matematik, biyoloji ve kimya.
devamını gör...

bunu hiçbir zaman bilemeyecek olmandır.
devamını gör...

3 beyazdan uzak durun. beyaz halı,beyaz eşya düğün paketi,beyaz masa.
devamını gör...

memlekette herkesin, her şeyin fanatiği olması. onun için ölüp bitmesi. olurda kendinizi herhangi bir politik görüşün tarafı olarak tanımlayacak olursanız; din gibi, dogmatik bir inanç gibi o ideolojiye tapınımın beklenmesi. amalara, fakatlara yer olmaması. hele bunun tarikat boyutuna girmiyorum bile.
devamını gör...

(bkz: ağlamıyorum yavrum gözüme toz kaçtı)
devamını gör...

fransız ihtilalinde millete vatan haini diyordum. sene 1789.
devamını gör...

her yiyecekte vardır tamam ama neden suyun üzerinde skt vardır? o süreçten sonra su neye dönüşücek acaba dedim ve cahilliğimi bi nebze giderdim:



pet şişeden kaynaklanan kimyasalların suya sızması, hem suyun genel tadını bozar hem de insan sağlığını olumsuz yönde etkiler.

devamını gör...

kahve-sigara
devamını gör...

az gelişmiş ülkelerde sıkça görülen bir sorundur adaletin olmaması yani adaletsizlik.
gerçi tüm dünyada hayatın her anında hissedilebilmesi mümkün olan, hayatın en acı gerçeklerinden biridir adaletsizlik.
küresel adaletsizlik ise servetin adaletsiz paylaşımıdır. dünyanın en zengin 62 kişisinin serveti dünyanın yarısının servetinden daha fazladır.
adaletin kestiği parmak acımaz ama adaletsizliğin ezdiği vicdan ömür boyu sızlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışından anlaşılır. konfüçyüs
adaletsizliği bir yangından daha çabuk önlemeliyiz. herakleitos
adaletin gecikmesi adaletsizliktir. w. s. landor
haksızlığa karşı çıkıp hakkını aramayan hem hakkını hem şerefini kaybeder. hz. ali
bir kişiye karşı yapılmış haksızlık, bütün insanlığa karşı yapılmış haksızlık demektir. emile zola
adalet rahat olmalı, yoksa terazi sallanır ve adil bir hüküm verilmez. franz kafka
bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. william watson
adaletin olmadığı yerde, ahlak da yoktur. montaigne
en sert kanun bazen en ciddi adaletsizliğe dönüşebilir. benjamin franklin
adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. gandhi
bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar verse bile adaletsizlik etmiş sayılır. seneca
adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir. fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı. ellie wiesel
duvarda adalet yazıyor, ona gülüyorum (idamla yargılanırken ''neye gülüyorsun" diye soran hakime deniz gezmiş’in cevabı).
devamını gör...

kendisini görev uğruna bi yerlere götürmekten bıktığım küçük şımarık mahlukat.
devamını gör...

gerek olmayan butondur, insanların fikirlerini beğenmemeniz veya katılmamanız o kişiyi kötü gösterme amacı taşımamalıdır. zaten engelleme seçenekleri mevcut.
devamını gör...

karamazov kardeşler ve ince memed serisi. ama bir gün elbet okurum ya
devamını gör...

fatih özgüveni kitabıdır.

kitap okumak da ciddi bir uğraştır elbette. iyi bir okur olmak için mesai harcamalı insan. okuduğuyla yetinmeyip satır aralarına da dalmalı mütemadiyen. yazarın anlam yüklediği cümleleri yeniden ama bu sefer kendi zihninde ve kendi cümleleri ile anlamlandırmalı. yazarın işaret ettiği değir öykülere yollanmalı, farklı yazarlarla tanışmak için bir referans olarak kullanmalı okuduğu kitabı. iyi bir okur kanaatkar olmamalı, verilenle yetinmemeli. her cümle kafasında yeniden şekillenmeli. ve biriktikçe okudukları, artık bir uçtan başka bir etkinliğe doğru sürüklenmeye hazır olmalı. sıkıntı da tam bu noktada başlıyor işte. yani okurluktan yazarlığa doğru evrilmekte. sayfalara bağlanan parmakları kaleme doğru çevirmekte. iyi okurların en büyük hayali, iyi okurlara sahip olmaktır. bunun için de elbette, öncelikle yazmak gerekir.
insan ne kadar niyetlenirse niyetlensin, olmaz ama çoğu zaman. bir türlü aklından geçenleri tam manasıyla kağıda geçirimez. bir dere düşler zihninde, kağıda döktükleri bir su birikintisi olmaktan öteye gitmez. sıradışı bir kahraman yaratmak ister, kendi gölgesinden başkası düşmez kağıdın üzerine.

fatih özgüven, bu insanların öykülerini paylaşmış bizimle. 11 hikayeden oluşan bir kitap bu ve bir solukta okunuyor. kitabın ikinci hikayesi olan “açık görüşme”de sevdiğimiz yazarla, hayran olduğumuz, yazdıklarını iştahla okuduğumuz bir yazarla görüşmemiz esnasında yaşayacaklarımızın bir ikazı var. onun yazdıklarından kafanızı kaldırıp ona baktığınızda göreceğiniz şeyler, hoşunuza gitmeyebilir. “yanlış numara”da hep yazma niyetiyle oturmak ve hep yazamamak illetiyle boğuşmak çıkıyor karşımıza, belki bunu siz de yaşadınız.

bütün hikayelerin kaliteli olduğunu söyleyebilirim ama “can dostu” isimli hikaye beni çok etkiledi. ününü ve gençliğini kaybeden bir aktrisle, onun yardımına yollanan genç bir şarkıcı adayının arkadaşlığı anlatılıyor öyküde. hayran olmak, sanata duyuluan saygı, evrim geçiren sanat… ne ararsanız bulabileceğiniz bir öykü “can dostu”.

kitap kısa öykülerden oluşuyor ancak bu öykülerin anlam bakımından yeterince hacimli olduğunu söyleyebiliriz kolaylıkla. zaten fatih özgüven okumak her zaman için büyük bir keyiftir.
devamını gör...

merakla beklediğim dergi. emeğinize sağlık. hatta ilerleyen zamanda ben de katkı sağlamak isterim. günden güne büyüyen bir sözlük oluyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: ağrılı keno gözleri)
devamını gör...

ikisi aynı şey değildir.
öncelikli bakmak; insanların ve diğer canlıların ortak özelliğidir.
fakat görmek; sadece insanlara özgü bir durumdur.
bakmak için sadece göz yeterli olurken görmek için de akıl ve gönül de gereklidir.
evet belki gözü olan herkes bakabilir ama akıl ve kalp olmadan herkes göremez.
onun içindir ki; baktığı halde göremeyen nice insanlar, hayattaki birçok gerçeğin sırrını anlamamışlardır.
demem o ki sadece gözle bakmayalım, kalbimiz sadece atmasın. duysun, hissetsin ve konuşsun. hayata dair bütün olan bitenlere kalp ve akıl ile bakarak, uzağa, taa uzağa görsün ve birçok şeyi fark etsin.
her neyse;
burada amacım manayı tüketmek, bazı kavramları öylesine kolay kullanarak oracıkta bırakmak deği. içini siz tecrübeyle, dokunuşla, bakışla ve güzel bir görüşle doldurun...
devamını gör...

umut etmeyi kendini kandırmak,

umutsuzluğu pes etmek gibi hissettiren zamanları vardır insanın.

hangisine inanacağını bilemez, önünü bile göremez hale gelirsin.

şu durumda umut etmekte en az umutsuzluk kadar yorucudur.

allah'tan ümit kesilmez dersin bir gayretle, ama aklında kendini kandırma lan diyen bir çok soru işareti vardır.

bu başlık bir rahatsız ukdesidir, ama doldurulmak için bırakılan değil bizatihi kendi içinde kalandır.
devamını gör...

kendi ekseni etrafında dönen ve genellikle çok dişli ağızlarıyla talaş kaldırma işlemi yapan kesici.
devamını gör...

sahip olduğum kedi için (nihal) çok şanslı olduğumu düşündüğümden ve onunla gurur duyduğumdan dolayı ben de bu insanlardan biriyim.
devamını gör...

burda da yokum. bugün yeterince üzüldüm. tabi ya çobanık diye bizi beğenmezler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim