herkesi okula yeniden başlatırım. bu sefer dersler ahlak, görgü kuralları, hoşgörü, sevgi, vicdan, davranış eğitimleri ve saygı üzerine olur.
devamını gör...

mandala aldım kapanmadan önce elime ulaşırsa boyama yapıcam bol bol.
tam emekli kafasındayım. zaten imkan da yok bişi de yok otur evde en güzel çağlarını teyzeler gibi geçir. yakında örgüye falan da başlarım miss.

edit: maalesef gelmedi, gelemedi. *
kendim çiziyorum şimdi. bitince boyamak için kalem de aldım ama o da gelmedi. *
neyse onlar gelene kadar yenilerini çizip dururum artık.
edit2: geldi geldi. *
devamını gör...

türkçe'de yaygın kullanımı "adet görmek/olmak" şeklindedir.

tıbbi terminolojisi menstruasyon'dur. her ay kadının yumurtlamasıyla rahmin buna hazırlığı ve akabinde döllenme olmazsa rahmin yaptığı hazırlığı dışa atması şeklinde gelişir.

21 günden kısa yahut 35 günden uzun süren kanamalar sağlıklı kabul edilmez.

(bkz: pcos)
devamını gör...

heves
devamını gör...

hep kendimden önce başkalarını düşünüyorum. aman o üzülür aman o hasta olur aman aman aman! bir süre sonra salaklık oluyor artık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benim adıma yazmış gibi. öyle işte.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mercimek köftesi diye bilirdim.
devamını gör...

evrendeki en büyük gösteri sen aklını keşfettiğin an başlar der üstad.
ruhunun derinliklerine in ve ilk önce kendini tanımayı öğren. bunu yaptıktan sonra bu hastalığa neden yakalandığını anlayacak ve belki de bir daha hastalanmayacaksın.

mutluluk kavramını sevmez freud, iç huzur kavramını benimser.
devamını gör...

kimsenin tavsiyesini esas almayınız. dinleyiniz fakat uygulamayınız. çünkü herkesin deneyimi kendi olanakları ile sınırlıdır. *
devamını gör...

annesi olmayanı daha çok tercih ediyorlar. malum gelin-kaynana meseleleri...
devamını gör...

inanılmaz saçma bir ülkede yaşıyoruz. her defasında nasıl sanki bu ülkede başörtüsü sorunu varmış gibi provokasyon yapıyorlar anlamıyorum. halkın ve medyanın ise her defasında buna sazan gibi atlaması da ayrıca saçmalık. bu ülkede başörtülü veya başörtüsüz kadınlar sorunu yok . var olan gerçek sorunlar kadın cinayetleri , taciz ,tecavüz, hak ihlali, yozlaşma , politic kutuplaşma, çocuk istismarı , hırsızlık, ekonomik kriz , işsizlik böyle uzar gider liste.
devamını gör...

ve şimdi,
bazı iyi niyetlerimi,
bazı iflah olmaz hoşgörülerimi
ve bazı affetmelerimi yargılıyorum.
ve onları idama mahkum ediyorum.
cellat, elini çabuk tut!
bir daha görmek istemiyorum yüzlerini.
devamını gör...

grinin benim için hayata denk düşen fazlaca uzun biraz gereksiz anlamı:

soluk bir kartpostalın arkasına heyecanla yazılmış birkaç cümleyi düşünmekten kendimi bir türlü kurtaramıyorum. nasıl oluyor da elimizin altında ağır bir tahakkümle hükmettiğimiz onca şey birden grileşerek uzaklaşan bir hatıraya dönüşüveriyor. fotoğraflara, mevsimlere ve ihtiyar yüzlere baktıkça bu hayatın asıl rengi griymiş gibi geliyor bana. insan nerde, nasıl ve kiminle olursa olsun bir yanı her zaman mat ve gri. bana kalırsa hatıra dediğimiz; o bazen naif bazen unutulası, bazen garip ve ince bir tılsıma dönüşen geçmiş zaman vakalarının bir rengi varsa gri olmalı. çünkü ben gri renge ihtiyatla baktığım zaman, çocukluğumun geçtiği sokak gözlerimin önünden uzun uzun ilerleyerek toprak bir top sahasına dönüşüyor. ben yalnız kendim dönüp herhangi bir şeye baktığım zaman neyi geçiriyorsam aklımdan, hayatı ve hatıraları onunla tanımlıyorum. bir renge böyle bir yükü yüklemenin haksızlığı beni ürkütmüyor. çünkü beyaz, yalnız ve sadece beyaz olması ile tüm kirlerin günahını üzerine almışken, griye elbette ne hissettiğini sormayacaklar. fakat bir soruyu yine de tereddütsüz cevaplayamıyorum: kapıdan adımını atar atmaz sokağın pisliğini üstüne yüklenmek mi, artık temiz kalmışlığı hafızalarda dahi hatrı sayılacak kadar tartışılır bir sokağın bizatihi kendisini sırtlamak mı? hangisi, çocukluk arkadaşımızın yere düşmesine artık üzülmeyecek kadar içindekini yitirmek kadar ağır? tam burda; bir gece yarısı aslında modern insanlığın hiç de derdi olmayan bir renk üzerine kafa patlatmanın cevabını buluyorum. bu cevap diğer tüm cevaplarımdan farklı hiçbir yola açılmıyor. insan; bir renk, bir başka insan, bir ağaç, gökyüzü, küfürlü bir duvar, hatta kırık bir şemsiye gördüğünde aynı cevabı bulduğu için duraksıyor: ömrümüz çok çabuk grileşiyor. hıçkırmaktan boğazının yırtılması da sevinç naralarından sesinin kısılması da bir süre sonra gözlerinin önünde aynı eksik, aynı soğuk, aynı soluk renge dönüşüyor. o zaman, yalnızca bir renge değil aslında bir ömre kafa patlattığını nihai netice olarak anlıyor insan. fakat griden ve ömrümden bağımsız olarak ısrarla soruyorum: yalnızca bir rengi yahut yalnızca bir kartpostalı gecelerce düşünüp kafa patlatsaydım ve bu; ne bir ömür yahut daha mühim veya gereksiz herhangi bir şey anlamına gelmeseydi, yani ben sırf modern dünya gündemini hiç meşgul etmeyen çok küçük ve zavallı bir şey için beynimin çeperlerini acımasızca kazımış olsaydım, bundan utanacak mıydım? yani ben kendimi paraladığım her neyse; insanlar nazarında kıymetli olduğunda mı vaktimi ve beynimi boşa harcamamış olacaktım? ben, yalnızca bir rengi bu kadar düşünmüş olmanın, insanlar tarafından hoyratça kınanacağı düşüncesinin verdiği eziklikle mi "aslında bu kendimi paraladığım yalnızca bir renk değildir" diye izaha ihtiyaç duyuyor ve yazıyor ve yazıyorum?

gri, kartpostal veya her neyse. insan düşündükçe çıldıran, çıldırdıkça insana düşman olan bir varlıktan başka şey değil. dönüp dolaşıp insana gelen bu kaçıncı lakırdı. üstelik ömür acımasızca grileşirken.
gri, ömrümüzü fütursuzca tüketirken anılarımızı emanet ettiğimiz güzide renk.
devamını gör...

scapulada bulunan çıkıntılı yapıdır. bu ismi almasının sebebi ise bu yapının gagaya benzemesinden dolayıdır. coracoideus, gagaya benzeyen demektir. üzerinde 2 kasın başlangıcı vardır. biri musculus biceps brachii, diğeri ise musculus coracobrachialistir. üzerinde sonlanan tek kas ise musculus pectoralis minördür.
devamını gör...

4 yil önce üzüm ve süt dağıtıyorduk biz de. cocuklar icin cok guzel bi şey aslında.cogu sabah ac geliyo okula.yalnizca 1 sene dağıtıldı sonra neden bu uygulama kaldırıldı anlamadım.
devamını gör...

okuyunca sinirden titrediğim oldu, sayılıyorsa. ama kim olduğunu yazmam elbette. adı bende saklı biriciğimin.
devamını gör...

nedir gerçekten bu kadar zor olan,
seni derin düşüncelerde boğan, girdaplara sokan, çaresizlik ile sınayan. nedir seni bu kadar yoran, üzen, korkutan.
nedir bu kadar zor olan?
sonunda ölüm olduğunu bile bile yaşmak mı? kabul edilmek mi? anlatmak mı? anlaşılmak mı? anlaşmak mı?
sevmek mi? sevilmek mi? dik durmak mı? cesur olmak mı? yoksa cesur taklidi yapmak mı? gülmek mi zor olan yoksa ağlamak mı?
yenilmek mi bu kadar zor olan, yenilgiyi kabul etmek mi?
bilmek, öğrenmek, anlamak istiyorum. bunu sizler ile konuşmak istiyorum.
birbirimizden haberimiz yok. birbirimizden uzağız, birbirimizi tanımıyoruz ve birbirimiz için hayatı zorlaştırıyoruz.
tanışalım istiyorum.

yazdıklarınız, ilk makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacaktır. orada konuşulacaktır.
devamını gör...

millet sonradan bu başlığı nasıl yazıp aratacak?
devamını gör...

benim mutfakta ayda bir başka renk olanını koyduğum, olmazsa ne yapacağımı şaşıracağım, elimin altında olunca huzurlu hissettiğim, mutfaktaki en iyi dostum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim