kitap okuma aşkını kazandıran kitabın ismi
jules verne-esrarlı ada
devamını gör...
normal sözlük kamp doğa ve seyahat kulübü
selam sevgili gezginler;
(bkz: cözülemeyen sudoku) ile birlikte başımızdan büyük bir işe kalkıştık, kafa sözlük kamp doğa ve seyahat kulübü başkanlığına talip olduk. kulübümüze katılmanızı çok isteriz.
yaptığınız seyahat deneyimlerini, otağınız kurduğunuz yerleri, yaşadığınız deneyimleri, gezdiğiniz şehirleri, uzak durulması gereken yer ve işletmeleri paylaşmanızı dört gözle bekliyoruz.
kulübe, discord.gg/QjbPKqaP linkini tıklayıp katılabilirsiniz .
soru, öneri ve görüşleriniz için bir mesaj kadar yakınız. huzur dolu kamp ve seyahatler dileriz.
doğayla kalın!
(bkz: cözülemeyen sudoku) ile birlikte başımızdan büyük bir işe kalkıştık, kafa sözlük kamp doğa ve seyahat kulübü başkanlığına talip olduk. kulübümüze katılmanızı çok isteriz.
yaptığınız seyahat deneyimlerini, otağınız kurduğunuz yerleri, yaşadığınız deneyimleri, gezdiğiniz şehirleri, uzak durulması gereken yer ve işletmeleri paylaşmanızı dört gözle bekliyoruz.
kulübe, discord.gg/QjbPKqaP linkini tıklayıp katılabilirsiniz .
soru, öneri ve görüşleriniz için bir mesaj kadar yakınız. huzur dolu kamp ve seyahatler dileriz.
doğayla kalın!
devamını gör...
tam intihar edecekken büyük tuvaletin gelmesi
hayat kurtarmıştır bu durum kesinlikle adam gidip rahatladıysa.
devamını gör...
terziler geldiler
bir turgut uyar şaheseri olan şiir. aşağıda şiire dair ufak bir açıklama ve ismet özel sesinden bir linki de mevcut.
terziler geldiler
terziler geldiler. kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle
daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere
bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle.
kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. sonra
sonsuz çalgısı sevinçsizliğin.
çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle...
yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular
o çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler
ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler
bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi,
'tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler
piyangocular, çiçek satın alanlar,
balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını
zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar.
sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler.'
bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler
patron çıkardılar, karşılaştırdılar,
katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler
şarkılara başladılar ölmüş bir at için
makaslarını bırakmadılar
bekleniyorlardı.
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı!
sen açardın,
otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen!
tüylerin karaparlaktı. koşumların,
-kokulu yağlarla ovulup parlatılan-
nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke.
göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at!
toynaklarını liflerle ovardık
senin karaya boyanırdı koşuşun
uyandırırdı bütün karaları ve denizleri.
çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından
ne güzel gözlerin vardı kara at!
binlerce kişi,
-çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut
darmadağın giysileriyle herkes
körler ve cüzzamlılar,
bütün kutsal kitaplar kalabalığı,
ermişler, kargışlılar ve günahlılar
gebe kadınlar, vâz edenler
ve dondurmacılar ve at cambazları ve
tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle
tanrıtanımazlar ve tefeciler ve
yalvaçlar...-
ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş
senin mutlu ovanı doldurup
haykırırlardı.
büyük sesler içinde sen, geçerdin...'
terziler geldiler. bu güneşler odaların dışındaydı artık.
herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde
gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik
yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar
parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan
yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları
her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler
beğenip gülümsediler.
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
senin eyerin ne güzeldi.
dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü
nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna
seninle öteleri ansırdık.
öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı
kedinin varlığı erişilmez kişilik
güneşli bir damda
içimizden gemiler kaldırırdın,
suyunu büyük şölenlerle tazelerdik
bayramımızdın. kuburlukların
bütün kişniş ve badem doluydu.
simdi dar dünya
ölümün büyük hızı kesildi.'
terziler geldiler. ateş ve kan getirmediler.
hüzünleri kan ve ateşti ama. uğultulu bir şey
ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar
kenti bir bastan bir basa dolaştım, tıs yok
bütün odalara dağıldılar. sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş
yerlerde kırpıntılar,
'oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar
vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar,
düğmeler, ilikler
iplik döküntüleri, kumaş parçaları,
karanlık akşamüstleri ve sabahlar,
dükkân tabelâları, kartvizitler...'
kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok.
tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda
mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler,
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
koşuşun büyütürdü dünyayı senin!
sen nasıl da koşardın.
biz güneyde yatardık, sen koşardın
hangi at güzelse ondan da güzeldin
kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi
bir karaya göğü
ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu.
gemin güzel sesler çıkarırdı güzel
ağzında,
herkesi sevinçle haykırtan.
başın yaraşırdı düşüncemize ve
gözlerine saygıyla bakardık...'
terziler geldiler. durgunluktu o dökük saçık giyindikleri
yarım kalmışlardı. tamamlanmadılar. toplu odalarını sevdiler.
ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
iğnelerine iplik geçirip beklediler;
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
en güzeli oydu iste, yüzünün
savaşla ilişkisi.
boydanboya bir karşıkoyma, denge
ve istekli bir azalma. onu bilirdik.
o ağaç senin kanınla beslenirdi,
hepimizi besleyen.
bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız
senin karşında,
alışverişin, alfabenin, iplik döküntülerinin ve
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği...'
alegorik bir anlatıma sahip olan bu şiirin ne anlattığını anlamaya çalışmazsak eğer birçok şeyi kaçırmış oluruz. denilir ki bu şiirde turgut uyar türk devrimini eleştirmiştir. yani 27 mayıs 1960 darbesi kastedilerek. kimisi de cumhuriyetin ilk yıllarındaki devrimlerin inkılapların mevzubahis olduğunu iddia eder. dönemin özelliklerine bakınca 27 mayısçılar için yazılmış olması daha muhtemel. bu şiirde zannediyorum ki terziler 27 mayısçılar ve at ise ülkemizdir. farklı semboller de kullanılmış olabilir, bilenler bizi de bilgilendirirse seviniriz.
terziler geldiler
terziler geldiler. kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle
daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere
bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle.
kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. sonra
sonsuz çalgısı sevinçsizliğin.
çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle...
yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular
o çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler
ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler
bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi,
'tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler
piyangocular, çiçek satın alanlar,
balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını
zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar.
sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler.'
bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler
patron çıkardılar, karşılaştırdılar,
katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler
şarkılara başladılar ölmüş bir at için
makaslarını bırakmadılar
bekleniyorlardı.
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı!
sen açardın,
otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen!
tüylerin karaparlaktı. koşumların,
-kokulu yağlarla ovulup parlatılan-
nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke.
göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at!
toynaklarını liflerle ovardık
senin karaya boyanırdı koşuşun
uyandırırdı bütün karaları ve denizleri.
çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından
ne güzel gözlerin vardı kara at!
binlerce kişi,
-çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut
darmadağın giysileriyle herkes
körler ve cüzzamlılar,
bütün kutsal kitaplar kalabalığı,
ermişler, kargışlılar ve günahlılar
gebe kadınlar, vâz edenler
ve dondurmacılar ve at cambazları ve
tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle
tanrıtanımazlar ve tefeciler ve
yalvaçlar...-
ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş
senin mutlu ovanı doldurup
haykırırlardı.
büyük sesler içinde sen, geçerdin...'
terziler geldiler. bu güneşler odaların dışındaydı artık.
herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde
gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik
yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar
parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan
yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları
her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler
beğenip gülümsediler.
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
senin eyerin ne güzeldi.
dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü
nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna
seninle öteleri ansırdık.
öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı
kedinin varlığı erişilmez kişilik
güneşli bir damda
içimizden gemiler kaldırırdın,
suyunu büyük şölenlerle tazelerdik
bayramımızdın. kuburlukların
bütün kişniş ve badem doluydu.
simdi dar dünya
ölümün büyük hızı kesildi.'
terziler geldiler. ateş ve kan getirmediler.
hüzünleri kan ve ateşti ama. uğultulu bir şey
ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar
kenti bir bastan bir basa dolaştım, tıs yok
bütün odalara dağıldılar. sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş
yerlerde kırpıntılar,
'oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar
vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar,
düğmeler, ilikler
iplik döküntüleri, kumaş parçaları,
karanlık akşamüstleri ve sabahlar,
dükkân tabelâları, kartvizitler...'
kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok.
tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda
mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler,
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
koşuşun büyütürdü dünyayı senin!
sen nasıl da koşardın.
biz güneyde yatardık, sen koşardın
hangi at güzelse ondan da güzeldin
kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi
bir karaya göğü
ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu.
gemin güzel sesler çıkarırdı güzel
ağzında,
herkesi sevinçle haykırtan.
başın yaraşırdı düşüncemize ve
gözlerine saygıyla bakardık...'
terziler geldiler. durgunluktu o dökük saçık giyindikleri
yarım kalmışlardı. tamamlanmadılar. toplu odalarını sevdiler.
ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
iğnelerine iplik geçirip beklediler;
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
en güzeli oydu iste, yüzünün
savaşla ilişkisi.
boydanboya bir karşıkoyma, denge
ve istekli bir azalma. onu bilirdik.
o ağaç senin kanınla beslenirdi,
hepimizi besleyen.
bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız
senin karşında,
alışverişin, alfabenin, iplik döküntülerinin ve
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği...'
alegorik bir anlatıma sahip olan bu şiirin ne anlattığını anlamaya çalışmazsak eğer birçok şeyi kaçırmış oluruz. denilir ki bu şiirde turgut uyar türk devrimini eleştirmiştir. yani 27 mayıs 1960 darbesi kastedilerek. kimisi de cumhuriyetin ilk yıllarındaki devrimlerin inkılapların mevzubahis olduğunu iddia eder. dönemin özelliklerine bakınca 27 mayısçılar için yazılmış olması daha muhtemel. bu şiirde zannediyorum ki terziler 27 mayısçılar ve at ise ülkemizdir. farklı semboller de kullanılmış olabilir, bilenler bizi de bilgilendirirse seviniriz.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
kendi nickini ararken hüsrana uğrayan yazarlar, gelin sarılalım dostlarım.
devamını gör...
intihar girişiminde bulunan sözlük yazarı
bir zamanlar çok düşündüm 6 ay falan tüm kıyafetlerimi çöp poşetlerine doldurdum. ailem benden sonra kolay atsın diye kıyafetlerimi çöp poşetlerinin içinden kullandım. aile içi şiddet yaşıyordum. kemiklerim falan kırılıyordu o derece, üzüntüden iki kere zona oldum ve bir sürü hastalığı yaşadığım iki yılın sonunda artık dayanacak gücüm de kalmamıştı.
sonra bir manevî ağabeyim * beni bırakmadı kendi halime... bırakmadı gecelerce telkin etti. ben o halden kurtuldum. ben niye ölüyorum ya, onlar ölsün kafasına geldim.
şimdi yine mutsuzum zaman zaman hayat zorluyor lakin her şeyi bir kazanç görüyorum. intihar çözüm değil bunu biliyorum. siz de bir şeylere sarılın, çok zor farkındayım lakin bunu sizden başka yapacak kimse yok. kendinize en kolay meşguliyetler bulun, ben karikatürlere sardım siz baska şeyle eğlenirsiniz bilemem ama pes etmeyin.
bu hayat sizin biricik hayatınız. elbette her an mutlu olamayız; küçük küçük mutlu anlar bile yetiyor bana.



sonra bir manevî ağabeyim * beni bırakmadı kendi halime... bırakmadı gecelerce telkin etti. ben o halden kurtuldum. ben niye ölüyorum ya, onlar ölsün kafasına geldim.
şimdi yine mutsuzum zaman zaman hayat zorluyor lakin her şeyi bir kazanç görüyorum. intihar çözüm değil bunu biliyorum. siz de bir şeylere sarılın, çok zor farkındayım lakin bunu sizden başka yapacak kimse yok. kendinize en kolay meşguliyetler bulun, ben karikatürlere sardım siz baska şeyle eğlenirsiniz bilemem ama pes etmeyin.
bu hayat sizin biricik hayatınız. elbette her an mutlu olamayız; küçük küçük mutlu anlar bile yetiyor bana.



devamını gör...
ahval teorisi
birtakım kelâm bilginlerinin ortaya attığı teori. sıfatullah, kelâm ilminin temel konularından olup allah'ın sıfatları demektir. ki teori de, bu konuyu, meseleyi çözme maksadıyla ortaya atılmıştır. teoriyi ortaya atan ve kullanan ilk kişi mu'tezile kelâmcısı olan ebu haşim el-cübbâî(v.933)'dir. kısaca özetlersek bu teori, allah'ın sıfatlarının o'nun zâtıyla olan ilişkisini, küllî(bu felsefî ve mantıkî bir terimdir)'lerin varlıklarla olan ilişkisini açıklamaya dair tartışmaların sonunda ortaya çıkmıştır.
o dönem iki teori bulunuyordu.
birinci teori şu şekildedir: sıfatlar hem zihin haricinde ve hem de zihinde hem kişisel(zât) olarak hem de nitelik(mahiyet) olarak gerçek bir varlığa sahiptir. bu görüşü savunan sünnilere, sıfâtiyye denmektedir.
ikinci teori şu şekildedir: sıfatlara da gerçek bir varlıktır dersek, o zaman allah'ın sıfatlarının da ezelî olması gerekir, o zaman demek ki birçok ezelî varlık vardır, ama bu hatalıdır. demek ki ilâhî sıfatlar, varlık kavramına dahil değildirler. (mu'tezile'nin çoğunluğu bu görüşü benimser). böyle düşünenlere muattıla denmektedir.
işte bu teori de bu tip sorunları ortadan kaldırmak için vardır, ki, fakat teorinin hakikî yapısı ve sorunu, islam kelâmı öğrencileri için bir problem olarak kalmıştır.
peki ahval teorisi ne der? ahval teorisi der ki, hayır, birinci teori aslında temelde kur'an'a uygundur. ama, akla aykırıdır. ve ahval teorisi der ki, ikinci teoriye gelince, evet der, bu teori tevhid ilkesine uygundur, dolayısıyla aklî bakımdan da doğrudur. fakat bu teori, sıfatları tamamıyla inkâr etmeye götürdüğünden kur'an'ın anlatımlarına aykırıdır.
ahval teorisine göre, cevher(bir terim) ile araz(cevher ve zâtın zıttı), varlık(vücud) ile yokluk(adem) arasında üçüncü bir kavram da yer alır. bu kavram, cevhere çok yakındır, ondan ayrı kalamaz, kendi başına yoktur ve cevherin var oluş şeklidir. işte bu kavram, ahvaldir. evet, haller, arazları cevhere bağlar. haller, cevherle araz arasındaki araçlardır.
haller, var denemez, ama yok da denemez. ezelî denemez, ama sonradan olmuştur da denemez. yani hallerin bağımsız bir varlıkları bulunmaz, bu yüzden gerçek anlamda bunlar varlıktır denemez. eğer bağımsız bir varlığa sahip olsalardı hallere şey* derdik, ama değiller, bundan dolayı haller, şey değildir.
fakat haller göz ardı edilemez. yani vardırlar diyemediğimiz gibi yoktur da diyemeyiz. bu da olmaz. çünkü haller, varlığın zatıyla ilişkilidir, bir varlığı sadece hallerle tanırız. dolayısıyla bunlara şey diyemediğimiz gibi, lâ şey' de diyemeyiz.
hasılı teori der ki, haller, varlığı tanıtır, onu başka varlıklardan ayırt eder. bu sebepten haller, farazî ve zihnî durumlar ve özelliklerdir.
işte ahval teorisinin buraya kadar olan kısmı, allah'ın sıfatlarına da uygulanır. yani tek başına var olamayan haller, allah'ın zâtına eklenen sıfatlar sayılamaz, dolayısıyla tevhid ilkesine bir zarar da vermez, dolayısıyla zâta bağlı bir şekilde düşünülebilen ilâhî sıfatlar da reddedilmemiş olacak.
şehristânî, o zaman ahval, zihnî mevcuddur der. yani teori ahval mevcud değil, zihindedir diyor ya, şehristânî de o zaman zihinde vardır, yani mevcuddur ama zihinde mevcuddur der.
o dönem iki teori bulunuyordu.
birinci teori şu şekildedir: sıfatlar hem zihin haricinde ve hem de zihinde hem kişisel(zât) olarak hem de nitelik(mahiyet) olarak gerçek bir varlığa sahiptir. bu görüşü savunan sünnilere, sıfâtiyye denmektedir.
ikinci teori şu şekildedir: sıfatlara da gerçek bir varlıktır dersek, o zaman allah'ın sıfatlarının da ezelî olması gerekir, o zaman demek ki birçok ezelî varlık vardır, ama bu hatalıdır. demek ki ilâhî sıfatlar, varlık kavramına dahil değildirler. (mu'tezile'nin çoğunluğu bu görüşü benimser). böyle düşünenlere muattıla denmektedir.
işte bu teori de bu tip sorunları ortadan kaldırmak için vardır, ki, fakat teorinin hakikî yapısı ve sorunu, islam kelâmı öğrencileri için bir problem olarak kalmıştır.
peki ahval teorisi ne der? ahval teorisi der ki, hayır, birinci teori aslında temelde kur'an'a uygundur. ama, akla aykırıdır. ve ahval teorisi der ki, ikinci teoriye gelince, evet der, bu teori tevhid ilkesine uygundur, dolayısıyla aklî bakımdan da doğrudur. fakat bu teori, sıfatları tamamıyla inkâr etmeye götürdüğünden kur'an'ın anlatımlarına aykırıdır.
ahval teorisine göre, cevher(bir terim) ile araz(cevher ve zâtın zıttı), varlık(vücud) ile yokluk(adem) arasında üçüncü bir kavram da yer alır. bu kavram, cevhere çok yakındır, ondan ayrı kalamaz, kendi başına yoktur ve cevherin var oluş şeklidir. işte bu kavram, ahvaldir. evet, haller, arazları cevhere bağlar. haller, cevherle araz arasındaki araçlardır.
haller, var denemez, ama yok da denemez. ezelî denemez, ama sonradan olmuştur da denemez. yani hallerin bağımsız bir varlıkları bulunmaz, bu yüzden gerçek anlamda bunlar varlıktır denemez. eğer bağımsız bir varlığa sahip olsalardı hallere şey* derdik, ama değiller, bundan dolayı haller, şey değildir.
fakat haller göz ardı edilemez. yani vardırlar diyemediğimiz gibi yoktur da diyemeyiz. bu da olmaz. çünkü haller, varlığın zatıyla ilişkilidir, bir varlığı sadece hallerle tanırız. dolayısıyla bunlara şey diyemediğimiz gibi, lâ şey' de diyemeyiz.
hasılı teori der ki, haller, varlığı tanıtır, onu başka varlıklardan ayırt eder. bu sebepten haller, farazî ve zihnî durumlar ve özelliklerdir.
işte ahval teorisinin buraya kadar olan kısmı, allah'ın sıfatlarına da uygulanır. yani tek başına var olamayan haller, allah'ın zâtına eklenen sıfatlar sayılamaz, dolayısıyla tevhid ilkesine bir zarar da vermez, dolayısıyla zâta bağlı bir şekilde düşünülebilen ilâhî sıfatlar da reddedilmemiş olacak.
şehristânî, o zaman ahval, zihnî mevcuddur der. yani teori ahval mevcud değil, zihindedir diyor ya, şehristânî de o zaman zihinde vardır, yani mevcuddur ama zihinde mevcuddur der.
devamını gör...
donut
homer simpson'un çok sevdiği yiyecek.
aynı zamanda ingilizce öğrenenlere yardımcı olabilecek yapay zeka destekli bir uygulama/web sitesi. şöyle ki, websitesinde yazdığınız ya da konuştuğunuz cümledeki hatayı bulup düzeltiyor. android uygulamasında ise dilbilgisi, kelime bilgisi ve telaffuzla ilgili alıştırmalar, belli konularda kullanabileceğiniz sözcük öbekleri ve cümle kalıpları bulunuyor. uygulamayı konuşarak ya da yazarak da kullanmak mümkün. sınavlara yönelik pratik imkanları gibi farklı özellikleri de var, bir deneyip görülebilir.
donutlanguage.com/
aynı zamanda ingilizce öğrenenlere yardımcı olabilecek yapay zeka destekli bir uygulama/web sitesi. şöyle ki, websitesinde yazdığınız ya da konuştuğunuz cümledeki hatayı bulup düzeltiyor. android uygulamasında ise dilbilgisi, kelime bilgisi ve telaffuzla ilgili alıştırmalar, belli konularda kullanabileceğiniz sözcük öbekleri ve cümle kalıpları bulunuyor. uygulamayı konuşarak ya da yazarak da kullanmak mümkün. sınavlara yönelik pratik imkanları gibi farklı özellikleri de var, bir deneyip görülebilir.
donutlanguage.com/
devamını gör...
çalışmayı ertelemek
yapılan bir araştırmaya göre mükemmeliyetçilik ve anksiyete bozukluğunun birleşmesi nedeni ile oluşan kronik bir durumdur.
özellikle küçük yaşlarda başarılı olup kendinden çok şey beklenen kişilerde görülür. kişi yapacağı işi en iyi şekilde yapamayacağını düşünüyorsa ertelemeye başlar. mümkün olan son dakikaya kadar erteler.
sık sık yaşadığım pis bir durumdur. oysaki çok başarılı bir insan da değilim normalde.
özellikle küçük yaşlarda başarılı olup kendinden çok şey beklenen kişilerde görülür. kişi yapacağı işi en iyi şekilde yapamayacağını düşünüyorsa ertelemeye başlar. mümkün olan son dakikaya kadar erteler.
sık sık yaşadığım pis bir durumdur. oysaki çok başarılı bir insan da değilim normalde.
devamını gör...
kedi sevgisini sürekli milletin gözüne sokan tip
kinlerini, nefretlerini, içlerindeki huzursuzluğu sürekli ortalığa saçan, ota b.ka burnunu sokan tipten daha zararsızdır.
bir bitmediniz be..
bir bitmediniz be..
devamını gör...
10 metrelik ayı heykeli
gereksiz masraf değil mi? neyse şimdiden güle güle kullansınlar.
devamını gör...
bahşılı sefiri
biri şunu atsın gözünüzü seveyim dediğim akpli arkadaş.
devamını gör...
aşık olmak
her insanın hayatında mutlaka yaşaması gereken bir olaydır
devamını gör...
mersin
akdeniz'in en uzun sahil şeridine sahip şehrimiz, memleketim. tantuni'nin başkenti.
ayrıca (bkz: kafa sözlük mersinliler derneği)
ayrıca (bkz: kafa sözlük mersinliler derneği)
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
yapılan güncelleştirmelerin yönetim tarafından listeleneceği başlıktır.
24 ocak itibarı ile;
spoiler butonu geliştirilmiş olup yayına alınmıştır.
alıntı butonu daha işlevsel bir hale dönüştürülmüş olup, copy paste içerikler için kullanımı zorunlu hale getirilmiştir.
moderasyonun yazarların tanımlarına müdahil olma yetkisi yoktur, lakin alıntı olarak belirtilmeyen içerikleri düzenlemeyip, alıntı içerisine alma yetkisi 24 ocak 2021 itibarı ile kendilerine verilmiştir.
bilindiği üzere karma puan sisteminde uzun tanımlar avantaj sağlamaktadır. ancak kopyala yapıştır içeriklerin karma puana katkısı yoktur.
soru : bir tanımın özgün olup olmadığını nasıl anlarız ?
cevap : özgünlük testi kapsamında onlarca site bulunmakta, bu siteleri kullanabilirsiniz.
aynı zamanda tanımın bir kısmını kopyalayıp google'da aratabilirsiniz.
bizlerin de arka planda özgünlük algılayıcı bir programı mevcuttur.
24 ocak itibarı ile;
spoiler butonu geliştirilmiş olup yayına alınmıştır.
alıntı butonu daha işlevsel bir hale dönüştürülmüş olup, copy paste içerikler için kullanımı zorunlu hale getirilmiştir.
moderasyonun yazarların tanımlarına müdahil olma yetkisi yoktur, lakin alıntı olarak belirtilmeyen içerikleri düzenlemeyip, alıntı içerisine alma yetkisi 24 ocak 2021 itibarı ile kendilerine verilmiştir.
bilindiği üzere karma puan sisteminde uzun tanımlar avantaj sağlamaktadır. ancak kopyala yapıştır içeriklerin karma puana katkısı yoktur.
soru : bir tanımın özgün olup olmadığını nasıl anlarız ?
cevap : özgünlük testi kapsamında onlarca site bulunmakta, bu siteleri kullanabilirsiniz.
aynı zamanda tanımın bir kısmını kopyalayıp google'da aratabilirsiniz.
bizlerin de arka planda özgünlük algılayıcı bir programı mevcuttur.
devamını gör...
türkiye'nin yeni bir atatürk çıkaramaması
emre kongar'ın televizyondaki bir konuşmasında dinlemiştim. kongar'ın dediğine göre tarihin normal seyri osmanlı'nın dağılması ve bu topraklarda bir ya da daha fazla sömürge devlet kurulması yönündeydi. atatürk'ün büyüklüğü işte bu tarihin normal seyrini değiştirmesidir. bu yüzden böylesine büyük bir deha öyle her yıl değil, on yılda bir değil yüzyılda hatta daha uzun zaman aralıklarında ortaya çıkar. istatistik bilimi de bunu doğrulayacaktır.
büyük lider olmak işte budur. öyle duble yol yaparak falan büyük lider olunmaz.
büyük lider olmak işte budur. öyle duble yol yaparak falan büyük lider olunmaz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
ortalama 6-7 dilde sallayarak konuşabilirim. yusuf güney misali.
devamını gör...
the lord of the portakals
kesinlikle emek dolu bir çalışma olmuş. izlerken inanılmaz keyif aldığımı söylemeden edemeyeceğim. ilk başta limonu kendim sanmadım da değil hani.*
devamını beklediğimiz montaj. (bkz: kocaman alkış)*
devamını beklediğimiz montaj. (bkz: kocaman alkış)*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının bir şeylere kırılıp sözlüğü terk ettiğini açıklaması
al kırdın kırdın!
devamını gör...
felsefeden anlayan kadın vs mantı yapabilen kadın
mantının felsefesini yaparım.
devamını gör...