büyük türk aydınlarına hakaret eden yarım akıllı bir ırkçının internetteki yazılarını copy paste yapan yazar. copy paste ettiği yazıdaki boş argümanları bile kendi kendine üretemeyince internetten alıp paylaşıyor. gerçi nickini bile alman ırkçılarının üçüncü reich sloganından esinlenerek oluşturmuş birinden özgünlük beklemek çok saçma bir davranış olurdu.copy paste yaptığı yazıda ise (bkz: sabahattin ali) gibi bir aydına bile dönek diyerek hakaret etme cüretini kendinde bulabiliyorlar. akılları sıra kendisinin oflu bir rum’um demesi onun değerini küçülten bişey oluyor. ırkçılar böyledir, etnik kökenine göre insanların değerini belirler. çin’li sanıp uygur dövenler türk diye üstün, onlarca hikaye şiir ve roman yazan sabahattin ali rum olduğu için doğası gereği memlekete faydası olmayacak kişilik. kısacık hayatının yarısını sürgünde ve hapiste geçiren sabahattin ali’nin dönek olmasının sebebi ise küçükken turancı derneklere gitmesiymiş. evet arkadaşlar temelinde aklın bilimin değil aptallığın yattığı ırkçılığı çocukken terk etmeniz gerekiyordu. sabahattin ali’nin bunu yapması normal olan zaten.
devamını gör...

öyledir ki yazara yeniden viyana kapılarına dayanma düşüncesini dahi yazdırır.

sen benim geceleri başlık başlık gezmediğimi mi sanıyorsun memati?
devamını gör...

2 yaz önce çalıştığım yerde kuzenim ve arkadaşlarımla kavurmalısını yediğim ve tadına bayıldığım pidedir. tabii ki her yerde aynı kaliteyi bulamazsınız. biz baya para vermiştik çünkü.

hatta o kadar güzel yapılmıştı ki başlığı okuyunca tadını anımsadım.
devamını gör...

anma günü. aksi gören gözler için mümkün olmayan bir anma bu. türkiye cumhuriyetinde var olan sayısız eseriyle mustafa kemal atatürk'ü anma günü.

sabah fırında bir ekmek için uzattım türk lirasını. seni andım.

fırında çalışan kadını gördüm. seni andım.

dönerken balkonlarda tereddütsüz süzülen bayraklara baktım. seni andım.

köşedeki iş bankası atm'sine uğradım. seni andım.

hür bir ülkenin okul çocukları geçti önümden. seni andım.

yan binanın bahçesinde boynu bükük mülteci çocukları gördüm. bizi ne hallere düşmekten kurtardığını bir kez daha hatırladım.

eve geldiğimde kapı zilimde yazan soyadımı gördüm. seni andım.

kahvaltıda zeytinin paketi üstünde 500 gram ifadesini gördüm. seni andım.

çayıma iki şeker attım. seni andım.

bunları yazarken klavyemdeki harflere baktım. seni andım.

üstüne türk tütününden bir sigara yaktım. tütünümü gavur ellerinde rehin olmaktan kurtarmanı andım.

tv'de bazı adamlar çıkmış diyorlar ki o artık yok; kalbimizde. öylece şaşakaldım. sen her yerdeyken nasıl böyle körleştiğimize yandım.

sevgili sinan meydan'dan esinlenip birkaç satır yazayım dedim.
devamını gör...

başlık çok enteresan bir şeyi düşündürdü bu şekilde okuyunca.

yani birini özlemek yerine birinin varlığını özlemek demek aynı şey değil şüphesiz. insan kendi varlığını mı özler o birinin yanındaki, yoksa o birini(n varlığını) mi?

özlemek hep o biriyle ilgili sanırız ya aslında tastamam bizim varlığımızla iliskili o da, bize içkin. tuhaf.
devamını gör...

eski sevgilinin yakın bir zamanda yeni sevgilisi tarafından terk edildiği ve yalnızlık denizinde kaybolduğu izlenimi yaratır. muhtemelen tüm eski aşklarını gözden geçirmiş ve sizi şanslı kişi seçmiştir. çünkü kendisi bulunmaz hint kumaşıdır ve ne yaşanmış olursa olsun, aradan ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, sizin kollarınızı açmış onu beklediğiniz fikrine olan inancı tamdır.

bu tip insanlar, sizin onları beklemediğinizi hatta hayatınıza yeniden dahil etmek gibi bir hata yapmak istemediğinizi anladıkları anda 180 derece dönerek, zaten ben de sana meraklı değilim edasına bürünürler. gözlem altına alınmaları farzdır.
devamını gör...

bir çoğumuz isteyerek ya da istemeyerek günde bir kaç defa kalp kırar, farkına bile varmayız. bazen bir sözle, bazen davranışla yaparız bunu. fakat arkamıza dönüp bakmayız bile, kırdığım var mı? kırılan kalplerden dökülen gözyaşı var mı diye.

oysa hatayla, yanlışlıkla bile olsa, incinen kalbe ilaç olmak, sarıp sarmalamak o kırılan kalpten akan yaşları şefkat mendiliyle silmek insan olmanın gereğidir.
aslında zor bir şey değildir.
tatlı sözle, güler yüzlü gönül almak, kırılan o kalbi onarmak ve yeniden kazanmak.
dahası bunun için çabalamak, gayret etmek ve bunu en içten bir şekilde yapmak.
sonrasında incinen kalbin acısını, yangınını söndürmek. onu ferahlatmak, rahatlatmak; topraktan çıkan filiz gibi yenisini yeşertmek gönüllerden...

belki bu konular size bildik tanıdık gibi gelebilir. ama bilmek bazen yeterli gelmiyor işte.
ne yapmamız gerektiğini bilmemize rağmen zor geliyor bunları hayata geçirmek.

en güzeli geride suçluluk duygusu, pişmanlık ve keşkelerle dolu bir hayat bırakmamak için kalp kırmaktan sakınalım.
sokakta gördüğümüz bir köpeğin veya kedinin bile duygularını incitmemeye özen gösterelim.
nezaket ve kibarlık ile tüm kalplere dokunalım...
devamını gör...

değişik bir tiptir, buraları hala atalarının toprağı sanmakta olan bir zavallıdır.

tipte şöyle birşey yani.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her gece sarılarak uyumak..
her gece ne yaa , her an sarılabilecek birinin olması.
hee bide pıtır pıtır olan çocukları es geçmemek gerekir.
devamını gör...

kuzey amerika'nın güneyindeki tropik bölgelere,orta amerika'ya,karayipler'e ve güney amerika'nın kuzey bölgelerine özgü bir ağaçtır. sütleğen(euphorbia) cinsine aittir ve hippomane mancinella olarak da bilinir.yeşil olan meyvesi ise zehirli olup 'sahil elması' ya da 'zehirli guava' olarak isimlendirilmiştir.zaten bu ağacın ispanyolca adı arbol de la muerte yani ölüm ağacıdır.hatta guiness rekorlar kitabı'nın söylediğine göre kendisi dünyanın en tehlikeli ağacı oluyor.
bu ağaçların hemen önünde uyarı tabelaları veya gövdelerinde kırmızı çarpılara rastlanabilse de meyvesi yaban elmasına benzeyip güzel kokulu olduğu için yanlışlıkla tüketilebilir.bu da şiddetli kusma ve ishal sonucu ciddi dehidratasyon yaratabilir.bu da ağacın asıl ölüm tehlikesidir.ayrıca ağacın meyvesi de dahil her yerinde mevcut olan süt kıvamındaki yoğun salgısı cilt ile temas edip yanık benzeri şiddetli kabarcıklara neden olabilir.bu reaksiyonun nedeni ise özsuda yer alan toksinler ve daha da önemlisi forboldür.toksinler mikroorganizmalar tarafından salınır fakat forbol doğal olarak ağaç tarafından üretilen organik bir esterdir. forboller suda çok iyi çözünür ve bu nedenle yağmur yağdığında bu ağaçların altında durmak riskli olur.
bu ağaçlar doğal ekosistemde önemli bir yere sahip olduğu için onları kesmek ve yok etmek söz konusu değil.oluşturdukları sık çalılıklar erozyona karşı toprağı koruyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu kadar madalya, bu kadar disiplin, bu kadar yazma nasıl olabilir diye düşünüyordum ne zamandır.
hayır bu yazarın benle bir alakası olmalıydı.
ben tümden gelicilerden olduğum için tüm tümlere gelebilirim.
her aldığı madalya yolunda,
onun tümüne yaklaştığım bir sıra,
onunla denk geldik.
bir baktım o bir karadenizli, sadece karadenizli değil aynı zamanda onun tabiri ile benimle kaderdaş.
ikimizi de eski beri aynı yerden vurmuşlar.
aynı çileye katlanmışız.
o çile, çikolatanın tatlının içinde kendiliğinden olduğu sanılan, bizim teker teker aradığımız, bir tanesini bile geride bırakamadığımız, bizi çalışma/disiplin delisi yapan bir meyve.
işte böyle sözlük. biz iki fındıkçıyız, iki rençberiz.
onu daha çok sevin.
o, öyle böyle bir yazar değil.
her madalya aslında bir fındık molası her madalya aslında bir soluk.
ona ibrahim tatlıses'ten buda geçer türküsünü yolluyorum.
devamını gör...

emirhan yalçın’ın ölümünden sonra halkın öfkesinin dinmemesi. şuan bile dışarısı aşırı kalabalık.

dükkanı yağmalanan suriyeliler,ters dönen arabalar. yanan sokaklar. halk çok öfkeli şuan. buradan

buradan dükkanlar taşlanıyor.

buradan polisin müdahalesi


buradan gerçekten korkunç.
buradan araçlara saldırılar

buradan ışığı yanan evlere taş atılıyor.

kalabalık giderek artıyor. yaşanan olaylar gerçekten korkunç. sedat peker'in "sizi tahrik edecekler, sokağa çıkmayın!" sözleri geliyor aklıma.

arkadaş ne yapacağımızı şaşırdık.
buradan araçlar yakılıyor,küfürlü.

buradan vatandaşın isyanı

buradan protesto yürüyüşü.

çocuğa ve her türlü masum insana karşı şiddetin haklı hiçbir gerekçesi yoktur. tepkiyi yanlış yere, yanlış şekilde veriyorsunuz. şuan suçsuz insanlar da zarar görüyor. lütfen provakasyona gelmeyin.
devamını gör...

“hüznün, acının düşünceye teslim edilmiş olmasına üzülüyorum ama şüphesiz ki bir yasadır bu.”
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hanginize yazayım bilemedim
şiir yazanları başka başlığa gönderelim
er meydanı burası kafaları görelim
atışacak varsa alt alta... beklerim

dındırırırıdırırım(divan sazı ile)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kapitalizm,
moda,
lüks tüketim,
amerikan dizileri,
sömürgecilik,
birtakım ülkelerin desteğini alarak başka ülkelere yaptıkları vb.
devamını gör...

zamana ve duruma göre değişen durum.

bir gün kendinizi hiç bir yere ait hissetmediğinizde 'baba ocağı, ana kucağı' burnunuzda tütebilir. hele ki artık istesenizde ait hissedemeyecek durumdaysanız vah halinize.

duygu çalkantısı yaşamamak adına devam etmiyorum. sevdiklerinizin, özellikle ailenizin kıymetini bilin lütfen. sevgiler.
devamını gör...

umut kaya - mor yazma.

devamını gör...

şiirin gür sesi halen daha türkiye'de yankılanabiliyorsa bunu ismet özel'e borçludur.
"çünkü kavganın ortasıdır benim yerim."
devamını gör...

ve nihayet kafa sözlük logosundaki kafanın gittiği yeri görmüş olduk. çöpe gidiyormuş lan!

keşke buranın kolektif bir bilgi, görüş ve deneyim hazinesi olduğunu belirtmek adına diğer kafaların yanına, koca bir kafa yığınına gitseymiş. hani böyle çöp yığını sembolizeleri olur ya, onun gibi. pek betimleyemedim ama anladınız siz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim