bir adın kalmalı
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç…
bir aralar ahmet hamdi tanpınar'a ait olduğu söylentisi çıkan ama aslında ibrahim sadiye ait bir şiirdir. çok duygusal ve naif bir şiirdir..
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç…
bir aralar ahmet hamdi tanpınar'a ait olduğu söylentisi çıkan ama aslında ibrahim sadiye ait bir şiirdir. çok duygusal ve naif bir şiirdir..
devamını gör...
9 kere leyla
böyle muhteşem oyuncularla bir film nasıl izlenilmezin tanımı olmuş film. ne kadar zorlasam da izleyemedim yok bitmedi, bitiremedim. absürt komedi ama bir yerine de gülmedim.
zaman kaybı.
zaman kaybı.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'e soru sor
kafa sözlüğün marka tescili hangi aşamada? tescil başvurusuna karşı bir itiraz söz konusu mu?
devamını gör...
göze çay sürmek
arpacık çıktığında tavsiye edilen tedavi yöntemi. ne kadar işe yarıyor bilmiyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bir şehri başka bir şehirde yitirmişse kadın,
haritalar mı dersin, denizler mi, sınırlar mı, aşk? vız gelir yeri gök, göğü yer yapan.
kuzeyli bir ağacın kendi değilse kanı yürür, karanlığı dolaşır gözleri, sırılsıklam gözleri...
besmele'sizdir ve katıksız yalnız. kalbine bir gül ağacı diker, kalbine su ve biraz güneş..
toprağın bereketli mi?
"tanrılar bilmez bunu."
haritalar mı dersin, denizler mi, sınırlar mı, aşk? vız gelir yeri gök, göğü yer yapan.
kuzeyli bir ağacın kendi değilse kanı yürür, karanlığı dolaşır gözleri, sırılsıklam gözleri...
besmele'sizdir ve katıksız yalnız. kalbine bir gül ağacı diker, kalbine su ve biraz güneş..
toprağın bereketli mi?
"tanrılar bilmez bunu."
devamını gör...
goodkafas meet the mods
bugünkü kafa kesitlerinde moderasyon ekibini tanıyoruz. kafa konseyi hakkında bilgiler edineceğiniz bir içerikle karşınızdayım.
2 dakika 41 saniye klavyelerinizi bırakın ve bu eşsiz şölenin keyfini çıkarın. *
(bkz: yoldaş benjamin franklin) , (bkz: helios) ,(bkz: eyluling) , (bkz: eraa) , (bkz: hi my i run) , (bkz: hazall) , (bkz: iko) , (bkz: uykusuzkahve) , (bkz: patagonyalı) , (bkz: mellisho) ve bir adet sürpriz konuğumuz bulunmaktadır. *
goodkafa ekibiyle tanışın o halde;
buradan izleyebilirsiniz.
önceki film kesitim;
(bkz: the matrix: portakal revolutions)
2 dakika 41 saniye klavyelerinizi bırakın ve bu eşsiz şölenin keyfini çıkarın. *
(bkz: yoldaş benjamin franklin) , (bkz: helios) ,(bkz: eyluling) , (bkz: eraa) , (bkz: hi my i run) , (bkz: hazall) , (bkz: iko) , (bkz: uykusuzkahve) , (bkz: patagonyalı) , (bkz: mellisho) ve bir adet sürpriz konuğumuz bulunmaktadır. *
goodkafa ekibiyle tanışın o halde;
buradan izleyebilirsiniz.
önceki film kesitim;
(bkz: the matrix: portakal revolutions)
devamını gör...
benden bir halt olmaz farkındalığı
yok öyle birşey.. onu sana kim öğrettiyse hemen unutuyosun..
bunu sana öğretenler hasbelkader birşeylere sahip olmuş insanlar.. senin zaten hiçbirşey vermeden sahip olduğun şeyleri buda senin payına düşen, zaten senin hakkın bu diye vermeyen insanlar.. bir düşün.. önce ailenden başla.. sana verdikleri imkan konfor vs.. herneyse.. hakkın olduğunu hissettirerekmi verdiler yoksa borçluluk hissi uyandırarakmı.. yani bugün ailesine borçlu hissetmeyen varmı.. okuttuk ettik büyüttük laflarını duymayan varmı.. bunlar zaten bizim hakkımız.. karşılıksız hakkını veren.. "değer" veren anne babalarımız olmadığı için oluşuyor bu düşünceler.. bizede değer vermiyorlar, yaptığımız hiçbir işe de.. takdir bile etmiyorlar.. dolayısıyla kendimizide değersiz zannederek büyüyoruz, yaptığımız işinde emeğimizinde değersiz olduğunu zannediyoruz.. bunu aşıp ilerleyemediğimiz için kendini iterek yaşamaya çalışan, geçmişte yaşatılan o değersizlik hissini "haketmediğini" anlayıp çözemeyen o kadar çok insan varki.. senden çok şey olur arkadaşım.. sana 0 sıfır muamelesi yapanlar "haksız" sen "hak"lısın, +1 sin.. 1 kişi, bir insan, bir beden, bir ruhsun.. varsın.. önce bir ben ben varım ya de.. ben burdayım de.. benim konuşmaya fikrimi söylemeye, ürettiğim birşeyin bedelini istemeye, her ne olursa olsun, konuştuğumun dinlenmesine, yaşamaya, rahatsız edilmemeye.. kısaca herşeye "hakkım var" de..
bugün türkiyenin yarısı olan o mal sürüsü, zaten hakkı olan herşeyi rt nin hediyesi zannettiği için, zaten hakettiği hiçbirşeyi almadan vermek zorunda olduğunu zannettiği için ak partiye oy veriyor.. rt herşeyi kendine hak görüyor.. ve alıyor.. kimsede demiyorki abi hiçbirşey vermiyosun ama alıyosun, ne iş.. ne hakla..? demiyor..
çünkü kendisinin birşeylere hakkı olduğunu bilmiyorki.. neye hakkı var.. hiçbirşey almadan niye veriyorum kardeşim diyebilecek matematiği olan bir allahın kulu yok..
o diğer %50 de bunun farkında olarakmı veriyor onuda zannetmiyorum ama, senden çok şey olur arkadaşım.. yeterki "hakkın" olduğunu anla, denemekde hakkın.. başarılı yada başarısız olmakda hakkın.. sen varsın, göster kendini.. çık ortaya...
bunu sana öğretenler hasbelkader birşeylere sahip olmuş insanlar.. senin zaten hiçbirşey vermeden sahip olduğun şeyleri buda senin payına düşen, zaten senin hakkın bu diye vermeyen insanlar.. bir düşün.. önce ailenden başla.. sana verdikleri imkan konfor vs.. herneyse.. hakkın olduğunu hissettirerekmi verdiler yoksa borçluluk hissi uyandırarakmı.. yani bugün ailesine borçlu hissetmeyen varmı.. okuttuk ettik büyüttük laflarını duymayan varmı.. bunlar zaten bizim hakkımız.. karşılıksız hakkını veren.. "değer" veren anne babalarımız olmadığı için oluşuyor bu düşünceler.. bizede değer vermiyorlar, yaptığımız hiçbir işe de.. takdir bile etmiyorlar.. dolayısıyla kendimizide değersiz zannederek büyüyoruz, yaptığımız işinde emeğimizinde değersiz olduğunu zannediyoruz.. bunu aşıp ilerleyemediğimiz için kendini iterek yaşamaya çalışan, geçmişte yaşatılan o değersizlik hissini "haketmediğini" anlayıp çözemeyen o kadar çok insan varki.. senden çok şey olur arkadaşım.. sana 0 sıfır muamelesi yapanlar "haksız" sen "hak"lısın, +1 sin.. 1 kişi, bir insan, bir beden, bir ruhsun.. varsın.. önce bir ben ben varım ya de.. ben burdayım de.. benim konuşmaya fikrimi söylemeye, ürettiğim birşeyin bedelini istemeye, her ne olursa olsun, konuştuğumun dinlenmesine, yaşamaya, rahatsız edilmemeye.. kısaca herşeye "hakkım var" de..
bugün türkiyenin yarısı olan o mal sürüsü, zaten hakkı olan herşeyi rt nin hediyesi zannettiği için, zaten hakettiği hiçbirşeyi almadan vermek zorunda olduğunu zannettiği için ak partiye oy veriyor.. rt herşeyi kendine hak görüyor.. ve alıyor.. kimsede demiyorki abi hiçbirşey vermiyosun ama alıyosun, ne iş.. ne hakla..? demiyor..
çünkü kendisinin birşeylere hakkı olduğunu bilmiyorki.. neye hakkı var.. hiçbirşey almadan niye veriyorum kardeşim diyebilecek matematiği olan bir allahın kulu yok..
o diğer %50 de bunun farkında olarakmı veriyor onuda zannetmiyorum ama, senden çok şey olur arkadaşım.. yeterki "hakkın" olduğunu anla, denemekde hakkın.. başarılı yada başarısız olmakda hakkın.. sen varsın, göster kendini.. çık ortaya...
devamını gör...
sürekli isyan eden çilekeş tip
aynı zamanda kendini içinde bulunduğu durumdan kurtarmak adına hiçbir girişimde bulunmayan tiptir. bu tip insanlar olumsuz duygulardan beslenirler. sürekli diğer insanları kendi başlarına gelen olumsuzluklar yüzünden suçlamakla kalmazlar; küçümseme, saldırganlık, hoşgörüsüzlük ve hatta şiddet içeren tutumlar da takınırlar.
devamını gör...
harper lee
eserlerini yazmaya, arkadaşlarının hediye olarak verdiği not defteri ile başlamış amerikalı yazar. yazmış olduğu bülbülü öldürmek (kitap) ilk çıktığı zamanlar çok satılanlar listesine girmeyi başarmakla birlikte günümüzde de çok okunan kitaplar arasındadır. betimlemesi ve anlatımı ile güçlü bir yazar profili sergilemiştir.
ikinci ve son kitabının ismi ise go set a watchman, tr: tespih ağacının gölgesinde'dir.
2016 yılında, doğduğu eyalet olan alabama'da vefat etmiştir.
ikinci ve son kitabının ismi ise go set a watchman, tr: tespih ağacının gölgesinde'dir.
2016 yılında, doğduğu eyalet olan alabama'da vefat etmiştir.
devamını gör...
şükrü erbaş
8 ödül almış olan türk şair ve yazar. şiirleri o kadar akıcı o kadar güzel ki güne kendisinin seslendirmiş olduğu şiirleriyle başlıyorum.
"ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken
ömrüm azala azala akarken önümde
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken
senin korkularını
benim inceliğimi doldurup yüreğime
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım."
"ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken
ömrüm azala azala akarken önümde
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken
senin korkularını
benim inceliğimi doldurup yüreğime
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım."
devamını gör...
vostok
6 kez insanlı uzay uçuşu gerçekleştiren, sovyetler birliği yapımı uzay aracı.
araç, insan ve gerekli ekipmanı taşıyan küresel bir modül ile motor sistemi ve yakıt bölümünden oluşuyordu. dünyaya geri dönüş aşamasında iniş için ve kalkış aşamasında acil durum olursa kullanılmak üzere bir fırlatma ve paraşüt sistemi de bulunduruyordu. ancak aracın ilk 20 saniye içerisinde arızalanması durumunda, içindeki kişinin fırlatma sistemini kullanmak için zamanı olmuyordu ve böyle bir durum yaşanmış olsaydı, görev ölümle sonuçlanacaktı.
1961 yılına kadar sovyetler birliği, farklı bir uzay aracı serisi ile insansız ve köpekli uçuşlar gerçekleştirdi. bunlar, yörüngeye giremeden geri dönen, dönüş sırasında yanan ya da geriye dönmesi planlanmamış olan araçlardan oluşan ve bir anlamda başarısızlıkla sonuçlanan görevlerdi. 1961'de vostok 1 ile birlikte sovyet kozmonot yuri gagarin uzaya gönderildi. böylece sovyetler birliği adına ilk kez insanlı ve başarılı bir görev gerçekleştirilmiş oldu. takip eden aylar ve yıllarda 4 insanlı görev daha başarıyla gerçekleştirildikten sonra 1963 yılında, 6. görevde uzaya çıkan ilk sivil ve ilk kadın olan valentina tereshkova'nın yer aldığı vostok 6 görevi de başarıyla sonuçlandı.
1964'teki insanlı uçuş iptal edildikten sonra vostok aracı modifiye edilerek voskhod adlı araca dönüştürüldü ve bununla da insanlı uçuşlar gerçekleştirildi. 1965'te son fırlatılıştan sonra bu araçların yerini soyuz aracı aldı.
araç, insan ve gerekli ekipmanı taşıyan küresel bir modül ile motor sistemi ve yakıt bölümünden oluşuyordu. dünyaya geri dönüş aşamasında iniş için ve kalkış aşamasında acil durum olursa kullanılmak üzere bir fırlatma ve paraşüt sistemi de bulunduruyordu. ancak aracın ilk 20 saniye içerisinde arızalanması durumunda, içindeki kişinin fırlatma sistemini kullanmak için zamanı olmuyordu ve böyle bir durum yaşanmış olsaydı, görev ölümle sonuçlanacaktı.
1961 yılına kadar sovyetler birliği, farklı bir uzay aracı serisi ile insansız ve köpekli uçuşlar gerçekleştirdi. bunlar, yörüngeye giremeden geri dönen, dönüş sırasında yanan ya da geriye dönmesi planlanmamış olan araçlardan oluşan ve bir anlamda başarısızlıkla sonuçlanan görevlerdi. 1961'de vostok 1 ile birlikte sovyet kozmonot yuri gagarin uzaya gönderildi. böylece sovyetler birliği adına ilk kez insanlı ve başarılı bir görev gerçekleştirilmiş oldu. takip eden aylar ve yıllarda 4 insanlı görev daha başarıyla gerçekleştirildikten sonra 1963 yılında, 6. görevde uzaya çıkan ilk sivil ve ilk kadın olan valentina tereshkova'nın yer aldığı vostok 6 görevi de başarıyla sonuçlandı.
1964'teki insanlı uçuş iptal edildikten sonra vostok aracı modifiye edilerek voskhod adlı araca dönüştürüldü ve bununla da insanlı uçuşlar gerçekleştirildi. 1965'te son fırlatılıştan sonra bu araçların yerini soyuz aracı aldı.
devamını gör...
günümüz insan ilişkilerindeki çıkmaz
derler ki "ilişkinizden seksi çıkarın. göreceksiniz ki birlikte olduğunuz insanların çoğu size ondan başka hiçbir şey vadetmiyor."
insanlar boş canlarım, sıkıntımız bu. kendi içini doldurmayan ilişkiyi hiç dolduramaz. seksi hayvanlar da yapabiliyor. bir farkımız olmalı...
sadece karşı cinsle değil diğer tüm ilişkilerde de sıkıntının nedeni aynı: çıkarcılık. herkes alacağını alıp kaçma peşinde. kimse "benim istemediğim bana yapılsa hoşuma gider mi?" demiyor. başkalarının da hisleri olabileceği akıllarına gelmiyor yahut bunu umursamıyorlar. kendileri de benzer duyguları yaşadığında akıllanıyor bazıları. bazısında ise o kadar bile kafa yok.
hayatınızı kişilere bağlamayın. çok üzülürsünüz. hedefleriniz olsun, onlara harcayın zamanınızı. o arada doğru dürüst biri de denk gelip hayatınıza girerse kıymetini bilin ama.
insanlar boş canlarım, sıkıntımız bu. kendi içini doldurmayan ilişkiyi hiç dolduramaz. seksi hayvanlar da yapabiliyor. bir farkımız olmalı...
sadece karşı cinsle değil diğer tüm ilişkilerde de sıkıntının nedeni aynı: çıkarcılık. herkes alacağını alıp kaçma peşinde. kimse "benim istemediğim bana yapılsa hoşuma gider mi?" demiyor. başkalarının da hisleri olabileceği akıllarına gelmiyor yahut bunu umursamıyorlar. kendileri de benzer duyguları yaşadığında akıllanıyor bazıları. bazısında ise o kadar bile kafa yok.
hayatınızı kişilere bağlamayın. çok üzülürsünüz. hedefleriniz olsun, onlara harcayın zamanınızı. o arada doğru dürüst biri de denk gelip hayatınıza girerse kıymetini bilin ama.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
rus görünümlü mossad ajanıdır. zannımca en sevdiği yemek üçlemesi; kuru fasulye, pirinç pilavı, turşu. aynı zamanda sözlüğün kurucusu.
devamını gör...
turgut özal
allah rahmet eylesin.
sayesinde, üniversitede 3 yıl rahatça başımı örttüm. ne güzel karşı çıkmıştı evren'e.
sayesinde, üniversitede 3 yıl rahatça başımı örttüm. ne güzel karşı çıkmıştı evren'e.
devamını gör...
sefiller
(bkz: victor hugo) tarafından yazılmış, dünya klasikleri denilince benim aklıma ilk gelen muhteşem eser. ilk kez ilkokul yıllarımda okumuştum ama sonra 5 ciltlik olan versiyonunu okuyunca anladım ki o yıllarda okuduğum sadece bir özetmiş. dünya tarihinde en çok okunan, en çok çevirisi yapılan, en bilinen eserlerin başında geliyor. 2012 yılında (bkz: les misérables) adıyla sinemaya uyarlandığında muhteşem bir müzikal izlemiştik. hugh jackman, russell crowe, anne hathaway ve amanda seyfried gibi muhteşem oyuncuların efsane oyunculuklarıyla adete bir görsel şölendi benim için. ve yanlış hatırlamıyorsam anne hathaway en iyi yardımcı kadın oyuncu oscar ödülünü kazanmıştı.
kitaba dönecek olursak öncelikle victor hugo'nun özgürlük, adalet, eşitlik gibi konuları çok önemsediğini ve bu kitabın da temeli ve ana fikrinin bu konular olduğunu söylemeliyim.
jean valjean. şimdiye kadar okuduğum kitaplardaki en sevdiğim bir kaç karakterden birisidir. eski bir mahkumdur ve bu eski bir mahkum olmasının yükünü ömrü boyunca çekiyor. ancak eski bir mahkum da olsa "iyi" bir insan olunabileceğini bize gösteriyor yazar. tabi okurken ağlamaktan sayfalar ıslana ıslana gidiyor.
mösyö myriel, jean valjean, javert, fantine, cosette, marius, gavroche, eponine... bütün karakterler kitabı okurken sanki kendi arkadaşlarım kendi ailem gibi hissetmiştim. onlarla üzülüp, onlarla sevindim. onlarla ağladım onlarla aç kaldım. onlara atılan bir suç sanki bana atılmış gibi sinirlendim. tabi tüm bunlar için kesinlikle 5 ciltlik uzun versiyonunu okumanız lazım.
ciltler ve sayfalar boyunca sefaletin adaletsizliğin altında ezilip bükülen bu insanların ortak yönleri yaşama dair umutları, yaşamak istemeleri ve bir şekilde hayatlarına anlam katacak bir şeyler bulmaları. ve yine konu burada her büyük yazar ve her büyük eserde olduğu gibi varoluşçuluğa geliyor.
sefiller ve victor hugo hakkında bir entry yazmak ne kadar doğdu bilmiyorum ama benim için çok önemli yeri olan bir klasik.
kitaba dönecek olursak öncelikle victor hugo'nun özgürlük, adalet, eşitlik gibi konuları çok önemsediğini ve bu kitabın da temeli ve ana fikrinin bu konular olduğunu söylemeliyim.
jean valjean. şimdiye kadar okuduğum kitaplardaki en sevdiğim bir kaç karakterden birisidir. eski bir mahkumdur ve bu eski bir mahkum olmasının yükünü ömrü boyunca çekiyor. ancak eski bir mahkum da olsa "iyi" bir insan olunabileceğini bize gösteriyor yazar. tabi okurken ağlamaktan sayfalar ıslana ıslana gidiyor.
mösyö myriel, jean valjean, javert, fantine, cosette, marius, gavroche, eponine... bütün karakterler kitabı okurken sanki kendi arkadaşlarım kendi ailem gibi hissetmiştim. onlarla üzülüp, onlarla sevindim. onlarla ağladım onlarla aç kaldım. onlara atılan bir suç sanki bana atılmış gibi sinirlendim. tabi tüm bunlar için kesinlikle 5 ciltlik uzun versiyonunu okumanız lazım.
ciltler ve sayfalar boyunca sefaletin adaletsizliğin altında ezilip bükülen bu insanların ortak yönleri yaşama dair umutları, yaşamak istemeleri ve bir şekilde hayatlarına anlam katacak bir şeyler bulmaları. ve yine konu burada her büyük yazar ve her büyük eserde olduğu gibi varoluşçuluğa geliyor.
sefiller ve victor hugo hakkında bir entry yazmak ne kadar doğdu bilmiyorum ama benim için çok önemli yeri olan bir klasik.
devamını gör...
sevilen şiirle aniden yükselmek
başlığı başka nasıl girebilecegimi bilemedim ama durumu şöyle anlatayım; evin içinde sevdiğim bir şiirin bir kısmını okuyarak yükseldiğim oluyor hep, bu benim için biraz motivasyon kaynağı da. bugün mesela bir odadan digerine gecerken, tam dışarıya çıkarken, kahvemi yudumlarken ya da ne bileyim işte keyifsiz keyifsiz otururken biraz da ayağa kalkayım deyip; "saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran içimize günesler bırakan nal sesleri" şeklinde yükseldiğim oldu hep. bu benim için terapi biraz da. *
(bkz: ismet özel)
(bkz: evet isyan)
(bkz: ismet özel)
(bkz: evet isyan)
devamını gör...
online yazarlara abuk sabuk mesaj yazmak
eğer rahatsız oluyorsanız o kişiden engelleyin geçin. böylelikle size ulaşamaz ve dolayısı ile uyaramazda.
devamını gör...





