normal sözlük'e girişte ilk mesaj atan moderatör
ben bot olmadıklarını anlamıştım,bu yüzden cevap verip kaba görünmekten kurtuldum. bu arada hoşgeldin mesajı insanı mutlu ediyor, burdan beni karşılayan moderatörlere tekrardan teşekkür ediyorum.
devamını gör...
geleceği gözlemek
aynanın karşısına geçmiş doğal güzelliğini örtbas etmeye çalışıyor yine bi’ kadın. yüksek ökçeleri üzerine giydiği elbisesi annesinden kalmış, saçlarını da salmış annesine benzemek istercesine. aslında örtbas etmeye çalıştığının mutsuzluğu olduğunu silememiş gözlerinden. kapamaya çalışıyor elindeki sünger parçasıyla acılarla paramparça olmuş yüzünü. her darbede açılan yarıklarını dolduruyor mutluluk tozuyla..
gitmeye hazırlanıyor kadın..
tekrar olamayacakların erken özlemine kapılıp elinde dondurma kabı televizyon karşısında selpaklardan bir yatak içerisinde ağlayarak geçirdiği son geceden sonra gelecek günlerin nasıl geçeceğinin ayırdına varmaya çalışır kadın..
gideni beklemek günlerinden sonra geleceği gözleme zamanlarına gelen kadın, bu yolculuğu esnasında kendinden verdiklerini yeniden toparlamaya kalkışır. ayna karşısına geçip mutsuzluğunu örtbas etmeye değil güzelliğine güzellik katmaya çalışır..
kadın, daha bi' umutludur gelecekten. beklediği bir şey yoktur aslında. beklediği anda gelmeyeceğini bilir ve gelmesini istemediği zamanlarda bekler, diğer zamanlarda aklına bile getirmez istediği için gelmesini. bazen bunalsada bu geçişlerden dayanmak zorundadır kadın. hatırlamaya çalışır gideni beklemeden önce gidecek olanın geliş zamanlarını..
zaman ilerlemiş, kadının sol yanındaki kullanılmayan uzuv körelip işlevini yapamaz hale gelmiştir..
kadın, salgı bezlerinin bir zamanlar salgıladığı adı bilinmeyen o tropikal meyve tadının tekrar kanıyla birlikte pompalanması istemektedir.
çünkü kadın, kendisini öldürecek amansız bir hastalığa yakalanmış gibi hisseder..
kadın, yalnızdır..
- aro -
senden içeri senle konuşur benden içeri ben..
gitmeye hazırlanıyor kadın..
tekrar olamayacakların erken özlemine kapılıp elinde dondurma kabı televizyon karşısında selpaklardan bir yatak içerisinde ağlayarak geçirdiği son geceden sonra gelecek günlerin nasıl geçeceğinin ayırdına varmaya çalışır kadın..
gideni beklemek günlerinden sonra geleceği gözleme zamanlarına gelen kadın, bu yolculuğu esnasında kendinden verdiklerini yeniden toparlamaya kalkışır. ayna karşısına geçip mutsuzluğunu örtbas etmeye değil güzelliğine güzellik katmaya çalışır..
kadın, daha bi' umutludur gelecekten. beklediği bir şey yoktur aslında. beklediği anda gelmeyeceğini bilir ve gelmesini istemediği zamanlarda bekler, diğer zamanlarda aklına bile getirmez istediği için gelmesini. bazen bunalsada bu geçişlerden dayanmak zorundadır kadın. hatırlamaya çalışır gideni beklemeden önce gidecek olanın geliş zamanlarını..
zaman ilerlemiş, kadının sol yanındaki kullanılmayan uzuv körelip işlevini yapamaz hale gelmiştir..
kadın, salgı bezlerinin bir zamanlar salgıladığı adı bilinmeyen o tropikal meyve tadının tekrar kanıyla birlikte pompalanması istemektedir.
çünkü kadın, kendisini öldürecek amansız bir hastalığa yakalanmış gibi hisseder..
kadın, yalnızdır..
- aro -
senden içeri senle konuşur benden içeri ben..
devamını gör...
68 65 78 61 64 65 63 69 6d 61 6c
başlığın türkçesi
hexadecimal
sanagulbahcesivadetmedim diyor ki
16'lık sayı sistemidir. bu sayı sistemi binary'ye göre daha cool durur. c'de eğer bir değeri hex olarak yazdırmak isterseniz, %x kullanmanız gerekir. severim.
gomercan diyor ki
yazilimci olanlar anlar seni kardesim. guzel tanim
pavlov'un göbeği diyor ki
adamsin
eyluling diyor ki
kortkortkort! eyluling was here
prusyadaki kral diyor ki
benim adım prusyadaki kral. ve bu kodları az önceki 5 dakikalık araştırmam sonrası buldum :) aklıma söyleyecek birşey gelmedi kendimi bi kapsülün içinde insanlara mesaj göndermek zorunda olan bir astronot gibi hissediyorum neyse yapacak birşey yok 2011 şampiyonu trabzonspor
makinist diyor ki
aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlar
elbarto diyor ki
açacağın başlığı öpeyim kanka.
dıbırış diyor ki
yapmayın şöyle şeyler yaa :)dünyada 2 çeşit insan vardır. hexadecimal bilenler ve bilmeyenler
spawn diyor ki
ya onu bunu bırakın da şu mustafa kemal atatürk düşmanlarına karşı bir şey yapın lütfen!
ölmedim ama hafif sürünüyorum diyor ki
artik formati bir okur musunuz?
haklıyım ama... diyor ki
imam hatipler kapatilsin!
agzindakikanisilipişteşimdikızandövüşçü diyor ki
ne boş boş işlerle uğraşıyorsunuz yahu
xlottle diyor ki
128 milyar dolar nerede
greenland diyor ki
böyle küfür edebiliyormuyuz?
sözlük diyor ki
b**unu çıkarmayalım isterseniz
lanbarış diyor ki
vay arkadas görünce bi heycanlandim pc programlama zamanlarım geldi aklıma, lise de ne debelenmistim bunu cözmek icin, sinifta kalıyodum bu decimal, hexadecimal ve binary kodlama yüzünden
wumpus diyor ki
tarçın'ın arkadaşları gülçin nurçin ve yalçın'ı, ister misin tanımayı kakule'yi narçın'ı
lan jale diyor ki
simdi suraya okkali bir kufur yazsam kim ne yapabilir ki tabiki olmedim ama hafif surunuyorum anında siler az once tehdit etti beni
artıkparlamayanyıldız diyor ki
anladım sonunda bir yazar arkadaşımız sağ olsun. bayılıyorum bu yazılım işlerine. bekleyin seneye sizinleyim
eğer siz de bu dilde yazmak istiyorsanız bu linke tıklayın.
cryptii.com/pipes/hex-to-text
hexadecimal
sanagulbahcesivadetmedim diyor ki
16'lık sayı sistemidir. bu sayı sistemi binary'ye göre daha cool durur. c'de eğer bir değeri hex olarak yazdırmak isterseniz, %x kullanmanız gerekir. severim.
gomercan diyor ki
yazilimci olanlar anlar seni kardesim. guzel tanim
pavlov'un göbeği diyor ki
adamsin
eyluling diyor ki
kortkortkort! eyluling was here
prusyadaki kral diyor ki
benim adım prusyadaki kral. ve bu kodları az önceki 5 dakikalık araştırmam sonrası buldum :) aklıma söyleyecek birşey gelmedi kendimi bi kapsülün içinde insanlara mesaj göndermek zorunda olan bir astronot gibi hissediyorum neyse yapacak birşey yok 2011 şampiyonu trabzonspor
makinist diyor ki
aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlar
elbarto diyor ki
açacağın başlığı öpeyim kanka.
dıbırış diyor ki
yapmayın şöyle şeyler yaa :)dünyada 2 çeşit insan vardır. hexadecimal bilenler ve bilmeyenler
spawn diyor ki
ya onu bunu bırakın da şu mustafa kemal atatürk düşmanlarına karşı bir şey yapın lütfen!
ölmedim ama hafif sürünüyorum diyor ki
artik formati bir okur musunuz?
haklıyım ama... diyor ki
imam hatipler kapatilsin!
agzindakikanisilipişteşimdikızandövüşçü diyor ki
ne boş boş işlerle uğraşıyorsunuz yahu
xlottle diyor ki
128 milyar dolar nerede
greenland diyor ki
böyle küfür edebiliyormuyuz?
sözlük diyor ki
b**unu çıkarmayalım isterseniz
lanbarış diyor ki
vay arkadas görünce bi heycanlandim pc programlama zamanlarım geldi aklıma, lise de ne debelenmistim bunu cözmek icin, sinifta kalıyodum bu decimal, hexadecimal ve binary kodlama yüzünden
wumpus diyor ki
tarçın'ın arkadaşları gülçin nurçin ve yalçın'ı, ister misin tanımayı kakule'yi narçın'ı
lan jale diyor ki
simdi suraya okkali bir kufur yazsam kim ne yapabilir ki tabiki olmedim ama hafif surunuyorum anında siler az once tehdit etti beni
artıkparlamayanyıldız diyor ki
anladım sonunda bir yazar arkadaşımız sağ olsun. bayılıyorum bu yazılım işlerine. bekleyin seneye sizinleyim
eğer siz de bu dilde yazmak istiyorsanız bu linke tıklayın.
cryptii.com/pipes/hex-to-text
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
yaziklar olsun.
dahil olmadan trollendigim yayin zikkimi.
gonul alma editi: ccc gomercan ccc
icim saf, icim kirlenmez!
dahil olmadan trollendigim yayin zikkimi.
gonul alma editi: ccc gomercan ccc
icim saf, icim kirlenmez!
devamını gör...
kung fu panda
2008 yapımı yönetmenliğini mark osborne ve john stevenson'in yaptığı, yapımcısı melissa copp olan ve senaristliğini jonathan aibel ve glenn berger'in üstlendiği komedi, çocuk, macera türlerinde bir animasyon filmdir.
hayalleri olan bir panda. öyle böyle değil o hayal, duyan herkesi gülümseten ve onunla alay edilmesine neden olan bir hayal. pandamız po sevimli, şaşkın, sakar ve bir o kadarda şapşik. aynı zaman da kung fu öğrenmek ve ustaların arasına girmek istiyor. o bir nuddle çırağı babasıyla birlikte yemek yapıp satıyorlar. bir gün bir rüya görüyor ve kendisinin bile kabul etmekte zorlandığı bir adım atıyor hayaline ulaşabilmek için.
ejderha savaşçısı olacak ve tai lung'a kafa tutacaktır. usta şifu onu vazgeçirmek için elimden geleni yapar ama başaramaz. daha sonra usta ugvey'in hislerine ve po'nun inadına boyun eğer. başlar macera.
tai lung bilindiği üzere usta şifu'nun oğlu gibi yetiştirdiği bir kung fu ustası. aldığı eğitim ve edilen iltifatlar doğrultusunda kendini ejderha savaşçısı olarak görüyor. fakat ugvey onun kalbinde bir kötülük kıvılcımı görüp bunu onaylamıyor. kim bilir belki tai'nin canını bu kadar sıkan ve ustalarına bile kafa tutmasına neden olan durum ejderha savaşçısı olmayışı değilde baba yerine koyduğu şifu tarafından desteklenmeyişidir.
bu film kişisel bir başarı hikayesi tadında. içinde bir çok yğreklendirici cümle ve mesaj var.
filmin ilk mottosu 'kendine inan'.
'güç senin içinde' ve 'asla vazgeçme' ek olarak 'hiçbir şey tesadüf değildir'.
karakterlerin hepsi kendi içinde şaheser. iyi kurgulanmış ve hazırlanmışlar.
film bir çok övgü almış ve iyi bir gişe hasılatı toplamıştır. devam filmleride çekilmiş ve dünyada yankı bulmuştur.
animasyon severlerin ve çocukların beğenisini kazanmıştır.
ailecek seyredilebilecek keyifli bir filmdir.
iyi seyirler.
seslendirme kadrosu;
po (okan yalabık)
ogwey (müşfik kenter)
shifu (köksal engür)
tai lung (mazlum kiper)
tigress (deniz uğur)
monkey (murat aydın)
mantis (kadir çermik)
viper (deniz çakır)
crane (altan erkekli)
mr. ping (ahmet eres)
zeng (yiğit özşener)
commander vachir (tarkan koç)
gang boss (bekir çiçekdemir
hayalleri olan bir panda. öyle böyle değil o hayal, duyan herkesi gülümseten ve onunla alay edilmesine neden olan bir hayal. pandamız po sevimli, şaşkın, sakar ve bir o kadarda şapşik. aynı zaman da kung fu öğrenmek ve ustaların arasına girmek istiyor. o bir nuddle çırağı babasıyla birlikte yemek yapıp satıyorlar. bir gün bir rüya görüyor ve kendisinin bile kabul etmekte zorlandığı bir adım atıyor hayaline ulaşabilmek için.
ejderha savaşçısı olacak ve tai lung'a kafa tutacaktır. usta şifu onu vazgeçirmek için elimden geleni yapar ama başaramaz. daha sonra usta ugvey'in hislerine ve po'nun inadına boyun eğer. başlar macera.
tai lung bilindiği üzere usta şifu'nun oğlu gibi yetiştirdiği bir kung fu ustası. aldığı eğitim ve edilen iltifatlar doğrultusunda kendini ejderha savaşçısı olarak görüyor. fakat ugvey onun kalbinde bir kötülük kıvılcımı görüp bunu onaylamıyor. kim bilir belki tai'nin canını bu kadar sıkan ve ustalarına bile kafa tutmasına neden olan durum ejderha savaşçısı olmayışı değilde baba yerine koyduğu şifu tarafından desteklenmeyişidir.
bu film kişisel bir başarı hikayesi tadında. içinde bir çok yğreklendirici cümle ve mesaj var.
filmin ilk mottosu 'kendine inan'.
'güç senin içinde' ve 'asla vazgeçme' ek olarak 'hiçbir şey tesadüf değildir'.
karakterlerin hepsi kendi içinde şaheser. iyi kurgulanmış ve hazırlanmışlar.
film bir çok övgü almış ve iyi bir gişe hasılatı toplamıştır. devam filmleride çekilmiş ve dünyada yankı bulmuştur.
animasyon severlerin ve çocukların beğenisini kazanmıştır.
ailecek seyredilebilecek keyifli bir filmdir.
iyi seyirler.
seslendirme kadrosu;
po (okan yalabık)
ogwey (müşfik kenter)
shifu (köksal engür)
tai lung (mazlum kiper)
tigress (deniz uğur)
monkey (murat aydın)
mantis (kadir çermik)
viper (deniz çakır)
crane (altan erkekli)
mr. ping (ahmet eres)
zeng (yiğit özşener)
commander vachir (tarkan koç)
gang boss (bekir çiçekdemir
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
sadece 30 üstü olsak yine iyi...
sözlükteki 30 yaş altı arkadaşların çoğu melankolik, depresif vesaire... eleştirmek için söylemiyorum asla. o yaşta öyle olmayanımız yok gibiydi belki de. hele bu ülkede yaşayıp da geleceğinden emin olmayan insanların ruh halinin istikrarlı şekilde iyi ve stabil olabilmesinin imkânı yok.
yani efendim biz olmasak burası ağlama duvarına döner. bence kıymetimiz bilinsin, sözlük girişine heykelimiz dikilsin, 6 ayda bir çift maaş ikramiye verilsin falan filan inter milan...
bir de 30'u geçtik diye bir ayağımızı çukurda falan zannedenler var. top gibi oynarız evladım sizinle! *
sözlükteki 30 yaş altı arkadaşların çoğu melankolik, depresif vesaire... eleştirmek için söylemiyorum asla. o yaşta öyle olmayanımız yok gibiydi belki de. hele bu ülkede yaşayıp da geleceğinden emin olmayan insanların ruh halinin istikrarlı şekilde iyi ve stabil olabilmesinin imkânı yok.
yani efendim biz olmasak burası ağlama duvarına döner. bence kıymetimiz bilinsin, sözlük girişine heykelimiz dikilsin, 6 ayda bir çift maaş ikramiye verilsin falan filan inter milan...
bir de 30'u geçtik diye bir ayağımızı çukurda falan zannedenler var. top gibi oynarız evladım sizinle! *
devamını gör...
yazarların keşke dediği şeyler
keske bu kadar değer vermeseydim.
devamını gör...
an itibarıyla işsiz kalmam
çoğumuz için acı bir gerçek ekonomik sıkıntılar.. yaşadığımız ülke şart ve durumları her geçen gün yaşamı daha da zorlaştırıyor. bu başlık da bile yok niye tek yaşıyorsun o zaman özgür hayata hemen atılmasaydın*, yok çok da iyi bir kariyerin olmamış, ajitasyon, manipülasyon*.. gibi yazıları okudum ya.. ne diyeceğimi bilemiyorum. bu kadar acımasız olmayın. bu kadar vicdansız olmayın gerçekten.
devamını gör...
hastası olunan sözler
anlatınca anlaşılacağını sanmak ne büyük yanılgı
devamını gör...
suriyelileri istemeyen tipler
ulan kendi vatandaşım aç neden isteyeyim? bu kadar cevabı net olan soru mu olur? aynı ülke vatandaşlarım her gün intihar etsin elin suriyeliside sigortasız yevmiyeyle şekline baksın!
devamını gör...
islam’da kadının yeri
islâm dîni, kadını en yüksek dereceye çıkarmıştır. islâmiyetin kadına verdiği kıymeti hiçbir din, hiçbir düşünce vermemiştir.
kadının yeri yoktur ki yazalım diyenler az zahmet edip gerçekten araştırsın derim
kadının yeri yoktur ki yazalım diyenler az zahmet edip gerçekten araştırsın derim
devamını gör...
normal sözlük erkek yazarlarının dürüstlüğü
ayarsız enteller hariç hepsi kral delikanlılardır. ben gram dansözlüklerini görmedim.
farkındalıkları had safhada. bu çocuklar istese yeni bir hesap açıp entel rolünün de hakkını verirler züppe rolünün de. ne isterlerse yaparlar.
şu dakika x adıyla yeni hesap açıp entel rolüne bürünse biri kimse farkına varmaz, bu kadar basit.
bunu yapmıyorlarsa dürüst olduklarından. neyseler o şekilde devam ediyorlar. bunu umarım görüyorsunuzdur.
burda bizi gömen samimiyetsiz bir kitle var. istiyorlar ki tekerlerine çomak sokmayalım. siz bize karışmayın, biz size.. noo sir. sorry.
summer queen bugün net biçimde yazdı. yazdığı entryi dilerim tüm sözlük kadınları distur edinir. bir halk bilinçleniyor.
yayalım bunu.
farkındalıkları had safhada. bu çocuklar istese yeni bir hesap açıp entel rolünün de hakkını verirler züppe rolünün de. ne isterlerse yaparlar.
şu dakika x adıyla yeni hesap açıp entel rolüne bürünse biri kimse farkına varmaz, bu kadar basit.
bunu yapmıyorlarsa dürüst olduklarından. neyseler o şekilde devam ediyorlar. bunu umarım görüyorsunuzdur.
burda bizi gömen samimiyetsiz bir kitle var. istiyorlar ki tekerlerine çomak sokmayalım. siz bize karışmayın, biz size.. noo sir. sorry.
summer queen bugün net biçimde yazdı. yazdığı entryi dilerim tüm sözlük kadınları distur edinir. bir halk bilinçleniyor.
yayalım bunu.
devamını gör...
tükenmez kalemin tükenmesi
insan öldüğünde beden tükenir ama ruh tükenmez onun gibi düşünebiliriz mürekkep tükenir ama kalem tükenmez
devamını gör...
öfke gelir göz kararır öfke gider yüz kızarır
öfkeli anında gözü dönmüş kişinin söylediği sözlerden ve yaptığı eylemlerden, öfkesi yatıştıktan sonra pişman olacağını anlatan bir deyim.
devamını gör...
marvel filmleri
marvel filmleri:
toplam bütçe: 4,582 milyar dolar
toplam hasılat: 22,587 milyar dolar
çekilen filmler:
1. evre:
iron man (2008)

bütçe: $140,000,000
hasılat: $585,366,247
imdb puanı: 7,9
the incredible hulk (2008)

bütçe: $150 milyon
hasılat: $264,770,996
imdb puanı: 6,7
iron man 2 (2010)

bütçe: $200,000,000
hasılat: $623,933,331
imdb puanı: 7,0
thor (2011)

bütçe: $150 milyon
hasılat: $268,295,994
imdb puanı: 7,0
kaptan amerika: ilk yenilmez (2011)

bütçe: $140 milyon
hasılat: $370,569,774
imdb puanı: 6,9
the avengers (2012)

bütçe: $220 milyon
hasılat: $1,518,812,988
imdb puanı: 8,0
2. evre
iron man 3 (2013)

bütçe: $78,4 milyon
hasılat: $1,214,811,252
imdb puanı: 7,1
thor: karanlık dünya (2013)

bütçe: $152,7 milyon
hasılat: $644,783,140
imdb puanı: 6,9
kaptan amerika: kış askeri (2014)

bütçe: $177 milyon
hasılat: $714,421,503
imdb puanı: 7,7
galaksinin koruyucuları (2014)

bütçe: $195,9 milyon
hasılat: $772,778,185
imdb puanı: 8,0
yenilmezler: ultron çağı (2015)

bütçe: $365,5 milyon
hasılat: $1,402,805,868
imdb puanı: 8,0
ant-man (2015)

bütçe: $109,3 milyon
hasılat: $519,311,965
imdb puanı: 7,3
3. evre
kaptan amerika: kahramanların savaşı (2016)

bütçe: $230 milyon
hasılat: $1,153,296,293
imdb puanı: 7,8
doktor strange (2016)

bütçe: $165 milyon
hasılat: $677,718,395
imdb puanı: 7,5
galaksinin koruyucuları 2 (2017)

bütçe: $200 milyon
hasılat: $863,756,051
imdb puanı: 7,6
örümcek-adam: eve dönüş (2017)

bütçe: $175 milyon
hasılat: $880,166,924
imdb puanı: 7,4
thor: ragnarok (2017)

bütçe: $180 milyon
hasılat: $853,977,126
imdb puanı: 7,9
avengers: sonsuzluk savaşı (2018)

bütçe: $316 – 400 milyon
hasılat: $2,048,359,754
imdb puanı: 8,4
black panther (2018)

bütçe: $200 milyon
hasılat: $1,347,280,161
imdb puanı: 7,3
ant-man and the wasp (2018)

bütçe: $162 milyon
hasılat: $622,674,139
imdb puanı: 7,1
captain marvel (2019)

bütçe: $150 – 175 milyon
hasılat: $701,445,424
imdb puanı: 6,9
avengers: endgame (2019)

bütçe: $356 milyon
hasılat: $2,797,800,564
imdb puanı: 8,4
spider-man: far from home (2019)

bütçe: $160 milyon
hasılat: $1,131,927,996
imdb puanı: 7,5
black widow (2021)
bütçe:$200 milyon
hasılat:$173,000,000
imdb puanı: 7,0
marvel sinematik evreni 4. evre filmleri vizyon tarihleri
black widow - 9 temmuz 2021
shang-chi and the legend of the ten rings - 3 eylül 2021
eternals - 5 kasım 2021
spider-man: no way home - 17 aralık 2021
doctor strange in the multiverse of madness - 25 mart 2022
thor: love and thunder - 6 mayıs 2022
black panther: wakanda forever - 8 temmuz 2022
the marvels - 11 kasım 2022
ant-man and the wasp: quantumania - (b :17 şubat 2023)
guardians of the galaxy 3 - 5 mayıs 2023
fantastic four - vizyon tarihi açıklanmadı
önemli oyuncular:
robert downey jr. (iron man)

chris evans (captan america)

chris hemsworth (thor)

tom hiddleston (loki)

scarlett johansson (black widow)

jeremy renner (hawkeye)
mark ruffalo (hulk)
josh brolin (thanos)
toplam bütçe: 4,582 milyar dolar
toplam hasılat: 22,587 milyar dolar
çekilen filmler:
1. evre:
iron man (2008)

bütçe: $140,000,000
hasılat: $585,366,247
imdb puanı: 7,9
the incredible hulk (2008)

bütçe: $150 milyon
hasılat: $264,770,996
imdb puanı: 6,7
iron man 2 (2010)

bütçe: $200,000,000
hasılat: $623,933,331
imdb puanı: 7,0
thor (2011)

bütçe: $150 milyon
hasılat: $268,295,994
imdb puanı: 7,0
kaptan amerika: ilk yenilmez (2011)

bütçe: $140 milyon
hasılat: $370,569,774
imdb puanı: 6,9
the avengers (2012)

bütçe: $220 milyon
hasılat: $1,518,812,988
imdb puanı: 8,0
2. evre
iron man 3 (2013)

bütçe: $78,4 milyon
hasılat: $1,214,811,252
imdb puanı: 7,1
thor: karanlık dünya (2013)

bütçe: $152,7 milyon
hasılat: $644,783,140
imdb puanı: 6,9
kaptan amerika: kış askeri (2014)

bütçe: $177 milyon
hasılat: $714,421,503
imdb puanı: 7,7
galaksinin koruyucuları (2014)

bütçe: $195,9 milyon
hasılat: $772,778,185
imdb puanı: 8,0
yenilmezler: ultron çağı (2015)

bütçe: $365,5 milyon
hasılat: $1,402,805,868
imdb puanı: 8,0
ant-man (2015)

bütçe: $109,3 milyon
hasılat: $519,311,965
imdb puanı: 7,3
3. evre
kaptan amerika: kahramanların savaşı (2016)

bütçe: $230 milyon
hasılat: $1,153,296,293
imdb puanı: 7,8
doktor strange (2016)

bütçe: $165 milyon
hasılat: $677,718,395
imdb puanı: 7,5
galaksinin koruyucuları 2 (2017)

bütçe: $200 milyon
hasılat: $863,756,051
imdb puanı: 7,6
örümcek-adam: eve dönüş (2017)

bütçe: $175 milyon
hasılat: $880,166,924
imdb puanı: 7,4
thor: ragnarok (2017)

bütçe: $180 milyon
hasılat: $853,977,126
imdb puanı: 7,9
avengers: sonsuzluk savaşı (2018)

bütçe: $316 – 400 milyon
hasılat: $2,048,359,754
imdb puanı: 8,4
black panther (2018)

bütçe: $200 milyon
hasılat: $1,347,280,161
imdb puanı: 7,3
ant-man and the wasp (2018)

bütçe: $162 milyon
hasılat: $622,674,139
imdb puanı: 7,1
captain marvel (2019)

bütçe: $150 – 175 milyon
hasılat: $701,445,424
imdb puanı: 6,9
avengers: endgame (2019)

bütçe: $356 milyon
hasılat: $2,797,800,564
imdb puanı: 8,4
spider-man: far from home (2019)

bütçe: $160 milyon
hasılat: $1,131,927,996
imdb puanı: 7,5
black widow (2021)
bütçe:$200 milyon
hasılat:$173,000,000
imdb puanı: 7,0
marvel sinematik evreni 4. evre filmleri vizyon tarihleri
black widow - 9 temmuz 2021
shang-chi and the legend of the ten rings - 3 eylül 2021
eternals - 5 kasım 2021
spider-man: no way home - 17 aralık 2021
doctor strange in the multiverse of madness - 25 mart 2022
thor: love and thunder - 6 mayıs 2022
black panther: wakanda forever - 8 temmuz 2022
the marvels - 11 kasım 2022
ant-man and the wasp: quantumania - (b :17 şubat 2023)
guardians of the galaxy 3 - 5 mayıs 2023
fantastic four - vizyon tarihi açıklanmadı
önemli oyuncular:
robert downey jr. (iron man)
chris evans (captan america)
chris hemsworth (thor)
tom hiddleston (loki)
scarlett johansson (black widow)
jeremy renner (hawkeye)
mark ruffalo (hulk)
josh brolin (thanos)
devamını gör...
misc radyo yayını
kanıma girip rezil anılarımdan birisini ortaya dökmeme ramak bırakmış program. rezil anı çok da anonimken bile yazılamayacak kadar rezil bunlar da ya.
ama gönlüm razı olmaz, yazanlar tek başına rezil olmasın, bir nebze eli yüzü düzgün anıyla ben de eşlik edeyim size.
gittiğim ortaokul ve sonrasında gittiğim lise arkalı önlü. o yüzden lisede ortaokuldan ekibin çoğu var yine. ortaokuldan bana çıkma teklif etmiş ve sabrına hayran olacağım kadar ısrarlı teklif etmiş bir çocuk var. sonrasında aynı liseye gidiyoruz. ortak arkadaşlarımız var. okulun bahçesinde bu ortak arkadaş grubuyla duruyoruz*. bu çocuk geldi ortama. fırlama diye tabir ettiğimiz arkadaş girdi lafa. yeter artık kaç yıl oldu kabul et artık çocuğu diye. laf dalaşına girdik. çocuk bakıyor. ben kaptırmış hararetli konuşurken, altıma işemedim sjsjjsns. neyse konuşurken tükürüğümü yutamadım ve salya tükürük gibi akışkan sıvılar ağzımdan saçıldı. tutamıyorum da. silmeye çalışıyorum, akanlar gitti yere. lan ne pis bir görüntü. fırlama arkadaş koptu. ağzını topla önce diyor. çocuk bıyık altı gülüyor. ayy rezillik. ne utanmıştım be. bir daha da teklif etmedi çocuk zaten.
ama gönlüm razı olmaz, yazanlar tek başına rezil olmasın, bir nebze eli yüzü düzgün anıyla ben de eşlik edeyim size.
gittiğim ortaokul ve sonrasında gittiğim lise arkalı önlü. o yüzden lisede ortaokuldan ekibin çoğu var yine. ortaokuldan bana çıkma teklif etmiş ve sabrına hayran olacağım kadar ısrarlı teklif etmiş bir çocuk var. sonrasında aynı liseye gidiyoruz. ortak arkadaşlarımız var. okulun bahçesinde bu ortak arkadaş grubuyla duruyoruz*. bu çocuk geldi ortama. fırlama diye tabir ettiğimiz arkadaş girdi lafa. yeter artık kaç yıl oldu kabul et artık çocuğu diye. laf dalaşına girdik. çocuk bakıyor. ben kaptırmış hararetli konuşurken, altıma işemedim sjsjjsns. neyse konuşurken tükürüğümü yutamadım ve salya tükürük gibi akışkan sıvılar ağzımdan saçıldı. tutamıyorum da. silmeye çalışıyorum, akanlar gitti yere. lan ne pis bir görüntü. fırlama arkadaş koptu. ağzını topla önce diyor. çocuk bıyık altı gülüyor. ayy rezillik. ne utanmıştım be. bir daha da teklif etmedi çocuk zaten.
devamını gör...
özgür iradenin olmaması
dini açıdan bir çelişki gibi gelen, anlamlandıramadığım durum. konunun özü ise kader yaklaşımından çıkmakta.
şimdiye dek anladığım odur ki, kader hakkında iki görüş var. her şeyi tanrının belirlediği ve bizim tamamen figüranlar olduğumuzu savunan görüş, ki bu daha eski nesiller tarafından benimsenir genelde, ve daha modern olan, tanrının bizi yarattığı ancak özgür irade verdiği ve bu özgür iradeyle insanın seçimler yaparak sonrasında ise buna katlanacağıdır. ancak ikinci görüş açısından bakınca dahi, özgür iradenin aslında olmadığı ortaya çıkmaktadır. ya da ben bunu henüz içselleştirebilecek algı düzeyine sahip değilim.
sorunun kaynağı, tanrının sonsuz yücelikte oluşundan kaynaklanmaktadır. inanışlarımıza göre, bizi yaratan tanrıdır. burada meydana gelen temel problem, bizi yaratan tanrıysa, zaten bizi özgür bir iradeyle yaratmasının mümkün olmayışıdır. bir robot yaptığımızı düşünürsek, ancak her parçasına, her donanımına kadar bildiğimiz, çünkü bizim yarattığımız bir robot. bu robot en fazla bizim oluşturduğumuz yetiler düzeyinde özgür olabilecektir, yani hiç. biz robotu oluştururken, parçalarını eklerken, yazılımını yazarken o robotla ilgili her şeyi biliyoruz. o kadar sonsuz bir gücümüz var ki, robotun yazılımına ekleyeceğimiz bir kodun, robotta ne gibi sonuçlara neden olabileceğini, hangi özelliklerini bastıracakken hangisini daha da öne çıkarabileceğini zaten biliyoruz.
yani biz hangi parçayı koyarsak koyalım, robotun koyduğumuz bir parça sonucunda yapabileceği tüm tercihleri, tüm olasılıkları biliyoruz. hatta olasılık dahi değil, ne yapacağını biliyoruz. çünkü biz sonsuz güç ve kudret sahibiyiz. öyleyse bizim bu robotu özgür iradeye sahip olarak oluşturmamız imkânsızdır. çünkü biz yapısına neyi koyarsak, bir teli bile fazla eklemenin robotta nasıl bir değişikliğe neden olabileceğini biliyor ve bunun sonucunda hangi davranışları yapabileceğini, ne işle ilgileneceğini, nasıl öleceğini dahi onu yapmadan önce biliyoruz. bu durumda bu robotun özgür bir iradeye sahip olması durumu imkânsızdır.
aynı şekilde insanın da, tanrıdan bağımsız özgür bir iradeye sahip olması o hâlde imkânsızdır. biz yaptığımız seçimler sonucunda cehennemde yanmayız. biz oluşturulurken yapacağımız seçimlerin ne olacağına göre oluşturulduk zaten. yani bizi oluşturan, henüz oluştururken cehenneme gideceğimizi bilmekteydi ve bize bir parça daha eklese ya da çıkartsa cennete gideceğimizi de biliyordu. buna rağmen yapmadı. bu sebeple benim cehenneme gidişim ne kadar sorgulama yaparsam yapayım kaçınılmazdır. o zaman benim cehennemde yanmamın bir mantığı da yoktur. çünkü benim yaratıcım beni bu kararları alacak şekilde tasarlamıştır ve hiçbir şekilde ben bundan kurtulamam. yaratıcım beni cehenneme gidecek şekilde tasarladı, ben iyi olup cennete gideyim desem ve cennete gitsem dahi, bu yine benim yaratıcımın beni, bu kararı verecek şekilde yaratmasıdır. o sebeple ben hiçbir şekilde yaratıcımın iradesinden de kaçamam.
öyleyse, özgür irade diye bir şey de yoktur ve insanlar işlediği günahlardan da sorumlu değildir. çünkü işlediği günahları işleyecek şekilde yaratan o tanrıdır. tanrı beni yaratırken, benim bir yerlerde bunları sorgulayacağımı bilerek, hatta buna göre beni yaratmıştır. o hâlde ben ne karar verirsem vereyim, neyi seçersem seçeyim bu hep tanrının iradesindedir.
bu durumda özgür irade diye bir şey yoktur. ya da tanrı yoktur.
şimdiye dek anladığım odur ki, kader hakkında iki görüş var. her şeyi tanrının belirlediği ve bizim tamamen figüranlar olduğumuzu savunan görüş, ki bu daha eski nesiller tarafından benimsenir genelde, ve daha modern olan, tanrının bizi yarattığı ancak özgür irade verdiği ve bu özgür iradeyle insanın seçimler yaparak sonrasında ise buna katlanacağıdır. ancak ikinci görüş açısından bakınca dahi, özgür iradenin aslında olmadığı ortaya çıkmaktadır. ya da ben bunu henüz içselleştirebilecek algı düzeyine sahip değilim.
sorunun kaynağı, tanrının sonsuz yücelikte oluşundan kaynaklanmaktadır. inanışlarımıza göre, bizi yaratan tanrıdır. burada meydana gelen temel problem, bizi yaratan tanrıysa, zaten bizi özgür bir iradeyle yaratmasının mümkün olmayışıdır. bir robot yaptığımızı düşünürsek, ancak her parçasına, her donanımına kadar bildiğimiz, çünkü bizim yarattığımız bir robot. bu robot en fazla bizim oluşturduğumuz yetiler düzeyinde özgür olabilecektir, yani hiç. biz robotu oluştururken, parçalarını eklerken, yazılımını yazarken o robotla ilgili her şeyi biliyoruz. o kadar sonsuz bir gücümüz var ki, robotun yazılımına ekleyeceğimiz bir kodun, robotta ne gibi sonuçlara neden olabileceğini, hangi özelliklerini bastıracakken hangisini daha da öne çıkarabileceğini zaten biliyoruz.
yani biz hangi parçayı koyarsak koyalım, robotun koyduğumuz bir parça sonucunda yapabileceği tüm tercihleri, tüm olasılıkları biliyoruz. hatta olasılık dahi değil, ne yapacağını biliyoruz. çünkü biz sonsuz güç ve kudret sahibiyiz. öyleyse bizim bu robotu özgür iradeye sahip olarak oluşturmamız imkânsızdır. çünkü biz yapısına neyi koyarsak, bir teli bile fazla eklemenin robotta nasıl bir değişikliğe neden olabileceğini biliyor ve bunun sonucunda hangi davranışları yapabileceğini, ne işle ilgileneceğini, nasıl öleceğini dahi onu yapmadan önce biliyoruz. bu durumda bu robotun özgür bir iradeye sahip olması durumu imkânsızdır.
aynı şekilde insanın da, tanrıdan bağımsız özgür bir iradeye sahip olması o hâlde imkânsızdır. biz yaptığımız seçimler sonucunda cehennemde yanmayız. biz oluşturulurken yapacağımız seçimlerin ne olacağına göre oluşturulduk zaten. yani bizi oluşturan, henüz oluştururken cehenneme gideceğimizi bilmekteydi ve bize bir parça daha eklese ya da çıkartsa cennete gideceğimizi de biliyordu. buna rağmen yapmadı. bu sebeple benim cehenneme gidişim ne kadar sorgulama yaparsam yapayım kaçınılmazdır. o zaman benim cehennemde yanmamın bir mantığı da yoktur. çünkü benim yaratıcım beni bu kararları alacak şekilde tasarlamıştır ve hiçbir şekilde ben bundan kurtulamam. yaratıcım beni cehenneme gidecek şekilde tasarladı, ben iyi olup cennete gideyim desem ve cennete gitsem dahi, bu yine benim yaratıcımın beni, bu kararı verecek şekilde yaratmasıdır. o sebeple ben hiçbir şekilde yaratıcımın iradesinden de kaçamam.
öyleyse, özgür irade diye bir şey de yoktur ve insanlar işlediği günahlardan da sorumlu değildir. çünkü işlediği günahları işleyecek şekilde yaratan o tanrıdır. tanrı beni yaratırken, benim bir yerlerde bunları sorgulayacağımı bilerek, hatta buna göre beni yaratmıştır. o hâlde ben ne karar verirsem vereyim, neyi seçersem seçeyim bu hep tanrının iradesindedir.
bu durumda özgür irade diye bir şey yoktur. ya da tanrı yoktur.
devamını gör...
bir delinin hatıra defteri
(bkz: nikolay vasilyeviç gogol)'un kitabıdır. başlığa konu olan hikayeden hariç, merkezine makam konumlanmış 2 hikaye daha barındırır.
(bkz: burun)
(bkz: palto)
19. yy'da gogol'un yaşadığı dönemi bize memuriyet üzerinden anlatan bir eleştiridir aslında.
gerçeküstü bir anlatımla kaleme alınmıştır bu eser, fakat bu bir tercih değil, gogol için bir mecburiyettir. zira dönemin çarlık rusya'sı sansür ve denetim bakımından bir yazar için cehennem olduğundan, basılacak bir kitap yazmak düşündüğümüzde hiç de kolay değildir...
(bkz: bir delinin hatıra defteri)’nde sınıf ayrılığı, işlemiyor diyecek kadar ağır bir bürokrasi ve toplumsal eşitsizlik işlenmektedir.hikayede geçen kahramanımız ivanov ise hikayede eleştirilen bir çok sebebin üst üste gelmesi ile birlikte sonradan delirmiş bir memurdur.
19. yüzyılda anlatılmış bunlar ve tuhaftır ki 21.yy’dayız ve neredeyse değişen hiçbir şey yok yeryüzünde…
(bkz: palto) ‘’hepimiz gogol’un paltosundan çıktık’’ diyen dostoyevski sağ olsun, zamanının instagram fenomeni gibi bu sözü ile bugün bile bir çok okuru gogol’la buluşturmuştur. şunu da belirtmeliyim ki ayrıntı yayınları bu sözün (bkz: gorki) ye ait olabileceğini iddia ediyor. ben ikisini de şüpheli buluyorum. ayrıca gogol, hikayeyi yazdığı yıl en yakın arkadaşı puşkin’i kaybediyor. rusya’da ki popülerliği ise bu kayıptan sonra artıyor.
magazinel bilgileri bir kenara bırakıp, hikayemize gelecek olursak; kahramanımız akakiy akakiyeviç, özetle çok para vererek aldığı paltosunun çalınması üzerine bakandan yardım ister ve kalayı yer. yediği bu kalay onda çok derin izler bırakır ve hastalanıp ölene kadar da devam eder. kısa bir hikaye olduğundan daha da yazıp tat kaçırmak istemem… zira ağır eleştiriler bu hikayede de kendilerine çok güzel bir biçimde yer bulmuştur.
(bkz: burun) hikayemizde ise kahramanımız 8. dereceden bir memur olan kovalev’in bir sabah burnunu yerinde bulamaması, burnun berber ivan yakovleviç’in kahvaltıda kestiği ekmeğin içinden çıkması ve bir polis memurunun burnu bulup getirmesi üzerine kurulu bir hikayedir. bence bu üçleme arasında psikolojik tahlil ve sistem eleştirisi bakımından en dolu hikayesidir diyebilirim. hemen hemen kitapta yazılı olan her şey bir metafordur. bu hikaye özetle; ruh sıkıntılarının, toplumdaki özlem duyulan şeylerin, yanlışların, kimlik bunalımlarını, gelecek endişesini, çarpık düşünceleri ve daha bir sürü şeyi anlatan kıymetli bir hazinedir.
hala okumamış olanlarınız var ise, derhal dönsün bu ayıptan ve bu kitabı edinip muhakkak okusunlar…
dipnot: ayrıca bir delinin hatıra defteri tiyatro olarak da sahnelenen bir oyundur.
(bkz: genco erkal)’ın oyununu 2 yıl arayla iki kere, (bkz: erdal beşikçioğlu)’nun oyunu 1 kere izlemiş biriyim. genco erkal’ın izlediğim ikinci oyununda içim çok burulmuştu çünkü sahne geçişleri ilk oyuna göre daha ağır işliyordu. bu durumun, genco erkal’ın ilerleyen yaşından yahut o gün ki bir rahatsızlığından olduğunu düşünmüş, bu yüzden içim burulmuştu.
iki insan da aynı teksti oynuyorlar fakat çok acayip derecede farklı yorumlamışlar. ben erdal beşikçioğlu’nun performansını daha çok beğendim. yani adam vincin tepesinde oynuyor. her şeyi ile yeni bir anlayış seyirci oturma düzenine kadar yenilik getirilmiş bir durumdu, takdir edilesidir. ayrıca mimikleri gerçekten etkileyiciydi. yani erdal beşikçioğlu diye bir adam var, ivanov’u oynuyor demedim, erdal beşikçioğlu’nu unuttum yahu oynarken…
(bkz: burun)
(bkz: palto)
19. yy'da gogol'un yaşadığı dönemi bize memuriyet üzerinden anlatan bir eleştiridir aslında.
gerçeküstü bir anlatımla kaleme alınmıştır bu eser, fakat bu bir tercih değil, gogol için bir mecburiyettir. zira dönemin çarlık rusya'sı sansür ve denetim bakımından bir yazar için cehennem olduğundan, basılacak bir kitap yazmak düşündüğümüzde hiç de kolay değildir...
(bkz: bir delinin hatıra defteri)’nde sınıf ayrılığı, işlemiyor diyecek kadar ağır bir bürokrasi ve toplumsal eşitsizlik işlenmektedir.hikayede geçen kahramanımız ivanov ise hikayede eleştirilen bir çok sebebin üst üste gelmesi ile birlikte sonradan delirmiş bir memurdur.
19. yüzyılda anlatılmış bunlar ve tuhaftır ki 21.yy’dayız ve neredeyse değişen hiçbir şey yok yeryüzünde…
(bkz: palto) ‘’hepimiz gogol’un paltosundan çıktık’’ diyen dostoyevski sağ olsun, zamanının instagram fenomeni gibi bu sözü ile bugün bile bir çok okuru gogol’la buluşturmuştur. şunu da belirtmeliyim ki ayrıntı yayınları bu sözün (bkz: gorki) ye ait olabileceğini iddia ediyor. ben ikisini de şüpheli buluyorum. ayrıca gogol, hikayeyi yazdığı yıl en yakın arkadaşı puşkin’i kaybediyor. rusya’da ki popülerliği ise bu kayıptan sonra artıyor.
magazinel bilgileri bir kenara bırakıp, hikayemize gelecek olursak; kahramanımız akakiy akakiyeviç, özetle çok para vererek aldığı paltosunun çalınması üzerine bakandan yardım ister ve kalayı yer. yediği bu kalay onda çok derin izler bırakır ve hastalanıp ölene kadar da devam eder. kısa bir hikaye olduğundan daha da yazıp tat kaçırmak istemem… zira ağır eleştiriler bu hikayede de kendilerine çok güzel bir biçimde yer bulmuştur.
(bkz: burun) hikayemizde ise kahramanımız 8. dereceden bir memur olan kovalev’in bir sabah burnunu yerinde bulamaması, burnun berber ivan yakovleviç’in kahvaltıda kestiği ekmeğin içinden çıkması ve bir polis memurunun burnu bulup getirmesi üzerine kurulu bir hikayedir. bence bu üçleme arasında psikolojik tahlil ve sistem eleştirisi bakımından en dolu hikayesidir diyebilirim. hemen hemen kitapta yazılı olan her şey bir metafordur. bu hikaye özetle; ruh sıkıntılarının, toplumdaki özlem duyulan şeylerin, yanlışların, kimlik bunalımlarını, gelecek endişesini, çarpık düşünceleri ve daha bir sürü şeyi anlatan kıymetli bir hazinedir.
hala okumamış olanlarınız var ise, derhal dönsün bu ayıptan ve bu kitabı edinip muhakkak okusunlar…
dipnot: ayrıca bir delinin hatıra defteri tiyatro olarak da sahnelenen bir oyundur.
(bkz: genco erkal)’ın oyununu 2 yıl arayla iki kere, (bkz: erdal beşikçioğlu)’nun oyunu 1 kere izlemiş biriyim. genco erkal’ın izlediğim ikinci oyununda içim çok burulmuştu çünkü sahne geçişleri ilk oyuna göre daha ağır işliyordu. bu durumun, genco erkal’ın ilerleyen yaşından yahut o gün ki bir rahatsızlığından olduğunu düşünmüş, bu yüzden içim burulmuştu.
iki insan da aynı teksti oynuyorlar fakat çok acayip derecede farklı yorumlamışlar. ben erdal beşikçioğlu’nun performansını daha çok beğendim. yani adam vincin tepesinde oynuyor. her şeyi ile yeni bir anlayış seyirci oturma düzenine kadar yenilik getirilmiş bir durumdu, takdir edilesidir. ayrıca mimikleri gerçekten etkileyiciydi. yani erdal beşikçioğlu diye bir adam var, ivanov’u oynuyor demedim, erdal beşikçioğlu’nu unuttum yahu oynarken…
devamını gör...

