selenyum eksikliği sonucu ileri gelen, ismini çin'in keshan bölgesinden almış olan, kalp kası tutulumu ile oluşan bir hastalık.
devamını gör...

ateizmin önde gelen savunucularından olan ingiliz filozof antony flew'un ilk baskısı 2008 yılında yayınlanan ateizmden teizme geçişini gerekçeleri ile anlattığı kitabıdır.

görüşünü değiştirene kadar geçen sürede ateizmi en ateşli bir biçimde savunmuş. ateistlerin ise görüşlerine başvurduğu kaynak olmuştur. görüşünü değiştirdikten sonra taraftarları tarafından topa tutulmuştur.



"antony flew özgür düşünce yoluyla kanıtın götürdüğünü düşündüğü yere yani teizme gittiğinde, sözde özgür düşünürler tarafından en sert biçimde açıkça itham edildi. sanki en affedilmez günahı işlemiş gibiydi. şimdi elinizde anti-teizmden teizme yolculuğunun kişisel hikayesi bulunuyor. bu kitabı gerçeğin peşinde olan, gerçekten açık fikirli herkese öneriyorum. "


" dr. william lane craig, talbet teoloji fakültesi profesörü. "
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

3 yaşında kerata şimdilik oyuncakları toplamak gibi basit şeyler yaptırıyorum.yavaş yavaş işler de büyüyecek.yapıcak!yapmalı!
devamını gör...



çok fazla var ama ancak bu şarkının giriş kısmı beni hala benden alır.
devamını gör...

televizyonun içine bu insanlarr nereden girer nereden çıkar diye cihazı parçalamaya çalışmak.
annem yetişip kurtarmış cihazı. hep söylerdi, oğlum sen yedi düvel düşmana bedelsin diye.
devamını gör...

felsefe'nin amacı çözüm bulmak değildir. onlara göre her cevap, yeni bir soru doğurur. aslolan da budur; yaradılışı sorgulurken çözüme gidemezsiniz.

felsefe'ye giriş yaparken karşınıza ilk şu çıkar; felsefe sistematiktir ve birikerek ilerler.
devamını gör...

açıklanan sınav notuna bakmak.
devamını gör...

şeytanın avukatı lakaplı jacques verges’in metis yayınlarından basılan harika kitabı. kitap; “uyum davaları”, “kopuş davaları” ve “siyasi dava tekniği” başlıklı üç bölüm ve “tarihin ahlakı” isimli sonuç bölümünden oluşuyor. her bir bölümde, tarihte ses getirmiş ünlü davalara ve savunmalara yer verilmiş. yıllar geçse de tekrardan açıp bir bölümünü okumak isteyeceğiniz bir eser.

yazarından biraz bahsetmek istiyorum; suçlu olduğunu bile bile bir tecavüzcüyü, bir katili nasıl savunursun? sözlük bünyesinde de fazlasıyla nefret edilen avukatların en çok karşılaştığı eleştirilerden biridir bu. her bir avukatın bu soruya vereceği cevap farklıdır. kimisi para için, kimisi şöhret için yapar bunu. şüphesiz ki jacques verges, çoğunluğa karşı tek başına kalmaktan büyük zevk duyuyordu. çakal carlos, sırp kasabı slobodan miloseviç, saddam’ın yardımcısı tarık aziz, alaaddin çakıcı, cemile bouhired (daha sonrasında bu kadınla evlenmiş) gibi isimlerin avukatlığını üstlenen jacques verges, ikinci dünya savaşı sırasında fransızlara adeta kök söktüren ve binlerce fransız’ı öldüren lyon kasabı klaus barbie’nin avukatlığını üstlenince, büyük eleştirilere maruz kaldı. eleştirilere şöyle cevap verecekti;


‘barbie’yi iki şey üzerinden savundum. birincisi, barbie, general osares’in cezayir’de öldürdüğünden daha az kişiyi öldürmüştü. osares terfi etti; barbie ise suçlanarak cezaevine girdi. ayrıca harekâtın üç veya dördüncü adamıydı; bir numara değildi. bolivya hükümeti barbie’yi ülke dışına atabilirdi. ama onu bir uçağa koyup fransız guyana’sına getirttiler, onu satın aldılar. insanı bir ülkeden kovduğunuzda, ona başka bir ülkeyi seçme özgürlüğü verirsiniz. siz onun bu özgürlüğünü elinden aldınız. barbie’yi savunmam, fln militanlarını savunmamdan çok farklıydı. bence düşmanını savunabilmek, bir avukat için inanılmaz bir onurdur. ‘bir nazi’nin savunulacak ne gibi bir yanı olabilir’ diye düşünebilirsiniz. ancak benim tutkum savunmak... suçu değil, suçu işleyeni savunuyorum.’

verges, katalan asıllı fransız bir baba ile vietnamlı bir annenin oğlu olarak fransa’nın sömürge topraklarında dünyaya geldi. barbie davası üzerinden savcılık makamını dolayısıyla fransa tarihini rezil etmek istiyordu. nitekim etti de. istanbul’da verdiği bir röportajında saddam’ı savunmak istediğini ve bunu yapsaydı muhtemelen idamdan kurtaracağını belirtmiş. verges, müvekkilinin cenazesine katıldığı için avukat hakkında dava açılan bizim ülkemizde avukatlık yapsaydı, örgüt üyesi olmaktan ceza alırdı muhtemelen.

“adalet ister ilah gibi süslensin, ister paçavralara bürünsün, yönetici sınıflar emrindeki işlevi hiç değişmez; yasanın çiğnenmesiyle ortaya çıkan toplumsal çelişkileri, o sınıfın lehine çözmek." sayfa 14
devamını gör...

aynı evde yaşıyormuş gibi girilen entrylerdir. fakat benim gibi bazı illegal psikopat yazarlar tabuları yıkıp tanımı yapıp direkt çekip gitmektedirler.
devamını gör...

hüsamettin efendinin ümitsizliğini anlatan bölüm, kitaptaki en sevdiğim bölümdür. kitap üzerine işaretleme yapmadığım dönemlerde bu bölümü tekrar okuyabilmek için çok aradım ve bulamamıştım. 184. sayfa olur kendileri.
devamını gör...

depresyonda olduğumu reddederken diş hekimimin dişlerimdeki zedelenmelerin psikolojik olduğunu söylediği zaman bedenimin benimle konuştuğunu anlamıştım. bedeninizi dinleyin arkadaşlar, sizinle konuşuyor bir sıkıntı olduğunda.
devamını gör...

dehşet yorgun ve yoğun geçen bi günün ardından hemmen yatıp dinlenmem gerektiği halde yüzüme buzzz gibi su çarpıp dinlemeye geldiğim yayındır.
severek dinliyoruz gençler; sohbetiniz ve neşeniz boool, daiiiim olsuuuun!
devamını gör...

aborjin bireylerin hiçbirinde çıkmayan diş. evrimsel olarak acısını bizim çektiğimiz ömür törpüsü. atalarınız olarak bu illetten çok çektik sevgili sapiens, demek istediğim başlık.
devamını gör...

ankara'yı yaşanılır hale getiren dev parklardan, şehrin tam göbeğinde olanı.
devamını gör...

suraya bir nickalti gireyimde hakli oldugu gibi mutlu da olsun benim cancagzim... yani sadece hakli degilsin elbet ,cokca tatlisin, cokca ictensin, cokca yardimseversin. boyle ışıl ışılsın...hem kalbi, hem yuzu, hem ruhu guzel olansin. her seyi bir kenara birakayim da en berbat gunumde bile bir kac cumlenle gunumu nasil guzellestirebiliyorsun ondan bahset bir ara. cok seviliyorsun yahu, bir ben degil herkes tarafindan. yolun, hayatin hep aydinlik olsun, kendin gibi guzel insanlara yolun ciksin. guzel kalbinden operim seni...


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


yaşamak seninle bir başka zamanı
bir başka zamanda seni yaşamak
her şeyden önce sen
elbette sen
mutlaka sen
ister uzaklarda ol
ister yanı başımda dur
sen ol yeter ki bu zaman içinde
ben olmasam da olur

(bkz: dağ rüzgarı)
devamını gör...

1999 yapımı bir garry marshall filmidir.

julia roberts ve richard gere’nin pretty woman’dan sonra birlikte başrol oynadıkları film romantik komedinin çok da iyi olmayan bir örneği olsa da julia roberts için izlenmeye değer.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmde üç düğünden tam evlenmek üzereyken kaçan, yani aslında hobi olarak damatları düğünde yerle yeksan eden bir kadını izliyoruz.

bu olay elbette ki bir haber değeri taşıdığı için bir haberci bu konuyu araştırmak ve dahil olan insanlarla röportaj yapmak için şehre gelir. damatlarla da görüşen haberci gelinle görüşmeye gelince bir romantik komedi filminin olmazsa olmazı gerçekleşir ve haberci ile kaçak gelin birbirlerine aşık olurlar.

ama tabii ki bu aşk ilerleyip ikili evlenme kararı aldığında iki tarafı da bir gerginlik sarar. kaçak gelinin yine kaçma ihtimali hem haberciyi hem de kaçak gelini gerim gerim gerer. ancak haberci kaçak gelinle ilgili ciddi bir bilgi sahibi olduğu için hazırlıklıdır kendince. yine de çarşı pazar karışır.

bu arada siz omletinizi nasıl seversiniz?
devamını gör...

maalesef evet.
insan acıyı nefretle sever.
acı ki nefret edilen, acı ki sahiplenilen.
acı ki uzaklaşmak istenen, acı ki dibine inilen.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim