kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanların birbirine ve hayata karşı olan sabrı,umudu,heyecanı .
devamını gör...

bilye, topaç, kaset, futbolcu kartı, toz leblebi, çatapat, mantar tabanca, kız kaçıran, sulugöz sakızı, arı mayalı silgiler, şeker kız candy, heidi, tsubasa, şirinler. sokakta oynayan çocuklardık biz, toplu konut bilmezdik.
devamını gör...

francis bacon’ın “iyilikle huy güzelliği üstüne” denemesinde bu kişiler şu şekilde mevzu bahis oluyor;

“kötülüğün zararsız türü, terslik, dikbaşlılık, karşıtlık, uzlaşmazlık gibi durumlarda göze çarpar, ama daha tehlikeli bir türü çekememezlik ile kin gütmedir. böyleleri, başkalarının uğradığı yıkımlardan kıvanç duyarlar, yıkılanı daha da yıkmaya bakarlar. lazarus’un yaralarını yalayan iyi köpeklerden daha çok, her açık yaraya vızıldayarak üşüşen sinekleri andırırlar. bu insan düşmanı misanthropelar başkalarını kendini asacak duruma getirir, ama bahçelerinde dalından asılacak bir ağaç da bulunmaz , timon kadar bile olamazlar.”

görüldüğü üzere misanthrope kelimesi , asosyal , borderline kişilik bozukluğu ve benzeri durumlardan muzdarip kişileri karşılamıyor. örneğin, çoğu asosyal kişinin kötülüğü içe dönük iken misanthropelarınki dışa dönüktür. bazı kaynaklarda “insanlardan hoşlanmayan, onlara güvenmeyen ve onlardan kaçan kimse” olarak çevrilip daha genel bir anlama sahip olsa da bacon’ın dediği gibi insan düşmanı olarak algılansa daha yerinde olur.
devamını gör...

içime acılar dolduran gerçektir. sanki hep beraber top oynuyoruz da kimse bana atmıyor gibi... naptım ben size vicdansızlar *
devamını gör...

son zamanlarda izlediğim en iyi içeriklerden biridir.

normalde böyle süper kahraman işlerini pek izleyen seven birisi değilimdir. sevdiğim bir yayıncı olan can sungur tavsiyesiyle başlayıp hayran kaldım.
acayip güzel , heyecanlı , merak uyandırıcı bir 8 bölümdü. diğer sezonu merakla bekliyorum.

öncelikle karakterleri çok beğendim. dc ve marvel evreninde bulunan karakterlere benziyorlar ama bunu bilerek yaptıklarını düşünüyorum veya tahmin ediyorum diyeyim.
diğer yapımlarla dalga geçtiklerini bazı yerlerde hissettim ve bu çok hoşuma gitti lan.
süper kahramanlar süperler ama o kadar da değil felsefesiyle hareket etmeleri beni seyirci olarak mutlu etti.
baş karakterimiz invincible'ın gelişimi çok güzeldi. böyle yavaş yavaş gelişiyor öğreniyor. zınk diye süper olmuyor.
yan karakterler ve omni man karakteri çok havalıydı.
bir diğer sevdiğim taraf ise dizide bulunan kötü karakterlerdi. hepsi son derece özgün ve başarılıydı. merakla hatta sempati duyarak izliyorsunuz.
diziyi seslendirenlere de değinmek istiyorum. çok güzel bir iş çıkarmışlar. zaten hepsi başarılı isimler. seslendirme sanatçılarının bu kadar başarılı isimlerden seçilmesi bile dizinin ne kadar ince elenip sık dokunduğunun göstergesi.

bu arada dizi 2. ve 3. sezon onayını almış. bu haber beni mutlu etti hemen yeni sezonlar gelir umarım.
tavsiye edebileceğim hoş bir prime video içeriği olmuş. izlenmesi gerekir.


omni-man karakterinin sonlara doğru kötü karakter haline gelmesi beni çok üzdü. ayrıca o gelişimin yeterince gösterilmediğini düşünüyorum. melek gibi adam nasıl birden böyle vicdansız biri haline geldi lan.
dünya hakkında söylemlerde bulunurken sürekli hayır hayır sen bu değilsin dedim içimden. adam ben kötüyüm diyor ben ekran başında hayır iyisin diyorum. neyse umarım ikinci sezonda neden böyle bir hale geldiği daha net aktarılır. ben onun iyi bir karakter olmasını çok istiyorum.
ayrıca vitrium gezegeni ve anlatılanlar baya meraklandırdı. ikinci sezon daha detaylı bir anlatım olacaktır.
son olarak ise atom eve karakterinin evden gidip kendine yarattığı dünya çok güzeldi. keşke öyle bir evim olsaydı. özellikle sabah uyanıp filtre kahve içtiği sahnede baya baya onun yerinde olmak istedim.
devamını gör...

"bu sevdaya düşeli
sen bir deli, ben bir deli
bu aşkın koptu teli
ne sen ağla ne de ben

ummandı sevgi bizde
kaybolduk o denizde
umut yok sevgimizde
ne sen ağla ne de ben

boş harcandı aşk çağı
kurudu irem bağı
koptu bizde aşk bağı
ne sen ağla ne de ben

boş harcandı aşk çağı
kurudu irem bağı
koptu bizde aşk bağı
ne sen ağla ne de ben

bu sevdaya düşeli
sen bir deli, ben bir deli
bu aşkın koptu teli
ne sen ağla ne de ben

boş harcandı aşk çağı
kurudu irem bağı
koptu bizde aşk bağı
ne sen ağla ne de ben"


sözlerine sahip ezginin günlüğü şarkısı.

spotify
devamını gör...

"o zaman ben de sana yemek yapıyormuşum, evi temizliyormuşum gibi yapalım ama ben bunları yapmayayım" denilesi kişi. bence olur.
devamını gör...

pankreasda bulunurlar. insülin adlı hormonu salgılar.
devamını gör...

dağlar dağlar ve aynalı kemer.
devamını gör...

bungee jumping
devamını gör...


epimenides ölümsüz bir ifadede bulunmuş, bir giritli idi; "tüm giritliler yalancıdır." epimenides'in bu ifadesi epimenides paradoksu olarak adlandırılır. zaman zaman yalancı paradoksu veya giritli paradoksu olarak da anılmıştır.
devamını gör...

bir şeyin azalıp artması, sayılabilmesi ve ölçülebilmesi durumlarını sayısal değer olarak belirten özelliğidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

baharın yeniden canlanması ile yaşam döngüsünün başlangıcını temsil eden manevi bir bayramdır. inanan kişilerin sıkıntılı anlarında el uzattığı ve şifa olduğu bilinen hz. hızır (a.s)'ın adından gelir namı. hıdırellezin başladığı tarihlerde insanlar dua ve dileklerini dile getirir ve medet umar. bu istek ritüelleri çeşitli yöntemlerle gerçekleşmektedir:

- dilekleri bir kağıda yazıp gül ağacının altına gömmek.
- gül ağacının dibine isteğini resmetmek*.
- yatırları ziyaret etmek.
- ateş yakıp üstünden atlamak*.
- taze kuzu eti yemek*.
- yeşil* ve mavinin* olduğu ortamlarda dilekleri dile getirmek*.

hıdırellez'in ilk günlerinde rüzgar hızı ve miktarı arttığı için çiçeklenme de fazla olur; polenler havada uçuşur. alerjisi olanlar için her ne kadar karanlık günler niteliğinde olsa da, yeniden doğuş için mühim bir hadisedir. mayıs ayı bu yüzden özeldir.
devamını gör...

büyük lord ya da şövalye anlamına gelen bir hristiyanlık kavramıdır. justin, görünürde bir isim gibi algılansa da aslında böyle değildir. tam tersi hristiyan halklar için, bir kurtarıcı, bir koruyucu olarak algılanır. hristitanlığın zor zamanlarında dini ve kiliseyi kurtarıcı bir güç olduğu sanılmıştır. bu kavramın oluşumunda, ortaçağ boyunca etkili olan lordluk ve şövalyelik sistemi etkili olmuştur. ortaçağ boyunca avrupa'da hüküm süren küçük çaplı krallıklar ve bu krallıkların başındaki lordlar, şövalyeler aracılığıyla diğer krallıklarla toprak alma, ganimet ve dini savaşlara katılmış, bu savaşların kiminde yenilmiş ve kimindeyse başarısız olup hakimiyetini yitirmiştir. keza savaşlarda üstün başarı gösteren şövalyelere büyük lord, yani kral ve kilise tarafından, çeşitli araziler hediye edilmiştir. zamanla bu başarılar attıkça şövalye*nin arazisi genişlemiş ve akabinde kendi krallığını ilan etmiştir. bu tarihlerde yaklaşık 1500'lü yıllara kadar şövalyeler kilise ve krallar için savaşırken ortaçağ'ın bitimiyle kilise ve kralların imtiyazlar için değil kendileri ve halk için savaşır olmuş ve halkın kurtarıcısı haline gelmişlerdir. böylece önceleri krallar, lordlar ve kilise/papalık için bir kurtarıcı görülen sir justin kavramı artık, halkın kurtarıcısı makamına yükselmiş ve bu kavram kurtarıcı düşünüyle eşleşmiştir.
bu düşüncenin bir yansıması olarak american comics'te sir justin, bir kurtarıcı, bir avengers olarak yer bulmuştur. böylece halkın literatürüne girmenin yanı sıra, karikatür dergilerine de girmeyi başarmıştır.

keza shrek filminde de, yakışıklı prens adıyla çevrilip, fiona'nın günlüğüne sir justin adıyla konu olmuştur.
devamını gör...

doom günüsü bugün olmayan yazar. lütfen, asıl zamana bir şey bırakmayacaksınız efendim, neler yapıyorsunuz öyle? *

ayrıca anarşik rehavet'e teşekkür ediyorummuştu. *
devamını gör...

okuduğum ve üzerine yüksek lisans yapmakta olduğum muhteşem bir alandır. ulkemizde değeri bilinmiyor bu konuda ben dahil herkes haklı. atanamıyoruz ve dışarıda mesleki bir tanımımız yok. eğer araştırmayı, soru sormayı, problemleri ortaya koymayı ve daha ileriki süreçte özgün çalışmalar üretmek istiyorsanız, ben kitap okumayı seviyorum, bir konu hakkında bir şeyler yazabilmek istiyorum ve ekmeğimi üreterek kazanabilirim diyorsanız kesinlikle okumalı ve yüksek lisans, doktora .... devam etmelisiniz. ben hep iyi ki diyorum.

mezun olduktan sonra ek olarak dil beceriniz varsa çevirmenlik yapabilir, teknik resim programlarını iyi biliyorsanız ve bu konuda kendinizi geliştirirseniz restorasyon firmalarında çalisabilir, kpss ile kültür bakanlığına yeterli puanınız varsa bir ihtimal atanabilir, kültürel mirası koruma ve restorasyon, mimari restorasyon gibi çeşitli alanlarda yüksek lisans eğitimi alıp çalışabilirsiniz. eğer yüksek lisans yapmak istemiyorsanız, her ne kadar sanat tarihçi olsak da mesleki tanımımız olmadığı için okuduğunuz bölümü başka alanlarla birleştirmek, yollarını kesiştirmek durumundasınız. dolayısıyla işimiz sektör işi değil. sanat tarihi sektör işi de olmamalı bana kalırsa. sanat tarihi: tarih, sanat ve mimariyle iç içe olabileceğiniz baktığınız yapı, eser ve resmi daha iyi anlayabileceğiniz ve bunların üzerlerinde uzmanlık oluşturabileceğiniz bir alan. yani perge antik kenti hakkında bilgi sahibi olurken aynı zamanda selimiye camisini, avrupa'daki romanesk mimariyi, orta asya'daki kurganları, cumhuriyet dönemi mimar ve heykeltraşlarını, erken hristiyanlık döneminde bizans'ı, kiliseleri, selçuklu ve osmanlı camilerini, karahanlı dönemi minarelerini konuşuyor bulacaksınız kendinizi. oldukça geniş yelpazeli bir alan.

bunlar benim naçizane fikirlerim. mezun olduktan sonra işsiz kalıp kalmamak biraz da okurken "bu okuduğum alanı nereye doğru çekebilirim, bu alanı nasıl çeşitlendirebilirim ve üzerine neler ekleyerek kendimi bir adım öne cikarabilirim" gibi düşünceleriniz yönlendiriyor. mesela teknik resim dersimiz var lisans sürecinde. yapıların kesit, görünüş ve rölövelerini çıkarıyoruz. bunu bir adım daha ileri taşımak sizin dışarıdan autocad vb. teknik çizim programlarını öğrenmeniz ve bu sayede çeşitli restorasyon firmalarına başvurabilmenizi sağlayacaktır. bir ve birden fazla bildiğiniz dil lisans sonrasında alanınız ile ilgili literatürde ufak çaplı veya geniş çaplı çevirmenlik yapabilmenizi ve gelir elde etmenizi sağlayacaktır.

saydığım ve yapabilirsiniz dediğim şeyleri gerçekçi olmak lazım lisans aşamasında 10 kisiden belki 1-2 kişi yapabiliyor. lisans sonrasında ise bu sayı artabilir. ancak sanat tarihinde lisans sonrası dışarıdan bir şeyler yapabilmek ciddi bir mücadeleyi gerektirir. ama bunlar öyle ya da bu şekilde yapılabilir.

bölümün esas odağı yüksek lisans yapıp akademik olarak devam etmek. araştırmak ve bilgi birikiminize bilgi katmak. tez yazmak, makale yazmak, kazılara katılmak, arşiv belgeleriyle çalışmak, yurt dışı projelerinde görev alabilmek, akademik açıdan kendinizi geliştirmek ve maddi geçiminizi de bu yolla sağlamaktır. (dil becerisini lisans bitmeden edinmeniz sizin için çok çok faydalı olacaktır)

avrupalı ressamlar akla ilk önce gelir ama buzdağının görünmeyen kısmı, derslerde anlatılanlar, aklıma gelenler kadarıyla oldukça yüzeysel bir şekilde şu şekildedir.
osmanlı dönemi minyatür sanatı (nakşi'ler, seyyid lokman'lar, levni'ler)
avrupa resim sanatı (giotto'lardan pieter bruegel'e, da vinci'den michelangelo'ya )
antik çağ sanatı (yunan ve roma dönemi mimarisi)
avrupa mimarlığı (romanesk, barok ve gotik mimarileri, art nouveau, bauhaus, chicago ekolleri, )
cumhuriyet dönemi mimarlığı (kamu yapıları, egitim yapıları, sivil konutlar)
eski anadolu kentleri (antik kentler)
anadolu selçuklu mimarisi (konya ince minareli medrese, sivas ulu cami, divriği ulu cami...)
bizans mimarisi (1. constantinos'tan (330) 1453 yılına kadarki bizans yapıları)
bizans el sanatları (sikkeler, el yazmaları, küçük el sanatları, seramikler)
klasik osmanlı sanatı ve mimarisi (mimar sinan dönemi)
tabi başlıklar ve altbaşlıklar her üniversitenin bölümünde farklılaşabilir.
sevgiler :)
devamını gör...

şuan dünya pandemi ile boğuşsa da yakın gelecekte dünyayı bekleyen kuraklık tehlikesine karşı olumlu bir haber.

çin'in başkenti pekin'deki tsinghua üniversitesi'nden araştırmacılar, düşük frekanslı ses dalgalarıyla "bulutları hareketlendirerek" daha fazla yağış elde edilebileceğini gözlemledi.


kaynak:buradan okuyabilirsiniz
devamını gör...

sözleri şair abdurrahim karakoç'a ve bestesi edip emre'ye ait duygu dolu manidar şarkı.

"... aşk diyoruz, hani nedir?
boyu nedir, eni nedir?
**
denenmiş kaç bin senedir
sevgi yetmiyor, yetmiyor.
**
sebepler var ağır basar
seneler arayı keser
**
sevilenler çabuk küser
sevgi yetmiyor, yetmiyor..."

grup laçin yorumuyla da hoştur hislere tercüman. *

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim