irlanda patates kıtlığı
irlanda'da 1845-1852 arasında yaşanan kitlesel açlık dönemidir. bu kıtlığa patateslere bulaşan bir mantar türünün neden olduğu biliniyor.
kıtlığın çıktığı ilk yılda patateslerin %40'ı, sonraki yıllarda ise tamamını yok etmiştir. hatta kıtlık, ambarlarda tutulan patatesleri bile etkilemiştir. bu kıtlık sonucunda yaklaşık 1 milyon insan hayatını kaybetmiştir, ada nüfusunun %20-25 oranında azaldığı söylenir.
zamanın osmanlı padişahı abdülmecid, 1847 yılında irlanda'ya 4000 ingiliz strelini değerinde buğday yardımı gönderir.
yine 1847 yılında bir kızılderili kabilesi olan çoktavlar da irlanda'ya 710$* para yardımı gönderirler.
büyük kıtlık anıtı, dublin;
kıtlığın çıktığı ilk yılda patateslerin %40'ı, sonraki yıllarda ise tamamını yok etmiştir. hatta kıtlık, ambarlarda tutulan patatesleri bile etkilemiştir. bu kıtlık sonucunda yaklaşık 1 milyon insan hayatını kaybetmiştir, ada nüfusunun %20-25 oranında azaldığı söylenir.
zamanın osmanlı padişahı abdülmecid, 1847 yılında irlanda'ya 4000 ingiliz strelini değerinde buğday yardımı gönderir.
yine 1847 yılında bir kızılderili kabilesi olan çoktavlar da irlanda'ya 710$* para yardımı gönderirler.
büyük kıtlık anıtı, dublin;
devamını gör...
arada sırada radyo yayını
yayın yankı yapıyor çünkü lucifer hem trollere oynuyor hem entellere.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
saatleri ayarlama enstitüsü
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
henüz uğramamış ay, bulutlarda bir telaş.
gezinirken bir uçtan öbür uca, yağmur düşüveriyor yerden yukarı.
sadece bir şeyler duymak istiyor kulağın.
avazın susana kadar haykırmalısın, eğer gerçekten acıyorsa kalbinin dört bir yanı.
önce yaşamalı, ölüm bir başka zamandır.
tutmak, sımsıkı tutmak kendini. yıkıntılar içinde olsan bile...
susmak bazen fazlaca konuşmaktır, herkesin sağır olduğu zamanda.
şarkıların rüzgarına kapılıp en güzel dansı lütfetmek hayata.
ritimler kavrulsun, diller mırıldasın dursun.
"ey vahşi dünya! ilkel çağın bitmeyecek mi?"
kayıp gitsin yıldızlar evrenin düş satırından.
duralım ânın içinde. akıp giden zamana inat.
dilsizim, harap kelimelerim, bitap bir bedenim.
ruhum kir içinde. beyazlıktan öylesine uzak.
ağrı, ağır bir yük küçük bedenlere.
öyleyse dayan. sarsa da soluk yarınlar.
gözlerinde gördüm o çırpınan güz çiçeğini.
bırak özgürleşsin yeşilliklerin arasında.
sesler çürüsün, bükük sessizlik içinde.
kopar zincirlerini.
gezinirken bir uçtan öbür uca, yağmur düşüveriyor yerden yukarı.
sadece bir şeyler duymak istiyor kulağın.
avazın susana kadar haykırmalısın, eğer gerçekten acıyorsa kalbinin dört bir yanı.
önce yaşamalı, ölüm bir başka zamandır.
tutmak, sımsıkı tutmak kendini. yıkıntılar içinde olsan bile...
susmak bazen fazlaca konuşmaktır, herkesin sağır olduğu zamanda.
şarkıların rüzgarına kapılıp en güzel dansı lütfetmek hayata.
ritimler kavrulsun, diller mırıldasın dursun.
"ey vahşi dünya! ilkel çağın bitmeyecek mi?"
kayıp gitsin yıldızlar evrenin düş satırından.
duralım ânın içinde. akıp giden zamana inat.
dilsizim, harap kelimelerim, bitap bir bedenim.
ruhum kir içinde. beyazlıktan öylesine uzak.
ağrı, ağır bir yük küçük bedenlere.
öyleyse dayan. sarsa da soluk yarınlar.
gözlerinde gördüm o çırpınan güz çiçeğini.
bırak özgürleşsin yeşilliklerin arasında.
sesler çürüsün, bükük sessizlik içinde.
kopar zincirlerini.
devamını gör...
dede yadigarı kafa sözlük madalyasını satan hayırsız torun
bugün 2. el alım-satım sitesinde ilanıyla karşılaştığım, atasına ceddine saygısı kalmamış olan torundur.
bugün kafa tatili yapmak istedim. bilen bilir oto galericiyim. işim dolayısıyla telefonlarım tıpkı bir çağrı merkezi gibi sürekli olarak çalmaktadır. hasar kayıtsız 50 bin km aracını satmak için uğraşan beyaz yakalı ekşici tiplerle hemhal olmamak için uçak moduna aldım telefonumu.. inanın dostlarım işimden zaman zaman nefret ediyorum. benim gibi entrepreneur bir kişilik, bu gibi insanlarla vaktini boşa çarçur ettikçe köreliyor. kendimi zaman zaman tükenmişlik sendromunda hissediyorum.
gelgelelim meselemize. daha önce söylemiştim sanırım. antika alım-satım yapmayı severim. özellikle savaş görmüş olan süvari kılıcı, matara, miğfer, zippo çakmak, antika tabanca gibi nesneleri koleksiyonuma koymayı severim. girdim malum 2. el alım-satım sitesine. bir yandan laptop'ımdan bitcoin'lerimin eriyişine bakıyor ve kahroluyorken, öbür yandan esra'mın benim için hazırlamış olduğu meyve tabağından tıkınıyorum. müstakbel kayınvalidem cevahir hanım iki akşam üzeri bizim eve yatıya geldi. fevzi amca ile kavga etmişler, koskoca kadın elinde bavulu gecenin bir körü kapıyı tıklattı. üstü başı depresif haldeydi ve yüzüklerin efendisindeki "neden et yiyemiyoss" diyen goblin gibi görünüyordu, yıpranmış görünüyordu. içeri buyurduk tabii salonda netflix'ten vegan belgeseli izleyerek uyumuş.
neyse girdim websitesine. madalyalar filtresini uyguladım. gözüme bir ilan ilişti ve gördüklerime inanamadım. önce bunun trollüğüne açılmış bir ilan olduğunu düşündüm. ne var ki böyle troll ilanlar siteden kolayca çıkabiliyordu.
tam da o sırada irkilerek bir aristo mantığı uygulayarak kendime bir düşünce çizelgesi hazırladım.. gramafonuma wagner'in faust'unu takarak, bir yandan dinlerken, bir yandan dört sayfa jean jacques rousseau okuyarak devrimlerin halktan mı yoksa burjuva güruhundan mı verilmesi gerektiği ikileminde bir müddet dolandım. tabii bu da yetmeyince dört sayfa da matthew arnold okuyarak devrimlerin sosyokültürel altyapısı hakkındaki olumlu ya da olumsuz bazı umdelerimi yenileme fırsatı buldum. sonra ekinezya çayımı içip "ben napıyorum anasını satimm??" diyerek kitapları kaldırdım ve gördüğüm manzara karşısında gözlerimi buruşturan bu sevimsizliğe döndüm.
dede yadigârı kafa sözlük madalyamı ihtiyaçtan satıyorum. "gecenin ikisinde sözlüğe giren kızın amacı" başlığında toplumun sinir uçlarına dokunan bir başlık sahibi trolle, rahmetli kafa sözlük yazarı dedem tarafından üsluplu bir "don't feed the troll" cevabı verilmiş olup, yönetim tarafından madalyaya layık görülmüştür. temiz temiz pırıl pırıl hiç kullanılmamıştır. fiyatı 1500 tl. pazarlık payı yoktur. ölücüler aramasın lütfen..!!
koskoca dede yadigarı madalyanın değeri 1500 tl mi yani? o şerefin, haysiyetin, onurun satış fiyatı bu mu gerçekten de?
ilan sahibini aradım. sesi çatallanmış bir ergen açtı. "neden böyle bir şey yapıyorsun dedenin hiç mi hatrı yok sende aslanım?" diye sordum. "abi oyunda silah alacam, para lazım oldu" dedi bana.
ulan oyun parası diyor oyun parası!!
gel de celallanme anasını satim!
neyse çocuğa parasını verdim cebimden. dedesinin kemikleri sızlamasın hiç değilse. adam zaten kabirde sorguya çekilirken bir ton sıkıntı çekmiştir, bir de mezarda takla atmasın yazıktır...
hesabın şifresini hash yaparak değiştirdim. bundan sonra ben de dahil kimse giremeyecek oraya. atalarımıza saygı duymalıyız derken lakırdı yapmıyoruz vesselam.
bugün kafa tatili yapmak istedim. bilen bilir oto galericiyim. işim dolayısıyla telefonlarım tıpkı bir çağrı merkezi gibi sürekli olarak çalmaktadır. hasar kayıtsız 50 bin km aracını satmak için uğraşan beyaz yakalı ekşici tiplerle hemhal olmamak için uçak moduna aldım telefonumu.. inanın dostlarım işimden zaman zaman nefret ediyorum. benim gibi entrepreneur bir kişilik, bu gibi insanlarla vaktini boşa çarçur ettikçe köreliyor. kendimi zaman zaman tükenmişlik sendromunda hissediyorum.
gelgelelim meselemize. daha önce söylemiştim sanırım. antika alım-satım yapmayı severim. özellikle savaş görmüş olan süvari kılıcı, matara, miğfer, zippo çakmak, antika tabanca gibi nesneleri koleksiyonuma koymayı severim. girdim malum 2. el alım-satım sitesine. bir yandan laptop'ımdan bitcoin'lerimin eriyişine bakıyor ve kahroluyorken, öbür yandan esra'mın benim için hazırlamış olduğu meyve tabağından tıkınıyorum. müstakbel kayınvalidem cevahir hanım iki akşam üzeri bizim eve yatıya geldi. fevzi amca ile kavga etmişler, koskoca kadın elinde bavulu gecenin bir körü kapıyı tıklattı. üstü başı depresif haldeydi ve yüzüklerin efendisindeki "neden et yiyemiyoss" diyen goblin gibi görünüyordu, yıpranmış görünüyordu. içeri buyurduk tabii salonda netflix'ten vegan belgeseli izleyerek uyumuş.
neyse girdim websitesine. madalyalar filtresini uyguladım. gözüme bir ilan ilişti ve gördüklerime inanamadım. önce bunun trollüğüne açılmış bir ilan olduğunu düşündüm. ne var ki böyle troll ilanlar siteden kolayca çıkabiliyordu.
tam da o sırada irkilerek bir aristo mantığı uygulayarak kendime bir düşünce çizelgesi hazırladım.. gramafonuma wagner'in faust'unu takarak, bir yandan dinlerken, bir yandan dört sayfa jean jacques rousseau okuyarak devrimlerin halktan mı yoksa burjuva güruhundan mı verilmesi gerektiği ikileminde bir müddet dolandım. tabii bu da yetmeyince dört sayfa da matthew arnold okuyarak devrimlerin sosyokültürel altyapısı hakkındaki olumlu ya da olumsuz bazı umdelerimi yenileme fırsatı buldum. sonra ekinezya çayımı içip "ben napıyorum anasını satimm??" diyerek kitapları kaldırdım ve gördüğüm manzara karşısında gözlerimi buruşturan bu sevimsizliğe döndüm.
dede yadigârı kafa sözlük madalyamı ihtiyaçtan satıyorum. "gecenin ikisinde sözlüğe giren kızın amacı" başlığında toplumun sinir uçlarına dokunan bir başlık sahibi trolle, rahmetli kafa sözlük yazarı dedem tarafından üsluplu bir "don't feed the troll" cevabı verilmiş olup, yönetim tarafından madalyaya layık görülmüştür. temiz temiz pırıl pırıl hiç kullanılmamıştır. fiyatı 1500 tl. pazarlık payı yoktur. ölücüler aramasın lütfen..!!
koskoca dede yadigarı madalyanın değeri 1500 tl mi yani? o şerefin, haysiyetin, onurun satış fiyatı bu mu gerçekten de?
ilan sahibini aradım. sesi çatallanmış bir ergen açtı. "neden böyle bir şey yapıyorsun dedenin hiç mi hatrı yok sende aslanım?" diye sordum. "abi oyunda silah alacam, para lazım oldu" dedi bana.
ulan oyun parası diyor oyun parası!!
gel de celallanme anasını satim!
neyse çocuğa parasını verdim cebimden. dedesinin kemikleri sızlamasın hiç değilse. adam zaten kabirde sorguya çekilirken bir ton sıkıntı çekmiştir, bir de mezarda takla atmasın yazıktır...
hesabın şifresini hash yaparak değiştirdim. bundan sonra ben de dahil kimse giremeyecek oraya. atalarımıza saygı duymalıyız derken lakırdı yapmıyoruz vesselam.
devamını gör...
merve boluğur'un kendini kraliçeye benzetmesi
ee? dedirten başlık. oglum kendini kraliçeye benzeten tek kadın merve boluğur mu. bu nasıl bir haber. banane oglum.
devamını gör...
çok güzel seven erkek
tam sigaramı yaktığımda bu başlığa denk gelmem.. bence yeterince açıklayıcı oldu.. hayal dünyasında yaşamaya gerek yok fakat bu erkeklere denk gelen kadınların ütopik dünyasında yaşamak isterdim. evet benim ütopyam onların yaşadığı hayat.
devamını gör...
kadına bayan diyen insanlar
kınadığım insanlar değiller ama bu kullanım doğru değil. farkındalık oluşturuldu. ders kitaplarında, medyada, bürokraside kullanılarak yagınlaşacak, normalleşecek; aynı "bilim insanı"nda olduğu gibi.
devamını gör...
hindistan'da bulunan 5000 yıllık süpernova çizimi
2018 yılında güney asya’daki keşmir bölgesinin bir bölümünde bulunan ve şimdiye kadar çizilmiş en eski gökyüzü kaydı olduğu düşünülen resim.

çizimlerdeki objenin süpernova olması ihtimali neden konuşuluyor? resimde gördüğünüz üzere, 2 tane güneş benzeri çizim var. altında da bir av sahnesi görülüyor. bu durum bize, resmedilen olayın gündüz vakti gerçekleşmiş olduğu bilgisini veriyor.
gündüz vakti, güneş bu şekilde tepedeyken ay böyle görünmez. bu nedenle çizimdeki "ikinci güneş'in" ay'ı temsil etmediği tahmin ediliyor. gündüz vakti, yine herhangi bir yıldız da bu şekilde parlak ve belirgin görülemez. zaten eğer bunların ikisi de uzaktaki yıldızlar olsaydı, büyük ihtimalle böyle parlak ve güneş benzeri bir şekilde değil, daha küçük, noktasal bir ışık kaynağı olarak çizilir. zaten av sahnesi de gece olmama ihtimalini destekliyor demiştim.
geriye kalan kuyruklu yıldız, meteor vs türünden cisimlerdeki değerlendirmeler de genel olarak yukarıdaki gibi bir sonuç veriyor, yani pek mümkün değiller. geriye kalan tek seçenek, gündüz vakti güneş ışığına rağmen gökyüzünde görülebilecek tek şey: bir süpernova.
radyokarbon tarihlendirme testleri, çizimin milattan önce 1500-5000 yılları arasında yaşanmış bir bölgede yapıldığını gösteriyor. çizimdeki 2 parlak objenin birbirine yakın, hemen hemen aynı hat üzerinde gösterilmiş olması, bunların ekliptik düzlemine yakın bir yerde olduğunu düşündürüyor. bu durumda eğer bu bir süpernovaysa, ekliptik düzlemine yakın bir yerde ve o yıllar içerisinde gerçekleşmiş olmalı.
bölgenin bulunduğu konum, tarih, yıldızın gök küredeki tahmini yeri gibi birçok etken göz önüne alındığında ortaya 2 seçenek çıkıyor: milattan önce 1800'lü yıllardaki g182.4+4.3 süpernovası ve 4600'lü yıllardaki hb9 süpernovası. çizimin radyokarbon testleri gibi etkenler de göz önüne alındığında eldeki tek ihtimal hb9 olarak kalıyor.
bir başka nokta daha var burada: çizimdeki insanları ve gökteki nesneleri bir gök haritasına yerleştirdiğimizde de, figürlerin belirli noktalara denk geldiği ve süpernovanın patladığı döneme ait bir nevi gök haritası oluşturduğuna ilişkin bir ihtimal de ortaya çıkıyor. yani bu insanlar eğer bir süpernova gözlediyse, bunu gökyüzündeki o dönemde görülen diğer nesnelerle birlikte haritalamışlar diyebiliriz.
eğer çalışmanın sonuçları bir şekilde kesinlik kazanırsa, bunun en eski süpernova kaydı olduğu doğrulanacak. şimdilik konuşmak için erken olabilir.

çizimlerdeki objenin süpernova olması ihtimali neden konuşuluyor? resimde gördüğünüz üzere, 2 tane güneş benzeri çizim var. altında da bir av sahnesi görülüyor. bu durum bize, resmedilen olayın gündüz vakti gerçekleşmiş olduğu bilgisini veriyor.
gündüz vakti, güneş bu şekilde tepedeyken ay böyle görünmez. bu nedenle çizimdeki "ikinci güneş'in" ay'ı temsil etmediği tahmin ediliyor. gündüz vakti, yine herhangi bir yıldız da bu şekilde parlak ve belirgin görülemez. zaten eğer bunların ikisi de uzaktaki yıldızlar olsaydı, büyük ihtimalle böyle parlak ve güneş benzeri bir şekilde değil, daha küçük, noktasal bir ışık kaynağı olarak çizilir. zaten av sahnesi de gece olmama ihtimalini destekliyor demiştim.
geriye kalan kuyruklu yıldız, meteor vs türünden cisimlerdeki değerlendirmeler de genel olarak yukarıdaki gibi bir sonuç veriyor, yani pek mümkün değiller. geriye kalan tek seçenek, gündüz vakti güneş ışığına rağmen gökyüzünde görülebilecek tek şey: bir süpernova.
radyokarbon tarihlendirme testleri, çizimin milattan önce 1500-5000 yılları arasında yaşanmış bir bölgede yapıldığını gösteriyor. çizimdeki 2 parlak objenin birbirine yakın, hemen hemen aynı hat üzerinde gösterilmiş olması, bunların ekliptik düzlemine yakın bir yerde olduğunu düşündürüyor. bu durumda eğer bu bir süpernovaysa, ekliptik düzlemine yakın bir yerde ve o yıllar içerisinde gerçekleşmiş olmalı.
bölgenin bulunduğu konum, tarih, yıldızın gök küredeki tahmini yeri gibi birçok etken göz önüne alındığında ortaya 2 seçenek çıkıyor: milattan önce 1800'lü yıllardaki g182.4+4.3 süpernovası ve 4600'lü yıllardaki hb9 süpernovası. çizimin radyokarbon testleri gibi etkenler de göz önüne alındığında eldeki tek ihtimal hb9 olarak kalıyor.
bir başka nokta daha var burada: çizimdeki insanları ve gökteki nesneleri bir gök haritasına yerleştirdiğimizde de, figürlerin belirli noktalara denk geldiği ve süpernovanın patladığı döneme ait bir nevi gök haritası oluşturduğuna ilişkin bir ihtimal de ortaya çıkıyor. yani bu insanlar eğer bir süpernova gözlediyse, bunu gökyüzündeki o dönemde görülen diğer nesnelerle birlikte haritalamışlar diyebiliriz.
eğer çalışmanın sonuçları bir şekilde kesinlik kazanırsa, bunun en eski süpernova kaydı olduğu doğrulanacak. şimdilik konuşmak için erken olabilir.
devamını gör...
ayçiçek yağı fiyatlarının uçması
böyle olacağı belliydi dediğim durum.
sizi bilmem ama ben çok net şekilde hatırlıyorum bu partinin 2. kez seçildiği zamanı. sokaklarda insanlara mikrofon yöneltip "kime oy verdiniz/neden?" diye sorulduğunda çok büyük bir kitle vardı "hiç zam yapmıyorlar. o yüzden yine oy verdim." diyen. daha o zamanlarda bile "birkaç seneye kadar görürsünüz." dediğimizi de hatırlıyorum eşle dostla izlerken.
şimdi kutsal kabul edilen tüm değerlerini "zam yapmıyorlar" gerekçesiyle hiçe sayan o akıl küplerinin ne düşündüğünü bilmeyi çok isterdim.
sizi bilmem ama ben çok net şekilde hatırlıyorum bu partinin 2. kez seçildiği zamanı. sokaklarda insanlara mikrofon yöneltip "kime oy verdiniz/neden?" diye sorulduğunda çok büyük bir kitle vardı "hiç zam yapmıyorlar. o yüzden yine oy verdim." diyen. daha o zamanlarda bile "birkaç seneye kadar görürsünüz." dediğimizi de hatırlıyorum eşle dostla izlerken.
şimdi kutsal kabul edilen tüm değerlerini "zam yapmıyorlar" gerekçesiyle hiçe sayan o akıl küplerinin ne düşündüğünü bilmeyi çok isterdim.
devamını gör...
lavanta kokulu köy
yazın ısparta'nın merkez nüfusundan daha kalabalık olan yer.
fotoğraflarda gözüktüğü kadar mor olmasa da bahçeye girdiğiniz an hissedilen lavanta kokusu çok hoş. giderken mutlaka canlı renkli veya beyaz kıyafet tercih edin. ayrıca üstünüzü değiştirmek isterseniz köylülerin yaptığı giyinme kabinleri de var. bir de fotoğraf çekilirken arılara dikkat.
fotoğraflarda gözüktüğü kadar mor olmasa da bahçeye girdiğiniz an hissedilen lavanta kokusu çok hoş. giderken mutlaka canlı renkli veya beyaz kıyafet tercih edin. ayrıca üstünüzü değiştirmek isterseniz köylülerin yaptığı giyinme kabinleri de var. bir de fotoğraf çekilirken arılara dikkat.
devamını gör...
unutulmayan kitap başlangıç cümleleri
bazı kitaplar ilk cümleden içine alır sizi. sizin ilk cumlesine vurulduğunuz kitaplar hangileriydi?
benimki;
birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi.
aylak adam/ yusuf atılgan
benimki;
birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi.
aylak adam/ yusuf atılgan
devamını gör...
okuduğun bölümle alakasız bir işte çalışmak
rahatsız edici durumdur. iki şekilde oluyor bu durum, birinci durum mecbur olduğunuz içindir ikinci durumdaysa istek sonucudur.
ilki çok kötü bir durum ve harcadığınız yılların boşa gittiğine yanıyorsunuz . bu durumda kişinin hiç mi suçu yok ben kesinlikle olduğunu düşünüyorum zamanında gerekeni yapmadığı için o duruma düşmüştür ama bazı insanlar gerçekten hiçbir çaresi kalmadığından dolayı istemediği bir meslek yapmak zorunda kalıyor. onu da yapmasa aç kalacağını biliyor bu da onu istemediği mesleği yapmaya itiyor.
ikinci durumda yani isteğiniz doğrultusunda aldığınız bir kararsa bu durumda da aslında istemediğiniz bir mesleği okumuşsunuz manasına geliyor çünkü daha o yaşlarda çoğu insan tam olarak ne istediğini bilemiyor olabilir ve bunun sonucunda yanlış tercihler yapabiliyor bunda ailenin de etkili olduğunu söyleyebiliriz ya da önüne bir fırsat çıkmıştır onu değerlendirip başka bir alana yönelmiş olabilir, ki böyle çok fazla insan var. bulduğu fırsatı kaçırmayan. girişimci olmayı seçtiği için olabilir daha sonra aile şirketinde çalışmak için olabilir ve ya kendine ait bir yer açtığı için olabilir sonuçta en şanslı gruptur ve bulduğu fırsatları tepmek yerine iyi değerlendirmiştir.
ilki çok kötü bir durum ve harcadığınız yılların boşa gittiğine yanıyorsunuz . bu durumda kişinin hiç mi suçu yok ben kesinlikle olduğunu düşünüyorum zamanında gerekeni yapmadığı için o duruma düşmüştür ama bazı insanlar gerçekten hiçbir çaresi kalmadığından dolayı istemediği bir meslek yapmak zorunda kalıyor. onu da yapmasa aç kalacağını biliyor bu da onu istemediği mesleği yapmaya itiyor.
ikinci durumda yani isteğiniz doğrultusunda aldığınız bir kararsa bu durumda da aslında istemediğiniz bir mesleği okumuşsunuz manasına geliyor çünkü daha o yaşlarda çoğu insan tam olarak ne istediğini bilemiyor olabilir ve bunun sonucunda yanlış tercihler yapabiliyor bunda ailenin de etkili olduğunu söyleyebiliriz ya da önüne bir fırsat çıkmıştır onu değerlendirip başka bir alana yönelmiş olabilir, ki böyle çok fazla insan var. bulduğu fırsatı kaçırmayan. girişimci olmayı seçtiği için olabilir daha sonra aile şirketinde çalışmak için olabilir ve ya kendine ait bir yer açtığı için olabilir sonuçta en şanslı gruptur ve bulduğu fırsatları tepmek yerine iyi değerlendirmiştir.
devamını gör...
turan taktiği anlatılırken komutanım ben anlamadım tekrar anlatır mısınız diyen tımarlı sipahi
komutanın: 'herkes geriye çekildiğinde sen kılıcını ve kalkanını yere atıp düşmana doğru koş anlarsın.' demesi gerekir bu sipahiye.
devamını gör...
olmaz olmaz bu iş olamaz
jenerasyonu olmayan şarkı.
her güzele koşma demedim mi?
her tatlı söze kanma demedim mi?
her güzele koşma demedim mi?
her tatlı söze kanma demedim mi?
devamını gör...
kitap alıntıları
"her şeyin tamam olması ve kendimi daha az yalnız hissedebilmem için, idam günümde çok seyirci bulunmasından ve bunların beni hınç dolu haykırışlarla karşılamalarından başka isteyecek bir şeyim kalmamıştı."
albert camus - yabancı
albert camus - yabancı
devamını gör...
hastanede tanıştığı kişiye 1 milyon 400 bin lira kaptıran kadın
haline acıyıp 200'ü verdin. geri ödeyemem ben bunu dedi. geri istemiyorum deyip bir hayır işledin diyelim hadi abla. ee sonra 5 bin isteyip bir hafta içinde geri ödeyebileceğine nasıl inandın? o 5 bini almadan bir hafta sonra 5 bin daha neden verdin? 1 milyon 400 bin lirada dolandırılmaz insan ama.
14 kez kredi çektiği bankalara sesleniyorum. düzenli bir maaşı olan ve düzenli ödeme yapan bana üzerimde iki kredi görünüyor diye önünüze gelene verdiğiniz kredi kartını vermiyorsunuz da bu ablanın nesine güvenip 14 kez kredi verdiniz? aşk olsun hepinize.
şimdi bu paraları kaptıran ablaya acıdım mı? maalesef hayır. acıyamıyorum. çünkü paraları gönül rızasıyla vermiş. senet yok sepet yok. ne malum olayın çok daha başka olmadığı? *
yemeyenin malını yerler ayrıca. geçmiş olsun.
14 kez kredi çektiği bankalara sesleniyorum. düzenli bir maaşı olan ve düzenli ödeme yapan bana üzerimde iki kredi görünüyor diye önünüze gelene verdiğiniz kredi kartını vermiyorsunuz da bu ablanın nesine güvenip 14 kez kredi verdiniz? aşk olsun hepinize.
şimdi bu paraları kaptıran ablaya acıdım mı? maalesef hayır. acıyamıyorum. çünkü paraları gönül rızasıyla vermiş. senet yok sepet yok. ne malum olayın çok daha başka olmadığı? *
yemeyenin malını yerler ayrıca. geçmiş olsun.
devamını gör...
iz
aklıma ''kara basma iz olur'' şarkısını getiren başlıktır.
devamını gör...
mudskipper
mudskipper balıkları, karada suda olduğundan daha fazla zaman harcarlar. göç yüzgeçlerini kullanarak kendilerini öne çekerek veya atlama yaparak karada hareket edebilirler.mudskipper balıkları, afrika, asya, avustralya, samoa ve tonga adalarında yaşarlar. genellikle tropik veya subtropikal habitatlarda bulunurlar, ancak birkaç tür ılıman bölgelerde de bulunur.
balıklar, gelgit bölgelerinde, gelgit eylemine maruz kalan bataklıklarda veya nehirlerde bulunurlar. genellikle çamurda görülürler. düşük gelgit sırasında karada beslenirler. bazı türler diğerlerine göre su kenarından daha uzaklara gider. bazıları ise sadece en yüksek gelgitlerde suyla kaplı bir alanda yaşar. bu balıklar gerektiğinde girmek için ıslak bir yuvaya sahip olur.
kaynak
balıklar, gelgit bölgelerinde, gelgit eylemine maruz kalan bataklıklarda veya nehirlerde bulunurlar. genellikle çamurda görülürler. düşük gelgit sırasında karada beslenirler. bazı türler diğerlerine göre su kenarından daha uzaklara gider. bazıları ise sadece en yüksek gelgitlerde suyla kaplı bir alanda yaşar. bu balıklar gerektiğinde girmek için ıslak bir yuvaya sahip olur.
kaynak
devamını gör...
