kişiliksiz bir zamir.
devamını gör...

o güne kadar hiç çalışmamış ise, ki böyle bir durum erkekler için pek olası değil ama kadın olduğunu farz edelim, ev hanımıydı da birden çalışmaya karar verdi ya da çalışmak zorunda kaldı diyelim, evet böyle bir durumda iş bulması çok zor çünkü hiç çalışmamış biri işe alınacaksa genelde 20'li yaşlarda olması tercih sebebidir ama 40 yaşına kadar iyi kötü bir iş tecrübesi olan biri iş buluyor, o kadar da zor değil yani...
devamını gör...

yorgunluğu edebiyatla atayım derken gelen farkındalıkla daha bir yorgun olmak da söz konusu olabilir.
devamını gör...

ben sussam, sadece baksam ve o anlasa. mümkün müdür? çünkü anlatmaktan çok yoruldum.
devamını gör...

duyduğumdan beri ‘haydaaa bir kişide binler yakalandı, 15 kişide kaç kişi yakanacak’ düşüncesi uyandıran tweet.

insanımız dikkatli değil, tedbirler umurda değil. sonuç işte bu.
birde geç ve eksik aksiyon alınması daha da vahim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

20sinde de aynı şekilde düşünmüştür.
devamını gör...

emeği geçen herkese müteşekkir olduğumuz radyodur. sağ olunuz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bambaşka bir alemde yaşıyordum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tanımlamaları için tanımlama yapmanın tarifsiz, yetersiz ve tanımsız olduğu yazar.

bence o kadar iyi, iştah uyandıran ve değerli bir yazar.
devamını gör...

125 tanımı okuyup kendi kendime deli deli gülmem annemin kapıyı birden açıp bana bakması 3 saniye bakışmamız
devamını gör...

çay ve şeker.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...



bir arayışta olduğumdan mı yoldayım yoksa yolda olmak mı arayışımdı, bundan hiç emin olamıyorum bu sıralar. yol yorduğundan mı, yoksa arayışıma takatim kalsın diye mi bazı şeyleri yapmaktan eriniyorum bilmiyorum.

yazmak mesela…

önceleri müthiş bir piyanistin, piyanosunun tuşlarına, bir sevgilinin saçını okşarcasına dokunduğu gibi, dokunuyormuşum gibi bir hisse kapılırdım elime her kalemi alışımda… sonra zamanla döküldü sevgilinin saçları. tuhaf ve buruk bir dazlaklık hali hakim oldu kaleme… sanki dört-bin-üç-yüz-altmış-iki ton ağırlığındaymış da, bundan ötürü hiç kaldırmayı denememeliymişim gibi hissettim…

tükenir bir kurşun kalemin yahut tükenmez bir dolma kalemin yerine, ekran parlaklığını kolayca arttırıp azaltabileceğim pahalı bir ekranın ardına hapsettim düşüncelerimi… kendim okudum, kendim beğenmedim…

beğenmedikçe yazdım,
yazdıkça beğenmedim…

ben zaten, kendi kendime neyi başaracakmış gibi hissedecek olsam, ya başaramadım, ya da “amaan, daha sonra başaramam” diyip yarıda bıraktım…
yarıda bıraktığım yerden yola devam etmişim farkında olmadan…
farkına vardığımda ise dönmek için oldukça uzaktaydım…
uzakta olmasan, diyorum kendime bazen;
döner miydin sanki?

ayak serçe parmağımdaki nasırın acısını hatırlayıp, dönmezdim diyorum…

***
devamını gör...

babamın hiç unutamadığım sözünü yazayım ben de madem. ''seninle konuşacak veya yapacak hiçbir ortak şeyimiz yok. sen bu hayattaki en büyük pişmanlığımsın. ''
devamını gör...

devamını gör...

insanları sabır taşı haline getirmesidir. ülkece çok sabırlı bir millet haline geldik.

azla yetinmeyi öğrendik. israftan kaçınmayı öğrendik mecburen kaçınıyoruz.
kafamıza çay satranç fırlata fırlata reflekslerimizi geliştirdi.
daha ne olsun.
devamını gör...

biz nasıl uyuyacağız bu şarkıları dinledikten sonra? yerimden kalkacak dermanım kalmadı hüzünden.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim