artık güzel başlıkların açılmaması
açılsa da yüz verilmemesi.
ben "güzel başlık"tan ne anlaşıldığını gerçekten merak etmeye başladım. sadece benim bile atasözlerinden futbolculara kadar geniş bir yelpazede açılmış 1000'den fazla başlığım var. haydi diyelim bilim ilgilinizi çekmedi, futbol çeker. o da mı çekmedi, bir başkasının film başlığı ilgi çeker. o da mı değil, başka birinin sanat başlığı? e hiçbirinde yoksunuz ki?
sahi, nedir size göre güzel başlık?
ben "güzel başlık"tan ne anlaşıldığını gerçekten merak etmeye başladım. sadece benim bile atasözlerinden futbolculara kadar geniş bir yelpazede açılmış 1000'den fazla başlığım var. haydi diyelim bilim ilgilinizi çekmedi, futbol çeker. o da mı çekmedi, bir başkasının film başlığı ilgi çeker. o da mı değil, başka birinin sanat başlığı? e hiçbirinde yoksunuz ki?
sahi, nedir size göre güzel başlık?
devamını gör...
rurouni kenshin (yazar)
bu sabah karşılaştığım kötü bir haber profilinde gördüğüm 'kafa izninde' yazısı. o benim çok sevdiğim abimdi. her konuda bana destek oldu. her zaman yanımda oldu. yeri geldi yazılarımı eleştirdi, kendimi geliştirebilmeme yardımcı oldu. yeri geldi yazılarını eleştirmemi istedi. güldük eğlendik. şimdi kafa izninde her gün konuştuğum, muhabbetine doyamadığım abim. umarım en kısa zamanda geri gelir. bana takılmış en güzel lakabı* takan sevgili abicim seni ve o güzel yazılarını büyük bir umutla bekliyor olacağım*.
devamını gör...
sarkazm
en genel tanımıyla : "alaycılık, bir kişi ya da durumla alay etme" şeklinde özetleyebiliriz. genelde, kelimeleri olduğundan farklı anlamlarda kullanmak, ya da bir ifadeyi gerçek anlamından saptırmak vasıtası ile yapılır.
bizim literatürümüzde kinaye , mecaz gibi kavramlarla ifade edilir. sarkastik yaklaşımda dikkat edilmesi gereken en önemli husus, muhatabın yada muhatapların, yapılan sarkazmı anlayabilme kapasitesinin olup olmadığıdır. aksi halde eylem ciddiye alınıp tatsız durumlara yol açabilir.
pek severim. özellikle sözlüklerde.
bizim literatürümüzde kinaye , mecaz gibi kavramlarla ifade edilir. sarkastik yaklaşımda dikkat edilmesi gereken en önemli husus, muhatabın yada muhatapların, yapılan sarkazmı anlayabilme kapasitesinin olup olmadığıdır. aksi halde eylem ciddiye alınıp tatsız durumlara yol açabilir.
pek severim. özellikle sözlüklerde.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
aynı anda var olabilseydi birkaç boyut
birinde doğru, güzel olanı yaşamıyorsak
diğerinde mutlu olsaydık.
birinde olamadığımız için pişman olduklarımızı,
telafi edebilse idik bir diğerinde.
yaşayabilir miydik doğru olanı?
yoksa gereği gibi insan olmanın;
sahiplenip her şeyi,
bizim için var olduğu yanılgısı ile
ve birlikte diğer bütün yanılsamalarımızla
mahveder miydik yine her boyutunu hayatımızın.
birinde doğru, güzel olanı yaşamıyorsak
diğerinde mutlu olsaydık.
birinde olamadığımız için pişman olduklarımızı,
telafi edebilse idik bir diğerinde.
yaşayabilir miydik doğru olanı?
yoksa gereği gibi insan olmanın;
sahiplenip her şeyi,
bizim için var olduğu yanılgısı ile
ve birlikte diğer bütün yanılsamalarımızla
mahveder miydik yine her boyutunu hayatımızın.
devamını gör...
sigara içmeyip puro içen insan
nikotin = nikotindir. bağımlı olmayan insan bir kandırmacadır. bağımlı olmamak için hayatında hiç sigara içmemiş olmak gerekir , çünkü sigara içenler genelde “sigara içmiyorum arada puro içiyorum” diyerek kendini aldatır ama bir süre sonra tekrar sigaraya başlanır. kaliteli olduğu ve adam gibi içmesi bilindiği taktirde fena olmayan eylem.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük, günaydın diğerleri.
hava mülayim, çay güzel, can nedensiz hafif sıkkın, mekana yeni yavru kedi gelmiş, türkan fesat.
bakınız yeni gelen kediye "pistsene lan!" diyor habire..
hava mülayim, çay güzel, can nedensiz hafif sıkkın, mekana yeni yavru kedi gelmiş, türkan fesat.
bakınız yeni gelen kediye "pistsene lan!" diyor habire..
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
her dizesi birbirinden mükemmel olan şiirlerin hastasıyım. bunun gibi;
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa
yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutamadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutamadım
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa
yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutamadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutamadım
devamını gör...
yazarların en nefret ettiği batıl inançlar
'kara kedi görmek uğursuzluk getirir.'
bunu sadece kara kediyle sınırlandırmayalım, herhangi bir hayvanın uğursuzluk getirdiğine inanılması kadar nefret ettiğim başka bir batıl inanç yok sanırım. yaşanan aksiliklerin mesuliyetini tüy renginden ya da cinsinden dolayı bir hayvana yıkmak hangi beyinlerin ürünü gerçekten merak konusu.
bunu sadece kara kediyle sınırlandırmayalım, herhangi bir hayvanın uğursuzluk getirdiğine inanılması kadar nefret ettiğim başka bir batıl inanç yok sanırım. yaşanan aksiliklerin mesuliyetini tüy renginden ya da cinsinden dolayı bir hayvana yıkmak hangi beyinlerin ürünü gerçekten merak konusu.
devamını gör...
sanat kulübü çizim yarışması
merhaba sevgili yazarlar, çiçek konsepti yarışmamamızı aslında toplam 3 arkadaşımız kazandı.
kendimize verilen oylar geçersiz olduğu için geceninbusesi ile birlikte armysuzy ve jinju arkadaşlarımızda kupanın sahibi olmuştur.
hemen onların çizimlerini de sizlerle paylaşmak isterim.
jinju arkadaşımızın çiçek kelimesi ile çizdiği çizimi.
armysuzy arkadaşımızın çizimi. ayrıca çizimi ile ilgili yazdığı notuda aynen iletiyorum. marigold, dilimizde kadife çiçeği olarak bilinir. nerede olursa olsun iyi büyür, sadece güneş ışığı ve temiz havaya ihtiyacı vardır.
iki şeyi simgeler; muhakkak gelecek mutluluk veya üzücü bir aşk.
sevgiyle kalın, yeni yarışmalarda görüşmek üzere.
kendimize verilen oylar geçersiz olduğu için geceninbusesi ile birlikte armysuzy ve jinju arkadaşlarımızda kupanın sahibi olmuştur.
hemen onların çizimlerini de sizlerle paylaşmak isterim.
jinju arkadaşımızın çiçek kelimesi ile çizdiği çizimi.
armysuzy arkadaşımızın çizimi. ayrıca çizimi ile ilgili yazdığı notuda aynen iletiyorum. marigold, dilimizde kadife çiçeği olarak bilinir. nerede olursa olsun iyi büyür, sadece güneş ışığı ve temiz havaya ihtiyacı vardır. iki şeyi simgeler; muhakkak gelecek mutluluk veya üzücü bir aşk.
sevgiyle kalın, yeni yarışmalarda görüşmek üzere.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
devamını gör...
online 446 yazar ne yapıyor sorunsalı
ödev yapıyorum. neden burada olduğumu sormayın ödevim çok zor dikkatimi toplayamıyorum.
devamını gör...
başak burcu erkeği
evrenin bana adeta sınan diye gönderdiği erkek.
sınanıyorum ben de. imtihan diyorum. bu hayatta buna katlanırsam öbürsü dünyada çok yakışıklı hurilerle mükafatlandırılacağımı düşünüyorum. neredeyse beni imana getirecek herif.
çok şık genellemeler yapıcam şimdi sıkı durun.
-bu adamların garip bir huyu var,düşündüğü ve sonuna kadar savunduğu bir şeyi size her koşulda empoze etmeye çalışması ve bol bol eleştirmesi. siz hep yanlışmışsınız gibi dikteler dikteler...
-ev ekonomisini bilir bak,o konuda harika! bana göre harika oldukları tek şey bu. araya sıkıştırayım dedim.
-ailesine,varsa, özellikle anasına düşkündür saygıda kusur etmez ama annesi de onunla aynı fikirde değilse anasını da fişler.
-baskılar. psikolojik savaşlarda çok iyidir.
-kavga etmeyi sever ama gününde değilse size sessizliğini vererek kudurtmak isteyecektir.bildiğin konuşmaz. geçen günden patlamıştır çünkü o anda sizin kavga etmek istemeniz onun kendisi istemedikten sonra pek de umrunda değildir.
-temizlik takıntısından ziyade düzen takıntısı vardır. hijyen çerçevesinde düzenli olan herşey onu rahatlatır.bazen bir kadından daha iyi dolap düzenleyebilir. evet evet var böyle alametleri.
-hızlı yemek yer , iştahlıdır ama kilo aldığında hayıflanır, yine hızlı yer "ben hızlı mı yiyorum ya anlamıyorum" diye sorar. aslında bir bakıma cevabını bildiği soruları sorup sizi çıldırtabilir arada.
-işkoliktir,dönem dönem. bazen bir çalışma aşkı gelir prensip ağına düşer,kendini döngüye sokar. dahasını ister.
-parayı sever,güzel giyinmeyi seven bir erkektir. parasını da güzel ve pahalı kıyafetlere yatırmakta bir beis görmeyecektir. arada sizin de onun gibi olmanızı ister. para veriyim de git üstüne başına bir şeyler al, deyip rencide edebilitesi olası.
-hayatında biri varsa olabildiğince sadıktır diyemeyeceğim ben de gördüğüm türevi sevgilisini aldatmıştı.
-adaletli olduğu falan söyleniyor da ben adaletine pek rastlayamadım.işine hangisi geliyorsa o anda o'na adaleti verecek ötekini itin dötüne sokacaktır.yüksek sesle uyararak hem de.
bilincim açık halde 25 senedir gördüklerim bunlar. ha bir de doğum gününde kutlamayı unutun ama hediye almayı unutmayın. çok sinirlenip ama ben sana güzel bir şey almıştım diyebiliyorlar.
eyyorlamam bu kadar.
sınanıyorum ben de. imtihan diyorum. bu hayatta buna katlanırsam öbürsü dünyada çok yakışıklı hurilerle mükafatlandırılacağımı düşünüyorum. neredeyse beni imana getirecek herif.
çok şık genellemeler yapıcam şimdi sıkı durun.
-bu adamların garip bir huyu var,düşündüğü ve sonuna kadar savunduğu bir şeyi size her koşulda empoze etmeye çalışması ve bol bol eleştirmesi. siz hep yanlışmışsınız gibi dikteler dikteler...
-ev ekonomisini bilir bak,o konuda harika! bana göre harika oldukları tek şey bu. araya sıkıştırayım dedim.
-ailesine,varsa, özellikle anasına düşkündür saygıda kusur etmez ama annesi de onunla aynı fikirde değilse anasını da fişler.
-baskılar. psikolojik savaşlarda çok iyidir.
-kavga etmeyi sever ama gününde değilse size sessizliğini vererek kudurtmak isteyecektir.bildiğin konuşmaz. geçen günden patlamıştır çünkü o anda sizin kavga etmek istemeniz onun kendisi istemedikten sonra pek de umrunda değildir.
-temizlik takıntısından ziyade düzen takıntısı vardır. hijyen çerçevesinde düzenli olan herşey onu rahatlatır.bazen bir kadından daha iyi dolap düzenleyebilir. evet evet var böyle alametleri.
-hızlı yemek yer , iştahlıdır ama kilo aldığında hayıflanır, yine hızlı yer "ben hızlı mı yiyorum ya anlamıyorum" diye sorar. aslında bir bakıma cevabını bildiği soruları sorup sizi çıldırtabilir arada.
-işkoliktir,dönem dönem. bazen bir çalışma aşkı gelir prensip ağına düşer,kendini döngüye sokar. dahasını ister.
-parayı sever,güzel giyinmeyi seven bir erkektir. parasını da güzel ve pahalı kıyafetlere yatırmakta bir beis görmeyecektir. arada sizin de onun gibi olmanızı ister. para veriyim de git üstüne başına bir şeyler al, deyip rencide edebilitesi olası.
-hayatında biri varsa olabildiğince sadıktır diyemeyeceğim ben de gördüğüm türevi sevgilisini aldatmıştı.
-adaletli olduğu falan söyleniyor da ben adaletine pek rastlayamadım.işine hangisi geliyorsa o anda o'na adaleti verecek ötekini itin dötüne sokacaktır.yüksek sesle uyararak hem de.
bilincim açık halde 25 senedir gördüklerim bunlar. ha bir de doğum gününde kutlamayı unutun ama hediye almayı unutmayın. çok sinirlenip ama ben sana güzel bir şey almıştım diyebiliyorlar.
eyyorlamam bu kadar.
devamını gör...
lfbtlzsmsk
oooo ooooo hoş gelmiş yeni yazarımız.*
demet akalın değil dimi ?
demet akalın değil dimi ?
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
nedir gerçekten bu kadar zor olan,
seni derin düşüncelerde boğan, girdaplara sokan, çaresizlik ile sınayan. nedir seni bu kadar yoran, üzen, korkutan.
nedir bu kadar zor olan?
sonunda ölüm olduğunu bile bile yaşmak mı? kabul edilmek mi? anlatmak mı? anlaşılmak mı? anlaşmak mı?
sevmek mi? sevilmek mi? dik durmak mı? cesur olmak mı? yoksa cesur taklidi yapmak mı? gülmek mi zor olan yoksa ağlamak mı?
yenilmek mi bu kadar zor olan, yenilgiyi kabul etmek mi?
bilmek, öğrenmek, anlamak istiyorum. bunu sizler ile konuşmak istiyorum.
birbirimizden haberimiz yok. birbirimizden uzağız, birbirimizi tanımıyoruz ve birbirimiz için hayatı zorlaştırıyoruz.
tanışalım istiyorum.
yazdıklarınız, ilk makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacaktır. orada konuşulacaktır.
seni derin düşüncelerde boğan, girdaplara sokan, çaresizlik ile sınayan. nedir seni bu kadar yoran, üzen, korkutan.
nedir bu kadar zor olan?
sonunda ölüm olduğunu bile bile yaşmak mı? kabul edilmek mi? anlatmak mı? anlaşılmak mı? anlaşmak mı?
sevmek mi? sevilmek mi? dik durmak mı? cesur olmak mı? yoksa cesur taklidi yapmak mı? gülmek mi zor olan yoksa ağlamak mı?
yenilmek mi bu kadar zor olan, yenilgiyi kabul etmek mi?
bilmek, öğrenmek, anlamak istiyorum. bunu sizler ile konuşmak istiyorum.
birbirimizden haberimiz yok. birbirimizden uzağız, birbirimizi tanımıyoruz ve birbirimiz için hayatı zorlaştırıyoruz.
tanışalım istiyorum.
yazdıklarınız, ilk makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacaktır. orada konuşulacaktır.
devamını gör...
inanna
inanna başlığını geliştirme ve kalkındırma derneği üyeleri olarak dayanışma içerisinde olmamız gerekliliğinden mütevellit elimizi biraz daha taşın altına koyalım madem * bu başlık dernek sayesinde bayağı bir gelişecek gibi duruyor. diane wolksteine ve samuel noah kramer'in aktardığı bir efsane ile devam edelim;
dünyada henüz hiç bir şey yokken ve dünya boşluk içerisinde salınırken fırat nehri kenarında huluppa adlı bir ağaç kök salar. ağaç büyür, dallanır budaklanır. fakat güçlü bir güney rüzgarı onu çok fena sarsar. sallar sallar ve yerinden söküp çıkarır. ağaç dalları kırık bir şekilde nehirde sürüklenmeye başlar rivayet bu ya ağacı inanna ablamız görür. ablamız bildiğiniz üzere normal şartlarda biraz dengesiz, eserekli bir tip. o gün keyfi yerindeymiş sürüklenen ağacı bert trautmann refleksi göstererek kolayca yakalayıvermiş. sevgiyle kucaklamış onu ve tanrıların bahçesine götürmüş. bahçeye güzelce dikmiş. bu tanrı/tanrıça milleti bir şey yapıyorsa bunun muhakkak bir karşılığı oluyor. meğer ablamızın ağacı kurtarma sebebi onu kesip kerestesinden kendisine ait bir taht bir de yatak yaptırmakmış. yani anlayacağınız ağacı nehirden çekip çıkarmasının ve o gün sevgi pıtırcığı olarak dolaşmasının sebebi tamamen duygusalmış. doğa sever olmak bunu gerektirir.
aradan epey bir zaman geçmiş, bizim ağaç büyümüş, dallanmış budaklanmış, tam kıvama gelmiş yani. vuracaksın baltayı alacaksın keresteyi yapacaksın tahtını... ama o da ne? inanna hanım bu istek ve arzu ile ağacın yanına yaklaştığında bir de ne görsün? ağacın köküne bir yılan yerleşmiş. yaaa inanna hanım tanrıça da olsan bazen bırak bahtı, tahtını bile yapamıyorsun ne haber? bu kadarla kalıyor mu? kalmıyor! ağaç bildiğiniz paylaşılmış. gövdeye de lilith adlı bir cin yerleşmiş. en tepeyi de anzu kuşu almış. yani huluppu ağacı bildiğiniz rezidans olmuş. eserekli abla bakmış ağaç kesilebilecek durumda değil. başlamış ağlamaya. koşmuş gitmiş kardeşi güneş tanrısı utu'nun yanına. yalvarmış yakarmış, kurtar ağacımı diye kendini oradan oraya atmış. drama queen bekliyor ki utu şöyle desin; ''sen ağlama, dayanamam! ağlama göz bebeğim sana kıyamam.''
ama utu biliyor kardeşini. şımarık biraz. savmış inanna'yı başından. bacım ne halin varsa gör demiş resmen. inanna da yollar tükenir mi? elbette hayır. koşmuş gitmiş gilgameş'e. biraz da onun başının etini yemiş. bir kaç doz acındırma ritüelinden sonra saftirik gilgameş tamam yahu üzüldüğün şeye bak diyerek almış inanna'yı yanına varmış gitmiş tanrılar bahçesine. ağır bir bronz balta marifeti ile ağacı devirivermiş. ağacın üzerindekiler arazi olmuş. kaçak rezidans, gilgameş yıkım ekibi sayesinde yerle bir olmuş. inanna hanım rötarlı olarak tahtına ve yatağına kavuşmuş. gilgameş efendi de mikku ve pikku isimli davul ve tokmağa kavuşmuş. eh artıklarından ancak o kadarı çıkmış. ne yapsın garibim.
şimdi ben etliye sütlüye pek karışmayacağım. tevrat mevzusuna da girmeyeceğim * hayat ağacı, yılan falan bunlar bizi bozar. ama (hezekiel, bap 17: 1-10) ve (hezekiel, bap 31: 3-17)'ye bir göz atıverin derim. benim sorunum inanna ile zira böyle şımarık tanrıça olmaz arkadaş! çok iticisin be ablam...
dünyada henüz hiç bir şey yokken ve dünya boşluk içerisinde salınırken fırat nehri kenarında huluppa adlı bir ağaç kök salar. ağaç büyür, dallanır budaklanır. fakat güçlü bir güney rüzgarı onu çok fena sarsar. sallar sallar ve yerinden söküp çıkarır. ağaç dalları kırık bir şekilde nehirde sürüklenmeye başlar rivayet bu ya ağacı inanna ablamız görür. ablamız bildiğiniz üzere normal şartlarda biraz dengesiz, eserekli bir tip. o gün keyfi yerindeymiş sürüklenen ağacı bert trautmann refleksi göstererek kolayca yakalayıvermiş. sevgiyle kucaklamış onu ve tanrıların bahçesine götürmüş. bahçeye güzelce dikmiş. bu tanrı/tanrıça milleti bir şey yapıyorsa bunun muhakkak bir karşılığı oluyor. meğer ablamızın ağacı kurtarma sebebi onu kesip kerestesinden kendisine ait bir taht bir de yatak yaptırmakmış. yani anlayacağınız ağacı nehirden çekip çıkarmasının ve o gün sevgi pıtırcığı olarak dolaşmasının sebebi tamamen duygusalmış. doğa sever olmak bunu gerektirir.
aradan epey bir zaman geçmiş, bizim ağaç büyümüş, dallanmış budaklanmış, tam kıvama gelmiş yani. vuracaksın baltayı alacaksın keresteyi yapacaksın tahtını... ama o da ne? inanna hanım bu istek ve arzu ile ağacın yanına yaklaştığında bir de ne görsün? ağacın köküne bir yılan yerleşmiş. yaaa inanna hanım tanrıça da olsan bazen bırak bahtı, tahtını bile yapamıyorsun ne haber? bu kadarla kalıyor mu? kalmıyor! ağaç bildiğiniz paylaşılmış. gövdeye de lilith adlı bir cin yerleşmiş. en tepeyi de anzu kuşu almış. yani huluppu ağacı bildiğiniz rezidans olmuş. eserekli abla bakmış ağaç kesilebilecek durumda değil. başlamış ağlamaya. koşmuş gitmiş kardeşi güneş tanrısı utu'nun yanına. yalvarmış yakarmış, kurtar ağacımı diye kendini oradan oraya atmış. drama queen bekliyor ki utu şöyle desin; ''sen ağlama, dayanamam! ağlama göz bebeğim sana kıyamam.''
ama utu biliyor kardeşini. şımarık biraz. savmış inanna'yı başından. bacım ne halin varsa gör demiş resmen. inanna da yollar tükenir mi? elbette hayır. koşmuş gitmiş gilgameş'e. biraz da onun başının etini yemiş. bir kaç doz acındırma ritüelinden sonra saftirik gilgameş tamam yahu üzüldüğün şeye bak diyerek almış inanna'yı yanına varmış gitmiş tanrılar bahçesine. ağır bir bronz balta marifeti ile ağacı devirivermiş. ağacın üzerindekiler arazi olmuş. kaçak rezidans, gilgameş yıkım ekibi sayesinde yerle bir olmuş. inanna hanım rötarlı olarak tahtına ve yatağına kavuşmuş. gilgameş efendi de mikku ve pikku isimli davul ve tokmağa kavuşmuş. eh artıklarından ancak o kadarı çıkmış. ne yapsın garibim.
şimdi ben etliye sütlüye pek karışmayacağım. tevrat mevzusuna da girmeyeceğim * hayat ağacı, yılan falan bunlar bizi bozar. ama (hezekiel, bap 17: 1-10) ve (hezekiel, bap 31: 3-17)'ye bir göz atıverin derim. benim sorunum inanna ile zira böyle şımarık tanrıça olmaz arkadaş! çok iticisin be ablam...
devamını gör...
polisakkarit
4 başlığa ayrılırlar:
1)nişasta: bitki hücrelerindeki deposal polisakkarit.
2)glikojen: hayvan hücrelerindeki deposal polisakkarit.
3)selüloz: bitkilerin yapısal polisakkaritidir.
4)kitin: mantar ve eklembacaklıların yapısında bulunan yapısal polisakkarit.
ayrıntılı bilgi için:
(bkz: nişasta)
(bkz: glikojen)
(bkz: selüloz)
(bkz: kitin)
1)nişasta: bitki hücrelerindeki deposal polisakkarit.
2)glikojen: hayvan hücrelerindeki deposal polisakkarit.
3)selüloz: bitkilerin yapısal polisakkaritidir.
4)kitin: mantar ve eklembacaklıların yapısında bulunan yapısal polisakkarit.
ayrıntılı bilgi için:
(bkz: nişasta)
(bkz: glikojen)
(bkz: selüloz)
(bkz: kitin)
devamını gör...
suudi arabistan'da ezanın sesinin kısılması
bizde de yapılması gereken uygulamadır.
"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.
arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.
kaynak
"ezan sesi 80 desibeli geçmeyecek" şeklinde diyanetin kendine ait genelgesi olmasına rağmen ülkemizde uygulanmamaktadır. ideolojik sebeplerle zorla dinletilen bir gürültü haline getirilmiş, deist, ateist sayısında artışa katkı yapılmaktadır.
arkadaşımın evinde yaptığım ölçümde 95 db. görmüşlüğüm vardır. 85 db. üstü gürültü olarak tanımlanmaktadır.
kaynak
devamını gör...

