orhan gazi bursa'yı yeni fethetmiş,
umutla bu ışığa koşmakta herkes,
hristiyanlar,
müslümanlar,
museviler,
ve tabii...
şamanlar


jeneriğiyle başlayan, türkiye'de çekilen gelmiş geçmiş en başarılı dönem filmi. en küçük ayrıntı bile o kadar ustaca işlenmiş ki insan hayretler içerisinde kalıyor. filmde konuşulan türkçe bile 13.yy türkçesi. anadolu'yu haraca bağlayan moğolların (filmde tatarlar olarak bahsedilir, ki bu da müthiş bir detaydır) moğolcası bile atlanmamış. rum tekfuruyken orhan gazi'ye yenilip islam'a geçen ve köse mihal adını alıp orhan için mücadele eden gazi, köse mihal'in kızı ama hala gizli gizli hristiyan ibadetlerini sürdüren ayşe hatun ve babası köse mihal'in bu yüzden ona kızması, konar göçer türkmenlerin hala şaman inançlarını sürdürmeleri ve ticarete atılıp portföy oluşturmaları için tekkeye gidip islam'a geçmeleri, ayşe hatun'un komutanlık ettiği bacıyan-ı rumların (anadolu bacıları) moğollarla ve asayişi bozan konar göçer türkmenlerle mücadeleleri ve daha neler neler. okullarda bu film izletilmeli.


kadı pervane: çoban'ı tanırsın.
çoban: tanışuruz. hem de o imana gelmezden evvel tanırım.
köse mihal: ceng etmüşlüğümüz vardur. harmankaya tekfürüyken galemi çevirmiş idi ama becemedi.
çoban: bağuşlayun ama işte becermişim. islam'ı seçmişsiniz. zafer menimdir.
köse mihal: seçen men! zafer ne içün senin?
devamını gör...

“tanrım kötü kullarını sen at sevsen ben at sevmem…”

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben de buraya yazayım istedim. tanımlarımı okuyan, okurken keyif alan herkese çok teşekkürler.
kırıp incittiğim varsa da özürlerimi bir borç bilirim.
nice 1000 entry'ye.
devamını gör...

ölüm makinası.
devamını gör...

yanında olduğum çoğu kişinin şiddetle şikayet ettiği konu, konuşamıyorum işte,böyle insanların varlığını kabullenin kendinizi de beni de germeyin diye isyan etmek istiyorum ama onlara verdiğim tepki sadece bir 'ıhı*'.
devamını gör...

sevdiğiniz, önemsediğiniz biri tarafındansa hayal kırıklığına uğrarsınız. çokça kırılırsınız.
devamını gör...

başlık sınırından ötürü kırpa kırpa açabildim. mâlum süper lig şampiyonluk düğümü bu akşam çözülüyor, 20:30'da başlayan maçların ardından şampiyon belli oluyor. öncelikle bir fenerbahçeli olarak umarım biz şampiyon oluruz ama pek ihtimal vermiyorum doğrusu. şampiyon kim olursa olsun akşam saatlerinde bütün yasaklara ve virüs tehlikesine rağmen türkiye genelinde sokakların çomarlar tarafından doldurulacağını düşünüyorum. insan sağlığını hiçe sayan görüntüler her tarafı kuşatacaktır.
devamını gör...

geriden gelen sizler! takmayın kafanıza, hiç bir şeyi ve hiç bir şey için kafanıza takmayın.
ilerde hiç bir mucadeleniz, iyi niyet ve aşağılık kompleksiniz için. hiç bir saygınız ve hiç bir hatanız için. hiç bir ahmaklık ve başarınız için!
tepede sizi heykel sanatçısı sizi beklemiyoe.
heykeliniz dikilmeyecek.
yaşadığınız iyi niyetler, anlatacak hikayenizi oluşturur.
yaşadığınız, yaşattığınız her kötü durum çaresizlik pişmanlığınız olur.
yaşayın, kendinize zarar vermeden ve başkasını üzmeden.

bir gün güzelliğiniz, gücünüz, parlak fikriniz, mucadeleniz bitecek bir çok hikayeniz yarım kalacak.
her ileri yaşa varacak ama asla geriye gidemeyeceksiniz.

suyun kaynağına tırmanmaktan vazgeçin, kana kana temiz suyu için, çünkü kaynak kuruduğu zaman su birikintisinde sadece parazit ve mikrop oluşur.
devamını gör...

bir yunan bir türk radyosu çeken sahil kenarı gibi hissettiren radyo yayını oldu bu gece sanırım. bir nazan bir yıldız kafalar karışık.
devamını gör...

abaza, kuzey kafkas halkıdır.

abazan ise cinsel açlık yaşayan kimsedir.

bi öğrenin artık veletler.
devamını gör...

artık yazamıyorum, yazmak da istemiyorum sanırım. eskiden karalama defterinde her gün mutlaka bir şeyler yazardım. hatta 24 saat dolsun da yeni tanım paylaşayım diye dört gözle beklerdim. yazdıklarımın okunmasını severdim, tanımlarımı okuyup beğenen insanların olduğunu bilmek iyi hissettirirdi. şimdi ise bırak uzun uzunnn yazmayı bazen alıp ceketimi, vurup kapıyı çıkasım geliyor. he bu sadece sözlük için mi? hayır! uzun zamandır hayattan elimi eteğimi çekmiş gibiyim. bir şekilde çabalamaya çalışıyorum. saçımı boyuyorum mesela, yeni rutinler kazanmaya çalışıyorum, daha çok kitap okuyorum… ama yok. bir yerlerde bir şekilde hep oturmayan bir şeyler oluyor. içimde neresi olduğunu bilmediğim ve sürekli kanayan bir yara var. ben bundan çok sıkıldım, çok yoruldum. ve ne zamana kadar böyle gider bilmiyorum.
devamını gör...

nam-ı diğer doğu'nun herodot'u. batı han hanedanlığı döneminde yaşamıştır. sadece tarihçi yönüyle öne çıkmaz. aynı zamanda iyi bir edebiyatçıdır. adam zaten tarihçi bir ailenin içinde doğmuş. babası batı han hanedanlığının tarih sorumlusu olduğu için küçük yaşlardan itibaren tarih yazımı ve tasnifi ile yoğrulmuş. hatta babasının bazı tarihi kayıtları kendisine yorumlattığı söyleniyor. babaların evlatların gelişimi üzerindeki etkilerini göstermesi açısından mühim bir örnek. siz daha çocukları bakkala göndermeye korkun, adam tarihi kayıt yorumlatmış. * bu adam özgüvenli olmasın da kim olsun allah aşkına? çocuklara sorumluluk vermede pik nokta bu olsa gerek. *

baba oğluna özgüven depolaması yapınca adam genç yaşında çıkmış tüm ülkeyi dolaşmış. bu sayede çok fazla gözlem yapma imkanına kavuşmuş. ülkenin farklı kesimlerine dair örf ve adetleri derlemiş. bölgelerde yaşanan olayların tüm bilgi ve belgelerini toplamaya çalışmış. tarihi figürlerin biyografilerini derlemiş falan. adam heybeyi öyle bir doldurmuş ki babasının ölümü ile birlikte tarih memurluğu görevine kendisini getirmişler. o da babasından aldığı özgüven ve yetkiye dayanarak kayıtları hallaç pamuğu gibi atmış. tarih yazımlarının çok basit ve dar kapsamlı olduğunu görünce kafası atmış; ''arkadaş bunca yıldır kayıt tutuyorsunuz. dişe dokunur tek değerlendirme, tek yorum yok. babam bile bu noktada eksik kalmış. boynuzu kulağa geçireyim de görün siz gününüzü!'' diyerek, kitap yazma kararı almış.

aslında adamda deli cesareti varmış diyebiliriz. nedeni ise şu; basit resmi tarih anlatımına alternatif olacak noktalara değindiği ve aynı zamanda olayları analiz ettiği için şimşekleri üzerine çekmiş. uyarılar karşısında geri adım atmayınca da hadım edilme cezasına çarptırılmış. şimdi bazılarınız vay anam gitti erkeklik diyorsunuzdur. adam tarih yazımında delikanlılığın kitabını yazmış. başına gelecekleri öngörmesine rağmen bildiği doğrudan şaşmamış. şimdi önünüze bakıp bende var olan şey beni erkek yapıyor diye düşünüyorsanız, bu adam sizden 1000 kat erkek haberiniz ola. *

sonra bakmışlar ki olacak gibi değil denetimli olarak yine görevinin başına getirmişler adamı. adamı yarım bıraktıklarını düşünmüşler ama asıl yarımlık ve eksikliğin kendi tarihlerinde ve geçmişlerinde olduğunu idrak edememiş deyyuslar. sima abimiz bu olaylardan sonra ciddi olarak hırs yapmış. yaşamının tek amacı ''tarih kayıtları'' adlı eserini tamamlamak olmuş. 13 yıllık emek sonucunda 103 bölüm ve 500 bin kelimeden oluşan bu muazzam kaynağı dünya tarihine kazandırmış.

''tarih kayıtları''; ''temel kronoloji'', ''şemalar'', ''yazılar'', ''soylu aileler'' ve ''biyografiler'' olmak üzere beş kategoriye ayrılır. kronoloji bölümü imparatorlara ayrılmıştır. imparatorların yaşamları ve onlar tahttayken yaşanan olaylar aksettirilmiştir. şemalarda ise çin tarihindeki bütün olaylar şemalar haline getirilmiş ve basit anlamda neden sonuç ilişkisi kurulabilmesinin yolu açılmıştır. yazılar ise pek çok alana değinen bir bölüm olmuştur. astronomiden tutun ekonomiye, tarımdan tutun kültürel olaylara dair ciddi değerlendirmeler içerir. soylu aileler kısmında ise adından da anlaşılacağı gibi aile tarihleri üzerinde durulmuştur. lakin bu yapılırken topluma katkı sunan aristokratların incelemesi daha geniş bir yer tutmuştur. biyografiler ise en önemli bölümlerden birisidir zira toplumun her katmanından insan hakkında bilgi verir. çin tarihinde etki yaratmış bu insanların, asil ailelerin yanında esamesi okunmazken sima abimiz; ''başlarım sizin soyunuza sopunuza! bu adamların yaptıkları ne olacak? bunların ülkeye kazandırdıklarından neden bahsetmiyorsunuz?'' deyip vermiştir odunu.

bu eser tarihçiler tarafından gerçeğe uygun kayıtlar olarak kabul edilir. sima abi tarih yazıcılığını imparatorlara ve asillere yaltaklanmak için yapmamıştır. onları öveyim de sarayda yerim sağlam olsun diye düşünmemiştir. pipisini feda etmiştir ama dalkavuk olmamıştır. özellikle han hanedanlığı yöneticilerine dair eleştiriler ve taşlamalar kitabın önemli noktalarını oluşturur. artı feodal yönetici artıklarına karşı başlatılan isyanlar, halka yapılan zulüm ve benzeri örneklerin hepsi sima abi tarafından kayıt altına alınmıştır. özetle halk kahramanları ve zulüm görenlerin tarihine ışık tutmuştur diyebilirsiniz.

ayrıca tarih anlatımının edebi bir dili içermesi özellikle isyankarların ve kahramanların tarihini daha mistik bir noktaya taşımıştır. * bu yüzden de halen çin'deki en önemli kaynakların başını çekiyor.

ez cümle güzel adammış sima abi. mustafa kemal'in dile getirdiği gibi; ''tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.'' cümlesini yüzlerce yıl öncesinden kendisine rehber edinip, gerçeği aksettirmek uğruna savaşmıştır. kendisine yapılan herodot benzetmesini ise yersiz buluyorum. herodot'un masalsı anlatımını severiz ama sima abi bir başka boyut. herodot'u 800 ile çarpar 326'ya böler.
devamını gör...

şaşkınlıkla karşıladığım olaydır. cesareti ile kalbime bir göz kırpmıştır.
devamını gör...

en iyisi viski içmemek hatta komple alkol ürünü tüketmemek dediğim başlık.
devamını gör...

klasik edebi eserleri okumaktan nefret ediyorum mesela...
devamını gör...

yaklaşık 1 saat kadar önce gerçekleşmiş hadise. polis okula girip oturma eylemi yapan öğrencilere müdahale de bulunmuş. detayları buradan görebilirsiniz.
devamını gör...

adı üzerinde, yapmak için değil yıkmak için ifâ edilen eleştiridir. hâlbuki yıkmak kolay, yapmak ise zordur. yıkmadan tâdil ve tâmir etme imkânı varsa eleştiri, aslında buna hizmet etmelidir. ama, bazen de şifâ yıkmaktadır, bazen de derdin devâsı, ağuları yutmaktır, eskiye dâir aklımızı, kalbimizi körelten, perdeleyen ne varsa üzerlerinden dozerlerle geçmektir. evet, çürümüşlük, uyuşukluk, behîmi isteklerin emrinde kokuşmuş, köhneleşmiş düşünce ve izmler yıkılmak için eleştirilmelidir ve insanlığa yeni bir soluk alma, eğriden doğruya, çirkinden güzele, kötüden iyiye bir dönüşüm gerçekleştirme şansı verilmelidir. sözüm, insanlar için değildir. insan yıkıldı mı eleştiri anlamsızlaşır. eleştiri, insanı ayağa kaldırmalıdır. yıkıcı eleştirinin muhâtabı, insanın yaratılışı ile bağdaşmayan, tepeden bakan kibirli ve cür'etkâr faşist ideolojiler, sırtını devlet ve kamu gücüne dayamış yönlendirici, manipülatif, emredici ve otoriter dil kullanan anlayışlar ile dünya görüşleri olmalıdır.
devamını gör...

tweetter ı açın ve bir tweet atın!
iki dakikaya polis gelmezse kafayı bırakıyorum.
devamını gör...

ilk kavgası mı? dostum sen çok şey kaçırmışsın. biz zamanında burada neler gördük bi bilsen.
devamını gör...

küçük ve minnak bir uyarı. bu yazı genelleme içermez. sadece olayın temelini anlamaya çalışın. ona göre okuyup değerlendirin. "99 senesinde lisede bir çocuğa aşık olmuştum" veya "erkeğim ve evde temizlik yapıyorum" gibi saçma sapan mesajlar atmayın sonra bana.

duştayken bu konu hakkında bir aydınlanma geldi bana.

kadınlar, klasik aşk ve sevgi istediklerini söylemelerine rağmen aslında ikisinide istemiyorlar. onlar ilgi, şefkat ve diğer insanlara gösterebilecekleri bir ilişki istiyorlar.

özellikle ağızlarından hep şunu duyarsınız. "sevilmek istiyorum". çok önemli bir itiraf bence bu. sevmek, aşktan deli divane olmak istemiyor, sadece sevilmek istiyorlar. kadınlar iddia ettiklerinin aksine aşık olmuyorlar. ailelerinden göremediklerini erkeklerde bulmak istiyorlar sadece ve bunda haklılar.

klasik bir kadın evlenene kadar aile evinde ne yapar? temizlik, yemek, çay demleme, erkek kardeş veya babaya kahvaltı hazırlayıp kıyafetlerini yıkamak.

her ne kadar feminist ve kadın hakları savunucusu olsamda türk aile yapısı bunun üzerine kurulu. aslında dünyanın çoğu yerinde de böyle. bu ortamda yaşayıp büyüyen bir insanın sanırım şefkat, sevilmek ve ilgi istemesi gayet kabul edilebilir.

işin garibi bunları yüzlerine vurduğunuzda sinirleniyorlar. nedenini bilmediğim birşeyden ötürü bir türlü kabul etmiyorlar. aslında bunda ayıplanacak ve kızılacak birşey yok. neden sonuç ilişkisi sadece.

erkeklere gelicek olursak erkeklerin bir ilişki veya evlilikte istedikleri şeyler basittir. eve gelince güler bir yüz, düzenli bir seks hayatı, tıkırdayan bir tencere ve işten gelince biraz kafa dinleyip huzur bulmak. kişiden kişiye bazı konularda ufak tefek değişiklikler göstersede erkeklerin %90'ı bunlara okeydir. yani annelerinden gördükleri ilgi ve alakanın seks içeren hali.

ama erkeklerin kadınlara kıyasla bir farkları var. erkekler aşık olmadıkları veya sevgi hissetmedikleri kadınlara kolay kolay ilgi ve şefkat göstermezler. kadınlar hemen "eski sevgilim sana aşığım diyordu ama ilgi göstermiyordu" diyeceklerdir.

erkekler seks için veya taa yerleşik hayata geçmeden önceki atalarından kalma avcı içgüdüsüyle hareket ederler. hala avcı olduğunu, kadınların onu beğendiğini ispat etmek isterler. o yüzden taklit yaparlar. tabi bu ilgisizliğin tek anlamı avlanmak değildir. ilgi göstermeyi bilmiyor veya kadına olan aşkı bitmişte olabilir. çünkü erkeklerde aşk biten birşeydir. ne demişler her gün lahmacun yiyemezsin.

biraz toparlamak gerekirse ilgi göstermeyi bilen, kadına güzel bir gelecek sunan bir erkek herhangi bir kadını tavlayabilir. özellikle birazda paranız ve arabanız varsa size hayır diyecek kadın yok gibi birşeydir. çünkü onların tek isteği erkeğin ona yaşatacağı güzel bir hayattır. çirkin, kıllı, göbekli veya zayıf olmanız bir kadın için önemli değildir. kadına gelecekte ne vaat ettiğiniz önemlidir.

eskiden bunun nedenini kadınların çocuk doğurmaları ile alakalı olduğunu düşünürdüm. sanırım 2021 senesinde artık pekte öyle değil. onlar ailelerinden göremedikleri ilgi ve alakayı istiyorlar sadece. erkeklerse anneleri kadar sevebilecekleri, annelerinin ona verdiği şeyleri alabilecekleri bir kadın istiyorlar. bu arada temizlik, kahvaltı hazırlamak ya da çay koymak değil bu bahsettiğim şey. daha derin ve farklı bir istek bu. bir annenin oğluna olan sadakatini istiyor erkekler. bunun karşılığında kadına mükemmel bir hayat vaat etmekte bence gayet mantıklı ve ikna edici.

sanırım hayattan aşk istemek yerine anne sadakati gösteren bir kadın, eşini ilgi manyağı yapan ve sırılsıklam aşık bir erkek içeren bir ilişki ummak daha akılcı olur. düzenli bir seks hayatı ve 1-2 ortak hobi, mutlu bir hayatın kapısını açacağını düşünüyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim