behçet hastalığı
ilk defa 1937 yılında bir türk doktoru olan hulusi behçet tarafından teşhis edilen bu yüzden adı behçet olan hastalık, kendisini çok çeşitli belirtilerle gösterebilir 20-30 yaş arası erkeklerde kendini gösterme olasılığı daha fazladır. hastalık gözlerde ortaya çıkabileceği gibi ağız içi ve genital aft, eklem ağrıları ve damar tıkanıklığı ile kendisini gösterebilir, kesin tanısı yoktur fakat paterji testi ile yüzde 30'luk bir doğruluk payıyla bilinebiliyor, hla-b5 geninden gelenlerin bu hastalığa yatkın olduğu biliniyor.
ihmal etmeye gelmeyen hastalıktır, ayrıca ben de bu hastalıktan muzdaribim sürekli kortizon kullandığımdan dolayı yemekleri tuzsuz yemek zorunda kalıyorsun, hastalık benim gözümde seyretmişti, ihmal etmeye gelmeyen hastalıktır zira göze vurursa(üveit) ve ihmal edilirse kör olma olasılığınız fazladır.
tedavisi olmayan bir hastalıktır ömür boyu kişiyle kalacaktır.
ihmal etmeye gelmeyen hastalıktır, ayrıca ben de bu hastalıktan muzdaribim sürekli kortizon kullandığımdan dolayı yemekleri tuzsuz yemek zorunda kalıyorsun, hastalık benim gözümde seyretmişti, ihmal etmeye gelmeyen hastalıktır zira göze vurursa(üveit) ve ihmal edilirse kör olma olasılığınız fazladır.
tedavisi olmayan bir hastalıktır ömür boyu kişiyle kalacaktır.
devamını gör...
sözlükçülerin kahvaltıları
canımı sıkan başlık.
buraya bolca haset, fesat, kıskançlık bırakıyorum. *
şaka şaka afiyet olsun efem.
biz yalnızız canımız bir şey istemiyor yatakta salınıyoruz diye siz de mi aç kalacaksınız değil mi ya?
yine başlığa tanım girme esnasında 'ana kalkıp bari canım vitaminimi yudumlayayım' dedim ve canım balkonuma konumlandım.
çiçek ne iş diyenlere. yazılarımı takip edenler bilir çok yakın zamanda sevdiğim bir abimi kaybettim. ailesi kliniğini boşaltırken yanlarına uğrayıp bir tane çiçek istedim. istediğini alabilirsin dediler. gözü gibi bakardı çiçeklerine canım abim. işte bu hasan çiçeği. ara ara dertleşiyoruz kendisiyle eskiden hasan abiyle olduğu gibi. *
buraya bolca haset, fesat, kıskançlık bırakıyorum. *
şaka şaka afiyet olsun efem.
biz yalnızız canımız bir şey istemiyor yatakta salınıyoruz diye siz de mi aç kalacaksınız değil mi ya?
yine başlığa tanım girme esnasında 'ana kalkıp bari canım vitaminimi yudumlayayım' dedim ve canım balkonuma konumlandım.

çiçek ne iş diyenlere. yazılarımı takip edenler bilir çok yakın zamanda sevdiğim bir abimi kaybettim. ailesi kliniğini boşaltırken yanlarına uğrayıp bir tane çiçek istedim. istediğini alabilirsin dediler. gözü gibi bakardı çiçeklerine canım abim. işte bu hasan çiçeği. ara ara dertleşiyoruz kendisiyle eskiden hasan abiyle olduğu gibi. *
devamını gör...
geceyi sözlükte geçirmek
sözlüğe kaydoldum olalı her gün yaptığımdır. moderatörken de gece vardiyasındaydım, yazarken de gecedeyim. geceler dostumdur, hayatımın resmidir.
devamını gör...
stop jump shot
jam shot da denilen basketbol terimidir. basketbolda oyuncunun top sürmeyi durdurup olduğu yerde yukarıya doğru zıplayarak ulaştığı en yüksek noktada çektiği şuttur.basketbol oynadığım zamanlarda turnikeden daha zor gelirdi bana. *
devamını gör...
sözlükte herkesin birbiri ile senli benli konuşması
şu dünyada sadece altı kişiyiz. sen, ben, o, siz, biz, onlar. hepsine kolayca geçiş yapabilirim ama biz hariç o çok özeldir.
devamını gör...
dangal
bir babanın kendi başaramadığı, peşinden gidemediği hayallerini çocuklarına yüklenmesini konu alan hint filmi.
--! spoiler !--
vakti zamanında iyi bir güreşçi iken "aç kalırım, geçinemem" düşüncesiyle güreşi bırakan bir adamcık var. günün birinde kalkıyor bi oğlum olsun da onu güreşçi yapayım hayallerimi o gerçekleştirsin diyor ama oğlu olmuyor. 3 tane nur topu gibi kızdan sonra vazgeçiyor seninki tam bu seferde kızlarının erkeklerle kavga ettiğini ve onları dövdüğünü öğreniyor. hemen cinsiyetçi tutumundan silkelenip kızlara yüklüyor "ülkeye altın kazandırma" hayalini. tabi kızlara soran eden yok siz ne istiyorsunuz hayaliniz falan var mı diye doğruca antrenmana.
kızlar başta istemiyor tabi sonra bunlara bi arkadaşı akıl veriyor "mal mısınız bakın ben evlendim babanız sizi güreştirecek ne işiniz var bu yaşta koca evinde" diye bunlar da güreşek bari diyorlar. kısaca bir hapis hayatını diğerine yeğliyor ve başlıyorlar çalışmaya. tabi zaman geçince alışıyor bu ikisi de derken her azmeden gibi ingiliz oyunlarında altın kazanıyor büyük olan. klasik.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
vakti zamanında iyi bir güreşçi iken "aç kalırım, geçinemem" düşüncesiyle güreşi bırakan bir adamcık var. günün birinde kalkıyor bi oğlum olsun da onu güreşçi yapayım hayallerimi o gerçekleştirsin diyor ama oğlu olmuyor. 3 tane nur topu gibi kızdan sonra vazgeçiyor seninki tam bu seferde kızlarının erkeklerle kavga ettiğini ve onları dövdüğünü öğreniyor. hemen cinsiyetçi tutumundan silkelenip kızlara yüklüyor "ülkeye altın kazandırma" hayalini. tabi kızlara soran eden yok siz ne istiyorsunuz hayaliniz falan var mı diye doğruca antrenmana.
kızlar başta istemiyor tabi sonra bunlara bi arkadaşı akıl veriyor "mal mısınız bakın ben evlendim babanız sizi güreştirecek ne işiniz var bu yaşta koca evinde" diye bunlar da güreşek bari diyorlar. kısaca bir hapis hayatını diğerine yeğliyor ve başlıyorlar çalışmaya. tabi zaman geçince alışıyor bu ikisi de derken her azmeden gibi ingiliz oyunlarında altın kazanıyor büyük olan. klasik.
--! spoiler !--
devamını gör...
en sevdiğiniz dans sahnesi
okur okumaz aklıma tek sahne geldi. antonio banderas ve catherine zeta‑jones'un zorro filmindeki tango sahnesi benim için bir numaradır.
zorro: maskeli kahraman - tango sahnesi
zorro: maskeli kahraman - tango sahnesi
devamını gör...
ilahiyat dekanından boğaziçi'li öğrencilere tehdit
trakya üniversitesi ilahiyat fakültesi dekanı prof. dr. cevdet kılıç, boğaziçi üniversitesi öğrencilerine hitaben ,
boğaziçili misiniz, boğazdışılı mısınız onu bunu bilmem, biz eylem falan yapmayız. biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz bilin istedim.
şeklinde bir paylaşım yapmış.
adama sorarlar, hoca sen akademisyen misin, nesin ?
buradan
boğaziçili misiniz, boğazdışılı mısınız onu bunu bilmem, biz eylem falan yapmayız. biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz bilin istedim.
şeklinde bir paylaşım yapmış.
adama sorarlar, hoca sen akademisyen misin, nesin ?
buradan
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken
devamını gör...
erken yatıp erken uyanmak
asla beceremediğim olay.
aslında sürekli uykusuzum, erken uyuyacağım deyip yatağa erkenden giriyorum ama "ya az uyursam, ya uyanamazsam, ya uykum yetmezse" diye kendimi strese sokup gözümden uyku akmasına rağmen uyuyamıyorum. tabii o ruh haliyle de uyuyunca sabaha berbat bir halde merhaba diyorum.
üzülüyorum sözlük.
aslında sürekli uykusuzum, erken uyuyacağım deyip yatağa erkenden giriyorum ama "ya az uyursam, ya uyanamazsam, ya uykum yetmezse" diye kendimi strese sokup gözümden uyku akmasına rağmen uyuyamıyorum. tabii o ruh haliyle de uyuyunca sabaha berbat bir halde merhaba diyorum.
üzülüyorum sözlük.
devamını gör...
madem öldürmeyecektin niye bu kadar ağrıdın
hem migren hem sinuzitim oldugu icin bunu diyip duruyorum kafamin icinde.. cekenler bilir sadece :(
devamını gör...
sisler bulvarı
bir (bkz: attila ilhan) şiiridir.
elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk
sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü
kesik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateşler yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk
sisler bulvarı'nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarda bulutlar yürüyordu
terkedilmiş bir çocuk gibiydim
dokunsanız ağlayacaktım
yenikapı'da bir tren vardı
sisler bulvarı'nda öleceğim
sol kasığımdan vuracaklar
bulvar durağında düşeceğim
gözlüklerim kırılacaklar
sen rüyasını göreceksin
çığlık çığlığa uyanacaksın
sabah kapını çalacaklar
elinden tutup getirecekler
beni görünce taş kesileceksin
ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!
sisler bulvarı'ndan geçtim sırılsıklamdı
ıslak kaldırımlar parlıyordu
durup dururken gözlerim dalıyordu
bir bardak şarapta kayboluyordum
gece bekçilerine saati soruyordum
evime gitmekten korkuyordum
sisler boğazıma sarılmışlardı
bir gemi beni afrika'ya götürecek
ismi bilmiyorum ne olacak
kazablanka'da bir gün kalacağım
sisler bulvarı'nı hatırlayacağım
kırmızı melek şarkısından bir satır
lodos'tan bir satır yağmur'dan iki
senin kirpiklerinden bir satır hatırlayacağım
seni hatırlatanın çenesini kıracağım
limanda vapurlar uğuldayacak
sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
ağaçları yatıyordu yoksuldu
bütün yaprakları sararmıştı
bütün bir sonbahar ağlamıştı
ağlayan sanki istanbul'du
öl desen belki ölecektim
içimde biber gibi bir kahır
bütün şiirlerimi yakacaktım
yalnızlık bana dokunuyordu
eğer sisler bulvarı olmasa
eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
sabah ezanında yağmur yağmasa
şüphesiz bir delilik yapardım
hiç kimse beni anlıyamazdı
on beş sene hüküm giyerdim
dördüncü yılında kaçardım
belki kaçarken vururlardı
sisler bulvarı'ndan geçmediğin gün
sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
yağmurun altında yalnızım
ağzım elim yüzüm ıslanıyor
tren düdükleri iç içe giriyorlar
aklımı fikrimi çeliyorlar
aksaray'da ışıklar yanıyor
sisler bulvarı ayaklanıyor
artık kalbimi susturamıyorum
elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk
sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
omuzlarımıza çoktan çökmüştü
kesik birer kol gibi yalnızdık
dağlarda ateşler yanmıyordu
deniz fenerleri sönmüştü
birbirimizin gözlerini arıyorduk
sisler bulvarı'nda seni kaybettim
sokak lambaları öksürüyordu
yukarda bulutlar yürüyordu
terkedilmiş bir çocuk gibiydim
dokunsanız ağlayacaktım
yenikapı'da bir tren vardı
sisler bulvarı'nda öleceğim
sol kasığımdan vuracaklar
bulvar durağında düşeceğim
gözlüklerim kırılacaklar
sen rüyasını göreceksin
çığlık çığlığa uyanacaksın
sabah kapını çalacaklar
elinden tutup getirecekler
beni görünce taş kesileceksin
ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!
sisler bulvarı'ndan geçtim sırılsıklamdı
ıslak kaldırımlar parlıyordu
durup dururken gözlerim dalıyordu
bir bardak şarapta kayboluyordum
gece bekçilerine saati soruyordum
evime gitmekten korkuyordum
sisler boğazıma sarılmışlardı
bir gemi beni afrika'ya götürecek
ismi bilmiyorum ne olacak
kazablanka'da bir gün kalacağım
sisler bulvarı'nı hatırlayacağım
kırmızı melek şarkısından bir satır
lodos'tan bir satır yağmur'dan iki
senin kirpiklerinden bir satır hatırlayacağım
seni hatırlatanın çenesini kıracağım
limanda vapurlar uğuldayacak
sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
ağaçları yatıyordu yoksuldu
bütün yaprakları sararmıştı
bütün bir sonbahar ağlamıştı
ağlayan sanki istanbul'du
öl desen belki ölecektim
içimde biber gibi bir kahır
bütün şiirlerimi yakacaktım
yalnızlık bana dokunuyordu
eğer sisler bulvarı olmasa
eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
sabah ezanında yağmur yağmasa
şüphesiz bir delilik yapardım
hiç kimse beni anlıyamazdı
on beş sene hüküm giyerdim
dördüncü yılında kaçardım
belki kaçarken vururlardı
sisler bulvarı'ndan geçmediğin gün
sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
yağmurun altında yalnızım
ağzım elim yüzüm ıslanıyor
tren düdükleri iç içe giriyorlar
aklımı fikrimi çeliyorlar
aksaray'da ışıklar yanıyor
sisler bulvarı ayaklanıyor
artık kalbimi susturamıyorum
devamını gör...
bahar
en sevdiğim mevsimdir. bahsedilen ilkbahar mı yoksa sonbahar mı emin değilim açıkçası ama ben hangisini daha çok sevdiğime karar veremiyorum zaten çaktırmayalım en sevdiğim diyip geçelim*. havaların ne çok soğuk ne çok sıcak yani en güzel olduğu mevsimlerdir ayrıca benim gibi her türlü ceket-mont-hırka giymeyi sevenler için de mükemmel bi fırsattır bu dönemler.
devamını gör...
delik balonu şişirme çabası
delik kovaya su doldurmak ile aynı olan çabadır.
devamını gör...
3 merdiven sildim çalışmazsam açım diyen 66 yaşındaki hanımın otobüsten indirilmesi
otobüse binen teyze vatandaşın gözünde haklıdır ama (bkz: bebeğin donundan medet ummak) gafletine düşen yöneticilerin vicdanında haksızdır.
emekli olup da çalışan vatandaşlara 'çift dikiş atıyorsunuz' diyenlerin ama lise mezunu dahi olmayan güreşçiyi banka yönetimine atayıp üstüne 6 farklı devlet dairesinden maaşlar verenlerin vicdanında haksızdır.
ekmek parası kazanmak kolay bir şey değildir.
hayat (bkz: itibardan tasarruf olmaz) deyip her yere saraylar, villalar yaptıranların gördüğü gibi toz pembe değildir.
bu pandemi sürecinde vatandaşına 1 ekmek, 5 maske bile dağıtmayı beceremeyen yetkililer, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan parayla ırak başbakanı'na rakılı mezeli ziyafet vererek vatandaşı ne kadar önemsediklerini(!) göstermişlerdir.
eğer bir yasak konuluyorsa, o yasak olan şeye bir alternatif de gösterilmesi gerekir.
' taksiye binsin' diyenler ahlak yoksunudur.
bu ülkede dolmuş parası olmadığı için işe kilometrelerce yürüyüp giden insanlar var çünkü...
emekli olup da çalışan vatandaşlara 'çift dikiş atıyorsunuz' diyenlerin ama lise mezunu dahi olmayan güreşçiyi banka yönetimine atayıp üstüne 6 farklı devlet dairesinden maaşlar verenlerin vicdanında haksızdır.
ekmek parası kazanmak kolay bir şey değildir.
hayat (bkz: itibardan tasarruf olmaz) deyip her yere saraylar, villalar yaptıranların gördüğü gibi toz pembe değildir.
bu pandemi sürecinde vatandaşına 1 ekmek, 5 maske bile dağıtmayı beceremeyen yetkililer, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan parayla ırak başbakanı'na rakılı mezeli ziyafet vererek vatandaşı ne kadar önemsediklerini(!) göstermişlerdir.
eğer bir yasak konuluyorsa, o yasak olan şeye bir alternatif de gösterilmesi gerekir.
' taksiye binsin' diyenler ahlak yoksunudur.
bu ülkede dolmuş parası olmadığı için işe kilometrelerce yürüyüp giden insanlar var çünkü...
devamını gör...
kişinin aşık olduğunu anladığı an
rezil bir his gerçekten insanı huzursuz eder sevilecek miyim acaba yoksa platonik mi takılacağım derdinin soğuk soğuk terlettiği an
devamını gör...
türban tayt topuklu ayakkabı
"tam başörtüsüne ozgurlugu kazandık derken örtünün içindeki başları kaybettik." sözünü aklıma getirendir. insanları böyle ifşa etmek ile küfür etmek arasında da benim için bir fark yoktur.
devamını gör...
minnet beklemeden yardım eden insan
yardım etmek, iyilikte bulunmak size iyi, mutlu hissettirir. daha ne minneti veya menfaati bekleyeceksiniz ki? milletin hayatın anlamını arayan simyacı gibi aradığı mutluluğu bu kadar kolay elde etmenizi sağlayan bir faaliyetten hem de.
devamını gör...

