normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hayat standardım diğer insanlara göre biraz yüksek diyebilirim, yüksekten kastım uçurum değil en azından her yaz 5 yıldızlı bir otelde tatilimi yapıyor,kısa aralıklarla lüks bir restaurant da yemek yiyebiliyorum. gel gelelim asıl konuya,
ben özel bir finans kurumunda pazarlama müdürüyüm, 15 yıldan beri satış hedeflerini tutturmakla mükellefim. sonuç olarak yaptığım iş çok stresli. bu stresin üstüne biraz daha stres eklemek gerekirse , mesela erken yaşta evlenmiş olmam, sosyal ortamımda hareket kabiliyetimin kısıtlı olmasi,annemin ciddi sağlık problemleri olması, bunlar üst üste gelince insan kendini yalnız hissediyor,en ilginç olanı da kalabalığın içindesin ama yalnızsın....
tek istediğim ne biliyormusun karalama defteri?
yüksek tavanlı,eşyası olmayan eski bir evde uykuya dalıp,ertesi sabah çantamı sırtlayıp, bilmediğim bir ülkenin sokaklarında kaybolmak.......
ben özel bir finans kurumunda pazarlama müdürüyüm, 15 yıldan beri satış hedeflerini tutturmakla mükellefim. sonuç olarak yaptığım iş çok stresli. bu stresin üstüne biraz daha stres eklemek gerekirse , mesela erken yaşta evlenmiş olmam, sosyal ortamımda hareket kabiliyetimin kısıtlı olmasi,annemin ciddi sağlık problemleri olması, bunlar üst üste gelince insan kendini yalnız hissediyor,en ilginç olanı da kalabalığın içindesin ama yalnızsın....
tek istediğim ne biliyormusun karalama defteri?
yüksek tavanlı,eşyası olmayan eski bir evde uykuya dalıp,ertesi sabah çantamı sırtlayıp, bilmediğim bir ülkenin sokaklarında kaybolmak.......
devamını gör...
bulunmaz hint kumaşı
az bulunan ve değerli anlamına gelen, oldukça korkunç bir temeli olan deyimdir.
--- alıntı ---
sömürgeci ingilizler, 1612'de hindistan'ı işgal eder. ve sömürüye ticaret merkezi kurarak başlanır ve 1800'lü yıllara kadar pencap bölgesi dışında tüm hindistan'a yayılır.o dönemde hint kumaşları el tezgahlarında hintli çıkrıkçılar tarafından dokunur. hindistan'ın verimli topraklarında ucuz iş gücüyle elde edilen pamuk, gemilerle ingiltere'ye götürülüyor tekstil fabrikalarında kumaş yapılarak pazarlanıyordu. o pazarlardan birisi de sömürge altındaki hindistan olarak seçilmişti. ne ilginçtir ki ingilizlerin fabrikalarda üretti kumaşlar hintliler tarafından ilgi görmedi. daha pahalı olmasına rağmen yerli ürün olan ve el dokumalarında yapılan hint kumaşı tercih edildi.ingilizler bunun üzerine insanlık dışı bir duruma başvurdu. el tezgahlarında kumaş dokumalarını engellemek için hintli çıkrıkçıların parmakları kesildi.düğüm atmalarını engellemek amacıyla özellikle de başparmakları tercih edildi. sadece parmak ve el olsa iyi kolu kesilenler bile oldu. ve rakam da korkunçtu. parmakları, eli ve kolu kesilenlerin sayısı 100 binlerle ifade edildi.hint kumaşı bir süre üretilemedi ve bulunmaz oldu. onun içinde "bulunmaz hint kumaşı" sözü kapitalizmin sonucu olarak ortaya çıktı.
deyim olarak kullanılan "bulunmaz hint kumaşı" sözü; az bulunan ve değerli olan şey anlamındadır. günümüzde "kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor" cümlesinin (alaylı bir söylem) kullanımı yaygındır.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
sömürgeci ingilizler, 1612'de hindistan'ı işgal eder. ve sömürüye ticaret merkezi kurarak başlanır ve 1800'lü yıllara kadar pencap bölgesi dışında tüm hindistan'a yayılır.o dönemde hint kumaşları el tezgahlarında hintli çıkrıkçılar tarafından dokunur. hindistan'ın verimli topraklarında ucuz iş gücüyle elde edilen pamuk, gemilerle ingiltere'ye götürülüyor tekstil fabrikalarında kumaş yapılarak pazarlanıyordu. o pazarlardan birisi de sömürge altındaki hindistan olarak seçilmişti. ne ilginçtir ki ingilizlerin fabrikalarda üretti kumaşlar hintliler tarafından ilgi görmedi. daha pahalı olmasına rağmen yerli ürün olan ve el dokumalarında yapılan hint kumaşı tercih edildi.ingilizler bunun üzerine insanlık dışı bir duruma başvurdu. el tezgahlarında kumaş dokumalarını engellemek için hintli çıkrıkçıların parmakları kesildi.düğüm atmalarını engellemek amacıyla özellikle de başparmakları tercih edildi. sadece parmak ve el olsa iyi kolu kesilenler bile oldu. ve rakam da korkunçtu. parmakları, eli ve kolu kesilenlerin sayısı 100 binlerle ifade edildi.hint kumaşı bir süre üretilemedi ve bulunmaz oldu. onun içinde "bulunmaz hint kumaşı" sözü kapitalizmin sonucu olarak ortaya çıktı.
deyim olarak kullanılan "bulunmaz hint kumaşı" sözü; az bulunan ve değerli olan şey anlamındadır. günümüzde "kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor" cümlesinin (alaylı bir söylem) kullanımı yaygındır.
--- alıntı ---
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
tek başınayken kendi kendimi eğlendiririm adeta içimden 4 kişilik arkadaş grubu çıkar.
devamını gör...
sosyal sınıf
artık günümüzde insanlar toplum içindeki görev ve iş bölümüne dayalı sosyal statülerinden çok; sahip oldukları gelirler ve harcama güçleri ile sınıflandırılarak sosyo-ekonomik statüleri tanımlanmaktadır.
uluslararası sosyo-ekonomik statü: en üstten başlayarak a,b,c,d,e. ve bunların birbirlerine geçmiş kırılımları.
ülkemizde ise genellikle üst-orta-alt gelir grubuna dahil olma şeklinde sınıflandırma yaygındır ve orta sınıf gitgide erimektedir.
uluslararası sosyo-ekonomik statü: en üstten başlayarak a,b,c,d,e. ve bunların birbirlerine geçmiş kırılımları.
ülkemizde ise genellikle üst-orta-alt gelir grubuna dahil olma şeklinde sınıflandırma yaygındır ve orta sınıf gitgide erimektedir.
devamını gör...
bir kadının yaşamından yirmi dört saat
zweig'in klasikleşen anlatımıyla bahsedilen konudan çok daha güzel olan kitap.
bir zweig hayranı olarak abartıyor olabilirim ama okuduysanız bilirsiniz; bu yazar tek oturuşta bitirilen hikâyeleriyle meşhurdur ve okunduğuna pişman etmez.
yazar hataların yalnızca suçlu sınıfına mahsus olmadığını göstermiş, ufacık bir karar anının insana nelere mal olabileceğini yansıtmıştı.
kitabın başındaki anlatıcı gittiği otelde bir başkasının da benzerini yaşadığını üzücü bir olayla karşılaşır fakat olaya karşı olan anlayışlı tavrı, malum geceyi yaşayan kadının hoşuna gider ve kadına yaşadıklarını anlatır. kumar müptelası olmuş bir beyefendiye güvenmenin yanlışlığını gösterir.
eğer genç müptela, kadına "bana para vermeyin" dediğinde kadın vermeseydi aynı şeyler mi yaşanırdı, diye sormadan edemiyorum, sonuçta o bağımlı biriydi ve parayı görür görmez alışkanlığının depreşeceği kesindi. olanlar oldu; kadının güveni ve niyeti suistimal edildi. üzücüydü açıkçası, gerçek hayatta da böyle şeyler oluyor çünkü. insanların iyi niyetleri tek seferde heba olup gidiyor.
her neyse, çıtır çerez güzel bir kitap olduğundan tavsiyedir. bir de verdiğimiz kararların ne kadar doğru olduğunu yeniden sorgulatabilir. konunun önemi yok, sonuca ulaşırken ani hareket etmek yanlış yaptırabilir. işin sonunda kitaptaki karakter gibi bulunduğumuz çevreyi bırakacak kadar utanmamak için* ince eleyip sık dokumak hayli önemli.
not: alıntı cümle bırakılacaktır.
bir zweig hayranı olarak abartıyor olabilirim ama okuduysanız bilirsiniz; bu yazar tek oturuşta bitirilen hikâyeleriyle meşhurdur ve okunduğuna pişman etmez.
yazar hataların yalnızca suçlu sınıfına mahsus olmadığını göstermiş, ufacık bir karar anının insana nelere mal olabileceğini yansıtmıştı.
kitabın başındaki anlatıcı gittiği otelde bir başkasının da benzerini yaşadığını üzücü bir olayla karşılaşır fakat olaya karşı olan anlayışlı tavrı, malum geceyi yaşayan kadının hoşuna gider ve kadına yaşadıklarını anlatır. kumar müptelası olmuş bir beyefendiye güvenmenin yanlışlığını gösterir.
eğer genç müptela, kadına "bana para vermeyin" dediğinde kadın vermeseydi aynı şeyler mi yaşanırdı, diye sormadan edemiyorum, sonuçta o bağımlı biriydi ve parayı görür görmez alışkanlığının depreşeceği kesindi. olanlar oldu; kadının güveni ve niyeti suistimal edildi. üzücüydü açıkçası, gerçek hayatta da böyle şeyler oluyor çünkü. insanların iyi niyetleri tek seferde heba olup gidiyor.
her neyse, çıtır çerez güzel bir kitap olduğundan tavsiyedir. bir de verdiğimiz kararların ne kadar doğru olduğunu yeniden sorgulatabilir. konunun önemi yok, sonuca ulaşırken ani hareket etmek yanlış yaptırabilir. işin sonunda kitaptaki karakter gibi bulunduğumuz çevreyi bırakacak kadar utanmamak için* ince eleyip sık dokumak hayli önemli.
not: alıntı cümle bırakılacaktır.
devamını gör...
yaşanamayan aşklar
hayat, siz kendiniz ile ilgili planlar kurarken sizin hakkınızda planlar kurar. ve her zaman hayatın dediği olur.
kimi zaman yanlış bir zamanda karşına çıkar o kişi. hatta yanlışın ta kendisidir belki de. bu aşklar da o planlardan biridir. bazen çok seversin, belki de deliler gibi. ama olmaz, olmayacaktır hatta olmamalıdır. alır kalbini, saplar durur elindeki hançeri. çok canın acır da gıkını çıkaramazsın. canından can, ruhundan ruh gider ama dilin lal olmuş susuyordur, susmak zorunda kalıyordur. çünkü hayat bu dostlar. ne iki kelam işler ne de sonsuz duygular. eğer o bir şey isterse o olur her zaman.
kimi zaman yanlış bir zamanda karşına çıkar o kişi. hatta yanlışın ta kendisidir belki de. bu aşklar da o planlardan biridir. bazen çok seversin, belki de deliler gibi. ama olmaz, olmayacaktır hatta olmamalıdır. alır kalbini, saplar durur elindeki hançeri. çok canın acır da gıkını çıkaramazsın. canından can, ruhundan ruh gider ama dilin lal olmuş susuyordur, susmak zorunda kalıyordur. çünkü hayat bu dostlar. ne iki kelam işler ne de sonsuz duygular. eğer o bir şey isterse o olur her zaman.
devamını gör...
entegre
ingilizce'deki integrated kelimesinden türkçe'ye geçirilmiş bir devşirme sözcük.
en sade şekli ile entegre, bağ kurmak demektir.
örnek olarak, elektronik eşyalardaki çipler entegre devre olarak bilinir.
entegrasyon ise, bağın kurulduğu anlamı taşır.
kimi zaman mecaz anlamında da kullanılır :
hayat ile entegre olamıyorum.
gibi.
en sade şekli ile entegre, bağ kurmak demektir.
örnek olarak, elektronik eşyalardaki çipler entegre devre olarak bilinir.
entegrasyon ise, bağın kurulduğu anlamı taşır.
kimi zaman mecaz anlamında da kullanılır :
hayat ile entegre olamıyorum.
gibi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri

cukkası yedi iklim hazır kıta bekleyen şaryole bezeli yorgan kılıfı gibi dürülmüş halde buldum seni, hayat bir eskici dükkanını anımsatan mutluluklarla dolu. gramafonlardan, bahtımızın piyangosuna uzanan kırkbeşlikler gibi şans eseriyiz. kıymet bilmez ve teneke kalpliyiz, duygularımızı streçleyip deepfreeze attık. bizden ne homo sapiens olur ne de namuslu bir vatandaş.
seni bizi çok konuştuk, birde ben vardım bu arada, her şeyi olmadık bir biçime sokmaya, toplumsal düşünceye çomak sokmaya meşgulüm şu sıra. konuşmalarım öyle çiğ, öyle utanmaz, arlanmaz, gurursuzki, sakat birini karşıdan karşıya geçirmeye çalışıyorlarmış hissi uyandırıyorum herkeste. bakışlarım kefal, barbunyalarım hala taptaze ağzımda frengi tadı, sinirlerim alçıda. öyle laflar işitiyorum ki çat diye kırılıyor böbek taşlarım. başımı sokacak sıcak bir bela arıyorum. fikirlerim uyuz olmuş, dişlerim agresif, bana uzanan eli ısırıp sevgimi eti kemik geçen saatlere dönüştürmek istiyorum.
gazını çıkaran bebek gibi yazıyorum, kokusuz ama rahatlatıcı. hatta ebeveynlerimi mutlu ediyorum, artık mışıl mışıl uyuyabilirim.
devamını gör...
evlenilecek kadın değil eğlenilecek kadın diyen erkek
evlendiği kadınla eğlenemiyorsa,
bile bile mutsuzluğu seçiyorsa,
ne istediğini bilmiyor demektir,
eğlendiği kadınla da
mutlu olamayacak erkektir.
bile bile mutsuzluğu seçiyorsa,
ne istediğini bilmiyor demektir,
eğlendiği kadınla da
mutlu olamayacak erkektir.
devamını gör...
dernek
para kazanma amacı güdülmeden, belirli bir amaç uğruna kurulan yasal örgütlerdir.
devamını gör...
anneliğe has keyifler
büyümüş hallerini hayal ettiğinden daha mutlu anları büyüdüklerinde yaşatmaları. iyi ki doğmuşlar kuzularım benim.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yazarlar yazar durur
huzursuzluk her gece beni bulur
itle köpekle uğraşamam
durduk yerde asabım bozulur.
huzursuzluk her gece beni bulur
itle köpekle uğraşamam
durduk yerde asabım bozulur.
devamını gör...
sobieski
polonya votkası ve sigara markası. tadı güzeldir, absolut falan bunun yanında sönük kalır.
devamını gör...
voltaire
"kimin sana hükmettiğini anlamak için, kimi eleştirmene izin verilmediğine bakman yeterli" sözünün sahibi, fransız yazar ve filozof.
devamını gör...
saf şiir anlayışı
imgeler bir dağı çok uzaktan gösteriyor. aynı şekilde suya baktığımda suyun neredeyse yüzeyinde gezdiriyor gözlerimi.
ben o dağı tırmanmak istiyorum.
o suyun en dibine dalmak… o acıyı, o sevinci koklamak iliklerime kadar.
dünyanın kendi etrafında döndüğünü,
kanımın damarlarımda nasıl aktığını mesela; duymak…
mümkün mü? doğaya ve insana ait ne varsa şiire dair olabilir ama o saf müziği duymak mümkün mü?
ben o dağı tırmanmak istiyorum.
o suyun en dibine dalmak… o acıyı, o sevinci koklamak iliklerime kadar.
dünyanın kendi etrafında döndüğünü,
kanımın damarlarımda nasıl aktığını mesela; duymak…
mümkün mü? doğaya ve insana ait ne varsa şiire dair olabilir ama o saf müziği duymak mümkün mü?
devamını gör...
kocasının ayağını yıkamayan avrat
avrat?!dakika bir gol bir!
devamını gör...
ernest hemingway
denizci romanlarını severek okuduğum efsane yazardır.
devamını gör...
yazarların çaldığı enstrüman
çok iyi ıslık çalarım.
devamını gör...


