linç kültürü
çok tehlikeli bir silah halini almaya başladı. bir kez bir linç konusu olduğunuzda artık haklı veya haksız olmanızın bir önemi yoktur. her ihtimalde lose-lose durumu.
devamını gör...
afrika
yapılan çalışmalarla jeolojik kayıtlardan elde edilen bilgilere göre, bugün çöl olan kısımlarının bir zamanlar sulak olduğu bilinen kıta. o bölgelerde su aygırı, fil gibi birtakım hayvanlara ait kalıntılar elde edildiğini ve ormanlık alanların da yine insan eliyle yok edildiğini, bugün de aynı hataya devam edildiğini okumuştum.
***
bir başka büyük problemi daha var kıtanın: ikiye ayrılmaya başladı jeolojik olarak. 2006'da etiyopya'nın afar bölgesinde yarılmalar gözlendi:

bu durumun önceden beri tahmin edilmekte olan yeni okyanus oluşumunun ayak sesi olduğu düşünülüyor.
2018'deyse kenya'da bir başka yarık açıldı:

şu an için işler bununla da kalmamış ve 400 dereye varan sıcaklıkta dumanların yer yüzeyine çıktığı çok sayıda çatlak görülmüş kıtanın bazı yerlerinde. zaten volkanik aktivitesi bol olan, hareketli bir yerdir afrika.
bundan birkaç yıl önce de yerin altından, hiçbir deprem dalgasının sesine benzemeyen, gong vuruşu benzeri bir ses geldiği kaydedilmişti. ömrümüz yeter mi bilmem ama bizden sonraki kuşakların coğrafi haritası şu ankiyle aynı olmayabilir.
***
bir başka büyük problemi daha var kıtanın: ikiye ayrılmaya başladı jeolojik olarak. 2006'da etiyopya'nın afar bölgesinde yarılmalar gözlendi:

bu durumun önceden beri tahmin edilmekte olan yeni okyanus oluşumunun ayak sesi olduğu düşünülüyor.
2018'deyse kenya'da bir başka yarık açıldı:

şu an için işler bununla da kalmamış ve 400 dereye varan sıcaklıkta dumanların yer yüzeyine çıktığı çok sayıda çatlak görülmüş kıtanın bazı yerlerinde. zaten volkanik aktivitesi bol olan, hareketli bir yerdir afrika.
bundan birkaç yıl önce de yerin altından, hiçbir deprem dalgasının sesine benzemeyen, gong vuruşu benzeri bir ses geldiği kaydedilmişti. ömrümüz yeter mi bilmem ama bizden sonraki kuşakların coğrafi haritası şu ankiyle aynı olmayabilir.
devamını gör...
bıyıkları yeni terlemek
büyümek anlamına gelen sözdür sizin büyüdüğünüzü olgunlaştığınızı belirtir. vay bıyıkların terlemiş kocaman adam olmuşsun tarzında söylemlere maruz kalıyorsanız eğer bilin ki siz büyümüşsünüzdür . büyümeye başlıyorsunuzdur. size bunu haz etmediğiniz bir akrabanız derse sizde ona teşekkür ederim x amca seninde poponun kılları kadayıf olmuş diyebilirsiniz.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
bal porsuğu kitap yaz alalım, tv programı yap seyredelim, köşe yaz her gün okuyalım.
valla süper yazıyorsun kardeşim,allah nazardan saklasın ben sıkılmadan zevk ile okuyorum.
yaşım benim biraz buradaki genç arkadaşlardan fazla, sizi okurken çok mutlu oluyorum, bu kadar güzel yetişmiş gençlerimiz var, bunlara bal porsuğu örnek, kafa sözlükte gerçekten çok süper bilgi paylaşan bilgili yazarlar var.
hepinize teşekkür ediyorum.
bal porsuğu seni seviyorum kardeşim var ol.
valla süper yazıyorsun kardeşim,allah nazardan saklasın ben sıkılmadan zevk ile okuyorum.
yaşım benim biraz buradaki genç arkadaşlardan fazla, sizi okurken çok mutlu oluyorum, bu kadar güzel yetişmiş gençlerimiz var, bunlara bal porsuğu örnek, kafa sözlükte gerçekten çok süper bilgi paylaşan bilgili yazarlar var.
hepinize teşekkür ediyorum.
bal porsuğu seni seviyorum kardeşim var ol.
devamını gör...
sen okumuş adamsın bilirsin denince yaşanan tedirginlik duygusu
eğitimsiz kişilerin, üniversite mezunu şahsa siyaset ya da ekonomi hakkında kazık bir soru soracakları zaman kullandıkları kalıp ya da varsayım. insanı irkiltir. her şeyi bilmek zorunda mıyım arkadaşım, git başımdan ya.
devamını gör...
yoldaş'ın herkese madalya dağıtması
gecenin yüzü suyu hürmetine yapılması gereken hayırlı bir iştir.
devamını gör...
keşke konserine gidebilseydim denilen sanatçılar
ahmet kaya.
devamını gör...
hanım
yıldız kenter'in hanım isimli kedisiyle yaşayan eski bir istanbul hanımefendisini canlandırdığı, duygusal yoğunluğu yüksek bir filmi. yıldız kenter filmde olcay isminde bir piyano öğretmenini canlandırıyor. kenter, filmde tiyatro tarzı ile oldukça etkileyici bir aristokrat cumhuriyet kadınına hayat vermiş. dumlupınar faciasında şehit düşmüş subay kocasının ruhu, konağı arada sırada ziyaret edip olcay ile konuşuyor.
olcay'ın kızının ismi ülkü . kızı, annesi ile iletişimden uzak, vefasız, annesinden oturduğu konağı satmasını isteyen, kedileri sevmeyen, eşinden ayrılıp genç bir adamla birlikte olan kadın rolünü oynuyor. damadı agah ise, olcay'a kızından daha yakın, sevecen ve insani davranan bir karakteri canlandırıyor.
olcay hanım, kanser hastalığına yakalanmış, utandığı için de jinekologa gitmemiş, ama böyle olunca da hastalığı metastaz yaparak bedenini sarmış, neredeyse günleri sayılı. yalnızlığı paylaştığı ankara kedisi olan hanım'a da bakabilecek birini arıyor. filmin diğer karakter oyuncusu eşref kolçak da necip isimli tekne kaptanı rolünde. olcay hanım'ın kedisi gibi, necip kaptan da emektar çatana teknesine sıkı sıkıya sarılmış. olcay hanım'ın dostu olan kaptan, kedilerle pek arası olmamasına rağmen de olcay öldükten sonra hanım'a sahip çıkıyor.
film, 1989 yılında korsika film festivalinde yıldız kenter'e en iyi oyuncu ödülünü kazandırmıştır. halit refiğ aynı yıl antalya film festivali'nde en iyi yönetmen, film de üçüncülük ödülünü kazanmıştır.
olcay'ın kızının ismi ülkü . kızı, annesi ile iletişimden uzak, vefasız, annesinden oturduğu konağı satmasını isteyen, kedileri sevmeyen, eşinden ayrılıp genç bir adamla birlikte olan kadın rolünü oynuyor. damadı agah ise, olcay'a kızından daha yakın, sevecen ve insani davranan bir karakteri canlandırıyor.
olcay hanım, kanser hastalığına yakalanmış, utandığı için de jinekologa gitmemiş, ama böyle olunca da hastalığı metastaz yaparak bedenini sarmış, neredeyse günleri sayılı. yalnızlığı paylaştığı ankara kedisi olan hanım'a da bakabilecek birini arıyor. filmin diğer karakter oyuncusu eşref kolçak da necip isimli tekne kaptanı rolünde. olcay hanım'ın kedisi gibi, necip kaptan da emektar çatana teknesine sıkı sıkıya sarılmış. olcay hanım'ın dostu olan kaptan, kedilerle pek arası olmamasına rağmen de olcay öldükten sonra hanım'a sahip çıkıyor.
film, 1989 yılında korsika film festivalinde yıldız kenter'e en iyi oyuncu ödülünü kazandırmıştır. halit refiğ aynı yıl antalya film festivali'nde en iyi yönetmen, film de üçüncülük ödülünü kazanmıştır.
devamını gör...
normal sözlük'teki erkeklerin sapık olması
beni rahatsız edecek derecede yazan ve saçmalayan iki kişi oldu sadece, engelledim geçtim. kalanlar genelde saf ve masum* duygular ile yazıyorlar, evli olduğumu öğrendiklerinde ise sessizce kendi kendilerine uzay boşluğuna geri dönüyorlar. ama şunu söyleyebilirim, çoğu erkek yazar sözlükte mesaj attığı yada konuştuğu kadınların profiline hiç girip bakmıyor. hiç hemde. akışta gördükleri bir başlıkta yazılı tanıma cevap olarak size mesaj gönderdilerse okudukları tek tanım o oluyor.
bir çok tanımıımda evli olduğumdan yada eşimden bahsediyorum mesela, girip baksa nikcaltıma lucifer'ın survior misali beni elemek için yazdığı tanımı var, ama bakmıyorlar.
beyler sözlükten bir kadına yürüyecekseniz, biraz daha emek, lütfen.
bir çok tanımıımda evli olduğumdan yada eşimden bahsediyorum mesela, girip baksa nikcaltıma lucifer'ın survior misali beni elemek için yazdığı tanımı var, ama bakmıyorlar.
beyler sözlükten bir kadına yürüyecekseniz, biraz daha emek, lütfen.
devamını gör...
emekli olup köye yerleşmek isteyen insan
benim ama hayatı boyunca cihangir ya da nişantaşında yaşayıp, bir kez olsun saldırgan sokak köpeği görmediği halde, köpekler sokaklarındır korkuyorsanız dışarı çıkmayın diyen pembe popolu arkadaşlar gibi yerleşmek istemiyorum. onlar bahçe kazıyıp organik sebze yiyeceğini falan sanıyor. 3 gün sonra köylülerin ne kadar acımasız olduğunu görüp ağlıyorlar.
daha girişte hem köylülere, hem şehirlilere hem de sokak köpeklerine sallamayı başardım. biraz sakinleşelim. şiir yazıyorum. okurken derin bir nefes alıp her şeye tekrar başlıyoruz.
avcumda unutulmuş binlerce gölge
yeraltında öldürülmeyi bekledim
günışığı vururken gözüme
ölmeyecektim
katilim yoktu,
katilim çok
babamların köyü yok. hepsi elinden hiçbir iş gelmeyen, anca para kazanmayı bilen, kavga çıkaran erkek görünce kaçan istanbul çocukları. babam hiç köy görmemiş, kibarliktan çıldırıyor. tokat atılınca ihihi yaaaaa biraz daha sert vur falan diyor. kusura bakmasın ama öyle. bir gün durup dururken biri beni itekledi, döndü o kişiden özür diledi. 19 yaşında arkadaşların köyüne gittim meraktan. karadeniz'i karış karış gezdik. gece vardık, sabah kalktık, gezmeye gidelim dediler, 10 cm topukluyu giydim çıktım köy yoluna. beni görenler orada istanbullular maldır düşüncesini kaptı. akşam geldim, bir domuzu köpeklere parçalattıkları görüntüleri kahkahalar eşliğinde izlediklerini görünce ağlama krizine girdim, oradan ben başka bir düşünceyi kaptım. burada söylemeyeyim.
biz oradan buralara gezerken gördüklerimi bir gün kitap haline getirmeyi düşünüyorum. kafama sıkıp intihar süsü vermesinler diye ölmeden 1 hafta önce yayınlayacağım.
sonra ben köyü istanbul ve yakını şehirler ile sınırlı bıraktım. çanakkale ile birkaç kez münasebetimiz oldu, bayılırım. ıstanbul köylerine yine bayılırım ama yerlilerine çok bulaşmam. bi yakınım yaşıyor istanbul'da köyde, kızcağız bir gün taksiyle eve gelmiş, taksici ile adı cıkmış. çamaşır astım bir gün kapısından geçen ipe, gelen geçen adımı beceriksize çıkardı. milletin canı sıkılıyor. kahvenin önünden 2 kez geçince kendini onlara göstermek için bunu yaptığını düşünüyorlar. köyler böyledir. köylerde yaşayıp böyle olmadığını iddia edenlere ya he diyorum.
haliyle ben zevkime uygun döşenmiş müstakil villa, birkaç italyan yardımcı, bahçemin içinde gezinen at ve midilliler ile sınırlı bir köy yaşamı çok istiyorum. böyle 10 metrelik duvarlar yaptırırım ki korkup gelmesinler. çok önemli bu kısım.
bu yazdıklarım sizlere şımarıklık gibi mi geliyor?
şuraya taş bırakıyorum, dilerseniz fırlatabilirsiniz. ama yüzüme gelmesin, yüzümle para kazanıyorum.
editiminişi: sokaklar köpeklerindir o. belki de köpekler sokaklarındır. disleksi çünkü.
daha girişte hem köylülere, hem şehirlilere hem de sokak köpeklerine sallamayı başardım. biraz sakinleşelim. şiir yazıyorum. okurken derin bir nefes alıp her şeye tekrar başlıyoruz.
avcumda unutulmuş binlerce gölge
yeraltında öldürülmeyi bekledim
günışığı vururken gözüme
ölmeyecektim
katilim yoktu,
katilim çok
babamların köyü yok. hepsi elinden hiçbir iş gelmeyen, anca para kazanmayı bilen, kavga çıkaran erkek görünce kaçan istanbul çocukları. babam hiç köy görmemiş, kibarliktan çıldırıyor. tokat atılınca ihihi yaaaaa biraz daha sert vur falan diyor. kusura bakmasın ama öyle. bir gün durup dururken biri beni itekledi, döndü o kişiden özür diledi. 19 yaşında arkadaşların köyüne gittim meraktan. karadeniz'i karış karış gezdik. gece vardık, sabah kalktık, gezmeye gidelim dediler, 10 cm topukluyu giydim çıktım köy yoluna. beni görenler orada istanbullular maldır düşüncesini kaptı. akşam geldim, bir domuzu köpeklere parçalattıkları görüntüleri kahkahalar eşliğinde izlediklerini görünce ağlama krizine girdim, oradan ben başka bir düşünceyi kaptım. burada söylemeyeyim.
biz oradan buralara gezerken gördüklerimi bir gün kitap haline getirmeyi düşünüyorum. kafama sıkıp intihar süsü vermesinler diye ölmeden 1 hafta önce yayınlayacağım.
sonra ben köyü istanbul ve yakını şehirler ile sınırlı bıraktım. çanakkale ile birkaç kez münasebetimiz oldu, bayılırım. ıstanbul köylerine yine bayılırım ama yerlilerine çok bulaşmam. bi yakınım yaşıyor istanbul'da köyde, kızcağız bir gün taksiyle eve gelmiş, taksici ile adı cıkmış. çamaşır astım bir gün kapısından geçen ipe, gelen geçen adımı beceriksize çıkardı. milletin canı sıkılıyor. kahvenin önünden 2 kez geçince kendini onlara göstermek için bunu yaptığını düşünüyorlar. köyler böyledir. köylerde yaşayıp böyle olmadığını iddia edenlere ya he diyorum.
haliyle ben zevkime uygun döşenmiş müstakil villa, birkaç italyan yardımcı, bahçemin içinde gezinen at ve midilliler ile sınırlı bir köy yaşamı çok istiyorum. böyle 10 metrelik duvarlar yaptırırım ki korkup gelmesinler. çok önemli bu kısım.
bu yazdıklarım sizlere şımarıklık gibi mi geliyor?
şuraya taş bırakıyorum, dilerseniz fırlatabilirsiniz. ama yüzüme gelmesin, yüzümle para kazanıyorum.
editiminişi: sokaklar köpeklerindir o. belki de köpekler sokaklarındır. disleksi çünkü.
devamını gör...
bir bilen (yazar)
siz ikiniz bi çay için. resmen birbirinize yürüyorsunuz anasını satıyım.
devamını gör...
normal sözlük web view
gelsin istenendir (bkz: nolur olsun)
devamını gör...
los angeles savaşı
pearl harbor saldırısından yaklaşık 3 ay sonra 24 şubatı 25 e bağlayan gecede los angeles'da tuhaf bir olay yaşandı.
şehrin üzerine doğru gelen ve tanımlanamayan bir cisim vardı. abd bunun japonlar tarafından gönderilen ve radar'da gözükmeyen bir araç olduğunu düşündüler. şehirdeki birlikler hemen göreve çağrıldı. saat 2.25 te şehirde hava saldırısı sirenleri çalmaya başladı ve karartma uygulandı. saat 3 civarında şehirdeki uçaksavar birlikleri ateş açmaya başladı. cisim hareketsiz bir şekilde şehir üzerinde durmaya başladı. raporlara göre cisim birçok kez vurulmuştu fakat hiçbir şey olmuyordu. saat 4 civarında ise cisim yüksek bir hızla ilerleyerek gözden kayboldu. 29.000 km hızla ilerlediği söyleniyor.
daha sonra ülkede konu ile ilgili birçok haber yapıldı fakat devlet basını da kullanarak olayın üstünü kapatmayı başardı.
olayda toplam 5 kişi hayatını kaybetti. bunlardan 3'ü şehirdeki kargaşa ortamında trafik kazası yaptı. diğer 2 kişi ise olaydan ötürü kalp krizi geçirdi.
olay bazı kişiler tarafından meteoroloji balonu olarak adlandırıldı. kimileri ise aslında hiçbir şey olmadığı ama bazı kişilerin savaş tehdidinden ötürü hayal gördüğünü söyledi.
aslında ikinci dünya savaşı döneminde bu tip şeyler görülmeye başlanmıştı, hatta müttefik pilotların (bkz: foo fighter) dedikleri ışıklı tanımlanamayan araçlar vardı. ilk zamanlar düşman araçları sanılmıştı ama herhangi bir saldırıda bulunmuyorlardı.



şehrin üzerine doğru gelen ve tanımlanamayan bir cisim vardı. abd bunun japonlar tarafından gönderilen ve radar'da gözükmeyen bir araç olduğunu düşündüler. şehirdeki birlikler hemen göreve çağrıldı. saat 2.25 te şehirde hava saldırısı sirenleri çalmaya başladı ve karartma uygulandı. saat 3 civarında şehirdeki uçaksavar birlikleri ateş açmaya başladı. cisim hareketsiz bir şekilde şehir üzerinde durmaya başladı. raporlara göre cisim birçok kez vurulmuştu fakat hiçbir şey olmuyordu. saat 4 civarında ise cisim yüksek bir hızla ilerleyerek gözden kayboldu. 29.000 km hızla ilerlediği söyleniyor.
daha sonra ülkede konu ile ilgili birçok haber yapıldı fakat devlet basını da kullanarak olayın üstünü kapatmayı başardı.
olayda toplam 5 kişi hayatını kaybetti. bunlardan 3'ü şehirdeki kargaşa ortamında trafik kazası yaptı. diğer 2 kişi ise olaydan ötürü kalp krizi geçirdi.
olay bazı kişiler tarafından meteoroloji balonu olarak adlandırıldı. kimileri ise aslında hiçbir şey olmadığı ama bazı kişilerin savaş tehdidinden ötürü hayal gördüğünü söyledi.
aslında ikinci dünya savaşı döneminde bu tip şeyler görülmeye başlanmıştı, hatta müttefik pilotların (bkz: foo fighter) dedikleri ışıklı tanımlanamayan araçlar vardı. ilk zamanlar düşman araçları sanılmıştı ama herhangi bir saldırıda bulunmuyorlardı.



devamını gör...
hesap silme seçeneği
en gerekli olduğu halde var olmayan.
ihtiyacımız giderilmelidir.
ihtiyacımız giderilmelidir.
devamını gör...
kafa sözlük
kadınlı erkekli bir grup arkadaşın eğlenmek ve bir arada vakit geçirmek için oluşturduğu kar amacı gütmeyen bir platformdur. kurucusu, putin’e yakınlığı ile bilinen @yoldaş benjamin franklin’ dir. kafa sözlük, türkiye’de avrasyacı gençlerin yetişmesine hizmet etmek amacı ile kurulmuş olup kgb’den düzenli olarak fon almaktadır.
tabi ki bunlar birer şaka, putin napsın elin cin ali logolu sözlüğünü allasen?
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
sence de çok hızlı dönmüyor mu dünya ?
(bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
tabi ki bunlar birer şaka, putin napsın elin cin ali logolu sözlüğünü allasen?
amacımız; trafiğe, korna seslerine, uzun uzadıya bitmeyen mesailere, toplantılara, kalp sıkışmalara, strese, kirli siyasette, anksiyete krizlerine biraz olsun ara verip soluklanabileceğimiz bir platform yaratmak.
sence de çok hızlı dönmüyor mu dünya ?
(bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları)
devamını gör...
abiyotik faktör
ortamı oluşturan, ekosistemin işleyişine etki eden ve canlı olmayan her şey abiyotik faktörlerdendir. fiziksel ve kimyasal unsurlardan oluşurlar.
--- alıntı ---
büyüme, bakım ve üreme açısından canlıları etkileyen fiziksel koşulları ve cansız kaynakları içerir. kaynaklar, bir organizmanın gerektirdiği ve tüketildiği veya başka bir şekilde diğer organizmaların kullanımına sunulmadığı ortamda madde veya nesne olarak ayırt edilir.
--- alıntı ---
sıcaklık, ışık örnek gösterilir.
edit: örnek düzenlemesi.
--- alıntı ---
büyüme, bakım ve üreme açısından canlıları etkileyen fiziksel koşulları ve cansız kaynakları içerir. kaynaklar, bir organizmanın gerektirdiği ve tüketildiği veya başka bir şekilde diğer organizmaların kullanımına sunulmadığı ortamda madde veya nesne olarak ayırt edilir.
--- alıntı ---
sıcaklık, ışık örnek gösterilir.
edit: örnek düzenlemesi.
devamını gör...
inanmadığı dinin sabah akşam son ses müziğini dinlemek zorunda olmak
halk işaret dilinde ezan istiyor reis.
devamını gör...
kendimizle aramızdaki fark
en içimizde olan saf halimize karşın etrafa oynadığımız roldür bu fark.
hepimiz yaparız bunu. kabuklara sarar, iyice derinlere gömeriz kendimizi. kimseyi umursamıyorum diyenimiz bile bir yerlerde, bir zamanda kendi gibi olmaktan çekinmiştir belki korkmuştur belki istemsizce kendi gibi olmamıştır.
bir de kendimize yabancılaşmış hissettiğimiz evre vardır ki en matah durum da budur. yaptığımız eylemleri kendimizin yaptığına inanamayız. bazen asla dediğimiz şeyleri yaparken buluruz kendimizi.
esasında her gün hatta her saat değişiyoruz ve kendimiz olmak dediğimiz şey sabit kalmıyor. onunla aramızdaki fark açıldıkça açılıyor. bir zaman sonra etrafta bize biçilen rolü oynamaktan kendimizi kaybediyoruz, unutuyoruz. kimdim ben?neydim ben? derken buluyoruz kendimizi.
sonrası zaten malum;
nedensiz mutsuzluklar silsilesi, gülümserken içimize akan gözyaşları.
hepimiz yaparız bunu. kabuklara sarar, iyice derinlere gömeriz kendimizi. kimseyi umursamıyorum diyenimiz bile bir yerlerde, bir zamanda kendi gibi olmaktan çekinmiştir belki korkmuştur belki istemsizce kendi gibi olmamıştır.
bir de kendimize yabancılaşmış hissettiğimiz evre vardır ki en matah durum da budur. yaptığımız eylemleri kendimizin yaptığına inanamayız. bazen asla dediğimiz şeyleri yaparken buluruz kendimizi.
esasında her gün hatta her saat değişiyoruz ve kendimiz olmak dediğimiz şey sabit kalmıyor. onunla aramızdaki fark açıldıkça açılıyor. bir zaman sonra etrafta bize biçilen rolü oynamaktan kendimizi kaybediyoruz, unutuyoruz. kimdim ben?neydim ben? derken buluyoruz kendimizi.
sonrası zaten malum;
nedensiz mutsuzluklar silsilesi, gülümserken içimize akan gözyaşları.
devamını gör...
ışıklar içinde uyusun
ölmüş adam ha ışıktaymış ha karanlıkta ne fark eder? isterse ateşe atsınlar, adam ölmüş lan.*
devamını gör...
