alkol bağımlılığı
alkolizm, her şeyden önce bir hastalık ve bağımlılıktır. rahatsızlıktan muzdarip kişinin alkol karşısındaki iradesini sınırlayan ya da sıfıra indirgeyen, kontrol edilemez seviyede alkol alması durumudur. bu örnekte bağımlılığa neden olan maddenin daha tehlikeli bir kimyasal değil alkol olması (c2h5oh/etanol) bunun ciddi bir sorun olduğu gerçeğinin önüne geçmemelidir.
alkolizm, kişinin fiziksel sağlığını (kalpte ritim bozuklukları ve yetmezliği, karaciğer sorunları, başlıca bilinen kanser türlerine karşı direncin azalması, kilo, damar tıkanıklıkları, sindirim bozuklukları) ve mental sağlığını (öfke ve odaklanma problemleri başta olmak üzere ileri vakalarda görülen psikolojik rahatsızlıklar) oldukça kötü etkilemektedir.
alkolü sevmek ve yoğun kullanmakla arasında bulunan ince çizgi, bu durumun kontrolünün bireyin elinden çıkmasıdır. ve alkoliklerin ezici bir çoğunluğunun kendini birinci grupta değerlendirilmesinden dolayı çoğunlukla tespiti yakın çevre tarafından yapılmaktadır. kulak asılması gereken uyarılardır.
tedavisi, kişinin bireysel olarak gerçekleştirememesi durumunda diğer boyuta taşınmalı ve psikolojik yardım alınmalıdır. psikoterapinin alkol bağımlılığı karşısında yüksek başarısı olduğunu belirtmekte de fayda var. ayrıca unutmamak gerekir ki amatem yalnızca eroinmanların gittiği bir yer değildir. açılımı alkol ve uyuşturucu madde bağımlıları tedavi ve araştırma merkezi'dir. profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.
alkolizm, kişinin fiziksel sağlığını (kalpte ritim bozuklukları ve yetmezliği, karaciğer sorunları, başlıca bilinen kanser türlerine karşı direncin azalması, kilo, damar tıkanıklıkları, sindirim bozuklukları) ve mental sağlığını (öfke ve odaklanma problemleri başta olmak üzere ileri vakalarda görülen psikolojik rahatsızlıklar) oldukça kötü etkilemektedir.
alkolü sevmek ve yoğun kullanmakla arasında bulunan ince çizgi, bu durumun kontrolünün bireyin elinden çıkmasıdır. ve alkoliklerin ezici bir çoğunluğunun kendini birinci grupta değerlendirilmesinden dolayı çoğunlukla tespiti yakın çevre tarafından yapılmaktadır. kulak asılması gereken uyarılardır.
tedavisi, kişinin bireysel olarak gerçekleştirememesi durumunda diğer boyuta taşınmalı ve psikolojik yardım alınmalıdır. psikoterapinin alkol bağımlılığı karşısında yüksek başarısı olduğunu belirtmekte de fayda var. ayrıca unutmamak gerekir ki amatem yalnızca eroinmanların gittiği bir yer değildir. açılımı alkol ve uyuşturucu madde bağımlıları tedavi ve araştırma merkezi'dir. profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.
devamını gör...
her gün nickaltı girilen bir yazar olmak
olmadığım yazardır.
ne çok takipçim var ne de nickaltıma sık gelenim.
aslında entrylerim beğeni de alıyor, ama bilemedim, beni niye takip etmiyorsunuz ki sözlük*
bu arada kimsenin nickaltında gözüm yok, ben de zaten çok seviyorum nickaltlarına yazmayı.
uzun lafın kısası nickaltı hiç boş kalmayan yazarlar, şanslı yazarlardır.
çünkü tatlı nickaltı dönüşleri, daha çok yazmak için oldukça motive edici oluyor.
o yüzden sık sık birilerinin nickaltına yazıyorum ya zaten ben de *
ne çok takipçim var ne de nickaltıma sık gelenim.
aslında entrylerim beğeni de alıyor, ama bilemedim, beni niye takip etmiyorsunuz ki sözlük*
bu arada kimsenin nickaltında gözüm yok, ben de zaten çok seviyorum nickaltlarına yazmayı.
uzun lafın kısası nickaltı hiç boş kalmayan yazarlar, şanslı yazarlardır.
çünkü tatlı nickaltı dönüşleri, daha çok yazmak için oldukça motive edici oluyor.
o yüzden sık sık birilerinin nickaltına yazıyorum ya zaten ben de *
devamını gör...
ismet inönü
siyasete hiç atılmamış olması gereken askerlerden biridir
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
içimi kıpır kıpır eden bir bildirim .
devamını gör...
kutsal isyan
hasan izzettin dinamo'nun milli mücadele yıllarını detayları ile aktardığı 8 ciltlik (5 cilt olarak yeniden basılmıştır) romanı. 1918 kasımının cumayı cumartesiye bağlayan gecesinde enver paşanın kaçışı ile başlıyor roman. her şeyin gerçek olduğu bir kurgu tezatlığı okurken insanın hem geçmişe detaylı bir yolculuk yapmasını sağlıyor hem de günümüzde içi boşaltılmış olan pek çok kavramın o yıllarda bir şeyler ifade etmesinin altında eziyor. tarihin gerçek figürleri öyle güzel resmediliyor ki hasan izzattin dinamo tarafından, onlarca karakter ve isim bulunsa bile sanki gerçekten her yüzü görmüş herkes ile tanışmışım gibi kafam karışmamış yabancılık çekmemiştim okurken. dinamo bana bizanslı vakanüvis leo the deacon'u anımsatıyor bu eserden ötürü çünkü deacon kendi gözlemleri üzerinden tarihi aktarmaya gayret etmiş, içinde bulunmadığı bir savaşı pek yansıtmamıştı tarihi yazarken. hasan izzettin dinamo deacon gibi tarihi tamamen kendi gözlemleri ve analizleri ile hikayeleştirip oldukça akıcı bir dil ile aktarıyor. tarihi figürlerin bakış açısından olayları aktarırken mümkün mertebe sebep-sonuç ilişkisi kurup ruh hallerini tasvir ediyor ve bu durum gerçeğe en yakın olanı okuyucuya sunmasına olanak sağlıyor. mustafa kemal atatürk'ün hayatına dair ve savaş yıllarında yaptığı zekice, kararlı ve yerinde hamlelerini; yaşadığı zorlukları, yapılan fedakarlıkları daha detaylı ve gerçekçi bir biçimde okuma olanağına da sahip oluyor okuyucu aynı zamanda. kıymeti bilinmemiş, göz ardı edilmiş muhteşem bir eser. devamında hasan izzettin dinamo kutsal barış adında 7 ciltlik (4 cilt olarak yeniden basılmıştır) bir eser daha yazıp yayımlıyor aynı zamanda. "bu sağır ve dilsiz insan kalabalığından hangi yaşatan umuda yönelebilirdi?" sorusunun cevabı niteliğinde okunması gereken bir eser.
hele softalığa, gericiliğe karşı ateş püskürüyorlardı. gericilerin, her türlü ilerlemenin ve gelişmenin önünü kestiğini ve eski düzeni, istibdadın her biçimini desteklediklerini yakından biliyorlardı. yarın da ilk safta karşılarına çıkacak en azılı düşmanların bu gericilik ve gericiler olacağını da seziyorlardı. s.379
dayanmak, dayanmak, bütün memleketin üzerine yürüyen karanlık felaket dalgalarına karşı dayanmak gerek. her şeyi yitirmedik daha! her şey yitmedi. s.26
enver paşa: "sizin için orduda daima vazife mevcuttur.fakat sofya ataşemiliterliğinde kalmanız daha mühimdir."
mustafa kemal: "vatanın müdafaasına ait fiili vazifelerden daha mühim ve ulu vazife olamaz.arkadaşlarım ateş hatlarında bulunurken ben sofya'da ataşemiliterlik yapamam! " s.488
vahidettin, bu çok önemli öneriden çok hoşlanmıştı. onun istediği de bundan başkası değildi. osmanlı tahtını rakipsiz olarak , tıpkı dedeleri, fatih, yavuz,kanuni gibi yönetmek biricik düşüncesi, idealiydi. ne var ki henüz güçsüzdü. ortamsızdı, örgütsüzdü. talat'la enver'in üzerine bindikleri ittihat ve terakki ejderhası, onu bir lokmada yutabilirdi. enver'i başkumandan vekilliğinden kaldırıp atmak , bütün ordunun dizginini eline almak, çok şanlı bir davaydı. yalnız bunun kurmay başkanlığına mustafa kemal'i getirmek de aynı tehlike ile baş başa kalmak, burun buruna gelmekten başka neydi ki? mustafa kemal, askerlik bilgisi ve görüşüyle, yüksek zekâsı ve seçkin kişiliğiyle onun silik varlığını ezecek, meydandan silecek ve yerine o geçecekti. bu tehlikeyi düşünüp durmasa mustafa kemal onun için çok sağlam payanda direklerin den biri sayılırdı. s.111
enver paşa,onu (atatürk) gölgelemek için çanakkale'nin en kötü savaş bölgesine vermişse de o,burada çanakkale destanının altın sayfalarını yaratmış,hiç olmazsa istanbul'u kurtarmıştı.şimdiyse yalnız bir şehri değil,koca bir türkiye'yi kurtaracaktı. s.374
hele softalığa, gericiliğe karşı ateş püskürüyorlardı. gericilerin, her türlü ilerlemenin ve gelişmenin önünü kestiğini ve eski düzeni, istibdadın her biçimini desteklediklerini yakından biliyorlardı. yarın da ilk safta karşılarına çıkacak en azılı düşmanların bu gericilik ve gericiler olacağını da seziyorlardı. s.379
dayanmak, dayanmak, bütün memleketin üzerine yürüyen karanlık felaket dalgalarına karşı dayanmak gerek. her şeyi yitirmedik daha! her şey yitmedi. s.26
enver paşa: "sizin için orduda daima vazife mevcuttur.fakat sofya ataşemiliterliğinde kalmanız daha mühimdir."
mustafa kemal: "vatanın müdafaasına ait fiili vazifelerden daha mühim ve ulu vazife olamaz.arkadaşlarım ateş hatlarında bulunurken ben sofya'da ataşemiliterlik yapamam! " s.488
vahidettin, bu çok önemli öneriden çok hoşlanmıştı. onun istediği de bundan başkası değildi. osmanlı tahtını rakipsiz olarak , tıpkı dedeleri, fatih, yavuz,kanuni gibi yönetmek biricik düşüncesi, idealiydi. ne var ki henüz güçsüzdü. ortamsızdı, örgütsüzdü. talat'la enver'in üzerine bindikleri ittihat ve terakki ejderhası, onu bir lokmada yutabilirdi. enver'i başkumandan vekilliğinden kaldırıp atmak , bütün ordunun dizginini eline almak, çok şanlı bir davaydı. yalnız bunun kurmay başkanlığına mustafa kemal'i getirmek de aynı tehlike ile baş başa kalmak, burun buruna gelmekten başka neydi ki? mustafa kemal, askerlik bilgisi ve görüşüyle, yüksek zekâsı ve seçkin kişiliğiyle onun silik varlığını ezecek, meydandan silecek ve yerine o geçecekti. bu tehlikeyi düşünüp durmasa mustafa kemal onun için çok sağlam payanda direklerin den biri sayılırdı. s.111
enver paşa,onu (atatürk) gölgelemek için çanakkale'nin en kötü savaş bölgesine vermişse de o,burada çanakkale destanının altın sayfalarını yaratmış,hiç olmazsa istanbul'u kurtarmıştı.şimdiyse yalnız bir şehri değil,koca bir türkiye'yi kurtaracaktı. s.374
devamını gör...
güne bir söz bırak
“iyi dostlar, iyi kitaplar bir de huzurlu bir vicdan. işte ideal hayat”
mark twain
mark twain
devamını gör...
karşı cins ile arkadaş kalma süresi
bu konu ezelden beridir tartışılır ve çevremdeki hemen herkesin vardır karşı cinsten uzun yıllardır arkadaş olduğu kimseler. bir tek benim olmadı/olamadı. bu duruma zaman içinde bozuldum ve dedim ki kendi kendime ''sırf şu abaza yaftasından kurtulmak için bile olsa kendime karşı cinsten arkadaş edinmeliyim''
arkadaş arayışım esnasında farkettim ki ben; iflah olmaz bir romantik ve flört etmeyi seven bir kazanovayım * kimle tanışsam onu etkilemeye çalışırken, flört ederken buluyorum kendimi. dedim bu böyle olmaz, radarıma girmeyecek biri olmalı bu arkadaş olacağım dişi yoksa ya o ya da ben hoşlanacağız birbirimizden.
gel zaman git zaman müdavimi olduğum kafenin garsonlarından biriyle arkadaş olduk. oldukça güzel olmasına rağmen fazla sevimli ve şirin bir prenses olmasından mıdır sulugözlülüğünden midir emin değilim ona hiç asılmadım.
günlerden bir gün kendimi iyi hissetmediğim için izin almıştım işten. işe gidecek gibi erkenden kalkmış, hazırlanmış sonra vazgeçmiştim nedensiz. haliyle içmeye de erken başladım o gün. öğleye doğru ben çakırkeyif olmuştum. evde sıkıntı basınca daha fazla duramam dedim bunun çalıştığı kafeye gittim. her zamanki gibi limonatamı aldım, her zaman oturduğum masanın altına yapıştırdığım sakızı kontrol ettim, sandalyenin hafif yamuk ayağına tekme attım ve geleni geçeni süzmeye başladım. o gün yalnız kalmamalıydım sanki. sanki o gece yalnız kalırsam ölecekmişim ve leşim günlerce bulunmayacakmış gibi bir karamsarlıkla önüme gelene salça oldum. baktım herkes rahatsız varlığımdan ve bunu hissettirmeyi de çoktan geçip söylemeye başladılar kalktım gittim.
kaç shot attım bilmiyorum, kredi kartımdan ne çektiler ondan da haberim yok ama atm den taksi için para çekmeye çalıştığımda çekemedim. ceplerimi yokladım sadece bozukluklar var. telefon elimde okuyabildiğim kadar rehberden numaralara bakarken bu arkadaşı aradım beni alması için.
sabah onun evinde uyandım. işe gitmek istemedim ve bugün de gelemeyeceğim diyip geri uyudum. öğleye doğru içerden gelen seslere uyandım. başım kazan gibiydi.
ev arkadaşının ailesi gelmiş memleketten. beni gördüklerine hiç memnun olmadıkları gibi yaka paça evden kovmaya kalktılar. onlara kızlarıyla bir alakam olmadığını, daha önce hiç görmediğimi söylesem de ikna edemedim ve kendimi kapıda buldum. eve gidebilmek için gereken miktarı bir karttan diğerine aktardım, atm den çekip eve gidebildim güç bela.
gece 11 gibi bu dişi arkadaşım aradı. ev arkadaşının ailesi beni gördüklerine çok sinirlenmişler, buna da baya bi söylenmişler. hazmedemedim ve eşyalarımı toplayıp çıktım evden bir kaç gün sende kalabilir miyim dedi tüm şirinliğiyle.
tüm hafta doğru düzgün görüşemedik. o geldiğinde ben ya sızmış oluyordum ya da sızacak bir kucakta, ben geldiğimde de o, ya okulda oluyordu ya da işte. bir iki hafta böyle birbirimizi görmeden geçti.
taşınmak için yer bulduğunda aradı tekrar, çok teşekkür etti ve o gün eve erken gelip gelemeyeceğimi sordu. güzel bir yemek yedik, biraz sohbet ettik, güldük eğlendik. tam kapıdan çıkarken sarıldı bana, teşekkür etti her şey için. o an o kadar dokundu ki bu veda bana gitmesin istedim. bırakamadım ellerini. uzun ve sessiz bakışmalarımızdan sonra ''gitme'' diyebildim. sabahında sevgili, haftasında evliydik.
sanırım ben yalnız kalmaktan korkuyorum. arkadaşlıktan evliliğe geçince o evliliğin sağlam temelleri olduğunu söyleyenlerin de ayrıca allah belasını versin.
arkadaş arayışım esnasında farkettim ki ben; iflah olmaz bir romantik ve flört etmeyi seven bir kazanovayım * kimle tanışsam onu etkilemeye çalışırken, flört ederken buluyorum kendimi. dedim bu böyle olmaz, radarıma girmeyecek biri olmalı bu arkadaş olacağım dişi yoksa ya o ya da ben hoşlanacağız birbirimizden.
gel zaman git zaman müdavimi olduğum kafenin garsonlarından biriyle arkadaş olduk. oldukça güzel olmasına rağmen fazla sevimli ve şirin bir prenses olmasından mıdır sulugözlülüğünden midir emin değilim ona hiç asılmadım.
günlerden bir gün kendimi iyi hissetmediğim için izin almıştım işten. işe gidecek gibi erkenden kalkmış, hazırlanmış sonra vazgeçmiştim nedensiz. haliyle içmeye de erken başladım o gün. öğleye doğru ben çakırkeyif olmuştum. evde sıkıntı basınca daha fazla duramam dedim bunun çalıştığı kafeye gittim. her zamanki gibi limonatamı aldım, her zaman oturduğum masanın altına yapıştırdığım sakızı kontrol ettim, sandalyenin hafif yamuk ayağına tekme attım ve geleni geçeni süzmeye başladım. o gün yalnız kalmamalıydım sanki. sanki o gece yalnız kalırsam ölecekmişim ve leşim günlerce bulunmayacakmış gibi bir karamsarlıkla önüme gelene salça oldum. baktım herkes rahatsız varlığımdan ve bunu hissettirmeyi de çoktan geçip söylemeye başladılar kalktım gittim.
kaç shot attım bilmiyorum, kredi kartımdan ne çektiler ondan da haberim yok ama atm den taksi için para çekmeye çalıştığımda çekemedim. ceplerimi yokladım sadece bozukluklar var. telefon elimde okuyabildiğim kadar rehberden numaralara bakarken bu arkadaşı aradım beni alması için.
sabah onun evinde uyandım. işe gitmek istemedim ve bugün de gelemeyeceğim diyip geri uyudum. öğleye doğru içerden gelen seslere uyandım. başım kazan gibiydi.
ev arkadaşının ailesi gelmiş memleketten. beni gördüklerine hiç memnun olmadıkları gibi yaka paça evden kovmaya kalktılar. onlara kızlarıyla bir alakam olmadığını, daha önce hiç görmediğimi söylesem de ikna edemedim ve kendimi kapıda buldum. eve gidebilmek için gereken miktarı bir karttan diğerine aktardım, atm den çekip eve gidebildim güç bela.
gece 11 gibi bu dişi arkadaşım aradı. ev arkadaşının ailesi beni gördüklerine çok sinirlenmişler, buna da baya bi söylenmişler. hazmedemedim ve eşyalarımı toplayıp çıktım evden bir kaç gün sende kalabilir miyim dedi tüm şirinliğiyle.
tüm hafta doğru düzgün görüşemedik. o geldiğinde ben ya sızmış oluyordum ya da sızacak bir kucakta, ben geldiğimde de o, ya okulda oluyordu ya da işte. bir iki hafta böyle birbirimizi görmeden geçti.
taşınmak için yer bulduğunda aradı tekrar, çok teşekkür etti ve o gün eve erken gelip gelemeyeceğimi sordu. güzel bir yemek yedik, biraz sohbet ettik, güldük eğlendik. tam kapıdan çıkarken sarıldı bana, teşekkür etti her şey için. o an o kadar dokundu ki bu veda bana gitmesin istedim. bırakamadım ellerini. uzun ve sessiz bakışmalarımızdan sonra ''gitme'' diyebildim. sabahında sevgili, haftasında evliydik.
sanırım ben yalnız kalmaktan korkuyorum. arkadaşlıktan evliliğe geçince o evliliğin sağlam temelleri olduğunu söyleyenlerin de ayrıca allah belasını versin.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu ilk cep telefonu
ericcson, kapalıyken bile yeşil ışığı yanıp sönmeye devam ederdi.
nasıl bir saçmalıksa...
ayrıca bu takoz telefona, ikinci el araba parası vermiştim.
türkcelin ayda 300 tl fatura gönderip keselemeside cabası.
telefon firmaları nasıl bu kadar zenginlediler zannediyorsunuz.
25-30 sene önce 300 tl fatura ödüyordum.
nasıl bir saçmalıksa...
ayrıca bu takoz telefona, ikinci el araba parası vermiştim.
türkcelin ayda 300 tl fatura gönderip keselemeside cabası.
telefon firmaları nasıl bu kadar zenginlediler zannediyorsunuz.
25-30 sene önce 300 tl fatura ödüyordum.
devamını gör...
sorunlu aile hayatı
bütün dertlerin kaynağı, bütün kötülüklerin anasıdır. tüm hayatınızı etkiler, telafisi çok zordur.
devamını gör...
zirvede moderatör dövmek
zirvede bırakmaktır efendim. böylece silinen entrylerinizin hesabını sorabilirsiniz.
-şşt bak bakim buraya.
+bana mı dediniz?
-he sana dedik. sen misin entryleri silen?
+ya ben şey...şeyden ötürü.
-sen ney?
+ühühüüüü!
-mahmut ağlıyo olm bu.
-şşt bak bakim buraya.
+bana mı dediniz?
-he sana dedik. sen misin entryleri silen?
+ya ben şey...şeyden ötürü.
-sen ney?
+ühühüüüü!
-mahmut ağlıyo olm bu.
devamını gör...
kitap kahve yağmur üçlemesi
"türk kızı dediğin yağmur yağdığında eline kahvesini alıp kitap okumaz, 500 kilometre hızla balkondaki elbiseleri toplamaya koşar." bu yazıyı okuduğumda beri her hatırladığım da gülerim. gerçekten çok doğru.
devamını gör...
eğlenmek için seks yapan kadın
seks zaten eğlenmek için yapılmıyor muydu yahu alla alla ben şimdiye kadar herkes eğleniyor zevk alıyor diye yapıyor sanıyordum oysa...
devamını gör...
21 haziran 2021 galata kulesinden atlayıp intihar eden genç
aklıma ümit yaşar oğuzcan'ın oğlu geldi. o da galata 'dan atlamıştı. ve 17 yaşındaydı!
vedat.
neden etti, çözümü yok muydu, ikna edilemez miydi, tartışılır. keşke başka bir çözümü olsaydı.
genç iken eğilen bir başak daha. ne denir ki?
vedat.
neden etti, çözümü yok muydu, ikna edilemez miydi, tartışılır. keşke başka bir çözümü olsaydı.
genç iken eğilen bir başak daha. ne denir ki?
devamını gör...
artı oy veren kadına mesaj atan yazar
1-2 beğeni peş peşe atıyorsa mesaj atmam.
ama 5-6 ardı ardına atıyorsa mesaj atarım.
derim yazılarımı gerçekten okuyor musun yoksa okumadan mı beğeni atıyorsun?
seri beğeniyi sevmem.
ama 5-6 ardı ardına atıyorsa mesaj atarım.
derim yazılarımı gerçekten okuyor musun yoksa okumadan mı beğeni atıyorsun?
seri beğeniyi sevmem.
devamını gör...
çocuğunuz ateist olduğunu söylese ne yaparsınız sorunsalı
nedenini, gerekçelerini sorarım, neyin üzerine temellendirdiğini sorarım. yüksek ihtimalle okuduğu kitaplardan etkilenmiş olur benim yavrum. bu kadar keskin bir dönüş yapmaması gerektiğini, hayatını anlamlandıramayacağını, tüm sorgulayanlar gibi dine tekrar döneceğini söylerim ona. bununla kalmaz, onunla mantık çerçevesinde tartışırım. o, benim yavrumdur. ondan sorumluyumdur. yaptığı her şeyde arkasında ben dururum; asla değersiz ve yalnız, sevilmeyen birsi olduğunu hissetmesine izin vermem.
evden atmak, sinirlenmek nedir? tanrı gerçekten varsa onu bu şekilde korumak kimin haddinedir? sanki tanrı'nın varlığı inanılmak istenen bir yalan da o yüzden yokluğu iddia edildiğinde bu kadar büyük tepkiler veriliyor, bu tepkileri verenler de inanmak istedikleri bir yalanın peşinden gidiyormuş gibi geliyor bana ne zaman bu büyük ve yersiz tepkilerle karşı karşıya kalsam.
evden atmak, sinirlenmek nedir? tanrı gerçekten varsa onu bu şekilde korumak kimin haddinedir? sanki tanrı'nın varlığı inanılmak istenen bir yalan da o yüzden yokluğu iddia edildiğinde bu kadar büyük tepkiler veriliyor, bu tepkileri verenler de inanmak istedikleri bir yalanın peşinden gidiyormuş gibi geliyor bana ne zaman bu büyük ve yersiz tepkilerle karşı karşıya kalsam.
devamını gör...
yeni biriyle tanışmak
belli bir yaştan sonra ister arkadaş ister sevgili, yoruyor. kendini anlat, seni tanımasına izin ver, güvenini kazan, daha önce yüzlerce kez başkalarıyla yaptığın yine aynı şeyleri onunla da yap.
of. bizde yürek, takat kalmamıştır. hatta mevcut tanıdıklarımın da bir bölümünü şutlasam, tam süper olacak.
güzelliğimle yalnız kalıp çile çekmek istiyorum.
belki de bir direğe çıkarım.
of. bizde yürek, takat kalmamıştır. hatta mevcut tanıdıklarımın da bir bölümünü şutlasam, tam süper olacak.
güzelliğimle yalnız kalıp çile çekmek istiyorum.
belki de bir direğe çıkarım.
devamını gör...
çaylaklarla muhatap olan yazar
(bkz: egosu götünden büyük kişiler)
devamını gör...
kanzuk
reklam aldığı bir bankanın bana yaptığı ispatlı delilli daha sonradan da hakkımı söke söke alarak, kanuni olarak ta haklı çıktığım bir rezalet başlığı sonrası uçuruldum.10 sene boyunca girdiğim yüzlerce tanım dahil hepsi silindi sanki hiç yazmadım, hiç yaşamadım. yaklaşık üç senedir sosyal medyada hiç birşey paylaşmadım. sadece takip ettim burayı keşfettim iki gün önce saçmalamadan bilgim dahilinde tanımlama girmeye çalışıyorum belki bir gün burası kanzuğun sözlüğünü bitirir diye. eğer burayı okuyorsa şu anda göbeğini kaşıyarak sırıtıyordur "hadi len sen kimsin"ya da" siz kimsiniz"diyordur. olsun ben ateşe su taşıyan karınca misali yazmaya devam edeceğim. başarılı olamasak ta olur farketmez safımız belli olsun......
devamını gör...

