rahmetli kemal sunal'ın rol aldığı propaganda filminde okunan bir şiir daha henüz ankarayı hiç görmemiştim o zaman. ama acaip merak etmiştim. şiir şöyleydi.

ankara ankara güzel ankara

seni görmek ister her bahtı kara.
devamını gör...

başlığın değiştirilmesini öneriyorum. yangın değil az çok vicdanı olan biri için katliamdır, cumhuriyet tarihinin en büyük yaralarından biridir. ve ne üzücüdür ki devlet bu katliama göz yummuş ve unutturmaya çalışmıştır. unutmuyoruz unutmayacağız.
devamını gör...

-hocam, karımı çok seviyorum, aç kalmasını istemiyorum, onun yerine ben oruç tutabilir miyim?
ne kocalar var dedirtecek türden, en son sorulan garip soru.
devamını gör...

urla'ya ilk defa geldim. şuan burdayım ve sanırım ağlayarak döneceğim yer. insanlarının, esnafının güzelliği çok başka. yolda yürürken insanlar sebepsizce selam veriyor filan. istanbul'lu olarak alışık olmadığımız şeyler. gezecek keşfedecek çok yeri var. özbek köyüne aşık oldum. yaşamak istediğim yer burası dedim. iki gün daha burdayım. sonrası dönüş (aşırı ağlama imojisi)
devamını gör...

galatasaray'ın bitirmeye yaklaştığı yerli yıldız. fatih terim stadın da başakşehir yetkilileri ile yapılan görüşme olumlu geçmiş irfan galatasaray'a yakın gibi duruyor. şimdi kaldı geriye iyi bir regista.
devamını gör...

evet kazanır, ama akıl hastanesine gitmeye hak kazanır
devamını gör...

bir atasözü vardır bilirsiniz, bekara karı boşamak kolaydır. aynı o hesap bunu öne süren guruh. lan oğlum sizin kimi gönderiyorsunuz, nereye gönderiyorsunuz? asker oraya gidince elinde çiçeklerle karşılanmayacak, şehit vereceksiniz. gönderdiğiniz mehmetcik sizin oğlunuz değil ya atıp tutun tabii.
devamını gör...

beğenilerini eksik etmeyen, koca gönüllü yazar.
devamını gör...

doğaldır.
her dinde mevcuttur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yine tarantino klişeleri ile dolu bir film. ayaklar, alternatif sonlar, özgüven dolu kötü adamlar.

totalde beğendiğim ama birkaç sahnesinin beni rahatsız ettiği bir film. bruce lee ile olan sahnede sanki amerika çine karşı dövüşüyor. gereksiz ve hikayenin gidişatıyla ilgisi olmayan bir hikaye. bruce lee özellikle pısırık gösterilmiş gibi. brad pitt'in canlandırdığı `cliff booth` karakteri abd' nin vücut bulmuş hali gibi, abd bir insan olsa aha da bu filmdeki bu karakter derim. hareketleri kaba saba tavırları soğuk, kanlı öldürme sahneleri. bu arada brad pitt de çok yaşlanmış görünce üzüldüm gençlik aşkımız ne hale gelmiş.

değinmeden geçemeyeceğimiz bir sharon tate meselesi var. bana göre fazla romantik gösterilmiş. filmin köşe kırlenti gibi duruyor orda. tamam çok güzel bir kadın ama bu özelliği dışında da oyunculuğa olan tutkusu ile işlenen bir karakter olaydı keşke. margorat robbie'nin de karaktere bürünenemediği fikrindeyim. son bir kaç filmdir hep çılgın uçarı kız rolleriyle esip gürleyen margorat robbie, sharon tate olamamış. yavan ve basit durmuş. bakışları boş, çakma bir tatlı kız olmuş. onun dışındaki diğer karekterlerin iyi oynandığı fikrindeyim. rick dalton karakteri ile leonardo di caprio esip gürlemiş.
devamını gör...

(bkz: auckland) (bkz: yeni zelanda)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o süreler göz açıp kapayıncaya kadar geçeceğinden, normal bulduğum durum.

şimdilerde dünyanın parasını verip alıyoruz, değil 7, 17 sene idare etsin istiyorum valla.

önceleri teknolojik ürünlerin son çıkanlarını almaya çalışırdım, şimdi ilgim/merakım da kalmadı, işimi görsün modundayım. resmen paraya kıyamıyorum telefon, pc gibi ürünleri alırken artık. o yüzden uzun süre idare etsin istiyorum. yaşlandım galiba. *
devamını gör...

yazmayı ve paylaşmayı seven, sözlüğü benimsemiş sayın yazarlar kendini belli ediyor. söylemeye gerek var mı?
devamını gör...

tam bir yaz dizisi. tutmaması mümkün değil. kız bıcır bıcır, patron karizma. ortaya da 2-3 garip arkadaş serp tamamdır.
devamını gör...

bilim insanları artık bu kavram yerine bilinç dışı ifadesini tercih etmektedirler.
devamını gör...

türkiyede saçmalıktan ibaret olan piyasadır. bir otomobilin ikinci eli nasıl sıfırından daha pahalı olur? diye düşündüren pazardır aynı zamanda.
devamını gör...

kafa sözlük kültürlü, bilgili ve bir çok konuda donanımlı insanlarla doluyken,
uludağ sözlük kültür ve bilgi bakımından zayıf insanlar dolu olduğu kadar bolca troll barındırmasıyla kalite anlayışından uzak bir sözlüktür.
devamını gör...

(bkz: sivil itaatsizlik) henry david thoreau'nun ilk baskısı 1849 yılında yapılan deneme türündeki kitabıdır. sivil itaatsizlik veya başka bir deyişle pasif direniş, bireyin uğradığı haksızlıklar karşısında kamuoyunun ve ilgili mercilerin dikkatini çekmek suretiyle şiddetsizlik üzerine temellenen ve bir çeşit direniş hakkına işaret eden eylemler bütünü olarak tanımlanabilir. bu kitap sivil itaatsizliğin kurucusu olarak kabul edilen abdli şair, yazar ve düşünür henry david thoreau'nun fikirlerini yansıtan bir deneme niteliğindedir. sivil itaatsizlik yaklaşımını bizzat literatüre kazandıran kişi olarak ortaya attığı yaklaşımlarla aynı zamanda gandhi ve martin luther gibi isimlerin geliştirdiği fikir ve pratiklere esin kaynağı olmuştur.


-"en iyi devlet en az yöneten devlettir. " bu slogana katılmamak elde değil. gerçekten de böyle bir şeyi sistematik bir şekilde hemen görmeyi arzuluyorum. bu, deneyimlendiği takdirde şöyle bir sonucun ortaya çıkacağına inanıyorum. "en iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir". ve ancak insanlar hazır olduklarında böyle bir devlet biçimi mümkün olacak. devlet en iyi ihtimalle belli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir araç olmaktan ibarettir; fakat genellikle devletlerin çoğu ve bazense tümü böyle işlemez. sy 57



- insanlar sadece insan olarak değil makineler gibi her şeyleriyle devlete hizmet ederler. insanlar ordudur, milistir, gardiyandır, polistir, kolluk kuvvetidir. birçok durumda, hukuki veya ahlaki sorumluluğun olmadığı bir eylem yoktur fakat insanlar kendilerini ağaç, toprak ve taş seviyesine indirgerler; belki de bu şekilde amaca hizmet edecek, bilinçten yoksun kişiler üretilir. böyle bir emir, önemsiz insanlardan veya bir pislik yığınından daha çok saygıdeğer değildir. onların yalnızca köpekler ve atlar kadar değeri vardır. ancak bu tarz insanlar bile genellikle iyi vatandaş sayılır. yasa koyucu, politikacı, avukat, bakan, müdür gibileri temelde devlete akıllarıyla hizmet ederler ve nadiren ahlaki farklılıklara giderken, bilmeden de olsa şeytana bir tanrıymış gibi hizmet ederler. kahramanlar, vatanseverler, şehitler, reformcular ve öteki bazı kişilerse devlete vicdanlarıyla hizmet ederler ve bu yüzden de çoğunlukla ona belirli bir direnç gösterirler, genelde onlara düşmanmış gibi davranılır. bilge bir kişi yalnızca bir insan olarak faydalı olacaktır; bir "toprak" parçası olmaya ve " rüzgarı uzakta tutmak için bir boşluğu kapamayı" kabul etmeyerek, en sonunda bu ofiste tozunu bırakcaktır.



fazla asil bir kökten geliyorum varlıklı olmak için.
ikinci planda olmak için yönetme konusunda,
bir görevlisi ya da aleti olmak için
dünya üzerinde bir egemen devletin.



herkesin devrim yapma hakkı var; yani, tiranlığı ve verimsizliği had safhadaysa ve dayanılacak gibi değilse devlete bağlılığı reddetme ve ona direnme hakkı diyelim buna. sy 61



- haksız bir şeyden dolayı insanları hapseden bir devletin çatısı altında, haklı bir insan için doğru yer de yine hapishanedir. massachusetts'in daha özgür ve herhangi birine daha az bağlı olan ruhlara sunduğu en uygun tek yer, halihazırda kendilerini kendi ilkeleri dışına iterken kendi eyleminden dolayı eyaletin dışında alıkonulduğu hapishanelerdir. kaçak kölenin ve şartlı tahliyesi olan kişinin, kendi ırkının hatalarından dolayı özür dilemeye gelen yerlinin onları bulması gereken yer orasıdır; eyaletin kendisiyle birlikte olmayanları ve ona karşı olanları koyduğu ayrı fakat daha özgür ve onurlu bir yer, özgür bir adamın köle bir devlette gururla bağlanacağı tek yer. sy 71


bu son alıntıyı girerken aklıma, thoreau'nun yakın dostu raplh waldo emersonla yaşadığı rivayet edilen, bir hikaye geldi.
amerikan hükümeti meksika ile yürüttüğü savaşı finanse etmek amacıyla kelle vergisi adı altında bir dolar para toplar.
thoreau, ödediği bir doların savaşın finanse edilmesinde ve başka insanların öldürülmesinde kullanılacağı gerekçesi ile ödemeyi reddeder ve bu yüzden bir gece hapse atılır.
kendisiyle bir çok ortak fikri paylaştığı ve yakın dostu olan ralph waldo emerson, arkadaşını görmek üzere onun hücresine gittiğinde aralarında şöyle bir konuşma geçer.

- henry, neden buradasın ?

- waldo, sen neden burada değilsin?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim