o
kişiliksiz bir zamir.
devamını gör...
40 yaş üstünün iş bulamaması
o güne kadar hiç çalışmamış ise, ki böyle bir durum erkekler için pek olası değil ama kadın olduğunu farz edelim, ev hanımıydı da birden çalışmaya karar verdi ya da çalışmak zorunda kaldı diyelim, evet böyle bir durumda iş bulması çok zor çünkü hiç çalışmamış biri işe alınacaksa genelde 20'li yaşlarda olması tercih sebebidir ama 40 yaşına kadar iyi kötü bir iş tecrübesi olan biri iş buluyor, o kadar da zor değil yani...
devamını gör...
yorgunluğu edebiyatla atmak
yorgunluğu edebiyatla atayım derken gelen farkındalıkla daha bir yorgun olmak da söz konusu olabilir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
ben sussam, sadece baksam ve o anlasa. mümkün müdür? çünkü anlatmaktan çok yoruldum.
devamını gör...
1 ocak 2021 sağlık bakanı fahrettin koca'nın mutasyonlu virüs tweet'i
duyduğumdan beri ‘haydaaa bir kişide binler yakalandı, 15 kişide kaç kişi yakanacak’ düşüncesi uyandıran tweet.
insanımız dikkatli değil, tedbirler umurda değil. sonuç işte bu.
birde geç ve eksik aksiyon alınması daha da vahim.
insanımız dikkatli değil, tedbirler umurda değil. sonuç işte bu.
birde geç ve eksik aksiyon alınması daha da vahim.
devamını gör...
32 yaşında hayatı çözdüğünü düşünen insan
20sinde de aynı şekilde düşünmüştür.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
emeği geçen herkese müteşekkir olduğumuz radyodur. sağ olunuz.
devamını gör...
bir cümle ile çocukluğunu tanımlamak
bambaşka bir alemde yaşıyordum.
devamını gör...
güneş (yazar)
tanımlamaları için tanımlama yapmanın tarifsiz, yetersiz ve tanımsız olduğu yazar.
bence o kadar iyi, iştah uyandıran ve değerli bir yazar.
bence o kadar iyi, iştah uyandıran ve değerli bir yazar.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
125 tanımı okuyup kendi kendime deli deli gülmem annemin kapıyı birden açıp bana bakması 3 saniye bakışmamız
devamını gör...
en kötü ikililer
çay ve şeker.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
…
bir arayışta olduğumdan mı yoldayım yoksa yolda olmak mı arayışımdı, bundan hiç emin olamıyorum bu sıralar. yol yorduğundan mı, yoksa arayışıma takatim kalsın diye mi bazı şeyleri yapmaktan eriniyorum bilmiyorum.
yazmak mesela…
önceleri müthiş bir piyanistin, piyanosunun tuşlarına, bir sevgilinin saçını okşarcasına dokunduğu gibi, dokunuyormuşum gibi bir hisse kapılırdım elime her kalemi alışımda… sonra zamanla döküldü sevgilinin saçları. tuhaf ve buruk bir dazlaklık hali hakim oldu kaleme… sanki dört-bin-üç-yüz-altmış-iki ton ağırlığındaymış da, bundan ötürü hiç kaldırmayı denememeliymişim gibi hissettim…
tükenir bir kurşun kalemin yahut tükenmez bir dolma kalemin yerine, ekran parlaklığını kolayca arttırıp azaltabileceğim pahalı bir ekranın ardına hapsettim düşüncelerimi… kendim okudum, kendim beğenmedim…
beğenmedikçe yazdım,
yazdıkça beğenmedim…
ben zaten, kendi kendime neyi başaracakmış gibi hissedecek olsam, ya başaramadım, ya da “amaan, daha sonra başaramam” diyip yarıda bıraktım…
yarıda bıraktığım yerden yola devam etmişim farkında olmadan…
farkına vardığımda ise dönmek için oldukça uzaktaydım…
uzakta olmasan, diyorum kendime bazen;
döner miydin sanki?
ayak serçe parmağımdaki nasırın acısını hatırlayıp, dönmezdim diyorum…
***
bir arayışta olduğumdan mı yoldayım yoksa yolda olmak mı arayışımdı, bundan hiç emin olamıyorum bu sıralar. yol yorduğundan mı, yoksa arayışıma takatim kalsın diye mi bazı şeyleri yapmaktan eriniyorum bilmiyorum.
yazmak mesela…
önceleri müthiş bir piyanistin, piyanosunun tuşlarına, bir sevgilinin saçını okşarcasına dokunduğu gibi, dokunuyormuşum gibi bir hisse kapılırdım elime her kalemi alışımda… sonra zamanla döküldü sevgilinin saçları. tuhaf ve buruk bir dazlaklık hali hakim oldu kaleme… sanki dört-bin-üç-yüz-altmış-iki ton ağırlığındaymış da, bundan ötürü hiç kaldırmayı denememeliymişim gibi hissettim…
tükenir bir kurşun kalemin yahut tükenmez bir dolma kalemin yerine, ekran parlaklığını kolayca arttırıp azaltabileceğim pahalı bir ekranın ardına hapsettim düşüncelerimi… kendim okudum, kendim beğenmedim…
beğenmedikçe yazdım,
yazdıkça beğenmedim…
ben zaten, kendi kendime neyi başaracakmış gibi hissedecek olsam, ya başaramadım, ya da “amaan, daha sonra başaramam” diyip yarıda bıraktım…
yarıda bıraktığım yerden yola devam etmişim farkında olmadan…
farkına vardığımda ise dönmek için oldukça uzaktaydım…
uzakta olmasan, diyorum kendime bazen;
döner miydin sanki?
ayak serçe parmağımdaki nasırın acısını hatırlayıp, dönmezdim diyorum…
***
devamını gör...
babayla girilen diyaloglar
babamın hiç unutamadığım sözünü yazayım ben de madem. ''seninle konuşacak veya yapacak hiçbir ortak şeyimiz yok. sen bu hayattaki en büyük pişmanlığımsın. ''
devamını gör...
adilik yapana yollanan bir şarkı bırak
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ın ülkemize faydaları
insanları sabır taşı haline getirmesidir. ülkece çok sabırlı bir millet haline geldik.
azla yetinmeyi öğrendik. israftan kaçınmayı öğrendik mecburen kaçınıyoruz.
kafamıza çay satranç fırlata fırlata reflekslerimizi geliştirdi.
daha ne olsun.
azla yetinmeyi öğrendik. israftan kaçınmayı öğrendik mecburen kaçınıyoruz.
kafamıza çay satranç fırlata fırlata reflekslerimizi geliştirdi.
daha ne olsun.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
biz nasıl uyuyacağız bu şarkıları dinledikten sonra? yerimden kalkacak dermanım kalmadı hüzünden.
devamını gör...







