vahşi güzel
2001 yılında akşam vakti kanal d tarafından yayınlanan dizi. dizinin ismi her ne kadar vahşi güzel olsa da biz onu milagros olarak söyledik hep.
ana karakterleri milagros(natalia oreiro) ve ivo di carlo (facundo arana) canlandırmıştır. arjantin menşeli dizi 80 ülkede yayınlanmıştır.
dizide evin mutfağında görev yapan kadının adı sokorro'dur.
aslında şarkıcı olan natalia oreiro'nun süper danslar ve cüretkar pozlar verdiği jenerik klibini ise her diziden önce hiç atlamadan izledik. buradan
ana karakterleri milagros(natalia oreiro) ve ivo di carlo (facundo arana) canlandırmıştır. arjantin menşeli dizi 80 ülkede yayınlanmıştır.
dizide evin mutfağında görev yapan kadının adı sokorro'dur.
aslında şarkıcı olan natalia oreiro'nun süper danslar ve cüretkar pozlar verdiği jenerik klibini ise her diziden önce hiç atlamadan izledik. buradan
devamını gör...
nuh’un gemisi şırnak’ta olsa bile karadan yürütüp ağrı’ya getireceğim
bu koyu chp'li deniz baykal'ın hayranı olan ve daha sonra ahmet hakan'a taş çıkartacak sürat e dönen kişi degilmiydi.
o ise yapar ben korkarım bu tiplerden, kendi çıkarları için dağların yerlerini bile değiştirirler, yani yaparsın abim.
o ise yapar ben korkarım bu tiplerden, kendi çıkarları için dağların yerlerini bile değiştirirler, yani yaparsın abim.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
kişi hizmet edeceği bir davaya ya da seveceği insana kendini adayarak ne kadar çok kendini unutursa, o kadar çok insan olur ve kendini de o kadar çok gerçekleştirir.
-viktor frankl-
-viktor frankl-
devamını gör...
spontane radyo yayını
sevgili kafa sözlük yazarları, selammm. *
cenk'in arka bahçesi ile birlikte pazartesi akşamları saat 21.00'da sözlük radyosu'ndayız.
hafta sonunun hüznünü hala damarlarımızda taşıdığımız pazartesi günlerini birazcık neşelendirmeyi diledik. * ve biraz sohbetli biraz müzikli saatlerimiz olsun istedik.
bir konuşmanın seyrinde gelişen "hadi deneyelim" cümlesi ile karşınızdayız. anlık gelişen yayının adı da kendini anlatsın diyerek "spontane" ile sizlerle olmak istiyoruz. bu hafta 2000'li yılların rock şarkıları ile biraz nostalji zamanı.
siz de orada olur, tanımlarınızla eşlikçi olursanız çok seviniriz.
yarın akşam dokuzda birlikte güzel anlarımız olsun. sevgiyle...
cenk'in arka bahçesi ile birlikte pazartesi akşamları saat 21.00'da sözlük radyosu'ndayız.
hafta sonunun hüznünü hala damarlarımızda taşıdığımız pazartesi günlerini birazcık neşelendirmeyi diledik. * ve biraz sohbetli biraz müzikli saatlerimiz olsun istedik.
bir konuşmanın seyrinde gelişen "hadi deneyelim" cümlesi ile karşınızdayız. anlık gelişen yayının adı da kendini anlatsın diyerek "spontane" ile sizlerle olmak istiyoruz. bu hafta 2000'li yılların rock şarkıları ile biraz nostalji zamanı.
siz de orada olur, tanımlarınızla eşlikçi olursanız çok seviniriz.
yarın akşam dokuzda birlikte güzel anlarımız olsun. sevgiyle...
devamını gör...
örümcek ağı
örümceğin hem barınmak hem de avını yakalamak için karın kısmındaki ağ bezlerinden salgıladığı kuru ya da yapışkan ipliklerle oluşturduğu örgü. bir anlamda örümceğin ipeği sayılan biyolojik polimer bir elyaftır.
her örümcek cinsinin ağ biçimi farklı olur. bazıları kusursuz ve esnek iken, bazıları da karmaşık ve düzensiz görünümlüdür. düzensiz olan ağı örümcek her gün örmek zorunda kalırken, düzenli ve sağlam olanı da uzun süre dayanıklı kalır.
örümcek, avını doğrudan avlamayıp kurduğu bu düzen sayesinde yakalar. ördüğü bu ağ, teknik çalışması sonucu rüzgara dayanacak şekilde sağlamdır. böylelikle ağına düşen böcekleri, sonradan yemek üzere canlı şekilde sarıp sarmalayarak depolar.
bazen ürkünç gelse de, hayran olunası estetik bir yapı harikasıdır. kendi çapında dayanıklı ve esnektirler. bizim görüş açımıza göre sadece yuva ve beslenme amaçlı bir örümcek işi olarak görünse de, onu yapan örümcek açısından da dış dünyayı algılamak için bir araçtır. aslında örümceklerin görme duyusu zayıf olduğundan dış dünyayı ağındaki titreşimler ile algılayarak haberdar olurlar.
her örümcek cinsinin ağ biçimi farklı olur. bazıları kusursuz ve esnek iken, bazıları da karmaşık ve düzensiz görünümlüdür. düzensiz olan ağı örümcek her gün örmek zorunda kalırken, düzenli ve sağlam olanı da uzun süre dayanıklı kalır.
örümcek, avını doğrudan avlamayıp kurduğu bu düzen sayesinde yakalar. ördüğü bu ağ, teknik çalışması sonucu rüzgara dayanacak şekilde sağlamdır. böylelikle ağına düşen böcekleri, sonradan yemek üzere canlı şekilde sarıp sarmalayarak depolar.
bazen ürkünç gelse de, hayran olunası estetik bir yapı harikasıdır. kendi çapında dayanıklı ve esnektirler. bizim görüş açımıza göre sadece yuva ve beslenme amaçlı bir örümcek işi olarak görünse de, onu yapan örümcek açısından da dış dünyayı algılamak için bir araçtır. aslında örümceklerin görme duyusu zayıf olduğundan dış dünyayı ağındaki titreşimler ile algılayarak haberdar olurlar.
devamını gör...
30 yaşından sonra insanın zevklerinin değişmesi
her insanda olmasa da birçok insanda gerçekleşen durum.
bu nedenledir ki çok genç yaşlarda evlenmek, dövme yaptırmak, meslek seçimi gibi tüm hayatınızı etkileyecek olan, kalıcı ya da yarı kalıcı işlerden mümkün olduğunca uzak durmanız gerekir. zira günün birinde aceleyle verdiğiniz birçok karar başınıza dert olacaktır. "büyük sözü dinle" lafının çıkış noktası da burasıdır.
bu nedenledir ki çok genç yaşlarda evlenmek, dövme yaptırmak, meslek seçimi gibi tüm hayatınızı etkileyecek olan, kalıcı ya da yarı kalıcı işlerden mümkün olduğunca uzak durmanız gerekir. zira günün birinde aceleyle verdiğiniz birçok karar başınıza dert olacaktır. "büyük sözü dinle" lafının çıkış noktası da burasıdır.
devamını gör...
aşırı düşünmek
muhtemelen size kafayı yedirtecek davranıştır. günde 2 kereden fazla derinlemesine düşünmeyiniz, manyak olursunuz.
devamını gör...
yoldaş benjamin levent gültekin podcast'i
levent gültekin kesinlikle çok doğru bir isim, başlangıç için, bende bir tanımımda kendisini konuk olarak önermiştim, ve geri çevirmeyeceğini düşünmüştüm,
büyük bir heyecanla açtığım yayın,
yoldaş benjaminin düşük ve cansız sesi, tonlamasız okuduğu cümleleriyle beni çok şaşırttı, sanırım çok heyecanlı olduğu için, sesi çıkamadı.. levent bey in şaşkınlığını hissettim sanki, yoldaş bir soru soruyor ve o kadar düz okuyorki, cümle bittimi diye bir süre beklemek durumunda kaldı her soruda, levent bey in programlarını izlerim, videolarını izlerim, yazılarını okurum, biraz hayal kırıklığı yaşadı, üzgünüm ama bende hayal kırıklığı yaşadım, ordan konuşması kolay diyebilirsiniz ama, kafa sözlüğü okuyup okumadığı bile sorulmadı, adam belki bakmıştır, fikri sorulmadı, diğer sözlükten bahsedildiğine de inanamıyorum, amatörlük tamamda, ya insan biraz özenir, çalışır, hazırlanır, o en sondaki tokat gibi "hoşçakal" ı duydum zaten, yok artık dedim, kovsaydınız adamı, belkide benim beklentim yüksekti bilmiyorum ama, akıcı da değildi, tutuk tutuk, sorulan sorular fena değildi ama donuk bir sohbetti, ben buna amatör diyemem, ruhsuzdu.
büyük bir heyecanla açtığım yayın,
yoldaş benjaminin düşük ve cansız sesi, tonlamasız okuduğu cümleleriyle beni çok şaşırttı, sanırım çok heyecanlı olduğu için, sesi çıkamadı.. levent bey in şaşkınlığını hissettim sanki, yoldaş bir soru soruyor ve o kadar düz okuyorki, cümle bittimi diye bir süre beklemek durumunda kaldı her soruda, levent bey in programlarını izlerim, videolarını izlerim, yazılarını okurum, biraz hayal kırıklığı yaşadı, üzgünüm ama bende hayal kırıklığı yaşadım, ordan konuşması kolay diyebilirsiniz ama, kafa sözlüğü okuyup okumadığı bile sorulmadı, adam belki bakmıştır, fikri sorulmadı, diğer sözlükten bahsedildiğine de inanamıyorum, amatörlük tamamda, ya insan biraz özenir, çalışır, hazırlanır, o en sondaki tokat gibi "hoşçakal" ı duydum zaten, yok artık dedim, kovsaydınız adamı, belkide benim beklentim yüksekti bilmiyorum ama, akıcı da değildi, tutuk tutuk, sorulan sorular fena değildi ama donuk bir sohbetti, ben buna amatör diyemem, ruhsuzdu.
devamını gör...
bir kitapçının yanında çalışırken elektromanyetizmayı keşfetmek
bunu görünce aklıma "rüzgarı dizginleyen çocuk"yani william kamkwamba geldi. kamkwamba'da elektrik olmayan bir köyde, bir kütüphanede gördüğü kitaplara merakı ile başlayan elektrik üretme öyküsünü anlatmıştı kitabında. sanırım filmi de varmış. böyle insanlar iyi ki varlar dostlar. ayrıca kitabı da tavsiye ederim.
devamını gör...
türklerin uzman olarak doğduğu konular
(bkz: her şey)
bimiyorum diye bir kelime lügatta yok gibi. herkes her şeyin uzmanı, bilirkişisi.
bimiyorum diye bir kelime lügatta yok gibi. herkes her şeyin uzmanı, bilirkişisi.
devamını gör...
parmak alfabesi
işitme engellilerce kullanılan, harflerin el işaretleriyle gösterildiği iletişim sistemidir.
devamını gör...
domuz eti yemiş sözlük yazarları
ahmakane malca sarf edilen cümleler, o kadar saçma ve boş ki hafif baş ağrısı yapıyor.
ilk olarak domuz eti müptelası olunacak bir ürün değil öyle ki yağından dolayı, ilk olarak kokusu rahatsız eder midenizi bulandırır. iki domuz etinin müslüman olmayan yorelerce çok tüketilmesinin sebebi domuzun her şartlarda üreyebilmesi semizlemesi ve sayılarının çok rahat şekilde artmasıdır. bununla birlikte bakımları muazzam masrafsız ve fiyatları normal et fiyatıyla kıyaslanmayacak kadar ucuzdur.
üçüncüsü etin en kalitelisi seçici davranan hayvanlardan çıkar. yağ ve kas oranı vücutta dengeli dağılan hayvanlardan. bir yerde kuzu sığır ve keçi eti varken ağzının tadını bilen lezzet varoşu olmayan hiç bir insan tutup domuz etini tercih etmez.
son olarak aklı şuuru olmayan bir canlıya düşmanlık edildiğini düşünen beyin fukaraları için bir şeyin tercih edilip edilmemesi müslümanlığı yaşamaya çalışan kişiler için cenab i hakkın emirleri doğrultusundadır. ye deseydi yerdin yeme demiş yemiyoruz. bu kadar. geri kalan fikirlerin düşüncelerin hiç bir ehemmiyeti manasi yoktur.
bunu öven tipler öyle eziktir ki sırf bir kesim yemiyor diye kendini özel hisseder sırf kendini farklı hissetmek için böyle ucuz bir meseleyi övünç kaynağı haline getirir. düşünen bir insanın kıçıyla gülmesi işten bile değil. ama sorsan ineğe tapan hindistanlı, çüke tapan japonu anlatırken gözleri dolar ne mistik der buna.
bilim teknoloji ve kültür de avrupa der gelir domuz edebiyati yapar. toplumda prensipsiz ne idugu belirsiz var oluşu hiç bir şeye dayanmayan tipler vardır ya, dünyada sadece tüketir yer sıçar ve gider işte bunlara en güzel örnek.
ilk olarak domuz eti müptelası olunacak bir ürün değil öyle ki yağından dolayı, ilk olarak kokusu rahatsız eder midenizi bulandırır. iki domuz etinin müslüman olmayan yorelerce çok tüketilmesinin sebebi domuzun her şartlarda üreyebilmesi semizlemesi ve sayılarının çok rahat şekilde artmasıdır. bununla birlikte bakımları muazzam masrafsız ve fiyatları normal et fiyatıyla kıyaslanmayacak kadar ucuzdur.
üçüncüsü etin en kalitelisi seçici davranan hayvanlardan çıkar. yağ ve kas oranı vücutta dengeli dağılan hayvanlardan. bir yerde kuzu sığır ve keçi eti varken ağzının tadını bilen lezzet varoşu olmayan hiç bir insan tutup domuz etini tercih etmez.
son olarak aklı şuuru olmayan bir canlıya düşmanlık edildiğini düşünen beyin fukaraları için bir şeyin tercih edilip edilmemesi müslümanlığı yaşamaya çalışan kişiler için cenab i hakkın emirleri doğrultusundadır. ye deseydi yerdin yeme demiş yemiyoruz. bu kadar. geri kalan fikirlerin düşüncelerin hiç bir ehemmiyeti manasi yoktur.
bunu öven tipler öyle eziktir ki sırf bir kesim yemiyor diye kendini özel hisseder sırf kendini farklı hissetmek için böyle ucuz bir meseleyi övünç kaynağı haline getirir. düşünen bir insanın kıçıyla gülmesi işten bile değil. ama sorsan ineğe tapan hindistanlı, çüke tapan japonu anlatırken gözleri dolar ne mistik der buna.
bilim teknoloji ve kültür de avrupa der gelir domuz edebiyati yapar. toplumda prensipsiz ne idugu belirsiz var oluşu hiç bir şeye dayanmayan tipler vardır ya, dünyada sadece tüketir yer sıçar ve gider işte bunlara en güzel örnek.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
tuvaleti kullandıktan sonra sifonu çekmeyen kim yaa ?!
devamını gör...
her şeyi arkada bırakıp ülkeyi terk etmek
her 3-5 günde bir haberleri izlerken düşündüğüm şey, tası tarağı toplayıp gitme fikri. ne zaman yaparım gerçekten bilmiyorum ama şu sıralar çok sık düşünüyorum. ki bir çoğumuz düşünüyoruz. ben ülkemi, topraklarımızı seviyorum ama ''bizin bize yaptığına tahammülüm çok azaldı.
devamını gör...
klavyenize bıktım yazdıktan sonra çıkan kelime
a. koyayım cümlesi çıkıyor dediğim başlıktır.
devamını gör...
devranın hala dönmemesi
bugün de dönmemiştir.
devamını gör...



