normal sözlük aşık atışması
bu başlık ne güzeldi,
villa milla gelir giderdi.
şimdi yok kimse,
atışmalar ne hoşuma giderdi...
gelin geri başlığa,
yapın bir atışma.
takın kollarınıza bağlama
bir ben var benden içerü.
villa milla gelir giderdi.
şimdi yok kimse,
atışmalar ne hoşuma giderdi...
gelin geri başlığa,
yapın bir atışma.
takın kollarınıza bağlama
bir ben var benden içerü.
devamını gör...
seri artı oy veren yazarın amacı
1. bir tanımını beğendiği yazarın profilini merak ederek okuduğu tanımlardan beğendiklerini göstermek.
2. uzun bir aradan sonra takip edilen yazarlara göz attığında son zamanlarda okumadığı birikmiş tanımları okuyarak beğendiklerini göstermek.
2. uzun bir aradan sonra takip edilen yazarlara göz attığında son zamanlarda okumadığı birikmiş tanımları okuyarak beğendiklerini göstermek.
devamını gör...
burger king'in logosunu değiştirmesi
olmamış gibi sanki.gerçi mcdonalds hep daha havalı gelmiştir bana belkide ondan.
devamını gör...
istanbul
dışına çıkılmazsa, dünyanın en güzel şehri hissi uyandırır.
devamını gör...
uyanamamak
fiziksel olarak yaşamadığım, zihinsel olarak çok sık yaşadığım durumdur. kalkmam gerekiyordur, kalkmışımdır ancak zihnen hala uykuluyumdur. kahve falan artık hiç fayda etmiyor ne yazık ki. ne kadar uyuduğumdan bağımsız gerçekleşen bir şey. hatta görece çok uyuduğumda daha sık yaşıyorum. gözlerim hafiften kapanıyordur, zihnim henüz bulanıktır ancak öyle bir şey ki tekrar yatmaya kalktığımda da uyuyamam. çünkü sorun uykumu alamamak değildir. uykum geldiğinde de uykuya dalmam zor oluyor, uyandıktan sonra da zihnen uyanmam uzun sürüyor. nerden baksan hayat kalitesini fazlasıyla düşüren bir durum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ellerime tutuşturulmuş yapay bir gülden, parmak ucumda bir diken büyüyor.
çocuk oluyorum günün çekildiği.
bitkisel beklemeler kuşağındayız.
şiddetim dilsiz, kara levha.
suçlu bulundu yeni olmayan neslim.
üçle dördü çarparken sınıfta kalan neslim...
çocuk oluyorum günün çekildiği.
bitkisel beklemeler kuşağındayız.
şiddetim dilsiz, kara levha.
suçlu bulundu yeni olmayan neslim.
üçle dördü çarparken sınıfta kalan neslim...
devamını gör...
birkleyn mağaraları
dicle tüneli olarak da bilinirler. esasen lice ve hani'nin tam ortasında bulunduğu için her iki ilçe halkları da birkleyn için bizimdir derler. resmi olarak diyarbakır'ın lice ilçesine bağlıdır bu yüzden liceliler şimdilik mutludur. kim bilir belki ileride hanililer bir atağa geçip birkleyni sınırlarına alırlar.
ölmeden önce çıplak gözle görebildiğim için kendimi şanslı hissettiğim mağaradır. bu mağaradan doğan sular dicle'yi besler. yazın en sıcak ayında buz gibi suları ilaç gibi gelmişti.
doğal güzelliklerini övmeden önce arkeolojik önemine değinmem gerekiyor. mağaranın girişinde bulunan asur kabartmaları hala görülebiliyor. tünelde üç çivi yazılı yazıt ile iki de kabartma bulunur. bu kabartma ve yazıtlar ı.tiglat-pilaser ile ııı. salmanassar dönemlerine aittir. mağaralar aynı zamanda prehistorik dönemlerden ortaçağa kadar kullanıldığı için oldukça önemlidir. toplamda 5 mağara bulunur bu alanda. bu mağaralarda; obsidyen parçaları, hassuna seramiği, horasan harcıyla yapılmış bina temelleri, bizans dönemi seramikleri, geç neolitik ve demir çağları seramikleri ile kemik parçaları bulunmuştur.
yaz aylarında piknikçilerle dolup taşar burası, bunun sonucu olarak ne yazık ki bazı yerleri çöpten geçilmez. büyük iskender burada ordusuyla dinlenmiştir, şimdi onun ordusunun geçtiği yerler çöple dolu. büyük mağaranın girişi yüzülebilecek kadar derinliğe sahiptir. mağaralar çok derin bir vadide bulunuyor, vadinin en üstüne çıkıp vadiyi izleyince insan sadece hayranlık duyuyor.
ölmeden önce çıplak gözle görebildiğim için kendimi şanslı hissettiğim mağaradır. bu mağaradan doğan sular dicle'yi besler. yazın en sıcak ayında buz gibi suları ilaç gibi gelmişti.
doğal güzelliklerini övmeden önce arkeolojik önemine değinmem gerekiyor. mağaranın girişinde bulunan asur kabartmaları hala görülebiliyor. tünelde üç çivi yazılı yazıt ile iki de kabartma bulunur. bu kabartma ve yazıtlar ı.tiglat-pilaser ile ııı. salmanassar dönemlerine aittir. mağaralar aynı zamanda prehistorik dönemlerden ortaçağa kadar kullanıldığı için oldukça önemlidir. toplamda 5 mağara bulunur bu alanda. bu mağaralarda; obsidyen parçaları, hassuna seramiği, horasan harcıyla yapılmış bina temelleri, bizans dönemi seramikleri, geç neolitik ve demir çağları seramikleri ile kemik parçaları bulunmuştur.
yaz aylarında piknikçilerle dolup taşar burası, bunun sonucu olarak ne yazık ki bazı yerleri çöpten geçilmez. büyük iskender burada ordusuyla dinlenmiştir, şimdi onun ordusunun geçtiği yerler çöple dolu. büyük mağaranın girişi yüzülebilecek kadar derinliğe sahiptir. mağaralar çok derin bir vadide bulunuyor, vadinin en üstüne çıkıp vadiyi izleyince insan sadece hayranlık duyuyor.
devamını gör...
can yaman yeni jenerasyonun şener şen'idir
size öyle bir söverim ki utancınızdan kendi kendinizi uçurursunuz. besmelesiz şener şenin adını ağzınıza almayın lütfen. şener şen canlı yayında babasının elini öpen bir adam. milleti arka odaya davet eden bir adamla kıyaslanamaz.
devamını gör...
calbindin
d vitamini sayesinde bağırsak hücrelerinde kalsiyumun emilimini sağlayarak kemik gelişimine katkıda bulunan protein yapıda bileşiğin ismidir.
devamını gör...
banucabirhayat
şu an nickaltı duvarında bulunduğum kıymetli yazar arkadaşıma #1007349iletisinden sonra iade-i ziyaret yapacağımı söylememe rağmen ,inatla nickaltımın pencerelerine taş şeklinde ileti #1058341 atmak suretiyle kırma çabaları içinde olmasına istinaden bu iletiyi girmek zorunda hissettim.
siz camı pencereyi indirene kadar, içinde bulunduğum durumu ve ortamı anlatayım
kıymetli yazar arkadaşım.
açmışım sertab erener'i son ses, evimde uzanmışım şezlong gibi koltuğuma, tv den sahil videosu açmışım ayaklarımı uzatmışım sanki tatildeymişim gibi ayak ve kitap özçekimi paylaşıyorum.ayrıca şu sözleri kafamda tekrarlıyorum.
"uzanmışım kumsala, güneş damlar yüzüme"
peki sonra ne oluyorr bir ses duyuyorum evin ortasında kocaman bir taş.hayır sizden önce başka bir arkadaşıma söyledim bu durumumu ne güzel anlayışla karşıladı ama siz hemen taş atın camı indirin. efendim kibarlıkta bir yere kadar aaa. artık gerçek hikayenizi paylaşma zamanımız geldi de geçiyor.
öncelikle "sen hayırdır kızım aloo" durumunu açıklayayım.
o zamanlar 20'li yaşlardayım üniversitenin 3.senesindeyim.* troll avcılığı bölümü okuyorum.sizin anlayacağınız hızlı olduğumuz dönemler.erasmus ile far far away krallığı enstitüsüne gitmeye hak kazanmışım.nasıl mutluyum nasıl mutluyum havalarda uçuyorum kanatsız bir şekilde. ah gitmez olaydım oraya, sizi kurtarmaz olaydım o kuleden de bugünleri görmez olaydım.neyse öncelikle krallığı tanıtan bir iki resim bırakıyorum.


böyle güzel bir krallıkta her gün bir köşeyi geziyorum,farklı türden yaratıklar ve büyülü şeylerle tanışıyorum. çok tatlı arkadaşlar edinmişim ki sormayın onlarla birlikte olduğumuz bir resim karesini şuraya bırakıyorum.

bir gün krallıktan haber geldi enstitüdeki tüm avcıları kral çağırıyormuş.
haydaa koskoca kral çağırıyor gitmesen atar vallahi krallıktan.oflayıp puflayıp
krallığa gittik arkadaşlarla. yok efendim bir kızları varmış dünya güzeliymiş, kulede uyuyormuş ,ejderhaa koruyormuş. dedim ben bu kızı tanıyorum adı "aurora" mı ? yok dediler prensesimizin ismi fiona banu. o nasıl isim ? böyle prenses ismi mi olur dedim.kral ben koydum oldu itirazın mı var diyince kellem vücuduma ağır gelmediği için ses çıkaramadım.
toplandık pikniğe gider gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya prensesi kurtarmaya gidiyoruz.karşımıza şöyle bir manzara çıktı.

takımın yarısının korkudan kapleri durdu.içinde bulunduğum diğer yarısından ise ben ve iki arkadaşım kaldı.claire,toby ve ben jimbo. claire bir gölge geçit açtı ejderha durumu anlamadan kuleye girmiş olduk. ne görelim efendim prenses horul horul uyuyor.

o sırada karşımıza prensesin evcil sevimli dostu çıktı.uyandırmayalım diye önce biraz dil döktü, "olmaz dedim", tırnaklarını gösterdi yine "olmaz dedim" en son şöyle bir bakış attı ki neredeyse bizi kandırıyordu yine "olmaz dedim".

dürtüyorum uyanmıyor, bağırıyorum uyanmıyor, türlü türlü şeyler denedik yok efendim uyanmıyorum sanki ölüm uykusuna yatmış. oturdum kara kara düşünüyorum nasıl uyandırsam diye. aklıma annemden kalma taktikler geldi. çok kibar biri olduğum için istemeden bunu yapmak zorunda kaldım.
"sen hayırdır kızım aloo, kalk yerine yat bak sırtın tutulacak orada" dediğim gibi bunun gözler bir anda açılmasın mı? meğer anne tarafından hemşehriymişiz tabi bunu sonradan öğrendik.efendim uyandı ama karşıma adeta bir seda sayan çıktı.bir atarlı giderli konuşmalar işte efendim yok prens gelecekmiş yok öpecekmiş bir ton hikaye saydı. dedim bana değil hanımefendi kral olacak babanıza anlatın bunları.
efendim krallığa dönene kadar dır dır dır bir susmadı.kendi kendimde şunu dedim
"keşke erasmusla öğrenci olmaz olaydım ,susmayıpta o kuleye inmez olaydım"
hayır gündüz başka gece başka biri çıkmasın mı bir de.hanımefendi görünür ama içinden bir başka prenses çıkabilir.

efendim geleyim çamur olayına. kendisi geceleri bir acayip hallere girdiği için shrek kardeşimi evinden kovdurmuş yerine geçmiş ve bataklıkta çamur banyoları yapar olmuş. yetmezmiş gibi beni çağırıyor çay içelim çamurdan kale yaparız. ya efendim diyorum ben anlamam çamur işlerinden sonra nasıl temizlerim üstümü başımı. bu zırh öyle kolay kolay temizlenmez masrafı çoktur diyorum
dinletemiyorum. babamın parası çok temizletiriz diyor. baba parasıyla övünmesine çok kızdım ve hemen yanından ayrıldım.
hayır ben memlekete geri döndüm arkamdan atıp tutuyormuş. "sen bana hayır dedin kala kala bu shrek devine kaldım seninle şöyle olabilirdik zalımın oğlu"
neyse hikayemiz böyleydi kusura bakma ama siz zorladınız efendim. o kadar yolu tepmiş gelmişsiniz sırf nickaltı penceremi kırmak için.
şimdi gelelim asıl fiona'yı tanıtmaya.
silivri'nin soğukluğundan korkmadan alttan alttan sağlam muhafelet yapan,kedilerini canı kadar seven, goy goy ise goy goy, siyaset ise siyaset, gitar ise gitar ne ararsanız azar azar ama her şeyden var.tam bir şoför nebahat abladır.isterse en tatlı hanımefendi olur isterse eli maşalı bir kavgacı.adeta bir mevsim salata gibidir. iletilerinden ne kadar samimi olduğunu zaten anlayacaksınız.kedili kadın olduğu için tanımlarını okurken genelde ekranıma kedi tüyleri gelir. karikatür paylaşmayı ve onlardan alıntılar yapmayı çok sever.bu paylaşımları ve alıntıları ile beni çok güldürür. bir ara kendisinden ters yapma eğitimi alacağımı bilmektedir.iletilerinden tersinin nasıl olduğunu çok net anlayabilirsiniz ki her an nickaltınıza bir levye ile saldırabilecek izlenimi vermektedir. ayrıca fırsatı olsa sözlükte kayıtlı her yazara nickaltı iletisi yazabilecek kadar sevgi dolu bir kalbe sahiptir. hepsi mutlu olsun yazmaya hevesli olsunlar diye defalarca nickaltı iletisi girebilir. keşke camları indirmese ama ne yapalım o da böyle biri.efendim beni tehdit ediyor ama bu kadar sevimli şekilde tehditte edilmez ki insan. kedilerini üstüme salmadan ben kaçayım artık. ziyaretim yeterlidir diye düşünüyorum. esen kalın efendim. elinize, ruhunuza, aklınıza sağlık.
takipteyiz şoför nebahat abla.
siz camı pencereyi indirene kadar, içinde bulunduğum durumu ve ortamı anlatayım
kıymetli yazar arkadaşım.
açmışım sertab erener'i son ses, evimde uzanmışım şezlong gibi koltuğuma, tv den sahil videosu açmışım ayaklarımı uzatmışım sanki tatildeymişim gibi ayak ve kitap özçekimi paylaşıyorum.ayrıca şu sözleri kafamda tekrarlıyorum.
"uzanmışım kumsala, güneş damlar yüzüme"
peki sonra ne oluyorr bir ses duyuyorum evin ortasında kocaman bir taş.hayır sizden önce başka bir arkadaşıma söyledim bu durumumu ne güzel anlayışla karşıladı ama siz hemen taş atın camı indirin. efendim kibarlıkta bir yere kadar aaa. artık gerçek hikayenizi paylaşma zamanımız geldi de geçiyor.
öncelikle "sen hayırdır kızım aloo" durumunu açıklayayım.
o zamanlar 20'li yaşlardayım üniversitenin 3.senesindeyim.* troll avcılığı bölümü okuyorum.sizin anlayacağınız hızlı olduğumuz dönemler.erasmus ile far far away krallığı enstitüsüne gitmeye hak kazanmışım.nasıl mutluyum nasıl mutluyum havalarda uçuyorum kanatsız bir şekilde. ah gitmez olaydım oraya, sizi kurtarmaz olaydım o kuleden de bugünleri görmez olaydım.neyse öncelikle krallığı tanıtan bir iki resim bırakıyorum.


böyle güzel bir krallıkta her gün bir köşeyi geziyorum,farklı türden yaratıklar ve büyülü şeylerle tanışıyorum. çok tatlı arkadaşlar edinmişim ki sormayın onlarla birlikte olduğumuz bir resim karesini şuraya bırakıyorum.

bir gün krallıktan haber geldi enstitüdeki tüm avcıları kral çağırıyormuş.
haydaa koskoca kral çağırıyor gitmesen atar vallahi krallıktan.oflayıp puflayıp
krallığa gittik arkadaşlarla. yok efendim bir kızları varmış dünya güzeliymiş, kulede uyuyormuş ,ejderhaa koruyormuş. dedim ben bu kızı tanıyorum adı "aurora" mı ? yok dediler prensesimizin ismi fiona banu. o nasıl isim ? böyle prenses ismi mi olur dedim.kral ben koydum oldu itirazın mı var diyince kellem vücuduma ağır gelmediği için ses çıkaramadım.
toplandık pikniğe gider gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya prensesi kurtarmaya gidiyoruz.karşımıza şöyle bir manzara çıktı.

takımın yarısının korkudan kapleri durdu.içinde bulunduğum diğer yarısından ise ben ve iki arkadaşım kaldı.claire,toby ve ben jimbo. claire bir gölge geçit açtı ejderha durumu anlamadan kuleye girmiş olduk. ne görelim efendim prenses horul horul uyuyor.

o sırada karşımıza prensesin evcil sevimli dostu çıktı.uyandırmayalım diye önce biraz dil döktü, "olmaz dedim", tırnaklarını gösterdi yine "olmaz dedim" en son şöyle bir bakış attı ki neredeyse bizi kandırıyordu yine "olmaz dedim".

dürtüyorum uyanmıyor, bağırıyorum uyanmıyor, türlü türlü şeyler denedik yok efendim uyanmıyorum sanki ölüm uykusuna yatmış. oturdum kara kara düşünüyorum nasıl uyandırsam diye. aklıma annemden kalma taktikler geldi. çok kibar biri olduğum için istemeden bunu yapmak zorunda kaldım.
"sen hayırdır kızım aloo, kalk yerine yat bak sırtın tutulacak orada" dediğim gibi bunun gözler bir anda açılmasın mı? meğer anne tarafından hemşehriymişiz tabi bunu sonradan öğrendik.efendim uyandı ama karşıma adeta bir seda sayan çıktı.bir atarlı giderli konuşmalar işte efendim yok prens gelecekmiş yok öpecekmiş bir ton hikaye saydı. dedim bana değil hanımefendi kral olacak babanıza anlatın bunları.
efendim krallığa dönene kadar dır dır dır bir susmadı.kendi kendimde şunu dedim
"keşke erasmusla öğrenci olmaz olaydım ,susmayıpta o kuleye inmez olaydım"
hayır gündüz başka gece başka biri çıkmasın mı bir de.hanımefendi görünür ama içinden bir başka prenses çıkabilir.

efendim geleyim çamur olayına. kendisi geceleri bir acayip hallere girdiği için shrek kardeşimi evinden kovdurmuş yerine geçmiş ve bataklıkta çamur banyoları yapar olmuş. yetmezmiş gibi beni çağırıyor çay içelim çamurdan kale yaparız. ya efendim diyorum ben anlamam çamur işlerinden sonra nasıl temizlerim üstümü başımı. bu zırh öyle kolay kolay temizlenmez masrafı çoktur diyorum
dinletemiyorum. babamın parası çok temizletiriz diyor. baba parasıyla övünmesine çok kızdım ve hemen yanından ayrıldım.
hayır ben memlekete geri döndüm arkamdan atıp tutuyormuş. "sen bana hayır dedin kala kala bu shrek devine kaldım seninle şöyle olabilirdik zalımın oğlu"
neyse hikayemiz böyleydi kusura bakma ama siz zorladınız efendim. o kadar yolu tepmiş gelmişsiniz sırf nickaltı penceremi kırmak için.
şimdi gelelim asıl fiona'yı tanıtmaya.
silivri'nin soğukluğundan korkmadan alttan alttan sağlam muhafelet yapan,kedilerini canı kadar seven, goy goy ise goy goy, siyaset ise siyaset, gitar ise gitar ne ararsanız azar azar ama her şeyden var.tam bir şoför nebahat abladır.isterse en tatlı hanımefendi olur isterse eli maşalı bir kavgacı.adeta bir mevsim salata gibidir. iletilerinden ne kadar samimi olduğunu zaten anlayacaksınız.kedili kadın olduğu için tanımlarını okurken genelde ekranıma kedi tüyleri gelir. karikatür paylaşmayı ve onlardan alıntılar yapmayı çok sever.bu paylaşımları ve alıntıları ile beni çok güldürür. bir ara kendisinden ters yapma eğitimi alacağımı bilmektedir.iletilerinden tersinin nasıl olduğunu çok net anlayabilirsiniz ki her an nickaltınıza bir levye ile saldırabilecek izlenimi vermektedir. ayrıca fırsatı olsa sözlükte kayıtlı her yazara nickaltı iletisi yazabilecek kadar sevgi dolu bir kalbe sahiptir. hepsi mutlu olsun yazmaya hevesli olsunlar diye defalarca nickaltı iletisi girebilir. keşke camları indirmese ama ne yapalım o da böyle biri.efendim beni tehdit ediyor ama bu kadar sevimli şekilde tehditte edilmez ki insan. kedilerini üstüme salmadan ben kaçayım artık. ziyaretim yeterlidir diye düşünüyorum. esen kalın efendim. elinize, ruhunuza, aklınıza sağlık.
takipteyiz şoför nebahat abla.
devamını gör...
rüşvetin belgesi mi olur
türkiye'deki yolsuzlukların simge cümlesidir.
1994 yılında “civangate” davasında selim edes emlakbank’a yaptığı inşaat ve sattığı arsanın bedeli olan 120 milyon doları tahsil etmek istemiş, emlakbank genel müdürü engin civan bunu 3.5 milyon dolar rüşvet karşılığında yapacağını söylemiştir. (o zamanlar gerçek bedelin aslında 120 milyon değil 10 milyon dolar civarında olduğu ama sırf birilerinin cebi dolsun diye fiyatın yüksek gösterildiği iddia edilmişti)
civan’a istediği 3.5 milyon dolar rüşveti veren edes yine de parasını alamayınca engin civan'ın vurulması talimatını vermiş ve “civangate” olarak tarihimize geçen skandal ortaya çıkmıştı.
engin civan rüşvet aldığını inkar eder. “belgen var mı, nasıl ispatlayacaksın” deyince selim edes bağırarak “rüşvetin belgesi olur mu pe.... nk.!”. demiştir.
saldırıdan yaralı olarak kurtulan engin civan 7.5 yıl, selim edes ise 1 yıl 8 ay hapis cezası almıştır.
günümüzde ses ve görüntü kayıt cihazları ile rüşveti ortaya çıkartmak mümkünken 1994 yılında pek mümkün değildi.
sık sık rüşvetin bir yaşam biçimi olduğu ülkeler olduğu söylenir ve durum hala budur. (laurence urgenson)
selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar (fuzuli)
1994 yılında “civangate” davasında selim edes emlakbank’a yaptığı inşaat ve sattığı arsanın bedeli olan 120 milyon doları tahsil etmek istemiş, emlakbank genel müdürü engin civan bunu 3.5 milyon dolar rüşvet karşılığında yapacağını söylemiştir. (o zamanlar gerçek bedelin aslında 120 milyon değil 10 milyon dolar civarında olduğu ama sırf birilerinin cebi dolsun diye fiyatın yüksek gösterildiği iddia edilmişti)
civan’a istediği 3.5 milyon dolar rüşveti veren edes yine de parasını alamayınca engin civan'ın vurulması talimatını vermiş ve “civangate” olarak tarihimize geçen skandal ortaya çıkmıştı.
engin civan rüşvet aldığını inkar eder. “belgen var mı, nasıl ispatlayacaksın” deyince selim edes bağırarak “rüşvetin belgesi olur mu pe.... nk.!”. demiştir.
saldırıdan yaralı olarak kurtulan engin civan 7.5 yıl, selim edes ise 1 yıl 8 ay hapis cezası almıştır.
günümüzde ses ve görüntü kayıt cihazları ile rüşveti ortaya çıkartmak mümkünken 1994 yılında pek mümkün değildi.
sık sık rüşvetin bir yaşam biçimi olduğu ülkeler olduğu söylenir ve durum hala budur. (laurence urgenson)
selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar (fuzuli)
devamını gör...
günün şiiri
bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
nilgün marmara
hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
nilgün marmara
devamını gör...
sevilmeyen bir şey
gardrop düzenlemek.
düzeltiyorum, giymediklerimi veriyorum, bir süre sonra dolap yine aynı. sonra yine aynı şeyleri yapıyorum, bakıyorum yine aynı. bu dolaplar kıyafet mi doğuruyor, dolabın arkasından ekleme mi oluyor, valla anlamadım. dolap hiç ferahlamıyor. epeydir doğru düzgün kıyafet aldığım * da yok. şu an hepsini pencereden atasım var.
düzeltiyorum, giymediklerimi veriyorum, bir süre sonra dolap yine aynı. sonra yine aynı şeyleri yapıyorum, bakıyorum yine aynı. bu dolaplar kıyafet mi doğuruyor, dolabın arkasından ekleme mi oluyor, valla anlamadım. dolap hiç ferahlamıyor. epeydir doğru düzgün kıyafet aldığım * da yok. şu an hepsini pencereden atasım var.
devamını gör...
gogol’un dar paltosu
gerçek entellektüelliğin zirvesinde.
devamını gör...
havalı olduğu zannedilen durumlar
sabah kahvaltısını kruvasan ve filtre kahve ile yapan beyaz yakalı.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
piraye’ye mektuplarından
sana tuhaf bir şey söyleyeyim mi ? ben seninle, sana dair yalnız şiir diliyle konuşabileceğim artık galiba!..
sana tuhaf bir şey söyleyeyim mi ? ben seninle, sana dair yalnız şiir diliyle konuşabileceğim artık galiba!..
devamını gör...
ulan istanbul
karlos gibi seven birini isteyen yarenler için gelsin
yanarım
yanarım
devamını gör...
beğeni borcu
gerekli gereksiz zaman zaman hissedilen borçtur.
devamını gör...

