birgün köpek korkumu yener ve eve köpek almaya karar verirsem sahipleneceğim tek köpek türüdür. bir köpek bu kadar mı güzel,bu kadar mı sevimli olabilir. hele bunlara haydut maskesi takmıyorlar mı, aman allahım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

doğum günlerimde pastanın üzerine konulmuş olan kutlama kartları. kutlanmasını istemem ama zorla kullandığında da üzerindeki kartı alıp kumbarama atarım..
devamını gör...

3 aşama mülakatlı iş görüşmesi için zaten almayacaklar git gel o kadar uğraşamam demem. bilemedim üşengeçlik mi oluyor bıkkınlık mı? ben istemediğim şeylerde kesinlikle üşengecim diyebilirim ama.
devamını gör...

bağıra bağıra yazdım seni içime,
bir kez olsun yüzünü güldüremedim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boş boş duruyorum başımı belaya sokmam lazım isteği diyelim biz
devamını gör...

rahatsız ukdesi

yeni nesil olması ya da yenileşmiş eski nesil olması muhtemel tipitip.

ah nerede o parfümlü mektuplar.
her yerde duygusuz emojiler.*
devamını gör...

kanımca sözlüğe format diye bir şey koymaktır. kaldıracaksın formatı o buna ana bacı sövecek öbürü tutup yok bacağını yok ayağının ya da muhtelif(?) yerlerinin fotoğrafını atacak. bilmem kim sabah kahvesi güzellemesi adı altında yeni oje sürdüğü tırnaklarını yollayacak. trollük, goy goy gırla gidecek. sonra tutacaksın 3 4 paralı trollü buraya günlük bir kaç bin tanım girdi mi sonuna aptal aptal aynı kelimeleri getirerek, al sana mis gibi malzeme.
bilgi içerikli tanım girenleri de ezikleyip sepetledik mi mis gibi ortam olur...
devamını gör...

ne zaman dedemlere gitsem bu kedi çatıda bekliyordu, dedem balkona yemek koyunca alışmış tavan arasına da uyumaya geliyormuş ılık olurdu orası. gel gör ki 3 yıl önce bir mart günü muhtelemen dişi kediler uğruna evi terk etti, bunlar da çektiğim son fotoğraflar. tüyleri pofuduk pofuduktu boynunun altındaki tüyleri çok seviyordum. şişko.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

orta asya türk geleneğinde hastalık sağaltımı yapan şamanlara kam adı verilir. kırgızlarda ve farklı bazı türk boylarında ise baksı ya da bahşı adıyla anılır. tengricilik öğretisine göre, kam'ın ata ruhlarıyla iletişime geçtiğine inanılıyordu. aynı zamanda ülgen ve erlik' le de iletişim halinde oldukları inancı hakimdi. tabi öyle pat diye kam olamıyorsunuz. evvela bir süre hastalanmanız lazım. onların kendilerine göre özel nöbetleri var. bu nöbetler kamların alameti farikasıdır. yuriy vasiliev'e göre kamlar bu nöbetler esnasında gırtlaktan garip sesler çıkarırlar. bu seslerin kam ile bütünleşen öte alem ruhları olduğuna inanılır. bu arada mevzu biraz ailesel miras olarak görüldüğü için kamın ailesinde, daha önceden yaşamış kamların ruhları da kendisi ile bütünleşmeye gelir. yani bu süreç bir nevi aile saadeti gibi bir şey. tabi şöyle bir noktada var; kam öldü diyelim ama onun mirasını taşıyacak kimse yok. eyvah ki eyvah! bu durum da o kamın işi pek zor. uhrevi alemde uygun kam adayını bulana kadar dolaşıyor. yani kimsesiz ve öksüz bütünleşeceği kam adayı için tabiri caizse 36500 takla atıyor. yine vasiliev'in aktardığına göre eski türkler'de kam'a yardımcı olarak gelecek ata ruhları anne tarafından gelen ruhlar oluyor. anaerkil bir yardımlaşma hakim. bu bahsettiğimiz süreç 5-6 yıllık bir süreci kapsıyor ve ortalama olarak 7-8 yaşlarında mevzu başlıyor.

tabi bu tedavi ve esrime işleri de enteresan. kam dansı (baksı dansı) diye bilinen dans türü sağaltmanın olmazsa olmazı ve bu dans bazen kapalı alanlarda yapılıyor. şahsen benim birkaç kere bu tarz bir ritüeli canlı izleme fırsatım oldu. ben o kıyafetlerin içerisinde -ki altay türkleri ve tuva türkleri kam cüppesine ''manyak'' adını veriyorlar.- cidden manyak olurum. burada 15 ile 20 kilo arası bir ağırlıktan bahsediyoruz. birde elinizde düngür var. aman ki aman! ben kesin otağda bulunan herkesi ezip geçerdim. şifa vereceğiz diye milleti hastanelik ederdim. o yüzden tuvalı arkadaşa büyük saygı duydum. o kostümle kimsenin kılına zarar gelmeden ritüeli tamamladı. birde ara ara esrime esnasında çok fena bağırıyorlar, tamam kötü ruhları kovmak için yapıyorlar ama size doğru adım atıp, ayağı yere vurup, düngürü de beraberinde gümbürdetince, kalp atışlarınız düzensizleşebiliyor. türkmenlerde ise adet çok daha farklıymış öğrendiğim kadarı ile. kam ayrı ayrı dört yöne doğru koşmaya başlayıp, bayılana kadar koşmaya devam edermiş. bayıldığı anda da etrafındakiler başına toplanır söylediklerini dinler ve ona göre hareket ederlermiş.

birde bu totem hayvanı olayı türklerde biraz daha farklıdır. kuzey amerika ya da güney amerika yerlilerinin inancı ile pek örtüşmez. kamların totem hayvanına iye kııl adı verilir. vasiliev onu da şöyle betimliyor;bu hayvan mızrak gagalı, keskin pençeli, üç kulaç kuyruklu, büyük bir kuştur. yani kam'a özel ayrı bir yaratıktır. kamlar bu kuşu iki defa görürlermiş, biri kam oldukları anda ikincisi de ölmeden önce. yani bu yaratık; ''haydi abbas, vakit tamam; akşam diyordun işte oldu akşam!'' demek için geliyormuş ikinci seferde. ama ilk seferde öğretmenlik vazifesini yerine getirdiği için kendisine gönül koymamak lazım. zaten her şeyi öğretmiş, seni adam etmiş, son nefesinde yanında olması iyi bir şey kanımca.

şimdi tabi kaplumbağa ve kam mevzusuna girmezsek olmaz * özellikle uygur kamlarının mezar taşlarında kaplumbağa motifi bulunuyor. bu figürün kâinatı temsil ettiğine inanılıyor. orada cheyenne kabilesiyle bizimkilerin arasında bir benzerlik var aslında. #398987 ölümdü mezar taşıydı demişken, şöyle ilginç bir alıntı paylaşayım;


ölüm günümde fırtınalar eserse geri dönmeyeceğim

matrena adlı kadın şaman (udağan) şöyle vasiyet etmişti:

benim ölüm günümde güçlü rüzgârlar eserse, fırtınalar koparsa, ben geri dönmeyeceğim. akrabalarım rahat edecekler.

ve dediği gibi olmuş. öldüğü gün güçlü rüzgârlar esmiş, fırtınalar kopmuş, ağaçlar devrilmiş, evlerin camları kırılmış, aynı gece bir inek ölmüş, cenaze gömülürken bir de at ölmüş, mezarın yerini de vasiyet etmiş, akrabaları da o yeri kazmışlar, fakat yer sahipleri gömülmesine izin vermemişler bunun üzerine mezar çukuruna bir köpek gömmüşler, kendisini de başka bir yere gömmüşler.

matrena' nın ölümünden sonra, ikametgâhı olan köyügüye adlı yerdeki gölün buzunda üç ayının yattığını görmüşler. bu ayıların o şaman’ın ruhları olduğuna inanıyorlar. adamlar o şaman kadının ruhunun tunguz milletinden geldiğini söylüyorlar.

ulu şamanlar'ın ruhlarının üç defa dirildiği söylenir, küçük şamanlar’ın ise ancak bir defa dirildiği söylenir.

tarkaayı adlı yerde (nyurba rayonunda) alaca-oyuun adlı şaman oturmuştur. o bir zamanlar şöyle anlatmıştır:

''ben önce tunguz milletinin şamanı idim. bir gün kayıp olan geyiklerimi ararken tuzağa takılıp öldüm'' (tuzak mızrak idi).

sonra sakalar’ın ortasında ikinci defa doğdum. bu sırtımdaki delik ilk ölümüme sebep olan mızrağın deliğidir. gelecekte de böyle olacak ve ben köpeği çok olan bir milletin ortasında doğacağım.”

yuriy vasiliev, saha halk edebiyatı örnekleri s.146


kamlar öldükten sonra düngür geride bırakılmaz. ormana götürülür ve orada parçalanır. sonrasında bir ağaca asılır. genelde ilk tercih ardıç ve kayındır zira kamın gerek düngürü gerekse kopuzu bu ağaçlardan yapılır. sonrasında kamın bedeni doğa ile bütünleşmesi için bu ağacın dibine defnedilir. ekstra bir merasim yapılmaz. birde üç kere tekrarlanan bir aranas mevzusu var ama o daha istisna bir durum ve kısa bir ritüel barındırıyor.

mevzu uzun mevzu meşakkatli benden bu kadar. *
devamını gör...

bireyin yalnızlığının ve yabancılığının güdülediği sonsuz bir arayış çabasındaki şairdir.
sonrası kalır 1 ve 2 de şairin tüm şiirleri derlenmiştir.(hatta şairin reddettiği 'ikindi üstü' kitabı da dahil)

ben derim: sana olmak, seni duymak, seni yürümek
besbelli seni büyümek kendimde
ellerim kendini tekrarlar sen deyince. (e. c.)
devamını gör...

esrar belki tartışılabilir, ama kokain mi ? deli misin birader.
oldu olacak meth de olsun bari, benim için amfetamin amfetamindir, canlı canlı gözlerim tanık oldu, birbirini doğrayan insanlara..
uyuşturucu madde teşviği,ticareti,kullanımı suçtur.
devamını gör...

günümüzde, hiç hak etmediği halde demode sayıldığını ve eksik görüldüğünü düşündüğüm terapi yaklaşımıdır. eksikleri olduğu kesindir, tüm diğer terapi yaklaşımları gibi. ancak, kişinin kendi başına en kolay uygulayabileceği terapi olmasıyla çok değerlidir gözümde.

öz saygınızı törpüleyen en küçük bir davranışı (örn. dişlerini fırçalamamak) bile iradi olarak ortadan kaldırarak, kendiniz için daha büyük olumlu adımlar atma yolunda enerji biriktirebilirsiniz. zaten diğer terapilerin amacı da eninde sonunda yaşam pratiğine dönük belli davranış değişiklikleri yaratmaktır.

üstelik egemenler ve devletler bu yaklaşımı halkın aleyhinde kullanmaktan asla vazgeçmezler. askerlikteki yanaşık düzen eğitimleri (rahat, hazır ol, sol-sağ vb.), üniforma uygulamaları, ast-üst hiyerarşi kurgulamaları, hatta okullardaki törenler bile buna hizmet eder. bir diğer örnek olarak, stadyumda taraftarları koltuğa oturtursan, ayakta duran taraftar kitlesinden bambaşka bir kitle elde edersin.

diyalektiğin şaşmaz yasası gereği, davranıştaki bir değişikliğin bilişe yansımaması olanaksızdır.

ama tüm bunlar, her türlü sorunda davranışçı yaklaşımın tek başına yeterli olacağı anlamına kesinlikle gelmez diyerek de gardımı alayım.
devamını gör...

ne kadar seri beğeni yapsam da beğendiğim her tanımı okuyorum. o yüzden ben beğenince okumamıştır kesin diye düşünmeyin pek sevgili yazarlar.
devamını gör...

salağa su verdim, peşimden ayrılmıyor nskkd tipe bak!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

müjde müjde bize parizyenden müjde size , müjde müjde halka , rte den müjde bize , müjde müjde bize , yine girecek bize.
müjde müjde size.....
perşembe nin , gelişi salı dan bellidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
albert györgy -melankoli
devamını gör...

bir lamb of god şarkısı.
devamını gör...

gerçek adı; (bkz: hieronymus van aeken)'dır. doğrudu şehir, hertogenbosh'un bosh'u adına eklenmiştir.
muhafazakar bir şehir olan, , hertogenbosh'ta yaşamış büyümüş ve ölmüştür. koyu bir katoliktir. rönesans sanatçıların arasında en sevdiğim sanatçıdır. çağın ötesindedir. aslında döneminin ressamlarına baktığınızda, onlarla arasındaki farkı çok net görüyorsunuz. resimlerinde tamamiyle düşsel mekanlar, yarı insan yarı hayvan olan öğeler yer alır. bu resimlerde, ahlakçı katolik ressam; iyi-kötü, cennet-cehennemi büyük bir ustalıkla anlatır. anlatımlarındaki fantastik öğeler, inanılmaz ayrıntılı bir tasvirle anlatılmıştır.
bazı resimleri;

1480 yılına ait proda müzesinde bulunan yedi ölümcül günah;

resim kare tablo içindeki 5 daireden oluşur. dairelerden en büyüğü merkeze , diğer dördü ise tablonun köşelerine yerleştirilmiştir.
aslında tablonun adı; ''yedi ölümcül günah ve diğer dördü'dür.
merkezdeki, büyük dairenin merkezinde isa, isanın etrafında ise 7 ölümcül günah betimlenmektedir. bu büyük daire tanrının gözüdür.
köşelerdeki dörtlü ise, ölüm , son yargı, cennet ve cehennem tasviridir.
bildiğiniz gibi yedi ölümcül günah, öfke, kibir, şehvet, tembellik, oburluk, açgözlülük, kıskançlıktır.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

aklımı başımdan alan diğer resmi; 1500 yılında yaptığı ve proda müzesinde bulunan
yeryüzü zevkleri bahçesi'dir.

resim üç bölümden oluşmakta, merkezdeki dünyada, insanın bugün dünyada yaşadığı dünya tasvir edilmiştir. buradaki insanların çıplak olması, cinsellik, oburluk gibi günahlara vurgu yapılmaktadır.
sol taraftaki cenette yaratılış ve cennetten kovulma anlatılmaktadır. insanın dünyevi zevlerinin sonunda, yani sağda ise cehennem bizi beklemektedir.
inançsız insanları bile etkilemeyi başaran bir tablo bana kalırsa. gerçekten muhteşem..

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

1500 yılında yaptığı saman arabası, ispanya kralı ıı. felipe tarafından alınmış . yazmaktan yoruldum o yüzden burada bırakıyorum.
günah ve günahın cezalandırılmasına vurgu, dini tasvirler, günahlar gene burada da ön planda. en çokta açgözlülük.

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

yalnızlığın güç mührü
sarmış dört bir yanı
mevkiler tutulmuş
sınırlara hücum var
eğer yenemezsen
çöker karanlık bir gök
hem sessiz hep hissiz
durma
asla yılma
haykır bu dünyaya
kır zincirini
kalpte devrim yap
sev sınırsızca
kucakla sevgiyle dünyayı
sevgisiz kalırsa yürekler
esaret o gün başlar
ve bitmez günler geceler
karanlık bir dünya
var olur zihninde
ve zor olur her şey
unutma.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim