116 senelik muhteşem tarihi, kimsenin yanına yaklaşamadığı başarıları, müzesinde rakiplerinin 2 katı kupası olan, ülkesinin medar-ı iftiharı, uefa ve süper kupa sahibi, 1481 den beri kültürün simgesi, 1905'ten beri sporun beşiği anlı şanlı galatasaray’ın normal sözlük futbol kulübüdür.
yakında başlıyoruz.
devamını gör...

yanılmıyorsam bir ekşi yazarı tarafından kurulmuş, yerli goodreads dersek yanlış olmayacağını düşündüğüm bir platform. hemen her mecrada olduğu gibi, okuma eylemi için de popüler kültürün dayattığı ve istediği şekilde okur yorumlarına ve paylaşımlarına bolca rastlanır fakat günün sonunda "bir şeyler okunsun da, ne okunursa okunsun." diye düşünür insan ve bari bunu eleştirmeyeyim der. tek üzüldüğüm nokta ise türkiye'de özellikle turkuvaz medyanın pazarlama anlayışı ile sabahattin ali, zweig'in vb., yazarların ucuz popülizme kurban olduğunu gözlemek.

adler de okusanız, freud da okusanız veya modern davranışsal bozukluk sistemlerini de incelerseniz şunu görürsünüz ki, toplum olarak özgüveni düşük bir milletiz. yani büyük bir çoğunluğu öyle en azından. kimisi yetiştirilme tarzından ötürü, kimisi yanlış kişisel inşa sürecinden veya başka bir şeylerden ötürü vs.

özellikle bu coğrafya insanına baktığınız zaman evet; 5-10 dakikalık dünyevi keyifler için sürekli bir sözlü / yazılı taciz peşinde olan erkekler olduğu kadar, 'kadın olduğunu belli etme' hastalığından mustarip olan bir o kadar da dişi insan var. hiç değişmiyor dikkat çekme / ilgi manyağı olma / kadın olduğunu belli etme / zengin bir erkek olduğunu belli etme çabaları, tavırları.

demek istediğim sapıklık, ahlaksızlık, erdemli olma, başarılı olma gibi aklıma şu an gelmeyen birçok olumlu / olumsuz özelliklere haiz olmak, hiçbir cinsin tekelinde veya özelinde değil. sizlerin çizdiği yaşam çerçevesine göre birileri 'sapık' olabilirken, bir başka yaşam şemasına göre 'marjinal' olabilir.

demem o ki; hepimiz aynıyız. kimisi aldığı terfi yazısıyla mutlu olur, kimisi annesinin gülüşüyle, kimisi cinsel kimliğiyle, kimisi de ne bileyim ırkıyla, diniyle falan.

bir de teknolojinin avantajlarını kullanın be dostlar; engelleyin yahu. bu kadar basit, engelleyin.

haydi geçmiş olsun. selamlar.


not : sonuç olarak şahsıma göre, bu ülkede sosyal medya alanında yapılan en iyi niyetli ve karşılıklı faydanın esas alındığı nadir platformların başında gelmektedir. düşüncelerine, emeklerine sağlık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bizdeki tek geçit törenleri, milli bayramlarda gerçekleşen geçit törenleriydi. çocukluğumda hatırlıyorum; fener alayları yapılır ve halk töreni büyük bir coşkuyla izlerdi. stadyumdan bahsetmiyorum haa, direkt her şehrin, merkezî caddesinde gerçekleşen ve askeriye dahil katılan o coşkulu geçit törenlerinden bahsediyorum. hatta üreticilerin halka, ürettiği ürünlerden hediye ettiği, çocuklara balonlar, şekerler, çikolatalar, oyuncaklar vs. armağan edildiği* anlara sahne olur, harika sonuçlanırdı. ellerimizde balonlar, elma şekerleri, heyecanla izlerdik. bando çalar, askeriye bütün heybetini ortaya koyarken, halka gülücük saçar, kendilerinin neşeli, sevecen insanlar olduğunu kanıtlar, çocuklara üniformanın korkulacak birşey olmadığını ilk elden tanıtırlardı. dosta güven, düşmana korku mesajı taşırdı. ardından yetkili diğer isimler ve hatta şehrin üreticilerine kadar herkes geçitteki yerini alır, büyük bir heyecan ve coşkuyla izlerdik. resmen çocukluğuma gittim ve biraz da üzüldüm...

hollanda'nın, zundert şehrinde gerçekleşen güzel bir festival'*dir.
devamını gör...

halkın yansıması bu olduğu için sihirli bir değnekle iki günde değişmeyecek olan gerçekler.
devamını gör...

sigmund freud, ''para mutluluk getiremez, çünkü mutluluk çocukluk arzularının tatmin edilmesidir; para da bu arzuların nesnesi değildir.'' demiştir. farklı bir yaklaşım olsa da doğruluk payının olduğunu düşünüyorum. bana kalırsa para elbet mutluluk getirir fakat asıl istediğimiz mutluluğu getirir mi ondan emin değilim.
devamını gör...

ben 17 yaşındayım. sosyal medyanın olmadığı bir dönemde lise okumak çok isterdim. daha iyi bir sosyal hayatım olurdu diye düşünüyorum. linç kültürü, yargılanma korkusu ve herkesin birbirine benzemeye çalışması gibi sorunların büyük bir tetikleyicisinin de sosyal medya olduğunu sanıyorum. bilhassa 2012 öncesi lise okumuşlar yeşillendirsin.
devamını gör...

gitmesi benim için bir şey değiştirmeyecek yazardır. amacı okumak değil, popülaritedir. uzak olsundur..
devamını gör...

son kemal kılıçdaroğlu yumurtlaması. demek ki 2 popüler olmayan kişiden biri aday olacak:

1- ilhan kesici
2- abdüllatif şener

sanırım bediüzzaman said nursi'nin talebeleri 1948 yılında erzurum'un hasankale ilçesinden bir şeyhin oğlunu dava uğruna kaçırmış. sonra gizlice tunceli'de bir ailenin yanına vermiş. bu çocuk hep irtibatlı kalmış bunlarla. zamanla bunlar paket edilse de amacını unutmamış ve siyasal islamın cumhuriyeti yıkması için elinden geleni tek başına da olsa sızdığı chp içinde yapmış. son darbeyi de bu 2 adaydan birini çıkararak vuracak. yaptıklarının tek mantıklı açıklaması bu çünkü.

sanıyor ki rte'nin karşısına kim çıkarsa çıksın eşşek gibi oy verecek millet. hayır. öyle bir şey yok. ekrem ya da mansur (ki benim gönlüm ondan yana) dışında kim olursa olsun ikinci tura kalır. ikinci turda da rte kazanır.

www.birgun.net/haber/kilicd...

"kılıçdaroğlu "‘biz çok popüler bir ismi getirip cumhurbaşkanı seçelim’ diye bir düşüncemiz yok. cumhurbaşkanı adayının nitelikleri çok önemli. adayın siyasetçi olması lazım. çünkü devlet siyasal bir organ. siyasal organı iyi tanıyan bir siyasetçi olması lazım" ifadelerini kullandı."

meral mansur'u istemiyor. onun adını öne çıkaracak bir şey yok halk teveccühü dışında. kemal bey ekrem başkanı aday yapmayacağını kibarca söylüyor aylardır. romantiklerimiz hedef saptırma diyor ama öyle bir şey yok. ekrem ikinci tayyip potansiyeline sahip bana göre. çok hoşlaşmıyorum. burada hdp'nin tavrı da belirleyici olur. renksiz bir aday olursa hdp'yi çekerim belki diye hesaplamamıştır umarım. selo içerde diye hdp aday çıkarmayacak değil. kadın bir eşbaşkanı aday yapar geçer gerekirse. ekrem ve mansur dışındaki bütün formüllerde rte alır geçer. o kemal özkiraz'a filan bakmayın siz. milletvekili olmak için yapıyor bu abuk anketleri. kemal bu iki adaya ışık yaksın. anketlerde yavaş yavaş yükseltir.
devamını gör...

birkaç sene öncesine kadar almayı düşündüğüm ama son zamanlarda vazgeçtiğim fotoğraf makinesi türüdür.

kaliteli bir kamerası olan telefon ile fotoğraf çekme hobime devam edeceğim.
devamını gör...

kendimi yerden yere vurduktan sonra 'canımsın benim hadi kalk ayağa' deme özelliğim var.
insanlara bence net ve samimi davranıyorum, bak o kısmı da seviyorum. çok net olduğum için çok da sıkıntı yaşıyorum. pat diye kestirip atıyor pat diye atılıyorum.
sadece ben değil bir başkası da haksızlığa uğradığında hemen sesimi çıkartıyorum sonra benim başım yanıyor ama olsun diyorum.
sevmediğim hiç bir insanı yakınıma yaklaştırmıyorum keskin çizgilerim var ucu sivri arada bana da dokunuyor ama bunu da olumlu aldım. baktım bir kaç tanım da kendimi çok gömüyorum hemen toparlanmaya geçiyorum.*

ohoo bir sürü özellik yazdım, ucunu kaçırıyorum işte bunu da sevmediğim özelliklere yazarım artık.*
devamını gör...

eşref-i mahlukatın en derinine, özüne armağan edilmiş en yüce şiirlerden biri. bir ismet özel şiiri.

ölümü bekleyip de ölemeyişin şiiridir, münacaat.
yakarışın şiiridir, yakaracağı yeri bilmeyenlerin şiiri.
sitemin, o incecik sitemin, var olmanın dayanılmaz ağırlığına olan sitemin şiiridir.
yaşanması mümkünken, yaşanmamışlıkların ukdesidir, münacaat.
ama her şeye rağmen umudun da şiiridir. düştüğü yerden kalkmasını bilenlerin şiiri.


böyle başlar;
bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.


böyle biter;
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
devamını gör...

sürekli olarak birbirinin benzeri başlıklar üzerinden gömülmeye çalışılan kişiler.

anlamıyorum ki size neden batıyor bu kadar bu olay? kısa yazan yazarları kimsenin küçümsediği yok, durduk yere haklarında başlık açıp. uzun yazana gelince kendini 2 cümleyle ifade edememekten tut madalya için yarışan yarış atına kadar her türlü yakıştırma yapılıyor. canım nasıl ifade etmek isterse kendimi, öyle ederim; o başlık neyi hak ediyorsa o kadarını veririm. bir zahmet rahat bırakın da döngüsel kuantum kütle çekim teorisini 2 cümleye sığdırmak için aptal durumuna düşmeyeyim.

burası sözlük diye her başlığa 1 cümlelik tdk tanımları yazacak değiliz. öyle olsaydı çoğu yazar 1 gün bile kalamazdı burada çünkü tanım bile yapmıyorlar. maksat bilgi vermek burada. onu da adam gibi yapmayacak olduktan sonra burada değil, karikatür gruplarında takılalım o zaman. zahmet harcamadan güler eğleniriz.

uzun yazı sevmiyorsanız okumayın. milletle de uğraşmayın artık. yalnız şunu da aklınızdan çıkarmayın; uzun yazı okumayanların çok büyük bir kısmı burası sözlük olduğu için değil, bunu huy edindikleri için okumuyorlar ve içinde bulunduğumuz durumu göz önüne alırsanız, bu milletin okumamak gibi bir lüksü olmadığını da görürsünüz. okumamak hiçbir devirde marifet olmadı, şimdi de değil.

bak gördün mü, yine uzun yazdım tüh! bu tanımı da okuma anam, bu tanımı da okuma yavrum!
devamını gör...

sansürcü zihniyetin eylemi.
bir de 'allah kelimesi büyük harfle başlasın' seçeneği falan var.
sözlükte miyiz cemaat evinde mi belli değil.
badelenmekten korkuyorum açıkçası.
devamını gör...

daha az farkındalığa sahip olan insanlara göre daha mutsuzdur.

hayata dair pek çok konuda görmemiz istenilenden daha ötesini görerek ve gördüklerini sorgulayarak aslında gerçeğin tatsız ayrıntılarda gizli olduğunu bilir. gerçekten ne istediğimizin bir öneminin olmadığı ve gereklilik kipinde yaşadığımız şu düzende bize sunulan yapay memnuniyet için sahip olmamızı istedikleri minnet duygusuna sırt çevirir.
devamını gör...

" bir insan, bir insanı sıkamaz. bir insan canı isterse sıkılır." demiş, bana da sadece alttaki boş yeri imzalamak kalmıştır.
devamını gör...

bu aleme girmek kolay çıkmak zor demek istiyor reis herhalde.
devamını gör...

savaşmak yerine sevişmeyi seçen zevk sahibi yazarlardır.
devamını gör...

metallica'nın etkilenip one şarkısını yazdığı filmdir.

filmde johnny isimli genç bir adam ülkesi için savaşa katılmaya karar verir. savaştayken bir gece bombardımana tutulurlar. johnny bombardımandan kaçmaya çalışırken daha önce bombanın düştüğü bir çukur görür. savaştaki askerlerin genelinde "eğer bir yere bir kez bomba düşmüşse oraya bir daha bomba düşmez" diye bir düşünce vardır. johnny de bu düşünceye uyarak çukura girer. fakat şans ondan yana olmaz ve o çukura tekrar bomba düşer. bu patlamadan sağ kurtulur. en azından hâlâ kalbi ve beyni çalışmaktadır. bu patlamada bacaklarını, kollarını, görme yetisini, duyma yetisini, konuşma yetisini ve daha bir çok yetisini kaybeder. ondan geriye kalan sadece bir baş ve bir gövdedir. hâlâ yaşıyor olduğunu fark eden askeri doktorlar bunun bambaşka bir vaka olduğunu ve incelenmesi gerektiğini düşünür. johnny'i zorla yaşama hapsederler. yaşam dediğimiz johnny için sadece karanlıktır. nefesini bile kendisi alamaz. bir cihaza bağlı şekilde solunum yapar. yemek yiyemez. hemşirelerin yardımıyla göbek deliğinden besin ihtiyacı karşılanır.

işte bu filmde johnny'nin yaşarken yaşamadığını görüyoruz. bu film savaş karşıtı filmlerin kültüdür.
devamını gör...

bir barış ince kitabıdır.

eski arkadaşlarla bir masa başında toplanıp o eski günleri yad etmek çok güzeldir. konuştukça konuşası gelir insanın, laf lafı açtıkça açar, bir anılar lunaparkında çocuksu bir sevinç yaşar gibi gelişir her şey. duygudan duyguya atlarken hiçbir duygu es geçilmez. hepsine dokunulur kıyısından köşesinden.

insan yenilendiğini hisseder, eski güzel günlere döndüğünü. ya da geçmişte üstü örtülmüş kırgınlıkları yeniden masaya yatırıp hesapları kapatmanın verdiği rahatlığı hisseder.

bir adada dört arkadaş bir masa çevresinde toplanmışsa eğer, işte o zaman “ sarsıntı” kaçınılmazdır. herkesin anlatacak bir şeyi vardır. hele de masada olmayan diğer bir arkadaş ile ilgili anıları konuşmak en tatlısıdır. o yanınızda değilken onun hakkında konuşmak hem bir özgürlük duygusu hem de ürpertici bir endişe salar masadakilerin içine. masada dört kişi varsa eğer her şey yolundadır. ya üç kişi varsa?

barış ince umudumu bağladığım romancılardan biri. türkiye’de romanın geleceğine inancımı artırdı.

iki romanı da içimde çelişkili bir sarsıntı yarattı. okuyun bence, dördüncü arkadaşınız da yanınızda olsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim