sözlüğe üye olurken haberdar olunan ve mevcut oldukları halde yazılıp çizildikten sonra vay bu kurallar var yazmayı bırakalım demek pek samimi gelmiyor bana. ayrıca bırakana da bırakma denmiyor bildiğim kadarıyla. *

arkamda iz bırakmayayım istiyorsanız bir yönetici ile irtibata geçin sildirin bütün hesabı ve tanımları.

(bkz: kafa sözlük'ten süresiz uzaklaştırılan yazar)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evet şimdilik bu başlık işe yarar. birazdan yükseltip yeni başlık açarız.

emeği geçenlerin allah belasını versin.
devamını gör...

en yakın akp il başkanlığı.

ayrıca çok fena yolsuzluğun döndüğü düşünülen yerler katagorisinde değerlendirmek mümkün.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evet bu sabah gene erken kalkarak geçmiş yaşamımda emekli bir albay olduğuma artık kesin inandığım bir sabahtan günaydın sevgili dostlar. çoğu yazar ağzını ayırmış bir vaziyette uyuyor farkındayım onlara devam eden uykularında başarılar diliyorum. heidi'nin kırlarda koşarkenki mutluluğu pazar mutluluğunuzun yanında halt yesin ve yine heidi'nin o bir ısırıkta yarısını gömdüğü puff puff yuvarlak ekmekler kadar leziz bir kahvaltı sizin olsun.(bkz: swh)
devamını gör...

2 yıldır neden hiç bilmiyorum ama pazar günleri sebze ağırlıklı besleniyorum. büyük ihtimalle ev ahalisi o gün başka başka yerlerde olduğu için bana da haşlanmış karnabahar, brokoli, efendime söyleyeyim işte havuç falan yeme fırsatı doğuyor.

sonra pazar günleri, her pazar değil, f1 yarışlarını takip ediyordum. ama bu hafta bitti sezon.

genelde hep evde olduğum için beni pek etkilemiyor günün ne olduğu ama pazar günleri ev daha sakin olduğu için kulaklık kullanmadan müzik dinleyebiliyorum. hem de son ses.
devamını gör...

"gün doğdu hep uyandık
siperlere dayandık
bağımsızlık uğruna
alkanlara boyandık"

evet bu dörtlükte geçen gün doğdu kavramının ana öğesi olan "güneş" ile olan tanışmamdan biraz bahsetmek isterim. her zaman olduğu gibi taburemde oturmuş, gazetemi okuyordum. o gün okuduğum haberler ile bugün okuduğum haberler arasında değişen bir şey yok gördüğüm kadarıyla. insanlar, onlar gibi olmayanları çok rahat bir şekilde eleştirme hakkını fütursuzca kendilerinde görebiliyor. bahsedilen "yorum ve düşünce özgürlüğü" kavramının aslında başka özgürlükler ile kesiştiği noktada sınırlandığının farkında değiller.ayrıca anayasamızda bununla ilgili maddeler mevcuttur.

anayasa madde 26. – herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

aihs m.10 ifade özgürlüğü
herkes görüşlerini açıklama ve ifade özgürlüğüne sahiptir. bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir.

1789 tarihli insan ve vatandaş hakları bildirgesi: “hürriyet başkasına zarar vermeyen her şeyi yapabilmesidir.”

insan hakları evrensel bildirgesi 29. maddesi ‘’ herkes haklarını kullanırken ve özgürlüklerinden yararlanırken, başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ve demokratik bir toplumda genel ahlak ve kamu düzeniyle genel refahın gereklerinin karşılanması amacıyla yalnız yasayla belirlenmiş sınırlamalara bağlı olur.’’


kısacası sonsuzluk kavramına benzettikleri bu görüş ile aslında yapılmaması gereken bir şeyi yaptıkları ve en kötüsü bunu fark edemeyecek durumda olmaları gerçeği ile yaşadığımızı kabul etmekten başka çaremiz yok.ben sözlükte tanıştığım güzel insanlarla olan tanışma hikayelerimi gerekirse sayfalarca yazmaya devam edeceğim bu konuda bir sorun yok çünkü birine hitaben yazdığım bu yazı ile hitap ettiğim kişinin yüzünde bir anlık bile bir gülümseme oluşturabiliyorsam ne mutlu bana. o kişilerden biride mahallenin sevdiği isimlerden olan "delikanlı" -"ibrahim"- "güneş".

ne diyordum heh güzel insanlar diyordum. bu bahsettiğim gazete haberleri nedeniyle bir ağırlık geldi oturdu içime. gazeteyi güzelce katlayıp masanın üzerine bıraktım. neden güzelce bıraktım? başka biri daha okuyabilsin diye. o ağırlığın verdiği hisle gazeteyi top yapıp bir kenara da fırlatadabilirdim ama yapmadım çünkü "beyin bedava" lütfen kullanalım. yazmadan,konuşmadan bir kaç kez düşünüp akabinde eyleme geçelim. böyle şeyleri düşüneduruyorken çok sevdiğim kardeşim "mortaks" koşa koşa bana doğru geldi. nefes nefese kalmış. "abi abi biliyor musun kim gelmiş mahalleye" dedi. "hayır bilmiyorum abicim" dedim. " delikanlı ibrahim güneş gelmiş" demesiyle başımdan aşağı bir kazan kaynar su dökülmüş gibi ateş bastı beni.eyvah eyvah dedim kendimi yerlere attım. ben daha geç çıkmasını bekliyordum. mahalleye cezaevinden gelmişti ve ben onu hiç ziyarete gitmemiştim. iki satır mektup bile yazmamıştım. hemen batak oynarken hesap tuttuğum saman kağıdın arkasını çevirdim sarı lacivert tükenmez kalemi aldım başladım bir şeyler karalamaya. o zaman yazmıştım ama yollayamadım utandım diyecektim tabi yersen.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"sevgili güneş,

bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, kahvede yıllarca oyun eşi olan iki insan olarak tekrardan hesap ödemek kaçınılmaz olsaydı. sana, durup dururken hesap kitlemek zorunda kalmasaydım. bütün batak eşlerimden hesap ödemeye giderken kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. insanları, eski ortime yapmış olduğum gibi, büyük bir borç batağı içinde bırakmasaydım. bankalardan da kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. ne olurdu, bazı hesapları ben ödemiş olsaydım; ya da bazı oyunları hiç kaybetmemiş olsaydık ve hesap ödememiş olsaydık da bu sebeple kesin kararlar almamış olsaydım. sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi güneş, aklını başına topla.cepte para kalmadı as kız sende iken neden kızı atıp esnemedin. bir el ile oyun kaybettik ve cepteki son parayı hesaba verdik.o oyundan sonra ben asla iyi değilim güneş, seni ocağın önünde hesap öderken son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. hiç olmazsa, aklımda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi seninle tekrardan ortak olmaya geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. kendime, söyleyecek bir söz bırakmadım. kuvvetimi büyütmüşüm gözümde.
orti piyasa canlandı. pandemi nedeniyle insanlar kahvelere hücum etti. masalar yumruklanıyor,ıstakalar devriliyor,taşlar çalınıyor, hesaplar yanlış tutuluyor. hayat normale dönüyor ama anormal bir normale. hele bi gel uzaklar

sevgilerle ortin.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

güzelce katladım bunu cebime koydum. hayır oğuzcum atay'ı bu meseleye neden kattım biliyor musunuz? oğuz atay gerçeği var. geçmiş gün ya da gelecek gün farketmez "elbet bir gün buluşacağız, ben buradayım sevgili okurum, sen neredesin" der kendisi.
postmodern havaları kenara bırakayım yoksa "ibrahim-güneş" beni pıçaklayacak. baaattin capsi bırakayım belki biraz arayı yumuşatır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

mortaks " abi çok tatlıdır kendisi bir şey demez" diyor ama kahvede "koz ver! koz ver!" diyerek masaya vuran dayı tavırlarından haberi yok. ben başıma geleceği biliyorum ama neyse dedim yürü gidelim. oğuzcum atay'a güveniyorum yoksa hayatta gitmezdim.
olmazsa biraz ahmet hamdi tanpınar'dan alıntı yaparım "halit ayarcı" gibi davranırım bu iş tamam diyorum kendi kendime. ama o yol öyle uzun geldi ki sanki sırat köprüsünde sınavdan geçiyorum. hayır o köprüden de geçmedim ama bizimki tasvir sadece. allah günah yazmaz inşallah. biraz din konuları ile ilahi bir hava katar mistik bir ortam oluşturursam belki unutur, unutmasa bile belki görmezden gelir gibisinden kafamda planlar yapıyorum.kafamda tilkiler bu şekilde kovalamaca oynarken bir anda karşıma dikilmesin mi !! resmen buz tuttum o an. heykel gibi kala kaldım. " insan insana kavuşmaz, ibrahim güneş kenshine kavuşur " dedikten sonra bir sarıldı ah ne özlemişim ortimi. buzlar eridi gitti. cebimden çıkarıp mektubu verdim. o gün bir şey demedi fakat bugün oldu halen dalga geçer benimle. bir koz olarak saklar mektubumu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi içeri nasıl düştü? içeride tanıştığı kankisi "yeşilevham" ile olan hikayesini başka zaman anlatacağım. şu an "güneş" hakkında yazmak için buradayım. kendisi inanılmaz biridir. onun iletilerini sırayla okumam. açarım herhangi bir sayfayı herhangi bir iletisini okurum. beğeni atmayı bile unutuyorum bazen çünkü öyle kaptırıyorum kendimi hikayelerine. emin abi ah emin abi.

mahşerin dört atlısı vardır sözlükte benim için. nedense bu dörtlü aklımda bir zincirin halkaları gibi sırasıyla gelirler.
"güneş"-"robnaja"-"yeşilevham"-"yedinci dem". bilirsiniz akımlar ve takipçileri vardır. işte bu dörtlü bir akımın önde gelen yazarları ancak hangi akım onu söyleyebilecek teknik bilgiye sahip değilim. onu da bilgili biri çıkıp söylesin.

beni ve tayfamı böyle dörtlü bir ekibe koysak sanırım bremen mızıkacıları olurduk. ama bu dörtlü yazar grubumuz kategori olarak gerçekten ayrı bir yerde tutulmalı.

iletilerini okurken minos labirentine giren theseus gibi hissediyorum kendimi.hem keyif alıyorum hem kaybolmamak için kendimi sağlama alıyorum.alt tab yapıp durmasam iletilerinin arasında kaybolupgidebilirgillerden biri olabilirdim.

şimdi farkettim acaba bu labirentin içinde bir minotaur ya da “here’s johnny” diyecek bir jack "nicholson" torrance çıkar mı? ara sıra okurken böyle kaybolup gidebiliyorum ama iyi manada.



yazılarını okurken bilmiyorum siz de duyuyor musunuz ama kelimeleri hafiften kulağınıza bir şeyler fısıldıyor gibi. aklıma "siren" denilen mitolojik varlıklar geldi. yoksa yoksa sözlüğün gizli sirenlerinden biri kendisi mi ? bu dörtlü akıma sirenler akımı mı desek diyeceğim fakat teknik bilgim sıfır benden de ancak böyle bir akım çıkardı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendisini şu şekilde tanıtmak isterim ki demek istediğimi anlayacaktır diye umut ediyorum. bu söyleyeceklerimin çok kullanıldığı o dönemi net hatırlıyordur diye düşünüyorum.

"o birrrr" sözlüğün en değerli yazarlarından biri

"o birrrrrrrr" delikanlı olarak çağrılan bir emin abi anlatıcısı

"o birrrrrrrrrrrrr kiii üççç güneşşşşş geliyoorrrrr.

ah be ne günlerdi.

yazdıklarını okurken cenazelerde yediğim bedava cantık-ayran tadını alıyorum.sınava girmişim de böyle arka arkaya hep bildiğim sorular çıkmış keyfi alıyorum. yazılarını bedava okuyabiliyorum diye kendimi şanslı hissediyorum. fransa 98 dünya kupası maçları havasında heyecan dolu bir hava var iletilerinde. ah o ronaldo sakatlanmayacaktı ki her şey çok güzel olabilirdi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

fransa 98 demişken kendisi ile az mahalle maçlarında defans oynamadık. defans yapacağız diye aşağı mahallenin çocuklarını az hırpalamadık. mahalle kavgalarına hele hiç girmiyorum. her birinden ayrı bir nickaltı yazısı çıkar. bu arada aşağı mahallenin mız mız çocuğu "robnaja" seni de unutmadık koca yürekli ağlak "gandalfsever" forvet. ne ağlardın o mahalle maçlarında güneş ayağına tekme attı diye. ahh ahh...

bu arada ilk iletilerinde " ilk senesinde yatay geçiş ile memlekete gideceğini söyleyip o ile yerleşen ünversite öğrencisi" havası sezdim ama bir şey demiyorum aramızda. dükkan bile açabiliriz istersen öğrenci çok buralarda.

toparlamak gerekirse karanlık ve kaos severlerin iletilerinin arasında adeta bir "güneş" gibi doğuyor iletileri. öyle bir ışık saçıyor ki yazdıkları ile eğer iletilerini görmemişseniz bir göz doktoruna görünmenizde fayda vardır diyebilirim. çok mu abartıyorum diyorum ama "teşbihte hata olmaz"

şimdi bu kadar foyamızı ortaya döktüm onu birine benzetmezsem olmaz. mortaks kardeşimin katkıları ve hakkındaki güzel yorumları ile onu "belle" olarak seçiyoruz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

belle gibi yaşamak istediği maceraları yaşayıp bunu bizimle paylaşan bir prensestir.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yazılarında kimi zaman gerçek kimi zaman harika bir kurgu ile kendinden bir "hikaye delikanlısı" gibi bahseder. içerik üretmek tam da onun işi ve hayal gücünün sınır tanımadığına mutlak bir suretle eminim. kısa olmasına rağmen bu kadar etkili hikayeler ancak bu kadar usta bir prensesin elinden çıkabilirdi.

gerçekten belle'nin dediği gibi "bazı insanlar hayal güçlerini kullanıyor".

canavarın içindeki iyi tarafı ortaya çıkaran belle gibi hikayeleri ile bizimde içimizdeki iyiliğe adeta bir "güneş" oluyor kendisi. özellikle iyi yanlarımıza ışık tutuyor. yazdıklarını okuduktan sonra oturup bir kaç dakika düşünüyorsunuz kendiniz ile ilgili. otonom bir şekilde karakter analizi yapıyor ve yaptırıyor yazıları.

lafı iyice uzatmadan buralardan uzaklaşayım ama çok uzakta değilim. her zaman olduğum yerdeyim. görüşmek üzere...

not: duydum ki robnaja ile ortak radyo programı yapmadan önce bir takım havadisler yaşanmış ama yaşananlardan haberiniz yok tabi. ahh ahh size video ile bu durumu izah ediyorum. " yaptım ama sor bir niye yaptım"...

robnaja ve güneş huzurlarınızda... 7:14 ten başlıyor aralarında geçenler. bu arada mavi ceket "naja" ya çok yakışıyor.

devamını gör...

yüz örtüsü, baş örtüsü, ince perde, atkı olarak kullanılan bir çeşit tülbenttir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugüne kadar gördüğüm en saygılı, en kültürlü en sözlük gibi sözlüktür. içerisinde küfür olmaması, futboldan ve siyasetten ve seksten çok çok az bahsedilmesinden dolayı hayranlığımı kazanmıştır. şimdiden diğer küfürbaz sözlüklerin yazarlarını kıskandırmaya başlamıştır. yazarına iyi ki buradayım demeyi başarabilmiş bir sözlüktür.
devamını gör...

asla katılamayacağım bir beyan. doğası derken tam olarak ne doğasından bahsediyorsunuz? eğer ki köyde yaşamıyorsanız doğal bir ortamda yaşamadığımızın farkındasınızdır. her yer binalar, arabalar, insan üretimi doğaya ait olmayan yapılarla dolu. bu hayvancağızların ise sokakta yaşarken çoğunlukla bir parça yiyecek ya da bazen bir kap su bile bulamadığı aşikar. bunlar yetmezmiş gibi kışın soğuğunda sokakta üşüyorlar, insan demeye bin şahit isteyen varlıklardan dayak yiyorlar, bazen tacize tecavüze bile uğruyorlar. doğada yaşamıyorlar, sokakta yaşıyorlar ve sokaklar onların yaşam alanı olamıyor hiçbir bakımdan. bu canların hayatına dokunmak, onlara mümkün olan en iyi koşullarda bakmaya çalışmak ne zamandan beri riyakarlık oldu?
devamını gör...

sözlükteki tüm yazarlar.

çünkü;

ne kadar değerli şeyler yazarsanız yazın, sözlükten gitmeye kalkıştığınızda "çok da tın!", "bak şuradan yardır git!", "bize ne?" gibi tepkilerle karşılaşacağınız garanti. yani burada kimse kimseye kıymet falan vermiyor. bugün överler, göklere çıkarırlar ama uçurulsanız 2 günde unuturlar. acı gerçekler...
devamını gör...

"nereye gidersem gideyim, gerisin geri sessizliğimin içine dönüp geliyorum..."
devamını gör...

çok zorlu bir çocukluk geçirmiş olan beethoven despot bir baba tarafından daha küçük yaşta piyano çalmaya yönlendirildi. katı kurallarla eğitildiği için zaman zaman müziğe karşıda öfkeliydi. bu yetiştirilme ona belkide deha olmasının yanında bir sürü hastalıkda getirdi.genelde katı bir ifadesi olan beethoven'a bir de bu yönden bakılınırsa müziği dışında hüznünüde duyabileceğimizi düşünüyorum.
devamını gör...

örnek verecek olursam barney ve ted karakteridir.
devamını gör...

portakal kabuğu görünümünün baldır kısımlarında yağlanmayla birlikte oluşmasına verilen isimdir. uzak olsun durumudur.
devamını gör...

çocukken bayılıp da bulamadığım, şimdi ise ekşi gelmesinden yiyemediğim ot. seviyorsanız ve köklü bulursanız, saksıya bir yere sokuşturuverin, büyüsün, çoğalsın, sizin de bundanınız olsun.
devamını gör...

abi bir kitap istiyorum ama ismini hatırlamıyorum. bir adada geçiyor. cinlerle savaşan bir polis var.

o kitabı bana verebilir misin? dediydi herifin biri ciddi ciddi.

ben de olur dedim ciddi ciddi.
devamını gör...

benimdir.
beş saat güneşte beklemeyi saçma bulmuştur.
devamını gör...

uçan adam sabri geliyor benim aklıma. buyrun:
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim