mobil genelev
2003 yılında istanbul'da yaşanmış olan bir hadise. daha önce sokakta hayat kadını olarak çalışan 40 yaşındaki bir kadın 50 milyara bir otobüs satın alıp içine kabinler ve duşlar yaptırdı. eski tip bir 302'den müşterilerini duraktan alıp duraklara bırakan mobil bir genelev yarattı. bu olay o yıllarda epey gündem olmuştu. ilgili haberi şöyle bırakalım:www.hurriyet.com.tr/gundem/...
devamını gör...
abba
isveçli pop müzik grubu. 1970'de bir araya gelmişlerdir.
isveç'in benim için en bilinenleri listesinde başı çeker, söz gelimi; 1.abba, 2. volvo , 3.ikea, 4.geyikler, vs.*
1973'de ring ring adlı parçalarıyla eurovisiona katılmak istedilerse de isveç elemelerinde 3. oldular ve katılamadılar.
ertesi sene ise, 1974'te, waterloo adlı parçalarıyla katıldıkları yarışmada 1. olarak dünya çapında tanındılar.
herkesin bildiği bazı kült parçaları;
dancing queen, money money money ve gimme! gimme! gimme!.
ukde sahibi: alexander
isveç'in benim için en bilinenleri listesinde başı çeker, söz gelimi; 1.abba, 2. volvo , 3.ikea, 4.geyikler, vs.*
1973'de ring ring adlı parçalarıyla eurovisiona katılmak istedilerse de isveç elemelerinde 3. oldular ve katılamadılar.
ertesi sene ise, 1974'te, waterloo adlı parçalarıyla katıldıkları yarışmada 1. olarak dünya çapında tanındılar.
herkesin bildiği bazı kült parçaları;
dancing queen, money money money ve gimme! gimme! gimme!.
ukde sahibi: alexander
devamını gör...
30 yaşında aile kurmamış insan
normal insan.
belki de istememiştir ve kurmamıştır. niye altında farklı sebep arıyoruz her zaman?
belki de istememiştir ve kurmamıştır. niye altında farklı sebep arıyoruz her zaman?
devamını gör...
pms
ön edit: işbu entry pms döneminden sonra anlamsız gelip kendini imha edebilir.
tanım: kaç gündür ağla ağla içimi dışıma çıkaran sendrom.
önce ailemi özledim içerikli ağlamalı bi gece geçirdim.
bitti mi
bitmedi
ne zaman olduğunu hatırlamadığım bir zaman sevgilimin yanına gitmiştim.
birlikte bi yere mi gidecektik yoksa beni mi bekliyordu apartmanın önünde hatırlamıyorum ama bahçeden bi tane gül koparmıştı ve arabada duruyordu.
uzun zamandır..
kurudu haliyle, hiç yerinden bile kıpırdatmadım.
oto yıkamacılara, servise her yere herkese tembih ettim bu çiçeği atmayın diye.
ama bugün atmışlar.
ben onu hiç yerinden bile kıpırdatmamıştım diyebildim sadece.
son bikac saattir arada başka şeyler için mola veriyorum ama aglamama da pek engel olamıyorum. arabaya bindikçe onu orda görmek beni çok mutlu ediyordu. bunu neden benden aldınız ki?
tanım: kaç gündür ağla ağla içimi dışıma çıkaran sendrom.
önce ailemi özledim içerikli ağlamalı bi gece geçirdim.
bitti mi
bitmedi
ne zaman olduğunu hatırlamadığım bir zaman sevgilimin yanına gitmiştim.
birlikte bi yere mi gidecektik yoksa beni mi bekliyordu apartmanın önünde hatırlamıyorum ama bahçeden bi tane gül koparmıştı ve arabada duruyordu.
uzun zamandır..
kurudu haliyle, hiç yerinden bile kıpırdatmadım.
oto yıkamacılara, servise her yere herkese tembih ettim bu çiçeği atmayın diye.
ama bugün atmışlar.
ben onu hiç yerinden bile kıpırdatmamıştım diyebildim sadece.
son bikac saattir arada başka şeyler için mola veriyorum ama aglamama da pek engel olamıyorum. arabaya bindikçe onu orda görmek beni çok mutlu ediyordu. bunu neden benden aldınız ki?
devamını gör...
okulsuz toplum
ıvan ıllic diye avusturyalı bir adam var. tr.wikipedia.org/wiki/Ivan_...
bu adama göre; eğitim eşitliği diye bir şey yoktur. özgür bir toplumun, okulda oluşabileceğini söylemek bir kandırmacadır. fakir bir çocuk orta yada burjuva sınıfından olan bir çocukla, okulda aynı eğitimi alsa bile, aynı seviyeye gelmeleri çok düşük bir ihtimaldir.
zengin adamın çocuğunun sahip olduğu avantajlar, onu okul dışında daha da geliştirecektir. tatil, kitap, dil gibi...
illic eğitimlerin önemli olduğunu, ancak eğitimlerin okullarda verilmemesi gerektiğini savunmuş, adam okul sayılarının artmasının yıkıcı sonuçları olduğunu söylemiştir. ona göre; hayatımızda işe yarayacak bilgi ve becerileri okulda değil okul dışında deneyimleyerek öğreniriz.
bu adama göre; eğitim eşitliği diye bir şey yoktur. özgür bir toplumun, okulda oluşabileceğini söylemek bir kandırmacadır. fakir bir çocuk orta yada burjuva sınıfından olan bir çocukla, okulda aynı eğitimi alsa bile, aynı seviyeye gelmeleri çok düşük bir ihtimaldir.
zengin adamın çocuğunun sahip olduğu avantajlar, onu okul dışında daha da geliştirecektir. tatil, kitap, dil gibi...
illic eğitimlerin önemli olduğunu, ancak eğitimlerin okullarda verilmemesi gerektiğini savunmuş, adam okul sayılarının artmasının yıkıcı sonuçları olduğunu söylemiştir. ona göre; hayatımızda işe yarayacak bilgi ve becerileri okulda değil okul dışında deneyimleyerek öğreniriz.
devamını gör...
hayat kalitesini artıran küçük detaylar
çok cephede savaşan her insan, hayatın kosturmacasından uzaklaşıp hergün en az 2 saat kendine vakit yaratmalı (yürümek,okumak ve düşünmek için)
devamını gör...
psikedelik rock
asit rock olarak da bilinmektedir.
türkçemize saykodelik rock olarak yerleşmiş olan rock müzik türüdür.
1960'ların ortalarında amerika birleşik devletleri ve kanada'da gelişen ham ve enerjik bir rock and roll tarzı olan garaj punk hareketinden gelişmiş ve pek çok müzik tarzına ilham veren blues etkisiyle ortaya çıkmış bu müzik türü, progressive rock* ile benzerlik taşımasına rağmen enstrümantal ve vokal olarak çok farklı ezgiler barındırması ile daha derin ruhsal motiflere, doğaçlamalara yer verir ve dinleyenin üzerinde gerçeküstü bir his bırakmasıyla pek çok müzik türünden ayrılır.
zihin değiştirme ve halüsinasyon görme gibi etkileri olan lsd* ve meskalin* benzeri maddelerin etkisinde icra edilen bir müzik tarzıdır. kişinin bireysellikten ve zamandan uzaklaşma hissini uyandırıp, gerçeklerden kopmasına neden olur.
bu tarzın ilk örnekleri jefferson airplane grubunun white rabbit ve somebody to love parçaları kabul edilir. the doors, the beatles, jimi hendrix ve pink floyd da bu müzik tarzını icra etmişlerdir.
türkiye de bu müziği icra edenlerden başı çeken bazıları; barış manço, erkin koray, cem karaca, selda bağcan, moğollar ve üç hüreldir. bu akımın günümüzdeki en büyük ve en önemli temsilcilerinin başında da altın gün vardır.
türkçemize saykodelik rock olarak yerleşmiş olan rock müzik türüdür.
1960'ların ortalarında amerika birleşik devletleri ve kanada'da gelişen ham ve enerjik bir rock and roll tarzı olan garaj punk hareketinden gelişmiş ve pek çok müzik tarzına ilham veren blues etkisiyle ortaya çıkmış bu müzik türü, progressive rock* ile benzerlik taşımasına rağmen enstrümantal ve vokal olarak çok farklı ezgiler barındırması ile daha derin ruhsal motiflere, doğaçlamalara yer verir ve dinleyenin üzerinde gerçeküstü bir his bırakmasıyla pek çok müzik türünden ayrılır.
zihin değiştirme ve halüsinasyon görme gibi etkileri olan lsd* ve meskalin* benzeri maddelerin etkisinde icra edilen bir müzik tarzıdır. kişinin bireysellikten ve zamandan uzaklaşma hissini uyandırıp, gerçeklerden kopmasına neden olur.
bu tarzın ilk örnekleri jefferson airplane grubunun white rabbit ve somebody to love parçaları kabul edilir. the doors, the beatles, jimi hendrix ve pink floyd da bu müzik tarzını icra etmişlerdir.
türkiye de bu müziği icra edenlerden başı çeken bazıları; barış manço, erkin koray, cem karaca, selda bağcan, moğollar ve üç hüreldir. bu akımın günümüzdeki en büyük ve en önemli temsilcilerinin başında da altın gün vardır.
devamını gör...
portakal
mandalinanın abisidir. aynı zamanda mandalinayı kıskanır çünkü herkes bilir ki her zaman küçükler daha çok sevilir.
devamını gör...
30 yaşını geçmesine rağmen hala çizgi film izleyen insan
30 yaşı bilmem ama kahvaltı yaparken mutlaka açarım canım sıkılıyor tek başıma ne yapacağım başka? belgesellere takmıştım bir dönem ama çizgi filmin tadı bir başka.
devamını gör...
eski fotoğraflar
leman sam’ın sevilen bir şarkısıdır.
şarkıyı daha iyi hissetmek için önce eski bir fotoğrafa bakalım…
“avrupa bizim topraklarımızdan çıkan eserleri değerlendirmesini bilmiş, biz bilmiyoruz. bu bir para meselesi değil, bir kafa meselesidir” diyen deneme ve inceleme yazarı, eski yunan ve roma dilleri uzmanı, filolog, arkeolog, çevirmen ve düşünce insanı azra erhat’ın yanında
“huzur bulunan yerde, gurbet hasreti çekilmez” sözüyle bizi düşündüren nurullah ataç.
“unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir” diyerek bizi ümitli olmaya teşvik eden sabahattin ali’nin yanında “bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar, halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır ve kuşlar şiir yazmazlar” diyerek şiir yazmanın inceliklerini öğreten bedri rahmi eyüboğlu.
“insanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. bir kişiyi seven, bütün insanları sever” diyen necati cumalı’nın yanında “yaşamın olmadığı her bir gezegen, başlayacak olan bir hayata işaret edebileceği gibi orada yaşamış canlıların tükettiği, hatta yok ettiği bir aleme dair izler de bırakmış olabilir bize” diyerek doğayı korumanın önemini anlatan orhan veli kanık'ın eserleri akla gelir... leman sam’ın eski fotoğraflar şarkısını dinlerken.
“bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı
elbet vardır demiş büyükler
sulanmış akşamüstü bahçelerinde
dostluk kokan kahveler içmişler
arıyorum nerde o bahçeler
dostluk dumanıyla tütsülü geceler
kaybetmeyin bu fotoğrafları
kaybolan dünümün son yadigarları
yok artık her gün son seferde geçerken
tüm yalıları selamlayan kaptan
ya da ince bir tebessümle balıkçıdan
küçücük paketini alan madam
ah çok mu zor karşıki komşuya
serin sabahlarda bir günaydın demek
ah çok mu zor eve dönüşlerde
yoldan geçenlere iyi akşamlar demek
karanlıkta kaybolmuşsa eğer zaman
yoksa aşk için konuşmaya bir an
utanırsam bir gün eğer ağlamaktan
düş olup akarım camlardan.”
“kayıp fotoğraflar bulunur ansızın, hayatın ve yılların gizli deliklerinde” -didem mamak.
şarkıyı daha iyi hissetmek için önce eski bir fotoğrafa bakalım…
“avrupa bizim topraklarımızdan çıkan eserleri değerlendirmesini bilmiş, biz bilmiyoruz. bu bir para meselesi değil, bir kafa meselesidir” diyen deneme ve inceleme yazarı, eski yunan ve roma dilleri uzmanı, filolog, arkeolog, çevirmen ve düşünce insanı azra erhat’ın yanında
“huzur bulunan yerde, gurbet hasreti çekilmez” sözüyle bizi düşündüren nurullah ataç.
“unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir” diyerek bizi ümitli olmaya teşvik eden sabahattin ali’nin yanında “bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar, halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır ve kuşlar şiir yazmazlar” diyerek şiir yazmanın inceliklerini öğreten bedri rahmi eyüboğlu.
“insanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. bir kişiyi seven, bütün insanları sever” diyen necati cumalı’nın yanında “yaşamın olmadığı her bir gezegen, başlayacak olan bir hayata işaret edebileceği gibi orada yaşamış canlıların tükettiği, hatta yok ettiği bir aleme dair izler de bırakmış olabilir bize” diyerek doğayı korumanın önemini anlatan orhan veli kanık'ın eserleri akla gelir... leman sam’ın eski fotoğraflar şarkısını dinlerken.
“bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı
elbet vardır demiş büyükler
sulanmış akşamüstü bahçelerinde
dostluk kokan kahveler içmişler
arıyorum nerde o bahçeler
dostluk dumanıyla tütsülü geceler
kaybetmeyin bu fotoğrafları
kaybolan dünümün son yadigarları
yok artık her gün son seferde geçerken
tüm yalıları selamlayan kaptan
ya da ince bir tebessümle balıkçıdan
küçücük paketini alan madam
ah çok mu zor karşıki komşuya
serin sabahlarda bir günaydın demek
ah çok mu zor eve dönüşlerde
yoldan geçenlere iyi akşamlar demek
karanlıkta kaybolmuşsa eğer zaman
yoksa aşk için konuşmaya bir an
utanırsam bir gün eğer ağlamaktan
düş olup akarım camlardan.”
“kayıp fotoğraflar bulunur ansızın, hayatın ve yılların gizli deliklerinde” -didem mamak.
devamını gör...
bayılmak
geçici bir süre bilinç kaybı yaşayan beynin kendisini kapatarak vücudun olduğu yere yığılma durumu.
devamını gör...
her şeyden sıkılmış olmak
bir çeşit isteksizlik halidir. hiçbir şeyden keyif almadan zorunluluk dahilinde bir şeyler yapmaktır.
devamını gör...
23 nisan 2021 içişleri bakanlığı'nın cuma namazı genelgesi
müthiş bir ülke olduk ya. anıtkabir'e gidemiyorsun yasak. ama camiye gidebiliyorsun. anıtkabir'de bulaşan virüs camide bulaşmaz. çünkü siyasal islamcı olmak bunu gerektirir.
devamını gör...
sözlükteki cinsiyetçi başlıklar
özellikle kafayı kadın erkek ilişkilerine takmış abazanlar beni çok güldürüyor. "bilmemne yapan sevgili", "bilmemne yaparken sevgilinin bilmemne yapması", "fuck buddy'yle bilmemne yaparken sevgilinin basması" falan filan. delinin biri* bir kuyuya taş atıyor, diğerleri de varıyla yoğuyla troll besliyor.
ah yavrularım benim. yokluğun içerisinde amansızca kıvrılan kimsesiz seks yoksunlarım benim. kıyamam.
ah yavrularım benim. yokluğun içerisinde amansızca kıvrılan kimsesiz seks yoksunlarım benim. kıyamam.
devamını gör...
ocaklı ada kalesi
istanbul'un şirin ilçelerinden bir olan şile'de bulunur. cenevizliler'den kalma bu kalenin tarihi 2000 yıldan fazladır. üzerinde bulunduğu adada ki kireç taşlarından yapılmıştır. yüksekliği 12 metredir. bizans ve osmanlı dönemlerinde gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. 20 25 askerin anca içine sığabileceği kalenin alt katında bir mahzen bulunur.
bir dönem çoh möhüm çoh böyük bir hazine sakladığı iddiası ile önce defineciler tarafından talan edilmiş sonrasında ise; sünger bob fetişi olan kimseler tarafından restore edilmiştir.
milyonların aklında tek bir soru; neden?*
bir dönem çoh möhüm çoh böyük bir hazine sakladığı iddiası ile önce defineciler tarafından talan edilmiş sonrasında ise; sünger bob fetişi olan kimseler tarafından restore edilmiştir.
milyonların aklında tek bir soru; neden?*
devamını gör...
zakkum
doksanlı yılların sonunda kurulmuş olup ilk albümleri zehr-i zakkum 2007 yılında piyasaya çıkmıştır. teomanla düet yaptıkları albüme de ismini veren şarkılarıyla ilk tanımıştım kendilerini...
.....
"kırgın
bıkkın
dargın
yakarışların
lunaparkta unutulan bir çocuk sanki".......
.....
"kırgın
bıkkın
dargın
yakarışların
lunaparkta unutulan bir çocuk sanki".......
devamını gör...
alak suresi
kuran'ı kerim'in indiriliş sırasıyla ilk suresi olduğu söylenendir.
sure iki bölümden oluşmakta. ilk beş ayet meşhur "ikra" emrini içeren kısımdır. peki okunacak, öğrenilecek ve söylenecek olan nedir? oraya geleceğiz.
sureye insanın yaratılış maddesi adını vermiş. allah bunu "alak" olarak tanımlıyor. günümüzde bu kelimenin geldiğin anlam hakkında çeşitli yorumlar var. embriyo en fazla kabul göreni. daha geri kafalılar erkeğin rolünü arttırmak için meni diyorlar. daha düz insanlar ilişip yapışan bir su falan diyor.
aslında alak kelimesinin ne anlama geldiği çok da önemli değil. bu kelime bizim için ne kadar doğrudan anlam taşımıyor, yedinci yüzyıldaki bir bedevi içinde embriyo kelimesi bir anlam taşımıyordu. zaten bu gibi kelimeler insanların anlamak istediği gibi anlaması için var galiba.
kelimeler iletişim için en doğru yöntem değiller. hemen hemen hepsi birden fazla anlam taşıyor. hatta bence her kelime duyan kişi de farklı bir anlam kazanıyor.
biz sureyi incelemeye dönelim.
ilk beş ayette ekrem olduğu söyleniyor. kalemle yazmayı öğreten olduğu, insana bilmediğini öğreten olduğu...
benim ,için en dikkat çekici kısım kalemle yazmayı tanrı'nın öğretmesi iddiası... biz yazının icadının sümer medeniyeti tarafından yapıldığını düşünüyoruz. hatta biliyoruz bunu. çivi yazısı adı verilen bu yazının gelişimini arkeolojik bulgulardan takip edebiliyoruz. bilginin kaydedilmesi ihtiyacına karşılık geliştirilmiş bir şey. en geçerli tahmine göre yazının icadında başı çekenler sümer rahipleriydi. ekonomik verileri kaydetmek için ortaya çıkmıştı. uzun yıllar içerisinde duygusal bilgileri de kaydedebilir hale geldi. tekrar ediyorum, tüm bu süreç boyunca yazı rahiplerin enstrümanı oldu. ve o rahiplerden bize kalan yazıtlarda, yazıyı insanlara tanrı enki'nin öğrettiği yazıyordu. (enki olmasından çok emin olamadım ama bir sümer tanrısıydı.)
hem sümer din adamları, hem tanrı (belki mehmet) yazının kaynağını yaratıcıya dayandırıyor. binlerce yıl arayla...
başta sorduğumuz soruya dönelim. oku ama neyi? nasıl?
emir okuma bilmeyen mehmet'e geliyor. ardından insana öğretenin tanrı olduğu söyleniyor. herhalde tanrı cisimleşip bir öğretmen olmuyor. farklı bir metotla öğretiyor. doğayla. okuyacağımız şey evrenin kendisi. 96/3 oku! rabbin ekrem'dir. ekrem özgürlüğün gerçek kaynağı anlamına gelebiliyor. özgürce evreni oku. bilmediklerini öğren.
işi baya daha derinleştirebilirim aslında. mesela bilimin önündeki en büyük engel her zaman özgürlüğün engellenmesi olmuştur. bugün bile bilim özgür değildir. kafadan daha fonlanmaya bağımlıdır. fonlar da karlılıkla ilgilenir. hepimizin bildiği şeyler. oku - ekrem - bilmediğini bilmek - beş ayette bunların yan yana gelmesi kafa uçurucu geliyor bana.
bilip öğrenmende bir engel, sınır yoktur çünkü o bilginin kaynağı ekrem olan tanrındır.
"çoşma oğlum bunlar tanrı'nın ya da mehmet'in kastettiği şeyler değil. aslı şöyle bak..." diyebilirisiniz. ben de size yazarın ölümü derim. ne için yazıldığı değil benim ne gördüğüm önemlidir. evrensellik iddiası da bunu zorunlu kılıyor.
sure burada bitmiyor. devamı insanla ve onun azgınlığıyla ilgili. (6-9 arası)
96/1 sanıldığı gibi değil! insan gerçekten azar.
evet itirazı olan yoktur. insan çiğ süt emmiş falan deyip işi annemizin sütüne götürmeyelim mi yoksa? insan azar hem de hemen hepsi . baştaki sanıldığı gibi değil ifadesi aslında bize sadece malum kötünün değil hepimizin azmış olduğunu söylüyor. sanıldığı gibi değil çünkü kimse kendisini kötü görmüyor. klişe bir örnek ama naziler dünyaya ve insanlığa büyük iyilik yaptıklarına inanıyorlardı. savaşı kazansalardı ve hayatta gelmiş olsaydınız siz de öyle inanacaktınız.
-a aa hayır aykırı bir iki ses olurdu, bugün olduğu gibi ve ben de onlardan olurdum.
+evet, belki olurdun ama kendi kötü yönünü sen de göremezdin. gösterseler de kabul etmezdin.
-hayır ben pek çok kötü yönümü kabul ediyorum.
+belki de ediyorsun ama asla hepsini değil.
the good place diye bir dizi vardı. günümüz insanının ne kadar çabalarsa çabalasın iyi olmayacağına değinmişti. bir pet şişe su alarak bile dünyaya o kadar zarar veriyoruz ki. hepimiz azgınlığın bir parçasıyız ve kime sorsan o ben kötü değilim diyor.
bu azgınlığın kaynağında ne var? insanın kendisini her şeyden azade görmesi. yani bencillik!
dönüş ancak tanrıyadır.
9-19 arası bir olay üzerine yazılmış/indirilmiş gibi görünüyor. özetle, biri dua ederken bir başkası bu duayı engellemiş, yasaklamış. tanrı her şeyi görür ve sadece tanrı her şeyi görür. o yasaklayan ne biliyor gerçeği? hayır o yanlış yolda eğer vazgeçmezse ceza, tehdit ve istiklal marşı ve kapanış.
evet, şimdi bu özetimi sonundaki şakayla birlikte okuyup sinirlenmiş ve beni bundan men etmek istemiş arkadaşım. sen gerçeği ne biliyorsun? ne kadar eminsin de benim duamı engellemek, yasaklamak istiyorsun?
bir müslümanın kendisi için tanrı'nın isteklerini bildiğinden emin olması kadar tehlikeli bir durum yok. bunu ben değil alak suresi söylüyor. çünkü kendinden emin kişi, diğerlerini de kendi yoluna çekmek istiyor. bunun için yasak koymaktan da çekinmiyor. çünkü doğru yol üzerinde olduğundan o kadar emin ki! özgürlüğün gerçek kaynağına özgürce ibadet edilmesinin önüne geçiyor. o kadar azgın ki, alnında yazan günahkar yazısını da görmüyor.
sure 9-19 arasında sadece kimseye yasak koyma demiyor. ayrıca yasak koyana da boyun eğme diyor.
96/1 sakın, sakın ona boyun eğme; secde et ve yaklaş
sure iki bölümden oluşmakta. ilk beş ayet meşhur "ikra" emrini içeren kısımdır. peki okunacak, öğrenilecek ve söylenecek olan nedir? oraya geleceğiz.
sureye insanın yaratılış maddesi adını vermiş. allah bunu "alak" olarak tanımlıyor. günümüzde bu kelimenin geldiğin anlam hakkında çeşitli yorumlar var. embriyo en fazla kabul göreni. daha geri kafalılar erkeğin rolünü arttırmak için meni diyorlar. daha düz insanlar ilişip yapışan bir su falan diyor.
aslında alak kelimesinin ne anlama geldiği çok da önemli değil. bu kelime bizim için ne kadar doğrudan anlam taşımıyor, yedinci yüzyıldaki bir bedevi içinde embriyo kelimesi bir anlam taşımıyordu. zaten bu gibi kelimeler insanların anlamak istediği gibi anlaması için var galiba.
kelimeler iletişim için en doğru yöntem değiller. hemen hemen hepsi birden fazla anlam taşıyor. hatta bence her kelime duyan kişi de farklı bir anlam kazanıyor.
biz sureyi incelemeye dönelim.
ilk beş ayette ekrem olduğu söyleniyor. kalemle yazmayı öğreten olduğu, insana bilmediğini öğreten olduğu...
benim ,için en dikkat çekici kısım kalemle yazmayı tanrı'nın öğretmesi iddiası... biz yazının icadının sümer medeniyeti tarafından yapıldığını düşünüyoruz. hatta biliyoruz bunu. çivi yazısı adı verilen bu yazının gelişimini arkeolojik bulgulardan takip edebiliyoruz. bilginin kaydedilmesi ihtiyacına karşılık geliştirilmiş bir şey. en geçerli tahmine göre yazının icadında başı çekenler sümer rahipleriydi. ekonomik verileri kaydetmek için ortaya çıkmıştı. uzun yıllar içerisinde duygusal bilgileri de kaydedebilir hale geldi. tekrar ediyorum, tüm bu süreç boyunca yazı rahiplerin enstrümanı oldu. ve o rahiplerden bize kalan yazıtlarda, yazıyı insanlara tanrı enki'nin öğrettiği yazıyordu. (enki olmasından çok emin olamadım ama bir sümer tanrısıydı.)
hem sümer din adamları, hem tanrı (belki mehmet) yazının kaynağını yaratıcıya dayandırıyor. binlerce yıl arayla...
başta sorduğumuz soruya dönelim. oku ama neyi? nasıl?
emir okuma bilmeyen mehmet'e geliyor. ardından insana öğretenin tanrı olduğu söyleniyor. herhalde tanrı cisimleşip bir öğretmen olmuyor. farklı bir metotla öğretiyor. doğayla. okuyacağımız şey evrenin kendisi. 96/3 oku! rabbin ekrem'dir. ekrem özgürlüğün gerçek kaynağı anlamına gelebiliyor. özgürce evreni oku. bilmediklerini öğren.
işi baya daha derinleştirebilirim aslında. mesela bilimin önündeki en büyük engel her zaman özgürlüğün engellenmesi olmuştur. bugün bile bilim özgür değildir. kafadan daha fonlanmaya bağımlıdır. fonlar da karlılıkla ilgilenir. hepimizin bildiği şeyler. oku - ekrem - bilmediğini bilmek - beş ayette bunların yan yana gelmesi kafa uçurucu geliyor bana.
bilip öğrenmende bir engel, sınır yoktur çünkü o bilginin kaynağı ekrem olan tanrındır.
"çoşma oğlum bunlar tanrı'nın ya da mehmet'in kastettiği şeyler değil. aslı şöyle bak..." diyebilirisiniz. ben de size yazarın ölümü derim. ne için yazıldığı değil benim ne gördüğüm önemlidir. evrensellik iddiası da bunu zorunlu kılıyor.
sure burada bitmiyor. devamı insanla ve onun azgınlığıyla ilgili. (6-9 arası)
96/1 sanıldığı gibi değil! insan gerçekten azar.
evet itirazı olan yoktur. insan çiğ süt emmiş falan deyip işi annemizin sütüne götürmeyelim mi yoksa? insan azar hem de hemen hepsi . baştaki sanıldığı gibi değil ifadesi aslında bize sadece malum kötünün değil hepimizin azmış olduğunu söylüyor. sanıldığı gibi değil çünkü kimse kendisini kötü görmüyor. klişe bir örnek ama naziler dünyaya ve insanlığa büyük iyilik yaptıklarına inanıyorlardı. savaşı kazansalardı ve hayatta gelmiş olsaydınız siz de öyle inanacaktınız.
-a aa hayır aykırı bir iki ses olurdu, bugün olduğu gibi ve ben de onlardan olurdum.
+evet, belki olurdun ama kendi kötü yönünü sen de göremezdin. gösterseler de kabul etmezdin.
-hayır ben pek çok kötü yönümü kabul ediyorum.
+belki de ediyorsun ama asla hepsini değil.
the good place diye bir dizi vardı. günümüz insanının ne kadar çabalarsa çabalasın iyi olmayacağına değinmişti. bir pet şişe su alarak bile dünyaya o kadar zarar veriyoruz ki. hepimiz azgınlığın bir parçasıyız ve kime sorsan o ben kötü değilim diyor.
bu azgınlığın kaynağında ne var? insanın kendisini her şeyden azade görmesi. yani bencillik!
dönüş ancak tanrıyadır.
9-19 arası bir olay üzerine yazılmış/indirilmiş gibi görünüyor. özetle, biri dua ederken bir başkası bu duayı engellemiş, yasaklamış. tanrı her şeyi görür ve sadece tanrı her şeyi görür. o yasaklayan ne biliyor gerçeği? hayır o yanlış yolda eğer vazgeçmezse ceza, tehdit ve istiklal marşı ve kapanış.
evet, şimdi bu özetimi sonundaki şakayla birlikte okuyup sinirlenmiş ve beni bundan men etmek istemiş arkadaşım. sen gerçeği ne biliyorsun? ne kadar eminsin de benim duamı engellemek, yasaklamak istiyorsun?
bir müslümanın kendisi için tanrı'nın isteklerini bildiğinden emin olması kadar tehlikeli bir durum yok. bunu ben değil alak suresi söylüyor. çünkü kendinden emin kişi, diğerlerini de kendi yoluna çekmek istiyor. bunun için yasak koymaktan da çekinmiyor. çünkü doğru yol üzerinde olduğundan o kadar emin ki! özgürlüğün gerçek kaynağına özgürce ibadet edilmesinin önüne geçiyor. o kadar azgın ki, alnında yazan günahkar yazısını da görmüyor.
sure 9-19 arasında sadece kimseye yasak koyma demiyor. ayrıca yasak koyana da boyun eğme diyor.
96/1 sakın, sakın ona boyun eğme; secde et ve yaklaş
devamını gör...
anın fotoğrafı
bir takım karşılaşmalar.

cokcok gece'nin yakasından düşmüyordu.
her dakika dibinde usul usul yaklaşıp pıhh yapıp kaçıyor.
hele gece'yi görmeyin minicik totosuyla tüm tüylerini elektriklendirip efeleniyor.
evde soğuk bir savaş hakim.
bety gece'yi fark ettiği an bağıra bağıra kaçmaya başladı ve bir daha odaya gelmedi.
casper meraklı dibine kadar giriyor sonra dönüp bana bakıyor. 'bu ne be getire getire bunu mu getirdin?' diye.
sanırım siyah diye cokcok çok büyük tepkiler veriyor. az önce yatağa gelip sinirli sinirli sesler çıkarmaya başladı sonra koşarak gitti ve duvara kafa attı. alışması zor olursa yandık. daha önce de eve gelen kediler olmuştu bu kadar büyük tepkiler göstermemişti. buna özel bir tersliği var umarım alışır.
yanımdan bir dakika ayırmıyorum sürekli sıkıştırma telaşında. koyun koyuna fotoğraflar atacağımız zamanlar gelsin bir an önce.

cokcok gece'nin yakasından düşmüyordu.
her dakika dibinde usul usul yaklaşıp pıhh yapıp kaçıyor.
hele gece'yi görmeyin minicik totosuyla tüm tüylerini elektriklendirip efeleniyor.
evde soğuk bir savaş hakim.
bety gece'yi fark ettiği an bağıra bağıra kaçmaya başladı ve bir daha odaya gelmedi.
casper meraklı dibine kadar giriyor sonra dönüp bana bakıyor. 'bu ne be getire getire bunu mu getirdin?' diye.
sanırım siyah diye cokcok çok büyük tepkiler veriyor. az önce yatağa gelip sinirli sinirli sesler çıkarmaya başladı sonra koşarak gitti ve duvara kafa attı. alışması zor olursa yandık. daha önce de eve gelen kediler olmuştu bu kadar büyük tepkiler göstermemişti. buna özel bir tersliği var umarım alışır.
yanımdan bir dakika ayırmıyorum sürekli sıkıştırma telaşında. koyun koyuna fotoğraflar atacağımız zamanlar gelsin bir an önce.
devamını gör...
arif'in manchester'a attığı gol
yıllardır arayıp bulamadığım goldür.
her seferinde youtube arama butonuna yazmak için klavyeye elimi attığımda;
arif verimli komik
arif fetö
niye mi verdim 5 milyonu
videoları ile youtube dehlizinde kayıp oluyorum.
her seferinde youtube arama butonuna yazmak için klavyeye elimi attığımda;
arif verimli komik
arif fetö
niye mi verdim 5 milyonu
videoları ile youtube dehlizinde kayıp oluyorum.
devamını gör...
