sohrab sepehri
iranlı yenilikçi bir şairdir.
eserlerinde adeta resim çizer. gerçekle düşü birleştiren ve okurken düşler içinde gezdiren bir anlatımı vardır. bu anlatımı, resime olan ilgisi ve büyük yeteneğinin tezahürü olabilir diye düşünüyorum.
şiirinden bir parça;
" uzakların yakını
kapının önündeydi kadın
her zamanki bir bedenle:
yaklaştım:
belirginleşti göz.
kanada, coşkuya, irfana dönüştü söz.
güneşe dönüştü gölge."
eserlerinde adeta resim çizer. gerçekle düşü birleştiren ve okurken düşler içinde gezdiren bir anlatımı vardır. bu anlatımı, resime olan ilgisi ve büyük yeteneğinin tezahürü olabilir diye düşünüyorum.
şiirinden bir parça;
" uzakların yakını
kapının önündeydi kadın
her zamanki bir bedenle:
yaklaştım:
belirginleşti göz.
kanada, coşkuya, irfana dönüştü söz.
güneşe dönüştü gölge."
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sokaklar, dar sokaklar neden sizden kurtulup caddelere çıkamıyorum. dön dolaş aynı darlık, aynı kaldırımlar, aynı elektrik telleri. tozlar, toz bulutları sarıyor etrafı. ayaklarıma kara sular indiriyor bu toz bulutları. azıcık yürüyerek nasıl da birbirinden farklı yerler görüyorum öyle. bir bakmışım kalabalıklar, bir bakmışım kocaman boşluklar insanlar arasında, bir bakmışım koca koca bloklar, bir bakmışım ahşap evler, bir bakmışım kagir evler. başım dönmeye başlıyor artık.
bir dakika, bir ara çok mutluydum, bu mutluluğumun sebebi neydi acaba? tabi ya o vardı. işte bu yüzden çok mutluydum. oh be tekrar keyiflendim. sonra o gülümsemeleri içimi nasıl da ısıtmıştı. caddelere çıkmam lazım. ancak oralarda bir otel bulabilirim. evet olacak bu sefer.
babam ne kadar da üzgündü yola çıktığımda. bu üzüntüsünün büyük bir kısmının para için olduğundan eminim, küçük bir kısmının bile benden ayrı yaşamaktan kaynaklandığını bir bilebilsem, işte o kadarcık önemseme bile bana sevinç katabilirdi. ama olsun buradan da bir miktar yardım edebilirim ona.
kendimi bildim bileli arada bir gelen, bu içimin sıkıntısından ne zaman tamamen kurtulacaktım acaba. elimde olmayan şeyler için bile duyduğum pişmanlıklar nedendi. kendimi böylesine üzmemim sebebi, beni sevmediğim için miydi? peki neden önemsiyordum kendimi. sevmesem bu kadar önemser miydim acaba?
valizler elimde külçeye döndü sanki. ah hayallerimi içine koyduğum valizler. söyleyin fazla mı geldi hayallerim size. başım dönüyor, tozlar içime içime giriyor, allah’tan havanın griliği tanıdık geliyor. ah, yeşil gözlerin nasıl da parıldıyor. nasıl da beni benden alıp, hülyalara daldırıyor. bu koku nereden geliyor, midem bulanıyor. yollar biraz genişlemeye başladı galiba. kollarım kopacak artık. ah yine mi bilincim kaymaya başlıyor. işte tam zamanında bir pansiyon buldum. bu nasıl oldu da, yine sığınağa rastladım. o eski ve rahatsız edici yatakta yatmak istemiyorum. ama başka şansım da yok, yorgunluktan bayılmak, kokudan kusmak üzereyim.
bir dakika, bir ara çok mutluydum, bu mutluluğumun sebebi neydi acaba? tabi ya o vardı. işte bu yüzden çok mutluydum. oh be tekrar keyiflendim. sonra o gülümsemeleri içimi nasıl da ısıtmıştı. caddelere çıkmam lazım. ancak oralarda bir otel bulabilirim. evet olacak bu sefer.
babam ne kadar da üzgündü yola çıktığımda. bu üzüntüsünün büyük bir kısmının para için olduğundan eminim, küçük bir kısmının bile benden ayrı yaşamaktan kaynaklandığını bir bilebilsem, işte o kadarcık önemseme bile bana sevinç katabilirdi. ama olsun buradan da bir miktar yardım edebilirim ona.
kendimi bildim bileli arada bir gelen, bu içimin sıkıntısından ne zaman tamamen kurtulacaktım acaba. elimde olmayan şeyler için bile duyduğum pişmanlıklar nedendi. kendimi böylesine üzmemim sebebi, beni sevmediğim için miydi? peki neden önemsiyordum kendimi. sevmesem bu kadar önemser miydim acaba?
valizler elimde külçeye döndü sanki. ah hayallerimi içine koyduğum valizler. söyleyin fazla mı geldi hayallerim size. başım dönüyor, tozlar içime içime giriyor, allah’tan havanın griliği tanıdık geliyor. ah, yeşil gözlerin nasıl da parıldıyor. nasıl da beni benden alıp, hülyalara daldırıyor. bu koku nereden geliyor, midem bulanıyor. yollar biraz genişlemeye başladı galiba. kollarım kopacak artık. ah yine mi bilincim kaymaya başlıyor. işte tam zamanında bir pansiyon buldum. bu nasıl oldu da, yine sığınağa rastladım. o eski ve rahatsız edici yatakta yatmak istemiyorum. ama başka şansım da yok, yorgunluktan bayılmak, kokudan kusmak üzereyim.
devamını gör...
nazım hikmet ran
15 ocak 1902 yılında selanik’te doğan kaliteli şair ve yazarımızdır. yaptığı birçok eserle de ödüller almıştır. komünist olması sebebiyle de çok kez tutuklanmış, sürgün yemiştir. zaten bu ülkede komünizmi benimsersen ya hapiste olursun ya da başka ülkede. hayatında çok zorluklar yaşayan ve vatan sevgisiyle yanıp tutuşan lakin başka ülkede can veren çok değerli insandır.
küçük yaşta babasının memuriyetten ayrılması nedeniyle selanik’ten ayrılıp dedesinin yanına yani halep’e yerleşmişler. sonra dedesi diyarbakır’a atanmış ailecek oraya gitmişler. bu sırada nazım hikmet’in yanılmıyorsam iki tane kardeşi olmuş ve kardeşinin biri dizanteri’den hayatını kaybetmiştir. ardından babası diyarbakır’da sıkılmış ve ailesini de alıp istanbul’a gitmiştir orada da bıraktığı memuriyet hayatına geri dönüş yapmıştır.
ilk öğretimini bir mektepte tamamladıktan sonra başka mektebe geçiş yapmıştır sonra orası pahalı olunca da herhangi bir yere geçiş yapmıştır. denizciler için yazdığı şiir çok beğenilince de bahriye mektebine eğitim alınmasına karar verilmiş. yahya kemal’de öğretmenlik yapıyormuş o mektepte ve yahya kemal ile annesinin ilişkisi olduğu iddia edilmiş ve annesiyle babasının arası bozulmuştur, ayrılmışlardır. ardından nazım hikmet mezun olduğu okulda subay olarak görev yapmaya başlamış, bir hastalığa yakalanmış kendisine çürük raporu verilip görevden ayrılmıştır.
milli mücadele dönemini olsun, moskova dönemini olsun anlatmaya kalksak sayfalar yetmez yalnız ben daha çok çocukluk yıllarına değindim. milli mücadele döneminde köylülerin sıkıntı çektiğini kendi gözleriyle gören nazım hikmet ardından bir sosyalist ile tanışmış ve kendisinden fikirler almıştır. öğretmenlik yaptığı dönemde milli mücadeleye karşı padişahı desteleyen kişilerinde düşmanlığını kazanmış. kendisi vladimir lenin hayranıdır, hatta lenin ölünce de mezarının başında beklemiştir. kendisini sevmemin sebebi aynı etnik kökenden olmamız be. o da çerkesmiş ben de çerkesim işte. *
birçok eseri vardır, bazıları şunlardır; kurtuluş savaşı destanı, sevdalı bulut, it ürür kervan yürür, yaşamak güzel şey be kardeşim, memleketimden insan manzaraları * gibi gibi.
sevgi ve saygıyla, ışıklar içinde uyusun.
küçük yaşta babasının memuriyetten ayrılması nedeniyle selanik’ten ayrılıp dedesinin yanına yani halep’e yerleşmişler. sonra dedesi diyarbakır’a atanmış ailecek oraya gitmişler. bu sırada nazım hikmet’in yanılmıyorsam iki tane kardeşi olmuş ve kardeşinin biri dizanteri’den hayatını kaybetmiştir. ardından babası diyarbakır’da sıkılmış ve ailesini de alıp istanbul’a gitmiştir orada da bıraktığı memuriyet hayatına geri dönüş yapmıştır.
ilk öğretimini bir mektepte tamamladıktan sonra başka mektebe geçiş yapmıştır sonra orası pahalı olunca da herhangi bir yere geçiş yapmıştır. denizciler için yazdığı şiir çok beğenilince de bahriye mektebine eğitim alınmasına karar verilmiş. yahya kemal’de öğretmenlik yapıyormuş o mektepte ve yahya kemal ile annesinin ilişkisi olduğu iddia edilmiş ve annesiyle babasının arası bozulmuştur, ayrılmışlardır. ardından nazım hikmet mezun olduğu okulda subay olarak görev yapmaya başlamış, bir hastalığa yakalanmış kendisine çürük raporu verilip görevden ayrılmıştır.
milli mücadele dönemini olsun, moskova dönemini olsun anlatmaya kalksak sayfalar yetmez yalnız ben daha çok çocukluk yıllarına değindim. milli mücadele döneminde köylülerin sıkıntı çektiğini kendi gözleriyle gören nazım hikmet ardından bir sosyalist ile tanışmış ve kendisinden fikirler almıştır. öğretmenlik yaptığı dönemde milli mücadeleye karşı padişahı desteleyen kişilerinde düşmanlığını kazanmış. kendisi vladimir lenin hayranıdır, hatta lenin ölünce de mezarının başında beklemiştir. kendisini sevmemin sebebi aynı etnik kökenden olmamız be. o da çerkesmiş ben de çerkesim işte. *
birçok eseri vardır, bazıları şunlardır; kurtuluş savaşı destanı, sevdalı bulut, it ürür kervan yürür, yaşamak güzel şey be kardeşim, memleketimden insan manzaraları * gibi gibi.
sevgi ve saygıyla, ışıklar içinde uyusun.
devamını gör...
beklentiler sadece üzer
athena'nın muhteşem sözlere sahip olan ben böyleyim şarkısında yer alan bir cümle.
bazı cümleler vardır çok kısadır ama bir sürü şeyi/duyguyu/durumu anlatır. sayfalarca cümleler kurar derdinizi anlatmaya çalışırsınız ama aynı şeyi bu kadar net anlatmazsınız hani. işte bu cümle de benim için böyle.
beklenti, umma, bekleme.. bunların hepsi bizim dışımızda olan, birinden/bir şeyden gelecek olan, gelmesini istediğimiz şeyler. gelirse mutlu olacağımız, gelmezse üzüleceğimiz; yani değişkeni biz değiliz; bağlı olduğu obje de.
bu beklentilerin, olmasını umduğumuz şeylerin bir de olma/olmama süresi var tabi bir de orası ayrı bir dert.
kaynağı bizde olmayan, irademiz dışındaki her şey; yani dışarıdaki birinden beklediğimiz bu şeyler sadece üzüyor. hem olma sürecinde hem olmadığında. bu yüzden beklenti ne kadar az tutulur, bir varlığa ne kadar umut bağlanırsa o kadar az üzülüyor insan.
bunları yazarken motto olası bir cümle geldi aklıma, neden olmasın?
"az beklenti çok huzur."
bazı cümleler vardır çok kısadır ama bir sürü şeyi/duyguyu/durumu anlatır. sayfalarca cümleler kurar derdinizi anlatmaya çalışırsınız ama aynı şeyi bu kadar net anlatmazsınız hani. işte bu cümle de benim için böyle.
beklenti, umma, bekleme.. bunların hepsi bizim dışımızda olan, birinden/bir şeyden gelecek olan, gelmesini istediğimiz şeyler. gelirse mutlu olacağımız, gelmezse üzüleceğimiz; yani değişkeni biz değiliz; bağlı olduğu obje de.
bu beklentilerin, olmasını umduğumuz şeylerin bir de olma/olmama süresi var tabi bir de orası ayrı bir dert.
kaynağı bizde olmayan, irademiz dışındaki her şey; yani dışarıdaki birinden beklediğimiz bu şeyler sadece üzüyor. hem olma sürecinde hem olmadığında. bu yüzden beklenti ne kadar az tutulur, bir varlığa ne kadar umut bağlanırsa o kadar az üzülüyor insan.
bunları yazarken motto olası bir cümle geldi aklıma, neden olmasın?
"az beklenti çok huzur."
devamını gör...
ramen
çılgın anime karakteri naruto uzumaki'nin çok sevdiği yiyecek.

ramen, çin kökenli olan ve çorba içinde sunulan erişte'nin japon mutfağı'ndaki adıdır. çinlilerin uzunlamasına kesilmiş eriştesi üzerine genellikle et suyu ilavesi ile elde edilir.
kaynak burada

ramen, çin kökenli olan ve çorba içinde sunulan erişte'nin japon mutfağı'ndaki adıdır. çinlilerin uzunlamasına kesilmiş eriştesi üzerine genellikle et suyu ilavesi ile elde edilir.
kaynak burada
devamını gör...
otoyolların kenarında gezinen gizemli insanlar
yazın öğle sıcağında üstlerinde yün kazak altlarında kadife pantolon olan gizemli insanlardır.
devamını gör...
normal sözlük mayıs devrimi
nereye basıcanı şaşıran bir ben miyim acaba*yeni düzene de alışırım herhalde ama gözlerim önce butonların eski yerlerine gidiyor ardından da parmaklarım şaşırıp kalıyor*
devamını gör...
420pm
nick'i her ne kadar uzunluk ölçüsü birimi gibi gelsede aslında avcıdır. hemen yakalar. haa yazıyor mu? güzel yazıyor.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
tam bulaşıkları makineye yerleştirecekken makinenin temiz bulaşıkla dolu olması. bakın bu bir dramdır.
devamını gör...
babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
uzun zamandır sana bunları yazmak istiyordum ama ancak fırsatım oldu. yakında bir yaş daha alacağım. bir yaş daha yaşlanacağım. biliyor musun aklım hep 2009 ile 2012 senelerinde.
hep o seneleri düşünüyorum. ya çalışsaydın ya annemi hiç aldatmasaydın? ya hep bize sahip çıksaydın? senin yüzünden çektiğim acıların yüklerini bir şekilde aşıyorum ama sen bana çok büyük bir ihtimaller yükü bıraktın. ölene kadar hep senin iyi biri olduğun, iyi bir yaşam sürdüğümüz, iyi bir ailemizin olduğu ihtimallerini değerlendirip acaba öyle olsaydı hayatımız nasıl olurdu diye düşüneceğim. çünkü inan bana bu ihtimali düşünmediğim bir gün bile yok.
senin o iğrenç borçlarını ödedik senelerce. üniversite sınav harcını ödemek için paramızın olmadığı o haftayı hatırlıyor musun? beni son saate kadar oyalayıp parayı göndereceğini söyleyip, o son saat telefonunu kapatmıştın. kız kardeşimi ve beni sinirden ağlattığın o telefon konuşmalarını hatırlıyor musun? annemi ağlattığın, dövdüğün günleri? beni bir kalem için banyoda kemerle boğmaya çalışmıştın hatırlıyor musun?
duydum ki hastalanmışsın. ayaklarında ve kalbinde sorunlar varmış. ölümünün acılı olması için elimden gelen tek şey dua etmek. ölümün acılı olmalı.
biliyor musun anneme istanbuldan daire alacağım bu hafta. emekliliğini de yatırıyorum. kız kardeşime de hep istediği o iphone'u aldım. her şeyin en iyisini hak ediyor o. senin bana işkence ettiğin o yaşlarda şimdi. onun mutluluğu benim için her şey. ben onun yaşlarındayken ölümden, kavgadan, bağrışlardan deli gibi korkuyordum. senin yüzünden icralarla, avukatlarla büyüdüm. daha sinemaya gitmeden, tiyatroya konsere gitmeden çağlayan adliyesinin yolunu öğrendim senin yediğin bokları kapatmak için. şimdi kapı biraz sert çalınsa yerimden hopluyorum hala. kurtulamadım senin bana bıraktığın bu iğrenç alışkanlıktan.
ben elde ettiğim her şey için savaştım. hem mental hem fiziksel olarak çok yoruldum. çok korktum. aç kalmaktan, evsiz kalmaktan, eşyalarımızın senin borçların yüzünden alınıp gitmesinden. çocukluğum ve gençliğimi mahvettin. bana geriye sadece aşılamamış travmalar ve üzüntüler bıraktın.
senden nefret ediyorum. can çekişerek, nefes almayı deneyerek son nefesine kadar acı çekerek ölmeni istiyorum. hayat senin gibi iğrenç, rezil, pislik bir insana ev sahipliği yaptığı için utanıyor olmalı.
hep o seneleri düşünüyorum. ya çalışsaydın ya annemi hiç aldatmasaydın? ya hep bize sahip çıksaydın? senin yüzünden çektiğim acıların yüklerini bir şekilde aşıyorum ama sen bana çok büyük bir ihtimaller yükü bıraktın. ölene kadar hep senin iyi biri olduğun, iyi bir yaşam sürdüğümüz, iyi bir ailemizin olduğu ihtimallerini değerlendirip acaba öyle olsaydı hayatımız nasıl olurdu diye düşüneceğim. çünkü inan bana bu ihtimali düşünmediğim bir gün bile yok.
senin o iğrenç borçlarını ödedik senelerce. üniversite sınav harcını ödemek için paramızın olmadığı o haftayı hatırlıyor musun? beni son saate kadar oyalayıp parayı göndereceğini söyleyip, o son saat telefonunu kapatmıştın. kız kardeşimi ve beni sinirden ağlattığın o telefon konuşmalarını hatırlıyor musun? annemi ağlattığın, dövdüğün günleri? beni bir kalem için banyoda kemerle boğmaya çalışmıştın hatırlıyor musun?
duydum ki hastalanmışsın. ayaklarında ve kalbinde sorunlar varmış. ölümünün acılı olması için elimden gelen tek şey dua etmek. ölümün acılı olmalı.
biliyor musun anneme istanbuldan daire alacağım bu hafta. emekliliğini de yatırıyorum. kız kardeşime de hep istediği o iphone'u aldım. her şeyin en iyisini hak ediyor o. senin bana işkence ettiğin o yaşlarda şimdi. onun mutluluğu benim için her şey. ben onun yaşlarındayken ölümden, kavgadan, bağrışlardan deli gibi korkuyordum. senin yüzünden icralarla, avukatlarla büyüdüm. daha sinemaya gitmeden, tiyatroya konsere gitmeden çağlayan adliyesinin yolunu öğrendim senin yediğin bokları kapatmak için. şimdi kapı biraz sert çalınsa yerimden hopluyorum hala. kurtulamadım senin bana bıraktığın bu iğrenç alışkanlıktan.
ben elde ettiğim her şey için savaştım. hem mental hem fiziksel olarak çok yoruldum. çok korktum. aç kalmaktan, evsiz kalmaktan, eşyalarımızın senin borçların yüzünden alınıp gitmesinden. çocukluğum ve gençliğimi mahvettin. bana geriye sadece aşılamamış travmalar ve üzüntüler bıraktın.
senden nefret ediyorum. can çekişerek, nefes almayı deneyerek son nefesine kadar acı çekerek ölmeni istiyorum. hayat senin gibi iğrenç, rezil, pislik bir insana ev sahipliği yaptığı için utanıyor olmalı.
devamını gör...
ömürden ömür giden anlar
çöp attığın sırada çöpten kedinin bir yerini yırtarcasına miyavlayarak fırlaması. ışin ilginç yanı sizin gibi kedinin de ömründen ömür gitmiştir.
devamını gör...
yaşı sorulunca kaç gösteriyorum diyen insan
azıcık eğlenmek isteyen insan.
ben yapıyorum bunu. şimdiye dek pek de hüsrana uğramadım.
ben yapıyorum bunu. şimdiye dek pek de hüsrana uğramadım.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
tanımlara bakınca bazı insanlar sırf popüler olduğu için belki de okumadığı kitaplara abartı demiş.
tutunamayanlar popüler kültürün kölesi olsa da ilk post-modern türk romanı olarak kabul edilir ve gayet de başarılıdır.
sherlock holmes'a biri abartıldığını söylüyor, sırf beğenmediği için.
intihara meyilli rus yazarların yazdığı romanlar en güzel rus romanlarıdır, yine de siz bilirsiniz sayın yazar.
1984'e girmek bile istemiyorum ama evet, bazıları sırf popüler diye anlamadığı halde "abi çok iyi yeahh" diyebiliyor.
muhtemelen 2018'de sabahattin ali'nin telifi düştükten sonra kürk mantolu madonnayı ilk kez duyan biri var, onun rakının yanında meze tabirine birebir ben de katılıyorum.
bu kitapların hepsi iyi kitaplar arkadaşlar, popüler olan şeyleri sevmiyor oluşunuz bunların güzel olmadığını göstermez. iyi ki böyle abartılan kitaplar da var diyerekten ben de simyacı (kitap) örneğiyle başlığa katılıyorum.
tutunamayanlar popüler kültürün kölesi olsa da ilk post-modern türk romanı olarak kabul edilir ve gayet de başarılıdır.
sherlock holmes'a biri abartıldığını söylüyor, sırf beğenmediği için.
intihara meyilli rus yazarların yazdığı romanlar en güzel rus romanlarıdır, yine de siz bilirsiniz sayın yazar.
1984'e girmek bile istemiyorum ama evet, bazıları sırf popüler diye anlamadığı halde "abi çok iyi yeahh" diyebiliyor.
muhtemelen 2018'de sabahattin ali'nin telifi düştükten sonra kürk mantolu madonnayı ilk kez duyan biri var, onun rakının yanında meze tabirine birebir ben de katılıyorum.
bu kitapların hepsi iyi kitaplar arkadaşlar, popüler olan şeyleri sevmiyor oluşunuz bunların güzel olmadığını göstermez. iyi ki böyle abartılan kitaplar da var diyerekten ben de simyacı (kitap) örneğiyle başlığa katılıyorum.
devamını gör...
gaziantep merkezde 2 erkeğin öpüşmesi
sivas'ta 30 erkeğin grup seks yaparken yakalanmasını akla getirmiştir.
devamını gör...
karizmatik bir dağ ismi
devamını gör...
bergamotlu çay
gerçek çay tiryakilerinin sevmediği, midelerini ağrıttığını iddia ettikleri ve bir yudum bile almadan kokusundan geri gönderdikleri çaydır. benimse en sevdiğim.
devamını gör...



