ay heyecanladim altimda kim olacak bakalim. (bkz: swh)
devamını gör...

şebnem paker'in 1997 yılında eurovision 3.lüğünü kazanmış güzel bir şarkısı.

devamını gör...

evet evet doğru duydunuz gelelim efenim nedir bu banka? niye kuruldu?
antibiyotik kullanımı sonucu ortaya çıkan ve sık sık tekrarlayan "clostridium difficile" enfeksiyona sahip kişiler, "dışkı nakli" yöntemi ile yeniden sağlığına kavuşturmak için kurulan banka. hollanda da bir tane bundan mevcuttur.
devamını gör...

kadıköy

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sek erkek.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu konuda çok fazla bilgi kirliliği var, arkadaşlar, en iyi yöntemi bilmiyorum ama şunlara dikkat edilmesi gerektiğinden %100 eminim.

-dövmeniz ilk bir hafta güneş yüzü görmesin, benim kışın yaptırdığım bir dövme ile yazın yaptırdığım bir dövme (aynı sanatçı aynı malzemeler) arasında epey fark var canlılık bakımından. en güzel dövme mevsimi kış mevsimidir.

-asla yaptırdıktan sonra denize vs girmeyin tamamen iyileştiğinden emin olana kadar, vallahi kolunuzu bacağınızı keserler o kadar tehlikeli.

-o streç ile max. 1 gece uyuyun, sonra atın gitsin. iyileştirmeyi aşırı geciktiriyor, nemli tutmaya özen gösterin ama yapış yapış olmasın dövmenizin üzeri, şöyle güzel ufak bi yüzey halinde kalsın.

-kabukları sakın ama sakın soymayın. sonra bi bakarsınız dövmenizin üst kısmından bir parça gitmiş.

-bu bir öneri: dövme yapıldıktan sonra vücut bazı boyayı atıyor, yemiyor. defarmasyon meydana gelebiliyor, gidin dövmecinize iki hafta sonra, üstünden geçsin. işi ne?

benden bu kadar arkadaşlar, dövmelerinizle bir ömür boyu mutluluklar dilerim. <3

edit: bir önerim daha var, dövme yaptırmaya gittiğiniz gün sağlam bi banyo yapın, iyicene keselenin, tertemiz olun. sonra bi 3-4 gün duş almazsınız daha iyi olur.
devamını gör...

kendisi çok sıkı bir daphne du maurier, agatha christie ve sigmund freud okurudur. özellikle agatha christie ve frued bir araya gelip bir şeyler yapmış olsa ortaya ne çıkardı sorusunun cevabı niteliğinde spellbound isminde bir film çekmiştir ki o filmden daha iyi bir film izleyemedim henüz.

kendisinin filmlerini o kadar çok severim ki en sevdiğim 5 filmin 3 tanesi kendisine aittir, sırf bu yüzdendir ki onun tarzına yakın, belki de ona rakip olabilecek bir yönetmen aradım durdum aylardır, reddit olsun, ekşi olsun, birçok platformda henri-georges clouzot'un filmlerini önermişler.

şeytan ruhlu insanlar filmi çok iyi olmasına rağmen bırakın rakip olabilmeyi, kendisine yakın tarzda bir film yaptığı bile söylenemez.

ek olarak, hitchcockian olarak adlandırılan, gerek kendi dönemi, gerek gelecekte ondan ilham alıp hitchcock filmlerine benzer temalar ile yapılan bir furya var. onların içerisinden de birçoğunu izledim; hitchcock abimizin filmlerini çok sevmiş dostlarımıza birkaç öneri film bırakayım.

1. dr. caligari'nin muayenehanesi.
kendisini ilk sıraya koyuyorum çünkü hitchcock abimiz o kadar patlamamış iken böylesine müthiş bir film vardı. 1920'lerde olmasına rağmen mükemmel renk tonlarına, harika oyunculuğa ve daha dagüzeli müthiş bir senaryoya hakim, son dakikaya kadar *evet, ciddi son dakika* kafanızı yakıyor.

2. m (bir şehir katilini arıyor)

bu film 1931 yapım, hitchcock abimiz ingiltere'yi yavaş yavaş ısıtırken, bu tatlı film de almanya'yı bir güzel iliklerine kadar ürkütüyormuş. nasıl mı? şöyle ki, küçük kızları öldüren bir katil sokaklarda kol geziyor, bu durumu bilen polisler insanlara karşı saçma sapan bir güvenlik prosedürü uyguluyor, çeteler polislerin ne kadar başarısız olduğunu fark edip adaleti kendileri getirmeye kalkıyorlar... birinci dünya savaşı sonrasındaki almanya'nın ne denli kötü bir hale büründüğünü, halkın nasıl da kutuplaştığını izlemek istiyor iseniz tam size göre bir film.

3: gaslight.
1945 yapım, isminden de belirtildiği üzere herhangi bir açıklamaya meydan bırakmamış, ingrid bergman'ını müthiş oynadığı film, zamanınıza ciddi anlamda değiyor.

4: wait until dark
biraz daha ilerleyen yıllarda çekilen bu güzel film, bir kadının, geçirdiği bir kaza sonucu kör olmasıyla başlıyor. ilerleyen zamanlarda eşiyle oldukça sakin bir hayat sürerken, bir seyahat sonrası ablamızın eşine içinde uyuşturucu maddeler dolu olan bir oyuncak bebek verilmesi ile bambaşka bir hale bürünüyor, ciddi anlamda hoş bir film.

5: contratiempo
önerdiklerim arasında bizim zaman dilimimize en yakın tarihte vizyona giren film; harika bir ispanyol filmi. başrolünde her ispanyol filminde oynamazsa ölecekmiş hastalığına yakalanan mario casas abimiz var.

mario casas abimizin canlandırdığı karakter çok zengin ve saygın bir iş adamı, kendisi eşini aldatıyor; başka bir kadınla uzun bir süredir birliktelik kuruyor ama mutsuz ve kadını bir hotel odasına çağırıp ayrılmak istiyor, hotel odasında konuşurken bir anda başının arkasına bir şey iniyor, bayılıyor. uyandığında kadın ölmüş ve cinayet üzerine kalmıştır... ispanya'da bulunan en harika avukatı tutup bu iştn kurtulmak, suçsuzluğunu kanıtlamak zorundadır lakin avukat, mario abimizin söylediği her savunma için mükemmel bir antitez oluşturmaktadır. bundan nasıl kurtulacaktır?
devamını gör...

pazar günleri okula gidiyorum. benim için yeterli bir sebep.
ayrıca "pazar günü okul mu olur?" demeyin, oluyor çünkü.
(bkz: psikolojik işkence)
devamını gör...

'zaman ayırın"dersem çok mu klişe olur sanki? sizleri bilmem ama benim hak etmeyen hiç kimseye ayıracak kadar boş zamanım yoktur. eğer hak ediyorsa onun için zaman yaratmaya çalışırım. zaman gidipte geri gelmeyen insan hayatının en önemli şeylerindendir. o yüzden maddiyatla,tiple,bilmem işte sahip olduğunuz statütülerle; karşı tarafa belli ettirmeden ,kaş yapayım derken göz çıkarmayın. kaliteli bir insan ise ona ayırdığınız zamandan kendi değerini anlayacaktır. tabii ki istisnalar, zaman konusunda mevcuttur. bir de lütfen bir hata yapınca pişmanlığınızı belli ediniz. bu ister ailede ki bir birey olsun ister çevreden birileri. uğraşın en azından çabanızı görsün. değersizlik hissini üzerinden atıp pişkinlikte oscar'a koştuğunuzu düşünmesin. en azından ben öyle düşünebilirim. son olarak da insanlara uç olmayacak şekilde pozitif kelimelerle konuşun. arada olumlu emojilerde kullanın ki kendini iyi ve rahat hissedip samimiyet göstersin. bunları sadece kadınlara karşı değil bütün insanlığa ve dilsiz kullara (hayvanlara) hatta bitkilere karşı bile tatlı konuşursanız hisseder. hisseden her şey güzelleşir. hemen olmasa da mahkeme suratlı veya taş kalplilerde bile deneyimleyin ve sonucu görün. çok şey bildiğimden değil ama çoğunuz gibi deneyimlerden. naçizane tavsiyelerim.
öz. ne ekersen onu biçersin
devamını gör...

tez-antitez-sentez
varlık-yokluk-oluş
karşıt olanların birliği ve savaşı.
(bkz: georg wilhelm friedrich hegel)
devamını gör...

akıllara (bkz: işte feraset işte fazilet işte adam gibi adamlık) cümlesini getiren sözlük'ü geliştirecek bir buton.
teşekkür ediyor; klavyesine uzun ömür, parmaklarına sağlık diyoruz.
devamını gör...

gerçek kesit "denge" bölümünde hepimizin bedduasını almış, haram süt emmiş yüz karası yeğen semih'tir. yengeci semih kod adıyla bilinir. dayısı bir başka gerçek kesit efsanesi olan sarı bıyık'ın "okumuş adamsın. bir hayrını görelim" diyerek semih'i yenge dolu eve musluk tamiri için göndermesiyle başlar hikaye. semih (muhtemelen gerçek kesit'in tek güzel kadın oyuncusu) avrupai yengeyi görünce neyi tamir edeceğini şaşırır ve ingiliz anahtarını harama bulandırır. yengesi hala semih'e ergen çocuk, aklı şeyinde olur böyle şeyler diye şefkatle yaklaşıp çay neyim ikram eder. çaya kaç şeker alırsın sorusu bile semih'e erotik etki yapar ve gözlerin çok güzel diye yukarıdan aşağıya güzellik sıralamasına başlar. hele ikili koltukta bir oturuşu var feminist ablalar görse üzerine mor boya atarlar.

semih yengeden sonra çok dağıtır. okuldan kaydını alıp eğitimine yengesinde devam eder. o sırada sebebini anlayamadığımız bir şekilde (yengesi kadar olmasa bile güzel sayılacak) bir kız semih'e aşıktır ve kahrolur bu aşktan. ama semih'in gözü isveç ekolünden gelen yengededir. semih artık "ya herro ya merro" der ve ölümcül saldırı için harekete geçer. kendisi, moda ikonu kotu ve yengesi kadar temiz beyaz çorabıyla çalar kapıyı. kapıyı yengesi açar. geldi t.p.ni s.k.i.im moduyla kapıyı açan yenge'ye semih ölümcül saldırısı yapıp onunla yatmak istediğini ve onun yengesi olmasının bir bahane olduğunu söyler "ya netflix izlemedin mi hiç" vari bir tepki verir. yenge bu saldırıyı da defeder. ama semih durdurak bilmez.

yüzünde gittikçe artan sivilceleri artık semih'in çiftleşme mevsimin geldiğini gösterir. bu ondan büyük bir huzursuzluk yaratır. ne kadar zor durumda olsa bile ona anlamsız şekilde aşık olan kıza yüz vermez. yengesini playboy dergisi mankeni olarak gören semih okul arkadaşını okul arkadaşı olarak görür ve onu istemez. bu şok eden tavrı herkesi şaşırtır. demek eski türkiye'de semih'in bile kriteri varmış diye istemsizce saygı duyar insan.

günlerden bir gün sarı bıyık dayı asrın hatasını yapar ve kasabın anahtarını kediye emanet eder. "yeğenim semih ben iş gezisine gidiyorum. güzel yengen sana emanet der" tabi o tarihlerde aşkı-memnu sadece kitap adı olduğu için sarı bıyık'ın aklına böyle şeyler gelmez. semih "allaah" diye nara atar ve dayısı daha gişeleri geçip otobana çıkmadan kendisi çoktan hedefleri doğrultusunda yola çıkar. yengesi ve yine güzel bir arkadaşı ( kahretsin dostum bu bölümde her kadın güzel. semih ne yapsın) oturuyordur. semih "oo yenge arkadaşın da iyiymiş. hayırdır aynı mankenlik ajansı mı?" diye takılır. yengesi libido yüklü bulut semih'e yavaş ol ulan ayı misali kızar. semih nihai hedefinin yengesi olduğunu yine söyler ve acı dolu veryansın cümlesini eder "yengem olurken bana mı sordun?"

kesin kan akacaktır ama akan kan kimin olacaktır diye merak ederken olan olur. sapıklığı her mecraya taşıyan semih telefon sapıklığına da başlamıştır artık. ve bir gün son defa kapıya dayanır ve yengesinin düğmelerine saldırır. sonuç yenge hapse, semih kara toprağa, dayı iş gezisine, semih'e aşık olan kız kpss kursuna.
devamını gör...

kıymetli ailem mi? ama ayıp artık bu kadarı. bizi de sahiplensin, bizi de ailesine alsın dediğim açıklamadır.
devamını gör...

yanında olmasını istediğin o insan.
devamını gör...

çok çok sevdiğim kitap. bir oturuşta okunacak kadar da akıcı. şeytan heathcliff ile ondan geri kalmayan catherine'yi anlatmış bronte. nelly karakterini gözümde canlandırdığımda kendimi gülmekten alamıyorum çok hoş bir karakter. editleyerek şunu yazmak istiyorum ünlü bir eleştirmenin karakter analizini okudum dün, kitabın en kötü karakterinin nelly olduğunu yazmış. aslında çoğu olay nelly'nin verdiği kararlarla şekillenmiş. üşenmedim tekrar kitabı kabaca okudum gerçekten de nelly yüzünden o kadar çok şey olduğunu gördüm ki , zaten çoğu olayın içinde hep vardı. ama yine de kitabın en kötüsü diyemem cathy de hc de yeterince kötüydüler.

--! spoiler !--

heathcliff gerçekten kötü bir insan. şartlar falan etkilemiş evet ama içi kötü şeytanin ta kendisi.
catherine'e heathcliff'in de dediği gibi kendi etti kendi buldu. edgar linton ile mutlu olamayacaksan ne diye evlendin ? hem heathcliffi hem lintonu üzdü. linton hc gibi kaçık bir tutkuyla sevmedi ama sakince sevdi güzel sevdi. o yüzden onu çok sevdim çok da üzüldüm.
yine de hc ne kadar iğrenç bir herif olursa olsun -ki asla sempati duymadım adama şeytanın teki çünkü- aşkı yüzünden çektikleri için hem ona hem de catherine'ye üzüldüm.
sonunda hayaletlerinin birlikte dolaştığına da inandım. hep de inanacağım.
bu arada bir ara ısabella çıkıp edgar ile cathy'nin portresini öpmüştü o kısım da çok hoştu.
hc'nin cathy'nin mezarının yan tahtasını çıkarıp onun zerreleriyle birleşmek istemesine çok duygulandım.
ve en son küçük cathy ve heraton'un sonunda mutlu olmasına da çok memnun olmuştum.


--! spoiler !--
devamını gör...

haram diye domuz eti yemeyen esnafın,her türlü düzenbazlığı yapması,vergiden çalması,tabi her hafta cumaya gidiliyor ya kilisede günah çıkarma kabini gibi sjsjsj..yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız çok daha hassaslar bu konuda,onlar domuz eti yemeyi bırakın içerdeki mutfakta domuzlu omlet dahi yapılıyosa ordan birşey yemezler.ama bu kesimde kaçak çalışıp sosyal parası alıyor genelde hiç değilse benim akrabalarım arasında bir sürü var.bide avrupa bitti dersiniz hergeleler sizi.sjsjsj.
devamını gör...

beni duygulandıran başlık.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hah tadı kaçtı.

yazar arkadaştan bağımsız söylüyorum. şimdi gidip aynısından ben de yapacağım. o da yapacak derken tadı kaçacak.
devamını gör...

trabzon'un of ilçesinden ünlü bir aile. aslında hanedanlık demek daha doğru olur zira of belediyesi 1874'ten beri bu hanedandan insanlarca yönetilmekte. hatta çok komik, yerel seçimlerde her partinin belediye başkan adayları sarallardan olur.

saral: ismi sarı ali olan efsanevi büyüklerinin isminden gelmektedir.
devamını gör...

ırkçılıksa ırkçılık.
beğenmeyen iltica edebilir.
gerçi milliyetçi değerlere anca klavye başından sataşıp hakaret edebilir bu s*lcular çok da şeetmeyin.
neticede adamdan kan alırlar böyle bir şeyi gerçek hayatta dillendirdiklerinde*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim