eski bir yazar, yeni bir çaylak olarak vereceğim tavsiyedir. çok da matah bir şey değil, büyütmeyin.
bir de üstteki yazara katılıyorum, trolllük yapıp kendinize küfrettirmeyin lütfen.
devamını gör...

ray h. mercado adlı sanatçının gözünden.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

poliüretan karbamat bağlantıları ile birleştirilen organik üniteler zincirinden oluşan bir polimerdir. esnek ve esnemeyen köpükler, dayanıklı elastomerler ve yüksek performanslı yapıştırıcılar, sentetik lifler, contalar, halıların alt kısmı ve sert plastik yapımında kullanılırlar. esnek poliüretan köpükler, poliüretan süngerler olarak da bilinirler ve yataklarda, mobilyalarda konfor malzemesi olarak vazgeçilmezdirler. esnemeyen köpükler ise daha çok ısı ve ses izolasyonunda kullanılırlar. poliüretan ürünlere çoğu zaman üretanlar da denir. ancak etil karbamat olarak da bilinen özel üretan maddesi ile karıştırılmamalıdır. poliüretanlar etil karbamattan yapılmaz ve onu içermezler.

aynı zamanda kadın prezervatifleri poliüretan'dan üretilir. erkek prezervatifleri gibi lateks'den üretilmezler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ellerim titriyor. bir de çığlık atasım geliyor. böyle içim taşıcak gibi, çığlık atsam dökülecek.
devamını gör...

vücut alışık olmadığı için başlangıçta en basit hareketler dahi kişiyi inanılmaz zorlayabilir. elleri parmak uçlarına dokundurma hareketini eğitmen su içmek kadar kolay yaparken siz parmaklarınızın ucuyla ancak diz kapağınıza dokunabilirsiniz. hiç mesele değil!

bir pratiği uygulayıp hemen diğerine geçmek için içi içine sığmaz insanın. iki gün birini uygulayıp pratik değiştirmenizi önermem. bir pratiği en az bir hafta hatta iki hafta uygulayın. vücudunuzun ne kadar esneyebildiğini ve değişimini fark edeceksiniz.

yogaya başlar başlamaz sirsasana yapacağım diye kendinizi zorlamayın. yoksa iki yıl önce benim yaptığım gibi kaloriferin üzerine ters bir şekilde düşüp ayağınızı sakatlayabilirsiniz.

bazı hareketleri yapmak sizi çok zorluyorsa eğitmenle birebir yapmak zorunda değilsiniz. daha rahat uygulamak için hareketi kendinize uyarlayabilirsiniz. ayak parmaklarınıza uzanamıyorsanız diz kapaklarınıza kadar dokunmak veya bacaklarınız bir harekette dümdüz olmuyorsa hafif bükük bırakmak gibi.

zemin önemli ama başlangıç seviyesinde aşağı bakan köpek duruşu ve surya namaskara dışında zeminde tutuculuk gerektiren çok fazla hareket yok bence. bu nedenle mat yerine bir havlu ile de yapılabilir fakat havlu uzun vadede sağlıklı bir seçim olmayabilir. yoga matı için decathlonda satılanları önerebilirim. diğer matlar ile yoga matı farklı doku ve yapılarda. bu nedenle başka bir amaç için üretilmiş bir mattan randıman almak güç olabilir. yoga matı terleme karşısında özellikle parmak uçlarının daha iyi tutunmasını sağlıyor ve kolay kolay kaydırmıyor. pilates matına nazaran daha kalın bir yapıda.

hayatıma yogayı dahil etmeden önce gün içindeki zamanımı yönetmekte güçlük çekiyordum. yoga ile sanki bir günde yaşadığım saat sayısı arttı, bu nedenle henüz yolun başındayken pes etmemenizi öneririm. ben ruhen, bedenen ve zihnen ciddi faydalarını görmeye dört beş pratik sonrasında başladım. ilk pratiklerimde vücudum alışık olmadığı için müthiş zorlanmıştım sadece. diyeceğim şudur ki, siz de çok zorlanırsanız bırakmaya karar vermeden önce kendinize birkaç pratik daha zaman tanıyın.

eğer videolar yardımıyla pratik yapacaksanız izlediğiniz eğitmenin her pozunu tarayın ve kendinizle karşılaştırın. uyguladığınızı sandığınız bir pozu bedeniniz siz farkında olmadan çok çok farklı gerçekleştirebilir. bu nedenle her daim bedeninizi gözlemleyin ve eğitmenle karşılaştırın.

benim düşünce şeklim şuydu, "bir hareket çok kolay geliyorsa muhtemelen yanlış yapıyorumdur.". bir hareketi yaparken aynı zamanda bazı kasları sıkmak ya da rahat bırakmak da gerekiyor. hareketi doğru yaptığınızdan emin olmaya çalışın.

yogadan önce ısınma hareketleri yapmayı unutmayın.

yoga yaptıktan hemen sonra duş almanız önerilmez. bir iki saat sonra almak daha iyi olacaktır.

son olarak bir kez de olsa bir eğitmen yardımıyla yoga yapmanızı öneririm. kişinin kendi yanlışını görmesi ve düzeltmesi çok zor olabiliyor. en azından bir kez ders almak o yanlışları görebilmekte çok yardımcı oluyor. neredeyse bütün yoga merkezleri bir kez ücretsiz deneme dersi imkanı sunuyor, bunu değerlendirebilirsiniz.

aklıma başka maddeler gelirse ekleme yaparım.

namaste!
devamını gör...

makarna, salçalı makarna, yoğurtlu makarna, ekmek arası makarna, makarna da makarna...*
devamını gör...

böyle bir başlık açılması o kadar rezil bir şey ki sözlük nereye gidiyor aloo
devamını gör...

christopher nolan'ın yönettiği 2014 yapımı şaheser. müziklerini hans zimmer bestelemiştir. senaryosu oluşturulurken kip thorne'dan yardım alınmıştır. karadelik sahnesi için oluşturdukları simülasyon, birkaç bilimsel makalenin yazılmasına ön ayak olmuştur.
devamını gör...

aslında ben de başlığa entry girmiş yazarlarla aynı noktadayım biraz.** daha net bir cevap için soruyu biraz özele indirgemek gerektiğini düşünüyorum. mesela, yaşarken hatırlanmak veya unutulmak mı yoksa ölümden sonra hatırlanmak veya unutulmak mı? öte yandan nasıl hatırlanacağı da var. nitekim iyi de hatırlanabilir insan, lanetler de yağdırılabilir arkasından. yani sanıyorum ki kolay kolay kimse kötü hatırlanmak istemez, öyle değil mi? nasıl hatırlanacağı umurunda olmayabilir ama yine de bu, kötü hatırlanmak istediği anlamına gelmez diye düşünüyorum. aynı şekilde ben de ne yaşarken ne de ölümümden sonra kötü hatırlanmak istemem. kötü hatırlanmaktansa bir hiç olmayı tercih edebilirim. zaten biraz da yaşarken de bir hiçiz, ölümümüzden sonra neden olmayalım? işte, biraz ne alâkadır fakat şükrü erbaş'ın 'yaşıyoruz sessizce' adlı şiir kitabının ismi dahi başlı başına çok derin gelir bana bu yüzden. aslında birçoğumuz yaşıyoruz işte sessizce. bir hiçiz. öyle çok da önemli değiliz. hatta hiç önemli değiliz.

sorunun bir de yaşarken veya ölümden sonra hatırlanmak veya unutulmak kısmı var, yazının başında da değindiğim gibi. şahsen ben, yaşarken hatırlanmak isterdim. neyi kastediyorum peki bununla? yıllarca arkadaşlık yaptığınız biriyle artık arkadaş olmadığınızda mesela veya bir zamanlar romantik anlamda sevdiğiniz/sevildiğiniz bir insanın* sizi hatırlaması.* burada hatırlanmaktan kastım, o insana acı, dert, hüzün olmak değil de eğer beni hiçbir şekilde, hiçbir zaman hatırlamıyorsa benim bir birey, bir insan olarak herhangi bir anlam taşımadığımı gösterir bence bu. en azından ben böyle düşünüyorum.

ölümden sonra hatırlanmak kısmına gelirsek şayet, dipsiz bir kuyu. daha önce de bahsettiğim gibi ben, ölümümden sonra da bir hiç olmayı tercih edebilirim kesinlikle. aslında hatırı sayılır bir süredir yaşarken de bir hiçim çünkü ve bunun o kadar da kötü bir durum olmadığını düşünüyorum ve hissediyorum tüm içtenliğimle. inanılmaz bir rahatlığı var çünkü bir hiç olmanın. sevdiğinin olmamasının, seveninin olmamasının, dünyada bir yerinin olmamasının, varlığın ile yokluğunun bir olmasının inanılmaz bir rahatlığı var.* ancak benim için 'ölümden sonra hatırlanmak kısmının' dilemması, kararsızlığı, cevabı net olmayan soru bölümü biraz burada başlıyor. nitekim ölümümden sonra bir hiç olmayı isteyeceğim kadar fikirlerimle, duygularımla hatırlanmayı da isterim. fakat bence burada bireyselliğimin çok bir önemi yok, en azından ön planda olmamalı, assolist o olmamalı. zübde, fikirlerim ve duygularım olmalı. ne demek istiyorsun derseniz, dostoyevski gibi hatırlanmak isterdim mesela, george orwell gibi, chester bennington gibi, kurt cobain gibi, vincent van gogh gibi, pablo picasso gibi... örnekler sonsuza kadar çoğaltılabilir. tabii işin bu kısmına geldiğimizde, sen veya ben bu şekilde hatırlanmayı hak ediyor muyuz, bu şekilde hatırlanacak melekelerimiz, yeteneklerimiz veya imkanlarımız var mı konusu apayrı bir derya. oraya girmiyorum. öte yandan 'ölümden sonra hatırlanmak kısmının' yakınlarımız tarafından, hayatımıza girip çıkan insanlar veya bizim hayatına girip çıktığımız insanlar tarafından hatırlanma veya unutulma bölümü var ki ben, işin bu kısmının gayet yüzeysel olduğunu düşünüyorum. ölümünden sonra bir insanı gerçekten, hakikaten hatırlayacak çok az sayıda insanı olur insanın. annesi olur babası olur, eşi olur çocuğu olur, belki çok çok yakın bir arkadaşı olur ki bu sayılanlar da hatırlamayabilir veya hatırlamak istemeyebilir şayet ortada gerçek ve sağlıklı bir ilişki yoksa. bunun dışında herkes unutulur gider, herkes unutur ve hayatına devam eder. kabullenmek istemesek de kimi zaman adil gelmese de bu iş böyledir.

son olarak, ne yazdın be kardeş, özet geç p.. diyenler olabilir. hak veriyorum. ben de bilmiyorum, yazasım varmış. ama başlık da güzel, hakkını vermek gerek. açan yazara da teşekkür ediyorum. pek nitelikli başlıklar açılmadığı da aşikar sonuçta.* öte yandan, başlık ile unforgiven'ın piyano coverı bir olunca deyişik* kafalar yaşandığı da bir gerçek, inkar edemeyeceğim.
devamını gör...

alıntı: bir fabrikada, büyük bir makine aniden durmuş. tamirciler geliyor, bir türlü çalıştıramıyor.
sonunda, yaşlı bir tamirci bulmuşlar. tamirci, makinenin etrafında dolaşarak, dikkatli bir şekilde kontrol etmiş. sonra, kendini izleyenlere dönerek;

“bana bir çekiç getirir misiniz?” demiş.
çekiç gelmiş. çekici eline alan tamirci, makineye yaklaşmış ve tespit ettiği bir yere çekici “tık” diye vurmuş. o da ne? makine, başlamış çalışmaya…

patron, son derece memnun. sormuş;
– borcumuz ne kadar?
– 1000 dolar.
– neee… çekiçle makineye şöyle bir vurdun, o kadar. bunun için mi 1000 dolar istiyorsun?
– evet.
– peki… o zaman bana ayrıntılı bir fatura düzenle. istediğin 1000 doların ayrıntılarını görmek istiyorum.
bunun üzerine yaşlı tamirci, faturayı düzenleyip, patrona uzatmış. patron, faturayı almış ve dikkatle okumaya başlamış;
çekiçle, makineye vurmanın bedeli: 1 dolar.
çekici nereye vuracağını bilmenin bedeli: 999 dolar.

toplam: 1000 dolar.
devamını gör...

kiev meydanını mobese kameralarından izleyeyim istedim lakin izlemez olaydım, açar açmaz hava saldırısı sirenleri çalmaya başladı.

ortalık baya bi karışıyor, kime kızacağımı, kime küfür edeceğimi şaşırıyorum, bir tarafta saçma sapan sebeplerle ukrayna'yı işgal eden putin, diğer tarafta "hadi ukrayna'yı işgal et bak noluyo..." dedikten sonra yapayalnız bırakan batılı devletler...

yalnız her şeye gebe bir ortam var şu an, tek temennim herhangi sivil can kaybı yaşanmaması.
devamını gör...

dikkat edilmeyen bir inceliktir. buna dikkat edilmediği gibi, soluksuzca ikinci ve dahi üçüncü aramayı yapan tuvalet terlikleriyle mücadele edebilmek, sağlam sinirlere sahip olmayı gerektirir.
devamını gör...

montunu montunun üzerine asmak. sanırım asla eskimeyecek.
ben bir de boyama kitabındaki erkekleri hep hoşlandığım çocuk gibi sarışın mavi gözlü olarak boyardım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

senden hâlâ bir haber yok

bir nesnenin neresinde akşam olur
sivri bacaklı delikanlılar gülüşerek bara inerler yazın bittiği rivayet edilir kasabada yani artık tamamen bitmiştir yaz tüketilmiş ya da yok sayılmıştır çığlık çığlığa koşarak bir iki at yürür denize rakının yayları kopar bir iki adam ağlar bir iki kadın güzel kokular içinde geçer uzaydan senden hâlâ bir haber yoktur bir nesnenin neresinde akşam olur sessizlik ne berbat bir yolculuktur yağmur, kopan bir inci kolye gibi yağar sivri bacaklı delikanlılar dövüşerek bardan çıkarlar kışın başladığı rivayet edilir kasabada yani artık tamamen her şeyi kaplamıştır kış önemsenmiş ya da kabul görmüştür çığlık çığlığa koşarak bir iki hatıra yürür akıllara rakının kadehi kırılır bir iki kadın ağlar bir iki adamın tenha cenazesi geçer uzaktan
senden hâlâ bir haber yoktur
sessizlik çok berbat bir yolculuktur.


insan üzülmeye görsün hayat hep tutuktur kar, ölünün üstünü bembeyaz bir örtüyle kapar sivri bacaklı delikanlılar birbirlerine dargın ayrılmışlardır buralardan mevsimlerin aşka göre değiştiği rivayet edilir kasabada yani artık tamamen sevdayı ele geçirmiştir mevsimler özlemek, unutulmak ile hatırlanılmak arasında bir ara istasyondur çığlık çığlığa koşarak bir iki teselli yürür ömürlere rakının tadı küflenir çürür bir iki ışık ağlar bir iki yalnızın ismi okunur topraktan senden hâlâ bir haber yoktur insan üzülmeye görsün ona hayat hep suçluluktur.


küçük iskender- sarı şey-
devamını gör...

feyyaz yiğit, aziz kedi ve ali atay’ın beraber senaristliğini yaptığı, ali atay’ın yönetmenliğini üstlendiği 2018 yapımı aksiyon komedi filmi.
oyuncu kadrosu da baya sağlam. ahmet mümtaz taylan, feyyaz yiğit, mehmet özgür, irem sak, sarp apak, aydın doğu demirkol, alper kul başrollerde.

buraya spoiler geliyor.

dikkat spoiler

--! spoiler !--

serbest’in coşup gaza geldiği her sahne favorim.

...patlamaya hazırım, bıçak kemiğe dayandı! her gece yeminler ediyorum her gece...


--! spoiler !--
devamını gör...

kendimi bazen dizi, film ya da klibin içinde hissedip ona gore davranmak. poz kesmek.
devamını gör...

erkekleri kıskandığım tek bir mevzu varsa o da cinsel organlarımızın anatomik farklılıklarıdır. arkadaşlar vajinalar kokabilir. nemli, kapalı, havalanmayan bir ortamdan söz ediyoruz. ve üstüne üstlük bu ortamın kendi salgısı ve kendi florası var. çişini yaptıktan sonra bi kerecik yıkasa kokmayacak çükleri, bu kullanım kolaylığına rağmen kokanlar, gelmiş burda vajina şöyle kokuyor böyle kokuyor diyor. temiz vajina eşit değildir kokusuz vajinaya. temiz vajina eşittir hastalıksız, mantarsız vajina.
yaşasın tüm vajinalar.
devamını gör...

based on a true story.
devamını gör...

olacak o kadar (90lar sayılır mı bilemedim)
grup vitamin - üfürükten teyyare*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim