maske takınca gözlüğün buğulanması
maske ile gözlüğün birleşmesi ile verilen nefesin direkt göze gitmesiyle oluşan durum . gözde erime hissiyatı yaratır .
devamını gör...
0 faktöriyel
<a href="imgbb.com/"><img src="
; alt="images-1" border="0"></a>
; alt="images-1" border="0"></a>
devamını gör...
lucifer (yazar)
şu adamın nickaltına entry girmeyin, sizden rica ediyorum. ne kadar çok nickaltına yazarsanız bu adamın o kadar mutlu oluyor bu adam, amacı da bu olsa gerek.
devamını gör...
sözlükteki bitmez vedaların yazarları
sözlüğe giriş kısmı hepimizin bildiği konu. gelişmeyi zaten varlığımızla yaşıyoruz. peki ya sonuç? bunun için sözlük iki seçenek vermiş. ya gidersen kafa iznine çık ve dilersen gelme ya da ben seni uçururum. her neyse. bir ara vedalı başlıklar vardı eskiler bilir, gidecekler oraya yazardı. sonra o iş tutmayınca nickaltı üzerinden vedalara dönüldü. zorunlu ara olabilir, takipçileri bilgilendirirsin onu da anladık güle gülelerle de uğurladık. sözlüğün emekçi yazarlarının gidişine ben de üzüldüm, nickaltlarına gitmemelisin diye falan yazdım. ama son günlerde vedalar da laçkalaştı. kişiler veda ediyor onlarca kişi gitme yazıyor, giden yazar üç gün sonra dönüp onlara cevap veriyor. sonra kankaları veda ediyor o giden nasıl olmuşsa gitmemiş oluyor o da onlara gitme diyor. benim kafam karıştı. 4 binden fazla tanımım var, bir kere veda edip gidiyorum demedim. desem giderdim zaten. hayır ne diye gitmeyeceksen lüzumsüz vedalarla oyalıyorsun? bakıyorum nickaltı veda nağmeleriyle doluyor hâlâ oralarda laf yetiştiriyor. her neyse çok uzattım ama yani haksız mıyım?
devamını gör...
en iyi arkadaşa aşık olmak
en iyi arkadaşınızı kaybettiğinizle kalırsınız..
devamını gör...
körlük
kitapta dış dünyaya karşı oluşan körlük yavaş yavaş iç dünyanın aydınlanması ile devam eder. yani yıkılış zannedilen olay uyanış olarak kitapta sürükleyici bir hal alır. okurken acaba gözümüzle değil de beynimizle mi görüyormuşuz diyeceksiniz.
okunulası bir kitaptır.
devamını gör...
sürekli akp'yi ve akp’lileri aşağılamaya çalışmak
şimdi kesinlikle öyle bir şartlanmam yok kendi adıma. uzun uzadıya yazıp çizerdim de ama üstteki arkadaşlar detaylarından bahsetmiş, bir de ben aynı seyleri tekrar etmek istemiyorum. sadece şuna kısaca değinmek istiyorum. akp kaç yılında iktidara geldi? 2002 yılında. 2002 yılından beri bu ülke başka iktidar gördü mü akp'den başka? görmedi. ülkenin şu anki durumunun hesabını akp'den değil de kimden soracağım? bu vasıfsız partiyi iktidara taşıyan akplileri değil de kimi suclayacağım? bana bunların cevabını verin öyle konuşalım.
devamını gör...
covid-19’u 30 saniyede tedavi eden ilacın müjdesi
kıraathanelerde ''şu elimde gördüğünüz ürün'' şeklinde pazarlanan şeylere benziyor.
devamını gör...
gözlük kullananların korkulu rüyası
surata yumruk yemek.
devamını gör...
back to the future radyo yayını
sevgili romalılar! ya da artık siz her nereli iseniz.
bugüne kadar hep playlist üzerinden yapmış olduğum yayınlara bu gece bir ara vererek live a geçiyorum. canlı capcanlı oluruz diye ümit etmekteyim. aslında yalan yok gene seçeceğim şarkılar ile dipleri görme ihtimalimiz yüksek ama yaşı 30+ olan yazar dostlarımızı mutlu eder diye düşünüyorum bu yayın. ayrıca bu sefer canlı olması sebebiyle benim çenemin daha düşük ve konuşmanın bol olacağı bir yayın bekliyor bizleri. evet bugüne kadar bunca yayındır içimde tuttuğum her şeyi dökücem. *
evet gelelim konsept mevzusuna. bu gecenin gidişatı tamamen deep purple'dan soldier of fortune şarkısının bana hatırlattığı şarkılar üzerinden olacak. açıkçası benim çocukluğumve gençliği 90'lar 2000'ler başı skalasında geçti. imkansızlıklardan dolayı sağolsun canım ailem bana 90 larda 70 leri de yaşattı.* bu yüzden bu gece çalacağım her şarkının benim için bir anısı vardır, rock, brit pop vb. şekilde saçma sapan bir düzende gideceğimiz ama kesinlikle geçmişe döneceğimiz bir yayın bizleri bekliyor.
işiniz yoksa dinleyin, gece 00:10 da daha önemli işlerim var aga benim diyorsanız çok haklısınız. belinize ehem pardon elinize bu da olmadı yüreğinize kuvvet diyorum. saygılarımla.
not: bu gece erken başladık.
bugüne kadar hep playlist üzerinden yapmış olduğum yayınlara bu gece bir ara vererek live a geçiyorum. canlı capcanlı oluruz diye ümit etmekteyim. aslında yalan yok gene seçeceğim şarkılar ile dipleri görme ihtimalimiz yüksek ama yaşı 30+ olan yazar dostlarımızı mutlu eder diye düşünüyorum bu yayın. ayrıca bu sefer canlı olması sebebiyle benim çenemin daha düşük ve konuşmanın bol olacağı bir yayın bekliyor bizleri. evet bugüne kadar bunca yayındır içimde tuttuğum her şeyi dökücem. *
evet gelelim konsept mevzusuna. bu gecenin gidişatı tamamen deep purple'dan soldier of fortune şarkısının bana hatırlattığı şarkılar üzerinden olacak. açıkçası benim çocukluğumve gençliği 90'lar 2000'ler başı skalasında geçti. imkansızlıklardan dolayı sağolsun canım ailem bana 90 larda 70 leri de yaşattı.* bu yüzden bu gece çalacağım her şarkının benim için bir anısı vardır, rock, brit pop vb. şekilde saçma sapan bir düzende gideceğimiz ama kesinlikle geçmişe döneceğimiz bir yayın bizleri bekliyor.
işiniz yoksa dinleyin, gece 00:10 da daha önemli işlerim var aga benim diyorsanız çok haklısınız. belinize ehem pardon elinize bu da olmadı yüreğinize kuvvet diyorum. saygılarımla.
not: bu gece erken başladık.
devamını gör...
iran'a yerleşmek
devamını gör...
büyük resmi görmek
büyük resmi görmek zordur .çok uzaklaşmak gerekir resimden.soyutlaması gerekir insanın kendini .ama bizim insanımızın büyük resmi görmesi için bakması yeterli.
devamını gör...
mizofoni
ses nefreti anlamına gelen misofonya, insanların belirli seslere karşı orantısız gösterdikleri olumsuz tepkidir. insanlar bu tepkiyi verirken gayet farkındadırlar. ama onların kontrolü dışında olduğunu bilirler. çeşitli seslere karşı duyulan bu rahatsızlık özellikle ağız veya yemeyle, nazal sesler, nefes alışverişi, el veya parmak seslerinde daha sık görülür. misofanyaya sahip insanlar, nefret ettikleri bu sesleri eğer aile bireylerinden biri tarafından yapılıyorsa yabancılara nazaran daha çok tepki verirler.
devamını gör...
hediye almak
planlı olarak aldığımda çok zorlandığım, plansız olarak aldığımda ise hiç zorlanmadığım şeydir.
bütün arkadaşlarım bilir ki doğum günlerinde onlara bir şey almam. ben ancak bir şeyi görüp de o arkadaşımı aklımdan geçirip ''bu ona çok yakışır, bu tam onluk'' dediğimde alırım. böyle olması gerektiğini düşünüyorum.
mesela erkek arkadaşımla ilişkimizin ilk altı ayında doğum günlerimiz, yeni yıl ve sevgililer günü vardı. artık hediye aramaktan gına gelmişti tam o günde alacağım diye. bir gün dedim ki; ben hediye almasını severim. her iki anlamda da. ancak tam gününde değil, içimden geldiğinde. böylesinin daha güzel olduğunu düşünüyorum. hem daha sürprizli oluyor hem de insan zorlanmıyor, sırf almak için almıyor diye. sağ olsun o da benim gibi düşündüğünü söyledi. o gün bu gündür seneler içerisinde birbirimize aldığımız hediyeler bu şekilde olmuştur hep. tabii onun hediye anlayışı biraz farklı. evet en çok sevdiğim şeyleri alıyor ancak şu şekilde:
(bkz: sevgili habersizce eve lahmacun sipariş etmesi)
(bkz: sevgilinin moraliniz bozukken habersizce eve hamburger göndermesi)
(bkz: sevgilinin sen seversin deyip eve habersizce baklava göndermesi)
bir tane de benden gelsin: (bkz: sevgili seviyor diye evine fondü seti almak)
ve bu şekilde hediye alması beni çok mutlu ediyor. iyi ki var ciğerimin paresi.
bütün arkadaşlarım bilir ki doğum günlerinde onlara bir şey almam. ben ancak bir şeyi görüp de o arkadaşımı aklımdan geçirip ''bu ona çok yakışır, bu tam onluk'' dediğimde alırım. böyle olması gerektiğini düşünüyorum.
mesela erkek arkadaşımla ilişkimizin ilk altı ayında doğum günlerimiz, yeni yıl ve sevgililer günü vardı. artık hediye aramaktan gına gelmişti tam o günde alacağım diye. bir gün dedim ki; ben hediye almasını severim. her iki anlamda da. ancak tam gününde değil, içimden geldiğinde. böylesinin daha güzel olduğunu düşünüyorum. hem daha sürprizli oluyor hem de insan zorlanmıyor, sırf almak için almıyor diye. sağ olsun o da benim gibi düşündüğünü söyledi. o gün bu gündür seneler içerisinde birbirimize aldığımız hediyeler bu şekilde olmuştur hep. tabii onun hediye anlayışı biraz farklı. evet en çok sevdiğim şeyleri alıyor ancak şu şekilde:
(bkz: sevgili habersizce eve lahmacun sipariş etmesi)
(bkz: sevgilinin moraliniz bozukken habersizce eve hamburger göndermesi)
(bkz: sevgilinin sen seversin deyip eve habersizce baklava göndermesi)
bir tane de benden gelsin: (bkz: sevgili seviyor diye evine fondü seti almak)
ve bu şekilde hediye alması beni çok mutlu ediyor. iyi ki var ciğerimin paresi.
devamını gör...
adalet denilince akla gelen şeyler
canım türkiyem diyemediğimdir. keşke gururla diyebilseydik. adalet deyince boğazımıza bir düğüm takılmasaydı.
devamını gör...
türk erkeğinin çok yakışıklısına vereceği cevap
twitter--> çirkin erkekler ölsün bi zahmet.
devamını gör...
bekaretin hala bir sorun olabilmesi
isteyen bakire ister, illa bakire olması gerekmiyor diyen de olabilir.
ama sen kalkıp da bakire isteyene gerici falan dersen ii çığırından çıkar. sana ne kardeşim adam bakir belki kendisi gibi bakire bir kız istiyor sana ne?
erkek kardeşlerim dayatmalara cevap verin.. altında kalmayın.
ama sen kalkıp da bakire isteyene gerici falan dersen ii çığırından çıkar. sana ne kardeşim adam bakir belki kendisi gibi bakire bir kız istiyor sana ne?
erkek kardeşlerim dayatmalara cevap verin.. altında kalmayın.
devamını gör...
transseksüel
birbirlerine genelde abla diye hitap ederler,kendilerine şehvetli takma adlar verirler(alev,arzu,tutku,heves vs.) muhabbetlerine doyum olmaz, sevilirler, fal konusunda çok iyi olduklarını da unutmamak lazım, inanılmaz güzel sesleri vardır.
devamını gör...
moral bozukluğu ile baş etme yöntemleri
dostlar açın bir roman havası, söyle bir kurtlarinizi dökün hiçbir şeyiniz kalmaz. favorim pau-bonzai , silivri'ye gitmeme dilegiyle.
devamını gör...
