finlandiya milli destanıdır. elias lönnrot tarafından fin kabileleri arasından derlenmiştir. eserde doğaya karşı uğraş veren kuzey insanları, onların aile erdemleri, bilgeliği ve sözün yaratıcı gücü övülür. destan kahramanları, olağanüstü özelliklere sahiptir.

olaylar dört kişi etrafında döner. lemninkainen, pohjola’nın kuzey yöreleri, en güzel kızının gönlünü kazanmaya çalışan kişidir. ilmainen, insanlara mutluluk getirdiğine inanılan fakat onları savaşa sürükleyen sampo adlı büyülü değirmeni yapan demircidir. vainamoinen, sözün büyülü gücünden yararlanan, tek gücü bilgelik olan yaşlı bir ozandır. lempa ise kötülük ruhudur.
aslı ölçülü ve uyaklı olan bu manzum destan dünyanın pek çok diline çevrilmiştir. destan finlilerin ulusal bilinçlerinin uyanmasında, unuttukları ana dillerini öğrenmelerinde oldukça önemli bir görevi yerine getirmiştir. kaynak
devamını gör...

zaten öyleyim diyerek narsistliğin dibini sıyırma imkanım varken yapmıyorum.*

ciddi düşününce... merak ederdim belki, iyi de anlaşırdık şimdi aynıyız sonuçta da yok galiba uğraşmazdım, yorardı yani.
devamını gör...

hakkında bilgi edinmek için çok iyi kaynaklar bulabileceğiniz, adını yunanca "kyon"* kelimesinden alan yaşam biçimi, felsefe. ya da adına ne derseniz deyin.
tavsiye edeceğim detaylı bir kitap ise isviçre'li filolog georg luck'a aittir.
*(bkz: köpeklerin bilgeliği)*
say yayınlarından (bkz: oğuz özügül) tercümesi ile piyasada bulabilirsiniz.

kitaptan şöyle bir-iki alıntı ile bitirebilirim, tamamen orijinalinden* kendi çevirimdir, türkçesinde biraz farklı olabilir.
1-diogenes mö 410-400 yıllarında karadeniz kıyısındaki
sinop'ta dünyaya geldi. halen daha net olmayan ve tam aydınlatılmamış bazı suçlar yüzünden
sürgüne gönderildi. akabinde atina'ya gelerek antisthenes'e
katıldı. oldukça doğru olduğuna inanılan (kuşkuya yer vermeyen) başka bir rivayete göre bir deniz
yolculuğu sırasında korsanların eline düştü ve köle olarak
korinthos'a satıldı. burada başarılı bir eğitmen olarak çalıştığı söylenir. serbest bırakıldıktan sonra korinthos'ta ve atina'da yaşadı.
diyaloglar ve tragedyalar kaleme aldı; ama tragedyaların ona ait olup olmadığı antikçağda bile tartışmalı konulardan biriydi.
onun nasıl göründüğünü aşağı yukarı biliyoruz; zira paris'te bir sikke, birçok oymalı taş, köln'de bir mozaik, villa
albani'de mermer bir heykel ve aynı müzede bir duvar kabartması (mö 4. yüzyılın sonlarından bir tablonun
kopyası) vardır. sikkede profilden betimlenir, saçlan kısadır ve sakallıdır. mermer heykel onu
çıplak, öne eğilmiş, göbekli bir şekilde, ama kaslı kol ve bacaklarla betimler; sağ elinde bir değnek, sol elinde bir çanak
tutar; yanında, simgesi olan (sonradan tamamlandığı düşünülen) bir köpek vardır.

2-mesela başka bir kısa hikaye okul kurucusu* ile şu şekildedir;
anthistenes* hastadır, ölüm döşeğinde yatmaktadır ve diogenes* kendisini ziyarete gelir ve sorar;
"bir arkadaşa ihtiyacın var mı?"
ve akabinde elinde bir hançerle gelir.
anthistenes şöyle der; "keşke birisi beni acılarımdan kurtarabilse!"
diogenes hançeri kastederek; "işte bu" der.
bunun üzerine hastalığından dolayı acılar içinde olan ve halen daha hayata tutunmaya çalışan anthistenes'in cevabı şahanedir;
"acılarımdan demiştim, hayattan değil!" der.

linkler baykuş olmuş, tekrar aşağıdadır.
www.hizliresim.com/not3974
www.hizliresim.com/avmao9f

nadir kitaptan 1997 yılına ait "almanca" orijinal baskılarından birini bulup hem de 25 tl gibi bir rakama almıştım sene başında.
ve ciltli olarak.
devamını gör...

(bkz: hobi) anlamına gelen sözcüktür.

aynı zamanda "gücü bir işe yetmez olanın içinde bulunduğu durum." anlamına da gelir.
devamını gör...

söz konusu modeller 1 ocak itibariyle whatsapp hizmetini kullanamayacak. resmen telefon al sürüm güncelle zorbalığı olmuş, çünkü her ne kadar belli bir kesim tarafından kabul edilmese bile wp telefonların vazgeçilmez uygulaması.


whatsapp güncellediği destek sayfasında ios 9’un altındaki sürümlere sahip iphone kullanıcılarının artık whatsapp’ı kullanamayacağını duyurdu.

ancak kullanıcılar, iphone 4s, 5, 5s, 5c, 6 gibi telefon modellerine ios 9 güncellemesini yaparlarsa whatsapp’ı kullanmaya devam edebilecekler.

whatsapp’ın 2021 yılı itibariyle desteği keseceği android telefonlar ise şöyle :
htc desire, lg optimus black, motorola droid razr ve samsung galaxy s2

kaynak
devamını gör...

bütün sözlük yazarları olabilir aslında. hepinizi merak ediyorum. kimsiniz kimlerdensiniz? kafamda deli sorular.
devamını gör...

hakkında anlatılan doğrularla uydurulan efsaneler birbirine karışmış, oldukça farklı çalışan bir kafaya sahip, ilginç bir hayat hikâyesinin baş kahramanı, tanıdığım en zeki bilim insanlarından biri ve hayran olduğum tek bilim insanı.

tabi ki bilim insanlarının tamamına saygım var. biri olmasa zincirin halkası eksik olur, diğerleri onun çalışmalarından faydalanarak işleri 1 adım öteye götüremez. fakat tesla'nın yeri benim için bambaşka.

tesla küçükken, yaşadığı kasabada annesi "küçük ev aletleri mucidi" olarak bilinen bir kadındı. büyük ihtimalle zekâsını annesinden almış olmalı. tesla'yı ilginç bir şekilde yetiştirmiş annesi. örneğin yemekte patates varsa, patatesleri küp şekilde keser ve yemeğe başlamadan önce küçük nikola'dan bunların hacmini yaklaşık olarak tahmin etmesini istermiş. matematik ve geometri konularında buna benzer ufak egzersizler yaptırırmış ona sık sık.

babası, ailedeki tüm diğer erkekler gibi klasik bir meslek seçmiş; bir din adamıymış. ailede erkekler ya din adamı ya da askermiş genel olarak. ancak tesla küçüklüğünden beri bir mühendis olmanın hayalini kurarmış hep.

5 yaşındayken, abisinin bir kaza sonucu ölmesi üzerine bundan çok etkilenen tesla, hayatı boyunca bu travmanın izlerini taşımış. hatta ölümüne yakın zamanlarda abisini ve ölmüş başka sevdiklerini kanlı canlı şekilde karşısında gördüğünü ve onlarla konuştuğunu söylemiş hep.

***

yanlış hatırlamıyorsam 17 yaşındayken bir hastalığa yakalanır tesla. doktorlar kendisinden umudu keser. bir gün hasta yatağında babasıyla konuşurken "mühendis olmama izin verirseniz belki de iyileşebilirim" der. babası artık bunu oğlunun son arzusu olarak görür ve onu kırmamak için bu teklife tamam der. tesla bunu duyduğu andan itibaren, doktorları da hayrete düşürecek şekilde iyileşir ve bugün bildiğimiz gibi iyi bir mühendisliğin ve mucitliğin ilk adımlarını atarak, dönemin en iyi okullarından birine başlar. iyileşmesinde, dönemin meşhur yazarı mark twain'in kitaplarının büyük etkisi olduğunu söyler. zaten ilerleyen yıllarda tanışıp dost olmuşlardır.

***

okuldayken, alternatif akım motoru ile ilgili bir hayalini sınıfta anlatır. öğretmeni "bay tesla iyi bir genç ama korkarım ki bu hayalini asla gerçekleştiremeyecek" der. gerçekleştirdikten sonra motoru ilgili kalabalıklara tanıttığı gün izleyenler arasında bu öğretmeni de vardır.

***

mezun olduktan sonra bir miktar avrupa'da şurada burada "çalışmaya çalıştıktan" sonra beş parasız olarak amerika'ya gitmeye karar verir. cebinde birkaç sent ve bir referans mektubu dışında hiçbir şeyi yoktur. bir süre amelelik gibi birtakım işler yapıp bir miktar para kazandıktan sonra thomas alva edison'un yanına gider ve mektubu verir. mektupta "dünyada iki tane mükemmel adam tanıyorum. biri sensin, biri de bu yazıyı sana getiren adam" yazmaktadır. edison biraz kıskandı mı bilinmez ama o sıralarda mucidi olduğu doğru akım nedeniyle başına bela olan dertlerden biriyle uğraşmaktadır ve bu işi çözme konusunu tesla'ya havale ederek onu başından savar. karşılığında da 50 bin dolar vadeder.

edison'un hiç de ummadığı bir hızla tesla işi halleder ve "nerede param?" temalı bir konuşma yapar. edison "buralarda böyle espriler sık yapılır. sen yenisin, espriyi anlamadın" gibisinden bir içerikle karşılık vererek parayı vermeyi reddeder. bunun üzerine tesla her şeyini toplayıp oradan ayrılır ve aralarında bitmek bilmeyen akımlar savaşı başlar.

edison, alternatif akımı kötülemek için hayvanlara elektrik vermek gibi rezil işler yapar. amacı tesla'yı ve alternatif akımı halkın gözünden düşürmek ve bu akımın çok tehlikeli olduğunu göstermektir. ancak alternatif akım o kadar güzel aydınlatma sağlamaktadır ki kimse ondan kolay kolay vazgeçmez. üstelik tesla elektrik ile öylesine oynamaktadır ki, gösterilerinde çarpılmadığını gören insanlar onu hayranlıkla izlemektedir.

***

lafı uzatmayayım daha fazla, yeterince uzattım zaten. tesla psikolojik olarak biraz problemli bir adamdır. bilmem kaç oda uzaktaki komşu evin saatinin tiktaklarından uyuyamayan, 3 ve katları dışındaki sayılarda olan hiçbir şeyi kullanmayan, ölü yakınlarıyla konuşan, yaşamının sonlarına doğru güvercinlerle takılmaya başlayan... ama aynı zamanda öyle güzel bir zihin yapısı, öyle harika çalışan bir beyni vardır ki parmak ısırtır. örneğin normal bir bilim insanının kağıt üzerinde hesap kitap yapıp çizerek sonra çalıştırmayı denediği projeleri o kağıt kullanmadan kafasının içinde hazırlar ve çalıştırır. integral hesaplarını kafasından yaptığı için hocaları onun sahtekâr olduğunu bile düşünürmüş okul yıllarında.

***

2 güzel sözüyle ve bir kitap tavsiyesi ile bitireyim yazıyı. kitap nikola tesla: bir dahinin biyografisi adını taşıyor. yazarı marc seifer. oldukça kapsamlı araştırmalar sonucu yazılmış bir kitap.

***

uzun yıllar radyonun mucidi zannedilen guglielmo marconi aslında tesla'nın icatlarını kullanarak geliştirmiştir radyoyu. tesla'nın ölümünden daha sonraki bir tarihte amerikan patent enstitüsü, radyonun mucidini tesla olarak onaylamıştır. bu konu hakkında kendisine "marconi sizin icatlarınızı kullanarak bir şeyler geliştiriyor. bu konu hakkında yorumunuz nedir?" diye sorduklarında verdiği cevap oldukça alçak gönüllücedir: "marconi iyi bir çocuk. bırakın kullansın."

genel olarak icat çalanlar için söylediği şu söz ise oldukça manidardır: "benim fikirlerimi çaldıklarına üzülmüyorum. kendi fikirleri olmamasına üzülüyorum."

***

amerika'ya yolu düşen ve bu konulara ilgisi olan varsa, kaldığı ve öldüğü mekân olan new yorker oteli'nin 3327 (yine 3'ün katı tabi ki) numaralı odayı, tesla müzesi olarak korunmuş şekilde ziyaret edebilirler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilgi içerikli paylaşım yapınca: entel.
kitap alıntısı paylaşınca: çok bilmiş, kendini göstermeye çalışıyor.
ülke gündemi konusunda konuşunca: terörist.
toplumsal cinsiyet eşitliğini savununca: meriç.

ne yaparsın kafa sözlük böyle bir platform.*
devamını gör...

hepsini dikkat çekmek ve kız veya erkek düşürmek için olduğunu düşünür
devamını gör...

polisiye romanı yazmak, o romanı kurgulamak kolay iş değildir. çok sağlam bilgi birikimi ister. kurgulama gücü ister.

eğer ahmet ümit'in bir romanını okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. tavsiye isteyenler portakal atabilir.
devamını gör...

müslüman oldukları daha iyi. cennet/cehennem olmasa, şu anki yaptıkları pisliklerin 100katını yaparlar. bilinçsiz insanlara ateistlik yaramaz.
devamını gör...

dünyayı siyah beyaz olarak görmektir.

oysa andre gide, "gerçeğin rengi çoğu zaman gridir" demiştir.
devamını gör...

öfke doluyum. hayata karşı, her şeye karşı, başta biyolojik aileme karşı.

hayatın bana istediklerimi vereceğini sanmıyordum, bu yüzden kendim almaya kalktım. ama alamadım. bu yüzden kızgınım.

bakmayın, kalbimi de çok kırdılar benim. en saf duygularımla, kadınlık gururumla oynadılar. hiç degemeyecek bir insanda en masum duygularımı tükettim.

berbat bir ailenin içinde, türkiye standartlarında bile çok fakir sayilabilecek bir ailede dünyada geldim. okul harcligim simit alsam suya, su alsam simit almaya yetmezdi. ( ben de bu paraları aç kalmak pahasına kitaplarıma harcardım.)

(şimdi o kadar kötü bir halde değilim. bursum var. ama o zamanları düşününce o çocuğa acıyıp ağlıyorum. )

hikaye burada da bitmiyor. başka bir aileyi annem babam bilerek büyüdüm... sonra beni almaya da kalktı -bu sözde biyolojik ailem- bir de bunun yarattığı derin travmalar var.

dahası öz babamdan yediğim dayaklar, bir çocuğa uygulanmayacak şekilde yapılan siddetler de var tabii.

siz hiç soğuk bir kış gününde çırılçıplakken bir kabloyla dayak yeyip saatlerce soğuk suyun altında bekletildikten sonra " hasta olma sakın! annene de söyleme, söylersen seni yine döverim!" diyen bir hayvanla aynı evi paylaştiniz mi?

mesela hasta olma diye tehdit edildiğiniz icin öksürmeye bile korktuğunuz oldu mu? ilaç alacak paranız olmadığı için hasta olmaya da hakkınız olmadığını düşündünüz mü?

öz babanız attığı bir yumrukla azı disinizi kırdı mı? veya bir tokatıyla bayılıp küçük tuvaletinizi altınıza kaçırdınız mı? kasılmaktan sinir krizi geçirip hastanelik oldunuz mu?

daha anlatilabilecek, söylenebilecek çok şey var. ama yazmak da rahatlatmıyor artık. ki burada çektiği aşk acısını dünyanın en büyük acısı zanneden muhallebi çocuklarının da beni anlamasını beklemiyorum zaten.
devamını gör...

çünkü benimsin ve benim değilsin
çünkü aklım fikrim hep sende
çünkü geceler göz açık geçiyor uykusuz
çünkü gece bitiyor ve aşkım diyorum sana
çünkü sabahları hayalinin yerini almaya geliyorsun
ve daha iyisin bütün hayallerinden
çünkü güzelsin ayaklarından ruhuna kadar
çünkü iyisin ruhundan bana kadar
çünkü nasıl tatlı gizleniyorsun gururunda
ve o küçük ve tatlı
yüreğin kabuğunda

çünkü benimlesin
çünkü benimle değilsin
çünkü sana bakıyorum ve ölüyorum
ama sana bakmazsam aşkım
ölmekten beter oluyorum
sana bakamazsam

çünkü sen her yerdesin canın nerede isterse ama daha iyi oluyorsun seni sevdiğim yerde çünkü dudakların kan kırmızı
ve üşüyorsun
seni sevmem lazım aşkım
seni sevmem lazım
isterse hep böyle iki taneymiş gibi acısın bu yara
isterse hep arayım da bulamayım seni ya da gece bitip sabah olduğunda
ister benim ol yine sen
ister olma.
(bkz: mario benedetti)
devamını gör...

izmir depremi ve yakın zamanda izmirdeki sel için sosyal medya da "gavur oldukları için allah cezalarını veriyor" diyen aliminyüm dayılar izmire taşınmazsa ben de en şerefli* insanım lan.
devamını gör...

%99.9 yalan olmadığını tahmin de etsek, yine de aklımıza geldiğinde cevabını veremediğimiz soru.

"1 oyu ikiniz verdiyseniz benim oyum nereye gitti?" sorusuna benzer biraz da. madem herkes "okumak için de olsa buradayım" diyor, bu soru "o halde oylamalarda bile neden hep aynı isimler var?" merakını uyandırır.

yazan da oylayan da 20 kişi falandır sanırım ortalama. hiçbirimiz geri kalan ortalama 280 kişinin ilgi alanına hitap etmiyoruz demek ki... yani tabi ki zorlamakla olacak iş değil ama yine de garip geliyor insana uzun vadede.

ya da 2. ve daha olası senaryo şu: gerçekten ilgi alanında yazan birkaç kişiyi bulan kişi, yeni yazar arayışına girmiyor ve onları takip etmekle yetiniyor. onların yazdıkları da genel olarak kitap, müzik, tematik gibi başlıklara girdiğinden, benim gibi daha çok akışı takip edenler, varlıklarından haberdar olmuyor. galiba bu daha mantıklı.

edit: arkadaşın biri nickaltıma "hem oy önemli değil diyor, hem çetelesini tutuyor, üzerinde düşünüyor. samimiyetsiz" yazmış. bunu bilmek için çetele tutmaya gerek yok; bildirimlerde görüyoruz aynı insanların oyladığını. başka yazarlar da aynı durumdan şikayetçi olmuş, ben de bunu dile getirdim. "niye bana oy vermiyorsunuz?" demedim. üzerinde uzun uzadıya düşünülecek bir şey de değil ayrıca. o an aklıma geleni yazdım. samimiyetimiz bununla ölçülecekse vay halimize!

öldürüyor beni bu tek taraflı düşünce yapınız...
devamını gör...

bunu denemeyi düşündüyse, geçmiş olsun dediğimdir.. o ilişki çoktan bitmişbitmiş...

iki yıl kadar önce, ben değilde bir kız arkadaşım, o zamanki erkek arkadaşım için demişti ki, bunun gözü göz değil, bu bi tuhaf, bu ne böyle, sen nasıl, sen ne alaka filan, bende toz kondurmuyorum, öyle karakterli böyle cool filan diyorum, kız arkadaşım dediki, ben bunu bi deneyim instagram dan, bende dedim kabul etmezki takip isteğini, assslaaa muhattap olmaz seninle, ben adamı nasıl lord yapmışsam artık gözümde :) bi kere tenezzül etmez kızım, o öyle biri diiiil.. (!) filan diyorum... benim arkadaşta biraz şeyy.. nasıl desem, cingöz bi kız, malın gözü yani, birde ailesinden dolayı memleket muhabbetini iyi biliyor, oğlanla da aynı yörelerden, şiveden filan girerim biyerlerden dedi, dedimki ko nuş maz benim sevgilim seninleee..

sonuç;
saniyesinde cevap verdi, gece 01 de..
sevgilim yok yalnızım dedi..
benim arkadaşımda zorladı kendisi biraz kokoş zaten, fotoğraf attı, yazlıktayım gelirmisin buraya filan dedi, bizimkide diyorki ben dünden razıyım, gidicek yer arıyorum zaten...

benim bu insanı bu kadar farklı zannetmemde, hayatımın en kötü, en mutsuz döneminde olmamın payı büyük tabi, denize düşen yılana sarılıyor gerçekten

şimdi hayatımda birisi olsa, yaparmıyım, yapmam, çünkü bana karşı başka, ben yanında değilken başka davrandığını düşünüyorsam, bunu onunla halletmem lazım, bu yöntem çok kalleşçe bence, direk ben yapmadığım halde, arkadaşım haklı çıktığı halde, hiç hoşlanmadım böyle bir resmin içinde olmaktan, hiç tarzım değil, şu an çok şükür, herşeye hemen inanmıyorum, bir iki saniye düşünüp öyle inanıyorum :)

zaten artık öğrenmişlerdir bu numaraları, bir şey yapacakları varsa da yapmazlar :)
devamını gör...

hiçbir şeyin farkında olmamak,sokakta geçen zamanlar,o zamanki arkadaşlar ,oynanan oyunlar.güzel günlerdi.
devamını gör...

şu sıralar budur; yemek yemiyorsun ki..

+anne canım sıkılıyor!?
- yemek yemiyorsun ki.(?)

+çok uykum geliyor ya, neden acaba?*
-yemek yemiyorsun ya ondandır.

+nedense hiç ders çalışasım yok..
-yemek yemediğin içindir.
+ühühüüü nalet olsun tamam daha çok yiyeceğim. en çok ben yiyeceğim hatta!

not: işin komiği iştahım da gayet yerinde.
devamını gör...

insaniyeti korumak.
çıldırmadan yaşamak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim