26 ocak 2021 normal sözlük'ten taptaze rozetler
devamını gör...
işi olmadığı halde hep erken kalkan kişi
benim kızanların sabah 7de mesaisi başlıyor. evet mesai.. çok da dakik çocuklar hoşuma da gitmiyor değil. uyandıktan sonraki ilk yarım saat gün içinde yapacakları aksiyonları planlıyorlar, o yüzden günün en sakin zamanları o ilk yarım saat.
bir fiil 7 senedir erken kalkarım o yüzden. hayır ağlamıyorum gözüme toz kaçtı. tabiki erken kalkmak çok güzel, günü kaçırmıyoruz bir kere.
bir fiil 7 senedir erken kalkarım o yüzden. hayır ağlamıyorum gözüme toz kaçtı. tabiki erken kalkmak çok güzel, günü kaçırmıyoruz bir kere.
devamını gör...
kuponla ansiklopedi dağıtılan ülke
yaşadığım kentin yürüyüş parkına kurulan minik kütüphanesinde bu ansiklopedilere rastladım. fazlaca sayıda büyük larousse'lerden ana britannica 'lara, görsel ansiklopedi'sinden rehber ansiklopedisi'ne, meydan larousse'nin sabah gazetesi'nin dağıttığı versiyonundan ondan önceki tuğla kadar olan versiyonuna her türlü çeşitleri bulunuyor. eve götürmek de serbest. elindeki ansiklopedileri çıkaranlar buraya bağışlamışlar. hatta her geçtiğimde sayılarının da arttığını görüyorum. ansiklopedi düşkünleri ve kağıt hamuru kokusunu unutamayanlar için güzel bir hizmet.
devamını gör...
sözlük radyo istek saati
tenturdiyot' a katılıyor ve bir yol'a düş- mavi türkü' de ben rica ediyorum.
devamını gör...
ölüm yolu
bolivya'da yer alan bu yol 1995 yılında 'dünyanın en tehlikeli yolu' ilan edildi. yılda 300 turistin ölüm yolu'ndan aşağı kayarak can vermesi bu durumu kanıtlar nitelikte. sadece 3 metre genişliğinde olan yol oldukça tehlikeli... turistler ise arabaların geçtiği bu daracık yolda bisikletle gezmeyi tercih ediyor.
devamını gör...
kaybedilen en tuhaf eşya
ben kardeşimi kaybetmiştim.
annem, ben ve kardeşim pazara gitmiştik.
ben annemin elini kardeşim de benim elimi tutuyordu. hiç unutmam canım çok mısır istedi, tutturdum "ben mısır istiyorum" diye, aldırdım anneme. mısır hem sıcak hem de iki elim dolu, napayım kardeşimin elini bıraktım.* 5 dakika sonra annem çığlık kıyamet kardeşimi arıyor, ben hala mısır yiyorum. neyse ki zabıta abiler durumu fark etmiş hemen ağlayan kardeşimi bulmuşlar. *
o gün bugündür mısır yemedim dersem yalan olur, yedikçe kardeşime olayı anlatır gülerim. tabi annemin olmadığı zamanlarda.*
annem, ben ve kardeşim pazara gitmiştik.
ben annemin elini kardeşim de benim elimi tutuyordu. hiç unutmam canım çok mısır istedi, tutturdum "ben mısır istiyorum" diye, aldırdım anneme. mısır hem sıcak hem de iki elim dolu, napayım kardeşimin elini bıraktım.* 5 dakika sonra annem çığlık kıyamet kardeşimi arıyor, ben hala mısır yiyorum. neyse ki zabıta abiler durumu fark etmiş hemen ağlayan kardeşimi bulmuşlar. *
o gün bugündür mısır yemedim dersem yalan olur, yedikçe kardeşime olayı anlatır gülerim. tabi annemin olmadığı zamanlarda.*
devamını gör...
ucuz insan davranışları
kendi gibi düşünmeyenlere hakaret etmek ,empatisiz olmak ve kendini nimetten saymak en ucuz insan davranışıdır.
devamını gör...
girilen her tanımın bir oyla başlaması gerekliliği
tekasür diye bir kavramdan bahsetmiş idim. bu başlıkta da bu binaen 0 oylu bir tanım ile 1 oylu tanımın arasındaki algısal fark. ne kadar bir tanımı sevsek bile 0 olan tanim ile 1 olan tanimi oylarken , 1 li tanima rahatca oy verebiliyoruz.peki neden 0 oylu tanima oy vermek zor oluyor? sebebi tekasür.
haliyle her düşünce önemlidir hususuna göz önüne alarak hem de psikolojik altyapısına bakarak her tanımın 1 oylu olması, hem bu tekasür etkisin azaltacak hem de kisa vadede yazarların aktifligini artiracak dusuncesi,hipotezine sahibim.
acaba her tanim 1 oyla başlasa ya da oysuz tanım kalmasa nasil olurdu? bu sözlüğün aktifligini nasil etkilerdi? seklinde düşüncelerim positif yönde. haliyle her tanıma oy vererek tekasür etkisini azaltmaya çalışıyorum.
not:tanımlarda size yöneltilen olumsuz elestirelere verilebilecek en guzel cevap oy ve fav dır. bu, ofkeli insan karşısındaki sükunet duruşunu sembolize eder. yeri gelmişken ilistireyim.
(bkz: oysuz tanım kalmasın kampanyası)
edit: oy(0) fav(0) yerine yazilabilecek oy(1) fav(0)' ın etkisine değindim burda.
edit2: 0 yerine 1 yazılması alışkanlığa dönüşünce geri şoklama yaparak 0 a dönülecek haliyle alışma bozulacak.
haliyle her düşünce önemlidir hususuna göz önüne alarak hem de psikolojik altyapısına bakarak her tanımın 1 oylu olması, hem bu tekasür etkisin azaltacak hem de kisa vadede yazarların aktifligini artiracak dusuncesi,hipotezine sahibim.
acaba her tanim 1 oyla başlasa ya da oysuz tanım kalmasa nasil olurdu? bu sözlüğün aktifligini nasil etkilerdi? seklinde düşüncelerim positif yönde. haliyle her tanıma oy vererek tekasür etkisini azaltmaya çalışıyorum.
not:tanımlarda size yöneltilen olumsuz elestirelere verilebilecek en guzel cevap oy ve fav dır. bu, ofkeli insan karşısındaki sükunet duruşunu sembolize eder. yeri gelmişken ilistireyim.
(bkz: oysuz tanım kalmasın kampanyası)
edit: oy(0) fav(0) yerine yazilabilecek oy(1) fav(0)' ın etkisine değindim burda.
edit2: 0 yerine 1 yazılması alışkanlığa dönüşünce geri şoklama yaparak 0 a dönülecek haliyle alışma bozulacak.
devamını gör...
ezekiel 25:17
quentin tarantino' nun pulp fiction filminde samuel l. jackson'un repliği .
jackson' un müthiş aksanı ile dinlemesi bana büyük keyif veren şey.
"the path of the righteous man is beset on all sides by the inequities of the selfish and the tyranny of evil men. blessed is he who, in the name of charity and good will, shepherds the weak through the valley of the darkness. for he is truly his brother's keeper and the finder of lost children. and ı will strike down upon thee with great vengeance and furious anger those who attempt to poison and destroy my brothers. and you will know ı am the lord when ı lay my vengeance upon you."
furious anger kısmında furious kısmını uzatarak ağdalı bir şekilde fiuuuuuriyusss şeklinde söyleşini çok severim. ezekiel 25:17, eski ahitin bir pasajıdır, ancak quentin tarantino onu pulp fiction için yeniden yazmıştır. filmde üç ayrı yerde geçer. jules winnfield öldürmek üzere olduğu her insana bu dizeyi anlatır, çünkü kurbanlarına söylemenin soğukkanlı bir şey olacağını düşünmüştür.bunu da filmde bir yerde şöyle söyleyerek açıklar:
"...i been sayin' that shit for years. and if you ever heard it, it meant your ass. i never really questioned what it meant. i thought it was just a cold-blooded thing to say to a motherfucker 'fore you popped a cap in his ass..."
jackson' un müthiş aksanı ile dinlemesi bana büyük keyif veren şey.
"the path of the righteous man is beset on all sides by the inequities of the selfish and the tyranny of evil men. blessed is he who, in the name of charity and good will, shepherds the weak through the valley of the darkness. for he is truly his brother's keeper and the finder of lost children. and ı will strike down upon thee with great vengeance and furious anger those who attempt to poison and destroy my brothers. and you will know ı am the lord when ı lay my vengeance upon you."
furious anger kısmında furious kısmını uzatarak ağdalı bir şekilde fiuuuuuriyusss şeklinde söyleşini çok severim. ezekiel 25:17, eski ahitin bir pasajıdır, ancak quentin tarantino onu pulp fiction için yeniden yazmıştır. filmde üç ayrı yerde geçer. jules winnfield öldürmek üzere olduğu her insana bu dizeyi anlatır, çünkü kurbanlarına söylemenin soğukkanlı bir şey olacağını düşünmüştür.bunu da filmde bir yerde şöyle söyleyerek açıklar:
"...i been sayin' that shit for years. and if you ever heard it, it meant your ass. i never really questioned what it meant. i thought it was just a cold-blooded thing to say to a motherfucker 'fore you popped a cap in his ass..."
devamını gör...
sözlükte namaz kılan kadının olmaması
şimdi de buradan mi kız düşürmeye çalışıyoruz.*
devamını gör...
nez'in alüminyum folyolu poposu
hareketli güneş paneliydi mübarek. az enerji vermiyordu hani.
"sakın sakın sakın ha yaklaşmayın yanına... az mı çektirdi bana ?"
"sakın sakın sakın ha yaklaşmayın yanına... az mı çektirdi bana ?"
devamını gör...
travis
rock n coke 2011'de beni büyülemiş, festival bittikten sonra eve dönerken aklımda hep şarkıları çalmıştı.
devamını gör...
dağ evi kar şarap şömine pikap kedi
huzur itemleridir. bunlara sahip insan çok net mutludur.
devamını gör...
kuzey ege
huzurun simgesidir.
devamını gör...
çalıkuşu
bu kitabın ününü çok duydum. her sorduğumda tavsiye edilen bir kitaptı. ama kalın olduğu için cesaret edememiş, kitaplıkta aylarca bekletmiştim. şimdi anlıyorum neden ısrarla tavsiye ettiklerini.
kelimeler özenle seçilmiş, cümleler inci gibi dizilmiş, sayfalar ilmek ilmek dokunmuş. kitabın edebiyatımızdaki yerini ve öneminin herkes biliyor. reşat nuri güntekin'e yakışır bir kitap. aşk, ihanet, özlem, üzüntü, sevgi tek bir kitapta ve tek bir insanın duyguları. bu kadar duyguyu üst üste kaldirabilmek zor, bunlarla birlikte yıllarca yaşayabilmek daha zor. bunların üstüne bir de geçim sıkıntısı yüklendimi feride'nin omuzlarına...
çalıkuşu'na açılan bu kitapta bizi feride'nin günlükleri karşılıyor. onun mutlulukları, onun hayal kırıklıkları.. yeri geldi feride'yle sevdim, çalıkuşu'yla daldan dala atladım, gülbeşeker'le kaçtım. nerden bakarsam bakayım kamran'ı suçlu buldum, kitabı okumadım hissettim.
tek suçu ölesiye sevmek olan, naifliğiyle gönlümüzde taht kurmuş bir ipekböceği'ydi o. nasıl kıydılar ona, insan acıtırım diyerek parmaklarının ucuyla okşarken saçlarını, kamran nasıl ihanet etti? nasıl üzmeyi başardı?
feride'nin neredeyse bütün hayatı kaçmakla geçiyor; kendisinden, kamran'dan, geçmişinden. ama kaderinden kaçmayı başaramıyor "aynı duayı birbirinden habersiz eden iki insan er ya da geç kavuşurmuş" birbirlerinin kaderi olurlarmış. evet, feride sarı çiçek romanından sonra kamran'dan nefret etti. ama vazgeçemedi, içinde bir yerlerde onu yaşatmaya devam etti.
her sayfasında kendimden bir parça bulduğum bu kitabı herkese tavsiye ederim.
kelimeler özenle seçilmiş, cümleler inci gibi dizilmiş, sayfalar ilmek ilmek dokunmuş. kitabın edebiyatımızdaki yerini ve öneminin herkes biliyor. reşat nuri güntekin'e yakışır bir kitap. aşk, ihanet, özlem, üzüntü, sevgi tek bir kitapta ve tek bir insanın duyguları. bu kadar duyguyu üst üste kaldirabilmek zor, bunlarla birlikte yıllarca yaşayabilmek daha zor. bunların üstüne bir de geçim sıkıntısı yüklendimi feride'nin omuzlarına...
çalıkuşu'na açılan bu kitapta bizi feride'nin günlükleri karşılıyor. onun mutlulukları, onun hayal kırıklıkları.. yeri geldi feride'yle sevdim, çalıkuşu'yla daldan dala atladım, gülbeşeker'le kaçtım. nerden bakarsam bakayım kamran'ı suçlu buldum, kitabı okumadım hissettim.
tek suçu ölesiye sevmek olan, naifliğiyle gönlümüzde taht kurmuş bir ipekböceği'ydi o. nasıl kıydılar ona, insan acıtırım diyerek parmaklarının ucuyla okşarken saçlarını, kamran nasıl ihanet etti? nasıl üzmeyi başardı?
feride'nin neredeyse bütün hayatı kaçmakla geçiyor; kendisinden, kamran'dan, geçmişinden. ama kaderinden kaçmayı başaramıyor "aynı duayı birbirinden habersiz eden iki insan er ya da geç kavuşurmuş" birbirlerinin kaderi olurlarmış. evet, feride sarı çiçek romanından sonra kamran'dan nefret etti. ama vazgeçemedi, içinde bir yerlerde onu yaşatmaya devam etti.
her sayfasında kendimden bir parça bulduğum bu kitabı herkese tavsiye ederim.
devamını gör...
196sekiz
nihat doğanın hayatını anlattıkları için, çeyrek altın verseler girmeyeceğim youtube kanalı. nihat doğandan medet uman bir kanalı tek bir kez tıklamam dahi düşünülemez.
devamını gör...



