yanak sıkmak
en sevdiğim eylemlerden.her türlü tontik yanağınız itinayla sıkılır.
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
devamını gör...
yeni bile olsa eski duran şeyler
yırtık kot.
devamını gör...
ikonlar hakkında ne dediler
birkaç saat kadar önce yayına aldığımız; dizi-film-kitap-müzik kategorilerini öne çıkartan ikonlarımız ile alakalı, kafa sözlük ahalisinin tepkilerinin ölçüldüğü başlıktır.
farzı misal, kamera ikonu kafam kadar ya o ne öyle.
farzı misal 2 , yapacağınız işe tüküreyim, hiç beğenmedim.
edit: parantez içerisindeki, dizi-film vb. yazılar da bu sayede kalkmış oldu.
çakışan, istisna başlıklar haricinde bunun önüne geçmiş olduk.
tabii, betada olduğunu da söylemem lazım.
farzı misal, kamera ikonu kafam kadar ya o ne öyle.
farzı misal 2 , yapacağınız işe tüküreyim, hiç beğenmedim.
edit: parantez içerisindeki, dizi-film vb. yazılar da bu sayede kalkmış oldu.
çakışan, istisna başlıklar haricinde bunun önüne geçmiş olduk.
tabii, betada olduğunu da söylemem lazım.
devamını gör...
tanrı'nın dua kabul oranını çok düşük tutması
isteklerimi tekrar gözden geçirmeyi düşünüyorum. bu kadar organize bir başarısızlığın başka bir açıklaması olamaz çünkü.
devamını gör...
bir insanın boş biri olduğunu anlama yöntemi
bir insanın boş olduğunu anlayabilmek için öncelikle o insanı alıyoruz. bir güzel sallıyoruz bir aşağı bir yukarı eğer sallarken şıngır mıngır ses çıkıyorsa dolu olabilir. ama tam dolu olduğunu anlayabilmemiz için ikinci aşamaya geçiyoruz bu sefer sadece kafasını bir o yana bir bu yana olacak şekilde sallıyoruz. eğer yine şıngır mıngır ses çıkarsa kesin bilgi doludur. yok kafayı sallayınca ses çıkmıyorsa dolu değildir. çıkan ses gevşeyen vidaların sesidir kesin.
(bkz: mizah anlayışını birkaç cümle ile anlat)
(bkz: mizah anlayışını birkaç cümle ile anlat)
devamını gör...
öğretmenine karşı dans edip saygısızlık eden öğrenci
sürekli, öğretmenlik eyi yaavv üç ay tatili, ara tatil… argümanıyla konuşanlar bu videoya şaşırıyorlar; bu ne saygısızlık, olur mu böyle iş vs. diyorlar. 1 hafta derse girseler bunun gibi neler görecekler haberleri yok.
insanlar kendi çocuklarına tahammül edemiyorlar, en net pandemide gördük bu durumu. okullar açılsın diye gün saydı sevgili velilerimiz. yeri geldiğinde kendilerinin tahammül edemediği çocukları okulda neler yapıyor.
artık işler eskisi gibi de değil. bizi ailelerimiz hocam eti senin, kemiği de senin diye bırakırlardı okula. notu kötüyse de edebi adâbı öğrensin, bir saygısızlığı olmasın denirdi. şimdi çocuk okulun kapılarını söküyor bağırırsan suçlu oluyorsun.
size birkaç hafta önce olmuş bir olaydan bahsedeyim. öğretmen arkadaşım sınıfta küfür eden çocuğu uyarıyor. çocuk küfür etmeye devam ediyor. arkadaşım idareye gidiyor, idare başına iş alma duymazdan gel diyor. arkadaşım dayanamıyor çocuğun velisini arıyor. ne oluyor dersiniz? çocuğun velisi* telefonda öğretmen arkadaşıma bir güzel bağırıp fırça atıyor demişse ne olmuş sanki diye. küfürü de bu kez kendisi ediyor.
başka bir olaydan daha bahsedeyim. öğrencinin her türlü başarısızlığı öğretmenin suçu artık. duvara anlatsam dile gelirdi dediğim çocuk sınavda 20-30 aldı, en azından performansla ortalamasını kurtarsın diye peşinden koştum ödevini getir, ödevini yap, ödev ödev ödev… ortada performans ödevi de yok. getirmediği için sisteme g girdim. bir gün bir veli geldi hocam bizim kızın performans ödevine g girmişsiniz dedi. çünkü getirmedi dedim olayı anlattım. vay efendim ben bunu nasıl yaparmışım, getirmedi diye nasıl g girermişim… bu veli de okula bağış yapan bir veli bu arada.
demem o ki öğretmen: veli, idareci ve öğrenciye kurban edildi. bu gördükleriniz ise hiçbir şey.
edit: hiç mi efendi öğrenci yok elbette var. bu noktada bu çocukların ailelerine bakmak lazım ki çocuğun hareketlerinden, konuşmasından neyin ne olduğu zaten anlaşılıyor.
aile terbiyesi görmemiş çocuğa kalkıp lisede bunları öğretemesiniz, çok zor. o yüzden iyi bir insan; kendine, ailesine, vatanına, milletine hayırlı bir birey yetiştirmek istiyorsanız önce kendiniz ilgileneceksiniz çocuğunuzla. eline tableti telefonu verip ortadan kaybolmayacaksınız. bir insan dünyaya getiriyorsanız bunun sorumluluğunu alacaksınız.
insanlar kendi çocuklarına tahammül edemiyorlar, en net pandemide gördük bu durumu. okullar açılsın diye gün saydı sevgili velilerimiz. yeri geldiğinde kendilerinin tahammül edemediği çocukları okulda neler yapıyor.
artık işler eskisi gibi de değil. bizi ailelerimiz hocam eti senin, kemiği de senin diye bırakırlardı okula. notu kötüyse de edebi adâbı öğrensin, bir saygısızlığı olmasın denirdi. şimdi çocuk okulun kapılarını söküyor bağırırsan suçlu oluyorsun.
size birkaç hafta önce olmuş bir olaydan bahsedeyim. öğretmen arkadaşım sınıfta küfür eden çocuğu uyarıyor. çocuk küfür etmeye devam ediyor. arkadaşım idareye gidiyor, idare başına iş alma duymazdan gel diyor. arkadaşım dayanamıyor çocuğun velisini arıyor. ne oluyor dersiniz? çocuğun velisi* telefonda öğretmen arkadaşıma bir güzel bağırıp fırça atıyor demişse ne olmuş sanki diye. küfürü de bu kez kendisi ediyor.
başka bir olaydan daha bahsedeyim. öğrencinin her türlü başarısızlığı öğretmenin suçu artık. duvara anlatsam dile gelirdi dediğim çocuk sınavda 20-30 aldı, en azından performansla ortalamasını kurtarsın diye peşinden koştum ödevini getir, ödevini yap, ödev ödev ödev… ortada performans ödevi de yok. getirmediği için sisteme g girdim. bir gün bir veli geldi hocam bizim kızın performans ödevine g girmişsiniz dedi. çünkü getirmedi dedim olayı anlattım. vay efendim ben bunu nasıl yaparmışım, getirmedi diye nasıl g girermişim… bu veli de okula bağış yapan bir veli bu arada.
demem o ki öğretmen: veli, idareci ve öğrenciye kurban edildi. bu gördükleriniz ise hiçbir şey.
edit: hiç mi efendi öğrenci yok elbette var. bu noktada bu çocukların ailelerine bakmak lazım ki çocuğun hareketlerinden, konuşmasından neyin ne olduğu zaten anlaşılıyor.
aile terbiyesi görmemiş çocuğa kalkıp lisede bunları öğretemesiniz, çok zor. o yüzden iyi bir insan; kendine, ailesine, vatanına, milletine hayırlı bir birey yetiştirmek istiyorsanız önce kendiniz ilgileneceksiniz çocuğunuzla. eline tableti telefonu verip ortadan kaybolmayacaksınız. bir insan dünyaya getiriyorsanız bunun sorumluluğunu alacaksınız.
devamını gör...
normalleşmiş garip olaylar
maskesiz* insanların yanıma yaklaşmasıyla kendimi silah doğrultulmuş gibi hissetmem.
devamını gör...
800 tanım giren 100 yazara kitap hediye edilmesi
üst edit : 1 nisan tarihinde 800 tanıma ulaşan ilk 100 yazarımıza hediye çeklerimiz teslim edildi.
#665174
diğer etkinlikler için : (bkz: yazarak kitap kazan)
merhaba canım yazarlarım.
imece usulü ile topladığımız tanıtım & reklam bütçemizi bu şekilde değerlendirmeye karar verdik.
800 tanıma ulaşan ilk 100 yazarımıza d&r aracılığı ile 50 tl’ye kadar dilediği kitabı ya da eşyayı kargo dahil ulaştırıyoruz.
soru : 800 tanıma ulaştığımda ne yapmalıyım ?
cevap : herhangi bir moderatörümüz ile iletişime geçebilirsin. onlar kısa bir incelemeden sonra gerekeni yapacaklar.
soru : herkes yararlanabiliyor mu ?
cevap : elbette herkes yararlanabiliyor. yalnız bazı ufak şartlarımız var.
sürekli (bkz:) tanımlar ve kısa, manasız flood tanımlar bizi üzer.
biz isteriz ki her şey doğal akışında seyretsin.
soru : ne zaman gönderilir ?
cevap : 100. yazar da kotasını doldurduktan hemen sonra toplu olarak ulaştırmaya başlayacağız.
bu yarın da olabilir, yarından yakın da olabilir
soru : nereden geliyor bu değirmenin suyu benjamin bey ?
cevap : yukarıda da yazdığım gibi imece usulü ile bir şeyler yapmaya çalıştık, elbet gönlü bol, kafa sözlüğe inanan yazarlarımız var aramızda
soru : 1600 tanıma ulaşsam 2 kere alabilir miyim ?
cevap : maalesef hayır :/ zaten hepi topu 100 adetlik. onlar da eşit dağılsın isteriz.
tabi ki seni kastetmiyorum ancak, iko adlı teknik sorumlumuz sağ olsun, 100 yazarımız da 800 tanım kotasını doldurduğunda son bir ıp çakışmasına bakacağının sözünü verdi
soru : neden 100 yazarla sabit ?
cevap : şimdilik bütçemiz bu kadarına el verdi, ancak önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelere göre bu sayıyı arttırabiliriz. biz de istiyoruz bunu.
#665174
diğer etkinlikler için : (bkz: yazarak kitap kazan)
merhaba canım yazarlarım.
imece usulü ile topladığımız tanıtım & reklam bütçemizi bu şekilde değerlendirmeye karar verdik.
800 tanıma ulaşan ilk 100 yazarımıza d&r aracılığı ile 50 tl’ye kadar dilediği kitabı ya da eşyayı kargo dahil ulaştırıyoruz.
soru : 800 tanıma ulaştığımda ne yapmalıyım ?
cevap : herhangi bir moderatörümüz ile iletişime geçebilirsin. onlar kısa bir incelemeden sonra gerekeni yapacaklar.
soru : herkes yararlanabiliyor mu ?
cevap : elbette herkes yararlanabiliyor. yalnız bazı ufak şartlarımız var.
sürekli (bkz:) tanımlar ve kısa, manasız flood tanımlar bizi üzer.
biz isteriz ki her şey doğal akışında seyretsin.
soru : ne zaman gönderilir ?
cevap : 100. yazar da kotasını doldurduktan hemen sonra toplu olarak ulaştırmaya başlayacağız.
bu yarın da olabilir, yarından yakın da olabilir
soru : nereden geliyor bu değirmenin suyu benjamin bey ?
cevap : yukarıda da yazdığım gibi imece usulü ile bir şeyler yapmaya çalıştık, elbet gönlü bol, kafa sözlüğe inanan yazarlarımız var aramızda
soru : 1600 tanıma ulaşsam 2 kere alabilir miyim ?
cevap : maalesef hayır :/ zaten hepi topu 100 adetlik. onlar da eşit dağılsın isteriz.
tabi ki seni kastetmiyorum ancak, iko adlı teknik sorumlumuz sağ olsun, 100 yazarımız da 800 tanım kotasını doldurduğunda son bir ıp çakışmasına bakacağının sözünü verdi
soru : neden 100 yazarla sabit ?
cevap : şimdilik bütçemiz bu kadarına el verdi, ancak önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelere göre bu sayıyı arttırabiliriz. biz de istiyoruz bunu.
devamını gör...
laptop recai
(bkz: vj bülent)
devamını gör...
kendini ispatlayan genç iş bulur
ispatlayıp da iş bulamayanlara ne diyeceğiz?
devamını gör...
geceye bir şener şen repliği bırak
1996 yılı eşkıya filminden. sinemada izlemiştim.
-beni hapiste vurdular ölmedim. hastalandım bir ciğerimi orda bıraktım gene ölmedim, çok dövdüler beni kan kustum ama ölmedim, yaşadım, seni bir kez daha görebilmek için yaşadım. şimdi bana dediler ki; kimse sesini duyamıyormuş, susmuşsun. benimle de konuşmayacak mısın keje. sesini duyamayacak mıyım ?
-beni hapiste vurdular ölmedim. hastalandım bir ciğerimi orda bıraktım gene ölmedim, çok dövdüler beni kan kustum ama ölmedim, yaşadım, seni bir kez daha görebilmek için yaşadım. şimdi bana dediler ki; kimse sesini duyamıyormuş, susmuşsun. benimle de konuşmayacak mısın keje. sesini duyamayacak mıyım ?
devamını gör...
sisifos
yaşamı sembolleyen, her gün tepeye tekrar tekrar aynı taşı taşıyan mitolojik karakter.
devamını gör...
ayağına diken batan çocuk
boy with thorn.
helenistik döneme ait bir heykel, son derece basit bir konuyu işlemiş bir şaheser. ayağına diken batmış, haberi yerine ulaştırmaya çalışan genç haberciyi betimliyor; yani romalı elçi olan marcius'u. bu nedenle heykele roma'da verilen isim anlamı sadık olan kelime; ‘fedele’.
roma’da, floransa’da ve londra’da farklı versiyonları olan heykel defalarca çoğaltılmış olduğundan dünyaca en bilinen heykeller arasında yer alır.
helenistik döneme ait bir heykel, son derece basit bir konuyu işlemiş bir şaheser. ayağına diken batmış, haberi yerine ulaştırmaya çalışan genç haberciyi betimliyor; yani romalı elçi olan marcius'u. bu nedenle heykele roma'da verilen isim anlamı sadık olan kelime; ‘fedele’.
roma’da, floransa’da ve londra’da farklı versiyonları olan heykel defalarca çoğaltılmış olduğundan dünyaca en bilinen heykeller arasında yer alır.
devamını gör...
havalar soğur soğumaz hasta olmak
hassas bir bünyenin olduğunu gösteren durum. bağışıklık sisteminin ani değişimler karşısında reaksiyon vermesi olarak da adlandırılabilir.
devamını gör...
yazarların yaşama motivasyonu
öldükten sonra ne olacağı kesin değil. şu an iyi kötü yaşıyoruz:) tek hakkımı değerlendiriyorum şimdilik.
devamını gör...



