"dürümünüz nasıl olsun efendim?" sorusunu bana hatırlatan başlık.*ebeveyn olunca çocuğum benim istediğim gibi biri olsun diye diretince her şey daha da kötü oluyor. öncelikle ebeveyni tarafından yargısız kabul ve koşulsuz sevgi ile beslenen çocuk, zaten iyi biri olacaktır.
devamını gör...

insan ve şempanze melezi.
tabi ki böyle bir canlı hiç olmadı. ancak bir çok deney yapıldı. en ünlüsü kuşkusuz 1920'li yıllarda sscb'de yapılandır.

dönemin sscb lideri josef stalin'e yarı insan yarı maymun askerlerden oluşan yenilmez bir ordu yaratarak dünyaya egemen olabileceği fikri çok cazip gelmişti. maymun kadar güçlü, dayanıklı ama insan kadar da akıllı ve itaatkar bir türün hayalini kurmak bile heyecan vericiydi. ünlü sovyet bilim adamı ilya ivanov bu hayalin gerçeğe dönüşebileceğini söyleyerek kremlin sarayı'ndan onay aldı. ortaya çıkarılacak melez ırk sadece asker olmayacak, sanayi ve tarımın ihtiyacını da karşılayabilecek grev yapmayan, şikayet etmeyen süper güçlü işçi sınıfını da oluşturacaktı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
200 bin dolar ödenek alan ivanov ilk olarak maymun spermi ile insanları hamile bırakmayı hedeflemişti. o dönemde insan ve maymunların kromozom yapılarının farklılığı bilinmediğinden başaracağına büyük inanç duyuyordu. afrika kıtasına giderek yerli kadınları bilgilendirme yapmadan şempanze spermleri ile hamile bırakmaya çalışarak projeye başladı. bir çok denemeye rağmen başarısız oldu. farklı yollar da deneyen ivanov bir sefer de orangutan spermi ile rus bir kadını hamile bırakmaya çalıştı. başarılı olamayacağını anlayıp projeden çekilmek istediğinde ise stalin tarafından hayatını da kaybedeceği sibiryaya sürüldü.
kaynak
devamını gör...

isa ve yahya zamanında israil kavmine krallık yapmıştır, antipas kavminin sefaletine kayıtsız kaldığı, romalılarla işbirliği yapıp ihanet ettiği, özellikle de kardeşinin karısı herodya ile evlendiği için vaftizci yahya olarak da bilinen hazreti yahya tarafından yoğun eleştirilere maruz kalmış, en sonunda hz.yahyayı hapse attırmış, sonra da öldürtmüştür.

antipas aslında yahudi dini yasalarının çürüdüğü ve değişmesi konusunda yahya ya da isadan farklı düşünmüyor, gençliğinde roma'da kaldığı ve roma kültürüyle büyüdüğü için bunun yolunun romalılaşmak, yani ''modernleşmek'' olduğunu savunuyordu.

antipas'a göre yakuboğulları kavmi ancak ne ancak ''büyük'', ''medeni'' ve ''büyüleyici'' romayı taklit etmekle düzlüğe çıkabilirdi.

bununla birlikte yahya ve isa gibi sıra dışı kişilikler dışında ayrıca bir de kendisini destekler görünseler bile israil ruhbanlarıyla başa çıkabilerek krallığını yaptığı ancak önemli bir kısmının kendisini yoldan çıkmış ve zina kar olarak suçlayan kavmini değiştirip dönüştürebilmesi imkansızdı, keza başaramadı da.
devamını gör...

alan walker'in sözlerini anlamlı bulduğum şarkısıdır. şarkıyı şöyle bırakayım dinlemek isteyenler için.
devamını gör...

başkenti amsterdam'dır. resmi dili hollandaca olup frizce, papiamento ve ingilizce de bölgesel dilleridir. avrupa birliğine üye bir ülke olur nüfusu yaklaşık 17 milyon kadardır. bu amcaların yönetilme biçimi de anayasal monarşidir ve parlamentoları vardır.
devamını gör...

canım,"dedim. "efendim," dedi.

"bak, çiçekler biz yokken solmuş," diye cevap verdim.

"yok, onlar biz gitmeden önce başlamıştı," demesiyle küçük yeşil saksı elimden hızla kayıp yere düştü. ikimiz de önce yere dağılmış kırık saksı parçalarının ortasında boylu boyunca uzanan boynundan kırılmış lübnan sümbülüne, sonra da birbirimizin yüzüne baktık.

"ah canım," dedim.

"onu söylemiştin, "dedi.

yüzündeki acı gülümseme hep var mıydı, yoksa o an radyodan gelen vurgusu yerinde bir şarkının sõzleri mi ya da akşam güneşinin yüzüne değdiği her noktayı eğip büken gölgeler bana oyun mu oynuyordu bilemezdim. sanki, her birinin görüntüsü önce parladı ardından ufacık bir pervanenin dansından düşüp söndü. zihnimde en gereksiz düşüncelerin arasında belki de en üzerinde düşünülmesi gerekenler arasında
sıradan bir hareketle kayboldu.

"unutmanın kolay bir yolu tedavi için sıcağa başvurmak olabilir," dedim.

şaşkınlıkla yüzüme baktı, sümbülün rengi o an ellerine yerleşti sandım. halbuki elindeki masayı kuruladığı toz bezini bana doğru uzatıp yerdeki kırık parçaları toplamaya girişmişti bile.

"üzülme," dedi ve "sıcak hakkında da düşünme. ben bir kaplıca ayarlayacağım, bir haftasonu gider kemiklerimiz ve unutacaklarımız hakkında yazarız olur biter. çay içelim ama kelimeler içerken işe yaramıyor da. "

"sümbül," dedim, "onu evimize getirmiştin."

"kırılmış," dedi, "unutmuştum."


telefon çaldı.


"yo, evde yalnızım, kimse yok," dedim karşıdakine. sümbülün yeri boştu.
devamını gör...

çok sinirlendim, hemen de buraya geldim. çünkü sinirimi biriktirmek istemiyorum. neden bu kadar sinirlendiğim ise koca bir muamma.

öncelikle kendini temiz, çağdaş gören ama patavatsız ve cahil komşumuza sinirlendim. 20 yıllık yöneticiliğin annem tarafından kendisine devredilmesi ile toplam dört dairesi dolu, ortalama bir apartmanda kendisini rezidans yönetiyormuşçasına gören yeni yöneticimize sinirlendim.

yönetici olduğu gibi ilk iş kış aylarında apartmana giren kedimi ve yavrusunu, yahu bunları at, zabıtayı arayacağım gelip alacaklar, anlıyorum biz de hayvan seviyoruz ama apartmanda olmaz, bir de kedi hamile vs vs yaklaşık 1 saat bana aynı şeyleri geveleyip gitmesinde başladı her şey. o gün dediğim gibi ne olacağı belli olmaz, ölüm var. ki ben de ya hissetmiş ya da çağırmış gibi 4 yaşında dostumu 1 ay sonra, doğum yaparken kaybettim. zaten sokak kedisi, veteriner de pek ilgilenmedi. 10 gün boyunca acı çekti, elimden yemek, su içerek yaşadı. sonra da öldü. veterinere kızgınım.

kaldı bir yavru, madem ona iyi bakalım. onun yadigârı, hatırası, aynı annesi gibi yemyeşil gözlü...

gel zaman git zaman bu yönetici ile birkaç bir şey daha yaşadık. sözde ben onun söylediklerini yanlış anlamışım. ergenler hep böyle bazı şeyleri yanlış anlarlarmış. öyle gülüyorum ki böyle insanlara. yüzüne bakınca gözlerinden kafasının içi okunuyor, koca bir boşluk görüyorsun orada, ve hala bunun farkına varmadan karşısındakinin eksikliklerini, ergenliğini anlamaya, ortaya çıkarmaya çalışıyor.

annemle de birkaç kez tatsızlık yaşadılar. apartmana hırsız girdi. daha önce böyle bir şey yaşamadık. ne hikmetse onun kapısı hariç bütün depo kapıları kırıldı, bir şeyler çalındı.

kapı nasıl açıldı bilinmiyor. onun kocası bodrumdaki depoyu iş yeri deposu olarak kullanıyor ve sürekli oraya girip çıkıyor. kapıyı da açık bırakıyor. ki böyle bir şey yapması yasal bile değil.

gel zaman git zaman, kapımız bozuluyor. gidip muazzam bir fiyata kapı kilidi değiştiriyor. ama cidden muazzam. yani 10 katı fiyat ödüyor. ayakta dolandırıyorlar, haberi yok. annem buna ben ödemem, neden sorup soruşturmadan ilk bulduğunu yaptırıyorsun dediği zaman da ben öderim size sadakam olsun diyor.

gel de sinirlenme. <3

sonra bir kedi sahipleniyorlar. sözde hayvan sevgisiyle yanıp tutuştukları için. ama sokak kedisi olur mu hiç gidip bin lira verip bir cins kedi alıyorlar. cins kedileriyle mutlu mesut yaşarken sokakta dolaşan 5-10 kediye tavuk kemiği bile atmıyorlar.

kediyi 9 kattan aşağıya düşürüyorlar. sonra kedi kayıp diye bize geliyorlar. bodruma iniyoruz, annem kediyi buluyor. kadın ay ben tutamam diyor. yahu bu senin kedin değil mi? tutamam ne demek? bu çıtkırıldımlık neden? annem tutuyor, en üst kata kadar taşıyor kediyi. kediye allah'tan bir şey olmuyor. zaten hemen veterinere götürüyorlar.

gelelim kalan son yavruya, muhtemelen o da hamile. apartmanın bodrumu böcek ve pire dolu. bizim kedi yüzünden değil çünkü kum piresi. sokakta da karşı apartmanda da var. ama eminim bizim kediden olduğunu söyleyip kapıma gelecek. öyle olduğunu öğrenince ucuza kaçmak için gelip babama ilaç al ilaçla dedi. velhasıl babam ilaç bulamayınca bodrumu kapattık. kocası dışında giren çıkan yok.

bizim kediyi de sabah inip apartmana aldım. zaten annesi gibi bünyesi zayıf. her mevsim burnu akıyor. gök gürültüsünden de korkmuş. yağmur yağacak diye aldım yani. yoksa hep dışarıda yatıyor zaten sıcakta. her neyse, ben sabahın köründe inip aldım kediyi. kedi de ne zaman bilmiyorum ama içerde olduğu bir an bodrum kapısının önüne sıçıvermiş. tam yukarı çıkıyordum ki tıkırtı duydum, hırsız mı acaba dedim korktum inip baktım. kimseyi göremeyince çıkıyordum. yöneticinin kocası çıktı. sabahın 8'inde öyle bir öğürdü ki varlığımı sorguladım. dedim acaba rüyada mıyım. sonra eve geldim, dedim herhalde midesi bulandı aşağıda. elinde boya vs vardı. uykuluyum ya, unutmuşum o boku gördüğümü, bak saat kaç olmuş şimdi aklıma geldi. aklıma geldiği gibi de bir sinir tuttu beni.

ulan be adam, aynısını senin kedin de sıçıyor, temizliyorsun. oradakinin insan boku olmadığını biliyorsun. hadi onu geçtim. kendin de mi sıçmıyorsun? ciğerin çıkana kadar öğürmenin ne anlamı var? kaç yaşında kızın var. hiç mi altını almadın?

neyse işte uzun zamandır bunların hepsini içimde tutuyordum. hop buraya döküverdim. sözün özü insanlar kafayı yemiş. hepsinin üzerinde yapay bir iğretilik var. hepsine de geçmiş olsun. mazallah bok mok görürler yapamaz bu insanlar. yazık.
devamını gör...

“bunu kimse söylemedi belki düşündü
çünkü vardır insanın yaşamasında
uyku ve öfke gibi vardır
kimse söylemedi
tuzunu çoğaltan bir denizde
nasıl batarsa güneş öyle bende kaçırdım
ki gözüm bütün gün
boyu lekelerde
kaçırdım ama şöyle de söylenebilir
şiirin bütün geçmişinin dışında
önceden açıklanan her şeyin dışında
örneğin en sıcak ülkelerin yazında
en soğukların kışında
yanarım üşürüm berbat olurum
hiç bir şeye yaramam
ama yine de seni severim
o zaman sen de beni sev
evet.”

turgut uyar şiiri.
devamını gör...

gündem gündem gundemdir.
devamını gör...

102 kg olmamla uzaktan yakından alakası olmayan olay. evimde gece tencerede herhangi bir şey kalmadığından böyle bir derdim de olmuyor.
devamını gör...

ben yine bildiğiniz gibi: twittlere instagramdan ulaşıyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

akp iktidarında yaşanan bir başka rezalettir.

geçen haftada benzin ve mazot kuyruğu olmuştu; zam haberi sonrası benzin istasyonlarında kuyruklar oluştu

(bkz: kınadığın şeylerin başına gelmesi)
devamını gör...

söylenecek söz kalmıyor, sadece elimizden gelen dua etmek , inşallah en kısa zamanda şifa bulur, allah acı çektirmes'in ,sizlere güç ve sabır diliyorum , kardeşim.
bu mübarek günlerde kimin ihtiyacı varsa allah yardımcıları olsun .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlükte uzun zaman boyunca uzaktan uzaktan takip ettim tomris'i. bazı yazarlar vardır; çoğu tanımını okur, beğenir ve takip edersiniz ve uzun zaman boyunca konuşma fırsatınız olmaz, belki de o fırsatı hiç yaratmamışsınızdır. tomris de benim için öyleydi. kendimi burada bildim bileli kendisini çok severek okur, takip ederim ama çok sohbet etmişliğimiz yoktu. az yazar, öz yazar ama çok da güzel yazar kendileri. lakin son zamanlarda çok severek sohbet ettiğim yazarlardan bir tanesi oldu. tanımlarını hep okumak ve yazmayı hiç bırakmaman dileğiyle güzel dostum...
devamını gör...

bizans tarihçileri açısından,- ki bu isimler bu alanın en büyük isimleri- macarlarin türk veya hun olduğu üzerinde duruluyor. hunlar türk değil mi? diye itiraz edecek arkadaşlar olabilir, hunlar türk olabilir fakat kesin bir şey yok. hunların hangi dili konuştuğu bilinmiyor, yazılı bir şey bırakmamışlar ancak turk'ten cok moğol oldukları görüşü hakim.

bu noktada tartışma götürmez bir gerçeklik var ki, o da bulgarların türk olmasıdır. bizans kaynakları açık bir şekilde, bulgarlardan türk diye bahseder. fakat hala benim için büyük bir muamma olan nokta, nasıl olur da bu şekilde slavlasırlar aklım almıyor. bulgarlara türk denmesi, bizim türkçü tayfanın uydurması sanıyordum fakat değilmiş. gerçekten türkler. bu dönemde doğu avrupa'da boy gösteren diğer türk gruplar, peçenekler, avarlar - bulgarlarla akraba olduğu yönünde iddialar var- ve kumanlardır.bunlar hristiyan türk gruplar. diğer yandan, malazgirt savaşında bu türk gruplar savaş esnasında taraf değiştirip selçuklu tarafına geçmiştir ki, türk olgusunun dönem dönem belirleyici olduğu yönünde fikir verebilir bu. aynı zamanda, aldığım bir duyuma göre, potnus rum devletinin askeri aristokrasisi türklerin elinde, bir araştırmacı orduyu incelendiğinde, komutanların hepsinin isminin türkçe olduğuna dikkat etmiş, fakat kendim görüp dogrulayamadım. yalnız bu ihtimal kuvvetlidir çünkü benzer bir durum abbasiler için de geçerli, abbasi ordusu da türk askeri aristokrasisinin elinde ve müthiş bir kast sistemi kurup kimseyi bu yapının içine almıyorlar.

edit, diğer yandan kral değil imparatordur o, ya da kayzer. kral, avrupa toplumuna germenlerle birlikte giren bir kelime. sanırım uzun sürede sadece germen kökenli, liderler kullandı.
devamını gör...

oğlumun sünnetiyle ilgili görüşmeye gittiğim poliklinik meğersem estetik polikliniğiymiş, herkeste aynı dertten muzdaripmiş ki aralarından senin doktorun brnim doktorum diye konuşup ben şöyle istiyorum diye birbirlerine fotoğraf gösteriyorlar. estetiksiz burun olamaz diye düşünüyor olmalılar ki biri bana doktorumu sordu. bende burnum orijinal,oğlumun sünneti için geldim isterseniz onun numarasını verebilirim deyince bozuldu.
devamını gör...

cinsel içerikli tanımları nedeniyle kafa sözlük yüksek erkek mahkemesi tarafından recm edilmesine karar verilen fake...aman cake yazar. yarın zabanan 5:00 da infaz.
devamını gör...

telefonu kapattıktan sonra hala kulağımda tutarak yaptığım şeylere devam etmem...
devamını gör...

hala şiir okuyan insanlar veya yüreği hassas olanlar. empati kurabilenler de olabilir. ki zaten şiir okuyan insanda nicesi bulunur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim