akran
yaş, meslek, toplumsal durum vb bakımından birbirine eşit olanlardan her biridir. genellikle kıyaslama için kullanılır. bak akranların şunu şunu yapıyor der çevredekiler.
devamını gör...
pi sayısı
herhangi bir şeyi herhangi bir şeye bölerek tam olarak pi sayısını elde edemezsiniz çünkü pi sayısının rasyonel sayılarla tam olarak ifade edilebilen bir değeri yoktur. kendisi irrasyonel bir sayıdır, değeri de pi'dir.
devamını gör...
dabbe (seri)
izmir'in selçuk ilçesinde çekilen epey ürkütücü bir korku filmidir. 388@0.
devamını gör...
aklımın derinlikleri
#411277 tam böyle bir girişimdeyken ona yardım eli uzatıp sözlüğe bağlamak istiyorum. gitmiyorsun sakın ha... durr atlama.
devamını gör...
yazarların artık umudunu tamamen kestiği şeyler
uygar bir toplumun üyesi olmak.
devamını gör...
domates kokusu
yazı hatırlatan, aklıma sıcağı düşüren mis koku, domates kokusu.
pazar sabahı, birçok insan için geç kendim için erken bir saatte uyandım. bedenimi sarmalayan kolu nazikçe ve itina ile çektim ki tüm hafta erken kalkmaktan muzdarip insan, biraz daha dinlenebilsin diye. düşündüm sonra onca zamana rağmen eskimeyen ve etkisini yitirmeyen bir şey koku. yıllardır aşina olduğum ama hala üzerimde tesiri olan bir şey. ten kokusunu çektim içime, minik bir öpücük kondurup sessizce sıvıştım alt kata doğru.
sabahları en sevdiğim ana geçtim sonra. kahve kokusu. alt notasında ne olduğunu çıkaracak kadar gurme olmasam da çocukluğumdan beri bayıldığım bir koku bu. sığınak hatta. ve kahve bence en çok yalnızken içilen bir içecek. kahvemi içerken uyku ile uyanıklık arası, varlıkla yokluk arası bir yerde hissediyorum kendimi. sesleri dinlerken de yaşamaya alışmaya çalışıyorum. ve bunu sabahın altısında da kalksam öğleye doğru uyansam da benzer bir şekilde sürdürüyorum. bir ritüel. tek başına gerçekleştirilen...
ve şimdi son olarak yenilen şeyden öte, günün anlamına uysun ve de diğer günlerin aksine yalnız kalmadığım bir kahvaltı için biraz daha özenli bir şeyler hazırlamaya başladım. buzlukta yazdan kalan son domatesleri tavaya yerleştirirken biraz da hüzünlendim bitişine. sonra şöyle düşünerek teselli buldum. yaz geliyor.
yaz sever bir çocuktum hep, yaz sever bir yetişkine dönüştüm. tatil, deniz, okuldan uzaklaşma... hepsi hala aynı ne de olsa.
hah ne diyordum evi saran mis gibi bir domates kokusu var. bu koku aldı beni yazlara götürdü, tatillere götürdü; salgınsız güzel zamanları, kalabalık kahvaltı sofralarını hatırlattı. ve bu güne has bir anlam yükledi kendine koku.
bugün 'paylaşmaktı', domates kokusu.
pazar sabahı, birçok insan için geç kendim için erken bir saatte uyandım. bedenimi sarmalayan kolu nazikçe ve itina ile çektim ki tüm hafta erken kalkmaktan muzdarip insan, biraz daha dinlenebilsin diye. düşündüm sonra onca zamana rağmen eskimeyen ve etkisini yitirmeyen bir şey koku. yıllardır aşina olduğum ama hala üzerimde tesiri olan bir şey. ten kokusunu çektim içime, minik bir öpücük kondurup sessizce sıvıştım alt kata doğru.
sabahları en sevdiğim ana geçtim sonra. kahve kokusu. alt notasında ne olduğunu çıkaracak kadar gurme olmasam da çocukluğumdan beri bayıldığım bir koku bu. sığınak hatta. ve kahve bence en çok yalnızken içilen bir içecek. kahvemi içerken uyku ile uyanıklık arası, varlıkla yokluk arası bir yerde hissediyorum kendimi. sesleri dinlerken de yaşamaya alışmaya çalışıyorum. ve bunu sabahın altısında da kalksam öğleye doğru uyansam da benzer bir şekilde sürdürüyorum. bir ritüel. tek başına gerçekleştirilen...
ve şimdi son olarak yenilen şeyden öte, günün anlamına uysun ve de diğer günlerin aksine yalnız kalmadığım bir kahvaltı için biraz daha özenli bir şeyler hazırlamaya başladım. buzlukta yazdan kalan son domatesleri tavaya yerleştirirken biraz da hüzünlendim bitişine. sonra şöyle düşünerek teselli buldum. yaz geliyor.
yaz sever bir çocuktum hep, yaz sever bir yetişkine dönüştüm. tatil, deniz, okuldan uzaklaşma... hepsi hala aynı ne de olsa.
hah ne diyordum evi saran mis gibi bir domates kokusu var. bu koku aldı beni yazlara götürdü, tatillere götürdü; salgınsız güzel zamanları, kalabalık kahvaltı sofralarını hatırlattı. ve bu güne has bir anlam yükledi kendine koku.
bugün 'paylaşmaktı', domates kokusu.
devamını gör...
efe aydal'ın fikirlerinin hiçbir vasfının olmadığı gerçeği
engelle
başlıklarını engelle
1.#99532
başlıklarını engelle
1.#99532
devamını gör...
yazılan mesaja 1 ay sonra cevap dönen insan
yıllarca deadline sisteminde çalıştım, bazen günlerce eve gidemedim, ofiste sabahladım. ama hiç bir zaman telefona bakmamazlık etmedim, mutlaka kontrol ederdim, mesajlara illa ki cevap verirdim.
dolayısıyla '' çok yoğunum, çok çalışıyorum, duymadım, görmedim '' gibi bahaneleri asla kabul edemiyor ve bu kişilere maalesef kırılıyorum. bana göre bu mesele * karşınızdakine kırıcı olabilen bir meseledir.
dolayısıyla '' çok yoğunum, çok çalışıyorum, duymadım, görmedim '' gibi bahaneleri asla kabul edemiyor ve bu kişilere maalesef kırılıyorum. bana göre bu mesele * karşınızdakine kırıcı olabilen bir meseledir.
devamını gör...
türk telekom
çoğu insanın şikayetçi olup kullandığı iss sağlayacı ve gsm operatörüdür.
üzerinden lübnanlı bir aile zengin olmuştur.
üzerinden lübnanlı bir aile zengin olmuştur.
devamını gör...
evde ses olsun diye sabaha kadar açık bırakılan televizyon
yalnız yaşarken, yalnızlığa ortak edilen televizyondur.
devamını gör...
arayıp sormayan kızın senden hoşlanma ihtimali
devamını gör...
viski
arpa, buğday, çavdar veya mısırdan damıtılarak yapılan ve meşe fıçılarda bekletilerek şişelenen yaşam suyu.
devamını gör...
sapyoseksüel
fiziksel çekicilikten çok, kişinin entelektüel kişiliğini çekici bulan insanları tanımlamak için kullanılır.
fakat günümüzde böyle olmayan da kendine sapyoseksüel diyor, kusura bakmayın ama özellikle erkekler kadınları etkilemek için bunu kullanıyor. sanki her kadına çekici gelen bir özellikmiş gibi algılanıyor o cephede sanırım ama olay çok başka haberleri yok.
sapyoseksüel olan kendini konuşması ve davranışlarıyla belli eder zaten, söylemesine gerek yok. o yüzden göstermeliklerle gerçekleri böylece ayırt edebilirsiniz.
sanki sahte para/altın gibi önemli bir şeyi anlatıyormuşum gibi hissettim ya.*
fakat günümüzde böyle olmayan da kendine sapyoseksüel diyor, kusura bakmayın ama özellikle erkekler kadınları etkilemek için bunu kullanıyor. sanki her kadına çekici gelen bir özellikmiş gibi algılanıyor o cephede sanırım ama olay çok başka haberleri yok.
sapyoseksüel olan kendini konuşması ve davranışlarıyla belli eder zaten, söylemesine gerek yok. o yüzden göstermeliklerle gerçekleri böylece ayırt edebilirsiniz.
sanki sahte para/altın gibi önemli bir şeyi anlatıyormuşum gibi hissettim ya.*
devamını gör...
sarmaşık
yönetmenliğini ve senaristliğini tolga karaçelik'in üstlendiği 2015 yapımı film. kadrosunda nadir sarıbacak, kadir çermik, hakan karsak, osman alkaş, özgür emre yıldırım, seyithan özdemir'in yer aldığı film, bir armatörün iflası üzerine gemide mahsur kalan mürettebatın yaşadıklarını giderek artan bir gerilimle beyaz perdeye aktarır.
devamını gör...
noel baba neden gelmiyor sorunsalı
devamını gör...
amazon ormanları
toplamda dokuz ülkeye yayılmış ve yaklaşık beş buçuk milyon kilometrekarelik alanı kaplayan yağmur ormanlarının genel adı.
son dönemlerde yapılan araştırmalar gösteriyor ki amazon ormanları hiç de öyle el değmemiş ve balta girmemiş değildi.
binlerce yıl boyunca bölgede yaşayan halkların müdahaleleriyle sürekli değişime uğradı.
yöre halkları özellikle yiyecek ve yapı malzemesi kaynağı olduğu için başta palmiye gibi türlerin büyümesini teşvik etti.
sonuç olarak büyüdükçe büyüyen orman bir çok canlı türünün yaşam alanı için elverişli bir hal aldı ve günümüzdeki halini aldı.
insan eliyle büyüyen bu ormanlar ironiktir günümüzde de yine insan eliyle bir yok olma sürecine girmiş durumda.
ayrıntılar şuradaki makaleden incelenebilir.
son dönemlerde yapılan araştırmalar gösteriyor ki amazon ormanları hiç de öyle el değmemiş ve balta girmemiş değildi.
binlerce yıl boyunca bölgede yaşayan halkların müdahaleleriyle sürekli değişime uğradı.
yöre halkları özellikle yiyecek ve yapı malzemesi kaynağı olduğu için başta palmiye gibi türlerin büyümesini teşvik etti.
sonuç olarak büyüdükçe büyüyen orman bir çok canlı türünün yaşam alanı için elverişli bir hal aldı ve günümüzdeki halini aldı.
insan eliyle büyüyen bu ormanlar ironiktir günümüzde de yine insan eliyle bir yok olma sürecine girmiş durumda.
ayrıntılar şuradaki makaleden incelenebilir.
devamını gör...
sound of metal
süper bir film.
devamında söyleyeceklerim spoiler içerebilir!!
bana kalırsa film bağımlılık üzerine. ruben ve lou, birbirlerini bulmazdan önce problemli hayatlara sahip kişiler. ruben'in uyuşturucu bağımlılığı var. lou ise ailevi problemler yaşayıyor ve kendini jiletlediğini kolundaki yaralardan anlıyoruz. fakat birlikte geliştirdikleri hayat tarzı ikisine de iyi gelmiş görünüyor. ruben uyuşturucuyu bırakmış ve lou kendini jiletlemeyi bırakmış. ancak daha önceki bağımlılıklarının yerini birbirlerine olan bağımlılıkları almış. (zaten aşk acısı dediğimiz şey aslında bir alışkanlık ve bağımlılık ızdırabı değil midir?) fakat beraber kurdukları hayat ruben'in sağırlaşmaya başlaması ile çökmeye başlıyor. bunun üzerine ruben sağırların rehabilite olduğu bir kampa katılıyor. kampın yöneticisi, daha önce alkol bağımlılığı yaşamış ve bunu atlatmış bir kişi. fakat hal ve hareketlerinden hayatın anlamını keşfetmiş gibi durduyor: sakin ve kontrollü. sürekli olarak farkında. kendinin ve isteklerinin bilincinde gibi. yani gerçek anlamda bağlılığını yenmiş. çünkü bağımlılığın en büyük semptomu, kendinin farkında olmamaktadır. yaptıklarının, düşündüklerinin farkında olmamaktır ve bağımlılığın seni yönlendirmesine izin vermektir. ancak lou karakteri, yukarıda belirttiğim gibi, bir bağımlılığı başka bir bağımlılık ile değiştirmiştir: uyuşturucu ile olan bağımlılığının yerine lou almıştır. sağır olması sebebi ile lou'yu kaybetmeyi bu yüzden kabullenememektedir ve sürekli olarak bunun çarelerini aramaktadır. eroin alabilmek için varını yoğunu satan kişiler gibi, onu lou'ya ulaştaracağını düşündüğü ameliyat için varını yoğunu satar hatta daha önemlisi hayatına yeni bir anlam katabilecek ve başkalarına (lou) ya da başka şeylere (uyuşturucular) referansla değil, kendine referansla hayatını devam ettirmesini sağlayacak uğraşları da elinin tersi ile bir kenara iter. fakat ameliyatın sonucu bir felakettir ve lou, ruben'e olan bağımlılığından kurtularak kendisine başka bir hayat inşa etmiştir.
devamında söyleyeceklerim spoiler içerebilir!!
bana kalırsa film bağımlılık üzerine. ruben ve lou, birbirlerini bulmazdan önce problemli hayatlara sahip kişiler. ruben'in uyuşturucu bağımlılığı var. lou ise ailevi problemler yaşayıyor ve kendini jiletlediğini kolundaki yaralardan anlıyoruz. fakat birlikte geliştirdikleri hayat tarzı ikisine de iyi gelmiş görünüyor. ruben uyuşturucuyu bırakmış ve lou kendini jiletlemeyi bırakmış. ancak daha önceki bağımlılıklarının yerini birbirlerine olan bağımlılıkları almış. (zaten aşk acısı dediğimiz şey aslında bir alışkanlık ve bağımlılık ızdırabı değil midir?) fakat beraber kurdukları hayat ruben'in sağırlaşmaya başlaması ile çökmeye başlıyor. bunun üzerine ruben sağırların rehabilite olduğu bir kampa katılıyor. kampın yöneticisi, daha önce alkol bağımlılığı yaşamış ve bunu atlatmış bir kişi. fakat hal ve hareketlerinden hayatın anlamını keşfetmiş gibi durduyor: sakin ve kontrollü. sürekli olarak farkında. kendinin ve isteklerinin bilincinde gibi. yani gerçek anlamda bağlılığını yenmiş. çünkü bağımlılığın en büyük semptomu, kendinin farkında olmamaktadır. yaptıklarının, düşündüklerinin farkında olmamaktır ve bağımlılığın seni yönlendirmesine izin vermektir. ancak lou karakteri, yukarıda belirttiğim gibi, bir bağımlılığı başka bir bağımlılık ile değiştirmiştir: uyuşturucu ile olan bağımlılığının yerine lou almıştır. sağır olması sebebi ile lou'yu kaybetmeyi bu yüzden kabullenememektedir ve sürekli olarak bunun çarelerini aramaktadır. eroin alabilmek için varını yoğunu satan kişiler gibi, onu lou'ya ulaştaracağını düşündüğü ameliyat için varını yoğunu satar hatta daha önemlisi hayatına yeni bir anlam katabilecek ve başkalarına (lou) ya da başka şeylere (uyuşturucular) referansla değil, kendine referansla hayatını devam ettirmesini sağlayacak uğraşları da elinin tersi ile bir kenara iter. fakat ameliyatın sonucu bir felakettir ve lou, ruben'e olan bağımlılığından kurtularak kendisine başka bir hayat inşa etmiştir.
devamını gör...
intihar etmek
az önce başıma geldi sözlük. anlatıyorum şu an bile elim ayağım titriyor.
dışarıdan bir şeyler aldım, eve geldim sonra apartmandan yakarış sesleri yükseliyor ne oldu demeye kalmadan sesin geldiği kata koştum. kapı açık annesinin kucağında 15 yaşında bir genç korkuyorum covid dolayısıyla da ilk müdahale falan yaptınız mı diye soruyorum annesi çocuk gitti diye bağırıyor hiç bir şeye bakmadan çocuğu kucaklıyorum başka biri de yok kucağımda zar zor 5.kattan 3.kata indirdim dizlerimin bağı çözüldü, olduğum yerde kalakaldım diğer kadın komşular ne oldu feryat figan, kalbini dinliyorum atmıyor, nabzına bakıyorum yok diline bakıyorum dışarda, bembeyaz çocuk, ölüm bu kadar kolay olmamalı diyorum içimden kendime, tek büyümüşüm bu zamana kadar ne zorluklar görmüşüm ha gayret diyorum indireyim aşağı yok arabaya götüreyim yok, dizlerim kopmuş sanki tutmuyor. velhasıl kelam diğer erkek komşu bir cesaret aldı kucağımdan aşağı indik arabaya bindirdik ama ömrümden 5 yıl gitti. olduğum yerde yığıldım kaldım. beni teselli ediyor komşular. daha sonra götüren komşu aradı bizim çocuk evde tek az onu al yanına aldım falan derken kendime geldim biraz elimi yüzümü yıkadım.bir sigara yaktım çocuğun kalbini çalıştırmışlar, bilinci kapalı imiş.en son whatsapp grubundan arkadaşlarına çukur müziği göndermiş hakkınızı helal edin demiş. anlamıyorum ne oluyor ne bitiyor nasıl bu kadar cesaret. iyileşirse çok pis döveceğim tanımıyorum çocuğu da ama iyi bildiğim bir şey var bu ülkenin gençlerinde umut bile kalmadı artık. boynunda ki ip izleri sanırım aklımdan hiç ama hiç çıkmayacak.
dışarıdan bir şeyler aldım, eve geldim sonra apartmandan yakarış sesleri yükseliyor ne oldu demeye kalmadan sesin geldiği kata koştum. kapı açık annesinin kucağında 15 yaşında bir genç korkuyorum covid dolayısıyla da ilk müdahale falan yaptınız mı diye soruyorum annesi çocuk gitti diye bağırıyor hiç bir şeye bakmadan çocuğu kucaklıyorum başka biri de yok kucağımda zar zor 5.kattan 3.kata indirdim dizlerimin bağı çözüldü, olduğum yerde kalakaldım diğer kadın komşular ne oldu feryat figan, kalbini dinliyorum atmıyor, nabzına bakıyorum yok diline bakıyorum dışarda, bembeyaz çocuk, ölüm bu kadar kolay olmamalı diyorum içimden kendime, tek büyümüşüm bu zamana kadar ne zorluklar görmüşüm ha gayret diyorum indireyim aşağı yok arabaya götüreyim yok, dizlerim kopmuş sanki tutmuyor. velhasıl kelam diğer erkek komşu bir cesaret aldı kucağımdan aşağı indik arabaya bindirdik ama ömrümden 5 yıl gitti. olduğum yerde yığıldım kaldım. beni teselli ediyor komşular. daha sonra götüren komşu aradı bizim çocuk evde tek az onu al yanına aldım falan derken kendime geldim biraz elimi yüzümü yıkadım.bir sigara yaktım çocuğun kalbini çalıştırmışlar, bilinci kapalı imiş.en son whatsapp grubundan arkadaşlarına çukur müziği göndermiş hakkınızı helal edin demiş. anlamıyorum ne oluyor ne bitiyor nasıl bu kadar cesaret. iyileşirse çok pis döveceğim tanımıyorum çocuğu da ama iyi bildiğim bir şey var bu ülkenin gençlerinde umut bile kalmadı artık. boynunda ki ip izleri sanırım aklımdan hiç ama hiç çıkmayacak.
devamını gör...
sokağa çıkma yasağının ihlali sebebiyle kesilen cezaya mahkemeden iptal
ankara'da bir vatandaşa polis tarafından sokak kısıtlaması kararını ihlal ettiği gerekçesiyle 3 bin 150 lira para cezası kesildi. vatandaşın itirazını değerlendiren ankara 3. sulh ceza hakimliği, hıfzısıhha kanunu'nda sokağa çıkma yasağı ve maske takma zorunluluğuna ilişkin bir madde olmadığı gerekçesiyle cezanın iptaline hükmetti. söz konusu tedbirlerin il umumi hıfzıssıhha meclisleri tarafından alınabileceğini vurgu yapan hakimlik, bu kararlara uymayanlara ancak kabahatler kanunundan işlem yapılabileceğini, cezanın uygulayıcılarının kaymakamlık ve valilikler olduğunun altını çizdi. kaynak
devamını gör...

