açık kaynak kodlu, front end yazımında işimizi fazlasıyla kolaylaştıran popüler bir framework'tür. güncel versiyonu bootstrap 5'tir. kullanabilmek için ilgili paketleri indirilip projeye entegre edilir. ek özellikler icin ilgili paket ayri entegre edilir mesela carousel yapısı için utilities pakedi yüklenir. yukardaki arkadaşın da yazdığı gibi bootstrap'in en büyük avantajı sağladığı grid yani ızgara sistemidir. sayfayı temelde satırlara ve 12 sütuna ayırır. bu 12'nin kaçlık dilimine hangi etiket yazılacak bunu siz belirlersiniz. div tag'lerinin içinde kullanılır.
<div class="row">
<div class="col-md-8">
<p> bu kısım 8 karelik alani kapsar </p>
</div>
<div class="col-md-4">
<p> bu kısım 4 karelik alan kapsayacak</p>
</div>
</div>
üstteki kodda tek satırda 8'lik ve 4'lük alan kapsayacak iki tane yazı bastık ekrana. bootstrap'in çok geniş icon seçenekleri de vardır 1400+'den fazla. göze hitap eden card yapısı, carousel, formlar, butonları da vardır. boşluk bırakmada boyut ayarlamada seçenekleri çoktur mesela yukarıdaki kodda md yazdık sm, lg gibi seçenekler de vardır boşluk için div'in class'ına m veya p ile baslayarak kaclık boşluk istediğinizi yazmanız yeterlidir. sitesinde güzel bir dokümantasyonu vardır. girip incelemenizi tavsiye ederim. özellikle front end'de onlarca css kodu yazmak istemiyorsanız bootstrap kurtarıcıdır. tabii ki temel bir yapısı vardır daha göze hitap eden orijinal front endler için paraya kıyıp css html yazacak front end developer'ı alacaksiniz işe. bootstrap'in temaları da vardır bunlar genellikle ücretlidir lakin birkac tane de ücretsizi vardır. kodu yazılmış siteye, bu tema giydirilir kolayca daha sonra siteniz daha user friendly ve göze hitap eden bir görünüme kavuşacaktır.
devamını gör...

üst edit: okuduğu bölüm sinema ile ilgili olmayı bırak yanından bile geçmeyen ve sadece film izleyecek boş zamanı olan -kısaca hayatsız- biri tarafından hazırlandığı için asla ama asla içindeki 200 filmin her birinin iyi olduğu kesin olmayan bir liste bırakıyorum buraya. muhtemelen 30 tanesi hariç -onları yazmazsam içimde kalırdı diye yazdım- herkesin kesin izlediği filmleri koymamaya özen gösterdim çünkü hem radyo yayını için faydam dokunsun hem de izleyecek film bulamayanlar için yardımcı olur. liste tamamen karmaşık her türden film var yani konusuna veya türüne bakmadan film açıp ya ben ailemle izleyecektim porno çıktı bu diyerek başımın etini yiyen olursa bozuşuruz, bu liste ken park filmi ile başlıyor arkadaşlar...

ben ken park önerebilirim ama siz onu bu şartlar altında inceleyebilir misiniz bilemiyorum.* o yüzden onun yerine belki equilibrium, santa sangre, spalovac mrtvol, the last seduction, la historia oficial, god on trial olabilir. 60'lara gidelim dersek le trou tadından yenmez. az bilinen bir şaheser olan un condamne a mort s'est echappe ou le vent souffle ou il veut olabilir. he was a quiet man, get out veya 70'lere gidersek vanishing point olabilir. nolan'ın following filmi bana kalırsa izlenmeden ölünmemesi gereken listesine elinin tersi ile geçirip gider öyle güzel. ghostdog: the way of the samurai ve tarantino'nun jackie brown filmi de listenin başını bence garanti çekerdi. the class yine rahat girer gibi listeye. romeo is bleeding için kararsızım. citizen kane, zodiac, the turin horse olabilir. bu listeye donnie darko eklersem lost highway eklemediğim için utanmam gerekir onu da sıkıştırıyorum araya bir yere. good bye lenin, in bruges, high noon, the magnificent seven hatta direkt shichinin no samurai. butch cassidy and the sundance kid, chinatown ve normalde listeye sondan başlasam bile eklemezsem içimde kalacak olan goodfellas.

not: asla film zevki olduğunu iddia etmeyen biri tarafından acele ile karalanmış bir listedir ciddiye alınması önerilmez. sevdiğim çoğu filmi zaten yazacaklarını bildiğimden eklemiyorum yoksa bu liste quentin tarantino, david fincher, béla tarr ve stanley kubrick filmografisine dönerdi.* kubrick demişken paths of glory ve full metal jacket ekleyeyim kenara köşeye eğer unutulursa diye. 70'lerde çekilmiş catch-22 fena olmaz ama kitabı okumayanlar için film zaten koca bir karmaşa o öyle çok düşülmesi önerilen bir bataklık değil. un condamne a mort s'est echappe ou le vent souffle ou il veut önerip cool hand luke yazmamak yine büyük ayıp onu da ekleyeyim. hatta aslında escape from alcatraz da olabilir. don siegel filmlerinden söz açılmışken şuraya hell ıs for heroes gibi bir şaheseri de bırakıyorum. daha fazla paul newman görmek isteyen bünyeler için the long, hot summer, the verdict ve the hustler kesinlikle izlenmesi gereken listesinde.

ben burayı aklıma geldikçe güncellerim.

edit: çöplük gibi olan film arşivimi açtım sevgili yazarlar hepimize geçmiş olsun dileklerimle. neo-noir, hapishaneden kaçış, dram, komedi, mahkeme filmi, western, spaghetti western, bilim kurgu vs. demeden karmakarışık bir liste, ben bu listeyi 11 yıldır zahmet edip bir kere türüne göre düzenlemedim şimdi de düzenleyebilecek potansiyeli kendimde görmeyerek başlıyorum.*

annie hall, sin city, barry lyndon ve raging bull ile açılışı yapıyorum. before the devil knows you’re dead ve drugstore cowboy yine listenin ortalarında bence kendine güzel bir yer edinir. the color of money, devil's advocate, watchmen, trainspotting, the life of david gale, kynodontas, the magnificent ambersons hatta belki the lobster bile zorlasa neden olmasın. hiç seven, fight club veya taxi driver yazmama gerek yok hepimiz izledik teşekkürler. lotr -allah belanı versin peter jackson- veya harry potter hakkında da tek kelime etmek istemiyorum veya godfather ya da interstellar hakkında da ama klişeler klişesi bile olsa a clockwork orange bu listede olmayı bence hak ediyor. memento, 12 angry men ve repulsion yazmamış olabilirim önceden yazdıysam iki kere izlemekten zarar çıkmaz. sleepers, rope, north by northwest, the birth of a nation, rashomon, to kill a mockingbird yine klişenin dibini sıyırarak eklediğim filmlerden. sigaramı bitirir devam ederim ben listeye birazdan.*

edit2: stalker ve los cronocrimenes ile devam edelim hatta andrey tarkovski demişken the killers yine gölgede kalmış efsanelerdendir, izlemeden ölürseniz gözünüz arkada kalır muhtemelen. voyage in time yine bence listenin sonlarında pastanın üzerindeki çilek gibi duracak bir film. o kadar tarantino dedik, kan dedik, komedi unsuru yüksek vahşet dedik ama gidip reservoir dogs ekleyeceğim çünkü neden olmasın. primal fear, the judge hatta belki de listenin en şahane filmi olmaya aday the thirteenth floor yine yazmasam delirecektim tadında ufak bir ekleme. reversal of fortune, cache, road to perdiction, higher learning, american history x, jubei ninpucho, this is england belki bilindik ama yazılmazlar diye kıyamayıp ekliyorum. in cold blood, being john malkovich, le chat du rabbin, trumbo, the hateful eight, murder in the first, the aviator, le professionnel şimdilik ekleyeceklerimden. çok yoruldum sözlük, üşenmezsem sonra yine güncellerim.

edit3: presume coupable, persona, the last temptation of christ, otherlife, bad lieutenant, the rainmaker, pitch black, the endless, the holy mountain, frequency, the butterfly effect, mr. nobody olabilir. yani bu listeye girmez ama fena film olmadığı için belki looper. mulholland dr., lethal weapon, eyes wide shut, total recall, minority report, psycho, beetlejuice, manhunter, whiplash, the fly, scott pilgrim vs. the world, level 16, amour diyerek listeyi geçici bir süre burada noktalıyorum. üşenmezsem gece yazarım devamını, yani umarım yazarım.

edit4: knights of the south bronx ile devam edeyim hatta sevimli bir satranç filminden sonra "senin satranç oyununda yaşıyordum ama sen kuralları değiştirip duruyordun" tadında güzel bir dram filmi the broken circle breakdown iliştireyim şuraya. allahın belası felix van groeningen -bana sağlam bir psikoloji borçlusun belçikalı- filmlerinden devam edersek de helaasheid der dingen yine ağlanacak halinize gülmeye zorluyorlar beni tadında bir film. satranç dedik, film falan dedik, izlemeden ölmeyin dedik o yüzden the luzhin defence ve bobby fischer against the world hadi hatta belki bir parça da pawn sacrifice ve searching for bobby fischer olur. gegen die wand, seven pounds, pandoranın kutusu veya insanı televizyonun içine çekip suratını dağıtan incendies yine oldukça güzeldir. yine yazmasaydım delirecektim temalı bir film olarak django unchained.

tarantino batağına girdiğimde çıkamadığım için adamın filmografisini yazayım da şuraya kurtulayım.* buradan sonrası tamamen tarantino batağı, ben uyarayım da sonra ne boş yaptın demesinler. tarantino filmlerini iki bölüme ayırabiliriz aslında;
realer than real ve movie movie veya diğer adıyla movie in movie. aslında elmore leonard universe, shaft un. falan da var ama çok kafa karıştırmasın. bunları ikiye ayırıyorum çünkü gerçeklikten biraz daha uzak, komedi unsuru yüksek vahşet filmlerini sevenlerle daha gerçekçi filmleri seven insanlar var ve tarantino'nun istisnasız her filmi ölmeden önce izlenilecekler listesine gandalfgiller torpili ile altın yıldızlı olarak gireceği için olur da işsizin biri buraya kadar okumuşsa diye kolaylık sağlamak istiyorum. hızlıca realer than real ve movie movie nedir onu da açıklamam gerekirse eğer ikisi de kendine ait evrenler ama movie movie daha çok realer than real evreninde yani tarantino gerçekliğinde sinemada izlenen filmler gibiler. yani nasıl biz gidip sinemada film izliyorsak realer than real evreninde geçen filmdeki bir karakter de aynı şekilde movie movie evreninde geçen bir filmi gidip sinemada izleyebiliyor.

not: listede sadece yönetmenliğini tarantino'nun yaptığı filmler değil senaryosunu yazdığı filmler de var.

realer than real: once upon a time in hollywood, true romance, pulp fiction, inglorious basterds, django unchained, reservoir dogs natural born killers. not: django biraz muğlak ama shaft evreni ile bağlantısı var diye onu da eklemek gerek bence.

movie movie: from dusk till dawn i-ii-iii, kill bill vol1-vol2, death proof, the hateful eight.

hatta tarantino/ rodriquez evrenini de buraya iliştireyim, her film izlemeden ölünmemesi gereken listesinde. neden çünkü ben seviyorum ve bu benim listem.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kaldığımız yerden devam edelim. nightcrawler, apocalypto, the children of huang shi, sliding doors, les misérables, blinkende lygter, nineteen eighty four, le battement dailes du papillon, 13 tzameti, airlift, nun va goldoon, el cuerpo, awake, blood simple., everything is illuminated, the darwin awards, a shot at glory listenin sonlarında belki biraz zorlarsak ortalarında kendine yer bulabilir. coherence yazmadıysam şimdiye kadar ayıp bana. hamlet liikemaailmassa ile şimdilik ufak bir su molası veriyorum, ben de insanım sözlük. üstelik üşengeç bir insan.

edit5: ariel ve legends of the fall ile başlayalım. aslında teen slasher batağına da düşebilirdik ama onu da sevmeyeni tam sevmiyor boşuna küfür yemeye gerek yok tanımadığımız insanlardan. mandariinid, the raid 2 berandal, voskne mennesker, the treasure of silver lake, yojimbo, a nightmare on elm street*, drag me to hell, cidade de deus, deutschstunde, carrie, secret window, sweeney todd: the demon barber of fleet street, sleepy hollow, ocean's eleven, scarface, ocean's twelve, 12 years a slave hatta aslında ismi bile psikolojik olarak çökmeme sebep olan a river runs through it bile olur ya. the evil dead, l'instinct de mort, germinal, dirty harry, in the line of fire, salmer fra kjøkkenet, the conjuring olabilir. beni 30'lu yılların sonuna gönderin diyen sıkıntılı arkadaşlarımız için metropolis ekliyorum buraya hatta hazır siberpunk demişken ex machina, westworld*, strange days, existenz, johnny mnemonic, a.ı. artificial ıntelligence falan da ekleyelim çünkü neden olmasın. wazir, a nyomozo, rosemary's baby, mad max beyond thunderdome, vozvrashcheniye, 12*, trilogia i to livadi pou dakryzei, insomnia, hereditary, les invasions barbares, 11 14, being ron jeremy, ultimo metro. pred dozhdot, la migliore offerta ve x-men serisinin tamamı.*
devamını gör...

uzun uzun bakışmalar.. arkadaşlar siz bakışarak anlaşacaksanız devam edin biz rahatsız etmeyelim.
devamını gör...

bilenler vardır aile akraba her zaman mesleğinizle okuduğunuz bölümle ya da başarılarınızla etiketler sizi. sen doktorsun nasıl hasta olursun diyemiyorlar ama sen okul birincisiydin nasıl 60 aldın ya da sen psikolojik danışmansın nasıl sinirleniyorsun diyebiliyorlar. bir doktor hasta olabilir, bir polis korkabilir, bir aşçı kötü yemekler de yapabilir ve bir psikolojik danışman obsesif olabilir. başkaldırı yani bir nevi..
devamını gör...

"altından kafesinden çıkmaya çalışırken kırıldı kanatları"
devamını gör...

kuzguncuk.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: dokunmatik)
tiki olan birine denk gelirlerse küfür ve şamarla karşı karşıya kalabilirler*.
devamını gör...

ingilizce kelime öbeği sex appeal'den türkçeye geçmiş, anlamı ise cinsel çekicilik olan sözcük.
devamını gör...

bir safsatadir. azimsanmayacak kadar cok erkek asiri dekoltedan birak tahrik olmayi, begenmedigi icin donup bakmiyor bile. yine basliktan kadin acik giyinip erkegi tahrik ediyor ve tacizi hak ediyor imasi cikiyor. ancak ergenligindeki bir erkek bacaktan, meme dekoltesinden tahrik olur.

ayrica ciplak gezilse dahi bu kadinin tacizi hakettigini gostermez. begeniriz begenmeyiz, bu bize kalmis birsey ancak kiyafetten yola cikarak kimseye muamele gosteremezsiniz.
devamını gör...

vikipedi diyor ki:


türkçenin en uzun kelimesi, popüler kültürde, 70 harften oluşan muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine sözcüğü olarak geçmektedir.

teknik olarak türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için sonsuz sayıda harften oluşan kelimeler oluşturmak mümkündür. ancak, aynı ek birden çok kullanıldığı zaman kelime anlaşılmaz bir hâl almaktadır; bu yüzden en uzun kelimeden bahsederken anlaşılır olması esas alınır.

muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine kelimesi popüler olarak en uzun kelime olarak kabul edilir de, başında 15 harften oluşan "muvaffakiyetsiz" kısmını, anlamı bozulmadan 20 harflik bir sözcükle değiştirmek mümkündür, çünkü türkçe sözlüklerde geçen en uzun kelimeler 20 harflidir: kuyruksallayangiller, ademimerkeziyetçilik, egzistansiyalizm veya elektroensefalografi.

örneğin, kuyruksallayangillersizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesinedir gibi bir kelime hem anlaşılır, hem de 81 harfli olmasına rağmen, popüler kültürde kuyruksallayangiller, ademimerkeziyetçilik veya elektroansefalografi gibi uzun kelimelerinden türetilen sözcükler yer edinmemiştir.

ya peki bu en uzun türkçe kelimenin tarihçesi nedir?


bu kelimeden önce "çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mıymışsınız?" kelimesi en uzun kelime olarak gösteriliyordu. bu tekerleme o dönemin popüler kelimeleri arasında yer aldı.

daha sonrasında çekoslovakya'nın dağılmasıyla bu kelimenin yerine afyonkarahisarlılaştırabildiklerimizdenmişsinizcesine kullanılmaya başlandı. bu kelimenin de daha uzunu bulunduğunda popülerliğini yitirdi.

sonuç olarak türkçe'nin en uzun kelimesinin hangi kelime olduğu tam olarak belli değil.
devamını gör...

bursa’da tadilat süsü verilen gizli kapısı ve geçidi bulunan, güvenlik kameralarıyla izlenen 'gençlik lokali'nde ihtiyarlar iskambil oynarken yakalandı. kaynak
biri yabancı uyruklu kadın olmak üzere 27 kişiye kısıtlamaya uymadıkları gerekçesiyle 85 bin lira ceza kesildi. bir kişi ise "ben televizyon izlemiyorum. evden sabah çıkıyorum. akşam giriyorum" diyerek kendisini savundu.
"yasaklar delinmek içindir" felsefesinde olanların son günlerde çoğalması dikkat çekti.
devamını gör...

tarkan’ın aşk parçası. eski tarkan şarkıları kendini tekrar etmeyen değişken melodili olurdu.nakaratı girişi ve sonu farklı duyguları uyandırırdı :

devamını gör...

güzel haber.

darısı orada kürdistan hayaliyle yaşayan bütün habeş maymunlarının başına.
devamını gör...

özelsiniz demişler.
eksik olmasınlar, yazarları çok olsun.
devamını gör...

günaydınlar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ılk işim büyük bir kitaplık yaptırmak olurdu. kendi kutuphanemi yapardım. balkonumu da çeşit çeşit kaktuslerle donatırdım. az ve öz eşyalarla döşerdim. evin her bir duvarını farklı renklerde boyardim.

t: var bir hayalimiz diyeceğimiz başlık.
devamını gör...

tanrıyı öldüren adam olarak aklımda yer eden alman filozof. günümüzde çok popüler kendisi. ama yaşadığı dönemde pek tanınan biri değilmiş. hatta kitapları pek satmadığı için bu almanlar beni hiç anlamıyor dediği söylenir. gezgin ve yalnız bir hayat sürmüştür. köklerine bağlı kalmak istememiştir. ama öldüğünde doğduğu evden 30 metre ötede bir yere gömülmüştür. yani başladığı yere geri dönmüştür. beni üzen bir detay bu. ömrünü köklerinden kurtulmak için harcadı ama döndü dolaştı ve evine geri döndü.
devamını gör...

albastı (albız) ile ilgili en enteresan yönlerden birisi. onun kan içen bir yaratık olarak betimlenmesidir.

misal; tatar türklerinin inanışına göre albastı cüsseli ve kilolu bir yaratık olarak tasvir edilmiştir. genelde uyuyan insanlara musallat olur. onların göğüslerini ezer ve boğar. gece vakti ortaya çıktığına inanılır. insanları boğmasının yanında, onların kanını da içer. bu noktadan baktığınızda batıda ki ''vampir miti'' ile benzerlik gösterir ki, bu inanışın temeli çok daha eskilere dayanır.

iğne mevzusu ile ilgili de, göğsünün haricinde gözüne iğne saplanması halinde de yakalandığından bahsedilir. ancak yine temel olarak göğse iğne saplanmasından bahsedecek olursak, vampir mitinde göğse kazık sapladığınızda vampiri yok edersiniz. albızın ise göğsüne iğne sapladığınızda onun artık size musallat olmasını engellersiniz. burada da ilginç bir benzerlik var. yani iki mistik ögenin de, en zayıf noktaları göğüsleri ve her ikisi de kan içiyor.

abdulhakim mehmet’in ''çın tömür batur'' adlı eserinde albastı ile ilgili şöyle iki hikaye var mesela;


albastı yaşlı bir nine kılığındadır, ateş aramaya gelen kadına bir köz verir ve kadının eteğine kül koyar. kadın giderken küller dökülür ve albastı bu külleri takip ederek kadının evine gelir. büyük, beyaz bir köpeğe biner. elinde bir yalak vardır. birisi büyük, ikisi küçük olmak üzere üç başlıdır, korkunç ve sert suratlıdır. eve girip kadının karşısına oturur ve gözlerini kapattırır. saçından bir iğne çıkarıp kadının alnına ve kollarına batırır. açtığı deliklerden üç başındaki üç ağzıyla kadının kanını emer. kadın bayılır. albastı kadının ayaklarına iğne batırıp yalağı kan doldurur ve köpeğine de kan içirir.



albastı insan eti yiyerek ve insan kanı içerek beslenir. bembeyaz bir nine kılığındadır, çadırda yaşar ve siyah beyaz bir köpeği vardır. üç başlıdır ve dudağından çıkan bir dişi vardır. kadının başından bir tabakla yarım tabak kan alıp içer, ayağından yarım tabak kan alıp köpeğine içirir ve öbür ayağından da yarım tabak kan alıp yere döker, çadırına geri döner. her gün gelip kadının kanını içer.


görüldüğü üzere bu hikayelerde de kan içtiğinden bahsediliyor.

karadeniz'de, çepni anlatılarında da bu hikayelere yakın söylemler mevcuttur.

bir başka benzerlik bağını da şekil değiştirme üzerinden kurabiliriz. albız'ın farklı şekillere girerek insanlara zarar verdiğinden bahsedilir. vampirler de, farklı şekillere girebilir ki en bilineni yarasaya dönüşmeleridir.

ikisinin de gece vakti ortaya çıktığını unutmamak gerek.

tabi şunun altını çizmek lazım; albız köken olarak çok daha eski ve mitolojik bir varlıktır. çıkış noktasını erlik han'a dayandırabiliyorsunuz ve türk mitolojisinin temel yaratıklarından bir tanesi olduğunu biliyorsunuz. vampir mitinin dayandığı kökler ise daha yakın zamanlara denk gelir. bu sebeple ortada bir esinlenme var ise; bu esinlenme tamamen batı dünyası kaynaklıdır.

şimdi vampir severler düşünsün*
devamını gör...

şikayet sebebi olarak: cinsiyetçi/ırkçı/ayrımcı üçlüsünün de gelmesinin güzel olacağını düşündüğüm çiçeği burnunda sözlük. her türlü ayrımcılığın karşısında olalım sözlük. deniz manzaralı, nezih bir yer olsun burası.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim