her gün kahve içmek
kıhvisiz ıyılımım cınım taam mı?
alışkanlık oluyor bir süre sonra, yahu bir şey eksik bugün demeye başlıyorsunuz. ama fazla anlam yüklemeden, güzel damağınıza uygun bir kahve bularak yapmak makbul bu eylemi. olamaz burada starbucks yok muaaaööö? veya 2 tili firlkli yımışak içim lütfen acık da vanilla şırıbı başka türlü vıllaha içemiyorum şeklindeki triplere gerek yok.
alışkanlık oluyor bir süre sonra, yahu bir şey eksik bugün demeye başlıyorsunuz. ama fazla anlam yüklemeden, güzel damağınıza uygun bir kahve bularak yapmak makbul bu eylemi. olamaz burada starbucks yok muaaaööö? veya 2 tili firlkli yımışak içim lütfen acık da vanilla şırıbı başka türlü vıllaha içemiyorum şeklindeki triplere gerek yok.
devamını gör...
bal
bir duman şarkısı.
--- alıntı ---
kaan tangöze ve ahu paşakay çok iyi bir çift olsa da sürekli tartışırlarmış. bu sırada kaan tangöze yeni bir albüm çıkarmıştır ve onun tanıtımını yapmak için bir bar da konser verecektir. ama ahu paşakay bu konsere gelmez. kaan tangöze ise tartışmalarına rağmen ahu paşakay’ın konsere geleceğini düşünür, gözleri konser sırasında ahu paşakay’ı aramaktadır. ahu paşakay ise konser esnasında evinde intihar eder. kaan tangöze bu acı haberi sahneden inince alır ve bu acı olaydan sonra kendini uzun bir süre eve hapseder.
kaan tangöze, ahu paşakay’a vefatından öncesi ve sonrasında birçok şarkı yazdığı bilinir, bu şarkılardan bazıları ”haberin yok ölüyorum, senin gibi, melek” ve daha birçoğu. ancak bu şarkılar arasından en özeli ”bal” şarkısıdır. bir rivayete göre kaan tangöze o gece sahnede, ”bal” şarkısını söylediği esnada ahu paşakay intihar etmiştir, diğer bir rivayete göre kaan tangöze ahu paşakay’a ”balım” diye hitap edermiş.
bir süre konserlerinde "balım" şarkısını söylemedi. ancak konsere gidenler ısrar edince gökyüzüne bakarak söylemeye başladı.
--- alıntı ---
(bkz: based on a true story)
--- alıntı ---
kaan tangöze ve ahu paşakay çok iyi bir çift olsa da sürekli tartışırlarmış. bu sırada kaan tangöze yeni bir albüm çıkarmıştır ve onun tanıtımını yapmak için bir bar da konser verecektir. ama ahu paşakay bu konsere gelmez. kaan tangöze ise tartışmalarına rağmen ahu paşakay’ın konsere geleceğini düşünür, gözleri konser sırasında ahu paşakay’ı aramaktadır. ahu paşakay ise konser esnasında evinde intihar eder. kaan tangöze bu acı haberi sahneden inince alır ve bu acı olaydan sonra kendini uzun bir süre eve hapseder.
kaan tangöze, ahu paşakay’a vefatından öncesi ve sonrasında birçok şarkı yazdığı bilinir, bu şarkılardan bazıları ”haberin yok ölüyorum, senin gibi, melek” ve daha birçoğu. ancak bu şarkılar arasından en özeli ”bal” şarkısıdır. bir rivayete göre kaan tangöze o gece sahnede, ”bal” şarkısını söylediği esnada ahu paşakay intihar etmiştir, diğer bir rivayete göre kaan tangöze ahu paşakay’a ”balım” diye hitap edermiş.
bir süre konserlerinde "balım" şarkısını söylemedi. ancak konsere gidenler ısrar edince gökyüzüne bakarak söylemeye başladı.
--- alıntı ---
(bkz: based on a true story)
devamını gör...
serkan ertem
şuan elimde 'azazel' adlı kitabı bulunan yazar. bir kitabı okumadan önce onu yazan kişiyi tanımak isterim. daha sonra kitabını okuyup karakterlerini daha iyi analiz eder hikayeyi daha iyi anlayabilirim.
gelelim serkan ertem kimdir sorusuna.
serkan ertem 1974, kayseri doğumludur. yazarlığa ilk küçük yaşlarda, küçük hikayelerle başlamış ve daha sonra hikayelerini geliştirerek bir çok kitap yayınlamıştır. sabit bir tarzı olmayan yazar bir çok farklı konuda kitap çıkarmıştır.
çocuklar için hikaye setleri, tarihi savaşlar, polisiye ve korku gerilim alanlarında kitapları basılmıştır.
yazar aynı zamanda koçluk ve eğitmenlik eğitimleri ve sertifikaları sahibidir. uluslararası 'ce' statüsünde eğitimler vermektedir.
en çok ilgi gören eserlerinden 'azazel' serisinin kurgu aşaması 5 yıl sürmüştür.
serinin ilk iki kitabı yayınlandı. üçüncü ve final kitabının yazım süreci devam ediyor.
(benim de hâlâ heyecanla finalini beklediğim kitap)
sizlere bir kaç kitabını önermek isterim:
en başta tabi ki benim favorim olan
1. azazel - iman hasadı
2. azazel - istila
3. sessiz anzaklar
4. mülteci
gelelim serkan ertem kimdir sorusuna.
serkan ertem 1974, kayseri doğumludur. yazarlığa ilk küçük yaşlarda, küçük hikayelerle başlamış ve daha sonra hikayelerini geliştirerek bir çok kitap yayınlamıştır. sabit bir tarzı olmayan yazar bir çok farklı konuda kitap çıkarmıştır.
çocuklar için hikaye setleri, tarihi savaşlar, polisiye ve korku gerilim alanlarında kitapları basılmıştır.
yazar aynı zamanda koçluk ve eğitmenlik eğitimleri ve sertifikaları sahibidir. uluslararası 'ce' statüsünde eğitimler vermektedir.
en çok ilgi gören eserlerinden 'azazel' serisinin kurgu aşaması 5 yıl sürmüştür.
serinin ilk iki kitabı yayınlandı. üçüncü ve final kitabının yazım süreci devam ediyor.
(benim de hâlâ heyecanla finalini beklediğim kitap)
sizlere bir kaç kitabını önermek isterim:
en başta tabi ki benim favorim olan
1. azazel - iman hasadı
2. azazel - istila
3. sessiz anzaklar
4. mülteci
devamını gör...
erkekler ağlamaz
erkekler de ağlarlar,ağlamalıdırlar. ağlamak zayıflık olarak görülüyor fakat ağlamak zayıflığın değil,insan olduğunun kanıtıdır. ağlamak insani duygular barındırır içinde; hüzün,dert,mutluluk gibi... ve ağlayan erkekler çok da samimidir bence.
devamını gör...
sahilde kafka
ilk kez 2002 yılında yayınlanan haruki murakami romanıdır. 2009 yılında hüseyin can erkin tarafından türkçeye çevrilmiştir.
bence gelmiş geçmiş en iyi murakami romanıdır. kitap ayrıca amerika'da yayınlandığı yıl the new york times tarafından yılın en iyi romanı seçilmiş.
tam gezi olayları zamanında okumaya başlamıştım bu kitabı. gündüz iş, akşam nöbet, uyumadan hemen önce gözüm sızlarken okumaya çalışmıştım. şahane bir başkaldırı. şahane bir kaçış hikayesi. ilk kez murakami okuyacaksınız kesinlikle bu kitabından başlayın derim.
kitabın kahramanı kafka ile şehir şehir dolaşmak çok güzel ve nefes nefeseydi benim için. kafka'nın 16 yaşında henüz bir çocuk olması bir yana, bu çocuğun evi terkedecek kadar cesur olması, terkederken yaşadığı çekinceleri ve tabii yol hikayeleri bu kitabı gönlümde çok başka yerlere koyuyor. sanki kafka'yla kendi çocukluğundan uzaklaşıyorsun ve gerçekliğini bulma yolculuğuna çıkıyorsun.
bence gelmiş geçmiş en iyi murakami romanıdır. kitap ayrıca amerika'da yayınlandığı yıl the new york times tarafından yılın en iyi romanı seçilmiş.
tam gezi olayları zamanında okumaya başlamıştım bu kitabı. gündüz iş, akşam nöbet, uyumadan hemen önce gözüm sızlarken okumaya çalışmıştım. şahane bir başkaldırı. şahane bir kaçış hikayesi. ilk kez murakami okuyacaksınız kesinlikle bu kitabından başlayın derim.
kitabın kahramanı kafka ile şehir şehir dolaşmak çok güzel ve nefes nefeseydi benim için. kafka'nın 16 yaşında henüz bir çocuk olması bir yana, bu çocuğun evi terkedecek kadar cesur olması, terkederken yaşadığı çekinceleri ve tabii yol hikayeleri bu kitabı gönlümde çok başka yerlere koyuyor. sanki kafka'yla kendi çocukluğundan uzaklaşıyorsun ve gerçekliğini bulma yolculuğuna çıkıyorsun.
devamını gör...
sevgiyi bir cümleyle tanımla
aklın sorgulamadığı duygu biçimi.
devamını gör...
başarısız yemek yapma anısı
tatli yapma anım var. şöyle ki;
birgün teyzemin bir dostu bana "çok güzel yemek yapıyorsun. senin tatlıların da güzel olur. bana trilice yapta yiyeyim. çok severim." dedi. bende o iltifatin bana verdiği özgüvenle hemen kabul ettim. ertesi gün hiç trilice yapmamis olan ben, malzemeleri aldım başladım yapmaya. trilice fiyasko oldu. rezil olmamak adına çareler aramaya başladım ve evin karsisindaki pastaneden 4 dilim alıp ben yapmışım gibi yolladım. tabi bunlar öve öve bitiremediler. pastane trilicesi gibi olmuş. harika olmuş falan diye. benim olmayan bir başarıyla iltifatlari kabul edip ovundum ama o günden sonra bir daha trilice yapmadim hatta önünden dahi gecmedim.
birgün teyzemin bir dostu bana "çok güzel yemek yapıyorsun. senin tatlıların da güzel olur. bana trilice yapta yiyeyim. çok severim." dedi. bende o iltifatin bana verdiği özgüvenle hemen kabul ettim. ertesi gün hiç trilice yapmamis olan ben, malzemeleri aldım başladım yapmaya. trilice fiyasko oldu. rezil olmamak adına çareler aramaya başladım ve evin karsisindaki pastaneden 4 dilim alıp ben yapmışım gibi yolladım. tabi bunlar öve öve bitiremediler. pastane trilicesi gibi olmuş. harika olmuş falan diye. benim olmayan bir başarıyla iltifatlari kabul edip ovundum ama o günden sonra bir daha trilice yapmadim hatta önünden dahi gecmedim.
devamını gör...
lisede yaşanan komik olaylar
okulda deprem olurken şarkı açıp oynayan çılgın arkadaşlarım ben korkudan sıraya yapıştığım için bana çok gülüp çokça dalga geçmişlerdi. bir de onlara bağırıyordum azıcık komik mi ölüyoruz diye.* depremler gerçekten hassas noktam. ama bu olaya çok gülmüştüm. hala hatırladıkça güler dururum.*
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
kucaklarına çocuk alıp fotoğraf çektirirken çocuğun yüzünü emoji ile saklamaları. benim bu olaya verdiğim gerizekalılık puanı 9/10
devamını gör...
şeyma subaşı
ben halk diye tabir edilen bizi anlıyorum ama şu ünlülerin bu kadını eleştirmesini anlamıyorum. mesela seren serengil bu kadına ağzına geleni söylüyor ama ali yıldırım ile olan ilişkisini hata olarak değerlendiriyor. bu hata dediğimiz kavram sadece şeyma'da mı geçerli değil? ünlüleri bilmesek sadece bu kadının tek başına ahlaksız yaşam sürdüğüne inanacağız. ayrıca şu güne bakarsak kadın bekar, adam bekar ve bir ilişki yaşıyorlar; bunda anormal olan nedir? bir ekonomik seviyeye öyle ya da böyle gelmiş bir insanın hayat tarzına uygun birisiyle olmasının derdi beni neden geriyor?
devamını gör...
lan oğlum böyle olmaz
bir flört parçası.
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
bir güzele vuruldun, yanma, yakma
lan oğlum böyle yapma
lan oğlum böyle yapma
sana zibidi diyorlar
seni kabul etmiyorlar
şimdi daha beter oldun
bir öyle, bir böyle, bak oğlum yandın işte
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
elaleme ne dersin, (elaleme) ne dersin, (elaleme)
elaleme, elaleme ne dersin
baban çoktan öldü, baban, hiç yoktan öldü
baban hiç yoktan öldü
lan oğlum çoktan öldü
senin kadere ne çare?
nasıl düştün ki bu hale?
biraz bizi dinleseydin
böyle olmazdı oğlum kendine yazık ettin
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
bir güzele vuruldun, yanma, yakma
lan oğlum böyle yapma
lan oğlum böyle yapma
sana zibidi diyorlar
seni kabul etmiyorlar
şimdi daha beter oldun
bir öyle, bir böyle, bak oğlum yandın işte
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
elaleme ne dersin, (elaleme) ne dersin, (elaleme)
elaleme, elaleme ne dersin
baban çoktan öldü, baban, hiç yoktan öldü
baban hiç yoktan öldü
lan oğlum çoktan öldü
senin kadere ne çare?
nasıl düştün ki bu hale?
biraz bizi dinleseydin
böyle olmazdı oğlum kendine yazık ettin
lan oğlum böyle olmaz, olmaz, yapılmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz (lan lan)
lan oğlum böyle olmaz
devamını gör...
sinirli kadını sakinleştirmenin yolları
susun ve hayat üçgeni pozisyonunda birkaç gün bekleyin.
devamını gör...
sözlük yazarlarının gittikleri ilk yabancı ülke
portekiz.
devamını gör...
öğrenci evi
birbirinden sıradışı olayların yaşandığı her türlü entrikanın döndüğü muhteşem yüzyıl serilerine taş çıkaracak hikayeleri barındıran mekan.
devamını gör...
yalnızlığın en çok dokunduğu an
izlediğim güzel bir filmi, yeni keşfedip dinlerken büyük keyif aldığım bir şarkıyı ya da okuduğum bir kitabı tavsiye edecek birinin olmadığı anlar.
devamını gör...
babanın ölmesi
keşke gerçek olmasaydı diyorum babam hala yanımda olsaydı diyorum. hala gittiğine inanamıyorum. keşke kapıyı çalıp gelsen bakın ben gitmedim desen. allah kimseye yaşatmasın.
devamını gör...
junko furuta
dikkat!!! şiddet içerikli olay
hikaye son derece iğrenç. detaylarıyla yazacağım ama fazla hassas olanlar okumasın (ki böyle bir olay, hassas olmayanın bile sinirlerini ayağa kaldırır, o ayrı konu.)
bu tür durumlarda yazıp yazmamak konusunda çok kararsız kalıyorum. bu detayların hepsi internette de açık açık yazıyor. ben de buraya yazacağım ki kalbi, ruhu dayanabilen, okuyabilen herkes okusun ve çocuklarınızın böyle cani büyümemeleri için elinizden geleni yapın.
***
80'li yıllarda japonya'da işkence ve tecavüz sonucu öldürülen 17 yaşındaki liseli kız. tıpkı black dahlia olayındaki gibi kan dondurucu bir cinayete kurban gitmiş ne yazık ki.
***
junko iyi bir öğrenciydi. notları oldukça yüksekti. okuldan geriye kalan zamanlarda çalışarak para biriktiriyor ve mezuniyet sonrasında çıkacağı gezinin planlarını yapıyordu.
o korkunç olayların başladığı gün, junko'nun bisikletiyle geçtiği yolda, soygun ve tecavüz amacıyla oralarda dolanan 2 kişiden biri, kasıtlı olarak junko'nun bisikletine tekme atarak onu düşürdü ve kaçtı. diğer kişi sanki oradan geçerken olayı görmüş ve tesadüfen oradaymış gibi davranarak junko'ya yaklaştı ve korkmaması için ona evine kadar eşlik edebileceğini söyledi.
burada şunu eklemek gerekiyor; hikaye tam olarak bu şekilde mi gerçekleşti bilmiyorum ama, evine kadar eşlik etmeyi teklif eden kişinin, junko tarafından reddedilen bir öğrenci olduğu söyleniyor. junko belli ki derslerinden başka şeylerle pek ilgilenmeyen iyi bir öğrenciymiş ve diğeri de hayır cevabını kaldıramayan hödüğün tekiymiş.
bahsi geçen hödük (adı batasıcanın adı miyano), kızı yakınlardaki bir depoda içeriye sokarak ona depoda tecavüz etti. ardından kızı bir otele zorla götürerek ve onu öldürmekle tehdit ederek yeniden kıza tecavüz etti. sonrasında bazı arkadaşlarını arayıp yaptıklarını gururla anlattı onlara. onlar da "katılmak istediklerini" ve kızı bırakmamasını söylediler. zaten bu grubun daha önce de bir toplu tecavüz geçmişi vardı.
miyano, junko'yu arkadaşlarının yanına götürdü. kızın ev adresini de bu arada çantasındaki bir defterden öğrendikleri için, kızı ailesine zarar vermekle de tehdit ettiler. zira iddialarına göre yakuza ile bağlantıları vardı.
miyano ve diğerleri kızı, en başta kızın bisikletini tekmeleyen diğer hödüğün (bunun adı da minato) ailesinin evine götürdüler ve 4 kişi kıza burada tecavüz etti. minato'nun ailesinin yanında junko'yu, minato'nun sevgilisi gibi davranmaya zorladılar ki olay anlaşılmasın. bu arada kızın ailesi polise gitti ama tecavüzcüler aileyi arayarak kızlarının kendi isteğiyle kaçtığını, güvende olduğunu, polise gitmeyi bırakmalarını söylediler.
bu kısım tam rezillik. dayanamam diyen varsa burayı tamamen atlayabilir.
-----------------------------------------------------------------------
zavallı kız 40 gün boyunca bu evde tutuldu. 100'den fazla kişiyi de tecavüzlerine ortak ettikleri, kendilerinin de kıza 400 seferden fazla kez tecavüz ettikleri, mahkemedeki ifadelerinde ortaya çıktı. ayrıca kıza işkence de ettiler: tavana asıp kum torbası gibi dövmek, karnına halter bırakmak, önlerinde mastürbasyon yapmaya zorlamak, hamam böceği yemek zorunda bırakmak, vajina ve anüsüne havai fişek, ampul gibi nesneler sokmak, kendi idrarını içmeye zorlamak, göz kapaklarını mumla yakmak, meme ucunu koparmak ve daha fazlası...
bir ara junko polisi aramaya çalıştığı için miyano tarafından "cezalandırıldı" ve vücudunun bazı yerleri yakıldı. anüsüne büyük bir şişe sokularak iç kanamaya neden olundu. vücudu travmaya girdiğinde numara yaptığı zannedilerek yeniden yakıldı. junko kendisini öldürmeleri için defalarca yalvardı ancak işkence ve tecavüzler devam etti. vücudu artık çürüyordu ve kokusu nedeniyle ona tecavüz etmek bile istemediler. 19 yaşındaki bir başka kızı kaçırarak bu kez ona topluca tecavüz edip bıraktılar. zaten grubun tutuklanmasının nedeni olan olay aslında buydu çünkü kız şikâyetçi olmuştu hâliyle.
junko'nun cesedi bulunduğunda, tecavüzler nedeniyle hamile olduğu da anlaşılmıştı.
bu kadar hazin bir sonu kimse hak etmez. en son bir çimento varili içine atıldı zavallı kız ve ne yazık ki böyle bulundu junko
-----------------------------------------------------------------------
anlaşılan aile tarafından pek kullanılmayan bir evde tutuluyordu junko. zira minato 16 gün sonra o evden ayrıldı ve olayı da abisine anlattı. abisi de ailesine anlattı ve polisi aradılar. ancak ilginç bir şekilde polis içeriye girip evi aramadı ve kızın orada bulunmadığına dair rapor verildi. oysa junko bu olaydan sonraki 24 gün daha o evde işkenceye maruz kalmıştı. eğer polis işini düzgün yapsaydı junko büyük ihtimalle yaşayacak ve iyileşecekti. polisler sonradan kovuldu ancak giden de gitti ne yazık ki...
caniler tutuklandılar ve komik hapis cezaları aldılar. en yüksek ceza 20 yıl ile miyano'ya verildi ama o da cezası dolmadan şartlı tahliye ile bırakıldı. diğerleri 3-5 yıl hapis cezaları ile kurtuldular. çocuk hapishanesinde yattılar ve içlerinden birinin çıktığı zaman bu olaydaki rolüyle övündüğü bile görüldü.
içlerinden bazıları daha sonra başka suçlara karıştı vesaire... ama olan maalesef gencecik, masum junko'ya oldu ve ne yazık ki ismi, tarihin gördüğü belki de en vahşi cinayetle birlikte ölümsüzleşti.
hikaye son derece iğrenç. detaylarıyla yazacağım ama fazla hassas olanlar okumasın (ki böyle bir olay, hassas olmayanın bile sinirlerini ayağa kaldırır, o ayrı konu.)
bu tür durumlarda yazıp yazmamak konusunda çok kararsız kalıyorum. bu detayların hepsi internette de açık açık yazıyor. ben de buraya yazacağım ki kalbi, ruhu dayanabilen, okuyabilen herkes okusun ve çocuklarınızın böyle cani büyümemeleri için elinizden geleni yapın.
***
80'li yıllarda japonya'da işkence ve tecavüz sonucu öldürülen 17 yaşındaki liseli kız. tıpkı black dahlia olayındaki gibi kan dondurucu bir cinayete kurban gitmiş ne yazık ki.
***
junko iyi bir öğrenciydi. notları oldukça yüksekti. okuldan geriye kalan zamanlarda çalışarak para biriktiriyor ve mezuniyet sonrasında çıkacağı gezinin planlarını yapıyordu.
o korkunç olayların başladığı gün, junko'nun bisikletiyle geçtiği yolda, soygun ve tecavüz amacıyla oralarda dolanan 2 kişiden biri, kasıtlı olarak junko'nun bisikletine tekme atarak onu düşürdü ve kaçtı. diğer kişi sanki oradan geçerken olayı görmüş ve tesadüfen oradaymış gibi davranarak junko'ya yaklaştı ve korkmaması için ona evine kadar eşlik edebileceğini söyledi.
burada şunu eklemek gerekiyor; hikaye tam olarak bu şekilde mi gerçekleşti bilmiyorum ama, evine kadar eşlik etmeyi teklif eden kişinin, junko tarafından reddedilen bir öğrenci olduğu söyleniyor. junko belli ki derslerinden başka şeylerle pek ilgilenmeyen iyi bir öğrenciymiş ve diğeri de hayır cevabını kaldıramayan hödüğün tekiymiş.
bahsi geçen hödük (adı batasıcanın adı miyano), kızı yakınlardaki bir depoda içeriye sokarak ona depoda tecavüz etti. ardından kızı bir otele zorla götürerek ve onu öldürmekle tehdit ederek yeniden kıza tecavüz etti. sonrasında bazı arkadaşlarını arayıp yaptıklarını gururla anlattı onlara. onlar da "katılmak istediklerini" ve kızı bırakmamasını söylediler. zaten bu grubun daha önce de bir toplu tecavüz geçmişi vardı.
miyano, junko'yu arkadaşlarının yanına götürdü. kızın ev adresini de bu arada çantasındaki bir defterden öğrendikleri için, kızı ailesine zarar vermekle de tehdit ettiler. zira iddialarına göre yakuza ile bağlantıları vardı.
miyano ve diğerleri kızı, en başta kızın bisikletini tekmeleyen diğer hödüğün (bunun adı da minato) ailesinin evine götürdüler ve 4 kişi kıza burada tecavüz etti. minato'nun ailesinin yanında junko'yu, minato'nun sevgilisi gibi davranmaya zorladılar ki olay anlaşılmasın. bu arada kızın ailesi polise gitti ama tecavüzcüler aileyi arayarak kızlarının kendi isteğiyle kaçtığını, güvende olduğunu, polise gitmeyi bırakmalarını söylediler.
bu kısım tam rezillik. dayanamam diyen varsa burayı tamamen atlayabilir.
-----------------------------------------------------------------------
zavallı kız 40 gün boyunca bu evde tutuldu. 100'den fazla kişiyi de tecavüzlerine ortak ettikleri, kendilerinin de kıza 400 seferden fazla kez tecavüz ettikleri, mahkemedeki ifadelerinde ortaya çıktı. ayrıca kıza işkence de ettiler: tavana asıp kum torbası gibi dövmek, karnına halter bırakmak, önlerinde mastürbasyon yapmaya zorlamak, hamam böceği yemek zorunda bırakmak, vajina ve anüsüne havai fişek, ampul gibi nesneler sokmak, kendi idrarını içmeye zorlamak, göz kapaklarını mumla yakmak, meme ucunu koparmak ve daha fazlası...
bir ara junko polisi aramaya çalıştığı için miyano tarafından "cezalandırıldı" ve vücudunun bazı yerleri yakıldı. anüsüne büyük bir şişe sokularak iç kanamaya neden olundu. vücudu travmaya girdiğinde numara yaptığı zannedilerek yeniden yakıldı. junko kendisini öldürmeleri için defalarca yalvardı ancak işkence ve tecavüzler devam etti. vücudu artık çürüyordu ve kokusu nedeniyle ona tecavüz etmek bile istemediler. 19 yaşındaki bir başka kızı kaçırarak bu kez ona topluca tecavüz edip bıraktılar. zaten grubun tutuklanmasının nedeni olan olay aslında buydu çünkü kız şikâyetçi olmuştu hâliyle.
junko'nun cesedi bulunduğunda, tecavüzler nedeniyle hamile olduğu da anlaşılmıştı.
bu kadar hazin bir sonu kimse hak etmez. en son bir çimento varili içine atıldı zavallı kız ve ne yazık ki böyle bulundu junko
-----------------------------------------------------------------------
anlaşılan aile tarafından pek kullanılmayan bir evde tutuluyordu junko. zira minato 16 gün sonra o evden ayrıldı ve olayı da abisine anlattı. abisi de ailesine anlattı ve polisi aradılar. ancak ilginç bir şekilde polis içeriye girip evi aramadı ve kızın orada bulunmadığına dair rapor verildi. oysa junko bu olaydan sonraki 24 gün daha o evde işkenceye maruz kalmıştı. eğer polis işini düzgün yapsaydı junko büyük ihtimalle yaşayacak ve iyileşecekti. polisler sonradan kovuldu ancak giden de gitti ne yazık ki...
caniler tutuklandılar ve komik hapis cezaları aldılar. en yüksek ceza 20 yıl ile miyano'ya verildi ama o da cezası dolmadan şartlı tahliye ile bırakıldı. diğerleri 3-5 yıl hapis cezaları ile kurtuldular. çocuk hapishanesinde yattılar ve içlerinden birinin çıktığı zaman bu olaydaki rolüyle övündüğü bile görüldü.
içlerinden bazıları daha sonra başka suçlara karıştı vesaire... ama olan maalesef gencecik, masum junko'ya oldu ve ne yazık ki ismi, tarihin gördüğü belki de en vahşi cinayetle birlikte ölümsüzleşti.
devamını gör...
girdiğin tanımı silmek
yazdığım ve paylaştığım tanım sonrası birden utanma duygusu geliyor ve anında tanımı siliyorum. sanırım sözlük yazarlarına karşı saygısızlık vs. yapmamak ve forumsal tanım girmemek için bir nevi çaba harcama veya panik olma durumu da denilebilir.
bazen de yazdıklarınız herkes tarafından begeniliyorsa ve takdir ediliyorsa yazar kendini baskıda hissediyor ve en mükemmelliyetci tanımı girene kadar yazıp yazıp siliyor, mükemmel anlayışına da uymuyorsa tanımı kaldırıyor.
zor efendim zor bu devirde yazar olmak da zor
bazen de yazdıklarınız herkes tarafından begeniliyorsa ve takdir ediliyorsa yazar kendini baskıda hissediyor ve en mükemmelliyetci tanımı girene kadar yazıp yazıp siliyor, mükemmel anlayışına da uymuyorsa tanımı kaldırıyor.
zor efendim zor bu devirde yazar olmak da zor
devamını gör...
