geçen bayramda bazı dangalakların "meclisin açılmasıyla çocuğun ne alakası var?" dediklerine şahit oldum.

cevap vereyim, bir alakası yok. sadece atamız bu bayramı çocuklara armağan etmiş. çocuklar mutlu olsun demiş. zorunuza gidiyorsa kutlamayın. çocuklara değer vermiyorsanız kutlamayın. umrumuzda değil. geçmiş ve gelecek bütün bayramlarımızı kutluyorum.
devamını gör...

kendine güven
devamını gör...

“büyük düşün” anlamına gelen bir ifadedir.
bihter'in adnan'a mektup bırakıp behlül ile kaçacağını öğrenen firdevs, bu girişimin başarısızlığı sonrasında bihter'i sorgular.
firdevs yöreoğlu: ne yaptığını sanıyorsun sen bihter? nereye gidecektin? "ateşe gidiyorum" ne demek? "yanacağımı bile bile gidiyorum" demişsin. "ilk kez yüzümde, bedenimde ateş hissediyorum."
bihter ziyagil: yeter, sus! aramızdaki yaştan bahsetmek istedim ben. gün geçtikçe bu farkın açıldığını hissediyorum, onun için.
firdevs yöreoğlu: ben sana başından söylemiştim. "ama bu fark önemli değil" demiştin. artık gerçekten de önemli değil. kendini kandırma. sen bihter ziyagil'sin. bu bütün mesafeleri kapatır, aptallık etme!
firdevs hanım "ziyagil" soyadını vurgularken "bir daha böyle zengin kocayı nerden bulacaksın, akıllı ol" diye imada bulunmaktadır.
(bkz: aşk-ı memnu)
devamını gör...

biyolojik yapılar üzerinde ilaçların; etki yerlerini, mekanizmasının belirlenmesini ve kimyasal etkileşim sonucu yapı-etkileşimini inceleyen bir bilim dalı*.

edit: anlatım bozukluğu giderildi.
devamını gör...

(bkz: samanlıkta iğne aramak)
(bkz: saman altından su yürütmek)
(bkz: sakla samanı gelir zamanı)
meriçler ve samanlık...
devamını gör...

ilk olarak 28 haziran 1970 tarihinde new york, san francisco ve los angeles’ta eş zamanlı olarak düzenlenen yürüyüşlere verilen ad.

bu yürüyüşlerin tarihi ise bir yıl öncesinde yaşanan stonewall olaylarına dayanıyor.

ayaklanma adını 'stonewall ınn' adlı gey barından alıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

o dönemler farklı cinsel eğilimi olanlara karşı hem toplum hem de yönetim bazında bir baskı söz konusu. gey barlar da bu baskıdan nasibini almış.

eşcinsel bireyler toplum içinde el ele tutuşamıyor, dans edemiyor ve öpüşemiyordu. bu ve bu gibi eşcinsel davranışlar yasa dışı kabul ediliyordu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
barlar yasal olarak da sorun yaşıyordu. new york eyalet likör otoritesi, sadece eşcinsel kimliğiyle bilinen veya eşcinsel olduğundan şüphelenilen bireylerin toplandığı barları yasa dışı ilan edip kapatıyordu. 1966'da bu yasak aktivistlerin çabalarıyla kaldırıldı. fakat yasakların kalkması bar sahiplerince yeterli görülmemişti. çünkü halka açık alanlarda baskı devam ediyordu. barlar da kamuya açık mekanlardı.

fakat baskıdan kurtulmanın bir yolu vardı. o da içki ruhsatı
almamaktı. normal içki ruhsatı yerine 'bottle bar' denilen özel bir ruhsat tercih ediyorlardı. bu ruhsatın özelliği barda içki satılmamasıydı. müdavimler içkilerini kendileri getiriyorlardı. mekan ise sadece içki servisi yapıyordu*.
bu ruhsatın esas özelliği ise bara giriş yaparken müdavimlerin bir deftere isim ve imzalarını bırakmalarıydı. bu şekilde barın üyelere özel olduğu algısı oluşturuluyordu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ama bu yöntem tam olarak işe yaramıyordu. çünkü barın sahipleri eşcinsel davranışların görmezden gelinmesi için polise rüşvet vermek durumundaydı.

new york'taki gey barlar mafyanın kontrolündeydi. stonewall da bu barlardan biriydi. mafya bu barları işletmekte menfaat görüyordu. bazı eşcinsel müşterilerine kimliklerinin gizli kalması karşılığında şantaj yaptığı söyleniyor mesela.

bundan başka stonewall evsiz eşcinsellere ev sahipliği yapıyordu. çünkü mekan hem büyüktü hem de üye olunması diğer kulüplere göre daha ucuzdu.
üyeler arasında giriş ücretini hırsızlık yaparak çıkartan müdavimler de vardı.
ve işin aslı bu bar bakımsızdı. müdavimler ise bu barlara bağımlıydı. bu barlar olmasa varlıklarını sürdüremeyeceklerinin farkındaydılar.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
verilen rüşvetler sayesinde bara baskın yapılacağı zaman yozlaşmış polisler haber uçururdu ve bardaki yasadışı içkiler saklanırdı.

fakat isyana sebep olan baskından önce haber uçurulmamıştı. hem de bu baskından birkaç gün önce baskın yapılmasına rağmen.
sanki hazırlıksız yakalamak amacındalarmış gibi...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
isyan sürecine gelene kadar toplumsal meselelerde çok kereler gördüğümüz üzere ötekileştirilmiş bir kesimle karşı karşıyayız. içinde oldukları topluma karşı yabancı hissettirebilecek çok şeyler yapılmış.

böyle bir ortamda amerika'nın tarihindeki savaşma, mücadele etme, özgürlük ve bireysellik gibi amerika'yı amerika yapan şeyler göz önüne alındığında eşcinsellerin haklarını arama noktasında gösterdikleri cüretkar tavır daha iyi anlaşılabilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sonrasında olaylar gelişiyor ve polis barı basıyor. tarih 28 haziran 1969.
tutuklamalar, polis ve göstericiler arasında çıkan çatışmalar...
ve isyan yayılıyor...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
üzerinden bir yıl geçmesiyle 28 haziran 1970 günü ilk onur yürüyüşü gerçekleşiyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
slogan ise şöyledir: yüksek sesle söyle, eşcinsel onur duyar!

2016 yılında obama isyanın geliştiği bölgeyi ulusal anıt ilan etti ve eşcinsel harekete destek verdi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaynaklar için buradan, buradan ve buradan.
devamını gör...

başlığa denk gelmişken olsun'un en iyi hâlini bırakmazsam olmazdı. şarkıyı, ayaklarını yere vura vura söyleyecek kadar kendinden geçen bir sertab ve harika bir gitar solosu içerir, video.

devamını gör...

yarın netflixte çıkacak olan filmdir. haluk bilginer ve demet akbağ başrollerinde olduğu için inanılmaz heyecanlıyım. fragmanı izledim iyice heyecan sardı bedenimi. izledikten sonra fikirlerimi bu tanıma düzenler eklerim. fragmana ulaşmak isteyenler için. bırakayım şöyle.


az önce bitirdim filmi yorumumu naçizane yapayım.
başlığı ben açmıştım fragmanı ben koymuştum çok heyecanlıydım haluk bilginer demet akbağ birlikteliğinde güzel veya vasat bir film izleyecektim heyecanlanmam gayet normaldi.
ama berbat bir film izledim iğrenç bir film izledim şaka gibi bir film izledim film o kadar kötü ki ne kadar kötü olduğunu tanımlayamıyorum.
keşke oyuncular bir masaya oturup sohbet etseydi ortaya daha düzgün bir iş çıkardı.
bu oyuncularla bu kadar berbat bir film ortaya getirmek büyük yetenek ister helal olsun diyorum.
senaryo bir süre sonra tıkanıyor akmıyor duruyor yerinde.
ben mi cahilim yoksa filmin garip bir tarzı mı var bilmiyorum ama ben dünya üzerinde bu filmi izleyip beğenecek insan olacağını zannetmiyorum gerçekten rezillik.
he bide sizin toplumsal mesajınızı yerler öperler. yok ya boktan film icra edeceksiniz bide içine toplumsal mesaj sıkıştırıp alkış alacaksınız üzgünüm. arkadaşlar eğer izlemeyen izleyecek olan varsa izlemesin.
devamını gör...

fatih terim'in mezun olduğu* pozisyondur.
devamını gör...


sen üzülme gülüm incinme
canımın içi, iki gözüm, sakın küsme
bana hediye bırak bütün kederleri
ben ağlarım ikimizin yerine
sezen aksu'nun emeği olduğu çok belli olan şarkı. modum da yüksek ama dinleyesim geldi. öylesine.
devamını gör...

eger ölum nedenlerinin yapilan adli arastirmalar sonucunda, aşı kaynakli oldugu kesinlesirse, son derece olay yaratacaktir. mrna asilari aslinda derinligi bilinmeyen bir su gibi. dunya capinda kullanilan inaktif aşılardan oldukca farkli bir teknolojiyle uretilmekte. etkileri uzerinde yeterli bir bilgiye sahip olabilmek icin de minimum uc dort senelik etkilerinin gozlemlenmesi gerekir.bu da suan itibariyle mumkun olmadigi icin "denize dusen yilana sarilir" misali, bu asılardan medet ummus bulunmaktayiz...kisacasi bu asilarin cok ciddi etkileri olabilir de, olmaya bilir de...
devamını gör...

kulaktan dolma sözle sevgiliye yapılan serzeniş'tir
devamını gör...

akıl sağlığın yerindedir umarım.
devamını gör...

ölümü kabullenmesidir. kibrinde boğulan insanın bu konudaki kabullenişi takdire şayandır.
devamını gör...

"aydınlığı fark edemiyorsak karanlık nedir ki?" diye sordu adam, önünde nesiller boyu sürecek bir insan karanlığı vardı, onlara ve onlarla konuşuyordu. "uzaklara gideceksiniz bugün, razı olmamak üzere" diye ilave etti sesini daha da yükseltip. "razı gelmediğimiz her şey bizi olmamız gereken yere, karanlığa daha da çabuk götürecek" dedi sonra, kalabalıktaki onay mırıltılarının yerini daha yüksek perdeden çıkan sloganlar almaya başlamıştı. onlara göre uğrunda ölecekleri adamın dediği her şey doğruydu, katıksız bir itaat eğitiminden geçmiş karanlık sürü izlerini ardında bırakarak oldukları yerden ayrıldı. rastladıkları diğer tüm insanlarla karanlık uğruna savaşıp yollarına sayıları nerdeyse hiç kalana kadar devam ettikler, öyle bir an geldi ki karanlık uğruna savaşan kocaman ordudan sadece iki kişi kaldı geriye, o ikiden biri diğerine döndü.

"aynıydık, karanlıktık zaten, şimdi aydınlığı ve kendimizi de sonsuza kadar öldürmenin vakti" dedi ve elindeki hançeri önce ordudaşının sonra da kendi kalbine saplayarak dünyada mutlak karanlığı başlattı.
devamını gör...

herkese eşit olunmalı. sanatçı diye bir ayrıcalık mı olur...
devamını gör...

(bkz: cehalet)
devamını gör...

harika(!) sesimle kaydettiğim ispanyolca şarkıyı dinletebileceğim bir kurban bulmak... *
devamını gör...

önümüzdeki dönemde en büyük ve topyekûn savaş yobazlığa karşı olmalıdır. artık bu coğrafyada bilişsel bir devrim şart oldu. 19 yıllık akp ve ondan önceki sağ hükümetlerin en büyük zararı çalmaları değil, bıraktıkları bu kültür enkazı oldu. cehalet hiç bir dönemde bu kadar yaygınlaşmamıştı.

eşiktekinden beşiktekine, sopayla döve döve, insan hakları, empati, erdem, ahlak, doğruluk herkese öğretilmeli. bütün medya, internet v.s. bu amaç uğruna kullanılmalı. yoksa bu b.k çukurundan kurtulmamız çok zor.

t: insanı hayattan soğutan haber.
devamını gör...

aynanın karşısına geçmiş doğal güzelliğini örtbas etmeye çalışıyor yine bi’ kadın. yüksek ökçeleri üzerine giydiği elbisesi annesinden kalmış, saçlarını da salmış annesine benzemek istercesine. aslında örtbas etmeye çalıştığının mutsuzluğu olduğunu silememiş gözlerinden. kapamaya çalışıyor elindeki sünger parçasıyla acılarla paramparça olmuş yüzünü. her darbede açılan yarıklarını dolduruyor mutluluk tozuyla..

gitmeye hazırlanıyor kadın..

tekrar olamayacakların erken özlemine kapılıp elinde dondurma kabı televizyon karşısında selpaklardan bir yatak içerisinde ağlayarak geçirdiği son geceden sonra gelecek günlerin nasıl geçeceğinin ayırdına varmaya çalışır kadın..

gideni beklemek günlerinden sonra geleceği gözleme zamanlarına gelen kadın, bu yolculuğu esnasında kendinden verdiklerini yeniden toparlamaya kalkışır. ayna karşısına geçip mutsuzluğunu örtbas etmeye değil güzelliğine güzellik katmaya çalışır..

kadın, daha bi' umutludur gelecekten. beklediği bir şey yoktur aslında. beklediği anda gelmeyeceğini bilir ve gelmesini istemediği zamanlarda bekler, diğer zamanlarda aklına bile getirmez istediği için gelmesini. bazen bunalsada bu geçişlerden dayanmak zorundadır kadın. hatırlamaya çalışır gideni beklemeden önce gidecek olanın geliş zamanlarını..

zaman ilerlemiş, kadının sol yanındaki kullanılmayan uzuv körelip işlevini yapamaz hale gelmiştir..

kadın, salgı bezlerinin bir zamanlar salgıladığı adı bilinmeyen o tropikal meyve tadının tekrar kanıyla birlikte pompalanması istemektedir.

çünkü kadın, kendisini öldürecek amansız bir hastalığa yakalanmış gibi hisseder..

kadın, yalnızdır..
- aro -

senden içeri senle konuşur benden içeri ben..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim