çok uzun zamandır (yaklaşık 4 sene oldu) kullandığım sabundur. ilk kullanımlarda bazı insanlarda kepek yapması, saç dökülmesinin artması gibi durumlar görülebilir ancak bunlar muhtemelen geçicidir, eğer geçici değilse, uzun süre devam ettiyse bir dermatoloğa görünmenizde fayda vardır. bir ihtimal daha var ki o da kullandığınız sabunun sahte zeytinyağlı sabun olmasıdır. evet çünkü ben de ilk başlarda muhtemelen sahte zeytinyağlı sabun kullandığımı düşünüyorum. çünkü doğal olduğuna inandığım ayvalık vakıflar zeytinyağlı sabununu kullanmaya başladıktan sonra bu şikayetlerimin hepsi yok oldu.

mesela bu eminönü çevresinde zeytinyağlı sabun satan çeşitli aktarlar var. kimsenin malını falan kötülemek gibi olmasın ama ben oralardan ne zaman zeytinyağlı sabun alsam saçıma hep zarar verdi, dediğim gibi kepeklenme yaptı, bir ara saç dökülmesi bile yaptı.

şunu da söyleyeyim ki çok uzun süre clear men, head and shoulders gibi çeşitli şampuanlar kullandım ama bunların tamamı bence saçıma ve saç derime zarar verdi. hepsi çok fazla kimyasal içeriyor sonuçta. hatta head and shoulders'in naneli erkek şampuan kafamda çok fazla sivilce çıkardı.

yani size demem o ki o kimyasal içeren şampuanları atın çöpe ve bir daha almayın.

doğal olduğuna inandığınız bir yerden zeytinyağlı sabun alın ve onu kullanın.
devamını gör...

edirne
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocum o saçları niye öyle yaptın, gün teyzesi hırkası giymişsin bi de, okuyor musun burayı, şş change the color ablası sevsin, hadi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir casey mcdonald kısa animasyon filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
herkesin kalbinin en derinlerinde sakladığı ve kimseye göstermek istemediği bir hayali ve bir korkusu vardır. bazı durumlarda, hatta aslında birçok durumda bu hayal ve korku birbirini tetikleyebilecek şeylerdir.

insanoğluna verilen en büyük hediye ve insanoğlunun elini kolunu bağlayan en büyük lanet umuttur. ve bu hediyeye, lanete o kadar bağımlıyız ki bazen umut ederken sınırları belirlemekte zorlanabiliyoruz.

yine hayalleri ve umutları sınırsız tutmak ve imkansız gibi görünse de onları gerçekleştirmek için çabalamak en iyi yaşama yöntemidir.

aklımızda tutmamız gereken şeylerden bir tanesi hayatımızı doğru bildiğimiz şeyleri yaparak geçirmeye gayret etmek zorunda olduğumuzdur. korkularımızı alt edip doğruya ve iyiye meyledersek hayatımızın kurgusu buna göre şekil alacaktır. en azından büyük ihtimalle öyle olacaktır.

mesela küçük bir fare iseniz ve en büyük tutkunuz bir gün uçabilmekse hayatınıza kast edebileceğini düşündüğünüz birine yardımcı olma şansı karşınıza çıktığında cesaretinizi toplayın ve doğru olduğunu düşündüğünüz şey neyse onu yapın. hayat size bunun karşılığını öyle ya da böyle verecektir.

wings
devamını gör...

bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ
sevgiler bekliyor sürekli senden.
insanın bir yanı nedense hep eksik
ve o eksiği tamamlayayım derken,
var olan aşınıyor azar azar zamanla.

anamın bıraktığı yerden sarıl bana.

anılarım kar topluyor inceden,
bir yorgan gibi geçmişimin üstüne.
ama yine de unutuş değil bu,
sızlatıyor sensizliği tersine.
senin kim olduğunu bile bilmezken.

sevgiden caydığım yerde darıl bana.

metin altıok
devamını gör...

(x+y)^n ifadesinin açılımında;
•(n+1) terim vardır.(kuvvetin bir fazlası)
•katsayılar toplamı için x=1, y=1 yazılır.
•sabit terim için ifadedeki tüm değişkenlere 0 değeri verilir. x=0, y=0 gibi.
formülü kılavyeden anlatamadığım için görsel destek alıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
resmin kaynağı
devamını gör...

iki bireyin cinsel birlesim turu.

hayvanlar dahil tum canlilar cesit cesit seks yapiyor arkadaslar inanir misiniz, garipsenecek yahut tabulastirilacak bir sey degil bu.

anneniz-babaniz sizi opuserek yapmadilar; welcome to real world, optum.
devamını gör...

aynı kişi daha sonra 'kalbe ben' şarkısını çıkarıp bizi şaşırtmıştır. şuanda da güzel bir müzik kariyeri olduğunu düşünüyorum. neyse ilk elin günahı olmaz diyelim.
devamını gör...

zor olandır.
devamını gör...

geçen gün bir süredir girmediğim hesabıma gireyim, bir bakayım dedim. keşke demeseydim.
sadece cinsellik arayan, kimsenin insan gibi konuşamadığı bir platforma dönüşmüş. uzun süredir böyleydi, sığ, iğrenç ve lağım gibi. niyetinin kötülüğünü anladığım ve eğlence aramadığımı söylediğim için nefret dolu oldum, troll davranışları sergileyip troll olduğunu düşündüğümü söyleyince kaba oldum, hiç sevilmemiş oldum. inanılır gibi değil yemin ediyorum. buranın hoşgörüsünü -burada da var öyle insanlar ama daha az- seveyim, gece modumuzun loş ışıklarını izleyeyim. iyi ki varsın kafa.
devamını gör...

açgözlülük.
kıymet bilmemezlik.
empati yoksunluğu.
bencilliğin dorukları.
özgür olmanın ne demek olduğunu bilmemek.
her halta, haddi olmayan her şeye karışmak. (sen kimsin ki? yani tanımadığın birinin hayatına müdahale etme hakkını kim verdi sana? öyle bir şey yok, olmayan kafanın bir yerine not et lütfen.)
devamını gör...

şu sıralar sol tarafımdan yoklayan,
gölge etme başka ihsan istemem temalı türkü. ozanı nesimi çimen.
o dikenler nihayetinde dokundu ona.

şimdi çepeçevre dallarla sarılı kaldığım yerden bir umut ben fısıldıyorum.
razıyım açan gülünden
umudum yok ya anlaşılacağından yine de olsun, dallara zarar gelmesin diyorum.

“ne tuhaf bir dünya. kimsenin işine karışmıyorum. kimseyi incitmiyorum ve her an kendimleyim. böyle olunca herkes beni kurcalıyor.” *


haluk levent ve cem adrian versiyonunu buraya bıraktım.



» sözleri «

şifa istemem balından
bırak beni bu halımdan
razıyım açan gülünden
yeter dikenin batmasın

gece gündüz o hizmetin
şefaatin kerametin
senin olsun hoş sohbetin
yeter huzurum gitmesin

taşa değmesin ayağın
lale sümbül açsın bağın
istemem metheylediğin
yeter arkamdan atmasın

kolay mı gerçeğe ermek
dost bağından güller dermek
orda kalsın değer vermek
yeter ucuza satmasın

sonu yoktur bu virdimin
dermanı yoktur derdimin
istemem ilaç yardımın
yeter yakamdan tutmasın

nesimi'yim vay başıma
kanlar karıştı yaşıma
yağın gerekmez aşıma
yeter zehirin katmasın
devamını gör...

bir netflix yapımı. belgesel demiyorum çünkü benim kisisel görüşüme göre belgesel dediginiz şey bir kişi olay olgu yer vs her neyi anlatiyorsa onunla ilgili her yönü her düşünceyi her ihtimali anlatmalıdır. bir insanın sanat yaşamının yaşadığı ülkenin tarihi dönüm noktaları ile kesiştiği yerleri guzellemeler ile anlattığınızda bana göre o belgesel olmuyor, anı programı oluyor.
yukarıda bir yazar arkadaş çok guzel belirtmiş, kerameti kendinden menkul metin akpınar hakkında yayın. şimdi bu belgeselin izleyen gençler metin akpinar'in nasıl büyük bir değer, yaşayan büyük bir sanatçı olduğunu düşünüp duygulanabilirler haklilar gerçekten de öyle ama bizim gibi tiyatroların son dönemlerini belki ucundan görmüş, vhs kasetler ile büyümüş, özel kanallarin oluşumunu izlemiş nesil, adamın bu ülke için fazlasiyla çalışkan, fazlasıyla dikkatli, bilgili, yetenekli olduğunu ama yine bu ülke insanı gibi fazla hırslı, özgüveni yüksek, girişimci ruha sahip, doğru zamanda doğru ata oynayıp, gerektiği zaman susmasını bilen biri olduğunu görecektir.
yapımda en büyük eksiklik zeki alasya ile ilgili çok az konuşması ve konusulmasiydi ki, metin akpinar her ne kadar "biz bir bütündük, yarım kaldık" gibi güzel bir söz söylemiş olsa da metin akpinar'in zeki alasya olmasaydı bu başarıyı elde edemeyeceği konusuna yeterince deginilmemiş. ilginçtir, siyasi esprileri çokça kullanan, siyaset programlarında düşüncelerini uzun uzun açıklayan metin akpinar'in yayında siyasi düşüncelerinden hiç bahsetmemiş olması düşündürücü. yine cumhurbaşkanına hakaret suclamasi ile ilgili konuyu kısacık gecistirmesi, kendisini ifade edebileceği noktada konuyu hep sanata getirmesi de aslında müjdat gezen kadar açık sözlu ve hatta belki cesur olmadığını da dusunduruyor. daha çok sanatçı kişiliğinin ön plana cikarildigi bu yayın için devekuşu kabare sonrası yaptığı işler hakkında çok konuşulmaması, o yıllarda birlikte çalıştığı arkadaşlarının fikirlerinin alınmaması da bir başka ilginçlik.
her şeye rağmen bu ülkede böyle büyük sanatçıların yetişmiş oldugunu ve unutulmamalari gerektiğini göstermesi adına iyi bir yapım.
devamını gör...


şeşhâne, namlusunda altı adet yiv bulunan tüfek ve toplara denir. yivler mermiye bir ivme kazandırdığı için ateşli silahların gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. evvelce kaval gibi içi düz bir boru biçiminde imal edilen namlular, yiv ve set tertibatının icadıyla birlikte fazla kullanılmaz olmuş ve gerek topçuluk gerekse tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda yivli namlular tercih edilmiştir. merminin kendi ekseni etrafında dönmesini ve dolayısıyla daha uzağa gitmesini sağlayan yivler bir namluda genellikle altı adet olup spiral şeklinde namlu içini dolanırlar. altı adet yiv demek, namlunun da altı bölüme (şeş-hâne = altı dilim) ayrılması demektir ki halk dilinde şeşâne şeklinde kullanılır.

bir zamanlar bir avcının, yivlerin icadından sonra çifte (çift namlulu) tüfeğinin kaval tipi namlularının üst kısımlarını teknolojiye uydurmak için şeşhâne yivli namlu ile takviye ettiğine dair bir hikâye anlatılır. hatta bu uydurma tüfek öyle acayip ve gülünç bir görünüm almış ki diğer avcılar uzunca müddet kendisiyle alay etmişler ve “altı kaval üstü şeşhâne. bu ne biçim tüfek böyle” diyerek kafiyelendirmişler. o günden sonra halk arasında bu hadiseye telmihen birbirine zıt durumlar için altı kaval üstü şeşhâne demek yaygınlaşmış ve giderek deyimleşerek dilimize yerleşmiştir. kaynak
devamını gör...

derhal müdahale edilmesi gereken insan tipidir.

bazıları da uyaranlara karşı ''ya iki dakika nefes de mi almayalım?'' diye cevap veriyorlar.

alma kardeşim, eğer senin aldığın nefesin bir başkasını veya başkalarını nefessiz bırakma ihtimali varsa nefes alma.

tak maskeni, koru mesafeni.

kendi hayatını da, başkasının hayatını da tehlikeye atma.
devamını gör...

üniversiteden sonraki ilk işimi bulduğum sitedir. ben de çok fazla yere başvurmuştum bir umut, cv'mi görüntüleyenler olmuştu hatta başka bir yerle mülakat aşamasına bile gelmiştim ama bir türlü bir yere girememiştim. sonra gerçekçi davranıp benim istediğime en yakın olana değil de alınma ihtimalim en yüksek olan işe başvurdum ve 1-2 saat sonra arandım, 1 hafta sonra da işe başladım.

orada çalışırken de ben hiçbir başvuru yapmadığım halde 4-5 yerden arandım, firmalar özgeçmiş havuzundan sizin özgeçmişinize ulaşabiliyor çünkü. hatta oradan bulduğum ilk işte çalışırken şu anki iş yerimden aranmıştım ve o şekilde yine kariyer.net sayesinde yeni işime başladım.

eğer siz de birçok yere başvurup hiçbir dönüş alamıyorsanız muhtemelen cv'niz çok etkileyici değildir. ne yazık ki gerçekleri göz önünde bulundurup standartlarınızı düşürmeniz ve bir yerden başlamanız gerekiyor. bu konuda sinirlenmek, inat yapmak hiçbir işe yaramıyor. ben buradaki ilk işime başvururken 1 yıl civarı iş tecrübem vardı üniversitede çalıştığım için. onun dışında kendi meslektaşlarımdan ayıracak özelliklerim vardı.

bir de özgeçmişinizi güncellemeniz de önemli bir faktör. orayı her gün güncelledikçe bakılma şansı artıyor. ben bir süre önce yeni almış olduğum bir sertifikayı girmiştim, o yüzden özgeçmişim otomatik olarak güncellenmişti ve aynı gün bir yerden aradılar. teşekkür edip şu an iş tekliflerine açık olmadığımı söyleyince, "bugün özgeçmişinizi güncellediğiniz için aradım," tarzında bir açıklama yapmışlardı. ben o zamana kadar bunun önemini bilmiyordum açıkçası, muhtemelen birçok kişi de bilmiyordur. o yüzden her gün özgeçmişinizi güncellemeyi unutmayın derim.
devamını gör...

çok kötüsünüz. yaptığınız mizah! batsın.
devamını gör...

1638 senesinde gregorio allegri tarafından yazılmış harika parçadır.

bu parça, o dönem o kadar özel görülmüştür ki papanın emriyle sadece 3 kopyası yapılmıştır. yapılan kopyalardan biri vatikanda saklanmış, ikincisi portekiz kralına gönderilmiş, ve üçüncüsü roma imparatoruna hediye edilmiştir. başka bir şekilde kopyalanması kesinlikle yasaklanmıştır ve şarkının gizliliği neredeyse 150 sene boyunca devam etmiştir.

o dönem 14 yaşında bir genç olan mozart italya gezisinde parçayı bir kez duymasının ardından bu 15 dakikalık 9 parçadan oluşan koral sanat eserini eve gittikten sonra hafızasından kağıda geçirmiştir. sonraki bir iki günde de tekrar şapele gidip son rötüşlarını yapmıştır. şarkının kopyalanması yasak olmasına rağmen o dönem kilise tarafından cezalandırılmamış, aksine papanın takdirini almasına sebep olmuştur. mozart hayatının ilerleyen zamanlarında parçayı müzik tarihçisi dr charles burney ile paylaşıp londra'da parçayı dünyaya kavuşturma imkanına kavuşturmuştur.

mozart'ın paylaştığı versiyonu için bkz:



hikaye burada bitmemektedir. alman müzisyen felix mendelssohn bartholdy 1831 senesinde kendi transkripsiyonunu yapmaya karar vermiş ve şarkının normalinden 4 oktav daha tiz olduğunu farketmiştir. grove’s dictionary of music and musicians kitabının ilk baskısı yapılırken planda olmamasına rağmen bartholdy'nin transkripsiyonu da buraya eklenmiş ve parça zaman içinde kabul gören haline gelmiştir.

bu versiyon için bkz:



şarkının sözleri:


miserere mei, deus
secundum magnam misericordiam tuam
et secundum multitudinem miserationum tuarum
dele iniquitatem meam
amplius lava me ab iniquitate mea
et a peccato meo munda me
quoniam iniquitatem meam ego cognosco
et peccatum meum contra me est semper
tibi soli peccavi
et malum coram te feci
ut iustificeris in sermonibus tuis
et vincas cum iudicaris
ecce enim in iniquitatibus conceptus sum
et in peccatis concepit me mater mea
ecce enim veritatem dilexisti incerta
et occulta sapientiae tuae manifestasti mihi
asparges me hysopo et mundabor
lavabis me et super nivem dealbabor
auditui meo dabis gaudium
et laetitiam exultabunt ossa humiliata
averte faciem tuam a peccatis meis
et omnes iniquitates meas dele
cor mundum crea in me deus
et spiritum rectum innova in visceribus meis
ne proicias me a facie tua
et spiritum sanctum tuum ne auferas a me
redde mihi laetitiam salutaris tui
et spiritu principali confirma me
docebo iniquos vias tuas
et impii ad te convertentur
libera me de sanguinibus
deus, deus salutis meae
exultabit lingua mea iustitiam tuam
domine labia mea aperies
et os meum adnuntiabit laudem tuam
quoniam si voluisses sacrificium dedissem utique
holocaustis non delectaberis
sacrificium deo spiritus contribulatus
cor contritum et humiliatum
deus non spernet
benigne fac domine in bona voluntate tua sion
et aedificentur muri hierusalem
tunc acceptabis sacrificium iustitiae
oblationes et holocausta
tunc inponent super altare tuum vitulos


(bkz: gregorio allegri)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: wolfgang amadeus mozart)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: felix mendelssohn bartholdy)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herkes emre aydın'ın en bilindik şarkılarını yazmış bu başlıkta.
aşağıda linkini bıraktığım şarkısını bilen çok azdır.
gecenin şarkısı bu olsun.

bin bıçak var sırtımda
biniyle de adaşsın
her biri hayran sana...

emre aydın - belki bir gün özlersin
devamını gör...

sağlam mideye sahiptir zannımca. abi açsın yani o kadar glikozu yağı hamuru gömmeye ne gerek var ben tok karına 1 taneden fazla yiyince şak diye çıkarıyorum...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim