en ufak bir detaya bile takıldıgım icin,bazen oylesine soylenen sozleri bile kafama takarım..geceleri aklıma takılırsa uyuyamam cogunlukla..allahın cezası iğrenç bir özellik..ama nabıcan bizim de beynin dizaynı bu sekil yaani?
devamını gör...

kadınlar başarılı erkelerin arkasında durmak için yaratılmış varlıklar değildir. kendi başarılarını elde edilebilecek zeka ve donanıma sahip icne ruhlu,zarif kimselerdir. bi başkasının değil kendi yollarına pek tabi ışık olmasını bilirler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne hissedersem hissedeyim, paylaşacak birinin olmaması gibi kapkaranlık bir his.
devamını gör...

lütfü zivaneli
devamını gör...

uzun süre yaptığım eylem.buna bir de bayram mesaileri eklenir 1.günü hariç. tadından yenmez.yetmezmiş gibi resmi tatil,haftalık izin gününüze denk geldiyse ötesi yoktur.mağazacılık sektörüyse üstelik saatlerce ayaktasınızdır.
devamını gör...

can sıkıntisindan siyirip halaya kalktigimiz dogrudur.* mendili elime tutusturup halay basi sen ol dedi birde.* "dur kiz bu bizi kesmez dedim " ve an itibariyla durum bizde bu;
devamını gör...

bu tanımdan anlam çıkarma konusunda yagami light‘ın tanımına katılmakla birlikte ben de fazladan bir düşünce de uyandırdı ve zihnimde fazladan bir düşünce uyandığı zaman onu uzun uzun yazmadan edemiyorum. uzun uzun yazma konusunda kendimi durduramadığım zaman da konu dallanıp budaklanıyor ve anlatmak istediğim şeyi anlatıp anlatamadığım konusunda yeni düşüncelere gark oluyorum; dolayısıyla bu yeni düşünceler de yepyeni ve en az diğerleri kadar uzun tanımlar yazmama neden oluyor.

bu kısa girizgahtan sonra ben de uyanan hissiyatı anlatabilirim. eğer konudan sapar gibi olursam beni ikaz edin.

sadece çevreden soyutlanmak yeterli olunabilir yazmak için. yani bir süre uzaklaşıp kendine yazmak için yeterli alanı ve zamanı yaratmak güzel bir yazı için yetersiz kalabilir.

ben gerçek anlamına biraz daha yakın bir anlamda aldım oradaki “öldürmek” eylemini. bir yazar ne yazarsa yazsın kendi yaşadıklarından ufak izler taşır bu yazdıkları. aynı zamanda hayatında, yani çevresinde olan insanlar da bu yazılara kıyıdan köşeden girer.

bu bir öz denetime neden olabilir yazar için. yazdığı anılarla süslenmiş yazıyı üstüne alınacak insanlar çıkacaktır ve bu durum zamanla sosyal ilişkilerde büyük sorunlara neden olacaktır.

daha önce bir yazarın anılarında okumuştum. eğer bu tanımı okuyorsa kusuruma bakmasın ismini hatırlayamadığım için. annesi ve babası hakkında yazı yazmak için onların ölmesini beklediğini yazmıştı. onları kırmak istemediği için onlar hayattayken yazacakları çok gerçek olmayacak ve yazı anlamsız bir cümleler toplamına dönüşecekti.

yani yazmak için bazı insanları ya da onlarla olan ilişkisini gözden çıkarmak zorunda kalabilir yazar.
devamını gör...

(bkz: yoldaş benjamin franklin)
discord'da bana şiir okuyacağını söylemişti, hatta söz vermişti. çok fena alacaklıyım, evine baskın falan mı yapsam acaba?*
devamını gör...

hoşlandığım çocuktan hoşlandığını düşündüğüm sınıftan bir kızın fotoğrafının ekran görüntüsünü bu kız güzel mi yazıp sınıf grubuna atmıştım yanlışlıkla. üstelik bir hafta sonra kızla çocuk sevgili oldu. ölüm gibi bir şeydi ama kimse ölmedi.
devamını gör...

ancak ve ancak kirli sakalsa güzel duruyor. öbür türlüsü hacı dayılara benziyor.
devamını gör...

huzursuz hissediyordur. erkekle yalnız kalma fikri onu korkutuyordur.
devamını gör...

düşünsel türdeki kitapları anlamak meşakkatli iştir. ister istemez bir altyapı gerektirir. ayrı bir dili de vardır. roman gibi okuduğunuzu kafada bir film sahnesi gibi kurup geçemezsiniz, ağır gider ve ilgi duymayanlar için çok sıkıcıdır. çok fazla da dinç kafa ister.
devamını gör...

bakmışken beğeni de atarsanız tadında yenmez.
bu arada ben sık değiştiriyorum. bu da hakkımda fikir edinmeniz için kalsın bir kenarda.*
devamını gör...

sohbet edemezsin diyeceğim ama açmam gerek "neden" diye..

lisede felsefe dersinden dönem ödevimi aldım.. normalde kötü olduğun dersi seçersin ama düşün artık, kötü dersim yokmuş meğer..sen misin o yiğit dedi herhal öğretmen "hegel'in varlık anlayışı"nı ödev olarak verdi..
başladım araştırmaya: tinin görüngübilimi mi dersin mantık mı dersin estetik-mekanik-doğa mı? en son aleksandr kojave'ye kadar düştüm.. e n'apayım anlamıyorum hegel'i!

o zamanlar üsküdar'da ikinci el kitap satın aldığım bir kitapçı vardı.. deniz fenerinin biraz gerisindeki caminin yanında açıyordu tezgahını*.. ona ödevimden bahsettim.. o da doğu-batı dergisine yazılar yazan bir adamla tanıştırdı sonraki günlerde.. adamdan ciddi yardım istiyorum.. ruh, tin, gheist, diyalektik.. insan bi ağzını açmaz mı? cık! sadece iyi gidiyorsun dedi..

tamam, ödevden tatmin edici not aldım ama, o çok okuyan, yazan insanla tek kelime konuşamadım..çınaraltı'nda buluşup buluşup çay içtik sadece..
(sonradan bu sessizliğinin sebebini öğrendim tabi, o da bu konulara kafa yoruyormuş meğer, ne de olsa acelesi yok, yavaş yavaş düşün tabi).
devamını gör...

bu adetin kökenini bir kaç noktada temellendirmek mümkün olabilir; bunlardan birincisi yarsub yani yer-su ruhları ile ilintili bir inancın günümüze değişerek gelmiş hali olabilir zira yer-su ruhları iyi ruhlardır. koruyucu ve gözetici olduklarından bahsedilir. bu sebeple de yolculuğa çıkan insanların onlar tarafından korunup, gözlenmesi ve yolculuğunu güven içinde tamamlayarak, geri dönmesini sağlamak için bu ritüele başvurulmuş olabilir.

bir diğeri bu ritüelle yayık han'a bir atıf yapılıyor olabilir. kendisi denizlerin hakimi ve ölen ruhları koruyan bir figür olması ile öne çıkar. türklerdeki su kültünün en önemli ögelerinden birisidir. yine bu ritüelle yolculuğa çıkanın yolculuk esnasında başına bir şey gelirse, daha doğru bir tabirle ölürse, yayık han tarafından ruhunun korunmaya alınması ve kötü ruhlardan uzak tutularak, huzur içinde kalmasının sağlanması amaçlanmış olabilir.

ya da uygurlardaki yol tengri kavramı ile bu mevzu arasında bağ kurabilirsiniz. yol tengri kavramı bazılarının öne sürdüğü gibi ırk bitig ile ortaya çıkmış bir kavram değildir. uygurların maniheizm'e geçmeden önce de kullandıkları bir kavram ve ata inancıdır. orada da su serpme ve benzeri hareketlerin bu noktada değişim geçirip, günümüze geldiği gibi bir yorum yapılabilir. burada da yol tengri'nin yolcuları koruması için diğer 17 ulunun desteğine sahip olması niyetiyle hareket edildiğinden bahsetmek belki mümkün olabilir.

elbette bunların hiçbirisi kesinlik taşımaz. ancak türklerin su kültü ile ilgili bilgileri ve eserleri incelediğinizde bir takım uygulamaların arasında bağ kurarak, bu sonuçlara ulaşabilirsiniz. çünkü bu uygulamaya benzer olarak kamların yaptıkları bazı ritüeller, ölülerin ardından yapılan yine benzer bazı ritüeller mevcuttur. sonuç olarak, bu uygulamanın temelinin kök tengri inancına ve eski türk kültürüne dayanıyor olduğu söylenebilir. özellikle anadolu'daki türkmenlerin ve yörüklerin su ile ilgili günümüze taşıdığı adetlerin kökeni genelde eski türk kültüründe kendisini bulur. tabi burada enteresan nokta şu; birileri her ne kadar sizin toplumsal belleğinizin bazı hususları unutması için çabalıyor olsa da, geçirdiğiniz dönüşüme rağmen pratikte bu değerleri bir türlü kaybetmiyorsunuz. menşei farklıymış gibi hareket etmenize rağmen bu ritüelleri uygulamaya devam ediyorsunuz. tarihi bellek hasar almış ama pratik olarak halen bir şekilde bu adetler devam ediyor. bu durumda, geçmişe ve gerçeğe dair yeniden bilinç kazanılabilmesi için halen bir kapının açık olduğunu gösterir. yani halen umut var diyebiliriz *
devamını gör...

devlet bahçeli
devamını gör...

maç kuyruğu.arkadan gelen yüklennn sesi tribünlerdeki coşkuyu görmeden hissetmek turnike girişindeki köfteciden gelen koku.tarifi eşsiz bi haz.
devamını gör...

demeter ve zeus'un kızlarıdır aynı zamanda zeus'un eşlerinde biridir. -*- yeraltı ve yeryüzü tanrıçalarından biridir. annesi gibi tarım ile ilişkilendirilmiştir ve yeraltı tanrıçasıdır. kendisi ile ilişkilendirilen bitki çiriş otudur.

hakkında en bilinen mit hades tarafından kaçırılışıdır. hikaye şu şekilde gelişmektedir;

yeraltı tanrısı hades, zeus'un gizlice verdiği izin ile persephone'yi kaçırmaya karar verir. arkadaşları ile çiçek toplamaya giden persephone, zeus'un ektiği çiriş otu'nun güzel görüntüsü ve kokusuna dayanamaz ve ona uzanır. tam o sırada yer yarılır ve yer altından atlı arabası ile hades çıkarak persephone'yi kaçırır. ona yer altından nar ikram eder ve persephone 4 nar tanesi yediği için sonsuza kadar yeraltında kalmaya mahkum olur. * bu duruma çok üzülen annesi demeter, yeryüzünü kuraklığa mahkum eder. insanlar, kıtlık ile mücadele etmeye başlar ve ciddi sayılarda ölürler. bu duruma çok üzülen tanrılar demeter'i ikna etmeye çalışırlar. demeter, yalnızca kızının yeryüzüne çıkması karşılığında kıtlığı sonlandıracağını söyler. bunun üzerine zeus, persephone'nin yalnızca kış aylarını yeraltında geçirmesine hüküm verir. ive böylece baharların gelişi ve persephone'nin yer altından çıkışı kutlanılmaya başlar. kibirli bir insan olmayan persephone zaman içerisinde hades'i sevmeye bile başlar.

mit ile ilgili bernini heykelini şuraya bırakayım.
devamını gör...

çocukların öğlen uykusuna yattığı ve düşünülenden daha uzun süre uyuduğu o güzel saatlerde evin içindeki sessizliği dinlemek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim