yoldaşa kırılan sözlüğe saldırıyor gibi görünen bir ex moderatör tanımı.

verilen ismin aceleye geldiğini sanmıyorum. adam açıklamasında altı aylık bir süreçle boğuştuğunu belirtmiş. ya okumuyorsunuz, ya anlamıyorsunuz ya da anlamayı reddediyorsunuz. bu kararı kolay almadığını belirtmiş. bir gece de cahil kalmadık yani. elbetteki hukuki açıdan sakıncalı olmayacak, dosta güven ve hatta düşmana dahi güven sağlayacak bir isim seçilmiştir. daha yaratıcı olunabilir miydi? evet. sonrasında hukuki sakınca olabilir miydi? evet. bizlere sorsaydı diyorsunuz da biz mi kurduk sözlüğü? biz ilerleme aşamasında yazarak katkı sağladık. kimin katkısı ne kadar ve neye göre orası da tartışılır.

bize mantıklı gelen onlara mantıklı gelmek zorunda mı?
hayır.
onlara mantıklı geleni biz kabullenmek zorunda mıyız?
hayır.
toksikliğin lüzmu var mı?
hayır.

insanlar zaten yorulmuş, yıpranmış. olabilecek tüm seçenekleri düşünüp, ince eleyip, sık dokuyup, sonuca ulaşmışlar. ne diye toksiklik yapıyoruz o halde?

gitmek isteyene saygı duyduğunu da belirtmiş mi?
evet.

daha n’apsın bu ekip?
devamını gör...

pame'de bu hafta bir doğumgünü kutlaması var. * *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
çağdaş yunan müziğinin farklı kulvarlarda üç kuşağını başarıyla temsil eden üç sanatçıyı birleştiren, aynı gün doğmuş olmaları. 29 eylül 1949 doğumlu yorgo dalaras'ın, 29 eylül 1957 doğumlu sokratis malamas'ın ve 29 eylül 1973 doğumlu fivos delivorias'ın doğum günlerini müzik kariyerleriyle, şarkılarıyla ve sesleriyle üç gün öncesinden kutlayacağımız üç mini bölümden oluşacak bu hafta pame.

bu üç renkli müzikal kişiliğe dair minik anekdotlar ve bolca müzikle pame radyo yayını, bu akşam saat 22:30'da sözlük radyosunda. bekliyoruz! *

blog.normalsozluk.com/
devamını gör...

fm oynarken beşiktaş'a transfer edene kadar göbeğimin çatladığı futbolcu. oyundaki transfer başarılarım resmen gerçek yaşamda takıma yansıyor. zamanında pepe'yi, mario gomez'i falan da almıştım beşiktaş'a, sağ olsunlar gerçek hayatta da kırmadılar bizi ve takıma geldiler. neyse demem o ki, adam şaka maka beşiktaş'a imza attı.

bu adam ofansif orta saha tanımının ete kemiğe bürünmüş versiyonu. evet ciddi bir maç eksiği var ama kafasında futbolu bitirmediyse %50'si ile bile oynasa bu ligde çok enteresan işlere imza atar. menajeri bu adamı çin'e götürmese kuvvetle muhtemel onu liverpool'da izleyecektik. kloop hocam böyle mevzularda çok yanılmaz. ali ece'nin söylediğine göre de o dönemler alex'i çok istemiş. netice de ofansif orta saha oynayıp gol kralı olmuş bir adamdan bahsediyoruz. hele ki ligimizin kalitesi düşünülürse, dikine oynayan, klas ara pasları bulunan, dönen top takibinde doktora yapmış bir topçu bu ligde her türlü iş yapar. hatta hatırlarsanız sergen hoca takımın içine girdiği yoksunluk sendromu yüzünden atiba'ya bu görevi vermiş ve atiba bile en verimli sezonunu o bölge de geçirmişti. bu mevkinin asıl sahibi orada oynadığında oluşacak manzarayı gerçekten merak ediyorum.

açıkçası ben alex'in beşiktaş'a faydalı olacağını düşünüyorum. asıl mesele böyle bir adamla oynayacak şanslı forvet kim olacak sorusunun cevabında gizli. gelecek golcüye göre alex'in performans ivmesi hakkında daha net şeyler söylenebilir. misal diego costa gibi savaşçı bir golcü gelirse bu adam sırf dönen toplardan ve yaratılan boş alanlardan asgari 15 gol atar. kâh abou kalsa yine aynı şeyleri söyleyebilirdik. tam alex'e uygun forvetti. neyse önümüze bakacağız artık. beşiktaş'ımıza hayırlı olsun. umarım shaktar günlerine nazire yapar da bizde futbol resitali izlemiş oluruz.
devamını gör...

"dostlarım var kışıma renk veren*"
devamını gör...

acaba şikayetçi olmaması için kendisine nasıl tehditlerde bulunuldu? asıl kendinize sormanız gereken soru budur. ulan bu ülkede kadınlara verilen değeri görüyoruz. kadına verilen değer nedir? çamaşır yıkamak, bulaşık yıkamak, çocuk doğurmak, kocasının sözünü dinlemek. kız çocuklarına verilen değer nedir? okuyup da ne yapacak ya, annesinden babasından izinsiz dışarıya çıkamaz, özgür şekilde yaşayamaz, erkek arkadaşı olamaz. gibi gibi…

yani ben bu tür olaylara şaşırmıyorum çünkü bariz baskı var. acaba ne denildi kendisine de saldırıda bulunan andavala karşı şikayette bulunmadı? ya kardeşim elinizi vicdanınıza koyun be, kadın saldırıya uğruyor halen sessiz kaldığı eleştiriliyor. korku nedir bilir misiniz siz? korkmuş belli ki. korkutanı yerin dibine gömmek varken biz halen neler diyoruz böyle. cidden yazıklar olsun. böyle düzene de, sisteme de tüküreyim be!
devamını gör...

anlık 3. sezon 18. bölümdeyim

levi bebeğim eğer o enjektörü armine vurmazsan diziyi bırakıyorumm

armine vurdu tamamdır


o zaman şuana kadar yorumlamamı yapayım.

attack on titan yani orijinal adıyla shingeki no kyojin hajime adlı bi abimizin çizdiği manga/animedir.

anime şuana kadar akıcılık, karakter gelişimi, verdiği mesajlar, merak uyandırma vs açısından efsane gidiyor. özellikle 3. sezon resmen farklı bi boyuta taşıdı. anime ilk bölümlerinden itibaren sizi sürekli bi bilinmezliğe atıp elinize bi kutu kibrit veriyor. bebek adımlarıyla sırlar açığa çıkıyor resmen ama buna rağmen azıcık bile sıkılmıyor insan.

gerçi ben

krallığa darbe yapıp insan insana savaştıkları kısımda bi tık sıkıldım


savaş sahneleriyse gerçekten ayrı bir güzel ama karakterlerin iç seslerini, şok olmalarını, plan yapmalarını ve çevresindekileri ikna etme süreçleri ne kadar izleyicinin heyecanını arttırsada bana fazla zaman harcıyorlarmış gibi geldiği için savaşın artık diye ekrana bağırmamak için zor duruyorum.

neyse gözümde birkaç damla yaşla 3.sezonu bitirmeye gidiyorum. 4.sezonu da bitirince editlerim.

edit: birazcık unutmuşum burayı ama olsun devam edelim. en spoilersız anlatmaya çalışacağım. 3. sezonun son bölümüne kadar bilinmeyen çoğu şey yavaş yavaş açığa çıkıyor. buraya kadar armin ve jean karakter gelişimlerinde ilk sırayı alıyor benim için. eren'in ilk bölümden beri intihara meyilli olması beni biraz deli ediyordu tamam onu öyle sevdik ama insan azıcık akıllanmaz mı? akıllanmaaz. tamam dev oluyorsun anladık, özelsin, güçlüsün hepsi kabulüm ama azıcık düşün be diyordum da demez olaydım 4. sezonda kendisine bu kadar düşünme manyak olursun dememiş kimse. en azından artık kararsız değil. doğruluğu tartışılır ama artık ne istediğini biliyor ve bunun için her şeyi yapmaya hazır.

4. sezon 1. bölümü izlediğimde sanki 2. dünya savaşını izliyormuş gibi hissettim. başta bi nereye düştüm, ne izliyorum ben dedim. 4. sezonda artık anime 3 arkadaş maceralarından, silah arkadaşı, hadi erenin mabadını kurtaralımdan çıkıp bambaşka bir boyuta geldi. anime resmen büyüdü son sezonda.
devamını gör...

wikipedia şöyle muazzam açıklamıştır; bir ülkede iktidarı ele geçiren bir ailenin ya da siyasal veya dini grubun, o ülkenin kaynaklarını sistemli olarak soyması demektir ve kısaca hırsızlar rejimi anlamına gelir.
devamını gör...

1859-1942 yılları arasında yaşamış, danimarkalı realist ressam.
resimlerinde seyahat ettiği ülkelerden ve danimarka'dan manzaralar görüyoruz.
eserleriyle kış mevsiminden karlı manzaraları seyredebilir a mountain torrent in a winter landscape, wood in snow,
kendinizi orman ve nehir manzaralarında bulabilir river landscape, sunset over a forest lake (1895), white ducks in a pond (1918),
italya'ya summer in capri (1885), mısır'a view of cairo (1894) ya da cezayir'e street in algiers (1889) gidebilirsiniz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel cows grazing (1904)
eserlerindeki çok gerçekçi üslup beni benden alıyor. bulutlara, çiçeklerin rengine, otların suda bıraktığı yansımaya, ineklere, uzaktaki uçan minik kuşlara kadar tüm resme hayran kaldım. manzarayı tüm detaylarına kadar kusursuz çizebilen bir ressam. doğayla buluşabileceğim bir yere gidene kadar resimlerine bakıp iç çekeceğim.*
tüm eserlerini incelemek isteyenler için buradan
devamını gör...

insanın canını acıtan feryatlardan. sosyal medyada bir kaç videoya denk geldim ve canım çok yandı. suçsuz günahsız hayvanların yanarak can vermesini kaldıramıyorum artık.
onların evi doğa ve doğa mahvoluyor.
devamını gör...

iyi ki doğmuş bitter ziyagil. unuttuk sandın dimi? hihihi. nöpe. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazen diyememek isabet olabilir. bazen bu güzel söz karşısında '' sen beni yanlış anlamışsın '' benzeri çok yıkıcı bir karşılık alabilirsiniz.
siz siz olun temkinli olun bu konuda. bazıları acımasız olabiliyor maalesef.
devamını gör...

başlığının açılmasını sonuna kadar hak eden bir birhan keskin şiiri.

ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
öyle mi?
oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
bizim köydeki gibi.
allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.

diyor ki, yasalar getirdim, gıcır gıcır, delik deşikti eskisi
anlıyoruz ki yasalar dümdüz ediyor ciğerimizi
diyor ki, yasaklar getirdim ama senin iyiliğine canımın içi
diyor ki, üç beş ağacı kesmişim, indir bindir bütün yaz boyu,
keseriz tabii bunda ne var diyor,
insan önce bir minnet duyar.
oysa allahım toprağa bassın ayaklarımız fena mı olur,
istiyoruz ki sokağımızda bir ağaç gölgesi.

diyor ki, boynuzlu köprü yaptırdım gelip geçmeye
haliçin ortasına bak nası’ seksi.
allahım sen bunlara akıl fikir ver diyeceğim ama
vardır senin bir bildiğin illa ki.

allahım işte görüyorsun bunları, eyübün sabrı nedir,
rızanın fazladan şeftalisi ne?
bilmiyor. bilmiyor nedendir zeynebin yakarışı.
ben ki sana bunca platoniğim ama canıma yetti artık
valla bak biz mi düşeceğiz hep iskelelerden
başlarına yık şunların bu metropolleri.
devamını gör...

günümüzde şarkıcı olan sosyal medya ünlüler kervanına katılmıştır. popülizm ve merakın etkisiyle 1 milyon tıklanma barajını 24 saatte rahat geçeceğini tahmin ediyorum.
helios'un etkisiyle bir tık da benden.
devamını gör...

%60 kakao oranı olan bitter çikolata.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

not: kendisi hakkında o kadar çok şey yazmak isterdim ki... sadece nothing compares 2 u'dan ibaret olmadığını bilmeniz yeterli. fakat bunu şimdilik erteleyeceğim.

evladının "kamu merkezinin ihmalinden dolayı" korunduğu yerden kaçıp intihar etmesiyle tekrardan gündeme gelen ve snl yayınında bob marley'in war şarkısının sözlerini değiştirerek çocuk istismarına atıf yapıp papa'nın fotoğrafını yırtmasıyla kamuda infial yaratan (daha çok iki yüzlülüğün ortaya çıkmasına sebep olmuş, madonna [maalesef ki madonna, o dönemki erotica'nın yarattığı sansasyonu gölgelediği için sinéad'ın bu cesur protestosu ile dalga geçmiş ve nytimes tarafından itin götüne sokulmuştur. madonna, bu olaydan sonra gözümde feci biçimde yere çakılmıştır efenim] ve joe pesci gibi olaydan nemalanmak isteyen fırsatçılara yaramış ve ilerleyen yıllarda olayın doğruluğu kanıtlanmış fakat snl'in sinéad'tan özür dilememesi kimin tarafında olduklarını göstermiştir. videoyu youtube'ta sinéad o'connor fight the real enemy yazarak ulaşabilirsiniz. burada link ekleme konusunda sıkıntı yaşadım) ve grammy'nin en iyi alternatif albüm kategorisi dalında kazanan ilk kişi olmasına rağmen elinin tersiyle ödülü iten güzel gözlü "sanatçı"dır. tabii ki de kendisi james baldwin'in sanatçı tanımına birebir uyan ve sanatçı olabilen nadir insanlardan biridir. ne demişti, james baldwin? "artist are here to disturb the peace". gerçekler uğruna sahip olduğu bütün her şeyi kaybeder miydi, günümüz -sözde- sanatçıları? sanmam...
şu günlerde euphoria adlı dizide 1987 de çıkardığı the lion and the cobra adlı albümündeki drink before the war şarkısı trendlere yükseldi. en azından şarkının kıymeti biliniyor artık. dinlemenizi tavsiye ederim.
dinlemenizi tavsiye ettiğim şarkıları; ""(*) şiddetle tavsiye ederim demek""
-i do not want what i haven't got (*)
-drink before the war (*)
-i stretched on your grave (*)
-black boys on mopeds (*)
-all apologies (*)
-don't cry for me argentina
-troy (*)
-mandinka
-the emperor's new clothes (*)
-the last day of our acquaintance
-three babies
devamını gör...

efendim ikinci haftanın playlistini sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım. herkese teşekkürler umarım mutlu olmuşsunuzdur. mutlu kalın haftaya görüşmek üzere.

2. hafta listesi
aretha franklin-respect
ella fitzgerald-dream a little dream of me
billie holiday-april in paris
etta james-ı'd rather go blind
nina simone-ı put a spell on you
nina simone-feeling good
dolly parton-jolene
amy winehouse-you know ı'm no good
portishead-glory box
mariah carey-my all
mariah carey-without you
aretha franklin-(you make me feel) a natural woman
cher-strong enough
devamını gör...

alemintümşöhretlilerinintıraşolurkenkullandığıustura.
devamını gör...

bir düşünce, bir din, bir ideoloji ne kadar güzel olursa olsun cahil bir grubun temsiline geçtiyse özünden kopup yozlaşmaktan başka gideceği yer yoktur.

ben kaynağından edindiğim bilgi ile özünde insanlara karşı baskıcı ve şiddet öneren bir yönü olmadığını düşünüyorum. ancak bir fikir onu taşıyan insanların kalitesi ve niyeti ile yükselir ya da alçalır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şu an ortalıkta bu şekilde dolaşıyorlar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim