her önünüze gelene nickaltı girmeyin kampanyası
nick altı panayır alanına dönmüş yazar beyanı. yapma nelson din kardeşiyiz yahu! *
devamını gör...
karşı cinste hayran olunan özellik
sadece karşı cinste değil tüm insanlarda, zeka..
devamını gör...
21. yüzyılda gerçek aşkı aramak
diğer geçmiş ya da gelecekte aramak ile aynı kefeye konabilecek, birbirinden farkı olmayan eylem.
gerçek aşkı aramak, bulmak her zaman oldukça zordu, zordur ve öyle de kalacaktır.
gerçek aşkı aramak, bulmak her zaman oldukça zordu, zordur ve öyle de kalacaktır.
devamını gör...
windows 10 kısayolları
güzel bir webtekno içeriği bırakıyorum.
windows için 200 klavye kısayolu.
(link: www.webtekno.com/windows-kl...).
windows için 200 klavye kısayolu.
(link: www.webtekno.com/windows-kl...).
devamını gör...
annesini satırla parçalayan kadın
uzaklaştırma kararı ne kadar da etkili bir önlem?(!)
zavallı kadın pisi pisine bir vahşete kurban gitmiş.
zavallı kadın pisi pisine bir vahşete kurban gitmiş.
devamını gör...
ihtiyaç duyulduğunda bulunamayan şeyler
sözde arkadaş olanlar. ara ki bulasın zor zamanda
devamını gör...
ırak şam islam devleti
(bkz: terör devleti)
devamını gör...
ev işi yapan erkek
ne yapalım yani, ev pis mi kalsın, dediğim başlıktır.
haftanın 1 günü silip süpürüyorum, 1 günü lavaboları cifliyorum.
1 günü yemek yapıyorum.
ayda 2 kere temizlikçi geliyor.
3 günde 1 gibi çarşafları değiştiriyorum.
ancak rahat ediyorum.
haftanın 1 günü silip süpürüyorum, 1 günü lavaboları cifliyorum.
1 günü yemek yapıyorum.
ayda 2 kere temizlikçi geliyor.
3 günde 1 gibi çarşafları değiştiriyorum.
ancak rahat ediyorum.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
güzel olmuş. başta bengaripsengüzeldünyaumutlu başta olmak üzere emeği geçen tüm sözlük yazarlarına teşekkürler.
devamını gör...
sabrın sonuna gelindiğinde ağızdan istemsizce çıkan cümleler
benim için küfürdür.
evet ben çok güzel söverim. diğer sözlüklerde de insanlarla çok kez tartışma noktasına geldim. ancak hiç bu kadar taciz edildiğimi hatırlamıyorum. en gıcık aldığım yazarla bile özelden karşılıklı anlaşarak meseleyi kapatabildim hep.
bazı şeyleri görmezden gelmek gerekir. geldiğimi de düşünüyorum, geldim evet. ancak hem özelden, hem tanımlardan taciz edilmek artık insanı küfür noktasına getiriyor. ve bende küfür ediyorum. tek istediğim rahatsızlık veriyorsam engellenmek, birisi beni engelledi mesela gayet medenice. bak olay kapandı yani. ama hayır aynı mesele üzerinden sürekli dürtülmek, ne bileyim. gerçekten can sıkıcı.
bu juanamaryat meselesi hakikaten kabak tadı verdi. insanları alenen taciz ediyor. mesajlara, nikaltina salça oluyor. yeter?
evet ben çok güzel söverim. diğer sözlüklerde de insanlarla çok kez tartışma noktasına geldim. ancak hiç bu kadar taciz edildiğimi hatırlamıyorum. en gıcık aldığım yazarla bile özelden karşılıklı anlaşarak meseleyi kapatabildim hep.
bazı şeyleri görmezden gelmek gerekir. geldiğimi de düşünüyorum, geldim evet. ancak hem özelden, hem tanımlardan taciz edilmek artık insanı küfür noktasına getiriyor. ve bende küfür ediyorum. tek istediğim rahatsızlık veriyorsam engellenmek, birisi beni engelledi mesela gayet medenice. bak olay kapandı yani. ama hayır aynı mesele üzerinden sürekli dürtülmek, ne bileyim. gerçekten can sıkıcı.
bu juanamaryat meselesi hakikaten kabak tadı verdi. insanları alenen taciz ediyor. mesajlara, nikaltina salça oluyor. yeter?
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
en sevdiğim yazarlardır kendileri.
devamını gör...
engellediğin yazardan mesaj gelmesi
devamını gör...
diğer öğrenciler maskelerini indirdi diye sınavı terk eden öğrenci
kendimi şu kadar sevemedim.
devamını gör...
hialiens
bugüne kadar çok fazla keşkeleri olmayan bendenizin hayatta kullanacağım birkaç keşke varsa, bunlardan birini yazar hialiens 'ı " keşke daha erken tanıyıp, sohbet etme fırsatım olsaydı " şeklinde bir ifade içinde kullanırdım.
eğitimi, bilgisi, görgüsü, saygısı ile farklı olduğunu ilk sohbetinizde anlarsınız. örneklemeleri ve tavsiyeleri ile yeri geldiğinde sizin gibi düşünebilen iyi bir arkadaş olduğunu, yeri geldiğinde de gözünüzün yaşına bakmadan, hatanızı yüzünüze vurmaktan, "acı söylemekten" çekinmeyen bir dost olduğunu hissedersiniz.
umarım hayat karşımıza onun gibi pozitif enerjisi yüksek insanların çokça olduğu, uzun sürecek dostluklar çıkarsın. bilgileri, yorumları ve tavsiyeleri ile çok çok insanın ve tabi ki benim zihnimde kalıcı izler bıraksın.
hayat o'nun dünyasına da, karşısındakiler için sağlamaya çalıştığı mutlulukların çok çok ötesinde ikramlar sunsun.
fikri, dimağı, parmakları dert görmesin çokça ve sıkça yazsın.
eğitimi, bilgisi, görgüsü, saygısı ile farklı olduğunu ilk sohbetinizde anlarsınız. örneklemeleri ve tavsiyeleri ile yeri geldiğinde sizin gibi düşünebilen iyi bir arkadaş olduğunu, yeri geldiğinde de gözünüzün yaşına bakmadan, hatanızı yüzünüze vurmaktan, "acı söylemekten" çekinmeyen bir dost olduğunu hissedersiniz.
umarım hayat karşımıza onun gibi pozitif enerjisi yüksek insanların çokça olduğu, uzun sürecek dostluklar çıkarsın. bilgileri, yorumları ve tavsiyeleri ile çok çok insanın ve tabi ki benim zihnimde kalıcı izler bıraksın.
hayat o'nun dünyasına da, karşısındakiler için sağlamaya çalıştığı mutlulukların çok çok ötesinde ikramlar sunsun.
fikri, dimağı, parmakları dert görmesin çokça ve sıkça yazsın.
devamını gör...
esmeralda
victor hugo’ya ait (bkz: notre dame’in kamburu) eserinde ana kahraman.
güzeller güzeli, esmer tenli bir çingene.
güzeller güzeli, esmer tenli bir çingene.
devamını gör...
değirmen
aynı zamanda çok sevdiğim bir sabahattin ali hikayesidir.
"sen sevgiline ne verebilirsin sanki? kalbini mi? pekâlâ, ikincisine? gene mi o? üçüncü ve dördüncüye de mi o?.. atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?... hem biliyor musun, bu aptalca bir laftır: kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun... göğsünü yararak o eti oradan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun...
siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve koyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler, siz birisininden korkan ve birisini tehdit edenler... siz sevemezsiniz, sevmeyi yalnız biz biliriz..."
"sen sevgiline ne verebilirsin sanki? kalbini mi? pekâlâ, ikincisine? gene mi o? üçüncü ve dördüncüye de mi o?.. atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?... hem biliyor musun, bu aptalca bir laftır: kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun... göğsünü yararak o eti oradan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun...
siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve koyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler, siz birisininden korkan ve birisini tehdit edenler... siz sevemezsiniz, sevmeyi yalnız biz biliriz..."
devamını gör...
sekizinci kurban
andreas franz’ın yazdığı, orjinal adı das achte opfer olan bu eser ‘99 yılında çıkmış bir krimi romanıdır. andreas franzı tanımlarken bakış açımı köklü değişime uğratan bir şaheseri var demiştim. işte o eser bu anlatacağım kitaptır.
kitabın arkasından tercüme ediyorum:
tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.
kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:
kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.
her seferinde aynı motif:
ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.
ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.
peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.
kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.
ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
kitabın arkasından tercüme ediyorum:
tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.
kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:
kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.
her seferinde aynı motif:
ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.
ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.
peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.
kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.
ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
devamını gör...


