yüzde 99.99 çirkin olan kişidir.
yüzde 00.01 fakir olan kişidir.
devamını gör...

bu dünyada malın mülkün önemi olsa da hepsi gelip geçicidir.
devamını gör...

merhaba kaldırım yerine sokağın ortasında yürüyenler ve arabasını kaldırıma park edenler. merhaba evinin caddeye bakan duvarını boyayanlar ve bütün gece oraya yazı yanlar. merhaba çiçek dikenler ve ekilen o çiçeğin caddenin ortasındaki çukurda olmasından mütevellit duraksayan sürücüler. merhaba çöldeki bahtsız bedeviler ve araya araya belasını bulan kutup ayıları. merhaba duyar kasanlar ve merhaba geceyi uykusuz geçirenler ayrıca yaya yollarına öncelik veren sürücülere de teşekkürler.
devamını gör...

siz hiç hayatınızda kurumuş yaprak toplamak zorunda kaldınız mı? cevap hayır ise, sonbahar romantizmini bir kenara bırakın piliiz ve gerçeklerle tanışmak için buyrun.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
her yer yaprak ama her yer. bu, buzdağının görünen kısmı bile değil yani.

o yüzden şu saatten sonra sonbaharı seviyorum diyenin kalbini kırarım.** sandığınız kadar romantik bi’ mevsim değil bu arkadaşlar.*
devamını gör...

hem büyük rahatlık ama uzun vadede kafayı yemenize sebep olabilir, dikkatli olmak lazım.
devamını gör...

pastirmalicorek ) duymasın.*

örnek veriyorum;
yazeminmiyiz, honki ponki, elma kurdu, pastirmaliçörek aklıma bunlar geldi şimdilik kim bunlara baksa kadın olduğunu anlar.


yazık oldu dağ gibi yiğide...*
devamını gör...

#158727 tanımımda son paragrafta konu başlığımız olan şahıs hakkında ön bilgi vermiştim. biraz daha detaylı bilgi verelim:

kendisi norveçli bir subay olup 1887-1945 yılları arasında yaşamıştır. tarihe ii. dünya savaşı sırasında ülkesini nazilere işgal ettirmiş ve onlarla iş birliği yapmış bir hain olarak geçmiştir. öylesine biridir ki soyadı ingilizce sözlüklere hain, işbirlikçi kelimesinin karşılığı olarak girmiştir:
www.merriam-webster.com/dic...
dictionary.cambridge.org/di...

gerçek adı vidkun abraham lauritz jonssøn quisling olan hainimiz 1887'de norveç'te doğar. orduya girer ve 1918-19'da sovyetler birliği'nde st. petersburg, 1919-21'de helsinki'de askeri ataşe olarak çalışır. sscb de kaldığı süre boyunca sıkı bir komünizm karşıtı olur. yavaş yavaş önce italya, sonra almanya ve ispanya'da yükselen faşizme kayar. en büyük kahramanı adolf hitler'dir artık, sıkı bir nazi partisi hayranıdır. 1931'de norveç'in savunma bakanı olur, daha sonra 1933'te kahramanı hitler'i model alarak kendi faşist partisini kurmak için hükümetten istifa eder.

dünya savaşı başladıktan sonra quisling, hitler ile bir araya gelir ve açıkça kendi ülkesini işgal etmesini ister. 9 nisan 1940'ta, almanya'nın norveçi işgali başlar ve quisling, hükümetin başı olduğunu açıklar. ancak tabanı olmadığı için yeni hükümeti bir hafta içinde çöker, buna rağmen almanların desteği ile gene başta kalır. 1942'de almanlar onu “minister president=bakan başkan" olarak atar.*.

ne gariptir ki norveç halkının güçlü muhalefetine rağmen quisling, almanya'nın 1945'te teslim olmasına kadar iktidarda kalır. savaş sonunda yargılanan quisling, vatana ihanetten suçlu bulunur ve ölüme mahkum edilir. 24 ekim 1945'te oslo'daki akershus kalesi'nde idam edilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

22 nisan,dünya günü olarak kutlanıyor *.
devamını gör...

bu tip insanlar kendi otomobilleriyle seyahat etmeyi severler.
devamını gör...

yıl 1940'lar,
nazi almanyasının avrupadaki kafatasçı soykırım hamlelerinden romanyalı yahudiler de nasibini alıyor.

1941 yılına gelindiğinde romanya'nın yaş şehrinde 4 bin yahudi'nin nazilerce katledilmesiyle romanya yahudileri için filistin'e gitmekten başka çare kalmamıştı. türkiye karasularını kullanarak filistin'e kaçmayı planlayan romanyalı zenginlerden ve entelektüellerden oluşan büyük bir yahudi grubu bir araya getirdikleri para ile struma isimli gemiyi  kiraladılar.

struma, 1830 model bir motora sahip, 46 metre boyunda, panama bandıralı bir bulgar kömür gemisiydi.
1867’de ingiltere'de newcastle'daki bir tersanede inşa edilmişti ve 100 yolcu kapasitesi vardı.

12 aralık 1941’de, bu tehditten kaçan 769 yahudi ve 10 mürettebat köstence’den strumayla yola çıktı,
yolda yaşanan arızalara olaylara rağmen, ikinci bir motor arızası sebebiyle 15 aralık tarihinde istanbul sarayburnu’nda demir atmak zorunda kaldı.

almanya'nın istanbul başkonsolosu, gemide salgın hastalık olduğu ihbarında bulundu ve almanya tarafından yolcuların karaya çıkarılmaması için baskı yapıldı.
o dönemde filistin'e yahudi göçünü kısıtlayan britanya'nın da baskısıyla ne geminin yola devam etmesine, ne de yolcuların karaya çıkmasına izin verildi, bu konuda uluslararası kamuoyunda ciddi bir baskı oluşturuldu.

9 haftalık bekleyişin ardından, gemi
23 şubat 1942'de , karadeniz'de şile açıklarına çekildi. gece boyunca sürüklenen gemi, 24 şubat sabahı büyük bir patlamanın ardından battı.
sadece bir kişi kurtuldu.

uzun yıllar geminin neden battığı bilinmedi,

1960'larda sovyet arşivlerinden çıkan belgeler ışığında struma'nın sovyet denizaltısı shch-213 tarafından torpido ile vurularak battığı anlaşıldı. aynı denizaltı 23 şubat akşamı türkiye'ye ait kargo gemisi çankaya'yı da batırmıştı.

struma faciası için türkiye'de ilk resmi anma, kültür ve turizm bakanı ömer çelik'in hükûmet adına katılımı ve taziye konuşması ile 24 şubat 2015'te gerçekleşti...

buradan
devamını gör...

birçok anlama gelen bir harftir.

wachowski kardeşlerin senaryosunu yazdığı ve james mcteigue’nin yönettiği david lloyd çizgi romanından uyarlanan (gbkz: v for vendetta filmine aşina olmayan yoktur yazarlar arasında. tüketim toplumu anlayışı doğrultusunda ve sosyal medya tarafından bolca sömürülen bu muhteşem film her şeye rağmen hala etkisini devam ettirmekte.

v harfi filmin her yerinden bize göz kırpmakla beraber birçok farklı anlama gelerek filme de ayrı ayrı boyutlara kazandırmakta. vendetta, intikam ya da kan davası anlamına gelen bir sözcük. yani v harfi intikam anlamında kullanılıyor, peki sadece öyle mi? elbette ki (gbkz: verilecek tek karar intikam) ama daha da fazlası var.

öncelikle hikayenin başlangıcında guy fawkes sahnesini izliyoruz ve bu asi adamın eylemi 5 kasım’da, hala guy fawkes günü olarak kutlanılan o günde gerçekleşiyor. yani roma rakamı ile v.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
daha sonra larkhill kampında üzerinde deneyler yapılan denekler arasından sadece bir tanesi kurtulur büyük patlama sonucunda. 5 numaralı odada kalan denek. yani yine roma rakamı ile beş, v.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ve bu kampta v’nin odasının yanındaki odada kalan güzeller güzeli oyuncu. her şeyin başlangıcında orda olan kadın. daha sonra bir nevi simülasyonu yapılacak olan kadın: valerie.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu olaydan sonra tek derdi intikamdır v’nin. sonuna kadar gidip hakkı olan o intikamı almak, tıpkı monte kristo kontu gibi. zafere giden yolda her şey mübahtır v için. ve bu zaferin simgesi de v’dir. ((gbkz: v)ictory)

ama v zafere giderken kural tanımaz. hiçbir kural ona engel olamaz. şiddeti olumlu yönde kullanmak ister ve yaptığı her şeyi insan olmak adına yapar ve dahasını da yapabilir. yani anarşizm adaleti sağlamak için bir yöntem olabilir. hatırladınız mı anarşizm simgesini ve içindeki v harfini.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
v listesindeki insanlara ulaştıkça yanlarını güller bırakır. bu güller intikamını almış olan v’nin zarif vedasıdır. ve güllerin türü violet carson’dır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ve tabii ki evey. evey. tabii ki öylesin. kargaşanın ortasında her şeyi güzelleştiren kadın. cesur ama çektiği acılar yüzünden çekingen. her şey v’dir. çünkü tıpkı tanrının yağmurda olması gibi v de evey’nin tam kalbindedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buraya kadar dayanıp okuduysanız eğer şimdi sıra bizde. şimdi kötülüğün üzerine şeker sepme zamanı, şımar bakalım.
devamını gör...

"bu ülkede dört şey olmayacaksın: kadın, çocuk, ağaç ve sokak hayvanı." sözünü bizlere her gün yeniden hatırlatan canilerin vahşeti. nasıl bir kalbe sahipsiniz ki böyle bir şeye kalkışabiliyorsunuz? öyle bir toplum haline geldik ki ne hayvana, ne ağaca ne de dünyaya bir saygımız kaldı. diyecek söz bile bulamıyor insan. umarım cezasını alırlar diyeceğim ama ona da emin değilim.
devamını gör...

ben büyüyünce renkli gözlüymüşüm dediğim başlıktır. bildiğiniz onlarca yıl kahverengi gözlü olduğumu sanıyordum. sonrasında ela hatta yeşil gözlü olduğumu öğrendim. güzel hismiş.
devamını gör...

bu başlıklar bana çok itici geliyor. sürekli görmek bıktırıcı ve erkeklerin kadınlarla ilgili olumsuz yargılamaları gerçekten sinir bozucu.
en iyisi sizsiniz erkekler en yakışıklı sizsiniz!
ne kadar sekilcisiniz ya. zihinsel gelişiminizi tamamlanız uzun sürecek belli, kolaylıklar diliyorum size.
devamını gör...

sihirbazlık işlerinde kullanılan "sihirli" sözcük grubu. okus pokus olarak kullanıldığı da bilinir.

kelimelerin ne anlama geldiği hatta bir anlama gelip gelmediği konusunda çeşitli görüşler var. ancak benim en çok ilgimi çeken iddia şöyle:

bu kelimeler, ekmek ve şarap ayini sırasında kullanılan ve hz. isa'nın meşhur son akşam yemeğinde havarilerine paylaştırdığı ekmeğe ilişkin olarak söylediği "bu benim bedenim." * cümlesinin latincesi olan hoc est corpus meum * kelimelerinin bozulmuş şekli olabilirmiş. belki de ekmeğin mucizevi bir şekilde isa'nın bedenine dönüşeceğine inanıldığı için, bu kelimeler sihirli kabul edilmiş ve zaman içerisinde amaçtan uzaklaşarak böyle bir versiyona dönüşmüş olabilir.
devamını gör...

divan şiirinde bir mazmun.
sevgilinin aşığı baştan çıkardığı anlamlı, hüzünlü bakış.

"dil-i bâki nice âbâd olur kim
yıkar ol gamze-i fettan yakar ruh"
baki
devamını gör...

yılbaşı kutlamaları için avrupa tedbir alırken bizde durum nasıl olacak diye merak ettiriyor. 6 kişi sınırlaması var evlerde. bizde ise haberlerde bir yetkili sayı verememişti ‘kalabalık olmak yasak’ demişti ama kalabalıktan kastı ne bilemedim.

avrupa ülkeleri, bu yıl öncekilerden farklı olarak yeni yıla covid-19 salgını gölgesinde girecek. italya'da, fransa'da, almanya'da, polonya'da ve ingiltere'de günlük vaka sayısındaki artışı önlemek amacıyla yılbaşı kapsamında sıkı önlemler alındı.

buradan
devamını gör...

(bkz: das kapital)

nereye okuyorsun onu da.
hayır nasıl bir kafa ile aldıysam.
devamını gör...

fransız şair yves bonnefoy tarafından kaleme alınmış ve sıklıkla aynı şairin lieu de la salamandre şiiri ile karıştırılan şiir. bonnefoy tarafından 50'li yıllarda yayımlanmış olan du mouvement et de l'immobilité de douve'un bir parçası olan şiir ne yazık ki çeviri sırasında parçalara ayrılmış ve eksiltilmiş durumda. zaten doğru düzgün bonnefoy çevirisi bulmak mümkün değilken olanının da bu kadar eksiltilmiş olması gerçekten can sıkıcı bir durum. sait maden tarafından dilimize semender ismi ile kazandırılmıştır aynı zamanda. du mouvement et de l'immobilité de douve zaten başlı başına okuyucuyu dibi olmayan bir kuyuya atlıyormuş gibi hissettirmek için yazılmışken - ki bana kalırsa bonnefoy l’acte et le lieu de la poésie'de söylediklerini resmen canlı bir biçimde yaratmış- la salamandre'de pek farklı sayılmaz. şiire dair hoş bir ismet özel detayı var ki onu da not düşeyim*:

"değil mi ki albatrosu baudelaire'den
yves bonnefoy'dan semenderi öğrendim
bir gün bakarsınız
şu güzelim bilgiç beynimi kırıp
teneşir tahtası olarak kullanabilirim."

- ismet özel, akla karşı tezler

la salamandre, sait maden çevirisi ile:


ve douve’sun işte sen şimdi son odasında yazın.
bir semender duvarda kaçıp gitmede. o güzel
insan başı yaymada yaz ölümünü. “yok
olmak isterim sende, dar yaşayış” diye haykırıyor douve.
boş şimşek dudaklarıma koş, içime işle!

“bak bana, bak bana, koştum ben! ”

yanındayım senin, douve, ısıtıyorum seni.
aramızda yalnız bu çakıldan lamba var, bu
dinmiş biraz gölge, ellerimiz ki gölge
bekleyip durur. şaşırmış semender, kalmışsın
kımıltısız.

yaşamış olmakla ânını bilgiye dönüşen en yakın tenin.

semender yeniden göründüğünde, güneş
daha yeryüzünde pek alçaktaydı,
o parlayan gövdeyle bezenmişti yol taşlarıysa.

daha yeni koparmıştı son
bağlantıyı ki gölgede dokunulan yürektir o.

yarattı yarası, o kayalar görünümü,
bir ölüm vadisini kımıltısız bir gök altında.
dönüp gene bütün camlara, yüzü
ışıdı yıllanmış ölüm ağaçlarıyla.


yazıldığı dilde:


ı

et maintenant tu es douve dans la dernière chambre d’été.

une salamandre fuit sur le mur. sa douce tête d’homme répand la mort de l’été. « je veux m’abîmer en toi, vie étroite, crie douve. éclair vide, cours sur mes lèvres, pénètre-moi !

« j’aime m’aveugler, me livrer à la terre. j’aime ne plus savoir quelles dents froides me possèdent. »

ıı

toute une nuit je t’ai rêvée ligneuse. douve, pour mieux t’offrir à la flamme. et statue verte épousée par l’écorce, pour mieux jouir de ta tête éclairante.

éprouvant sous mes doigts le débat du brasier et des lèvres : je te voyais me sourire. or, ce grand jour en toi des braises m’aveuglait.

ııı

« regarde-moi, regarde-moi, j’ai couru ! »

je suis prés de toi, douve, je t’éclaire. ıl n’y a plus entre nous que cette lampe rocailleuse, ce peu d’ombre apaisé, nos mains que l’ombre attend. salamandre surprise, tu demeures immobile.

ayant vécu l’instant où la chair la plus proche se mue en connaissance.

ıv

ainsi restions-nous éveillés au sommet de la nuit de l’être. un buisson céda.

rupture secrète, par quel oiseau de sang circulais-tu dans nos ténèbres ?

quelle chambre rejoignais-tu, où s’aggravait l’horreur de l’aube sur les vitres

quand reparut la salamandre, le soleil
était déjà très bas sur toute terre,
les dalles se paraient de ce corps rayonnant.
et déjà il avait rompu cette dernière
attache qu’est le cœur que l’on touche dans l’ombre

sa blessure créa, paysage rocheux, une combe où mourir sous un ciel immobile. tourné encor à toutes vitres, son visage s’illumina de ces vieux arbres où mourir.

cassandre, dira-t-il, mains désertes et peintes, regard puisé plus bas que tout regard épris, accueille dans tes mains, sauve dans leur étreinte ma tête déjà morte où le temps se détruit.

l’ıdée me vient que je suis pur et je demeure dans la haute maison dont je m’étais enfui. oh pour que tout soit simple aux rives où je meure resserre entre mes doigts le seul livre et le prix.

lisse-moi, farde-moi. colore mon absence. désœuvré ce regard qui méconnaît la nuit. couche sur moi les plis d’un durable silence, éteins avec la lampe une terre d’oubli.
devamını gör...

yonca evcimik aboney im , abone.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim