pedofili turnusol'û gibi kraliçe ne hikmetse. o kadar seviyorsanız gidin biat falan edin. hey allahım ya nelerle uğraşıyoruz.
devamını gör...

ne olacak açtık aç ötesi olacaz!
devamını gör...

deli raporu olan bir delidir. hangi sıfatla tarihçilik oynayıp tarih anlatmaktadır? zamanında para karşılığı necip fazılın yalan tarih yazmasının günümüzdeki karşılığı gibi bir şeydir. bak sen geberdin gittin ama mustafa kemal paşa ilelebet bu topraklarda altın harflerle kalmaya devam edecek.
devamını gör...

yapamadığınız ya da canınızın öyle istediği şeyi yapmayışınızın her şeyin fesadı olmuşsunuz yahu.
bırak isteyen istediğini yapsın. onun da çok umrunda itici bulman, sabaha kaaa uyuyamayacak şimdi.
özgürlük özgürlük diye paralananlar onu bunu itici bulup, demorolize etme peşinde.
bir süredir kendi resmim yok, karar veremedim verince en bi güzelini koyup cılaappss diye koycam efenim.
devamını gör...

yanlış çağda yaşamanın stresindendir.
devamını gör...

yaşam ayak izi. (bkz: yaşarken doğal kaynaklara ne ölçüde zarar veriyoruz?)
abd: 5. avrupa: 3. çin: 0,5.
eğer dünyadaki herkes abd'de yaşayan bir insan gibi yaşasa 1 değil 5 dünya gerekiyor.
fakat dünyadaki herkes çin'de yaşayan bir insan gibi yaşasa dünyanın yarısının kaynakları yeterli oluyor.
devamını gör...

bolca iyilik yaparak gerçekleştirilecek eylemdir.
*
*
*
*
devamını gör...

kamera arkası görüntülerde son kelimesi sansüre uğramıştır.
devamını gör...

ondan gelen son şey, en azından bugün için.

bir şarkı, şiir, haluk bilginer sesi, tuhaf.
şahsiyet dizisine aitmiş, ölümden korkmama sebep oldu, o yolladı.

sözler hakan günday, düzenleme rubato.

bülbül yok
ve de gül yalan
ızdırap benim iptilam.

kalmadı hiç nefesim,
lütfen öldür beni sevgilim.
kalmadı hiç tâkatim,
lütfen öldür beni sevgilim.

ah ile
vah ile
agâh ile
geçti bu ömür, öl keyfini sür.
geçti bu ömür, gel keyfini sür.
gel beyoğlu'na gel,
katliam var beyoğlu'nda

öldük aşkına ah pera,
sarhoş ola ola.
öldük aşkına aman pera,
kudura kudura.


"bak, şarkı? "

devamını gör...

size saygı çerçevesinde davranmayıp haddini aşan, sizi değersiz hissettiren can sıkıcı insanları hayatınızdan çıkarmak net kendine saygısı olanlara verebileceğim en büyük tavsiyedir
devamını gör...

kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır olric. gelişi güzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. kitaplar ve çiçekler özel bir itina isteyen varlıklardır.

(bkz: oğuz atay) - (bkz: tutunamayanlar)
devamını gör...

olsun diye çabalayıp, kendimi parçalayıp en sonunda yapamadığım eylemler için kullandığım kelime. olduramadım işte, napayım.
devamını gör...

fantastik kurgulardaki gözden kaçan nokta şu; her yazar her fantastik severe uymuyor. ağdalı, bol tasvirli bir hikaye mi arzuluyorsunuz, rotanız farklı; çerez gibi gitsin mi diyorsunuz, yönünüz farklı olmalı. çünkü birbirinden farklı dünyaların haliyle birbirinden farklı damak tadı oluyor.

bu noktada beklenti ve duruma göre yaş da devreye giriyor.

örneğin herkesin aşina olduğu harry potter serisi, bence, 20 yaş altı olup da fantastik bir denize ilk kez ayak sokmak isteyenler için gayet ideal bir seridir. anlatımı kolay, kendine has bir yapısı olduğundan enteresan terimler ile karşılaşıp bu ne yahu demeyeceğiniz, ilk kitaptan son kitaba öyküye hakim kalabileceğiniz bir yolda ilerliyor. ne kadar ilk iki kitabı çocuk kitabı gibi gelse de üçüncü kitaptan sonra serinin öyle olmadığını anlıyorsunuz.

her yer harry potter, içimiz dışımız gözlüklü velet derseniz de yine giriş için uygun fakat biraz uzun bir seçenek daha var; gece evi serisi. aynı şekilde gerçeklikten olağandışı hayata geçiş sürecini tıpkı harry potter gibi yaşatan ve sizi haritadan kopartmayacak bir havaya mevcut. lakin başta da dediğim gibi biraz uzun, en son onuncu kitabını okuduğumu hatırlıyorum, daha bir o kadar da vardı.

peşinden, otostopçunun galaksi rehberi şart; hem bünyeyi dinlendirmek, hem biraz şaşırmak, hem de heves arttırmak için birebirdir.

sonrasında daha büyük evrenlere atlamadan önce yine bence okunması gereken üç kitaplık bir seri daha var; diablo. bu noktada artık dünya haritasından komple kopmaya başlıyorsunuz, savaşçılar, paladinler, büyücüler, necromencerlar nedir, ne değildir; yatmaya başlıyor kafaya. zaten fantastik evreni sevip sevmeyeceğiniz diablo serisinden sonra kendini iyiden iyiye belli edecektir.

bu noktadan sonra ise takip edilebilecek onlarca seriden, zevkinize ve şu zamana kadarki birikiminize uygun, sizi götürecek, gözlerinizi kapatınca içinde yer almak isteyeceğiniz hikayeleri keşfetmiş oluyorsunuz.

ejdarha mızrağı, zaman çarkı, dune serisi, yerdeniz serisi, taht oyunları olarak da bilinen buz ve ateşin şarkısı...ve...

elbette ki yüzüklerin efendisi serisi. yüzüklerin efendisine ayrı bir paragraf açmak gerekiyor zira en ince detayına kadar planlanmış, nesiller atlamış bir seri olarak, kültür olarak, sizi ermişlik mertebesine çıkaracak bir dünyadır kendisi. dili zaman zaman şiirsel, zaman zaman ağdalı, kimi zaman boğucu, kimi zaman ferahlatıcı, bambaşka bir tecrübe. en çok sorulan sorulardan biri serinin okunma sırası; bir çok sitede yer alıyor ama belirtmekte fayda var. hobbit ile başlanıp, yüzüklerin efendisi 1-2-3, bitirdikten sonra ki inanın bu vaktinizi alacaktır; her şeyin başına, silmarillion'a hazırsınız demektir. ardından, sıraya çok da takmadan güç yüzüklerine dair, hurin'in çocukları gibi türkçe'ye çevrilen romanlardan pekiştirmeler yapabilirsiniz.

en başta da dediğim gibi, beklentileriniz ve giriş yapmak istediğiniz evrenin sizi çekmesi çok önemli; tat almıyor musunuz, başka bir seriye yönelin, bu noktada pes etmemek önemli.
devamını gör...

dünyadaki son insan odada tek başına oturuyordu. kapı çaldı.
devamını gör...

cumartesi saatlerine huzurlu girmeyi sağlayan yayındır. cumartesinin gelişi cuma likit radyo yayınından bellidir.
devamını gör...

murathan mungan tarafından yazılmış bir şiirin içinde geçen sözlerinden biridir. munganın bir çok şiiri gibi bununda üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor.

şiir olarak okumamış olanlar belki yeni türkü'den şarkı olarak dinlemiştir. ben şiir ve şarkı halleride bırakıyorum.

"giden mi suçludur herzaman?
ne zaman başlar ayrılıklar
dostluklar biter ne zaman

her geçen gün bir parça daha
aldı götürdü bizden
aynı kalmıyordu hiçbir şey
değişiyordu herşey
kendiliğinden

artık çözülmüştü ellerimiz
artık bölünmüştü yüreğimiz
birimiz söylemeliydi bunu
ötekini incitmeden

kimdi giden kimdi kalan
aslında giden değil
kalandır terkeden
giden de
bu yüzden gitmiştir zaten"
murathan mungan

devamını gör...

ucuz, glikoz şurubu patlaması yaşadığım baklava.
devamını gör...

aşırı düşünmek ile mükemmeliyetçilik en kötü ikilidir, bir araya gelince paralize eder insanı...ya hep ya hiç kafasından çıkmak lazım, bunun için böl-parçala-yut yöntemi * çok işe yarıyor. derin nefes alıp ayağa kalkmak, zor da olsa harekete geçmek, bu döngüyü kırmak için iyi bir başlangıç olabilir.
devamını gör...

farkındalık adı altında yeni bir sömürü değil mi bu?bu farkındalığın ticaret ayağı. bir de şu ayağı var;ikiyüzlülük ayağı.
sen videoyu paylaşırsın, o tişörtü giyersin en farkında olan sen olursun. ama sonra yine gider o markaların ürünlerinin reklamını yaparsın. tişkürler farkında arkadaş. ralph ve arkidişlerini kutardin cınım.
devamını gör...

yağmur duası varken ses dalgası da neymiş? icat çıkarmayın küçük insanlar!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim