televizyon atarisi
alım gücü düşük olduğundan ancak belli saatlerde oynanmasına izin verilen atariydi.
kara kutu, nintendo, sega gibi markalar sadece oyun için kullanılırken commodore64 ve amiga konsollar ise aynı zamanda dos tabanlı oyun konsollarıydı.
televizyon atarilerinin en büyük ve bilinen sloganı ise "adaptör ısındı" cümlesiydi.
kara kutu, nintendo, sega gibi markalar sadece oyun için kullanılırken commodore64 ve amiga konsollar ise aynı zamanda dos tabanlı oyun konsollarıydı.
televizyon atarilerinin en büyük ve bilinen sloganı ise "adaptör ısındı" cümlesiydi.
devamını gör...
sınanmadığınız bir acı üstüne konuşmak
herkese kolay gelendir, ‘üzülme geçer’ derler genelde ama eskilerin şöyle bir lafı vardır ; ‘babası ölen adamın halinden, ancak babası ölen anlar’ o yüzden boş keseden sallamayın bence.
devamını gör...
kitapların arka kapağı
kitap almadan önce hep okuduğum bölümdür. olay örgüsü hakkında bilgi edinmek ve ilgimi çekip çekmediğini öğrenmek için okurum. bu beni heyecanlandırıyor. hiçbir fikrimin olmadığı bir kitabı okumayı sevmiyorum. mesela olasılıksız kitabının arka kapağındaki yazıyı okuduğumda kitap resmen beni kendine çekmişti. diğer okuduğum kitaplar için de aynı şey geçerli. ayrıca arka kapakta yazılan yazıyı hazırlamak da büyük iş. kitaptaki sürprizlerden veya önemli olaylardan bahsetmeden sadece ucundan kıyısından merak uyandıracak bir şekilde değinerek hazırlamak bence beceri ister. burdan usta bir şekilde kitapların arka kapağını tasarlayıp hazırlayan yazarlara selam olsun.
devamını gör...
2.5 litre coca cola’nın 13 tl olması
kola zararlı olduğu için içmemizi istemeyen ponçik satıcılarımızın bizleri düşünerek yaptığı fiyat güncellemesidir.
tanım: kolanın zamlanması haberidir.
tanım: kolanın zamlanması haberidir.
devamını gör...
bülent ersoy'un 450 bin liralık kürkü
ömür gedik’ten konuyla ilgili kesin tepki dolu bir eleştiri gelecektir diye düşündüren haber.
(bkz: bakın param var) görgüsüzlüğü yapmaktadır. eleştirecek söz bile yok kendisine.
(bkz: bakın param var) görgüsüzlüğü yapmaktadır. eleştirecek söz bile yok kendisine.
devamını gör...
50 yaşında adamın 6 yaşında kız ile nişanlanması
adam mı?
pedofili sapık demek istediniz sanırım.
adamın pedofili içim acilen tedavi görmesi ve cezasını çekmesi lazım aynı zamanda çocuğun ailesinin da çocuk istismarına yardım ve yataklıktan cezasını çekmesi gerekiyor.
anaokuluna başlaması gereken çocuk nişan yüzüğü takıyor...
pedofili sapık demek istediniz sanırım.
adamın pedofili içim acilen tedavi görmesi ve cezasını çekmesi lazım aynı zamanda çocuğun ailesinin da çocuk istismarına yardım ve yataklıktan cezasını çekmesi gerekiyor.
anaokuluna başlaması gereken çocuk nişan yüzüğü takıyor...
devamını gör...
güne bir film repliği bırak
kaybedecek bir şeyinin kalmaması, özgürlük galiba.
kaybedenler kulübü
devamını gör...
sevdiğin birinin seninle zorla konuştuğunu fark ettiğin an
önceden çok üzülüyordum, kendimi sorguluyordum. ama şimdi duygusal açıdan yaklaşmıyorum. fark ettiğim an cümlemi yarıda bırakıp susuyorum. sonra "ya lütfen devam et, ben seni dinliyorum" dese de devam etmiyorum. bazen insanlar sorduğu sorunun bile cevabını dinlemiyor ki.
önce şunu çok iyi anlamak gerekiyor; kimse kimse için bir lütuf değildir. ikili ilişkilerin sağlıklı yürütülebilmesi için tarafların karşılıklı özen göstermesi gerekir.
önce şunu çok iyi anlamak gerekiyor; kimse kimse için bir lütuf değildir. ikili ilişkilerin sağlıklı yürütülebilmesi için tarafların karşılıklı özen göstermesi gerekir.
devamını gör...
gitmek mi zor kalmak mı sorunsalı
kalmak isterken gitmek, gitmek isterken kalmak zordur; sanırım önemli olan neyi isteyip aslında neye mecbur olduğumuzdur.
"ne kadar kalmak istesek de bazen gitmek zorunda kalırız ve ne kadar gitmek zorunda olsak da kalmaktan yanadır sol yanımız."
(bkz: aziz nesin)
"ne kadar kalmak istesek de bazen gitmek zorunda kalırız ve ne kadar gitmek zorunda olsak da kalmaktan yanadır sol yanımız."
(bkz: aziz nesin)
devamını gör...
boş beleş bölümler okuyup işsizim diye ağlamak
sözlükte sınava hazırlanan ya da okuduğu bölümle ilgili kafasında soru işareti olan genç kardeslerime nilay örnek'in spotify da yayımlanan nasıl olunur?isimli postcads lerini dinlemelerini öneririm.
mesleğinde çok başarılı olan ya da çok kazanan insanlara "nasıl başardınız? " diye sorulduğunda verdikleri cevap genel olarak; " cok calistim, ilmek ilmek hayatı dokudum, hiç pes etmedim." oluyor.
komşumun oğlu "sütçü imam universitesinde mühendislik okuyacaksam hiç vakit kaybetmeyeyim, sigortalı işe girip hayata atılayım" demişti. ilk bakışta çok acımasız görünen bu söz bir anlamda dogru. eğer gözünüz hep yükseklerde ise ve bunu başaracak altyapıya sahip değilseniz, çalışmaya, emek vermeye de bir tarafiniz yemiyorsa üniversite okumak zorunda değilsiniz. bu noktada almanya çok sağlam bir model. ilkokuldan itibaren öğrencinin hazirbulunusluk ve yetenekleri çok dikkatle incelenip meslek yönlendirmesi yapiliyor. ülkemizde meslek lisesi memleket meselesi" çok güzel bir proje ancak bu ülkede ne yazık ki meslek liseleri ilkokul temeli zayıf olan öğrencilerin tercih ettiği okullar olarak hep ikinci plana atıliyor. oysa ki gercekten iyi bir meslek lisesi eğitimi alarak örneğin müzik aletleri yapımı, altın işlemeciliği, denizcilik vb ilginç ve onu açık bölümlerde iyi bir geleceğe göz kirpabilirsiniz.
boş beleş bölüm kime göre neye göre diye sormak gerekir.
herkesin yazılımcı olmaya çalıştığı bu devirde arkeoloji ya da felsefe (ya da buna benzer pek çok iş imkanı az olduğu düşünülen bolumler) geçmişinden ders alamayan bir millet için gayet de önemli bölümlerdir. sorun (akademide kalmayı tercih edip iki üç tez yazıp profesör olup) halkın hiç bir sorununa care uretemeyen üniversiteler ile işsizim diye ağlamaktan ziyade bir an önce garantili yüksek maaşlı ve saygın bir konumu olan iş bulmaya olan hevesli tecrubesiz mezunlardir.
bugün ilkokul mezunu pek çok kadın girişimci internet üzerinden satış yaparak para kazanırken ya da unutulmaya yüz tutmuş geleneksel ürünlerimizi köylü teyzelere hazırlatıp yurt dışında dünya kadar paraya satan girişimciler varken işsizim diye aglamak gerçekten boş bir ajitasyon.
mesleğinde çok başarılı olan ya da çok kazanan insanlara "nasıl başardınız? " diye sorulduğunda verdikleri cevap genel olarak; " cok calistim, ilmek ilmek hayatı dokudum, hiç pes etmedim." oluyor.
komşumun oğlu "sütçü imam universitesinde mühendislik okuyacaksam hiç vakit kaybetmeyeyim, sigortalı işe girip hayata atılayım" demişti. ilk bakışta çok acımasız görünen bu söz bir anlamda dogru. eğer gözünüz hep yükseklerde ise ve bunu başaracak altyapıya sahip değilseniz, çalışmaya, emek vermeye de bir tarafiniz yemiyorsa üniversite okumak zorunda değilsiniz. bu noktada almanya çok sağlam bir model. ilkokuldan itibaren öğrencinin hazirbulunusluk ve yetenekleri çok dikkatle incelenip meslek yönlendirmesi yapiliyor. ülkemizde meslek lisesi memleket meselesi" çok güzel bir proje ancak bu ülkede ne yazık ki meslek liseleri ilkokul temeli zayıf olan öğrencilerin tercih ettiği okullar olarak hep ikinci plana atıliyor. oysa ki gercekten iyi bir meslek lisesi eğitimi alarak örneğin müzik aletleri yapımı, altın işlemeciliği, denizcilik vb ilginç ve onu açık bölümlerde iyi bir geleceğe göz kirpabilirsiniz.
boş beleş bölüm kime göre neye göre diye sormak gerekir.
herkesin yazılımcı olmaya çalıştığı bu devirde arkeoloji ya da felsefe (ya da buna benzer pek çok iş imkanı az olduğu düşünülen bolumler) geçmişinden ders alamayan bir millet için gayet de önemli bölümlerdir. sorun (akademide kalmayı tercih edip iki üç tez yazıp profesör olup) halkın hiç bir sorununa care uretemeyen üniversiteler ile işsizim diye ağlamaktan ziyade bir an önce garantili yüksek maaşlı ve saygın bir konumu olan iş bulmaya olan hevesli tecrubesiz mezunlardir.
bugün ilkokul mezunu pek çok kadın girişimci internet üzerinden satış yaparak para kazanırken ya da unutulmaya yüz tutmuş geleneksel ürünlerimizi köylü teyzelere hazırlatıp yurt dışında dünya kadar paraya satan girişimciler varken işsizim diye aglamak gerçekten boş bir ajitasyon.
devamını gör...
hotel transylvania 2
otel transilvanya 2, genndy tartakovsky yönetmenliğinde 2015 yılında çekilmiştir. fantastik, çocuk, komedi türlerinde animasyon filmidir.
robert smigel, adam sandler senaristliğini yapmıştır.
canavarlar oteli insanlara kapılarını açmışa benziyor. kont drakula damadı jonathan'ı otelde görevlendiriyor ve bir takım değişiklikler yapmasına izin veriyor. neden mi? tabi ki mavis ve dünyalar tatlısı dennis otelde kalmaya devam etsin diye.
dennis'in vampir özelliklerinin olmayışı drakula'yı biraz endişelendiriyor. torunuyla hayal ettiği gibi bir ilişki kurabilmek ve vampir soyunu devam ettirebilmek için dennis'in vampir olması şart. ama nasıl?
mavis babasının baskılarından bıktığı ve dennis'in başka bir dünyayı da görüp içe kapalı olmadan yaşamasını da istediği için jonathan'ın ailesinin yanına taşınmayı düşünüyor.
bir yandan drakula'nın planlarını işletebilmesi için dennis'le yalnız kalması gerekiriyor ve jonathanla bir anlaşma yapıp mavis'i otelden uzaklaştırıyorlar.
maviş bunu bir ön keşif olarak görürken drakula bunu torunun vampir özelliklerinin ortaya çıkması için bir fırsat olarak değerlendirmeye çalışıyor. ekipi frankenstein, kurt adam, görünmez adam, jöle adam ve mumyayla vampir kampına doğru yola koyuluyorlar.
filmde bolca kuşak çatışması ve yine ön yargının getirdiği anlaşmazlıklar işlenmiş. sevdiklerimizi olduğu gibi kabul edemeyişimizin sonuçları sokulmuş gözümüze.
dennis'in 5. yaş gününe drakula'nın insan sevmeyen babası vlad ve insanlardan nefret eden arkadaşı bela da geliyor ve sular iyice ısınıyor.
kalıplaşmış ön yargılar, kalıplaşmış inanışlar ve kuşaklar arası farkları bir çatışma haline gelmesi eğlenceli bir şekilde aktarılıyor izlenenlere.
aslına bakarsanız 1. film nasıl eleştirildiyse 2. film de aynı şekilde hatta daha fazla eleştiriliyor ama nasıl oluyorsa iki filmde gişede aksini gösteriyor ve izleyenlerin beğenisini kazanıyor.
bir önceki filmde dediğim gibi bu seri biraz çizgi film havasında yani bir oyuncak hikayesi ya da buz devri serileri gibi ultra animasyonlar değil. fakat verdiği vermeye çalıştığı mesajlar ve sıcak, samimi, şaşkın haliyle yine de izleyiciyi yakalamayı ve kendini izletmeyi başarabiliyor.
dublaj olarak zaten yine çok kaliteli ve güncel espriler diyalogların içine serpiştirilmiş durumda.
benim kanaatim bu film eleştirmenler tarafından biraz fazlaca dibe çekilmeye çalışılıyor gibi. aile içinde izlenebilecek çocukların ve yetişkinlerin dikkatini çekebilecek bir film. hala izlemeyen varsa keyifle izleyebilir.
seslendirme ekibi yine efsane.
drakula aydoğan temel
mavis hazal erdal
jonathan harun can
dennis engin deniz kazancı
frankenstein engin alkan
eunice-frankenstein gelini şebnem ünaldı
wayne-kurt adam cüneyt cakova
wanda-kurt kadın şemsay çankara
winnie-kurt kız idil kuner
griffin-mumya rıza karaağaçlı
murray fatih özacun
grandma linda tülay bekret (jonathan annesi)
grandpa mike ender yiğit (jonathan babası)
dana oğuz özoğul
vlad mazlum kiper
bela sefa zengin
kakie sercan gidişoğlu
pandragora arda aydın
caren ayça koptur
troy cem deniz arıca
shrunken heads elif erdal
iyi seyirler...
robert smigel, adam sandler senaristliğini yapmıştır.
canavarlar oteli insanlara kapılarını açmışa benziyor. kont drakula damadı jonathan'ı otelde görevlendiriyor ve bir takım değişiklikler yapmasına izin veriyor. neden mi? tabi ki mavis ve dünyalar tatlısı dennis otelde kalmaya devam etsin diye.
dennis'in vampir özelliklerinin olmayışı drakula'yı biraz endişelendiriyor. torunuyla hayal ettiği gibi bir ilişki kurabilmek ve vampir soyunu devam ettirebilmek için dennis'in vampir olması şart. ama nasıl?
mavis babasının baskılarından bıktığı ve dennis'in başka bir dünyayı da görüp içe kapalı olmadan yaşamasını da istediği için jonathan'ın ailesinin yanına taşınmayı düşünüyor.
bir yandan drakula'nın planlarını işletebilmesi için dennis'le yalnız kalması gerekiriyor ve jonathanla bir anlaşma yapıp mavis'i otelden uzaklaştırıyorlar.
maviş bunu bir ön keşif olarak görürken drakula bunu torunun vampir özelliklerinin ortaya çıkması için bir fırsat olarak değerlendirmeye çalışıyor. ekipi frankenstein, kurt adam, görünmez adam, jöle adam ve mumyayla vampir kampına doğru yola koyuluyorlar.
filmde bolca kuşak çatışması ve yine ön yargının getirdiği anlaşmazlıklar işlenmiş. sevdiklerimizi olduğu gibi kabul edemeyişimizin sonuçları sokulmuş gözümüze.
dennis'in 5. yaş gününe drakula'nın insan sevmeyen babası vlad ve insanlardan nefret eden arkadaşı bela da geliyor ve sular iyice ısınıyor.
kalıplaşmış ön yargılar, kalıplaşmış inanışlar ve kuşaklar arası farkları bir çatışma haline gelmesi eğlenceli bir şekilde aktarılıyor izlenenlere.
aslına bakarsanız 1. film nasıl eleştirildiyse 2. film de aynı şekilde hatta daha fazla eleştiriliyor ama nasıl oluyorsa iki filmde gişede aksini gösteriyor ve izleyenlerin beğenisini kazanıyor.
bir önceki filmde dediğim gibi bu seri biraz çizgi film havasında yani bir oyuncak hikayesi ya da buz devri serileri gibi ultra animasyonlar değil. fakat verdiği vermeye çalıştığı mesajlar ve sıcak, samimi, şaşkın haliyle yine de izleyiciyi yakalamayı ve kendini izletmeyi başarabiliyor.
dublaj olarak zaten yine çok kaliteli ve güncel espriler diyalogların içine serpiştirilmiş durumda.
benim kanaatim bu film eleştirmenler tarafından biraz fazlaca dibe çekilmeye çalışılıyor gibi. aile içinde izlenebilecek çocukların ve yetişkinlerin dikkatini çekebilecek bir film. hala izlemeyen varsa keyifle izleyebilir.
seslendirme ekibi yine efsane.
drakula aydoğan temel
mavis hazal erdal
jonathan harun can
dennis engin deniz kazancı
frankenstein engin alkan
eunice-frankenstein gelini şebnem ünaldı
wayne-kurt adam cüneyt cakova
wanda-kurt kadın şemsay çankara
winnie-kurt kız idil kuner
griffin-mumya rıza karaağaçlı
murray fatih özacun
grandma linda tülay bekret (jonathan annesi)
grandpa mike ender yiğit (jonathan babası)
dana oğuz özoğul
vlad mazlum kiper
bela sefa zengin
kakie sercan gidişoğlu
pandragora arda aydın
caren ayça koptur
troy cem deniz arıca
shrunken heads elif erdal
iyi seyirler...
devamını gör...
cihan mürtezaoğlu
"bitsin bu delilik"
kendisini ilk tanıdığım ve hala favorim olan şarkısıdır..
kendisini ilk tanıdığım ve hala favorim olan şarkısıdır..
devamını gör...
whisper (yazar)
sözlüğün naçizane demirbaşlarından. şahsımı 1 nisan şakası ile rahatsız etmiş olup gereken cevabı almıştır *
(bkz: biz bunun cevabını 15 temmuzda verdik)
komik ve güzel tanımlarıyla, yerinde tespitleriyle beni hep gülümsetmiş minnoş yazar. varlığıyla buraları kıymetlendirmeye devam etsin lütfen.
(bkz: şak diye 1 nisan şakası yapsam ne yapabilirsin ki)
(bkz: ona küçük süprüzler yapın)
(bkz: biz bunun cevabını 15 temmuzda verdik)
komik ve güzel tanımlarıyla, yerinde tespitleriyle beni hep gülümsetmiş minnoş yazar. varlığıyla buraları kıymetlendirmeye devam etsin lütfen.
(bkz: şak diye 1 nisan şakası yapsam ne yapabilirsin ki)
(bkz: ona küçük süprüzler yapın)
devamını gör...
kadın elini uzatmadan erkek elini uzatamaz
görgü kuralıdır evet.
kimse kimseye elide olsa dokunmak mecburiyetinde değil. tiksinti derecesinde pis ve kötü niyetli var çünkü.
kimse kimseye elide olsa dokunmak mecburiyetinde değil. tiksinti derecesinde pis ve kötü niyetli var çünkü.
devamını gör...
sözlükçülerin el yazıları
çivi yazısından 5 dk sonra yazmaya başlamışım gibidir
devamını gör...
kendini gözlemlemek
edinmesi zor bir beceridir. davranışların ve duyguların anlam kazanması için yapılması şarttır. düşünebilen ve sorgulayabilen varlıklar olarak nefes aldığımız her an bir eylem içindeyiz. eylemlerimizi irdeleyerek gelişebilir, değişimimize olumlu katkıda bulunabiliriz. "ne" oldu, "neden" oldu, "nasıl" oldu, "ne zaman" oldu diye sorular bizim yaptığımız gözlemleri anlamlı bir çerçeveye koymamız için anahtar niteliğindedir. zor değil, neden tam şuan beraber yapmıyoruz?
en yaygın olan sorun öfke kontrolünde yaşanır mesela. kendimize engel olamadığımız o sınıra ulaştığımızda iş işten geçmiş olur. ne oldu da sinirlendin? neden tepki verme ihtiyacı hissettin? ne zaman seni daha fazla etkiliyor? nasıl cevap verdin?... pekiii asıl benim dikkat çekmek istediğim soru ise; daha farklı olması için ne yapmalıydın?
bu sorulara cevap verebilmen için kendini karşına alıp bir kadavra gibi incelemen gerekir. ama unutma, gözlem yapmak zor iş. çünkü bakmak ve görmek farklı kavramlardır, değil mi? yaptığımız değerlendirmeleri yapıcı eleştiri olarak kabul edip kendi gelişimimize katkıda bulunmamız gerekiyor. böylece ne zaman neye nasıl tepki verdiğimizin farkında olup duygu ve düşüncelerimizi daha iyi yönetebiliriz.
söyleyeceklerim bu kadar efendim.
en yaygın olan sorun öfke kontrolünde yaşanır mesela. kendimize engel olamadığımız o sınıra ulaştığımızda iş işten geçmiş olur. ne oldu da sinirlendin? neden tepki verme ihtiyacı hissettin? ne zaman seni daha fazla etkiliyor? nasıl cevap verdin?... pekiii asıl benim dikkat çekmek istediğim soru ise; daha farklı olması için ne yapmalıydın?
bu sorulara cevap verebilmen için kendini karşına alıp bir kadavra gibi incelemen gerekir. ama unutma, gözlem yapmak zor iş. çünkü bakmak ve görmek farklı kavramlardır, değil mi? yaptığımız değerlendirmeleri yapıcı eleştiri olarak kabul edip kendi gelişimimize katkıda bulunmamız gerekiyor. böylece ne zaman neye nasıl tepki verdiğimizin farkında olup duygu ve düşüncelerimizi daha iyi yönetebiliriz.
söyleyeceklerim bu kadar efendim.
devamını gör...
bir insanın kalitesiz olduğunu gösteren detaylar
sürekli farklı davranmasıdır. bir dediğinin bir dediğini tutmamasıdır. bunu belki herkes yapar ancak bunu biliyor ve devam ediyorsa ben o insanın çok da kaliteli olduğunu düşünmem.
devamını gör...
kasanın başında 5 kuruş para üstü bekleyen varoş
çalışanlarımdan sonrasını okumadım.
devamını gör...
akdeniz sözlük başlığının sansürlenmesi
sanılanın aksine bir sansür uygulanmamıştır.
ilgili yazar toplam 16 tanım girişi yapmış sözlüğe geldiğinden bu yana.
11 tanesi doğrudan akdeniz sözlük denen sözlük ile ilgili.
açtığı başlık ilgi görmeyince tanımını silip tekrar tanım atıyor ki yukarı çıksın insanlar katılım sağlasın.
bu doğal akışa aykırı bir eylem.
biz isteriz ki insanlar sözlüklerde daha fazla zaman geçirsin, yazsın çizsin.
kafa sözlük ya da x, y sözlük önemli değil.
ilgili yazar toplam 16 tanım girişi yapmış sözlüğe geldiğinden bu yana.
11 tanesi doğrudan akdeniz sözlük denen sözlük ile ilgili.
açtığı başlık ilgi görmeyince tanımını silip tekrar tanım atıyor ki yukarı çıksın insanlar katılım sağlasın.
bu doğal akışa aykırı bir eylem.
biz isteriz ki insanlar sözlüklerde daha fazla zaman geçirsin, yazsın çizsin.
kafa sözlük ya da x, y sözlük önemli değil.
devamını gör...

