pers-yunan savaşları sırasında pers donanmasına karşı babası scyllis ile beraber akılalmaz bir yüzme operasyonu yürütmüş bir dalgıç ve yüzücü. "yüzme operasyonu nedir yahu?" dediğinizi duyar gibiyim, gelin anlatalım:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2. yüzyılda yaşamış yunan tarihçi pausanias'ın yazdığına göre (ki bu pers-yunan savaşlarından 7 yüzyıl sonrasında yazıldığı için ikincil bir kaynak olmalıdır) pers imparatoru serhas, pers donanması artemision'a gelmeden önce pelion dağı'nın yakınlarındaki kıyılarda donanmasının bir kısmına demir attırmış ve rotalarının önündeki fırtınanın geçmesini beklemekte idi.

perslerin demir attığı bölgeye yakın yaşadığı için çevreyi çok iyi bilen hydna ve babası, inanması güç bir eyleme geçerek kıyıdan 10 deniz mili (16 km.) civarı uzakta olan pers filosuna doğru yüzmeye başlayarak gerçekten de akla hayale sığmaz bir operasyon gerçekleştirecektir. onların şansına, mevzubahis ikili pers gemilerine yaklaştığı sırada büyük bir fırtına çıkınca, perslerin bu fırtına ile meşgul olmasından ziyadesiyle istifade edeceklerdir. hydna ve babası sessizce ve görünmeden gemilerin altına daldıktan sonra demir halatlarını keserek pers gemilerinin kontrol dışına çıkmasını, ve birçoğunun rüzgarın etkisiyle birbirine çarparak batmasına sebep olacak, ve pers donanmasına neredeyse sıfır bütçeyle hatrı sayılır bir zarar vermiş olacaktır.

şüphesiz, yunan dünyası da bu iki kişinin yaptıklarından oldukça etkilenmiş olsa gerek; delphoi tapınağı'na kendilerine heykeller adanarak isimleri ölümsüzleştirilecektir. ta ki roma imparatoru nero o heykelleri çalıp, kendi memleketine götürünceye dek...

not: "peki ya neden başlığa babasının ismini yazmadın?" diyecekler için: bu hikaye daha çok hydna'nın adıyla anıldığından daha kısa ve öz bir başlık açmak istedim.

kaynak: ancientherstories.com/swimm...
devamını gör...

özgüven eksikliği yaşayan kimsedir. o daima işinin övülmesine alışmıştır. onun icin eleştirilmek, beğenilmemektir. yalnışlarını da böylelikle görmeyi reddettiginden kendini 1 adım daha ileriye taşıyamamaktadır.
devamını gör...

kankacılık terimi sözlük gibi bir ortamda çok saçma değil mi ya? nereden geliyor bu samimiyet ? ne bileyim burada konuştuğum, muhabbet ettiğim, sevdiğim yazarlar var ama bu kanka olduğumuz anlamına gelmiyor. en samimi olduğum kişiyle bile arada bir sınır var.

oy toplamak için kankacılığa, a yazsam da beğenilsin demek için tanım yazmaya , puan tablosuna oynamak, "kankacılık" değil, onun başka bir adı var da bana kalsın *

çıkarsız takipçinin, menfaat beklenilmeden verilen her oyun kulu köpeği oluruz.
devamını gör...

bu konu hakkında hiç düşünmedim ama sanırım ben de benzer bir şey yapıyorum. sonuna olmasa bile paragraf arasında bir cümleye iliştiriyorum. evet, yapıyorum bunu. bakın yaptım.
devamını gör...

linke tıklamadan önce göz sağlığınız için güneş gözlüğü takmanız gerekir. sanat zehirlenmesi ile benzer varak zehirlenmesi belirtileri gösterebilirsiniz, panik yapmayın.
devamını gör...

sende dursun akrep ve yelkovan.
içimdeki en acı suların bile şimdi tadı var
uykular masal uykular sapsarı
şimdi güz yüzünün en güzel yanı
ay gümüş geceler şarkılarda mey
ah teninle konuşur tenim, uyanır
uykular büyü uykular bilmece
şimdi gül diken için bi kül hece
ay tutuklu geceler yürekte kör
ah ne fayda gün ayaz
tenim adını üşüyor
devamını gör...

bir ünlem kelimesidir. şaşırma, korkma gibi durumlarda kullanılır.
devamını gör...

neredeyse her kıyafete giden kışın favori oje rengim. *
devamını gör...

bir gün korona vakası türkiye'de iki kişide olduğunda kısıtlamalar gelmeden çamaşır suyu ve sirke almak için markete gitmiştim. gitmişken komşuya uğradım, kızına evde ders veriyordum bana müthiş bir çiçek seçmiş, teşekkür niyetine almış ve eve dönüşüm 5dk bir yol olsa da, bir elimde çiçek buketi, diğerinde de çamaşır suyu ve sirkeyle eve gidiyordum. karanlıktı. karşıma takım elbisesi yaşlı bir bay geldi ve ikimiz yokuş aşağı giden bir sokağın kenarından geçmeliydik. dede demeye kıyamadığım istanbul beyefendisi kibarca "buyrun geçiniz.", dedi sonra ona kibarca "hayır efendim, siz geçiniz", dedim. o da "olur mu hanımefendi siz geçiniz lütfen", diye istirham etti. ben de bir an istanbul'un sokağında aceba kimse yokken istemeden bir nostalji film çekimine denk gelip gelmediğimi düşündüm. sonra geçtim ve "çok teşekkür ederim efendim, size iyi akşamlar dilerim." dedim, o ise ben "size teşekkür ederim, sağlıcakla kalın.", dedi. ne elimde olan çiçek kaldı, ne de eski mahalleme geri döndüm. taşındım oradan dedeyi böyle arada anıp dua ederim. allah uzun ömürler versin sevdikleriyle. ne kibar bir beyefendi idi.
devamını gör...

şıpsevdiliğin başka bir boyutudur. günlük yaşam bitmiş bir rüyalar kalmış onda da aşık olacağı tutmuş,yetmemiş bir de acısını duymuş, şıpsevdilikte nirvanaya ulaşmış kişi eylemidir.işin başka garibi kişinin aşk acısıyla uykudan uyanmasıdır.

(bkz: ne rüyalar varmış be dedirten tanım)
devamını gör...

cevap olarak değil yorum olarak kabul ediniz.
inancıma göre yazıyorum.

kimsenin islamla veya müslümanlıkla bir derdi olamaz.

ama sen islam diye bebek yaştaki çocuğu kendine karı yapmayı hak görürsen, kuran kurslarında taciz ve dayakla muamele edersen, hırsızlık yapana göz yumar ama efendim müslüman adam dersen, kuran ayetiyle ekonomi yönetmeye kalkıp ortalığı rezil edersen, ortada binbir türlü rezillik varken olmayacak şeyleri din düşmanlığına yorarsan, tüm modern eğitim kurumlarını kapatıp, ortalığı imam ile doldurursan;

ben de o zaman karışma lan benim dinime derim.
biz allah'a iman etmişiz, siyasal islam'a değil.
devamını gör...

haklı olaydır.
sunucunun görevi ödül törenini sunması ve ödülleri dağıtmasıdır. ödülü vereceği kişilerin cebine giren paranın muhasebesini yapmak değil. özellikle herkesin gözü önünde kerem bursin'i kazandığı paradan vurup, rezil etme ve küçük düşürmesi tamamıyla sunucunun saygısızlığından ötürüdür. zenginin malı züğürdün çenesini yorardiye boşa dememişler.kerem beyi de ayrıca tebrik etmek lazım, sessiz sedasız töreni terk ettiği için.

kendisinin oyunculuğunu pek beğenmem ama kadına yönelik şiddete karşı tepkisiz kalmayıp buradan şunları söylemesiyle ben de az da olsa sempati uyandırmıştır.

sunucuya dava açıp bi 120.000 tl alarak biraz da sunucunun gözlerini yaşartması dileğiyle *
devamını gör...

garip olarak tanımlayabileceğim bir muhabbeti olan, sanırım kafası güzelken denk geldiğim ama entrylerinde ayık olan yazar.
devamını gör...

çocukları özledik konular da bitti ne yapacağız diye düşündüm bir öğretmen olarak.
devamını gör...

tutunamayanlar. bazı kitaplar her okuduğunda başka bir tat bırakır insanda, benim için bu kitap tutunamayanlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir italyan rahip, kilisenin bölgede "yardıma muhtaçlar için topladığı" bağış paralarını uyuşturucu almak ve orji düzenlemek için kullanmaktan dolayı üç yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı.

italya menşeli corriere della sera gazetesinin haberine göre, 40 yaşındakipeder francesco spagnesi, uyuşturucu ticareti, kaçakçılığı ve zimmete para geçirme suçlamalarını kabul etti.

ancak düzenlediği orjilerde korunmasız cinsel ilişkiye girdiği birkaç erkek partnere hıv pozitif olduğunu bildirmediği için kendisine karşı yöneltilen ağır zarar vermeye teşebbüs suçlamalarındansa beraat etti.

kararın ardından gazeteye verdiği demeçte, "müminlerime çoban olmak, onları rab'bin yollarına yönlendirmek istedim ve sonunda ahlaksızlık yaptım ve helak oldum" dedi.

buradan
tanrının evinde mi yaptınız, kitapsızlar. arkadaşlar altıma sıçıyorum gülmekten.
devamını gör...

"benim nerde gezdiğimi kim neden merak etsin?" diye düşünerek almadığım özellik.
devamını gör...

#51650 bunu demiştim. aradan zaman geçti, fikirler değişti. sözlüğün en sevdiğim tarafı da bu. bir sene önceki ben ile şimdi ki benin aynı olmaması. bunu net bir şekilde görmem. gelişiyoruz, değişiyoruz.

şimdi konuya dönelim,
farklı tarzda iki, üç kitap aynı anda okunabiliniyor. biri genelde çok uzun olur, yanına daha az sayfalı kitaplar tercih edilebilinir. üzerinde çok düşünmek istediğim kitapları artık bir anda bitirmek istemiyorum. onu yavaş yavaş okurken yanına bir kaç hikaye, kısa roman alıyorum. keyif almaya da başladım bu durumdan. ve değişiyorum.

bakalım daha kaç tanım daha değiştireceğim?
devamını gör...

bir anjali sachdeva kitabıdır.

görkemli, korkutucu, can yakan, iç acıtan; bir yandan umut verirken bir yandan da umudun ne kadar kötü bir hediye olduğunu anlatan, bilimkurgu gibi davranıp ara ara gotik edebiyata kayan, gerçeküstü öğelerle dolu ama çok sahici bir kitap.

coğrafyaya kafa tutan bir kitap. kendini sadece bir bölgeye hapsetmeyen dünyayı dört dönen, mısır’a kadar uzanıp afrika’da bir ülkeye uğrayıp amerika’ya doğru yol alan bir kitap. yerinde duramayan bir kitap, ele avuca sığmayan. acıyı hep diri tutan, umudu diriltip tekrar öldüren bir kitap.

ciğerindeydi cam parçaları ile ölmeyi bekleyen bir işçinin hikayesinden john milton’ın meleklerle hasbihaline atlayan sonra beden parçalarının başka bedenlerde süzülmesini anlatan bir kitap.

bu kitap bittiğinde keşke okumasaydım dedim, keşke hiç başlamasaydım bu kitaba. o zaman ilk kez okumak için bir şansım daha olurdu. kitabı o kadar çok beğendim ki okuyup bitirdiğim için çok pişmanım. belki bir gün kitabı unutup aklımda silersem yeniden okuyacağım ve bu sefer çok daha büyük bir zevkle okuyacağım.
devamını gör...

ısparta'nın kuyucak köyüne verilen isim. lavanta, köyün geçim kaynağı olmuştur. yerli turistlerin en çok ziyaret ettikleri alanlardan biridir. lavantaların sunduğu görsel şölende insanlar fotoğraf çekilebilmek için yarışmaktadır. ayrıca lavantalı dondurma, lavantalı gazoz, lavantalı kahve gibi başarılı ürünlere de imza atmışlardır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim