sanal alemin cazibesine kapılıp kendimizi kaybettik
16 yaşında ki çocuk okul bırakıp sanayide çalışırım 15 sene sonra kendi dükkanımı açar kendimi kurtarırım diyor (16) yaşında.
19 yaşında ki genç kız kira ve fatura derdine düşmekten okulu bırakıyor (19) yaşında.
bu çocukların sosyal aktivitesi, hobisi eğlencesi, sokağı mahallesi tatili özgürlüğü nerede?
bu çocuklar dünyamızın gelişmiş ülkelere karşı ve hayata karşı 5-0 yenik başlıyor.
bu çocukları kültüründen soğuttunuz.
aileden soğuttunuz .
dinden soğuttunuz.
topluma ve ülkesine düşman ettiniz.
halkınızı aç ve sefil bıraktınız bıraktınız.
ülkenin onurunu 2 paralık ettiniz.
mülteci ve kaçak ülkesi haline getirdiniz.
ülke çocukların geleceği karanlık, kadınları ezik, aydınları korkak, gençleri umutsuz, yaşlılarını mecbur bıraktınız.
"herşey çözüme kavuştu ülkenin internet sorunu kaldı"
ulan allahınız yokmu nasıl bir vatan hainliğidir bu, nasıl nasıl.
19 yaşında ki genç kız kira ve fatura derdine düşmekten okulu bırakıyor (19) yaşında.
bu çocukların sosyal aktivitesi, hobisi eğlencesi, sokağı mahallesi tatili özgürlüğü nerede?
bu çocuklar dünyamızın gelişmiş ülkelere karşı ve hayata karşı 5-0 yenik başlıyor.
bu çocukları kültüründen soğuttunuz.
aileden soğuttunuz .
dinden soğuttunuz.
topluma ve ülkesine düşman ettiniz.
halkınızı aç ve sefil bıraktınız bıraktınız.
ülkenin onurunu 2 paralık ettiniz.
mülteci ve kaçak ülkesi haline getirdiniz.
ülke çocukların geleceği karanlık, kadınları ezik, aydınları korkak, gençleri umutsuz, yaşlılarını mecbur bıraktınız.
"herşey çözüme kavuştu ülkenin internet sorunu kaldı"
ulan allahınız yokmu nasıl bir vatan hainliğidir bu, nasıl nasıl.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu hafta harbi starlar var kendi adıma konuşmam gerekirse. sevdiğim, güzel insanlar; kulağım sizde.
devamını gör...
ivanmilinski’nin o kadar tanımı nasıl yazdığı sorunsalı
hz ademden beri yazıyor olabilir.
devamını gör...
bir nahiflik örneği
naif ile nahif arasındaki farkı bilip bu kelimeyi doğru kullanmak yeterince nahif bir hareket yahuu.
devamını gör...
yazarların küçükken yapmak istediği meslekler
doktor olmak isterdim. insanları iyileştirmeyi, onlara yardım etmeyi çok severdim küçükken. hatta babamla hep doktorculuk oynardık. sözde babam hasta, ben de onun doktoru olurdum. oyununu oynamak bile çok zevkli gelirdi o zamanlar. ve o zamandan şimdiye hiçbir şey değişmedi.
(bkz: var bir hayalimiz)
(bkz: hayırlısı be gülüm)
(bkz: var bir hayalimiz)
(bkz: hayırlısı be gülüm)
devamını gör...
öz güven
yaşıyormuş gibi hissettiren şey midir?
göze almaktır belki de bir çok şeyi.
zihnimiz bizimle oyun oynuyordur belki.
öyle olmalı. bizi kontrol ediyormuş zihnimiz.
bir yazıda öyle diyordu çünkü.
işi gücü kontrol etmekmiş.
bizi bir salsa,
ağırlıklarımızdan bir kurtulsak,
havalara uçacakmışız da,
işte bırakmıyormuş.
ama demezler miydi hep,
allah zihin açıklığı versin diye.
aa bak gördün mü günah keçisini bulduk.
hep bu duayı yapanlar bizi bu hale getirdi.
soktular kafamıza o bekçiyi,
onların da kafasına birileri sokmuştu o bekçiyi.
nedir yahu şu bekçilerden çektiğimiz?
o gün bu gündür sesimiz çıkmıyor,
soluğumuz sessiz.
-hişşşt sessiz ol bakalım! bir duyarlarsa var ya
-ee n'olur duyarlarsa? nefesim kuvvetliydi de haberim mi yoktu?
-bak bak bak kelimelere bak, kuvvet muvvet sus bakiyim!
-yine şu 'güç' meselesi di mi? yahu sen bu sauron'u geçtin be!

nedir bu hakimiyet merakın? anladık her şeyin farkındasın!
-evet farkındayım. mesela şu an şu saniye şu sözleri söylerken bile,
bana boyun eğdiğinin farkındayım...
****
ama bir gün bu zincirler kırılacak.
aklımız ve vicdanımız hür olacak!
göze almaktır belki de bir çok şeyi.
zihnimiz bizimle oyun oynuyordur belki.
öyle olmalı. bizi kontrol ediyormuş zihnimiz.
bir yazıda öyle diyordu çünkü.
işi gücü kontrol etmekmiş.
bizi bir salsa,
ağırlıklarımızdan bir kurtulsak,
havalara uçacakmışız da,
işte bırakmıyormuş.
ama demezler miydi hep,
allah zihin açıklığı versin diye.
aa bak gördün mü günah keçisini bulduk.
hep bu duayı yapanlar bizi bu hale getirdi.
soktular kafamıza o bekçiyi,
onların da kafasına birileri sokmuştu o bekçiyi.
nedir yahu şu bekçilerden çektiğimiz?
o gün bu gündür sesimiz çıkmıyor,
soluğumuz sessiz.
-hişşşt sessiz ol bakalım! bir duyarlarsa var ya
-ee n'olur duyarlarsa? nefesim kuvvetliydi de haberim mi yoktu?
-bak bak bak kelimelere bak, kuvvet muvvet sus bakiyim!
-yine şu 'güç' meselesi di mi? yahu sen bu sauron'u geçtin be!

nedir bu hakimiyet merakın? anladık her şeyin farkındasın!
-evet farkındayım. mesela şu an şu saniye şu sözleri söylerken bile,
bana boyun eğdiğinin farkındayım...
****
ama bir gün bu zincirler kırılacak.
aklımız ve vicdanımız hür olacak!
devamını gör...
yenilen en kötü dayak
bir gün yine kız kardeşimle uğraşıyordum gıcıklık yapıyorum uyuz ediyorum onu derken çok sinirlendi beni öyle bir dövdü ki öffff. hala aklımda çok temiz bir dayaktı ellerine sağlık onun. hayatımda böyle mis gibi dayak yememiştim hiç.
devamını gör...
babayla olan ilişki
ne zaman kolunu kızının boynuna dolamış yürüyen baba kız görsem gözlerimi alamam.
baba ile ilişki,sıcak içten ve daimi olmalı.
5 yaşına kadar bir kızı her birey sever. sevimlidir çünkü. 30 yaşındaki bir kadını peki her yiğit baba sevgisini gösteremez.neden peki? 30 yaşında olan kadın da bir gün 5 yaşında idi. ne değişti. bir babanın kizina sarılması arayıp sorması,halini durumunu öğrenip yardımcı olması ve her zaman senin yanındayım arkandayım demesi çok mu zor. benim babam var ama aslında hiç olmadı.
sevgili babalar; kızlarınizi sevin. onlarla toksit ilişkiler kurunca siz, aynı size benzeyen toksit kişiliklere aşık oluyorlar . kaliteli, sevgi dolu,candan baba olmayacaksaniz bir kızın dünyaya gelişine sebeb olmayın.
baba ile ilişki,sıcak içten ve daimi olmalı.
5 yaşına kadar bir kızı her birey sever. sevimlidir çünkü. 30 yaşındaki bir kadını peki her yiğit baba sevgisini gösteremez.neden peki? 30 yaşında olan kadın da bir gün 5 yaşında idi. ne değişti. bir babanın kizina sarılması arayıp sorması,halini durumunu öğrenip yardımcı olması ve her zaman senin yanındayım arkandayım demesi çok mu zor. benim babam var ama aslında hiç olmadı.
sevgili babalar; kızlarınizi sevin. onlarla toksit ilişkiler kurunca siz, aynı size benzeyen toksit kişiliklere aşık oluyorlar . kaliteli, sevgi dolu,candan baba olmayacaksaniz bir kızın dünyaya gelişine sebeb olmayın.
devamını gör...
1 sayısı
matematiksel esasa göre bütün sayıların onun yan yana gelmesiyle oluşur. yani her sayının dayanağı 1 sayısıdır. örneğin 2 sayısı 1+1 'dir, 4 sayısı 1+1+1+1'dir. bu sonsuza kadar çoğalır gider.
devamını gör...
yazarların yazarlarla flörtleşmesi
hayırlı işler dediğim durum, ancak biri edirne diğeri şırnakta ise o iş yaş kardeşim. olur da bir başka yazar araya girerse ne olur, aşk-ı sözlük mü lan bu?
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın
yazmayı-okumayı sevenler.
geçen haftaki beğeniler için
favoriler için
ilginiz için
çooook teşekküüür ederiiiiim
sayenizde birinci oldum.
başım göğe erdi.
iyi bakın kendinize,
mutlu olun,
güzel bir hafta olsun heppimize.
yazmayı-okumayı sevenler.
geçen haftaki beğeniler için
favoriler için
ilginiz için
çooook teşekküüür ederiiiiim
sayenizde birinci oldum.
başım göğe erdi.
iyi bakın kendinize,
mutlu olun,
güzel bir hafta olsun heppimize.
devamını gör...
yazarların karşılaştığı yobazlıklar
öncelikle yobaz kelimesinin anlamlarından bahsetmek istiyorum.
- bağnazlığı din konusunda aşırılığa vuran ve başkalarını baskı altına almayı düşünen kimse.
- bir düşünceye ve bir inanca aşırılıkta bulunmak.
- incelik ve naiflik ile işi olmayan kaba saba.
benim gözümde kendi inançlarına/inançsızlığına göre başkalarına saygısızlık yapan herkes yobazdır. hafızamda 3 tane nur topu gibi yobazlık anısı var. muhtemelen çok daha fazladır ama kalan 35 mb hafızam yüzünden silindi diye düşünüyorum.*
ilk anımda sizleri lise son seneme götürüyorum. daha doğrusu lise son sınıfa geçtiğim yazdayız, dershaneye gidiyorum. yanımda da samimiyet kurduğum bir arkadaş var, iyi çocuk. neyse yaz bitiyor ben de ani bir kararla kapanıyorum. sınıfa geliyorum, tabi ister istemez bir çekince oluyor insanlar ne tepki verecek diye. çok geçmeden sınıfa samimi olduğum arkadaş giriyor. önce bir bana bakıyor sonra tanımamış gibi yanımdan geçip gidiyor. o an o kadar kötü bir an ki, "fark etmedi sanırım ben olduğumu" ile "bilerek mi gelmedi acaba" arasında kalıyorum. sonra ben de bir girişimde bulunmuyorum hiç. aradan günler geçiyor bu çocuk hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya başlıyor benimle. örtünün arkası ile oynarken iğne çıkacak tarzı uyarıyorum. *neyse bu arkadaş ben uyarınca "çok mu müslümansın sanki, saçını biliyorum ben senin" tarzında cevap veriyor. kurduğu cümleden ziyade üslubu ve surat ifadesi dumura uğratıyor beni. bir dakika yani, şimdi ne alaka bu?
anlatacağım ikinci olay da aynı zamanlarda aynı ortamda gerçekleşiyor. biyoloji hocası gözümün içine bakarak ben kapalılığa karşıyım, küçücük çocukları kapatıyorlar tarzı konuşuyor. ara cümle olarak belirteyim kendisi ile aynı fikirde olduğum konular vardı. ama o hoca benim fikirlerimden ziyade ön yargıyla hareket etmeyi tercih etti. konuşmasının devamında aşağılamalar, geri zekalılar tarzı hakaretler ... konuşma tüm sınıfa yapılıyor ama göz teması sadece benimle var. bir süre sonra rahatsız olup yere bakmaya başlıyorum, söylediği her cümle bana kuruluyor gibi çünkü. çok geçmeden arkadan bir ses yükseliyor. "hocam kız çocukları kapanacak 9 yaşından sonra". arkaya bakıyorum, cümleyi kuran arkadaşın yüzünde gururlu bir ifade. "bak seni savunuyorum" diyor resmen. ah be kardeşim, ben senin yılgın bir hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım?* neyse ciddiyetimi aldım üzerime devam ediyorum. ben tartışmanın iki tarafına da çok uzağım. benimle bu konu hakkında konuşmadan direkt bir yargıya ulaşmaları büyük yobazlık.
son olay da üniversite de oluyor. o zaman genciz tabi*, yaşam enerjim fazla, her şeyi üstlenip her şeye koşturuyorum. yine sınıftan bir çocuk mecbur kaldıkça konuşuyor benimle, ama nasıl konuşma bir görseniz, "kardeşim biraz aşağı mı insen çok havadasın sanki" dersiniz. hayatın cilvesi işte, çok fazla aynı ortama gelip sohbet etmek zorunda kalıyoruz. bir gün "ben seni kapalı görünce çok sığ sanmıştım, çok afedersin ama yobazdır bu demiştim. muhabbetin çok güzelmiş." dedi. aslında bana iltifat etmiş değil mi? ama yine de kötü hissettim ben.
bunlar net olarak hatırladıklarım. üzerinde düşünecek olursam çok daha fazlası çıkar. çok fazla bir yaşım yok, ama bu olaylar ne öğretti sana diye soracak olsanız tek kelimeyle saygının önemini derim. herkesin kendi aklı var, ve bazı arkadaşlar* çok şaşıracak ama herkes hür. evet bildiğiniz hür. ister gider solucana tapar, isterse de hiç bir şeye inanmaz. iki dakika sohbetle dikte etmeye çalışılan şeylerin de,"ah yazık" bakışlarının da hiçbir etkisi yok bu konuda. kalp kırdığınızla kalıyorsunuz sadece, ki bu en kötü şey. aaaa durun bir anı daha hatırladım. arkadaşımın ablasının düğününe gidiyorum, gayet kapalı bir elbise giymişim. amcanın birisi karşıdan geliyor, tam yanımdan geçerken saati sordu sanırım, tam hatırlamıyorum burayı. saati söyledim giderken "böyle giyiniyorlar sonra da taciz ediyorlar diyorlar" dedi. eyyy yüce mevlam, seçip seçip mi gönderiyorsun bana?
çok önemli not: ya nasıl unuturum atatürk'ü paylaştığım için yine yobazlık olarak nitelendirdiğim davranışlara maruz kaldım. ekran fotoğraflarını da iliştirmek istiyorum şuraya.*



kemalim dedim diye de şu linci yedim:

bunlar hep üzücü ama komik şeyler. ben güldüm yani, çekirdek çitliyordum o ara. geçen gün kuzenim "abla seni ne linç etmişlerdi yaa" dedi. çekirdek çitleyerek cevap vermeye çalıştığım o anları hatırlayarak güldük.* komik insanlar vesselam.
- bağnazlığı din konusunda aşırılığa vuran ve başkalarını baskı altına almayı düşünen kimse.
- bir düşünceye ve bir inanca aşırılıkta bulunmak.
- incelik ve naiflik ile işi olmayan kaba saba.
benim gözümde kendi inançlarına/inançsızlığına göre başkalarına saygısızlık yapan herkes yobazdır. hafızamda 3 tane nur topu gibi yobazlık anısı var. muhtemelen çok daha fazladır ama kalan 35 mb hafızam yüzünden silindi diye düşünüyorum.*
ilk anımda sizleri lise son seneme götürüyorum. daha doğrusu lise son sınıfa geçtiğim yazdayız, dershaneye gidiyorum. yanımda da samimiyet kurduğum bir arkadaş var, iyi çocuk. neyse yaz bitiyor ben de ani bir kararla kapanıyorum. sınıfa geliyorum, tabi ister istemez bir çekince oluyor insanlar ne tepki verecek diye. çok geçmeden sınıfa samimi olduğum arkadaş giriyor. önce bir bana bakıyor sonra tanımamış gibi yanımdan geçip gidiyor. o an o kadar kötü bir an ki, "fark etmedi sanırım ben olduğumu" ile "bilerek mi gelmedi acaba" arasında kalıyorum. sonra ben de bir girişimde bulunmuyorum hiç. aradan günler geçiyor bu çocuk hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya başlıyor benimle. örtünün arkası ile oynarken iğne çıkacak tarzı uyarıyorum. *neyse bu arkadaş ben uyarınca "çok mu müslümansın sanki, saçını biliyorum ben senin" tarzında cevap veriyor. kurduğu cümleden ziyade üslubu ve surat ifadesi dumura uğratıyor beni. bir dakika yani, şimdi ne alaka bu?
anlatacağım ikinci olay da aynı zamanlarda aynı ortamda gerçekleşiyor. biyoloji hocası gözümün içine bakarak ben kapalılığa karşıyım, küçücük çocukları kapatıyorlar tarzı konuşuyor. ara cümle olarak belirteyim kendisi ile aynı fikirde olduğum konular vardı. ama o hoca benim fikirlerimden ziyade ön yargıyla hareket etmeyi tercih etti. konuşmasının devamında aşağılamalar, geri zekalılar tarzı hakaretler ... konuşma tüm sınıfa yapılıyor ama göz teması sadece benimle var. bir süre sonra rahatsız olup yere bakmaya başlıyorum, söylediği her cümle bana kuruluyor gibi çünkü. çok geçmeden arkadan bir ses yükseliyor. "hocam kız çocukları kapanacak 9 yaşından sonra". arkaya bakıyorum, cümleyi kuran arkadaşın yüzünde gururlu bir ifade. "bak seni savunuyorum" diyor resmen. ah be kardeşim, ben senin yılgın bir hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım?* neyse ciddiyetimi aldım üzerime devam ediyorum. ben tartışmanın iki tarafına da çok uzağım. benimle bu konu hakkında konuşmadan direkt bir yargıya ulaşmaları büyük yobazlık.
son olay da üniversite de oluyor. o zaman genciz tabi*, yaşam enerjim fazla, her şeyi üstlenip her şeye koşturuyorum. yine sınıftan bir çocuk mecbur kaldıkça konuşuyor benimle, ama nasıl konuşma bir görseniz, "kardeşim biraz aşağı mı insen çok havadasın sanki" dersiniz. hayatın cilvesi işte, çok fazla aynı ortama gelip sohbet etmek zorunda kalıyoruz. bir gün "ben seni kapalı görünce çok sığ sanmıştım, çok afedersin ama yobazdır bu demiştim. muhabbetin çok güzelmiş." dedi. aslında bana iltifat etmiş değil mi? ama yine de kötü hissettim ben.
bunlar net olarak hatırladıklarım. üzerinde düşünecek olursam çok daha fazlası çıkar. çok fazla bir yaşım yok, ama bu olaylar ne öğretti sana diye soracak olsanız tek kelimeyle saygının önemini derim. herkesin kendi aklı var, ve bazı arkadaşlar* çok şaşıracak ama herkes hür. evet bildiğiniz hür. ister gider solucana tapar, isterse de hiç bir şeye inanmaz. iki dakika sohbetle dikte etmeye çalışılan şeylerin de,"ah yazık" bakışlarının da hiçbir etkisi yok bu konuda. kalp kırdığınızla kalıyorsunuz sadece, ki bu en kötü şey. aaaa durun bir anı daha hatırladım. arkadaşımın ablasının düğününe gidiyorum, gayet kapalı bir elbise giymişim. amcanın birisi karşıdan geliyor, tam yanımdan geçerken saati sordu sanırım, tam hatırlamıyorum burayı. saati söyledim giderken "böyle giyiniyorlar sonra da taciz ediyorlar diyorlar" dedi. eyyy yüce mevlam, seçip seçip mi gönderiyorsun bana?
çok önemli not: ya nasıl unuturum atatürk'ü paylaştığım için yine yobazlık olarak nitelendirdiğim davranışlara maruz kaldım. ekran fotoğraflarını da iliştirmek istiyorum şuraya.*



kemalim dedim diye de şu linci yedim:

bunlar hep üzücü ama komik şeyler. ben güldüm yani, çekirdek çitliyordum o ara. geçen gün kuzenim "abla seni ne linç etmişlerdi yaa" dedi. çekirdek çitleyerek cevap vermeye çalıştığım o anları hatırlayarak güldük.* komik insanlar vesselam.
devamını gör...
allahtan hızlı koşuyorum
(bkz: noktalama işaretlerinin önemi)
yazmaya gelmiştim...
başlık sahibini bilemiyorum ama moderatörler ışık hızında orası kesin.*
şimdi de yeni bir sorunumuz var:
(bkz: format)
t: tebessüm ettiren başlık.
yazmaya gelmiştim...
başlık sahibini bilemiyorum ama moderatörler ışık hızında orası kesin.*
şimdi de yeni bir sorunumuz var:
(bkz: format)
t: tebessüm ettiren başlık.
devamını gör...
uyuşturucu kullanan genci kınamak yerine ona ulaşmak gerek
açıklamayı yapan adam mr. mücahit, dünya yansa ak partiyi şuursuzca savunur. babasının oğlu diyeceğim fakat babasını solda sıfır bırakır. ben ne yazık ki her pazar kendisine maruz kalmaktayım.
kendisinin söylemlerine o kadar fazla şahit oldum ki, eğer bu çocuk başka parti üyesi olsaydı, çocuğu topa tutacaktı. evet haklıdır, kınamamamız gerekiyor, tedavisinde destek sağlamamız gerekiyor. fakat yakalanmasaydı eğer, bugün külliyede namaz kılacak, birilerine el öptürecekti bu genç adam. sosyal medyada ultra lüks hayatı allah-kuran-müslümanlık kılıflarıyla hak görülecekti ona, bunu bizler garipsemeyiz, yapabilir deriz, fakat biz aynı şekilde yakalansak gençler ahlaksız, dinsiz, imansız diyeceklerdi. etik nedir bilmez bu mücahit, sadece ahlak kelimesini kullanır, ahlak kavramının içini de yürüdüğü yoldakiler ve babası gayet boşaltmıştır. bu ülkeye verdikleri zararın telafisi mümkün değildir.
kendisi daha geçen pazar, diyarbakır annelerine ziyarete gitmeyen muhalif partilerin milletvekillerini vatan haini ilan etti. karşındakiler de tabi yıllardır cumartesi annelerinin dayanışmasını siz görmezden geldiniz, hatta polislerinizle saldırdınız, yasakladınız diyemedi yaaa, çıldırıyorummmmmmm!
o yüzden herkese müstehaktır aslında, böyle şuursuzlar bitmez aksine daha da körelerek yetişiyorlar. çok tehlikeliler fakat meydanlarda, televizyonlarda ağızlarının payını verebilecek adam sayısı çok az hatta bir tane.
tek adam var, onu da artık programlara daha az çıkarıyorlar. cem tokerkarşısında, mücahit sus pus oluyor, kafasını öne eğiyor, genelde burnunu çekiyor ve tek bir cevap veriyor ''yaaa nalakası var.''
bu ülkede bir siyasal skandal varsa o da mücahit ve onun gibi körü körüne yanlışta ısrar edenlerin hala çok güçlü olmaları.
kendisinin söylemlerine o kadar fazla şahit oldum ki, eğer bu çocuk başka parti üyesi olsaydı, çocuğu topa tutacaktı. evet haklıdır, kınamamamız gerekiyor, tedavisinde destek sağlamamız gerekiyor. fakat yakalanmasaydı eğer, bugün külliyede namaz kılacak, birilerine el öptürecekti bu genç adam. sosyal medyada ultra lüks hayatı allah-kuran-müslümanlık kılıflarıyla hak görülecekti ona, bunu bizler garipsemeyiz, yapabilir deriz, fakat biz aynı şekilde yakalansak gençler ahlaksız, dinsiz, imansız diyeceklerdi. etik nedir bilmez bu mücahit, sadece ahlak kelimesini kullanır, ahlak kavramının içini de yürüdüğü yoldakiler ve babası gayet boşaltmıştır. bu ülkeye verdikleri zararın telafisi mümkün değildir.
kendisi daha geçen pazar, diyarbakır annelerine ziyarete gitmeyen muhalif partilerin milletvekillerini vatan haini ilan etti. karşındakiler de tabi yıllardır cumartesi annelerinin dayanışmasını siz görmezden geldiniz, hatta polislerinizle saldırdınız, yasakladınız diyemedi yaaa, çıldırıyorummmmmmm!
o yüzden herkese müstehaktır aslında, böyle şuursuzlar bitmez aksine daha da körelerek yetişiyorlar. çok tehlikeliler fakat meydanlarda, televizyonlarda ağızlarının payını verebilecek adam sayısı çok az hatta bir tane.
tek adam var, onu da artık programlara daha az çıkarıyorlar. cem tokerkarşısında, mücahit sus pus oluyor, kafasını öne eğiyor, genelde burnunu çekiyor ve tek bir cevap veriyor ''yaaa nalakası var.''
bu ülkede bir siyasal skandal varsa o da mücahit ve onun gibi körü körüne yanlışta ısrar edenlerin hala çok güçlü olmaları.
devamını gör...
söyle ruhum
tnk'nin 2010 çıkışlı aynı isme sahip albümünde yer alan şarkısı.
derindeyim çok derindeyim
çok karanlık bu ben miyim?
tutun beni son nefesteyim
söyle ruhum söyle, hiç yenildin mi böyle?
düşmemek için hiç atladın mı söyle?
söyle sen de söyle, hiç yenildik mi böyle?
acılar biter diye sen bittin mi söyle?
kaybettim bile kendimi
yaşayamadım zaten beni
ben istedim olan her şeyi
söyle ruhum söyle, hiç yenildin mi böyle?
düşmemek için hiç atladın mı söyle?
söyle sen de söyle, hiç yenildik mi böyle?
acılar biter diye sen bittin mi söyle?
yine de biter, bir gün gider
rüzgar diner, bir ömür geçer
hayat yine, aşk yine
içine siner, içine girer
bir hayat biter diye güldün mü söyle?
söyle ruhum söyle hiç yenildik mi böyle?
derindeyim çok derindeyim
çok karanlık bu ben miyim?
tutun beni son nefesteyim
söyle ruhum söyle, hiç yenildin mi böyle?
düşmemek için hiç atladın mı söyle?
söyle sen de söyle, hiç yenildik mi böyle?
acılar biter diye sen bittin mi söyle?
kaybettim bile kendimi
yaşayamadım zaten beni
ben istedim olan her şeyi
söyle ruhum söyle, hiç yenildin mi böyle?
düşmemek için hiç atladın mı söyle?
söyle sen de söyle, hiç yenildik mi böyle?
acılar biter diye sen bittin mi söyle?
yine de biter, bir gün gider
rüzgar diner, bir ömür geçer
hayat yine, aşk yine
içine siner, içine girer
bir hayat biter diye güldün mü söyle?
söyle ruhum söyle hiç yenildik mi böyle?
devamını gör...
depresyonla başa çıkma yöntemleri
kabul etmek , kabul ettiğin an değişimin başladığını düşünüyorum .
devamını gör...




