kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

siyasal islamı başımıza bela etmiş bir siyasetçi ve bilim insanı.
devamını gör...

dergiye şöyle bir göz attım da, gerçekten arayüzünden tut muhteviyatına kadar çok beğendim diyebilirim. emeği geçen herkesin eline sağlık, ileride bu derginin daha da büyüyeceğine eminim zaten. tıpkı bu sözlüğün olduğu gibi. bakalım, belki ben de bir iki tane iddialı olduğum yazıyı gönderebilirim eğer kabul görecekse. ama benden çok daha iyi yazan ve allame birçok yazar var burada. ben şimdilik bekleyip, birkaç fırın ekmek daha yesem iyi olur sanırım...
devamını gör...

cüneyt arkın'ın oynadığı hayatımızın en güzel yılları filminde çalan hülya kırbağ şarkısıdır.*

kalmasın takatin
beklemekten seninde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde

özlerim diyordun
mektubunun ilkinde
perişan ediyorsun
kendini de, beni de

kendimi unuturdum
bakınca gözlerine
başımı koyardım
yumuşak dizlerine

herkesten sakınırım
mektupların elimde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde


devamını gör...

-kararsızlık, ne yapacağını bilememek, hedefsizlik,
-eyleme geçince ortaya çıkan sonuçların da bir bedeli var, o bedeli ödeyecek gücü kendinde bulamamak.
-yapılanlar işe yaramadığında hedefe ulaşıncaya kadar strateji değişikliği yapacak kadar esnek olamamak.
devamını gör...

italyan karikatürist osvaldo cavandoli tarafından yaratılan çizgi adamdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aslında bir reklam filmi için la linea’yı yaratan osvaldo cavandoli müthiş ilginin neticesinde la linea’yı bir çizgi film serisine dönüştürmeye karar verir.

bir anda ünü dünyanın dört bir yanına yayılan çizgi adam yayınlandığı her ülkede benzer adlarla anılırken türkiye’ye geldiğinde ismi bay meraklı olur ve türk halkı tarafından da çok sevilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bay meraklı, adıyla müsemma bir çizgi adamdır. her şeye burnunu sokan, her şeyi merak eden, durmadan bir aksiyon içinde yaşayan bir karakterdir. ikonik kahkahası her bölümde çınlasa da aslında çok sinirli de bir adamdır. tipik bir italyan olan la linea çizeriyle sürekli olarak kavga eder ve bağırıp çağırmaktan da geri durmaz.

tam üç sezon devam eden la linea hala hafızalarda yerini korurken bir dönem türkiye’de reklam filmlerinde de kullanılarak ününü hala koruduğunu ve türk halkı tarafından unutulmadığını göstermiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

la linea ölümsüzlüğe erişmiş olsa da çizeri osvaldo cavandoli 2007 yılında milano’da hayatını kaybetmiştir.
devamını gör...

elmalarla armutları ayırmak gereken sorudur:

kasaya girenler: 10+10+10= 30tl

kasadan çıkan: 5tl

kasaya giren son durum: 25tl

kasadan çıkan 5tl 1+1+1=3tl arkadaşlara
2tl çırağa

bu durumda girenler / çıkanlar yukarıdaki şekilde.

siz eğer kasaya giren (25tl)+ çırağın cep(2tl) = çocukların çıkan (9+9+9) yaparsanız doğru cevabı bulursunuz.

aksini yaparsanız adınızın berat olup olmadığını bir kontrol ettirin.
devamını gör...

kavanozdan kapağı ayırmak.

bıçakla havasını alıp açıyorum.

fazla hava insandada nesnedede sıkıntı. alınız.
devamını gör...

ekşi sözlük istanbul gibi, biz de burada sakin hoş bir ege kasabadındayız. şu an için oldukça ütopik bir ortam, umarım hep böyle kalır.
devamını gör...

efendim ben bu favorileme işini doğru yaptığımı düşünüyorum o yüzden içinde bulunmadığım sürüdür.

yeri gelmişken de şunları belirtmek isterim;
öncelikle bir tanımın beğendiğim herhangi bir özelliği varsa beğenmekten imtina etmem.
hatta az önce bir başlıkta isim vermeden eleştirdiğim bir yazarın başka bir tanımını beğenmekten çekinmedim.
dahası sevmediğim yazarların beğeniyi hak eden tanımlarını da beğenmeden edemiyorum*.

favorilemek ise bazen çok beğenmeyi,
bazen beğenmeseniz bile etkilenmeyi,
bazen bak bu tanımı unutmayayım döner okurum demeyi,
ve nihayet bazen de tanım sahibi yazarı gıcık etmeyi amaçlıyor olabilir.
şu sonuncusuna katılmayabilirsiniz. şahsen, bana üstü kapalı laf atan yazarların tanımlarını favorilemek hoşuma gidiyor.
devamını gör...

cesaret edip boyatma sonucu sahip olduğum saç. aylarca düşünmenin ardından yaptım bir delilik. şimdilik gidip gelip ayna karşısında “yakıştı yakıştı!” diyerek günü bitiriyorum.
devamını gör...

bunu cüzzam gibi, bir hastalıkmış gibi algılamayı bırakın öncelikle. kimse bize mutlu olacaksın diye bir garanti vermedi, mutlu olmak zorunda da değilsiniz! yani mutlu olmamak kitap okumanızı, dizi izlemenizi vs. engellemiyor. az salın kendinizi lütfen!
devamını gör...

mahalle baskısını mizahi bir şekilde anlatırken hem güldüren hem de düşündüren bir eser. 1957 yılında yayınlanmış aziz nesin’in bu eserinde aradan onlarca sene geçmesine rağmen aynı zihniyetin halen devam ettiğini görüyoruz.
friedrich nietzsche’nin “kim namus ve ahlâk şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu o' dur” sözünün mizahi kanıtıdır bu kitap.
70 yaşın üzerindeki hacı mesut ile dünya güzeli gencecik maide evlenirler. bu evlilik muhafazakar görünümlü mahallenin kadınları ve erkekleri tarafından kabul görmez.
namus abidesi görünümlü mahallenin kadınlarının tek konusu dedesi yaşındaki bir ihtiyarla evlenen maide’dir.
-hiç saçından sakalından da mı utanmaz! bu yaşta herif, torunu yaşında kıznan evlenir miymiş!
- esmacım yetmişinden sonra azanı teneşir paklar.
-ben size birşey söyliyeyim mi, komşular. hacı mesut olacak herif bu genç kıznan başa çıkamıyacak.
- işte nah buraya yazıyorum. siz de daima mim koyun. ferdane dediydi dersiniz. bu kız mahallenin bütün erkeklerini, hem vallahi, hem billahi baştan çıkarmazsa, gelin beraber yüzüme tükürün...
- gül gibi kızmış. parası için varmış bu moruğa...
mahallenin ahlak zabıtası görünümlü erkeklerinin tek konusu ise maide’nin güzelliğidir.
- maide denen kız çiçeği burnunda. körpe badem... çıt diye kopar, yut...
- insan yetmişinden sonra evlenirse, konu komşu yardımıyla mutlak çocuk sahibi olur.
- işiniz iş gene... bekâr erkeklere gün doğdu... (maide'yi işaret ederek) mahallenin kısmeti geliyor.
karılarını evden çıkartmayacak derecede kıskanç olan mahallenin erkekleri sırf maide'yi görmek için karılarını zorlayarak hacı mesut’a götürmekte sakınca görmezler. bu ziyaretler sırasında mahalleli çok önem verdikleri manevi değerleri bir köşeye bırakırlar. hacı mesut’un amacı ise çok farklıdır.
devamını gör...

sürekli şikayet eden insan: ömür törpüsüdür. bu tip insanlar olumsuz duygulardan beslenirler. sürekli diğer insanları kendi başlarına gelen olumsuzluklar yüzünden suçlamakla kalmazlar; küçümseme, saldırganlık, hoşgörüsüzlük ve hatta şiddet içeren tutumlar da takınırlar.

bağırarak konuşan insanlar: bir de boş konuşuyorsa kesinlikle uzak durulması gereken insan tipidir. ağzına kürekle vurma isteği uyandırır.

sürekli kendinden bahseden insan: çoğunlukla narsist tiplerdir. yüksek özgüvene sahip gibi gözükseler de çok kırılgan bir özgüvene sahiplerdir. kendilerinden asla memnun değillerdir ve bu konuda kompleks geliştirmişlerdir. sürekli kendilerinden bahsetme sebepleri de budur. en küçük eleştiride bile sinirlenirler. iletişim kurmak işkencedir.
devamını gör...

bir cenk'in arka bahçesi ukdesidir…

ortamlara meriç olarak adım atmış, evrimsel sürecinin bir sonraki aşaması olarak barkın olmuş, sağlam adım ve stratejilerle ileride taylan olması mümkün erkek kişisidir…

yani özetle meriçlikten kurtulmuş ama henüz taylan olamamış erkek kişisine barkın denir…

meriç sinsiliğindedir ama taylan kunduzluğunda değildir.
devamını gör...

''ya canım valla hiç üzülme inan insanın kısmeti hiç beklemediği bir anda geliyor. rabbim sana da nasip etsin en hayırlısından bir tane inşallah'' -herkesi kendisi gibi evlilik meraklısı sanan kız arkadaşın kendince çok anlamlı bulduğu tesellisi. azalarak bitin artık.
devamını gör...

bir samuel beckett başyapıtıdır.

estragon: hadi gidelim.
vladimir : gidemeyiz.
estragon: neden?
vladimir: çünkü godot’yu bekliyoruz.
estragon: ha!

ara ara tekrar eden bir diyalogtur bir ağacın dibinde godot’yu bekleyen ikili arasında. onlar habire beklerler ve godot asla gelmez. gidemezler çünkü godot’nun gelme ihtimali vardır ama godot asla gelmez. ara ara vaz geçmeye niyetlenip beklemeye devam ederler ve godot asla gelmez. ve dünya edebiyatı ve dilleri beyhude bekleyişleri anlatan bir deyim kazanır: godot’yu beklemek.

hepimiz bir şeylerin cahiliyiz. ve sonsuz bir bekleyişin ölümlü failleriyiz. hepimiz bizim için belirsiz ama sanki hayatımızı değiştirecek bir şeyleri beklemekle harcıyoruz hayat diye bize dayatılan bu gönülsüz esaret süresince.

bazılarımız bizi bambaşka bir yapacak o fırsatı beklerken bazılarımız hayatımıza anlam katacak birini bekliyoruz. bazılarımız ise gökyüzüne bakarak her yerde olduğunu düşündüğümüz ilahi varlığı arıyoruz, sanki baktığımız yerde olması gerekirmiş gibi.

vladimir ve estragon da bekliyor. bir ses, bir koku, belki de bir dokunuş bekliyor, hiçliğin ortasından ellerinden tutması için. gelmez mi acaba beklenen? ya da gelse bir şeyleri değiştirebilir mi?

acaba vladimir ve estragon “ tanrı’yı” ( god ) bekleyen iki budala ( ıdiot ) mıdır?
devamını gör...

belki evlenilir ama siz bu kafayla çok yaşamazsınız benden söylemesi.
not: düğün israftır.
devamını gör...

cem karaca
devamını gör...

çılgın atan yazarımızdır, elleri dert görmesin böyle yazarların. şöyle bir fikrim geldi bunun gibi yazarları diğer sözlükten transfer edelim. bakın bu da düşünülebilir? necatiemre*+ bir miktar para. kulağa hoş geliyor. sözlüğün efsanelerinden olabilir, takibe almakta fayda var.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim