mumyalanmış bedeni bulunan nesyamun adlı mısırlı bir rahibin, ingiliz bilim insanlarının 3 boyutlu yazıcı, hoparlör ve bilgisayar yazılımı kullanarak yaptığı bir çalışma aracılığı ile ortaya çıkarılan sesi.

ekip, mumyanın ses telleri ve gırtlak yapısınını bir görüntüsünü elde etti ve bu ortamı dijital olarak yeniden modelledi. model, yazıcı aracılığıyla basıldı ve elektronik bir gırtlak elde edilmiş oldu. ancak bedenin bazı yerleri doku kaybına uğradığından, bu durumun ortaya çıkan ses tonunu da etkilemiş olabileceği söyleniyor.

devamını gör...

bir ilişkiyi az seven yönetir. çünkü çok seven kaybetme korkusundan her şeye amenna diyecektir. *
devamını gör...

yardıray.
devamını gör...

bizzat okuduğum bölüm. ciddi gelecek kaygısı yaşasam dahi severek okuyorum, değerinin bileneceği günü bekliyorum...
devamını gör...

korona öncesi
devamını gör...

aldatıldım. sürekli terkedildim. hiç kimse beni gerçekten sevmedi. babamla aram iyi değil. annemin umrunda değilim vesaire vesaire diyenlerle bu liste uzaaarrr gider. eğer birine eksikliğinizi anlatırsanız hiç şaşmaz günün birinde bunu kullanır ve üzülen taraf siz olursunuz. insanlara eksik yönünüzü marifetmiş gibi anlatmayın o insanın sizi daha çok kullanmasına vesile olmaktan başka hiçbir şey yapmazsınız. dertleşirsin o ayrı, ama insanlarla aranıza sınır çizmelisiniz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

telefondan çizmiştim o yüzden ayrıntıların üzerinde pek duramadım fakat naçizane ben de paylaşayım dedim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kedileri ilk kez evcil hayvan olarak tutanların antik mısırlılar ( milattan önce 3000 kadar geriye) olduğunu söyleniyor. mısırlılar, onların tatlı doğasına aşık olarak, kendilerini yılanlardan ve sıçanlardan koruma yeteneklerine hayran kalmışlar. diğer birçok hayvanda olduğu gibi kedilere de tapmaya başlamışlar.
antik mısırlılar, kedileri öldüğü zaman firavunların ölümünü anmak için düzenledikleri törene benzeyen, devlet cenazeleri bile düzenlemişler.
devamını gör...

stefan zweig kitapları
devamını gör...

olmasa mektubun diye tanıyıp sevdiğimiz yeni türkü şarkısının orjinal hali.
"( bana) her şey seni hatırlatıyor " olarak türkçeleştirmek mümkün şarkının adını.


sözleri;*

"her sey seni hatirlatiyor,
basit ve sevilen
gunluk esyalarin...

sanki onlar da benimle birlikte bekliyorlar,
senin gelmeni, bende iz birakacak olsa da son bir kez.

tüm askimiz dolduruyor odayi
bir sarki gibi, ikimizin birlikte söyledigi
yüzler ve sözler, ve çatirdayan düsler.
gün agardiginda, gerceklesecek olan ne.

hersey seni hatirlatiyor,
basit ve sevilen,
gunluk esyalarin...

hersey seni hatirlatiyor
en iyi dostlarimiz bile.
kah tavernada, kah sinemada.

yalniz basima okuyorum, göndermis oldugun mektubu,
hani daha bir kez bile öpüsmeden önce.

tüm askimiz dolduruyor odayi
bir sarki gibi, ikimizin birlikte söyledigi
yüzler ve sözler, ve çatirdayan düsler.
gün agardiginda, gerceklesecek olan ne.

hersey seni hatirlatiyor,
basit ve sevilen,
gunluk esyalarin..."

spotify
devamını gör...

maide süresinin 32.ayetinde “kim bir canı, başka bir cana ya da yeryüzünde fesat çıkarmasına karşılık olmaksızın öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.” ayetine konu olan büyük günah.
devamını gör...

zaman geçmek bilmez önce, sonra yıllar sayamazsın, bir bakmışsın geçip gitmiş hayat.


devamını gör...

susmak bir tercih midir? bir vazgeçiş mi? yoksa yenilgi mi?
e. noelle neumann bu konu hakkında; kişi toplumdan farklı olan düşüncelerini dile getirmez ve çoğunlugun fikrini kabullenir. toplumda sessiz çoğunluk fazla olsada, düşüncelerini söyleyen ve dayatan kesim daha hakim duruma gelir der.
bu araştırma daha geniş bir bakış açısıyla yapılmış ve sonuçları itibariyle siyasi partilere yol göstermiştir. sessiz çoğunluğun sesiyiz gibi sloganlar bu kuramdan sonra kullanılmıştır.
ancak insanlar sadece siyasi düşüncelerini dile getirmek için değil, özel nedenlerden dolayı da susmayı tercih edebilirler. okuduğum bir kitapta (kitabı ve yazarı bulursam ekleyecegim) suskun insanları ikiye ayırır. “bazı insanlar susuyorsa gerçekleri bildikleri içindir. bazı insanlar susuyorsa gerçeği saklamak içindir.”

derin ve sessiz bir konu.
devamını gör...

portakal sözlük olabilir. iyi de olur.
devamını gör...

her şeye karışan, bir konu hakkındaki fikrini belirtmezse o gece rahat uyuyamayan insanlara sıklıkla yönelttiğim sorudur.
devamını gör...

az önce çaylak bir mısır'lı işçi arkadaşımızın ricası üzerine açmak istediğim başlıktır. yalnızca kendisi değil, birçok işçinin yevmiyesi verilmemiş.


merhabalar bu başlığı gündeme taşırsanız çok seviniriz. bizler firavun 2. ramses'in vefat etmesi üzerine nil deltasından apar topar getirtilmiş bir grup duvar işçisiyiz. adı parandes olan ve firavun 2. ramses'in çok yakın bir vassalı olan görevli, bize iki fıçı bira ödemeyi teklif etti, biz de kabul ettik. önce firavun'un ebatlarında alçıdan bir lahit dökmemizi istedi, dediklerini yaptık. ancak daha sonra işimiz olmamasına rağmen "bir zahmet mumyalayın da lütfen" dediler. bunu önce yapamayız, bizim ustalığımız dışında bir durum olduğunu söylediysek de bir fıçı bira daha teklif ettiler. yine kabul etmeyince mızraklı piyadeleri içeri çağırdı ve silah zoruyla yapmak durumunda kaldık. üstün körü mumyaladıktan sonra ücretlerimiz olan üç fıçı birayı istedik ancak oralı olmadılar ve bize resmen dalga geçer gibi "yaptığınız bu saçmalıktan bir de para mı istiyorsunuz! sizi kargılarımızla parçalamadan çıkın gidin buradan!" diyerek zorla piramitten dışarı attılar. bu kadar titiz bir işi neden saray görevlilerine değil de bizim gibi duvar ustalarına yaptırdılar bilmiyoruz. tek bildiğimiz, günlük yevmiyelerimizin verilmemesi. bu konuda hakkımızı arayacağız. sevgili okurlar #piramitişçilerinesesver tagine tweet atarlarsa seviniriz, olayı mahkemeye taşımak istiyoruz, desteklerinize ihtiyacımız var. teşekkürler.
devamını gör...

bu insanların oldukça fazla türüyle haşır neşir olan, hatta mıknatıs gibi çeken biri olarak bu dev hizmeti ayaklarına getirdim...
birkaç türü mevcuttur bu insanların. bazısı hayatı sevmez, sürekli depresif ruh hali içindedir.
hep şikayet eder ve sen güzel şeyler anlattığında sana alaylı alaylı bakar.
sevincini yarım ağızla paylaşır ve yine dertlerine döner. hep anlatır ve asla sorunlarını çözmez. dramdan beslenir.
dedikoducu olanları vardır. kendisi hariç herkes, düzenbaz iğrenç yaratıklardır. kazara o bahsettiği insanlardan birini sevdiğini söylersen, önce bir güzel azarlar sonra da anlatmaya devam eder.
bir de eleştiri makineleri vardır ki ömür tüketir. yeni bir şeye başladığında seninle alay eder. biriyle tanışsan kusur bulur. her çabanı küçümser ama bunu "senin iyiliğin için" yapar. sonradan başarısız olup üzülmemen için uyarmıştır aslında.
yumuşak huylu ama her söylenene inanmayan bir insan değilsen benden daha çok yara alırsın bu insanlardan.
devamını gör...

nasıl insanlara denk geldiniz şimdiye dek gerçekten şaşırıyorum ben.
40 yaşına geldim, hayatım boyunca konuştuğum kimsenin dinini sormadım ya da neye inanıp inanmadığını, çünkü bu beni ilgilendirmiyor. ben insanlığına bakıyorum. vicdanlı mı, dürüst mü, kaypak mı, yalancı mı? ailemde de kimseyi dinine göre ya da inançsızlığına göre yaftalayan bir konuşmaya denk gelmedim.
hatta çok yakın arkadaşım vardı alevi olduklarını yıllar sonra öğrendim ve üzüldüm saklama gereği duydu mu acaba diye. çünkü saklamasına gerek yoktu, çünkü hiç önemli değildi.... belki hatta o da önemsemediği için söylemedi bilmiyorum, üzerine hiç konuşmadık çünkü.
yukarıda bir yazar arkadaşım uçlu kaleme tap istersen demiş gerçekten neye inandığınız ya da inanmadığınız bu kadar insanların umurunda mı zannediyorsunuz? ayrıca size gerçekten saygı duymadığına inanıyorsanız insanların neden onlardan saygı görmeye çalışmaktaki bu ısrarınız?
devamını gör...

orjinal adı shichinin no samurai olan 1954 yapımı film olup, japon yönetmen akira kurosawa'nın en iyi filmlerinden biridir. türkiye' de zamanında kanlı pirinç adıyla oynatılmıştır. epik film tarzının en iyi örneklerindendir. konusuna gelirsek:

--! spoiler !--

haydutların saldırdığı fakir bir köyü korumaya çalışan yedi samurayın hikayesini anlatır. köyün en yaşlısının tavsiyesi ile köylüler kendilerini savunacak samuraylar aramaktadırlar, ancak verecek doğru düzgün paraları yoktur. usta samurai kambei yi bulan köylüler önce onu ikna ederek, ustanın bulduğu altı samuray ile birlikte artık haydutlara karşı kendilerini korumayı öğreneceklerdir. filmin sonunda bu köylülerin aslında hiçte öyle gariban, sefil, beş parasız olmadıklarını, "tipik köylü kurnazlığı" ile hareket ettiklerini de anlarız. filmde her sahne özenle yaratılmış ve çekilmiştir. şu sahne gibi ikonik sahnelerin mevcut olduğu filmde zaten şu afiş filmin nasıl bir şey olduğu hakkında size fikir verebilir. "delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu" atasözününde bu filmin ana temalarından biri olduğunu, çokta spoiler vermeden belirtmekte fayda var, seyretmemişseniz fazla detay filmin tadını kaçırır, filmi seyrederseniz niye böyle yazdığımı zaten anlayacaksınız. bu arada toshiro mifune nin oynadığı aslen samurai olmayan "sahtekar" kikuchiyo karakteride filmin en dikkat çekici karakterlerindendir. spoilerda belirtme ihtiyacı duyuyorum.

--! spoiler !--

pek çok filme ilham kaynağı olmuş, sinema sanatını neredeyse her alanda etkilemeyi başarmış bir filmdir. günümüzde izlediğimiz hemen hemen her savaş filminin, her aksiyon filminin hatta o büyülenerek izlediğimiz uzun dövüş ve savaş sekansları içeren filmlerin hemen hemen hepsinde esintisi mutlaka vardır. ayrıca pek çok otorite ve sinema kuruluşunun yaptığı "en iyi yabancı dildeki film" sıralamalarında hep bir numaradadır.

alt tarafı samuray filmi, bundan ne çıkabilir ki diyebilirsiniz ancak film hiçte göründüğü gibi değildir. kurosawa pek çok kişinin hem fikir olduğu gibi tartışmasız gelmiş gelmiş en büyük yönetmenlerden biridir. her filminde olduğu gibi kameranın arkasında tam bir ustadır, lakabı "imparator" dur. bugün ayıla bayıla filmlerini seyrettiğimiz steven spielberg, george lucas, martin scorsese, brian de palma gibi yönetmenler bu adama taparlar. george lucas meşhur star wars filmi için "imparator" un orjinal adı kakushi-toride no san-akunin, daha bilinen adı ile the hidden fortress (1958) filminden ilham almıştır.

genelde, japon kovboyları olan ama aslında arkasında derin bir felsefe barındıran samurai filmleri ile ünlenen yönetmen , bu filmlerde sadece kılıç, dövüş, kan vaad etmez. aslına bakarsanız daha 300 senelik tarihi olmayan abd nin kovboyları aslında abd li samuraylardır*. babası eski samuray ailelerinden birinin üyesi olan yönetmen kurosawa bu filmi çekerken kovboy filmleri ile meşhur olan abdli yönetmen john ford' dan ilham aldığını hiç saklamaz.

aslında her ne kadar basit bir konu olsa da filmin işleniş şekli tüm önyargıları kırmaktadır. orjinali 3 saat 27 dakikalık bir filmden bahsediyorum. ancak öyle bir tempo ve anlatım var ki değil 3 saat 27 dakika, 7 saat olsa şahsen yine de sıkılmadan izlerdim. eşi benzeri olmayan bir akıcılık var filmde. oğlumu bu filmi seyretmeye zor ikna etmiştim. 207 dakika üstelikte siyah beyaz olan bir japon filmi olması nedeniyle ön yargılıydı ama filme başladığımız zaman film bir çırpıda bitti ve çok beğendi.

aynı zamanda gerçek anlamda kurosawa' nın samuray filmlerinin ilkidir. diğerleri yojimbo (1961) ve onun devam filmi sanjuro (1962) dur.

her kurosawa filminde olduğu gibi kostüm ve sanat yönetmenliği üst seviyededir, film 1954 de çekilmiş, 1957 yılında bu dallarda akademi ödüllerine aday olmuş ama kazanamamıştır. 1954 de çekilen filmin 1957 de akademi ödüllerinde aday gösterilmesinin sebebi ise abd de, çekildikten sonra ilk kez iki sene sonra gösterime girmiş olmasıdır. ancak abd pazarı için orjinali kısaltılmıştır*.

senaryoyuda yazan ekipte olan yönetmen kurosawa filmi en başta; bir samurayın sabah yataktan kalkması ile başlayan ve gün sonunda da kahramanın harakiri yapması ile bitecek bir şekilde tasarlamış olsa da , daha sonra köyü savunan "altı samurai" fikrine dönmüş, en sonunda yedinci samurai olarak toshiro mifune nin oynadığı kikuchiyo karakterinide filme ekleyerek takımı yediye tamamlamıştır. şimdinin süper kahraman filmlerinde "avengers, assemble" diyorlar ya gerçek manada "takım, toparlan" ilk kez bu filmde kullanılmıştır.

filmin sinema sektöründe etkileri o kadar çok olmuştur ki pek çok versiyonu ve onların devam filmi çekilmiştir. bir çok ülke, kendi sinemasında bu fimden esinlenmiştir diyebiliriz. .bu filmlerin başlıcaları;
- the magnificent seven (1960).
- the magnificent seven (2016) . yukarıdaki filmin remake dir.
- return of the seven (1966) .
- guns of the magnificent seven (1969) .
- the magnificent seven ride! (1972).

işin bokunu nasıl çıkartırız diyen hollywood durmamış, bilim kurgu olarak ;
- battle beyond the stars (1980) .

komedi olarak;
- the three amigos! (1986) .

gene bilim kurgu olarak;
- galaxy quest (1999) .

animasyon olarak;
- a bug’s life. (1998) . filmlerinide çekmiştir.

bizim yeşilçam durur mu, yılmaz güney'inde oynadığı türk filmi olan on korkusuz adam (1964). filmini çekmiştir.

bir de televizyon dizisi yapak mı demişler bunun üzerine the magnificent seven dizisi çekilmiştir.

sonuç olarak ;
amannnn çok uzun 3 saat 27 dakika dayanamam,
ıyyyy siyah beyaz fim katlanamam,
neee japon filmi mi ?
yok artık samuray mı ?
gibi filmden kendinizi soğutan önyargılarınızı kırıp seyrederseniz pişman olmayacağınız bir şaheserdir.

haa samurai felsefini anlatan en az bunun kadar iyi bir film arıyorum diyorsanız size birde orjinal adı seppuku (1962) olan şu filmi de öneririm.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim