dün gece korkudan dua ederken aklıma takılmış sorudur. google'da bir cevap bulamadım.

şimdi bildiğimiz gibi dualar arapça. (türkçesini okuyunca kabul olunuyor mu o konuyu bilmiyorum). arapçanın telaffuzu türkçeye pek uygun değil. yanlış telaffuzlar yanlış anlamlara yol açabilir. açıyordur da bence.

var mıdır bunun bir çözümü diye merak ettim. illa arapça telaffuz mu öğrenmek zorundayım ben. önemli olan sadece niyet mi yoksa. kafam çok karışık..
ya ayetel kürsi'yi yıllardır yanlış okuyor ve cinleri kendimize çekiyorsak?
devamını gör...

başlığı ilk okuduğumda üstüme alındığım başlık.

bir-iki gündür kendi ukdelerimi doldurduğumdan mütevellit ,üstüme alındım*. neyse ki bugün birini (bkz: yayladağ lokumu) doldurdu da (sağolsun, eline sağlık) , bu lanetten kurtuldum*.
devamını gör...

gençler başlıyorum o zaman… sadrazam ile şebnem ferah konserine gitmeyi isterdim, yarasa ile köpük partisine gitmeyi isterdim, arnella ile bir kafede oturup çay içmek isterdim, meja ile norveç’te kuzey ışıklarını izlemeyi isterdim, erdal beyle de in flames konserinde headbang yapmak isterdim, karanliktakimum ile elimizde pankartlarla eylemlerde başkaldırmak isterdim, bengaripsengüzeldünyaumutlu ile de radyo yayını yapmayı isterdim, yeni tanışmamıza rağmen domestic hıyar ile elimizde biralarla viking metal dinlemek isterdim, ivanmilinski ile gs maçına gidip tezahürat yapmak isterdim, zippo ile birlikte kımız içmek isterdim, hristiyanismail’le kiliseye gidip günah çıkartmak isterdim, melting ile de kız kavgasına gitmek isterdim. fena kavgacı havası var iyi yolar valla.

devam edeyim mi? daha bir sürü yazar var lan üf
hangi birini yazayım be? yazamadığım yazarlardan özür diliyorum, aklıma geldikçe editlicem tanımı.
devamını gör...

geçen hafta sizi dinlerken mutfakta temizlik bezlerimin olduğu çekmece düştü. bugün başıma bir şey gelmezse eğer, yoldayım. hazır edin davetiyemi! *
devamını gör...

doğdum gördüm gitmeliyim
devamını gör...

bir ülke, konu fark etmeksizin her şeyde geri gidebilir mi ya? inanılır gibi değil. hayır bir de ben bu adamın şarkılarını dinlerken sesini beğenmekle birlikte duruşuna da saygı duyardım. fanatik galatasaraylı bana, severek 100.yıl fenerbahçe marşı dinletecek bir adam, nasıl olur da böyle bir şey ortaya çıkarabilir? müzik altyapısı desen seçim şarkılarından hallice, sözler sanki eghonomi çok ii yeeğenim tayfasına yazılmış gibi.

içi kararanlar için eskiye özlem
devamını gör...

adam bir tarafından din uydurmuş.
devamını gör...

pandora denen çok çok pahalı takı, hayır değerinde satılsa anlarım alıyorsun 1000'e satmaya kalk 300 veren olmaz.
devamını gör...

benzerini ama daha kötüsünü 2017 yılında mengen’deki bolurail etkinliğinde gördüğüm olay. olaydan önceki sohbetimizde kalburüstü iki üniversitede akademisyen olarak görev yaptıklarını söyleyen iki kişi kamp ateşi olarak ağaç yakmaya kalkışmışlardı. bildiğiniz ağacı kesmeden gövdesini tutuşturdular bütün gece yansın diye. çevreden yükselen aşırı tepki sayesinde yangın söndürüldü ama ağacın gövdesi de küle döndü.
devamını gör...

3 saat filmi izledikten sonra "bu filmi nasıl bu kadar doğal nasıl bu kadar akıcı çekmişler?" diyerek diğer günlerde herhalde yaklaşık 6 saat kamera arkası görüntüleri izledim. öyle bir filmdir.
devamını gör...

türk kahvesi serpilmiş yeşil elma..
devamını gör...

iki tavşanı birden kovalayan ikisini de yakalayamaz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1862-1942 yılları arasında yaşamış fransız ressam.
paris'te, alexandre cabanel'in yanında çalışmış ve eğitim görmüş olan ressam, uzun bir süre paris salon'unda eserlerini sergilemiş.
eserleri şıp diye tanınacak cinsten. kadınları loş sarı bir lamba eşliğindeki masada otururken ya da ayakta manzarayı izlerken, bir şeyleri beklerken ya da düşünürken, günlük işlerini yaparken resmetmiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel waiting by the window

loş ışığı ve karanlık ambiyansı resmetmeyi çok seviyor olsa gerek, bu zıtlık göze çok hoş geliyor zaten. eserleri bende hem yalnızlık hem de huzur hissini uyandırıyor. bir de sessizlik. resmettiği sahnelerde sanki çıt çıkmıyormuş gibi.
bir kaç eserini daha ekleyeyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel twilight beauty on annecy's lakeside
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel songeuse
devamını gör...

doğurmadan evlat sahibi olmak. 2 tane beslemem var. her dertleri bende. annemden önce bana koşarlar. ama canımdan çok seviyorum, güzel şeydir.
devamını gör...

bir dehanın başrolde olduğu gerilim filmlerin de ''kuzuların sessizliği''nden öncesi ve ''kuzuların sessizliği''nden sonrası vardır.
o andan itibaren söz konusu ''deha bir katil'' ise akıllarda hemen ''anthony hopkins'' beliriyor.
türkçe ismi cinayet gecesi olan 2007 yapımı olan bu filmde, aklımızdaki karşımızda beliriyor. başrollerini anthony hopkins, ryan gosling'in paylaştıkları bu filmin yönetmenliğini gregory hoblit yapmış.
filmi daha önce seyretmiştim, o zamanda hoşuma gitmişti, bir daha izlediğimde de hoşlandım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
spoi takıntısı olanlar bana bir iyilik yapıp bundan sonrasını okumasınlar lütfen...


karısının kendisini bir polisle aldattığını öğrenen mühendis ted, karısını öldürür. polis kapıya dayandığında da ''evet ben karımı öldürdüm'' der. mahkemeye sevk edilir. avukat hakkını kullanmak istemez. o ana kadar ki amacı parayı vurmak ve büyük bir şirkete kapağı atmak olan genç savcı beachum, istediğini elde etmesine bir hafta kala, tamamen tesadüfen bu olayı devralır.
aslında devralırken mühendise de acır. çünkü o yaşlıdır, avukat tutmamıştır, cinayeti işlediğini itiraf etmiştir.
oldukça lakayt bir şekilde davayı alır ama mühendis kendisini ilk celsede permeperişan eder. bu yenilgiyi kabullenmeyen savcı beachum
olaya daha fazla asılacaktır.
peki başarılı olacak mı?
mühendis ted, makinaların , insanların, yumurtaların zayıflıklarını bulma konusunda uzmandır. kazanma oranı yüksek savcının egosunun en büyük zayıflığı olduğunu düşünecek.
filmde mühendis ted'in çocukluğuna dair anlattığı yumurta hikayesiyle filmin adının fracture olmasının nedenini daha iyi anlayacağız.
bence çok güzel bir film. tavsiye ederim.


filmin müzükleri aklımda kalmamış... o yüzden bir şey diyemeyeceğim..
devamını gör...

bilgi, bölüşüldükçe artan bir hazinedir. diğer yazarların hazinelerinden faydalanarak zenginleşmek ne kadar da güzel.
sözlüklerdeki kullanıcıların çoğunluğunu ergenler oluşturur. onlar da anket, troll, futbol, forum, diğer yazarlara sataşma gibi başlıklarda yoğunlaşır. 30 yaş üstü yazarlara teyze, amca deyip dalga geçerler. nick altlarına anlamsız sözler yazıp ilgi çekmek isterler.
kötü niyetli değillerdir ama kendilerini anlayan pek olmaz. sevgisiz büyütüyorlar çocukları. konuştukça anlıyorsunuz ki içini dökecek birini arıyorlar.
özgün tanımlara %10 daha fazla karma puana gelince…ileriki aylarda bilgi kategorisinde belli bir beğeni sayısına ulaşmış yazarlar için teşvik amacıyla kafa store’dan nobel ödülü çıkartması gibi sürpriz bir hediye iyi olur.
bilgi kategorisi açılması iyi olmuş yoldaş benjamin franklin. sen de iko da sade bir teşekkürden daha fazlasını hak ediyorsunuz. sözlüğün gelişmesi için emeği geçen herkes sağ olsun.
sadece bir iyi vardır, bilgi. sadece bir kötü vardır, cehalet - sokrates.
devamını gör...

fakirlik teşhisi yapabilmek için gerekli semptomlar.

-100 tl'ye bir poşeti bile dolduramadan marketten çıkmak,
- yakın ve orta mesafeleri tasarruf amacıyla yürüyerek gitmek,
- taksiye binememek,
- araba olduğu halde toplu taşıma aracı kullanmak,
- alimünyum tencere kullanmak,
- sobalı evde oturmak,
- kredi kartı borcunun asgarisini anca denk getirmek,
- ihtiyaçları aylara bölerek karşılamak,
- mecburiyetten tutumlu yaşamak vb. uzatmakta sınır tanımayacağım liste.

edit: erkeklerin evlenirken çalışan eş arama kriterinin başlıca sebebi, fakirliğe mahal vermemekten ziyade geçinebilmek olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

ikisi de değil. çünkü, telefonda konuşurken veya mesajlaşırken jest ve mimiklerimi kullanamadığım için genelde kendimi tam anlamıyla ifade edemediğimi düşünüyorum. ayrıca, bazen karşı tarafı da tam olarak anlayamadığım oluyor.* onun için en iyisi yüz yüze konuşmak.
devamını gör...

bu utancı ve acıyı kelimelerle anlatamayız.
şiirler ve türkülerle anlatmaya çalıştığımız bir yayın olacak. yüreklerimiz bir kez daha yanacak.

korlar arttıkça karanlığa teslim olduk,korlar arttıkça kaybettik hayata dair ne varsa, karanlıkta bir tutam ışık aradık...
yiğitlik midir emanet cana kıymak diye başlayan şiirlere sığındık..

yakanları,yaktıranları,izleyenleri, alkışlayanları unutmadımaklımda.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim