tiroid bezinin sentezlediği hormonlar ve beyin gelişimi için elzem bir elementtir. iyot eksikliği ise dünyada önlenebilir beyin hasarının en yaygın nedenidir. yetersiz görülen bireylere iyot takviyesi ile istenmeyen sonuçların önüne geçilebilir. son dönemlerde sofra tuzunun iyotla zenginleştirilmesi ve yemeklere piştikten sonra tuz atılması gibi teşviklerle iyot eksikliğinin bir nebze önüne geçilmiştir. iyot yetersizliğinde şu durumlar ortaya çıkar:
-guatr
-düşük ya da ölü doğum
-doğum defektleri
-psikomotor defektler
-duyma ve konuşmada bozuklukluk
-ıq puanlamasında kayıp
devamını gör...

demek sınır dışı edilerek üç gün içinde ölüme mahkum edilmiş hücreleri mülteci olarak kabul ettiğimiz yetmiyormuş gibi en korunaklı organımız, kıymetlimiz beynimize yerleştiriyormuşuz! sınırlarımızın hemen dışında oluşturduğumuz güvenli bölgede yaşayan dostlarımız probiyotiklere haksızlık olmuyor mu? (insan topolojik olarak simitle eşdeğer. simitin ortasındaki delik gibi bizim de sindirim kanalımız aslında vücudumuzun dışı. buradaki bakteriler de vücudumuzun dış yüzeyinde yaşıyorlar diyebiliriz.)*

tanım: ilgi çekici, araştırılası bilgi.
devamını gör...

orijinal adı srpski film'dir. tanım bu kadar. şimdi durduk yere atılmayalım sözlükten.
devamını gör...

aynalarım.
hangisine baksam, pozitif biri bana bakıyor.
helal sana ya, diyor.
devamını gör...

cidden iş beğenmiyoruz ya.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şili’de ortaya çıkan ve daha sonra tüm latin amerika’ya yayılan ''nueva canción'' yani ''yeni şarkı'' akımının temsilcilerinden birisidir.

nueva cancion, şili'nin uzun yıllar baskı altında kalmış yerli halklarının haykırışı olarak kabul edilebilir. devrimci ve toplumcu bir folk müzik tarzıdır ki, violeta parra bu türün öncülerinden birisi sayılır.

neredeyse bütün şili'yi karış karış gezmiş ve yerel ezgileri derlemiştir. yerliler ona ''eşek üzerinde gitarla gezen kadın'' derlermiş. şili müziğinde ise ''saklı hazineyi gün yüzüne çıkaran kadın'' olarak adlandırılır.

sergio larrain, violeta parra’nın çabasının önemini şöyle anlatıyor: ''o dönemde latin amerika’nın hiçbir değeri olmadığı düşünülüyordu. ressamlar, şairler avrupa’ya, abd’ye gitmenin peşindeydi. violeta, şili’yle bağlantımızı sağlayan bir adım gibiydi. şili’de hiçbir şey yoktu. ancak gerçek değerler sıradan insanların yaşamındaydı ve violeta bunun farkına varan, bunu seven ve kendi müziğiyle bunu yeniden yorumlayan kişi oldu.''

şili müziğinin en iyi albümü olarak gösterilen ''las ultimas composiciones'' albümünü şuraya iliştireyim.



''cantores que reflexionan'' ise hem anlamlı hem de çok güzel bir şarkıdır.



bu şarkıya ise bayılırım.



şunu da bonus olarak bırakayım.

devamını gör...

kaf suresi 16. ayet
"andolsun ki insanı biz yarattık. ona nefsinin ne vesveseler verdiğini de biliriz. biz ona şah damarından daha yakınız.”
devamını gör...

insan ne tuhaf;
hep kök salamayacağı, ona uygun olmayan topraklara sevdalanıp,
belki kendi toprağında yediveren olacakken, başka topraklarda kurumayı tercih ediyor...

med cezir... *
devamını gör...

bir işin, tam da bir kişiye uygun olduğunu ifade etmek için kullanılan deyim.
devamını gör...

sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kabusu olan proje tasarımı ve yönetimi dersinin tek eğlenceli yanı olan analiz çeşidi.

günlük hayatta da alınacak kararlar öncesinde uygulanabilir olması ayrıca güzeldir.
devamını gör...

minik bir kutunun içinde bolca küp şeker, çeşitli peçeteler, renkli yara bantları, kopmuş bileklik.
devamını gör...

herkesin bir yana çekip çekiştirdiği, modern felsefeyi derinden etkilemiş, az bilinen, çok üfürülen karanlık filozof. ne söylediği hakkında herkesin farklı bi fikri vardır. iustinus martys'e göre logos'la yaşamış biridir ve hristiyan sayılmalıdır. heraklit'in fragmanlarını okuyup hristiyan olan insanlardan bahsedilir. lenin'e göre fragmanlar diyalektik materyalizm anlatıyo zaten. niçe ve heidegger'de bilindiği üzere büyük hayranı bu amcamızın. nihal atsız'a göre de bayburtlu bir şairdir ayrıca*

öncelilke fragmanlardan hangisinin heraklit'e ait olduğunu bilebilme imkanımız yok. işin bi kaç uzmanı* 131 pasaj olarak belirlemişler. ayrıca bir diğer önemli problem, heraklit'in bi çok düşüncesi stoacılar tarafından yeniden biçimlendirilmiş. yani bize gelirken stoacı çeşnilerle karışmış olması çok kuvvetli ihtimal.* burada kaynaklarla alakalı şüpheye girersek burayı yıkarlar. çünkü aslında heraklit'in bi şey yazıp yazmadığı konusunda bile bi uzlaşı yok*

fragmanların ekseriyeti metaforik ve simgesel öğelerle doludur. her taraftan paradokslar fışkırır üstünüze başınıza. platon baya dalga geçer bunlarla. özellikle 'devinim' mevzusunun o zamanda ciddi bi kaosa sebebiyet verdiği söylenir. yazılarında bir kahin üslubu vardır. genellikle hakkında konuştuğu kişilerden tahkirle bahseder. genel olarak suçlayıcı bi tarzda konuşur ve bunun merkezinde insanların-modern tabirle- fenomenlerin derin manalarına kör olması vardır. insanlar duyularıyla farkında oldukları şeyleri yorumlayamaz. filozoflar ve şairler falan adam değildir zaten onun gözünde. sadece bilgi biriktirirler ve o bilgilerden de bi cacık anlamazlar. çok bilgi ile bilgelik arasında bir karşıtlık kurmuştur heraklit. kısaca bu amca ''önce kendini bileceksin gardaşım'' mottosuyla yürümüş, logos'a inanmıştır.

edit: o kadar yazmışız adam ne anlatmaya çalışmış bi cacık yok entryde..
herakleitos'un öğretisini anlatmak çok kolay.. tüm varlık alemi birlikten çokluğa doğru sürekli değişim içindedir. bu düzen bazen birlik, bazen yokluk lehine bozulur. düzen diyorum farkındaysanız, çünkü tam bu değişim ve kaotik ortam logos'un hakimiyetinde gerçekleşir. tüm heraklit anlatısı bundan ibaret.
devamını gör...

genellikle ıslak kalmasın diye kapının arkasına dik bir şekilde koyulur,onu giymek içinde içeri çıplak ayakla girmeniz gerekir.
çıkarken aynı şekilde koyup bir sonrakine kazık atabilirsiniz.

neyse ki artık kalmadı.
devamını gör...

çok beğenerek okuduğum, birçok satırda sarsıldığım bir kitap.


birisi kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında,cırt diye açılıveriyor ve kanamaya başlıyor yeniden oluk oluk.birine teslim olduğumuzda içimizi döktüğümüzde,bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıyor.o yüzden değil mi içimizi tutmalarımız,birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta gergin ve tedirgin dolanmalarımız? 'anlatsam mı anlatmasam mı?' kararsızlığımız.'bu sevgi beni acıtır mı?' kuşkularımız.
devamını gör...

siyasal ayağının araştırılması üzerine verilen önergenin akp ve mhp oyları ile reddedildiği "girişimdir".*
devamını gör...

geçen gün yaşadığım ve ardından panik atak geçirmeme sebep olan olay. bir anda kendi bedenim benim bedenim değilmiş; vücudum, kollarım benim değilmiş gibi hissettim. sanki başka bir dünyadanmışım da bu bedene hapsolmuşum gibi, bir ekrandan yaşanan olayları izliyormuşum gibi bir his. biliyorum anlatması çok zor. ama bir o kadar da korkutucu ve değişik bir his.
kendimi çıldıracak ya da delirecekmişim gibi hissettim. kalp krizi geçiriyorum sandık bi' an. sonucunda kendimi hastanede buldum. bir sakinleştirici iğne beni kendime getirdi.
aman diyim siz çok düşünmeyin.
devamını gör...

lahmacun-ayran
devamını gör...

alfabenin altıncı harfidir.
devamını gör...

evet layık olan budur. yıllarca kötü ekonomiyi görüp oy değiştirmek için fırsatları vardı.vatandaş bunu istedi. demek ki memnunlar.

adaylardan biri üretim, uzay madenciliği, sanayi dedi onu seçmediler.adam mala anlatır gibi elinde benzin bidonuyla anlattı yine anlamadılar. keki daha anlamlı buldular.

adama diyorum ki dolar artınca mazot fiyatı da artıyor dolayısıyla ekmek fiyatı da artıyor diyorum adam bana gepçük diyor.
devamını gör...

batıda bilgeliğin, bizde uğursuzluğun * sembolü kuş.

asimetrik kulaklarından çok önce yüzüyle ses dalgalarını alırlar ve gözleri küp şeklindedir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim