1. her sabah tartıya çıkmak ve tartıda gördüğün kilodan nefret etmek.
2. mutlaka ağza bir şeyler atmadan bir bardak su içmeyi hatırlamak.
3. ayna karşısında kendine bakmak ve görüntüden tiksinmek. nereden incelmek gerekiyor, göz görsün ki beyin onaylasın.
4. sadece boğazdan kısarak verilen hızlı kilo aynı hızla tekrar alınır, diyet uygularken kullandığınız yemek alışkanlığını ömür boyu devam ettirmek. haftada bir gün serbest.
5. saat 19:00'dan sonra sadece sıvı tüketimi. katı gıda yasak, midenizin kazındığını çok hissederseniz bir muz veya bir küçük kase yoğurt işinizi görür.
6. mutlaka her gün ölmediyseniz ne işiniz olursa olsun bırakmak ve bir saat tempolu yürüyüş yapmak.
devamını gör...

duydum ki baaağzı yazarların tanımlarını begeniyormuşsun, üzüldüm.. yastığıma sarılıp ağladım. beni dedim ya beni , benim tanımlarımı neden beğenmiyor. başkasında olup da ben de olmayan neydi? bir mutlu portakal olarak uyumak benim de hakkım değil miydi? yoldaşlık bu muydu?

ordaaa bir köy var uzaktaaa... diye türkü bile yaktım. ekşi mi sevmiyon anlamadım ki ben. c vitaminini almaaaa gel. hasta olursun üzülürüm. ana yüreği dayanmıyor işte..
devamını gör...

casper, cokcok, bety, gece...

casper, sürekli saklanırdı bebekken bu yüzden sevimli hayalet casper dedim. ekstra olarak kardan adam kendileri, pofuduk ve bembeyaz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
cokcok, yukarıdaki azman kendileri. bebekken elimi, kolumu emme eylemi vardı. cok cok gezerdi ortalıkta. öyle dedik öyle kaldı.

betty, çirkin betty dizisinden esinlendim. gelen, giden, gören herkes ay ne çirkin bu diyorlar. kendisi kanser hastası bu yüzden tüyleri falan bakımsız ve aşırı zayıf. hastalığı atlattığında herkesi şaşırtacak melek kızım güzelliğiyle.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ve ailemize yeni katılan gece bey. sanırım açıklamaya gerek yok. bakınız hahah.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sıcak.
devamını gör...

yıldız tozu misafirliğe gelirse.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kız kıza takılıyoruz bugün. tostumuzu yiyeceğiz ama beklemeyeceğiz.
devamını gör...

başlıkta söylediğim gibidir.

kiminle muhatap olsam ,
sen diyor , dostum diyor , kendince bir hitap şekli yaratıyor.

arkadaşlar, yeri geldiğinde her boku bildiğinizi iddia edip, mangalda kül bırakmıyorsunuz,

ancak henüz karşınızdaki kişiye nasıl hitap edileceğini bilmiyor veya bilmiyor gibi tavır takınıyorsunuz.

bire birde, ben özellikle 'siz' diye hitap etmeme rağmen, bana hala ' sen ' diyen adamı, bundan sonra kim olursa olsun, çok kötü bozarım.

bilginize...

edit : aşağıda hala bunun aksini savunan , kendince farklı bir duruş sergileme havasında olanlar var ,

bunun savunulacak bir tarafı yok , farklı olmak istiyorsanız 'sen ' yerine
' siz ' demeyi deneyiniz, birşey kaybetmez, tam tersine kazanırsınız.
devamını gör...

bir dönem çok izlediğim bir tlc programıdır.

çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan obeziteden mustarip insanların hayatta kalmaya kadar vermeleri üzerine tuhaf doktor nowzaradan’dan yardım istemeleri konu edilir.

dublajlı izlediğiniz zaman nowzaradan’ın boynuna astığı ve altından olduğu iddiaları ile bir dönem gündem olan stetoskopu ile kapıyı açıp “ melaabaaa” diyerek içeri girmesi dikkat çekici ve eğlenceli olsa da hemen ardından 300 kiloyu aşmış hastaya “ bir aya kalmaz ölürsün” demesi arasındaki tezat çarpıcıdır.

yukarıda bir tanımda da söylendiği gibi bu tür bir obezite sorunu ile uğraşanların büyük bir çoğunluğu ya cinsel istismara uğramış ya da ihmal edilmiş insanlardan oluşmaktadır. yemek yemeyi bir kaçış, bir unutma yöntemi olarak kullanan insanlardan.

ve bu insanlar sürekli nowzaradan’ın houston, texas’ta bulunan hastanesine gelmek için günler süren acılı ve sancılı yolculuklar yapmak zorunda kalır.

ailelerinden biriler sürekli olanlara yemek getirir. sürekli fast food kaçakları yaşanır bu yardıma ihtiyaç duyan insanların hayatında.

başarılı olanların sonraki hallerini gösteren bir program daha yapılmış olsa da başarısız olanların akibetini tahmin etsek de kesin olarak emin olamayız asla.
devamını gör...

köyün tek öğretmeni olan babam; sabah erkenden kalkar ,okula gider,sobayı yakar ,okulun kapısında öğrencileri beklerdi.o zamanlar üç dört yaşlarında olan ben ve kardeşim de uyanır uyanmaz okula koşar babamla birlikte öğrencileri beklemeye koyulurduk.zira lojmanda kalıyorduk, evimiz okulun bahçesindeydi ve o okul en çok bizimdi.

birazdan ellerinde yakacak odunlarla öğrenciler görünürdü bahçe kapısında.mavinin her tonunda önlükleriyle köy çocukları.kimisinin küçülmüş,kimisinin solmuş,kimisinin güneş'ten mora çalan önlükleri vardı üzerlerinde.coğunun önlüğünün sağında solunda soba yanığı izler ...son ana bırakılan kurutma telaşı ya da ısınma çabası neticesinde ateşe yenik düşmüş gazi önlüklerdi bunlar.

babam günaydın'a,iyi aksamlar'a falan çok önem verirdi.o yüzden sınıf kapısında parola söyler gibi 'günaydın' der öyle geçerdi çocuklar içeri.

okulda tek sınıf vardı.tüm öğrenciler aynı yerde eğitim görürdü.

babam "birler şu fişi yazsın,ikiler resim cizsin,üçler sessiz okuma çalışması yapsın,dörtler şiiri defterine yazsın, beşler problemleri çözsün "şeklinde ders işlerdi.kardeşim ve ben de sınıfta dolaşır, çoğu kardeş ya da akraba olan çocuklar arasında silgi taşırdık ondan ona.ben küçülen tebeşirlerle tahtanın köşesine çiçekler çizmeye bayılırdım.

bu şekilde geçen bir kaç yılın ardından benim de birlerin sırasına oturma vaktim gelmişti.kardeşimin ise daha iki yılı vardı.ben sıkıcı fişleri deftere geçirirken çaktırmadan ortalıkta dolaşan kardeşimi izler, içimden okumak hiç eğlenceli değilmiş diye geçirirdim.ama akşam eve gidince kardeşime uyuyana kadar birinci sınıfın nasıl güzel,nasıl keyifli olduğunu anlatırdım.nasıl abartarak anlattıysam çocuk altı yaşında okula başladı.

o günleri düşündüğümde aklıma diğer öğrencilerden babamı kıskandığım,babamın ilgisini kazanmak için çok emek sarf ettiğim,sadece kendi sınıfımı değil diğer sınıfları da dinleyerek en iyi olmaya çalıştığım ve çok uğraşmama /içimden defalarca tekrar etmeme rağmen babama "öğretmenim"diyemeyişim gelir.

şimdi ise artık emekli olmuş babama baktıkça onun ne kadar iyi bir öğretmen olduğunu hatırlarım ama hala bütün "öğretmenim"ler "baba"sözcüğünün içinde saklı.
devamını gör...

türkiye
devamını gör...

saçlarınızı tam olarak kurutmadan dışarı çıktığınızda sizi çarpacak ve sinüzite sebep olacak soğuktur.
devamını gör...

çok iş yapmak için kalkıp az iş yapıp oturduğum an. dağı kazıp devirecek istek var ama kazma küreği sallayacak güç yok. * işte bu yüzden hissettiğin yaş, ruhum genç benim söylemleri var’mış.
devamını gör...

şu giden yazarların arkasından başlık açma olayı bir bitse keşke. komik yani. tamam nickaltına yaz üzüldüm gittiğine vs. ama bir insanın arkasından başlık açıp sayfalarca yakınmak bana fazla samimiyetsiz geliyor kusura bakmayın. böyle yaparak insanların egosunu boş yere beslemekten öteye geçmiyorsunuz. onlar da sizin bastığınız boş havayla iyice egolanıp fevri davranıyor ve sözlükten şutlanıyor. (sadece bahsedilen yazarlara değil bu lafım genel)kendi reel hayatınız da dahil olmak üzere kimsenin arkasından böyle üzülmeyin derim. giden gider kalan sağlar bizimle deyip yola devam edin işte.
devamını gör...

müşkülpesent.
devamını gör...

kayahan-kara saplantım.
devamını gör...

şundan böyle oldu.
şundan dolayı böyle oldu.

gereksiz kelime kullanımından anlatım bozukluğuna sebep olur. dikkat edelim.
devamını gör...

timur'un torunu ve timur imparatorluğunun 4. sultanı. türk(moğol) ve müslüman bilim insanıdır. hem sultan olması hem de bilim yapması müthiş bir özelliktir ilimle hükmedilen bir memlekette hükümdar olmayı ilim insanı olmaya yeğlerim demiştir.

gök biliminde ilerlemeyen milletler büyük millet olamaz (bkz: istikbal göklerdedir.) diyerekten semerkant rasathanesini kurmuştur. fakat veba salgını başlayınca şeyhülislam meleklerin bacaklarına baktığı iddiasıyla veba salgınının nedeni olduğunu öne süren bir fetva yayınlamıştır.

sonra kurduğu rasathane kapatılmıştır. mollaların kışkırtmasına gelen oğlu tarafından suikaste uğramıştır. aydaki bir kratere ismi verilmiş, bugün galileo gibi bazı büyük bilim insanlarıyla ismi aynı makalede geçmektedir.

ki galileo da nispeten kader arkadaşı sayılır ikisi de aynı karanlık zihniyet tarafından acılar çekmişlerdir. hepsi ışıklar içinde uyusun anıları, katkıları yüzlerce yıl yaşasın ve gelecek nesillere her türlü yobazlık ve karanlığa karşı bilimin ışığında örnek olsunlar.

not: onları öldürenler bugün işte bizim dinimizden bilim insanı çıktı diye övünüyorlar. oysa ki ne galileo hıristiyan olduğu için ne de uluğ bey müslüman olduğu için bilim insanı oldu hepsi içlerindeki meraka olan tutku sayesinde bunları yaptı. çünkü merak ve bilim bütün dinlerin ve ideolojilerin üzerindedir.

galileo: "tabiat hiç şüphesiz tanrının okumamız gereken diğer bir kitabıdır" dedi
uluğ bey: medresesinin duvarına "her mümin kadın ve erkek ilim yapmalı" hadisini yazdırdı.
devamını gör...

kesinlikle çayın tadını belli etiğini düşündüğüm eylem. bir daha içeni ne yapsınlar amünyüm. kedi gibi pıhlıyorum içtiğimden beri lan öyle iğrenç bir tadı var kjkjhgfhf.
devamını gör...

soyadının tam tersi işleve sahip olan bir insandır.
devamını gör...

rastgele denk geldiğim ve acayip bir şekilde kendini dinleten bir şarkı.

yarınlardan perşembe
tutkulardan intihar
ve ölmekten
bir gün daha vardı önümde

devamını gör...

19. yüzyılın en etkili ve en meşhur edebiyatçısıdır, yaşadığı dönem avrupada sınıf ayrımlarının en çok dikkat çektiği ve artık yıkılma seslerinin geldiği dönemdir. insanlar onlara üstünlük taslanmasına binlerce yıl sonra ses çıkartmaya başlamıştır.

(bkz: karl marx) (bkz: tolstoy) (bkz: dostoyevski) örneğin karl marx'ın yaşadığı toplum; sınıf mücadeleleri içinde boğulurken marx'ın yazdığı manifesto uzun yıllar sonrasında kendi memleketinden binlerce kilometre uzakta kabul görmüş ve uygulanmıştır. (bkz: ssbc)

victor hugo; kilise baskısından ve batı dünyasındaki sınıf ayrımlarından bıkmış olacak ki islama merak salmış, araştırmış ve islamda baskı altındaki bir sınıf görememesi, hatta fakirliğin erdem sayılması ve budizmdeki gibi hayata müdahaleden uzak olmamaları, bu dinin ifrat ve tefritten uzak olduğunu anlamasını sağlamış. zaten islamın iyi yaşandığı dönemlerde yöneticiler hep fakirlik içinde yaşamış ve halkı el üstünde tutmuşlardır, müslümanların dine karşı bu kadar muhabbet duymasının sebebide budur. hristiyanlıkta alt sınıf içten içe din adamlarından nefret ederken, müslümanlıkta dinini en çok seven alt sınıftır.

victor hugo bu samimiyeti görmüş,
hatta islam peygamberi hz. muhammed* hakkında şiir dahi yazmıştır, fakat anladığım kadarıyla tarihçi gözüyle olaylara bakmış ve müslüman olmamıştır.

(bkz: victor hugo'nun hz muhammed hakkında şiir yazmış olması)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim