apex legends
bir battleroyale oyunu. eskiden sadece origin üzerinden oynanabilirken yakın zamanda steam üzerinden de çıkışını yaptı. 2 veya 3 kişilik takımlarla haritaya bırakıldığınız, karakterlerin değişik özelliklerinin olduğu bir oyundur. örnek olarak pathfinder karakteri duvarlara ip atarak kendini çekebilir ve uzaklara zipline ipi atarak uzun mesafeleri hızlıca almanızı sağlayabilir. bu oyunu yapan firma (bkz: titanfall)'un da yapımcısıdır ve bu oyunda titanfall serisinden etkilenmişlerdir.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
devamını gör...
biyolojik kontrol
zararlı olaran organizmalar bitkilere de, etkileşime girdikleri diğer canlılara da oldukça ciddi hasar verebilir.
biyolojik kontrolun amacı; bu istenmeyen ve zarara yol açabilecek organizmaların, kendilerine düşman olarak gördükleri farklı bir organizma yoluyla azaltmaktır.
sonucu başarılı olan bir biyolojik kontrol diğer seçeneklere olan ihtiyacı da ortadan kaldırır. bir nevi daha az masraflıdır. kontrolün başarılı olması için zararlı organizmanın popülasyon seviyesini bilmek ve etki alanının koşullarını bilmek önemlidir. bu işlemler için pestisitler, zehirli kimyasallar ve dahi doğal faydalı organizmalar kullanılır ancak ilk ikisi çevreye de hasar verir. uzmanlar biyolojik kontrol sırasında doğal organizmaların kullanılması taraftarıdır.
biyolojik kontrolun amacı; bu istenmeyen ve zarara yol açabilecek organizmaların, kendilerine düşman olarak gördükleri farklı bir organizma yoluyla azaltmaktır.
sonucu başarılı olan bir biyolojik kontrol diğer seçeneklere olan ihtiyacı da ortadan kaldırır. bir nevi daha az masraflıdır. kontrolün başarılı olması için zararlı organizmanın popülasyon seviyesini bilmek ve etki alanının koşullarını bilmek önemlidir. bu işlemler için pestisitler, zehirli kimyasallar ve dahi doğal faydalı organizmalar kullanılır ancak ilk ikisi çevreye de hasar verir. uzmanlar biyolojik kontrol sırasında doğal organizmaların kullanılması taraftarıdır.
devamını gör...
kitap alıntıları
cicekleri sevdigini soyleyen bir kadinin cicekleri sulamayi unuttugunu gorursek, onun cicek sevgisine inanmayiz. sevgi, sevdigimiz seyin buyumesi ve yasamasi icin gosterdiginiz etkin (aktif) ilgidir. bu etken ilginin bulunmadigi yerde sevgi de yoktur. . .
erich fromm/ sevme sanati
devamını gör...
alımlı sekreter kuşu
ismini ilk olarak kimin koyduğunu merak ettiğim kuştur. insanlık olarak güzel varlıklara garip isim koymak gibi huylarımız var. bu güzelim kuşa neden böyle bir isim konmuş anlamıyorum. hadi türkçesi farklı çevrilmiş olur, bizim çok severek yaptığımız şey derdim de, birebir çevirdiğimizde bildiğimiz sekreter kuşu.
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
lensle uyurum. takarken dikkat etmem. çıkardıktan sonra üşenir damlamı damlatmam. sonra alerjik reaksiyon hoşgeldin bebeğim.
antibiyotik tedavisi de geçirsem, gözlerim şiş de gezsem bir şey değişmiyor.
ben akıllanmam.
canımın hiç kıymeti yok.
antibiyotik tedavisi de geçirsem, gözlerim şiş de gezsem bir şey değişmiyor.
ben akıllanmam.
canımın hiç kıymeti yok.
devamını gör...
mahlassızım
yaklaşık 1 ay önce kendisi için bir nickaltı girmişim, o zamanlar sözlüğe yeni yeni gelmiştim ve beni buraya bağlayan yazarlardan olmuştu. o zaman da tanımadan sevmiştim kendisini. kendisi var yaaaa, aşşşırı mükemmel ötesi bir insandır bence. benim arkadaşım olmuştur.* bir de o kadar nahif ki, profiline girdiğimde bile üstüme bir iyilik hali çöküyor.* eğer bu yazıyı okuyup hala kendisini bilmeyen varsa bilsin, takip etmeyen varsa etsin efeeem. kendisine papatyalaaar, fişneli kalpleeer ve portakallı kalpleeer yolluyorum. iyi ki varsın.*
ekleme: simay benim karım lan adlı yazar arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. yanlış yazdığım naif kelimesini nahif olarak düzeltmemi sağlamıştır.*
ekleme: simay benim karım lan adlı yazar arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. yanlış yazdığım naif kelimesini nahif olarak düzeltmemi sağlamıştır.*
devamını gör...
ateşten kalbe akıldan dumana
1998 yapımı film olup , yönetmen guy ritchie'nin ilk uzun metraj filmidir.
film, hileli bir kart oyunu sonrası bir arkadaş grubunun güçlü bir mafya babasına yüklü miktarda para borçlanmasını ve o parayı bulma çabalarını anlatıyor.
guy ritchie'nin hollywood'a girmeden önceki bütün filmleri güzeldir, kendisi ne zaman hollywooda gitti o ilk anlarındaki büyüsünü kaybetmeye başladı. diğer filmlerinde olduğu gibi filmin mizahi ve rahat bir havası var. özellikle ingilizlerin kendilerine has olan mizah anlayışından hoşlananıyorsanız bu filmi beğenirsiniz. zaten film british crime moviedenen türün en başarılı örneklerinden birisi.
diğer ritchie filmlerindeki gibi karakterler ön planda. yönetmen zaten karakterlerini yazarken hepsini birbirinden farklı ancak bir o kadar tamamlayıcı olarak yazmaya dikkat ediyor.
film, aynı zamanda jason statham'ın ilk filmi olup kendisinin kariyerinin nereden nereye geldiğini göstermesi açısından da bayağı ilginç, abuk sabuk filmlerde oynamak yerine bu tarz filmlerde devam etseymiş keşke, gayet iyi bir performans sergilemiş. iyi bir yönetmen ile çalıştığında fazlasıyla potansiyeli olabilen bir oyuncu aslında.
filmde ayrıca vinnie jones da rolünün hakkını çok iyi vermiş, bu da onun ilk filmi, kendisi eski bir fubolcu, premier league de oynamışlığıda var. futbolcuyken "kemik kıran" çok sert bir oyuncuydu, filmdeki rolü bu yüzden ona cuk oturmuş, nereden hatırlıyorum onu derseniz maç sırasında paul gascoigne' ni şeyini sıkarken ki şu pozu ile olabilir .
vinnie jones o kadar garip bir adam ki filmin çekimlerinin ilk gününde, nezarethaneden çıkıp film setine gelmiş, komşusunu dövdüğü için nezarete düşmüş.
film gayet akıcı bir şekilde ilerliyor. hiç sıkılmadan, her sahnesinden zevk alarak izlemek gayet mümkün. özellikle karakterlerin birbirleriyle olan diyalogları müthiş yazılmış. oldukça doğal ve "sokak dili" bolca kullanılan , özellikle final sahnesi de çok güzel olan bir film ortaya çıkmış.
filmin adı türkçeye "ateşten kalbe, akıldan dumana" gibi süper yaratıcı (!) bir şekilde çevrilmiş ve bu isim ile oynatılmıştı. filmin orjinal adındaki lock, stock and two smoking barrels kelimelerinin hepsi tüfeğin bir parçasının ingilizce adıdır aslında, adamlar şiir gibi isim koymuşlar, bizimkiler abuk subuk bir çeviri yapmışlar..
film, hileli bir kart oyunu sonrası bir arkadaş grubunun güçlü bir mafya babasına yüklü miktarda para borçlanmasını ve o parayı bulma çabalarını anlatıyor.
guy ritchie'nin hollywood'a girmeden önceki bütün filmleri güzeldir, kendisi ne zaman hollywooda gitti o ilk anlarındaki büyüsünü kaybetmeye başladı. diğer filmlerinde olduğu gibi filmin mizahi ve rahat bir havası var. özellikle ingilizlerin kendilerine has olan mizah anlayışından hoşlananıyorsanız bu filmi beğenirsiniz. zaten film british crime moviedenen türün en başarılı örneklerinden birisi.
diğer ritchie filmlerindeki gibi karakterler ön planda. yönetmen zaten karakterlerini yazarken hepsini birbirinden farklı ancak bir o kadar tamamlayıcı olarak yazmaya dikkat ediyor.
film, aynı zamanda jason statham'ın ilk filmi olup kendisinin kariyerinin nereden nereye geldiğini göstermesi açısından da bayağı ilginç, abuk sabuk filmlerde oynamak yerine bu tarz filmlerde devam etseymiş keşke, gayet iyi bir performans sergilemiş. iyi bir yönetmen ile çalıştığında fazlasıyla potansiyeli olabilen bir oyuncu aslında.
filmde ayrıca vinnie jones da rolünün hakkını çok iyi vermiş, bu da onun ilk filmi, kendisi eski bir fubolcu, premier league de oynamışlığıda var. futbolcuyken "kemik kıran" çok sert bir oyuncuydu, filmdeki rolü bu yüzden ona cuk oturmuş, nereden hatırlıyorum onu derseniz maç sırasında paul gascoigne' ni şeyini sıkarken ki şu pozu ile olabilir .
vinnie jones o kadar garip bir adam ki filmin çekimlerinin ilk gününde, nezarethaneden çıkıp film setine gelmiş, komşusunu dövdüğü için nezarete düşmüş.
film gayet akıcı bir şekilde ilerliyor. hiç sıkılmadan, her sahnesinden zevk alarak izlemek gayet mümkün. özellikle karakterlerin birbirleriyle olan diyalogları müthiş yazılmış. oldukça doğal ve "sokak dili" bolca kullanılan , özellikle final sahnesi de çok güzel olan bir film ortaya çıkmış.
filmin adı türkçeye "ateşten kalbe, akıldan dumana" gibi süper yaratıcı (!) bir şekilde çevrilmiş ve bu isim ile oynatılmıştı. filmin orjinal adındaki lock, stock and two smoking barrels kelimelerinin hepsi tüfeğin bir parçasının ingilizce adıdır aslında, adamlar şiir gibi isim koymuşlar, bizimkiler abuk subuk bir çeviri yapmışlar..
devamını gör...
son singapur vapuru (yazar)
az önce paylaşım yapan kişi geri dönüş yaptı sağ olsun. yardım ulaşmış oraya ama oradakilerin durumu hakkında onun da bilgisi yokmuş. ulaşmaya, bilgi edinmeye çalışacak. ulaşırsa ve bilgi alabilirse tekrar haber vermesini rica ettim.
biraz daha bekleyelim ve dua edelim de iyi olsunlar.
biraz daha bekleyelim ve dua edelim de iyi olsunlar.
devamını gör...
isimlerin kişiliğe etkisi
isimlerin kişinin karakteristik özelliklerini belirlemesi durumudur.
bence alakası yok. adımı istesem değiştirmem mümkün adım değişince kişiliğimde değişecek mi?.
bence alakası yok. adımı istesem değiştirmem mümkün adım değişince kişiliğimde değişecek mi?.
devamını gör...
eyluling
#1686620
hayır neden salayım ki? aç kulağını bak bir şey söylüyorum diyorum gülüyor. o meşhur kahkasını ve enerjisini de bulaştırıyor bir de *

ciddili bir şey söylüyorum yine ciddiye alınmıyorum, kulağını ısırdım en son *
hayır neden salayım ki? aç kulağını bak bir şey söylüyorum diyorum gülüyor. o meşhur kahkasını ve enerjisini de bulaştırıyor bir de *

ciddili bir şey söylüyorum yine ciddiye alınmıyorum, kulağını ısırdım en son *
devamını gör...
eflatun
üniversite düzeyindeki ilk kurumlardan biri olan akademi'nin kurucusu olan platon'un diğer adıdır.
siyaset felsefesi üzerine yazdığı "devlet" okunmaya şayandır.
siyaset felsefesi üzerine yazdığı "devlet" okunmaya şayandır.
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
kore'de yaşlılara bir şey ikram edilirken iki elle verilmesi gerekirmiş.
devamını gör...
yazarların yazmayı tercih ettiği başlıklar
bazı yazarlarda bir serzeniş oluyor zaman zaman ,
sözlük sıkıcı, konular basit, aşk yok, siyaset çok, gençlere hitap ediyor, ilim bilim yok, goy goy çok, yaşlıların egemenliği vs.vs. türden başlıklar açılmakta.
ben de burada belki biraz formatın da dışına çıkarak, ilgi alanlarımızı yazabileceğimizi düşündüğüm bu başlığı açtım .
bundaki amacım, kimsenin ilgisini tercihini sorgulamak değil, tam tersine, bazen hepimizin içine düştüğü egoistçe yaklaşımdan bir nebze de olsa kurtulup, başka düşüncelere, başka fikirlere, başka tercihlere de zaman ayırıp, onlara da az da olda eğilim gösterip, ortada bir yerde buluşulabilir mi sorusuna cevap aramak.
mesela ben, gündemi takip etmeyi severim, gerçek gündemi, siyaseti, ekonomiyi, ülke ve dünya halklarının sorunlarını irdelemeyi daha çok tercih ediyorum.
bunu sürekli yaparak, acaba diğer yazarların zevk renk ve tercihlerini dikkate almıyor ve sözlükte tek düze bir gidişatı bencilce bir yaklaşımla körüklüyor olabilir miyim acaba diye düşünüyorum.
büyük katılımcı bir fikir beyanının da, ben gibi diğer yazarların da ufkunu açacağını, bunun da hem bireysel, hemde sözlük varlığına olumlu katkı sağlayacağını düşünüyorum...
edit; bir çok konuda olduğu gibi, onu da severim bunu da şeklindeki yuvarlak tanımlardan ziyade, gerçekten samimî ve açık tanımların yapılmasının daha olumlu bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.
edit 2; görüldüğü üzere başlıklarla ilgili memnuniyetsizlik belirten yazarların, samimiyetsizliğini ortaya koyan başlık oldu bu. 'biz şikayet etmeye devam eder, çözüm için de herhangi bir katkıda bulunmayız ' deme gibi bir durum.
edit 3; bu #386205 tanıma ve sayın yazara özel mesaj yoluyla düşüncemi aktarmak istedim, ancak mesaj alımı kapalı olduğundan bu yolu kullanmak zorunda kaldım, yönetimin anlayışına sığınıyorum.
ben yukarıda aynen şu ifadeyi kullandım;
" bundaki amacım, kimsenin ilgisini tercihini sorgulamak değil, tam tersine, bazen hepimizin içine düştüğü egoistçe yaklaşımdan bir nebze de olsa kurtulup, başka düşüncelere, başka fikirlere, başka tercihlere de zaman ayırıp, onlara da az da olda eğilim gösterip, ortada bir yerde buluşulabilir mi sorusuna cevap aramak "
yani salt kendi tercihlerimizin peşinden koşmak, sürekli bunları aramak ve karşı tarafa da dikte etmek yerine, zor da olsa farklı fikirkere de şans tanısak ne kaybederiz diyorum.
çok güzel bir konu yakalamışsınız
( gümüş konusu ) ,ama keşke eksik veya yanlış da olsa, bunu başlık halinde koysaydınız ortaya.
buna benzer bir çok konuda olduğu gibi büyük olasılıkla bu konuya da büyük bir ilgi gösterilmeyecekti.
ama bir kişi bile bunu görür okur ve az da olsa fikir sahibi olursa ben bunu fayda olarak görenlerdenim .
ve söylediğim de tam da bu zaten,
kişiler, başlıkları, konuları beğenmediklerini söylemenin yanında, kendi ilgi alanlarını da ortaya koymaktan çekinmesinler, herkes fikrini açıkça paylaşsın,
bu durum, zaman içinde kişilerin aradığını bulduğu bir yer olma yolunda, sözlüğe olumlu katkı sağlayacaktır.
"yazar arkadaşımızın, sadece kendi takip ettiği konulara başlık açması yeterli zaten,"
demiş sayın yazar, yani adeta benim düşündüğümü söylemiş.
meselenin özü de zaten burada yatıyor, insanlar bir çok şeyi beğenmiyor ama beğendiği konuyla ilgili de bir tek başlık açmıyor.
yani gündem belirlemeyip, gündemin esiri oluyor.
sözlük sıkıcı, konular basit, aşk yok, siyaset çok, gençlere hitap ediyor, ilim bilim yok, goy goy çok, yaşlıların egemenliği vs.vs. türden başlıklar açılmakta.
ben de burada belki biraz formatın da dışına çıkarak, ilgi alanlarımızı yazabileceğimizi düşündüğüm bu başlığı açtım .
bundaki amacım, kimsenin ilgisini tercihini sorgulamak değil, tam tersine, bazen hepimizin içine düştüğü egoistçe yaklaşımdan bir nebze de olsa kurtulup, başka düşüncelere, başka fikirlere, başka tercihlere de zaman ayırıp, onlara da az da olda eğilim gösterip, ortada bir yerde buluşulabilir mi sorusuna cevap aramak.
mesela ben, gündemi takip etmeyi severim, gerçek gündemi, siyaseti, ekonomiyi, ülke ve dünya halklarının sorunlarını irdelemeyi daha çok tercih ediyorum.
bunu sürekli yaparak, acaba diğer yazarların zevk renk ve tercihlerini dikkate almıyor ve sözlükte tek düze bir gidişatı bencilce bir yaklaşımla körüklüyor olabilir miyim acaba diye düşünüyorum.
büyük katılımcı bir fikir beyanının da, ben gibi diğer yazarların da ufkunu açacağını, bunun da hem bireysel, hemde sözlük varlığına olumlu katkı sağlayacağını düşünüyorum...
edit; bir çok konuda olduğu gibi, onu da severim bunu da şeklindeki yuvarlak tanımlardan ziyade, gerçekten samimî ve açık tanımların yapılmasının daha olumlu bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.
edit 2; görüldüğü üzere başlıklarla ilgili memnuniyetsizlik belirten yazarların, samimiyetsizliğini ortaya koyan başlık oldu bu. 'biz şikayet etmeye devam eder, çözüm için de herhangi bir katkıda bulunmayız ' deme gibi bir durum.
edit 3; bu #386205 tanıma ve sayın yazara özel mesaj yoluyla düşüncemi aktarmak istedim, ancak mesaj alımı kapalı olduğundan bu yolu kullanmak zorunda kaldım, yönetimin anlayışına sığınıyorum.
ben yukarıda aynen şu ifadeyi kullandım;
" bundaki amacım, kimsenin ilgisini tercihini sorgulamak değil, tam tersine, bazen hepimizin içine düştüğü egoistçe yaklaşımdan bir nebze de olsa kurtulup, başka düşüncelere, başka fikirlere, başka tercihlere de zaman ayırıp, onlara da az da olda eğilim gösterip, ortada bir yerde buluşulabilir mi sorusuna cevap aramak "
yani salt kendi tercihlerimizin peşinden koşmak, sürekli bunları aramak ve karşı tarafa da dikte etmek yerine, zor da olsa farklı fikirkere de şans tanısak ne kaybederiz diyorum.
çok güzel bir konu yakalamışsınız
( gümüş konusu ) ,ama keşke eksik veya yanlış da olsa, bunu başlık halinde koysaydınız ortaya.
buna benzer bir çok konuda olduğu gibi büyük olasılıkla bu konuya da büyük bir ilgi gösterilmeyecekti.
ama bir kişi bile bunu görür okur ve az da olsa fikir sahibi olursa ben bunu fayda olarak görenlerdenim .
ve söylediğim de tam da bu zaten,
kişiler, başlıkları, konuları beğenmediklerini söylemenin yanında, kendi ilgi alanlarını da ortaya koymaktan çekinmesinler, herkes fikrini açıkça paylaşsın,
bu durum, zaman içinde kişilerin aradığını bulduğu bir yer olma yolunda, sözlüğe olumlu katkı sağlayacaktır.
"yazar arkadaşımızın, sadece kendi takip ettiği konulara başlık açması yeterli zaten,"
demiş sayın yazar, yani adeta benim düşündüğümü söylemiş.
meselenin özü de zaten burada yatıyor, insanlar bir çok şeyi beğenmiyor ama beğendiği konuyla ilgili de bir tek başlık açmıyor.
yani gündem belirlemeyip, gündemin esiri oluyor.
devamını gör...
bolu dağı
900 rakıma sahip olan, keskin virajları kar ve kalkmayan sis tabakasıyla, sürücülerin kabusu olan dağdır. tüm bu olumsuzlukların yanı sıra enfes kuzu et mangalların üzerinde konuşlandığı, türkiye'nin, en işlek karayoluna sahiptir.
devamını gör...
alüminyum
alüminyum temel vücuda giriş yolu sindirim sistemidir. su ise alüminyumu en fazla taşıma potansiyeline sahip etkendir. sindirim sisteminden direk kana geçen alüminyum miktarı % 1’den azdır. alüminyumun bugüne kadar saptanan en önemli etkisi sinir sistemi üzerinedir. alüminyumun güçlü bir nörotoksik madde olduğunu gösteren ilk çalışmalar deneyseldir ve geçmişleri 100 yıla dayanmaktadır. 1965 yılında yapılan tavşan deneyleri, alüminyum ile alzheimer arasında ilişki olabileceğini düşündürmüştür. 1973 yılında ise ad hastalarının beyinlerinde alüminyum miktarının artmış olduğu gösterilmiştir. dünyanın farklı bölgelerinde yapılan epidemiyolojik çalışmalarda ise içme sularındaki alüminyum seviyesi ile alzheimer hastalığı, demans veya kognitif hasarlanma arasında ilişki saptanmıştır. post-mortem çalışmalarda alzheımer, amyotrofik lateral skleroz ve parkinson gibi hastalıklarda beyinde al miktarının artmış olduğu gözlenmiştir.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
"bir burhan altıntop kolay yetişmiyi..."
devamını gör...
elektromanyetik alan
elektrik alanı ile manyetik alanın birleşmesinden meydana gelen, elektrik yüklü parçacıkların hareketi sonucu ortaya çıkan etki alanı.
devamını gör...
anın fotoğrafı
gereksiz başlık.
devamını gör...
at bordagalları
''the lord of the portakals'' filminin alameti farikası olan replik.
o sahne yok mu o sahne. neyse filmi izleyin. ipucu vermeyeyim.
***yedinci dem uktesidir.
o sahne yok mu o sahne. neyse filmi izleyin. ipucu vermeyeyim.
***yedinci dem uktesidir.
devamını gör...

