kazım koyuncu
güzel insanlar gidiyor nasılsa...
devamını gör...
cinsiyetçi sözlük istemiyoruz
alnı öpülesi başlık. sözlüğün bu şekilde toksiklenmesine bende karşıyım.
öldürülen çoğunlukla kadınlar ve lgbt+ bireyler. hemde savaş varmışçasına bir kıyım sözkonusu. kimsenin erkekleri dışladığı ya da cinsiyetten saymadığı yok. bu şekilde ağlamaya utanın artık.
öldürülen çoğunlukla kadınlar ve lgbt+ bireyler. hemde savaş varmışçasına bir kıyım sözkonusu. kimsenin erkekleri dışladığı ya da cinsiyetten saymadığı yok. bu şekilde ağlamaya utanın artık.
devamını gör...
makale okuma alışkanlığı
sonradan edindiğim bir alışkanlık oldu ama artık çoğu bilgiyi makale veya akademik araştırmalar üzerinden okuyorum.
not: bir taktik olarak "arama terimi" filetype:pdf şeklinde yazarsanız genellikle araştırdığınız konuyla ilgili makalelere daha kolay ulaşabilirsiniz.
not: bir taktik olarak "arama terimi" filetype:pdf şeklinde yazarsanız genellikle araştırdığınız konuyla ilgili makalelere daha kolay ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
veda edememek
ne olursa olsun bir gün veda edeceğiz. her şeye ve herkese.
bütün sevdiklerimize,
sevmediklerimize...
üzdüklerimize,
sevindirdiklerimize...
kırdıklarımıza,
onardıklarımıza...
önemli olan veda vakti gelip çatmadan güzelce ve dolu dolu yaşamaktır.
kızdıysan dolu dolu kızmalı,
sevdiysen dolu dolu sevmelisin.
veda vakti gelip çatmadan...
bütün sevdiklerimize,
sevmediklerimize...
üzdüklerimize,
sevindirdiklerimize...
kırdıklarımıza,
onardıklarımıza...
önemli olan veda vakti gelip çatmadan güzelce ve dolu dolu yaşamaktır.
kızdıysan dolu dolu kızmalı,
sevdiysen dolu dolu sevmelisin.
veda vakti gelip çatmadan...
devamını gör...
okey masasında beşinci olmak
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
(bkz: ozgur ruhlu mahkum)
(bkz: zynpgvnbjk)
(bkz: pencere)
(bkz: meet joe black)
(bkz: arnella)
(bkz: zippodan çıkan cınn sesi)
benimkiler bunlar. en sevdiklerimi yazdım.
(bkz: zynpgvnbjk)
(bkz: pencere)
(bkz: meet joe black)
(bkz: arnella)
(bkz: zippodan çıkan cınn sesi)
benimkiler bunlar. en sevdiklerimi yazdım.
devamını gör...
başarılı insanların ortak özellikleri
başarıyı arzulamak ve bunun için bıkmadan usanmadan çalışmak. kimse şans eseri yaptığı bir işte başarılı olmaz. çalışmıştır, gece gündüz çalışmıştır. vazgeçmemiştir.
devamını gör...
akrep burcu erkeği
ne istediğini bilen,içi dışı bir olan,çok güzel seven,sadece güçlü kadınların baş edebileceği süper burç.
karşı cinsi etkilememesi imkansızdır.akrep erkeğinin olduğu ortamda diğerlerinin şansı yoktur.
karşı cinsi etkilememesi imkansızdır.akrep erkeğinin olduğu ortamda diğerlerinin şansı yoktur.
devamını gör...
ateist olan kadının öz saygısı var mıdır sorunsalı
bazen çok saçmalıyorsunuz.
devamını gör...
insanlar neden ölünce kıymete biner sorunsalı
kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur:
insan, abartmayı seven bir varlıktır. bundan dolayı kişi, elinden giden basit, kusurlu birçok şeyi çok önemli, çok güzelmiş gibi anlatır.
insan, abartmayı seven bir varlıktır. bundan dolayı kişi, elinden giden basit, kusurlu birçok şeyi çok önemli, çok güzelmiş gibi anlatır.
devamını gör...
yapay zeka bilinç kazanabilir mi sorunsalı
üzerinde düşünmek için güzel bir soru.
aslında tek başına, mekanik bir alet, bir yazılım olarak düşündüğümüzde, herhangi bir yapay zekânın bilinç kazanması konusu epey tartışmalı hale gelebilir. ancak ben işe dahil edilmesi gereken bir konu daha olduğu görüşündeyim: yapay dokular ve sinir ağları.
bugün biliyoruz ki 3 boyutlu yazıcılarla canlı hücrelere sahip çeşitli organlar elde edilebiliyor. ayrıca robotlara hissetme ve acıya tepki verme konularının öğretildiği birtakım projeler de var. her ne kadar tüm bunların robotların kendilerini tehlikelere karşı savunabilmesi ve meydana gelebilecek mekanik yahut elektronik bozulmaların önüne geçmek amacıyla yapıldığı söylense de, hissedebilmeyi öğrenen ve kendiliğinden öğrenme yeteneği olan bir alet bana biraz tehlikeli gibi görünüyor.
bundan yıllar önce bir program izlemiştim. ışığa tepki veren bir robot yapılmıştı. ampul nereye götürülürse robot başını o tarafa çevirerek onu takip ediyordu. ampulü elinde tutan kişi onu bir anda robota doğru hızla yaklaştırdığında, robot irkilmiş gibi bir hareketle gözlerini kapatıp başını başka bir yöne doğru çevirdi. herhangi birimizin, gözüne aşırı ışık gelmesi durumunda yapabileceği bir hareket...
tabi ki bunu ışığa duyarlı sensörler ve birtakım kodlar aracılığıyla yapabilirsiniz. bu bir canlılık belirtisi olmak zorunda değil. fakat yapay dokularla, robotların hissetmesini sağlarsanız ve tüm bunları birbiriyle birleştirirseniz bunun sonu ne olur, kestirebiliyor musunuz?
diyoruz ki "bir yapay zekâ, ancak ona kodlanan bilgileri bilebilir." peki, kodlayıcıların her zaman iyi niyetli olacağına güvenme şansımız var mı? örneğin hissetme gücüne sahip bir yapay dokuyu bağladığınız bir robota, acımasızlık hissinin iyi, merhametin kötü olduğunu kodlarsanız, bu robot bir insanla karşılaştığında ona nasıl davranır, bir fikrimiz var mı? elysium adlı filmde gördüğümüz, şu türden bir yaratığa bu dediğim yazılımı yükleyerek onu polis, gardiyan, doktor falan yapsanız, sonuçları ne olur? sahip olduğu bu "yarı bilinç" ile aslında bir insana asla uygulamaması gereken acımasızca yöntemlerin iyi bir şey olduğunu "düşünerek" eyleme geçerse dünya nasıl bir yer olur?
bir de, kendiliğinden öğrenebilen yapay zekâların sınırlarını bilmiyoruz. kendiliğinden öğreneceği şeyler, sadece bizim ona verdiğimiz konulardan ibaret mi olacak, yoksa bir noktadan sonra tamamen kendi isteğiyle, etrafında görüp duyduğu her şeyi öğrenmeye başlayabilecek mi? bu noktada da bu kodları yazan kişilere ne kadar güvenebileceğiz?
örneğin fedor adlı robotun silah kullanmayı öğrenmesi epey tartışma yaratmıştı. video linki
bilinci falan geçtim, bir robota neden silah kullanmayı öğretirsiniz ki? bu robot ne için lazım olacak? bu soruların cevapları oldukça sıkıntılı yerlere çıkıyor gibi geliyor bana.
sorular, sorular...
neyse... izlememiş olan varsa ex machina (film) tavsiyemdir; izleyiniz.
aslında tek başına, mekanik bir alet, bir yazılım olarak düşündüğümüzde, herhangi bir yapay zekânın bilinç kazanması konusu epey tartışmalı hale gelebilir. ancak ben işe dahil edilmesi gereken bir konu daha olduğu görüşündeyim: yapay dokular ve sinir ağları.
bugün biliyoruz ki 3 boyutlu yazıcılarla canlı hücrelere sahip çeşitli organlar elde edilebiliyor. ayrıca robotlara hissetme ve acıya tepki verme konularının öğretildiği birtakım projeler de var. her ne kadar tüm bunların robotların kendilerini tehlikelere karşı savunabilmesi ve meydana gelebilecek mekanik yahut elektronik bozulmaların önüne geçmek amacıyla yapıldığı söylense de, hissedebilmeyi öğrenen ve kendiliğinden öğrenme yeteneği olan bir alet bana biraz tehlikeli gibi görünüyor.
bundan yıllar önce bir program izlemiştim. ışığa tepki veren bir robot yapılmıştı. ampul nereye götürülürse robot başını o tarafa çevirerek onu takip ediyordu. ampulü elinde tutan kişi onu bir anda robota doğru hızla yaklaştırdığında, robot irkilmiş gibi bir hareketle gözlerini kapatıp başını başka bir yöne doğru çevirdi. herhangi birimizin, gözüne aşırı ışık gelmesi durumunda yapabileceği bir hareket...
tabi ki bunu ışığa duyarlı sensörler ve birtakım kodlar aracılığıyla yapabilirsiniz. bu bir canlılık belirtisi olmak zorunda değil. fakat yapay dokularla, robotların hissetmesini sağlarsanız ve tüm bunları birbiriyle birleştirirseniz bunun sonu ne olur, kestirebiliyor musunuz?
diyoruz ki "bir yapay zekâ, ancak ona kodlanan bilgileri bilebilir." peki, kodlayıcıların her zaman iyi niyetli olacağına güvenme şansımız var mı? örneğin hissetme gücüne sahip bir yapay dokuyu bağladığınız bir robota, acımasızlık hissinin iyi, merhametin kötü olduğunu kodlarsanız, bu robot bir insanla karşılaştığında ona nasıl davranır, bir fikrimiz var mı? elysium adlı filmde gördüğümüz, şu türden bir yaratığa bu dediğim yazılımı yükleyerek onu polis, gardiyan, doktor falan yapsanız, sonuçları ne olur? sahip olduğu bu "yarı bilinç" ile aslında bir insana asla uygulamaması gereken acımasızca yöntemlerin iyi bir şey olduğunu "düşünerek" eyleme geçerse dünya nasıl bir yer olur?
bir de, kendiliğinden öğrenebilen yapay zekâların sınırlarını bilmiyoruz. kendiliğinden öğreneceği şeyler, sadece bizim ona verdiğimiz konulardan ibaret mi olacak, yoksa bir noktadan sonra tamamen kendi isteğiyle, etrafında görüp duyduğu her şeyi öğrenmeye başlayabilecek mi? bu noktada da bu kodları yazan kişilere ne kadar güvenebileceğiz?
örneğin fedor adlı robotun silah kullanmayı öğrenmesi epey tartışma yaratmıştı. video linki
bilinci falan geçtim, bir robota neden silah kullanmayı öğretirsiniz ki? bu robot ne için lazım olacak? bu soruların cevapları oldukça sıkıntılı yerlere çıkıyor gibi geliyor bana.
sorular, sorular...
neyse... izlememiş olan varsa ex machina (film) tavsiyemdir; izleyiniz.
devamını gör...
en çabuk unuttuğumuz şey
genelde en güzel olan şeylerdir.
acılar daha kalıcıdır, malum yaralar hemen kapanmaz.
acılar daha kalıcıdır, malum yaralar hemen kapanmaz.
devamını gör...
anna karenina
sophie marceau, sean bean, alfred molina gibi iyi oyuncuların olduğu 1997 yapımı filmi de olan kitaptır. 2012 yılında bir versiyonu daha çekilmiştir.
devamını gör...
güzel bir kadını çirkin gösteren detaylar
ınsanlari kadin erkek ayristirip belli formlara sokmaya calismak.
sayilanlarin hepsi sadece bir kadini degil ayni zamanda erkegide cirkin gosterir. yani bir kadini cirkin gosteren detay, bir erkegi cirkin gosteren detaydan farkli degildir. fircalanmayan dis, bakimsizlik (buna katiilmiyorum ayrica), yada sigara icmesi (sevmesemde buna da katilmiyorum) vs. aslinda insanlara kadin erkek diye ayri ayri bakmaktan vazgecmeliyiz. cinsiyetten bagimsiz insan olarak degerlendirmeliyiz.
sayilanlarin hepsi sadece bir kadini degil ayni zamanda erkegide cirkin gosterir. yani bir kadini cirkin gosteren detay, bir erkegi cirkin gosteren detaydan farkli degildir. fircalanmayan dis, bakimsizlik (buna katiilmiyorum ayrica), yada sigara icmesi (sevmesemde buna da katilmiyorum) vs. aslinda insanlara kadin erkek diye ayri ayri bakmaktan vazgecmeliyiz. cinsiyetten bagimsiz insan olarak degerlendirmeliyiz.
devamını gör...
dindarları cahil yobaz gerici sanmak
öyle dindar insanlar tanıyorum ki kendini aydın sanan inancsizlara pabucunu ters giydirir. aynı şekilde tam tersi de var tabiii yani insanları asla bu şekilde bir kalıba sığdıramayız. bu ön yargı oluşturur. yanlış karar vermemiz sebep olur
devamını gör...
the little foot page
eleanor fortescue-brickdale tablosu.
the little foot page, thomas percy’nin “child waters” ya da “burd helen” olarak adlandırılan ve zalim sevgilisi child waters’ın çocuğunu doğuran ellen’ın sadakatini anlatan geleneksel bir destanından bir sahneyi anlatır. adam, ellen’ın kendisine -sadece erkeklerin olduğu- “page” (hizmetçi/köle/koruma) olması konusunda ısrar eder. resimde ellen, erkek olarak kabul görebilmek için erkek kıyafeti giymiş, uzun saçlarını keserken görülür. yerde ise elbisesi ve şalını görebilirsiniz.
jan marsh ve pamela gerrish nunn kataloglarında ressamı 'pre-raphaelite women artists' adı altında gösterirler. resim, sergiye açıldıktan birkaç yıl sonra güzel sanatlar öğrencisi kadınların saçını “page boy” stilinde kestiği görülmeye başlanır, bu sebeple bu resmin az da olsa modaya yön verdiği düşünülüyor.
ressam detayları ve natüralist renkleri kusursuz bir özenle çizmiş. bu resimdeki yeşillik, ressamın her bir çim yaprağı dahil olmak üzere, her şeyin çok detaylı bir şekilde kopyalandığı “truth to nature” (doğaya sadık kalma) ilkelerine olan sarsılmaz bağlılığını göstermektedir. ressamın değeri ise 1902'de the ınstitute of painters in oils’in ilk kadın üyesi olduğu zaman anlaşıldı.

kaynak
edit: link çalışmıyor ama seneler önce o sayfadan okuduklarımdan yazmıştım bu yazıyı, yine de aynı siteden bu linke göz atabilirsiniz.
the little foot page, thomas percy’nin “child waters” ya da “burd helen” olarak adlandırılan ve zalim sevgilisi child waters’ın çocuğunu doğuran ellen’ın sadakatini anlatan geleneksel bir destanından bir sahneyi anlatır. adam, ellen’ın kendisine -sadece erkeklerin olduğu- “page” (hizmetçi/köle/koruma) olması konusunda ısrar eder. resimde ellen, erkek olarak kabul görebilmek için erkek kıyafeti giymiş, uzun saçlarını keserken görülür. yerde ise elbisesi ve şalını görebilirsiniz.
jan marsh ve pamela gerrish nunn kataloglarında ressamı 'pre-raphaelite women artists' adı altında gösterirler. resim, sergiye açıldıktan birkaç yıl sonra güzel sanatlar öğrencisi kadınların saçını “page boy” stilinde kestiği görülmeye başlanır, bu sebeple bu resmin az da olsa modaya yön verdiği düşünülüyor.
ressam detayları ve natüralist renkleri kusursuz bir özenle çizmiş. bu resimdeki yeşillik, ressamın her bir çim yaprağı dahil olmak üzere, her şeyin çok detaylı bir şekilde kopyalandığı “truth to nature” (doğaya sadık kalma) ilkelerine olan sarsılmaz bağlılığını göstermektedir. ressamın değeri ise 1902'de the ınstitute of painters in oils’in ilk kadın üyesi olduğu zaman anlaşıldı.

kaynak
edit: link çalışmıyor ama seneler önce o sayfadan okuduklarımdan yazmıştım bu yazıyı, yine de aynı siteden bu linke göz atabilirsiniz.
devamını gör...
yanlış okunan başlıklar
sevişilen şiirin en vurucu dizesi başlığını sevilen şiirin vurucu dizesi diye okuyup bide tanim girmiştim
devamını gör...
en sevilen mor ve ötesi şarkıları
sultan-ı yegah
devamını gör...
kırgınlık ve kızgınlık arasındaki fark
kızgınlıkta intikam vardır. kırgınlıkta ise sadece suskunluk.
devamını gör...
