ve şimdi,
bazı iyi niyetlerimi,
bazı iflah olmaz hoşgörülerimi
ve bazı affetmelerimi yargılıyorum.
ve onları idama mahkum ediyorum.
cellat, elini çabuk tut!
bir daha görmek istemiyorum yüzlerini.
devamını gör...

akıcı sohbetleriyle kendilerini dinleten bir podcast olmuş. keyifli.
devamını gör...

maymunlar gezegeni, yazar pierre boulle tarafından insan ile hayvan korku ile aklın yarattığı ikiliği ustaca kaleme aldığı bir eser.
maymunlar cehennemi filmine ilham veren bu kitap oldukça akıcı ve farklı bir konuyu anlatıyor. ayrıca kitabın önsözünü yazan çevirmenin yazısı da ilgi çekici ve çok güzel.


kitapta profesör, gazeteci ve öğrenciden oluşan 3 kişilik bir grubun uzayda yaptığı bir geziden ve dünya'ya çok benzeyen "soror" gezegenine gitmeleri ile olaylar başlıyor. bu gezegende de insanlar yaşıyor ama tek bir farkla. insan gibi değil tıpkı bir hayvan gibi. dilleri, giysileri, kültürleri olmayan hayvan insanlar. bu gezegende hüküm sürenler ise maymunlar. insan gibi konuşan,giyinen ve davranan maymunlar. insanları köle olarak ve birer denek olarak kullanıyor. tıpkı pavlov'un köpeği gibi davranışlarını inceliyorlar. işte bu gezegene gelen bu 3 kişiden gazeteci olan ulysse etrafında olaylar dönüyor. köle olması ve vahşi bir insan olan nova ile aynı kafeste yaşaması. gezegendeki maceraları ve kurtuluşunu! anlatıyor.

kitabı okurken maymunlar gezegenindeki maceraya siz de katılıyorsunuz. en çok dikkatimi çeken ve üzen bölüm profesörün de insanlığını kaybedip hayvanlaşması. diğer dikkat çekici yer aslında sadece dünyamızda ayrımcılığın olmadığını, maymun olsalar dahi ırklarına göre nasıl da ayrıştırıldığına şahit oluyorsunuz. ayrıca kitap, hayvanları denek olarak acımasızca kullanan insanoğlu için empati kurabilme hayvanları anlayabilme duygularını da hissettiriyor.
devamını gör...

hem parantez içindeki ifade hem de simge evet bence de fazla, bu yeni uygulama parantez içindekini kaldırmak içinse iyi bir fikir. zira, bir diziye, kitaba gbkz verirken yanındaki parantez içindeki ifadeyi de yazmak lüzumu doğuyor ki bu da yeni tanımı çirkinleştiriyor biraz.
devamını gör...

onların arasından benim tek bildiğim, kalender kardeşimdir.

ama yarın birgün lucifer'ı falan affetmek gafletinde bulunmasınlar reca ediyorum kendilerine.*

edit: meğer ben bunu dediğim sıralarda, yoldaş çoktan af fermanını imzalamış lucifer'ın. #457395

vay anasını sayın seyirciler vay.*
devamını gör...

2018 yılında vizyona giren ölümlü dünya filminde ailenin işlettiği lokantanın adıdır. radyoda yayınlanan ve akıllardan çıkmayan jingleları vardır. film ve filmdeki replikler unutulmadığı gibi (ilhami abi sen söyle ben başka bir ilde miyim?) bu güzide lokantanın da adı unutulamaz.
devamını gör...

toplu taşımada yer verenler oluyor.
devamını gör...

gomercan'ın seslendirdiği türküyle arşa çıkan yayın*.
devamını gör...

gruppe 47 yazarlarından biri olan ve ikinci dünya savaşı sonrası alman edebiyatına büyük katkı sağlamış siegfried lenz'in 1968 yılında yayımladığı eser. lenz savaş sonrası boşluğa düşmüş bir ülkede doğdu ve ikinci dünya savaşının oluştuğu şartları deneyimledi; bu eserde de bunun izlerini bunu deneyimlemiş biri olarak oldukça gerçekçi bir biçimde aktarmış. savaşın geride yalnızca ölüm ve yıkım değil; ağır travmalar, toplumda ve toplumu oluşturan bireylerde geri dönülemez yıkımlar bıraktığını olabilecek en sade ve savaştan en az şekilde bahsederek yüzümüze çarpıyor lenz. siggi jepsen karakterinin bakış açısından nazi zulmünün yalnızca insana değil sanata karşı da ne kadar baskıcı bir tutum izlediğini okuyoruz. her şeyin başlangıcı yalnızca küçük bir cümle; "die freuden der pflicht" (alm. görev şevki)

sadece bir cümle bizi küçük bir kasabanın, otoriter bir babanın, baskıya uğramış bir sanatçının ve kendi iç çatışmalarında debelenip duran ana karakterin dünyasına götürüyor. hiç savaştan bahsetmeden savaşın yıkımını anlatmanın romanıdır bu.

eser dilimize almanca dersi olarak ayşe sarısayın tarafından çevrilmiştir. ek olarak; eser christian schwochow tarafından 2019 yılında çekilmiş bir filme de sahiptir.




weißt du, was sehen ist? vermehren. sehen ist durchdringen und vermehren. oder auch erfinden. um dir zu gleichen, musst du dich erfinden, immer wieder, mit jedem blick. was erfunden wird, ist verwirklicht.

devamını gör...

tokalaşmaktan nefret ediyorum arkadaşım ben sağ elimle tam olarak kontrol sağlayamıyorum, sol elimle tokalaşmak istiyorum neden sağ ile tokalaşıyoruz diye beni isyan ettiren olay.
devamını gör...

stephen king'in green mile adlı romanından uyarlanan, 1999 yapımı oldukça uzun dram filmi.
evet çok uzun ama 6 saat de olsaydı izlerdim diye düşünüyorum.
stephen king'in romanı yazarken esinlendiği gerçek hikaye şudur:
"

george stinney jr. abd'de 20. yüzyılda ölüme mahkum edilen en genç insandı. elektrikli sandalye ile infaz edildiğinde sadece 14 yaşındaydı.
stinney, 11 yaşındaki betty ve 7 yaşındaki mary olmak üzere iki beyaz kızı öldürmekle suçlandı ve mahkemeye çıkarıldı.

kendisini savunacak bir avukatı yoktu... mahkemedeki jürinin tümü beyazdı. duruşma sadece 2 saat sürdü ve 10 dakika içinde karar verildi: ölüm...

infazdan önce george stinney, ailesini görmeden 81 gün geçirdi. şehrinden 80 km uzaktaki bir cezaevinde, tek kişilik hücrede tutuluyordu.
infaz edildiği güne kadar elinden incil'i hiç bırakmadı ve masum olduğunu söyleyerek beraat etme umuduyla günlerini geçirdi...
derken bir sabah hücresinin demir kapısı son kez açıldı... küçük çocuğu alıp karanlık bir odaya götürdüler... demir bir sandalyeye oturtup kafasına elektrotlar bulunan bir kask geçirdiler...
ardından bir cellat şalteri indirdi... 5 bin 380 voltluk elektrik akımı kafasından girip ayak parmaklarından çıktı... george stinney jr.'nin kısa hayatı elektrikli sandalyede son bulmuştu...

bu acıklı olayın ardından tam 70 yıl geçti... güney carolina'da bir yargıç, george stinney'in masum olduğunu çok geç de olsa kanıtladı... aslında kanıt çok basitti. iki kız, kafalarına 19 kiloluk bir cisimle defalarca vurularak öldürülmüşlerdi...
oysa cılız ve çelimsiz bir çocuk olan stinney'in o cismi kaldırıp hızla vurabilecek kadar gücü, canı yoktu... bu mümkün değildi... siyah olduğu için en baştan suçlu görülmüştü... kim bilir belki de gerçek suçluyu saklamak isteyen birileri onu ortaya sürmüştü..."
devamını gör...

o sarı bez bulaşık bitince düzgünce katlanır. lavabonun kenarına konur çünkü bu temizliğin bittiğinin göstergesidir. olmazsa olmazlarımızdandır.
devamını gör...

şöyle ki siz onu takip ederseniz sayı 1 olur. ve artık ciddiye alabilirsiniz. benim 45 tane var. ama onlara insan gözüyle bakıyorum. sayı değil. sayılar nefes almaz.
devamını gör...

vatanını milletini seven nadir solculardan birisiydi. saygıyla anıyorum.
devamını gör...

pardon ama kadınların uğradığı haksızlıklara laf çıkarmayanlar neden çıkaranlara bu kadar tepkili? evet yasa önünde iki cins eşit gözükebilir ama toplumda (hele türk toplumunda) kesinlikle öyle görülmüyor. daha sonra cinsiyetçi başlıklara tepki verilince direkt bir atarlanmalar kızın tipine olsun karekterine olsun birçok şeye laf etmeler. yetmiyor kendi içlerinde o kadar kuduruyorlar ki gelip kızın başlığına saçma sapan tanım yazmalar falan neyin tripleri? belki kadın güzellemesi yapıyor olabilir (ki yapmıyor gayet doğruları söylüyor) yanlış düşünüyorsun dersin eleştirir geçersin. bu kadar tepki yalnızca kendi içinizdeki özgüvensizlikten geliyor. ayrıca bu tiplerin her gün her yerde erkek güzellemesi yapması da ayrı bir ironi.
devamını gör...

farkındalık sahibi olan ve kimseye minnet etmeyen insandır.
devamını gör...

modası hiç geçmeyen, her izlendiğinde insana eski güzel zamanlar nostaljisi yaşatan bir yeşilçam klasiği.
devamını gör...

az önce bir araştırma konusunda denk gelip yazılarını okuduğum başlıktır.
nevşehir'in 18 km kuzeyinde olan avanos'un antik dönemdeki adı venessa'dır. çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği hititlerden beri süregelmektedir. kızılırmak'ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır.
çömlekçilik:avanos'ta da hititler'den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir.bu el sanatı kavimden kavime,babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir.
özellikleri:ürgüp, göreme gibi kapadokya’nın üç turistik merkezinden biri olan avanos’un orta yerinden akan nice bilinmeyene sırdaş kızılırmak, tüflü kızıl toprağını asırlardır bir hediye gibi geçtiği yerlere bırakırken, aslında bir sanatın doğmasına da vesile olmuş. bu kırmızı toprak ve mil karışımıyla elde edilen seramik hamuruna avanoslu sanatçıların el emeği göz nuru değmiş ve dünyada nevşehir avanos çömlekleri denilince akla gelen bir yer haline getirmiş.

yapım teknikleri

1.çömlek hamurunun hazırlanması: avanos dağları’nın eteklerinden ve kızılırmak yataklarından toplanan yağlı ve yumuşak kil toprak, elendikten sonra suyla yoğurularak önce hamur haline getiriliyor. hamurun kullanıma hazır hale gelmesi için 1 hafta kadar bekletilmesi gerekiyor. yapılacak avanos çömleklerinin cinsine göre hamurun özellikleri de değişiyor. toprağın sertliği veya yumuşaklığıyla, içerdiği silisin pişirme ısısına tepkisi hamurun niteliğini belirliyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2.hamura şekil verme aşamasında: birkaç yöntem uygulanıyor. seri üretim ve çok parça çanak çömlek üretimini hızlandırmak için tabak gibi düz parçalar çark yerine, çarka eşdeğer bir makineyle şekillendirilebiliyor. ya da paris sıvası da denilen kalıp yöntemi uygulanıyor ki, sıvı hamur alçılı kalıplara doldurulup katılaşması bekleniyor.çömlekçi ustası özenle hazırladığı hamuru ayaklarıyla vurarak hızlandırdığı çarkına yapıştırdığı anda görsel şölen başlıyor. usta önce elleriyle hamura bastırarak, sonra başparmaklarıyla tam merkezden bastırıp içini boşaltarak hamuru bir forma sokuyor, son aşamada ise yarım ay şeklindeki metal parçayla karın oluşturup çömleğe dönüştürüyor. erbap elinden çıkan bir avanos çömleğinin yapımının tornada incelip yükselerek 4- 5 dakika sürüyor ama bazen elinize aldığınız ufak bir kasenin yapımı boyaması ve işlenmesiyle günlerce de sürebiliyor.
hamur ayakla döndürülen çark tezgahlarda şekillenirken, günümüzde elektrikle dönen çarklar da yaygın olarak kullanılıyor. avanos’ta çömlek yapım atölyelerine halk arasında ‘işlik’ ya da ‘çanakhane’ deniyor. işliklerin en önemli özelliklerinden biri ise toprak zeminli ve ışık almayan mekanlar olması. ve bu mekanlar genellikle kayalara oyulmuş mağaralar.

3. zırhlama ve perdahlama:şekil verilen avanos çömleklerinin kurutmaya geçmeden üstünün boyanmasına ve süslenmesine kapadokya’da ‘zırhlama’ deniyor. zırhlama yapıldıktan sonra çömlekler deri sertliği kıvamına gelene kadar 2 gün bekletiliyor. hamur henüz tam kurumamışken yüzeyinin parlatılmasına ise ‘perdahlama’ deniliyor ki, bu işlem sacdan bir aletle (masat) yapılıyor.

4.kurutma:çömleklerin 20 dakika güneşe çıkarılması nemin atılmasını sağlıyor. eğer güneş yoksa ‘yanalak’ da denilen işlik odalarında bir gün bekletiliyor. kulplu bir ürün ise kulpları takılıyor ve pişirme sürecine geçiliyor.
pişirme ve sırlama:avanos çömleklerinin kullanıma hazır hale gelmeden önce son aşaması fırınlanması ve sırlanması. kuruyan ürünler geniş küvetlere yerleştirilip ev eşyası olarak tasarlanmışsa 1.000°c’de, su geçirmez daha sert kaplar ise 1.400°c’ye varan ısılarda 1-3 gün arasında pişiriliyor ve fırın soğuyuncaya kadar da içinde bekletiliyor.
sırlama işlemini yapmadan önce ise toz kıvamında sır, inceltilmiş çakmaktaşı, kurşun oksit, feldispat gibi camsı maddeler suyla karıştırılarak sır eriyiği hazırlanıyor. pişmiş çömlekler bu eriyiğin içine daldırılarak tekrar fırınlanıyor ve çömleklerin yüzeyinde camsı bir görünüm de bu şekilde sağlanıyor.

turizm açısından
avanos’da çanak-çömleğinin kızılırmak kili kullanılmasından öte farklılıkları %50’sinin geleneksel yöntemlerle yapılması ve yerinden pazarlanmasıdır. üretim biçiminin yanısıra avanos’da çömlek atölyelerini farklılaştıran bir başka unsur da depolama, sergileme hatta ulusal ve uluslararası pazarlara yapılan toptan satışlar ile perakende satışların, üretimin yapıldığı mekânlarda yapılmasıdır. bunun bir nedeni avanos’da çömlek atölyelerinin ilk olarak yerleşme merkezinde kayadan oyma hacimlerde başlamış olmasıdır. bu kayadan oyma odaların bir ya da birkaçında geleneksel yöntemlerle ve babadan oğula geçen, usta-çırak ilişkisi içindeki üretim yıllar içinde süreklilik kazanmış ve aile işletmesi olarak gelişmiştir. geleneksel yöntemle yapılan üretimin sergi ve satışlarının özellikle bu ev atölyelerde yapılması turizm açısından daha özgün bir fizik mekan yapısı oluşturduğundan farklı bir yere taşınma gereği duyulmamıştır. üretimin artması ve yeni alanlara ihtiyaç duyulması halinde kayadan oyma mekanlarda tüf malzemesinin kazılmasıyla oda sayıları arttırılabildiğinden üretim yerleri ailelerin yaşadıkları evlerin önemli bir parçası haline gelmiştir. günümüzde özellikle avanos’un merkezinde yer alan bu konut atölyeler aynı zamanda sergi niteliği taşımakta ve neredeyse haftanın yedi günü çanak-çömlek üretimi, yerleşmeyi ziyaret edenlerin izleyebildikleri bir gösteriye dönüşerek devam etmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
avanos çömlekçiliğinin, fiziki mekan nitelikleri, sosyal, kültürel ekonomik yapısı, kısaca sahip olduğu kimlik bağlamında ülke bütününde önemli bir turizm bölgesi olduğu ve turizm açısından önemli bir el sanatı olduğunu düşünüyorum. zahmetli yapım tekniği ve el ustalığı ile yapılan çömleklerin ülkemizdeki önemini ve konumunu korumamız gerektiğini belirtmek istiyorum. ülke ekonomisi ,kültür ve turizm aktarımı, kendine has el işçiliği ile önemli bir konuma sahip olan avanos çömlekçiliği yapılan festivaller, gezi turları, sergi ve atölyeler ile devamlılığını sürdürmeye çalışıyor. turistlerin avanos yerleşim yerinde sürekli yaşamaları ya da sıklıkla ziyarete gelmeleri bölgenin ve avanos yerleşmesinin kültürel çeşitliliğine, ekonomik olarak zenginleşmesine, ve en önemlisi de bölgenin istihdam olanaklarının artmasına neden olmuştur. bir sonraki yıllara aktarımı ve devamlılığı böylelikle devam edecektir.
turizm açısından dikkat çeken “uluslararası avanos turizm ve el sanatları festivali” düzenleniyormuş bu *ek bilgiyi de eklemek isterim.
devamını gör...

artık gün içinde ne yapıyorsa yapsın aklının bir kısmı burada olup 'acaba şu an ne yazıyorlar? ' diyen yazarlardır. yazarların hiçbirini tanımasam da hepsinin çok iyi ve kafa olduğundan eminim. samimi insanlar ve samimi ortam bulmam kolay değil, bulunca da insan bırakmak istemez sahiplenir.
devamını gör...

uzatmamaya çalıştım..*

insanın fizyolojik ve ruhsal enerjisini yansıtan bir terim olan libido ile kişinin idealize edilmiş öz imajına ve niteliklerine egoist bir hayranlıkla tatmin olma arayışı olarak nitelendirilebilen narsisizm arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalıştığım bir başlıktır.* biraz da melankoliye girebilirim.* sizden gelecek fikirleri sabırsızlıkla bekliyor olacağım.*

şimdi siz de diyeceksiniz ki, taktı bu lanet tutankamonun libido da libido. her şeyle libido arasındaki ilişkiyi yazıp duruyor*. ee ne yapayım, yaşamımızı ve benliğimizi yönettiğimiz nükleer enerji kıvamında bir şey değil mi bu libido?* nevrozların* kaynağı, iyilik ve kötülüklerin temeli gibi bir şey.*

ego denen kavram, id* ile superego* arasındaki bir mekanizma gibi. heh şimdi, içimizdeki enerji dediğimiz libidoyu bir ahtapot gibi düşünelim. bunun kolları var. nereye sararsan oraya yönlendiriyor egoyu. bu yönlendirilen libidoya da obje libidosu deniyor.* mesela #361144 no'lu tanımda bahsettiğimiz bilim insanları obje libidolarını buluşlarına, eserlerine yönlendirmişler. benim gibi sıradan insanlar da bunu bazı özel insanlara ve eh biraz da işine yönlendiriyor. işte bunu bir insana yönlendirdiğimizde bunun adı aşk oluyor. amaa bu kolları kendi egomuza gönderdiğimizde bunun adı narsisizm oluyor. narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler libidolarını diğer kişilere yöneltemiyor. o yüzden aşık olmazlar. enerjilerini sürekli egolarını beslemek için kullanırlar.* onları beslemeyi bırakırsanız aslında onlar için hiçbir anlam ifade etmediğinizi anlarsınız. gerçekten çok tehlikeli kişilikler olduğunu düşünüyorum.

melankolide de şu şekilde oluyor mesela. kişi, obje libidosunu birine yönlendirmiştir ama o kişiyi kaybettiğinde bu sefer o insana yönelttiği kollarını kendi egosu içine yönlendiriyor. değer görmediğini düşünüyor. böylece aşık olduğu objenin kendisini kendi egosu içinde yapılandırmaya başlıyor ve ortaya depresyon, intikam ve belki intihar gibi düşünceler çıkmaya başlıyor. yani kişi egosu yüzünden kendine zarar veriyor.

ooooo çok uzatmışım. sonunu bağlayamadım şimdi heheh. eğer buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim