her şeye lanet edip küçük sahil kasabasında kerhane açmak
gülmekten bayıldığım başlıktır. allah belamı versin haykırarak bayılmışım. mellisho su döktü ayılttı.
her gencin hayali küçük bir sahil kasabasında minik bir kerhane açmak.
her gencin hayali küçük bir sahil kasabasında minik bir kerhane açmak.
devamını gör...
su içerken yılan bile dokunmaz deyimi
devamını gör...
keşfedilmemiş şarkılar
devamını gör...
fotoğrafçılık
bir sene öncesine kadar amatör olarak yapmaya çalıştığım bir hobiydi.
telefonumun kamerasının bozulmasıyla birlikte maalesef ara vermek zorunda kaldım.
telefonumun kamerasının bozulmasıyla birlikte maalesef ara vermek zorunda kaldım.
devamını gör...
viyana filarmoni orkestrası
an itibariyle yaz gecesi konseri ile trt 2'de canlı yayınla arz-ı endam etmekte olan orkestradır.
devamını gör...
focaccia
tarihi antik roma imparatorluğuna dayanan ve pizzanın atası kabul edilen yassı bir ekmek türüdür. italya'nın avegno şehrinde ortaya çıktığı söylenmektedir. temelde zeytinyağlı hamur üzerine eklenmiş muhtelif baharat ve sebzelerle hazırlanır. bildiğimiz ekmeklerden farkı krepten hallice sayılabilecek cıvıklıkta, mayalı bir hamur ile yapılıyor olmasıdır. en popüler olan focaccia türleri ise; soğanlı, zeytin ve kuru domatesli olanlardır.
meraklısı için bir iki görselini bırakalım;


meraklısı için bir iki görselini bırakalım;


devamını gör...
küresel ısınma
kontrolden çıkmış versiyonunun neye benzediğini anlamak için venüs gezegenine bakmanızın yeterli olacağı dünya çapındaki tehlike.
gezegen ve yıldızlarla ilgili elimizdeki verilere dayanarak modellemeler yapabiliyoruz ve bundan milyonlarca yıl önce venüs'ün ikliminin tahminen dünya'nın şu anki iklimine benzediği sonucu çıkıyor ortaya. şimdi bu gezegenin yüzeyindeki ortalama sıcaklıkların yaklaşık 450 santigrat derecelerde seyrediyor olmasının nedeni, son derece kalın olan atmosferi ve bu atmosferin büyük bir kısmı karbondioksitten oluşuyor. eğer önlemler alınmazsa dünya da yakın gelecekte bir venüs olabilir.
***
çalışmalara bakılırsa iklim değişimi konusunda geri dönülmez noktaya son derece yakınız.
bugün hemen hemen herkesin kullandığı, buzdolabı gibi soğutma amaçlı yapılmış bazı aletlerin çalışma prensibi, soğutucu olarak kullanılan bazı gazlar üzerine kurulmuş durumda. 80'li, 90'lı yılları yaşamış olanlar ozon tabakasındaki delik ve kloroflorokarbon gazı muhabbetini hatırlayacaktır. bu gazın, ozon tabakasının delinmesi ve küresel ısınma ile bağlantısı açıklanınca, şirketlerin bazıları bunu kullanmayı bırakmış ama bazı şirketler, sırf ucuz olduğundan kullanmaya devam etmişti bu gazı. işte böyle bazı tipler vardır ki, işlerine gelmeyen durumların gerçekliğini örtbas etmeye çalışırlar. bu nedenle, siz bakmayın bazı insanların "öyle bir şey yok" savunmalarına. onlar genellikle, işlerine gelmeyen bazı konular yüzünden gerçekleri inkâr yoluna gidiyorlar. kâfir dediğimiz kelimenin kökü de "gerçeği bilip gizleyen ya da inkâr eden" anlamına gelir aslında. bu nedenle ben sık sık medya için kullanırım bu kelimeyi.
***
ne yapılabilir? bol bol ağaçlandırma, doğadan elimizi çekip onu biraz kendi haline bırakma gibi basit önlemleri var bunun ama yine inşaat sektörünü her şeyin önünde tutan ve bu durumun işine gelmediği bazı ülkeler bunu yapmaktan imtina ediyorlar.
lütfen bu videoyu izleyin. türkçe alt yazıları var isteyenler için. işte böyle insan ve ülkelere ihtiyacımız var bu felaketi önleyebilmek için:
www.ted.com/talks/tshering_...
***
konuya ilişkin birtakım linkler:
dünyanın en büyük gölünü iklim değişikliğinden kurtarmak için artık çok geç olabilir
iklim değişikliğinde tehlikeli ısınma eşiği 2027-2042 arasında aşılabilir
küresel ısınma asla duraklamadı
gezegen ve yıldızlarla ilgili elimizdeki verilere dayanarak modellemeler yapabiliyoruz ve bundan milyonlarca yıl önce venüs'ün ikliminin tahminen dünya'nın şu anki iklimine benzediği sonucu çıkıyor ortaya. şimdi bu gezegenin yüzeyindeki ortalama sıcaklıkların yaklaşık 450 santigrat derecelerde seyrediyor olmasının nedeni, son derece kalın olan atmosferi ve bu atmosferin büyük bir kısmı karbondioksitten oluşuyor. eğer önlemler alınmazsa dünya da yakın gelecekte bir venüs olabilir.
***
çalışmalara bakılırsa iklim değişimi konusunda geri dönülmez noktaya son derece yakınız.
bugün hemen hemen herkesin kullandığı, buzdolabı gibi soğutma amaçlı yapılmış bazı aletlerin çalışma prensibi, soğutucu olarak kullanılan bazı gazlar üzerine kurulmuş durumda. 80'li, 90'lı yılları yaşamış olanlar ozon tabakasındaki delik ve kloroflorokarbon gazı muhabbetini hatırlayacaktır. bu gazın, ozon tabakasının delinmesi ve küresel ısınma ile bağlantısı açıklanınca, şirketlerin bazıları bunu kullanmayı bırakmış ama bazı şirketler, sırf ucuz olduğundan kullanmaya devam etmişti bu gazı. işte böyle bazı tipler vardır ki, işlerine gelmeyen durumların gerçekliğini örtbas etmeye çalışırlar. bu nedenle, siz bakmayın bazı insanların "öyle bir şey yok" savunmalarına. onlar genellikle, işlerine gelmeyen bazı konular yüzünden gerçekleri inkâr yoluna gidiyorlar. kâfir dediğimiz kelimenin kökü de "gerçeği bilip gizleyen ya da inkâr eden" anlamına gelir aslında. bu nedenle ben sık sık medya için kullanırım bu kelimeyi.
***
ne yapılabilir? bol bol ağaçlandırma, doğadan elimizi çekip onu biraz kendi haline bırakma gibi basit önlemleri var bunun ama yine inşaat sektörünü her şeyin önünde tutan ve bu durumun işine gelmediği bazı ülkeler bunu yapmaktan imtina ediyorlar.
lütfen bu videoyu izleyin. türkçe alt yazıları var isteyenler için. işte böyle insan ve ülkelere ihtiyacımız var bu felaketi önleyebilmek için:
www.ted.com/talks/tshering_...
***
konuya ilişkin birtakım linkler:
dünyanın en büyük gölünü iklim değişikliğinden kurtarmak için artık çok geç olabilir
iklim değişikliğinde tehlikeli ısınma eşiği 2027-2042 arasında aşılabilir
küresel ısınma asla duraklamadı
devamını gör...
kılıçdaroğlu’nun mutfağı
adam mütevazı olabilir ,çalmamış olabilir bla bla ancak unutmamak gerekir bugün bu iktidar hala başımızdaysa bu adamın yadsınamaz katkıları yüzündendir . erdoğan'ın 1 numaralı ilham kaynağıdır . önümüzdeki süreçte umarım bi hata yapıpta imamoğlu ve yavaş gibi potansiyel liderlerin önüne set çekmeye çalışmaz .
devamını gör...
türkiye’ye bir saat içinde nükleer bomba atılacağını öğrenseniz yapacağınız şeyler
arabayla deniz kıyısına gider bir bira açardım.
devamını gör...
3 gündür yıkanmayan bulaşık
kernel panic ukdesi
alıp, çöpe atılası bulaşık. off kokusu burnuma geldi. illa yıkarım derseniz, bool çamaşır sulu bir bulaşık suyu yapıp, önce orada ovup, makineye atıp yıkayın bari. kokusu içine işlemiştir yoksa. of of.
alıp, çöpe atılası bulaşık. off kokusu burnuma geldi. illa yıkarım derseniz, bool çamaşır sulu bir bulaşık suyu yapıp, önce orada ovup, makineye atıp yıkayın bari. kokusu içine işlemiştir yoksa. of of.
devamını gör...
dülger
osmanlı döneminde, yangın ve sel gibi afetlerden sonra hasar görmüş binaların, ahşap kısımlarını onaran ustalara verilen isim.
aynı zamanda farsça da marangoz anlamına geliyor.
aynı zamanda farsça da marangoz anlamına geliyor.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
buyrun dostlar beraber dinleyelim.
devamını gör...
komünist başkandan belediye çalışanlarına 8 bin lira maaş
hakikaten çok ilginç. şimdi düşünün o kadar okka mürekkep yalamışsınız, bu yaladığınız mürekkebi sağa sola aşk ile şevk ile saçtığınızı düşünüyorsunuz. kendinizin çok kaliteli ve yetişmiş bir birey olduğunuza inancınız tam. paçalarınızdan sızan ego damlaya damlaya göl olmuş, onun içinde yüzüyorsunuz lakin ülke şartlarına göre de düşük bir maaş alıyorsunuz. o maaş egonuzun yanında kocaman bir sıfır. sistem kölesisiniz ama yine de burnunuzdan kıl aldırmıyorsunuz. sonra o da ne? bir belediye başkanı çıkmış işçi maaşlarını 8 bin lira yapmış, bunu duyuyorsunuz ve başlıyorsunuz söylenmeye. adamın yaptığını sorguluyorsunuz. sanırsınız ki, adam dünyanın en büyük günahlarından birini işlemiş(!) çalmış, çırpmış, ihale dağıtmış (!)
adam yolları bile ihalesiz asfaltlıyor. tüm bu işlemlerde dahi belediye personelini kullanıyor. kooperatifler açmış, buralardan belediyeye girdi sağlıyor. bir asfalt işini ihale etmediği için belediye 500 bin lira kâr etmiş. bunları görmüyorsunuz, işçiler şu kadar alıyor, ben ben ben mürekkepliyim bla bla bla...
kusura bakmayın ama sizin o yaladığınız mürekkep uçmuş gitmiş. zira siz daha illiyet bağı kuramıyorsunuz. neden sonuç ilişkisi dersinden sınıfta kalmışsınız. siz herkesin cendere altında olduğu zor şartlarda geçinmek durumunda kaldığı bir ortamda, daha az ezilen olmak istiyorsunuz. hayalleriniz küçük bir kere, daha az ezilen olmak için size göre daha vasıfsız olanın daha fazla ezilmesini istiyorsunuz ki, bunun adı en hafif ifadesi ile ezik ve bencil bir zihin olur.
yahu adam maaşta yoksulluk sınırını personeline yakalattı diye çeşitli mecralarda yemediği laf kalmamış. hani bu solcular servet düşmanıydı arkadaş? şu olay bile asıl servet düşmanının kimler olduğunu gösteriyor. ezilirken bile kast sistemi isteyen beyinler mürekkep yalasa ne yalamasa ne? asıl soruna odaklanıp, ben niye bu haldeyim diye sorgulayamayan zihinlerin kalifiye insanlar olduklarını düşünmeleri ise yüzyılın şakası bence...
adam yolları bile ihalesiz asfaltlıyor. tüm bu işlemlerde dahi belediye personelini kullanıyor. kooperatifler açmış, buralardan belediyeye girdi sağlıyor. bir asfalt işini ihale etmediği için belediye 500 bin lira kâr etmiş. bunları görmüyorsunuz, işçiler şu kadar alıyor, ben ben ben mürekkepliyim bla bla bla...
kusura bakmayın ama sizin o yaladığınız mürekkep uçmuş gitmiş. zira siz daha illiyet bağı kuramıyorsunuz. neden sonuç ilişkisi dersinden sınıfta kalmışsınız. siz herkesin cendere altında olduğu zor şartlarda geçinmek durumunda kaldığı bir ortamda, daha az ezilen olmak istiyorsunuz. hayalleriniz küçük bir kere, daha az ezilen olmak için size göre daha vasıfsız olanın daha fazla ezilmesini istiyorsunuz ki, bunun adı en hafif ifadesi ile ezik ve bencil bir zihin olur.
yahu adam maaşta yoksulluk sınırını personeline yakalattı diye çeşitli mecralarda yemediği laf kalmamış. hani bu solcular servet düşmanıydı arkadaş? şu olay bile asıl servet düşmanının kimler olduğunu gösteriyor. ezilirken bile kast sistemi isteyen beyinler mürekkep yalasa ne yalamasa ne? asıl soruna odaklanıp, ben niye bu haldeyim diye sorgulayamayan zihinlerin kalifiye insanlar olduklarını düşünmeleri ise yüzyılın şakası bence...
devamını gör...
a capella
(akapella) enstrüman kullanılmadan,sadece insan sesiyle icra edilen çok sesli müzik türüdür. 'capella' , latince 'şapel' demektir.zaten bu müzik türü de kiliselerde ortaya çıkmıştır ve 'kilise tarzı' anlamına gelir. akapella tarzındaki eserler gerçek bir müzik şölenidir.
ayrıca şair enis batur'un* aynı isimli şiir kitabının adıdır.(bkz: a capella:yeni lirik şiirler (2007-2014))
ayrıca şair enis batur'un* aynı isimli şiir kitabının adıdır.(bkz: a capella:yeni lirik şiirler (2007-2014))
devamını gör...
ölüm
hayatının son bulması, kalbinin kontağı kapatması. kimi insan için yolun sonu iken bir diğeri için yeni başlangıç.
devamını gör...
avrupalılar o kadar keşif ve buluş yaparken doğulular ne yapıyordu sorunsalı
değişim dünyanın her yanında aynı anda gerçekleşmez. bu sosyal bilimlerde temel kanundur. eğer gerçekleşebilecek olsaydı dünya şuan olduğu seviyeden daha ileride olurdu. başlıktaki doğulular ifadesinden doğu medeniyetlerinin kast edildiğini anlayarak kendi bakış açımdan duruma görüş bildirmek istiyorum.
osmanlı devleti ;avusturya, iran ve rusya ile bitmek bilmeyen savaşlar içerisindeydi. haliyle mali durum bozuktu. ekonominin bozulması işsizliği ve adam kayırmacılığı tetikledi. bunun sonucunda adalet sisteminde bozulmalar meydana geldi ve yer yer isyanlar baş göstermeye başladı.
iran; devlet içerisindeki ailelerin güç çatışmaları yüzünden monarşi tam olarak egemenliğini bir türlü kuramıyordu. zafer elde ederek halkın ilgisini kazanacağını düşünen iranlı devlet adamları şah'a sürekli osmanlı'ya karşı savaş açılması konusunda görüş bildiriyorlardı. iran kırsalında hüküm süren feodallerin gücünü kırmak isteyen şah ise çoğunlukla savaş fikirlerine sıcak bakıyordu. böylece gerek osmanlı ile gerek ise rusya ile bir çok savaşlar yapıldı. uzun savaşlar ise ekonomiyi etkiledi. ekonominin kötü olması ise doğrudan bilim ve sanata olan yatırımları yok denecek kadar az seviyeye indirdi.
hindistan; coğrafi keşiflerin olduğu zaman diliminde ve sonrasında söz konusu bölgede birbirinden kopuk ilişkilere sahip onlarca derebeylik vardı. bu derebeyler sudan sebeplerle sık sık birbiri ile savaşıyorlardı. ayrıca bölge genelinde kast kültürü hakim olduğundan istenilen toplumsal kaynaşma bir türlü gerçekleşmiyordu. tüm bunlar olmayınca da bilim ve kültür ilerlemedi. az bir zaman sonrada sömürgeci güçler hindistan üzerinde hakimiyet tesis ettiler.
çin: aynı hindistan'da olduğu gibi çin içerisindeki küçük feodal klikler sürekli birbiri ile mücadele halindeydi. savaş olmadı zamanlarda ise genellikle yeni iç savaşlara hazırlık yapılıyordu. kültürel açıdan ise çinliler dünyanın geri kalanından kendilerini üstün gördüklerinden başka hiç bir medeniyet ile derin ilişkiler kurmaya yanaşmadılar. 1800'lü yıllara kadar çin'i dışarıdan gelen yeniliklere neredeyse kapalıydı. tabi bu ön yargılı fikirleri ülkelerinin avrupalı sömürgecilerinin işgaline uğramasına sebep oldu.
rusya; sosyal bilimciler tarafından hem doğu hem de batıya ait bir kültüre sahip olduğu öngörülür. coğrafi keşifler zamanında ve sonrasında rusya hem güney hem de doğu yönünde genişleme politikası izledi. almanya, ingiltere ve fransa ile diplomatik ilişkilerin yanı sıra bilimsel anlamda da ilişkiler kuruldu. özellikle askeri teknoloji alanında önemli yatırımlar yapıldı. ama ülke çok büyük olduğundan kalkınma hamleleri çok yavaş ilerliyordu bu durumda halkın ilkel tarıma uzun süre bağlı kalmasına yol açacak ve çok sonraları gerçekleşecek olan ekim devriminin temellerini oluşturacaktır.
not: konu çok uzun ve ayrıntılı. pek çok kişi yazdıklarımı okumayacak bile. ama yine de özetin özetini yazmaya çalıştım. ve bir tarihçi olarak elimden geleni yaptığımı düşünüyorum.
osmanlı devleti ;avusturya, iran ve rusya ile bitmek bilmeyen savaşlar içerisindeydi. haliyle mali durum bozuktu. ekonominin bozulması işsizliği ve adam kayırmacılığı tetikledi. bunun sonucunda adalet sisteminde bozulmalar meydana geldi ve yer yer isyanlar baş göstermeye başladı.
iran; devlet içerisindeki ailelerin güç çatışmaları yüzünden monarşi tam olarak egemenliğini bir türlü kuramıyordu. zafer elde ederek halkın ilgisini kazanacağını düşünen iranlı devlet adamları şah'a sürekli osmanlı'ya karşı savaş açılması konusunda görüş bildiriyorlardı. iran kırsalında hüküm süren feodallerin gücünü kırmak isteyen şah ise çoğunlukla savaş fikirlerine sıcak bakıyordu. böylece gerek osmanlı ile gerek ise rusya ile bir çok savaşlar yapıldı. uzun savaşlar ise ekonomiyi etkiledi. ekonominin kötü olması ise doğrudan bilim ve sanata olan yatırımları yok denecek kadar az seviyeye indirdi.
hindistan; coğrafi keşiflerin olduğu zaman diliminde ve sonrasında söz konusu bölgede birbirinden kopuk ilişkilere sahip onlarca derebeylik vardı. bu derebeyler sudan sebeplerle sık sık birbiri ile savaşıyorlardı. ayrıca bölge genelinde kast kültürü hakim olduğundan istenilen toplumsal kaynaşma bir türlü gerçekleşmiyordu. tüm bunlar olmayınca da bilim ve kültür ilerlemedi. az bir zaman sonrada sömürgeci güçler hindistan üzerinde hakimiyet tesis ettiler.
çin: aynı hindistan'da olduğu gibi çin içerisindeki küçük feodal klikler sürekli birbiri ile mücadele halindeydi. savaş olmadı zamanlarda ise genellikle yeni iç savaşlara hazırlık yapılıyordu. kültürel açıdan ise çinliler dünyanın geri kalanından kendilerini üstün gördüklerinden başka hiç bir medeniyet ile derin ilişkiler kurmaya yanaşmadılar. 1800'lü yıllara kadar çin'i dışarıdan gelen yeniliklere neredeyse kapalıydı. tabi bu ön yargılı fikirleri ülkelerinin avrupalı sömürgecilerinin işgaline uğramasına sebep oldu.
rusya; sosyal bilimciler tarafından hem doğu hem de batıya ait bir kültüre sahip olduğu öngörülür. coğrafi keşifler zamanında ve sonrasında rusya hem güney hem de doğu yönünde genişleme politikası izledi. almanya, ingiltere ve fransa ile diplomatik ilişkilerin yanı sıra bilimsel anlamda da ilişkiler kuruldu. özellikle askeri teknoloji alanında önemli yatırımlar yapıldı. ama ülke çok büyük olduğundan kalkınma hamleleri çok yavaş ilerliyordu bu durumda halkın ilkel tarıma uzun süre bağlı kalmasına yol açacak ve çok sonraları gerçekleşecek olan ekim devriminin temellerini oluşturacaktır.
not: konu çok uzun ve ayrıntılı. pek çok kişi yazdıklarımı okumayacak bile. ama yine de özetin özetini yazmaya çalıştım. ve bir tarihçi olarak elimden geleni yaptığımı düşünüyorum.
devamını gör...
uzaktan arkadaş edinmek
o olmak istediğindir.
sen onun olmak istediğisindir.
siz birbirinizi tamamlayansınızdır.
bir o kadar da kendiniz olmayansınızdır.
gibi saçma cümleler kurmak istediğim başlık.
sen onun olmak istediğisindir.
siz birbirinizi tamamlayansınızdır.
bir o kadar da kendiniz olmayansınızdır.
gibi saçma cümleler kurmak istediğim başlık.
devamını gör...
sevilen latince deyişler
dum spiro spero.
(nefes aldığım sürece umuyorum.)
(nefes aldığım sürece umuyorum.)
devamını gör...
gerçek polislere kimlik soran sahte polisin yakalanması
bu olay bizim ülkede yaşanır dedirten, şaşırtmayan hadise.
19 yaşındaki bursalı genç, aracına çakar lamba takıp, polis telsizi ve sahte polis kimliği ile dolaşarak, trafik uygulaması yaparken sivil polislerden kimlik istemesiyle yakayı ele verdi.
bu arka sokakları fanatiği gence yazılan ceza ; sokağa çıkma kısıtlamasına uymamak ve çakar tertibatı takmak suçlarından 5 bin 642 lira para cezası ve ehliyetine el konuldu.
babasına da araçta çakar kullanıldığı için 1228 lira ceza kesildi.
buradan
19 yaşındaki bursalı genç, aracına çakar lamba takıp, polis telsizi ve sahte polis kimliği ile dolaşarak, trafik uygulaması yaparken sivil polislerden kimlik istemesiyle yakayı ele verdi.
bu arka sokakları fanatiği gence yazılan ceza ; sokağa çıkma kısıtlamasına uymamak ve çakar tertibatı takmak suçlarından 5 bin 642 lira para cezası ve ehliyetine el konuldu.
babasına da araçta çakar kullanıldığı için 1228 lira ceza kesildi.
buradan
devamını gör...
baksana talihe
ajda pekkan'ın süperstar albümünden bayağı iyi bir parçadır. 1977 yılında çıkmıştır.
göksel'de güzel yorumlamıştır ancak ajda'dan dinlemek çok daha güzeldir.
"baksana talihe mal verir kimine
seni vermiş benim gibi birine."
göksel'de güzel yorumlamıştır ancak ajda'dan dinlemek çok daha güzeldir.
"baksana talihe mal verir kimine
seni vermiş benim gibi birine."
devamını gör...