27 mayıs 1960 darbesinden bir buçuk yıl sonra kurulan hükümeti sarsan olaylardan birinin başrolü, adalet partisi zonguldak milletvekili. 28 ocak 1962 gecesi, parlamenterlerin lokali durumundaki anadolu kulübü'nde eğlenirken yan masadaki iller bankası genel müdürü selahattin babüroğlu'yla aralarında bir itiş kakış yaşanır. daha taraflar sakinleştirilememişken beşer'in subay karılarına ağır bir küfür ettiği (rivayete göre "subay karılarını s..... etme cemiyeti kurdum" demiş, başka bir kaynaksa "güzel karılarla oturuyorsun nerden buluyorsun bunları" sorusuna "subay karıları kızları onlar" demiş) tüm ankara garnizonlarında yayılır, silahlı subaylar fellik fellik beşer'i aramaya başlar. nuri beşer iki hafta boyunca saklanarak yaşar, en sonunda dokunulmazlığının kaldırılacağı gün meclise gider ve emniyete teslim olur. bir ay sonra ilk kalkışmasını yapacak olan talat aydemir'in en önemli bahanelerinden birinin kahramanı olacaktır...

peki kimdir bu nuri beşer? nuri beşer sendikacı kökenli bir milletvekilidir. 1922'de erzincan eğin'de doğar. fakir bir aileye mensup olan beşer, ilkokul çağlarında geldiği istanbul'da bir karyola fabrikasında 11 yaşında çalışmaya başlar. bir yandan çalışır bir yandan da sultanahmet'teki sanat okulunu bitirir. henüz 17 yaşında mke'de tesviyeci olarak işe girer. askerlik dahil yedi yıl mke'de çalıştıktan sonra da 1946'da haliç tersanesine transfer olur.

nuri ustanın haliç tersanesinde iş başı yaptığı dönemde artık demokrat parti kurulmuş, "yeter söz milletindir" sloganıyla seçimlere gitmektedir. seçmen zaten tek partiden, 2. dünya savaşı'nın hayata yansıması olan kıtlık ve baskıdan bıkmıştır. ancak nuri beşer'e göre yeni partinin o yıllarda en tanınan ismi olan celal bayar'ın başbakanlığında 3008 sayılı iş kanunu'nun çıkması da onu proletarya arasında popüler biri yapmaktadır. o yıllarda kit'lerde bile koşullar oldukça kötüdür:


...bu dönemde işyerlerinde çok katı bir hiyerarşi vardı. en üstte memurlar, altında ustabaşları ve en altta "amele" bulunurdu. ustabaşı hükümdar gibiydi. 3008 sayılı iş yasası vardı, ancak ikinci dünya savaşı nedeniyle uygulanmıyordu. dp kurulduğu andaysa partinin iktidar olacağı belliydi, sadece işçilerin yüzde 85'i demokrat partiliydi, birçok ocak başkanı da işçiydi. abdullah baştürk bile dp'de ocak başkanlığı yaptı...


nitekim nuri beşer de demokrat parti'nin nişantaşı mahalle ocağının kurucuları arasında yer alır. partide samatya bucak başkanlığına (o yıllarda bucaklar ve köy-mahallelerde ocaklar, partilerin ilçe altı örgütlenmeleri oluyor) kadar yükselir.

proletarya, hem değişiklik isteği hem de grev ve sendika haklarını tanıyacağı vaatleri üzerine dp'ye oy vermeyi uzun yıllar sürdürecek, 1959'da ismet inönü'nün konvoyuna topkapı'da saldıran güruh arasında da pek çok paşabahçe şişecam veya beykoz kundura fabrikalarında çalışan işçiler olacaktır. grev hakkı 1961'e kadar tanınmaz gerçi, ancak daha dp iktidara gelmeden chp hükümeti sendika hakkını verir, sendikalar örgütlenmeye başlar. önce her işyeri ayrı ayrı sendikalaşır, sonra tekel, denizcilik bankası, şeker endüstrisi, sümerbank fabrikaları gibi birden fazla fabrikaya sahip işyerleri sendika federasyonları kurar, 1953'teyse ülkemizin ilk ve müesses nizamla en yakın sendikalar konfederasyonu, darbelerde disk yasaklanırken o darbe danışma meclislerinde temsil edilmiş türk-iş kurulur. 1948'de liman-dok işçileri sendikasının (dok gemi iş), 1951'de istanbul sendikalar birliği'nin kurucuları arasında yer alan nuri beşer bu süreçlere de katılır. 1957'de de türk-iş genel başkanlığına seçilir. şüphesiz politik kimliği bu göreve gelmesinde etkili olmuştur, zira seçimlerde aday olamasa da aday adayı olmuş, ayrıca dp mitinglerinde konuşmalar yapmıştır. ancak türk-iş genel başkanlığı sırasında menderes'le tartışmaları da olur. yine de 27 mayıs'a zemin hazırlayan 28 nisan 1960 olayları esnasında menderes'e "memleket meseleleri sokakta çözülemez, bu konuda size duyulan tepkiyi tasvip etmiyorum" gibi bir telgraf çektiğinin duyulması üzerine, ihtilali müteakiben türk-iş kendisini ihraç eder.

1961 ekiminde, artık menderes'lerin idam edildiği ve seçimlere gidileceği bir dönemde nuri başkanı (zira artık nuri usta değil, profesyonel bir sendikacıdır) adalet partisi kurucuları arsında görürüz. o yıllarda henüz ecevit'in kalesi olmamış, ereğlili politikacı kemal anadol'a göre ap il merkezinde "demokratların kalesidir" yazan zonguldak'tan aday olur, meclise girer. seçimlere göre birinci parti chp'dir, ancak 27 mayıs'a karşı tepkileri ustaca kullanan ve kendilerini dp'nin varisi olarak tanıtan yeni türkiye partisi ve adalet partisi oldukça güçlü bir şekilde meclise girmiştir. hassas dengeler üzerinde, intikam isteyen adalet partisi'yle darbeden sorumlu tutulan chp koalisyonu kurar. üç buçuk ay sonra da ilk paragrafta anlattığımız olay patlar.



kimse kurtaramadı beni, bana selam vermeye korktular. 14 gün ankara'da her gece bir ev değiştirdim, 14. gün meclise gittim, savunmamı yaptım ve merkez cezaevine teslim oldum...

diye mehmet ali birand'a olayı anlatan beşer, bir yıl hapis ve 4 ay tatvan'da sürgünle cezalandırılır. cezasını bitirdikten sonra siyasete dönemez, zira partisi bile ona sahip çıkamayacaktır. eski sendikası liman-dok iş kendisine sahip çıkar, müşavir olarak işe alır. 1963 yılında pendik'te bindiği taksinin üstüne bir cemse biner. tüm kemikleri kırık da olsa mucize eseri hayatta kalan, aylarca tedavi gören nuri beşer askeriyeyi mahkemeye vererek tazminat kazanır, tazminatıyla evinin kooperatif taksitlerini peşinen öder.

2013'te sessiz sedasız vefat eden nuri beşer, 1989'da türkiye'nin en önemli işçi sendika uzmanlarından, odtü iktisat bölümünde yarı zamanlı öğretim üyesi yıldırım koç'a konuşmuş, yıldırım hoca da beşer'le evinde yaptığı röportajı hem youtube'a koymuş hem de buradan aldığı notları "türk-iş tarihinden portreler" çalışmasında kullanmıştır. işbu girdide de genel olarak bu kaynaklardan ve 32. gün kapsamında yapılan ünlü "12 mart: ihtilalin pençesinde demokrasi" belgeselinden faydalanılmıştır.
devamını gör...

hikayeye göre bir toplantıda, ernest hemingway’den hiç hazzetmeyen ve de kıskanan edebiyatçılar hemingway’e ne derece yetenekli olduğunu sorar. hemingway '’senin hayal bile edemeyeceğin kadar.’' diye yanıtlar. akabinde muhatabı ise, 10 kelimeyi geçmeyen, etkili bir hikaye yazıp yazamayacağını sorar ve ekler '’eğer bunu yazmayı becerebilirsen, ve buradaki herkesi derinden etkilersen yeteneklerin önünde saygıyla eğileceğim.’' 10 kelimeye bile ihtiyaç duymayan hemingway bir dram öyküsü yazar. orada bulunan herkesi etkileyen bu hikaye aynen şöyledir;

sales baby shoes. never worn.
satılık bebek patikleri. hiç giyilmedi.
devamını gör...

efenim kaset doldurtmak için paranız yoksa veya radyoda çok beğendiğiniz bir şarkı çıkıyor ama şarkıcının ya da şarkının ismini bilmiyorsanız (yabancı radyo kanallarını yeni yeni keşfediyorduk, e ortaokul ingiliccesi de fayn tenks end yu kıvamında) radyoda çalan şarkıyı hazır ettiğiniz kasete kaydederdiniz. peki bu kayıt olayı nasıl oluyordu. öncelikle efendi gibi gidip kasetçiden 60'lık,90'lık boş bir kaset alabilirdiniz. elbette bu tercih edilen yoldur. ama yok kasete de para vermiyim derseniz evde çekmecelerde bulunan babanızın eski kasetlerine göz dikerdiniz. bu kasetler tabi yanlışlıkla (ya da bilerek) silinmesin diye kayıt yapılması için gereken bölüm boş olurdu. bu minicik boşlukları kağıtla doldurduktan sonra kayıt için hazır hale gelirdi.
ama öyle indir-belgelerim-müzik kolaylığında değildi tabii bu işler. öncelikle zamanlamayı iyi ayarlamanız gerekiyordu. bu da saatlerce radyonun başında eller record düğmesinin üstünde beklemek anlamına geliyordu ayrıca şarkı tam bittiği anda kaydı bitirmek için de iyi reflekslere ihtiyacınız vardı ama neyse ki mario sayesinde hepimiz süper keskin reflekslere sahiptik. bir diğer zorluk radyoların çoğ afedersiniz götlük yapıp şarkının en tatlı yerine a-a-a-aşk fm gibi "bu şarkıyı bizim radyodan indirdin olm öyle beleşe şarkı yok, kasetten dinlerken de hatırla bunu" damgası vurmasıydı. maalesef bu konuda yapabileceğiniz bir şey yoktu. bir diğer sıkıntı eğer eski bir kaset kullanıyorsanız nothing else matters bittiği saniye gel gel gümüle bızzzt diye bir şey duyulup and the story ends'e geçebiliyordu. ha üşenmeyip önce boş kayıt yaparak kaseti tamamen silebilirdiniz elbette ama aynı kasete iki-üç kere kayıt yapılması kaseti bozduğu için pek tercih edilen bir şey değildi. sonuç olarak o zamanlar istediğin şarkıyı her an dinlemek öyle kolay değildi. o yüzden çok kıymetliydi.

emeğe saygı lütfen!
devamını gör...

bizim de yok güzel kardeşim, merak etme denesi cümle. bir şeyler dönüyor da hayırlısı bakalım...
devamını gör...

devamında eller yukarı donlar aşağı repliği gelebilecek olan söz öbeği.
devamını gör...

oxford sözlük pacifism kelimesini savaş dahil herhangi bir şiddetin hiçbir koşulda haksız olduğu ve tüm anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği inancı olarak tanımlıyor.
ilk defa fransız barış aktivisti, hukukçu ve yazar émile arnaud tarafından kullanılan pacifsm terimi 1901'de glasgow'da evrensel barış kongresinde diğer aktivistler tarafından da kabul edilmiştir.
pacifism genelde passivism ile karıştırılmaktadır. pacifism aktif olarak barışı savunmak ve savaşa karşı çıkmak anlamına gelirken, passivism gerek politik gerek ise diğer alanlarda eylemsizlik anlamına gelmektedir.
pasifizm kendi içinde belli gruplara ayrılır. bbc sitesinde pasifizm 4 temel grupta ele alınmış. buradan
absolute pacifism - mutlak pasifizm : kendini savunma amaçlı olsa bile savaşın ve şiddetin ahlaki olmadığını savunur.
conditional pacifism - şartlı pasifizm : şiddeti önlemek, kendini savunmak, daha fazla şiddeti ya da daha kötü sonuçları önlemek adına belli şartlar altında sınırlandırılmış: ölçülü savaşın veya şiddetin kabul edilebilir olduğunu savunur.
selective pacifism - seçici pasifizm: sadece nükleer silahlar gibi toplu yıkıma neden olacak savaşlara karşıdırlar.
active pacifism - aktif pasifizm: politik anlamda savaşın durdurulması ve barış anlayışının yerleşmesi için aktif olarak çalışmanın gerekliliğine inanan pasifizm anlayışıdır.
pasifizm felsefesi ve inancı bugün kişisel inançlar anlamında ele alınmaktadır ve vicdani ret hakkının temelini oluşturur.
insanların askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı insan hakları kapsamında ele alınır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafa sözlük moderatörlerinin valhallası olan mekandır. en soldaki ben.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yönetmenliğini andrew niccol'un yaptığı 2011 yapımı bilim kurgu - gerilim filmi. başrollerinde amanda seyfried, justin timberlake, cillian murphy gibi isimler var.

--! spoiler !--

will salas, bir hata sonucu cinayetten hüküm giyer ve hapishaneden kurtulmak için, sistemi çökermek amacıyla şansını sonuna dek zorlayacaktır. sistem dediğim şey, zamanın satın alınabilir bir şey olduğu bir dünyadır. parası olanın zamanı satın alıp sonsuza dek genç kaldığı bu sistemde, fakir ve güçsüzler ölüme mahkûmdur. üstelik onların yaşayamadığı yıllara karşılık gelen zaman da başkalarının ömrüne eklenmektedir.

zamanın, hırsızlar tarafından çalınabilen bir şey olduğunu düşünün... işte salas, bu sisteme baş kaldırmayı kafasına koymuştur.

--! spoiler !--

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birmingham sarayı'nda konulu bir yetişkin filmi çekersem bu ismi vereceğim: "everyone came but the sir came a lot" *

t: adını her gördüğümde fonetiğiyle okuyup gülmeme sebep olan yazar kişisidir. takipteyiz.
devamını gör...

kafa filmler radyo programını hazırlayıp sunan yazarımız.radyo programınızdan sonra aklıma geldi,modorotörlerle konuşup şu imdb puanı gibi
1 den 10 na filmlere oy verebileceğimiz bir alan yaratsanız ne kadar güzel olur,gerçek izleyicinin verdiği puanlar film seçme karmaşasında bizlere baya bir zaman kazandırır.
devamını gör...

acı çeken bir gencim kitabımı yazmışlar...
devamını gör...

atatürk'ü sevmemesi.
devamını gör...

neden bu kadar kötü konuşuluyor anlamıyorum. ne bekliyorsunuz? adamların çok mu deneyimi var? yapıcı eleştiri yapsanız ne olur sanki... biraz dağınık sadece ama zaten konsept de biraz dağınıklık üzerine sanırsam. yine de dayanılamayacak bir şey yok. vaktiniz yoksa dinlememek elinizde. ben sözlükte gezerken tanım girerken dinliyorum kafam dağılıyor. zamanla daha keyifli hale gelecektir eminim.
devamını gör...

bekçi olabilirler. işsizler zaten. boş boş dolaşıyorlar.
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın diğerleri.

biz aşığız şükür, bu bakışların başka bir anlamı olamaz çünkü. bugün başka edebiyat yok, ben de seni ay lav yu türkan!
gerisi hep aynı, çay, çorba, sıcak!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bizim hanım elinde telefon, sözlüğü karıştırıyordu. bu başlığı gördüğü gibi, çantasını alıp fırlayarak, ben birazdan gelirim hayatım dedi. nereye diye sordum. adliyede küçük bir işim var diye cevapladı. sanırım boşanma davası açacak. allah sizi bildiği gibi yapsın! yıktınız gül gibi yuvayı. hepinize hayırlı cumalar...
devamını gör...

ingilizce kökenli bir sözcük. etrafımızda olan her şeye etki edebileceğimizi ve dünyayı değiştirebileceğimizi düşünmemizi sağlayan manevi güç anlamına gelmektedir.
devamını gör...

evet efendim süngerbob çorabı giyen yiğit'in de belirttiği gibi hunidaşlar kulübü misyonunu tamamlamış bulunuyor. beceremedik biz bu işi! kimse kimsenin arkasından atıp tutmadı. gıybet deryasında filikalarını yüzdüremedi. kimse kimseyi yıkayıp, yağlayamadı. ve yine kimse kimseyi kendi nickaltına bağlayamadı(!) bir çıkar birlikteliğinden çok şer birlikteliğine dönüştük (!) gruplaşamadık bir türlü. maymun edemedik birbirimizi. adabımız baki kaldı. şöyle iç çatışmalar yaşayıp, ortalığı bizde kana bulamak istedik ama malzeme belli! olmadı/olamadı bir türlü.

sözlükte son olanları görünce;
vış anaaaam çektik,
demeğ böyle oluyormuş grup dedik
namıssızlar yere göğe yıkama yağlama çekmiş
tüh! tüh! tüh! şu olanlara bah hele
tövbe diyim cenneti alâdan köşe
bolluğundan yalakalığı olağan etmişler
kankalık mı, ne? üzerindeki yapışkan şeye bak hele
illa şu yaşanan drama takıldı nefsim
yalağı bilem mermer taşından
yasah mı acep, şurada bir çimsek?
bizde hunileri şöyle yapışkan eylesek...
vışşş anaaaamm gonah didin mi böle olacah kellim...
nickaltında direh, damında sancağğğ!
kimlerin ola ki bu gruplar hemşerim?
neyse toz olalım biz burdan...
nickaltlarında karnı tok, sırtı pek,
yeni av bekleyen kapıcı kuşlar,
selam olsun hepinize...
dikkat edin oturmayın yere bıraktığımız hunilerimizin üzerine!

sürç-i lisan ettiysek affola!

eyvallah

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

balkon camını silerken eliniz yetişmiyor mu? sevdiceğiniz yardım etmiyor mu? o zaman bergen kankinizden bir tüyo: bezinizi çekpasın üzerine ahan da böyle yerleştiriyosunuz ve siliyosunuz! tertemiz oluyo! (boya lekeleri için suçlamayınız!)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim