - mutsuzluğumdan mutluyum
hame - hate
headshot - heady
delirmiş_psikolog - reddedilemeyen teklif
gandalfgillerden - gandalfın kırık asası
merdümgirizbirdeli - merdumkaptan.
birseyyah - seyyah.
münzevi yazar - münzevisatır.
oralettin - gofrettin
adım nurgül mekanın sahibiyim - ben senin ablanım
kafası sonradan geldi - kafası kendinden güzel
kendineyazar - kafasızyazar
ölmedim ama hafif sürünüyorum - düşünüyorum öyleyse yokum
haklıyım ama mutlu değilim - mutsuzluğumdan mutluyum
hame - hate
headshot - heady
delirmiş_psikolog - reddedilemeyen teklif
gandalfgillerden - gandalfın kırık asası
merdümgirizbirdeli - merdumkaptan.
birseyyah - seyyah.
münzevi yazar - münzevisatır.
devamını gör...
gogol’un dar paltosu
okuyorum, okuyorum ve okuyorum. bitmiyor. ne de güzel yazmış. anılarında yer aldım, izledim onu uzaktan, yükseklerde bir yerlerden. bazı anılarında yanağını okşadım, bazılarında da sırtını sıvazlayıp 'geçecek bu da be!' dedim. daha da çok anısı vardır eminim. içli yazarımızdan daha fazla anı dilemek temennisiyle. başarılar.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
hediyeymiş çiçekmiş ya da ucuz, içi boş kutlamaları görmek istemiyorum. kadınlardan uzak dursunlar, dövmesinler, öldürmesinler yeter.
devamını gör...
eskrima
eskrima, kali ya da arnis olarak bilinen, köken olarak filipinlere dayanmakta olan "savaş sanatı", günümüzde dünyanın çoğu noktasında erişilebilir bir öğreti olarak boy göstermektedir. ispanyolca "fencing" anlamına gelen, "esgrima" kelimesinden türemiştir. eskrim ile benzerliklerin görülmesi de işten değil haliyle.
eskrima, kılıç, sopa ve bıçak gibi silahların efektif ve agresif kullanımını barındırır. hamlelerin birçoğu saldırı odakla olmakla beraber, defansif anlamda elle tutulur bir gardı yoktur. hand to hand combat (çıplak el dövüş) ikinci tercihtir ve silaha erişim sağlanamadığı zamanlar dışında pek görülmez.
tarihine gelecek olursak, öncelikle filipinlerin şu anki durumuna kadar değinmemiz gerekir. filipinler, ekonomik anlamda sıkıntı çeken ve gelişmiş devletlerin baskısını hisseden bir ülkedir. günde üç öğün yemek yemenin çoğu yerinde lüks sayıldığı ülkede suç oranı da oldukça yüksektir.
yine eskrimanın aktif olarak uygulandığı 16. yüzyıl dönemlerinde gerçekleşmiş olan sömürge döneminde filipinlerde yoğun ispanyol baskıları yaşanmıştır. ispanyollar eskrima stilini bu dönemde öğrenmiş ve devamında ilginçtir ki tehlikeli olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır.
ispanyolların filipinlilerin kültürünü yok etmek için kitaplarını yakması ve anadilleri olan "baybadin"i yasaklaması sonrasında kültürlerini yaşatmak için türlü yollar bulmuşlardır. bunlarda eskrimanın da payı bulunmaktadır. kali/eskrima içerisindeki hareketlerini yerli dans figürlerinin arasına katmış ve "baybadin" dilinde iğne işçilikleriyle dillerinin devamını sağlamışlardır.
işte bu baybadin dilini işlemiş oldukları şeylerden biri de, eskrima-kali uygulamalarında kullanmakta oldukları el/bilek korumalıklarıdır. kalinin dansla birleştirilmiş bu yeni uygulaması, ispanyolların dikkatini çekmiş ve o korumalıkların adı olan "arnes" şeklinde adlandırılmıştır. zamanla bu kelime evrilerek "arnis" olmuştur.
günümüzde türkiye'de de efektif uygulamalarına rastlanılabilen savaş sanatı, özel askeri birliklerde verilen seminerler ve kişisel dersler ile, modern çağın savaş unsurları arasında yerini kanıtlamayı başarmıştır.
trivia
--------
eskrima sopası, tek ya da çift olarak kullanılmakla birlikte tam olarak sabit bir boyu yoktur, ideal uzunluğu kullanıcının omuz genişliği kadardır. bu da, stil içerisindeki özelleştirilebilirlik ve esneklikle ilgili ufak bir not olarak bulunsun.
eskrima, kılıç, sopa ve bıçak gibi silahların efektif ve agresif kullanımını barındırır. hamlelerin birçoğu saldırı odakla olmakla beraber, defansif anlamda elle tutulur bir gardı yoktur. hand to hand combat (çıplak el dövüş) ikinci tercihtir ve silaha erişim sağlanamadığı zamanlar dışında pek görülmez.
tarihine gelecek olursak, öncelikle filipinlerin şu anki durumuna kadar değinmemiz gerekir. filipinler, ekonomik anlamda sıkıntı çeken ve gelişmiş devletlerin baskısını hisseden bir ülkedir. günde üç öğün yemek yemenin çoğu yerinde lüks sayıldığı ülkede suç oranı da oldukça yüksektir.
yine eskrimanın aktif olarak uygulandığı 16. yüzyıl dönemlerinde gerçekleşmiş olan sömürge döneminde filipinlerde yoğun ispanyol baskıları yaşanmıştır. ispanyollar eskrima stilini bu dönemde öğrenmiş ve devamında ilginçtir ki tehlikeli olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır.
ispanyolların filipinlilerin kültürünü yok etmek için kitaplarını yakması ve anadilleri olan "baybadin"i yasaklaması sonrasında kültürlerini yaşatmak için türlü yollar bulmuşlardır. bunlarda eskrimanın da payı bulunmaktadır. kali/eskrima içerisindeki hareketlerini yerli dans figürlerinin arasına katmış ve "baybadin" dilinde iğne işçilikleriyle dillerinin devamını sağlamışlardır.
işte bu baybadin dilini işlemiş oldukları şeylerden biri de, eskrima-kali uygulamalarında kullanmakta oldukları el/bilek korumalıklarıdır. kalinin dansla birleştirilmiş bu yeni uygulaması, ispanyolların dikkatini çekmiş ve o korumalıkların adı olan "arnes" şeklinde adlandırılmıştır. zamanla bu kelime evrilerek "arnis" olmuştur.
günümüzde türkiye'de de efektif uygulamalarına rastlanılabilen savaş sanatı, özel askeri birliklerde verilen seminerler ve kişisel dersler ile, modern çağın savaş unsurları arasında yerini kanıtlamayı başarmıştır.
trivia
--------
eskrima sopası, tek ya da çift olarak kullanılmakla birlikte tam olarak sabit bir boyu yoktur, ideal uzunluğu kullanıcının omuz genişliği kadardır. bu da, stil içerisindeki özelleştirilebilirlik ve esneklikle ilgili ufak bir not olarak bulunsun.
devamını gör...
ders aralarında sözlükte takılmak
1 haftadır tarafım tarafından yapılan, sözlük aralarında ders çalışma sisteminin tersi durumdur.
devamını gör...
homofobik olmak
homofobik değilim ama...
değilim dedikten sonra ama deniyorsa homofobiktir bunu söyleyen kişi. medyada orada burada yansıtılan eşcinsel imajının da etkisiyle insanlar tüm eşcinselleri tek tip sanıyor. irrite edici hareketler yapan fenomenler aslında en büyük eşcinsel düşmanı. bırakın insanlar istediği cinsiyeti sevsin aşık olsun. sıkılmadınız mı insanların yatak odasına dalmaktan?
değilim dedikten sonra ama deniyorsa homofobiktir bunu söyleyen kişi. medyada orada burada yansıtılan eşcinsel imajının da etkisiyle insanlar tüm eşcinselleri tek tip sanıyor. irrite edici hareketler yapan fenomenler aslında en büyük eşcinsel düşmanı. bırakın insanlar istediği cinsiyeti sevsin aşık olsun. sıkılmadınız mı insanların yatak odasına dalmaktan?
devamını gör...
beklemesi keyif veren kuyruklar
benim için olmayan kuyruktur. sabırsız bir insan olduğum için beklemek de bir hayli zor oluyor. sevmediğim bir şey için bekliyorsam ölüm zaten, sevdiğim bir şey için bekliyorsam da heyecandan yerimde duramam beklemek daha bile zor olur.
devamını gör...
şehit
dini terim olması hasebiyle; ancak, allah'ın rızası gözetilerek can verildiği zaman hak edilen sıfattır.
demokrasi ya da benzeri ideolojiler uğruna, töre-namus uğruna can verenler maalesef şehitlik tanımının dışında "niyazi" oluyorlar.
"kimin için(ne uğruna) öldüysen ödülünü ondan bekle" seyyid kutub
demokrasi ya da benzeri ideolojiler uğruna, töre-namus uğruna can verenler maalesef şehitlik tanımının dışında "niyazi" oluyorlar.
"kimin için(ne uğruna) öldüysen ödülünü ondan bekle" seyyid kutub
devamını gör...

