ağzını burnunu kırardım. pis herif...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...

iktidara yakın iş adamı necmetin kesgin, yani mansur yavaş aleyhinde sahte sent suçlaması yapan iktidar yalayıcısı sahte senetten ötürü tutuklanmış. haber içeriğinde çocuk pornografisi falan da var. cidden mide bulandırıcı. hala bu aymazlara oy verenler var bu ülkede. tiksiniyorum gerçekten.


sözcü gazetesinden ismail saymaz'ın haberine göre, 31 mart yerel seçimleri dönemi boyunca ankara büyükşehir belediye başkanı mansur yavaş'a karalama kampanyasının baş aktörü olan, iktidara yakın medya tarafından “saygın iş adamı” olarak nitelendirilen necmettin kesgin hakkında ankara cumhuriyet başsavcılığı tarafından geçtiğimiz yıl yakalama kararı çıkarılmıştı. edinilen bilgiye göre, kesinleşmiş hapis cezaları bulunan necmettin kesgin kısa bir süre önce ankara'da yakalanarak cezaevine konuldu.
kaynak haber
devamını gör...

normal bir insandır. insanları tanımadan onları başka hangi özellikleriyle çekici bulabiliriz ki? alınlarında karakter özellikleri yazmıyor. ayrıca biri tarafından çekici bulunmak güzel bir şey değil mi yahu?
devamını gör...

1993 yılında yayıma giren savaş / drama konulu bir filmdir. konusu gerçek bir hayat hikayesine dayanmaktadır. filmin ambiyansı, oyunculukları ve en önemlisi duygusal müziği filmi adeta üst noktalara taşıyan unsurlardır. yönetmenliğini steve stelberg'in üstlendiği 2. dünya savaşı ve sonrasında geçen olayların anlatıldığı bir filmdir. filmde dikkat çeken bir diğer unsur ise, geneli siyah - beyazın hakim olduğu ama sadece bir yerde kırmızı paltolu küçük bir kızın geçtiği yerdir. bu film, umutların ve acıların birbiriyle beraber olduğunu gösteriyor. ilk izlediğim zaman gerçekten belki saatlerce ağlamışımdır. ilk başta bu filmi bilmiyordum ve müziğini dinliyordum. müziği o kadar güzel ve hüzünlüydü ki bunun bir film müziği olduğunu öğrendim. öğrenir öğrenmez de direk schindler's list yazarak filmi açıp izledim. biraz uzun olsa da o kadar akıcı ve güzeldi ki bir çırpıda izleyip bitirdim. hala etkisinde kaldığımı söylemeliyim. izlemeyenler varsa mutlaka izlesin derim.

filmin ayrıntılı konusuna gelecek olursak; 2. dünya savaşı yıllarının nazi almanyasında bir girişimci olan oscar shindler, askeri alanda malzemeler üreten ve geliştiren bir fabrika kurar ve burada yahudileri çalıştırarak sermayesine sermaye katar. ilk başlarda her ne kadar bu insanlara karşı çok ılımlı olmasa da, gün geçtikçe ve savaşta ölen insanları gördükçe vicdanı sızlamaya başlar. bunları çok görmezden gelmeye çalışsa da vicdanı rahat etmez ve yahudileri bu savaştan kurtarabilmek ve onları yaşatmak amacıyla, ne kadar kişi varsa hepsinin bir listesini çıkarttırır. bununla görevli kişi ise yine bir yahudi olan, aynı zamanda oscar schindler'in arkadaşı itzhak stern'dir. birlikte ne kadar yahudi varsa isimlerini alırlar ve ellerinden geldikçe onları fabrikaya alarak canlarını kurtarırlar. ama bu fabrikada çalışmayan insanların çoğu öldürülmüştür ve sadece oscar schindler'in fabrikasında çalışan 1100 polonyalı yahudi kurtulabilmiştir. en sonunda oscar'ın konuşması ve insanların ona bu yaptıklarından dolayı minnettar olduklarını göstermesiyle duygusallaşır ve pişman olur. ama iş işten geçmiştir. sadece 1100 polonyalı yahudi kurtulmuştur ve onun sayesinde soyları tükenmemiştir. ve oscar öldüğünde soyları tekrar artan polonyalı yahudiler, her yıl onu anmak amacıyla mezarına gelerek bir taş koyarlar ve onun için dualar okurlar.


son olarak oscar'ın son sahnede konuştuğu anlam ve hüzün dolu cümleleri sizler için buraya yazacağım.


daha fazla insanı kurtarabilirdim. bu araba. satsam, goeth bu arabayı alırdı. arabayı neden satmadım ki? on kişi ederdi. on kişi. on kişi daha. bu iğne, iki kişi. bu altın. iki kişi. buna karşılık bana iki kişi verirdi. en azından bir. bana bir kişi verirdi, bir kişi daha. bir insan daha. bir insan, stern. bunun için… daha fazlasını kurtarabilirdim. kurtarmadım! kurtarmadım!

her kim bir hayat kurtarırsa, bütün dünyayı kurtarmış sayılır.

schinder: kuvvetli bir iraden var. irade güç demektir. evet, işte buna güç denir, bu yüzden de bizden korkuyorlar. onları istediğimiz gibi gebertebildiğimiz için korkuyorlar. onları öldürme hakkına sahip olduğumuz için bizden korkuyorlar. suç işleyen birini cezalandırabiliyoruz, adamı öldürüp kendimizi iyi hissedebiliyoruz. aslında buna güç denmez adalet denir, güç farklı bir şeydir. öldürme yetkisine sahip olup da öldürmüyorsan güçlüsündür.
goeth: demek sence güç bu?
schindler: evet güç bu amon, güç buna denir.


bir de filmin müziğinin bir başka versiyonu olanı dinlemeniz için aşağıya bırakıyorum. dinleyin, pişman olmazsınız.

https://youtu.be/nwsfa0ixnu8
devamını gör...

olur biter,
geçer gider.
ama canımı yaka yaka yutkunduğum şeyler var.
olup bitmeyen,
geçip gitmeyen.
zaman zaman yine uykusuzluk çekiyorum ama...
çok da takılmıyorum artık bu uyku konusuna,
uyuyunca geçmeyen şeylerin olduğunu anladığımdan bu yana.

cahit sıtkı tarancı
devamını gör...

y: aparatif
d: (bkz: aperitif)

y: orjinal
d: (bkz: orijinal)

y: harfiyat
d: (bkz: hafriyat)

y: insiyatif
d: (bkz: inisiyatif)

y: rütüş
d: (bkz: rötuş)

y: acıtasyon
d: (bkz: ajitasyon)

y: dinazor
d: (bkz: dinozor)

y: iddaa
d: (bkz: iddia)
devamını gör...

hah bi de kaftan giydim mi tamamdır.
devamını gör...

(bkz: obezite)
(bkz: cilt rahatsızlığı)
(bkz: ağız kokusu)
(bkz: ayak kokusu)
devamını gör...

bazı rivayetlere göre gordion'da yaşamını sürdüren bir çiftçi, halatları öküz arabasına bağlayarak uçları görünmeyen bir düğün yapmış ve bu düğümü çözenin asya kıtasına egemen olacağını söylemiştir.


bu efsaneyi bilen iskender, halatı kılıcı ile keser ve düğümü yok eder. böylelikle asya'ya egemen olabileceği inancının halk arasında yayılmasını sağlamıştır.


edit: umut_yazar isimli yazar arkadaşımın verdiği bilgiyi de buraya eklemek istiyorum. ''kördüğüm'' kelimesi de ''gordion'' kelimesinden türemiştir.

kaynak: tarih notlarım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

müsait misin. sadece müsait misn diyorlar. ne için müsait miyim iş için mi yemek için mi konuşmak için mi ne için arkadaş ne için.
devamını gör...

benim sevmediğim insan olmak çok kolaydır. aynı evde yasayalım mesela, sevmediğim insanla bir kelime konuşmadan 6 yıl yaşayabilirim. o kadar umursamaz davranırım. benim için koltuktan farkı kalmaz. kavga çıkarsın, bağırsın, hakaret etsin, sırf huzurum bozulmasın diye duymazlıktan gelirim. beni kıramaz, gönül koymam, sinirlendirmek için yoğun çaba vermesi gerekir.

sevdiğim insan olmak zor. valla üzülüyorum ben sevdiğim insanlara. en ufak şey olsun, kırılırım. bir ters bakışından kaçarım, sakin bir tipse ve en sonunda sesini yükselttiyse ciddi ciddi birkaç gün boyunca yataktan kalkmadan ağlayabilirim. bi de huysuzlanma dönemim vardır, kaçmak yerine savaşmaya başladığım. inadımın tuttuğu. yani ya böyle kırılgan tarafımla ya da edepsiz tarafımla uğraşıyor sevdiğim insanlar. ortasını bulacak kadar büyüyemedim. büyür müyüm yoksa hep böyle siyah ve beyaz olarak mı kalırım, bilmiyorum. bildiğim şey çoğu şeyin farkında olduğum ama onları henüz düzeltecek kadar olgunlaşmayı başaramadığım.

durum buyken kırılmayı bıraktığım zaman anlıyorum sevmeyi bıraktım. ya da sevmeyi bıraktım diye kırılmayı bırakıyorum. bir ihtimal kırıla kırıla sevgiden uzaklaşıyorum. henüz bilmiyorum.
devamını gör...

fiziksel olarak uygulanmasindan ziyade, kilmanin getirdigi ahlaki degisimi uygulamasi zor olan bir ibadettir. hayatina gercek manada adapte edebilmek icin maksimum iki hafta duzenli kilinmasi yeterli. ama! ahlaki degisim kismi insani ciddi manada zorlar.

ankebut suresi'n de bir ayette soyle gecer ; suphesiz namaz insani hayasizliktan ve kotuluklerden alikoyar... iste kilinan namazdaki tek amac bu, kotuluklerden uzaklasmak. yapabilen var midir, gercek namazi kimler kiliyordur bilemem ama insanin namaz kilmasindan ote,namazin insani insan kildigini soyleyebiliriz, tabii hakkiyla kilabilene...
devamını gör...

hanneh arendt'e göre kitlelerin maddi açıdan refahını sağlama amacını güttüğü için başarısız olan devrimdir. arendt bunun karşısında mesela amerikan devrimi'ni örnek gösterir; orada ülkenini büyük olması, devasa toprakları ve doğal kaynakları ile zaten belirli bir maddi zenginlik seviyesi tutturulmuştur, bu sebeple amerikan devrimi kitlelerin maddi sıkıntılarına odaklanmamıştır ve yalnızca iyi işleyecek bir politik düzen kurma işine soyunmuştur. bana kalırsa arendt burada ağzındaki baklayı çıkarmamaktadır. söylediklerinin şöyle bir alt metnine inince, fransız devriminin, ayak takımının hınç (nietzcshe ressentiment derdi) duyguları ile gerçekleştirdiği bir devrim olduğunu düşündüğü anlaşılıyor. dolayısı ile bu çok büyük ve rasyonel olmayan kitle devrimin ana motorunu oluşturmuştur ve bu gücü kontrol etmek imkansız olduğu için zamanın şartlarına göre oraya buraya savrularak bir zincirleme reaksiyon yaratmıştır. bastil'in basılması, versailles'ın basılıp kral ve ailesinin zorla tuileries'e götürülmesi, sonra tuileries'nin de basılıp kralın öldürülmesi, grondin'lerin meclisten toplanıp idam edilmeleri, aristokratlara karış gerçekleştirilen cadı avı, hapishanelerde bulunan monarşistlerin katledilmesi, meşhur jakobin terörü, fransız devriminin savaş yolu ile tüm dünyaya yaygınlaştırılmaya çalışılması, termidor reaksiyonu ve bu sefer jakobenlerin katledilmeye başlanması vb. vs. bir zincirleme reaksiyon gibi birbirini takip eden bu olaylar, hep bu hınç, kıskançlık ve nefret duyguları (bu duyguların tümünü en iyi karışlayan kelime ressentiment) ile hareket eden irrasyonel kalabalıkların zamanın şartlarına göre bir o bir bu cenah tarafından harekete geçirilmesi ile gerçekleştirilmiştir.
devamını gör...

kisiden kisiye degisecek en'dir... en'lisi en'sizi fark etmeksizin "hayat amaci" cok spesifik bir konudur. degiskendir, ozneldir bazen vardir bazen yoktur... kisinin hayallerine, ideallerine, dusunce yapisina, icinde bulundugu imkanlarina gore sekil alandir. az once belirttigim gibi bazen hic olmayabilir de. kisi gecmis gelecek durumlarina bakmaksizin anina odaklanip yasayip gitmek isteyebilir. amacsizlik amacidir belki olabilir. ya da "en kutsal amacini bulmak" amacidir kim bilir?*
devamını gör...

yıllarca çaylak olmayı denemeyip sadece okuyan bünyemde oluşan alerji. giremiyorum bile her yer bembeyaz. yeşili çok seviyorum ve bana iyi geliyordu oradaki insanların yaşadıklarını okumak. şimdi sadece gözüme batıyor. onca yılın hatrına eskaza düştüğüm bomboş bir anımda belki yeniden sar… sarmaz artık ya. aaaah o eski yazarlar şimdi nerede demeyeceğim zira onlar kemale erdi.

vakit bizimdir.
devamını gör...

makyajı kendin dışında herkes için yaptığının kanıtı.
devamını gör...

haydi gelin, çayı demledim. *
devamını gör...

ismi ile kafalarımızı hayli karıştıran, göz alıcı renkleri ve ışığıyla çocukluk hayali olan lunapark oyuncağı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

isminin kökeni napoliten olan oyuncak “carosello” kilden yapılmış topları ve onlarla oynanan eski bir oyundan gelmekte. şövalyelerin bindikleri atlar üzerinde çember oluşturarak, birbirlerini kil toplarla vurmaya çalıştıkları oyun, atlıkarınca'nın atası sayılıyor. oynun ilham kaynağı türk ve arap atlıları. *
•••

atlıkarınca'nın icadı konusunda bildiğim pek bir şey yok, hatta neredeyse kimsenin bir bilgisi yok. tarık tufan'ın deyimiyle o mistik bir oyuncak -ki kullanılmaya ilk başlandığında kimse oyuncak demiyordu.

rivayetlerden birine göre; insanlar bir gün uyandılar, boş arazilerden birinde bu mistik şeye rastladılar. kimse nereden geldiğini, kime ait olduğunu bilmiyordu. herkes ondan korktu. korkmayan tek kişi çocuklar oldu. onlar bu oyuncağa binip doyasıya eğlendiler. böylece dünya dışından gelen oyuncak, çocuklara ait kaldı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim