çocuk yaparak evliliği kurtarmak
(bkz: yapma işte bunu yapma)
devamını gör...
havasında değilse telefonuna bakmayan şahsiyet
nihilist, adamsendeci, dünyaya geldiğine bin pişman birey. aramayın ulan beni allahsızlar havasında takılır.
devamını gör...
cenaze sahiplerinin merasime katılanlara ikramda bulunması
"bir yakınını kaybetmenin üzüntü ve sıkıntısı içinde olan cenaze sahiplerinin, taziye için gelen misafirlere yemek hazırlayıp sunması ilave bir telaş ve sıkıntıya sebep olacağından mekruh görülmüştür (ibn âbidîn, reddü’l-muhtâr, ııı, 148). bunun yerine komşular veya yakınlarının, cenaze sahiplerine ve gelen misafirlere ikramda bulunmaları sünnettir (tirmizî, cenâiz, 21).
bunun yanında cenaze sahiplerinin mezarlıkta veya evde helva, ekmek gibi şeyler dağıtmalarının dinî bir dayanağı yoktur. dinî bir gereklilik olarak görmeden yapılmasında bir sakınca olmayacağı söylenebilirse de bu tür uygulamaların kısa süre sonra cenazeyle ilgili bir dinî hüküm olarak algılanması tehlikesi bulunmaktadır. dolayısıyla bu ikramlar dinî bir zorunluluk olarak yapılırsa, bid’at ve hurafe sayılır." link
cenazede dağıtılan pilav üstü tavuk ikramı için ev sahibinden karabiber isteyen bir yüzsüzü görmüşlüğüm vardır. kepazelikti! "burası cenaze evi" diye uyarmamıza rağmen gocunmadan "ben karabibersiz yiyemiyorum" deyişi içinde bulunduğu hâli şeddelemişti.
bunun yanında cenaze sahiplerinin mezarlıkta veya evde helva, ekmek gibi şeyler dağıtmalarının dinî bir dayanağı yoktur. dinî bir gereklilik olarak görmeden yapılmasında bir sakınca olmayacağı söylenebilirse de bu tür uygulamaların kısa süre sonra cenazeyle ilgili bir dinî hüküm olarak algılanması tehlikesi bulunmaktadır. dolayısıyla bu ikramlar dinî bir zorunluluk olarak yapılırsa, bid’at ve hurafe sayılır." link
cenazede dağıtılan pilav üstü tavuk ikramı için ev sahibinden karabiber isteyen bir yüzsüzü görmüşlüğüm vardır. kepazelikti! "burası cenaze evi" diye uyarmamıza rağmen gocunmadan "ben karabibersiz yiyemiyorum" deyişi içinde bulunduğu hâli şeddelemişti.
devamını gör...
bu devirde türkü dinleyen insan
bu devirde yaşıyorum diye illa rap, pop ya da rock müzik mi dinlemeliyim? hepsinin tınısı farklıdır bir kere. ayrıca bas gitar dinlemekle çağın ilerisine geçilemeyeceği gibi bağlama dinleyerek de çağın gerisinde kalınmaz.
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
ben yanlışlıkla sosis paketini dışarda unutmuş olabilirim ama sen gidip hepsinden birer ısırık alarak bırakmamalıydın.
devamını gör...
dayı
bütün sülaleyi dolandırma ve buna rağmen aile buluşmalarının vazgeçilmez kişisi olma ihtimali %95 olan kişi.
devamını gör...
yeni evli çiftlerin iticilikleri
hepsi değil bir kısmı. evlendiysen evlendin mutluluklar. ne diye gözümüze sokmaya çalışıyorsun? sürekli kendini insanlarla kıyas etmeler falan ne gerek var? ben yaklaşık 2 yıllık evliyim 5 yıldır da beraberim ama 1 aylık evli hanımefendi gelip bana "aaaa sana beştaş almadı mı? demek ki seni o kadar da sevmiyor." diyebiliyor. çünkü ben 5 yılda anlayamadım o bir nesne ile anlıyor.
devamını gör...
namuslu kadın evinde oturur
anlatım bozukluğuna sahip cümle. nereden baksanız elinizde kalması, en basitinden bir virgülle şekilden şekile girmesinden belli. buyrun inceleyelim:
1. namuslu, kadın evinde oturur. (namus sahibi bir kişinin nerede oturacağına dair bir yargı bildirir, adlaşmış sıfatın özne olarak kullanımı mevcut lakin virgül eksikliği nedeniyle oluşan bir anlatım bozukluğu bulunmaktadır.)
2. namuslu kadın, evinde oturur. (kimin evi, belli mi? senin evin-de / onun evi-n-de. fonksiyon olarak da tamlanan ekinin tamlayana göre şekillenmesiyle oluşan belirsizliğin yol açtığı bir anlatım bozukluğu söz konusudur.
3. (b: namuslu kadın evi)nde oturur. (kim oturur, kimden bahsediyoruz, nerede bu cümlenin öznesi? yüklem dışı ögelerin karma isim tamlaması oluşturması da mümkün, demek ki (b: namuslu erkek evi) de var o zaman, e buyrun cenaze namazına?)
görüldüğü gibi böyle talihsiz bir cümleyi kurma çabası gösteren kişilerin, kurumların veya kuruluşların neyi kast ettiği dilbilgisel ya da pragmatik bağlamda belli olmamaktadır. o nedenle ifadenin mantıklı olma düzeyi onu ciddiye almak için yeterli değildir. namus kavramını kadın ya da erkek olmayla bağdaştırmak, hele bir de bunu bozuk ifadelerle yapmaya çalışmak ise kimsenin haddine değildir, herkes kendi evinin önüne baksın.
1. namuslu, kadın evinde oturur. (namus sahibi bir kişinin nerede oturacağına dair bir yargı bildirir, adlaşmış sıfatın özne olarak kullanımı mevcut lakin virgül eksikliği nedeniyle oluşan bir anlatım bozukluğu bulunmaktadır.)
2. namuslu kadın, evinde oturur. (kimin evi, belli mi? senin evin-de / onun evi-n-de. fonksiyon olarak da tamlanan ekinin tamlayana göre şekillenmesiyle oluşan belirsizliğin yol açtığı bir anlatım bozukluğu söz konusudur.
3. (b: namuslu kadın evi)nde oturur. (kim oturur, kimden bahsediyoruz, nerede bu cümlenin öznesi? yüklem dışı ögelerin karma isim tamlaması oluşturması da mümkün, demek ki (b: namuslu erkek evi) de var o zaman, e buyrun cenaze namazına?)
görüldüğü gibi böyle talihsiz bir cümleyi kurma çabası gösteren kişilerin, kurumların veya kuruluşların neyi kast ettiği dilbilgisel ya da pragmatik bağlamda belli olmamaktadır. o nedenle ifadenin mantıklı olma düzeyi onu ciddiye almak için yeterli değildir. namus kavramını kadın ya da erkek olmayla bağdaştırmak, hele bir de bunu bozuk ifadelerle yapmaya çalışmak ise kimsenin haddine değildir, herkes kendi evinin önüne baksın.
devamını gör...
yeni nesil kızların çoğunda meme olmaması
yeni nesil erkeklerde beyin olmaması daha büyük problemdir ve başlık açmayı daha çok hak etmektedir.
devamını gör...
rainer maria rilke
kendisini ziyarete gelen mısırlı bir kadına gül toplarken eline batan diken. geçmeyen ve artan bir ağrı. kan kanseri olduğunu öğrenmesi ve iki ay içindeki ölümü. rilke’yi öldüren gül diyor güven adıgüzel.
mezar taşına kendi isteğiyle kazınan dizeler:
gül, ey saf çelişki
nice göz kapağının altında
hiç kimsenin uykusu olmamanın sevinci
mezar taşına kendi isteğiyle kazınan dizeler:
gül, ey saf çelişki
nice göz kapağının altında
hiç kimsenin uykusu olmamanın sevinci
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
güzel bir kızın yanına gidip "gözlerin ne kadar güzel masmavi denizlere benziyor" demiştim. sonra kız "ben kahverengi gözlüyüm ama , sağ ol" demişti. iki kişinin arasında olan bir şey ama çok utanmıştım. beynimi silkeyim. bir kıza iltifat etmek istiyorsanız yüzüne iyice bakın arkadaşlar.
devamını gör...
maaş beklentisi ve konusunu tartışırken kıdemi unutmak
örtülü kast sisteminin damarlarımıza nasıl enjekte edildiğini gösteren açıklama. bir toplumda gördüğün değerin terazideki ağırlığı kartvizindeki ünvanınsa ve buna koşut olarak ücret alıyorsan, 21 yaşındaki bir gencin bunu söylemesine hiç şaşırmam.
türkiye'de ünvan isimden önce yazılır, batı toplumlarında isimden sonra.
- prof. dr. ali velioğlu
- jack mcpeterson, prof.
türkiye'de ünvan isimden önce yazılır, batı toplumlarında isimden sonra.
- prof. dr. ali velioğlu
- jack mcpeterson, prof.
devamını gör...
newton'un hareket yasaları
newton'un üçüncü yasasına ithafen (bkz: interstellar) filminde cooper karakterinin kullandığı söz insanların bir yere varmak için buldukları tek yol, bir şeyleri arkalarında bırakmak .
devamını gör...
yarım debriyaj
yokuşlarda debriyajı kullanarak arabayı kaldırma tekniğidir.
bu yönteme nazaran el frenini kullanarak kalkış yapmak daha kolay ve daha sağlıklıdır.
yarım debriyaj yöntemini çok kullanırsanız arabanın baskı balatası daha çabuk biter ve size masraf açar.
tabi bu bahsettiklerim her araba için geçerli değildir. eğer 5-10 yaşında* bir arabanız varsa muhtemelen yokuş kalkış desteği vardır bundan dolayı böyle yöntemlere başvurmak zorunda kalmazsınız.
bu yönteme nazaran el frenini kullanarak kalkış yapmak daha kolay ve daha sağlıklıdır.
yarım debriyaj yöntemini çok kullanırsanız arabanın baskı balatası daha çabuk biter ve size masraf açar.
tabi bu bahsettiklerim her araba için geçerli değildir. eğer 5-10 yaşında* bir arabanız varsa muhtemelen yokuş kalkış desteği vardır bundan dolayı böyle yöntemlere başvurmak zorunda kalmazsınız.
devamını gör...
kuvayi milliye destanı
vatanı kurtarmak için yapılan tüm fedakarlıkları, çekilen acıları, verilen mücadeleyi bölümler şeklinde destansı bir üslupla anlatan nazım'ın destanıdır.
canıyla, kanıyla, konuşmasıyla, kalemiyle...
her bölüm konuya uygun bir söyleyen tarafından zikredildiği için de müthiş bir eserdir.
tanışmamıza vesile olması açısından küçük bir bölüm de bırakıyorum şuraya.
dördüncü bap
nurettin eşfak'ın bir mektubu
ve
bir şiiri
kardeşim,
sana bu mektubu ankara'da kuyulu kahvede yazıyorum.
hep aynı anadolu havalarını çalıyor gramofon
kocaman bir boru çiçeğine benzeyen ağzıyla,
dışarda yağmur...
mektepten istifa ettim.
cepheye gidiyorum ihtiyat zabitliğiyle.
çocuklarımıza türkçe okutmak,
öğretmek, sevdirmek onlara
dünyanın en diri, en taze dillerinden birini,
kendi dillerini,
güzel şey,
büyük şey.
fakat bu dilin insanları için çakmak çalmak cehpede
daha büyük
daha güzel.
biliyorum :
iş bölümünden bahsedeceksin.
fakat, ankara'da çocuklara ders vermek,
bozkırda ateş hattına girmek
haksız ve hazin
bir iş bölümü.
öyle günlerde yaşıyoruz ki
ben bir iş yapabildim diyebilmek için :
hep alnının ortasında duyacaksın ölümü.
bak, tam sana bunları yazarken
asker geçiyor sokaktan ;
yağmurda harap postallarının meşinini ıslatarak
meclis'in önüne doğru iniyorlar,
istasyona gidecekler.
ve türkü söylerken, her nedense her zaman yaptığı gibi,
sesini incelterek marş okuyor genç türk köylüsü :
«ankara'nın taşına bak,
gözlerimin yaşına bak...»
yüzleri mühim, dalgın ve yorgun.
tıraşları uzamış biraz.
elleri büyük ve esmer.
elâ gözlüler, kara gözlüler, mavi gözlüler.
yine birdenbire yunus emre geldi aklıma.
başka türlü anlıyorum ben yunus'u :
bence onda bütün bir devir dile gelmiş türk köylüsü :
öte dünyaya dair değil,
bu dünyaya dair kaygılarıyla...
bir şiir yazdım,
garip bir şiir,
«türk köylüsü» diye.
bir tuhaf mı oluyor böyle günlerde şiir yazmak?
her ne hâl ise, hoşça kal, gözlerinden öperim.
kardeşin
nurettin eşfak
canıyla, kanıyla, konuşmasıyla, kalemiyle...
her bölüm konuya uygun bir söyleyen tarafından zikredildiği için de müthiş bir eserdir.
tanışmamıza vesile olması açısından küçük bir bölüm de bırakıyorum şuraya.
dördüncü bap
nurettin eşfak'ın bir mektubu
ve
bir şiiri
kardeşim,
sana bu mektubu ankara'da kuyulu kahvede yazıyorum.
hep aynı anadolu havalarını çalıyor gramofon
kocaman bir boru çiçeğine benzeyen ağzıyla,
dışarda yağmur...
mektepten istifa ettim.
cepheye gidiyorum ihtiyat zabitliğiyle.
çocuklarımıza türkçe okutmak,
öğretmek, sevdirmek onlara
dünyanın en diri, en taze dillerinden birini,
kendi dillerini,
güzel şey,
büyük şey.
fakat bu dilin insanları için çakmak çalmak cehpede
daha büyük
daha güzel.
biliyorum :
iş bölümünden bahsedeceksin.
fakat, ankara'da çocuklara ders vermek,
bozkırda ateş hattına girmek
haksız ve hazin
bir iş bölümü.
öyle günlerde yaşıyoruz ki
ben bir iş yapabildim diyebilmek için :
hep alnının ortasında duyacaksın ölümü.
bak, tam sana bunları yazarken
asker geçiyor sokaktan ;
yağmurda harap postallarının meşinini ıslatarak
meclis'in önüne doğru iniyorlar,
istasyona gidecekler.
ve türkü söylerken, her nedense her zaman yaptığı gibi,
sesini incelterek marş okuyor genç türk köylüsü :
«ankara'nın taşına bak,
gözlerimin yaşına bak...»
yüzleri mühim, dalgın ve yorgun.
tıraşları uzamış biraz.
elleri büyük ve esmer.
elâ gözlüler, kara gözlüler, mavi gözlüler.
yine birdenbire yunus emre geldi aklıma.
başka türlü anlıyorum ben yunus'u :
bence onda bütün bir devir dile gelmiş türk köylüsü :
öte dünyaya dair değil,
bu dünyaya dair kaygılarıyla...
bir şiir yazdım,
garip bir şiir,
«türk köylüsü» diye.
bir tuhaf mı oluyor böyle günlerde şiir yazmak?
her ne hâl ise, hoşça kal, gözlerinden öperim.
kardeşin
nurettin eşfak
devamını gör...
puzzle
genellikle grup olarak yapılması mantığıyla nicelik olarak 2000 ila 5000 parça arasında değişen parçacıklı olanları vardır, ama insan egosu bunu tek başına yapmak da ister. genellikle ilk kez yapacaklarda 3000 parçalık bir yap-bozu "bunda ne var, 3 içerisinde yaparım, olmadı bırakırım" gibi bir küçümseyici yargı oluşabilir. bu gerçekçi bir bakış açısı değil. inat edilmesi ve o 3000 parçalık yap-bozun tamamlanana kadar 33 günü tesbih gibi çektirmesi muhtemeldir.
şunu da vurgulamak gerekir; 3000 parçalı bir yap-bozu yapmak bir zahmettir ve yapıp bitirinceye dek zahmet katsayısı ne kadar yüksek olursa, bozmak da o kadar işkenceye dönüşür. genellikle bozmak, yapmaktan daha çok stres yaratır. hatta, çoğu kez puzzle'ın tamamlanmış hali güzelce jelatinlenir ve öyle muhafaza edilir.
(bkz: yapboz)
şunu da vurgulamak gerekir; 3000 parçalı bir yap-bozu yapmak bir zahmettir ve yapıp bitirinceye dek zahmet katsayısı ne kadar yüksek olursa, bozmak da o kadar işkenceye dönüşür. genellikle bozmak, yapmaktan daha çok stres yaratır. hatta, çoğu kez puzzle'ın tamamlanmış hali güzelce jelatinlenir ve öyle muhafaza edilir.
(bkz: yapboz)
devamını gör...
düşündüren sözler
"var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?"
devamını gör...
yazarların en sevdiği çocuk kitabı
güneş ile rüzgar diyerek katıldığım başlıktır.
ilk okuduğum kitaptır ayrıca güneş ile rüzgar bu sebeple en sevdiğimdir.
ilk okuduğum kitaptır ayrıca güneş ile rüzgar bu sebeple en sevdiğimdir.
devamını gör...
kitap alıntıları
"ölülerin yanından onları görmeden geçip gitmek çok eskiden beri insanlığın alışkanlığıdır."
körlük - jose saramago
körlük - jose saramago
devamını gör...
