god of war
2018'deki soft reboot hakkında ana hikaye konusunda cinnet geçirdiğim ama oynanış bakımından hakkını vermek zorunda hissettiğim oyun. orijinal seriyi bitirmiş olanlar için ufak çaplı krizlere sebep olsa bile -ki bunun en temel sebebi oyunun hack 'n' slash mantığından uzaklaşıp daha soğuk ve mekanik bir yapıya bürünüyor gibi görünmesi ve görünürde vahşetin törpülenmesiydi- aslında objektif bir biçimde baktığım zaman kendini gerçek anlamda aşmış bir oyun gow. blades of chaos zaten önceki oyunlarda tapındığımız bir silahtı ki skilleri de güzel bir nostalji yaşattı ama leviathan baltası ne kadar yeni ve alışılmadık bir weapon olsa bile oyun ilerledikçe gerçek anlamda muazzam bir oyun zevki yaşatıyor. vuruş hissiyatı zaten ders niteliğindeydi resmen ama kontrol şeması meh... daha yeni souls serisini bitirdim geldim be santa monica. yarı-açık dünya denilebilir ama ben aşağı yukarı 20 saatlik ana hikayede atreus denilen sevimsiz bahçe cücesine tilt olduğum için yan görevlere hiç bulaşmadığımdan çok linear bir haritada ilerlemek zorunda kaldım. yetersiz ve tekrarlayan bosslar ve atreus'un kafasını koparma gibi bir opsiyonumuzun olmaması oyundan biraz soğutsa bile ana hikaye yine de gayet sağlam ilerliyor. atreus'a tilt oluyor olsam bile oyunda bazı durumlarda aşırı işlevsel olduğu gerçeği var özellikle oyun ilerledikçe okları yeni özellikler kazandığı için bazı durumlarda kurtarıcı rolü üstleniyor.
iki tane silah -ki blades of chaos oyunun yarısında elimize geçiyor- bu kadar uzun bir oyunda özellikle sürekli savaş sekanslarının olduğu bir oyunda sıkabilirmiş gibi gelse de silahların combo yapmaya olanak sağlayan gayet eğlenceli yetenekleri var ve asla sıkmıyor. kamera açısını değiştirmeleri başta işkillendirmiş olsa da eski oyunlar gibi sabit kamera açısı ile oynamaya çok müsait değildi zaten bu yüzden riskli ama güzel bir hamle yapmış santa monica. çok spoiler vermeden kısaca özet geçmek gerekirse; temeli sağlam hikayesi, orta-üst seviye mekanikleri, fena olmayan mekan tasarımları, sağda solda loot yapmak bazen can sıksa bile oyuna ayak uydurunca alışılabilecek bir denge kurmaları ve şiir gibi grafikleri ile gayet keyifli - yine de seni sevmiyorum atreus puştu- bir oyun.
helheim'a kadar yolun var atreus. hadi thor'un bir oğlunu öldürdük ama onu belki çok sevmiyordur diye kendimi avutuyordum niye gidip diğerini de öldürdün cin cücesi kılıklı sevimsiz? ragnarok'da bizi kum torbası yapacak thor, mutlu musun?! bari adamın heykelini yıkmasaydık ya. senin loki olduğun çok belliydi zaten, sinsi velet.
iki tane silah -ki blades of chaos oyunun yarısında elimize geçiyor- bu kadar uzun bir oyunda özellikle sürekli savaş sekanslarının olduğu bir oyunda sıkabilirmiş gibi gelse de silahların combo yapmaya olanak sağlayan gayet eğlenceli yetenekleri var ve asla sıkmıyor. kamera açısını değiştirmeleri başta işkillendirmiş olsa da eski oyunlar gibi sabit kamera açısı ile oynamaya çok müsait değildi zaten bu yüzden riskli ama güzel bir hamle yapmış santa monica. çok spoiler vermeden kısaca özet geçmek gerekirse; temeli sağlam hikayesi, orta-üst seviye mekanikleri, fena olmayan mekan tasarımları, sağda solda loot yapmak bazen can sıksa bile oyuna ayak uydurunca alışılabilecek bir denge kurmaları ve şiir gibi grafikleri ile gayet keyifli - yine de seni sevmiyorum atreus puştu- bir oyun.
helheim'a kadar yolun var atreus. hadi thor'un bir oğlunu öldürdük ama onu belki çok sevmiyordur diye kendimi avutuyordum niye gidip diğerini de öldürdün cin cücesi kılıklı sevimsiz? ragnarok'da bizi kum torbası yapacak thor, mutlu musun?! bari adamın heykelini yıkmasaydık ya. senin loki olduğun çok belliydi zaten, sinsi velet.
devamını gör...
asla canı sıkılmayan üstün insan
"kendinizi,kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin."
sözüne hayat verebilmiş insandır. kendisiyle olduğu sürece sıkılmayacaktır, belki hülyalara dalacak, belki yeri gelecek kendini yerden yere vuracak, belki de ruhunun ellerinden tutup dansa kaldıracaktır. zihninde ki her bir olay bir dans, bir valsdir. kendini tanımaya çalışacak, zaten tanıyorsa daha da derin muhabbetler açacak, onu neyin mutlu edeceğini bildiği uğraşlarını sıraya dizecek, tek tek sayacaktır. bilmiyorsa yeni keşiflere çıkacak yeni bir uğraş satın alacaktır zihninin köşe başındaki hiç girmediği dükkandan. bahsedilen ki muhtemelen kendine yetebilmeyi öğrenmiş insan olacaktır. ne mutludur ona, kendine iyi bir arkadaş da olacaktır.
sözüne hayat verebilmiş insandır. kendisiyle olduğu sürece sıkılmayacaktır, belki hülyalara dalacak, belki yeri gelecek kendini yerden yere vuracak, belki de ruhunun ellerinden tutup dansa kaldıracaktır. zihninde ki her bir olay bir dans, bir valsdir. kendini tanımaya çalışacak, zaten tanıyorsa daha da derin muhabbetler açacak, onu neyin mutlu edeceğini bildiği uğraşlarını sıraya dizecek, tek tek sayacaktır. bilmiyorsa yeni keşiflere çıkacak yeni bir uğraş satın alacaktır zihninin köşe başındaki hiç girmediği dükkandan. bahsedilen ki muhtemelen kendine yetebilmeyi öğrenmiş insan olacaktır. ne mutludur ona, kendine iyi bir arkadaş da olacaktır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
unutuyorum.
her şeyi unutuyorum evet. karşımdakinin kim olduğundan bağımsız olarak, ona dair herhangi bir ya da birkaç bilgiyi unutuyorum. deli gibi bir aşkla sevdiğim adam bile olsa... 20 küsur yıllık en yakın dostum da olsa...
bazen sözlükte aşırı muhabbet ettiğim halde karşımdakinin adını unutuyorum. onun benimkini unutmadığını görünce utanıyorum bir parça ama bilerek yapmıyorum ki... kafa siliyor bazı bilgileri kendiliğinden.
***
bir itirafım daha var: insanlar umurumda değil genel olarak. daha doğrusu haklarında hemen hemen hiçbir şeyi merak etmiyorum. hani tanışınca sorular sorulur ya karşılıklı, işte ben onları nezaketen sormak zorunda kaldığım için soruyorum. oysa bana "japonya'da restoran işletiyorum" da dese "amerika'da homeless hayatı yaşıyorum" da dese fark etmiyor benim için. nereli oldukları, ne iş yaptıkları, aileleri, kaç kardeş oldukları... zerre kadar ilgilendirmiyor beni. bu konuda kesinlike meraksız bir insanım. konuşmanın gidişatına göre bazen hakikaten merak edip sorduğum şeyler olsa da %99 oranında umurumda değil.
fakat anlatmak isteyeni de dinlerim genelde. "umurumda değil, anlatma" demem. güzel bir fikri varsa onu merakla dinleyebilirim.
marie curie'nin "insanlar hakkında değil fikirler hakkında meraklı olun" sözüne fena halde katılıyorum.
her şeyi unutuyorum evet. karşımdakinin kim olduğundan bağımsız olarak, ona dair herhangi bir ya da birkaç bilgiyi unutuyorum. deli gibi bir aşkla sevdiğim adam bile olsa... 20 küsur yıllık en yakın dostum da olsa...
bazen sözlükte aşırı muhabbet ettiğim halde karşımdakinin adını unutuyorum. onun benimkini unutmadığını görünce utanıyorum bir parça ama bilerek yapmıyorum ki... kafa siliyor bazı bilgileri kendiliğinden.
***
bir itirafım daha var: insanlar umurumda değil genel olarak. daha doğrusu haklarında hemen hemen hiçbir şeyi merak etmiyorum. hani tanışınca sorular sorulur ya karşılıklı, işte ben onları nezaketen sormak zorunda kaldığım için soruyorum. oysa bana "japonya'da restoran işletiyorum" da dese "amerika'da homeless hayatı yaşıyorum" da dese fark etmiyor benim için. nereli oldukları, ne iş yaptıkları, aileleri, kaç kardeş oldukları... zerre kadar ilgilendirmiyor beni. bu konuda kesinlike meraksız bir insanım. konuşmanın gidişatına göre bazen hakikaten merak edip sorduğum şeyler olsa da %99 oranında umurumda değil.
fakat anlatmak isteyeni de dinlerim genelde. "umurumda değil, anlatma" demem. güzel bir fikri varsa onu merakla dinleyebilirim.
marie curie'nin "insanlar hakkında değil fikirler hakkında meraklı olun" sözüne fena halde katılıyorum.
devamını gör...
fazla arkadaşı olmayan insan
yaş ilerledikçe yavaş yavaş azaldı. hatta şuan düşününce gerçekten dertleşebileceğim tek arkadaşım var.
devamını gör...
süleyman soylu'nun yalnızlaşması
keşke her şey kelin kadar parlak olsa dedirtmiştir.
devamını gör...
filozof dedikoduları
hikayenin kahramanı lou andreas-salomé, rus asıllı bir psikanalist ve yazar.
dünyadaki ilk kadın psikanalist olma unvanını taşıyan entelektüel ve akıllı olmasının yanı sıra, narsist ve feminist karakteriyle de bilinen güzel kadın.
1882 yılının mayıs ayında friedrich nietzsche ile tanıştı. birlikte tüm toplumu, kültürü, dinleri tartışıyorlardı. salome’un özgür ruhu, güzelliği ve fikirleri nietzsche’nin aklını başından almıştı. fakat tek taraflı kalacaktı bu aşk…aşkına karşılık alamamak ve evlilik teklifinin reddedilmesi nietzsche’yi derin acılara sürükledi. onun derin acıları bugün okuduğumuz bazı muhteşem eserlere ilham kaynağı oldu…
"hangi yıldızlardan düşüp birbirimizi bulduk biz. bu kadar düz bir cümlenin bu kadar karmaşık olmasına neden olan kadın.” bu sözler, “nietzche ağladığında” isimli kitapta bahsedilen, nietzsche’nin bu aşka dair duygularını açıklayan cümleleridir.
ilerleyen zamanlarda freud da salome'ye olan hayranlığını şu cümleyle özetleyecek:"ona duyduğum aşkı ve hayranlığı açıkça söylemiş olmayı isterdim” diyerek büyük pişmanlığını dile getirecek.
dünyadaki ilk kadın psikanalist olma unvanını taşıyan entelektüel ve akıllı olmasının yanı sıra, narsist ve feminist karakteriyle de bilinen güzel kadın.
1882 yılının mayıs ayında friedrich nietzsche ile tanıştı. birlikte tüm toplumu, kültürü, dinleri tartışıyorlardı. salome’un özgür ruhu, güzelliği ve fikirleri nietzsche’nin aklını başından almıştı. fakat tek taraflı kalacaktı bu aşk…aşkına karşılık alamamak ve evlilik teklifinin reddedilmesi nietzsche’yi derin acılara sürükledi. onun derin acıları bugün okuduğumuz bazı muhteşem eserlere ilham kaynağı oldu…
"hangi yıldızlardan düşüp birbirimizi bulduk biz. bu kadar düz bir cümlenin bu kadar karmaşık olmasına neden olan kadın.” bu sözler, “nietzche ağladığında” isimli kitapta bahsedilen, nietzsche’nin bu aşka dair duygularını açıklayan cümleleridir.
devamını gör...
gençlerde işsizlik diye bir kaygının bulunmaması
(bkz: bu biraz bana abartılı geldi)
espri bir yana, kendi küçük çevresini türkiye gerçeklerine genelleyen bir yazar beyanıdır. kısa hayatımın 16 yılını özel okulda izole kampüslerde geçirdim, ben bile sizden iyi anlıyorum türkiye gerçeğini.
bahsi geçen anketteki ne okuyan ne çalışan çocuklar ise ya işsizdir, ya da bu ülkede çalışana değer verilmediğini görüp pes etmiştir. elbette vardır paranın değerini bilmeyen, çalışmayan gençler, onlar da x kuşağının doğru yetiştirememesinin sonucudur. mahvettiğiniz ekonomi ile öğretemediğiniz değerlerin suçunu gençlere bulmaya çalışmayın
espri bir yana, kendi küçük çevresini türkiye gerçeklerine genelleyen bir yazar beyanıdır. kısa hayatımın 16 yılını özel okulda izole kampüslerde geçirdim, ben bile sizden iyi anlıyorum türkiye gerçeğini.
bahsi geçen anketteki ne okuyan ne çalışan çocuklar ise ya işsizdir, ya da bu ülkede çalışana değer verilmediğini görüp pes etmiştir. elbette vardır paranın değerini bilmeyen, çalışmayan gençler, onlar da x kuşağının doğru yetiştirememesinin sonucudur. mahvettiğiniz ekonomi ile öğretemediğiniz değerlerin suçunu gençlere bulmaya çalışmayın
devamını gör...
murat soner
neden 3 saatlik dizileri izlemek zorunda değiliz bize çok net anlatan insan.
oynatma hızını 1,5 yapmadan izlediğim tek yerli diziye bile katlanamıyordum zaten. kendisini izleyince neyseki tuhaf olan ben değilmişim.
oynatma hızını 1,5 yapmadan izlediğim tek yerli diziye bile katlanamıyordum zaten. kendisini izleyince neyseki tuhaf olan ben değilmişim.
devamını gör...
mistisizm
doğaüstü varlık olarak kabul edilen güçlerle ilişki kurulabileceği görüşünü savunan akımdır.
mistisizm'de tanrı düşüncesi dışındaki tüm düşüncelerden zihinlerini arındırarak tanrı'ya ulaşılabileceği görüşü hakimdir.
mistisizm'de tanrı düşüncesi dışındaki tüm düşüncelerden zihinlerini arındırarak tanrı'ya ulaşılabileceği görüşü hakimdir.
devamını gör...
mide bulantısına iyi gelen şeyler
kusmaktır.
devamını gör...
üfü
bilmiyorum kaç ayın öncesi, bilmem kaç kelimenin kaçışı, oluru olmazı, sevinci, üzüntüsü, desteği, kavgası, hüznü, yazdığı, yazamadığı, hep iyi olsunu, ölene kadar ayrı bir yerde duracak olanı, şimdilerde arada hatır soranı, ara ara hatır sorulanı, hep güzel yazanı,hep güzel ve güzeli yazacak olan yazar, dost, arkadaş, belki, keşke.
devamını gör...
z kuşağının sözlüklerin kalitesini düşürmesi
x kuşağının oyları ile ülkenin kalitesini düşürmesinden daha kötü olmayan söylemdir. **
devamını gör...
kırmızı panda
ailurus fulgens ya da kızıl panda ismi ile de bilinen çok sevimli aynı zamanda nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan bir canlı.
ürkek yapıları ile bilinen bu pandalar çin, himalayalar ve nepalde yaşamaktadır.
tıpkı kediler gibi tüylerini yalayarak düzeltirler. gündüzleri ağaçlara tırmanır ve genelde günü uyuyarak geçirir geceleri avlanırlar.
boyları 120 cm'e ağırlıkları ise 4-5 kg'a kadar çıkabilir.
kırmızı panda hepçil bir canlıdır. bambular, çeşitli meyveler, böcekler, sürüngenler ve kuşlar onun beslenmesinde önemli yer tutar.
ürkek yapıları ile bilinen bu pandalar çin, himalayalar ve nepalde yaşamaktadır.
tıpkı kediler gibi tüylerini yalayarak düzeltirler. gündüzleri ağaçlara tırmanır ve genelde günü uyuyarak geçirir geceleri avlanırlar.
boyları 120 cm'e ağırlıkları ise 4-5 kg'a kadar çıkabilir.
kırmızı panda hepçil bir canlıdır. bambular, çeşitli meyveler, böcekler, sürüngenler ve kuşlar onun beslenmesinde önemli yer tutar.
devamını gör...
öğretmenlere asgari ücret verilmesi gerekliliği
annem babam 22 yıllık öğretmen 7500 lira aldıklarını hiç görmedim
devamını gör...
haftalık puan tablosunda 1. olmak için herkese oy veren yazar
bende beğendiğim çoğu yazara artı oy vermeye çalışırım ama oy vermek karma puanı arttırmıyor. kendinize özgü, kaliteli bir tanım girerseniz artı oy alırsınız ve karma puanınız artar.
devamını gör...
insanı mutlu eden filmler
hayat güzeldir ''life is beautiful'' filmi.
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
ben çok zayıfım. sıskayım ve boyum kısa.
devamını gör...



