özgün adı le fabuleux destin d'amélie poulain olan ve ülkemizde amelie ismiyle vizyona giren bir jean-pierre jeunet filmi, bir feel-good movie. başrolünde audrey tautou oynamaktadır. tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi görmüştür.
devamını gör...

pandemi bittikten sonra gerçekleştireceğim eylem.
4 sene almanya’da okudum, 6 ayda amerika’da yaşadım. pandemi olmasaydı hayatta dönmezdim. türk olduğum içinde hiçbir şekilde sıkıntı yaşamadım.
devamını gör...

ıphone 6 kullanmak kim, sen kim? bu köyde fünyeli fötr şapka takacaksa onu da sadece köyün ağası takar. sen köylüsün, köylülüğünü bil.
böyle bir anlam çıkıyor.
devamını gör...

aldı bektaşi o halde, sevgili kuzguncuktaki vişne
baba erenlere sual etmişler;
- namaz vakti camide secde ettiğin olur mu?
baba erenler hızlıca cevaplamış:
- tabii tabii bayramdan bayrama
demiş. ardından şöyle sual etmişler;
- peki içki içer misin?
baba erenler bu kez yayarak cevaplamış;
- eh işte, akşamdaaaaan akşama...*
devamını gör...

antalya.
devamını gör...

sevgiye açlıktır. sevemiyoruz, sevilmiyoruz.ne yazık...
devamını gör...

bende cafe sahipleri'nin düşüncesizliğini yazayım.kapalı mekanları dışarıdaki sigara kokusuyla doldurup burada sigara içilmiyor diyorlar pişkin pişkin.sigara içmeyen için o koku ne berbat koku bilemezsiniz.uyarıncada sanki senin de içmen gerekiyormuş gibi tuhaf davranışlar sergiliyorlar.içmiyorum kokusunuda içime çekmek zorunda değilim.anlatamıyorum da derdimi.
devamını gör...

hem entellektüel * hem çatlak hem de korkusuz bir lider diyebiliriz. bir nevi bal porsuğu adam. geri vitesi olmadığı için sparta'dan keşmire biçer döver edası ile durmaksızın ilerlemiş. arada ufak molalar falan alıyor ama o kadarı olacak artık. tabi bu tutumunda adamın kendisini zeus'un torunu olarak görmesinin de etkisi olabilir. zira babasının soyunu herakles'e kadar dayandıranlar var. geni sağlam adamın. annesinin soyu da akhilleus'a dayandırılıyor ki, adam gitmiş akhilleus'un mezarından kalkanını almış. anasının ak sütü gibi helal bir kalkan taşıyor yani işin özeti. yalnız bu yarı tanrı torunuyum oyum buyum olayları enteresan çünkü adam bildiğiniz dokuz canlı.

adam zaten savaşlarda hep ön saflarda yani koskoca imparatorsun azıcık geride falan durursun değil mi? ama adamın öyle bir olayı yok! bam bam bam. * misal granikos muharebesi'nde vurmuş atın mahmuzlarına önüne gelen pers askerini biçerken, arkasından sinsice yaklaşan pers komutanlarından biri, adamın miğferine kılıcı indirivermiş. miğfer parçalanmış ama iskender'de tık yok. sanırsın yumruk yemiş. sonrasında ayağa kalkıyor ve pers komutanının göğsüne mızrağı saplıyor. pers şiş yapıyor. ya da ters şiştir. konunun o kısmına pek hakim değilim. tabi askerleri bu duruma şahit olunca adamdaki tanrısal karizma iyice artıyor.

mevzu bununla bitse iyi. svat vadisi kuşatmasında omzuna mızrak giriyor. yani bildiğin kanırta kanırta girmiş. yine bana mısın dememiş. gazze kuşatmasındaysa kendini tutamayıp surlara yaklaşınca, bildiğiniz mancınıkla vurmuşlar adamı. şaka değil yani. mancınık yemiş bir imparator iskender. tarihte eşi menendi var mıdır bilmiyorum. düşününce bir yandan da komik. asteriks-oburiks hikâyesi gibi duruyor resmen. mancınığı yiyince biraz duruluyor, diğer mevzular gibi çabuk yırtamıyor kefeni. uzun bir tedavi sonrasında tekrar sahalara dönüş yapıyor.

hani halk arasında ciğerimiz delindi deriz ya! hah işte iskender'in ciğerini harbiden delmişler. hintliler adamı okla ciğerinden vurmuş. askerler bu sefer nalları dikti diye düşünmüş ama o da ne? iskender yine hayatta. kim okumuşsa üflemişse sağlam üfürmüş adamı. zeus'un sevgili kuluymuş.

sonracığıma başına taş düşmüş o yetmemiş uyluğuna kılıç darbesi almış. baldır kemiğini kırmış, ayak bileğine ok girmiş falan filan. adam bildiğin canlı kadavra * hayattayken kesip biçmişler koca imparatoru da bana mısın dememiş.

hal böyle olunca da büyük iskender olmuş. dokuz canlı imparator deyip konuyu kapatalım. 8 yara saydık diye karşıma çıkıp sivrilik yapmaya kalkmayın vallahi çok kızarım. deyim kullandık şunun şurasında * hem adam daha ne yaralar almıştır da onları yaradan bile saymamıştır zannımca.
devamını gör...

12 eylül öncesi bulgaristan'daki sigara fabrikasından kaçak ürünler türkiye'ye sokulurmuş. 12 eylül'den sonra "madem kaçak içiliyor, serbest bırakalım, vergisini alırız" diyerek kaçak sigaraya vize verilmiş.
devamını gör...

naziler'in imha politikası.
alman tarihi kültüründe martin luther'den beri yahudilere suçlu olarak bakan bir yaklaşım söz konusudur. bundan dolayı da antisemit örgütlenme en barbar haliyle almanya'da gerçekleşti ve benzerine rastlanmayacak bir imha siyaseti izlendi. bu tahribat, çingenelere de yönelmiştir. en nihayetinde işgal edilen ülkelerde, hiç rastlamadıkları, hayatlarında görmedikleri yahudi ve çingene topluluklarını kamplarda toplayacak derecede raydan çıkmışlardır.
devamını gör...

hayatındaki herşeyi alkole göre ayarlamak zorunda kalma durumu. maalesef ileri derecede bağımlılıktır. cebinizdeki miktar ile kaç bira alabileceğinizi düşünür. gidilecek yerde tekel bayii yakın mı diye bakar, eş dost yemek daveti gönderdiğinde mekan alkollü mü diye araştırırsınız. öyle bir bağımlılıktır ki paranız yoksa telefonu satar alırsınız içeçeğinizi. insanlardan saklamak ve zor durumda içmek için mutlaka bir zulanız vardır. rüyanızda içtiğinizi görür mutlu olursunuz. sizin için alkol hep birinci önceliktir. öyle akşam olsa da içsem demez her saat içebilirsiniz. tekel bayilerine sıksık hesap yazdırıp ödeyemeyince başka bir bayiye gitmeye başlarsınız. el titremesi, anksiyete, bulanık zihin daime sizinledir. bunlar geçsin diye içmek zorunda olursunuz. sevdiklerinizi çok özlersiniz ama alkollü şekilde yanlarına gitmeye utanırsınız, sonuçta gidemezsiniz çünkü alkollüsünüz. alkolizm insanı gerçekten tamamen kendi tarafına çeken bir olgudur. bakmayın ergenlerin bir oturuşta bir büyük içtim övünmelerine, bu bir alkolik için hemen kapatmak isteyeceği konudur. çünkü siz bunu öğlen saati alkoliğe anlatırken o çoktan içmiş ama size çaktırmamaya çalışıyordur. her bağımlılık kötü ama alkolizm daha kötüdür.
devamını gör...

yaklaşık olarak 20 senedir oynadığım oyun. özellikle öğrencilik yıllarında ve sonrasında uzun süre keyif alarak oynadım. çok sağlam oyuncular tanıdım. oyun benim için resmen saplantı haline gelmişti. öğrenciyken okul biter bitmez, iş hayatı başlayınca da işten çıkar çıkmaz soluğu ''go'' tahtasının başında alıyordum. tahtanın başına oturunca, günün zihinsel yorgunluğu bir anda uçup gidiyordu. oysa ''go'' oynayanların da bildiği üzere zihninizi azami düzeyde yorduğunuz bir oyun. buna rağmen tahtanın başına oturduğum vakit kendimi hafiflemiş hissediyordum. benim üzerimde böyle bir etkisi vardı.

şimdilerde ise aile efradı ile oynuyorum. tabiri caizse halı sahada maç yapan eski futbolcular gibi olduk. vakit ve rakip yoksunluğu bunun en temel sebebi oldu.

yukarıda bir arkadaş yazmış. evet ''go'' savaşın ta kendisidir lakin aynı zamanda tevazunun strateji oyunlarındaki vücut bulmuş halidir. farklı seviyelerdeki oyuncular aynı masaya oturup, kafa kafaya oyunlar çıkarabilirler. zira siz ya da rakibiniz oyun seviyenize göre birbirinize avans verebilirsiniz. ben iyi oynarım seni yenerim küstahlığını ''go'' oynayanlarda pek göremezsiniz.

satranç kibrin ve zekanın karışımı bir oyunken. ''go'' tevazunun ve zekanın tek potada eritildiği bir oyundur.

strateji oyunlarını sevip de, bugüne kadar ''go'' tahtasının başına oturmamış olan arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir. deneyin, kesinlikle pişman olmazsınız.
devamını gör...

bir filmde sepsisli bir hastaya birkaç hafta ömrü kaldığının söylendiğini görmüştüm.halbuki sepsiste değil haftalar,hastanın saatleri bile yoktur.tedavi sürecinde neredeyse dakikalarla yarışılmaktadır.

ekleme:sepsis, dünyadaki en önlenebilir ölümcül hastalıktır. yılda 47-50 milyon kişiyi etkiler; en az 11 milyon kişinin ölümüne sebep olur.
sepsis,direkt enfeksiyon nedeniyle değil; bağışıklık sisteminin verdiği aşırı yanıttan dolayı ortaya çıkan bir tablodur.
toplum kaynaklı sepsisin en sık nedeni pyelonefrittir.
sitokin fırtınası başladıktan sonra sepsis tedavisi vermenin pek bir anlamı kalmaz.
devamını gör...

parlamenter sistemde devlet başkanı ve hükümet başkanı ayrı kişidir. yani tarafsız, partisiz bir cumhurbaşkanı ve başbakan vardır. yürütme organı meşruiyetini yasama organından almaz.

parlamenter sistem meşruti monarşi ve parlamenter cumhuriyet olmak üzere iki şekilde görülebilir.
devamını gör...

okulun yeni çocuğu gibi her gördüğünüzle tanışmak/tanıştırılmak zorunda kaldığınız gün. kalabalık bir yerse yandınız. tanışma faslı asla bitmiyor. gözler de hep üzerinizde. herkes bir tarafa çekmeye çalışıyor. yazarken daraldım.
devamını gör...

(bkz: mirket)
şu tatlılığa bakar mısınız?
<3
devamını gör...

çok uzun zamandır var olup da henüz fark edilmemiş geometrik şeklin keşfi bilim dünyasına bomba gibi düştü. bilim insanları, epitel hücrelerin matematikçiler tarafından tanımlanmış bir şekle büründüğünü gördüler. hafif bir eğime sahip iki kenarı olan ve bir köşesi kesilmiş bir prizmayı andıran bu şekle scutellum ismini taşıyan bir böceğin üçgen şeklindeki toraksından esinlenerek “scutoid” adını verdiler.
--- alıntı ---

kaynak: özçekim dergisi, eylül-ekim 2018, sayı 7.

buradan

dilerseniz yukarıdaki linkten barış özcan’ın bu yeni geometrik şekil hakkında çektiği videoyu izleyebilirsiniz.
devamını gör...

markete girip cipsi-kola-çekirdek ''üçlü koalisyonumuzu'' almak için yeltendiğimde kavradığım ürünler...
2.5 litre kola 7.50 türk lirası, 4,75 ruffles(107 gram), tadım tuzlu çekirdek(180 gram), 10 türk lirası.
20'lik ve 5'lik banknot verip, geriye 2 lira 75 krş aldığım şok alışveriş anım...
devamını gör...

geniş caddeleri, palmiyeleri ve yelkenlileriyle farklı bir gezegen. türkiye'nin muz, çilek ve narenciye birincisi.
devamını gör...

birçoğumuz gibi içimde * 2 kişi var ve bu kişilerin düşünceleri tabii ki birbirinden 180 derece farklı.

mesela üst kattan, gecenin bir yarısı gelen gürültü patırtıyı duyduğumda, şöyle sol omuz üzerimden bir ses "çık yukarıya, kapıyı açar açmaz beyzbol sopasıyla yüzünü dağıt!" diyor. sağ yandan gelen fısıltı ise "kulaklığın gevşemiş. biraz daha içeriye doğru itele ve uyumana bak!" diyor.

mesela dolmuşta birisi telefonla bağıra bağıra görüşme yaptığında bir ses "hava sıcak, kapı açık gidiyoruz. itiver şunu aşağıya!" diyor. diğer ses "müziği biraz daha aç da duyma!" diyor.

mesela birisi özel mesaj atıp hakarete ya da tacize varan boyutlarda bir şeyler yazdığı zaman bir tarafım "git nickaltına, nasıl biri olduğunu anlat da millet de ona göre muhatap olsun!" diyor. diğer tarafım "engelle kızım, üzerine sıçratma!" diyor.

bir yanım "uslu uslu yaşa hayatını, sakin ve düzenli ol!" derken öte yan hep "it ayağı yemiş gibi gez toz, canın ne istiyorsa düşünmeden yap!" diyor.

...

ne yapıyorum? hep sakin olan tarafın lafını dinliyorum ve hayatıma bir şekilde kıyısından köşesinden girmiş olan bazı insanlara da diyorum ki "dua edin de günün birinde soldaki sesin sahibini dinlemeye başlamayayım!"...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim