normal sözlük moderatörlerinin gizemi
moderasyonu şaşkınlık içinde bırakan gizemdir. şu an herkes yarı uykulu kerim kim diye soruyor mecliste. allah sizi inandırsın 28 yıldır hanımım. acaba kerim miyim diye şüpheleniyorum kendimden.
devamını gör...
hayatı fazla ciddiye almak
en kötü ölüm şeklidir. yaşamaya dair ne heves bırakır, ne istek.
devamını gör...
engin günaydın
utangaç çekingen başarılı oyuncu. programlara çıkmayı pek tercih eden birisi değil utangaçlığı yüzünden kendisini severek izliyorum var olsun.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız hayatınızı bir amaca bağlayın, kişilere veya eşyalara değil...
devamını gör...
bir başkadır
netflix türkiye'nin 2020 yılı orjinal yapımı dizisi. bu zamana kadar netflix türkiye'nin hemen hemen en iyi yapımı bence. yönetmen berkun oya'nın mükemmel sosyolojik analizlerini bir kez daha görmemizi sağlayan bir dizi. toplumun her kesiminden insanın her türlü problemini ve de yaşam tarzını bize aktarmaya çalışıyor.
burdan sonrası spoiler içerir.
dizi istanbul'un kenar mahallesinde abisi, yengesi ve yeğenleriyle yaşayan meryem'in etrafında dönüyor. meryem daha dizinin ilk sahnesinde sonradan histerik konversiyon olduğunu öğrendiğimiz bir bayılma yaşıyor. (bir çeşit anksiyete bozukluğu aslında) ve akabinde bir psikiyatriste gidiyor. ve dizi böylece başlıyor. psikiyatrist seküler, elit ve kemalist bir aileden geliyor. ve onun da bastırdığı bazı duygular var. türbanlı ve dindar insanlara karşı geliştirdiği bir yargı var ve dizi boyunca bundan rahatsızlığını görüyoruz. nasıl görüyoruz başka bir psikiyatriste süpervizyona gidiyor. ve bir karakter daha ekleniyor diziye: gülbin. gülbin de bir psikiyatrist, kürt ve toplulukçu kültürde büyümüş bir bireyci kültür bireyi. engelli bir kardeşi var ve akp zengini müteahit karısı kapalı bir siyasal islamcı ablası var. dizi boyunca bu çekişmeyi de tüm açıklığıyla izliyoruz. gülbinin sevgilisi ve meryem'in evine temizliğe gittiği sinan karakteri var. tam bir fucker. plazada oturan sevgi yoksunu kadınlarla sadece cinsel ilişki kuran bir tip. dizi boyunca görüyoruz ki annesi tarafından görülmeyen sevgi yoksunu bir tip. gelelim meryem'in mahallesine bir imamımız var hoca efendi. mahallenin üzerinde önemli etkisi olan biri. bir de kızı var. ailesinin zoruyla kapanmış eşcinsel eğilimleri olan bir tip. dizinin sonunda özgürlüğünü istiyor ve alıyor. meryem'in yengesi. dizi boyunca ağır depresyonu olduğunu görüyoruz. ne yapsalar olmuyor falan. sonunda görüyoruz ki bir tecavüz kurbanı ve tabi ki bir yüzleşme sonucu çözülme yaşıyor ve iyileşiyor. kaçırdığım karakterler de vardır. ancak biraz meryem'den bahsetmek istiyorum.
meryem duygularını bastırmak zorunda kalmış bir karakter. ortalama bütün türk kadınları gibi. cinselliğini bastırmış bir kadın. ne zaman evlilik, düğün, nişan, isteme gibi şeyler duysa veya görse bayılıyor. dizinin bize meryem özelinde ve genelde vermek istediği duygularınızı bastırmayın yaşamanız gereken ne varsa yaşayın. duygularınızı bastırırsanız psikolojik sorunlar yaşarsınız.
burdan sonrası spoiler içerir.
dizi istanbul'un kenar mahallesinde abisi, yengesi ve yeğenleriyle yaşayan meryem'in etrafında dönüyor. meryem daha dizinin ilk sahnesinde sonradan histerik konversiyon olduğunu öğrendiğimiz bir bayılma yaşıyor. (bir çeşit anksiyete bozukluğu aslında) ve akabinde bir psikiyatriste gidiyor. ve dizi böylece başlıyor. psikiyatrist seküler, elit ve kemalist bir aileden geliyor. ve onun da bastırdığı bazı duygular var. türbanlı ve dindar insanlara karşı geliştirdiği bir yargı var ve dizi boyunca bundan rahatsızlığını görüyoruz. nasıl görüyoruz başka bir psikiyatriste süpervizyona gidiyor. ve bir karakter daha ekleniyor diziye: gülbin. gülbin de bir psikiyatrist, kürt ve toplulukçu kültürde büyümüş bir bireyci kültür bireyi. engelli bir kardeşi var ve akp zengini müteahit karısı kapalı bir siyasal islamcı ablası var. dizi boyunca bu çekişmeyi de tüm açıklığıyla izliyoruz. gülbinin sevgilisi ve meryem'in evine temizliğe gittiği sinan karakteri var. tam bir fucker. plazada oturan sevgi yoksunu kadınlarla sadece cinsel ilişki kuran bir tip. dizi boyunca görüyoruz ki annesi tarafından görülmeyen sevgi yoksunu bir tip. gelelim meryem'in mahallesine bir imamımız var hoca efendi. mahallenin üzerinde önemli etkisi olan biri. bir de kızı var. ailesinin zoruyla kapanmış eşcinsel eğilimleri olan bir tip. dizinin sonunda özgürlüğünü istiyor ve alıyor. meryem'in yengesi. dizi boyunca ağır depresyonu olduğunu görüyoruz. ne yapsalar olmuyor falan. sonunda görüyoruz ki bir tecavüz kurbanı ve tabi ki bir yüzleşme sonucu çözülme yaşıyor ve iyileşiyor. kaçırdığım karakterler de vardır. ancak biraz meryem'den bahsetmek istiyorum.
meryem duygularını bastırmak zorunda kalmış bir karakter. ortalama bütün türk kadınları gibi. cinselliğini bastırmış bir kadın. ne zaman evlilik, düğün, nişan, isteme gibi şeyler duysa veya görse bayılıyor. dizinin bize meryem özelinde ve genelde vermek istediği duygularınızı bastırmayın yaşamanız gereken ne varsa yaşayın. duygularınızı bastırırsanız psikolojik sorunlar yaşarsınız.
devamını gör...
çalışma hayatının ilk kuralı
siz sadece işinizi yapın. dedikoducu ve iki yüzlü insancıklardan uzak durun.* başkalarının işini yardım amaçlı dahi olsa yapmayın,* kendi işinizi, zorda kalsanız dahi yaptırmayın. gereksiz samimiyet de kurmayın.*
devamını gör...
çocuk sahibi olmak
zor. hele yalnız bir anneysen çok daha zor. hem anne, hem baba olmak... hamilelik, doğum, lohusalık, doğum sonrası, meme reddi, mama reddi, gazı, uykusuzluğu, dişi, hastalığı, bilmem kaç yaş sendromları, avutması, büyütmesi... hasta olma lüksün yok, istediğin saatte istediğin gibi uyuma yahut istediğini yapma lüksün yok, bekar gibi gez toz falan hiç biri yok yeri gelir tuvalete gitme lüksün yok. bebek senin patronun. zor hem maddi, hem manevi. ama dünyanın en güzel şeyi. gülüşü, sarılışı, öpüşü, annem deyişi...
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
medeni bir ülkede sokak köpeği diye bir şey olmaz ama bu medeniyetin sebebi değil sonucudur.
ana sorunları çözsek sokak köpeği diye bir şey kalmaz ama sanmıyorum. burası artık hindistan pakistan ayarında bi ülke. köpeklerin bacağını kolunu kopardığı insanlarla çocukların haberi sıklaştı.
biber gazı bulundurun. olası bir saldırıda sıkarsınız. başka çözüm yolu yok.
ana sorunları çözsek sokak köpeği diye bir şey kalmaz ama sanmıyorum. burası artık hindistan pakistan ayarında bi ülke. köpeklerin bacağını kolunu kopardığı insanlarla çocukların haberi sıklaştı.
biber gazı bulundurun. olası bir saldırıda sıkarsınız. başka çözüm yolu yok.
devamını gör...
kardeşler için ideal yaş aralığı
eğer gözünüz yiyorsa hemen ikinciyi yapın. zira ikiz gibi büyüyen çocuklar çok ama çok iyi anlaşırlar. biraz büyüdü mü artık kardeş falan istemiyor çoğunlukla kıskançlık oluyor. yok ille de ara verecekseniz aralarında 12 yaş olsun. büyüğü küçüğe bakar en azından.
devamını gör...
insan neyle yaşar
"birinden kötü bir söz işitirsen sessiz kal, kendi vicdanı rahat bırakmasın o kişiyi."
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
dünyada iki tane dil konuşuluyo zannediyodum : türkçe ve ingilizce
türkçe kelimeleri tersten okuyunca da ingilizce olduğunu sanıyodum. hatta çocukken bunu ilk düşündüğümde ingilizce bildiğimi de farkettiğim an çok acayip hissetmiştim. ulan dedim daha bu yaşta bütün dilleri biliyosun kim tutar seni*
hayatta yaşadığım ilk aydınlanmalardandı.
türkçe kelimeleri tersten okuyunca da ingilizce olduğunu sanıyodum. hatta çocukken bunu ilk düşündüğümde ingilizce bildiğimi de farkettiğim an çok acayip hissetmiştim. ulan dedim daha bu yaşta bütün dilleri biliyosun kim tutar seni*
hayatta yaşadığım ilk aydınlanmalardandı.
devamını gör...
toksoplazma
kedinin bağırsaklarında bulunan bir parazit. ana konağı kedidir. kedi pisliğinden çevreye yayılır. kedi pisliği, sokaktayken yağmur suları ile suya ve toprağa karışıyor. hayvanlar o otları yediğinde koyun ve kuzuların kaslarına o parazitler yerleşiyor. şayet, etler çiğ yenirse insana bulaşabiliyor. önlemek için pişmemiş et yenmemeli, toprakla uğraşırken de eldiven giyilmeli.
devamını gör...
sinir bozan şeyler
çok fazla vardır efendim. küçük bir liste yapayım :
1) ayağını sehpaya çarpmak.
2) pantolon veya eşofman giyerken kumaşın ayağa yapışıp aşağı inmemesi.
3) odadaki saatin sesi.
4) yemek yerken üstüne dökülmesi.
5) telefonu şarja takarken şarj başını yuvaya takamamak.
6) klozetin oturma yerinin buz gibi olması.
7) uzun kollu kıyafet giyildiği zaman ellerinizi yıkarken kıyafetin bileklerinin ıslanması.
8) sabah el yüz yıkarken suyun yakanızdan içeri girmesi.
9) ensenizden içeri kar atılması.
tanım : sinir bozan küçük olayları paylaştığımız başlıktır.
1) ayağını sehpaya çarpmak.
2) pantolon veya eşofman giyerken kumaşın ayağa yapışıp aşağı inmemesi.
3) odadaki saatin sesi.
4) yemek yerken üstüne dökülmesi.
5) telefonu şarja takarken şarj başını yuvaya takamamak.
6) klozetin oturma yerinin buz gibi olması.
7) uzun kollu kıyafet giyildiği zaman ellerinizi yıkarken kıyafetin bileklerinin ıslanması.
8) sabah el yüz yıkarken suyun yakanızdan içeri girmesi.
9) ensenizden içeri kar atılması.
tanım : sinir bozan küçük olayları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
iki günlük yazara nickaltı girmek
insanın zoruna gidiyor...
*
*
devamını gör...
kafa sözlük
geliştiği için eleştirilen site.
bu zamana kadar çok farklı eleştiriler aldık, ancak böylesi de olmamıştı *
yolculuk esnasında inenler de binenler de olacaktır. velhasıl kafa sözlük treni durmaz, yoluna hız kesmeden devam eder.
doğunun ayısı durmaz. *
bu zamana kadar çok farklı eleştiriler aldık, ancak böylesi de olmamıştı *
yolculuk esnasında inenler de binenler de olacaktır. velhasıl kafa sözlük treni durmaz, yoluna hız kesmeden devam eder.
doğunun ayısı durmaz. *
devamını gör...
ibret taşı
bir ismail kadare romanıdır.
roman yazara man booker international ödülü kazandırmış ve bence bu ödül sonuna kadar hak edilmiş.
romanda yedi düvele hükmeden osmanlı devletinin başını belası olan ama yanında ayırmak da istemediği arnavutluk’un valisi tepedelenli ali paşa’nın isyanı anlatılmakta ama bildiğimiz, alıştığımız tarihi romanlar gibi bir anlatımla değil. george orwell eleştirelliği ve franz kafka karamsarlığı ile.
ibret taşı kalabalık meydanın ortasında bir nevi magazin sayfası, bir damla siyasi haberler bölümü, biraz tarih anlatımı gibi duran bir taş. etrafında toplanan herkes ibret taşında bu sefer nasıl bir haber, ne tür bir trajedi, neye yormaları gerekeceğini bilemeyecekleri nasıl bir siyasi yönelim olduğunu anlamak için derin bir merak içindedir her daim.
ibret taşı asla boş kalmaz, eğer kaldıysa yeni konuğunun hazırlığı henüz tamamlanmamış demektir. çünkü ibret taşında insanlara ibret oldun diye ele güne karşı yapayalnız bir kelle durur. bu kelle ya isyan eden bir paşanın, ya bu isyanı bastırmayı beceremeyen bir başka paşanın başıdır.
imparatorluğun bir ucunda merkezine taşınan kelleler, isyankar paşaların ne zaman kesileceğini bilmedikleri kafalarından sarkan sakallarını kaşıyarak kurdukları planlar, her şeye bir anlam yüklemek için parçalanan sıradan halkın zeka gerektirmeyen yorumları, yol üzerinde bekleyip kesik bir başı izlemek için varını yoğunu döken köylüler. isyanlar, tereddütler, iç çatışmalar, böbürlenme, kibrin her hali. roman yukarıda bahsettiğim her şey ile dopdolu.
ben romanı, sanki ibret taşının bekçisi benmişim gibi okudum. gerginliğim bundandır.
roman yazara man booker international ödülü kazandırmış ve bence bu ödül sonuna kadar hak edilmiş.
romanda yedi düvele hükmeden osmanlı devletinin başını belası olan ama yanında ayırmak da istemediği arnavutluk’un valisi tepedelenli ali paşa’nın isyanı anlatılmakta ama bildiğimiz, alıştığımız tarihi romanlar gibi bir anlatımla değil. george orwell eleştirelliği ve franz kafka karamsarlığı ile.
ibret taşı kalabalık meydanın ortasında bir nevi magazin sayfası, bir damla siyasi haberler bölümü, biraz tarih anlatımı gibi duran bir taş. etrafında toplanan herkes ibret taşında bu sefer nasıl bir haber, ne tür bir trajedi, neye yormaları gerekeceğini bilemeyecekleri nasıl bir siyasi yönelim olduğunu anlamak için derin bir merak içindedir her daim.
ibret taşı asla boş kalmaz, eğer kaldıysa yeni konuğunun hazırlığı henüz tamamlanmamış demektir. çünkü ibret taşında insanlara ibret oldun diye ele güne karşı yapayalnız bir kelle durur. bu kelle ya isyan eden bir paşanın, ya bu isyanı bastırmayı beceremeyen bir başka paşanın başıdır.
imparatorluğun bir ucunda merkezine taşınan kelleler, isyankar paşaların ne zaman kesileceğini bilmedikleri kafalarından sarkan sakallarını kaşıyarak kurdukları planlar, her şeye bir anlam yüklemek için parçalanan sıradan halkın zeka gerektirmeyen yorumları, yol üzerinde bekleyip kesik bir başı izlemek için varını yoğunu döken köylüler. isyanlar, tereddütler, iç çatışmalar, böbürlenme, kibrin her hali. roman yukarıda bahsettiğim her şey ile dopdolu.
ben romanı, sanki ibret taşının bekçisi benmişim gibi okudum. gerginliğim bundandır.
devamını gör...
danimarka'da kuran yakan aşırı sağcı
biri kuran yakar diğeri kendi dini dışındakileri tanımaz. yobazlık memleket dinlemez yobaz yobazdır. insanlığın önündeki en önemli problem yobazlıktır kaldı ki teknoloji gelişse bile.
devamını gör...
bir ülkeyi tanımanın en iyi yolu
insanların nasıl öldüğüne bakın.
devamını gör...
rüzgar esti hamile kaldım
başkaları gibi doğuracağım diye 9 ay uğraşmamış, aş ermemiş, bana şu meyveyi, bu meyveyi bulun diye zorlamamış, bir saat içinde hamile kalmış ve hooop doğurmuş.
devamını gör...
