susmak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aynı konu hakkında kaç tane başlık açmayı planlıyorsunuz ? yetişkin insanlarsınız , bütün moderatörlerle özel olarak iletişim kurma şansına sahipsiniz bence oturup gayet kendi aranızda halledebilirsiniz. halledemiyorsanız da bu konu hakkında bir sürü başlık zaten var . kimsenin avukatlığını yaptığımdan değil ama bir problemim olduğunda bana geri dönüş sağlayan hiçbir moderatör saygı çerçevesi dışına çıkmadı aksine gayet kibar ve anlayışlı bir yaklaşım sergiledi. problemi biraz kendinizi ifade etme biçiminizde aramaya ne dersiniz ? ayrıca karşınızdakiler insan , biraz bunun bilincinde hareket etmek daha sağlıklı adımlar atmanızı sağlar.
devamını gör...

sahibinden satılık sözlük. kurucusu olduğum sözlüğü 128 milyar dolara satıyorum. bilen bilir! tertemiz cillop gibidir. içinde hiç küfür, hakaret edilmemiş. libidosu yüksek, yazarları efendi, sadece 3 beş 10 yazar hesabı uçurulmuş olup, sorunsuz olarak yeni sahibine verilecektir.

sadece bu kadar mı? sözlüğü alana yanında bir adet bakımı hiç bitmeyen bir radyo (anten kırık kesin), bir adet dergi, bir adet haber ajansı da eşantiyon olarak verilecektir. lütfen ciddi alıcılar özelden dürtsün.

tanım: yönetimin 23 nisan jestini fırsata çeviren yazar beyanıdır.
devamını gör...

bütün kitaplarını okuduğum çok iyi bir yazar olmasının yanı sıra harika bir seslendirme sanatçısı ve bir dönem gece gündüz programını da sunmuş olan televizyoncudur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir yazar olarak kütüphanedeki kitaplarını okumaktan büyük mutluluk duyduğum bir insan olan yekta kopan benim için kesinlikle gastronomik bir önem taşıyan aşk mutfağından yalnızlık tarifleri ile sait faik hikaye armağanını, bir de baktım yoksun ile de haldun taner öykü ödülü ve yunus nadi öykü ödülünü kazanmıştır.

ntv’de yayınlanan gece gündüz programını bir dönem sunmuş olan yekta kopan televizyon ekranlarında gördüğümüz zaman hüzün dolu bir mutluluk duyduğumuz nadir sanat programlarından biri olarak bir efsane haline gelen programda da oldukça başarılı olmuştur. ayrıca yekta kopan fil uçuşu diye bir blogun da yazarıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


gelelim türkiye’de bir numara olduğu işine, yani seslendirme sanatçılığı. yekta kopan öncelikle hepimizin çok sevdiği ve dinozora hanım hanım diye çıkışan sid’in sesidir. buz devrini izleme nedenlerimizdendir. ayrıca atarlı giderli yarış arabası şimşek mcqueen’i, sahte kahraman rango’yu, kötü kedi şerafettin’i, ayı yogi’nin yancısı bobo’yu ve sevimsiz sincap alvin’i de seslendirmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yeterli mi bu kadar? elbette hayır! komedi tanrısı jim carrey ve canımız ciğerimiz michael j. fox’un geleneksel sesi olan yekta kopan ayrıca esaretin bedelinde kaşıklara ve posterlere hükmeden adam andy dufrense’i, kan revan (bkz: dövüş kulübü)nde ayrıksı ve mistik süper kahraman tyler durden’ı ve tabii ki perfect strangers dizisinde kuzen balki’yi de seslendirerek akıl almaz bir harika yaratmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

daha ne yapsın bu adam!
devamını gör...

yağmur yağdığında allahın duş aldığını sanırdım.
devamını gör...

birkaç ay öncesine kadar çok kaliteli yazarlara sahip olan bir sözlüktü. ilk kurulduğu zamanlarda tüm sözlüklerden farklı, kaliteli, bilgi içerikli, küfürsüz bir sözlük olma gayeti içerisindeydi. fakat ne yazık ki 1. yılını bile dolduramadan küfürsüz sözlük olma gayesi hariç diğer tüm gayelerini kaybetmiş bir sözlük haline geldi. kaliteli yazarları birer birer sözlüğü terk etti.

peki tüm bunlar neden oldu? yoldaş benjamin franklin'in #376875 no'lu entry'sinde belirttiği gibi moderatörler ocak 2021'de yavaş yavaş kalitesi düşmeye başlayan sözlüğü troll hesapları ve fake hesapları kapatıp çaylaklık sistemi getirerek bir nebze de olsa düzeltmeyi başarmıştı. fakat aradan birkaç ay geçtikten sonra sözlüğün kalitesi tekrar düşmeye başladı. özellikle mart 2021 ve nisan 2021'de bu durumu fark eden yazarlar tepkilerini göstermeye başladılar.
ateist kaplumbağa 9 mart 2021'de bu durumu #532486 no'lu entry'si ile belirtmiş.
una nocte 10 nisan 2021'de #714965 no'lu entry'si ile sözlüğü bırakmış. (3 ay sonra geri dönmüş.)
ancak bu sefer öncekine benzer bir durum karşısında yoldaş benjamin franklin #956825 no'lu entry'sinde "geliştiği için eleştirilen site." dedi ve ocak 2021'de verdiği tepkiyi mayıs 2021'de vermedi. moderasyon da aylardır bu durum hakkında bir aksiyon almadı. bunun sonucunda sözlükte severek takip ettiğim yazarlar birer birer sözlüğü bıraktı.

1,5 ay önce girdiğim #1002840 no'lu entry'de sözlükte 7 yazarı takip ettiğimi belirtmişim. bu son 1,5 ayda marscan sözlüğü tamamen bıraktı, hesabını sildi. bol giyimli kukla haftalardır entry girmiyor, sanırım sözlüğü bıraktı. 10pele haftalardır entry girmiyor, sanırım sözlüğü bıraktı. kedi yiyen fare haftalardır entry girmiyor, sanırım sözlüğü bıraktı. mebus paltosu 1 aydan uzun süredir entry girmiyor, sanırım sözlüğü bıraktı. ilgiyle takip ettiğim 7 yazardan 5'i sanırım sözlüğü bıraktı. sözlükte yazmaya devam eden ateist kaplumbağa da #532486 no'lu entry'sinde gidişattan hoşnut olmadığını belirtmiş. her ne kadar örneklem grubum dar olsa da bu durumun sözlük genelinde de aynı olduğuna ve kaliteli yazarların birer birer sözlükten uzaklaştığına inanıyorum.

peki bu durum karşısında ben ne yaptım? #akış ve #gündem'de kaliteli* başlıklar olmadığı için #akış ve #gündem'i okumayı neredeyse tamamen bıraktım. takip ettiğim yazarlar birer birer sözlüğü bıraktığı için #takip'i neredeyse kullanamaz hale geldim. şu an sadece #kitap, #dizi-film ve #bilgi kanallarına girilen tanımları okumaya çalışıyorum, fakat bu kanallara girilen tanımların sayısı azaldı ve kalitesi* düştü. böyle olunca sözlüğe girmeyi azalttım.

bir zamanlar hemen hemen her gün sözlüğe giren ben, haftada bir sözlüğe girmeye başladım. sözlüğe girdiğim zamanlarda da #kitap, #dizi-film ve #bilgi kanallarında ilgimi çeken tanımları okuyup, girmek istediğim tanımı* girip sözlüğü terk ediyorum. uzun tanımları kimsenin okumadığı bilmeme rağmen belki konuyla ilgilenen birilerinin dikkatini çeker, konuyla ilgilenen birine bir fayda sağlar diye bilgi içerikli tanımlar giriyorum.

bunu bilmeme rağmen dün gece bilgisayarın başına oturup saatlerce uğraşarak, hiçbir yerden kopyala-yapıştır yapmadan, hiçbir yerden çalmadan türkiye'nin en kapsamlı romen rakamları rehberini oluşturmaya çalıştım. tanım 1.390 (bin üç yüz doksan) kelimeye ulaşınca bir ara vermeye karar verdim. o ana kadar yazdığım 1.390 kelimelik #1142275 no'lu tanımı*** hazırlamaya çalışıtığım rehberin ilk partı olarak girdim. yavaş yavaş yeni tanımlar yazarak rehberi geliştirmeye çalışırken rehberin ikinci partını girdikten sonra flood yaptığım gerekçesiyle girdiğim 655 (altı yüz elli beş) kelimelik tanımım moderasyon tarafından silindi.

sözlük kurallarına bugüne kadar harfiyen uyan biri olarak ilk kural hatam olan 24 saat içinde aynı başlığa 2. tanımı girme hatası sonucunda tanımımın silinmesini sözlük için sevindirici buldum, silinen tanımımı ertesi gün tekrar girmeye karar verdim. fakat daha sonra aklıma bu kuralın çoğunlukla uygulanmadığına, aynı başlığa/nickaltına 1-2 saat arayla birer cümlelik tanımlar giren yazarların tanımlarının silinmediğine şahit olduğum geldi. hafızamın beni yanıltmış olabileceğini düşünüp az önce kontrol ettiğimde flood tanımların hala ilgili başlıkta/nickaltında durduğunu gördüm. kuralların herkese eşit olarak uygulandığını bilsem moderasyon haklı diyerek sözlük kurallarının hala uygulandığını görerek mutlu olacaktım. ancak kuralların bilgi içerikli olmayan* tanımlara uygulanmayan kuralların bilgi içerikli tanımlara uygulandığına şahit olarak bir kez daha hayal kırıklığına uğradım.

sözün özü: sözlükte bilgi içerikli olmayan tanımlar çoğalıyor, bilgi içerikli tanımlar azalıyor, kaliteli yazarlar birer birer sözlüğü bırakıyor. moderasyonun ve yoldaş benjamin'in ocak 2021'de yaptıklarının bir benzerini yapmaları gerekiyor. yoksa kafa sözlük yavaş yavaş düşük bütçeli ve küfürsüz ekşi sözlük'e dönüşecek gibi görünüyor.
devamını gör...

güzel bir yaş. vallaha bak. tam içinden bildiriyorum.
devamını gör...

bir insan ömrünü neye vermeli
harcanıp gidiyor ömür dediğin
yolda kalanda bir yürüyende bir
harcanıp gidiyor ömür dediğin
para mı onur mu taş dikenli yol
ağacın köküne inmek mi yoksa
çırpınıp duruyor yaprak dediğin...
devamını gör...

netflix'te yayınlanan bir türk dizisi.

bana kalırsa bu dizide tam bir geleneksel değerler övgüsü var. birbirimizi kabul edelim netflix multuculturalism'inden başka, geleneksel değerlerimize dönelim mesajı da alt metinde verilmek isteniyor gibi. geleneksel değerlerden kastım yalnızca dindar olmak değil. yetmişli yılların müniz özkul, adile naşit filmlerinde işlenen aile değerleri, geleneksel aile etrafında dönen ve böylece anlamlandırılan yaşamlar.

dizide çözüleyemeyecek ve aşılamayacak türden, daha ağır proplemlere sahip karakterler laik, modern ve geleneksel değerlerden kopmuş karakterler. bu karakterler ile ilgili çizilen tablo çok daha karanlık ve bunların problemleri çok daha köklü. hayatın anlamını kaybetmişler. aslında, dizinin muhafazakar ve geleneksel karaklerlerine nazaran maddi, kriminal, güvenlik ve benzeri problemleri olmamasına rağmen hayatları boş ve anlamsız. peri, onun anne ve babası, sinan, gülbin hepsi anlamsızlık sorunu içesirinde kaybolmuş durumdalar ve dekadans bir hayat yaşıyorlar.

geleneksel tarafta kalan insanların problemleri daha somut: yasin için maddi imkansızlıklar ve karısının geçmişte uğradığı tecavüz sebebiyle bunalımda olması; meryem için, dolaylı olarak, abisi ve onun ailesinin sorunları ve evlenecek bir kısmet bulmak; ali sadi hoca için - kendi düşüncesinde - görünürde hiçbir problem gözükmüyor, yalnızca kızı kendi değerlerini kabul etmiyor, fakat kızını bu şekilde kabul edecek bir olgunluğa sahip olduğu için bu da bir problem teşkil etmiyor gibi. yani ali sadi ve ailesi için tek problem, karısının ölmesi. bu tarz bir problem de hayatın doğal bir parçası; genç imam için sorun, meryem'de olduğu gibi, evlenecek bir kısmet bulup yuva kurmak, bunun haricinde yaşadığı hayattan tatmin oluyor gibi.

fakat seküler karakterlerin problemlerinin somut bir çözümü yok gibi. sinan yalnız, hiç kimse ile samimi bir ilişki kuramıyor (yalnız karşı cinsle değil, her anlamda), hedonist zevklerden başka hayatının bir anlamı yok. spora gidiyor, yiyor, içiyor, sevişiyor; o kadar. annesi ile arası kötü (geleneksel değerlerden kopukluk), annesi de yalnız ve çökmüş durumda. (sinan'ın annesi, ercan ile yaşadığı pseudo-kin duygusu ile problemlerini telafi etmeye çalışıyor. ki bu da alt metinde yer alan ve geleneksel değerlerin çözüm olabileceği ile ilgili bir gönderme.) peri zaten malum. hayatı ile ilgili ne yapacağını bilmiyor, bir amacı yok. narsisistik bir şekilde kendisine odaklanmış durumda. (yoga, sağlıklı beslenme, vb.) hayatına birisi girsin istiyor ama kimseyle samimi bir ilişki kuramıyor. katılığı sebebiyle kimse yanına yaklaşamıyor ve muhtemelen girdiği ilişkiler de farklı, modern beklentiler (ilişkinin heyecanın bitmesi, kendini gerçekleştirmek, vb.) yüzünden bitiyor. gülbin de bu karakterlere benzer durumda. onda bir de kültür çatışması mevcut. ailesinin geleneksel değerlerini terk etmiş ama yerine bir şey koyamamış. sanırım evlenmiş ve boşanmış. bunun sebepleri de peri'nin ciddi bir ilişki geliştirememesi ile aynıdır muhtemelen. hayatta gayesiz bir şekilde spor salonu, havuzlar, flörtler şeklinde savruluyor.

sanki dizi bize geleneksel değerlere dönmeyi salık veriyor. çünkü sonlara doğru, muhafazar ve geleneksel kesimde yer alan karakterler somut sorunlarını halledip mutluluğa doğru giderken, seküler, modern karakterler için bir çıkış yolu gözükmüyor. (peri'nin türban gerçeği ile yüzleşmesi, türbanlıların da olduğunu kabul etmesi, hayatındaki daha derin problemleri çözemez.) sanki dizinin sekülerler için gösterdiği tek çıkış kapısı, geleneksel değerleri tekrar benimseyip, bunlar aracılığı ile daha yüce bir şeye bağlanmak ve böylece hayatlarına anlam katmak. peri ve sinan'ın annesinin çocuklarına evlenme telkinleri, 70'ler yeşil çam duygusal müzikleri ile yaratılan aile saadeti havası, bu alt metni oluşturuyor gibi.

not: sonunda peri ile sinan evlenip, çoluk cocuğa karışıp mutlu mesut yaşarlarsa şaşırmayın.
devamını gör...

almancadan dilimize çevrildiğinde “iyi” anlamına gelir. cümle içerisinde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz. örneğin; guten tag, iyi günler demek. ya da ıch bin sehr gut, çok iyiyim şeklinde kullanabilirsiniz.

ayrıca çok fazla et tüketirseniz “gut” hastası olabilirsiniz.
devamını gör...

(bkz: tülay geri dön)
devamını gör...

kul kurar, kader gülermiş.
hayat, siz plan yaparken başınıza gelenlerdir.
o yüzden hep gözünüzü dört açın ve kendinizi çaldırmayın.


ilim ilim bilmektir,
ilim kendin bilmektir,
sen kendini bilmezsin,
ya nice okumaktır

okumaktan murat ne
kişi hak'kı bilmektir,
çün okudun, bilmezsin,
ha bir kuru emektir.

okudum, bildim deme,
çok tâat kıldım deme,
eğer hak bilmezisen,
abes yere yelmektir.

dört kitabın mâ'nisi,
bellidir bir elifte,
sen elifi bilmezsin,
bu nice okumaktır

yiğirmi dokuz hece
okursun uçtan uca
sen elif dersin hoca,
ma'nisi ne demektir



yunus emre der hoca,
gerekse bin var hacca,
hepisinden iyice,
bir gönüle girmektir.
devamını gör...

baştan sona dersek 7. koğuştaki mucize derim ama sahne dersek o çok başka.

üstüne başına böyle süre süre annesinin kucağında şeftali yiyen çocuk bir noktadan sonra elindekinden bıkıyor ve atıyor yere.

o çocuğu annesinin kucağında izleyen yoksul çocuk ise vahşi bir hayvan gibi atlıyor şeftalinin üzerine.

nerdeyse bebeydim bu sahneye denk geldiğimde. o kadar çok ağlamıştım ki kimse susturamamıştı. bildiğin travmatik bir sahnedir bu benim için. hâlâ aklıma gelince kalbim acır, nerede çocuk görsem ve üstü başından yoksul olduğunu anlasam çocuğa bildiğin yemek ısmarlamak için yalvarırım. çünkü bir çocuğun aynı öyle yerde duran yemeğe koşmasını engellemeye çalışıyorum. bir kez daha o görüntüye şahit olsam aklımı kaybedermiş gibi hissediyorum. hatta hayvanlar bile yemeğe koşarak geldiğinde ve ham diye yemeğin üstüne atladığında kalbim sıkışır.

son derece saçma mı? bence öyle. travma dediğin böyle ilginç bir şey.
devamını gör...

"biliyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim; arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim."*

bu söz uzun zamandır yaşadıklarımın bir özeti gibi. dayanmaya çalışıyorum işte. umarım başarırım sonunda.

en çok üzüldüğüm şey de nilgün marmara'nın intihar etmiş olması. dayanamamış küçük kalbi demek ki. onun da tek çaresi arkasını dönüp her şeye veda etmek olmuş. ah nilgün marmara her sözün mü beni anlatır. o fotoğraflardaki bakışların bile mi ruhunu yansıtır. o iki yitik göz, o iki buğulu bakış...
devamını gör...

dünyanın en namussuz, en ahlâksız yaratığıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kekik, yokluğu ihtiyaç, azı karar çoğu zarar, kokusu bile bahar.
devamını gör...

diyardan diyara sürükleyen, iron maiden şarkısıdır. geceleyin hiç yalnız kaldın mı? arkanda ayak sesleri duyduğunu düşünüp, arkanı dönüp kimsenin olmadığını anlayarak. ve hızla başını çevirirsin, bir daha dönüp bakmak zor gelir. çünkü eminsindir. orada biri var. *
devamını gör...

kanda melanosit antikoru bulunması ve diğer otoimmün hastalıklarla beraber seyretmesi otoimmün bir hastalık olduğu ihtimalini güçlendirir.

epidermiste melanosit yokluğuyla seyreder.

albinizm mevcut melanositlerin melanin üretememesiyle oluşurken vitiligoda direkt melonosit yıkımı gözlenir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim