arda güler
'elde sensin dilde sen, gönüldesin, baştasın, messi'nin barca'yı fethettiği yaştasın.'
devamını gör...
progressive rock
yaşama sebebim denebilir. bütün hayatını müziğe adayan biri olarak progressive müziği keşfettiğimden beri yeniden yaşamaktan zevk almaya başladım.
1940-1950'lerde rock n' roll'un yayılmasıyla genç müzisyenler rock adı altında kendi müziklerini icra etmeye başlıyor. çıkış yeri abd ve ingiltere desek yanlış olmaz. jazz'dan etkilenerek çıkan bu yeni tür yeniliğe ve etkileşime o kadar açık ki sürekli kendini geliştirerek, kendine eklemeler yaparak yüzlerce farklı türe bölünüyor. ilerici rock da bunlardan birisi ve belki de en önemlisi. altın dönemini 60'larda yaşayan tür deneysel-psikedelik açıdan zengin, adı gibi yenilikçi ve ilerici, geçmiş türlerden farklı ve daha derin bir müziğe dönüşüyor. ilerici rock da kendi içinde çeşitleniyor elbette. en bilinen gruplar pink floyd, yes, gentle giant, genesis, camel, the moody blues, supertramp, renaissance, styx, eloy, jethro tull, the alan parsons project, king crimson... elbette progressive metalde de düzinelerce kaliteli grup var.
şu unutulmamalı ki müzik siyah ve beyaz değildir. türler birbirinden etkilenir. sadece rock diye bir şeyden bahsetmek çok sağlıklı olmayacaktır progressive altında da. progressive rock klasik döneminde yoğunlukla ingiliz etkisi altındadır. bugün hala türü devam ettiren gruplar olsa da klasik dönem albümlerinin tadını hiçbir şeyden alabileceğimi(zi) zannetmiyorum.
1940-1950'lerde rock n' roll'un yayılmasıyla genç müzisyenler rock adı altında kendi müziklerini icra etmeye başlıyor. çıkış yeri abd ve ingiltere desek yanlış olmaz. jazz'dan etkilenerek çıkan bu yeni tür yeniliğe ve etkileşime o kadar açık ki sürekli kendini geliştirerek, kendine eklemeler yaparak yüzlerce farklı türe bölünüyor. ilerici rock da bunlardan birisi ve belki de en önemlisi. altın dönemini 60'larda yaşayan tür deneysel-psikedelik açıdan zengin, adı gibi yenilikçi ve ilerici, geçmiş türlerden farklı ve daha derin bir müziğe dönüşüyor. ilerici rock da kendi içinde çeşitleniyor elbette. en bilinen gruplar pink floyd, yes, gentle giant, genesis, camel, the moody blues, supertramp, renaissance, styx, eloy, jethro tull, the alan parsons project, king crimson... elbette progressive metalde de düzinelerce kaliteli grup var.
şu unutulmamalı ki müzik siyah ve beyaz değildir. türler birbirinden etkilenir. sadece rock diye bir şeyden bahsetmek çok sağlıklı olmayacaktır progressive altında da. progressive rock klasik döneminde yoğunlukla ingiliz etkisi altındadır. bugün hala türü devam ettiren gruplar olsa da klasik dönem albümlerinin tadını hiçbir şeyden alabileceğimi(zi) zannetmiyorum.
devamını gör...
milena (yazar)
entrylerim ve hesabının tamamen silinerek kapatılmasını talep ediyorum.
dünya görüşlerimizin bu kadar ayrı olduğu insanlarla aynı platformda yazmaktan hicap duyuyorum.
ifade özgürlüğü adı altında yapılan ve göz yumulan olaylara tepki vermeye devam edeceğim! ta ki tüm hesabım silinene kadar.
özgürüz pedofiliyi istediğimiz şekilde övebiliriz ama entrylerimizi silip gitmek istersek ensemizden tutup yoook gidemezsin deniliyoruz! yeterse yeter!
dünya görüşlerimizin bu kadar ayrı olduğu insanlarla aynı platformda yazmaktan hicap duyuyorum.
ifade özgürlüğü adı altında yapılan ve göz yumulan olaylara tepki vermeye devam edeceğim! ta ki tüm hesabım silinene kadar.
özgürüz pedofiliyi istediğimiz şekilde övebiliriz ama entrylerimizi silip gitmek istersek ensemizden tutup yoook gidemezsin deniliyoruz! yeterse yeter!
devamını gör...
avicii
edm türünde müzik yapan efsanevi kişi. 28 yaşında intihar etmiş bir müzik dehası. birtakım varoluşsal sıkıntıları olan bir insandı. entelektüel biriydi. yani öyle bilirdik. elektronik müzik dehalarındandır.
işte bazen güneşe, açan çiçeklere sevinen insanları görünce imrenirsin. bu dünya, bazı insanlar için cehennem gibi bir yer. bu insanlar sıradan insanlar da olmuyorlar.
ailesi, kendisi intihar edince hayranlarına bir açık mektup sunmuştur. işte:
oğlumuz tim bir arayıcıydı, varoluşsal sorulara yanıtlar arayan kırılgan bir sanatçı ruhtu. aşırı strese yol açan sert bir hızla seyahat eden ve çok çalışan bir mükemmeliyetçiydi. gezilerini sonlandırınca mutlu olmak için hayatta bir denge bulmak ve en sevdiği şey olan müzik yapmayı istedi. yaşam, mutluluk ve anlam hakkındaki düşünceler konusunda zorluk yaşıyordu. daha fazla devam edemedi. huzur bulmak istedi. tim kendini içinde bulduğu iş dünyası makinesi için uygun değildi, hayranlarını seven ancak spot ışıklarından çekinen hassas biriydi.
işte bazen güneşe, açan çiçeklere sevinen insanları görünce imrenirsin. bu dünya, bazı insanlar için cehennem gibi bir yer. bu insanlar sıradan insanlar da olmuyorlar.
ailesi, kendisi intihar edince hayranlarına bir açık mektup sunmuştur. işte:
oğlumuz tim bir arayıcıydı, varoluşsal sorulara yanıtlar arayan kırılgan bir sanatçı ruhtu. aşırı strese yol açan sert bir hızla seyahat eden ve çok çalışan bir mükemmeliyetçiydi. gezilerini sonlandırınca mutlu olmak için hayatta bir denge bulmak ve en sevdiği şey olan müzik yapmayı istedi. yaşam, mutluluk ve anlam hakkındaki düşünceler konusunda zorluk yaşıyordu. daha fazla devam edemedi. huzur bulmak istedi. tim kendini içinde bulduğu iş dünyası makinesi için uygun değildi, hayranlarını seven ancak spot ışıklarından çekinen hassas biriydi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
bütün çizim yapan yazarları kıskandığım başlıktır. çok aşırı kıskandım ne güzel şeyler var.
benim ınstgram sayfam var kitap okuyup paylaşıyorum oraya hayrına logo çizecek yazarlar portakal atsın be.
madem yeteneklisiniz burada gösteriyorsunuz hayır işi yapın lütfen.
benim ınstgram sayfam var kitap okuyup paylaşıyorum oraya hayrına logo çizecek yazarlar portakal atsın be.
madem yeteneklisiniz burada gösteriyorsunuz hayır işi yapın lütfen.
devamını gör...
küçük bir zebellah
iyi ki tanıdığım çoookça sevdiğim,benim için arkadaştan da öte pamuk gibi kalbi olan, şeker mi şeker, oldukça bilgili, sevgi dolu kalbi olan biricik insan:)) öyle tatlı tatlı konuşur, sever ki hiç sıkılmaz insan sohbetinden, sebepsiz mutluluk verir. bir de öyle güzel yazar ki şiirlerini, yazılarını tüm samimiyetini hissettirir.kalemi de kalbi gibi eşsizdir. aslında onu anlatmaya kelimeler yetmez hem çok anlatmayayım çünkü o benim en sevdiğimm:))
devamını gör...
yol soran insana bilerek yanlış yol tarif etmek
şeref.izliktir. bir anımı aklıma getirdi başlık. 10-12 yıl olmuştur. ıki arkadaş antalya'ya otobüsle tatile gidiyoruz. beni zaten araba tutar. bunu bildiğim için, ilacımı içtim. hatta aralıklarla 3 tane içtim. ama allahın belası mide bulantımın önüne geçemedim. hazırlıklıyım bir yandan da, kusmaya karşı, siyah sağlam birkaç poşetim yanımda. ne kadar önlemeye çalışsam da kustum. poşete kustum tabi, hiçbir yeri kirletmedim. muavin sürekli cık cıklıyor. ben de istemem böyle olmasını ama oldu bir kere. yapacak bir şey yok, mecbur bitecek bu yol. yolun yarısını böyle bitirdik. molada, daha fazla midem bulanmasın diye tuzlu kreker dışında hiçbir şey yemedim. arkadaşım bu arada mide konusunda çok şanslı bir insan. en pis şeyde bile bulanmayan bir mideye sahip. inanılmaz! bu tabi rahatya mola yerinde yemek yicem dedi ve yedi. tekrar otobüse döndük. az biraz yol gitmiştik ki, arkadaşım olduğu gibi kendi üstüne başına kustu. ben kendimi bildiğim için tedarikliyim her zaman ve kusmamı kontrol edebiliyorum. ama o hayatında ilk kez midesi bulaşmış gibi, poşeti bekleyemedi bile. muavin çıldırmak üzere. tamam adamda haklı, saatlerce yolculuk yaptığın kapalı kutunun içinde birisinin kusması beni de rahatsız ederdi. ama napalım insanlık hali. sanki keyiften yapıyoruz. bu arada gideceğimiz yer terminal değil. bunu binerken de söyledik. ineceğimiz yerde haber vermesini rica ettik, tamam dedi. ıssız bir yolda adam dedi ki: sizin ineceğiniz yer burası. dedik ki:ıssız burası. daha şehir merkezi gibi bir yer olmalıydı. zaten yolun kalanını taksiyle devam edicez. ısrar etti, burası dedi. neyse indik. saat sabahın 5'i. taksi maksi yok. karşı da tek tük evler var, o tarafa gittik bir umut. yok her yer ıssız. yarım saat falan geçti, bir fırın, ekmek dağıtım arabası gibi bir araba gördük, durdurduk. sorduk gideceğimiz yeri. tabii ki şerefsiz bizi alakasız bir yerde indirmiş. sağ olsunlar ekmekçiler siz bekleyin taksi göndericez dediler ve gönderdiler de, gidilecek yere vardık nihayet. ama o gün, o bulantıyla çok iç açıcı küfürler bildiğimi keşfetmiştim.
devamını gör...
topoloji
geometrik şekillerin veya üç boyutlu cisimlerin bazı durumlarda değişmeyen özelliklerini inceleyen bilim dalı'dır.
devamını gör...
yazarların unutamadıkları dizi replikleri
- şimdi farkına vardın mı niyazi?
-ismim niyazi değil necati efendim
-az sonra niyazi olacaksın ama...
(bkz: tatlı hayat)
(bkz: haluk bilginer)
-ismim niyazi değil necati efendim
-az sonra niyazi olacaksın ama...
(bkz: tatlı hayat)
(bkz: haluk bilginer)
devamını gör...
yalnızken yapılacak en güzel aktivite
bu başlığa 'duvarlara çizim yapmak' yazmak vardı be sözlük...
neyse efenim, duvara olmasa da bir yerlere çizimler yapın iyi geliyor.
neyse efenim, duvara olmasa da bir yerlere çizimler yapın iyi geliyor.
devamını gör...
bülbülü öldürmek
harper lee eseri.
edebiyat ve okuma kulübü ile beraber okuduğumuz kitaptır.
tom'un siyahi olmasından dolayı gördüğü muamele, haksız suçlamaya maruz kalması, ırkçılık ve insanların ne kadar adaletsiz, acımasız olduğunu anlatan güzel bir eser.
atticus en sevdiğim ve gıpta ettiğim karakter oldu. çocuklarıyla olan ilişkisi, doğru olanın peşinden gitmesi, sonuçları ne olursa olsun haksızlığa uğrayanın yanında olması ve baskılara rağmen yılmaması saygı duyulası.
tom robinson'un gördüğü muamele, yapmadığı bir suçun insanlar tarafından kesin yapmıştır diye düşünülmesi, biz insanların birbirimizi ne denli acımasızca ezebileceğimizi ve birbirimize önyargıyla yaklaştığımızı göstermiştir.
atticus'un tom robinson'u cesurca savunması beni kendine hayran bırakmıştır. şu an bulunduğunuz düzende de bazı şeyleri değiştirebilmek için atticus gibi olmamız gerekir aslında. elbette zordur, bedelleri çoktur atticus gibi olmanın.
ayrıca kitabı scout'un bakış açısından okuyarak bir çocuğun masum, kendine ait düşüncelerini görmüş oluruz.
ilk okumaya başladığımda sıkıcı gelse de daha sonra akıcı şekilde ilerlediğim bir kitap oldu.
boo radley karakteri de kitapta ilgimi çeken isimlerden oldu.
"sadece bir tür insan varsa, neden birbirleriyle anlaşamıyorlar? eğer hepsi aynıysa, neden birbirlerini küçümsemek için kendi yollarından çıkıyorlar? scout, sanırım bir şeyi anlamaya başlıyorum. sanırım boo radley'in bu kadar zaman neden evde kapalı kaldığını anlamaya başlıyorum. çünkü içeride kalmak istiyor."
ayrıca bülbülü öldürmek kitabının filmi ve tespih ağacının gölgesinde adlı ikinci bir kitabı var.
kitap birçok sorunu ele alması açısından olsun, bir çocuğun bakış açısını anlamak açısından olsun kesinlikle okunması gereken bir eser. kalemine sağlık harper lee.
birkaç alıntı
"-sen zencileri mi savunuyorsun, atticus?
-elbette savunuyorum. zenci deme scout. bu kabalıktır.
-okulda herkes öyle diyor.
-bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."
"atticus, sıfatları çıkarırsan gerçekler kalır dedi."
"ama bazen bir adamın elindeki incil, babanın elindeki viski şişesinden daha tehlikeli olabilir."
"insanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar."
"başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."
"gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez."
"küçük bir çocuğun gözünde yalan yoktur. çocuklar gördüklerinin ve hayal dünyalarının içinde yaşarlar ve onlar her şeyi yalansız görürler. bizler içimizdeki bütün kötülükleri onlara aşılamakla en büyük görevi üstleniyoruz."
edebiyat ve okuma kulübü ile beraber okuduğumuz kitaptır.
tom'un siyahi olmasından dolayı gördüğü muamele, haksız suçlamaya maruz kalması, ırkçılık ve insanların ne kadar adaletsiz, acımasız olduğunu anlatan güzel bir eser.
atticus en sevdiğim ve gıpta ettiğim karakter oldu. çocuklarıyla olan ilişkisi, doğru olanın peşinden gitmesi, sonuçları ne olursa olsun haksızlığa uğrayanın yanında olması ve baskılara rağmen yılmaması saygı duyulası.
tom robinson'un gördüğü muamele, yapmadığı bir suçun insanlar tarafından kesin yapmıştır diye düşünülmesi, biz insanların birbirimizi ne denli acımasızca ezebileceğimizi ve birbirimize önyargıyla yaklaştığımızı göstermiştir.
atticus'un tom robinson'u cesurca savunması beni kendine hayran bırakmıştır. şu an bulunduğunuz düzende de bazı şeyleri değiştirebilmek için atticus gibi olmamız gerekir aslında. elbette zordur, bedelleri çoktur atticus gibi olmanın.
ayrıca kitabı scout'un bakış açısından okuyarak bir çocuğun masum, kendine ait düşüncelerini görmüş oluruz.
ilk okumaya başladığımda sıkıcı gelse de daha sonra akıcı şekilde ilerlediğim bir kitap oldu.
boo radley karakteri de kitapta ilgimi çeken isimlerden oldu.
"sadece bir tür insan varsa, neden birbirleriyle anlaşamıyorlar? eğer hepsi aynıysa, neden birbirlerini küçümsemek için kendi yollarından çıkıyorlar? scout, sanırım bir şeyi anlamaya başlıyorum. sanırım boo radley'in bu kadar zaman neden evde kapalı kaldığını anlamaya başlıyorum. çünkü içeride kalmak istiyor."
ayrıca bülbülü öldürmek kitabının filmi ve tespih ağacının gölgesinde adlı ikinci bir kitabı var.
kitap birçok sorunu ele alması açısından olsun, bir çocuğun bakış açısını anlamak açısından olsun kesinlikle okunması gereken bir eser. kalemine sağlık harper lee.
birkaç alıntı
"-sen zencileri mi savunuyorsun, atticus?
-elbette savunuyorum. zenci deme scout. bu kabalıktır.
-okulda herkes öyle diyor.
-bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."
"atticus, sıfatları çıkarırsan gerçekler kalır dedi."
"ama bazen bir adamın elindeki incil, babanın elindeki viski şişesinden daha tehlikeli olabilir."
"insanlar genelde neyi görmek istiyorlarsa onu görürler, neyi duymak istiyorlarsa onu duyarlar."
"başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."
"gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez."
"küçük bir çocuğun gözünde yalan yoktur. çocuklar gördüklerinin ve hayal dünyalarının içinde yaşarlar ve onlar her şeyi yalansız görürler. bizler içimizdeki bütün kötülükleri onlara aşılamakla en büyük görevi üstleniyoruz."
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
devamını gör...
akıştaki nickaltı trafiği
%90 hep aynı yazarların nickaltlarını gördüğümüzden dolayı sıkıntılı bir trafiktir. eğer daha fazla yazarın nickaltını görürsek akış akıp gidecektir yani trafik de akan bir trafik olacaktır. bundan dolayı da bahsi geçen trafik sorunu çözülecektir.
edit: lobicilik hiçbir zaman iyi bir şey olmamıştır.
edit: lobicilik hiçbir zaman iyi bir şey olmamıştır.
devamını gör...
sevgilinin en yakın arkadaşın olması
dünyanın en harika olaylarından biridir. yaşayan bilir.
devamını gör...
daire almak vs arsa alıp müstakil ev yapmak
arsaya müstakil ev yapmak tabii ki daha hoş ama ruhsat almak vs. işlemler oldukça uğraştırır diye biliyorum.
tanım: bir versus.
tanım: bir versus.
devamını gör...
tanımadığı insana nickaltı giren tip
nerden biliyorsun tanımadığını? isteyen istediğini yapar. kimse seni nickaltında pohpohlamadı diye başkalarınınkine laf atmak da ne bileyim. işiniz gücünüz millete sallamak zaten.
devamını gör...
kaşar peynirinin yakıştığı yemekler
makarna, mantar.
devamını gör...


