hepsi yazılacak olsa destan olacak olan şeylerdir. birkaç tanesini yazayım:

1) tereyağı.

2) alkol ürünleri.

3) ev almak.

4) kredi ve nakit avans kullanmak.

5) araba almak.

6) iyi kalitede bir bilgisayar almak.

7) 'amiral gemisi' diye tabir edilen telefonlardan birini almak.

8) benzin, mazot gibi yakıtları almak.

9) giyim ürünleri almak.

10) dergi almak.

11) ciltli kitap almak.

12) orta kalitede bir parfüm almak.

13) iyi kalitede bir kulaklık almak.

14) deodorant, roll on gibi kozmetik ürünleri almak.

15) iyi bir markadan iyi bir diş macunu almak.

şimdilik aklıma gelenler bunlar sayın yazarlar.
devamını gör...

şapka takmadı diye kimse asılmamıştır. keşke bazı şeyleri mabadından uydururak değil de araştırarak konuşabilse başlığı açan yazar.
devamını gör...

güneş ışığından korunmaya* ek olarak insanlarla doğrudan göz temasını engellemek için kullandığım gözlük çeşidi.
devamını gör...

bir hayli zor olandir.

yaklasik 10 sene öncesinde 2 sene kadar süreyle amatör olarak istanbul'da futbol hakemligi yaptim.
o zamanlar üniversite ögrencisiydim tabi. paraya ihtiyacim vardi ve ek gelir olsun diye bu ise giristim. yazili sinavlari ve spor testlerini gectim. kendimi zihinsel olarak maca hazirladim. tabi bu sinavlarin disinda kimse elimize bayrak verip gelin bakalim bir maca cikaracagiz sizi, eksiklerinizi soyleyecegiz demedi.

neyse efendim ilk mac günü geldi catti. avcilar'da bir maca yardimci verilmistim. orta hakem de okul arkadasimdi, tecrübeliydi. mac basladi, daha 5 dakika gecmeden kirmizi takim tac kullandi, beyaz takimin oyuncusu ofsayttaydi. tactan ofsayt olmaz, bayragi kaldirmadim tabi. taraftarin biri "hocaaa senin ...." diyerek yüzüme öyle bir tükürdü ki, sanirsin lamanin otunu elinden almisiz. eleman bütün agiz salgisini üstüme kustu. ondan sonra zaten konsantrasyon kalmadi, mac sonunda orta hakem olan arkadas bana "senin bayraga macin 5. dksindan itibaren hic bakmadim" dedi.

bir tane saha vardi sanirim bakirköy tarafinda. toprakti. yine bir maca vermisler beni. kisin ortasindayiz, hava yagisli ve takimin biri grup lideriyken digeri sonuncusu. adamlari görün, sakalli makalli böyle hani "getir ordan pantolonumu sana harclik vereyim" diyecek baba tipinde, en yakin kahvehaneden ivedilikle toplanmis, izbandut gibi adamlar. mac basladi, ilk yari bittiginde 6-0'di. devre arasinda toprak sahadaki cizgiler yagmurdan flulasmis (kirecle cizmislerdi) bir sekildeydi. saha emektari bir abinin eline vermisler kireci, yagmurda büyük s seklinde ceza sahasini cizdi. polislerin alkol testinde alkollü birinin yürümesi gibi yürüyordu zaten dayi. neyse macin yaklasik 80. dakikasinda önümde adami devirdiler. yardimci hakem olarak hemen bayrahi bir hisimla salladim, faul verdim. bir baktim orta hakem penalti noktasini gösteriyor. meger adam ceza sahasindaymis. bizim sarhos dayinin cizdigi cizginin beyazligindan tutun, sekline kadar bir agiz dolusu küfür ettim tabi. mac 9-0 gibi bir sonucla bitmisti.

diger bir anim da ayda neredeyse 2 kere atadiklari bir stadyumun (stadyum degil de halisaha) kenarinda, tel örgülerin arkasinda alem yapan aksamci abilerimizdi. ne zaman maca gitsem, yogun bir sis altinda maci izlemeye calisirdim. sis dedigim de taraftar mesalesi degil bakin, o abilerin yaktigi mangalin dumani. saha kenarinda her pazar mangal yakarlarmis, e maclar da pazar günü zaten. spor yapalim, para kazanalim diye hakem olduk, kömür dumanindan zehirlenip hastaneye yatacak seviyeye geldik. bu abilerimiz cok iyiydi ama, her mactan sonra mangala cagirirlardi "hoca gel beraber parlatalim" derlerdi.

böyle yüzlerce ani topladim. yeri geldi jandarma esliginde ciktik sahadan, yeri geldi garip cisimler atanlar oldu. kafama kondom atani gördü bu gözler yahu, kondom. türkce soru bankasi kitabi atan bile vardi. gerci simdi türkiye'de hayat pahalilandigi icin bunlari atarlar miydi bilmiyorum.

bazen uzaktaki bir sahaya otobüs bulamazdim. yanimdan takim otobüsü gecince beni almak isterdi. tarafsizliga aykiri olur diye binmez, karda kista o yolu yürürdüm. hep adil olmaya calisirdim. hatalarimiz vardi tabi ama aksam yataga kafami koydugumda icim rahat uyurdum.

mac basina da 30-50 lira arasi bir meblag verirlerdi. bu parayi da 3 ay sonra yatirirlardi.

2 senelik tecrübemden sonra her maci hakem gözüyle izliyorum. frikikte baskalari topa bakarken ben top ayaktan ciktiginda öndeki adamin hangi vücut uzvunun önde olduguna bakiyorum. ofsayt mi degil mi diye.

sunu da söylemeliyim, türkiye'de maci izlemeye gelen taraftar eglenmek icin maci izlemeye gelmez. maca gelir, ana avraz sayar söver, rahatlar ve cicek gibi olup evine gider.
devamını gör...

korkudan soğuk terler döktüren olay. annem amatör öykü yazmakla uğraşıyor bu ara, anılarını öyküleştirip bir şeyler yazıyor. yazma işi de hoşuna gitmiş bir yerden de bu online sözlükleri duymuş ki 3-4 ay evvel “oğlum sen sözlük mözlük bir şeyler okuyordun, k*fa sözlük varmış seviyeli bir ortammış. ne dersin yazılır mı oraya?” dedi. ben de “hiç bilmiyorum anne, ekşi’ye bak istersen.” dedim. kadıncağız 2 dk ekşi sözlük’e bakıp sözlük fikrini tamamen kafasından çıkarttı. iki tehlikeli yanı var annemin bir şekilde burayı bulmasının. ilk olarak entrylerimi tanır diye tırstım bir de internetteki(sözlük ve sözlük dışında, genel anlamda) abazan nüfusunu asla küçümseyemiyorum. yaş maş bakmadan herkese mesaj atıyorlar, beni bile 1-2 kez ağlarına düşürmeye çalışmışlardı. ben de kız taklidi yapmıştım.

edit: arkadaşlar, ekşi’ye göndermemin sebebi sol framedeki başlıklara baktırmaktı. “seviyeli ortam” ibaresini belirttiği için ben de ihtiyara seviyesiz bir ortam önerdim. ters psikoloji. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

andrea duro flores.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: o neydi gız)
devamını gör...

öylesine bir okuyayım dedim hayatımda hiç bu kadar övgü almamıştım teşekkürler.. sonunda bu burç zımbırtısı da yüzümüzü güldürdü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"yabancı uyruklu" doktorlar için yeni kadrolar açılacağını gösteren beyan.

arapça reçeteleri de muska niyetine bir tarafımıza takarız artık.
devamını gör...

siz var ya kafayı yemişsiniz, dibini de sıyırmışsınız.
devamını gör...

oğlum o senin yengen yengen.
devamını gör...

podiatrik hekim veya ayak ve ayak bileği cerrahı olarak da bilinen ayak hastalıkları uzmanı .
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

4 senedir kahrını çektiğim illet hastalık. belli bir yaştan sonra hafiflediği söylenmektedir ancak sorun şu ki sosyal fobi en dinamik, en genç dönemlerinizde vücudunuza giren ve bir daha geri gelmeyecek yıllarınızı ot gibi yaşamanıza sebep olan bir hastalıktır.

yani özetle gençken yaşayamadığınız onlarca olaydan sonra 30 yaşından sonra sosyal fobinizin geçmesi size tek bir sonuç verir. boşa yaşanmış, iyi değerlendirilmemiş bir gençlik, bomboş bir hayat. bu yüzdendir ki kişisel gelişim düşmanıdır.

çoğu insana komik gelir ama başa gelmeyen cidden anlamaz.

kendi hayatımdan en basit örnekleriyle:

-eksik para üstünü isteyememek
-otistik bir yürüyüş şekli (baş öne eğik, kollar hareketsiz, mahcup bir surat ifadesi)
-tek başına bir kafede bir lokantada yiyip, içememek.
-yabancılara soru soramamak (bir keresinde soru sormaya korktuğumdan kaybolmuşluğum vardır)
-insanlar bana mı bakıyor bana mı gülüyor hissi.
-sunum yaparken, konuşurken ki sürekli söylenecekleri tartma, düşünme, hesaplama eylemi sonucunda ağlamaklı, titrek bir ses tonu ve üzerine keban barajı boşalmış gibi terden ve utangaçlıktan gelen terleme izleri.
-karşı cinsle konuşamama, sıkılma hali bunun surat ve beden hareketlerine yansıması vesaire.

içine kapanıklık veya asosyallikle karıştırılmamalıdır. çünkü bu iki kişilik modeli yalnızlıktan, çevresinde az insan olmasından mutludur. sosyal fobikler ise bunların aksine içten içe çok sıcakkanlı, sempatik, sürekli birileriyle tanışmak, arkadaş olmak, eğlenmek isteyen ama bunu yapamayan insanlardır.
devamını gör...

3 yıldız.
devamını gör...

sen beş para etmezsin..
devamını gör...

evine gelen misafirlerin çokluğundan dolayı çok bulaşık çıkmasından bıkmış, evindeki hizmetçilerin bulaşık yıkarken tabak-çanağı da kırmasından illallah etmiş, en iyisi ben pratik bir şey yapayım, tabaklarım sağlam kalsın, diyerek düşünen, josephine cochrane adlı kadının bulduğu hayatımızı kolaylaştıran alet.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim