2005 yılında yapılmış dabbütül arzı konu alan bir adet korku filmi.

hasan karacadağ; yazmış, yapmış, yönetmiş birileri hani bana hani bana demiş mi bilmem fakat adamın beş parmağında beş marifet maşallah.

filmin kadrosunda; ümit acar, sabri tekinalp, kaan girgin, serdar özer, zeynep hasdal çolakoğlu, ebru aykaç, süha tok, serhat yiğit, fulya candemir, murat seviş bulunmaktadır.

dramdan sonra sevmediğim bir diğer tür olan korku, vah ki vah... ki ben bu filmi yine 2005 senesinde dershane ekibiyle beraber sinemada izlemiştim. yaklaşık 10, 15 kişilik kızlı erkekli bir gruptu. kimse kimsenin sevgilisi değil herkes ölümüne kankaydı ki evlenmeler başlayınca kankalıkta öldü.

efendim bizim grup çok ilginç bir gruptu herhafta sinemaya gider herhafta içimizden birinin seçtiği o filmi sevmesekte izlerdik. yahu filmden bir tutam bir şey anla nerede?

filmin o iğrenç fax sesi uzun bir süre geceleri aklıma geliyor ve uykumu engelliyordu. ben bizzat cinli minli filmlerden hiç haz etmem. bunu nasıl izledim hala anlamış değilim. sonra çıkanlara davet eden çok oldu ama gitmedim.

filmle ilgili elinde kuran sallayan bir adam hatırlıyorum kendileri bir adet cinle evliydi. yahu bir insan böyle şeyleri neden izler? bundan nasıl zevk alır anlamış değilim? işte zevk meselesi ben duygular yönünden hassas insanım kendime uzun süre gelemiyorum.

bir tür intihar vakaları dünya çapında artmaya başlamış ve ucu türkiye'ye kadar dayanmıştır. internet üzerinden yayılan bir mikrop gibidir dabbe'tül arz bulaştığını söker atar dünya hayatından.

o zamanın şartları ve yaşım gereği beni korlutmuştu şimdi izlesem ki izlemem durum aynı mi olur bilemem. bu türü sevenlere ve izleyenlere iyi seyirler efem...
devamını gör...

aslında uzun zaman önce öğrendiğim bi gerçektir:

‘kimse yanaşmasın’ amacıyla ilmek ilmek ördüğün uzunca duvarlarının ardında, tercih edilen yalnızlığında kaybolmamak için bi kaç tuğlayı indireyim, yeniden hayata karışırım belki dersin. araladığın o kapının ardında sandığın kadar çok kimseler yoktur.

amacına ulaşmışlığın keyfi bi süre sonra acı’ya bırakır yerini. çünkü kabul etmesen de içten içe birinin seni o duvarların ardında bekleyeceğini sanarsın. dank eder hapsolduğun yalnızlık. ve senin o duvarı yeniden inşa etmeye mecalin yoktur artık. öylece çöküp oturursun elinde kırık tuğlalarınla.
devamını gör...

2. dünya savaşı sırasında barbarrosaa harekatı ve fransa (batı) cephesi'nde görev almış, ünlü alman zırhlı birlikler şefi.

2. dünya savaşı'ndaki önemli nazi başarılarının birçoğunun arkasında guderian, onun öğrencileri veya taktikleri bulunmaktadır. bunlara örnek vermek gerekirse; (bkz: schlieffen planı)'nın tıkanmamasını sağlamak amacı ile geçilmesine neredeyse imkansız gözü ile bakılan (bkz: ardenler) ormanı'ndan zırhlı birliklerini geçirerek, müttefik birliklerini kuşatma altına alması. üstelik ardenler'i geçtikten sonra birkaç üst rütbeli subaylardan tepki gelmiş ve daha fazla ilerlemesine izin verilmemiştir. bunun nedeni heinz'in piyadeleri beklemeden, direkt olarak tanklarla atağa geçmesi idir.

evet, o dönemler tanklar başlı başına bir savaş aracı olarak değil de daha çok piyadeye destek ekipmanı olarak kullanılıyordu. çünkü heinz'in tankları hariç, o dönemin tankları yavaş ve hantaldı. (sovyetler ve abd de bunu bozacaktır.) dolayısı ile piyade ile birlikte gitmesi öngörülüyordu. heinz bu kalıbı yıkıp, günümüz tank-savaş anlayışını başlatmıştır ancak nazi almanyası'nda birtakım gelenekçi, süvari veya piyade altyapısından gelme subaylar bundan hoşlanmadığı için guderian'ın piyadeleri beklemesini isterler.

fakat kendisi yalvar yakar bir şekilde izni koparıp, sayıları 400.000'i bulan müttefik birliklerini dunkirk'de kuşatma altına alır. onları etkisiz hale getirecek iken, hitler'den "yeter artık, iyice sınırları aştın." minvalinde bir emir gelir ve guderian'ın saldırmaması emredilir. bu hitler'in yaptığı en büyük hatalardan biri olacaktır.

hitler, dunkirk'deki birlikleri alt etmek için guderian'ın yerine lutwaffe'yi görevlendirir ancak lutwaffe bu görevi başaramaz ve yaklaşık 360.000 müttefik askeri dunkirk'den ingiltere'ye deniz yolu ile taşınarak kurtarılır. bu kurtarma harekatına (bkz: dunkirk kurtarma harekatı) denir.

her ne kadar ingilizler dunkirk'de başarılı olsa da guderian ve ekibi yarılmış olan belçika cephesi'nden artık güle oynaya paris'i alır ve batı cephesi böylelikle kapanır. ayrıca bu 1. dünya savaşı'nda 4 yılda yapılamayanın, çok kısa bir sürede (yaklaşık 1 ay. (10.05.1940-21.06.1940)) tamamlanması demektir.

yani bir nevi batı cephesi'nin fatihi diyebiliriz.
ayrıca arkadaşları ona hızlı taktikleri ve piyadeyi beklemeyişinden ötürü hızlı heinz de demiştir.

bir de dünya'nın en büyük kara harekatı olan 21 haziran 1941 saat 4.55'te başlayan barbarossa harekatı'nda yaptıkları vardır ki savaş tarihine geçmiştir.

barbarossa harekatı başladığında, 1 haftada minsk'i ele geçirmiştir. ağustos'un başlarında merkez cephesi'nde yaptığı kuşatmalarla 600.000 sovyet askeri'ni esir almıştır. bu dünya savaş tarihi'nde alınan en büyük esir sayısıdır. daha sonra hız kesmeden smolensk'i alır ve moskova'ya doğru ilerler ancak hitler'den yine çok büyük bir hata gelecektir.

hitler guderian'a piyadeleri beklemediği gerekçesi ile ceza niteliğinde bir emir verir. ona moskova yerine kiev'e saldırmasını emreder. kiev ile moskova arasındaki mesafe farkı yaklaşık 200 km'dir. guderian geri dönüp, kiev'i alıp, tekrar dönüp, moskova'yı alana kadar kış gelecektir. bunu hitler'e iletir ancak hitler umursamaz. üstelik, petrol sıkıntısı çeken almanya guderian'ın git gel 400-500 km'lik boş yere yol tepmesiyle, boş yere benzin kaybedecektir.

boş yere diyorum çünkü halihazırda kiev için saldıran birlikler zaten vardır. guderian'ın geri dönüp, kiev'i alması hiç bir şey ifade etmez.

ve tam da dediğimiz gibi olur. guderian geri döndüğünde kış gelir ve sovyetler artık daha hazırlıklıdır. böylelikle moskova'ya 22 km kala, dürbünle kremlin sarayı'nı görürken, geri dönmek zorunda kalır.

eğer hitler ve avamının piyade takıntısı bu kadar yüksek olmasa, dunkirk'de 400 bin asker yok edilmiş (esir veya ölü) olacaktı ve muhtemelen ingiltere de fransızlar ile beraber pes edecekti. etmese bile önemli bir gelişmeydi bu.

yine guderian dinlenseydi, moskova, tula gibi yerler düşmüş olacak ve belki de bugün çok çok farklı bir dünya'da yaşıyor olacaktır.

tüm bu olayların üstüne guderian hitler'e iyice çıkışır ve görevden alınır. tabi daha sonra (1944) hitler çaresiz kalınca, guderian'ı çağırır ve doğu cephesi genel şefi olarak atar ancak iş işten çoktan geçmiştir. zaferler kaybedilmiştir. bu saatten sonra sovyetler'i durdurmak imkansızdır. ancak yine de işini layığı ile yapmaya çalışır ve sovyetleri belki 0,5-1 yıl geciktirir.

ayrıca heinz guderian bugünkü modern tank anlayışının şeflerinden olmakla birlikte (bkz: blitzkrieg) taktiğinin de uygulayıcı, öncüsü ve geliştiricilerindendir. bu taktik polonya'da çok işe yaramıştır. keza fransa'da uygulanan taktik de bir nevi budur.

bu taktiğin önemini anlamak için batı cephesi'ndeki orduların güçlerinin kıyaslanması yeterli olacaktır. bizlere hep naziler çok güçlü, über güçlü, mükkemmel olarak anlatılır. böylelikle sovyetler ve amerika bizim kahramanımız olur. burada nazileri savunacak halim yok ancak sovyetler'in ve amerika'nın anlattığı kadar güçlü değillerdi. batı cephesi'nde ekipmanlar karşılaştırıldığında neredeyse birbirine eşit olduklarını, hatta bazı konularda fransa'nın almanya'dan önde olduğunu göreceksiniz. ancak blitzkrieg ve hızlı heinz'in hızlı tankları, ekipmanlardan, istatistiklerden çok daha üstün gelmiştir.

çünkü tıpkı kendisinin de dediği gibi;
"ileride her nerede savaş olursa olsun tanklar savaşın kaderini belirleyici faktör olacaktır."
işte fransızlar ve ingilizlerin tek eksiği tanklarının ve tank şeflerinin hızlı guderian ve hızlı tankları kadar güçlü olmamasıdır.

onlar piyade için tank anlayışında iken,
guderian tank için piyade anlayışındadır ve bu kazandırır.

heinz guderian ayrıca sanıldığı gibi nazi partili değildir. hatta birçok yerde ırkçı muameleri eleştirir. hatta süregelen rivayetlerden biri o dur ki, heinz ve birlikleri minsk'e girdiğinde askerlere çiçek dağıtan insanları görür ve askerlerine dönüp, der ki; "işte onlar bizim kadar alman'dır. onlar artık reich vatandaşı'dır, reich sınırlarındadır ve bizim halkımızdır." der.

tabi bu rivayetler ne kadar doğru bilinmez ancak guderian'ın hitler'le yaşadığı sorunlar, bazı kayıtlar ve yazdığı kitaplar göz önünde bulundurulduğunda gerçekten bir ırkçı olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir.

kitapları:
(bkz: bir askerin hatıraları)
(bkz: dikkat panzer) bu kitap bazen orjinal adı ile satılır. orjinal adı:
(bkz: achtung panzer)'dir.
devamını gör...

sigara

tam üç sigara,
biri okyanuslara,
biri ilkine,
üçüncü tüm okyanuslara
devamını gör...

çok anlamlı bir cem karaca şarkısıdır. son yazdığım tanımdan sonra pavlov'un göbeği tarafından bana hatırlatılmasıyla bu güzel sarkıyı paylaşmadan edemedim dostlar.


yoksulluk kader olamaz
sıram sıram sıra dağlar gibi anam
anam anam derdin mi var?
yaram yürekte değil ki
gelip sarsın yar
sıram sıram sıra dağlar gibi anam
anam anam derdin mi var?
yaram yürekte değil ki
gelip sarsın yar
radyolarda şarkılar boş ver diyorlar
radyolarda şarkılar boş ver diyorlar
açlıktan verem olana bal ye diyorlar
açlıktan verem olana bal ye diyorlar
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir
ben vatandaş ahmet'im, evkafta memur
ay sonuna yetmiyor evdeki kömür
ben vatandaş ahmet'im, evkafta memur
ay sonuna yetmiyor evdeki kömür
bir kilo et seksen lira, tadını unuttum
bir kilo et seksen lira, tadını unuttum
insan gibi yaşamanın adını unuttum
insan gibi yaşamanın adını unuttum
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir
devlet baba borç içinde, sabret diyorlar
sen de bakkala kasaba borç et diyorlar
devlet baba borç içinde, sabret diyorlar
sen de bakkala kasaba borç et diyorlar
ben onurlu insanım, boyun eğemem
ben onurlu insanım, boyun eğemem
alacaklı ver deyince ödün veremem
alacaklı ver deyince ödün veremem
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
yoksulluk kader olamaz, kader değildir
devamını gör...

kadınlar eşitlik değil adalet kovalıyor. kaldı ki herhangi bir kadınla diğer kadın da eşit değildir, her birey bambaşkadır. yeter ki kişisel hak ve özgürlüklere saygı duyulsun.
devamını gör...

benim ex manita bunun cam göbeği rengi var mı demişti. hayatımın şokunu yaşamıştım.
devamını gör...

türk dil kurumu'nun tanımına göre: bir şeyin fiyatını artırma, bindirim. link

türk halkının hayal güçlerinin de verdiği yetkiye dayanarak farklı tanımlar da alabilmektedir. cümle içinde kullanırsak: "ülke vatandaşları zama zam gelmesini artık normal karşılıyordu..."
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"ölenler ölümü bilmez, ölüm kalanlar içindir."
(bkz: şükrü erbaş)
devamını gör...

cacık ukdesidir.

ciltte hissedilen uyuşukluk, karıncalanma olarak tanımlanır. kolunuzun üzerine yattığınıza, ayaklarınızın üzerine oturduğunuzdaki uyuşukluk hissinin adıdır.
devamını gör...

ben sevdiklerime mor kalp atıyorum, moru sevdiğim için.
devamını gör...

bahçe sahipleri kıssası

dillere destan bir bahçeye sahip kardeşlerden bahseder kalem sûresi. evet kalem. gel de bunların hikayesini yaz, anlat der gibi.
"malın var derdin var" derler ya hani, bu kardeşlerin de o zaman belki de yaşadıkları meskun mahalde sadece onlarda olan bahçeleri var. güzel, meyvesi bol, tenezzüh imkanı sınırsız. bundan dolayı gözler onların üzerinde. özellikle fakirlerin, miskinlerin. miskin demişken, onların hiçbir şeyleri yok. bu yüzden miskin deniyor. fakirden ayıran özellikleri bu.
işte bir grup miskin belki bize bir şeyler verirler diye, ümitle gideceklerdir bahçe sahiplerinin yanına. sonra ne mi olacaktır? birlikte takip edelim.


ve biz onları sınayacağız/imtihan edeceğiz, tıpkı ağaçtaki meyveleri ertesi gün toplamak için birbirlerine yemin eden bazı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi.

onlar bu planı yaparken bir şeyi unutmuşlardı, inşaallah demeyi.

onlar uykudayken bir afet geldi, bahçelerini mahvetti. simsiyah oldu bahçe.

derken sabah oldu uyandılar, birbirlerine "haydi bir an önce bahçemize gidip ürünlerimizi devşirelim" demeyi de ihmal etmediler.

giderken de kararlıydılar, bu gün yanlarına hiçbir fakir, miskin yaklaşmayacak, gerekirse onları kovacaklardı.

yanmış, kül olmuş bahçelerine geldiklerinde "herhalde yanlış bir yere geldik" dediler.

ama gerçeği anlayınca "aksine biz mahrum olduk" dediler.

evet mahrum olmuşlardı. miskinleri kovmaya niyet ettikleri için.
pişman oldular, birbirlerini kınadılar.
umarız bir faydası olmuştur.
mahrum olmamak dileğiyle.
devamını gör...

kıybet sabır işidir, ne ponçiklikler hain gıybetlere dönüşür! *
devamını gör...

üzülme.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullandığı değerler üzerinden gerçekleştirdiği manipülasyon etkisinin azalmaya başlaması.
devamını gör...

ilk izlenim çok önemlidir. ilk iki dakika kocaman bir yüreği var sanırsın. sonra bir ömür o yürekte ilk iki dakikayı ararsın.

ilhan berk.
devamını gör...

anlaşılan bu gece de canımıza okuyacak, şaftımızı kaydıracak, verem olma yolunda bir adım daha attıracak program olacaktır.
(bkz: depression is loading)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

goethe tarafından kaleme alınan klasikler arasında özgünlüğüyle yer edinmiş eserdir. goethe bu romanı genç yaştayken yazmış, daha sonra yaşlılığında yeniden ele alarak son şeklini vermiştir. aslında tiyatro teksi olması itibariyle pek çok defa sahnelenmiş ve beyaz perdeye de uyarlanmıştır. goethe'nin ruh halinden ve hayatından izler taşıyan eser, şeytan ile pazarlık eden doktor faust'un öyküsüdür. şeytanla pazarlık konusu daha önce başka eserlerde de konu edinilmiştir. felsefi derinliği itibariyle de ayrı bir yeri vardır bu eserin edebiyat dünyasında. eserde mitolojik ve metafizik unsurlar romantizmin bir yansıması niteliğindedir. şiirsel bir anlatımı vardır goethe'nin eserde, kitabın kahramanlarının karşılıklı konuşmalarında meleklerden oluşan koronun söyledikleri sözlerde bu etki görülmektedir. mefistonun diyalogları şeytanın insanı yoldan çıkartmak için kurduğu tuzakların yansımasıdır faust'un evreninde.
devamını gör...

yazdığı bilgi içerikli tanımlar, şiirler ve güzel hikayelerinden dolayı severek takip ettiğim yazarlardandır. hep öyle kalacak.

ayrıca hakkında yazılanlar için cevap hakkı olmayacak. kimse böyle bir şeyi hak etmez. önceki tanımlarda çok güzel şeyler yazıp sonradan tam tersi bir tavır sergilemek de iki yüzlülük oluyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim